Issizlik ve Suc Artisi Arasinda Iliski Var midir?

Rifat Hisarciklioglu "Meksika'daki gibi 7 metre duvarlar arkasinda yasamak istemiyorum" diyerek 2006 senesinde dusen issizlik oranlarinin 2006 senesinde artan suc oranlarina neden oldugunu ima ediyor ve insanlari korkutarak isverenlere tesvik verilmesini saglamaya calisiyor. (Neticede secim yilidir, hukumet de populist bir tavir takinmis zaten, oyle ya da boyle istedigini alacaktir, biz isin bu yonunu tartismiyoruz). Bizim amacimiz dogru ile yanlisin birbirinden ayrilmasidir. Vatandasa da bu konuda bir kilavuz hazirladik, onlar da bizim yorum yapmadigimiz konularda bu kilavuzu kullanarak dogru ile yanlisi ayirdedebilirler.

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı  Demokrasi Nedir    Yatırım Fonları

1. Oncelikle verilen rakamlarin dogrulugunu tespit edin. Rakam verilmemis ama ustu kapali olarak issizligin "yuksek" oldugu, buna bagli olarak suc oraninin yuksek oldugu, ve neticede insanlarin kendilerini korumak icin 7 metrelik duvar arkasina sigindiklaridir. Mesela 4 metrelik duvar arkasina siginmis olsalar issizlik orani cok yuksek olmamis olacakti!!

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı  Demokrasi Nedir

Internet'ten Meksika'nin istatistiklerini bulduk. Meksika'da 2006 yilinda issizlik orani %3.6 imis. Amerika'daki issizlik oraninin bile altinda. Issizlik orani son 10 icerisinde cogunlukla %4'un altinda seyretmis, gecici olarak %7.5 gibi yuksek bir degere 1995'in sonunda ulasmis. Ote yandan kisi basina gelir $10000'in uzerinde imis. Demek ki adamlarin derdi ne issizlik ne de yoksulluk. Suc oranlari ne seviyededir bakmadim, Rifat Bey gitsin kendi baksin.

2. Aslinda birinci maddede ortaya konulan rakamlarin yanlis oldugunu gosterdikten sonra ikinci maddeye gecmemize gerek bile yok. Biz okuyucularimiz icin ogretici olmasi nedeniyle devam ediyoruz ama. Ikinci olarak yapmaniz gereken degisik kosullar altinda ortaya surulen ifadenin test edilmesidir. Gidersiniz Meksika'daki issizlik oranlariyla suc istatistiklerini ayni grafigin icerisine koyarsiniz ve gercekten aralarinda bir korrelasyon varmiymis gorursunuz. Daha sonra ayni grafigi Turkiye icin olusturursunuz.

Simdi rakamlarla ve grafiklerle ugrasmadan kestirmeden ben size soyleyeyim. Turkiye'de issizlik 2001 ve 2002 senelerinde cok yuksekti, o zamandan beri de cok yavas miktarlarda azalma egilimi gosteriyor. Eger issizlik ve suc arasinda bir korrelasyon var ise suc oranlarinin 2001-2002 senesinde zirve yapmis olmasi, daha sonrasinda ise az da olsa bir dusus trendine girmis olmasi gerekir.

Emniyet Genel Mudurlugu sadece 2006 yilina ait suc istatistiklerini yayinlamis. Google'dan tekrar bir arama yapip Mehmet Ozcan tarafindan yazilmis su yaziya rastliyoruz:

"Emniyet bölgesinde suç sayıları 2006 yılında bir önceki yıla göre %60 artarak 785 bin 510 oldu. Jandarma bölgesindeki suç sayısı ise geçen yıl 292 bin 623 olarak gerçekleşti. Jandarma bölgesindeki artış ise %13 civarında gerçekleşti. 2006 yılında toplam olarak Türkiye’de işlenen suç sayısı 1.0781.133."

Tabii bu rakamlara hemen inanmayacagiz. Emniyetin sayfasinda verilen rakamlari topladigimiz zaman bu yazida belirtilen 785 bin 510 rakami ile ayni oldugunu goruyoruz. Bu karsilastirma yazida verilen diger rakamlara daha cok guven duymamizi sagliyor. Ama yinede mumkun oldugunca her tur rakami kendimizin arayip bulmasi en mustakbeli.

Can Dundar'in bir yazisindan 2005 yilinda Emniyet Bolgesindeki suc sayisinin 487 bin 762 olarak gerceklestigini ve bunun bir onceki yilin %38 uzerinde oldugunu belirtiyor. 487 bin rakamini Mehmet Ozcan'in ifade ettigi %60 oraninda arttirirsak yine 785 bin rakamina ulasiyoruz. Demek ki 2006 yilindaki suc artisi gercekten de %60 olarak gerceklesmis.

Eee, 2005 yilinda suclar %38 artmis, 2006 yilinda suclar %60 artmis; bu zaman surecinde issizlik orani azalmis. Baska bir sey dememize gerek var mi? Istihdam artisi insanlarimizi suca tesvik etmistir!!

Mambo jamboyu birakalim da isin dogrusunu anlatalim. Literature bakarsaniz suc orani ile gelir dagilimi arasinda bir iliski kurulmaya calisilir, issizlik orani ile degil. Guney Amerika'da Gini katsayisi 0.5'in uzerindedir (Meksika'da da boyle) ve yuksek suc oranlarini bununla aciklamaya calisirlar. Ancak Turkiye'deki gelir dagilimi da son yillarda buyuk oranlarda duzelme gosteriyor. En yoksul %20'lik kesimin gelirleri 2001 krizinden beri %45 civarinda reel artis gosterdi. Eee, hem gelirler artiyor, hem gelir dagilimi duzeliyor, nereden cikiyor bu issizlik suc oranini arttiriyor laflari.

Kaldi ki Avrupa'da issizligin en dusuk oldugu ulkelerden bir tanesi olan Ingiltere'de 2005-2006 yıllarını kapsayan 12 aylık dönemde tespit edilen suç rakamı 5 milyon 556.513’tür. Bu rakamı Türkiye ile mukayese ettiğimizde nüfus oranının da hesaba katarsanız yaklaşık olarak Türkiye’nin 7 katı daha fazla suç işlendiği görülmektedir.

Ayrica suc orani neden sehirlerde %60 oraninda artiyor da kirsal kesimde sadece %13 civarinda artiyor, kirsal kesimde daha cok is mi var, yahut kirsal kesimde yasayanlar daha mi zengin? Demek ki ortada cok daha farkli sebepler var suc oraninin bu kadar yuksek artmasina neden olan.

Bana birileri ne zaman suc orani artiyor dese aklima ilk gelen kelime bilmiyorum nedendir "Rahşan" oluyor. Bir muammadir cozemedim gitti.

O yuzden bu sefer Mehmet Ozcan'in aciklamalarini buraya tasiyacagim:

1. Turkiye'de suc orani diger ulkelere gore dusuktur.

2. Sehirleşme ve iç göç ile yeni bir sosyal çevreye entegre olmaya çalışan bireylerin bu süreçte yaşadığı sorunlar ve bu sorunların doğurduğu yansımalardır. Köyde, kırsalda kalan kişiler bu değişim süreci içine girmediğinden, sosyal kontrolün belirli ölçüde devam etmesinden dolayı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu artış daha yavaş seyretmektedir.

3. Son yıllarda Türk toplum yapısında meydana gelen değişimlerdir. Yapılan incelemelerde ailelerin daha fazla parçalandığı ve bu parçalanmış ailelerin bireylerinin daha fazla suça karıştığı tespit edilmiştir. Varoş kültürü, polat kültürü, magazin kültürü tümüyle bireyleri suça iten nedenler arasında yerini almıştır. Aile yapısındaki dönüşüm, sosyal kontrol eksikliği 1990’dan bu yana Türkiye’nin gerçeği olarak suça iten nedenler arasında yerini almıştır.

4. Suçlardaki artışın bir diğer nedeni ise uygulamada suçlara verilen cezaların etkisiz kalmasıdır. Hırsızlık suçundan, gasp suçundan cinayet suçundan yargılanan bir zanlıya yasalarda belirtilen sürelerin en alt düzeyinden ceza verilmesi genel olarak uygulanan bir sistemdir. Bunun üzerine ceza infaz sisteminden kaynaklanan ve artık neredeyse tüm mahkumlara uygulanan indirimler de devreye girdiğinde, cezaların caydırıcı etkisi neredeyse hiç kalmamaktadır. Kapkaç, gasp ve hırsızlıktan 3-5 kez yargılanıp hapis yatan bir kişinin hapisten çıktıktan sonra yeniden suç işlemesi durumunda bile cezalar hala asgari hadden veriliyorsa cezaların caydırılıcığını gelin siz düşünün.

Bana sorarsaniz kafamin icinde çınlayan Rahşan,Rahşan,Rahşan,Rahşan haykirişlarinin arasindan dusunebildigim kadariyla Turkiye'deki suç artışının nedeni dolarin degerinin duşuk olmasi, cari acigin yuksek olmasi, ciftciye verilen subvansiyonlarin kisilmasi, memur maas artisinin %50 yapilmamasi, turizmde KDV'nin dusurulmemesi, esnafa sifir faizle kredi verilmemesi, emeklilik yasinin 25'e dusurulmemesi, haaa neredeyse unutuyordum bir de işsizlik sigortasi fonunda biriken 25 milyar YTL'nin Rifat Hisarciklioglu'na teşvik olarak verilmemesidir. Verelim gitsin, bir kereden bir şey olmaz. Cocuklarimizin daha guvenli bir ulkede yaşamasi icin istihdam vergilerini kaldiralim!!

Not: Bir sonraki yazimda issizlik ile kellik ve iktidarsizlik arasindaki ilişkiyi inceleyecegim. Işsizligin neden oldugu stres, yaptigimiz bilimsel deneyler sonucunda belirledigimiz uzere, erkeklerimizin hem kel hem de iktidarsiz olmasina neden olmaktadir. Stres surekli oldugu icin bu problemlerin ustesinden ne Viagra ne de Cialis gelebilmekteymis. O yuzden bu konunun acilen Milli Guvenlik Konseyi tarafindan gundeme alinmasini ve tartişilmasini isteyecegiz.

15 Yorum Var.:

Adsız dedi ki...

Bu mukemmel yaziniz icin sizi tebrik ederim.

Adsız dedi ki...

Rifat Hisarcıklıoğlu iyi giderken birden "sudden stop" durumuna geçti.
Tahmin ediyorum ki, danışmanları hata yaptırıyor. Olasılıkla Güven Sak...

Adsız dedi ki...

Ben de bu görüşe katılırım.

Tahsin A.

Investor dedi ki...

Merhaba
Benim sorumun bu yazıyla herhangi bir alakası yok.Sormak istediğim ekonomitürk blogunun borsa yorumlarını hiç kaçırmazdım .Sonra uzun zamandır borsa adına ne bir hisse yorumu ne de başka birşey bunun sebebi nedir merak ediyorum ve en kısa süre içinde borsa yorumlarınızı bekliyorum.

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Cok eglendim.Elinize saglik. Isim geregi ekonomi yazilarini kacirmadan okurum. Deniz Hocanin bir yazisi sayesinde yazilarinizi takip etmeye basladim. Simdi ise memlekette neler olup bitmis diye taradiktan sonra mutlaka yazilarinizi okuyorum. Mesainin en eglenceli zaman dilimlerinden biri...Tesekkurler...

Yetkin

Not: Giris, enteresan gelisme ve tuhaf sonuc seklindeki yazilar bize ozgu degil. Hatta bizimkilerin goreceli iyi oldugunu soyleyebiliriz. Misal Guney Afrika dis ticaret tahminleri. Once calisma gunu sayisinin aydan aya degistigini hesaba katmazlar sonra da tuh nasil oldu bak yahu diye sayfalarca yazarlar...

ahmet dedi ki...

Güven bey bugün referansda savunmasini yapiyor.

Bu 'fikrin' ondan çikmadigi anlasiliyor. Hatta satir aralarinda elestiriyor
bile. Isin gülünç yani sudur ki, yazili basinda TOBB baskaninin önerisini
elestiren yegane yazi da bu olabilir. Dikkat ediniz, digerlerinden ÇIT bile çikmiyor.
Duymadim, görmedim ayagina yatiyorlar.

Hayek, serbest piyasa düzeninde ülkelerin devlete bagli hissetmeyen aydinlar
tarafindan özgürlestirilecegi tezini savunurken bizim gibileri de dikkate
alsaydi herhalde iddiasini biraz yumusatmak ihtiyacini hissederdi.

Sorun sadece parayi basanin borusunu öttürtmesi degil. Bizim 'fikri hür, vicdani hür, irfani hür' uzmanlarimizin dolayli bile olsa TOBB baskani gibi bir 'büyügümüzle' yollarinin kesisebilecegi endisesidir. Bunlar kendilerini nedereyse sayisi binlerle ifade edilebilecek ölçüde çok çikar iliskilerinin geregini yerine getirmekle hükümlü hissederler.

Ve biz gidip bu gazeteleri para verip aliyoruz. Verdigimiz para karsiliginda ne bekliyoruz ?

Bu ortamda Sayin Güven Sak'i gösterdigi medeni cesaretten dolayi bir kez daha kutluyorum.

ahmet çavusoglu

Adsız dedi ki...

Soyadı -oğlu, -witz, -yan, -oglou, -son ile biten kişilerin bir anda ani dönüşler yaptıklarını gözlemleriz. Sanki bizim bilmediğimiz bir cemiyete üye gibidirler. Sanki onlara bir yerden bir talimat gelir, onlar da onu uygular.

Adsız dedi ki...

küçük bir düzeltme:
"Milli Güvenlik Konseyi" değil
"Milli Güvenlik Kurulu" olacaktı.
saygılar...

Adsız dedi ki...

SKYTUG;

HER İŞSİZLİK ARTIŞI MUHABBETİNDE SANKİ TEK ÇARE RIFAT HISARCIKLIOĞLUNUN TEKLİFİ İMİŞ GİBİ ALGILAYIP ONUN TEKLİFİNE CEVAP,AÇIKLAMALAR VERMEYİNİZ LÜTFEN.
O YADA BU SEBEP; BİR KERE HERKESİN ŞUNU ÇOK İYİ BİLMESİ LAZIM Kİ ÇOK CİDDİ BİR GÜVENLİK SORUNU VAR. BUNU RAKKAMLARLA, YADA O, BU ÜLKEDEN ALINAN İSTATİSTİKLER İLE GEÇİŞTİRMEK ÇOK YERSİZ.
CÜNKÜ SONUÇ ÇOK AÇIK VE NET; İSTANBULDA ÇIKIN SOKAĞA 100 KİŞİYE SORUN HERKES ESKİYE ORANLA NE KADAR KENDİNİ GÜVENSİZ HİSSETTİĞİNİ ANLATSIN SİZE.
ASIL SORU BU SUÇ ORTAMININ İŞSİZLİK İLE BİR İLİŞKİSİ OLUP OLMADIĞI, YADA NE KADAR OLDUĞU.
BUNU TESPİT EDEBİLMEK ÇOK ZOR.
AMA YİNE ÇOK NET BİRŞEY İŞSİZLER DEĞİL AMA HEM İŞSİZ HEMDE UMUTSUZ İNSANLAR SUÇ İŞLEMEYE ÇOK MÜSAİT VE SON BİRKAÇ YILDA ARTAN GÜVENSİZLİK ORTAMININ ASILL SEBEBİ İŞSİZLİK ORANIN ARTIP AZALMASI DEĞİL. UMUTSUZ İNSANLARIN ÇOĞALMASI. VE BU İNSANLARIN ONLARA PALAVRA DA OLSA BİR UMUT VADEDENLERİN PEŞİNDEN GİTMESİ. ANCAK ASLINDA BU KİMİN İŞİ.... HÜKÜMETİN, BUNU YAPABİLİYOR MU? BENCE HAYIR..
YA SİZCE ????????????

Adsız dedi ki...

"ben" bir işsizim(ekonomik anlamda). kentte ilçede köyde her yerde yaşadım ve hiç bir sabıkam yok.Üretime! katkım sıfır.Asalak bit tüketiciyim(ekonomik anlamda). Bilgi bağlamında da "tüketici" olmaya calışıyorum. Ne varsa tüketmek, tüketmek istiyorum yazılı sözlü literatürü.ama o ayrı ve sunni/yapay bir konu.yapay bir gündem,boş verelim o konuları.

Aslında yaşıyormuyum ölümüyüm diye çok sordum kendime. galiba ben bir ölüyüm ve mezardan yazıyorum bunları...

Adsız dedi ki...

iyiniyetle tartismaya calistigimiz bir konuyu boylesine carpitan ve duzeyini azaltan ekonomix'e ve yaziyi guzel bulacak kadar anlama yetenekleri korelmis degerli yorunculara yaziklar olsun diyorum.

niye mi. sosyal psikolojide bir kavram vardir. eger bir dusunceyi/fikri bozmak istiyorsaniz, o dusunceye/fikre, son derece olumsuz ve asiriya kacan eklemeler yaparak' iyice marjinal hale getirin. yani arkadan vurun.

aynisini ekonomix soyle yapiyor:

diyorki: Turkiye'deki suç artışının nedeni dolarin degerinin duşuk olmasi, cari acigin yuksek olmasi, ciftciye verilen subvansiyonlarin kisilmasi, memur maas artisinin %50 yapilmamasi, turizmde KDV'nin dusurulmemesi, esnafa sifir faizle kredi verilmemesi, emeklilik yasinin 25'e dusurulmemesi, haaa neredeyse unutuyordum bir de işsizlik sigortasi fonunda biriken 25 milyar YTL'nin Rifat Hisarciklioglu'na teşvik olarak verilmemesidir. Verelim gitsin, bir kereden bir şey olmaz. Cocuklarimizin daha guvenli bir ulkede yaşamasi icin istihdam vergilerini kaldiralim!!


diyorum ki: el insaf. bunlarin hangisi, tartisma konumuz olan onerinin icinde var.

ekonomix bu kadar caresiz haldemiki, etik olmayan bir sekilde tartima yapmaya calisiyor.

beklentim, ekonomix'in bu hatasini gormesidir ki, yazilarindan tanidigim kadariyla bunu da yapacak olgunluktadir.

Blog Sahibi dedi ki...

Sayin Matlas,

Turkiye'de suc oranini dusurmenin en guzel yolu dedigim gibi suclularin sokaga "genel af" ile saliverilmesi; yakalanan suclularin tutuksuz yargilanmak uzere serbest birakilmalarinin ardindan "delil yetersizliginden", "zaman asimindan" beraat etmeleri gibi yontemlerdir. Bu soyledigim yontemleri kararli bir sekilde uygularsak bir sure sonra kimse polise islenen suclari sikayet etmeyecek ve suc orani sifira dogru dusecektir.

Tabii suclari onlemenin baska yollari da var. Mesela polisiye tedbirlere agirlik verip daha cok sayida suclu yakalayabiliriz, ve bu yakaladigimiz suclulara Issizlik Sigorta Fonundan Senelik 5000 YTL maas baglayabiliriz. Senede 1 milyon suc islendigine gore en fazla 1 milyon suclu vardir demektir. Bu programin maliyeti senelik 5 milyar YTL olacaktir. Yani issizlik fonunda biriken paranin SADECE faizini kullanarak suc problemini SIFIRA indirebiliriz. Nasil plan ama?

Not: Bu yazida ve bu yorumda birseyleri dolayli yollardan anlatmaya calisiyorum ama becerebiliyor muyum bilemiyorum. Size durust bir sey soyleyeyim. TOBB bizim sitemize kendi fonlarinda biriken paranin senelik faizinin sadece %1'ini odeyerek reklam verirse bu onlarin planini desteklemem konusunda cok ikna edici olabilir. Neticede benim destegim onlarin planinin politik olarak uygulamaya gecilmesine neden olabilir ve yaptiklari harcamalar "kendi kendisini" karsilayabilir. TOBB'un plani ile paralellik gosteriyor mu bu plan bilemiyorum.

Blog Sahibi dedi ki...

Emrah Bey,

Borsa konusundaki yazilarima okuyucu talebi gelmedigi icin agirlik vermiyorum. Hisse tavsiyelerini ise TEGV'e 10 YTL bagis yapan okuyucularima email ile yapiyorum ama buna da sadece 1 kisi ilgi gosterdi bu gune kadar.

Genelde okuyucular ekonomi konusundaki yazilara daha cok ilgi gosteriyorlar. Ben de ara ara borsa ile uzun vadeli genel yorumlar yapiyorum. Kisa vadede ne olacagini zaten bilmiyorum.

Adsız dedi ki...

sayin ekonomix,

ya yazilanlari okumuyorsunuz, ya anlamiyosunuz, anlamak istemiyorsunuz

mantikli bir oneriyi anlamsiz carpitmalarinizla sulandirma cabaniza devam etmeniz, aslinda tartismadan kacma kolayciligina isaret.

masallah, onceki cinlikler yetmedi, simdide her sucluya maas baglama cikti.

hadi size bir kıyak yapip bu onerinizi gelistireyim. her sucluya maas yerine kredi kari verin, kayitli ekonomiyi destekleyin.

son soz: TARTISMAYA evet SULULUGA hayır.

SULULUK; Ciddiyetin tersidir. Herhangi bir konu uzerinde yogunlasan bir tartismayi, araya alayci laflar sokarak aşagilayip, anlamsizlastirmaya calismaktir.

Bir tartismayi kaybecegini bilen biri icin; "lender of last resort" tur.

Blog Sahibi dedi ki...

Sayin Matlas,

Ben daha fazla tartismamizda bir fayda goremiyorum. Tesvik (siz adini ne koyarsaniz koyun) verilmesine karsiyim. Baska alanlarda harcamalari kisarak butce fazlasi yaratabiliyorsaniz bunun istihdam maliyetlerinin HERKES icin dusurulmesinden yanayim. Ama sadece butce fazlasi verdigimiz zaman.

Hukumetin populist vitese taktigi bu yilda butce fazlasi verecegimizi zannetmiyorum. Devletimiz zaten cok buyuk, SSK zaten hersene 20 milyar dolar acik veriyor, gercekten bir seyler yapma istiyorsaniz emeklilik yasinin 70'e cikarilmasi konusunda bir hareket baslatin (hem de uygulama gecmis yillari kapsayacak sekilde), biz de destek verelim. SSK primleri babamizin hayrina yuksek degil, bir nedeni var.

Problemleri tek basina inceleyip cozum uretmeye kalktiginiz zaman yanlis cozumler uretiyorsunuz. TOBB'un ortaya attigi "gecici" cozum yanlistir, o yuzden de maalesef biz desteklemiyoruz.

Issizlik gercekten buyuk bir problem. Bugun "kopru eylemi" baslikli bir yazi yazdim, orada da sendikalarin issizligin artmasinda pay sahibi olduklarini sulu bir uslupla anlatmaya calistim. Anlayan anlar, anlamayana davul da calsam zurna da uflesem kafi gelmez zaten.