Cari Acik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cari Acik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cari Açık, Tasarruf, Mehmet Şimşek, Ege Cansen

Merhabalar, bugün Türkiye’ de tasarruf oranını tartışacağız. Öncelikle tasarruf nedir?Tasarruf demek bugün ile yarın ki tüketim arasında tercih etmek demektir. Toplum bugünün tüketimi ile yarının tüketimi arasında tercih yapar. Esas sorun şuradadır, tasarruf oranımızın düşük olması toplumun önüne konulan alternatiflerin cazibesinin olmamasından mıdır? Bu soruya cevap vermek kolay, çünkü Türkiye’ de reel faizler çoğu ülkeden daha fazladır. Gelelim cari açığa, cari açık dediğimiz zaman tasarrufların yatırımlardan sürekli olarak düşük kalmasını kastederiz. Böyle olunca ülke yurtdışına faiz gibi faktör ödemesi yapıyor. Cari açığın finansmanında ise en önemli faktör yabancı yatırımcıların tercihi ve dış finansmandır. Hal böyle olunca ülke ekonomisi kırılgan bir yapıya geliyor. Dış sermayeye bu derece bağlı olunduğu zaman ani sermaye çıkışları ülke için büyük bir risk kaynağı oluşturuyor. Peki nasıl oluyor? İç talep daralır ve TL, USD karşısında değer kaybına uğrar. Türkiye 1990’lı yıllarda Cari açık/GSMH’ de %1 civarındaydı, 2011 de ise bu rakam bana göre %8’ ler civarında olacaktır.

Mehmet Şimşek’ in 2008 yılında yaptığı bir açıklama var. Bu açıklamada Türkiye’ nin genç bir nüfusa sahip olduğu, bu yüzden tasarruf oranlarının düşük kaldığı falan yazıyor. Burada devreye yaşam boyu hipotezi devreye giriyor. Modigliani ve Brumberg’ in 1954 yılında geliştirdiği hipotez der ki: Bireyler tüketimlerini bütün hayatına yayarlar. Birey kendini geliştirdiği yer olan okulda yani okul döneminde negatif tasarruf eder, çalıştığı müddetçe ise yüksek tasarruf eder. Emeklilik döneminde ise gençliğinde yaptığı bu tasarrufları kullanır. Yani net tasarruf yaşam sonunda sıfırdır. Eğer Türkiye’ de genç nüfus>çalışan ve yaşlı nüfus ise tasarrufların Mehmet Şimşek’in dediği gibi düşük olması gerekmektedir. Ama Mehmet Şimşek’ in dediği gibi ortalama yaşımız 28 düzeyindedir, yani çalışma çağındadır. Bu durumda tasarruflarımızın yüksek olması gerekmektedir..


Az önce değindiğimiz hipoteze göre toplam tasarruflar demografik faktörlerden de etkilenmektedir. Eğer toplumda çocuk ölümleri azalır ve çalışmayan genç nüfus artarsa toplam tasarruflar azalır. Üretkenlik aile başına çocuk miktarını azaltır ve bağımlı nüfus oranını düşürür. Bunun sayesinde tasarruflar artar. Bunlarıu bir grafikle açıklayalım. Gördüğünüz grafik 1990,2010,2030 ve 2050 yıllarının- gelişmiş ülkelerin- demografik yapılarını gösteriyor. Buna göre 2050’ de emekli nüfusus payı diğer dönemlere göre artacaktır. Buradan da 2050 yılında tasarrufların azalacağı manasını çıkarabiliriz.




Gelişmekte olan ülkelere bakarsak çalışan nüfusun 2050’ de en yüksek seviyeye ulaşacağını görüyoruz. Yani tasarruf oranı gelişmekte olan ülkelerde daha da artacaktır.






Gelelim Ege Cansen’ e. Ege Cansen 31 Aralık’ ta yazdığı bir yazıda Türkiye’ deki tasarruf oranının %22 olduğunu iddia etmiş. Argümanını ise Fiili tasarruf oranı=Yatırım eşitliğinden Türkiye’ deki tasarruf oranı %22 imiş. Öncelikle yukarıda belirttiğimiz gibi ortada yatırımlar var ve bu yatırımların finanse edilmiş şekli var. Bir kısmı yurtiçi tasarruflar sayesinde karşılanıyor, bir kısmı da yurtdışından borç alınarak hesaplanıyor. Cari açık dediğimiz ise dış borç olduğuna göre Ege beyin bir hatası var, tasarruf oranı hesaplanırken kendisinin de belirttiği gibi yatırım-cari açık/gsyih=tasarruf oranını verir. Eğer tasarruf oranımız gerçekten yüksek olsaydı yatırımlar iç finansman ile karşılanırdı ve dışarıdan borç alınmazdı. İstanbul Ticaret Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kerem Alkin’ den aldığım slayta dayanarak Türkiye’ deki tasarruf oranının ülkeler arası karşılaştırmasına bakalım.


İktisatta bir gerçek vardı. Bu gerçek enflasyon dönemlerinde kişilerin paralarını cebinde tutmayacağı ve tüketime harcayacağıdır. Türkiye’ ye bakınca ise tam tersini görüyoruz. Yüksek enflasyon döneminde %26 ya varan tasarrufun olduğu ama düşük enflasyon döneminde ise %12 ye varan tasarrufun olduğudur.Grafiğe baktığımız zaman tasarruf oranımızın gittikçe azaldığın görüyoruz. Bunun bence iki nedeni var. Birincisi ise toplumun düşen enflasyon ve düşen faizler nedeniyle tüketime yüklenmesidir. İkinci neden ise Türkiye’ deki reel faizlerin düşmesidir. Bugünlük bu kadar yarın sınavım var, iyi günler. Bu arada bu yazıyı çok hızlı yazdım sanki kendimi bir yerde hata yapmış gibi hissediyorum, hatam varsa düzeltmenizi rica ederim.

Kaynaklar:
1)Üçer, Murat ; Rijckeghem, Caroline Van, 2009, Tüsiad.
Read More!

Murat Cokgezen'in Kizi ve Tasarruf Orani

Bugunlerde cari acik artiyor ama 2004 yilinda senelik $10 milyarin altinda Zafer Caglayan tarafindan problem oldugu ilan edilen cari acik bugun ayni Zafer Caglayan tarafindan "problem" olarak gorulmuyor. Oncelikle Murat Cokgezen'in yazisini okumanizi tavsiye ederim. Kizi aldigi harcligin buyuk bir bolumunu tasarruf ediyormus. Turk halki ise ters yonde ilerliyor.

Turkiye'de bundan 5 sene once %16 tasarruf oranina sahip idi. Rekor seviyelere gerileyen reel faizler tasarruf oranimizin da %12 seviyelerine gerilemesine neden olmus. Bunun bir neticesi de cari acigimizin %10 seviyelerine yukselmis olmasi.

Son bes senedir ipe un seriyoruz. Mikro reform adina pek bir adim atmadik, simdi de cari acigin uzaya cikmasiyla karsilasiyoruz. Faizler, tasarruf orani, mikro reform, cari acik, bunlarin hepsi birbiriyle baglantili. Sadece butce disiplini ile isler yurumez.

Bu konu ile ilgili olarak Turkishtime'de bu ay detayli bir yazi yayinladim. Ilgilenenler okusunlar. Read More!

Ege Cansen Hala Ekonomiden Anlamiyor

Ege Cansen hakkinda 5 senedir burada yazi yaziyoruz. Onca isim gucum arasinda bir okuyucumuz Ege Cansen'in cari acik konusundaki son cahil yorumlarini gonderince dayanamadim yine bir yazi yazmaya karar verdim. Ege Cansen sunlari soylemis:
50 dolar cent artı 50 Euro cent eşittir 2.40 TL düzeyi, benim hesaplarıma göre “denge kuru” gibi durmaktadır. 2011 yılında ulaşılacak bu düzey, 2012 yılında da yüzde 4 kadar artarsa, cari açığımız iki yıl sonra milli gelirimizin yüzde 3’ü seviyesine inebilir.
...Cari açığın kök sebebi, döviz fiyatlarının düşük olmasıdır. Bunun dışında söylenen: yok efendim, ulusal tasarruf oranımız düşüktür veya maalesef enerjide dışa bağımlıyız, petrol faturamız çok yüksek gibi sebepler sıralamak “gerçekle yüzleşmemek için” için mazeret yaratma gayretleridir.
Ben cahil insanlardan korkmam. Cahil adam cahil oldugunu bilir, bilmedigi konularda yorum yapmaz. Bilmedigi konularda yorum yapan cahil adamlari da diger insanlar dikkate almaz cunku bunlarin cahil oldugu bilinir. Benim korkum yari-cahil insanlardir. Bu insanlar cahil olduklarini bilmezler, anlamadiklari konularda da yorum yaparlar. Diger insanlar da bu okumus ama cahil olan yari-cahilleri isi bilen adamlardan ayirt edemez. O yuzden de yari-cahil adamlarin sozlerini dikkate alirlar. Hele hele bu yari-cahil insanlarin medyada bir de koseleri varsa ulkeye verecekleri zararin haddi hesabi yoktur.
Ege Cansen'e donelim. Ege Cansen hesap yaptim, Turk lirasinin yarim dolar yarim avro doviz sepetine karsi 2,40 degeri denge degeridir diyor. Biz soyleyelim, Ege Cansen'in bir hesap falan yaptigi yok, direkt iskembeden sallamis. Iskembeden sallamamissa toplama cikarma yaparken hata yapmistir (adam gibi ekonometrik bir calisma yaptigini zannetmeyin). Kabaca Ege Cansen bu sene icerisinde Amerikan dolarinin simdiki seviyesinin yaklasik %20 yukarisina ulasacagini soyluyor. Yani 5 ay icerisinde 1 Amerikan dolari = 2 TL olacaktir ve 2012 senesinde de bu seviyede seyredip 2.1 seviyesine ulasacaktir diyor. Bu tahminin neden yanlis cikacagini anlatacak vaktim yok simdi. Ama sunu soyleyebilirim ki Ege Cansen tahminine bu kadar guveniyorsa kendisiyle 10 BIN TL'LIK Bir BAHSE GIRMEYE HAZIRIM. 2012 Senesinin ilk 3 ayinda ortalama dolar kuru 2 TL'nin uzerinde olursa Ege Cansen kazansin, altinda olursa ben kazanayim. VARSA YUREGI gelsin, HODRI MEYDAN!
Ege Cansen bir de cari acigin kok sebebi doviz kurudur seklinde buyurmus. Dolar bu sene TL'ye karsi nominal olarak %20 yukselirse cari acigimiz da %3 seviyelerine dusermis. Tam sacmalamis. Dolar yukselince biz Konya ovasinda petrol mu bulacagiz? Cari acigin sebebi bir degil, bir cok. Bunlarin en onemlilerinden bir tanesi ise enerjide disa bagimlilik. Bunun haricinde yuzlerce baska sebep var. Siz bu sebepleri ortadan kaldirmadan sadece doviz kurlariyla oynayarak cari acigi sifirlayacaginizi dusunuyorsaniz ekonomiden zerre anlamiyorsunuz demektir. Turkiye'nin cari acigi %15 kuculdugu donemde dahi sifirlanmadi, doviz kurlarinin %20 yukselmesiyle sifirlanacak is degil.
Neyse, amacimiz Ege Cansen'e laf yetistirmek degil. Yillarca burada yanlislarini defalarca ortaya koyduk (bakiniz Ege Cansen 1, Ege Cansen 2, Ege Cansen 3). Simdide niyetimiz deveye "boynun egri" demek degil (devenin neresi dogru ki?). Ege Cansen yukaridaki teklifimizi degerlendirsin. Kendine guveniyorsa kabul etsin. Guvenmiyorsa da boyle sacma iddialarla ortaya cikmasin. Taksim'de bikiniyle dolasirim diyen Ahmet Cakar'in durumuna dusmesin.
Not: Bu yaziyi twitter'dan arkadaslarinizla paylasirsaniz sevinirim. Ege Cansen belki o zaman bir cevap verir, yoksa duymamazliktan gelecektir bu teklifimizi. Read More!

Hangi Zafer Caglayan Yalan Soyluyor?

Medya mensubuyuz ya, Bloomberg HT ara ara yaptiklari roportajlari bize gonderiyorlar. Bugun de Bakan Zafer Caglayan ile bir roportaj yapmislar ve Bakan Zafer Caglayan cari acik konusunda sunlari soylemis:

Son dönemde ekonomi gündemini meşgul eden cari açıkkonusunda Ekonomi Bakanı Çağlayan, "Şu anda dünya üzerinde 128 ülkedecari açık problemi var. Cari açık bugüne kadar Türkiye için büyük bir risk oluşturmamıştır, bizim dönemimizde de hiçbir zaman ekonomik risk oluşturmamaktadır. Cari açığı önemsemeyelim demiyorum ama paniğe gerekyok, üzerinde çalıştığımız bir yapıdadır. Cari açık konusunda en önemliçalışmaları yapacak bakanlık, ekonomi bakanlığıdır" dedi.

Bizim ekonomi doktoramiz var ama cari acik konusunda yeni bir yorum yapmayacagiz. Bu konunun uzmani olan ve taaaaaa 2004 yilinda bizleri uyaran Ankara Sanayi Odasi (ASO) Baskani olan Zafer Caglayan isimli kisinin soylediklerine dikkatinizi cekecegim. ASO Baskani olan Zafer Caglayan ile Bakan Zafer Caglayan'in isim benzerlikleri tesaduften ibaret olabilir, olmayadabilir. Bakalim ASO Baskani Zafer Caglayan ne demis:

"Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan, DSP Genel Başkanlığına seçilmesinden dolayı, 16 Ağustos 2004'te Zeki Sezer'i parti genel merkezinde ziyaret etti.

Çağlayan, burada yaptığı konuşmada, ülkenin en büyük sıkıntısının işsizlik olduğunu belirterek, aynı zamanda cari açık sorunu da bulunduğunu söyledi.

Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu'nun yüzde 5 artırıldığını, bunun tek başına yeterli olmadığını ifade eden Çağlayan, "Önemli olan, cari açığın nasıl finanse edildiğidir. Cari açığı önlemenin yolu da doğrudan yabancı yatırımı Türkiye'ye çekmektedir" dedi.

Çağlayan, yabancı sermayenin sıcak para olarak değil, yatırım olarak Türkiye'ye gelmesinin önemli olduğunu belirterek, bunun için de yapısal reformların ve yatırımların önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi.

Kredi kartlarındaki aylık faiz oranlarının yüksekliğine işaret eden Çağlayan, "Sanayici kredi bulunmazken, insanların cebine patlamaya hazır bomba gibi kredi kartı konuluyor. Tüketim çılgınlığı ileride sorun yaratabilir" diye konuştu."

Hemen fikir sahibi olmayin. Once biraz bilgi edinin. Mesela 2004 yilinin Agustos'unda Turkiye'nin cari acigi ne kadarmis, 2011 yilinin Temmuz ayinda Turkiye'nin cari acigi ne kadarmis gibi sorularin cevaplarini bir arastirin. Sonra 2004 yilinda toplam kredi karti piyasasinin buyuklugu ne kadarmis, 2011 yilinda kredi karti piyasasinin buyuklugu ne kadarmis sorularina cevap verin. Bu sorularin cevaplarini verdikten sonra da Bakan Zafer Caglayan'a neden 4 yildir iktidarda bir bakan olarak gorev almasina karsin adam gibi tek bir tane yapisal reforma imza atmadiklarini sorun.

Simdi tembellik yapar arastirmazsiniz diye ben soyleyeyim. 2003 yilinda cari acigimiz TUM YIL icin $6.8 milyar gerceklesmis. Zafer Caglayan'in aciklama yaptigi Agustos 2004'de ise $10 milyarin uzerine cikmis. 2004 yilinin tamaminda ise $14 Milyar'in uzerinde kapatmis ama tabii Zafer Caglayan Agustos 2004'de cari acigin aylik ortalama $1 Milyarin biraz uzerinde olmasindan oldukca rahatsizlik duymus. Yahu adama sormazlar mi hic Aylik $1 Milyarlik Cari acik sorun olur da aylik $7 Milyarin uzerinde gerceklesen cari acik nasil sorun olmaz? Dogru cevap sormazlar olacakti.

Simdi cari acik problem mi degil mi? Hangi Zafer Caglayan yalan soyluyor?

Zafer Caglayan'a canak sorular soran Bloomberg HT Ekonomi Direktörü Prof. Dr. Kerem Alkin'i da buradan elestiriyorum. Kerem Alkin bir profesor olarak Zafer Caglayan'a zor sorulari soramayacaksa kim soracak? Turkiye'nin duzeni belli. Futbolu da ayni, politikasi da. Herkes birbiriyle paslasiyor.

Not: Bu arada cari acigi karsilastirirken miktar degil oran karsilastirmasi yapilmasi dogrudur. 2004 yilindaki cari acigin GSYH'a orani simdikinden daha dusuktur. Oran vererek kafanizi karistirmak istemedim, muhtemelen Turkiye'de yasayanlarin yarisi $1 Milyar'in $7 Milyardan daha kucuk oldugunu bile bilmiyordur. Universite sinavlarinda dogru cevaplanan matematik sorularinin sayisina bakin.

Read More!

Bölgesel Cari Açık

Ülkemiz coğrafi olarak yedi bölgeye ayrılmaktadır. Bu yedi bölgenin cari açık olarak ülke ekonomisine katkısını değerlendirmek istedim. Tüik’in verilerine baktığımızda ülkemizin bölgeleri arasında sadece coğrafi açıdan değil, ekonomik açıdanda derin farklar olduğunu görebiliyoruz.

Bölgeler arası kişi başına harcama ve gelir rakamlarına baktığımız da, gerçekleştirilen harcama bakımından en fazla paranın Doğu Anadolu bölgesine, en az paranın ise Ege bölgesine harcandığını görebiliriz.

Bölgeler bakımından cari açık oluşmasına en çok katkıda bulunan iki bölgemizden biri olan Doğu Anadolu bölgesinde kişi başına 2.062,1 liralık harcamaya karşılık, kişi başına sadece 344,9 lira gelir elde edildi. Yani; kişi başı 1.717,2 liralık bir cari açık etkisi söz konusudur.

Güneydoğu Anadolu'da ise kişi başına gelir 327,6 lira olarak gerçekleşirken, Devlet, Güneydoğu'da kişi başına 1.342,7 lira harcamada bulundu. Bu rakamların cari açığa etkisi kişi başına 1.015,1 lira olarak gerçekleşti.

Diğer beş bölgemizde ise cari açığa etki şu şekilde hesaplanmıştır;
Kişi başına harcama tutarı, Karadeniz Bölgesinde 1.538,5 lira, Akdeniz Bölgesinde 1.311,4 lira, İç Anadolu Bölgesinde 1.600,8 lira, Ege Bölgesinde 1.143,8 lira, Marmara Bölgesinde ise 1.228,8 lira hesaplandı. Aynı bölgelerden Karadeniz Bölgesinde kişi başına gelir 669,4 lira, Akdeniz Bölgesinde 911,3 lira, İç Anadolu Bölgesinde 1.116,5, Ege Bölgesinde 1.308,8 lira ve Marmara Bölgesinde ise 2.944,3 lira şeklinde hesaplandı.

Cari açığa bölgesel etki olarak hesaplayacak olusak; Karadeniz bölgesinde 869,1 liralık kişi başı gider fazlası, Akdeniz Bölgesinde 400,1 liralık gider fazlası, İç Anadolu Bölgesinde 484,3 liralık gider fazlası, Ege Bölgesinde kişi başı 165 liralık gelir fazlası ve Marmara Bölgesinde yine 1.715,5 liralık bir gelir fazlası oluştuğunu görebiliriz.

Bu hesaplamaları değerlendirecek olursak sadece iki bölgemizin cari fazlaya sebep olduğunu ve diğer beş bölgemizin ise cari açığa sebep olduğunu görebiliriz. En çok cari fazla yaratan bölgemiz 1.715.5 liralık gelir fazlasıyla Marmara Bölgesi oldu. İkinci sırada gelir fazlası oluştıran bölgemiz ise kişi başı 165 liralık gelir fazlasıyla Ege Bölgemiz oldu. Diğer beş bölgemizde ekonomik anlamda gelir ile giderleri karşılayamama, yani ürettiğinden çok harcama söz konusudur. Ekonomik faktörler ne olursa olsun ülke ekonomisi açısından bu denli bölgesel farkların olması düşündürücü bir ekonomik veridir. Bu duruma bir an önce çare bulunması şartır.

Neler yapılabilir ?

Üretimi arttırıcı, teşvik yasaları veya bölgesel özelliklere göre sektörlerin teşvik edilmesi sağlanmalıdır. Güneydoğu Bölgemiz için, Irak düşünüldüğünde inşaat sektörüne yan mamul üretimi teşvik edilmelidir. Örneğin; İnşaat sektörünün ihtiyacı düşünüldüğünde, çimento üretimi, tuğla üretimi gibi Irak, İran ve bölgesel ülkelerin ihtiyacı olan üretimin bu bölgede gerçekleştirilerek, bu ülkelere ihracatı desteklenmelidir. Akdeniz Bölgesine yönelik turizm sektörünün gelişmesinin sağlanacağı bir turizm destek paketi bu bölgeye uygulanabilir. Karadeniz bölgesi ise fındık ve çağ üretimi olarak bir yeryüzü madeni niteliğindedir. Bölgeye yönelik tarımsal teşvikler uygulanmalıdır. İç Anadolu Bölgesi içinde tarımsal üretimin desteklenmesi fayda sağlayacaktır. Doğu Anadolu Bölgemiz ise hayvancılığın geliştirilmesi konusunda teşvik edilmelidir. Tabiiki Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde toprak reformunun yapılması ve o bölgedeki ağalık sisteminin kaldırılması öncelikli meseledir. Tabiiki terörün ekonomik, sosyal, kültürel ve her türlü gelişmeye ne denli engel olduğu unutulmamalıdır. Bu teşvikler uygulanırken günümüze kadar yapıldığı şekilde, birilerine torpil, tanıdıklara arpalık meselesi edilmeden, gerçekten proje bazında hak edene ve yapılabilirlik fizibilitesi olumlu sonuçlanan projelere teşvik verilmelidir. Günümüzde de gördüğümüz üzere insanların gelir seviyelerinin yüksek olduğu bölgelerde sosyal meseleler de daha az gündeme gelmektedir. Zaten adil ve sosyal devletin gereğide bu değilmidir. Bu şekilde ekonomik gelişme ile birlikte birtakım sosyal ve etkin meselelerde beraberinde çözüm bulacaktır. Bölgesel farklar üzerine kafa yorulmalı ve bu farklar her açıdan giderilmelidir. Aksi halde bu bölgesel ekonomik farklar, ülkemizde değişik birtakım sosyal meseleleri daha da alevlendirecek, ülke içi başka birtakım çatışmaları tetikleyecektir.


Uzm İşl Ozan CAMCI. Read More!

Cari Açık Nedir ?

Cari açık; bir ulusal ekonomide üretimle harcamalar arasındaki olumsuz farka cari açık denir. Üretimle harcamalar arasında oluşacak olumlu farka ise cari fazla adı verilir. Ülke ekonomisinde oluşacak cari açığın karşılanma yöntemi ise dış borçtur.Burada ürettiğinden fazlasını harcamayı irdelemek faydalı olacaktır. Harcama yapmak iki şekilde olur; Birincisi, tüketim ve ikicisi ise yatırımdır. Yatırım için yapılan harcamalar her zaman tüketim için yapılan harcamalara tercih edilmelidir. Yatırım gelecekte kazanç sağlayacak ve mevcut dönemde varlık oluşturan bir harcama türüdür. Yatırım olumlu bir harcamadır. Sebebi ise geri dönüşümü olan ve bir varlık sahibi olunan bir harcamadır. Bu yolla edinilen varlık, kar ederek ekonomik artı sağlayan kendini zaman içinde kazancı ile amorti edecek ekonomik bir birim haline gelecektir. Tüketim ise geri dönüşü olmayan ve önemli özellik olarak tükenen bir miktarı ifade eder. Eğer cari açığa yol açan harcama kalemlerinizde yatırım harcamaları ağırlıkta ise bu olumlu sonuçlanabilecek, yatırım sonucu oluşmuş bir cari açık olabilir. Ancak, harcama kalemlerinizin çoğunluğu yatırım değilde tüketim kalmelerinden oluşuyor ise bu durum sizin dış borcunuzun artmasına neden olabilecek ve geri dönüşü olmayan tükenmiş bir harcama olarak karşınıza çıkacaktır. Tüketim kalemleri dolayısıyla oluşacak ve uzun vade de devam edecek bir çari açık sonunda ekonomik krizlere sebep olacaktır. Hiçbir ekonomi uzun süreli ve tüketim kaynaklı cari açığı kaldıramaz. Yunanistan örneğinde olduğu gibi.

Oysa bir ulusal ekonomide harcama miktarıyla üretim miktarının dengede oluşması ekonomistler arasındaki görüş birliğine göre tercih edilen bir ekonomik sonuç olmalıdır. Cari dengeden söz edebilmek için; ülkeye giren ve ülkeden çıkan dövizin miktarının eşit seviyelerde olması, ülkenin yurtdışında sağladığı hizmetlerden elde ettiği gelirler ile yurt içinde hizmetlerden dolayı ödediği hizmet giderlerinin eşit miktarda olması, bir ülkenin yurt dışında diğer ülkelerde yaptığı sermaye yatırımlar karşılığı elde ettiği karlar ile o ülkede yapılan yabancı yatırımlarında elde edilen kar rakamlarının eşit seviyede olması ve son olarak da yurt dışındaki işçilerinin sağladığı döviz girdileri ile o ülkede çalışan yabancıların yarattığı döviz çıkışlarının seviyelerinin eşit olması gerekir. Yani;

Cari Denge = Mal Piyasası dengesi = Hizmet Piyasası Dengesi = Yatırım Dengesi = Cari Transfer Dengesi.

Bu kalemlerin dengesizliği cari açığı veya cari fazlayı oluşturur. Eğer dengesizlik sonucunda, ülkeden döviz çıkışı girişinden fazla ise CARİ AÇIK, Ülkeye döviz girişi fazla ise CARİ FAZLA oluşur.

Ülkemizde Cari Açıkta durum nedir ?

Türk ekonomisinin 2011 yılı ilk dört aylık döneminde cari açığı 29.6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu ülkemiz ekonomisinin zayıf yönünü oluşturuyor. Türk ekonomisi denince akla gelen ilk olumsuz ekonomik veri cari açık rakamının beklenenden yüksek olarak gerçekleşmesidir diyebiliriz. Ülkemizde cari açığın kaynağı özel sektördür. Türk ekonomisinde özel sektör ürettiğinden fazlasını harcayarak ülke ekonomisi bazında cari açığın oluşmasına sebep olmuştur. Fakat bu harcama yatırım açığından oluşan borçlanma harcamalarıdır. Yani cari açığa sebep olan özel sektör yatırım yapmak amacıyla borç kullanmıştır. Dolayısıyla Türk ekonomisinin cari açığı; yatırım harcamaları sonucu ve geri dönüşü olan ve bir varlığı ifade eden borçlanma gereği oluşmuştur. 2011 yılının ilk dört ayında oluşan cari açık sonucunu özel sektör açısından incelemek daha yerinde olacaktır.

Özel sektörde borçlanarak büyüme deyimi son zamanların moda deyimidir. Küresel ekonomide artık ticari veya ekonomik büyümenin en önemli gerçeklerinden biri borçlanarak yatırımlara yön verilmesidir. Sebebi ise; sektörlerin aşırı ve hızlı büyümesidir. Bu büyüme trendine ayak uydurma gereği ise küresel ekonomik rekabetin gereğidir, borçlanarak büyüme......

Ülkemizde de özel sektör borçlanarak büyüme gerçeğine uyum sağlamış gözükmektedir. Yazımda da belirttiğim gibi ülkemizde yaşanan cari açığın sebebi özel sektörün yatırımlardan kaynaklı borçlanma ihtiyacının sonucudur.

Borçlanarak büyüme gerçeğinde dikkat edilmesi gereken husus ise şudur; özel sektörde firmalar borçlanacakları miktarı ve ödeme vadesini yatırımın verimliliğini etilemeyecek şekilde hesaplamaları gerekmektedir. Yatırımın yapılacağı sektör seçildikten sonra yatırımın fizibilitesinin yapılarak doğru bir finansal yönetim şekli seçilmelidir. Burada önemli olan husus borcun ödeme vadelerinin yatırımın verimliliğini düşürmeyecek ve işletmeyi finansal ödeme güçlüğüne düşürmeyecek şekilde seçilmesidir. Kısa vade işletmeyi ödeme zorluğuna düşüreceği gibi, gereksiz seçilen uzun vadeli seçenek ise borçlanma maliyetini gereksiz arttıracağından yatırımın verimliliğini olumsuz yönde etkileyecektir. Burada borçlanmanın maliyeti ise ödenecek faizdir. Aslında sadece özel sektör için değil, kamu sektörü içinde olay bundan farksızdır. Son yıllarda finans biliminin tüm dünyada önem kazanmasının sebebide borçlanarak büyüme gerçeğinin sonucu değilmidir ?

Cari açığın sonucu ve yapılması gerekenler nelerdir ?

Cari açıkla mücadele etmenin en etkili yolu sanılan tasarrufu arttırma ilk akla gelen çözüm olarak görülebilir. Çünkü tasarruf harcamaları azaltır ve cari açığın olumsuz ayağını oluşturan harcamaları kısar. Böylelikle üretim artışı oluşacaktır. Ekonomi yönetenler tasarrufu teşvik için genelde faizlerin arttırılması yoluna giderler. Ancak ülkemizde faizleri arttırmanın sadece tasarrufları arttırma etkisi olmamakta, aynı zamanda Türkiye ekonomisine dışarıdan sıcak para girişinide tetiklemektedir. Bu da beklenen tasarruf etkisinden çok ülke ekonomisine sıcak para girişine sebep olmakta ve beklenen olumlu etki bir türlü sağlanamamaktadır. Dolayısıyla son zaman ekonomilerinde cari açığı düşürmek için yapılacak olan tasarruf, sıcak para girişini arttırması yüzünden istenilen sonucu vermemektedir.

Cari açığı düşürmek için düşünülebilecek diğer bir ekonomik yöntem ise; İhracatı arttıracak üretim düzenlemelerini ve ekonomik teşviklerini yaratmaktan geçer. Bunun işe yaraması için ise ülkemizde yapılması gerekenlerden biri de Türk Lirasının değerini düşürerek ithalat yerine ihracat uygulamasını teşvik etmek. Ülke parasının değerli hale gelmesi Türk ekonomisi türü örneklerde ithalatı arttırarak ihracatın düşmesine sebep olacak sonuçlar doğurur. Dolayısıyla Türk Lirasının değerinin düşürülmesi ithalatı kısıp, ihracatı arttıracağı için cari açığı düşürmenin bir yöntemi olarak karşımıza çıkacaktır. Sonuçta ihracat ithalat farkı ihracat lehinde gelişeceğinden cari açığın kapanmasına olumlu bir etki yaratacaktır. Türk lirası mevcut durumda, tüketici fiyatları temel alındığında % 17 aşırı değerli durumdadır. Dolayısıyla, Türk parasının parite fiyatının, örneğin dolar karşısında bir lira 60 kuruşun altına düşmemesi sağnammalıdır.

Barclays Capital’tan Christian Keller’in "Cari işlem açıkları, sorun oluncaya değin sorun değildir. Küresel likidite bol olduğu sürece finanse edilebilirler? Ancak likidite daralırsa risk ortaya çıkar. Türkiye birden bire riske epeyce açık hale gelebilir" sözleri cari açığın çok dikkatli yönetilmesi gereken bir ekonomik veri olduğunu açıkca belirtmektedir. Türkiye ekonomisi halen küresel sıcak para döngüsünden olumlu yönde faydalanan ekonomiler arasındadır. Ancak sıcak para girişi ekonomide devamlı bir sigorta değildir. Ülke ekonomisinde olumsuz verilerin sonuçlarını geciktiren ağrı kesici ilaç gibidirler. Sıcak para girişi ekonomik hastalığın o ekonomide etkilerini geciktirdiği için asıl sorunun ötelenmesine ve aslında sorunun o ülke ekonomisinin zaman içinde bir parçası olmasına neden olur. Dolayısıyla kalıcı çözümler ertelenir ve ülke ekonomisinde finansal krizlere yol açar. İspanya, Portekiz ve Yunanistan bu durumu küresel ekonomik krizde yaşadılar. Sıcak para rüyasından uyandırlar ve asıl ekonomik kabus ile karşı karşıya kaldılar.

Aman dikkat; Türkiye aynı hataya düşmek üzere.....

Uzm İşl Ozan CAMCI. Read More!

İMKB 100 ve Cari Açık

Son günlerde özellikle hisse senedi piyasasında yatırım yapanları ilgilendiren konu cari açık oldu.İmkb 100 endeksinde yaşanan son düşüşlerin başta yabancı yatırım kuruluşlar tarafından sebep olarak cari açık gösterilmekte haliyle yatırımcı da buna odaklanmış durumda.Aşağıda son 10 yılın (dolar bazında) cari açık ve İmkb 100 endeksi  arasındaki karşılaştırmalı grafiğini görmektesiniz.Cari açık 2010 yılının Ocak ayına göre 2011'in Ocak ayında neredeyse 2 katına çıkmış.Yıl sonunda 75 milyar dolar olması yönünde beklentiler var.Tabiki bu süreçte Merkez Bankası'nın ekonomiyi soğutma çalışmaları etkisini göstermeye başlayacak mı göreceğiz.

İmkb 100 endeksi biri Temmuz 07 diğeri Temmuz 10 olmak üzere 2 kez zirveleri test etmesine rağmen 2.zirve denemesindeki cari açık hem daha fazla hem de yükseliş ivmesi yüksek görünmektedir.Burada dikkat çekici nokta ise cari açığın 40 milyar civarına kadar yükseliş göstermesiyle endeksin yükselişi paralellik gösterirken bu yıl başından beri cari açıktaki artışla İmkb 100 endeksi paralellik göstermiyor bu da bize piyasa oyuncularının şu anki cari açık  seviyelerini tehlikeli  gördüğünü göstermektedir. Hükümette cari açığı azaltmak için ekonomiyi soğutma çalışmalarına girdi ve bu bağlamda banka karlarında da azalma görüldü.Endeksin zirve seviyelerinden bu yana gevşediği değer arasındaki farkın, bankaların geçen seneye göre kar oranlarındaki azalış kadar olması dikkat çekici.
Read More!

Tehlike Sinyali; Cari açık

"Cari açığın artmasında, dış ticaret açığındaki büyüme etkili olurken, geçen yılın Ocak - Nisan döneminde 12 milyar 926 milyon dolar olan mal dengesi açığı, bu yılın Ocak – Nisan döneminde, % 119,03 artışla 28 milyar 313 milyon dolara ulaştı.

Verilere göre, Hizmetler Dengesi kalemi altındaki turizm gelirleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre % 26 artarak 4 milyar 357 milyon dolara ulaşırken, turizm giderleri % 20 artışla 1 milyar 609 milyon dolara çıktı. Bu dönemdeki net turizm geliri, 2 milyar 116 milyon dolardan, 2 milyar 748 milyon dolara yükseldi."
Uzm İşl Ozan CAMCI.

Ozan az once bir kismini yukarida biraktigim cari acik konusundaki yaziyi yayinladi. Cumleler o kadar yuvarlak ve basmakalip geldi ki internetten bir kontrol edeyim dedim. Karsima Haberturk'te yayinlanan su yazi cikti. Yazidan ayni bolumu aktariyorum:

"Cari açığın artmasında, dış ticaret açığındaki büyüme etkili olurken, geçen yılın Ocak-Nisan döneminde 12 milyar 926 milyon dolar olan mal dengesi açığı, bu yıl aynı dönemde, yüzde 119,03 artışla 28 milyar 313 milyon dolara ulaştı.

Verilere göre, Hizmetler Dengesi kalemi altındaki turizm gelirleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 26 artarak 4 milyar 357 milyon dolara ulaşırken, turizm giderleri yüzde 20 artışla 1 milyar 609 milyon dolara çıktı. Bu dönemdeki net turizm geliri, 2 milyar 116 milyon dolardan, 2 milyar 748 milyon dolara yükseldi."

Daha Intihal Nedir yazimi gecen hafta yazmisken bugun bu tur bir surprizle karsilasmak hosuma gitmedi dogrusu. Artik Turk yazarlarla calismak istemememin diger bir nedeni de Turk yazarlarin profesyonel veya amator olsun, sagdan soldan calarak yazi yazmalaridir. Turkiye'de kimsenin umurunda degil bu ama Amerika'da hirsizliktan farki yok. Cogu kisi de yaptiklarinin yanlis oldugunu dahi bilmiyor. Universitelerde ogrencilere ne ogretiyorlar bilemiyorum dogrusu. Herkes odevlerini, projelerini internetten baskalarinin yaptiklarini kopyalayarak yapiyordur Allah bilir.

Bu yazi Ozan'a son uyarim olsun, normalde bunu herkesin ortasinda yapmam ama insanlarin ogrenmesi ve faydalanmasi icin gostere gostere yapiyorum. Yazi yazmanin kuralini herkes icin bir daha soyleyeyim. Eger o cumleleri siz yazmadiysaniz direkt alip kaynak gostermeden kullanmaniz da dogru degil.

Bu arada Ozan bize cari acigin neden bir tehlike sinyali oldugunu kendi cumleleriyle aciklayan bir yazi yazarsa guzel bir tartismanin baslangici olabilir. Neticede cari aciga karsi cikanlar genellikle cari acigin sermayenin kacmasi durumunda kriz yaratacagini, bunun da ekonominin yavaslamasina yol acacagini soylerler. Cozum olarak da ekonominin yavaslatilmasi gerektigini belirtirler. Ozan ne dusunuyor bilemiyorum tabii, Haberturk'un bu konuda ne soyledigini okuduk ama.
Read More!

Cemil Ertem ve Cari Acik Kirmizi Cizgileri

Star Gazetesi yazari Cemil Ertem cari acik konusunda su aciklamalara bulunmus ve bir okurumuz bu konudaki goruslerimizi soruyor:

1.Yabancı raporlar türk bankalarına yatırım yapmayın, cari açık noktasında ciddi şüpheler var diyorlar.İMKB'de banka hisselerinin ağırlığı çok fazla,  dolayısıyla İMKB bu raporların etkisiyle hemen düşmeye başlıyor.  Bu bir oyun,  bunu görelim

2. Çünkü Türkiye'de istikrarlı ve demokrasiyi öne çıkaracak yeni hükümetin olması ve yeni anayasa sürecinin devreye girmesini istemeyenler var. Uluslararası güçler, bunun içinde bazı Ortadoğu ülkeleri de var,  Türkiye'de demokrasiyle sağlanacak bir siyasi istikrarı ve  yeni anayasa yapım sürecinin başlamasını istemiyorlar. Ve bunun için seçim sürecini karıştırmak istiyorlar.

3.Yabancı banka raporları üst üste geldi ve birbirinin kopyası. Oysa  OECD'de bir rapor açıkladı ve  Türkiye’de cari açığın büyük risk taşımadığını, milli gelire oranının 8.9'u bulabileceğini söylüyor. Bizim buradaki kırmızı çizgimiz 10’dur. Cari açığın oranı GSYH’ya yüzde 10'u bulduğu zaman 2001 krizinde de bunu aştığımız zaman çok sorun olmuştu.

Bizim yorumlarimiza gelelim. "Yabancilar bize oyun oynuyor, bankalarin hepsi birden CIA'den olabilir, MOSSAD'dan olabilir emir almistir, ve kasitli olarak borsamizi dusuruyorlar" tarzinda yorum yapan birisini gorurseniz arkaniza bakmadan kacin, bir daha da o adamin bulundugu semte dahi ugramayin. Guclu ulkelerin casusluk organizasyonlarina dunyanin parasini harcadigi dogru ama bu adamlarin yetenekli oldugu, istediklerini istedikleri zaman gerceklestirebilecekleri yanlis. Adamlarin Osama'yi yakalamasi 10 sene surdu, Osama'yi yakalayacagiz diye savastan savasa suruklenip kendi ulkelerini iflasin esigine getirdikler. Trilyonlarca dolari sokaga attilar. Devletler ve onlarin kurduklari organizasyonlar beceriksizdir, bir is beceremezler, becerebildikleri zaman ise bu dunyanin parasina mal olur. CIA'nin yatirim bankalarindaki analistler uzerinde etkisi falan ise yoktur.

Yabancilar Turkiye'de demokrasi ve yeni bir anayasa istemiyorlar. Yahu neden istemesinler? Adamlar bir sey istemiyorlarsa o da Suriye ve Iran gibi Amerika'nin kara listesine girmis ulkelerle yakinlasmasini istemiyordur. Demokrasiyi, yeni anayasayi karistirmanin alemi nedir. Bu arada Iran ve Suriye'nin de demokrasiden ve insan haklarindan ne kadar nasibini aldigi sorusunun cevabini size birakiyorum.

Gelelim asil konuya. Yabanci raporlari ust uste geldi ve birbirinin kopyasi. Cok normal. Adamlar birbirleriyle rekabet edip birbirlerinden kopya cekiyorlar. Turkiye'de A deterjani promosyon yapmaya basladigi zaman B deterjani da bunu takip ediyorsa bu CIA'nin bir oyunu degildir. Adamlar rekabet ediyorlar ve birbirlerinden kopya cekiyorlar. Suru mentalitesi denir buna baska bir sey denmez.

"Cari acikta %10 seviyesi kirmizi cizgidir, bunu alti problem olmaz" ifadesi ise kuyruklu yalanin onde gidenidir. Ekonomide boyle bir sey yok, Cemil Ertem direkt iskembeden uydurmus. Cari acik konusunda piyasalarin ne zaman hangi seviyede tepki verecegi dunya ekonomisinin genel durumuna ve baska faktorlere gore degisen bir durumdur. %10 diye bir kural yoktur. Sallamayin, milleti de yanlis yonlendirmeyin.

Cari acigin cozumu kisa vadede degildir, anck uzun vadede cozulebilir. Bunu cozecek sey ise mikro reformlardir. Hukumet 5 senedir mikro reformlari salliyor. Bes sene once dogru adimlari atsaydik bugun cari acik daha az olurdu. Bugun faiz oranlariyla veya doviz kurlariyla oynayarak bu problemi cozemezsiniz. Dogru adimlar atilmis olsaydi piyasalardaki beklentiler de farkli olur ve cari acigin simdiki yuksek seviyesi problem yaratmazdi. Ancak hukumet maalesef bu konuda guven vermiyor, hatta son 6 aydir attiklari adimlarla bu konudan hic anlamadiklarini da gosterdiler. O yuzden yabanci bankalar da tedirgin oluyorlar.

Bana sorarsaniz piyasalar borsada islem goren hisseleri cok ucuz fiyatliyorlar. Borsa uzun vadede en iyi getirileri saglayacak enstruman. Bunun uzerine borsalarin %20-30 daha dusmesi benim acimdan olumlu bir durumdur. Zaten cazip olan bir enstrumani daha da ucuza almami saglayabilir bu durum. Tabii bunlar benim goruslerim ve yatirim tavisyesi degildir. Yatirim tavsiyesi isteyenler Ekonomi Turk blogunu okumasinlar bu konuda SPK'dan onay almis kisi veya kurumlara danissinlar.  

Bu arada cari acik nedir, mikro reform nedir diye merak ediyorsaniz Ekonomi Turk'te gecmiste yayinlanmis yazilari okuyarak bilginizi gelistirebilirsiniz. Read More!

Ekonomik Hata

Değerli Orhan Karaca'nın twit'inden aldığımız ispiyonu değerlendirelim.

Mahfi Eğilmez'in 16 Aralık 2010 tarihli yazısından:

Ocak-ekim döneminde cari açık 37.5 milyar doları buldu.

On aylık açık miktarı olan 37.5 milyar dolar nasıl finanse edildi?

Bu demektir ki 37.5 milyar dolarlık cari açığın 31.5 milyar dolarlık bölümü sıcak parayla finanse edilmiş.


Görüleceği üzere bu bir ekonomi yazısı. Konusu da ilk 10 aylık cari açık. Yazının temelini oluşturan da 37,5 milyar Dolar rakamı ve o rakam da yanlış.

Bilginin doğrusunu Mahfi Eğilmez'in çalıştığı gazetenin 3 gün önceki haberinden alıntılayalım:

Bu yılın Ocak-Ekim döneminde cari işlemler hesabı, 35 milyar 723 milyon dolar açık verdi.


Yani 37,5 değil 35,7 olacak. Canım 1,5 milyar Dolarcıktan ne olur? Alt tarafı ulusal bir gazetede yayınlanan bir makro ekonomi yazısı...


What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Germany
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Insider Trading Returns
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b Read More!

Obama'nin En Cok Begendigi Ekonomist Kimdir

Amerikan baskani Barack Obama bu hafta Amerika'da ve yurtdisinda verdigi demeclerde El-Erian'in "new normal" ve yine El-Erian'in dilinden dusurmedigi "global imbalances" gibi terimleri siklikla kullanmaya basladi. CBS televizyonunda yayinlanan 60 Minutes programinda new normal'in tanimini yapinca Obama'nin en favori ekonomistinin kim oldugu da ortaya cikmis oldu.

Bu konuda Insider Monkey blogunda Obama’s Favorite Economist Won’t Get Top Advisor Job baslikli bir yazi yazdik. Ilgilenenlere duyurulur. Read More!

Ekonomi Yorumları ve Beklentiler

Geçen sene okuduğum en ilgi çekici kitaplardan bir tanesi “Wisdom of Crowds” isimli toplumun ortak aklının bir çok durumda toplumun içerisindeki en akıllı insandan daha isabetli tahmin yapabileceği savını savunan kitaptı. Yan tarafa bağlantısını koydum, çok da pahalı değil, ingilizce biliyorsanız alın okuyun. Bu yazıda geçen sene Merkez Bankasının yaptığı beklentiler anketi sonuçlarına istinaden yaptığım ekonomi yorumları ve onların isabet yüzdesi konularını tartışacağım. Surowiecki gibi ben de toplumun ortak aklının bir çok durumda en iyi analistlerden daha iyi öngörülerde bulanacağını düşünüyorum. Ancak iş ekonomi tahminlerine geldiğinde, özellikle enflasyon, döviz kuru, cari açık gibi kimsenin anlamadığı ama her önüne gelenin kendini Nobel ödüllü ekonomist zannettiği ülkemizde bu konularda yapılan tahminlerin de elle tutulur yanı olmuyor.

Bakınız geçen sene 10 Haziran tarihinde “Piyasa Beklentileri” başlıklı bir yazı yazmışım ve Merkez Bankasının yaptığı beklenti anketinden çıkan sonuçları eleştirmişim. Normalde toplumun ortak aklının bu konuda benden çok daha isabetli tahmin yapıyor olması gerek. Tek tek beklentiler ve bunlara istinaden yaptığım ekonomi yorumları üzerinden gidelim.

1. Sene sonu enflasyon beklentisi %6,12 imiş, Ben “Sene sonu enflasyonu hakkında çok kuvvetli fikirlerim yok ama riskler yukarı yönlü” demişim. Sene sonunda enflasyon %6,5 çıktı.

2. Bir yıl sonra enflasyon beklentisi 6.59% imiş. Ben %6,59’un üzerinde çıkacaktır demişim. Henüz Haziran ayına gelmedik ama şimdiden Haziran ayının başında açıklanacak enflasyon oranlarının %9’un üzerinde geleceği garanti gibi. Yani yine piyasa beklentileri yanılmış, ben haklı çıkmışım.

3. Iki yıl sonrası için enflasyon beklentisi %6,45 imiş, ben bunun üzerinde çıkacak demişim. Gelecek sene dönün bakın, bunun üzerinde çıkacaktır.

4. Sene sonu dolar kuru beklentisi 1,63 TL imiş. Ne demişim ben bu beklenti için? Çok yüksek demişim, “Ben dolarin sene sonunda bu seviyenin altinda olacagini dusunuyorum. Hatta bayagi bir altinda bile olabilir ama piyasa 1.63 tahmini yaptigina gore bende dogru cikma olasiligi %50'den fazla olan su tahmini yapayim: sene sonu dolar kuru 1.62'nin altinda olacaktir (bence bunun dogru cikma olasiligi %75'den daha fazla, onumuzdeki gunlerde dolar kurunda bir ziplama oldugunda vadeli islemler piyasasinda kumar oynanabilir)” Medyum Memiş bu kadar isabetli tahmin yapamıyor, benim ne cinim var ne de Roubini gibi sihirli kürem, ekonominin geleceğini kitap gibi okuyorum...

5. Yıllık büyüme oranı, yani küçülme oranı %4.2 şeklinde bekleniyormuş. Ben de demişim? “Bence küçülme oranı bu rakamdan da daha kötü olacaktır." Tüik büyüme rakamlarını açıklamadı ama benim tahmin ettiğim gibi %-4,2’den daha kötü geleceği herkes tarafından bekleniyor. Hatta %-6 küçülme bekleyenler var ama benim tahminim o kadar kötü olmayacağı yönünde."

6. Cari açık beklentisi $11,4 milyar imiş. Ben ne demişim: “Oooooldu, gözlerim doldu. Birincisi dolar değer kaybedecek, ikincisi enerji fiyatlari yükselecek, üçüncüsü ekonomi büyümeye başladı (evet, krizde dibi gördük ve ufak ufak büyümeye de başladık). Cari açık bu rakamın üzerinde olacaktır, en azından $15 milyar diyeyim.”

2009 yılında cari açık $13,9 milyar olarak gerçekleşmiş. Piyasa beklentilerinin $2,5 milyar üzerinde, benim beklentilerimin ise $1,1 milyar altında. Rakamı tam olarak bilemesem de piyasa beklentilerinin aşırı düşük olduğunu yine doğru tesbit etmişim. Ayrıca neden böyle düşündüğümü açıklarken doların değer kaybedeceğini, enerji fiyatlarının yükseleceğini, ekonominin büyüme başlayacağını (ekonomi üç çeyrektir büyüyor, mevsimsel etkilerden arındırılmış çeyreksel büyüme rakamlarına bakınız) ve kirzde dibi gördüğümüzü ve çıkışın başladığını çok isabetli bir şekilde tespit etmişim. O yüzden bu tahminimde de haklı çıktığımı söyleyebilirim.

Özetlersek 6 tahmin yapmışım, 5 tanesi isabetli çıkmış, bir tanesinin sonucu daha belli değil. Bunun böyle olması da tesadüf falan değil. Ekonomi yorumları konusunda benden iyisi az bulunur, sadece 2009‘da değil 2006’dan bu yana yaptığım tahminlerde çok yüksek isabet yüzdesi yakaladım, 2008 krizini önceden gördüm, 2006 krizinde düşük fiyatlardan kağıtları alarak iyi getiriler sağladım. Peki Ekonomix’in 2010 yılına ilişkin ekonomi yorumları ve öngörüleri nelerdir diye merak ediyorsanız adresi vereyim: Ekonomi Türk 2. Üyelerimiz ekonomi konusundaki yazılarıma ücretli blogumuzdan ulaşabilirler. Buradan yayınlasam görüşlerimi, yine hırsızın biri gelecek, yazılarımı çalacak, sonra kendi görüşleriymiş gibi satmaya çalışacak.

Aşağıya ben de bir kaç ilginç yazının linkini koydum, çoğu benim yazım:
Borsa nedir?
Borsa nasıl oynanır
Hisse Yorumları
Ekonomi nedir
GSYH, CPI ve GSYH Deflatoru
Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası
Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir
Iktisat nedir
Nükleer Kirlilik
Nükleer Santraller
Nükleer Enerjinin Zararları
Gönüllü Çevreci Kuruluşlar Read More!

Tutumlulukla ilgili 8 Atasözü ve Sahte Peygamberler

Genç bir öğrenci kardeşimiz daha önce Tutumluluk ile ilgili atasözleri yazımızda listelediğimiz 7 atasözümüzü okumuş, öğretmelerinin tutumlulukla ilgili 8 tane atasözü istediğini belirtmiş. Aranızda bu sekizinci atasözünün ne olduğunu bilenler varsa yorumlara yazsınlar. Hatta daha fazla atasözü biliyorsanız, daha fazla yazın, sayıyı 10’a tamamlayalım.

Yazımızın ikinci bölümü ise sahte peygamberler başlığını taşıyor. Tasarruf ve tutumluluk demişken ülkemizde meşhur iki tane açık olduğunu zannederim bir çoğunuz biliyorsunuzdur. Bilmeyenlerden bir tanesi Ekodialog programıyla ekranlara çıkan ve bizim de buradan çok eleştirdiğimiz Ege Cansen imiş. Bizim çöplüğümüzde ötme cesaretini gösteren Orhan Karaca Ege Cansen’i Ekonomi Türk üslubuyla eleştiren ve “ikiz açık o değil” başlığı taşıyan bir yazı yazmış. Ege Cansen’in yüksek faiz düşük kur söyleminin yaratıcısı olduğunu belirttikten sonra eleştirisine geçmiş. Okumanızı tavsiye ederim.

Ege Cansen gibi ekonomistlerin artık kenara çekilmesi ve meydanı yeni nesil gerçekten ekonomiden anlayan ekonomistlere bırakması gerekiyor ama bu başka bir yazının konusu. Televizyon’da herkesin izleyeceği, reyting rekorları kıracak bir ekonomi programı yapmak isteyen bir televizyon kanalı var ise bende çok süper bir fikir var. Benimle irtibata geçerseniz birlikte piyasaya sunabiliriz.

Bir okuyucumuz Türkiye’de neden tüm “uzmanların” teknik analist olduğunu, oysa kendi yaşadığı ülkedeki ekonomi kanallarında uzmanların ancak haftada 1-2 kere teknik analizden o da üstünkörü bahsettiğini, çoğunlukla gerçek temel analiz yapıldığını soruyordu. Cevabı vereyim. Benim kafamdaki televizyon programını hayata geçirdiğimiz zaman bu koftiden uzmanların sayısı azalacak, ekranlarda ileri geri konuşacak adam kalmayacaktır. Read More!

Güzel Ekonomi Yorumları

Hazır elim değmişken geçmişte blogumuzda yayınlanmış, ama şimdi onca yazı arasında sizin seçip bulamayacağınız güzel yazılardan bir kaçını aşağıya aktardım. Oldies but goodies:

Cari Açık, Borçlanma ve Tasarruf Oranları

Ithalata Dayalı Büyüme Olur mu, yani dinozor ekonomistlerin iddia ettiği gibi ithalat milli geliri arttırır mı?

Sıcak Para, Paradan Para Kazanma ve Güngör Uras

Uzun Vadeli Faizler Nasıl Belirlenir?

Faik Öztrak ve Verilere Dayanmayan Ekonomik Analiz

Döviz Kurlarının 45 senelik Hikayesi: özellikle yorumlar kısmında kurların reel değeri hesaplanırken TÜFE mi yoksa ÜFE mi kullanılması konusundaki tartışmaya da dikkatinizi çekmek isterim.

Işsizlik Oranı ile Suç Artışı Arasında Ilişki var mı? Yani işsizlik oranındaki artış insanları suça teşvik eder mi?

Ihracatçıların Kur Şikayetleri: ülkenin rekabet gücünün arttırılması için kurların arttırılması gerekli midir?

Devlet Müdahalesi ve Fiyat Kısıtlamaları: şehirler arası otobüs biletleri fiyatlarına taban uygulanmasından bahsetmiyoruz bu yazıda. Read More!

Nükleer Enerjinin Zararları: Çevrecilerin Termik Santral Desteği

Nükleer enerjinin zararları konusu, 23 yıldan uzun bir süre önce köhne Rus İmparatorluğunda insan hayatına değer vermeyen sosyalistlerin gözetiminde olmuş, direkt ve indirekt sadece 4000 kişinin ölümüne yol açmış Çernobil felaketini ısıtıp ısıtıp önümüze getiren Greenpeace’in websitesinde yayınlanan, oldukça taraflı ve yanıltıcı bir yazıyı eleştireceğiz. Yazıda kullanılan cümleleri italik olarak göstereceğim, altına da kendi yorumlarımı yazacağım.

“...nükleer santrallerden sadece elektrik üretebiliyor olmamız. Nükleer enerji hiçbir şekilde ulaşım, ısınma ve sıcak su gibi ihtiyaçlarımıza karşılık veremiyor. Tek işlevi elektrik üretmek olan nükleer santrallerin, doğalgaz kesintisi durumunda ısınma ve endüstriyel ihtiyaçlara karşılık verebilmesi imkansız.”

Hayatımda duyduğum en saçma ifadeler listesinde ilk 10’a girmeye aday bir ifade etmiş Greenpeace mensubu yazar. Nükleer santraller ürettikleri elektriği toprağa mı veriyorlar ki bu elektrik hiç bir şekilde ulaşım, ısınma, sıcak su gibi ihtiyaçlar için kullanılamıyor? Siz hiç hayatınızda elektrikle çalışan tren, otomobil, klima, şofben, fırın görmediniz mi Allah aşkına? Hakkaten de çevrecilere gidin mağaralarda yaşayın diyenlerin sözüne inanıp da bütün ömrünü bir mağarada geçirmiş birisi yazmış diyeceğim bu yazıyı ama bilgisayar ve interneti kullanmayı nereden öğrenmiş onu da merak etmiyor değilim. Doğalgazdan üretilen elektrik endüstriyel ihtiyaçlara karşılık veriyor da nükleerden üretilen elektrik niye ihtiyaçlara karşılık veremesin? İkisi de aynı elektrik yahu, ikisi de adamı çarpar. (Kendilerinin savundugu ruzgar santralleri elektrikten baska ne uretiyor diye de sorabilirdik kendilerine ama niyetleri bozuk, sorsam ne olacak sormasam ne olacak)

“...Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre bu santrallerin, 2020 yılında, enerji ihtiyacımızın yaklaşık %4′ünü karşılaması öngörülüyor. Bu santrallere milyarlarca Lira harcamış olan Türkiye ise daha fazla doğalgaz, petrol ve ithal kömür alımı yapıyor olacak.”

Erke Dönergeci sahiden bulundu da bizim mi haberimiz yok? Enerji bedavaya gelmiyor ki! 2008 yılında enerji ithalatına $45 milyar dolar para harcamışız. 2020 yılına kadar enerji ithalatına $500 milyardan fazla para harcayacağız. Nükleer santraller için harcayacağımiz 3-5 milyar ile senelik ihtiyacının %4’ünü karşılarsak daha ne. Sanki biz nükleer için para harcamazsak Ruslar, Araplar ve İranlılar bize doğalgazı ve petrolü bedavaya verecekler. Her sene enerji için $40-$50 milyar harcıyorsun, sonra nükleer enerji için 10 yılda harcayacağın 3-5 milyar mı gözüne batıyor? Enerji türlerinin maliyet karşılaştırması öyle yapılmaz canım, birim cinsinden yaparsın. Birim cinsinden yaptığın zaman ise Greenpeace’in savunduğu aklı bir karış havada alternatif enerji türleri haricindeki kömür, doğalgaz, petrol ve nükleerden üretilen enerjilerin fiyatının aşağı yukarı birbiriyle aynı olduğunu görürsün. Hatta nükleer enerjinin hepsinden daha ucuz olduğunu iddia edenler dahi var. Burada yapılmaya çalışılan Türkiye’nin enerji çeşitlendirmesi yapıp ilk etapta enerji ihtiyacının küçük bir kısmını nükleer enerjiden sağlaması, bunun teknolojisini öğrenmesi, ve çevrecilerin dolayli olarak destekledigi fosil yakıtlara olan bağımlılığın ufak bir miktar azaltılmasıdır. Ama tabii Greenpeace destek verirse, dışarıdan da ucuza ekstra kaynak bulursa 1-2 nükleer santral yerine 30-40 tane yapıp fosil yakıtlara bağımlılığımızı tamamen de kaldırabiliriz.

“Nükleer enerjinin doğalgazın yerini tutamamasının bir diğer sebebiyse uzun inşa süreleri; bir reaktörün ortalama 7 yıllık inşa süresi nükleer enerjinin hızla artan talebi karşılamasını imkansız kılıyor.”

İnşaa süresinin artan talebi karşılamasıyla ne alakası var yahu? 2020 yılında nükleer enerjinin payını arttırmak istiyorsanız gerçekten o zaman 1-2 santral yerine 5-10 tane yapmaya başlayalım. Bir tanesi 7 yılda bitiyorsa 10 tanesi 70 yılda mi biter? 10 tanesi de 7 yılda biter. Sanki nükleer santrallerin inşaasında çalışacak amele kıtlığı var. Kaldı kı 7 yıl rakamı da tamamen hurafeden ibaret. Adam gibi projeyi yönetirsen 4,5 yılda da bitirirsin. Ama zaten buradaki amaç tüm elektrik üretiminin nükleer enerjiye hemen kayması değil ki. Bu işi ilk etapta öğrenmek için yapıyoruz. Bu konuda Türkiye’de yeterince uzman yok, bunların yetişmesi de biraz zaman alır. Gelişmekte olan teknolojileri de beklemiş oluruz biraz. Aynı şey alternatif enerj türleri için de geçerli. Kendimi bildim bileli güneş enerjisinde teknolojiyi geliştirecekler ve maliyetleri düşürecekler. Ama petrol fiyatlarının ve doğalgaz fiyatlarının şimdikinin iki katı olduğu dönemde dahi güneş enerjisinden üretilen elektriğin maliyeti diğer enerji türlerinin 2 katı, nükleer enerji maliyetinin ise 4 katı idi. Biz yine de küçük ölçekli olarak bu tür projelerin de desteklenmesini istiyoruz. Nükleer enerjiyi istiyoruz diye diğerlerine karşı değiliz. Aklı bir karış havada çevreciler ve gönüllü çevreci kuruluşlar ise petrolden ve doğalgazdan çok çok daha az karbon salınımı yapan nükleer enerjiye karşılar. Bilmiyorlar ki nükleer enerji kullanmasan onun yerine ya kömür kullanacaksın ya da doğalgaz. O çok sevdikleri çevreye de kömürün ve doğalgazın ne yaptığını daha sonra anlatacağım. Ama şunu tekrar edeyim: nükleer enerji projelerini sabote etmek demek, kömür ve doğalgaza destek vermektir, politik gerçek budur. Aksini söyleyen hayalperesttir.

Manipülasyon Nedir   Küresel ısınma Karikatürleri  Türk Bilim Adamı  Liderlik Nedir?    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri  Enformasyon Nedir    Slogan Nedir    Enflasyon Nedir    Nükleer Santraller  Devlet Nedir

“Enerjinin akılcı kullanımıyla birlikte, yenilenebilir enerji kaynaklarının karışımından oluşturulacak enerji politikaları hem enerji bağımsızlığımızı sağlayabilir, hem de karbondioksit salımlarımızı hızla düşürebilir.”


Enerjiyi akılcı kullan, ona tamam. Dağıtımındaki verimsizliklerin ve hırsızlıkların da önüne geç, ona da tamam. Yenilenebilir enerji kaynaklarını da enerji üretim sepetinin içerisine koy, ona da tamam. Ama tüm bunların hepsini yapsan bile rüzgar enerjisinin sepetteki payı için her zaman ruzgar ayni siddette esmediginden bir limitin olacak (%20-40), bunun normalin iki katı maliyetini saymıyorum bile. Güneş enerjisinin maliyeti düşmüyor, düşecek gibi de görünmüyor, fantezi olsun diye biraz da sepete %3-5 güneş enerjisi koydun diyelim, ona da tamam. Hadi %5 de dalga veya akıntı enerjisiyle, yiyecek atıklarından üretilen enerjiden sağladın diyelim. Geriye kalan %50-70 oranındaki enerji ihtiyacını nereden karşılayacaksın? Ben söyleyeyim, kömür, doğalgaz ve petrol. Yani nükleer enerji istemiyorsan her sene dışarıya en iyi ihtimalle $25-35 milyar dolar parayı tırlarla göndermeye devam edecek, ülke ekonomisinin dibine dinamit koymaya devam edeceksin. Kısa vadede cari açık olur, ona yapacağın fazla bir şey yok; nükleer enerjiye geçmezsen uzun vadede cari açığı nasıl azaltacaksın? Cari açık nedir diye mi soruyorsun? Öğrenecek çok şeyiniz var, bu işler “çiçek-papatya-çevre çok güzel, çatlasan da patlasan da nükleere karşıyım” tavırlarıyla yaklaşılacak konular değil. Gelin Ekonomi Türk blogunu ya da yakında Liberte Yayınları tarafından piyasa sunulacak “Ekonomide Hurafeler ve Gerçekler” isimli kitabımızı okuyun, biraz ekonomi öğrenin, ondan sonra konuşalım. Yoksa yukarıda eleştirdiğim gibi zayıf söylemlerle halkın karşısına çıkarsanız hem Greenpeace hem de kendiniz itibar kaybedersiniz. Read More!

Cari Acik, Mikro Reform ve Atin Sahibi

Son bir kac gundur "at sahibine gore kisner" atasozuyle yatip kalkiyoruz, cari açık, mikro reform gibi konulari konusuyoruz. Neden boyle yapiyoruz? Cunku basbakandan tutun, ekonomi ve sanayi bakanlarina kadar direksiyondaki herkes icraat yapmak yerine laf cambazligiyla ugrasiyor cok uzun bir suredir. Son 3 yillik bu laf cambazliklarinin bedeli de hem eksi buyume rakamlari hem de yukselen issizlik rakamlari olarak karsimiza cikiyor.

Eskiden AKP kotunun iyisi derdik, elestirsek de yine de destek cikardik. Artik o gunler de geride kalmis gibi gorunuyor. Son zamanlarda AKP artik kotunun iyisi degil, sadece kotu olmaya basladi. Endiseyle izliyorum.

Ugur Gurses bugunku yazisinda hem Sanayi Bakani Caglayan'a hem de Ali Babacan'a iki buyuk tas atmis. Ote taraftan Merkez Bankasi baskani Yilmaz'in yaklasimini one cikarmis. Bizim de cok uzun sureden beri belirttigimiz gibi bu ulkede ekonominin direksiyonundaki en yetenekli kurum Merkez Bankasi. Kendilerine tesekkur ediyorum. Ugur Gurses'in yazisini ise mutlaka okumanizi oneriyorum. Bir kac satirbasi soyle:

Reeskont Nedir  Bütçe Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir   Hisse Senedi Nedir   Bilanço Nedir   Akreditif Nedir  Tahvil Nedir    Broker Nedir    Portföy Nedir  Tutumluluk Nedir  Varlık Barışı Nedir  Evrim Teorisi Nedir  Reyting Nedir

"Firmalara ilişkin anket verileri, ithalat bağımlılığını artıran temel unsurun fiyat olmadığını, kaliteli ürün eksikliği ile yurtiçi üretimin olmaması ya da yetersiz olması gibi nedenlerin ara ve yatırım malı temininde firmaları ithalata yönelten esas unsurlar olduğunu göstermiş. İkinci sürece ilişkin bulgular da, sanayi sektörlerindeki uzmanlaşma yapısındaki değişimin, ithalata bağımlılık oranının artmasında temel nedenlerin başında geldiğini göstermiş.

Araştırma, ‘ithalat bağımlılığında fiyat temel unsur değil, başta kalite olmak üzere yapısal unsurlar belirleyici’ diyor. Bu bulguları toplantının açılış konuşmasında aktaran Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, “Türkiye’nin küresel rekabet gücünün kalıcı artışı için döviz kuruna dayalı kısa vadeli politikalardan ziyade, mikro reformları içeren uzun vadeli bir bakış açısına ihtiyaç duyulduğunu” söylüyor. Aynı toplantıda bulunan Bakan Çağlayan ise bilimi bir tarafa bırakıp, Merkez Bankası’nın kur ve faizi ayarlayarak sanayiciyi kurtarması gerektiğini söylüyor!

Merkez Bankası araştırması, çeşitli sektörleri içeren ve imalat sanayini temsil eden bir yelpazede 145 firmadan derlenen bilgilerden bilimsel sonuç çıkarıyor; Bakan Çağlayan ise ‘27 yıllık sanayiciliği ile’ ayaküstü bir sonuç çıkarıyor!
Aslında ister ihracatçıların temsilcilerinin, isterse Bakan Çağlayan’ın bu yaklaşımı, bize PISA (uluslararası öğrenci değerlendirme programı) test sonuçlarını anımsattı. Bu sonuçlar ki, bilime neden itibar etmediğimizi, bilimden neden uzak olduğumuzu anlatıyor.

2006 PISA test sonuçları gösteriyor ki, bilim alanında 30 ülkenin bulunduğu OECD sıralamasında Kore 5. sırada, Türkiye ise 29. sırada. Okuma alanında Kore 1. sırada, Türkiye 28. sırada. Matematikte Kore 1. sırada, Türkiye 29. sırada.
Neden bu karşılaştırmayı Kore ile yaptık? Şundan: Önceki gün Ankara Sanayi Odası’nda uzun bir konuşma yaparak (14 sayfa), ekonomideki kötü gidişatın hükümet dışında her şeye ait olduğunu anlatmaya çalışan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da, Türkiye ile Kore’nin pek farklarının bulunmadığını, ama Kore’nin arayı açtığını anlatıyordu. Bunun ardındaki temel nedenin de ülkemizdeki siyasal istikrarsızlık olduğunu vurguluyordu. Bu konuşmadan aklımızda kalmış! "
Read More!

Cari Açık İyi mi, Kötü mü?

bir okurumuz, ekonomix'in cari acikla ilgili inan dogan'dan alinti yaptigi yaziya, "cari acik o kadar da hafife alinmamali" diye itirazda bulunmus. hakli oldugu bir nokta var. cari acik bazen ekonomideki bir problemin semptomu olabilir. ancak genel olarak cari acik kotudur diye bir sey yok. okurumuz ulke ekonomisiyle aile ekonomisi arasinda bag kurarak itirazini yaptigi icin, ben de cari acigin iyi ve kotu oldugu durumlara aile butcesinden birkac ornek vererek aciklama yapacagim. iyi oldugu durumlardan baslayalim.

1. ailenin calisan bireylerinden birisi isini kaybetmis olsun. bir sure sonra yeni bir is bulacagi biliniyor, ama o surede ailenin geliri dusecek. onlerinde iki secenek var. birinci secenek, harcamalari (sofra giderlerinin, cocugun harcliginin, okul masrafinin, saglik harcamalarinin, taksitlerin ve sairenin toplamini) gelire denk getirecek sekilde kismak. ikinci secenek, bu sure icerisinde borc bulmak ya da disaridaki tasarruflari kullanip (mesela bir bankadaki mevduat hesabindaki anaparanin bir kismini cekip) harcamalari kismadan bu durumu atlatmak. ikinci secenek, ulke ekonomisinin cari acik vermesine denk dusuyor. hangisi daha iyi?

Kapitalizm Kapitalist nedir  Faşizm nedir?  Fraktal Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  Çernobil Faciası

2. ailenin oglu universiteyi kazandi. cocugun okul masrafi ailenin diger masraflarinin uzerine binince, aylik masraflar geliri asti. aile bireylerinin daha cok calisip gelirlerini arttirmalarina ya da harcamalarini yeterince kismalarina da imkan yok. bu durumda yine iki secenek var. birinci secenek, cocuk universite sevdasindan vazgecer. ikinci secenek, cocuk mezun olduktan sonra odemek uzere kredi alir ya da aile cocuklarinin egitimi icin yine bankadaki paralarinin bir kismini kullanir. ikinci secenek yine (ve bu sefer daha uzunca bir sure) cari acik vermeye denk dusuyor. hangisi daha iyi?

3. aile gelecek ay bir bilgisayar almayi planliyor. ama baba gazetesini okurken, bilgisayar fiyatlarinda ay sonuna kadar gecerli olacak ciddi bir indirim yapildigini duyuran bir ilan goruyor. indirime ragmen, bilgisayari bu ay almalari durumunda aile butcesi acik verecek. aile indirimden yararlanmak icin kredi kullanip bilgisayari simdi aliyor. kotu mu yapiyor?

bu ornekleri ekonomik durumlarla bagdastirirsak; birincisini, ekonomik daralma donemindeki bir ulkenin bunu harcamalari fazla kismadan atlatmasina; ikincisini, gelismekte olan bir ulkenin, uretken sermaye yatirimi yapmak uzere disardan borclanarak yatirim mali ithal etmesine; ucuncusunu de ulkedeki iktisadi aktorlerin tuketim kararlarinin zamanlamasini uluslararasi piyasalarda olusan firsatlara gore ayarlamasina benzetebiliriz.

simdi de cari acigin kotu oldugu durumlari ornekleyelim:

1. ayyas, kumarbaz bir baba var. ailenin ne tasarrufu varsa sonuna kadar harciyor; bittiginde borca girip harcamaya devam ediyor. boyle giderse, ailenin ihtiyac durumunda kullabilecegi tasarrufu kalmayacak; belki borclarin buyumesi yuzunden artik borc da kullanamaz hale gelecekler. bu durumu kamu kaynaklarinin iktidar tarafindan yagma edilmesine benzetebiliriz. (butce aciklarinin cari aciklara sebep olmasi, "ikiz aciklar" olarak biliniyor.)

2. anne ve baba sorumsuz. anne ustbas derdinde, baba yeni araba. bir de cocuklarin ihtiyaclari var ama onlar ebeveynlerin harcamalarina karisamiyorlar. aslinda ailenin geliri yer ay anne ya da babadan birinin istegini yerine getirecek duzeyde, ama ikisininki birden olunca gider geliri asiyor. ailenin tasarrufu azalip borcu arttikca cocuklarin gelecegi tehlikeye giriyor. burada sorun, anne ve babanin aralarinda kisisel harcamalari duzenleyecek iyi bir anlasmaya varamamasi durumunda ortaya cikar. burada anne ve babayi devlet politikalarini etkileyebilecek gucteki iki cikar grubu ya da koalisyon ortagi iki siyasi parti gibi dusunebiliriz.

ornekler cogaltilabilir. bunlardan cikartabilecegimiz sonuc su. odemeler dengesi hesaplarina bakarak, cari acik ya da fazla gorup ekonominin iyiye mi kotuye mi gittigine karar vermek mumkun degil. cari acigin neden verildigini iyi anlamak lazim. o yuzden, cari acik buyuyor diye hemen kaygilanmamali. etraftaki "ekonomi uzmanlari" arasindan acigin sebeplerinin analizini yapabilenlere itibar etmeli. ortada bir sorun varsa, bu muhakkak ya siyasi kurumsal yapinin zayifliklarindan ya da piyasa basarisizligi yaratan malum etmenlerden kaynaklanir. o zaman onu bulup tedavi etmek lazim. yoksa mesela yukaridaki kotu durumlarda, ihracat tesvigi gibi bir politika ne ise yarar ki? Read More!

Bu Sene Okudugum En Iyi Ekonomi Yazisi

Kitabimiz yayinlanma surecine girdi, son duzeltmeleri yapiyoruz. Bu kapsamda kitabin taslagini da katki saglayacagini dusundugumuz kisilere gondermeye basladik. Bu arada kitabin tanitimina katkida bulunacak sizin de tanidiginiz kisiler varsa ve bize yardimci olmak isterseniz benimle iletisime gecebilirsiniz. Simdi yazinin basliginda bahsettigimiz yaziya gecelim.

Turkishtime'dan Inan Dogan da kitabimizin taslagini gorenlerden ve bizim de kitapda degindigimiz cari acik konusuna deginmis, bizim tanitimimizi yapmis, kendisine Ekonomi Turk kitabinda yazilari olan tum yazarlar adina buradan tesekkur ediyorum. Ama nedense daha once Deniz Gokce ve Ugur Gurses'in yaptigi gibi o da baris'in bir yazisini almis ve kosesine koymus :( Yazilarin cogunu ben yaziyorum ama demek ki en vurucu yazilar baris'tan geliyormus. Kitabimiz hakkinda simdilik sunlar soylenmis:

Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir    Borsa Yorumları    Petrol Fiyatları    Bilgisayar Nedir

Ekonomi Türk blogu bir kitap yayınlamayı planlıyormuş, bana da taslağını verdiler. Kitabın ekonomiye ilgi duyanlar ve gelişmeleri medyadan takip edenler için vazgeçilmez bir kaynak olacağını şimdiden söyleyebilirim, ama detaylı bir değerlendirmeyi kitabın yayınlanacağı zamana saklıyorum.

Cari acik konusunda da bizim yazdiklarimizdan esinlenerek su satirlar karalanmis:
Ben de yazacak konu bulamıyordum ve cari açık rakamlarına bakmaya karar verdim. Ama önce bir hatırlatma yapalım. 2004 yılından 2008’in sonuna kadar geçen 5 yıllık sürede ülkedeki ekonomist ve köşe yazarlarının neredeyse tamamı cari açığın patlamaya hazır parça tesirli bombadan daha tehlikeli bir problem olduğu konusunda bizleri binlerce defa uyardılar ve ülkenin büyük bir krize doğru sürüklendiğini söylediler. Çoğu zaman yazılan yazıları korkudan olsa gerek yorganımı başıma geçirerek okuyordum. Birikimlerimin yarısını euro’ya diğer yarısını da dolara çevirip krizin geleceği ve benim voliyi vuracağım günleri bekliyordum. Tabii ben derken kastettiğim bu köşe yazarlarının yazılarını okuyan talihsiz kişiler.
Gerçekten de bir dönem ülkemiz yüzde 7 hızıyla büyürken, işsizlik azalırken, bütçe açıkları ve devletin borçluluk oranı gerilerken, borsanın 9 binlerden 59 binlere çıktığı zamanlarda bir çok yatırımcımız eski alışkanlıklardan elde kalan dolarlarını satıp borsaya gireceklerine yabancıların getirdiği dolarları satın alarak bankalardaki döviz mevduatlarını 100 milyar dolara kadar taşıdılar. Krizlerde dolar kuru yüzde 20-30 civarında sıçrasa da krizlerden hemen sonra tekrar düşüp eski seviyelerinin de altına gerileyerek bu kişileri büyük zararlara uğrattı. Enflasyonu da göz önüne aldığınızda bu kişilerin reel getirilerinin Türk varlıkların değerinin beşe katlandığı sürede ekside olduğunu görürsünüz.
Cari açık konusundaki kocakarı hikayelerine dönersek dünyanın son 70 yılda yaşadığı en derin finansal krizde dahi dolar kuru ancak 1,8 seviyesine yükselebildi. Bunun sebebi de doların sadece Türkiye’de değil yurtdışında da yüzde 20’e yakın değer kazanması idi. Yoksa kriz süresince euro kuru çok daha düşük oranlarda arttı. 2008 yılında 50 milyar dolara dayanan cari açığa ne oldu peki? 2009’un ilk sekiz ayında 6,6 milyar dolara düştü.
Neyse ben yazinin geri kalanini da asirmayayim, siz Turkishtime dergisinin sitesinde bir zahmet okuyuverin.

Read More!

Ege Cansen'den Cari Acik Nedir Komedisi

Cari acik nedir diye merak edenler medyada kose yazarlarinin tartismalarini dinledikten sonra muhtemelen basladiklari noktaya gore kafalari daha da karismistir. Gecenlerde cari açık konusunda sapla samani karistirip onumuze sunan yazarlardan bir tanesi olan Ege Cansen'in 9 Eylul tarihli bir bombasiyla daha karsilastim: cari acik azalmiyor baslikli bir yazi. Ege Cansen'in yazisini tartistiktan sonra en altta sizlere cari açık nedir detaylariyla aciklayan bir kac yazinin listesini verecegim.

Ege Bey Turkiye ekonomisi gelecek yildan itibaren buyumeye baslayinca cari acik yeniden ve hizla artacaktir diyor. Cari acik yuznden hasta oldugunu belirten Cansen surekli "yuksek faiz-dusuk kur" cari acik yaratir seklinde tekerlemeler soyledigini de belirtiyor. Cari aciga cozum olarak da ihracatimizi 2009'daki 110 milyar dolar seviyesinden 120 veya 130 milyar dolara cikarmamizi oneriyor.

Liderlik Nedir?   Küresel ısınma Nedir  Komünist Nedir  Komünizm nedir?  Kapitalizm Kapitalist nedir

Vaaaaaay be, ne super oneri. Biz neden daha once bunu dusunemedik yahu. Sagolsun Ege Bey benimde ufkumu bir anda acti. Bana kalirsa 130 milyarlik ihracatta yetmez, yaptik mi soyle 600-700 milyar dolarlik ihracat yapalim ki Cin gibi senede 400-500 milyar dolar cari fazla verelim. (Iceriye dogru yuksek sesle bagirarak) Hasan oglum, su ihracati arttirma dugmesini sonuna kadar ac da cari acik problemini bir an once cozelim.

Var mi boyle bir sey ya? Bir de bu adamlar ulkenin "en meshur" ekonomistleri olarak ekranlarda cirit atiyorlar. Amerikali moloz beyinli ekonomi ogrencileri bile bunlarin yazilarina guler. Ihracatci salak mi da ihracati arttirmak aklina gelmiyor? Adam ya malina alici bulamiyor, ya rekabet cok guclu iyice fiyat kirmak zorunda kaliyor. Keyfimizden daha az ihracat yapmiyor degiliz.

Bir de dolamis su "yuksek faiz- dusuk kur" tekerlemesini diline 10 senedir kafamizi sisirdi. Nominal faizler yuzde 9'a reel faizler yuzde 5'e inmis hala yuksek faiz demekten vazgecmiyor. Elin adami tasarruf yapiyor, 40 yasinda calisanlarini emekli etmiyor, teknoloji uretiyor, tuketiciye hitap ediyor da oyle ihracat yapiyor. Ege Bey hala iki dugmeye basarak tum problemlerimizi cozecegimizi zannediyor. Gecen seneden beri faizler 10 puan dustu, TL yuzde 20 deger kaybetti. N'oldu ihracat artti mi?

Manipülasyon Nedir   Küresel ısınma Karikatürleri  Türk Bilim Adamı  Liderlik Nedir?    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri  Enformasyon Nedir    Slogan Nedir    Enflasyon Nedir    Nükleer Santraller  Devlet Nedir

Bir de utanmadan Ekonomi buyumeye baslayinca cari acik da artacaktir diyor. Gunaydin da o iliski oyle degil. Kaldi ki Turkiye'nin cari aciginin cogunlugu enerji ithalatindan ve enerji fiyatlarinin yuksekliginden kaynaklaniyor. Enerji fiyatlari arttikca cari acik da artacaktir. Bu sorunun kisa vadeli cozumu Konya ovasinda petrol bulmaktir uzun vadeli cozumu ise alternatif enerji turlerine yatirim yapmaktir.

Yatirim yapacak parayi biz tasarruf etmedigimize gore ya disaridan borc alip cari acik yaratacagiz ya da Ege Bey bir dugmeye basarak bize Amerikan dolarini nasil havadan yaratacagimizi ogretecek. Ege Bey yazisini yapan nasil yapiyorsa sen de oyle yap sozleriyle bitirmis.

Harbiden Ege Bey bu ekonomi bilgisiyle bu konuma nasil geldi? Bir deneyeyim. Cari acigi cozmek cok kolay ithalati sifirlariz olur biter.

Son soz: Kalpazanlik makinen yoksa yatirim ve buyumek icin ya tasarruf yapacaksin, ya da cari acik yaratacaksin.

Cari açık konusunda kaynak yazilar:
Greg Makiw ve Cari Acik
Cari Acik Problem mi?
Cari Acik Finansmani
Cari Açık Kimin Suçu
Cari Acik Nedir?
Cari Acik Iyi midir Kotu mudur?
Cari Acik Uzerine Bir Antitez
Cari Açık ve Ithalata Dayalı Büyüme Read More!

Piyasa Beklentileri

Piyasa beklentilerini olcen Merkez Bankasi beklenti anketinin sonuclari su sekilde cikmis:

Sene sonu enflasyon beklentisi: 6.12% (bir onceki ankette 6.13%)
Bir yil sonra enflasyon beklentisi: 6.59% (bir onceki ankette 6.49%)
Iki yil sonra enflasyon beklentisi: 6.45% (bir onceki ankette 6.42%)
Sene sonu dolar kuru beklentisi: 1.6229 (bir onceki ankette 1.6291)
Yillik buyume orani beklentisi: -4.2% (bir onceki ankette -4.0%)
Cari acik beklentisi: US$11.44 bn (bir onceki ankette US$11.42 bn)

Piyasa beklentileri cogu zaman cogu kisinin yaptigi tahminlerden daha iyi sonuclar verir. Ama her zaman degil tabii. Isini gercekten iyi bilen bir kisi piyasadan daha isabetli tahminler yapabilir ama bu nadirdir. O yuzden Merkez Bankasinin bu anketin sonuclarina bakarak politika kararlari vermesi dogrudur diyebiliriz.

Ama tabii ben her zaman oldugu gibi piyasadan daha iyi tahmin yapabilecegimi dusunuyorum. Sene sonu enflasyonu hakkinda cok kuvvetli fikirlerim yok ama riskler yukari yonlu. Bir yil sonra enflasyon %6.59'un uzerinde cikacaktir. Iki yil sonra enflasyon da oyle. Yani enflasyon beklentileri enerji fiyatlarindaki gerilemenin verdigi gazla bayagi bir dusmus vaziyette.

Reeskont Nedir  Bütçe Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir   Hisse Senedi Nedir   Bilanço Nedir   Akreditif Nedir  Tahvil Nedir    Broker Nedir    Portföy Nedir  Tutumluluk Nedir  Varlık Barışı Nedir  Evrim Teorisi Nedir  Reyting Nedir

Sene sonu dolar kuru beklentisi neredeyse 1.63. Cok yuksek. Ben dolarin sene sonunda bu seviyenin altinda olacagini dusunuyorum. Hatta bayagi bir altinda bile olabilir ama piyasa 1.63 tahmini yaptigina gore bende dogru cikma olasiligi %50'den fazla olan su tahmini yapayim: sene sonu dolar kuru 1.62'nin altinda olacaktir (bence bunun dogru cikma olasiligi %75'den daha fazla, onumuzdeki gunlerde dolar kurunda bir ziplama oldugunda vadeli islemler piyasasinda kumar oynanabilir)

Yillik buyume orani, pardon kuculme orani %4.2 seklinde bekleniyormus. Bence kuculme orani bu rakamdan da daha kotu olacaktir. Bizimki gibi garip bir sekilde buyume rakamlarini hesaplarsaniz rakamlar is isten gectikten sonra bile kotu cikmaya devam eder. Geriden gelen istatistikleri yayinlamanin sonucu bu.

Piyasa beklentileri cari acik $11.4 milyar olacakmis diyor. Oooooldu, gozlerim doldu. Birincisi dolar deger kaybedecek, ikincisi enerji fiyatlari yukselecek, ucuncusu ekonomi buyumeye basladi (evet, krizde dibi gorduk ve ufak ufak buyumeye de basladik). Cari acik bu rakamin uzerinde olacaktir, en azindan $15 milyar diyeyim.

Bu konularda en son yazılmış yazılarımızı Dolar Alış Satış ve Gayri Safi Milli Hasıla sayfalarından okuyabilirsiniz. Read More!