Bireysel Finans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bireysel Finans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bireysel Finans Prejesi'ne Giriş - Beypazarlı Sıtkı

Efendim, bendeniz Baypazarlı Sıtkı. Esasen Beypazarlı değilim ama pek sevdiğim için memleketim sayarım. Bireysel Finans Projesi B verisiyonuna 1  haziran itibariyle dahil oluyorum.

Bireysel Finans Projesi’ne katılmaya karar verdiğimde durumum çok karışıktı. Sonrasında bazı şeyler yerine oturdu ama yine de karar verip netleştirmem gereken şeyler var. Vakitli bir program yapamazsam birkaç ay içinde yine hayatım çok sıkışacak. Gerçi program yaparsam da sıkışabilir ama yapmazsam durum çok vahim, belki iyi bir programla biraz daha az hasarla çıkabilirim işin içinden.

Projeye katılmak için editör’e mesaj attığımda 7,500 TL öğrenim kredisi borcum, 1000 TL kredi kartı borcum vardı. İşim yoktu. Okul bitmediği için askerlik durumunda belirsizlik vardı. Nisan ortasında, Mayıs’ta asker olma ihtimali söz konusuydu.

Bu kriz dönemi öncesinde, 2 yıldır bir yayınevinde çalışıyordum, aldığım para ucu ucuna “yetmiyordu” ve her ay biraz içeriye giriyordum. Öğrencilikten kalan kredi kartı borçlarımı annemin çeyrek altınlarıyla kapatmıştım. Çalışırken de birikim yapamamıştım, aksine, her ay biraz biraz içeriye girmek suretiyle, işsiz kaldığımda cüsseme göre hallice bir borçla aynı zamanda ortada kalmıştım. Bu yüklüce borca annemin çeyrekleri de yetmeyeceği için babama müracaat ettim ve öğrenim kredisini, aynı zamanda “kefil”im olan babama yıktım. İstanbul’a 1000 TL civarında kredi kartı borcu ile geldim. Askerliğim ertesi sene Mayıs’a kaldı. En önemlisi artık İstanbul’da yaşıyorum.

Ara dönemde harcamalarım ve gelirlerim çok karıştı bir birine ama genelde ailemin sponsorluğunda bir kafa dinleme dönemi yaşadım.

İş-maaş durumu henüz net olmadığı için ve hali hazırda bazı belirsizlikler olduğu için 1 Haziran’a kadar olan kısmı ayrıntılı olarak yazamıyorum. 1 Haziran itibariyle proje için notlarımı tutmaya başladım.

Son durum şudur: Akbil’imde 21 TL var. İstanbul’da bilet fiyatları 1,50 TL, aktarma olursa 0,75 TL kesiyor.

Cebimde 67,5 TL nakit var.
Kredi kartına toplam borcum 668,48 TL, 133,00 TL asgari ödemesi var, son tarih 07.06.2010.

Telefonum 55 TL’lik Vodafone sınırsız tarifesi. Düşürmek için aradım ama tarife tarihim eski olduğu için tekrar aynı tarifeye geçmek istersem tarifenin avantajları epey düşüyor. Burada editörlerin tavsiyesine göre hareket ederek proje kapsamında atılacak adımlar için de bir deneme olur diye değiştirme kararını erteledim.

İşe başladığım 15 günlük sürede çok masrafım olmadı, henüz resmi olmasa da müstakbel nişanlımın evinde kaldım. Konaklama, kahvaltı ve akşam yemeği bedavaya geldi. Öğlen yemeklerini de nişanlım sandviç olarak çantama koyuyor dolayısıyla onun için de masraf etmedim. Murat Çokgezen’in Homoekonomikus kitabında bir yazısı vardı, “Evlenin Kâra geçin” diye, evlenince aynı evi paylaştığı için insanlar, doğrudan yarı yarıya masraflar azalıyor, aynı zamanda gelir iki kat artıyor. Fakat nişanlanmak da fena olmuyor masraf kısmak açısından. Ben masraftan kısmak için nişanlanmadım ama nişanlanınca masraflar otomatikman azaldı. Bir fark yalnız, evlilik sürecin sonu olduğu için “stabil” bir durum ama nişanlılık öyle değil, yemek masrafları azaldı ama çatal kaşık takımı, nevresim filan derken bazı başka kalemler çıktı. Bunlar için aylık 65 TL civarında bir taksit ödemesi yapmam gerekiyor. Bir de topraktan satılık ev fiyatları çok uygun ama bu kısmı başka bir yazı konusu sanırım. Durum tespiti açısından şunu kayda geçirelim: şimdilik konaklama ve yemek masraflarımın sponsoru nişanlım ve ailesi, konaklama ve yemek meselesini de kesin bir çözüme ulaştırmam için zaman daralıyor. Yanında kalmayı düşündüğüm akadaşlarımdan birisi bu ay sonunda evden ayrılacak diğeri de 10. ayda evleniyor. Yani ben yine ortada kalabilirim. En fazla 4 ay sürem var bu sorunu da çözüme kavuşturmak için. Henüz o da kesin olmadığı için masraf hanesine bir şey yazamıyorum, konaklama konusunda.

İlkyazı biraz dağınık oldu ama zamanla tarz ve üslubu toparlarım diye düşünüyorum. Açılış bilançosu için yeterli veriyi verdim sanırım, eksik varsa diğer yazılarda tamamlamayı düşünüyorum. Read More!

31 Mayıs Dünya Sigara İçmeme Günü

Bugün 31 Mayıs Dünya Sigara İçmeme Günü. Biz burada doğal olarak sigaraya fazlaca saldırdık, doğal olarak dedim zira burada tutumluluk ve tasarruf yazıları ile paranızı çöpe atmamanız ve tasarruf etmeniz için onca dil döküyoruz, paranızı çöpe atsanız daha iyi edeceğiniz bir alışkanlığa karşı ne kadar yazı yazsak azdır.

Ben sigara içmiyorum, eskiden içerdim. Türkiye'de 3 liraya aldığım paketi Singapur'da 12 liraya almak zorunda kalınca bir gecede bırakmıştım. Sonra başka nedenle de devam etmedim. En önemli neden sağlık tabii ki. Sigara akciğer kanserinin en önemli nedeni. Akciğer kanseri'nin birinci dunya savasi oncesinde çok az rastlanan, o zamanlarda birçok doktorun kariyeri boyunca muhtemelen hiç rastlamayacağı, sigara kullanımının yaygınlaşması ile salgın hastalığa dönüşen bir hastalik oldugunu biliyor muydunuz?
Oysa akciğer kanseri XX. YY.'ın başında son derece nadir bir hastalıktı. Tütünün sigara haline dönüşmesi ve tüketiminin hızla yaygınlaşması sonucu 1940’larda akciğer kanseri salgını ortaya çıkmıştır ve bu salgın etkisini, bütün dünyada, artan şekilde devam ettirmektedir.
Sigara dumaninin akcigeri nasil kanser ettigini de Prof. Dr. Firuz Çelikoglu'ndan okuyalim:
Hücrelerimizin içindeki genetik bilgileri taşıyan sarmal yani DNA her gün kendisini kopyalar ve her gün de bu kopyalama işlemi sırasında bazı hataların yarattığı yeni hücreler kanserleşme potansiyeli taşır. Hücredeki bu DNA değişiklikleri ve hatalar insan vücudundaki her hücre çekirdeğinde bulunan "p53 geni" tarafından temizlenir.

Görevini gereği gibi yerine getiremeyen p53 geni bir hücreyi, sonuçta da insan vücudunu kanser tehlikesiyle karşı karşıya bırakır. Tüm kanserlerin en az yarısında p53 geninin hasarlı olduğu tespit edilmiştir. p53 geni sigara içen ve akciğer kanserine yakalananların yaklaşık yüzde 60‘ında çok özgül bir biçimde hasar görmektedir. Sigara dumanının bazı bileşenleri DNA’yla kimyasal olarak tepkimeye girer. Hasar gören bu DNA onarılmazsa, hasarlı DNA hücre bölünmesi sırasında kopyalanırken bu hatalar sistemin bir parçası haline gelir. Bu şekilde normal gelişim denetimine yanıt veremeyen bir farklılaşmış hücre popülasyonu gelişir ve en sonunda da kansere dönüşür.

Turkiye'de tabii ki bunun kilifi hazir, en cok duydugum tepki de su "efendim hepimiz nasil olsa birgun olmeyecek miyiz?" Orasi tamam da bu hayatinizi tarifsiz acilarla ve morfin ile uyutulur halde olme sansinizi arttirmaya nasil bahane oluyor?

Bir de olayın ekonomik boyutu var tabii ki. Günde 4 liralık bir paket sigara içen bir tiryakinin yıllık ödediği vergiyi 1174 lira imiş. Günde 7 liralık sigara tüketen tiryaki, yılda 2000 lira vergi ödüyormuş:

Zaten alın terinizle kazandığınız paradan vergi kaçıran hırsızların da payını yüklenerek yüklü bir vergi ödemiyor musunuz (yoksa ödemiyor musunuz)? Neden bir de sadece sigara içmeyerek ödemeyebileceğiniz bu vergiyi ödemeye devam ediyorsunuz? Ben bir açıklamasını bulamadım, sırf bu nedenle sigara şerbet olsa içmem. Read More!

Insanlara Karşılık Beklemeden Yardım Yapmalı mıyız?

Bütün dinlere bakın, sürekli yardımlaşmayı, ihtiyacı olanlara karşılıksız yardım yapmayı teşvik ederler, bunu bir erdem olarak pazarlarlar. Tanıdığımız Birisine Kefil Olarak Imza Atmalı mıyız başlıklı yazımızda bu konuya kısaca değinmiştik ama çok önemli bir konu ve milyarlarca insan tarafından yanlış biliniyor. O yüzden bir açıklama yapalım istedik.

Insanlara karşılıksız yardım ederseniz harcadığınız kaynaklar (zaman, para, vs.) bir seferde tüketilir, biter gider. Ihtiyacı olan diğer insanlara yardım edebilmek için yeni kaynak yaratmanız gerekir. Oysa bundan çok daha verimli bir yaklaşım var ve Erke Dönergeci gibi sonsuza kadar kendi kendine yetecek kaynağı yaratarak tüm toplumu değiştirebilecek bir güce sahip olmanızı sağlayacaktır. Daha fazla insana yardım etmenizi ve daha fazla insana yardım edilmesini sağlayan bu gizemli yaklaşımın adı “karşılık bekleyerek yardım” etmektir.

Diyelim ki amacınız maddi imkanı olmayan yoksul gençlerin eğitimi olsun. Yoksul bir gence burs vererek eğitimini sağlayacak kaynağınız olsun. Siz bu gence karşılıksız yardım ederseniz, ancak bir kişiyi kurtarmış olursunuz. Eğer siz bu gence karşılık bekleyerek yardım ederseniz ve mezun olduktan sonra kendisinden size iki gence karşılıklı yardım etmenize yetecek miktarda bir ödeme yapmasını zorlarsanız bir kişiyi değil uzun vadede milyonlarca kişiyi kurtarmış olursunuz. Çünkü birinci genç mezun olduktan sonra iki kişiye yardım edecek kadar ödemeyi size yaparken siz bu miktarla iki gence karşılıklı yardım yapacaksınız. O iki kişi de mezun olduktan sonra size 4 kişiye yardım etmenize imkan veren ödemeyi yapacak. Eğitim üzerine yapılan yardımlarda 4-5 senede elinizdeki kaynakları ikiye katlama şansınız var, ama diğer alanlarda yaptığınız yardımın geri dönüş süresi çok daha kısa olabilir.

Karşılık bekleyerek yardım yapma yaklaşımının felsefesini anladınız mı? Kendi hayatınızda uygulamaya başlayın o zaman. Karşılık beklemeden yardım yaptığınız zaman yardım ettiğiniz insanlarla aranızda eşit bir ilişki şansı ortadan kalkmış oluyor, evebeyn-çocuk ilişkisine dönüşüyor. Aynı kişilere karşılık bekleyerek yardım ederseniz ilişkiniz yetişkin-yetişkin ilişkisi oluyor ve onların size bağımlılığı ortadan kalkıyor, daha olgun ve verimli bir ilişki kurma şansınız yükseliyor. Karşılık beklemeden yardım etmek tembelliği teşvik ederken, karşılık bekleyerek yardım etmek çalışmayı, gayret göstermeyi ve çevrenize faydalı olmayı teşvik ediyor.

Ekonomi Türk blogunda yazı yazarken de aynı mantıkla hareket ediyorum. O yüzden sizleri iğrenme noktasına getirecek derecede reklam yapıyorum, bloga ziyaretçi çekecek iğrenç yazılar yayınlıyorum. Iki tane amacımız var. Birincisi blogun geçmiş yazarlarının isteği doğrultusunda blogda yazılmış öğretici ve ufuk açıcı niteliğe sahip eski yazıları ve blogun çıkardığı kitabı mümkün olduğunca çok kişiye ulaştırmak. Ikinci amacımız ise blogdan gelecekteki faaliyetlerimizde kullanmak üzere kaynak yaratmak. Karşılık bekleyerek yazı yazıyorum çünkü gelecekte çok daha fazla yardımı karşılık bekleyerek yapmak istiyorum. Bir kaç kişi blogdan kazandığımız paralara burun kıvırıyor, bunlar matematikten ve bileşik faizden anlamayan kişiler. Sırf Ekonomi Türk 2 blogunun senelik geliri $2000’ın üzerinde seyrediyor. Her sene $2000 getiri sağlayıp bunu 30 yıl senede %20 reel getiri sağlayan alanlarda değerlendirirsek 30 yıl sonunda ne kadar paramız olur tahmin edin? Cevap 2.8 milyon dolardır.

Yoksul insanlara karşılık bekleyerek yardım ederek senelik %20 reel getiri sağlamak çok zor değil. Bunun teknik adı mikro finanstır. Ekonomi Türk blogunun geçmişine bakarsanız kuruluşundan benim yönetimime geçtiği 4 yıl boyunca TEGV ve Çocuk Esirgeme Kurumu gibi yerlere bağış yapılmasını teşvik etmeye çalışmışlar, bir iki hayırseverin dışında bağışların çoğunu da blogun kendi yazarları yapmış zaten. Bu karşılık beklemeden yardım etmektir ve başarısız bir yaklaşım olduğu 4 yıl boyunca görülmüştür. Benim yönetimimde Ekonomi Türk blogu karşılık bekleyerek hizmet verecektir, şimdiye kadar yaptıklarımız da bu konudaki kararlılığımızı sizlere göstermiştir zannedersem.

Ekonomi Türk 2 bloguna ücretsiz üye yaptığımız yazar arkadaşlarımız ile blogda gönüllü olarak yazı yazan arkadaşlar reklam faaliyetlerine katılmıyorlar. Onların yazdığı güzel yazılara sayfamızın sağ üst köşesindeki “Kaliteli Yazılar Burada” linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Böylece benim anasayfaya dolduracağım reklam, tanıtım ve bloga ziyaretçi çeken iğrenç yazılara bulaşmadan alıştığınız yazıları okumaya devam edebilirsiniz.

Blogun gidişatından memnun değilseniz, yeni blogumuza üye değilseniz ve kitabımızı da almadıysanız benim tercihim sizin bir daha blogumuzu ziyaret etmemenizdir. Bu isteğimde samimiyim. Okuduğunuz yazıların karşılığını vermek istemiyorsanız gelmeyin, okumayın, faydalanmayın. Herkesin maddi durumu para vererek destek olmaya imkan tanımayabilir, bu kişiler de gönüllü yazar olarak veya çevrelerindeki insanlara blogumuzu ve kitabımızı tanıtarak destek olabilirler. Burada bir çeşit komünizm uygulamaya çalışıyoruz gördüğünüz gibi ama free rider problemi ile uğraşmak durumundayız.

Özetlersek, Ekonomi Türk blogu artık karşılık bekleyerek hizmet veren bir blogdur. Blogda 2500 tane yazı var ve bu yazılarda dile getirilmemiş bizim yeni yazılarla dile getirebileceğimiz yeni fikir sayısı çok az. Biz vaktimizi eski yazılarda söylenmiş sözleri tekrar etmek yerine bu fikirlerin süzülüp güzel bir formatta okuyuculara sunulduğu Ekonomi Türk Kitabını tanıtmak ve geniş kitlelerce okunmasını sağlamaya harcamak istiyoruz. Eğer Ekonomi Türk kitabını almadıysanız alın, aldıysanız da şehrinizdeki veya okulunuzdaki kütüphaneye bağışlayın, tanıdıklarınızla paylaşın, veya bir cafeye bırakın, tanımadığınız insanlar alıp okusun (kitabın üzerine de not düşün ki kitabı bulan okusun ve okuduktan sonra aynı yere geri bıraksın).

Sizlerden beklediğim karşılık budur. Read More!

Paramızı Ne Kadar Zamanda İkiye Katlarız?

Bu yazı, öğrenmiş olmaktan memnun olacağınızı düşündüğüm basit bir bileşik faiz hesaplama kuralı ile ilgili olacak. Bu basit kuralı kullanarak, bileşik faizde değerlendirdiğiniz birikimlerinizin ikiye katlanması için ne kadar zaman geçmesi gerektiğini yaklaşık olarak hesaplayabileceksiniz. Kesin hesabı bileşik faiz formülünden yola çıkarak yapmak mümkün, ancak hesap makinesi kullanmadan bu hesabı yapmak oldukça zor.


72 kuralı olarak da bilinen hesaplama yöntemi aşağıdaki şekilde:


Örneğin yıllık %6 faiz gelirinin bileşik faizle ikiye katlanması için geçmesi gereken süre yaklaşık 72 / 6 = 12 yıl. %8 için 72 / 8 = 9 yıl. %12 için 72 / 12 = 6 yıl. %18 için ise sadece 72 / 12 = 4 yıl. Tabii, bu artışların nominal olduğunu hatırlatmamız gerekiyor. Gerçek kazancınızı hesaplamanız için enflasyonu da hesaba katmanız gerekli.


72 kuralını tersten işletmek de mümkün. Örneğin paranızı 3 yılda ikiye katlamanız için her yıl yaklaşık 72 / 3 = %24 faiz geliri elde etmeniz gerekiyor.


Bu kural ile hesaplanan değerin tam olarak doğru olmadığını, sadece yaklaşık olduğunu daha önce söylemiştim. Özellikle faiz oranı çok düşük olduğunda (%2’den az) ve çok yüksek(%50’dan fazla) olduğunda bu hata oranı büyüyor. Hata oranlarını merak edenler şuraya, kuralın nasıl ortaya çıktığını merak edenler ise buraya bakabilirler.


Her yerde bilgisayarların olduğu bu devirde hesap yaparken işinize yaramasa bile, başkalarına bileşik faizin ve gençken tutumlu(bkz: tutumluluk nedir?) olmanın önemini anlatırken bu kural işinize yarar diye tahmin ediyorum. Tutumlu olmakta zorlananların Ekonomi Türk'ün bireysel finans projelerine göz atmasını tavsiye ediyorum:


Bireysel Finans Projesine Katılımcı Arıyoruz

Bireysel Finans Projesi B Versiyonu




Read More!

Bireysel Finans Projesi B Versiyonu

Bireysel Finans Projesi kapsamında gerçekten borç içerisinde yüzen ve bu konuda ne gerekiyorsa yapmaya hazır olan arkadaşlarla çalışmak istediğimizi daha önce açıklamıştık. Bu arkadaşlara bir çeşit finansal komando eğitimi vereceğimizi, ve onlardan da gerektiğinde ayı mağarasında yatıp, yerlerde sürünmelerini ve böcek, yılan ve yüksek proteine sahip kurtlardan yemelerini bekliyoruz. Teşbihte hata olmaz. Bu kişilerden bir yandan harcamalarını sonuna kadar kısmalarını beklerken, bir yandan da iki üç işte birden gece gündüz çalışarak gelirlerini arttırmalarını bekliyoruz. Internet bağlantı ücretleri de normalde kesmelerini istediğimiz harcamalardan bir tanesi olduğu için ve onlardan da tecrübelerini açacağımız bir blogda herkesle paylaşmalarını istediğimiz için 6 ayın sonunda kendilerine 100 TL ödeme yaparak internet bağlantı masraflarının sübvanse edeceğimizi de belirtmiştik.

Biz bu kişilerden gelecekte borçlarından kurtulmak isteyen kişilere örnek olacak birer bireysel finans kahramanı yaratmak istiyoruz. Bireysel finans üzerine yazacağımız ikinci kitabımızda da bireysel finans projesine katilan bu kişilerin tecrübelerini detaylı biçimde anlatıp diğer insanlara da yol göstermeyi planlıyoruz. O yuzden bu kadar kati bir program uygulamayi planliyoruz.

Kafamızdaki bu şablona uyan bir kaç arkadaş başvuru yaptı ama başvuruların çoğunluğu büyük borç içerisinde olmayan ama ay sonunu zor getiren arkadaşlardan geldi. Ben de bu arkadaşları açıkta bırakmamak için Bireysel FInans Projesi B versiyonunu geliştirdim. B versiyonunda katılımcı arkadaşlardan beklentimiz sadece istekli olmaları ve bilgilerini, tecrübelerini, hedeflerini ve düşüncelerini açacağımız blogda samimiyetle günlük olarak paylaşmalarıdır. Biz kendilerine email ve telefon ile yol göstereceğiz ve hedefleri ile örtüşen bir yol haritası çızeceğiz. Projemizin bütçesi sınırlı olduğu için bu gruptaki arkadaşlara proje bitiminde ekstra bir ödeme yapmayacağız. Ancak kendilerini diğer üyelerimizin 6 ay için $39 ödeyerek üye oldukları Ekonomi Türk 2 blogumuza ücretsiz üye (bkz.blog nedir) yapacağız.

Eğer siz de Bireysel Finans Projesi B Versiyonuna dahil olmak istiyorsanız bize turkekonomi gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. Projemizin başlangıç tarihini 1 Mayıs Fırsattan Istifade Taksimde Dükkan Camı Indirme Bayramı olarak belirledik. Acele edin. Read More!