Cuma, Temmuz 10, 2009
Ekonomix Turkiye'ye Gelmiş, Dumur Olmuş
Ekonomix, benim icin degerli bir ekonomist. yalın, basit ve carpıcı bir dusunce denklemi var, fakat bazı noktalarda cakısıyoruz. cakıstıgımız noktalardan biri de gecen gun yazdığı "Ekonomix Turkiye'ye Geldi, Dumur Oldu" yazısı.
1 paragrafı var ekonomix'in 2 ye ayırıyorum paragrafı once katıldıgım kısmı : "AKP is turban konusuna gelince "liberal" is topsakalli kot pantalonlu muhendisin vali karsisinda konusmasina gelince "statukocu". Sigarayi zararli oldugu veya cevredeki insanlara zararli oldugu icin degil, kendi inanclarina gore gunah oldugu icin yasaklayan bir zihniyete sahipler. Ayni kisiler resit olmayan bir kiza tecavuz eden "kendi" gazetelerinde yazan bir irz dusmanini korumak icin binbir turlu numarayi cevirmekten de geri durmuyorlar."
katılmadıgım kısmı: "Ben burada 4 senedir, devleti kucultelim, piyasalari serbestlestirelim, halka dogrulari soyleyelim turunde sozler sarfediyordum. Koyun can derdinde, kasap et derdinde. Kaldigim sehir Amerikan zombi filmlerindeki gibi turbanlilar tarafindan istila edilmis. Normalde isteyen istedigini yapsin, ister basina ister baska tarafina taksin bana ne diyecegim durum ama kazin ayagi oyle degil. Ben liberal degilim ki AKP'nin bu numaralarina kanayim."
birkere eger "ozgurlukcuyum ben" diyorsan, bu "zombi" benzetmesi ne! Kişiye kızmak başka AKPnin icraatlarına kızmak başka. kişi özgürdür ve istediğini giyer, sen bu giyim ortamını zombi filmlerine benzetiyorsan orda sorun var demektir. İkincisi, AKP'nin kendini "muhafazakar" bir parti olarak tanımladığını bilmeyen yok. şimdi bu adam bu konularda cifte standart yapıyor. ve bunu kimse gormuyor oylemi! Son secim sonuclarını cabuk unuttun sevgili Ekonomix. bizim halkımız anlamadığı hersey hakkında konusmayı cok sever, ama y.dısındaki ortalama bir bireye gore en iyi anladığı sey siyaset ve siyasetcilerdir. herkesin notunu hemen verir.
ha birde diyorsun ki: "Gecen sene sonunda Anayasa mahkemesi, iki sene once Cumhurbaskanligi engellerinin de elimine edilmesinden sonra geriye kala kala bir tek Turk ordusu kaldi." Sevgili Ekonomix, bu ulkeyi ordunun değil, benim dedelerimin kurdugunu sana hatırlatmalıyım. sonra dedelerimiz orduyu kurmustur! ordu da sistemi koruycam diye mahvetmiştir. olay bundan ibarettir.
diyorsunki: "AKP hala mazlum rolune soyunuyor ama o noktayi coktan gectik. Onunde tek engel olarak Turk ordusu kalan AKP onu da elimine edecek gibi gorunuyor. Ondan sonra gelsin Erdogan'in diktatorlugu" yani sen buna gercekten inanıyormusun. Erdogan diktatorce davrandıkca oy kaybediyor zaten, zaman diktatorluk degil, şeffaflık, paylaşım ve ortak aklın one cıkartıldıgı bir zaman. Erdogan'da buna zıt giderse silinir gider. Adamın yapısı ve ugrastigi Ergenekon gibi bir ... kuyusunun acık kapalı tehdidi yuzunden iktidarı suresince 20 yıl yaşlandı zaten. birde dusunmek icin bir kanada kaymaya gerek yok. birşeyin antisi olarak takdim etmeye gerek yok kendini.
[2 hafta boyunca burada olmayacagım, herkes sağlıcakla kalsın]
Lucas, Prescott, Küresel Kriz ve Türkiye
Lucas diyorki, Friedman’ın da belirttiği gibi 1929 krizinde FED para arzını kısarak krizin süre ve şiddetini artırmıştır. Bununla birlikte FED genişleyici para politikası izlemiştir. Örneğin, 2008’in 8. ayından 2009’un Şubat ayına kadar M1 % 24, M2 % 15 artmıştır. Bu nedenle ABD ne 1930’lu yılları nede Japonyanın kaybettiği 1990’ları yaşıyacaktır. Diğer bir deyişle, Büyük Bunalımdan öğrenilmesi gereken 1. ders öğrenilmiştir. Ha peki ne yapılmıştır (ki bu bizim 2.dersimiz) uzun dönemli büyümeye zarar veren maliye politikası kullanılmıştır. Nitekim ABDde de bir iyileşme henüz söz konusu değildir. Bu müdahaleler ekonominin trend büyümesine (grafikteki kırmızı çizgi) dönmesini de geciktirmektedir .
Peki Turkiye icin ne dedi Lucas amcamız. ABD’de başlayan kriz tüm dünyayı etkilemektedir, Gelişmekte olan ülkeler güçlü büyüme oranlarına sahip olsalar bile, gelişmiş ülkelere göre daha değişken (volatilitesi yüksek) büyüme oranlarına sahiptirler ve Türkiye’de bu gruptadır. Önemli olan temel noktalara odaklanmaktır. Bu kriz geçici bir geri gidiştir, fakat bu durum gececektir. Önemli olan uzun dönemli büyümeyi tehdit eden politikalardan kacınmaktır.
Kısaca şöyle, Lucas TR icin özelde pek birsey söylemedi ama acıkcası ben de bunu beklemiyordum. Adam koskoca bir iktisat teorisi oluşturmuş, genel doğrular oturtmuş özellikle büyüme ile ilgili. Ve bize de diyorki ABD para politikası açısından doğru bir adım attı ama maliye politikası gelecekteki büyümesine zarar verecek nitelikte. Siz yüksek büyüme potansiyeline sahipsiniz bu nedenle ABDden bile daha dikkatli olmalısınız maliye politikası konusunda.Peki reel konjonktür okulunun önderlerinden 2004 nobel ödülü sahibi Prescott ne dedi. Öncelikle aynı şeyi dedi, hadi ordan bu kriz 1929 krizinin yanından bile gecmez. İkinci olarak, teorinin para politikasının ve maliye politikasının reel etkilerinin abartılmaması gerektiği yönünde olduğunu belirtti. Başka ne dedi. ABD’nin 1960 ve 1995-2000 büyümesinin teknology-driven olduğunu ve 1980’lerdeki genişlemenin ise vergi kesintilerine dayandığını söyledi.
Şimdiki krizin faturası, kurtarma operasyonları nedeniyle ABD vergi ödeyicisi tarafından yüklenmekte. Bunun anlamı gelecekteki yüksek vergi oranları ve bugünkü üretimin zarar görmesi. Bu nedenle prescott ABD’nin stimulus planını “depressant plan” olarak isimlendiriyor. Bu noktadan sonra benim de önem verdiğim bir noktaya geliyor. Avrupa’da 1970’lerde marjinal efektif vergi oranının % 40 olduğunu, bugun ise bu oranın % 60’lara cıktıgını belirtiyor. Avrupalılar 1970’e göre bugun aynı miktarda calısmalarına ragmen daha yuksek oranda vergi ödemekteler. Prescott bunu desteklemek icin aşağıdaki grafiği kullandı. Yani ABD vergilerini % 40’dan % 60’a çıkarsa da vergi gelirlerinde kayda değer bir artış olmazken, kişi başı gelirde azalma söz konusu.
Peki sonucta Turkiye ne yapmalı:
* Verimliliğini artırmalı.
* daha açık, rekabetçi olmalı
* daha düşük marjinal vergi oranlarına sahip olmalı, çünkü bu durum kayıtdışı ekonomiyi küçültürken, daha verimli olan kayıtlı sektörü büyütüyor. Ve İstihdamı artırıyor.
peki ben ne diyordum. TR de genişleyici para politikasını Merkez iyi yonetiyor, faiz indirimlerinin zamanlaması ve ölçüsü yerindeydi. maliye poltiikası ise, kötü yönetiliyor. ucu acık, belirsiz ve herhangi bir orta vadeli cerceveye sahip değil. bilen biliyor ben devletin harcama artırıcı onlemler yerine, maliye politikasında vergi indirimlerine gitmesini daha uygun buluyorum.
ha birde sunu eklemem lazım. salonda cok sey bildigini sanan marx kalıntıları bircok fosil vardı. kimi akademisyen, kimi aydın(!), kimi bilmem ne bela. hepsinin bakısları ustten ve aman siz mi nobel aldınız ne varki bunda diyen turdendi. onlara gore devlet(fakir halk) onları sırca kosklerinde yedirip icirmeye devam etse, işciler haklarımız diye bağırsa, sendika patronları son model arabalarına binse cok daha iyi olacak hersey. Buna karsın, toplantıdaki Turkiyeli iktisatçılarımızın (Ayşe-Selahattin İmrohoroğlu, Kamil Yılmaz gibi) ve ayrıca diğer yetişen genç kaliteli iktisatçılarımızın dünya iktisat literatüründe gittikçe daha fazla yer aldıklarını görmekte insanın icini bir nebze olsun rahatlatıyor :)
Perşembe, Temmuz 09, 2009
Tam da münazaralık bir konu!
Bugünkü Hürriyet'te şu habere rastladım.
Bir yandan markalaşmanın ne kadar zor olduğunu, dünyadaki ünlü markaların bile zor duruma düştükleri bir dönemden geçtiğimizi, tasarlanan otomobilin önümüzdeki dönemde dikkat çekebilecek ekonomik bir tasarım değil de spor araç olduğunu düşününce beyhude bir çaba harcandığını düşünüp, üzülmek mümkün.
Öte yandan birilerinin böylesi bir hayal kurup onu hayata geçirme cesareti gösterebildiğine de sevinmek mümkün.
%100 yerli söylemi de kafamı kurcalamıyor değil. Akü falan tamam, yıllardır çok başarılı yerli üreticilerimiz var. Motor ne pekiyi? Tasarımı kendimize ait bir motor yapmaya kalktıysak, aklımıza şaşayım. Küreselleşen dünyada hiçbir komplike şeyin tamamını, tüm parçalarını yerli üretmeye kalkmak efektif olmaz ki...
Sizce?
Çarşamba, Temmuz 08, 2009
Bahşişi nasıl bırakırsınız?
Malum yazın dışarıda daha fazla yemek yeniyor. Bu yemekler esnasında bazı arkadaşlarımın bahşişi de kredi kartı ile ödediklerini fark ettim. Garsona "şu kadar bahşiş ekle öyle çek" diyorlar. Amerika'da da bunun yapıldığını biliyorum ama gerçekten o bahşiş bize hizmet eden garsona gidiyor mu yoksa işletme sahibi bir kısmını cebe atıyor mu diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Ben kredi kartıyla ödeme yapsam bile bahşişi nakit bırakmayı tercih ediyorum. Zira ben bahşişi yapılan servis için öderim. Servis kötüyse sırf adet yerini bulsun diye bahşiş bırakmam fakat servis çok iyiyse cömert bir bahşiş bırakırım. Bu konuda tutumlu davrandığımı söyleyemeyeceğim zira garsonlar tüm gün ayakta koşuşturuyor ve küçük ücretler karşılığı belki de kayıtdışı çalıştırılıyorlar. Üstelik kaba müşterilerle muhatap oluyorlar ve hak etmedikleri muamelelere maruz kalabiliyorlar. Bu koşullarda çok iyi yapılan bir servise cömert bir bahşiş bırakmaktan yanayım. Sonuna kadar hak edilmiş demektir.
Zaten lokantada garsonları küçümseyen, onları azarlayan ve kendince etrafa hava atan müşterilere çok hayret ederim. İnsanın egosunu tatmin edeceği son yer lokanta olmalı. Adam önünüze yiyeceğiniz yemeği getiriyor, içine tükürmeyeceği ne malum? Bu yüzden değil elbet ama genel olarak nazik ve duyarlı davranmaktan yanayım. Sonuçta hepimiz insanız.
Siz bahşişi nasıl bırakırsınız? Bu sektörde deneyimi veya bilgisi olan varsa düşüncelerini bizimle paylaşır mı?
Salı, Temmuz 07, 2009
Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış...
Bugün şu habere rastladım. Fırat Pen'in sahibi ve Beşiktaş'ın eski yöneticilerinden Nevzat Demir, 10 yıldır Nokia 3310 telefon kullanıyormuş. Neden yeni telefon almadığını soranlara "o kadar zengin değilim" demiş.
Okuyucu yorumlarına bir göz attığımda bazılarının Nevzat Demir'i kutladığını bazılarınınsa cimrilikle, çapkınlıkla ve zevksizlikle suçladıklarını gördüm. Boş vaktiniz varsa yorumları okuyun ve eğlenin.
Benim esas dikkatimi çeken bu habere baktığımda 200'den fazla yorum yapılmış olduğuydu. Oysa bir gün önceki haberlerden bana göre daha önemli görünen "Gül'den kredi kartları yasasına onay" başlıklı habere sadece 15 yorum, "Otomotivin kalbi kriz öncesine dönüyor" haberine 3 yorum, "Enflasyonun nedeni vergi indirimleri" haberine ise 4 yorum yapılmış. Milletimiz bunnlarla ilgili söyleyecek bir şey bulamamış ama Nevzat Demir'in telefonu herkesi germiş.
Asgari ücretle çalışan ve her sene birkaç kez cep telefonu değiştiren ya da günde bir paket sigara içen birini ailesinin hayat kalitesini olumsuz etkilediği ve düşüncesiz davrandığı için eleştirebiliriz.
Eminim Nevzat Demir çoğumuz için lüks bir otomobile biniyordur ve çoğumuzunkinden daha güzel bir evde otuyordur. Yani adamın elindeki telefona bakarak hakkında hüküm vermemiz doğru değil. Kaldı ki, bu telefonu kullanmayı sürdürmek onun tercihi ve kimseye bir zararı da yok, o halde bizler kim oluyoruz da bunu eleştirme hakkını kendimizde görebiliyoruz? Nevzat Demir altın kaplama ve üstü pırlantalarla süslü bir yeni cep telefonuna 20,000 USD vermiş olsaydı bu sefer de israf ve görgüsüzlük diyerek kendisini eleştirmeyecek miydik?
Herkes imkanlari çerçevesinde olmak kaydıyla ve kimseye zarar vermediği müddetçe istediği hayatı yaşayabilir. Hayat tercihlerimiz başkalarına zarar vermediği müddetçe bence sadece bizleri ilgilendirir. Ne garip milletiz...
Cuma, Temmuz 03, 2009
Dur Ey Yolcu!
Millet yıkılıyo, buyume hızımız 2.dunya savaşından beri ilk defa boyle berbat olmus, hukumet berbat adımlar atmış, kriz bizi yiyip bitirecek diye. İşte size birkac ornek: Ekonomix “2001’de bile boyle kuculmedik” demiş, Birde “Birinci Ceyrek Buyumesi: Ak Koyun Kara Koyun Belli Oldu” diye bir yazı yazmış. Akşam gazetesi, “Rekor daralma dünya basınında” demiş habere göre “Wall Street Journal, Türkiye’de ilk çeyrekte meydana gelen “rekor” küçülmenin, dikkatlerin yeniden olası bir IMF kredisine odaklanmasına yol açtığını bildirirken “İlk çeyrekteki küçülme, Türkiye’yi, krizin, en çok vurduğu Avrupa ülkeleri olan Letonya ve Estonya’nın da bulunduğu lige soktu” yorumunu yaptı”. Radikal’den Uğur Gürses “İlk çeyrek için açıklanan rekor ekonomik küçülme verilerinden sonra, sorulması gereken bir soru var. O da, küresel kriz ortamında OECD içinde yer alan 30 ülke içinde neden en çok etkilenen ülkenin Türkiye olduğudur” demiş. Ayrıca diğer bir yazısının başlığı şöyle,“OECD'de 29 ülkeyi teğet geçti: Kriz artık bizim krizimiz”. Deniz Gökçe ise şöyle diyor: “Türkiye iç talebin de inanılmaz boyutta çöktüğü bir durumda: Krizi biz çıkartmadık, ama krizden payımıza düşeni biz kendimiz büyüttük... Kamu birşey yapmıyor dendiği dönemde bile kamu, tüketimini ve yatırımını artırmış. Ama payı küçük olduğu için katkısı da büyük olamıyor. Çöküş özel tüketim ve özel yatırımda.” Şükrü Kızılot, “Dünyada, krizden etkilendiği halde “etkilenmedik, bizi teğet geçecek” diyen tek ülke olan Türkiye’de ise, ekonomi savaş yıllarına döndü ve yüzde 13.8 küçülme ile rekor kırdı. Türkiye bu performansıyla, G-20 ve OECD ülkeleri arasında da liderliğe oturdu” demiş sonrada “Görüldüğü gibi, kriz büyümede teğet geçmiş ama diğer ülkeleri teğet geçmiş, bizi de delip geçmiş ve ekonomide 1945’den bu yana görülmemiş bir küçülmeyi yaşatmış!” demiş. Erdal Sağlam, “Yaşanan bu keskin daralmada yönetim hatası olduğu, gerekli kararların zamanında alınmamasının etkisinin büyük olduğu açık. İlk çeyrek itibariyle en fazla olumsuz etkilenen ülkelerin arasında Türkiye’nin başı çekmesi zaten bu yönetim hatasını çok somut biçimde ortaya koyuyor”. Güngör Uras, “Kriz bizi neden çok, hem de pek çok sarstı?”, “Ayşe Hanım Teyzem, ‘Neden ve nasıl küçüldük?’ diye soruyor” başlıklı yazılar yazmış. Bunlar böyle gider bir suru yazı.
Şimdi ben niye buna takılıyorum. Bazı kucuk beyinliler benim bu konuda bu yazıyı yazmamı akp taraftarlığına verebilirler ama bilenler bilir benim oyle bir derdim yok. Benim derdim su kamuoyu icte ve dısta Trnin bu kadar etkilendiğini pompaladıkca, son donemdeki mali disiplindeki bozulmayla birleşen bu durum, tekrardan faizlerin arttığı, IMF’le bir anlaşmanın sivil toplum kuruluşları tarafından dayatıldığı (imzalanıp imzalanmaması değil mesele burda dayatılması) ve yeni kamu harcamalarının pompalandığı bir duruma yol acabilir! Bu da daha genc olan benim gibilerin geleceğine set koyabilir! İşte derdim bu.
Bakın yukarıdaki grafik, 1998Q1-2009Q1 için çeyrek dönemlik reel GSYİH'nın ince çizgi ham serisinin logaritmik halini, kırmızı cizgi eğilimi daha iyi görmek için 4 dönemlik hareketli ortalamayı gösteriyor. oval yuvarlak 2001 kriz dönemini, iki kısa ok küresel krizdeki 2008Q4 ve 2009Q1 reel GSYİHsını gösteriyor. Turkiye 1998-2002 döneminde ortalama olarak nerdeyse uretimde hic adam akıllı bir artış gösterememiş, 2 salak kriz yaşamış bir adım ileri bir adım geri gitmiş. 2002 yılı ile birlikte krizden cıkmaya başlamışız, 2003-4-5-6-7'de de guzel buyume oranlarına sahip olmusuz. yani ne demek istiyorum biliyormusunuz iki dönemin trendleri farklı bir kere. Uzun dönemli önemli kazanımların ardından TR dunyayla paralel bir gerileme döneminde, ulkeyi 1998-2001 döneminin altyapısına cekmeyin, (bazı yazarlar sabit kurlu ulkelerin krizden az etkilendiği gibi akla zarar yorumlar yapmaya başladı bile, kamu disiplinini biliyorsunuz zaten) bu ciddi bir dış şok ve geçicek! biraz sabır sadece.
Şimdi biraz daha % 13.8 olayına eğilelim. yukarıdaki grafik sadece 1.ceyrek reel GSYİH değerlerinin logaritmik olarak cizilmiş hali. boylece karsılastırmayı mevsimsel etkileri dıslayarak daha acık yapabileceğiz. (i) trenddeki farklılaşma burada da acıkca goruluyor. (ii) TR % 13.8'lik azalma ile birlikte 2006'nın ilk ceyrek uretimine geri dönmüştür. (iii) hatırlarsanız 2008'in ilk ceyregi % 7'nin ustunde bir buyumeye sahipti. yani ciddi bir baz etkisi söz konusu bu % 13.8'de.
sonuc: % 13.8 ciddi bir kuculme oranıdır dogru, ama dediğim gibi uretimin altyapısı farklıdır buradan gidipte 2.dunya savasından bu yana en kötü oran, ekonomimiz bitti demenin bir anlamı yoktur. aklı selim, geleceğimizi tehlikeye atmayan bir dusunce tarzı oturtmak cok daha onemlidir. yoksa merdivendeki cıkısları gormeyip, sadece inişe odaklanırsak bu olmaz.
2. Krizden ABD mi TR mi Daha çok Etkilendi?
Daha öncede bu konuyu incelemiştik. En son 4.ceyrek buyume oranlarının ardından standart normal dağılıma (s.n.d.) uydurulmuş büyüme verilerinden hareket ederek yazımızda ABD kaynaklı krizden % 67'lik bir derece ile etkilendiğimizi belirtmiştik. şimdi de 2009'un 1.ceyrek buyume rakamlarını ekleyerek bakalım.
yukarıdaki grafik her iki ülkenin gecen yılın aynı donemine gore hesaplanmış 1990Q1-2009Q1 büyüme oranlarını veriyor. Kırmızı renkteki TR, mavi renkteki USA, Turkiye ekonomisinin 2009Q1 deki %13.8 lik kuculmesi ile birlikte grafikte aşağılara yelken açtığımız da goruluyor. aşağıdaki grafik ise (detayları daha önceki yazılarımızda var) s.n.d'a uydurulmuş mean=0 standart sapma=1 olan buyume serileri goruluyor.
merak edenler kriz ve daralma dönemlerindeki abd ve tr nin gidişatına bakabilirler. biz konumuza dönelim, standartlaştırılmış büyüme rakamlarında hala USA bizden bir nebze kotu durumda! şöyleki 2009Q1 NTR (normal dağılım:N): -3,10 NUSA: -3,34. Diğer bir deyişle bu şu demek 2009 Q1 de eğer TR % -15,19 küçülseydi ABD ile aynı oranda küçülmüş olacaktık. peki etkilenme derecemiz ne oldu 2009Q1'de % 90.59! yani 2008Q4'de etkilenme derecemiz % 67 iken 2009Q1'de bu oran % 90,59'a çıkmış. peki bu bize ne der : Türkiye ekonomisi, 2008in son ceyreginde % 67 derecesinde etkilenirken, 2009un ilk ceyreginde yaklaşık % 91'lik bir etkilenme derecesine sahiptir. yani Krizden etkilenme derecemiz artmış. asıl mesele bundan sonraki cıkısımızı iyi yapabilmek, milletin dediği gibi krizden 6-7 kat daha fazla etkilenmedik, daha önceki belirttiğim nedenlerden ötürü etkilenmemiz gerektiği kadar etkilendik.
Ayrıca standartlaştırılmış büyüme rakamlarına bakıldığında, ABD ekonomisinin 2006Q3'den itibaren TR ekonomisinin ise 2007Q2'den itibaren güç kaybettiğini, yani ortalamanın altında büyümeye geçtiğini görüyoruz.
birde İktisadi Dinamikler Derneginin duzenlediği konferansta Erdem Bascının sunumundan bir grafik, istihdamdaki yüzde değişmeyi gösteriyor. bu ne diyor mart 2008'den mart 2009'a gelindiğinde ABD'de her 100 çalışandan 3,6'sı işsiz kalırken Tr'de 1,2 kişi işsiz kalmış. (katıldığım bu konferanstaki izlenimlerimi ayrı bir yazıda belirteceğim).
son not: ABD yukarıda gördüğümüz büyüme rakamlarına gelecekteki ekonomisini tehlikeye atarak ulaştı! yani ABD'nin fütürsuz para politikası ve butce acigi ile borc gostergeleri bizden cok daha kotu. Bu durum su anda bir basari olarak görülse bile, ilerdeki istikrarsız ve enflasyonlu dönem problemi cok gecmeden büyüme önünde ciddi bir engel olarak cıkmaya baslayacak.
Read more...Perşembe, Temmuz 02, 2009
Mahfi Eğilmez ne diyor?
Çarşamba, Temmuz 01, 2009
Kriz Çeşme'yi teğet geçmemiş...
Geçen hafta ani bir kararla Çeşme'de tatil yapmakta olan kardeşime ve eşine katılmaya karar verdim ve Çeşme'ye gittim.
Çeşme benim en sevdiğim tatil yöresidir. Herkese ve her keseye hitap eden bir yanı vardır. Her gün farklı bir koyda denize girebilirsiniz. Suyu benim sevdiğim gibi serincedir. Gece Alaçatı'da turlayıp, gelen geçeni seyretmek bile eğlencelidir. Son yıllarda popülaritesi iyice arttığı için iğne atsan yere düşmez bir hal almıştı ancak bu kez Çeşme'yi oldukça boş buldum. Normalde sezonu kısa olan bu güzel tatil yeri okullar kapanır kapanmaz dolardı. Girişi avuç dolusu para olan gençlerin "con-con" tabir ettiği sosyetik plaj klüpleri bile hınca hınç dolu olurdu. Şimdi hepsi bomboş. Şemsiye ve şezlong kiralarının makul seviyede olduğu plajlar bile boş kalmış.
Alaçatı gece kalabalıktı ama yine de eskisi gibi tıklım tepiş değildi. Velhasıl güzel ve sakin bir tatil oldu ama Çeşme esnafının haline üzüldüm. Başbakan şu geometri kitabını bir daha açıp "teğet" konusuna tekrar göz gezdirsin.
Giderken Pendik-Yalova arası Hızlı Feribotu kaçırdığım için Eskihisar arabalı vapurunu kullanmak zorunda kaldım. İnsanları inanılmaz kazıklıyorlar. Bu arabalı vapur bir otomobil ve sürücü için tam 45 TL. Üstelik de kat ettiği mesafe Pendik-Yalova'ya göre daha kısa. Hızlı feribot ise 50 TL ama hem daha hızlı, hem daha konforlu hem de araba kullanma mesafenizi daha çok kısaltıyor.
Körfezi otomobille dönseydim 45-50 TL'lik benzin yakmazdım tabii ama tek başına uzun saatler direksiyon sallamak artık beni yoruyor. Hiç olmazsa yolun bir bölümünü dinlenerek geçirmiş oluyorum.
Bu arada Çeşme'ye gideceklere bir not: Kalabalık oluşuna ve popülerliğine bakıp da Dost Pide'ye gidip kötü servise bir dolu para vermeyin. Gidin Kırçiçeği lokantasına, lezzetse lezzet, himetse hizmet, buna para verin. Oray Eğin Dost Pide'yi övmüş ama eğer ünlü biri değilseniz Dost Pide'de hizmet beklemeyin. Bizi uyuz ettiler. Benim her iki lokantayla da hiçbir bağım yok. Tamamen objektif gözlemimdir.
Salı, Haziran 30, 2009
2001 De Bile Boyle Kuculmedik
Turkiye'ye geldim, vucut kimyam bozuldu. Kendimi soyle 2-3 hafta daglara vurup normale donmeyi planliyorum. Bu kafayla yorum da yapilmaz, analiz de.
Bu sure zarfinda yorumlara ve sorulara cevap vermeyi dusunmuyorum. Hoscakalin.
Birinci Ceyrek Buyumesi: Ak Koyun Kara Koyun Belli Oldu
Bu yazinin sponsoru finans alaninda is arayan Yucel Olcay'dir.
Bundan 6 ay once Turkiye'nin muazzam bir daralma surecinden gectigini ve buyume rakamlarini bir sene oncesiyle karsilastiran ve gec aciklanan istatistiklerin benim o zamanlar soyledigimi ancak 6 ay sonra gosterecegini belirtmistim. Bunun uzerine blogumuzu takip eden ve AKP taraftari olan bir suru okuyucumuzun tepkisini cekmistik. Ben "Hamdolsun Teget Gecti" baslikli bir cok yazi yazarken bu okuyucularimiz benim yorumlarima politika karistirdigimi Turkiye'deki kuculme oraninin ancak yuzde 1-2 seviyesinde olacagini soylemislerdi. Mesela "Kriz Teget Gececek, Sahibinden Satilik Kopru" baslikli yaziya uzun suredir okuyucumuz olan mr. brooks su yorumda bulunmustu:
"secim sonrasi imf ile anlasilacagini dusunuyorum ve yuzde 1 ila 2 gibi bir kuculme beni sasirtmaz. daha fazlasi benim icin surpriz olur.bu biraz toto oynamak gibi geliyor hukumetin nasil paketler aciklayacagini bilmedikten sonra."
Bu yorum sadece mr. brooks'a ozgu degil. Bunun gibi bir suru yorum vardi, simdi arayip bulacak vaktim yok. Ama sunu soyleyebilirim ki hic kimse Turkiye'nin birinci ceyrekte bir sene oncesine kiyasla %13.8 kuculecegini aklinin kosesinden bile gecirmiyordu. Hatta akli basinda doktora ogrencisi yazarimiz rdynk bile "Ya bu tartışma kabak tadı verdi, anlamıyorum yazarlar ve Ekonomix bu olayın üzerine neden bu kadar gidiyor. Asıl mesele bu değilki, kriz var tum dunyada, en az hasarla nasıl atlatırız bunu dusunmeli." turunden yorumlar yapip, Turkiye'nin krizden Amerika'dan daha az etkilendigini savunmustu. Ben de ona su cevabi yazmistim. Tartismayi bitirdigimiz noktada krizi baslatan ulke Amerika'da ilk ceyrekte ekonominin bir sene oncesine gore %2.8 kuculdugunu ve Turkiye'nin rakamlari aciklandigi zaman bunlari karsilastiracagimizi soylemistik. Simdi soruyorum? Kriz teget mi gecmistir? Kim daha fazla etkilenmistir: Amerika mi Turkiye mi?
Buyume rakamlarinin aciklanmasiyla tahmin yarismamizin da sonuclari belli olmus oldu. Okuyucularimiz cogunlugu piyasa beklentilerin aksine ekonominin %12-14 arasinda kuculecegi tahmininde bulunmuslar. Demek ki blogumuzu okuyarak piyasadan daha iyi tahmin yapmaya baslamislar :)
Yanlis tahmin yapan sadece 2 okuyucumuz var: deukrat ve ahmet. Evet, ahmet blogumuzun yazarlarindan ve kendisiyle ekonominin %8'den daha fazla kuculup kuculemeyecegi uzerine bahse girmistik. Olmayacak duaya amin denilmez. Eskiden olsa "keske ahmet kazansaydi" derdim de Tayyp'in 6 ay boyunca, secimlerden sonra dahi milletin gozunun icine baka baka yalan soyleyerek krizin teget gectigini soyledigi bu ortamda boyle bir sozu soylemem. Neyse, yanlis tahmin yapan okuyucularimiz istedikleri bir kuruma 10 TL bagis yaparlarsa isimlerini yandaki listeye ekleyecegim.
Bu arada yilin angutu odulunu de Tayyip'in yalanlarina kanip ekonominin %13.8 kuculdugu bir ortamda dahi "ekonomiyi cok iyi yonetiyorlar abi" diyerek AKP oy veren kisilere veriyorum. Turkiye ekonomisinin 2001 krizinde bile en buyuk kuculme orani sadece ve sadece %9.8 idi. Bunlar mantar beyinli olduklarindan bir miktar isininca hemen beyinleri sulaniveriyor. AKP'ye baska nedenlerden dolayi oy verenler uzerilerine alinmasinlar.
Bana muhalefet yapmaya tesebbus edecek okuyuculara bir sorum var: Turkiye ekonomisi ikinci ceyrekte ne kadar kuculecek? Bu soruya cevap vermeden muhalefet yapmaya yeltenmeyin, simdiden uyariyorum.
Ekonomix Turkiye'ye Geldi, Dumur Oldu
Bu yaziya aksamdan beri uygun bir baslik dusunuyorum, bir turlu karar veremedim. Dusundugum basliklar sunlardi:
1. Turkiye de Diktatorluge Gidiyor
2. Yanar Doner Dogan
3. Zombilerin Istilasi
4. Koyun Can Derdinde Kasap Et Derdinde
5. Turkiye'de Ic Savas
Dort yildir Turkiye'ye ayak basmadim ve bu gelisimde sunu farkettim ki bir ulkede yasamadan o ulke hakkinda isabetli analizler yapmak hakikaten cok zormus. Cok bariz olaylari goremediginiz icin varsayimlar uzerine yapilan analizlerle ters koseye yatmaniz oldukca muhtemel.
Ben burada 4 senedir, devleti kucultelim, piyasalari serbestlestirelim, halka dogrulari soyleyelim turunde sozler sarfediyordum. Koyun can derdinde, kasap et derdinde. Kaldigim sehir Amerikan zombi filmlerindeki gibi turbanlilar tarafindan istila edilmis. Normalde isteyen istedigini yapsin, ister basina ister baska tarafina taksin bana ne diyecegim durum ama kazin ayagi oyle degil. Ben liberal degilim ki AKP'nin bu numaralarina kanayim. AKP is turban konusuna gelince "liberal" is topsakalli kot pantalonlu muhendisin vali karsisinda konusmasina gelince "statukocu". Sigarayi zararli oldugu veya cevredeki insanlara zararli oldugu icin degil, kendi inanclarina gore gunah oldugu icin yasaklayan bir zihniyete sahipler. Ayni kisiler resit olmayan bir kiza tecavuz eden "kendi" gazetelerinde yazan bir irz dusmanini korumak icin binbir turlu numarayi cevirmekten de geri durmuyorlar.
Hatirlarsaniz Subat ayinda TEGV'e 10 YTL bagis yapan okuyuculara bir kac hisse tavsiyesinde bulunmustum. Bazi okuyucularimiz da bunlarin yarisinin Dogan grubuna ait hisseler olmasina sasirmisti. DYHOL ve DOHOL 50 kurus gibi komik rakamlara dusmustu cunku piyasa bu sirketlerin batmasi ihtimalini fiyatlara sokmustu. Bloomberg Markets'in gelecek ayki sayisinda Aydin Dogan ve Tayyip Erdogan arasindaki surtusme hakkinda genis bir yazi olacak. Bu yaziyi okuyunca Calik Grubunun neden bu kadar hizli yukseldigini anladim. Tayyip Erdogan'in damadinin sirketi olan Calik devlet kaynaklarinin yagmalanmasini saglayan en onemli araclardan bir tanesi haline gelmis. Devlet sirketleri veya izinleri Calik grubuna resmen peskes cekilirken ben de Yigit Bulut'a haksizlik yaptigimi farkettim. Adamin kafasi matematige basmasa da AKP'nin ne tur stratejileri kullandigi konusunda oldukca isabetli gozlemlerde bulunmus. Can derdinde olan vatandasin Yigit Bulut'u desteklemesi de bu yuzden olsa gerek. Amerika'da Erdogan-Calik iliskisi gibi bir iliski olsa adamin politik hayati bitmisti. Turkiye'de ise adam diktatorluge dogru yuruyor.
Aydin Dogan'in damadi dogru yolu gosteren yazilari yazadursun, Dogan Holding'in degeri iki katina DYHOL'un degeri 3 katina cikti. Erdogan boylece diktatorluge giden yolda bir engeli daha ortadan kaldirmis oldu. Gecen sene sonunda Anayasa mahkemesi, iki sene once Cumhurbaskanligi engellerinin de elimine edilmesinden sonra geriye kala kala bir tek Turk ordusu kaldi. Onu da sizdirilan belgelerle yipratmaya calisiyorlar. Yok belge sahteydi, yok belge kopyanin kopyasiydi. Sahte olsa ne olacak sahte olmasa ne olacak? Turk ordusunun seriat karsiti olmadigini bilmeyen mi var? Erbakan'i basbakanliktan indirip 28 Subat kararlarini aciklayan Abdurahman Celebi miydi? Kenan Evren darbe yapmadi mi? Her sene "aha icimizdeki seriatcilar deyip orduya sizmaya calisan seriatcilari ihrac eden Aziz Yildirim mi? AKP'nin cifte standardinin baska bir ornegi daha. Millet de zokayi yutuyor.
AKP hala mazlum rolune soyunuyor ama o noktayi coktan gectik. Onunde tek engel olarak Turk ordusu kalan AKP onu da elimine edecek gibi gorunuyor. Ondan sonra gelsin Erdogan'in diktatorlugu.
AKP en iyi perdformansini tek basina oldugu, onunde bir suru frenleyen denetleyen faktorun oldugu donemde gosterdi. Ne zaman IMF resimden cikti, ne zaman oy oranlarini arttirip cumhurbaskanligini ele gecirdiler, ne zaman yargiyi ele gecirdiler, o zaman adamlarin curetkarligi artti, performanslari dustu. Artik medya da onlarin yaninda. Bundan sonra onlari kimse tutamaz.
Bu kosullar altinda ben de artik anti-AKPci kanadina kaydigimi acikca belirteyim. Birilerinin muhalefet yapmasi lazim, bugune kadar biz iktidardan cok beceriksiz muhalefeti elestirmistik, bundan sonra iktidari.


