Yavuz Kır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yavuz Kır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Marksizim nedir? Marksist kime denir?

Sosyal bilimleri, ve dolayisi ile ekonomi bilimininde gundemini gectigimiz yuzyil boyunca mesgul eden, ve hala da tartisma konusu olan bir soru bu: Marksizim nedir? Markisist kime denir?

Oncelikle Karl Marx ve Engels' i tanitarak bu sorularin cevabini EkonomiTurk blog okuyucularinin bagimsizca bulmasini istiyorum. Karl Marx, Alman filozof, tarihci, sosyolog, edebiyat elestirmeni etc. Listeyi uzatmak mumkun. Almanya'da dindar Yahudi bir aileye mensup olmasina karsin, Hristiyan olarak yetistirilmistir. Yasami boyunca zitliklarin insani oldu. Kendisi burjuva bir ailede yetismesine karsin, hayati burjuva sinifine karsi savasmakla gecti. Hayatinin buyuk bir kismini sikinti ve yokluklarla gecirdi. Erkek cocuklarini besin yetersizliginden, iki kizini ise intahar etmeleri dolayisi ile kaybetti. En buyuk gecim kaynagi esinin ve kendi ailesinden kalan miraslar ve Engels' in ona maddi olarak yaptigi yardimlar olmustur. Hatta oyledir ki, unlu eseri Capital'in son iki ciltini Marx'in olumunden sonra Engels' tamamlamis, hatta onun cenaze torenini bile kendisi duzenlemistir.

Universite hayati boyunca, aslinda tum yasami boyunca bir is sahibi olup, ailesini gecindirmektense, kendisini yogun bir sekilde arastirma ve okumaya adamistir. Birden fazla dil bilmektedir. Gencliginde silah tasidigi icin tutuklanmis, yaptigi kabadayiliklar neticesinde hapse dahi girmistir. Arkadaslari arasinda dahi ve guclu fikirli biri olarak taninmistir.

Marx ozellikle Alman filozof Hegel'den etkilenmesi ile "dialektik materyalismi" gelistirmis, kisaca aciklamak gerekirse butun gelisimlerin catismadan dogacagina inanmistir. Marx icin, Kapitalizmi, feodalitenin(anti-tez) ve koleligin(tez) sentezi olarak gelismistir. Ve kapitalizm'in kendisi bir "tez" olmustur. Iste simdi de Sosyalizm, ona karsi bir anti-tezdir ve bir gun Marksizm tez olacaktir. Bu donusumun kacinilmaz oldugunu dusunmus ve bunun olmasi icin butun dunyadaki isci sinifinin sermaye'ye karsi birlesmelerini duslemistir.

Paris'te Engels' ile tanismistir. Bu ilginc arkadasliklari hayat boyu surmustur. Engels', Alman sanayici bir babanin cocugudur. Babasinin tekstil fabrikalarinin birini basari ile isletmistir, ama tarih kayitlarinda o fabrikanin iscilerinin imkanlarini iyilestirdigine dair bir kayit yoktur. Engels' Marx'i iki yonden etkilemistir: birincisi kendi zenginligi ile Marx'i yillar boyunca subvanse etmistir. Ikinci nokta ise, Marx'i politik ekonomiye yonelmesi konusunda etkilemistir.

Ilginc bir tezat olarak soylemek istiyorum, her ne kadar iscilerin haklari icin burjuva karsiti bir hareketi savunmus olsada, Marx hayatinin son otuz yilini o zamanlarda dunyanin en buyuk burjuva sehirlerinden biri olan Londra'da arastirma ve okumaya harcamistir. Karsisina cikan is firsatlarini cogunu degerlendirmemistir, gecimini saglamak icin cocuklarinin elbiselerini bile satmak zorunda kaldigi zamanlar olmustur. Londra'daki ilk alti-yedi yildan sonra Engels'den ve esinin ailesinden gelen paralar ile daha luks bir semte tasinmis, ve cok elestirdigi burjuva hayatinin bir benzerini surdurmustur. Karisi ile beraber partiler vermis, sayfiye yerlerinde tatillerini gecirmistir. Hatta Londra borsasinda yatirimlar yapmaya baslamistir! Evet, cok ilginc bir ayrinti degil mi? Hatta oyle zamanlar olmustur ki, Marx Amerikan ve Ingiliz sirketlerinin kagitlari ile ciddi manada paralar kazanmis ve bir seferinde Engels' e sunlari yazmistir: "Zeka kivrakligi ve biraz para ile Londra'da buyuk paralar kazanmanin zamani artik gelmistir". Hayatinin temel felsefesini sermaye dusmanligi uzerinde oturtmus birisi icin cok ilginc bir davranis. Gece ile gunduz gibi. Zaten yazinin basinda da belirttigimiz gibi Marx'in hayatinda bu tezatlar cok gorulmektedir.

Marx, isci sinifinin sermaye sahipleri tarafindan somuruldugunu, kapitalizmde dizayn hatasi oldugunu ve dogasi geregi krizlere girmesinin kacinilmaz oldugunu soylemistir. Bir urun icin harcanilan isciligin, o urunun degerinin belirlenmesindeki tek nokta oldugunu vurgulamistir. Yani bu mantik sirasi ile, sermaye sahibinin elde ettigi kar miktarini, iscinin degerindeki uretim fazlasi oldugunu soyler ve bu nedenle iscilerin somuruldugunu anlatir. O nedenle sermayenin isciyi daha cok somurmek icin calisma saatlerini ve gunlerini haksizca uzattigini soyler.

Marx'in The Communist Manifesto'da vurguladigi 10 temel noktadan bazilarina yaziya son vermeden once incelersek sunlari goruruz: Butun ozel mulkler kamuya terk edilmelidir. Peki butun ozel mulkler kamuya devredildiginde bireylerin en temel ihtiyaci olan guvenlik ve ozgurluk arayisini nasil karsilayacaksiniz? Sonucta kamunun bunu bireyden daha iyi saglayacagindan nasil bu kadar emin olabilirsiniz?

Butun miras haklarinin terk edilmesi gerektigini istemektedir. Zaten ozel mulkiyet olmadigi icin bunun olmasi dogaldir diyebilirsiniz, ama benim sormak istedigim soru su, hayatinin buyuk bir kismini miras gelirleri ile yasayan bir dusunur, bir lider, bunun tam tersini kendisini takip eden insanlardan neden ister? Yani iyi bir lider, sozleri ile degil, yasantisi ve yaptiklari ile takip edilendir.

Karar verici organlarin merkezilestirilmesi: Yani belki de Marx hayati boyunca kucukte olsa bir isletme yonetseydi, karar almanin karmasik yapisini yada karar alicilar(CEO-ust yonetim) ile o karari uygulayicilar(ilk kademe calisanlar) arasindaki mesafenin artmasi ile islerin nasil karmasiklastigini yasasaydi belki de merkezi planlamanin bu kadar kuvvetli savunucusu olmayabilirdi. Moskova'da ki merkezi yonetimin isi gucu yok, St.Petersburg'daki tuvalet kagidi tuketimini hesaplayip zaten kit olan kaynaklarin en optimal dagilimini piyasadan daha iyi mi yapacaktir? Sonucta merkezdekilerin sermaye yerine halki somurmeyecegini kim garanti edebilir? Eskiden sermayenin somurusu olarak gorulen seyler -kar gibi, kira gibi- daha sonra merkezi karar alicilar, yani ust duzey politikacilara bir sekilde rusvet olarak geri donmez mi?

Yazimi eski bir Hint atasozu ile bitirmek istiyorum: Kobraya kobra'da desen, bay kobra'da desen yine seni isirir. Read More!

Ekonomi Nedir?

Iktisat nedir sorusuna Editor guzel bir cevap vermis, ben de bu yazida ekonomi nedir sorusuna kendi acimdan cevap verecegim. Gerci kendisi Ekonomide Hurafeler ve Gercekler kitabinda bu konuya tatmin edici bir sekilde deginmistir.

Aslinda hepimizin ekonominin ne oldugunu hakkinda bir fikri var. Cunku hepimiz bu ekonomik sistemin icinde bulunuyoruz. Sabah kalkip ise gidiyoruz, kariyer sayfalarindaki is ilanina basvuruyorsunuz, sabah ise giderken yaninizda oturan yabancida belki o ise dun aksam basvurmustu. Oglen yemegi icin disari cikip belki kahve ve sandvic aliyoruz. Ulkedeki genel issizlik orani hepimizi etkiliyor, korkuyoruz ve artik alisveris merkezinde gordugumuz o pahali kislik montun pek de cazip olmadigini hissediyorsunuz. (Beklentiler ve korku). Eger ulkemiz de enflasyon orani yuksekse bu hepimizi etkiliyor. Bu oranin yuksekligi kimimizi daha zengin ederken, kimimizi daha da yoksullastiriyor.(Gelir dagiliminin bozulmasi, yoksa enflasyon ortaminda fiyata guvenemiyor muyuz?) Kredi oranlarinin dusmesi, belki de evlilik planlarimizi one cekiyor, sevgilimizle beraber buyuk bir heyecan ile emlak ofislerine kosup konut talebini arttiriyoruz, ya da annemizin uzun zamandir istedigi yeni camasir makinesini ona hediye ediyoruz. Bir yatirimci icinse, Yunanistan'in verdigi butce acigi, sahip oldugu avrolari portfoyunde azaltma kararini one cekiyor(Dunya yoksa duzlesiyor mu?) Bu Yunanlilar da cok olmaya mi basladi? Ya da insanlarin savundugu parti iktidar ise, o iktidar partisini destekleyen yatirimcilar, bireyler daha riskli yatirimlara mi kayar sorusunu sorup, bunun yanitini arastiran bir ekonomist misiniz? (Politik iklim, iyimserlik ve Yatirim Kararlari)

Iste butun bu sorulara olan yakinligimiza gore, hepimizin "ekonomi nedir" sorusuna bir cevabi var. Hayati boyunca gorme ozurlu olanlardan fil hayvanini tarif etmeleri istenmis, Fil'in govdesini tutan: "Fil denilen sey, duvar gibi birseydir" demis. Kuyrugunu tutan ise: "Fil, zannedersem, ip gibi birseydir" demis. Filin ayagina sarilan ise: "Fil, sutun gibi uzun bir seydir" demis. Bu ornek belki de bu konuda aktarmak istediklerimi yansitabilmem acisinda onemli olmustur.

John Stuart Mill, Ingiliz filosof ve ekonomist, unlu eseri Principals Of Political Economy'de su tarifi yapar: "Iktisatin konusu zenginliktir. Iktisatcilar zenginligin dogasini, bunun nasil uretilebilecegini ve nasil dagitilacagini ogretmeye ve arastirmaya iddialari olurlar" der.

Alfred Marshall, unlu Ingiliz iktisatci, ise : "Ekonomi, beseriyetin, insanligin gunluk is hayatinin, hergun olan ticaretinin calismasini arastirmaktir" der.

Gunumuze yaklastikca, ozellikler modern ders kitaplarinda vurgulanan tanim ise sudur: Insanligin sinirsiz istekleri ve ihtiyaclari karsinda sinirli olan kaynaklarin secimini, bu secimi yapmaya calisan bireyin ve toplumun birbiri arasindaki iliskileri aciklayan bir alandir. Ornek olarak, hafta sonu sevgilinizle planlariniz var, ama patronunuz da ise gelmenizi istedi, cunku sirketiniz icin onemli bir yatirimci grubu Japonya'dan geldi. Ve eger adamlari ikna ederseniz, sirket buyuk yatirimlar yapacak. Yatirim demek, sevgiliniz ile seneye harcayacak daha cok paraniz olmasi demek. Yemek mi, is mi?

Ulkenizin savunma bakanliginin butcesi, egitim bakanliginin butcesinde cok mu olacak, az mi olacak? Ulke savunmasi icin gerekli olan yeni nesil denizaltilar mi, yoksa ulkedeki derslik sayisinin artmasi mi daha onemli? Sayet ikiside onemli ise elimizdeki uretim faktorleri ile kac denizalti, kac derslik yapilmali? Bunun ideal sayisi ne olmalidir?

Hangi isi kim yapacak, ve ulkede uretilecek tuvalet kagitlarinin adedini ve sayisini kim belirleyecek? Ankara mi bu konuda karar vermeli(merkezi yonetim), yoksa piyasadaki ureticiler ve tuketiciler fiyat mekanizmasi ile mi karar vermeliler(gorunmez el-serbest pazar ekonomisi), ya da hem hukumet, hem piyasa mi karar vermeli. (Karma ekonomi, ve blogda yapilan otobus bileti fiyatlari tartismasini hatirlayiniz) Bu sorulara kim cevap verecek?

Eger bir karinca kolonisi olsaydik, ya da ari kovaninda yasiyor olsaydik, bu sorunun yanitini genetigimize islenen kodlar yardimi ile cok kolay bir sekilde verirdik. Bazilarimiz isci ari olurdu, bazilarimiz avci ari olurdu, sadece ama sadece birimiz Kralice Ari olurdu. Ortacag Avrupasinda ise: topragi kim surecek, kim atlara nal takacak, kim kral olacak sorusunun cevabi daha siz dogmadan belli idi. Eger babaniz ciftci ise, sizde ciftci, babaniz "mavi kanli" ise sizde, kral olurdunuz.

Gunumuzde iste, bu sorunun cevabini veren bilim dalidir aslinda ekonomi. Bugun bircok ulkede bu sorularinin cevabini, artik bir sehirdeki planlamacilar degilde, piyasanin kendisi vermektedir. Eger A firmasinin goruntulu telefonlari cok populer ise, o telefon cok uretilir. Buna piyasa karar verir, politika yapicilar degil.

Zaten modern ekonominin babasi olarak gorulen Adam Smith'in de dile getirdigi gibi, herkes kendi cikari icin calismalidir. Bireyler kendi cikari icin calisirken, zaten toplumun cikarina da hizmet ederler. Ve butun bu kaynak dagilimi, sanki "gizli bir el" varmiscasina koordine edilir. Yaygin kaninin aksine, Adam Smith sadece zenginler ve kanun koyan seckinler icin degil, ayni zamanda sokaktaki insan icin de yeni bir dunya duzeni hayal etmistir. O zamanin dunyasinda kimler, yada hangi uluslar altin veya gumusu stok yapiyorsa guc onda idi. Zenginligin kaynagi altin ve degerli madenler biriktirmek, yuksek gumruk duvarlari koyup(korumacilik) ile az ithal edip, cok ihrac etmek, bu sistemi ticaret ile yapamiyorsa, isgal yoluyla, kolonicilik ile yapmakti. Iste Smith sadece zengin icin degil, sokaktaki isci icin de "ozgurluk,mutluluk ve yasam hakki" hayal etmistir. Bu sistem basarili olmus mudur? Olduysa nelere mal olmustur? Bu soru biraz da politik iktisatin konusu, o yuzden burada birakalim. Ama kisa bir bilgi notu vermek istiyorum, 18.yuzyilda sokaktaki "normal vatandasin" yasam beklentisi 40 yildi, bugun kac acaba? Read More!

Isvicre Bankalari ve Asimetrik Bilgi

Isvicre bankalarinin yillardir bilinen guvenilirlikleri, ustelik dostlari tarafinda pek gormeye alisik olmadigimiz bir sekilde saldiri altinda. Bende bunun uzerine Isvice Bankalari ve Asimetrik Bilgi uzerine bir yazi yazmaya karar verdim. Bir muhbir Alman yetkililerine, Isvicre bankalarinda hesabi olup, ayni zamanda Alman hukumetinden vergi kaciran 1,500 mukellefin bilgilerini satmayi teklif etti. Hatta Frankfurter Allgemeine Zeitung'e gore de, bunlarin icinden 5 tanesinin bilgilerini soylediklerinin dogrulugunu kanitlamak icin Alman mercilerine vermis.

Bildiginiz uzere, gectimiz yilda Amerikan hukumeti ve Amerikan Gelir Idaresi, IRS, offshore hesaplari ile vergi kacirmalarina yardimci oldugu icin UBS'i sorusturma kapsamina almisti. Bu sorusturma kapsaminda yaklasik 5,000 hesap sahibinin ismi Amerikan yetkililerine teslim edilmisti.

Alman yetkililer buyuk ihtimaller, yada coktan, 2,5 milyon avroluk bir odeme karsiliginda bu 1,500 kisinin hesap bilgilerine ulasacaklar. Handelsblatt'e, Alman gazetesi, gore bu hesaplardan elde edilecek kayip vergi gelirleri 200 milyon avro'ya kadar ulasabilir.

Almanlar, gectigimiz yilda yine buna benzer bir operasyon ile vergi kaciranlarin listesini Liechtenstein'li bir banka yetkilisinden yine benzer sekilde almisti. Hatta bu vergi kaciranlardan biri Deutsche Post'un Baskani Klaus Zumwinkeldi. Ve adami 1 milyon avro ceza odemek zorunda biraktilar.

Bu konu cok boyutlu bir konu olduguna inaniyoruz, soyle ki: Asimetrik Bilginin onemi hayatin her alaninda cok muhim. Bu ister vergi kacirma, ister ulke savunmasi, ister ikinci el arac alim-satimi, isterse marketten alinan bir sampuan olsun. Neden sampuan dedigimi, eger Turkiye'de original gorunumlu bir sampuan alipda, sacinizi yikarken bunun original bir urun olmadigi gorenler bilirler. Urunu size satan isletme sahibi muhtemelen urunun sahte oldugunu biliyordur, ama siz urunu geri goturdugunuzde o da "salak" marketciyi oynayacaktir. Ve muhtemelen tedarikcisine bayagi bir kotu soz soyleyecektir. Bu arada marketci hem daha ucuza aldigi, hemde original urun ile ayni fiyata sattigi malin arasinda yuksek kar oraninin keyfini surecektir. Bu arada o sampuani kullanan musterilerin buyuk cogunlugu "aman canim, ne olmus" diyerek sahtekarlarin ekmegine, tedarikci ve marketci, yag suremeye devam edecektir. Bu arada TQM, toplam kalite yonetimi, basarili olmanin en onemli sartlarindan birisi sizin tedarikcilerinizle kurdugunuz saglam iliskilerdir!! Tabii saglamliktan kastimiz ahbab-cavus iliskilerine dayali bir saglamlik degil!!

Konumuza donersek, asil onemli olan nokta, dost sayilabilecek ulkeler bile, bu konuda "geleneksel olmayan" yollara basvurarak bilgiye bir sekilde ulasmaya calisiyorlar. Ozelikle dunyadaki genel anlamda yasanilan genisleyici maliye politikalari, vergi toplayan kurumlarin bu tip anlasmalarla ve vergi gelirlerini arttiracak yollara tesvik ediyor.

Onemli olan diger bir nokta ise, bu isin ahlaki boyutu. Sizce bu islemler ahlaki mi? Hukumetler bu durumda kimilerine gore "hirsizligi" tesvik ediyor. Kimilerine gore zaten dolambacli yollardan "vergi kaciranlar" zaten ahlaki bir sorun olustuyorlar, ve genel kamu idareleride vergisini duzenli odeyen siradan mukelleflerin haklarini korumali. Tabii bu yorumlari sahipleri, bu isin icindekileri ile olan cikar iliskilerine gore, yada politika duzlemlerindeki yerlerine gore yorum yapiyorlar. Ornek olarak Isvicre Bankacilar Birligi'nin yayinladigi bildiride, Alman hukumetinin bu calinti bilgileri almasini kinadilar. Ve bu satin almanin, ilerideki iliskiler icin faydadan cok zarar getirecegini soylediler. Masanin diger tarafinda olan Merkel ise, Almanya Basbakani, "bu bilgiler eger Alman hukumetinin vergi kaciranlara karsi acmis oldugu savasa yardim edecekse, bu bilgileri almak bizim hedefimizdir" diye bir aciklama yapti. Bir tarafta milyar dolarlik fonlari yonetenler, yani para muslugunun basindakiler, diger tarafta hukumetler var.

Kisa bir bilgi notu daha vermek istiyorum: Amerikan Kongresi 2009'da onayladigi bir yasa ile, bu tip durumlarda vergi kacakciligini ihbar edenleri tesvik etmek icin, yapilan ihbarin yuzde 15 ile 30'u arasinda ki bir orani muhbire veriyor. Ve muhbirin bu bilgileri nasil elde ettigini umurunda bile degil.

Maliye'nin de Isvicreliler ile hesaplar uzerinde bir anlasma yapmaya calistigindan haberim var. Bence Sayin Mehmet Simsek, Isvicreli yetkilere bosuna guvenmesin, bulabiliyorlarsa bir muhbir bulsun ve ve pazarliklarda ellerini guclendirsinler. Gordugumuz gibi bilgi guvenligi artik buyuk problem.

Hepinize iyi gunler dilerim. Read More!

Bosanma Oranlari: Amerika vs. Turkiye

Amerika'da farkli egitim ve farkli irklar -ozellikle beyaz ve siyah- arasinda bosanma ve evlilik trendlerini inceleyen bir arastirma yayinlandi. Arastirmaya gore, lisans duzeyinde egitim almis kadinlarin bosanma orani, daha az okul egitimi almis kadinlara gore daha az cikti. Arastirma 1950-2008 yillarini kapsiyor. Ozellikle 1950'li yillarda lise ve daha az egitimli kadinlarin %93'u ,universite mezunlarinin ise %74'u 40 yasina kadar evlenmis. Daha sonra 1980'e kadar bu sayi sirasi ile %96 ve %92'ye cikmis-egitimli kadinlardaki trend artisi daha belirgin- Fakat 1980'den sonra gunumuze kadar bu sayi %81 ve %86'ya dusmus, sirasiyle. Bu arada bu oranlar soz konusu erkekler olunca tem tersi oluyor! Egitimli kadinlarda evlenme oranindaki dusus biraz daha az olmus. Bunun sebebi ne olabilir? Egitim duzeyinin evliligin korunmasina yardimci midir?

Arastirmacilara gore fark suradan geliyor: evlilige karsi degisik egitim gruplarina mensup bireyler arasinda farklar var. Lise ve daha az egitimi olanlarin -erkek ve kadin, ikiside- %20'si icin evlilik "finansal acidan bir guvenlik" araci olarak goruluyor, universite mezunlarinda bu oran %6.

Bende yaziyi biraz daha zenginlestirmesi ve "bizden" kilmasi icin biraz arastirma yaptim, bulgular sunlar; Turkiye'de kadinlarin evlenecekleri insanlarda aradiklari ilk ozellik su: %95 oraninda(18 yas uzeri ve ankete yanit veren insanlarin) erkegin bir isinin olmasini istemisler. Ankete yanit veren kadinlarin, erkegin kendilerine asik olmasi secenegine %90 oraninda evet diyerek, onem sirasinda ikinci sirayi vermisler. Ayrica kadinlar "aile yapilarinin benzerligi" konusunda ise %87 oraninda evet demisler ve ucuncu siraya bu ozelligi yerlestirmisler.Burada birsey belirtmek istiyorum, ki bence bu bizi Amerika ya da diger Bati toplumlarindan ayiran ozelliklerden biri, Amerika ozellikle sosyal yapisi itibari ile, farkli olmayi aile evliliklerinde cok normal karsiliyor. Basit bir ornek, Baskan Obama'nin babasi Kenya'dan, annesi taa Amerika'nin ortasindan, Kansas, bir beyaz kadin ve bu evlilikte 60'li yillarin Amerikasinda olmus!!! Bizim ulkemizde ailelerin anlasabilmesi gercekten onemli sayiliyor ve evliligin sagligi acisindan bir gosterge olarak aliniyor. Yine kadinlar erkeklerin ilk evliligini yapiyor olmasi konusunda %79 oraninda onem atfetmisler. Erkegin kadindan daha yuksek gelire sahip olmasina, kadinlar %56 oraninda evet demisler. Erkegin yakisikli olmasi ise %43 ile altinci sirada. Yine erkegin kadindan daha yuksek egitimli olmasi konusunda da %43 orani cikmis, kadinlardan.

Erkeklerde, kadinlarin onlara asik olmasini %90 ile birinci siraya koymuslar. Gercekten romantik bir cevap, genelde elestiri alan Turk erkekleri icin guzel bir sonuc. Erkekler, kadinin ilk kez evleniyor olasi icin %86 ile aradiklari ozellikler listesinde ikinci siraya koymuslar. Aile yapilarinin benzerligi ise %81 ile ucuncu sira aliyor, erkeklerin onemle aradiklari arasinda. Kadinin guzel olmasi, onemli mi, yoksa degil mi sorusuna ise %59 oraninda, evet onemlidir demis, erkekler. Kadinin bir ise sahip olmasi onemlidir diyenler ise %36 oraninda. Erkeklerin %30'u ise, kadinin geliri az bile olsa, az saat calisiyor olmasina olumlu yaklasmislar. Kadinin egitim seviyesinin, esine gore yuksek olmasi onemlidir diyen erkeklerin orani ise %17 oranina ulasmis. Esimin benden daha yuksek gelire sahip olmasi onemlidir diyen erkeklerin oranida %14 ile az sayilmayacak bir rakam.

Ulkemizdeki bosanma sebelerinde ise su sonuclar var: kadinlar, sirasiyla, aldatma %32, sorumsuzluk&ilgisizlik %21, dayak&kotu muamele %17, icki-kumar aliskanliklari %12 ile sebeblerini siralamislar. Erkeklerin bosanma sebelerinde ise su sebebler var: %35 ile aldatma yine ilk sirayi aliyor. Ikinci sirada sorumsuzluk-ilgisilik %20 olarak verilmis. Ucuncusu sirada "diger" sebebler gosterilmis, arastirmada bu sebebler verilmemis, herhalde daha kisisel nedenler var. Ama benim kendi kisisel gozlemlerim sunlar, erkegin evliligin baslangicina gore daha zenginlesmesi ve yola beraber basladigi insani artik begenmemesi, evliligin baslangicinin zayif olmasi gibi. Neyse dorduncu sirada kadinlarin erkegin ailesine karsi saygisiz davranmasi %14.5 ile geliyor.

Genel olarak ulkelerde kadinin is gucune katilimi arttikca, bosanma oranlari artiyor. Artik insanlarin da tahammul seviyeleri azaldi, benim cocuklugumda ilkokulda iken, ki ben genc bir insanim, hic annesi babasi bosanan bir arkadasimiz yoktu, ya da biz oyle biliyorduk. Ama simdi cevremde bosanmaya baslayan insan sayisinda ciddi bir artis var.

Yine ulkemizdeki arastirmalara gore: bosanma orani ozellikle 6 yil ve uzeri olan evliliklerde artiyor. Ozellikle 6-10 yillari arasindaki her yuz evliligin 21.5'i bosanma ile sonuclaniyor. Ve 16 yil ve uzerinde bu artis orani %23'e ulasiyor.

Simdi bu konu uzerinde neden durduk? Ekonomi kelimesinin kelime koku, eski Yunancadaki bir kelimeden geliyor. O kelimenin anlami da su: ev islerini yoneten kisi. Yani aileyi anlamak, aileyi olusturan kisileri, sebebleri bilmek, ya da onu sonlandiran nedenleri bilmek ekonomik karar alicilarin, sirket yoneticilerin karar kalitesini yukseltebilir. Herkese uzun omurlu ve mutlu evlilikler dilerim. Read More!

Yukselen Enflasyon Ortaminda Nasil Yatirim Yapilir

Amerika’daki onemli hedge fund yoneticilerinden birisi olan Howard Marks kendi yatirimcilari icin yayinladigi mektupda Amerikan ekonomisindeki canlanma konusunda endiselerini belirtti. Howard Marks genelde kotumser bir tahminci olarak taninir. Bizim icin onemli olan nokta, kendisinin yaptigi analizlerin derinligi ve yonettigi fonun yatirim stratejilerinden birsey ogrenip ogrenemeyecegimiz.

Hedge foncu Marks hukumetin uygulamaya koydugu kurtarma paketi ve faizlerin dusurulmesi ile uygulanan gevsek para politikasinin sagladigi yararlari su an icin kabul etmekle birlikte, Amerikan ekonomisindeki talepin tekrar ve saglikli bir trend’de canlanabilmesi icin gerekli yapisal ortamin hala saglanmadigini belirtti. Hukumetin ekonomiyi canlandirmayi yavaslattiginda, ve faizleri yukseltmeye basladiginda asil tehlikenin ortaya cikacagini soyluyor. Cunku Amerikan ekonomisinin temel tasi olan tuketici harcamalarinin kriz oncesi seviyelerine gelmesi uzun yillar alacak. Yazinin devamini buradan okuyabilirsiniz.

Peki enflasyon ortaminda nasil bir yatirim stratejisi belirlemeliyiz. Oncelikle butun yatirimcilar icin, gerek milyon dolarlik bir fon yonetin, gerekse cok calisarak olusturdugunuz birikimlerinizi yatirima donustururken ilk yapmaniz gereken planlama yapmak: Oncelikle “amacinizi” belirleyin. Yatirima yonelttiginiz bir paraniz var sonucta. Amaciniz neler, yatirimlarinizdan beklediginiz getiri ne kadar? Belli bir gelir akimi mi bekliyorsunuz yoksa yatirimlariniz degerini enflasyona karsi –ki yazimizin konusu bu- korumak mi istiyorsunuz. “Cok para kazanmak” mi amaciniz? At yarisi oynayan ya da cok buyuk ikramiyeli piyango oynayan arkadaslarima da neden bunu yaptiklarini sorundugumda da bana ayni sekilde yanit vermislerdi, “cok para kazanmak”. Ne zaman bu lafi duysam biraz urkmem ondan dolayi. Sonucta blog okuyucularinin birikimlerini uzun yillar ve nice emeklerin sonucunda biriktirdigini dusunuyorum. Planlamanin ikinci asamasi “kisitlar”. Kaynaklarimiz kisitli, zamanimiz ve paramizda oyle. Diger adim“risk tercihleriniz”. Risk tercihiniz simdi belirtecegim hususlarin bir fonksiyonu olarak dusunebilirsiniz. Ailenizden kalan bir varlik var mi, iyi bir geliriniz var mi, yasiniz, ne kadar nakitiniz var gibi. Mesela genc insanlar, yaslilara gore daha riskli yatirimlara yonelirler. Hatta kadin yatirimcilar, erkek yatirimcilara gore daha az risk alirlar, ki bu bilimsel bir verdir. Butun bunlarin isiginda belli bir zaman cercevesine bagli olarak “gercekci” bir amaciniz olamali.

Evet simdi siz butun bunlari yaptiniz bizde simdi hep beraber enflasyon ortaminda yatirim yapilabilecek varlik siniflarini belirleyelim. Bu arada biz de TR’de 2010 yili enflasyon beklentimizi %8 olarak belirtiyor ve ona gore onerilerimizi soyluyoruz.

· Enflasyona endeksli devlet tahvili alabilirsiniz. Mesela TR’de 15 Subat 2012 tarihli olani su an %3 civarinda reel faiz oduyor. Bir digeri, 14 Agustos 2013 tarihli olan kagit ise %3,55 faiz oduyor

· Dalgali, degisken faizli borc senetlerine de yatirim yapabilirsiniz. Gosterge faizleri degistiginde sizin elinize gecen faiz odemesi de yukselecektir. Faizler neyi izliyordu?

· Altin alin. Gecen yazimda belirttigim gibi, John Paulson ve David Einhorn gibi akilli fon yoneticileri, Altin’a cok ciddi miktarlarda yatirim yapiyorlar. Bunu yapmalarinin sebebi, sadece Altin yukselecek ben de kar edecegim diye degil, ellerindeki portfoyu enflasyon riskine karsi korumaya almak. Yani bir “amac”lari var. Ornek vermek gerekirse Paulson’un yonettigi fonun Altinla ilgili yatirimi $4.3 milyar dolara ulasti! Sadece enflasyon riski degil, Altin'i artik bir “rezerv para” olarak gormeye basladilar. Diger para birimlerininde artan devaluasyon riskini de bu yatirim kararinda etkili.

· Emtia, enerji ve gayrimenkul yatirimlari da mantikli. Cin ve ozellikle Asya’da gelen guclu GDP buyumesi, petrol, demir-celik, gemi yapimi,enerji, ve emtia yatirimlarinin cazibesini arttiyor. Ozellikle Cin’deki ulastirma ve insaat yatirimlari-gerek Cin hukumetinin inanilmaz boyuttaki canlandirma paketi, gerekse Cin’deki tuketici kredilerinin gevsekligi- bu gorusumuzu destekliyor. Bu alanlardaki endeks fonlarina yatirim yapabilir, iyi bilinen uluslararasi madencilik firmalari ve emtialari ihrac eden firmalara yonelebilirsiniz. Tarimsal urunlere olan yatirimi da dusunulmeli, cunku nufus artiyor, arz o kadar artmiyor. Zenginlesen Asya’da, orta sinif protein zengini yemekler yemege basladi. Turkiye’de zaten ben bildim bile sut ve et fiyatlari hep yuksek olmustu. Boyle giderse uzun yillar da olmaya devam edecek, gercekten bu duruma cok uzuluyorum. Milletin cocuklari sutu cok miktarda tuketirken, bizde sut hala cok pahali, icilemiyor. Gayrimenkul de her zaman degerlendirilmeli. Bir kere kiradan kurtulamadiysaniz, kesinlikle ev almaya calismak geleceginiz ve aile mutlulugunuz icin cok muhim.

· Yabanci pazarlar, yine tabii ki Cin, Brezilya, bazi Avrupa hisse senetlerinin agirligini yukseltebilirsiniz. Cunku bu pazarlardaki buyume daha hizli ve guclu olacak. Amerika’nin sikintilari cozmesi zaman alacak.

· Mesela, artan maliyetleri musterilerine yansitabilen, yani urunlerine veya hizmetlerine olan talebin fiyat esnekligi az olan firmalarin hisselerine yatirim yapmak iyi bir tercih olur.

· Paranizi faizler yukselene kadar da gecelik faizde bekletebilirsiniz, faizler yukselince yatiriminizi yaparsiniz. Bu da bir yatirim seklidir.

· Uzun donemli devlet tahvillerinden cikarak, kisa donemli tahvillere yonelebilirsiniz.

Her ne kadar yukarıdaki tavsiyelerin çoğunluğu Amerika için geçerli olsa da, bir gün Türkiye’de de yatırım alternatifleri çoğalacak. O zamana kadar ise elimizdeki enstrümanlar ile yetinmek zorunda kalacağız. Read More!

Finansal Aktivist- David Einhorn

Ekonomiturk blogunda daha oncede bahsettigimiz hedge fon yöneticisi, finansal aktivist David Einhorn yine yatirimcilarin dikkat ile takip etmesi gereken adimlar atiyor. Kendisi bizim icin onemli bir uzman, cunku kendisinin kurdugu ve yonettigi Greenlight Capital Fonu, fonun son donem raporlarina gore, baslangic yili olan 1996’dan beri kumulatif olarak 1,397%, yillik olarak da 22% getiri elde ettiler. Ustelik bu performansi butun aidatlar ve giderler dusuldukten sonra sagladi. Bu David’in yonetimindeki uc ayri fonun birlestirilmis performanslari. Ayni donem benim hesaplamalarima gore S&P, gosterge endeksimiz, ise senelik yaklasik 9.20% (temettu dahil) bilesik yillik getiri elde etmis!! Simdi denilebilir ki, adam riskli yatirim araclarina yatirim yapiyor, dogal olarak getirisi de ayni oranda yuksek olabilir. Kendisinin elinde tuttugu portfoy, S&P 500’dan daha az riskli, “hedging”i de bu nedenle yapmiyor mu? Yani hem daha az riskli bir yatirim portfoyu tutup, hem benchmark endeksini “yenebilmek” bir basaridir.

David Einhorn, Greenlight yatirim fonunun kurucusu ve baskani, iyi bir poker oyuncusu, hatta o kadar iyi bir poker oyuncusu ki bir oyunda kazandigi $650,730 dolari Parkinson hastalari icin kurulan unlu bir dernege bagisladi. Kendisi basarili bir fon yoneticisi ve ayni zamanda bir activist. Soyle ki 2002 yilinda, David bir aciklama yaparak Allied Capital’in, orta buyuklukte bir finans kurumu, uc kagitcilik yaparak Amerika’daki bir hukumet ajansi olan kucuk –orta boy isletmeler yonetimini, SBA, aldattigini ve en dolayisi ile de vergi veren halki aldattigini soyledi. Tabii sirkette onu manipulasyon yapmak ile sucladi. SEC, Amerikan Sermaye Piyasasi kurulu, devreye girdi. Konu hala tam olarak netlik kazanamadi. Editor’un bahsetmis oldugu Fooling Some of the People All the Time, bu konu ile alakali. Lehman Borthers batmadan aylar oncede, sirketin kagitlarindaki CDO’lar gibi radyoaktif elementlerin, toksik kagitlarin zararlarinin dogru durust yazilmadigini soylemisti. Ve sirketin hisselerini elinden cikarmisti. Yani ilginc bir kisilik.

Greenlight Capital’ın bu ay yatırımcılarına gönderdiği ve faaliyetlerinin özetini içeren mektubu ele geçirdik.  Greenlight’in su an icin portfoyunde tuttugu yatirimlari ve ayrica 2009’un son ceyreginde fonun portfoyunde yaptigi degisikleri sunlar: GreenLight’in hali hazirda acikladigi ve long posizyonda tuttugu yatirimlar, Arkema, Boston Scientific, CIT Group, Ford Motor Company debt, Gold, ve Vodafone. Ozellikle 2009’un son ceyreginde Boston Scientific(BSX), medical gerec ureticisi, Delta Lloyd(DL), Hollanda merkezli genel ve saglik sigortasi saglayicisi ve bankacilik alaninda, ve son olarak Turk halkinin da yakinda tanidigi Vodafone Group(VOD), dunya capinda yatirimlari olan kablosuz iletisim operatoru, gibi sirketlerin agirligini arttirarak, bu sirketlerin fiyatinin yukselecegi yonendeki inancini gostermis oldu.

Editörümüzün tavsiyesi üzerine biz Einhorn’un sözlerini hisse tavsiyesi olarak alıp iki şirketten bahsedeceğiz. Einhorn Vodafone şirketinin Verizon Wireless’ın %45’ine sahip olduğunu ama Verizon Wireless’ın kazançlarının kendine düşen payını muhasebeleştirmediğini, o yüzden de analistlerin Verizon Wireless’ı göz ardı ettiğini belirtiyor. 2010’un ortasında Verizon Wireless’ın hissedarlarına temettü dağıtmaya başlayacağını beklediğini söyleyen Einhorn, o zaman Vodafone’un da %50’e varan bir prim yapabileceğini belirtiyor. Vodafone hem Londra’da hem de New York’ta işlem görüyor. Einhorn 138 pence fiyat ödeyerek VOD almış, Editörümüz de Cuma günü 135 pence civarına karşılık gelen bir fiyattan almış. Hisseler Cuma günü New York’ta $21.55’den kapandı. Elinizi çabuk tutarsanız Einhorn’dan daha ucuz fiyata bu hisseyi alabilirsiniz.

Einhorn ikinci olarak da Hollandalı Delta Lloyd (DL) isimli sigorta şirketini önermiş, Hollandalı okuyucularımız veya Hollanda’da işlem yapabilen kişiler Einhorn’un bu şirket hakkındaki yorumlarını okusunlar.

Peki Greenlight bazi long pozisyonlar aldigina gore, bazi pozisyonlarda da short’a cikmis olmasi lazim. Son ceyrek boyunca, “dog” diye tabir edilen, hem yasli endustrilerde olan hemde pazar payi ufak olan, sirketlere olan yatirimini azaltti. Bu sirketler sunlar: Criteria Caixa, Echostar Holding Corp, Nokia OYJ, Nyrstar , IHOP Framchising ve International Bancshares Corp.

Peki madem bu David Einhorn bu kadar akilli, o zaman onun atmis oldugu adimlari izlemek bizim icin de faydali olabilir. 2010 yilina iliskin fonun yatirim stratejisi su yonde: fon oncelikle muhafazakar durusta olacak, cunku cizilen butun pembe tablolarin sanildigindan biraz daha karamsar olacagini dusunuyorlar. Her ne olursa olsun, fonun portfoyu daha sabit ve ekonomideki dalgalanmalardan az etkilenecek sirketlerde yonelecek. Demin de belirttigimiz gibi, ekonomik calkantilardan ciddi olarak etkilenen sirketlere agirliklarinida dusurup, ya da tamamini ile elden cikaracaklar.

Ayrica fon iyi getiri elde ettigi borc enstrumanlarindan yavas yavas cikip, hisse senetlerine yonelecekler. Bu karar da yoksa FED’in faizleri artik yavas yavas yukseltecegine karsi olan inanclari mi etkili yoksa bu kağıtların getirilerinin önümüzdeki dönemde düşeceğini mi düşünüyorlar? Birde altin’a yonelik bir çok yatırım yapmışlar. Acaba onumuzdeki donemde enflasyonist bir bekleyis mi var? Yoksa bazi ulkelerin (baş harfi Japonya ve Amerika) borclarini odemede sikinti yasayip, ortaligi bulandiracaklarini mi dusuyorlar? Bu konudaki görüşlerini öğrenmeniz için geçen sene gönderdikleri mektupları bulup okumanız gerekecek, ya da zamanla biz size aktaracağız.
Read More!

Bernanke’nin ikinci Dönemine karşı Direniş

Bernanke’nin 31 Ocak’ta sona erecek olan gorev suresi, ikinci döneme geçemeyebilir. Obama yonetimi FED başkanı Bernanke’nin tekrar secilmesini saglamaya calisirken, bu konuda Cumhuriyetciler ve Demokratlar arasindaki popülist yaklaşımlar da belirginlik kazanmaya basladi.

Ben Bernanke, Amerikan hukumetinin uygulamaya koydugu kurtarma paketinin baş mimarı ve ayni zamanda krizin olusumuna ön ayak olan politikalardan da sorumlu olarak görülürken, kendisinin yeniden secilmesini saglayacak desteği de zayiflatti. Demokrat Parti icinde kendisini destekleyenler de, bu noktadan itibaren Bernanke’nin tekrar secimini konusunda karsit gorus bildiriyorlar.

Amerikan Kongresindeki yaygin soylentiye gore, sayilari gittikce artan sayidaki senatorlar Bernanke’nin secimini veto ederek, kendi secim bolgelerindeki secmenlerin kurtarma paketi uzerinde duyduklari tepkileri anladiklarini gostermek istiyorlar. Butun bu soylentilerin akabinde, Dow Jones endeksi Cuma gununu, uc gunluk cokusunu surdurerek, yatirimcilar icin yuzde 5(beş) deger yitirerek kapatti. Ayrica Dow haftayi gecen yilin Kasim ayindan beri gordugu en dusuk degerden kapatti, 10,172.98.

Gun sonunda, Kongre’deki cogunluk lideri olan Nevada Senatörü Harry Reid yayinladigi aciklamada, gerek kendi partisi olan Demokratlarin icinde gerekse bazi Cumhuriyetcilerin de destigini alarak, Bernanke’nin yeniden secilmesi icin gerekli 60 oyun toplanarak olusan kordugumun acilabilecegini belirtti. Butun bunlarin yaninda, Reid Bernanke’den orta-sinif Amerikalilarin krizden çıkışını hızlandiracak kredi akışının hızlandırılmasını isteyerek ona olan desteginin de şartlarını kamuoyuna gosterdi.

Daha once Baskan’in atadigi hic bir Fed Baskani Kongre’den veto yemedi, teamullerin cok guclu oldugu Amerikan Siyasetinde bunun dikkate alinacagini dusunuyoruz.

Cumhuriyetci başkan G.W Bush tarafından 2005 yilinda önerilen ve Cumhuriyetci olarak bilinen Ben Bernanke’nin seçilememesi Fed’de Obama tarafindan Demokrat kökenli bir başkanın gelmesi ile sonuçlanabilir ki bu Cumhuriyetciler acisindan yine kötü bir tercih olacak. Demokratlarin ülkenin en solcu eyaletlerinin başında gelen ve 50 yıldır solcu senatör seçilen Massachusetts’deki kritik Senato secimini Cumhuriyetcilere kaybetmesinden sonra, Baskan Obama’nın acikca destekledigi ve guvendigi Bernanke’nin secilmemesini politik acidan kendisi ve partisi icin kabul edilemeyecek bir durum olusturabilir.

Demokrat partililerin gectigimiz hafta yasadigi secim yenilgisi, halkin Wall Street’e ve buyuk bankalara karsi olusturulan kurtarma paketine duydugu ofkeyi gormeleri ve hissetmeleri acisindan bir erken uyari oldu. Bu nedenle hem onlar, hem de bazi Cumhuriyetciler kendi secmenlerine mesaj yollamak amaciyla Bernanke’nin ikinci donem secilmesine karsi cephe olustuyorlar.

Bizim kendi gorusumuz, butun tepkilere ragmen Bernanke’nin arkasinda Senator Dodd, Senato Bankacilik komitesi baskani, ve etki gucu yuksek olan Cumhuriyetci senatorler Judd Gregg, Lamar Alexander’in destegi var. Zaten biraz once de belirtigimiz gibi Bernanke Cumhuriyetciler tarafindan atanan birisi, ayrica Baskan Obama’nin da kendisine olan guveni tam. Son olarak Wall Street de Bernanke’yi destekliyor. Sonucta kurtarma paketleri, Bernanke’nin akademik kisiligi piyasalar tarafindan sevilmesi icin yeterli sebebler. Ayrıca Amerikan Anayasa Mahkemesinin sirketlerin politikacilarin secim kampanyalarini destekleme hakkini korumasi yonundeki son karari da not edilmeli. Cunku Wall Street’in secim kampanyalarina yaptigi yardimlar, politikacilari Bernanke’yi bir kez daha dusunmeleri konusunda zorlayacaktir.
Read More!