Merkez Bankasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Merkez Bankasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pump, pump it up Ben, Pump it up a little more

"and get your boody on the floor tonight, make my day" diye devam eder sarki. Asya piyasaları dün, para basmadan sorumlu devlet memurlari Ben Bernanke ve Mario Draghi matbaanın kollarına asılacak ve dünya ekonomisinin kokuşmuş, boğazına kadar borca batmış ama  çevresi geniş tarafı için yine günü kurtaracak beklentisi ile coştu. Zaten bu Pavlov’un alpha dog’ları ve de onların eşit derecede aptal trading algoritmaları para basmanın lafını duyunca coşmaları ile meşhurlar.

Anlaşılan o ki tüm dünya ekonomisi Keynesci aptallığa boğazına kadar batmış vaziyette (Keynesci ekonomi para basarak zenginlik, devlet eli ile çukur açıp-doldurarak iş yaratılacağını iddia eden bir ekonomik öğretiye denir). Havadan basılan para ile dans pistinin tozunu atan bu arkadaşları her gördüğümde (ki medyadaki fix temsilcileri New York borsasının gülücükler atan brokerlarıdır) nedense(!) aklıma çocukluğumuzun seksi hip hop şarkıcısı Ya Kid K. geliyor (yazının başlığı tanıdık geldi değil mi):

"Pump it up a little more (Ben)
Get the party going on the dance floor
See 'cos that's where the party's at
And you'll find out if you're too bad"

Bu yazının ana konusunu özetleyen bir çalışma: Pompala pompala nereye kadar Ben?

Tabii ekonomiden Paul Krugman kadar anlıyorsanız, yani hemen hemen hiç anlamıyorsanız,Ben ve Mario'nun DJliğindeki parti size ekonomiyi kurtaracak gibi görünebilir. Oysa bu adamlar ekonomiyi katletmekle meşguller. Nasıl mı: Sıfır faiz ile.

Ekonomi 101: Sokaktaki adam için finansal sektörü ve bankalar hiçbir işe yaramayan asalaklar. Oysa bu elemanların önemi büyük. Finansal sektörü ve bankaların fonksiyonu tasarrufları en etkin şekilde yatırımlara akıtmak! Bunun için  karlı ve geleceği olan yatırımları, karsız ve dipsiz kuyu yatırmlardan ayırmaları lazım. Bu ayrımı sağlayan temel mekanizma ise faiz oranları, yani kısaca tasarrufları kullanmanın bedeli. Serbest piyasa tarafından belirlenen faiz oranları genelde tasarrufların en etkin şekilde karlı projelere akmasını sağlar. Merkez bankaları tarafından yapay bir şekilde sürekli sıfır seviyesinde tutulursa tasarruflar, karlı.karsız tüm yatırımlar akmasını, hatta defalarca şahit olduğumuz gibi daha çok karsız yatırımlarda çar çur olmasını sağlar. Amerikada ve Avrupada gördük: Sıfıra yakın faiz oranlarının tasarrufları nasıl gereksiz emlak projelerine ya da Yunanistan’daki gibi har vurup Harman savurmaya yönelttiğini.
 
Bu adamların yarattığı zarar sadece ekonomik de değil, daha fazlası tehlikede: Merkez bankaları taa dot com bubble’dan beridir Avrupa ve Amerika’nın on yıllardır oluşturduğu devasa birikimleri çoktan tarihin çöplüğüne atılması gereken devasa firmalara gömerek yok etmekle meşguller. Herşeyi taklit etmekten başka bir marifeti olmayan Çin’de geri kalır mı? Onlar da 2008’den beridir on yılların tasarrufunu kimsenin oturmayacağı konutlara, binmeyeceği trenlere ve de geçmeyeceği köprülere gömüyorlar. Bu insanlığın sadece ekonomisini değil tüm modern kazanımlarını tehlikeye atmak demek. Sonumuz kötü. Ama olsun borsalar iyi tutunuyor.

Bu yazinin biraz daha degisik asli Asia Singapore blogunda yayinlanmistir.
Read More!

Piyasalarda Son Gorunum

Son haftalarda Turkiye piyasalarini daha yakindan takip etmeye basladim, bir kac ay icerisinde cok daha iyi analizler yapmaya baslayabilirim. Bugun Global Menkul Degerler'in haftalik yorumuna denk geldim. Arzu Odabasi bence gayet yerinde bir ozet yapmis, asagiya aktariyorum:

"Önceki hafta gelişmiş ülke Merkez Banka’larından gelen gevşek para politikasının sürdürüleceğine dair sinyaller sonrası zayıf dolar ve yüksek emtia fiyatlarının desteğiyle yurtdışı borsalarda (Borsa Yorumları) olumlu seyir devam ederken son 3 haftadır İMKB görece zayıf bir görüntü ortaya koymaktadır. Özelikle bono cephesinde tedirginliğin sürmesi, hisse senetleri piyasasında da temkinli duruşa neden oluyor. Aybaşından itibaren MSCI endeksleri karşılaştırıldığında Türkiye değer kaybeden 3 endeksten biri olarak öne çıkmaktadır (bkz.Tablo1). Geldiğimiz noktada 13 Kasım itibariyle 3. çeyrek kar beklentileri sona ererken, büyüme daralmaya devam etmekte ve özellikle yeni yılda yapılacak zamların ve baz enflasyonu etkisi enflasyonu yukarı yönlü tetikleme olasılığı yüksek görünmektedir. Bu aşamadan sonra daralan ekonomik koşulların artış eğilimindeki enflasyonu ne derece etkisiz kılacağını tartışıyor olacağız. Ancak böyle bir riskin faiz indirimlerine ara verilmesi ve gösterge faiz ile piyasa faiz oranları arasındaki farkın açılmasında etkili olma olasılığı, başta bankacılık sektörü olmak üzere karlılık üzerinde baskı yaratacak olması tedirginliğe neden olmaktadır. 2010 yılında kamu mali dengesinde bozulmanın devam edeceği endişesi ve henüz IMF konusunda somut bir adım atılmamış olması da gösterge faiz ve endeks üzerinde baskıyı arttıran diğer unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu paralelde bu hafta Perşembe günü MB’nın alacağı faiz kararı ve yapacağı açıklama yakından takip edilecek. Piyasaların faiz toplantısı tarihi olan 19 Kasım’a kadar yukarıda tutunma eğiliminin yüksek olacağını devamında ise kar realizasyonlarının güçleneceğini tahmin ediyoruz.

MB son açıkladığı enflasyon raporunda, ekonomik toparlanmanın yavaş ve kademeli gerçekleşeceği varsayımıyla enflasyonun düşük seviyelerde kalmaya devam edeceği ve faizlerin uzun bir dönem boyunca düşük seviyelerde kalacağını vurgulamıştı. Talebi canlandıracak büyümeye geçiş sürecinin yavaş ve kademeli olacağı konusunda MB ile hem fikir olmakla birlikte önümüzdeki aylarda baz etkisinin terse dönmesi, kamu maliyesinde devam eden bozulma paralelinde yeni yılla birlikte yapılması olası zam ve ÖTV artışlarının (fiyatları yönetilen/yönlendirilen diğer ürünler kalemi) enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskının artmasına yol açabileceğini düşünüyoruz. Ekim ayında TÜFE, dayanıklı tüketim mallarındaki vergi indirimlerinin sona ermesi ve elektrik tariflerindeki artışın yanı sıra giyim ve gıda fiyatlarındaki mevsimsel yükselişler nedeniyle aylık bazda önemli bir sıçrama göstermiştir. Geçen yılın yüksek baz etkisi nedeniyle yıllık bazda %5,08’e gerileyen TÜFE’nin önümüzdeki aylarda yıllık baz da yukarı yönlü eğilimi içersinde olma olasılığı yüksektir. Enflasyon beklentilerinin bozulmasına neden olabilecek böylesi bir sürecin MB’nı gevşek para politikasını gözden geçirme riskiyle karşı karşıya bırakabilecektir. MB’nın faiz bundan sonraki süreçte daha temkinli gitmesini ve kv faiz indirim sürecini %6,0/6,5 aralığında sonlandıracağını ve devamında bir süre beklemeye geçeceğini düşünüyoruz. Bununla birlikte MB’nın Perşembe günü gerçekleştireceği toplantısında 25 baz puanlık faiz indirimine gitmesini bekliyoruz."


Nükleer Nedir    Yatırım Fonları    Taksi Şöförü   VOB nedir?  IMF Nedir   Borsa Tüyoları  Borsa Nedir  Zaman Nedir  Pi Sayısı Nedir

Ben bu konudaki dusuncelerimi aciklayayim.

Piyasalar Merkez Bankasinin bu hafta 25 baz puanlik bir indirime gidecegini ve gecelik faizlerin de %6,25 ile dip yapacagini bekliyor. Gecen hafta biz de blogumuz yazarlarindan rdynk ile bahse girdik, o gecelik faizlerdeki indirimin daha erken durabilecegini savunurken, ben de tam tersini savunuyor. Aciklayayim.

Bence Merkez Bankasi simdiye kadar attigi adimlarda bir numarali onceliginin ekonomik buyume oldugunu gayet bariz bir bicimde gosterdi. O yuzden de onumuzdeki gunlerde de ekonomik buyume hizlanmadigi takdirde faiz indirimlerine devam edecektir. Son aciklanan rakamlar da ucuncu ceyrekte ekonomik buyume hizinin ikinci ceyregin cok altinda kaldigina isaret ediyor. Gelecek konusundaki beklentiler de zaten cok olumlu degil. Piyasadaki analistler ise hakli olarak enflasyonun onumuzdeki aylarda yukselecegini dusunuyorlar. Piyasadaki analistler, bence oldukca yanlis bir varsayim yaparak, Merkez Bankasinin gecelik faizleri enflasyon oraninin altina indirmeyecegini ve bu yuzden de faiz indirimlerinin %6,25'de duracagini bekliyorlar bu yuzden.

Ben ise faizlerin enflasyonun altina indirilebilecegini dusunuyorum. Hatta onumuzdeki persembe gunu Merkez Bankasinin %20 olasilikla bir surpriz yaparak faizleri 50 baz puani bile indirebilecegini dusunuyorum. Onumuzdeki aylarda ise faizlerin %6 seviyesini veya altini gorebilecegini de dusunuyorum. O yuzden bana kalirsa rdynk bahsi kaybedecek.

Bakalim bu sefer de Merkez Bankasini dogru okuyabilmis miyim. Merakla bekliyorum sonucu.

Bu konu ile diger alakali bir yazi ise Borsa Nasıl Oynanır? En Sağlam Tüyolar baslikli yazimizdir. Read More!

Ugur Gurses'ten Bomba Gibi Yazi

Bugun takip ettigim iki kose yazari da iyi yazi yazmislar ama Ugur Gurses'in yazisi daha bir bomba olmus. Yazida Merkez Bankasinin 2001 yilindan bu yana elinde hazine kagitlari tuttugu, yakinda vadesi dolacak bu kagitlari yenileriyle degistirmeyi planladigindan bahsetmis.
Yani Merkez Bankasi Hazineyi fonlamaya devam edecekmis (eger IMF anlasmasi olmazsa). Durmus Yilmaz iyice hukumetin dumen suyuna girdi, adamlar enflasyonu falan unuttular, direkt buyumeye odaklanmis vaziyetteler. Ya Merkez Bankasi kanununu degistirin, ya da herkes kendi isine baksin. Buyume hukumetin alani, enflasyon Merkez Bankasinin. Ben de bu faizlere ne oluyor diye merak edip duruyordum? Heriflerin amaci ulkeyi tekrar 1990'li yillara geri goturmek anlasilan. Oy oranlari da Aksam'da okudugum bir ankete gore %32'nin altina dusmus. Deniz Gokce kizmasin ama boyle devam ederse yine karamsarlasacagim.
Read More!

Küresel Mali Kriz

Bu krizde en fazla sacmalayan "kriz teget gecti", "krizi firsata ceviririz" gibi lakirdilar sarfeden ve krize cok gec (ekonomi 3 ceyrek ust uste kuculdukten sonra) mudahale eden Basbakan ve hukumet oldu. En son da gecen gun Merkez Bankasina laf etti.

Oysa bu krizde benim de beklentilerimin cok otesinde en cesur adimlari atan ve neticede hakli cikan Merkez Bankasi oldu. Bakiniz bugun gosterge faizler %9 sinirinin altinda. Bunun boyle olmasinin tek nedeni Merkez Bankasidir. Basbakan Merkez Bankasina tesekkur edecegine, yapmadigini birakmadi. Var mi bundan daha buyuk nankorluk.

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir  Dejavu Nedir  Bilgi Nedir  Wifi Nedir    Teknoloji Nedir

Adamin derdi Turkiye'deki butun gucleri kendinde toplamak: askeriyeyi hizaya getirdi, medyayi hizaya getirdi, bir Merkez Bankasi kalmisti.

Bu arada normalde cok takdir ettigimiz Babacan da Basbakan'a yalakalik yapmis ve "...Onun ötesinde vereceği kararlar, hükümetin kararlarıdır. Nihai sorumluluk, bu işin siyasi sorumluluğu hükümettedir. Başbakanımızın çok haklı olarak (onun hesabını biz veriyoruz) cümlesi vardır. O çok doğrudur. Yarın Türkiye'de bir şeyler ters gittiğinde, kimse dönmez ki Merkez Bankasına (bu senin yüzünden böyle oldu). Kimse Merkez Bankasına sormaz. Bunun siyasi sorumluluğu, yüzde 100 hükümetin üzerindedir. Merkez Bankamızın da diğer birimlerle ve genel politikayla uyumlu bir çizgi çizmesi önemlidir.'' demis.

Birincisi Merkez Bankasi hata yaptiginda hic kimse Merkez Bankasina bir sey soylemezse ben soylerim, gecmiste de cok soyledim zaten. Yani sapla samani ayirabilecek bir suru insan var, sen merak etme. Ikincisi, adamlar 2007'de faizleri indirmedikleri zaman yapmadiginizi birakmadiniz, dolayli yollardan gazetelere carsaf carsaf ilanlar verdirip adamlari madara etmediniz mi? Ucuncusu, maden nihai sorumluluk hukumette, neden 1 yildir krizin sucunu ustlenmediniz? Habire palavra salliyorsunuz. Adam gibi mikro reform yapacagimiza, kendi sorunlarimizi kendimiz cozecegimize, disaridan yardim etmeye calisan IMF'ye de hayir diyorsunuz. 2007 yilindan beri de bir numaranizi gormedim. 2003-2006 doneminde de siz vardiniz. Ne oldu da bu kadar degistiniz, uyusturucuya mi basladiniz, kotu arkadas mi edindiniz, ne oldu anlamadim gitti. Read More!

Merkel'e alkis!

Alkis Erdogan'a degil, Alman sansolyeye gidiyor:

Altın Yorumları    UNESCO Nedir    Sosyalizm Nedir  Forex Nedir    Fraktallar  Altın Oran Nedir

"The independence of the European Central Bank must be preserved and the things that other central banks are now doing must be retracted," Mrs. Merkel told a meeting sponsored by Germany's association of metal- and electrical-industry employers. "We must return together to an independent central-bank policy and to a policy of reason, otherwise we will be in exactly the same situation in 10 years' time." Referring to the U.S. central bank specifically, she said "I view with a great deal of skepticism the extent of the Fed's powers."

Link Read More!

TCMB, Dalgalı Kur, Yüksek Faiz, Düşük Kur

Merkez bankasının kriz suresinceki politikasını, gerek sogukkanlı tutumu, gerek faiz oranlarındaki zamanlaması, piyasaları iyi okuması ve aldığı tedbirler gerekse de kamuoyunu bilgilendirmesi acısından oldukca iyi buldugumu daha once de belirtmiştim. Aslında Mehmet Şimseğin maliye bakanı olması sonrası belki maliyenin de kamuoyuyla daha fazla bilgi paylaşıcı bir konuma gecebilecegini dusunuyorum. gerci mehmet şimsek finans formasyonlu biri bildiğim kadarıyla bu acıdan maliye bakanlıgı nasıl olur pek bilemiyrm ama Babacanın ekonomi bakanlığına geri gelmesini sevdim. Herneyse Durmus Yılmaz'ın bogazici universitesinde yaptıgı sunumdan dikkatimi ceken iki hususu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dalgalı Kur: ben bu dalgalı kuru oldum olası sevdim, birkere serbest piyasanın mantıgına uygun degeri piyasa belirliyor, ayrıca gecmiste 1 gundeki kur zıplamaları, kuru tutamayısımız, bircok seyi sabit kurlu bu sacma programlara feda etmemiz de asabiyetimi bozmus sanırım(gerci o zamanlar daha okul kantinindeydik ya neyse). bakalım Merkez ne demis bu konuda: Sabit veya yönetilen kur rejimi uygulayan ülkelerde hem iktisadi faaliyette hem de enflasyon hızında dalgalı kur rejimi uygulayan ülkelere göre daha sert bir yavaslama yasanmaktadır. Bu farklılıgın nedeni sabit veya yönetilen kur rejimi uygulayan ülkelerin merkez bankalarının, sermaye çıkısı karsısında kurun seviyesini korumak için döviz satarak karsılıgında yerli parayı piyasadan çekmesi, bunun sonucunda piyasa faizlerinin yükselmesi ve likidite kosullarının öngörülenin de ötesinde sıkılasmasıdır. Dalgalı kur rejimi uygulanan ülkelerde ise para birimlerinin deger kaybetmesi ve para otoritelerinin faiz oranlarını kontrollü olarak gevsetmeleri iktisadi faaliyetteki daralmanın boyutunu sınırlamaktadır. Diger bir deyisle dalgalı kur rejimi, sermaye akısının serbest oldugu bir ülkede, hızla kötülesen uluslararası likidite kosulları altında ekonominin asırı düzeyde daralmasını önleyen bir emniyet subabı görevi görmektedir.

Kapitalizm Kapitalist nedir  Faşizm nedir?  Fraktal Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  Çernobil Faciası

Yuksek Faiz Dusuk Kur: bu konuda cok sey yazdık ama Merkez guzel bir ornek sunmuş: ...döviz kurlarında hem 2006 Mayıs çalkantısında, hem de son dönemde sert yükselisler yasanmasına ragmen, Merkez Bankasının bu iki dönemde neden farklı para politikaları tepkisi verdigi daha kolay anlasılabilecektir. 2006 yılında güçlü iç ve dıs talep kosulları altında döviz kurlarındaki yükselis, enflasyon bekleyislerini ve enflasyonun orta vadede görünümünü olumsuz yönde etkileme potansiyeli tasıdıgı için Merkez Bankası kuvvetli bir parasal sıkılastırmayı gerekli görmüstür. Mevcut ortamda ise zayıf iç ve dıs talep kosulları altında döviz kuru geçiskenliginin düsük seviyede seyretmesi, reel kesim için finansman kosullarının sıkılasması, ithalat fiyatlarının düsüs egilimi göstermesi ve enflasyon bekleyislerinin iyilesmesi kontrollü ancak oldukça hızlı bir faiz indirim sürecini mümkün ve gerekli kılmıstır. Politika tepkilerindeki bu farklılık enflasyon hedeflemesi rejiminin dogal bir sonucudur. Bu durum “yüksek faiz, düsük kur“ olarak özetlenen, döviz kurunu düsürmek için faiz oranlarının yüksek tutulması gibi bir uygulama olmadıgını açık bir sekilde göstermektedir.
Read More!

Merkez Bankası faizleri indirdi...

MB beklenenden fazla indirim yapmış. İşte haber...

Nükleer Kirlilik  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Olasılık Soruları ve Çözümleri  Marksizm Nedir  Spam Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları  Bono Nedir?  Fareli Köyün Kavalcısı  Arge Nedir?  Kalite Nedir  Açık Arttırma Nedir  Pesimist Nedir?

Asaf Savaş Akat bu sefer tutturacak galiba, sıfır faize doğru gidiyor gibiyiz. Read More!

Deneme Yanılma Yöntemi Nedir

Deneme yanılma yöntemi nedir diye merak ediyorsaniz Murat Duran isimli bir okuyucumuz kendi blogunu acmis, ekonomi uzerine denemeler yaziyormus. Bu is zaten ancak 'deneme yanilma" yontemiyle ogrenilecek bir is :) Biz de ona buradan bir destek cikalim dedik. En son yazisinda Merkez Bankasina neden inanmadigini su satirlarla acikliyor:

"Kişinin tercihinde zaman içinde ortaya çıkan değişmeye zaman tutarsızlığı deniyor. Yani iki ayrı zamanda, aynı kişinin aynı konudaki düşüncesinin veya tercihinin aynı olmaması.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler

Eşiniz, hiç ona evlilik yıldönümünüzde, yemekler yapıp romantik bir masa hazırlayarak sürpriz yapmadığınızdan yakınıyor. Sonra gün geliyor bu masayı hazırlıyorsunuz ama bu sefer de “beni dışarı çıkarmanı umuyordum, evde kös kös oturacağımızı hiç tahmin etmiyordum” deyip suratını asıyor. Kadın normalde eşinin kendisine emek vererek ve uğraşarak bir sofra hazırlamasını çok önemli bulurken, sürprizin olduğu gün belki tamamen içinde bulunduğu moddan (güne has koşullardan) belki de bu konudaki tercihinin kalıcı olarak değişmesinden dolayı artık bu “çok güzel hareket”i beğenmemesi bir nevi bir zaman tutarsızlığı vakasıdır. Zaman tutarsızlığı olgusu kişinin diğer kişi(ler) üzerindeki inandırıcılığını azaltır.

...Şu an TCMB’nin ekonomik beklentileri yönlendirme gücünde hem başarısız enflasyon sonuçları, hem fiyat istikrarının iyiden iyiye ikinci plana atılması, hem de kredi kanallarında ortaya çıkan tıkanmalar nedeniyle bariz bir zayıflama var. Bugün Türkiye’de kimse beni seneye %6,5’lik enflasyon hedefinin tutacağına inandıramaz. Kredibilite çok zor elde edilen ama çok kolay kaybedilen bir şey
."

Mesele aslinda Merkez Bankasinin zaman tutarsizligi gostermesi degil, Tayyip Erdogan'in zaman tutarsizligi gostermesi ve Merkez Bankasinin da ozerk olmasina ragmen politik baskilara yenik dusup hukumetin dumen suyunda hareket etmesiydi. Ben 2007'nin Ekim ayindan 2008'in Temmuz ayina kadar Merkez Bankasini elestiren bir suru yazi yazmistim. En son da temmuz ayinda Merkez Bankasi petrol fiyatlari tahminini $140'a cikardigi zaman bir yazi yazmis ve petrol fiyatlarinin dusecegini, bu yuzden de enflasyonun Turkiye icin bir sureligine ciddi bir problem olmayacagini belirtmistim. O zamandan beri de Merkez Bankasina dokundurmuyorum.

Neyse ilk firsatta 2008'in degerlendirmesini ve 2009 tahminlerini iceren yazimi yazacagim. O zamana kadar bu yaziyla idare ediverin.

Borsa Yorumları
Altın Yorumları
Borsa nedir?
Borsa nasıl oynanır
Hisse Yorumları
Ekonomi nedir
Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası Read More!

Lafla Peynir Gemisini Yuzdurmek Ne Demektir?

AKP hukumeti 2007'in basindan beri abesle istigal edip, lafla peynir gemisini yuzdurebilecegini zannediyor. Merkez Bankasi ise AKP'den biraz daha kaliteli olmasina ragmen onlarda da is yok. Asgari ucrete tenezzul etmeyip de kahve koselerinde issiz issiz oturup okey oynayan dangalaklarin urettigi projeler bir bir karsimiza "cozummus" gibi cikariliyor.

Bundan bir ay once Arap sermayesini ulkeye cekecegiz hayalleri icerisinde dolasiyorlardi. Orhan Karaca bu konu uzerine duzgun usluplu bir yazi yazmisti, ben agzimi bozmayayim, siz onun yorumlarini okuyun.

Erdogan simdi de issizlige "muthis" bir formul bulmus. TOBB'un her uyesinden bir kisiyi ise almasini istiyormus. Boylece 1 milyon 300 bin kisi is sahibi olacakmis. Niye bir kisiyle yetiniyorsun ki? Iki kisi ise almalarini iste, Turkiye'de issizlik sifira insin.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Germany
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Insider Trading Returns
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b


Bunlar Demirel'in "herkesi erken emekli edersem issizlik sorununu kokunden cozerim" mantigiyla ortaya atilmis projelerdir. Normalde gerceklesmez, olur da gerceklesirse ama ulke ekonomisine uzun vadeli buyuk zararlar verirler.

Ote taraftan Merkez Bankasi da faizleri yarim puan indirerek krize karsi "onlem" alabilecegini zannediyor galiba. Insanlar da "yahu su gecelik faizler bir yarim puan inse de tekrar tuketim ve yatirim yapmaya baslasak" diyorlardi. Uyanin beyler uyanin artik. Gosterge faizler %23'e cikmis, sen gecelik faizleri indirerek bunu dusurebilecegini zannediyorsun. Kafasinda uc tel sac olan adam berbere gitmis, berber keserken iki tel sac da dokulmus, adam da "birak daginik kalsin" demis. Bizim durum da ayni o. Durmus Yilmaz faizleri simdi dusurerek ekonomiden zerre kadar anlamadigini dunya aleme ilan ediyor. Sirf bu yuzden orta vadeli faizler yukselir, uyarayim dedim.

Hamdolsun bize bisey olmaz, kriz teget geciyor diye diye gidip IMF'nin kucagina oturdular. IMF bizi kurtarir diye hayal ediyorlar ama bakalim IMF'yi kim kurtaracak. Krizin boyutlarinin hala farkinda degiller. Ekonominin basina da Mehmet Simsek diye bir zati getirmisler, Merrill Lynch'de calisiyor olsaydi coktan kapinin onune koymuslardi, adam Turkiye'de bakanlik yapiyor. Ben size krizin boyutlarini anlatayim.

Gecen sene piyasa degeri $250 milyar olan Citibank'in piyasa degeri bugun $25 milyarin altina inmis durumda. Diger buyuk bankalarin da durumu farkli degil. Bunun boyle olmasinin sebebi ise bu bankalarin zararlarinin sermayelerinden buyuk olmasi. Yani ortada Amerikan devletinden beklenen yardimlar olmasa Amerika'nin butun buyuk bankalari batmis olurdu. Hatta simdi bile Amerika'nin bu bankalari kurtarmaya yetecek kadar borc bulamayacagi konusuluyor. Anlayacaginiz ortada birakin Turkiye'yi Amerika'ya yetecek kadar para olmayacak.

Amerika, Avrupa, Japonya hepsi resesyonda ve bu resesyon gitgide derinlesiyor.

Vaktim kalmadi, sonra devam ederim. Read More!

3. Gelecek Olan (Kriz)le İlgili Düşüncelerim (II)

Bundan önceki yazımda Türkiye’nin bir “kriz” yaşayacağına pek ihtimal vermediğimi, Türkiye ekonomisinin büyük olasılıkla ekonomik faaliyetlerdeki daralma dönemini “kriz” niteliğiyle değil, reel üretimde yine % 0-2 arası pozitif büyümenin yaşandığı normal bir “resesyon” dönemi olarak atlatabileceğini öngördüğümü söylemiştim. Bunun temel nedeni ise 2001 sonrası dönemin yapısının 1990-2001’den farklılık arz etmesiydi. 2001 sonrasının farklı olmasının ise iki temel sebebi var. Bunlardan birincisi daha önceki yazıda bahsettiğim “Mali Disiplin”, ikincisi ise bugün bahsedeceğim “Enflasyon Hedeflemesi, Dalgalı Kur ve Bağımsız TCMB” başlığı altında ele alınabilir.

Enflasyon Hedeflemesi, Dalgalı Kur ve Bağımsız TCMB

Enflasyon hedeflemesi (EH), doğrudan düşük ve istikrarlı enflasyonu hedef alan ve 1990 sonrası dünyada uygulanmaya başlanan genç bir para politikası rejimidir. Enflasyon hedeflemesi sisteminin Türkiye’ye kazandırdığı belki de en önemli iki şey bağımsız merkez bankası ve dalgalı kur sistemidir.

Bilindiği gibi, II. Dünya Savaşı’ndan sonra uluslararası para sisteminin işleyişi, genel olarak, ayarlanabilir sabit kur rejimine dayalı olan Bretton Woods sistemiyle yürütülmüştür. Bu sistemde ülkeler, paralarının değerini ABD Doları cinsinden tanımlamışlardır. Böylece Bretton Woods sisteminde, kura dayalı istikrar programları aracılığıyla fiyat istikrarı sağlanmaya çalışılmıştır. 1970’lerin başında Bretton Woods sisteminin çökmesinden sonra, özellikle küçük ve dışa açık ülkeler fiyat istikrarının sağlanması amacıyla döviz kuru sistemine dayalı para politikası rejimini sürdürmeye devam etmişlerdir. Bu sistemde Gelişmekte olan ülkerin birçoğu döviz kuruna dayalı istikrar programlarının sonucunda ödemeler bilânçosu dengesizliklerine dayalı döviz kuru krizleri yaşamışlardır. Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Endonezya, Kore, Meksika, Filipinler, Tayland ve son olarak Türkiye yaşadıkları döviz kuru krizlerinin ardından, EH rejimine yönelmişlerdir.

Sabit kurdaki temel sorun, dış ticaret ve sermaye hareketleri için çok önemli bir yere sahip olan kur değerinin bir biçimde sabitlenmesidir. Siz bir değeri sabitlediğinizde ve bu değer olması gereken değerin altında veya ustunde bulunduğunda (ki bu durum birçok bilinmeyenin yer aldığı ekonomi için çok olağandır) sorun da başlamaktadır. Bu bakış açısında, dalgalı kur sabit kura göre resmi ve piyasa arasındaki dövizin değişim sorununa daha iyi bir çözüm olmaktadır. Eğer almak ve satmak serbestse ve siz karşınızda duran elbisenin yada cep telefonunun değerinin düşük olduğunu düşünüyorsanız onu alırsınız. Eğer piyasa dolar için böyle bir beklenti içerisindeyse onu satın alır, yok değeri hakkında emin değilse riskini minimum kılacak araçları kullanmayı dener yok her ikisini de yapmıyorsa doğan riskin sonuçlarına katlanır. Her durumda riski piyasa devletten daha akılcı bir biçimde yönetecektir diye düşünüyorum. Bu durumda dalgalı kurun şokları daha iyi karşıladığı sonucuna varılabilir.

İkinci önemli nokta, bizim gibi siyasi müdahalelerin aptalca yapılabildiği ülkelerde merkez bankası bağımsızlığının özellikle enflasyon açısından önemli bir güvenceyi temsil etmesidir. Bu konuda Serdengeçti oldukça iyi bir yönetim göstermiş ve merkez bankası bağımsızlığını hukuka yazılı kağıt parçası olmaktan, fiili olarak uygulanan bir bağımsızlık konumuna yükseltmiştir (bana göre hükümetin serdengeçtiyi 2.kez ataması gerekirdi). Hali hazırda elde edilen bağımsızlık gerek merkez bankasının bugunki başkanının gerek hukumetin davranışları nedeniyle zarar görmektedir. Bununla birlikte bağımsız bir TCMB, döviz rezervleri ve dalgalı kurun varlığıyla birlikte düşünüldüğünde “kriz” karşısında önemli bir güvencedir.

Üçüncü nokta ise, EH uygulayan (Brezilya, Şili, Kolombiya,ÇekCumhuriyeti, Macaristan, İsrail, Kore, Meksika, Peru, Filipinler, Polonya, G. Afrika, Tayland) 13 gelişmekte olan ülkenin içerisinde sadece Şili, İsrail ve Peru’nun -%1’leri geçmeyen ekonomik krizler yaşamış olmasıdır. EH rejiminden önce önemli ekonomik krizler yaşamış olan Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Meksika, Peru, Polanya gibi ülkeler EH’den sonra ekonomilerinde normal ekonomik resesyonlarla karşılaşmışlardır.

Aslında bir diğer üzerinde durmak istediğim konu, sanayi üretimi, ihracat ve ithalattaki trend kırıcı büyüme…Cari denge ne mi olur? siyasi istikrarsızlık, mikro reform yokluğu gibi unsurlarla birleşerek ekonomiyi bir daralma sürecine çeker… Piyasa’da yıllardır şişen fakat adam gibi iş yapamayan şirketleri v.b. sistemin dışına iter, bizim aklımızı biraz daha başımıza getirir, daha liberal bir anlayış, daha özgürlükçü bir ülkenin gerekliliğini hatırlatır, sürdürülebilir büyüme tartışmalarında “mikro reform, beşeri sermaye, girişimcilik” gibi kavramları biraz daha hayatımıza sokar…Bu aşk burada biter ve ben çeker giderim… Read More!

Enflasyon Yazisi

Enflasyon rakamlari aciklandi. Ardindan Merkez Bankasi onumuzdeki 3.5 yil icin faiz hedeflerini onemli oranlarda yukseltti. Kardesim madem isler bu kadar kotu idi, neden daha 3-4 gun oncesine kadar %4'luk enflasyon hedefini referans gosteriyordun? Enflasyon %4'e dusene kadar yerimdeyim diye laflar ediyordun? Daha 9 ay once 2008 icin %3.2'lik enflasyon tahmini yapiyordun? Bir de senede 400,000 YTL para aliyorsun.

Yazacagim, ilk firsatta yazacagim. Read More!

Durmus Yilmaz 2015

Durmus Yilmaz en azindan 2015'e kadar Merkez Bankasi Baskanligi gorevine devam edecekmis. Nereden mi cikardim bunu? Aksam'in sorularina karsilik "enflasyon dusene kadar yerimdeyim" demis. Bana sorarsaniz enflasyon 2015'e kadar %4 seviyesine dusmez, bu demektir ki Yilmaz da bir yere gitmeyecek!!

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Saka bir yana, bu herif basina yaptigi aciklamalarda enflasyonun dis kaynakli oldugunu, aslinda suclunun kendileri olmadigini soylemiyor muydu? Merkez Bankasinin yurtdisindan kaynaklanan enflasyon uzerinde bir etkisi olmadigina gore bana kalirsa bir an once gorevi biraksin, en azindan kendisine odedigimiz maasdan tasarruf yapmis oluruz.

Ya da Zafer Caglayan'la kafa kafaya verip tuzlu suyu petrole cevirecek bir formul de bulabilirler. Boylece hem enflasyonu hem de butce acigini bir kalemde halletmis oluruz. Ondan sonra isterlerse dolarlardan tuvalet kagidi yapip millete dagitsinlar, gikimiz cikmaz.
Read More!

Dangalaklara Ders: Reel Faiz Hesaplamasi

Hatirliyor musunuz? Gecen sene Subat Mart aylarinda faizler %18 civarinda seyrediyordu. Aralarinda Morgan Stanley'nin ekonomisti olan Serhan Cevik'in de bulundugu bir suru kisi "reel faizler cok yuksek, %14 reel faizle dunyanin en yuksek reel faizini oduyoruz, blah blah blah" seklinde sacma sapan laflar ediyorlardi. Hatta bir kismi duygu somurusu yapip "Ali Riza Bey ile Ayse Teyze Alman Hans'in Yunanlu Yorgo'nun emekli maaslarini oduyor" seklinde milleti galeyana getirecek tahrik edici cumleler kuruyorlardi.

Bunlari da kotu niyetle degil cehaletlerinden dolayi yapiyorlardi. Gercekten de reel faizlerin nominal faizlerden enflasyon hedefini cikararak hesaplandigini dusunuyorlardi. O gun parasini 1 yillik faize koyan bir kisi 1 sene sonra %18 nominal faiz kazaniyor olacakti. Merkez Bankasi da enflasyonun 1 sene sonra %4 olacagini hedefliyordu. Merkez Bankasi Allah ya, her koydugu hedefe kolayca ulasabilecek enstrumanlara sahip oldugundan, biz daha bugunden 1 sene sonra enflasyonun %4 olacagini "adimiz gibi biliyoruz". Bu yuzden de yatirimcinin reel faizini %18 nominal faizden %4'luk gerceklesecek enflasyon oranini cikararak sippadanak hesaplayabiliriz. Oyle yapinca da %14'luk inanilmaz buyuk reel faiz rakamina ulasabiliyoruz.

Aradan bir sene gecti. Ben demeden once siz kendiniz bir dusunun, neler oldu, reel faiz %14 mu oldu siz soyleyin.

Nisan 2007 ile Nisan 2008 arasinda gerceklesen enflasyon orani %9.7 olarak aciklandi. Parasini bir sene once %18 nominal faize yatiran kisiler sadece %8.3'luk reel faiz kazanmis oldular. %14 nere %8 nere?

Isin kotu yani o degil ama. Gecen sene Eylul ayinda %16 nominal faizle parasini faize koyanlar bu sene Eylul ayinda %12'lik enflasyon yasadiklari zaman ellerine sadece %4'luk net (reel) bir kazanc gecmis olacak.

Evet, gorevi enflasyonu kontrol etmek olan Merkez Bankasi basarisiz oldu. Enflasyonun yukselmeye basladigi bir ortamda faizleri indirmeye basladi. Neticede enflasyon hedefini tutturamayacaklarini onlar da farkettiler, bari buyumeye biraz destek verelim dediler. Zaten ekonomiden haberi olmayan politikacilar da onlarin faizleri indirmesini istiyorlardi. Merkez Bankasi faizleri indirince genel faizlerin de inecegini zannediyorlardi. Merkez Bankasi faizleri %15 civarina dusurdu ama gosterge faizler %20 sinirini zorlamaya basladi. Alin size bir ekonomi dersi daha. Bu da baska bir dersimizin konusu olsun.
Read More!

Enflasyon Cagi

Cok yakin bir tanidigim haber verdi, Turkishtime isimli dergide yazi yazmaya basladim dedi. Iki aydir yaziyormus. Ben de reklamini yapayim dedim. Maalesef yazisinin sadece baslangic kismini internete koyuyorlarmis, o yuzden ben uzaktan yazilarini takip edemeyecegim ama siz edebilirsiniz. Enflasyon uzerine yazdigi yazi soyle basliyor:

"Küreselleşme bir taraftan yoksul ülkeleri sefaletten çıkarırken, diğer taraftan hammaddelere ve temel gıda maddelerine yönelik talepte patlama yaşanmasına neden oluyor. Bu da enflasyonu tetikliyor. Tüm dünyada enflasyon hızla yükseliyor. Küresel ekonomi yeni bir çağın eşiğinde...

Tüm dünya ve ülke olarak çok ilginç bir dönemden geçiyoruz. ABD’de başlayan krizin finans piyasalarındaki etkisini görmeyi beklerken, uzun zamandır tehlike sinyalleri veren gıda ve emtia fiyatları yeni bir kriz kapısı daha açtı. Hali hazırda ülke olarak bir süredir dillendirilen kriz senaryoları, tüketimin düşmesi ve küçük esnaftan başlayarak işlerin yavaşlaması ile kendini gösteriyor. Birçok şirket ödeme problemleri ile karşılaşmaya başladı bile. Diğer taraftan enflasyonist baskı da giderek artıyor. Orta vadeli hedef olan yüzde 4 yerine son iki yıldır enflasyon oranı yüzde 8 civarına sıkışıp kalmış durumda. Ancak bu durum sadece Türkiye için geçerli değil. Tüm dünyada enflasyon tehlikesi artıyor. ABD’den başlayan yükseliş şu anda Çin, Hindistan gibi ülkeleri de etkisi altına almış durumda. Petrol zengini ülkelerde bile bu tehlike giderek yükseliyor.

Peki neler oluyor? Neden enflasyon tüm dünyada hortlamaya başladı? Türkiye olarak tekrar dünya enflasyon liginde liderliğe oynamaya mı başlayacağız? Bu soruların yanıtları için dünya genelinde bir süredir neler yaşandığını sözü mortgage krizine getirmeden ele alalım."


Inan Dogan yazisinda goreceginiz uzere enflasyonun dunya genelinde artmaya basladigindan bahsediyor. Bizim Merkez Bankasinin enflasyon konusunda benim burada ifade ettigim kadar "suclu" olmadigini soyluyor dolayli olarak anlayacaginiz. Ben bu goruse katilamayacagim maalesef. Nedeni ise cok basit.

Bizim Merkez Bankasi daha gecen Eylul ayinda 2008 senesi icin %3.2 enflasyon tahmini yapiyordu. Yani kelimenin tam anlamiyla "dunyadan haberi yoktu". Ati alan Uskudar'i gecti, bizimkiler enflasyon tahminini %9.3'e yukseltti. En mantiklisi bunlarin elinden faiz silahini almak gibi geliyor. Oynamasinlar, faizi sabitlesinler olsun bitsin. Madem enflasyon sepetinin cogu faizden degil "dunyadaki" gelismelerden etkileniyor, biz vatandas olarak Merkez Bankasinin binlerce calisanina (benim de bir suru tanidigim var orada calisan) tonla parayi neden oduyoruz?
Read More!

Durmus Yilmaz'i Boyle Madara Ederler

Yok, benim kimseyi madara ettigim yok. Zafer Caglayan Durmus Yilmaz'i iki gun once madara etmis, o konuda bir iki laf edecegim. Referans'dan aktariyorum:

Caglayan, Sanayi Bakanlığı görevine geldiği sırada, Merkez Bankası ile ilgili sözlerinin gazetelerdeki bazı kalemşörler tarafından yanlış anlaşıldığını, oysa kendisinin birçok platformda Merkez Bankasının bağımsızlığını savunduğunu kaydetti. Son açıklanan enflasyon rakamlarının dikkatle izlenmesi gerektiğine işaret eden Çağlayan, "Merkez Bankası fiyat istikrarını korumaktan sorumlu olan kuruluştur. Buyurun bağımsızlık sizin. Ama Merkez Bankasının, enflasyonla mücadelede gelmiş olduğumuz noktada, enflasyon konusundaki eleştirilerin Hükümete gelmesini de ciddi anlamda haksızlık olarak kabul ediyorum" dedi.

Bakalim 6 Ekim 2007 tarihinde Caglayan Merkez Bankasinin bagimsizligini nasil savunmus:

Merkez Bankası bağımsız bir kuruluş. Elbette ki Merkez Bankası'nın bağımsızlığına saygı duyarız. Tabi Merkez Bankası ile ilgili görüşlerimizi söyleyince bunlar çeşitli şekilde speküle edilebiliyor. Siyaset bir kurum üzerine baskı yapıyor diye ifadeler sarf ediyorlar. Şunu çok net söyleyeyim, Merkez Bankası'nın görevi sadece Türkiye'de fiyat istikrarı sağlamak değildir. Merkez Bankası'nın en önemli görevi, Türkiye'de ekonomik istikrarın sağlanmasına katkı verecek her türlü çalışmayı yapmaktır, kendine verilmiş olan görev çerçevesinde. Türkiye'de yatırım, üretim, istihdam konusundaki dengelerin korunmasına destek vermektir. Bu konuda tabii ki Merkez Bankası'na faiz düşün veya düşmeyin şeklinde bir görüş ifade etmem, onu Sanayi Odası başkanlığımda çok daha net bir şekilde ifade ediyordum. Zannediyorum ki gelişen şartları dikkate alarak bağımsız bir çerçevede gerekeni yapacaklar. Ancak şimdi bağımsız kalmak sadece fiyat istikrarını korumak, onun dışında hiçbir şeye karışmak değildir.

Bu laflarin uzerine Caglayan'a "ulan sen dediginin fakinda misin, soyledigin sozler Merkez Bankasinin gorev tanimi disindadir, gorev tanimini degistirmeyi istiyorsan kanunlari degistir, kanun yapici sensin ben degilim" diyecegine kuzu kuzu itaat etti. Simdi de Merkez Bankasina yapilan elestiriler mustahaktir. Sunu da acikca belirtelim, enflasyonun asil yuksek cikmasinin sorumlusu hukumettir. Piyasalari serbestlestirecek, mikro reformlari gerceklestirecek olan Merkez Bankasi degil, hukumettir. Gorevlerini yapacaklarina populizme, turbana sardirip, enflasyon konusunda piskin piskin Merkez Bankasini sucluyorlar. Mikro reform olmadan enflasyon da, issizlik de, cari acik da dusmez. Ancak bunu anlayacak kapasiteye sahip kac adam var hukumette? Peki ya memlekette?
Read More!

En Son Enflasyon Tahmini

Hatirlarsaniz Ekim ayinin basindan beri 2008 enflasyon hedefinin tutturulamayacagini, Merkez Bankasinin hukumete canak tutarak yanlis strateji uyguladigini savunuyorum.

O zamanlar Merkez Bankasinin enflasyon tahmini %3.1 idi. Biz bu hedefi gulunc bulmus, enflasyonun %5'in altinda gerceklesmeyecegini savunmustuk.

Gel zaman git zaman Merkez Bankasi "it osurdu, bit fosurdu" seklinde bahanelerle 2008 yilina ait enflasyon tahminini yukariya cekmeye basladi. Daha 2008 yilinin ilk ayi dolmadan enflasyon tahminini %5.5 olarak revize etmisler. Herhalde iceriden birileri "azar azar yukseltelim enflasyonu kimsenin ruhu duymaz" falan dedi herhalde.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Bence Merkez Bankasinin enflasyon konusunda kredibilitesi kalmamistir. Dort ayda enflasyon tahminlerini 2.3 puandan fazla arttirdilar. Bir de utanmadan 2009 icin %3.7 enflasyon tahmini yapiyorlar. Ufak atin da civcivler de yesin.
Read More!

Bu Isler Adami Sisler

Bu blogda yazmaya basladigimda oldukca iyimserdim, 2006 yilinda borsa 31000'lere dustugu zamanlarda hep iyimser yazilar yazdim. Ancak iyimser tonum 2007'nin Subat ayindan itibaren degismeye basladi. Her ne kadar 2007 icin borsa 60000'i gorecek seklinde bir tahmin yapmis olsam da, Subat ayinda %4'luk enflasyon hedefinin tutmayacagini acik bir ifade ile belirttim. Ben de enflasyonun %6-7 arasinda cikacagi tahmininde bulundum.
Ben de kendimi enflasyon konusunda karamsar zannediyordum. Megersem iyimsermisim. Enflasyonun %4 cikacagini varsayan yazarlarsa hayalperest.

Daha sonrasinda hukumetin secimden once populizm politikalarini elestirdim. Secimlerden sonra da Zafer Caglayan gibi populist kisileri ekonominin direksiyonuna getirmelerini elestirdim. Eylul ayindan itibaren de Merkez Bankasini elestiriyorum. Ekim ayinin basinda bu sene sonu icin %6, 2008 icin ise %3.2 enflasyon tahmini yapiyorlardi. Gelecek senenin sonunu beklemeye gerek kalmadi. Bu sene enflasyon %8'in uzerinde cikacak gibi gorunuyor. Gelecek sene de %4'un cok uzerinde cikacak.

Merkez Bankasi Ekim ayinin basindan itibaren faizleri 3 kez 50 baz puani, toplamda da 1.5 puan dusurdu. Bu sure zarfinda da 1.5 sene vadeli faiz oranlari %16'dan %16.6'ya yukseldi. Faizlerin yuksek oldugundan, Merkez Bankasinin kisa vadeli faizleri dusurerek uzun vadeli faizleri duserecegini dusunenler iyi bir ders almis oldular. Bu arada da bonoya yatirim yapmis yabancilar (bazilari sicak para da diyor buna) yaklasik 35 milyar dolarlik portfoylerinin 7 milyar dolarini denizi fazla dalgalandirmadan disariya cikariverdiler. Dolar yukselmedi, faizler de fazla oynamadi. Bu aktiviteleri daha devam edecektir, bu sefer erken davranan pacayi siyiracak, geride kalanlar ayvayi yiyecekler.

Bu ongorulerimizle paralel olarak Morgan Stanley de Turkiye'nin agirliginin azaltilmasi tavsiyesini vermis. Ben de gecen hafta elimdeki Garanti Bankasi hisselerinin (hisse senedi nedir?) tamamini 10.8 YTL'den sattim. Boylece 1.5 yil once 4.19 YTL'den aldigim hisseleri elimden cikarmis oldum.

Turkiye'nin yakin bir zamanda ciddi bir kriz yasamasi olasiliginin oldukca yukseldigini dusunuyorum. Bu ekonomist diliyle "kriz cikacak" demektir, cikmazsa kendime kacis icin acik kapi birakmis oluyorum. Amacim sadece kriz tahmini yapmak degil, simdiden suclularin kim oldugunu belirtmek. Sonra kriz ciktigi zaman kabahati baskasinin ustune yikmaya calismasinlar.

Evet, cikacak krizin en buyuk suclusu Erdogan hukumeti ve onun bir sonraki seviyeye ulasamayan (beceriksiz) ekonomi yonetimidir. Iki senedir mikro reform yapacaklarina saz caliyorlardi. Simdi kis geliyor, karincanin agustos bocegine dedigi gibi "biraz da oynama" zamani geliyor. Ikinci kabahatli ise yukselen enflasyon ve risk ortaminda tef calan Merkez Bankasidir. Piyasadaki faizlerin Merkez Bankasiyla zit yonlere gitmesi bunun en buyuk gostergesidir. Perde onunde Zafer Caglayan'in, perde arkasinda ise diger AKP'li politikacilarin baskilarina yenik duserek hukumetin dumen suyunda hareket etmeye baslamislardir. Neticede kaybeden yine Turkiye olacak, elinde doviz tutanlar biraz rahatlayacaklardir.

Haa, kriz ciktiginda bana ABD'yi, kuresel ekonomiyi bahane olarak getirmeyin. Cin'de ve Hindistan'da kuresel ekonomi yok mu? Onlar niye %9-11 arasinda hizlarla buyumeye devam ediyorlar?

Bu aralar yazi yazmaya fazla vaktim yok. Pek istahim da kalmadi. Icimde 90'li yillara geri donuyormusuz gibi bir his uyaniyor. Dandik ekonomi politikalarinin ve politikacilarin at kosturdugu bir ortamda da benden fazla bir yorum beklemeyin. Deveye boynun egri demisler, "nerem dogru ki" demis; ben deveye boynun egri diyecek insan degilim. Read More!

Arz kaynaklı fiyat dalgalanmalarını söndürmek için para politikası kullanılmamalı

Merkez Bankası'nın günlük faizi yarın puan düşürme kararı 'malum' çevrelerce yetersiz bulunurken bu blogdaki arkadaşlar tarafından ağır bir şekilde eleştirildi. Benim pozisyonum her iki gruptan da farklı. Indirimi normal hatta geç kalmış bir karar olarak görmem, Merkez Bankasının mevcut politikalarını desteklediğim anlamına gelmez.

Vergi ve global tarım fiyatlarının artmasıyla önümüzdeki iki ayın enflasyon rakamlarının yüksek çıkacağı tahmin ediliyor. Öngörüler doğru çıksa bile bu tür arz kaynaklı fiyat artışları faiz enstrümanıyla durdurulabilir mi ? Henüz günlük faizin enflasyon ve büyümeyi etkileyen mekanizmaları açıklığa kavuşturulamadı. Eleştirilerin yegane gerekçesi 'olumsuz beklentiler yaratmak' olmamalı. Eğer 'doğru beklentiler yaratarak' enflasyonu düşürmek mümkün olsaydı, 'uzun dönemde azalacak' söylemiyle faizi düşürmek daha iyi sonuçlar verebilirdi. Ben beklenti yaratmak üzerine inşa edilen para polikalarından sonuç alınabilineceğine inanmıyorum.

Enflasyon parasal bir olgu mudur ? Bu soruya fiyat artışlarını enflasyondan ayırmak kaydıyla evet cevabı verilebilirim. Parasal olmayan ancak fiyat endekslerini etkileyen pek çok parametre sayılabilir. Global ısınmaya bağlı olarak tarım rekoltelerinin düşmesi, petrol fiyatlarında artış, ulusal paranın değer kaybetmesiyle yabancı parayla fiyatlandırılan ürünlerin piyasan çekilmesi vb. Eğer fiyat hareketleri arzdaki daralmalardan kaynaklanıyorsa ekonominin soğumasına da yol açar. Parasal olmayan bir olguya para politikasıyla müdahale etmeye kalkmak yanlıştır.

Fiyat artışlarının enflasyona dönüşebilmesi için 'tekrar tekrar üretilmesine' imkan veren bir mekanizmaya ihtiyaç var. Parasalcılara göre böyle bir mekanizma mevcut: Geçmişe endeksli fiyatlandırma eğilimi. Ekonomi aktörleri gelir kayıplarını önleyecek şekilde fiyatları artırıp, çalışanların maaşlarını yükseltebilirler. Bu mekanizmayla bir kereliğine ortaya çıkan bütün fiyat artışları 'otomatiğe' bağlanır. Bizim deneyimlerimiz böyle bir mekanizmanın pek de beklenildiği gibi çalışmadığını göstermiştir. 2002 yılına girdiğimizde pek çok firma çalışanlarına 'sıfır' oranında zam yaptı ve hatta işten çıkarmalar yoğun bir şekilde yaşandı. Çünkü ürünlere enflasyonu telafi edecek zamlar yapamıyorlardı. Tüketicilerin talebiyle değilde döviz kuruna bağlı fiyat artışları, bütün olumsuz beklentilere rağmen bir süre sonra 'kendiliğinden' sönüp gidiyor.

Arzdaki gelişmeler her zaman fiyatları artırmaz. Mesela eğer bu sene çok verimli bir tarım sezonu geçirmiş olsaydık, bunun genel fiyat indekslerini aşağı çektiğinin farkında olarak paranın gevşetilmesi yanlış olurdu.

Ahmet Çavuşoğlu
Read More!

Para Basarak Enflasyonu Dusurmek

Komik olmaya başladınız. Dünya üzerinde para basarak enflasyonu düşürmeye çalışan ilk 'merkez bankacılar' olarak tarihe geçeceksiniz. Yaptığınız hataların bedelini ise şu gariban millet ödeyecek. Hükümete mi yaranmaya çalışıyorsunuz, akıl tutulmasına mı uğradınız, yoksa nasılsa kimse bize suç bulmayacak güvencesi ile mi bu adımları atıyorsunuz anlaşılmıyor. Şuradan okuduğum habere göre Oğuz Satıcı bile beklemiyormuş bu indirimi. Oğuz Satıcı seviyesine bile düştünüz ya ne desek boş!

Enflasyon son üç ayda yüzde 6.9'dan yüzde 7.7'ye yükselmiş. Yıl sonunda muhtemelen yüzde 8'in üzerine çıkacak. Enflasyon hedefi ise yüzde 4. Çocuk kandırıyorlar, biz de inandık. Buna karşılık son üç ayda yapılan faiz indirimleri 125 puanı buldu. Borç verme oranını dikkate alırsak 175 puan. Hani ekonomi falan bilginizi sorgulamayalım da bir atasözü vardı, hızlı giden atın neyi seyrek düşerdi?

Ama bu üç ay süresince malumunuz hükümet bütçe açığını sıfırladı. PKK yeter artık kan akmasın dedi kayıtsız şartsız teslim oldu 3000'e yakın üyesi teslim oldu hapse konuldu. Petrol fiyatları 25 dolar seviyesine düştü. Global piyasalarda hiç türbülans yok. Ve her şey güllük gülistan! O zaman indirin be babam niye 50 puanda kaldınız. Sıfıra indirin faizleri de ortalık biraz para görsün. Bastır paraları Leylaya, bi daha mı gelicez dünyaya.

Buraya yazıyoruz: Son üç ayda görülen parasal gevşemenin hurmalarını 2008 Mayıs'ından itibaren yemeye başlarsınız. Pardon hep beraber yiyeceğiz. Faiz indirimleri bu şekilde giderse muhtemelen 2008 sonunda yüzde 8-10 arası bir enflasyonla başbaşa kalırsınız. Ama umurunuzda mı? Nasılsa uyduruk kıytırık bir mektup yazıyorsunuz kimse de size neden enflasyon düşmüyor sorusunu sormuyor. Hükümet desen ağzında sakız ettiği 'tek haneli enflasyon' sakızını daha on yıl çiğneyecek sanırım.

Beyler bayanlar, kendimize gelelim. Dünyanın neresine giderseniz gidin yüzde 8'lik enflasyondan bahsettiniz mi yüksek enflasyon ortamında nasıl iş yapıyorsunuz diye sorarlar adama. Yok biz milletin kanını emerek idare ediyoruz cevabını verecekseniz, diyeceğim bir şey yok. Hükümet bir yandan vergilerle, kanını emiyor Merkez Bankası bir yandan enflasyonla emiyor. Ortalıkta muhasebeciden bozma üç buçuk iktisatçı (iktisat nedir) müsvettesi de azıcık enflasyondan bir şey olmaz teraneleriyle tanrılarını kutsuyor.

Yapacağınız tek iş enflasyonu düşürmek onu da 3 senedir beceremiyorsunuz. Yeter artık düşün milletin yakasından! Read More!

Biri Bizi İşletiyor!

Merkez Bankası yine faiz indirmiş. Hem de 50 baz puan. Hatta borç verme faiz oranını dikkate alırsanız indirim 75 baz puanı buluyor. Şu ve şu yazılardaki iddia nedeniyle yarın ilk işim TEGV'ye 10 YTL bağışlamak olacak. Fakat bu işten birşey anladıysam arap olayım. Enflasyon da yükselmiş Merkez Bankası'nın kendi enflasyon tahminleri de. Hal böyleyken bu indirimin gerekçesi ne? Tek gerekçe Merkez Bankası'nın 2008 yıl sonu enflasyon tahmininin hala yüzde 4'lük hedef ile neredeyse aynı ve yüzde 4.1 olması. İyi de her Enflasyon Raporu'nda enflasyon tahminlerini sürekli yukarıya doğru revize eden bir kurumun bu tahmininin tutacağına nasıl inanalım. Lafa geldiğinde fiyat istikrarının önemini güzel güzel anlatan ve şurada olduğu gibi takdirimizi alan Durmuş Yılmaz yoksa bizi işletiyor mu ne? Galiba Merkez Bankası enflasyonu düşürmeyi çoktan gözden çıkarıp başka sulara doğru yelken açmaya başlamış. Ekonomix ile Barış zaten bu görüşteydi ama ben anlaşılan biraz saf olduğumdan "Yok canım, olmaz öyle şey" deyip duruyordum. Ama oluyormuş galiba.

Not: Yazı bu kadar. Aşağıdaki ibareye tıklamanıza gerek yok.
Read More!