Nükleer enerjinin zararları konusu, 23 yıldan uzun bir süre önce köhne Rus İmparatorluğunda insan hayatına değer vermeyen sosyalistlerin gözetiminde olmuş, direkt ve indirekt sadece 4000 kişinin ölümüne yol açmış
Çernobil felaketini ısıtıp ısıtıp önümüze getiren Greenpeace’in websitesinde yayınlanan, oldukça taraflı ve yanıltıcı bir
yazıyı eleştireceğiz. Yazıda kullanılan cümleleri
italik olarak göstereceğim, altına da kendi yorumlarımı yazacağım.
“
...nükleer santrallerden sadece elektrik üretebiliyor olmamız. Nükleer enerji hiçbir şekilde ulaşım, ısınma ve sıcak su gibi ihtiyaçlarımıza karşılık veremiyor. Tek işlevi elektrik üretmek olan nükleer santrallerin, doğalgaz kesintisi durumunda ısınma ve endüstriyel ihtiyaçlara karşılık verebilmesi imkansız.”
Hayatımda duyduğum en saçma ifadeler listesinde ilk 10’a girmeye aday bir ifade etmiş Greenpeace mensubu yazar.
Nükleer santraller ürettikleri elektriği toprağa mı veriyorlar ki bu elektrik hiç bir şekilde ulaşım, ısınma, sıcak su gibi ihtiyaçlar için kullanılamıyor? Siz hiç hayatınızda elektrikle çalışan tren, otomobil, klima, şofben, fırın görmediniz mi Allah aşkına? Hakkaten de
çevrecilere gidin mağaralarda yaşayın diyenlerin sözüne inanıp da bütün ömrünü bir mağarada geçirmiş birisi yazmış diyeceğim bu yazıyı ama bilgisayar ve interneti kullanmayı nereden öğrenmiş onu da merak etmiyor değilim. Doğalgazdan üretilen elektrik endüstriyel ihtiyaçlara karşılık veriyor da nükleerden üretilen elektrik niye ihtiyaçlara karşılık veremesin? İkisi de aynı elektrik yahu, ikisi de adamı çarpar. (Kendilerinin savundugu ruzgar santralleri elektrikten baska ne uretiyor diye de sorabilirdik kendilerine ama niyetleri bozuk, sorsam ne olacak sormasam ne olacak)
“...Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre bu santrallerin, 2020 yılında, enerji ihtiyacımızın yaklaşık %4′ünü karşılaması öngörülüyor. Bu santrallere milyarlarca Lira harcamış olan Türkiye ise daha fazla doğalgaz, petrol ve ithal kömür alımı yapıyor olacak.”
Erke Dönergeci sahiden bulundu da bizim mi haberimiz yok? Enerji bedavaya gelmiyor ki! 2008 yılında enerji ithalatına $45 milyar dolar para harcamışız. 2020 yılına kadar enerji ithalatına $500 milyardan fazla para harcayacağız.
Nükleer santraller için harcayacağımiz 3-5 milyar ile senelik ihtiyacının %4’ünü karşılarsak daha ne. Sanki biz nükleer için para harcamazsak Ruslar, Araplar ve İranlılar bize doğalgazı ve petrolü bedavaya verecekler. Her sene enerji için $40-$50 milyar harcıyorsun, sonra nükleer enerji için 10 yılda harcayacağın 3-5 milyar mı gözüne batıyor? Enerji türlerinin maliyet karşılaştırması öyle yapılmaz canım, birim cinsinden yaparsın. Birim cinsinden yaptığın zaman ise Greenpeace’in savunduğu aklı bir karış havada alternatif enerji türleri haricindeki kömür, doğalgaz, petrol ve nükleerden üretilen enerjilerin fiyatının aşağı yukarı birbiriyle aynı olduğunu görürsün. Hatta nükleer enerjinin hepsinden daha ucuz olduğunu iddia edenler dahi var. Burada yapılmaya çalışılan Türkiye’nin
enerji çeşitlendirmesi yapıp ilk etapta enerji ihtiyacının küçük bir kısmını nükleer enerjiden sağlaması, bunun teknolojisini öğrenmesi, ve çevrecilerin dolayli olarak destekledigi fosil yakıtlara olan bağımlılığın ufak bir miktar azaltılmasıdır. Ama tabii Greenpeace destek verirse, dışarıdan da ucuza ekstra kaynak bulursa 1-2
nükleer santral yerine 30-40 tane yapıp fosil yakıtlara bağımlılığımızı tamamen de kaldırabiliriz.
“Nükleer enerjinin doğalgazın yerini tutamamasının bir diğer sebebiyse uzun inşa süreleri; bir reaktörün ortalama 7 yıllık inşa süresi nükleer enerjinin hızla artan talebi karşılamasını imkansız kılıyor.”
İnşaa süresinin artan talebi karşılamasıyla ne alakası var yahu? 2020 yılında
nükleer enerjinin payını arttırmak istiyorsanız gerçekten o zaman 1-2 santral yerine 5-10 tane yapmaya başlayalım. Bir tanesi 7 yılda bitiyorsa 10 tanesi 70 yılda mi biter? 10 tanesi de 7 yılda biter. Sanki
nükleer santrallerin inşaasında çalışacak amele kıtlığı var. Kaldı kı 7 yıl rakamı da tamamen hurafeden ibaret. Adam gibi projeyi yönetirsen 4,5 yılda da bitirirsin. Ama zaten buradaki amaç tüm elektrik üretiminin nükleer enerjiye hemen kayması değil ki. Bu işi ilk etapta öğrenmek için yapıyoruz. Bu konuda Türkiye’de yeterince uzman yok, bunların yetişmesi de biraz zaman alır. Gelişmekte olan teknolojileri de beklemiş oluruz biraz. Aynı şey alternatif enerj türleri için de geçerli. Kendimi bildim bileli
güneş enerjisinde teknolojiyi geliştirecekler ve maliyetleri düşürecekler. Ama petrol fiyatlarının ve doğalgaz fiyatlarının şimdikinin iki katı olduğu dönemde dahi güneş enerjisinden üretilen elektriğin maliyeti diğer enerji türlerinin 2 katı, nükleer enerji maliyetinin ise 4 katı idi. Biz yine de küçük ölçekli olarak bu tür projelerin de desteklenmesini istiyoruz. Nükleer enerjiyi istiyoruz diye diğerlerine karşı değiliz. Aklı bir karış havada
çevreciler ve gönüllü çevreci kuruluşlar ise petrolden ve doğalgazdan çok çok daha az karbon salınımı yapan nükleer enerjiye karşılar. Bilmiyorlar ki
nükleer enerji kullanmasan onun yerine ya kömür kullanacaksın ya da doğalgaz. O çok sevdikleri çevreye de kömürün ve doğalgazın ne yaptığını daha sonra anlatacağım. Ama şunu tekrar edeyim: nükleer enerji projelerini sabote etmek demek, kömür ve doğalgaza destek vermektir, politik gerçek budur. Aksini söyleyen hayalperesttir.
Manipülasyon Nedir Küresel ısınma Karikatürleri Türk Bilim Adamı Liderlik Nedir? Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri Enformasyon Nedir Slogan Nedir Enflasyon Nedir Nükleer Santraller Devlet Nedir
“Enerjinin akılcı kullanımıyla birlikte, yenilenebilir enerji kaynaklarının karışımından oluşturulacak enerji politikaları hem enerji bağımsızlığımızı sağlayabilir, hem de karbondioksit salımlarımızı hızla düşürebilir.”
Enerjiyi akılcı kullan, ona tamam. Dağıtımındaki verimsizliklerin ve hırsızlıkların da önüne geç, ona da tamam.
Yenilenebilir enerji kaynaklarını da enerji üretim sepetinin içerisine koy, ona da tamam. Ama tüm bunların hepsini yapsan bile
rüzgar enerjisinin sepetteki payı için her zaman ruzgar ayni siddette esmediginden bir limitin olacak (%20-40), bunun normalin iki katı maliyetini saymıyorum bile. Güneş enerjisinin maliyeti düşmüyor, düşecek gibi de görünmüyor, fantezi olsun diye biraz da sepete %3-5 güneş enerjisi koydun diyelim, ona da tamam. Hadi %5 de dalga veya akıntı enerjisiyle, yiyecek atıklarından üretilen enerjiden sağladın diyelim. Geriye kalan %50-70 oranındaki enerji ihtiyacını nereden karşılayacaksın? Ben söyleyeyim, kömür, doğalgaz ve petrol. Yani nükleer enerji istemiyorsan her sene dışarıya en iyi ihtimalle $25-35 milyar dolar parayı tırlarla göndermeye devam edecek, ülke ekonomisinin dibine dinamit koymaya devam edeceksin. Kısa vadede
cari açık olur, ona yapacağın fazla bir şey yok; nükleer enerjiye geçmezsen uzun vadede cari açığı nasıl azaltacaksın? Cari açık nedir diye mi soruyorsun? Öğrenecek çok şeyiniz var, bu işler “çiçek-papatya-çevre çok güzel, çatlasan da patlasan da nükleere karşıyım” tavırlarıyla yaklaşılacak konular değil. Gelin
Ekonomi Türk blogunu ya da yakında Liberte Yayınları tarafından piyasa sunulacak “
Ekonomide Hurafeler ve Gerçekler” isimli kitabımızı okuyun, biraz ekonomi öğrenin, ondan sonra konuşalım. Yoksa yukarıda eleştirdiğim gibi zayıf söylemlerle halkın karşısına çıkarsanız hem Greenpeace hem de kendiniz itibar kaybedersiniz.
Read More!