Insanlara karşılıksız yardım ederseniz harcadığınız kaynaklar (zaman, para, vs.) bir seferde tüketilir, biter gider. Ihtiyacı olan diğer insanlara yardım edebilmek için yeni kaynak yaratmanız gerekir. Oysa bundan çok daha verimli bir yaklaşım var ve Erke Dönergeci gibi sonsuza kadar kendi kendine yetecek kaynağı yaratarak tüm toplumu değiştirebilecek bir güce sahip olmanızı sağlayacaktır. Daha fazla insana yardım etmenizi ve daha fazla insana yardım edilmesini sağlayan bu gizemli yaklaşımın adı “karşılık bekleyerek yardım” etmektir.
Diyelim ki amacınız maddi imkanı olmayan yoksul gençlerin eğitimi olsun. Yoksul bir gence burs vererek eğitimini sağlayacak kaynağınız olsun. Siz bu gence karşılıksız yardım ederseniz, ancak bir kişiyi kurtarmış olursunuz. Eğer siz bu gence karşılık bekleyerek yardım ederseniz ve mezun olduktan sonra kendisinden size iki gence karşılıklı yardım etmenize yetecek miktarda bir ödeme yapmasını zorlarsanız bir kişiyi değil uzun vadede milyonlarca kişiyi kurtarmış olursunuz. Çünkü birinci genç mezun olduktan sonra iki kişiye yardım edecek kadar ödemeyi size yaparken siz bu miktarla iki gence karşılıklı yardım yapacaksınız. O iki kişi de mezun olduktan sonra size 4 kişiye yardım etmenize imkan veren ödemeyi yapacak. Eğitim üzerine yapılan yardımlarda 4-5 senede elinizdeki kaynakları ikiye katlama şansınız var, ama diğer alanlarda yaptığınız yardımın geri dönüş süresi çok daha kısa olabilir.
Karşılık bekleyerek yardım yapma yaklaşımının felsefesini anladınız mı? Kendi hayatınızda uygulamaya başlayın o zaman. Karşılık beklemeden yardım yaptığınız zaman yardım ettiğiniz insanlarla aranızda eşit bir ilişki şansı ortadan kalkmış oluyor, evebeyn-çocuk ilişkisine dönüşüyor. Aynı kişilere karşılık bekleyerek yardım ederseniz ilişkiniz yetişkin-yetişkin ilişkisi oluyor ve onların size bağımlılığı ortadan kalkıyor, daha olgun ve verimli bir ilişki kurma şansınız yükseliyor. Karşılık beklemeden yardım etmek tembelliği teşvik ederken, karşılık bekleyerek yardım etmek çalışmayı, gayret göstermeyi ve çevrenize faydalı olmayı teşvik ediyor.
Ekonomi Türk blogunda yazı yazarken de aynı mantıkla hareket ediyorum. O yüzden sizleri iğrenme noktasına getirecek derecede reklam yapıyorum, bloga ziyaretçi çekecek iğrenç yazılar yayınlıyorum. Iki tane amacımız var. Birincisi blogun geçmiş yazarlarının isteği doğrultusunda blogda yazılmış öğretici ve ufuk açıcı niteliğe sahip eski yazıları ve blogun çıkardığı kitabı mümkün olduğunca çok kişiye ulaştırmak. Ikinci amacımız ise blogdan gelecekteki faaliyetlerimizde kullanmak üzere kaynak yaratmak. Karşılık bekleyerek yazı yazıyorum çünkü gelecekte çok daha fazla yardımı karşılık bekleyerek yapmak istiyorum. Bir kaç kişi blogdan kazandığımız paralara burun kıvırıyor, bunlar matematikten ve bileşik faizden anlamayan kişiler. Sırf Ekonomi Türk 2 blogunun senelik geliri $2000’ın üzerinde seyrediyor. Her sene $2000 getiri sağlayıp bunu 30 yıl senede %20 reel getiri sağlayan alanlarda değerlendirirsek 30 yıl sonunda ne kadar paramız olur tahmin edin? Cevap 2.8 milyon dolardır.
Yoksul insanlara karşılık bekleyerek yardım ederek senelik %20 reel getiri sağlamak çok zor değil. Bunun teknik adı mikro finanstır. Ekonomi Türk blogunun geçmişine bakarsanız kuruluşundan benim yönetimime geçtiği 4 yıl boyunca TEGV ve Çocuk Esirgeme Kurumu gibi yerlere bağış yapılmasını teşvik etmeye çalışmışlar, bir iki hayırseverin dışında bağışların çoğunu da blogun kendi yazarları yapmış zaten. Bu karşılık beklemeden yardım etmektir ve başarısız bir yaklaşım olduğu 4 yıl boyunca görülmüştür. Benim yönetimimde Ekonomi Türk blogu karşılık bekleyerek hizmet verecektir, şimdiye kadar yaptıklarımız da bu konudaki kararlılığımızı sizlere göstermiştir zannedersem.
Ekonomi Türk 2 bloguna ücretsiz üye yaptığımız yazar arkadaşlarımız ile blogda gönüllü olarak yazı yazan arkadaşlar reklam faaliyetlerine katılmıyorlar. Onların yazdığı güzel yazılara sayfamızın sağ üst köşesindeki “Kaliteli Yazılar Burada” linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Böylece benim anasayfaya dolduracağım reklam, tanıtım ve bloga ziyaretçi çeken iğrenç yazılara bulaşmadan alıştığınız yazıları okumaya devam edebilirsiniz.
Blogun gidişatından memnun değilseniz, yeni blogumuza üye değilseniz ve kitabımızı da almadıysanız benim tercihim sizin bir daha blogumuzu ziyaret etmemenizdir. Bu isteğimde samimiyim. Okuduğunuz yazıların karşılığını vermek istemiyorsanız gelmeyin, okumayın, faydalanmayın. Herkesin maddi durumu para vererek destek olmaya imkan tanımayabilir, bu kişiler de gönüllü yazar olarak veya çevrelerindeki insanlara blogumuzu ve kitabımızı tanıtarak destek olabilirler. Burada bir çeşit komünizm uygulamaya çalışıyoruz gördüğünüz gibi ama free rider problemi ile uğraşmak durumundayız.
Özetlersek, Ekonomi Türk blogu artık karşılık bekleyerek hizmet veren bir blogdur. Blogda 2500 tane yazı var ve bu yazılarda dile getirilmemiş bizim yeni yazılarla dile getirebileceğimiz yeni fikir sayısı çok az. Biz vaktimizi eski yazılarda söylenmiş sözleri tekrar etmek yerine bu fikirlerin süzülüp güzel bir formatta okuyuculara sunulduğu Ekonomi Türk Kitabını tanıtmak ve geniş kitlelerce okunmasını sağlamaya harcamak istiyoruz. Eğer Ekonomi Türk kitabını almadıysanız alın, aldıysanız da şehrinizdeki veya okulunuzdaki kütüphaneye bağışlayın, tanıdıklarınızla paylaşın, veya bir cafeye bırakın, tanımadığınız insanlar alıp okusun (kitabın üzerine de not düşün ki kitabı bulan okusun ve okuduktan sonra aynı yere geri bıraksın).
Sizlerden beklediğim karşılık budur. Read More!










