Enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Price Deflator Nedir? Enflasyon Nasil Hesaplanir?

Bir okuyucumuz enflasyon nasil hesaplanir konusu uzerine calisiyor anlasilan. Bize price deflator nedir diye sormus. Konulara hakim olan bir arkadas detaylica bize hem bu konulari hem de Paasche ve Laspeyres endeksleri hakkinda da bilgi verebilirse cok iyi olur. Bu arada bu konulardan anlayan insan sayisi oldukca azdir, bilmeyenler de TUIK rakamlarla oynuyor seklinde sikayette bulunurlar.

Okuyucumuzun sorulari ise sunlar:

Merhabalar hocam. Ekonomiye merak duyuyorum, sitenizi de bu vesileyle keşfettim, ancak aradığım çoğu şeyi bulamadım. Sizin bildiğiniz herhangi bir ekonomi forumu var mıdır acaba, istifade edebileceğimiz?
Ayrıca, bu vereceğim 3 terim tam olarak ne için kullanılır, bir fikriniz var mı?
- price deflator
- constant price series
- current price series
Şimdiden teşekkürler, iyi çalışmalar..

Ilgili yazilar:
Enflasyon nedir? Read More!

Disiplin Nedir: TCMB ve Enflasyon Tahmini

Merkez Bankası enflasyon tahminini gelsin benden alsın, aylarca beklemesine, onca para harcamasina gerek kalmaz. Daha bir kaç gün önce Merkez Bankasını ciddi şekilde eleştiren Ibrahim Turhan ve IMF başlıklı bir yazı yazmıştık. Ne kadar haklı olduğumuz bir kez daha ortaya çıktı. Bundan 3 ay önce IMKB endeksi 50 bin seviyesinin altına doğru gerilerken biz ekonomik büyüme, enflasyon ve borsa endeksi hakkında bugün doğruluğu ortaya çıkan yorumlarda bulunduk. Söylediklerimiz özetle şuydu: Türkiye ekonomisi kendine ekonomist diyen tembeller güruhunun beklediğinden (daha doğrusu işkembeden salladığından) çok daha yüksek hızlarda büyüyor dedik ve o gün 2010 yılı büyümesi için ülkede yapılan en yüksek büyüme tahminini yapmıştık. O zamanlar diğer söylediğimiz şey de Merkez Bankasının faizleri enflasyon hedefiyle alakasız bir seviyede tuttuğu ve bu yüzden de 2010 yılı için cümle alem %7-7,5 enflasyon tahmini yaparken biz %8,5 enflasyon tahmini yaptığımızı açıklamıştık. Bunlar bugün olan şeyler değil, 3 ay önce olan şeyler. Merkez Bankası da o zamanlar %7 civarında enflasyon tahminini ağzında geveliyordu.

Bu tahminlerle paralel olarak borsanın 50 bin altındaki seviyesinin ucuz olduğunu, hedef olarak ise 2010 senesinde 60 bine ulaşacağımızı yine bundan 3 ay önce söyledik. Türkiye’de doğru ekonomi yorumuna pek kimse rağbet etmiyor, millet at pisliğine üşüşen sinek sürüsü gibi hareket edip Güngör Uras, Yiğit Bulut, Yaman Törüner gibi köşe yazarlarının peşinden gitmeyi tercih ediyor. Onca emek harcayıp insanlara ekonomi ve köşe yazarları konusunda eğriyle doğruyu gösterdiğimiz, ekonomi cehaleti çölünün ortasında şarıl şarıl akan bir vaha gibi olan Ekonomi Türk kitabımız bile onbinlerce satması gerekirken kitaba aslında ihtiyacı olmayan 1-2 bin kişi dışında kimse tarafından alınmayacak. Kitabı yazmaya başlarken bu durumun farkındaydık, yine de belki üç beş ekstradan kişiye faydamız olur temennisiyle bu işe giriştik. Ekonomik durumu doğru yorumlamanın karşılığını kitap satışları ile almasak da, borsada aldığımız hisselerin tahminlerimizin doğru çıkması neticesinde yükselmesiyle alıyoruz ama.

Türkiye ve Yunanistan gibi aynı kültüre, aynı insanlara, aynı mentaliteye sahip ülkelerin temel problemi disiplin ve ilkesizliktir. Sanıyor musunuz ki Merkez Bankasında enflasyonun bu sene sonunda %8,5’e yükseleceğini, yaz ortasında %12’lere geleceğini göremeyen bir Allah’ın kulu olmasın. Türkiye’de ekonomi bilgisi ve yeteneği en sağlam kadrolar Merkez Bankasındadır. Merkez Bankasında orta derece kademedeki bir ekonomist dahi bir çok devlet üniversitesinde ders veren bir çok hocadan, ve ekonominin direksiyonunda olan dinozor politikacılarla, Erdoğan’a karşı laf söylemeye yüreği yetmeyen genç gafillerden kat kat fazla ekonomi bilgisine sahiptir. Ben Ibrahim Turhan ve IMF başlıklı yazıda “IMF bir eğitim kurumu değil yaptırım kurumudur” derken kastettiğim doğru olanı bilemediğimiz değil, yapabilemediğimizdir. Problemin neden disiplin olduğunu anladınız mı şimdi?

Merkez Bankasında çalışanlar da faizlerin enflasyon hedefiyle alakasız olduğunu biliyorlar, Ibrahim Turhan da biliyor, Durmuş Yılmaz da. Ama adamlarda Erdoğan’a “Merkez Bankasının temel amacı fiyat istikrarını sürdürmektir” diye cevap verecek yürek yok, 3 sene önce vardı, Erdoğan’la girdikleri dalaşı kaybettiler, IMF de gidince iyice pısırıklaştılar. Halbuki IMF zamanında kanunları zorla değiştirterek Merkez Bankasına kimsede olmayan bir güç verdi ve Erdoğan’ın bilgisiz ekonomi politikalarına karşı çıkılabilecek bir altyapı oluşturdu ama Durmuş Yılmaz bu gücü kullanmayı seçmiyor. Batıyı batı yapan disiplin ve kurallardır. Bir sistem oluşturursunuz, bir kural koyarsınız, ondan sonra herkes bu sistemi takip eder ve bu kurallara uyar. Sistemde yanlış olan veya işlemeyen kurallar varsa önce bu kurallar değiştirilir, ondan sonra uygulama. Türkiye’de kurulan sistemde Merkez Bankasının görevi enflasyonu indirmek olarak belirlenmiş. Durmuş Yılmaz ise “ekonomik büyümeye ve işsizliğe öncelik verelim, Erdoğan’ın seçimlerde oy kaybetmemesi bunlara daha çok bağlı, enflasyonla sonra ilgileniriz” mantığı ile hareket edip kanunları çiğnemekte sakınca görmüyor. Durmuş Yılmaz’ın başkan yardımcıları da bu duruma ses çıkarmıyorlar. Bir yanda disiplinsizlik, bir yanda kuralları hiçe sayma. Işte eleştirdiğimiz şey budur.

Bakınız, Türkiye ekonomisi şu sıralar %10 civarında hızlarla büyüyor, Haziran sonunda büyüme rakamları %13 olarak açıklandığı zaman göreceksiniz. Temmuz veya Ağustos’ta enflasyon oranı %12’yi geçtiği zaman ne dediğimi anlayacaksınız. Şimdi ya hükümetin çok hızlı ve keskin bir biçimde harcamları kısıp bütçe fazlası vermesi gerekiyor ya da Merkez Bankasının bunu hükümete dayatması, gerçekleşmemesi durumunda da faizleri enflasyon hedefiyle alakalı seviyelere yükseltmeye başlaması gerekiyor. Bunun böyle gerçekleşmeyeceğini ve Temmuz ayında ise yine başka bir “ben demiştim” yazısı yazacağımdan emin olduğumu da belirteyim. Saf değiliz.

Bu ekonomik durum içerisinde en ideal yatırım nedir, ekonomiyi doğru okuyan bir ekonomist nasıl yatırım yapıyor diye merak ediyorsanız Ekonomi Türk 2 bloguna üye olmanızı tavsiye ederim. Insanlarımız kitaba para harcamıyor ama nedense haftada bir iki yazı yazılan dandik görünümlü bir bloga $12 ödemekten çekinmiyorlar. Read More!

Merkez Bankası Neden Başarısızdır?

Merkez Bankası neden başarısızdır diye merak ediyorsanız kısa cevabı vereyim. 2005 yılında enflasyon %7,7 gerçekleşirken bugünlerde %10 civarlarında gezinmektedir. Tek ve nihai amacı enflasyonu %1-3 seviyesi arasında tutmak olan Merkez Bankası bırakın bu hedefe ulaşmayı, 5 senede işleri daha da kötüye götürmüştür. 2009 yılında dünyanın bir çok ülkesi deflasyon yaşarken dahi enflasyonu ancak %6,5 gibi yüksek bir seviyeye kadar indirebilen Merkez Bankası temel amacını başarı ile icra edebilmekten çok uzaktır. Kim Merkez Bankası başarılıdır diyorsa ya lobicidir ya da matematik özürlü.

Bu konuda çok detaylı bir açıklamayı Ibrahim Turhan ve IMF yazımızı güncelleyerek yaptık. Fiyat istikrarı nedir, Merkez Bankasının tek ve nihai amacı hükümete yaranmak mıdır yoksa başka bir şey mi gibi soruların cevabını merak ediyorsanız yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Read More!

Aylık Enflasyon Oranları

Aylık enflasyon oranları açıklanmış ve şubat ayında tüketici fiyat endeksi %1,45 artış göstermiş, analistler %0,65’lik bir enflasyon rakamı bekliyormuş. Turkishtime’ın şubat sayısında enflasyon konusunda yazdığım yazıda bu konuda gerekli uyarıları ben bir ay öncesinden yapmıştım. Ekonomi Türk 2 bloguna üye olan üyelerimize de birinci borsa bülteninde enflasyon konusundaki yükselme beklentilerimden bahsetmiştim. Piyasadaki analistler ve Merkez Bankası daha duruma uyanabilmiş değiller. Adamlar oturup 4-5 saatlik ciddi bir analiz yapsalardı bir miktar uyanabilirlerdi.

Daha iki ay öncesine kadar dördüncü çeyrek büyüme rakamlarının %-2 gibi bir rakam çıkması bekleniyordu, biraz cesur olan bir kaç köşe yazarı sıfırı geçebiliriz şeklinde tahminleri çekinerek yapıyorlardı. Biz ise Ocak ayının başında yazdığımız 2010 GSYH ve Büyüme Oranı Tahminleri başlıklı yazımızda ekonominin dördüncü çeyrekte karamsar tahminimizle %2,5 büyüyeceğini, yine muhafazakar tahminimizle 2010’un birinci çeyreğinde büyüme rakamlarının ise %10 olacağını açık açık belirtmiştik. Türkiye en son ne zaman %10 büyüdü hatırlayanınız var mı?

Enflasyon hakkındaki beklentilerimi burada yinelemeyeceğim, Turkishtime dergisinin Şubat sayısını almış olanlar veya Ekonomi Türk 2 bloguna üye olanlar neler söylediğime bir baksınlar. Büyüme ve enflasyon oranlarına ilişkin öngörülerimi bir araya koyduğunuz zaman ortaya yatırımcılar açısından ilginç bir durum çıkıyor. Piyasaların bu durumu fiyatladığını düşünmüyorum, o yüzden de yatırım kararları alırken bu durumu göz önüne almadan yatırım yapanlar pişman olabilirler. Neyse bu konuda da üyelerimize bir yazı yazayım, üyelik ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Büyüme, Aylık Enflasyon Oranları ve Borsalar hakkındaki diğer yazılarımız:
Nominal nedir?
Atatürk Yönetiminde Türkiye Ekonomisi: 1924-1929
Büyük Buhran Sırasında Türkiye Ekonomisi: 1930-1938
Enflasyon nedir?
Ekonomi Yorumları ve Beklentiler
Borsa Yorumları
Altın Yorumları
Borsa nedir?
Borsa nasıl oynanır
Hisse Yorumları Read More!

Ekonomi Yorumları ve Beklentiler

Geçen sene okuduğum en ilgi çekici kitaplardan bir tanesi “Wisdom of Crowds” isimli toplumun ortak aklının bir çok durumda toplumun içerisindeki en akıllı insandan daha isabetli tahmin yapabileceği savını savunan kitaptı. Yan tarafa bağlantısını koydum, çok da pahalı değil, ingilizce biliyorsanız alın okuyun. Bu yazıda geçen sene Merkez Bankasının yaptığı beklentiler anketi sonuçlarına istinaden yaptığım ekonomi yorumları ve onların isabet yüzdesi konularını tartışacağım. Surowiecki gibi ben de toplumun ortak aklının bir çok durumda en iyi analistlerden daha iyi öngörülerde bulanacağını düşünüyorum. Ancak iş ekonomi tahminlerine geldiğinde, özellikle enflasyon, döviz kuru, cari açık gibi kimsenin anlamadığı ama her önüne gelenin kendini Nobel ödüllü ekonomist zannettiği ülkemizde bu konularda yapılan tahminlerin de elle tutulur yanı olmuyor.

Bakınız geçen sene 10 Haziran tarihinde “Piyasa Beklentileri” başlıklı bir yazı yazmışım ve Merkez Bankasının yaptığı beklenti anketinden çıkan sonuçları eleştirmişim. Normalde toplumun ortak aklının bu konuda benden çok daha isabetli tahmin yapıyor olması gerek. Tek tek beklentiler ve bunlara istinaden yaptığım ekonomi yorumları üzerinden gidelim.

1. Sene sonu enflasyon beklentisi %6,12 imiş, Ben “Sene sonu enflasyonu hakkında çok kuvvetli fikirlerim yok ama riskler yukarı yönlü” demişim. Sene sonunda enflasyon %6,5 çıktı.

2. Bir yıl sonra enflasyon beklentisi 6.59% imiş. Ben %6,59’un üzerinde çıkacaktır demişim. Henüz Haziran ayına gelmedik ama şimdiden Haziran ayının başında açıklanacak enflasyon oranlarının %9’un üzerinde geleceği garanti gibi. Yani yine piyasa beklentileri yanılmış, ben haklı çıkmışım.

3. Iki yıl sonrası için enflasyon beklentisi %6,45 imiş, ben bunun üzerinde çıkacak demişim. Gelecek sene dönün bakın, bunun üzerinde çıkacaktır.

4. Sene sonu dolar kuru beklentisi 1,63 TL imiş. Ne demişim ben bu beklenti için? Çok yüksek demişim, “Ben dolarin sene sonunda bu seviyenin altinda olacagini dusunuyorum. Hatta bayagi bir altinda bile olabilir ama piyasa 1.63 tahmini yaptigina gore bende dogru cikma olasiligi %50'den fazla olan su tahmini yapayim: sene sonu dolar kuru 1.62'nin altinda olacaktir (bence bunun dogru cikma olasiligi %75'den daha fazla, onumuzdeki gunlerde dolar kurunda bir ziplama oldugunda vadeli islemler piyasasinda kumar oynanabilir)” Medyum Memiş bu kadar isabetli tahmin yapamıyor, benim ne cinim var ne de Roubini gibi sihirli kürem, ekonominin geleceğini kitap gibi okuyorum...

5. Yıllık büyüme oranı, yani küçülme oranı %4.2 şeklinde bekleniyormuş. Ben de demişim? “Bence küçülme oranı bu rakamdan da daha kötü olacaktır." Tüik büyüme rakamlarını açıklamadı ama benim tahmin ettiğim gibi %-4,2’den daha kötü geleceği herkes tarafından bekleniyor. Hatta %-6 küçülme bekleyenler var ama benim tahminim o kadar kötü olmayacağı yönünde."

6. Cari açık beklentisi $11,4 milyar imiş. Ben ne demişim: “Oooooldu, gözlerim doldu. Birincisi dolar değer kaybedecek, ikincisi enerji fiyatlari yükselecek, üçüncüsü ekonomi büyümeye başladı (evet, krizde dibi gördük ve ufak ufak büyümeye de başladık). Cari açık bu rakamın üzerinde olacaktır, en azından $15 milyar diyeyim.

2009 yılında cari açık $13,9 milyar olarak gerçekleşmiş. Piyasa beklentilerinin $2,5 milyar üzerinde, benim beklentilerimin ise $1,1 milyar altında. Rakamı tam olarak bilemesem de piyasa beklentilerinin aşırı düşük olduğunu yine doğru tesbit etmişim. Ayrıca neden böyle düşündüğümü açıklarken doların değer kaybedeceğini, enerji fiyatlarının yükseleceğini, ekonominin büyüme başlayacağını (ekonomi üç çeyrektir büyüyor, mevsimsel etkilerden arındırılmış çeyreksel büyüme rakamlarına bakınız) ve kirzde dibi gördüğümüzü ve çıkışın başladığını çok isabetli bir şekilde tespit etmişim. O yüzden bu tahminimde de haklı çıktığımı söyleyebilirim.

Özetlersek 6 tahmin yapmışım, 5 tanesi isabetli çıkmış, bir tanesinin sonucu daha belli değil. Bunun böyle olması da tesadüf falan değil. Ekonomi yorumları konusunda benden iyisi az bulunur, sadece 2009‘da değil 2006’dan bu yana yaptığım tahminlerde çok yüksek isabet yüzdesi yakaladım, 2008 krizini önceden gördüm, 2006 krizinde düşük fiyatlardan kağıtları alarak iyi getiriler sağladım. Peki Ekonomix’in 2010 yılına ilişkin ekonomi yorumları ve öngörüleri nelerdir diye merak ediyorsanız adresi vereyim: Ekonomi Türk 2. Üyelerimiz ekonomi konusundaki yazılarıma ücretli blogumuzdan ulaşabilirler. Buradan yayınlasam görüşlerimi, yine hırsızın biri gelecek, yazılarımı çalacak, sonra kendi görüşleriymiş gibi satmaya çalışacak.

Aşağıya ben de bir kaç ilginç yazının linkini koydum, çoğu benim yazım:
Borsa nedir?
Borsa nasıl oynanır
Hisse Yorumları
Ekonomi nedir
GSYH, CPI ve GSYH Deflatoru
Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası
Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir
Iktisat nedir
Nükleer Kirlilik
Nükleer Santraller
Nükleer Enerjinin Zararları
Gönüllü Çevreci Kuruluşlar Read More!

Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir?

Türkiye matematik özürlü ülkelerin başında gelir, cahil halkını bir tarafa bırakın, kelli felli profesör ünvanlı köşe yazarlarının çoğu da matematikten fazla anlamaz. Bu yazımızda herkesin korkulu rüyası olan türev nedir sorusunu cevaplayacağız ve örneklerle türev konu anlatımı gerçekleştireceğiz. Türev bir fonksiyonun bir noktasındaki değişimi gösteren matematiksel kavrama verilen isimdir. Tabii bu şekilde bir tanım yaparsam hiç bir şey anlamazsınız, ben anlayacağınız örneklerle türevi size tanıtayım.

Enflasyon nedir diye bir soru sorsam çoğunuz enflasyonun ne olduğunu söyleyebilirsiniz. Peki enflasyonun fiyat seviyesinin türevi olduğunu söylesem ne düşünürsünüz. Ekonomideki (ekonomi nedir?) fiyat seviyesinin (yani fiyat fonksiyonunun) değişimine (türevine) enflasyon denir. Enflasyon fiyat fonksiyonunun birinci türevidir. Enflasyonun pozitif olması demek fiyat fonksiyonu artıyor demektir. Yani fiyatlar yükseliyor demektir. Birinci turev, yani enflasyon ne kadar büyük ise fiyatlar da o kadar hızlı artıyordur.

Enflasyonun türevini alırsak bu sefer enflasyondaki değişimi gözlemleyebiliriz. Eğer enflasyonun birinci türevi, yani fiyat fonksiyonunun ikinci türevi pozitif ise enflasyon artıyor, fiyatlar ise artan bir oranda artıyordur. Enflasyonun birinci türevi negatif ise enflasyon düşüyor, fiyatlar ise azalan bir oranda artmaya devam ediyordur. Hani geçenlerde deflasyon nedir baslikli yazida “enflasyon düşii diyolar ama inneden iplie her bişiin fiyatı artıyo, biz başka kezegende mi yaşıyok?” diyen vatandaşlarla dalga geçmiştim ya, bunun nedeni onların fiyat fonksiyonunun ikinci türevini birinci türeviyle karıştırmaları komiğime gitmişti.

Fiyatların düşmesi için birinci türevinin negatif olması lazım. Yani enflasyon oranı eksi ise fiyatlar düşüyordur, enflasyonun düşmesi demek fiyatlar düşüyor demek değildir.

Türevle ilgili örnekler sadece enflasyon ile sınırlı değil. Mesela milli geliri düşünelim. Milli gelirin birinci türevine ne denir? Tabii ki büyüme denir. Küresel kriz bizi teğet geçti mi geçmedi mi belirlemek için fraktal geometriye değil (bkz. fraktal nedir?), türeve bakarız. Milli gelirin türevi eksi ise iktisadi büyüme negatiftir, yani ekonomi küçülüyordur. Milli gelirin birinci türevi pozitif ise ekonomi büyüyordur. Maalesef Türkiye Istatistik Kurumu (tüik) çok yakın bir zamana kadar milli gelirin türevini yani mevsimsel etkilerden arındırılmış çeyreklik büyüme oranlarını açıklamıyordu. Sadece ortalama büyüme oranını açıklıyorlardı. O yüzden de geçen sene göbekten darbe yiyen ekonomimizin resesyondan ne zaman çıktığını millet göremiyor, hala resesyondayız zannediyorlar. Oysa ki resesyondan çıkalı bir yıl oluyor neredeyse (bkz. resesyon nedir?)

Umarım örnekli türev konu anlatımı hoşunuza gitmiştir. Türev nedir sorusuna böylece cevap vermiş olduk. Şimdi teknik detayları, türev alma kuralları, formülleri öğrenmeyi ekonomideki uygulamalarını gözünüzün önüne getirerek daha çekilebilir kılarsınız. Burada anlattığımız konular öğretmenlik olarak algılanmamalı, türevle ilgili sorularınızı bu konuda Milli Eğitim Bakanlığının sertifika, veya ne tür bir çalışma izni veriyorsa artık, verdiği kişilere yöneltiniz. Bu despotlar sorularınızı beğenmeyip, “böyle soru mu olur lan” diyerek kafanızı ve gözünüzü patlatıncaya kadar sizi döverse de bana gelmeyin. (bkz. regülasyon nedir?). Sorumluluk kabul etmiyorum :)

Reeskont nedir?
Bütçe nedir?
Iktisat nedir?
Libor nedir?
Stagflasyon nedir?
Tutumluluk (Begenmezsen Okuma bloguna göndermektedir bu link sizi) Read More!

Ikame etkisi ve ikame mallar nedir?

Bu yazımızda ikame etkisi nedir sorusuna cevap verirken ikame mallar konularından da bahsedeceğiz. Ikame etkisi ve enflasyon baslikli yazimizdan devam ediyoruz. 1 Ocak 2008’de doğalgazın metreküpü 57 kuruş imiş. 1 Haziran’da 2008’de 62 kuruşa yükselmiş, 1 Ağustos 2008’de 73 kuruşa, 1 Ekim 2008’de 76 kuruşa, 1 Kasım 2008’de ise 92 kuruşa yükselmiş fiyatlar. Fiyatlar bu seviyelerde kaldıktan sonra 1 Şubat 2009’da küresel krizin etkisiyle düşen fiyatlar Türkiye’de de 78 kuruşa indirilmiş, 1 Mayıs 2009’da ise 62 kuruşa düşmüş (kaynak). Şimdi ben 2009 senesinde fiyatlar 92 kuruştan 62 kuruşa indirilirken “enflasyon oranı %10 diyorlar, doğalgaz fiyatları %30 geriledi, Tüik rakamlarla oynuyor, böyle hesaplama olur mu” diye şikayet eden bir Allahın kuluna rastlamadım. Küresel krizden çıkmışız, Amerika’da doğalgaz fiyatları da Eylül ayında gördükleri dip seviyesinin 2 katına yükselmiş, bırakın Türkiye’de de yükselsin artık. Kaldı ki AKP hükümeti oldukça popülist davranarak enflasyonun %25 seyrettiği yıllar da dahil olmak üzere 4 sene elektrik fiyatlarına bir kuruş zam yapmadı. Elektrik fiyatlarındaki artış enflasyonun altında kaldığı zaman ben kimsenin Tüik rakamlarla oynuyor diye şikayet ettiğini de duymadım.

Amerika’da enflasyon rakamlarıyla oynanıyor inancının yaygın olduğuna yönelik iddialara gelelim. Amerika’da UFO’ların olduğuna inananların sayısı enflasyon rakamlarıyla oynandığına inananların sayısını 100’e katlar. Ortada böyle bir inanış falan yok, tamamen hurafeden ibaret. Komplo teorisi üreterek prim toplamaya çalışan bir kaç şarlatan dışında enflasyon rakamlarıyla oynandığını iddia eden kimse yoktur burada. Onlarında eleştirdiği nokta şudur. Enflasyon hesaplanırken hep bir sepet üzerinden fiyatların hesaplandığı söylenir. Diyelim ki sepetimizde 25 birim doğalgaz, 5 birim kömür, 70 birim de diğer ürünler olsun. Bu sepeti alabilmek için önce 2009’un başında kaç lira harcamamız gerektiğini hesaplıyoruz, daha sonra 2010’un başında kaç lira harcamamız gerektiğine bakıyoruz, aradaki artış oranı bize enflasyonu gösteriyor. Amerikalı istatistikçiler diyor ki “doğalgazın fiyatı arttığında insanlar daha az doğalgaz daha çok kömür tüketmeye başlayacakları için tüketim sepetindeki ağırlıklar “19 birim doğalgaz, 10 birim kömür ve 71 birim de diğer ürünler olmak üzere değişecektir. O yüzden bu durumla ilgili rakamlarımızda bir düzenleme yapmamız gerekir”. Yani yorumcumuzun dediği gibi insanlar salak değil, doğalgazın fiyatı artarsa kömür gibi fiyatı daha az artan diğer alternatif ürünleri kullanmaya başlarız. Buna ekonomide ikame etkisi denir.

Kömür gibi ikame malları daha çok kullanmaya başlıyorsak o zaman tüketim sepetimiz de değiştiği için eski tüketim sepetine göre enflasyon hesaplamak doğru değildir, yeni sepeti de göz önüne almamız gerekir. Amerikalı istatistikçilerin yaptığı budur (Türkiye ile ilgili uygulamalarına bakacak vaktim şimdi yok, vakti olan bakıp söylesin). Bunda da yanlış olan bir şey yoktur. Kaldı ki enflasyon oranının hesaplanmasında kullanılan yöntemin bilimsel olarak yanlış olması durumunda bu işten nemalanan emeklilerin ve onların lobicilerinin Kongre binasını politikacıların başına yıkmasının veya mahkemeye giderek haklarını aramalarının kaç nano-saniye alacağını zannediyorsunuz? Her soylenen komplo teorisine inanmayin yahu, Turkiye'nin en saf ekonomi yazarlarini gececeksiniz neredeyse.

Bu arada doğalgaz zammı ve al ya da öde anlaşması başlıklı yazıda geçen şu satırlara dikkatinizi çekmek istiyorum: “Bundan 3 sene once, sicaktan dolayi salonda oldukca erotik dolasmam gerekiyordu, merkezi isitma sistemi oyle bir yaniyordu ki bazen ortamin isisini dusurmek icin disarida kar yagarken pencere acmam gerekiyordu. Kendi kalorifer vanalarimi kapasam bile alt, ust ve yan komsularin isisindan dolayi degisen birsey olmuyordu. Bu kis kalorifer tam kivaminda. Merak ettim, bu fazla isinma meselesi apartman toplantisinda her acildiginda "ayol ne diyorsunuz, biz donuyoruz burada" teyzelerinin hakkindan kim gelmis diye. Ogrendim ki doğalgaz zammı gelmis.”

Bu yazı da ikame etkisini göstermese de gelir etkisini gösteriyor ama bu da başka bir yazının konusu.

Diğer Tanımlar:
Iktisat nedir?
Resesyon nedir?
Portfoy cesitlendirmesi nedir?
Bono nedir? Bond nedir?
Deflasyon nedir?
Reeskont nedir?
Swap Nedir?

Bunlardan bagimsiz olarak ikame etkisi neticesinde komurun daha fazla tuketilmesinin sonucu olarak cevre kirliligi ortaya cikmasi konusu var. Onunla ilgili olarak da Nükleer Enerjinin Zararları: Çevrecilerin Termik Santral Desteği baslikli yazimizi okumanizi oneririz. Read More!

Ikame Etkisi ve Enflasyon

Bu yazımızda ikame etkisi ve enflasyon hesaplama konularından bahsedeceğiz. Deflasyon nedir başlıklı yazımıza yorum bırakan bir okuyucumuz Amerika’da da yaygın bir şekilde enflasyon rakamlarıyla oynandığını belirttikten sonra özellikle doğalgaz zammi, elektrik ve telefon faturalarındaki artışlardan yakınarak vatandaşlarımızın doğalgaz yerine eski kömür sobalarını kurmalarından dolayı hava kirliliğinin yeniden başladığını belirtiyor. Vergilerin yüksekliğinden şikayet eden vatandaşın sabit hatlı telefonlarını kapattığını da ekliyor. Enflasyon nedir yazısını daha önce yazmıştık ama yine bir kaç laf söylememiz gerekiyor anlaşılan.

Enflasyon fiyatların pahalı olup olmamasıyla ilgilenmez, ona hayat pahalılığı denir. Enflasyon fiyatlardaki artışlarla ilgilenir. Ikisini nedense hep karıştırıyoruz. Diyelim ki bir kilo domates geçen sene 100 TL olsun. Bu sene ise fiyatı 90 TL’ye gerilemiş olsun. 90 TL’ye domates mi yenir? Yenmez, domates çok pahalıdır ama domatesteki enflasyon oranına bakarsak bize %-10’luk bir deflasyon olduğunu, yani domatesin fiyatının düştüğünü gösterir. Hayat pahalılığı konusuna vergiler konusunda yazdığım şu yazılarda üstü kapalı olarak değiniyorum, vaktim olduğunda biraz daha direkt olarak konuyu ele alacağım.

Türkiyede Ödenen Vergiler ve Vergi Türleri
Gelir Vergisi Reformu
Mali Suclari Arastirma Kurulu, Vergi Kacakciligi Ihbari
Vergi Dairesi Müdürü: Vergi Kaçırmak Suç mudur?
Emlak Vergisi
Dolaylı Vergiler, Dolaysız Vergi Oranları ve Tarihsel Gelişim

Enflasyon konusundaki ikinci yanlış anlama ise “doğalgazın fiyatı yüzde bilmem kaç arttı, enflasyon oranı rakamları kesinlikle doğruyu yansıtmıyor” şeklinde dile getirilen hurafedir. Bugün baktım, Türkiye süper liginde mücadele eden takımlar ortalama 28,5 puan toplamışlar. Nasıl olur, Galatasaray’ın 46 Fenerbahçe’nin 45 puanı var; bu ortalama rakamı kesinlikle yanlıştır, “Türkiye Futbol Federasyonu puanlarla oynuyor” !!! Enflasyon ortalama fiyat artışını gösterir, fiyatı ortalamanın üzerinde artan ürünler olduğu gibi fiyatı enflasyonun altında artan ürünler de vardır. O yüzden fiyatı enflasyonun üzerinde artan ürünleri örnek gösterip “Tüik rakamlarla oynuyor” derseniz cahil Türk vatandaşını kandırırsınız ama bizi değil. Nasıl Ankaraspor’un sıfır, Denizlispor’un ise 10 puanı varsa fiyat artışlarında da enflasyonun altında kalan, hatta fiyatı azalan ürünler de vardır. Bir örnek verelim.

Yazimizin devamini ikame etkisi ve ikame mallar baslikli yazidan okuyabilirsiniz. Bu arada son yazdigimiz su yazilara da goz atabilirsiniz:

Portföy Çeşitlendirmesi Nedir?
iktisat nedir?
Bono nedir?
Reeskont nedir?
Swap nedir? Read More!

Enflasyon Rakamlari Gercegi Yansitiyor mu Anketi

Açıklanan enflasyon rakamlarının gerçeği yansıttığına inanıyor musunuz? seklindeki bir soruya ekolay.net sitesinin okuyuculari su sekilde cevap vermisler:

Read More!

Yukselen Enflasyon Ortaminda Nasil Yatirim Yapilir

Amerika’daki onemli hedge fund yoneticilerinden birisi olan Howard Marks kendi yatirimcilari icin yayinladigi mektupda Amerikan ekonomisindeki canlanma konusunda endiselerini belirtti. Howard Marks genelde kotumser bir tahminci olarak taninir. Bizim icin onemli olan nokta, kendisinin yaptigi analizlerin derinligi ve yonettigi fonun yatirim stratejilerinden birsey ogrenip ogrenemeyecegimiz.

Hedge foncu Marks hukumetin uygulamaya koydugu kurtarma paketi ve faizlerin dusurulmesi ile uygulanan gevsek para politikasinin sagladigi yararlari su an icin kabul etmekle birlikte, Amerikan ekonomisindeki talepin tekrar ve saglikli bir trend’de canlanabilmesi icin gerekli yapisal ortamin hala saglanmadigini belirtti. Hukumetin ekonomiyi canlandirmayi yavaslattiginda, ve faizleri yukseltmeye basladiginda asil tehlikenin ortaya cikacagini soyluyor. Cunku Amerikan ekonomisinin temel tasi olan tuketici harcamalarinin kriz oncesi seviyelerine gelmesi uzun yillar alacak. Yazinin devamini buradan okuyabilirsiniz.

Peki enflasyon ortaminda nasil bir yatirim stratejisi belirlemeliyiz. Oncelikle butun yatirimcilar icin, gerek milyon dolarlik bir fon yonetin, gerekse cok calisarak olusturdugunuz birikimlerinizi yatirima donustururken ilk yapmaniz gereken planlama yapmak: Oncelikle “amacinizi” belirleyin. Yatirima yonelttiginiz bir paraniz var sonucta. Amaciniz neler, yatirimlarinizdan beklediginiz getiri ne kadar? Belli bir gelir akimi mi bekliyorsunuz yoksa yatirimlariniz degerini enflasyona karsi –ki yazimizin konusu bu- korumak mi istiyorsunuz. Cok para kazanmak mi amaciniz? At yarisi oynayan ya da cok buyuk ikramiyeli piyango oynayan arkadaslarima da neden bunu yaptiklarini sorundugumda da bana ayni sekilde yanit vermislerdi, “cok para kazanmak”. Ne zaman bu lafi duysam biraz urkmem ondan dolayi. Sonucta blog okuyucularinin birikimlerini uzun yillar ve nice emeklerin sonucunda biriktirdigini dusunuyorum. Planlamanin ikinci asamasi “kisitlar”. Kaynaklarimiz kisitli, zamanimiz ve paramizda oyle. Diger adim“risk tercihleriniz”. Risk tercihiniz simdi belirtecegim hususlarin bir fonksiyonu olarak dusunebilirsiniz. Ailenizden kalan bir varlik var mi, iyi bir geliriniz var mi, yasiniz, ne kadar nakitiniz var gibi. Mesela genc insanlar, yaslilara gore daha riskli yatirimlara yonelirler. Hatta kadin yatirimcilar, erkek yatirimcilara gore daha az risk alirlar, ki bu bilimsel bir verdir. Butun bunlarin isiginda belli bir zaman cercevesine bagli olarak “gercekci” bir amaciniz olamali.

Evet simdi siz butun bunlari yaptiniz bizde simdi hep beraber enflasyon ortaminda yatirim yapilabilecek varlik siniflarini belirleyelim. Bu arada biz de TR’de 2010 yili enflasyon beklentimizi %8 olarak belirtiyor ve ona gore onerilerimizi soyluyoruz.

· Enflasyona endeksli devlet tahvili alabilirsiniz. Mesela TR’de 15 Subat 2012 tarihli olani su an %3 civarinda reel faiz oduyor. Bir digeri, 14 Agustos 2013 tarihli olan kagit ise %3,55 faiz oduyor

· Dalgali, degisken faizli borc senetlerine de yatirim yapabilirsiniz. Gosterge faizleri degistiginde sizin elinize gecen faiz odemesi de yukselecektir. Faizler neyi izliyordu?

· Altin alin. Gecen yazimda belirttigim gibi, John Paulson ve David Einhorn gibi akilli fon yoneticileri, Altin’a cok ciddi miktarlarda yatirim yapiyorlar. Bunu yapmalarinin sebebi, sadece Altin yukselecek ben de kar edecegim diye degil, ellerindeki portfoyu enflasyon riskine karsi korumaya almak. Yani bir “amac”lari var. Ornek vermek gerekirse Paulson’un yonettigi fonun Altinla ilgili yatirimi $4.3 milyar dolara ulasti! Sadece enflasyon riski degil, Altin'i artik bir “rezerv para” olarak gormeye basladilar. Diger para birimlerininde artan devaluasyon riskini de bu yatirim kararinda etkili.

· Emtia, enerji ve gayrimenkul yatirimlari da mantikli. Cin ve ozellikle Asya’da gelen guclu GDP buyumesi, petrol, demir-celik, gemi yapimi,enerji, ve emtia yatirimlarinin cazibesini arttiyor. Ozellikle Cin’deki ulastirma ve insaat yatirimlari-gerek Cin hukumetinin inanilmaz boyuttaki canlandirma paketi, gerekse Cin’deki tuketici kredilerinin gevsekligi- bu gorusumuzu destekliyor. Bu alanlardaki endeks fonlarina yatirim yapabilir, iyi bilinen uluslararasi madencilik firmalari ve emtialari ihrac eden firmalara yonelebilirsiniz. Tarimsal urunlere olan yatirimi da dusunulmeli, cunku nufus artiyor, arz o kadar artmiyor. Zenginlesen Asya’da, orta sinif protein zengini yemekler yemege basladi. Turkiye’de zaten ben bildim bile sut ve et fiyatlari hep yuksek olmustu. Boyle giderse uzun yillar da olmaya devam edecek, gercekten bu duruma cok uzuluyorum. Milletin cocuklari sutu cok miktarda tuketirken, bizde sut hala cok pahali, icilemiyor. Gayrimenkul de her zaman degerlendirilmeli. Bir kere kiradan kurtulamadiysaniz, kesinlikle ev almaya calismak geleceginiz ve aile mutlulugunuz icin cok muhim.

· Yabanci pazarlar, yine tabii ki Cin, Brezilya, bazi Avrupa hisse senetlerinin agirligini yukseltebilirsiniz. Cunku bu pazarlardaki buyume daha hizli ve guclu olacak. Amerika’nin sikintilari cozmesi zaman alacak.

· Mesela, artan maliyetleri musterilerine yansitabilen, yani urunlerine veya hizmetlerine olan talebin fiyat esnekligi az olan firmalarin hisselerine yatirim yapmak iyi bir tercih olur.

· Paranizi faizler yukselene kadar da gecelik faizde bekletebilirsiniz, faizler yukselince yatiriminizi yaparsiniz. Bu da bir yatirim seklidir.

· Uzun donemli devlet tahvillerinden cikarak, kisa donemli tahvillere yonelebilirsiniz.

Her ne kadar yukarıdaki tavsiyelerin çoğunluğu Amerika için geçerli olsa da, bir gün Türkiye’de de yatırım alternatifleri çoğalacak. O zamana kadar ise elimizdeki enstrümanlar ile yetinmek zorunda kalacağız. Read More!

Yiğit Bulut ve Son Ekonomi Haberleri

Ak Yatırım’ın günlük raporunda şu son ekonomi haberlerine yer verilmiş:

Başbakan Erdoğan, emekli maaş zamlarını açıkladı. SSK, tarım ve Bağ‐Kur’lu olmak üzere toplam 7 milyon 327 bin 820 emekliyi kapsayan artışları açıklayan Erdoğan, 2010 yılının 2010 yılının ilk altı ayı için en düşük emekli aylığı %20,4, en yüksek emekli aylığı da %4,5 oranında arttı. İlk altı ay için en az 63 TL, en çok 101 TL, olarak gerçekleşecek artışlar, yılın tamamında ise, emekli maaşlarına en az 74 TL, en çok 172 TL olmak üzere yapılacak.

Hazine Müsteşarlığı, 2010 yılı dış borçlanma programı çerçevesinde 2 milyar dolar 2040 vadeli Eurobond tahvil ihracı gerçekleştirdi. Tahvilin faiz oranı %6,85 olurken spred 224,7 puan oldu. Hazine’nin 2010 programında 5,5 milyar dolar tahvil ihracı yer alıyor. Hazine Şubat ayında da 2,1 milyar dolarlık oldukça yüksek dış borç ödemesi yapılacak.

Merkez Bankası yürürlüğe giren vergi düzenlemelerinin Ocak enflasyonu üzerindeki doğrudan etkisinin 1,5 puan civarında olacağının tahmin edildiğini kaydetti.

Yiğit Bulut Neden Ülkesini Sevmiyor yazımızda Türkiye’nin borçlanmak zorunda olan bir ülke konumuna düşmesinde bir çok kişiyi erken emekli ettiğimizi ve bunlara çok uzun süre baktığımızı belirtmiştim. Bakınız, sosyal güvenlik sistemimiz açık veriyor olmasa idi son 5 yıldır ülkemiz borç alan değil borç veren bir ülke olacaktı. Açıklar dağ, okyanus olmasına rağmen Erdoğan altı aylık %20’i geçen zamlar yapmış. Çoğumuz da alkışlamışızdır kendisini, emeklileri ezdirmedi diye. Bunlar zero-sum game, birisinden alıp başka birisine verdiğimiz politikalar. Yani bir çeşit Robin Hood’luk. Şimdi alacak kimse de bulamadığımız için gittik IMF’nin kapısına avuç açıyoruz. Burada kızılacak yer IMF değil, oraya gidendir.

Türkiye 30 yıl vadeyle piyasadan 2 milyar dolar borçlanmış. Ödeyeceği senelik faiz %6,85. IMF ile anlaşma yaptığı takdirde (vadesi daha kısa olacaktır) ödeyeceği faiz %1,25. Hangisi daha iyi? Bence ikisi de iyi, Amerikan doları iyice değer kaybetmeye başlamadan dolar borçlanmak doğru bir adım.

2010 yılının ilk ayında enflasyon %1,5 olacakmış, gerisinde ne olur siz kestirin. Parasını gecelik faizde tutan devlete enflasyonun altında borç vermiş oluyor, bir yıl vadeli bono alanların durumu bile bu şekilde olabilir. Reel faizler çok düşük, enflasyon hedefin üzerinde çıkacaktır. Read More!

Yiğit Bulut’un Herkesten Gizlediği Gerçek Nedir?

Yiğit Bulut IMF gittiğinden beri gösterdiğimiz müthiş ekonomik performanstan ve işsiz kalan 1 milyon kişiden oldukça memnun olmuş olmalı ki IMF ile yeni bir anlaşma yapılmasını engellemek için 3-4 sene önce yazdığı yazılardan bir tanesini daha bugün yazmış. Normalde medyadaki her köşe yazarının yaptığı yanlış bilgilendirmeyi ve hataları sıralayacak olsak bunun için 4-5 tane doktoralı adam yetmez. Biz yine de yılmadık ve Yiğit Bulut gibi yazarların yazılarında yaydıkları hurafelere ışık tutacak ve sizlere gerçekleri anlatacak bir kitap hazırladık. Bu kitap gelecek ay Liberte yayınları tarafından piyasaya sunulacak. Yiğit Bulut’un yazısında dile getirdiği konuya kitap da değindik ama kitap çıkana kadar konu gündemden düşeceği için ve yüzbinlerce taze beyin bu hurafelere maruz kalacağı için şimdi bir cevap verelim istedim.

Yiğit Bulut’un yazısı iki türlü argümanı öne çıkarıyor. Birincisi duygularımıza hitap eden “IMF’yi isteyen Türkiye’yi sevmiyor, kan düşmanımız olan Yunanlı Yorgo ve sünnetsiz Hans’ı destekliyor, onların çıkarı için Turk halkına bedel ödetiyor” şeklinde özetlenebilecek bir ifade kullanıyor. Eskiden Yorgo ve Hans’ın arasına bir de Ermeni Agop’u dahil ederdi, şimdi Agop’u atlamasının özel bir nedeni var mı bilemiyorum. Yiğit Bulut’un ortaya attığı bu argüman bir çok eğitimsiz veya önyargılı kişi tarafından bir delil gösterilmesine gerek kalmadan kabul edilir. Bu kişiler için yapabileceğimiz bir şey yok. Ikinci bir grup insan ise Yiğit Bulut’un bu sözlerini kabul edebilmek için bir delile ihtiyaç duyar. Yiğit Bulut bu kişiler için de şu argümanı getiriyor:

'1 milyon dolar' satmış ve karşılığında Hazine bonosu almış. Kur 1.30'lara gelince pozisyonunu kapatmış veya hâlâ pozisyonunu koruyor. Kur farkı ile dolar bazında getirisi o günden bugüne dolar bazında yüzde 100'ün çok ama çok üstünde!
Daha açık ifadesi ile yıllık dolar bazında kur düşüşleri ile 'yüzde 20-25 dolar bazında getiri' sağlamış. Bu kazancı ile de 'kendi katılımcısı' olan Yorgo'nun maaşını ödemiş. Bugün hâlâ yıllık Türkiye'deki pozisyonlarından 'dolardaki kur farkı hariç' yüzde 9 civarında getiri sağlıyor...

Yiğit Bulut’un elindeki delil bu. 2003 yılında ülkemize girip yatırım yapan yabancılar yüksek getiri sağlamışlardır, bu yüksek getiri de Türk hazinesinin ve dolayısıyla vergi veren orta direk vatandaşın cebinden çıkmıştır argümanı. Biz size işin doğrusunu anlatalım, bu ülkeyi kimin sevdiği kimin seviyor ayaklarına yatıp ülkenin kötülüğü için lobi yaptığı anlaşılsın.

Şimdi birisi (adına Azerbaycan’lı Rüstem diyelim) Türkiye’de veya Arjantin’de bono piyasasına girdiği zaman iki türlü risk alır. Birincisi paranın geri ödenmeyecek olması riski (buna kredi riski denir), ikincisi ise kurların vade bitiminde eskisinden yüksek olması riski (buna da kur riski denir). Bunların hiç bir şekilde garantisi yok. Uzun vadeli Amerikan devlet tahvillerinin bile riski var, senelik %0,4 gibi küçük bir risk primi ama istediği kadar dolar basma lüksüne sahip Amerika bile riskli kabul ediliyor. Döviz kurlarının bir garantisi olmadığını ise 5 yaşındaki çocuk dahi biliyor. Bizim Rüstem petrol satışından elde ettiği dolarları Türkiye’de gelip risk alarak değerlendirmek istedi diyelim. Elde edeceği getirinin iki tane bileşeni olacak: birincisi TL cinsinden hazine tarafından ödenen faiz, ikincisi ise dolar kurunun değişmesinden elde edeceği getiri veya zarar, ki bunu ödeyen Türk hazinesi veya Türk vatandaşları değil Rüstem’in sattığı dolarları satın alıp spekülasyon yapan spekülatörlerdir. Yiğit Bulut’un herkesten gizlediği gerçek budur.

Gördüğünüz üzere Yiğit Bulut döviz spekülatörlerinin ödediği bedeli sanki Türk hazinesi ve dolaylı olarak da vergi veren vatandaş ödeyormuş gibi davranıp halkı galeyana getirebilecek provokasyon yapıyor. Şimdi de rakamlara bir bakalım ve Hazine’nin bugün ne kadarlık bir bedel ödeyeceğini bir görelim. Bugün Rüstem gelse $100.000 bozdursa eline 148.000 TL geçecektir. Önünde iki tane seçenek var: ya parasını gecelik faize koyacak ve bir kriz çıkması esnasında çabucacık dolara geçerek risklerini sınırlayacak, ya da parasını bir senelik hazine bonosuna yatıracak ve kriz çıkarsa kös kös oturup seyretmek zorunda kalacak. Iki durumu da analiz edelim:

Durum 1: Gecelik faiz yatırımı

Eğer Rüstem Yiğit Bulut’un bahsettiği anormal yüksek faizlerden ağzı sulanıp Türkiye’ye gelmiş ve parasını da gecelik faizde değerlendiriyorsa eline bugün geçecek para senelik %6,5’dir. Bu getiriye yakın bir zamanda konuşulduğu üzere %3 civarında bir vergi de ödeyecek ama hesap çok karışmasın diye biz onu da Rüstem’e hibe edelim, nasılsa kan kardeşimiz değil mi? Böylece bir sene sonunda Rüstem’in 148 bin TL’si 157 bin TL’ye yükselecektir. Iyi de bir sene sonraki 157 bin TL mi daha iyi, yoksa bugünkü 148 bin TL mi?

Beş yaşındaki çocuk dahi Türkiye’de enflasyon olduğunu ve TL’nin satınalma gücünün, dolayısıyla değerinin düştüğünü bilir. Yani bir bakıma elinde TL tutanlar para kaybederler, TL borçlananlar ise para kazanırlar. Buna senyoraj denir, ya da sizin anlayabileceğiniz ifadeyle enflasyon vergisi. Enflasyon vergisi kimin cebine gider peki? Tabii ki piyasadan borçlanan hazinenin. Yiğit Bulut’un halkımızdan gizlediği ikinci gerçek de budur. Rüstem’in hazineye verdiği borçtan gerçek anlamda para kazanabilmesi için enflasyonun üzerinde bir getiri sağlıyor olması gerekiyor. Pekiyi Rüstem’in yatırım yapacağı önümüzdeki bu bir yıllık sürede enflasyon ne olacak? Dünyanın son 25 yılda yaşadığı en derin krizin içerisinde, enerji fiyatlarının dolar bazında yarıdan fazla düştüğü bir ortamda Türkiye’de enflasyon oranı %6,53 olarak gerçekleşti. Tüik enflasyon oranlarını daha yeni açıkladı. Bir kısmınız Tüik rakamlarla oynuyor, olduğundan az gösteriyor şeklinde benim hurafe olarak nitelendirdiğim varsayımlarda da bulunuyor, ona da hafifçe değineceğim. Ama size soruyorum, önümüzdeki bir yıl içerisinde enflasyon oranı sizce %6,5’den az mı olacaktır yoksa daha fazla mı?

Ben 2010 yılında enflasyon oranının 2009’a kıyasla daha yüksek olacağını düşünüyorum açıkcası. Bu demektir ki Rüstem’in gelecek sene eline geçecek 157 bin TL bugünkü 148 bin TL’den daha değersiz olacaktır. Biz buna negatif yani eksi reel faiz diyoruz. Gecelik faize yatırım yapanlar devletten reel olarak para almayı bırakın üstüne para veriyorlar devlete. Yiğit Bulut bu gerçekleri neden saklıyor Türk halkından? Bir de bunun üstüne komplo teorilerine inanıyorsanız ve Tüik’in rakamlarla oynadığını ve enflasyonu memura, işçiye ve emekliye az enflasyon farkı ödemesi yapmak için enflasyonu düşük gösteriyor diyorsanız Rüstem iyice yandı demektir. Yani diyelim ki enflasyon %6,5 olmasın da %9 olsun. Bu durumda Rüstem reel olarak %2,5 para kaybedecek demektir. Yani faiz olarak 9 bin TL alacak ama 13 bin TL’yi enflasyon vergisi olarak hazineye geri ödemiş olacak. Keşke Rüstem gibi kazlardan daha çok olsa da iyice yolsak.

Biz rakamların doğru olduğunu varsayalım. Rüstem reel olarak para kaybetti ve hazine karlı çıktı diyelim, iş bitti mi? Bitmedi. Daha parasını dolara geri çevirme işlemi var. Bir sene sonra dolar kuru ne olacak? Biliyor musunuz, biliyorsanız hiç durmayın hemen bir forex hesabı açıp paranızı 10 katına katlayın. Dolar kurunu tahmin edebileceğini düşünen bir çok kişi forex piyasalarında iflas ediyor, bu işin garantisi yok. O yüzden Rüstem de bir darbe de dolar kurundaki değişimlerden yiyip iyice dibe batabilir. Hangi durumda ne olacağına bir bakalım.

A. Dolar Kuru Yükselirse
Dolar kuru 2008’deki 1,15 değerini gördükten sonra 6-7 ay içerisinde 1,8 değerine kadar yükselmişti hatırlarsanız. 1,15 değerinden dolar bozdurup 1,8 TL’den dolar almak zorunda kalan yabancı yatırımcılardan Yiğit Bulut nedense hiç bahsetmiyor. Sanki ortada hiç böyle bir risk yokmuş gibi davranıp milleti forex piyasalarında kumar oynamaya teşvik eden aracı kurumlar gibi davranıyor. Tekrar söyleyelim, bu işler risklidir, çok para da kazanabilirsiniz, çok para da kaybedebilirsiniz. Forex piyasaları zero-sum game dediğimiz piyasalardır, biri kazanır biri kaybeder, kumarhane sahibi, pardon forex aracı kurumu payını alır, zengin olur. Bu piyasalarda olan biten Türk hazinesinin cebine (aldığı vergileri saymazsak tabii ki) bir kuruş girmesini sağlamaz, hazineden bir kuruş çıkmasına da neden olmaz. Dolar kuru yükselirse Rüstem’den kim ucuzdan dolar alıp kim pahalıya satmışsa onun cebine para girer.

Yiğit Bulut bunları size açık açık anlatıyor mu? Hayır. Ne diyor peki? “Bugün hâlâ yıllık Türkiye'deki pozisyonlarından 'dolardaki kur farkı hariç' yüzde 9 civarında getiri sağlıyor...” Sevgili Yiğit Bulut, neden dolar kuru yükseldiği ve yabancı yatırımcıları zarara uğrattığı zaman dolar kurundan dolayı ettikleri %20’lik zararı hesaplarına koymuyorsun da, dolar kurundan kar ettikleri zaman dolar kurunu hesaplara koyuyorsun? Yiğitliğe sığar mı bu davranışın, ekonomiye sığmadığını ikimiz de biliyoruz.

B. Dolar Kuru Düşerse
Ahhhhhhaaaa!!!! Yiğit Bulut’un 2003-2007 arasında bahsettiği getirilerin ana kaynağı bu işte. Rüstem yüksek kurdan elindeki dolarları bozdurup düşük kurdan almışsa elde edeceği faiz gelirinin üzerine bir de dolar kuru farkından dolayı kar yapar ki kaymaklı ekmek kadayıfı. Yiğit Bulut’un da ağzını sulandıran bu forex piyasalarında elde edilen kazanç aslında. Peki bu kazanç Türk hazinesinin ve vergi veren vatandaşın cebinden mi çıkıyor, yoksa forex piyasalarında spekülasyon yapan gerizekalıların cebinden mi? Tabii ki spekülatörlerin. Dolar spekülatörünün kaybettiği para kendisini bağlar, yarın birgün devletin kapısına gelip, otoyolları kapatıp dövizzede olduk deyip haraç istemedikleri sürece problem yok. Haraç isterlerse de işte o zaman hükümetin omurgalı bir tavır takınıp gelen seçimlere de aldırmadan hayır demesi gerek. Ama tabii bunların hazinenin Rüstem’e veya sünnetsiz Hans’a veya hain Yorgo’ya yaptığı faiz ödemeleriyle bir alakası da yok. Yiğit Bulut sapla samanı karıştırıp Türk halkına yedirmeye çalışıyor ve gayet de başarılı oluyor. Kendisini tebrik ederim. Ancak yazımız burada sonlanmadı. Yazımızın ikinci kısmında Rüstem’in uzun vadeli risk hazine bonosuna girmesi durumunda neler olacağını ve Yiğit Bulut’un IMF anlaşmasına karşı çıkarak neden ülkesine kötülük yaptığını anlatacağız. Yazının başlığı Yiğit Bulut Neden Ülkesini Sevmiyor.

Not: Yiğit Bulut bu yazıyı binlerce kere yazdığını ve binlerce kere ana fikrini dile getirdiğini dile getirmiş, ve YETMEZ demiş. Biz de sizlerden bu cevabı binlerce farklı ortamda paylaşmanızı istiyoruz, başka türlü hurafelerin önüne geçemeyiz. Read More!

Türkiye'de Enflasyon ve Reel Faiz Oranı

Tüketici fiyatları endeksi yıllık değişim oranı %6,53 olarak açıklanmış. Türkiye’de enflasyon uzun süredir %12’nin altında seyrediyor, çoğu zaman da %5-8 arasında. Buna karşılık faiz oranları son bir yılı saymazsak %15’in pek altına düşmemişti. Merkez Bankasına uzun süre baskı yapıldı faizleri indirmesi için, neticede ortam da müsaitti ve faizler indirildi. Gecelik faizler %6,5’e düşürüldü. Şimdi burada bir parantez açalım ve 3 sene öncesine dönelim.

O zamanlar enflasyon oranı %6-7 civarında idi ve faizler de %17’nin üzerindeydi. Bir kısım ekonomi cahili ortaya bir reel faiz hurafesi attı ki 40 akıllı kuyudan çıkaramadı. Gerçi Türkiye’de 40 tane akıllı köşe yazarı yok ya, lafın gelişi söylüyorum. Efendim bu köşe yazarlarına göre son bir senede gerçekleşmiş enflasyon oranını Merkez Bankasının verdiği gecelik faiz oranlarından çıkarırsak Türkiye’deki “reel faiz” seviyesini bulmuş olurmuşuz. Tabii bunun bir sürü farklı versiyonu üretildi. Bir kısmı gerçekleşen enflasyon yerine Merkez Bankasının hedeflediği %4’lük abzürd enflasyon seviyesini hesaplamada kullananlar olduğu gibi, 1.5 yıllık piyasa faizlerini kullananlar da oldu. Devir döndü rakamlar tersine geldi. Biz de bugün bu kişileri alaya alan bir yazı yazacağız ama sakın yazılanların gerçek olduğunu falan zannetmeyin.

Dünyanın En Düşük Reel Faizi Türkiye’de başlıklı yazımız. Read More!

Dünyanın En Düşük Reel Faizi Türkiye’de

Türkiye’de 2009 yılında enflasyon oranının %6,53’e yükselmesiyle ve Merkez Bankasının gecelik faizleri %6,5’e düşürmesiyle Türkiye tarihinde bir ilke imza atarak eksi reel faizle tanışıyor. Reel faizler bildiğiniz üzere gecelik faizlerden enflasyon oranının çıkarılması suretiyle hesaplanır. Enflasyon oranının yükselmesiyle Türkiye’nin ödediği reel faizler %-0,03’e düşmüştür. Yani bir bakıma insanlar Türk devletine paralarını tutması için üstüne para ödemeye başlamışlardır. Bugün 100 lira ver yarın gel reel olarak 99.97 lira geri al. Olacak iş değil.

Türkiye’deki reel faizler aynı zamanda tüm dünyada da görülen en düşük reel faiz seviyesi, Türkiye’ye en yakın reel faizler Amerika’da var, orada da faiz oranları %0,25’in altında seyrediyor. Türkiye’deki reel faizlerin düşüklüğünden ise en çok tasarruflarını Türkiye’de değerlendirme yolunu seçen Yunanlı Yorgo, Ermeni Agop ve Alman Hans etkilenmiştir. Bunların yanında sıcak paralarını fırından çıkar çıkmaz Türkiye’ye getiren yabancı menşeili hedge fonlar da büyük zarar görmüştür. Ekonomi Türk’e demeç veren bir Amerikalı hedge fon yöneticisi olan Ben Dover “Türkiye’ye büyük umutlarla gelmiştik, daha bir kaç yıl önce Türkiye dünyanın en yüksek reel faizini ödüyordu. Bugün kredi notunun arttırılmasıyla ve devletin Güngör Uras ve Yiğit Bulut’un 2-3 sene önce yaptığı çağrılara karşılık verip reel faizleri azaltmasıyla biz de mağdur durumuna düştük. Derdimize derman bulunmazsa eylem yapıp Atatürk Havalimanını ulaşıma kapatmayı düşünüyoruz” diyerek Ankara’dan yardım talebinde bulundu. Bu kişiler krizden önce 1,2 TL’den dolarlarını bozdurduklarını, bugün ise aynı dolarları 1,5 TL’den aşağısına zor aldıklarını belirterek Merkez Bankasından dolar kurunu da 1 TL’nin altına indirmesi talebinde bulundular. Merkez Bankasının örtülü bir şekilde yüksek faiz-düşük kur politikasından düşük faiz-yüksek kur politikasına geçerek kendilerini TELEzede yaptığını belirten yabancı yatırımcılar haklarını “Avrupa Insan Hakları Mahkemesinde” arayacaklarını belirttiler. Read More!

Tüik 2009 Enflasyon Oranlarını Açıkladı

Tüik 2009 yılı enflasyon oranlarını açıklamış bu sabah, 2008 yılında %10,06 olan enflasyon oranı 2009 yılında büyük bir düşüş sergileyerek %6,53’den kapanmış (bakiniz grafik: kaynak TUIK). Son bir yılda fiyatı en çok artan tüketim maddeleri ise alkollü içecekler ve tütün grubu olmuş. İster zengin ol, ister fukara her dubleden sonra yak bir cugara diyen kişiler bir sene öncesine göre %20,9 daha yüksek fiyatlar ödemek zorunda kalmışlar. Tiryaki değilim acaba ben zamlardan kurtuldum mu diye merak ediyorsanız etmeyin, hemen söyleyeyim bizim kayınço vardı, ağzına ne içki koyardı ne de sigara, onun 2009 yılında ödediği fiyatlar %9,3 oranında artmış. Evet, alkolsüz içecekler ve gıda fiyatları da enflasyonun üzerinde artış göstermiş.

Ben öyle çok yemek yemem, içecek de içmem, yalnız gezmeyi dolaşmayı, bir de sinema tiyatro gibi şeylere merakım vardır diyorsanız siz de zamlardan kurtulamadınız demektir. Yaya olarak gezip dolaşmıyorsanız, hele hele uzak bir yerde oturup çift vesayitle gidiyorsanız sizin ulaştırmaya ödediğiniz fiyatlar %7,9 oranında artmış. Eğlence ve kültürle alakalı fiyatlar ise %8,9 artış göstermiş.

Ne yerim ne içerim, ne de eğlenceye para harcarım, benim en büyük takıntım ıvır zıvır diye nitelendirdiğimiz “çeşitli mal ve hizmetler” almaktır diyorsanız sizin ödediğiniz fiyatlar %13,8 artmış. Neyin fiyatı az artmış diye merak mı ediyorsunuz? Ben de merak ediyorum ama Tüik basın bülteninde bu bilgilere yer vermemiş. Muhtemelen konut fiyatları enflasyonun altında artmıştır ama Tüik geçen sene kirası artanların “Tüik rakamlarla oynuyor” şeklindeki suçlamalarından çekindiğinden olsa gerek hiç o taraflara değinmemiş. Biz de değinmeyelim o zaman.

Tüik’in basın bülteninde yer alan diğer ilginç bir bilgi ise geçen yıl en yüksek fiyat artışının Diyarbakır ve Şanlıurfa illerinde yaşandığı anektodudur. Fiyatlar orada nedense %9,3 artmış.

Bu haber üzerine gazeteler hemen “memura komik zam: enflasyon farkı sadece 1.4 TL” şeklinde başlıklar atmışlar. Adı üstünde enflasyon farkı, enflasyon az çıkmış, bundan dolayı kaynaklanacak ücret erimesi de az olduğu için neredeyse enflasyon farkı ödemesine gerek kalmamış. Enflasyon 10 puan yüksek çıksa, buna mukabil maaşlara da 10 puan zam yapsalar kimin eline ne geçecek? Gazeteyi satın alan memur emekli kesimi ya daha çok, onlara yaranmak için böyle başlık atıyorlar bizim gazeteciler de. Şikayet edecek bir şey elbet bulunur, gazeteler de satılır. Her şey günlük güneşlikse bu sefer de “Tüik rakamlarla oynuyor” diye şikayet ederiz. Read More!

Türkiye Ekonomisinin Durumu ve 2010

Turkishtime’ın Ocak sayısında birbirinden güzel 3 tane yazı yazdım, ancak etik olarak bu yazıların tamamını veya içlerinde geçen anafikirlerin çoğunu burada tartışmayı doğru bulmadığımdam çok detaya giremeyeceğim. Mahfi Eğilmez’in 2010 yılına ilişkin tahminlerini görünce benim yazdığım ilk yazının onun yazısına çok önceden yazılmış çok güzel bir cevap olduğunu farkettim. Mahfi Eğilmez bir çok olumlu varsayım yaptıktan sonra eğer varsayımları doğru çıkarsa 2010 senesinde ekonominin %5 büyüyeceğini tahmin ettiğini belirtiyor. Ben bu ifadeye çok güzel bir eleştiri getiriyorum ama öğrenmeniz için dergiyi satın almanız gerekiyor. Yine de bu yazıyı okuyarak vaktinizi harcadığınız için 2010 yılı için büyüme tahminimi açıklayacağım. Ama önce Mahfi Eğilmez ne yazmış bir bakalım.

“Benim tahminlerim de varsayımlara dayanıyor ve bu varsayımların şaşması halinde tutmama riskini taşıyor. Öncelikle varsayımlarımı sıralayayım: (1) Küresel sistemde yeni bir kriz olmayacak, (2) Dünyada savaş ya da 11 Eylül çapında etkili bir olaya yol açacak bir terör eylemi olmayacak, (3) Türkiye’de erken seçim olmayacak, (4) Türkiye’de ekonomiyi geniş çapta etkileyecek siyasal sonuçlar yaratacak bir sıkıntı olmayacak. Bu varsayımlar altında 2010 yılında Türkiye ekonomisine (ekonomi nedir?) ilişkin tahminlerimi aşağıdaki tabloda sunuyorum. Tahminlerim arasında diğer iktisatçıların büyük çoğunluğundan ayrıldığım nokta sanırım büyüme oranı. Tahminlerini açıklayan iktisatçılar arasında büyüme konusunda sanırım en iyimseri benim. 2010 yılında Türkiye’nin gerek iç gerekse dış talebinde canlanma olacağını ve baz etkisinin yanı sıra bu canlanmanın ekonomiyi hızlı bir geri dönüş trendine sokacağını tahmin ediyorum.”

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller

Ayrıca 2010 yılında işsizliğin yükselerek %16 olacağını, enflasyonun %6 ve büyümenin de %5 olacağını tabloda gösteriyor. Benim tahminleri görmedi herhalde daha, ya da bizi iktisatçıdan saymıyor. Ben 2010 yılında büyüme tahminimi %6 olarak açıkladım, Roubini gibi gözü kara bir tahmin yaptım. Türkiye ekonomisinin durumu 2010'da beklenenden olumlu olacaktir diye düşünüyorum. Ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Eğer büyüme oranı Mahfi Eğilmez ve benim beklediğim gibi piyasa beklentilerinin üzerinde çıkarsa işsizlik düşer, enflasyon ise daha da yükselir. O yüzden Mahfi Eğilmez’in işsizlik tahmininin çok yüksek olduğunu şimdiden belirteyim, o büyümeye o işsizlik oranı olmamış. Enflasyon oranı beklentisi de piyasa beklentilerinin üzerinde ama bence %6 enflasyon için alt sınır sayılabilecek bir tahmin. Neyse daha fazla yazılarımı ve tahminlerimi belli etmeyeyim, merak edenler dergiyi okusunlar. Read More!

Amerika'nin Butce Acigi ve Dolarin Degeri

Turkler ekonomiden neredeyse hic anlamaz ama en iyi bildigimiz konularin basinda enflasyon ve doviz kuru arasindaki iliski gelir. Yine de ben bu konudaki bilgilerinizi bir tazeleyeyim.

Amerika 2009 senesinde toplam 1.8 trilyon dolar butce acigi vermeyi planliyor. Daha sonraki yillarda bu acigi kademeli olarak 2018 yilinda 800 milyar dolara dusurmeyi planliyorlar. Iki cephede savasan ve zenginlere bir suru vergi indirimi yapan George Bush doneminde bile en fazla butce acigi 500 milyar dolar civarinda idi ve biz bunu cok yuksek kabul ediyordu. Obama'nin yapacagi butce aciklarinin yaninda Bush'unkiler devede horguc kalir.

Amerika bu sene GSYH'nin (bkz. gsyh nedir?)yuzde 13'u kadar butce acigi verecek. Bu Turkiyenin 125 milyar butce acigi vermesine esdeger. Simdilik acik acik soylemeselerde bu acigi sadece vergileri arttirarak kapatmalarina imkan yok, yoksa bir dahaki secimde cuvallarlar. O yuzden tek cikis yolu bu aciklarin en azindan bir kismini para basarak kapatmalari gerekecek.

Bu hemen enflasyon olacak anlamina gelmiyor ama. Ancak uzun sureli devam eden butce aciklarinin enflasyona neden oldugunu biz 20 yil suren surecte iyice ogrendik. O yuzden su an Amerika'da enflasyon orani eksi 1 olsa bile bu oran onumuzdeki yillarda onlem alinmadigi taktirde cift haneli rakamlara kolaylikla cikabilir.

Nükleer Kirlilik  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Olasılık Soruları ve Çözümleri  Marksizm Nedir  Spam Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları  Bono Nedir?  Fareli Köyün Kavalcısı  Arge Nedir?  Kalite Nedir  Açık Arttırma Nedir  Pesimist Nedir?

Alinabilecek onlemler nelerdir? Birincisi planlanan aciklarin azaltilmasi, ikincisi ise vergilerin arttirilmasidir. Su anki gidisat bu iki onlemin de gerektigi boyutta alinamayacagini gosteriyor.

Enflasyonun yukselmesi demek ise elinde dolar cinsinden varlik tutanlardan dolar cinsinden borclananlara servet transferi yapilmasi demektir. Yani Amerika'nin butce aciklarini paralarinin degerini manipule etmek icin dolar varliklari alan Cinliler, Ruslar, Araplar ve bir miktar da biz Turkler finanse edecegiz. Yanlis hatirlamiyorsam Cin 1.5 trilyon dolar civarinda dolar rezervine sahip. Dolarda meydana gelecek yuzde 30'luk devaluasyonun Cin'e faturasi 500 milyar dolar olacaktir. Cin'in modelini taklit etmeye ozenenlerin gozleri bu tur riskleri gormuyor maalesef.

Dolar deger kaybettikce 1 dolar 1 TL sinirinin altina gerileyecektir ama dolar borcu olanlar disinda bunun kimseye bir faydasi olmayacak. Dolar deger kaybettikce hammadde fiyatlari (petrol, bakir, altin, vs.) yukari gidecek ve hatta artan risklerden dolayi net etkisi negatif olacaktir.

Bunlar hemen olacak seyler degil ama. Belkide Amerika enflasyon yuzde 5'I gectikten sonra akillanacak ve politik olarak guc olsa da onlemleri alacaktir. Simdiden kestirmek guc. Yine de bu onlemleri canlari yanmadan almalarini beklemiyorum. O yuzden de bu aralar faizleri aciga satarken, enerji hisselerini, Hint hisselerini, Rus hisselerini ve altini portfoyume ekliyorum.

Turkiye'dekilerin benim kadar endiselenmelerine gerek yok cunku ne gelirleri ne de tasarruflari dolar cinsinden. Yine de hammadde fiyatlarinda meydana gelebilecek reel artislara karsi portfoyunuze ekleyebiliyorsaniz biraz hammadde eklemenizi oneririm.

Guzel yazi oldu, yazicidan bastirip duvara asin 3 sene sonra "vay be Ekonomix kahin gibi adammis" dersiniz. Read More!

Piyasa Beklentileri

Piyasa beklentilerini olcen Merkez Bankasi beklenti anketinin sonuclari su sekilde cikmis:

Sene sonu enflasyon beklentisi: 6.12% (bir onceki ankette 6.13%)
Bir yil sonra enflasyon beklentisi: 6.59% (bir onceki ankette 6.49%)
Iki yil sonra enflasyon beklentisi: 6.45% (bir onceki ankette 6.42%)
Sene sonu dolar kuru beklentisi: 1.6229 (bir onceki ankette 1.6291)
Yillik buyume orani beklentisi: -4.2% (bir onceki ankette -4.0%)
Cari acik beklentisi: US$11.44 bn (bir onceki ankette US$11.42 bn)

Piyasa beklentileri cogu zaman cogu kisinin yaptigi tahminlerden daha iyi sonuclar verir. Ama her zaman degil tabii. Isini gercekten iyi bilen bir kisi piyasadan daha isabetli tahminler yapabilir ama bu nadirdir. O yuzden Merkez Bankasinin bu anketin sonuclarina bakarak politika kararlari vermesi dogrudur diyebiliriz.

Ama tabii ben her zaman oldugu gibi piyasadan daha iyi tahmin yapabilecegimi dusunuyorum. Sene sonu enflasyonu hakkinda cok kuvvetli fikirlerim yok ama riskler yukari yonlu. Bir yil sonra enflasyon %6.59'un uzerinde cikacaktir. Iki yil sonra enflasyon da oyle. Yani enflasyon beklentileri enerji fiyatlarindaki gerilemenin verdigi gazla bayagi bir dusmus vaziyette.

Reeskont Nedir  Bütçe Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir   Hisse Senedi Nedir   Bilanço Nedir   Akreditif Nedir  Tahvil Nedir    Broker Nedir    Portföy Nedir  Tutumluluk Nedir  Varlık Barışı Nedir  Evrim Teorisi Nedir  Reyting Nedir

Sene sonu dolar kuru beklentisi neredeyse 1.63. Cok yuksek. Ben dolarin sene sonunda bu seviyenin altinda olacagini dusunuyorum. Hatta bayagi bir altinda bile olabilir ama piyasa 1.63 tahmini yaptigina gore bende dogru cikma olasiligi %50'den fazla olan su tahmini yapayim: sene sonu dolar kuru 1.62'nin altinda olacaktir (bence bunun dogru cikma olasiligi %75'den daha fazla, onumuzdeki gunlerde dolar kurunda bir ziplama oldugunda vadeli islemler piyasasinda kumar oynanabilir)

Yillik buyume orani, pardon kuculme orani %4.2 seklinde bekleniyormus. Bence kuculme orani bu rakamdan da daha kotu olacaktir. Bizimki gibi garip bir sekilde buyume rakamlarini hesaplarsaniz rakamlar is isten gectikten sonra bile kotu cikmaya devam eder. Geriden gelen istatistikleri yayinlamanin sonucu bu.

Piyasa beklentileri cari acik $11.4 milyar olacakmis diyor. Oooooldu, gozlerim doldu. Birincisi dolar deger kaybedecek, ikincisi enerji fiyatlari yukselecek, ucuncusu ekonomi buyumeye basladi (evet, krizde dibi gorduk ve ufak ufak buyumeye de basladik). Cari acik bu rakamin uzerinde olacaktir, en azindan $15 milyar diyeyim.

Bu konularda en son yazılmış yazılarımızı Dolar Alış Satış ve Gayri Safi Milli Hasıla sayfalarından okuyabilirsiniz. Read More!

Merkel'e alkis!

Alkis Erdogan'a degil, Alman sansolyeye gidiyor:

Altın Yorumları    UNESCO Nedir    Sosyalizm Nedir  Forex Nedir    Fraktallar  Altın Oran Nedir

"The independence of the European Central Bank must be preserved and the things that other central banks are now doing must be retracted," Mrs. Merkel told a meeting sponsored by Germany's association of metal- and electrical-industry employers. "We must return together to an independent central-bank policy and to a policy of reason, otherwise we will be in exactly the same situation in 10 years' time." Referring to the U.S. central bank specifically, she said "I view with a great deal of skepticism the extent of the Fed's powers."

Link Read More!

Enflasyon Ne Olacak?

Bu siralar en gozde ekonomi geyiklerinden bir tanesi de "Merkez Bankasi da faizleri cok dusurdu" geyigi. Biz 10 puanlik uzman sorumuzu soralim, cevabini iki gun icerisinde veririz. Sorumuz su:

Onumuzdeki 3 yil boyunca ortalama enflasyon orani ne olacak?

A. Yuzde 4'un altinda
B. Yuzde 4-5 arasinda
C. Yuzde 5-6 arasinda
D. Yuzde 6-8 arasinda
E. Yuzde 8'den daha yuksek

Sorunun cevabini bilemeyenler birsey kaybetmeyecek, aksine yeni bir sey ogrenerek kazancli cikacaklardir.

Tutumluluk  Inovasyon örnekleri  Türev Konu Anlatımı  EFT Nedir  Olasılık nedir    Ekonomi Nedir  Hisse Yorumları  Bilinçli Tüketici Read More!