Yatirim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yatirim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Piyasa Bulteni - 28 Mart 2010 (Ekonomitürk2)

Başlamadan önce bir kez daha burada belirteceğimiz görüşlerin sizler için hiç bir şekilde yatırım tavsiyesi olmadığı, para vererek satın aldığınız gazete ve dergilerde görüş bildiren köşe yazarları ve piyasa oyuncularının söyledikleriyle bizim burada söyleyeceklerimizin aynı kategoride değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatayım.

Piyasa Bulteni - 28 Mart 2010

Bu sene basindan beri en yanildigim tahminim dolarin deger kaybetmesi oldu. Amerika'nin 1.5 trilyon dolar butce acigi verdigi ve bu aciklarini da kapatmak icin gayret sarfetmedigi bir ortamda dolarin deger kazanmasi benim icin surpriz oldu. Diger bir surpriz de para basarak veya vergi veren vatandaslarindan toplanan paralari Yunanistan'in kurtarilmasina harcamak istemeyen Avrupa'da avronun deger kaybetmesi oldu. Bir paranin degeri futursuzca basildiginda ve havaya sacildiginda degil, onune gelenin istedigi gibi hareket edemedigi bir ortamda deger kazanir. Bu bakimdan avronun deger kaybetmesi degil, deger kazanmasi gerekirdi.

Piyasalar ara ara ekonomik gerceklerden saparak hareket ederler, sonra da dogru yolu bulurlar. Ben onumuzdeki donemde dolari tekrar deger kaybedecegini dusunuyorum.

Ikinci gorusumuz faizlerle alakali. Amerika bu kadar butce acigi vermesine ragmen 30 yillik faizler sadece %4.75 seviyesinde. Bu faizler de yakin bir zamanda %5'i gececektir. Turkiye'de de butcenin yilin ilk 2 ayinda beklenenden iyi performans gostermesi faizlerin bir miktar gerilemesine ve borsanin 57 seviyesini gecmesine neden oldu. Iki ay once $12.2'den alim yaptigim TKF Cuma gunu 13.75'den kapandi. Dolarin deger kazanmasi yuzunden bekledigim kadar yuksek getiriyi elde edemedim. Yakin bir zamanda bu hisseleri satmayi planliyorum. Neticede Turkiye borsalari icin 60 bin hedefime cok yaklastik. Hukumet yilin ikinci yarisindan sora yaklasan secimlerden dolayi tekrar sapitmaya baslayacak, eflasyon %12'e yukseldigi icin Merkez Bankasi faizleri yukseltecek ve Amerika'da da faizler yukselecegi icin borsa bir miktar gerileyecek. Riskler fazla, potansiyel getiri az.

Turkcell hisseleri ise borsadan bagimsiz hareket ediyor. Cok yakinda takip edemiyorum ama fiyatlar bana rekabetin devam ettigini gosteriyor. Fiyat rekabeti sonsuza kadar devam edemez, bir gun bitecek. Neticede biz bu kagidi faiz alternatifi olarak almistik, bir sene icerisinde faizden cok daha iyi performans gostermesini bekliyorum.

Dolarin deger kaybettigi bir ortamda altinin ve petrolun deger kazanmasini da bekliyorum. Altin 3 ay icerisinde tekrar $1200'i gececektir. Cuma gunu $1100 civarinda idi. Petrolde de $90 diyorum.

Read More!

Portföy Çeşitlendirmesi Nedir? (EkonomiTürk2)

Blogumuza üye olan arkadaşlar için yatırım yaparken nelere dikkat ettiğimi anlatacağım bir dizi yazı hazırlıyorum. Tasarruf etmenin ve yatırım yapmamızın sebebi bugün gençken fazla olan çalışma gücümüzü kullanarak yaşlandığımızda ve çalışma gücümüz azaldığında kullanacağımız kaynaklar yaratmaktır. Yatırım bizim Türklerin borsada 15 dakikada spekülasyonlara değil, 20-30-40 yıl sonrasını düşünerek atılan adımlara denir. Bu kapsamda portföy çeşitlendirmesi yatırım yapmanın birinci kuralı olarak karşımıza çıkıyor. 2009 Nisan sayısında Turkishtime’daki köşemde yayınladığım portföy çeşitlendirmesi yazısını bir miktar değiştirerek aşağıya aktarıyorum.

Yazıda portföy çeşitlendirmesi (diversification) yapmamış bir kaç kişiden örnek verdikten sonra portföy çeşitlendirmesi nedir sorusunu yanıtlıyorum. Daha sonra yaşlandıkça yatırım stratejinizi nasıl değiştirmeniz gerektiğinden bahsediyorum. Hayatında tutumluluk kavramına yer vermemiş, har vurup harman savurmuş veya tutumlu olmasına rağmen aşağıda bahsettiğim kuralları hiçe saymış insanlardan çok var. Amerika’da süpermarket’e haftasonu gittiğimde krakerlerin üzerine krem peynir veya somon balığı spreadi (ezmesi?) koyup müşterilere ikram eden 75-80 yaşındaki nineler ne dediğimi size çok daha iyi anlatacaklardır. Neyse yazımıza geçelim.

Amerikalı yahudilerin bir çok özelliklerini takdir ederim. Çok çalışkandırlar, eğitime önem verirler, tasarruf ederler, girişimcidirler ve genellikle birbirlerini desteklerler. Tüm bunların bir sonucu olarak da diğer kültürlerden gelen insanlara kıyasla daha varlıklılardır. Ancak geçtiğimiz bir kaç ay içerisinde gelişen bir olay bazı yahudilerin yatırım yapmanın bir numaralı kuralını bilmediklerini gözler önüne serdi. Bir ömür boyu çalışıp didinip milyonlarca dolarlık bir servete sahip olan bir kısım yatırımcı tüm birikimlerini Bernie Madoff isimli geçmişte NASDAQ başkanlığı da yapmış, “son derece güvenilir” bir kişiye teslim etmişler. Ancak Bernie Madoff’un herkesin düşündüğü gibi başarılı bir hedge fon yöneticisi değil, aksine 20 yıldır saadet zinciri işleten bir dolandırıcı olduğu borsaların gerilemesiyle ortaya çıktı. Burada yatırımcıların yaptığı en temel yanlış tüm yumurtalarını aynı sepete koymaları yani portföy çeşitlendirmesi yapmamış olmalarıdır.

Benzer bir yanlış da dolar milyarderi efsanevi petrolcü T. Boone Pickens tarafından yapıldı. 26 değişik enerji şirketine yatırım yapan Pickens 2008’in son üç ayında fonunun %97’sini, yani $1.25 milyar doları, kaybederek hem servetinin önemli bir kısmından oldu, hem de yatırımcılarını hüsrana uğrattı. Pickens yatırımlarını tek bir sepete değil 26 değişik sepete koymuştu ama tüm sepetler aynı arabanın içerisindeydi.

Amerika’da bireysel yatırımcılara en çok verilen tavsiye S&P 500 hisselerine uzun vadeli yatırım yapan senelik komisyonu %0.1 gibi çok düşük olan endeks fonlarını almalarıdır. Vanguard ve Fidelity tarafında yönetilen bu fonlar borsa 2007’de zirve yaptığı zaman $1 trilyona yaklaşan miktarları yönetiyorlardı. 2008’in sonunda bu fonların yönettiği para miktarı $500 milyarın altına düştü. Nedeni S&P 500 endeksinin son 1.5 yılda değerinin yarısından fazlasını kaybetmiş olmasıdır. Yani yumurtalarını 500 tane değişik sepete koyan, ve bu sepetlerini ayrı ayrı arabalara koyan yatırımcılar da servetlerini koruyamadılar. Nedeni tüm bu arabaların hepsinin aynı gemi içerisine konmasıydı.

Aslına bakarsanız paralarını sadece Amerikan hisse senetlerine değil, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin borsalarına dağıtan yatırımcıları da benzer bir son bekliyordu. Yani dünya geneline dağılmış 5000 tane değişik hisse senedine yatırım yapmak da çözüm değildi. Özellikle küreselleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte bu ülkeler arasındaki korrelasyon da artmıştı, yani tüm dünya borsaları benzer yönde hareket etmeye başlamıştı. Amerika’da başlayan kriz, tüm dünyaya yayılıyor ve beraberinde tüm dünya borsalarını aynı anda aşağıya çekiyordu.

Yatırım yapmanın birinci kuralı tasarruflarınızı değişik sepetlere koymak değildir. Yatırım yapmanın birinci kuralı tasarruflarınızı birbirinden bağımsız hareket eden değişik sepetlere koymaktır. Bu iki cümle arasındaki fark emeklilik yıllarında planladığınız hayatı yaşayıp yaşayamayacağınızı belirliyor. 2008 yılında Amerikan borsaları %40’a varan oranlarda değer kaybederken, bono ve tahvil yatırımcıları %14, altın yatırımcıları %2 kazanıyordu. Portfoyünün %40’ını hisse senetlerine, %40’ını bonolara, %10’unu altına ve %10’unu gecelik faize yatıran sıradan bir yatırımcının 2008 yılındaki kaybı sadece %10 civarında gerçekleşirdi.

Yatırım yapmanın diğer bir kuralı ise yaşınız ilerledikçe yatırımlarınızda daha muhafazakar davranmanızdır. Gençlik yıllarınızda daha çok çalışıp, daha fazla birikim yaparak 2008 gibi bir yılda kaybettiğiniz tutarları yerine koyabilirsiniz. Ancak yaşlılık yıllarınızda böyle bir şansınız yoktur. O yüzden bir numaralı düşünceniz elinizdeki tasarruflarınızı korumak olmalıdır. Mesela Amerika’da portfoyünün sadece %20’sini hisse senetlerine ayıran muhafazakar bir yatırımcı yatırımcılar açısından son 70 yılın en kötü getirisine sahip 2008 yılını bile çok az bir miktarla da olsa karlı kapatacaktı.

Bugünlerde gazete ve dergilerde Madoff’a milyonlarca dolar kaptıran ve devletin yoksullara verdiği yemek kuponlarını kullanmak zorunda kalan yaşları 60-85 arasında değişen yahudilerin haberlerinde geçilmiyor. İnsan bir yandan üzülürken bir yandan da kendi düşen ağlamamalı diye içinden de geçirmiyor değil. Bize düşen bu durumdan ders çıkarmak ve aynı hatalara düşmemektir.

Read More!

Türkiye’deki En Güvenilir Yatırım Aracı Nedir?

Türkiye’deki en güvenilir yatırım aracı nedir şeklinde bir soru yönelten okuyucumuza cevap vermeden önce Türkiye’deki yatırım araçlarının listesine bir bakalım:

Yatağın altına veya yorganın altına para saklama
Araba almak
Vadesiz mevduat hesabında para saklama
Gecelik faiz (likit fon) veya aylık mevduat hesabında para saklama
Altın
Döviz
Döviz mevduat hesabı
Arsa veya gayrimenkul
Hazine Bonosu
Enflasyona endeksli hazine bonosu
Türk Borsası
Yabancı Borsalara Yatırım Yapan Türk Fonları

Ben Türkiye’deki en güvenilir yatırım aracı nedir sorusuna ve kendimin bugünlerde nereye yatırım yaptığım konusundaki sorulara Ekonomi Türk 2 blogunda cevap veriyorum. Bir aylık deneme üyelik ücreti sadece $15 ve başlangıçtan bugüne kadar yazılmış tüm yazılarımıza ulaşma imkanı sağlıyor. Altı aylık üyelik ücretimiz ise $49’dır. Read More!

En Iyi Yatırım Nedir?

Amerika’da $200 milyon doların üzerinde bir fon yönetmiş olmamdan dolayı olsa gerek bir çok kişi bana en iyi yatırım nedir sorusunu yöneltir. Bu sorunun cevabı sandığınızdan daha kolaydır. Bir insanın yapabileceği en iyi yatırım eğitimdir. Eğitimin başladığı yer ise ailedir. Hayatta başarılı ve mutlu bir insan olabilmeniz için çocukluktan itibaren dengeli bir aile hayatınız ve ruh sağlığınız olmalıdır. Bunun üzerine aileniz size bir de disiplinli olmayı, çok çalışmayı ve tasarruf etmeyi öğretmişse dünyaya göktaşı çarpmadıkça ve çok çok anormal bir durum olmadıkça sizin başarılı olmamanız mümkün değil.

En iyi yatırım eğitimdir ama her yatırımda olduğu gibi eğitimde de yatırım önce yapmak gerekir. 25 yaşına geldikten sonra kendinizi ne kadar eğitmeye çalışırsanız çalışın treni büyük ihtimalle kaçırmışsınız demektir ve harcayacağınız emeğin getirisi çocukluk yıllarınızda harcayacağınız emeğin getirisine kıyasla çok düşük olacaktır. Insanlar sizi değerlendirirken kullandıkları bir numaralı kriter akranlarınıza göre hangi seviyede olduğunuzdur. Pastadan büyük payı okulda sınıfını birincilikle bitirenle, ömrü boyunca çalışıp servet ve çevre yaratmış kişilerin çocukları kapar. Siz ortada bir yerlerdeyseniz yukarılara çıkmanız yaşınız ilerledikçe çok daha zorlaşacaktır.

O yüzden en iyi yatırım eğitimdir. Hayatın ilerleyen yıllarında ise tasarruf yapmak ve çevre oluşturmak en iyi yatırımdır. Buna da sonra değiniriz.

Finansal piyasalarda en iyi yatırım nedir diye soruyorsanız blog nedir başlıklı yazımızı okumanızı öneririm. Read More!

Bankacılık Sektöründeki Toplam Mevduatın Vadelere Göre Dağılımı

Bankacılık sektöründeki toplam mevduatın vadelere göre dağılımına baktigimiz zaman Nazi toplama kamplarindan kacan Yahudilerden sonra en kisa vadeli yatirim mentalitesine sahip yatirimcilarla ugrastigimizi farkediyoruz. Tabii Turkiye'de insanlari kisa vadeci olmakla suclamadan once bu durumun devletin ve kotu yonetimin periyodik olarak cikardigi ve insanlarin genlerine yerlestirdigi "kriz kulturunden" kaynaklandigini da belirtelim. Istatistiklere bir bakalim:
Read More!

Ters Repo Nedir?

Ters Repo Nedir? sorusunun cevabını bulacağınız bu yazımızda, değişik bir yatırım alternatifi olarak ters reponun yerini, güncel repo faiz oranlarını vererek anlatacağız.

Ters Repo geri alım vaadi sunulan bir menkul kıymetin belli bir tarihte, belli bir faiz oranıyla satın alımını ifade eder. Satıcı açısından repo neyse alıcı açısından da ters repo (reverse repo) odur.

Başka bir ifadeyle REPO’yu yapan taraf geçici süreyle nakit para ödünç alan, menkul kıymeti temin eden, vade sonunda belli bir faiz vererek sattığı menkul kıymeti geri alan taraftır. Aynı işlemde Ters Repo yapan taraf ise tam tersi şekilde geçici bir süreyle nakit para temin eden, menkul kıymeti alan, vadesi dolan işlem sonunda ise belli bir faiz karşılığında satın aldığı menkul kıymeti geri iade eden taraftır.

Merkez bankası açısından ters repo işlemi Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde, piyasadan, işlem vadesi süresince, verilen kıymetler karşılığında geçici olarak para çekilmesidir.

Bankaların repo yapabilmeleri için belli bir menkul kıymeti ellerinde bulundurmak zorunda oluşları, bankaların bu işlem için düşük faiz önermelerine neden olmaktadır. Bu nedenle günümüzde bankaların uyguladığı mevduat faiz oranları REPO faiz oranlarından yüksektir. Repo-ters repo işlemlerinde uygulanan faiz oranları aracı kurum ve bankaların likidite durumları ve piyasa koşullarına bağlı olarak serbestçe belirlendiğinden, farklı aracı kurum ve bankalarda aynı dönemde farklı faiz oranı uygulanması mümkündür.

Değişiklik göstermekle birlikte Türk bankalarında 1-45 gün vade ile yatırımların repoda değerlendirilmesi mümkündür.

Faiz oranları çeşitlilik göstermekle birlikte bu günlerde 0%-5,75% arasında seyretmektedir. Vergisel yönden tam mükellef gerçek kişiler için Repo; 15% oranında stopaja tabidir, stopaj nihai vergidir ve beyan edilmez.

Repoya alternatif olan yatırım aracı B tipi likit fondur. Vade sürenizi belirleyerek ve gerçekleşmiş B tipi likit fon getirileri ile bir kıyaslama yaparak avantajlı olması durumuna göre paranızı likit fon yada repoya yatırabilirsiniz.

Tarihi rekor seviye olarak 21 Şubat 2001’de gecelik repo faizlerinin %7500’e ulaştığı görülmüştür.

Ters Repo Nedir? yazımızın sonuna geldik. Aşağıda diğer yatırım enstrümanları ile ilgili yazdığımız yazıların linklerini bulabilirsiniz.

Yatırım Fonları Nedir?
A Tipi Yatırım Fonu Nedir?
Altın Fonu Nedir?
Borsa Nedir? Read More!

Risk Nedir?

Internette risk nedir sorusuna cevap ararsanız karşınıza binlerce farklı cevap çıkacaktır. Bunun temel nedeni hayatın ve bilimin hemen hemen her alanında risk kavramının varlığıdır. Temel olarak riskin belirsizlik olduğunu söyleyebiliriz. Risk nedir sorusu hakkında en yaygın şehir efsanesi ise bir sınavda risk nedir sorusuna birisinin “budur” diyerek cevap verip 100 almış olmasıdır. Ben olsam ve verdiğim ders de pazarlama dersi değilse bu yanıtı veren çocuğa muhtemelen tekrardan cevaplaması için ikinci bir fırsat verirdim, adam gibi cevaplayamaz ise sıfırı basardım.

Ekonomide biz daha çok sigorta ve finans sektörlerindeki risk kavramı ile ilgileniriz. Ben bu yazıda yatırımcı ve yatırımlar açısından konuya bakacağım. Risk gelecekte yatırımcı açısından istenmeyen durumların gerçekleşme olasılığının pozitif olduğu durumlarda vardır. Diyelim ki iflas etmek üzere olan bir hissenin fiyatı sıfır olsun (böyle bir durum olmaz ama olduğunu varsayalım). Bu yatırımcı açısından belirsiz bir yatırım mıdır? Peki riskli bir yatırım mıdır? Şirketin iflas edip etmeyeceğini, etmemesi durumunda değerini bilmiyoruz. O açıdan bu kesinlikle belirsiz bir yatırımdır. Öte taraftan hissenin fiyatı sıfır olduğu için tamamiyla risksiz bir yatırımdır. Risk ve belirsizlik arasındaki fark umarım anlaşılmıştır ama genellikle risk ve belirsizlik birbirinden çok farklı değildir.

Türkiye’de bir çok yatırımcı risk kavramından tamamıyla uzak yatırım yapıyor. Genellikle yatırım yapılırken bir enstrümanın riski daha yüksek ise bunun karşılığında daha yüksek bir getiri talep edilir. Mesela Yunanistan’ın hazine bonoları Amerika’nın veya Almanya’nın hazine bonolarından daha yüksek riske sahip olduğu için faizleri de daha yüksektir. 10 yıllık Amerikan hazine bonosu senelik %3,8 faiz öderken, 10 yıllık Yunan bonosu neredeyse %6,8 faiz ödemektedir. Aradaki faiz farkı piyasanın risk algılamasını göstermektedir.

Ilginç bulmacalardan bir tanesi forex piyasalarında spekülasyon yapan yatırımcılardır. Bilimsel olarak forex piyasalarında teknik analiz kullanarak pozitif getiri sağlanmayacağı 15 senedir kanıtlanmış olmasına rağmen bir çok kişi forex hesabı açarak resmen kumar oynuyor. Yani durduk yere risk alıyorlar ve aldıkları bu riskin karşılığında da ekstra bir getiri elde etmiyorlar.

Türkiye’deki yatırımcıların risk konusundaki cehaletlerini ortaya koyan diğer bir gözlem ise bir çok yatırımcının yatırım kararı alırken sadece getirilere bakmasıdır. Ben burada daha önce senelik dolar bazında %12 getiri hedeflediğimi söylemiştim. Bu satırları okuyan bir çok kişi “%12 de nedir ki? Ben size %12 getiriyi bir haftada kazandırırım” şeklinde düşünecektir. Risk konusundaki cehaletinizi bundan daha çabuk nasıl belli edebilirsiniz bilemiyorum. Amaç %12 getiri elde etmek değildir, amaç %12 getiriyi minimum riskle ve yarım asır, bir asır sürecek şekilde sağlamaktır. Yoksa amacınız sadece %12 getiri ise bırakın %12 getiriyi ben size bir haftada %1200 getiri sağlayayım. Arşimet ne demiş: “bana yetirince büyük bir kaldıraç verin, size %1200’lik getiriyi sağlayayım”. Arşimet prensibini bugün de başarıyla uygulayan bir çok şanslı yatırımcı var, şanssız olanlarına borsazede diyoruz.

Risk nedir bilmeden yatırım yapılmaz, yapılırsa sonu hüsran olur. Her kim size gelir ve risksiz bir yatırımdan bahsederse yalan söylüyordur. Risksiz getirilerden uzak durun, çünkü bunlar yalandır; getirisiz risklerden uzak durun, çünkü bunlar kumardır.

Diğer Tanımlar:
Libor nedir?
Enflasyon nedir?
Iktisat nedir?
Resesyon nedir?
Reeskont nedir?
Bütçe nedir?
Swap Nedir?
Deflasyon nedir? Read More!

Portföy Çeşitlendirmesi Nedir?

Blogumuza üye olan arkadaşlar için yatırım yaparken nelere dikkat ettiğimi anlatacağım bir dizi yazı hazırlıyorum. Tasarruf etmenin ve yatırım yapmamızın sebebi bugün gençken fazla olan çalışma gücümüzü kullanarak yaşlandığımızda ve çalışma gücümüz azaldığında kullanacağımız kaynaklar yaratmaktır. Yatırım bizim Türklerin borsada 15 dakikada yaptigi spekülasyonlara değil, 20-30-40 yıl sonrasını düşünerek atılan adımlara denir. Bu kapsamda yatırım yapmanın birinci kuralı olan portföy çeşitlendirmesi nedir sorusuna bu yazıda cevap verecegiz. 2009 Nisan sayısında Turkishtime’daki köşemde yayınladığım portföy çeşitlendirmesi yazısını bir miktar değiştirerek aşağıya aktarıyorum.

Yazıda portföy çeşitlendirmesi (diversification) yapmamış bir kaç kişiden örnek verdikten sonra portföy çeşitlendirmesi nedir sorusunu yanıtlıyorum. Daha sonra yaşlandıkça yatırım stratejinizi nasıl değiştirmeniz gerektiğinden bahsediyorum. Hayatında tutumluluk kavramına yer vermemiş, har vurup harman savurmuş veya tutumlu olmasına rağmen aşağıda bahsettiğim kuralları hiçe saymış insanlardan çok var. Amerika’da süpermarket’e haftasonu gittiğimde krakerlerin üzerine krem peynir veya somon balığı spreadi (ezmesi?) koyup müşterilere ikram eden 75-80 yaşındaki nineler ne dediğimi size çok daha iyi anlatacaklardır. Neyse yazımıza geçelim.

Amerikalı yahudilerin bir çok özelliklerini takdir ederim. Çok çalışkandırlar, eğitime önem verirler, tasarruf ederler, girişimcidirler ve genellikle birbirlerini desteklerler. Tüm bunların bir sonucu olarak da diğer kültürlerden gelen insanlara kıyasla daha varlıklılardır. Ancak geçtiğimiz bir kaç ay içerisinde gelişen bir olay bazı yahudilerin yatırım yapmanın bir numaralı kuralını bilmediklerini gözler önüne serdi. Bir ömür boyu çalışıp didinip milyonlarca dolarlık bir servete sahip olan bir kısım yatırımcı tüm birikimlerini Bernie Madoff isimli geçmişte NASDAQ başkanlığı da yapmış, “son derece güvenilir” bir kişiye teslim etmişler. Ancak Bernie Madoff’un herkesin düşündüğü gibi başarılı bir hedge fon yöneticisi değil, aksine 20 yıldır saadet zinciri işleten bir dolandırıcı olduğu borsaların gerilemesiyle ortaya çıktı. Burada yatırımcıların yaptığı en temel yanlış tüm yumurtalarını aynı sepete koymaları yani portföy çeşitlendirmesi yapmamış olmalarıdır.

Benzer bir yanlış da dolar milyarderi efsanevi petrolcü......

Devami Ekonomi Turk 2'de. Üyelik ile ilgili detaylı bilgi için tıklayınız. Read More!

Yukselen Enflasyon Ortaminda Nasil Yatirim Yapilir

Amerika’daki onemli hedge fund yoneticilerinden birisi olan Howard Marks kendi yatirimcilari icin yayinladigi mektupda Amerikan ekonomisindeki canlanma konusunda endiselerini belirtti. Howard Marks genelde kotumser bir tahminci olarak taninir. Bizim icin onemli olan nokta, kendisinin yaptigi analizlerin derinligi ve yonettigi fonun yatirim stratejilerinden birsey ogrenip ogrenemeyecegimiz.

Hedge foncu Marks hukumetin uygulamaya koydugu kurtarma paketi ve faizlerin dusurulmesi ile uygulanan gevsek para politikasinin sagladigi yararlari su an icin kabul etmekle birlikte, Amerikan ekonomisindeki talepin tekrar ve saglikli bir trend’de canlanabilmesi icin gerekli yapisal ortamin hala saglanmadigini belirtti. Hukumetin ekonomiyi canlandirmayi yavaslattiginda, ve faizleri yukseltmeye basladiginda asil tehlikenin ortaya cikacagini soyluyor. Cunku Amerikan ekonomisinin temel tasi olan tuketici harcamalarinin kriz oncesi seviyelerine gelmesi uzun yillar alacak. Yazinin devamini buradan okuyabilirsiniz.

Peki enflasyon ortaminda nasil bir yatirim stratejisi belirlemeliyiz. Oncelikle butun yatirimcilar icin, gerek milyon dolarlik bir fon yonetin, gerekse cok calisarak olusturdugunuz birikimlerinizi yatirima donustururken ilk yapmaniz gereken planlama yapmak: Oncelikle “amacinizi” belirleyin. Yatirima yonelttiginiz bir paraniz var sonucta. Amaciniz neler, yatirimlarinizdan beklediginiz getiri ne kadar? Belli bir gelir akimi mi bekliyorsunuz yoksa yatirimlariniz degerini enflasyona karsi –ki yazimizin konusu bu- korumak mi istiyorsunuz. Cok para kazanmak mi amaciniz? At yarisi oynayan ya da cok buyuk ikramiyeli piyango oynayan arkadaslarima da neden bunu yaptiklarini sorundugumda da bana ayni sekilde yanit vermislerdi, “cok para kazanmak”. Ne zaman bu lafi duysam biraz urkmem ondan dolayi. Sonucta blog okuyucularinin birikimlerini uzun yillar ve nice emeklerin sonucunda biriktirdigini dusunuyorum. Planlamanin ikinci asamasi “kisitlar”. Kaynaklarimiz kisitli, zamanimiz ve paramizda oyle. Diger adim“risk tercihleriniz”. Risk tercihiniz simdi belirtecegim hususlarin bir fonksiyonu olarak dusunebilirsiniz. Ailenizden kalan bir varlik var mi, iyi bir geliriniz var mi, yasiniz, ne kadar nakitiniz var gibi. Mesela genc insanlar, yaslilara gore daha riskli yatirimlara yonelirler. Hatta kadin yatirimcilar, erkek yatirimcilara gore daha az risk alirlar, ki bu bilimsel bir verdir. Butun bunlarin isiginda belli bir zaman cercevesine bagli olarak “gercekci” bir amaciniz olamali.

Evet simdi siz butun bunlari yaptiniz bizde simdi hep beraber enflasyon ortaminda yatirim yapilabilecek varlik siniflarini belirleyelim. Bu arada biz de TR’de 2010 yili enflasyon beklentimizi %8 olarak belirtiyor ve ona gore onerilerimizi soyluyoruz.

· Enflasyona endeksli devlet tahvili alabilirsiniz. Mesela TR’de 15 Subat 2012 tarihli olani su an %3 civarinda reel faiz oduyor. Bir digeri, 14 Agustos 2013 tarihli olan kagit ise %3,55 faiz oduyor

· Dalgali, degisken faizli borc senetlerine de yatirim yapabilirsiniz. Gosterge faizleri degistiginde sizin elinize gecen faiz odemesi de yukselecektir. Faizler neyi izliyordu?

· Altin alin. Gecen yazimda belirttigim gibi, John Paulson ve David Einhorn gibi akilli fon yoneticileri, Altin’a cok ciddi miktarlarda yatirim yapiyorlar. Bunu yapmalarinin sebebi, sadece Altin yukselecek ben de kar edecegim diye degil, ellerindeki portfoyu enflasyon riskine karsi korumaya almak. Yani bir “amac”lari var. Ornek vermek gerekirse Paulson’un yonettigi fonun Altinla ilgili yatirimi $4.3 milyar dolara ulasti! Sadece enflasyon riski degil, Altin'i artik bir “rezerv para” olarak gormeye basladilar. Diger para birimlerininde artan devaluasyon riskini de bu yatirim kararinda etkili.

· Emtia, enerji ve gayrimenkul yatirimlari da mantikli. Cin ve ozellikle Asya’da gelen guclu GDP buyumesi, petrol, demir-celik, gemi yapimi,enerji, ve emtia yatirimlarinin cazibesini arttiyor. Ozellikle Cin’deki ulastirma ve insaat yatirimlari-gerek Cin hukumetinin inanilmaz boyuttaki canlandirma paketi, gerekse Cin’deki tuketici kredilerinin gevsekligi- bu gorusumuzu destekliyor. Bu alanlardaki endeks fonlarina yatirim yapabilir, iyi bilinen uluslararasi madencilik firmalari ve emtialari ihrac eden firmalara yonelebilirsiniz. Tarimsal urunlere olan yatirimi da dusunulmeli, cunku nufus artiyor, arz o kadar artmiyor. Zenginlesen Asya’da, orta sinif protein zengini yemekler yemege basladi. Turkiye’de zaten ben bildim bile sut ve et fiyatlari hep yuksek olmustu. Boyle giderse uzun yillar da olmaya devam edecek, gercekten bu duruma cok uzuluyorum. Milletin cocuklari sutu cok miktarda tuketirken, bizde sut hala cok pahali, icilemiyor. Gayrimenkul de her zaman degerlendirilmeli. Bir kere kiradan kurtulamadiysaniz, kesinlikle ev almaya calismak geleceginiz ve aile mutlulugunuz icin cok muhim.

· Yabanci pazarlar, yine tabii ki Cin, Brezilya, bazi Avrupa hisse senetlerinin agirligini yukseltebilirsiniz. Cunku bu pazarlardaki buyume daha hizli ve guclu olacak. Amerika’nin sikintilari cozmesi zaman alacak.

· Mesela, artan maliyetleri musterilerine yansitabilen, yani urunlerine veya hizmetlerine olan talebin fiyat esnekligi az olan firmalarin hisselerine yatirim yapmak iyi bir tercih olur.

· Paranizi faizler yukselene kadar da gecelik faizde bekletebilirsiniz, faizler yukselince yatiriminizi yaparsiniz. Bu da bir yatirim seklidir.

· Uzun donemli devlet tahvillerinden cikarak, kisa donemli tahvillere yonelebilirsiniz.

Her ne kadar yukarıdaki tavsiyelerin çoğunluğu Amerika için geçerli olsa da, bir gün Türkiye’de de yatırım alternatifleri çoğalacak. O zamana kadar ise elimizdeki enstrümanlar ile yetinmek zorunda kalacağız. Read More!

Küçük Yatırımcı Borsa’da Nasıl Kazanır?

Donald Trump’ı kastederek söylenen çok güzel bir söz vardır. Nasıl milyoner olursunuz? Cevap: Tabii ki bir kaç milyar dolar parayla yatırım yapmaya başlayarak. Türkiye’deki küçük yatırımcılar da aynı hesap, borsaya her yatırım yaptıklarında kaybediyorlar, ellerindeki para giderek küçülüyor. Borsa çıksa da inse de bu durum değişmiyor. Siz de bu küçük yatırımcılardan biriyseniz ve internette hisse tavsiyesi arıyorsanız tam yerine geldiniz.

Birincisi google’da hisse tavsiyeleri araması yapıyorsanız yatırım nasıl yapılır hiç bilmiyorsunuz demektir. Benim vereceğim reçeteyi takip ederseniz sırtınız yere gelmez.

1. En yakın arkadaşınızdan, babanızdan, veya babanızın oğlundan dahi duysanız kimsenin verdiği tüyolara kanıp da borsada yatırıma girişmeyin. Tüyo işi çoğu zaman hüsranla biter, elindeki hisseleri başkalarına kakalamak isteyen uyanıkların icadıdır tüyolar.

2. 2009 senesinde en fazla kazandıran yatırım araçları listesine göz gezdirip 2010 senesinde de bir önceki sene en çok kazandıran yatırım aracına yatırım yapmak gibi saf bir yöntem kullanıyorsanız, silkinin ve kendinize gelin. Bir önceki sene kazandıran hisseler daha iyi performans gösteriyor olsaydı, o zaman hep aynı hisseler, hem aynı enstrümanlar daha iyi performans göstermez miydi? Bunlar da yaş iş

3. Sabırsızlanıyorsunuz biliyorum, nasıl yatırım yapacağınızı anlatayım. Öncelikle borsaya sadece uzun vadeli yatırım yapacaksınız, acil durumlarda ihtiyacınız olacak paranın borsada yeri yok. Ondan sonra gideceksiniz ve ya en büyük 10 hisseyi satın alacaksınız ya da DJIST gibi borsada işlem gören endeks fonunu. Ara ara şirketler temettü dağıttıkları zaman bu paraları da aynı şirketlere tekrar yatıracaksınız. Borsa inse de çıksa da istifinizi bozmayacaksınız, işlem yapmayacaksınız, etrafınızdakilerin gazına gelmeyeceksiniz, o paraya dokunmayacaksınız.

Bu kadar basit. 10 sene sonra bana teşekkür edeceksiniz. Teşekkür etmeyin, onun yerine Şubat 2010’da piyasaya çıkacak ekonomi kitabımızı alın, sizin gibi ekonomiden ve borsalardan anlamayan ve piyasada sürekli kurt yatırımcılar tarafından tokatlanan küçük yatırımcılar için de bir bölüm hazırladık.

Haaa, söylediklerinize rağmen ben risk almak istiyorum, paramı bir kaç gün içerisinde 10’a katlamak istiyorum, zaten elimdeki para kaybetmekten korkmayacağım para diyorsanız size forex piyasalarını tavsiye ederiz. Kumar oynamak için daha iyi bir piyasayı zor bulursunuz ama önce forex piyasalarında nasıl para kaybedilir ve forex piyasalarında para kaybetmenin sırları başlıklarını taşıyan yazılarımızı okumanızı öneriyorum.

Bu konu ile diger alakali bir yazi ise Borsa Nasıl Oynanır? En Sağlam Tüyolar baslikli yazimizdir. Read More!

Ekonomik Gelişmelerin Tasarruflarımıza Etkisi

Burada daha evvel sık sık para biriktirmek gerektiğini, emeklilikte SGK'dan fazla hayır göremeyeceğimizi, borsa, mevduat, DT/HB gibi enstrumanlardan kendi risk anlayışımıza göre bir portföy yaratmamız gerektiğini yazdım. Döviz biriktirmediğimi ve ayrıca 2004 yılından beri Bireysel Emeklilik hesabımın olduğunu da belirtmiştim.

Mevduat faizlerinin düşmesi, borsanın yükselmesi ve dövizin karasızlığı eminim benim gibi sizlerin de aklını karıştırıyordur. Hatta faizler bu seviyeye gelmişken tasarruf etmenin manasız olduğunu ve parayı harcamak gerektiğini söyleyenler var. Bundan daha yanlış birşey olamaz. Başka borcu olmayan ve 3-6 aylık geçinme parasının haricinde (ben 1 yıllık diyorum) birikmiş parası olan kişiler için gayrimenkul özellikle de dükkan almak anlamlı olabilir. Eğer kendi evinizde oturmuyorsanız ev almak isteyeceksiniz ama bazen birikimler azsa, bankadan alınacak borcun da fazla olmaması için daha ufak bir yatırım yapmak daha doğru olabilir. Bu bakımdan dükkan almayı tercih edebilirisniz ama bu konuda çok dikkatli olmak lazım. Bu işten anlayan kişilere danışmanızı öneririrm.

Nükleer Nedir    Yatırım Fonları    Taksi Şöförü   VOB nedir?  IMF Nedir   Borsa Tüyoları  Borsa Nedir  Zaman Nedir  Pi Sayısı Nedir

Memursanız 3-6 aylık geçinme parası dediğim acil durum fonunu 3 aya düşürebilirsiniz. Ancak iş güvencesi olmayan kimselere bunu önermem. Örneğin bir yatırım yaptınız ve banka kredisi kullandınız. Artık düzenli olarak yapmanız gereken aylık ödemeleriniz var demektir. Eskaza işinizi kaybedecek olsanız, iş ararken ödemelerinizi yapacak ve hayatınızı idame ettirecek paranızın olması şarttır. Kolayca iş bulamama ihtimaline karşı yatırımı satacak zamanınızın da olması gerekir.

Eğer yukarıda belirttiğim koşulları sağlayamadıysanız yani borçlarınız varsa ve de acil durum fonunuz çok küçükse gayrimenkul yatırımına girmenizi şahsen önermem ancak para biriktirmeye kesinlikle devam etmek gerekir.

Döviz konusunda ne düşündüğümü soran okuyucularım var. Açıkçası hiçbirşey düşünmüyorum zira dövizin ne olacağını kestirmek benim gibi ekonomi uzmanı olmayan biri için imkansız. Hatta uzman olduğunu söyleyenlerin bile geçmiş tahminlerini gördük. Benim ne gelirim, ne de herhangibir giderim döviz cinsinden değil. Hal böyleyken döviz ile ilgilenmiyorum.

Düzenli bir gelirim olmadığı için şu sıra yatırım yapacak durumum da yok. O nedenle statüyü koruyorum. Önümüzdeki aylarda danışmanlık/eğitmenlik işlerinden para kazanmaya başlamayı umuyorum. O da düzensiz bir gelir olacağı için şu sıra freelance çalışan, düzensiz gelirle bütçe yapan insanların bloglarını takip ediyorum. Bundan sonraki kariyerimin tamamı düzensiz bir gelir ile başa çıkmamı gerektirebilir. Eğer sağlığım elverirse 60 yaşına kadar çalışmak niyetindeyim. Daha evvel emekli olmak hem büyük lüks hem de danışmanlık/eğitmenlik işi zaten her gün 9'dan 18'e bir iş değil. Çalışarak dahi olsa evde geçirilen zaman oldukça fazla ki, bu da bazı masrafların azalması demek. Bakalım nasıl olacak? Yaşayıp göreceğiz. Read More!

Tasarruflarımız nereye gidiyor?

Bugünkü yazımı blogumdan okuyabilirsiniz.

Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir    Borsa Yorumları    Petrol Fiyatları    Bilgisayar Nedir Read More!

Theme Parks in Turkey

Mugla'da $3.2 milyarlik yatirimla Disney Theme Park'i yapilacakmis. Ankara'ya dayapmayi dusunuyorlarmis ama vazgecmisler. Allahtan Siirt'e falan yapmayi planlamamislar!!.

Buna ek olarak Turkish Economy blogunda uc tane daha haber var:

Iki tanesi Turkiye'deki yabancilarin izlenimleri hakkinda, ucuncusu ise Amerika'da kanser arastirmalarinda kullanilan yeni yontemlerden bahsediyor.
Read More!

Borsa ve Yatirim Tuyosu

Bir okuyucum var, surekli mesaj atip goruslerimi sorar. Ben de TEGV'e de bugune kadar bir cok kisiden daha fazla bagis yaptigi icin sorularina mumkun oldugunca cevap vermeye calisirim. Universite ogrencisi olan baska bir okuyucum da surekli yatirim felsefemi ogrenmeye yonelik sorular sorar, en son su sorulari yoneltmis:

"Uzun vade 5-10 yıl kadar imkb-30 hisselerine yatırım yapmayı öneriyorsunuz. Sormak istediğim Garanti Bankası hisselerinizi sattınız Abd'deki olayları iyi süzdünüz ve zamanında sattınız.Fakat sormak istediğim 10 yıllık bir süreçte bazen kriz ben geliyorum diyebilir o durumda da hisselerimizi satmayalım mı? Mesela Garanti bankası hisselerinizi niye sattınız çok uzun vadeli bir süreci düşünürsek sizin Garanti bankası alım-satımınız kısa vadeli bir süreci teşkil ediyor."

Bu yazida her kucuk yatirimcinin bilmesi gereken seyleri soyleyecegim.

Uc cesit yatirimci vardir: kucuk yatirimci, yatirim fonu yoneticileri, ve hedge fon yoneticileri.

Kucuk yatirimci hemen hemen her durumda dandik yatirim kararlari veren, uzun vadede de piyasa ortalamalarinin altinda getiri saglayan ya da bazen reel olarak para kaybeden yatirimci grubudur. Bu kisiler sagdan soldan aldiklari "tuyolarla" borsaya girerler, ya da gazete koselerinden okuduklari safsatalarla yatirim kararlari verip buyuk paralar kaybederler. Bir kisim kucuk yatirimci da temkinlidir, gider gerizekali yatirim fonu yoneticilerinin yonettigi fonlara para yatirarak daha az para kaybederler ama yine de kaybederler.

Yatirim fonu yoneticilerinin amaci piyasanin uzerinde getiri saglamak falan degildir, zaten cogunun boyle bir yetenegi de yoktur. Tesadufen her sene bir kismi piyasanin uzerinde getiri saglar, gerizekali kucuk yatirimcilar da bunlarin pesinden gidip durur. Ertesi sene bunlarin buyuk kismi "basarilarini" tekrarlayamazlar ve kucuk yatirimcilar baska "basarili" yatirim fonu yoneticilerine yonelirler. Yatirim fonlarinin yoneticilerinin cogunlugu piyasa getirisi civarinda getiriye sahiptirler, ancak bu fonlara yatirim yapanlar %3-4 civarinda komisyon-aidat-senelik ucret basliklari altinda paralari bayildiklari icin (carkin bir sekilde donmesi lazim, carki dondurecek su da kucuk yatirimcilardan gelir) ortalamada piyasa getirisinin %3-4 altinda getiri elde etmeleri garantidir.

Yatirim fonu yoneticilerinin bir kismi gercekten ne yaptiginin farkindadir, kafasi calisan kisilerdir. Bunlar yatirim fonlarinda kendilerini sonsuza dek harcamazlar. Zaten yatirim fonu sahibi sirketler de bunlara dogru durust para odemez. O yuzden de bu kisiler "hedge fon" dedigimiz kendi fonlarini kurarlar ve zenginlerin paralarini yonetirler. Ortalamada piyasa getirisinin uzerinde getiri elde ederler.

Ben kucuk yatirimcilara uzun vadede borsaya girmelerini tavsiye ediyorum. Nedeni basit. Kendi baslarina hareket etseler ellerindeki parayi ya kaybedeceklerdir ya da piyasa getirisinin cok altinda getiriler elde edeceklerdir. Kendi baslarina endeksin icerisindeki hisselerden alip bir kenara koysalar tam tamina piyasa getirisi kadar getiri elde edecekleri icin diger kucuk yatirimcilara kiyasla senede %3-4 daha fazla bir getiri elde edeceklerdir.

Uzun vadede borsayi neden oneriyorum peki? Borsanin riski hazine bonolarina gore daha yuksektir, bu yuzden de uzun vadeli yatirim yapan kisiler bu riskin karsiligi olarak daha yuksek getiri alirlar.

Ben neden uzun vadeli yatirim yapmiyorum peki? Oncelikle ben kucuk yatirimci degilim. Finans uzerine doktora yaptim, birakin Turk universitelerini, Amerikan universitelerinden bu konularda hocalik yapmak icin teklifler aldim. Gelistirdigim yatirim stratejileri ile buyuk miktarlarda para yonettim ve piyasanin uzerinde getiri sagladim. Zamanimin cogunu bu konuda harciyorum ve surekli kendimi gelistirmeye calisiyorum. Tum bunlari goz onune alarak kendimi ucuncu grup yatirimci olarak goruyorum. Yine de her zaman her seyi bilmedigimi biliyorum. Eger piyasanin yonunu %60 dogru olarak tahmin edebilirseniz piyasadaki yatirimcilarin %99'dan daha yuksek bir getiriye ulasirsiniz. Ben de kendimi %60 dogru tahmin yapan biri olarak dusunuyorum. Bakmayin son bir yildir yaptigim tahminlerin cogunun dogru ciktigina, sansim bir miktar yardim etti. Ortalamada %60 civarinda dogru cikiyorlar.

Gecen senenin sonunda kriz tahmini yaptigim zaman bile elimdeki kagitlarin tamamini satmadim, bir kismi hala elimde duruyor. Ben bile kendime %100 guvenmiyorsam, siz kucuk yatirimcilar piyasadaki ne idugu belirsiz yatirim peygamberlerine, teknik analiz cambazlarina nasil guveniyorsunuz anlayamiyorum.

Kendime %100 guvenmesem de faiz ve borsaya yaptigim yatirimlarin agirliklarinda %50'ye varan degisiklikler yaparak tahminlerim dogrultusunda kumar oynuyorum. Kumar oynuyorum dediysem de bunu yazi tura atisi seklinde anlamayin, oynadigim kumarda benim kazanma olasiligim kaybetme olasiligimdan daha yuksek. Iki kere kaybedersem 3 sefer kazaniyorum, bu da beni diger yatirimcilarin %99'undan daha iyi yapiyor.

Simdi okuyucumuz bize "10 yıllık bir süreçte bazen kriz ben geliyorum diyebilir o durumda da hisselerimizi satmayalım mı" diye soruyor. Cevabimiz su. Hic bir zaman kriz ben geliyorum demez, diyorsa zaten bu fiyatlara coktandir girmistir, satmak elinize birsey gecirmez. Piyasanin uzerinde bir getiri elde etmek istiyorsaniz tahmin oyununda piyasadan daha iyi olmaniz gerekir. Bu da oyle sandiginiz kadar kolay degildir. Ben sene basinda "kriz geliyor" dedigimde o yazimi okuyan kac kisi bana hak vermisti? Kac kisi gidip hisselerinin bir kismini satarak faize gecmisti? Enflasyon yukselecek dedigim zaman kac kisi enflasyona endeksli bonolardan aldi? Hersey olup bittikten sonra "evet boyle olacagi cok barizdi" demek kolay. O yuzden borsada aktif olarak yatirim yapmayi kucuk yatirimcilara tavsiye etmem, borsada siz kazanacaksaniz karsinizdaki kisi de kaybedecek demektir. Kaciniz siz alirken satan, siz satarken alan kisiden daha akilli, bilgili oldugunuzu dusunuyorsunuz? Ufak bir ihtimal de olsa belki karsinizda islem yapan kisi ben olabilirim!!

Kaldi ki kucuk yatirimcilarin onunde cok buyuk bir firsat var. Hazine reel olarak %10 civarinda faiz oduyor. Tekrar soyluyorum, opun basiniza koyun. Paranizi sagda solda savuracaginiza, cevrenizdekilerle sidik yaristiracaginiza biriktirin ve %10 reel faiz kazanin. 7 yil sonra paranizla bugun alabildiginizin iki kati mal alabilirsiniz. 35 yil sonra paraniz 30 katina cikar (tabii 35 yil icerisinde devlet %10 reel faiz vermeyi surdurmeyecektir, ama onu da reel faizler dustugunde dusunursunuz).

Tekrar soyluyorum. Kucuk yatirimciysaniz, kucuklugunuzu bilin. Filler tepisirken ezilen karincalar olur.

Bu konu ile diger alakali bir yazi ise Borsa Nasıl Oynanır? En Sağlam Tüyolar baslikli yazimizdir.
Read More!

Sermaye kaçıyor(muş)!!!

15 Ekim 2007 tarihli Cumhuriyet gazetesinin birinci sayfasından bir haber (not: gazetenin internet versiyonu olmadığı için link veremiyorum):

"5 yılda 6.3 milyar dolar
Sermaye kaçıyor

Türkiye'ye gelen yabancı sermaye "rekor" kırarken yerli sermaye yurtdışına yöneldi. 2002 başından bu yana yurtdışına doğrudan yatırım için 6.3 milyar dolar sermaye çıktı. Türk girişimciler şu ana kadar en çok Avrupa ülkelerine sermaye götürdü. Yurtdışına giden sermaye yurtiçinde yatırıma yönlenseydi, 63 bine yakın kişiye iş yaratılacaktı."

Soru: Bu haberdeki tutarsızlıkları bulunuz.

Ben şimdilik yorum yapmayacağım. Read More!

Ege Cansen ve Tasarruflar

Diger bir ilginc fikrin babasi ise Ege Cansen:

"Keynesyen muhasebeye göre, "Cari İşlem Açığı = Kamunun Borçlanma Gereksinimi+(Yatırım/ Tasarruf)". Aslında bu bir denklem değil, sadece bir özdeşliktir. Başka bir değişle, kamu ve özel sektörün tasarruf açıklarının cebirsel toplamı, cari işlem açığına eşittir demek, milli gelir muhasebesi açısından doğrudur. Ama cari işlem açığının, bütçe açığı ile tasarruf açığının toplamından meydana geldiğini ispatlamaz. Yani bilimin peşinde olduğu "sebep-sonuç" ilişkisini içermez. Eğer bu özdeşlik bir denklem olsaydı, sebep-sonuç ilişkisini ifade etmiş olacaktı. O zaman da bütçe açığı azaldıkça, cari işlem açığının da azalması gerekirdi. Hálbuki mesela Türkiye’de bütçe açıkları azaldıkça, cari işlem açıkları azalmamış, tam aksine artmıştır. "

Ayni mantiga gore, "butce dengesi = faiz disi acik + faiz" sadece bir ozdesliktir. Butce dengesinin faiz disi acik ile faiz harcamalarin toplamindan meydana geldigini ispatlamaz. Eger bu ozdeslik bir denklem olsaydi, faiz disi acik azalinca butce aciginin da azalmasi gerekirdi. Turkiye ise 1995-2000 arasi faiz disi fazla vermemize ragmen butce acigimiz azalmamis, tam aksine artmistir. O yuzden birakin bu ozdeslik ayaklarini, faiz disi acik versek de bir faydasi yok. Zaten bu dunya fani. Tutune bes bin daha ver, emekli yasini 12'ye dusur. Kredi isteyen var mi sifir faizle Ziraat'tan?

"Hemen denecektir ki, evet böyle olmuştur; ama özel sektörün yatımları artmış ve tasarruf açığı büyümüştür. Bu da doğru değildir. Çünkü son iki yıldır yatırım malları ithalatı azalmış buna mukabil cari işlem açığı artmıştır. "

Sen cok yasa Fenerbahce. Yatirim denince akla yatirim mali ithalati gelir degil mi? Kim bakacak bu sicakta milli gelir rakamlarina? Neymis sabit sermaye yatirimlarinin milli gelire orani 2004'de %18 iken, 2005'de %20, 2006'da %21.3 olmus. Yani ARTMIS ! Kimin umurunda? Yatirim mali ithalati 2004'de 17 milyar iken, 2005'de 20 milyar, 2006'da 23 milyar dolar olmus. Yani ARTMIS! 2001-2006 arasi tasarruflar 17.5'den 16.9'a dusmus (0.6 puan). Toplam yatirimlar (stok+sabit sermaye) 15.1'den 24.8'e cikmis (9.7 puan), 2001'de 2.4 olan cari fazla, 2006;da 7.9 puan cari acik haline gelmis (bozulma 10.3 puan). Bozulmayi yaratan kim? 9.7 puan artan yatirimlar mi, yoksa 0.6 puan azalan tasarruf mu? Ne bicim soru boyle, densiz!

"Bu şartlar altında, "cari işlem açığı, tasarruf noksanından değil, tüketim fazlasından doğmuştur" demek daha doğru olmaz mı?"

Valla dogru olurdu ama "Tasarruf = Gelir - Tuketim" bir ozdesliktir maalesef, denklik degil. Hikayenin bundan sonrasi icin en bastaki paragrafi okuyun.

"Bir iktisat sorusu: Niçin, fakir Çin’in tasarruf oranı, zengin Amerika’dan yüksektir? Tasarruf eğilimi, zenginleştikçe azalır mı? Çin ve Japonya’nın "düşük faiz, yüksek döviz" politikasını bu bağlamda değerlendirin"

Cevabi bilebildiniz mi? Elbette dusuk faiz-yuksek kur. Cunku bir ekonomi tanimlayan tek karakteristik ozelligi faiz ve kurdur. Esasinda faiz ve kur ayni olsa hepimiz birbirime benzeyecegiz. Mesela euro kullanan Avrupa ulkelerinin hepsinin tasarruf orani, yatirim orani, enflasyon, buyume hizi aynidir. Bizim Cin ve Japonya ile tek ve tek bir farkimiz var desem, ne oldugunu bilebilir misiniz? Evet, faiz ve onun belirledigi kur. Onun disinda hic bir fark yok. Efendim? Japonya 1973'e kadar parasinin degerini dusuremezdi, cunku sabit kur rejimimi vardi? Sen sus zindik! Cin, parasinin degerini dusurmedi, dolara bagladi. Dolar 1995-2000 arasi deger kazaninca cin parasi da degerlendi. 2000 sonrasi dolar dusunce cin parasi da deger kaybetti mi diyorsun? Densiz iste, ne olacak? Ah bir dolari 3 YTL yapsak, tasarruf oranimiz ayni Cin'deki gibi %40 olacak. Her ne kadar 1950-2007 arasi 50 senelik ortalama %20 bile olsa, aslinda hepimiz tasarruf yapmak istiyoruz. Bizim bir sucumuz yok, hep bu sicak paraci Menderes'in, Inonu'nun sucu.

"Türkiye, niçin cari işlem açığı veriyor diye sorulunca, iktisat (Iktisat nedir) hocalarımız, "Çünkü Türk halkı, yeteri kadar tasarruf etmiyor" diyorlar. Söze devam edip, bu yüzden tasarruf açığı oluşuyor, bu açığı kapamak için de yurt dışından başka milletlerin tasarrufları ithal ediliyor deyip, eğer ortada bir sakatlık varsa bunun "suçlusu halktır" demeye getiriyorlar. Bu saçmalıklara inananlar da aynı lafları ayet-i kerime gibi orada burada tekrar ediyor. "

Estafullah hocam, kimin haddine halki suclamak. Dediginiz gibi suclu yuksek faiz dusuk kur politikalari. O yuzden faizleri dusurelim. Mesela %5 nasil? Faizler dusunce bazi densizler bankalara kosup kredi almak isteyebilirler. Tuketim artacaktir, ama muhim degil. Cunku Tasarruf=Gelir-Tuketim denen sey bir denklem olmadigi icin tasarruflar yukselmeye devam eder.

Kur da 1$=3YTL olsun. Bu arada eger enflasyon sebebi ile devaluasyon etkisini kaybederse, o zaman kademe kademe 1$=5YTL, 7YTL, 10 YTL, 20 YTL olarak arttiririz. Ayni 90'larda yaptigimiz gibi. Ahh ne guzel gunlerdi onlar? Kim kimi takip ediyor bilmezdik, bir dolari arttirirdik, bir enflasyonu. Iki basamak, uc basamak derken tam dort basamakli enflasyona gidiyorduk, engelledi o "yüksek faiz-düşük kur" politikasının yarattığı rantı yiyerek semiren bankaların ekonomistleri.

Hem zaten faiz oranlari ile kamu aciklari arasinda bir iliski de yoktur. Kamunun borcunun artmasi faizi neden etkilesin ki? Borc ne olursa olsun bizistedigimiz faizle borclaniriz. Hem Asaf Savas da borcu azaltmanin yolunun daha az borclanmak degil, daha cok borclanirken faizleri dusurmek oldugunu ispatlamadi mi zaten?

Bizim koyde esasinda hepsini koyun muhtari belirler. Bu ayin rakamlarini acikliyorum, not alin:

Enflasyon: sifir
Dolar: 3 ytl
Faiz: sifir
Tuketim ve ithalat: parcali bulutlu
Tasarruf ve ihracat: saganak yagisli
Buyume: az bulutlu ve acik Read More!

Hindistan'da Yatirim

Bu konudaki arastirmalarim devam ediyor ancak kucuk bireysel yatirimci icin pek iyi haberlerim oldugu soylenemez. Oncelikle Hindistan henuz piyasalarini disaridaki bireysel yatirimcilara acmis degil. Gayrimenkul, bono, ve hisse senedi alabilmeniz icin Hint vatandasi veya Hint orijinli olmaniz gerekiyor. Ayrica ulkeye soktugunuz parayi istediginiz zaman disariya istediginiz gibi cikarma sansinizda olmuyor. yani hala sermaye hareketleri uzerinde buyuk kisitlamalari var. O sebepten dolayidir ki ulkeye Cin'e kiyasla (hatta Turkiye'ye kiyasla) cok kucuk miktarda sermaye geliyor.

Ancak kurumsal yatirimcilar icin kapilari daha fazla acmislar. Buyuk miktarda sermayeniz var ise ulkeye girmeniz ve yatirim yapmaniz cok daha kolay.

Amerika'daki yatirimcilarin onunde Hindistan'a yatirim yapmak icin iki tane yol var. Birincisi yatirim fonlari (mutual funds veya exchange traded funds). Bu opsiyon icerisinde benim en cok tuttugum borsada islem goren IIF sembolune sahip fon. Ikinci opsiyonunuz ise American Depository Receipts (ADRs) denilen Hint hisse senetlerinden bazilarinin Amerikan borsalarinda islem gorenleri. Bu sirketlerin listesine linklerim icerisinde yer alan "Indian Stock Market Blog"dan ulasabilirsiniz. Bu sirketler arasinda benim yakindan takip ettigim ICICI Bank var, ticker sembolu IBN.

Hint borsasi ve gayrimenkul sektoru uzun vadede cok buyuk potansiyele sahip. Yakin zamanda buyuk artislar olmus varlik fiyatlarinda. O yuzden bugun icin belki fiyatlar biraz pahali olabilir ama cok uzun vadeli yatirim yapmayi dusunuyorsaniz bence hic beklemeyin IBN'i alin derim.

Bence en yuksek getiriyi sadece Hindistan'a rupee cinsinden yatirim yapan gayrimenkul sirketleri getirecektir. Gayrimenkul'un yaninda buyuk potansiyele sahip daha bircok sektor var. Arastirmalarim devam ediyor, yer yer sizlerle paylasacagim. Read More!

Ekonomik Karamsarlar

Internet’te dolasirken Mahfi Egilmez’in gecen yil Mayis ayinda yazdigi bir yazisina rastladim. Turk ekonomistlerini goruslerine gore uce ayiriyor: karamsarlar, iyimserler, ve ihtiyatlilar diye. Karamsarlardan bahsederken soyle diyor:

"Onlara göre özellikle cari açıkta ortaya çıkan artış, geçen yıl atlatılmış olsa bile, önlenemediği takdirde bu yıl krize neden olabilir. Ki şu ana kadar açıklanan ödemeler dengesi verileri cari açığın geçen yılın da üzerinde bir sayıya doğru gittiğini gösteriyor."
Demek ki cari acik kaynakli bir krizi 2004’te atlatmisiz, 2005’te de Allah bizi korumus, 2006’da bir krizin cikma olasiligi bu mantiga gore cok daha fazla olmali. Benim merak ettigim karamsarlarin paralarini nasil degerlendirdigi. Cari acik krizi doviz kurunu ziplatacagi icin karamsar ekonomistler icin en mantikli yatirim araci doviz cinsi mevduat faizleri olmali. Mayis ayindan bu yana dolar cinsi mevduat faizleri %3 civarinda birsey getirmistir. Ote yandan parasini TL’de tutup borsaya (borsa nedir?) koyan bir yatirimci %60’in uzerinde (hem dolar hem de TL cinsinden) bir getiriye sahip olmustur.

Demek ki karamsarlar Mayis’tan itibaren yakalsik %60 potansiyel kardan olmuslar. Isin kotu tarafi bu kisiler 2004’ten itibaren boyle dusundukleri icin borsanin 10000’ler seviyesinden 25000 seviyesine kadar olan %150’lik yukselisini de kacirmislardir. Hem de bu zaman araliginda dolar 1.45’ten 1.35 seviyelerine dustugu icin TL cinsinden kazanclari sifir civarindadir.

Yani 2004 basinda 10000 dolari olan bir karamsar ekonomist, bugun $11000 sahibidir. Ote yandan iyimser bir economist yaklasik $45,000’a ulasmistir bu zaman dilimi icerisinde. Simdi iyimser ekonomistlerle kotumser ekonomistlerin yatirimlarinin kafa kafaya gelmesinin tek yolu 1 dolarin 2.80 YTL civarina yukselmesiyle olabilir. Mumkun mu sizce? Read More!

Girisimciler Neler Yapabilir?

Girisimciler neler yapabilirler? Turkiye’nin en buyuk avantaji Avrupa gibi cok buyuk bir pazara cok yakin olmasidir. Avrupa’da, gidenler bilir, ucretler yuksektir ve bunun bir yan etkisi olarak fiyatlar da yuksektir. Ticaret fiyat farkliliklari olan bolgeler arasinda arbitraj yapilmasi ilkesine dayanir Potansiyel olarak Turkiye’de dusuk fiyatli ne varsa Avrupa’nin kullanimina sunulabilir. Herkesin aklina ilk gelen sektor imalat sanayidir. Dogrudur ama daha karli baska alanlar da var. Bunlardan biri kalici turizmdir. Turkiye’nin bati ve guneyi kislari cok sicak bir iklime sahip (evet kisin gunduz 10-12 derece oldukca sicaktir). Avrupa’nin giderek artan yasli nufusuna buralarda siteler satilarak, kasabalar kurularak Turkiye’ye gelmeleri ve harcamalarinin tamamini aylarca Turkiye’de yapmalari saglanabilir. Kilise mi istiyorlar, domuz kasabi mi istiyorlar, ne istiyorlarsa izin verilmelidir. Turkiye’ye gecen sene rekor sayida 21 milyon turist geldi. Bunlarin cogu 7 gun civarinda kalip $600 civarinda para harcayip ulkelerine donuyorlar. Kalici turistler ulkede 6 ay zaman gecirip en az $7500 para harcarlar. Ayrica sadece yemege icmeye ulasima degil, diger tuketim urunleri alanlarina ve ozellikle saglik sektorune de buyuk katkilar saglarlar. Bunun diger bir faydasi da ulkedeki gayrimenkul fiyatlarinin artacak talep dolayisiyla daha yukari bir seviyeye gelmesini saglar Turkiye’nin guney ve bati bolgelerinde yaklasik 5 milyon adet konut var, konut fiyatlarinda $20000 dolarlik kalici bir artis oldugunu varsayarsak bunu sonucunda (bu tamamen tahmini ve size sadece bir fikir vermesi acisindan onemli) konut sahibi insanlarin varliklarinda toplam 100 milyar dolarlik bir artisa neden olur. Az degil.

Girisimciler icin diger bir alan, saglik turizmi. Simdilik sadece goz ameliyatlari icin bazi sirketlerce yapilan bu uygulama Avrupa’daki buyuk ozel saglik sigortasi sirketleriyle anlasilarak bir cok saglik alaninda (cok pahali ameliyatlarda ozellikle) uygulama gelistirilebilir. Hatta bazi Turk hastaneleri Avrupa’da klinikler acarak internet uzerinden (Hasta Avrupa’da bilgisayar ekrani karsisinda, doktor Antalya’da bilgisayar karsisinda) hasta muayene edebilir ve ciddi durumlarda hasta Turkiye’ye getirilerek tedavisi burada yapilir. Bir kac sene sonar Amerika ve Hindistan arasinda bu tur uygulamalari gormeye baslayacagiz gibime geliyor.

Diger bir alan, bilgisayar yazilimlari, muhasebe islemleri, data entry (veri girilmesi) turu islemler, etc.

Bunlarin olabilmesi icin gerekenler is kanunlari ve uygulamalarinin girisimcilerin islerini kolaylastiricak sekilde gelistirilmesi, iyi egitilmis bir is gucu, ve ucuz faizlerdir. Turkiye’nin riski azaliyor (risk nedir?), dolayisiyla faizler dusuyor. Iyi egitilmis isgucu miktarinda artislar var; hukuki duzenleme ve uygulamalarda da iyilesmeler var. Busebeplerden dolayi Turkiye’nin girisimlerinde ve girisimcilerinde ileriki yillarda buyuk artislar bekliyorum. Turkiye’yi asagidan gelen buyuk sayidaki genc nufusun neden olacagi buyuk issizlik artislarindan ancak yukarida bahsettigim turden girisim ve girisimciler koruyabilir. Read More!