Istihdam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Istihdam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türkiye'de Tarım İstihdamı

Koray Çalışkan, Türkiye'deki tarım istihdam rakamlarını vermiş:

Tarımsal istihdam 2002’de 7.5 milyon kişiydi. 2008’de 5.7 milyona düştü. Şimdi 3.7 milyon.

TÜİK'in 2011 Ocak verilerine göre Türkiye'de tarımda çalışan nüfus 5.4 milyondur.

çiftlik resmi



Mısır'da Kişi Başına Düşen Gelir
Kanal İstanbul Maliyet Hesabı
22 Ağustos İnternet Filtre Düzenlemesi Nedir
Kaddafi'nin Oğulları
Ladin Nereye Gömüldü Read More!

İşsizlik ve İstihdam

Eşini 10 sene önce kaybedince 3 oğlundan birinin yanında kalmaya başlayan 72 yaşındaki İsmail Dayan, vücudunun yorgunluğuna aldırmadan, çelik gibi parmaklarıyla kavradığı baltayı odunlara ardı ardına vuruyor. Odunların kırılma noktalarını çok iyi bildiği için ilerlemiş yaşına rağmen bu işi zorlanmadan yapabilen yaşlı adam, acıktığını hissettiğinde ise evden getirdiği tereyağlı ekmekle karnını doyuruyor. Devletin yaşlılara verdiği 'ihtiyarlık maaşı'na başvurmadığını ve çalışarak yaşamını sürdürdüğünü ifade eden Dayan, yaptığı işi şöyle anlatıyor: "Bizim iş okka işi. Zaman geliyor günde 3 ton odun kırıyorum, zaman geliyor 500 kilo odunla kalıyorum. Odunun zorluğuna göre, 3 ton odun yararsam 35 lira falan elime geçiyor. Ama 500 kilo odunda kalırsam 7 lira alıyorum.

Nükleer Kirlilik  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Olasılık Soruları ve Çözümleri  Marksizm Nedir  Spam Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları  Bono Nedir?  Fareli Köyün Kavalcısı  Arge Nedir?  Kalite Nedir  Açık Arttırma Nedir  Pesimist Nedir?

Gençlere ders veren İsmail Duran, sözlerine şöyle devam ediyor: "Kahvede oturmam. Gençler 'iş yok' deyip kahvede oturuyor. Benim iki oğlum böyle. Ceplerinde çay parası yok, ama gelmiyor. Burada benimle beraber odun yarsa parasını çıkartacak. ... İşte iş burada hazır. ...Neyse bir ücret koymuşlar, benim paramı veriyorlar, ama gençler çalışmak istemiyor." (Star'dan)

Şimdi İsmail amca istihdam içinde sayılıyor, oğulları işsizler içerisinde. Hangisi istekdışı işsiz.
Read More!

Slayt Nedir


yukarıdaki grafikten isteyen istediğini anlasın...ben bisey demiyorum.
bu grafikte (kırmızı ok bana ait), merkezin faiz indirimlerinin sonuna geldiğinin bir kanıtı, merkezin en son kararıyla merkezin borc alma faiz oranı % 6.75 e indirildi. gosterge faizler ise 9larda şimdi. şu yazımdaki enflasyon ve buyume yorumları nedeniyle, ben merkezin bundan sonra indirime gitmeyecegini dusunuyorum. kısaca soylersek, şu yeşil filizler hem enflasyonda hem de buyume de kendini gosteriyor bu nedenle bu faizler daha fazla gerilemeyecek. merkez faizleri bir muddet sabit tutacak bence.

Nükleer Nedir    Yatırım Fonları    Taksi Şöförü   VOB nedir?  IMF Nedir   Borsa Tüyoları  Borsa Nedir  Zaman Nedir  Pi Sayısı Nedir Read More!

Istihdamda Henuz Korkulan Olmadi

Aralik ayi issizlik oranimiz %13.6 olarak aciklaninca normal diyip gecmistim ama bugun Ege Cansen ilginc rakamlar vermis. Biz devamini getirelim.

"...2007 yılında çalışan sayısı 20 milyon 443 bin; nüfus ise 69 milyon 246 bin kişi. Bu sayılara göre çalışanların toplam nüfusa oranı %29.5. 2008 yılında çalışan sayısı 20 milyon 736 bin, nüfus ise 70 milyon 5 bin. Bu sayılara göre, çalışanların toplam nüfusa oranı %29.6”

Ben de rakamlara baktim, toplam istihdamın toplam nüfusa oranında ufak da olsa bir artis var. (Hoca hesaplarinda yil sonu rakamlarini kullanmis, ayni hesabi 2008 ve 2007 ortalamaları ile yaptığımızda dahi yine %30.8’den %31.0’e yükseliyor 2008'de oran) Görünen o ki istihdamda çok büyük bir kayıp yok. Asagida aylik grakleri mevcut. Yaz aylarinda turizm, insaat ve tarim nedeniyle istihdam arttigi icin aylik verilerden trendi kestirmek guc. O yuzden 12 aylik ortalamalari gosteren 2. grafige bakabiliriz (orn. 2008 aralik rakami= son 12 ayda ortalama istihdam yani calisan nufus).

Manipülasyon Nedir   Küresel ısınma Karikatürleri  Türk Bilim Adamı  Liderlik Nedir?    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri  Enformasyon Nedir    Slogan Nedir    Enflasyon Nedir    Nükleer Santraller  Devlet Nedir

Istihdamin 2007 sonuna dogru dususe gecmis olmasi, bizim krizden once yavaslamaya basladigimiz tezini guclendiriyor (sebebi kimilerine gore maliye politikasinin gevseklesmesi). Fakat 2008 yılında sirketler krizi yeterince gorememis ve istihdam hizli bir sekilde artmis. Bunu bircok sektor spesifiginde dogrulamak mumkun. Aylik istihdam degisimine baktigimizda da 2008’in son 3 ayinda yasanan toplam istihdam kaybi 1.48 milyon ve 2007 yilinin ayni donemindeki 1.44 milyon ile hemen hemen ayni seviyede (2006’da ise 0.95 milyon)



Ozetle, bu rakamlar krizin etkisinin henuz istihdama cok fazla yansimadigini gosteriyor. Bunun sebebi isverenlerin tevazu gostermesi mi, krizi okuyamamasi mi? Her ikisinden de bir miktar var bana gore. Bir de bizim ticaret ve sanayiyle ugrasan insanimiz hatrini sorsan bin ah eder ama iclerinde bitmeyen bir iyimserlik vardir. Buna ragmen, kriz devam ederse gercek issizlik artislarini o zaman gormeye baslayacagiz ne yazik ki.

Peki bu %13.6 issizlik nereden mi cikiyor? Onu da Ege Hoca cok guzel aciklamis. Artisin buyuk kismi istihdam azalisindan degil, onceden issiz oldugu halde is aramayan buyuk bir grup simdi is aradigini belirterek issiz sinifina giriyor. (konuya Fransız kalanlar issizlik oranının hesaplanmasiyla ilgili yaziya bakabilir)

Yine Hoca’nin yazisindan alintiyla bitirelim:

"...İngiltere’de bir şatoda, şömine başında sohbet eden gruptan bir gazeteci diklenmeden dik duran bir adama "geçiminizi hangi işte çalışarak sağlıyorsunuz?" diye sorunca, soylu kişi hafif kızarak "pek tabii çalışmayarak" şeklinde cevap vermiş. Bu yüzden İngilizcede "çalışan sınıf" avam anlamında kullanılır. Türkiye’de bir yıl içinde esas değişen şey, "çalışmadığı halde iş aramayanların, şimdi iş arar hale gelmesidir". Bu işsizlik arttı saptamasından farklı bir resimdir. İşsizlik ile gelirsizlik aynı şey değildir. Sosyal sorun işsiz değil, gelirsiz kalmaktır. İstatistikler, işsizliğin kimyasının fiziğinden hızlı değiştiğini göstermektedir"
Read More!

3. Ceyrek Büyümesi

Öncelikle, 11 Kasım tarihli 3. Ceyrek Büyümesi Ne Olur?? başlıklı yazımızda yaptığımız analiz sonucunda 3.ceyrek buyumesini pozitif ve % 0.5-1 arasında beklediğimizi belirttiğimizi ve bu öngörümüzün doğrulandığını belirtelim. TUİK, GSYH buyume rakamlarını bugun acıklamış. 2008 yılının 3. ceyreginde bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla gsyh % 0.5’lik artış göstermiş.
Ayrıca, İstihdamı Konuşmak isimli yazımızda da, "Geçen sene, 2007’nin yüksek seyreden Q4 tarımdışı istihdam verisi nedeniyle, büyük ihtimalle Eylül olmasa bile, Ekim-Kasım ve Aralık aylarında istihdamda net bir daralma göreceğiz" demiştik. Nitekim, TUİK'in bugun açıkladığı verilere göre Eylül ayında tarımdışı istihdam 191 bin kişi artmış. İstihdamı konuşmak yazısındaki grafikten tarımdışı istihdamdaki artışın azalışı daha açık görülebilir.
Sonucta değişen birşey yok, ben hala reel uretim kayarken yazısında soylediklerimi soyluyorum.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Netherlands
Insider Trading Returns
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b Read More!

İstihdamı Konuşmak

TUİK işgünü istatistiklerini açıkladı. Biz de bu bahaneyle, istihdam cephesinde durumlar ne alemde bir bakalım dedik. İlk olarak, işsizlik oranlarından ziyade istihdam verilerine yoğunlaştığımı söylemeliyim. Bunun birçok nedeni var. İşgücü ve istihdamın hesaplanmasındaki yaklaşım farklılıkları, kayıtdışı istihdam, isteğe bağlı işsizlik v.b. Bu nedenle ben ekonominin yeni istihdam yaratma potansiyelini daha anlamlı ve gözlemlenebilir buluyorum. Diğer bir deyişle üzerinde bulundugunuz ekonomik yapı, yeni iş yaratabiliyor mu?
Yukardaki grafikteki mavi seri, 2000Q4’den (4. çeyrekten) günümüze tarımdışı istihdam yıllık büyüme oranlarını gösteriyor, kırmızı ise büyüme oranlarının 4 dönemlik hareketli ortalamasına tekabül ediyor. 200Q4-2007Q4 dönemini TCMB’den aldım. 2008 sonrası ise aylık olarak TUİK’in yeni istihdam serisi aracılıgıyla hesaplandı. Tarım dışı istihdamı hesaplarken, toplam istihdamdan tarım kesimini çıkardığımı ve konuştuğumuz istihdam rakamlarının sanayi, inşaat ve hizmetler sektörlerini kapsadığını hatırlatayım. Grafiği hızlıca okuduğumuzda görülen şu; tarımdışı kesimi geçen yılın aynı dönemine göre yeni iş yaratabilme durumu % olarak, en ciddi 2001 krizi döneminde ve 2007Q1-2’de düşüş göstermiş. Buna karşın, en iyi performansı 2004Q4 ve 2005Q3-4’de %8-9’la göstermiş. Kırmızı çizgiyi izlediğimizde ise genel eğilimi daha kolay görebiliyoruz. Özellikle 2004-5 yıları ekonominin yeni iş yaratabilme kapasitesinin yüksek olduğu yıllar. 2008 yılı içerisinde, ekonominin ortalama iş yaratma kapasitesinin düştüğü, ne yapacağım ben şimdi pozunda olduğu ve en son ağustos ayı ile birlikte (son mavi nokta) “kardeşim ben aşağıya doğru gidiyorum haberiniz olsun” kararını verdiğini görüyoruz.
2007-8 yıllarını biraz daha detaylı inceleyelim. Sarı sütün 2007 yılı için tarımdışı istihdamı, mavi sütun 2008 yılı için tarımdışı istihdamı ve kırmızı çizgi ise, bu ikisi arasındaki farkı veriyor. Diğer bir deyişle, benim üzerinde durduğum yeni iş yaratabilme durumu bu. Genel olarak 2008’in tarımdışı istihdamdaki artış oranının geçmiş yılların altında kaldığını zaten söylemiştik. Ekstra olarak şunları görüyoruz. 2007 Ocakta 15,187 milyon tarımdışı istihdam varken, 2008 ocakta 15,436 milyon olmuş bu rakam, yani 249 binlik bir artış (kırmızı çizgi). istihdam, Mayıs-Haziran-Temmuz aylarında nisbeten iyi bir performans gösterse de, Ağustos ayı ciddi bir olumsuz sinyal gönderiyor. Ekonomi, Ağustos ayında geçen yılın aynı dönemine göre sadece 310 bin yeni istihdam oluşturmuş.

Peki, asıl kötü haber ne? Geçen sene, 2007’nin yüksek seyreden Q4 tarımdışı istihdam verisi nedeniyle, büyük ihtimalle Eylül olmasa bile, Ekim-Kasım ve Aralık aylarında istihdamda net bir daralma göreceğiz. Diğer bir deyişle, geçen sene bu zamanlarda işe girenlerin bir kısmı işini kaybecek : (

Peki bunun, 2009’un ilk çeyreğinde de devam etmesini beklediğimize göre, Mart ayında seçimleri nasıl etkiler sizce? Ekonomiturk bu konuda bir yazı yazmıştı, ekonomik performans-oy üzerine, şimdi açıkca işsizlik-oy gibi kararları daha doğrudan etkileyen bir durumu gösteriyoruz. Ama burda kritik bir nokta var, ben kelimeyi söyliyeyim gerisini siz düşünün lütfen. “İkame Mal”.

Not: TUİK bu konuda yayınladığı haber bülteninde, Kamu İstihdamı altında “Maliye Bakanlığı tarafından derlenen verilere göre 2008 yılı III. Döneminde toplam kamu istihdamı 2 milyon 919 bin kişidir (Tablo 7)” demiş, Tablo 7’yi bulan varsa bana haber versin lütfen!
Not2: Ya ayrıca, grafikli yazılarda yazının bir kısmını saklama olayını yapamıyorum ve cok yer kaplıyor. Kusura bakmayın.
Not3: anahtar kelimede (rdynk) yazılarak, diğer yazılarıma da topluca bakma fikrini, Junior'dan almıştım, diğer yazarlarımızda böyle yaparsa daha verimli olabilir. Junior'un inovasyonunu takip etmeyi öneriyorum.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Germany
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Insider Trading Returns
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b Read More!

Mehmet Simsek Iscileri Pas Gecti

HAZİNEDEN Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Denizli'de, Akça Holding kuruluşu olan Menderes Tekstil'i ziyaret etti. Fabrikanın dokuma ve iplik bölümünü Mısır'a taşıma kararı alan Menderes Tekstil'de geçtiğimiz günlerde işlerine son verilen TEKSİF Sendikası üyesi bazı işçiler ve sendikacılar, Bakan Şimşek'le görüşebilmek için saatler öncesi fabrika önüne geldi. İşçilerin önünden geçen Bakan Şimşek, fabrikanın idare binasında Akça Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Akça'yla (yanda direksiyonda) görüştü. Şimşek, fabrikanın önünde beklerken “İşçiler burada, bakan nerede?” diye bağıran işçilerle görüşmedi. (Radikal)

Secimler gecti gitti tabii, isciler kimin umurunda. Fabrikasini Misir'a tasiyan isadamiyla neden konusuyorsun peki? Insan hic olmazsa bir bes dakika iscilerle gorusur, gonullerini almaya calisir, gerekirse tutmayacagi sozler falan verir. Tekstilciler Turkiye'de kan agliyorlar gercekten, sirf Turk lirasinin %40 degerlenmesinden dolayi son 3 senede buyuk kan kaybi var. Tekstil ihracat rakamlari dusuyor. Tekstil sektorundeki kuculmeden dolayi bir cok kisi isini kaybedecek. O kisileri tekrardan kazanmanin yollarini simdiden bulmamiz gerekiyor.

Ekonomiden sorumlu bakanin bir numarali gorevi ulkedeki istihdami arttirmak olmali. Mehmet Simsek'le gorusmek isteyen isciler dilencilik yapmiyor, hirsizlik yapmiyor, calisarak hayatlarini kazanmaya devam etmek istiyorlar. Politikacilarla ense tokat kulaga parmak iliskisine giren isadamlarinin kollandigi bir ulke olmasin Turkiye artik.

Ilk etapta kanamayi durdurmak icin doviz kurlarina %20 vergi konulmali ve toplanan vergiler istihdami arttiracak projelerde kullanilmalidir. Vergiden kastimiz sudur: Dolar satanlar 1.18 YTL'ye satarken dolar alanlar 1.42 YTL'den alacaklar ve aradaki fark vergi olarak toplanacak. Ikinci olarak issiz kalanlar icin issizlik sigortasi odemeleri bekarlar icin 1 yil %80 maas, evliler icin ise 18 ay %90 maas olarak yapilmalidir. Ucuncu adim ise ulkede yatirimlari ve istihdami arttiracak projeleri desteklemek icin faiz oranlari %10 seviyesine "sok" uygulamayla indirilmelidir. Boylece yillardir icerisinde bulundugumuz ve halkimizi somuren yuksek faiz- dusuk kur canavarindan kurtulmus olacagiz.

Yeterince zaman kaybettik. Artik harekete gecme zamani geldi.

Bu konuyla alakasiz ama baska bir haberi de sizlerle paylasmak istiyorum. Oguz Satici TIM baskanligina aday olmayacagini aciklamis. Baskanligi suresince toplam ihracatimizin $26 milyardan $130 milyara yukselmesine katkida bulunan Oguz Satici'ya Turk halki adina buradan tesekkur ediyor, basarilarinin devamini diliyorum. Yeni baskan kim olacak acaba?
Read More!

Mehmet Şimşek gidici

Bu tahmini daha önce yapmıştık. Ekonomiden sorumlu devlet bakanı Mehmet Şimşek yine deliler köyündeki akıllı rolüne soyunmuş ve Türkiye'de ücretler yüksek demiş. Bakan doğru söylemiş ama bu köyde bu akıllıyı fazla yaşatmazlar. Bakan detaylı verilerle OECD ülkeleri ile kıyaslama yapmış söylediklerini ispat etmek için.

Ama aklın yolu bir. Fazla hesap yapmaya gerek yok.

Sadece işsizlik oranının seviyesi bile ücretlerin yüksekliğine işaret ediyor. Sen pazarda pahalı diye elma almıyorsan şirketler de aptal değil. Maliyet yüksekse fazla eleman istihdam etmiyorlar. Çünkü istihdamın ayrı bir maliyeti, işten çıkarmanın ayrı bir maliyeti var.

Pazarda elmalar satılmazsa fiyatlar akşama doğru iner ve daha çok kişi elma alır. Ama bizdeki abidik gubidik kanun ve kurallarla ne ücretler iner, ne de şirketler mecbur kalmadıkça işe eleman alır.

Bu arada olan satılmayan elmalara oluyor. Elmalar satılmazsa ne olur? Çürür. Bizdekiler de ya Polat Alemdar oluyor, ya tetikçi oluyor, ya da dağa çıkıyor. Bunda şaşılacak birşey yok.

Ek: Gözümüzden kaçmış. Bir akıllı laf da diğer devlet bakanı Nazım Ekren etmiş: (Güneydoğuyu kastediyor) Bölgede işsizlik değil, mesleksizlik var.

Bakalım bu akıllıları bu köyde ne kadar yaşatacaklar?

Ikinci edit: Bir grup geri zekali (pardon zircahil) sozluk yazarinin konu hakkindaki yorumlarini okursaniz deliler koyu ile ne demek istedigimi anlayacaksiniz. Hurriyet'in yorumlarinda bile akilli uslu bir iki yorum cikiyor bazen. Yurdum gencligi ne hale gelmis!
Read More!

Bozuk Musluk

Bir sabah mutfaktaki musluk bozuluverdi. Musluk bu, bozulur bozulur. Ne yaptik, muslukcu cagirdik. Sagolsun hemen geldi. 5 dakikada tamir ediverdi. Tesekkur edip borcumuz ne kadar diye sorduk. Parasini verdik. Tesekkur etti. Sonra salona gecip oturdu, gazetesini okumaya basladi.

Usta, dedik, ne yapiyorsun? Eline saglik ama ihtiyacimiz kalmadi, lutfen gider misin evden? Giderim dedi, ama once tazminatimi vereceksin. Ne tazminati? Hizmetinin karsiligini verdik ya? O baska dedi. Burada alin teri doktum. Kazanilmis hakkim var. Isten cikarma parasi vermen lazim. Ne kadar? 30 gunluk ucret. Ne mubarek bir terimmis su "kazanilmis hak" denen sey? Insanin agzindan muhtira gibi cikiyor.

Bizim bu muhabbetimiz devam ederken kapi calindi. Karsimda internet servisinden iki kisi. Sistemi kontrol edeceklermis. Tabii benim gozup korktugu icin hemen sordum. Siz de mi tazminat isteyeceksiniz diye. Yok dediler. Tazminata falan gerek yok. Ama evde bulunan personel sayisi uce ciktigi icin, kanun geregi bir teror magduru, bir engelli, bir eski hukumlu, bir isyeri hekimi, bir isyeri hemsiresi, iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurmakla ve iş güvenliği amacıyla bir mühendis veya teknik eleman calistirmam gerektigini, ayrica bir spor salonu ile bir kres veya anaokulu da acmamin ve calisanlarin gerekli ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla calisanlar tarafından kurulacak tüketim kooperatiflerine yer tahsis etmemin kanuni zorunluluk oldugunu belirttiler. Aksi taktirde calıştırılmayan her bir özürlü ve eski hükümlü için her ay 1.176 YTL, çalıştırılmayan her terör mağduru için her ay asgari ücretin 10 katı idari para cezası, digerleri ici ise ayda 784 YTL odemek zorunda kalacagimi soylediler. Bu kadar mi dedim? Yok dediler. Aslinda bir de emzirme odası kurma zorunluluğunuz vardi ama aramizda bayan eleman olmadigi icin simdilik buna gerek yok.

Lafi uzatmayayim. Salonu spor salonu yaptik. Cocugun odasini kres. Ev biraz kalabalik oldugu icin yakinda Misir'a tasinmayi dusunuyoruz.

Tesaduf bu ya gecen gun bu sefer banyodaki tuvalet bozuldu. Alafranga olan. Elime bir balyoz alip tuvaleti bir guzel parcaladim. Sonra gittim yenisini aldim. İthalmis. Dunyanin parasi ama olsun. En azindan basim rahat.

Guzel guzel oturup kahvemi yudumlarken gazete sayfalarina bir goz attim. Sirketler yeni isci almak yerine dunyanin parasini verip disaridan makine ithal ediyorlarmis. Boylece issizi cok, sermayesi az ulkem sermaye yogun uretime gecip verimlilik artisinda rekor kiriyormus. Issizlik almis basini gitmis. Ne olacak bu ulkenin hali ya! Yok mu cekirdeksiz hurma ureten bu ulkede? Read More!

Yalancı Yalancı Sana Kimse İnanmaz

Blogumuzun kurucusu Ekonomix vakti zamanında Asaf Savaş Akat ile epey bir uğraşmıştı. Daha sonra kendisinin umutsuz vaka olduğuna hükmederek radarından çıkardı. Ben de aşağı yukarı onun gibi düşünsem de yine de Akat'ın yazılarına şöyle bir göz atmadan geçemiyorum. Bugünkü yazısını "istatistikle nasıl yalan söylenir"in güzel bir örneği olarak gördüğüm için de kendisini blogumuza misafir edeyim dedim.

Öncelikle söz konusu yazıyı gidip okumaya üşenecekler için tamamını buraya bir alıntılayalım. Çünkü o yazıyı okumadan bizim yazımızı okumanın da bir anlamı yok. Bu kadar alıntı yazımızı biraz uzatacak ama olsun. Nasıl olsa bunun bize bir maliyeti yok. Google sağolsun.

Üçüncü çeyrekte istihdam

Ağustos dönemi istihdam ve işsizlik verileri yayınlandı. “Hanehalkı İşgücü Araştırması” TÜİK tarafından anket yöntemi ile yürütülüyor. Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında Türkiye’de 37 bin örnek hanede 84 bin kişi ile görüşüldüğünü öğreniyoruz.

İstihdam ve onun aynası olan işsizlik çağdaş ekonominin en öncelikli ekonomik göstergeleridir. Çünkü modern toplumun en büyük kesitini ücret-maaş karşılığında çalışan ya da çalışmak için iş arayan insanlar oluşturur. Daha açık yazalım. Hızlı büyüme, fiyat istikrarı, bütçe disiplini, dış denge, vs. diğer göstergelerde başarının ölçüsü işsizliğin çözümüne katkılarıdır. Her yerde ve daima nüfusuna istihdam yaratamayan, dolayısı ile işsiz sayısının arttığı bir ekonomi başarısız sayılır. Nokta.

İstihdamsız büyüme
Bu bakıma, 2003 sonrasında uygulanan yanlış para politikalarının yarattığı olumsuz mirasın özellikle istihdam sayılarında ortaya çıkması şaşırtıcı değildir. Maalesef, yapılan hatalar ekonomiyi istihdamsız büyüme köşesine sıkıştırmıştır.

Resmin net şekilde görülmesi için yeni yayınlanan üçüncü çeyrek sayılarını 2000 yılının aynı dönemi ile karşılaştırma yolunu seçtim. Aynı çeyreğe bakmak mevsimlik dalgalanma sorunlarını çözer. İstihdamın yedi yıllık hikayesini özetler.

Yedi yılda Türkiye nüfusu 7.3 milyon (yüzde 11) artıyor: 73.6 milyon kişiye çıkıyor. Çalışabilir nüfusu daha iyi gösteren 15+ yaş grubu ise 6.3 milyon (yüzde 13.7) artıyor: 52.7 milyon kişiye yükseliyor.

Ya istihdam? Sıkı durun; 800 bin (yüzde 3.3) artarak 23.5 milyon kişiye çıkıyor. Evet, doğru okudunuz. 15+ yaş grubu 6.3 milyon kişi artarken istihdam artışı 800 bin kişide kalıyor. Artan nüfusun ancak yüzde 13’ü istihdam edilebiliyor.

Gerisi ne oluyor? Yedi yılda işsizler 1 milyon (yüzde 79) artışla 2,4 milyon kişiye tırmanıyor. Dikkatinizi çekerim: İşsiz sayısındaki artış istihdamdaki artıştan daha yüksektir. Hikaye burada bitmiyor, çünkü bir de işe başlamaya hazır olanlar var.

Bunların sayısı yedi yılda 900 bin (yüzde 113) artışla 1.8 milyon kişiye yükseliyor. İkisini toplayarak daha gerçekçi işsizlik sayısına ulaşıyoruz. İşsizler yedi yılda 2 milyon (yüzde 92) artarak 4.2 milyon kişiyi buluyor.

Yapısal dönüşüm
Haklı olarak soracaksınız: ne oldu bizim hızlı büyümeye? Yanlış para politikası ile hızlı büyümenin istihdam yaratmaya yetmediği açıkça görülüyor. Buna karşılık istihdamın yapısında büyük bir dönüşüme yetiyor.

Son yedi yılda tarım kesiminde istihdam 2.3 milyon (yüzde 26) azalarak 6.6 milyon kişiye geriliyor. Tarım-dışı kesimde istihdam 3.1 milyon (yüzde 22) artışla 17 milyon kişiye yükseliyor. Ücret-maaş-yevmiye ile çalışanların sayısı ise 2.9 milyon (yüzde 28) artışla 13.6 milyon kişiye çıkıyor.

Son yedi yılın büyümesi nüfusu tarımdan tarım-dışına ve kendi hesabına çalışanlardan ücretle çalışanlara doğru kaydırıyor. Yani yapısal dönüşüm sağlıyor. Nüfus artışı olmasa ekonomik büyümenin istihdam açısından başarılı olduğunu bile söyleyebiliriz.

Ama nüfus artışı var. Dolayısı ile “istihdamsız büyüme” teşhisi geçerliliğini koruyor.
Şimdi size 100 puanlık bir uzmanlık sorusu. Eğer "2003 sonrasında uygulanan yanlış para politikalarının" Türkiye'de istihdamsız büyümeye yol açtığını düşünüyorsanız, bunu kanıtlamak için hangi dönem ile hangi dönemi karşılaştırırsınız? 2003 sonrası dendiğine göre en son veri ile 2003 yılı verisini değil mi? Hadi bir anlatım bozukluğu olsa da 2003 sonrası derken 2003 yılının da kastedildiğini düşünelim. Bu durumda bile karşılaştırmayı en fazla en son veri ile 2002 yılı verisini karşılaştırarak yapabilirsiniz herhalde. Tutup da karşılaştırmayı 2000 yılı ile yapmazsınız değil mi? Tabii istatistikle yalan söylemeyi düşünmüyorsanız. Çünkü böyle yaptığınızda 2001 krizinin yol açtığı yıkımı yardımınıza çağırmış ve güzel bir palavra sıkmış olursunuz. Muhataplarınız bunu yerlerse ne ala da ya yemezlerse? O zaman yavaş yavaş yazımızın başlığındaki duruma düşersiniz.

Şimdi Asaf Savaş'ın sıktığı palavraları bir kalem geçip işin doğrusuna bakalım. İşin doğrusu aşağıdaki tabloda. Eldeki son verileri 2002 ya da 2003 yılı verileriyle karşılaştırdığınızda bu dönemdeki büyümenin aşağı yukarı işgücü piyasasına yeni girişler kadar istihdam yarattığını görürsünüz. Yani ortada istihdamsız büyüme diye birşey yok. 2000 yılı ile kıyaslama yapıldığında işsiz sayısında görülen artış tamamen 2001 krizinin eseri. Gönül isterdi ki son 6 yıldaki büyüme daha fazla istihdam yaratsın ve işsiz sayısında da düşüş olsun. Fakat yapılan araştırmalar ülkemizde işgücü piyasasına yeni girişleri karşılamak için bile en az yüzde 6 civarında bir büyümenin gerekli olduğunu gösteriyor. Demek ki işsiz sayısını düşürmek için gerekli büyüme oranı yüzde 8-10 falan olsa gerek. O da pek kolay gerçekleştirilebilecek bir büyüme değil. Hele de ülkemizdeki tasarruf düzeyinin yetersizliğini ve yatırımlar için gerekli dış kaynak ihtiyacını dikkate alırsanız.


Bu istihdam konusu önemli, önemli olduğu da kadar da çetrefilli bir sorun. En başta bu alandaki istatistiklerin ancak anketlerle belirlenebiliyor olması sorun yaratıyor. Bu durum atmasyona uygun bir ortam yaratıyor ve at izi it izine karışıyor. Vaktim olursa önümüzdeki dönemde biraz bu konularla ilgileneyim diyorum. Tabii eğer siz de ilgi duyuyorsanız. Read More!

Sermaye kaçıyor(muş)!!!

15 Ekim 2007 tarihli Cumhuriyet gazetesinin birinci sayfasından bir haber (not: gazetenin internet versiyonu olmadığı için link veremiyorum):

"5 yılda 6.3 milyar dolar
Sermaye kaçıyor

Türkiye'ye gelen yabancı sermaye "rekor" kırarken yerli sermaye yurtdışına yöneldi. 2002 başından bu yana yurtdışına doğrudan yatırım için 6.3 milyar dolar sermaye çıktı. Türk girişimciler şu ana kadar en çok Avrupa ülkelerine sermaye götürdü. Yurtdışına giden sermaye yurtiçinde yatırıma yönlenseydi, 63 bine yakın kişiye iş yaratılacaktı."

Soru: Bu haberdeki tutarsızlıkları bulunuz.

Ben şimdilik yorum yapmayacağım. Read More!

İşsizliğe çözüm

Bu aralar işsizliğe sihirli ve şipşak çözümler moda. İpin bir ucundan da biz tutalım, biz de geri kalmayalım. Yoksa ekonomi bilmiyor falan diyecekler.

1. İşsizlik yasaklansın.

2. İlk madde uygulanamaz bulunduysa, iş aramak yasaklansın. Tanım itibarı ile iş arayan kimse olmayınca işsizlik de sıfırlanacaktır.

3. 15 yaşını geçmiş her Türk vatandaşı 657'ye dahil olup devlet memuru statüsüne geçsin. Hayır, 15 yaşının altındakiler de memur sayılsın diyeceğim ama "child labour" meselesi nedeni ile tepki çekebilir.

Bunlar radikal çözümler. Bunları uygulanamaz buluyorsanız, ve hani moda oldu ya biz illa "micro reform" yapacağız diyorsanız menümüzde size göre de birşeyler var.

1. Şirketler arası e-mail ve fax gönderimi yasaklansın. Her türlü yazışma kuryeler aracılığı ile yapılsın. Böylece göreceksiniz kurye firmaları istihdama müthiş katkı sağlayacaktır.

2. OGS ve KGS'ler kaldırılsın. Her bilet gişesinde maksimum çalışma saati 3 saat yapılsın. Bu sayede iki köprüde 40 gişe varsa, günde 320 kişiye istihdam sağlanacak demektir. Eğer gün aşırı çalışma prensibini de devreye sokarsak rakam 640 kişiye çıkar. Bu düzenleme sadece İstanbul'u etkileyeceğinden diğer illerimize de giriş ve çıkışlara gişe konsun aynı sistem uygulansın. Eğer yetişmezse, ilçe, bucak, köy, nahiye ve mahallelere de benzer sistem getirilerek diğer illerin mahrumiyeti giderilmiş olur.

3. Belediye ve halk otobüsleri kaldırılsın. Belediye ve halk taksileri devreye sokulsun. Böylecel 60 kişi için tek şöför istihdamı yerine, her üç kişi için bir şöför istihdamı gerekecektir. Eh, her Türk vatandaşı da doğuştan şöför olduğuna göre istihdam sıkıntısı çekilmeyecektir.

4. Üniversite öğrencileri ve yaşı 15'in üzerindeki lise öğrencileri "öğrenim görevlisi" olarak işe alınsınlar.

5. Her ailede kendi işini yapmak yasaklansın. Böylece bütün ev hanımları komşunun işini yapacağından işçi statüsüne geçecektir.

6. ATM'ler kaldırılsın. Göreceksiniz bankalar işlemleri yetiştiremeyecek, 24 saat çalışmaya başlayacak, bugünkünün en az üç katı insan istihdam edecektir.

Bir çırpıda aklıma gelenler bunlar, eminim sizden daha parlak öneriler gelecektir.

7. (T'Pol said...) Herkes az yiyip, bir usak tutsun. Read More!

Yanlış Kalkınma Modeli

Ben Densiz. Ekonomi-Turk'e çeşit katmak için buradayim. Aşağıdaki ilk yazımdır.

Manipülasyon Nedir  Borsa Nedir  Hisse Senedi Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  IMF Nedir    Ekonomi Nedir    Kalite Nedir

  • Yüksek tempolu ekonomik büyümeye rağmen istihdam artışı sağlanamamaktadır.
  • Aşağıdaki tablo, sorunu tüm çıplaklığıyla sergilemektedir.
  • Ortalama büyümenin %9 olduğu bir dönemde bile ortalama istihdam artışı %1'in altında kalmıştır.
  • Yüksek hızlı büyüme konjonktürü içinde olmasına rağmen ekonomi istihdam yaratamamaktadır.
  • Yani, “istihdamsız büyüme” sergilemektedir.
  • Bazı iktisatçıların (Iktisat nedir) “kalitesiz büyüme” diye de niteledikleri bu yapısal çarpıklık icinde cari ödemeler dengesizliği ve işsizlik birbirine bağlı sorunlar olarak tezahür etmektedir.

    Tablo 1:
    1990-2002 arası

    Büyüme hızı: ..........................% 9.3
    Sanayide büyüme hızı: .................%11.2
    Istihdam artışı: ......................% 0.8
    Sanayide istihdam artışı: ...........- % 1.1
    Hizmetlerde istihdam artışı: ..........% 4.6

    Tablo 2:
    2002-2005 arası

    Büyüme hızı: ..........................% 9.3
    Sanayide büyüme hızı: .................%11.1
    Istihdam artışı: ......................% 0.9
    Sanayide istihdam artışı: ............. ...
    Hizmetlerde istihdam artışı: .......... ...


Pardon, yukarıda hangi ülkeden bahsettiğimi söylemeyi unuttum:

Çin !

________________________________
Türkiye için ise rakamlar 2002-2006 arası:

Büyüme hızı: ................................% 7.2
Sanayide büyüme hızı: .......................% 8.1
Istihdam artışı: ............................% 0.8
Sanayide istihdam artışı: ...................% 3.2
Hizmetlerde istihdam artışı: ................% 4.2
Read More!

Sanayisiz, ihracatsiz, istihdamsiz Enflasyonist Buyume

Bugun Asaf Hoca’dan iyi bir azar isittik. Konu, malumunuz, ekonominin, ozelikle 2005 sonrasi donemde, “sanayisiz, ihracatsız, istihdamsız ama enflasyonist büyüme” icinde olup olmadigi.

Bundan onceki yazilarimizda biz sunlari soylemistik:

(1) Son iki yilda sanayi uretimindeki artisin %7.0 oldugu bir ekonomide (1980 sonrasi ortalama artis %5.4’dur) sanayisiz buyumeden soz edilmesi dogru degildir.

(son iki seneye bakmamizin sebebi, Asaf Hoca’nin 2005 sonrasini isaret etmesi. Yoksa 2002-2006 arasi buyume orani daha yuksek: %8.1)

(2) Sabit fiyatlar ile bakildiginda (yani enerji fiyatlarindaki olumsuz etki arindiginda), aslinda ihracat miktarinin ithalat miktarina oraninin 2000 yili ve onceki donemlerden (1994 haric) cok daha yuksektir, diger bir degisle cari acigin sebebinin “ithalata dayali buyume” degil, dis kaynakli enerji sokudur. Bu soka ragmen Turkiye'nin ayakta kalmasi, dahasi ilerlemesi, dahasi kosarak ilerlemesi basaridir.

(3) Son iki senede 420 bini sanayide olmak uzere 1.8 milyon tarimdisi is yaratilmistir; gerek imalat sanayinde gerekse toplam tarimdisi sektorde yaratilan istihdam artisi, calisabilir nufusdaki artistan yuksektir (sanayide yillik ortalama artis %4.8, tarimdisi artis %5.8).

Enflasyon ise, 2006 Mayis’indaki calkantiya ragmen, tek basamakli sayilarda durmaya devam ediyor.

Rakamlara ne kadar iskence ederseniz edin, son bes senede (veya 2005 sonrasinda) ekonominin “sanayisiz, ihracatsız, istihdamsız ama enflasyonist büyüme” icinde oldugunu gosterecek bir istatistik bulamazsiniz. Sanayi buyumesinden tutun, ihracat ve dis ticaret rakamlarina, istihdamdan enflasyona bu boyle.

Liderlik Nedir?   Küresel ısınma Nedir  Komünist Nedir  Komünizm nedir?  Kapitalizm Kapitalist nedir

Asaf Hoca, hayir boyle degil diyor. Kanit olarak su sayilara bakilmasini tavsiye ediyor. Buyrun bakalim:

(1) Sanayideki buyume milli gelir buyumesinin altinda mi degil mi?

Gelişmekte olan ekonomiler için basit bir gösterge imalat sanayii üretimi ve milli gelir büyüme hızlarının ilişkisidir. İmalat sanayii milli gelirden hızlı artıyorsa ekonomide sanayinin payı büyüyordur. Sanayi-büyüme ilişkisi sağlıklıdır. Tersi halde ekonomide sanayinin payı küçülüyordur. “Sanayisiz büyüme” hep hüsranla sonuçlanır.” Sürdürülmezliğin gerçek tanımı, 20.08.2006
Biz de diyoruz ki: 2005-2006 arasi sanayide buyume %7.0 olmus, GSYIH ise %6.7 buyumus.

2002-2006 arasi sanayide buyume %8.1 olmus, GSYIH ise %7.2 buyumus.

Nerede sanayisiz buyume?

(2) Ihracat, ithalattan yavas mi artiyor?

“Tüm ülkeler için basit bir gösterge, dış denge eğilimleridir. Uzun dönem ihracat artış hızı ithalat artış hızının üstünde seyrediyorsa dış denge sağlıklıdır. Aksi halde eninde sonunda döviz ve kur sorunu ortaya çıkacaktır.” Sürdürülmezliğin gerçek tanımı, 20.08.2006
Biz diyoruz ki: 2005-2006 arasi ihracat miktari ortalama %11.3, ithalat miktari %10.3 artmis (miktar hesaplamasinda fiyatlar sabittir). Yani dis ticaret aciginin sebebi daha cok mal ithal edilmesinde degil.

Bunu nereden daha iyi gorebiliriz? 2005-2006 arasi ticaret hacmindeki (miktar carpi fiyat) ortalama yillik degisimine bakin:

Ihracat: + %16.4
Ithalat: + %18.7
Enerji haric ithalat: + %14.4
Enerji ithalati: + %42.5

Enerji ithalati yillik ortalama %43 artmis. Enerjiyi bir kenara koydugunuzda artis %14 oluyor. Disaridan keyfimizden tuketmek icin mi mal aliyoruz zorunluluktan mi aliyoruz?

(3) Ekonomik buyume istihdam yaratiyor mu; daha onemlisi sanayide istihdam artiyor mu?
Ben bir başka göstergeyi de önemsiyorum: Sanayi istihdamı/çalışabilir nüfus oranı. Türkiye ve benzeri ülkelerde sanayileşme başlı başına bir hedeftir. Bu oran istihdam aracılığı ile sanayileşme iradesinin ölçülmesini sağlar.”
Biz diyoruz ki: Gelin once ortalama yillik artislari nasil olmus ona bakalim. Acaba sanayide istihdam artisi, calisabilir nufus artisinin gerisinde mi?



Ben yorum yapmiyorum. Tablonun kendisi gayet yuksek sesle konusuyor.

Son yazimizda Asaf Hoca’nin yanlis sayilar kullandigini soylemistik. Asaf Hoca cevap olarak soyle demis:

1. “15+ yas yanilticidir. dogrusu istihdam oranlarinin 15-64 yas grubu ile hesaplanmasidir. ben oyle yaptim: ayrinti gibi duruyor ama hayatidir… Gecmis demografik trendler nedeni ile 15-64 yas grubu artis hizinin hem toplam nufustan hem de 15+ yas grubundan daha yuksek oldugunu hatirlatirim..”

Neden calisabilir nufusu 64 yas ile sinirladigimizi anlamis degilim (ozellikle ulkeler arasi ortalama yasam suresi farkliligini gozonune alirsak). Ama haydi oyle olsun.

Yukarida verilen sayilar 15 yas uzeri icin ve 15-64 arasi icin ayri ayridir. Kaynak olarak TUIK’in sitesinden “Nufus Istatistikleri ve Projeksiyonlar” kismindaki 2000-2020 arasi icin yas gruplari bazinda nufusun projeksiyonlarini kullandim. Asagidaki grafikte de gorulecegi uzere 15-64 grubunun artisi hizi 15 yas uzeri nufusun altindadir, ustunde degil:


Neden oyle? Cunku 65 yas uzeri nufusdaki artis hizi daha fazla. 2000-2006 arasi toplam nufusumuz %8 artmis. 15 yas alti nufus %1, 15-64 arasi nufus %10, 64 yas uzeri nufus ise %20. (meraklisi icin not: 15 yas uzeri nufus %11 artmis).

Simdi de Asaf Hoca’nin yaptigi gibi, sanayi istihdamini 15-64 yas arasi nufusa bolelim ve 2000-2006 arasini kiyaslayalim:



Sanayi istihdami 0.5 puan artarak %9.2 olmus. Tum tarim disi istihdam (sanayi+insaat+hizmetler) 1.7 puan artmis. Yani ekonomi (ekonomi nedir?) istihdam yaratmis.

Dikkat ederseniz benim daha once yaptigim gibi 15 yas uzeri nufusu calisabilir olarak gorseydik, artis biraz daha az, 0.3 puan olacakti. Neden daha az? Cunku 15 yas uzeri nufus 15-64 arasi nufusdan daha hizli buyuyor.
Asaf Hoca ayrica demis ki:
2. “Sanayi istihdami icinde madencilik, imalat sanayi, insaat ve gaz-elekrik-su yer alir, yani hesabi dordunun toplami ile yapmak gerekiyor.”
Yapmayin hocam. Siz degil misiniz, “sanayisiz” buyumenin isareti insaat ve hizmetler sektorundeki buyume artisidir. Siz degil misiniz “Sanayi kalmadi, Towers verelim” diye baslik atan. Neden simdi insaati, sanayi istihdaminin icine koyuyorsunuz. TUIK oyle mi yapiyor Hane Halki Anketinde, milli gelir hesaplamalarinda? Amerika’da Labor Department oyle mi yapiyor?
Madem konumuz “sanayisiz” buyume, ben diyorum ki gelin sanayinin kendisine bakin. Madencilik ve elektrigi de bir kenera birakin. Sanayinin temeli olan imalat sektorune bakin. Ne goruyorsunuz? Istihdam azaliyor mu? Yoksa siz insaat istihdami henuz 2000 seviyesine gelmedi diye buna mi istihdam yaratmayan sanayi diyorsunuz?
Son olarak Asaf Hoca demis ki:
“BLS verileri tarim-disi ucretli istihdam (nonfarm payroll employment) icindir. bu karsilastirmada gereken toplam (kendi hesabina calisanlar, isverenler, ucretsiz aile iscileri dahil) istihdam verileridir. turkiye’de ucretli istihdam ozellikle dusuktur.”
BLS iki tur istihdam verisi sunar. Ilki Establishment Survey: bizim imalat sanayi endeksi icin yapilan ankete benzer. Isyerlerinden bilgi toplanir. Household Survey: bizim Hanehalki Anketine benzer. Hanehalklarindan bilgi toplanir. Dikkat ederseniz, ben orjinal yazimda her ikisine birden referans verdim. Sanayi, insaat, ve hizmetler istihdamini ilk kaynaktan aldim. Cunku BLS Establishment Survey’in daha guvenilir oldugunu soyler. Tarim istihdami icin ise (tembellikten) iki kaynak arasindaki farki alip yazdim. Dogru rakam Household Survey’den 2 milyonun biraz uzeri olarak bulunabilirdi. Konumuz sanayi istihdami oldugu icin tembelligimi hosgorun.
______________________________________________
Sonuc olarak, ne benim “sanayili, ihracatli, istihdamli ve enflasyonsuz büyümeden” bir kazancim var ne de Asaf Hoca'nin “sanayisiz, ihracatsız, istihdamsız ama enflasyonist büyümeden” bir kazanci . Burada fikirleri carpistiriyoruz, kisileri degil.
Benim tum okuyuculardan talebim (evet 15 kisi size sesleniyorum) beni okuyun ve elestirin. Boylece bilgim artsin, ufkum gelissin. Daha once bir okuyucumuza da soyledigim gibi, sizi ikna etmemin bana bir faydasi dokunmaz. Siz beni yanlisima ikna ederseniz ben kazanirim. Read More!

Issizlik yaratan büyüme ‘teorisi’

Issizlik yaratan büyüme ‘teorisi’ Türkiye’de icat edildi ama benim bilebildiğim kadarıyla henüz dünya literatürüne geçemedi. Bir tahminde bulunmak istiyorum; ‘made in turkey’ damgası taşıyan bu teorinin kaderi de Erke Dönergeci’nden ve diğer benzerlerinden farklı olmayacak.

Bir taraftan Güngör Uras diğer taraftan Faik Öztrak, son dönemde nedendir bilinmez Asaf Savaş Akat ‘grafiklere bakarak’ bu teoriyi üretenler ve onun sıkı takipçileri arasında yerlerini aldılar. Belki başkaları da vardır, bilmiyorum. Tuğrul Gürgür bu beyefendilerin ipliğini pazara çıkararak onlara hakkettiklerinden fazla önem atfediyor olabilir. Çünkü onları yanlış tanımadıysam er meydanına çıkıp kendilerini savunmak yerine, köşelerinden dört işlem yapma özürlüsü işadamlarının kulağına hoş gelebilecek ‘sanayisizleşme’ teorileri, sıcak para hikayeleri üretmeyi sürdüreceklerdir. Çok mu ağır kaçtı ? Gerçekten üzgünüm. Eğer tahminimde yanılmışsan özür dilemesini de bilirim.

VOB nedir?     Taksi Şöförü   Borsa Tüyoları?   Olasılık nedir?   Enformasyon Nedir

Bu teorilerin (aslında hipotez bile sayılmazlar) ilk defa ortaya çıktığı 2003 yıllarında karınca kararınca ben de tartışmaya dahil olmuştum. Nisan 2004 tarihli bir yazımda bir öngörüde bulunmuştum, aşağıda değiştirmeden yayınlıyorum. Zamanın beni doğruladığı gibi bir iddiam yok. Takdir sizindir. Yalnız bir not düşmek istiyorum. Geçenlerde Tarhan Erdem’in çok önemli bir araştırması yayınladı. Hala güneydoğu ve doğuanadoludaki nüfus artış oranları hatrı sayılır ölçüde Türkiye ortalamasının üstünde. Bugün işarayan 18 yaş nüfusunun doğduğu dönemde de artış hızı çok yüksekti hiç şüphesiz. Sonuç açik; ne kadar çok nüfus artisi o kadar fakirlik.

‘Efendim, gelir dağılımdaki uçurum artıyor, eşitsizlik devletin Hakkari’nin dağlarına demir çelik fabrikası kurmamasından kaynaklanıyor olamaz mı ?’ Bu şartlarda ne tür bir sanayileşme politikası işsizlik oranlarını düşürüp, gelir uçurumlarını daraltabilir ?

'' Daha çok kisinin gerçek bir isi olacak. (8-4-2004)

Bir tahminde bulunmak istiyorum: Türkiye'de is sahibi olanlarin sayisi geçmis yillara göre belirgin ölçüde artacak (1-2 yil). 'Bu bir tahmin sayilmaz' diyeceksiniz. 'Iki kere iki dört eder' gibi bir sey. Eger bu ölçüde kesinse niye kimse böyle bir tahmin yapmayip olumsuzluklar üzerinde durmayi yegliyor ? Olumsuz beklentilerin gerekçesi nedir ? Geçmisdeki gerçeklesmeler. Halbuki gelecek her zaman geçmisin yansimasi olmaz. Ayrica ne ölçtügü belli olmayan bir endeksin sonuçlari var ortada.

Ben tahminimi suna dayandiriyorum: Büyüme kaçinilmaz olarak issizligi azaltir. Er yada geç bu hissedilecek. Bu kadar açik bir seyi görememizin sebebi: Kamunun harcamalari kisildigi bir ortamda bunun gerçeklesmeyecegine dair hurafeler. Ayrica büyümeyi yalnizca verimlilik artisina baglamakta çok mümkün degil. Araba, beyaz esya, kahverengi esyaya yogun talebin kaynagi kimlerdir ? Istikrarin issizligin en iyi ilaci oldugunun farkinda olmaliyiz. Bu hipotezin tersinden saglamasini da 1990-2000 yillarinda gördük: Kamunun harcamalara dayali genisletici politikalar eninde sonunda istikrarsizlik yaratarak krizlere yol açiyor. Bu da bugün yasadigimiz istihdam sorunun yegane sorumlusu olmasa bile en önemlisi.

Eger uzun yillar istikrar tesis edilebilirse köyden kente göçün yeniden basladigina sahit olacagiz. Çünki istikrarsizlik en çok kentli dar gelirlileri vuruyor. Halbuki kirsal kesim devletin yardimlariyla çok fazla dibe vurmuyor. Kentli yoksullarin durumunun relatif olarak düzelmesiyle, köylüler için kent tekrar eski cazibesini kavusacak. Biz issizligin azalmadigini zannedebiliriz, halbuki gerçek köylerdeki gizli issizligin kentlere tasinmasidir.’’

Ahmet Çavuşoğlu Read More!

Bir Olcum Hatasinin Anatomisi

Bir okurumuz guzel bir soru yoneltmis:
Oncelikle Imalat Sanayinde Calisanlar Endeksi ile Hanehalki Isgucu Anketi, imalat sektorunde calisanlar kisilerin miktarini simdiye kadar nasil olcmus ona bakalim:
"İyi güzel de bu imalat sanayi üretimde çalışanlar endeksinin verileriyle hanehalkı işgücü anketinin verilerinin bu kadar çelişmesini verdiğiniz rakamlar gerçekten açıklayabiliyor mu? İstihdamdaki payları yüzde 24 olsa da imalat sanayiinde istihdam artarken büyük işletmelerdeki istihdamın da artması daha mantıklı olmaz mıydı? Ne yani imalat sanayi istihdamında yaşanan artış sadece küçük işletmelerden mi kaynaklanıyor? Sizce burada imalat sanayi üretimde çalışanlar endeksinin artık eskimiş olması (baz yılı 1997 idi galiba) ve temsil yeteneğini kaybetmesi gibi bir durum da olamaz mı?" Tolga

Tutumluluk Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları    Nükleer Kirlilik    Nükleer Nedir    Fraktallar    Sosyalizm Nedir



Eger Imalat Sanayinde Calisanlar Endeksi'ne bakarsak 1988'den bu yana son 18 senede istihdamin mutlak olarak %30 azaldigini goruyoruz. Yani calisan insan sayisi 1988'den bu yana artmayi bir yana birakin 100'den 70'e dusmus. Sadece 1988-1993 arasinda %25 azalmis. Oysa ayni donemde sanayi uretimi %32, milli gelir %20 artmis. Bir gariplik yok mu bunda?

Hanehalki Anketi ise %60 arttigini soyluyor.

Sizce bunlardan hangisi daha dogru? Bu arada korelasyonun iki veri arasinda eksi 0.74 oldugunu da ilave edeyim.

Bence meselenin ozu su: Calisanlar endeksinde yer alan isletmeler duzenli olarak yenilenmiyor. Sadece 2006'da yeni kurulan sirketlerden bahsetmiyorum. 1997-2006 arasinda kurulan yeni isletme sayisini da dusunun. Ikinci bir husus, yeni bir isletme bir sure sonra buyuse bile endeksi dahil edilmiyor. Endeksde daha once olup da kuculen isletmeler ise endeksde kalmaya devam ediyor.

Benim prensibim su: Hangi istatistik, hangi amacla kurulmus ve hesaplaniyor ise, o istastigi o amac icin kullanmak. Turkiye'de issizlik-istihdam nasil gelismis diye Hanehalki Anketine bakilir. Gelir dagilimi nasil degismis gormek icin Gelir Dagilimi Anketi kullanilir (Gungor Uras'in yaptigi gibi milli gelirde gida harcamasi nasil degismis diye bakilmaz). Enflasyon oranini anlamak icin Tuketici veya Uretici Fiyat Endeksi kullanilir, milli gelir deflatoru kullanilmaz. Issizligin boyutunu anlamak icin issizlik oranina bakilir. Keyfe gore issizlik icin yeni tanimlar kullanilmaz.

(ornek vereyim: Faik Oztrak ve diger bazi yazarlar son zamanlarda issizlik orani olarak is aramayan insanlari da ekliyorlar. Oysa 2005'de oyle yapmiyorlardi. Neden? Cunku issizlik orani dusmuyordu. 2006'da issizlik orani dusmeye baslayinca yeni bir tanim icat ettiler. Eger ayni tanimi 2005 yilinda kullansalardi, o tanimla issizligin 2000 yilinin altina dustugunu bulacaklardi. Sayilar soyle olacakti: 2000 Haziran'da %19.9, 2005 Haziran %%19.5. Siz hic issizligin nasil kriz doneminin altina indigine dair bir yazi okudunuz mu 2005'de Faik Oztak'dan? ) Read More!

Bilmemek Degil, Inat Etmek Ayip

Faik Oztrak, Milliyet'de yayinlanan "İmalat sanayiinde sürdürülebilirlik sorunları artıyor" baslikli yazisinda diyor ki:

"Tabloda imalat sanayiinde üretimin son dört yılda yüzde 33 gibi oldukça yüksek bir artış kaydettiğini görüyoruz. Buna karşılık, üretimde çalışan sayısındaki artış yüzde 2.5'te kalmış. Yani üretim artışı istihdam yaratamamış. İşgücü yerine makine kullanılarak gerçekleşen üretim artışı sonucunda işgücünün verimi hızla artmış. Sektörde çalışanların [reel] kazançları ise yüzde 2.4 oranında düşmüş (bkz. yüzde hesaplama).
Bu durumda sektörde kârların önemli ölçüde artması beklenir. Ancak bu dönemde reel sektörde kârların da hızla düştüğünü biliyoruz.

Kazanç düşüyor. Buna uyum sağlamak için önce kayıtdışı çalıştırma ve işten çıkarma artıyor. Yine de imalat sanayii kazandırmıyor. İşletmeler tasfiye oluyor. Bizim gibi ekonomiler için sürdürülebilir büyümenin kaynağı olan sanayi büyümesi yavaşlıyor. İstihdam yeterince artmıyor. "

Faik Bey, imalat sektorunde istihdami yanlis bilgilere dayandirmakta israr ediyor, biz de kendisini ikaz etmekte devam edecegiz.

Tutumluluk Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları    Nükleer Kirlilik    Nükleer Nedir    Fraktallar    Sosyalizm Nedir

Imalat sanayinde kac kisinin calistigini olcmek icin Hane Halki Isgucu Anketi kullanilir. Bu anket butun ulke capinda, kisilerle yuzyuze anket yoluyla yapilir. Anket sonuclarina gore 2002-2006 doneminde imalat sanayinde calisanlarin sayisi kumulatif olarak %12, yillik ortalama olarak %2.9, seviye olarak da 455 bin kisi artmistir. Ayni donemde calisabilir nufus ise yillik ortalama %1.8 artmis. Yani uretim artisi istihdam yaratmistir.

Faik Bey'in kullandigi Imalat Sanayi anketi ise imalat sanayinde faaliyet gosteren buyuk isletmeleri kapsar. Bu isletmeler, uretilen katma degerin %89'unu, toplam istihdamin ise sadece %24'ine sahiptirler. Bu ne demektir? Anket sonuclarini uretim veya verimlilik konularinda kullanabilirsiniz, cunku toplam uretimin buyuk kismini bu firmalar yapar. Istihdam konusunda ise kullanamazsiniz, cunku istihdamin sadece dortte birini kapsarlar.

Daha fazla bilgi icin bakiniz Enflasyon Raporu 2006-I, sayfa 34. Bu konudaki eski bir yazimiz icin "Siz de mi Faik Bey?"

Firmalarin kar etmedigi konusuna gelince. Asagidaki rakamlar Istanbul Sanayi Odasi'nn yayinladigi 500 Buyuk Sanayi Kurulusu raporundan alinmistir:

Satis basina kar
1994-2001:_______ % 6.0
1995-1998:_______ % 8.9
2002-2005:_______ % 7.2
2005:___________ % 6.4

Su rakamlar ise (3000 binden fazla firmayi kapsayan) TCMB veri bankasindan:

Satis basina kar
1994-2001:_______ % 2.8
1995-1998:_______ % 4.9
2002-2005:_______ % 3.7
2005:___________ % 3.3

Son olarak Faik Bey'in "Bizim gibi ekonomiler için sürdürülebilir büyümenin kaynağı olan sanayi büyümesi yavaşlıyor. İstihdam yeterince artmıyor" sozlerine gelince...

Milli gelir rakamlarina gore sanayi sektoru 2002-2006 arasinda, yani BES yil icinde kumulatif olarak %48 buyudu. Kiyaslama yapmak gerekirse bu rakam 1990-2001 arasindaki ONBIR senenin buyumesine esittir.

Imalat sanayinde istihdam 2002-2006 arasi ortalama yilda %2.9 artti. 1980-2001 arasi artis ortalama %2.2'dir.

Konu dagildi. Aslinda asil amacim Merkez Bankasi tarafindan yayinlanan "Turkiye'de Imalat Sektorunun Karliliginin Gelisimi ve Karliligi Etkileyen Faktorlerin Belirlenmesi" isimli calismanin reklamini yapmakti. OECD'de calisan Rauf Gonenc ile MB Arastirma Bolumunden Gokhan Yilmaz'in ortak bir calismasi.

Bu calismada arastirmacilar, ihracat edilen mallarda ve ic piyasaya satilan mallarda karlilik marji son 10 senede nasil degismistir diye bakmislar. Bu endeksler doviz kuru, fiyat seviyesi, isgucu maliyetleri ve verimlilik rakamlari kullanilarak hesaplanmis. Bir de imalat sektorunde genel kar marjini hesaplamislar. Bu hesaplamada ihracat ve ic piyasa kar marjlarinin agirlikli ortalamasi ile borclanma maliyeti (reel faizler) ve enerji maliyetleri gozonune alinmis.

Ilginc bir calisma. Vaktiniz varsa gidin okuyun. Asagida bu calismada verilen ve kar marjlarinin degisimini gosteren bir grafik bulacaksiniz.



Ince cizgi: Doviz cinsinden isgucu maliyetleri
Kalin cizgi (EPMI): Index of Export Profit Margins (ihrac urunlerindeki kar marji)
Kesik cizgi (DPMI): Index of Profit Margins on Domestic Sales (ic piyasaya satilan mallardaki kar marji)
Kesik-Duz cizgi (GPMI): General Profit Margin Index (ortalama kar marji)

Grafik neyi gosteriyor?

1997-2000 arasinda hem ihracat hem ic piyasa kar marjlari dusmus. 2001 devaluasyonu ile ihracat marji tavan yapmis, sonra goreceli olarak azalmis (demek ki degerlenen Turk lirasi ile verimlilik artisi birbirini goturmus). Su anki seviyesi 1997 ile ayni. Ic piyasa marjlari ise 2001'den sonra, ithal ara mallarin ucuzlamasi, dusuk ucretler ve verimliligin etkisi ile artmaya devam etmis. Son olarak genel kar marjina bakin. Hem ihracat hem ic pazar marjlarinin uzerinde. Neden? Cunku onun hesaplamasinda dusen {reel) faizlerin etkisi de giriyor.

Calismada sektorel bazda da cesitli analizler bulacaksiniz. Read More!

TOBB ve Istihdam

TOBB'un gundeme getiridigi oneri gibi populist soylemlere tav olan okuyucularimiz bizi istihdam dusmani, issizligi umursamayan, gercek dunya gerceklerinden uzak, masa basindan ahkam kesen yazarlar olarak goruyor. Bundan bir rahatsızlığımız yok. Hatta bazı yerlerde adımız "sıcakçı" olarak anılıyor. Varsın anılsın, bundan da bir rahatsızlığımız yok. Sanırım bazılıarı da bizi "yuksek faiz-dusuk kur"cu olarak görüyor. Varsın görsünler, bundan da hiç bir gocunmamız yok.

Hisse Yorumları   Küresel ısınma Karikatürleri  Pesimist Nedir?  Fraktal Nedir  Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir

TOBB'a aslında teşekkür etmemiz lazım. Bize bayağı malzeme çıkardı. (Not: Buradaki bayağı kelimesini istediğiniz anlamda anlayabilirsiniz) Aslına bakarsanız sadece işsizlik ve istihdam konusu bile daha çok su kaldırır. Söylenecek çok şey var.

Daha onceki bir yazımıza yorum yapan bir okuyucumuz "gonlumuzdeki" reel faiz oranını sorunca açıkladım. Hayalim, Turkiye'de enflasyonun yüzde 2'lere, reel faizlerin de yüzde 2-3'lere düştüğünü görebilmek. Hatta enflasyon yüzde iki, nominal faizler de yüzde 1 olsa tam super olacak. Yine aynı yorumda (özetle) Türkiye'nin en önemli probleminin işsizlik olduğu, dolayısıyla bu problemin kısa vadede çözümü için enflasyonu düşürmek gibi önceliklerden vazgeçmemiz gerektiği şeklinde bir argüman geliştirilmiş. Tolga bey'in yorumunun tamamını buraya alıyorum ki benim soylediklerim daha iyi anlaşılabilsin:


"Evet fazla uçmuşsunuz. Hayaller güzel ama bir de hayatın gerçekleri var. 100 metre koşusu yapar gibi maraton koşamazsınız. Enerjinizi daha dikkatli kullanmanız, daha yavaş hareket etmeniz gerekir. Yoksa daha 10 bin metreye ulaşmadan vücudunuz iflas eder. Enflasyonu üç yılda yüzde 70'lerden tek haneye düşürmek, 100 metre temposuyla maraton koşmak gibiydi. Eh, sonunda da yüzde 7-8'de takıldık kaldık. Enflasyonla büyüme arasında doğrusal olmayan bir ilişki vardır. (Ben demiyorum, bununla ilgili bir literatür var. İsterseniz kaynak da gösteririm). Ekonomi hızlı büyürken enflasyonu buraya kadar düşürmeyi başardık. Fakat daha aşağılara büyümeden fedakarlık etmeden inmemiz mümkün değil. Peki büyümeden fedakarlık edebilecek durumumuz var mı? Her yıl yaratılması gereken istihdam düzeyini ve gelişmiş ülkelere yakınsama hedefini göz önüne alırsanız yok. O zaman bundan sonra enflasyonu yavaş yavaş düşürmeye çalışmaktan başka çare yok. Yüzde 4'lük enflasyon hedefi bence çok iddialı ve de tutmayacak. Ha, ekonomide resesyon yaşanır da bu hedef tutarsa ona birşey diyemem. Fakat resesyon yaşanması pahasına enflasyonu düşürmek benim kabul edebileceğim birşey değil. "


Bu yorumda, öncelikle ekonomik büyüme ve enflasyonun birbirine alternatif olarak anlaşılması beni rahatsız etti. Enflasyonla büyüme arasında doğrusal olmayan bir ilişki vardır diyor Tolga bey. Nereden destek alarak yapıyor, büyümeden fedakarlık etmeden enflasyonu düşüremeyeceğimizi bilmiyorum. Sadece 2002-2005 arası dönem bile enflasyonun düşürülmesinin büyümeden fedakarlık etmeden yapılabildiğini göstermek için yeterli. Enflasyondaki düşüş istikrar olgusunu güçlendirdiği için büyümeye pozitif katkı bile yapmıştır. Bu konuda var dediği literatürle de sanırım "philips eğrisi" tartışmalarına atıf yapıyor. Tolga bey eğer literatürü iyi inceleseydi "philips eğrisi"nin aslında o kadar sağlam bir teori olmadığını, üstelik uzun dönemde bu eğrinin dik olduğunu öğrenebilirdi. Biz bu konuyu daha önce de işlemiştik. Hatta ekonomi dalında verilen son nobel ödülünün kime niçin verildiği araştırılırsa söylediklerimiz daha iyi anlaşılır. Uzun lafın kısası, enflasyonu düşürmek işsizliği artırmaz, enflasyonist politikalar da işsizliği düşürmez.

İşsizlik sorunu önemli bir sorundur. Uzun süreçli bir çözümü vardır. Ancak öyle bir hap atalım geçsin tarzı bir çözümü yoktur. Bu tarz çözüm yaklaşımları (hiç de küçümsenmeyecek topluma olan maliyetini bir yana koyarsak) uzun dönemli çözümü geciktirmekten başka bir işe yaramaz. İşte bu yüzden TOBB'unki gibi teşvik, rüşvet bazlı yaklaşımları sert bir şekilde eleştiriyoruz.

İşsizliğin azaltılmasının makul yolu istihdamın artmasıdır. Makul olmayan yolu, işsiz nüfusu azaltmaktır. Örneğin savaş, bulaşıcı hastalık gibi durumlarda görülen yoğun ölümler çalışabilir nüfusu azaltacağı için işsizlik oranını düşürür. Ama bunu kimse arzu etmez. Örneğin, yarın "işsiz olanlar acilen er olarak askere alınacak, PKK ile savaşmaya göndereceğiz" şeklinde bir kanun çıkartılsa işsizlik oranının nasıl hızla düştüğünü görebilirsiniz. Demek ki tek başına işsizlik oranını düşürmek eksik bir amaçtır. (Okuduğunu anlamayanlara not: buradak politik bir söylemde bulunmuyoruz, örnek veriyoruz.)

İstihdamı kalıcı bir şekilde artırmanın bilinen en etkili yolu (ya da yolları) yatırım (mevcut kapasitenin artırılması) ve eğitim (işgücünün kalitesinin yükseltilmesi)dir. Mevcut kapasite artırılmadan "her şirket birer kişi daha işe alsa işsizlik sorunu çözülür", ya da "biz işe alalım ama maliyetini devlet ödesin" tarzı yaklaşımlar güdüktür, çözüm olmaktan uzaktır.

Yatırımların artması en temelde faiz oranlarının düşmesi ile mümkündür. Faizler artarsa yatırımlar düşer, faizler düşerse yatırımlar artar. Burada ben ve arkadaşlarım kaç kez yazdık: Faizleri düşürmek için bütçe açığının yok edilmesi gerekir. TOBB'un önerisi de bütçe açığını artıracağı için işsizliği düşürmek bir yana uzun dönemde işsizliğin düşmesine engel olacaktır.

Yatırımların arkasında diğer kuvvetli etken tasarruflardır. Tasarrufların en büyük düşmanı da enflasyondur. Enflasyon düşerse tasarruflar artar, yüksek enflasyonda ise tasarruflar azalır. Dillere pelesenk olan cari açığın tasarruflarla yatırımlar arasındaki farka eşit olduğunu hatırlarsak, cari açığı azaltmamız için de tasarrufu arttırmamız yani enflasyonu düşürmemiz gerektiği sonucuna ulaşabiliriz.

Türkiye'deki işsizlik konusu tartışılırken göz ardı edilen en önemli nokta iş arayan insanların özellikleri ile eleman arayan şirketlerin istediği vasıflar arasındaki uçurumdur. Yani yapısal işsizlik (structural unemployment). Türkiye'de yapısal işsizlikle ilgili herhangi bir çalışma, ya da resmi istatistik benim gözüme çarpmadı. Bir yanda "ne iş olsa yaparım abi" (yani benim öne çıkaracağım bir özelliğim yok, sen yeterki bana para ver) zihniyetinde kalabalık bir vasıfsızlar ordusu, diğer yanda uluslararası rekabet koşullarının doğrudan ve dolaylı etkileri nedeni ile "yetişmiş" eleman ihtiyacı içindeki özel kesim. Aradaki bu çarpıklığın giderilmesi ancak eğitimle mümkün olabilir. Ancak, hem eğitim politikaları ile ilgili düzenlemeler vakit almaktadır, hem de bu düzenlemelerin sonuç vermesi uzun zaman almaktadır. Kastettiğim eğitim bugünkü çarpık yaklaşımın sonucunda elinde diploma dolaşan vasıfsızlar ordusunun aldığı eğitim değildir. Yakın zamana kadar bilgisayar klavyesine dokunmadan bilgisayar bölümlerinden mezun ettiğimiz insanlar vardı. Dolayısı ile eğitimin kalite açısından yeniden elden geçmesi acil önceliklerimiz arasındadır. Bu da kamunun harcamalarının yeniden düzenlenmesini (diğer yerlere saçılan paralar azalacak ki eğitime kaynak aktarılabilsin) ve özel sektörün eğitim alanında daha aktif olmasını sağlamayı gerektirir. Bunun da ticaret odaları erbaplarına, çiftçilere, ihracatçılara verilen rüşvetlerle büyüyen bütçe açığı ortamında gerçekleşmesini beklememiz biraz hayalcilik olur.

Şimdi gelelim işsizlik ve istihdam üzerinde yüksek olduğu iddia edilen vergiler konusuna. Evet doğrudur, bu vergiler bugün işvereni bir fazla kişi istihdam etmek yerine, hali hazırda çalıştırdığı kişilerden daha fazla verim almaya itmektedir. Ancak bunun kötü bir şey olduğunu iddia etmek (kötü niyet yoksa) saflıktır. Bu durum verimliliği artırmaktadır ki ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından en önemli durum verimlilik artışıdır. Sürdürülebilir büyüme ihracat artışına bağlı büyümedir, ya da sanayi üretimine dayanan büyümedir, masallarına alışık olanlar bu konuyu kolay kolay anlayamazlar.

Verimlilik konusunun iyi anlaşılması için yazıyı uzatma pahasına bir kaç örnek vereceğim. Bundan bir süre öncesine kadar Boğaz köprüsü gişelerinde bir miktar insan istihdam ediliyordu. Bu insanların yaptığı iş, köprüden geçen insanlardan para almak, onlara para üstünü geri vermek ve para vermeyenlerin plakalarını not ederek gerekli yerlere bildirmekti. Yakın bir süre önce, Boğaz köprüsünden nakit geçişler kaldırıldı, OGS ve KGS denilen elektronik ortamda ücret alınmasına başlandı. Bu durum (20 gişe olsa, her gişede üç vardiyadan çalışsalar) en az 60 kişiyi işsiz bıraktı. Ama bu durumun kötü bir durum olduğunu iddia etmeden önce, OGS ve KGS sistemini yazan, sistemi kuran, elektronik devreleri yerleştiren bir grup "eğitimli" profesyonel de iş sahibi oldu. Bugün nakit geçişler 4 YTL iken, elektronik geçişler 3.2 YTL. Yani verimlilik artışı oldu, (vasıfsız, ya da az vasıflı) bir kısım insan işsiz kalırken, eğitimli insanlar iş sahibi oldular, tüketiciler de bundan karlı çıktı.

Rakam kullanmadan bir başka örnek vereyim. Bundan yüz yıl öncesine göre bugün tarım sektöründe daha az insan çalışıyor. Ama tarım üretimi bundan yüz sene öncesine göre daha fazla. Tarım sektöründe "azalan istihdama" karşılık, yüz sene önce henüz var bile olmayan sektörlerde milyonlarca kişi istihdam ediliyor. Hemen aklınız teknoloji-bilgi işlem-bilgisayar gibi şeylere gitmesin. Örneğin, yüz sene önce var olmayan "futbol sektöründe" bugün binlerce kişi istihdam ediliyor.

Sanayi devrimini yüz yıl önce ıskalayan Türkiye'nin önündeki en önemli öncelik hızla tarım ve sanayi sektörlerinin ağırlığını düşürüp nüfusunu verimi en yüksek olan hizmetler sektörüne kanalize etmesi gerekmektedir.

Tekrar istihdam üzerindeki vergiler konusuna dönersek, sorunun doğru analizi bizi doğru çözüme ulaştıracaktır. Bugün vergilerin yüksek olmasının sebebi, ülkemizde insanların vergi vermemesidir. Eğer insanlar vergi vermeye başlarsa, bu vergi oranları da düşecektir. İlişki ters yönlü değildir. Tekrar edelim: insanlar vergi oranı yüksek olduğu için vergi vermiyorlar anlayışı yanlıştır. Doğrusu, insanlar vergi vermediği için vergi oranları yüksektir. Ödül-ceza sistemine inanan birisi olarak, vergi vermeyen insanların ödüllendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Tam tersine cezalandırılmalı, denetimler artırılmalıdır. Çocuğunuz okuldaki derslerini asıyor gitmiyor sınıfta kalıyorsa, altına bir araba almazsınız. Okula gidip notlarını yükseltirse ona araba alacağını vaad edersiniz. Türkiye'de ikide bir gündeme gelen teşvik ve aflarla vergi veren insanlar cezalandırılmakta, vergi vermeyenler ödüllendirilmektedir. Bu sistem çarpıktır. Vergi verenleri cezalandırarak, vermeyenleri ödüllendirerek insanların vergi vermesini sağlayamazsınız. Bunu anlamak neden bu kadar zor, hayret ediyorum.

Türkiye'de çarpık olan diğer bir konu, ticari faaliyette bulunan her türlü oluşumun kar etme güdüsü ile çalıştığını (ki bunda yanlış bir şey yoktur, öyle de olması gerekir) gizleme, örtbas etme, kendilerini daha kutsal amaçlar (biz ihracat yapıyoruz, biz istihdam sağlıyoruz gibi) için çalışıyor gösterme hastalığıdır. Kar maksimizasyonu nedense bu ülkede sürekli kötülenir. Eğer ekonomik olarak bir kişi fazla istihdam etmenin bir getirisi yoksa, topluma iyilik olsun diye bir kişiyi istihdam etmenin (ya da ediyor gözükmenin) bir anlamı yoktur. Yok, gerçekten elemana ihtiyaç duyuyor da bir fazla istihdamın getirisi olacağını düşünüyorsanız, bunu da zaten yaparsınız, devletten teşvik (rüşvet) almanıza gerek yoktur.

Meselenin önemli bir boyutunu da kayıtdışı sorunu oluşturuyor. Acaba diyorum, TOBB'un dediği "her ilave istihdam artışında, tüm sosyal güvenlik priminin, Fon kaynağından karşılanması" önerisinin arkasında hali hazırda kayıt dışı olarak çalıştırdığı kişileri kayıt içine alıp "istihdam artıyor süsü vermek" ve maliyeti Hazine'ye havale etmek "cin"liği var olabilir mi? Sonuç, sıfır istihdam artışı, elde var sıfır ile karşılaşabilir miyiz? Biliyoruz, TOBB başkanı kötü niyetli ve kurnaz değildir. Ama bizim aklımız da bu tür cinliklere pek ermez.

Bugün herkes biliyor ki, yeni eleman istihdam edecek şirketler bunu istedikleri anda, türlü formüllerle yapabiliyorlar. Yine herkes biliyor ki, yüksek ücret alan bir sürü kişi kayıtlarda asgari ücret üzerinden gözüküyor. Vergiler yüksek o yüzden böyle demeyin. Biz sizi vergiler düşükken de bilirdik. Sanki babam yükseltti o vergileri duduk yere! Ben size şıp diye bir istihdam artışı önerisi getireyim mi? Belirli bir komisyon karşılığında "vergi kaçıran şirketleri tespit etme" üzerine bir şirket kurulsun, bakın bakalım kaç kişi istihdam edecek. Siz denetleyemiyorsunuz, bari özel sektör yapsın bu işi.

Son olarak, "yapısal işsizlik" nedeniyle fazla olan işsiz nüfus, şirketlerin yüksek vergiler nedeni ile vasıfsız işçileri kolay işe almaması sonucu ile karşı karşıyadır. Bu da işsizleri kendi kalitelerini artırmak yönünde zorlayıcı bir durumdur. İnsani ve sosyal maliyeti olan bu geçiş, işgücü piyasasında rekabeti artırmakta, dolayısıyla toplam kalitesinin artışı sağlamaktadır. Ben eğitimin verilen bir şey değil, alınan bir şey olduğuna, hatta en pahalı ürün olduğuna inanırım. Yani sonuna kadar bireysel iradenin gücüne inanırım. Devletin vereceği teşviklere değil. İnsanların kendisini geliştirme isteği ve azmi her türlü olumsuz şartlarda dahi geçerli çözümlere ulaşmayı sağlar.

Biliyorum, çok uzun bir yazı oldu. Tekrar okuyup toparlamam gereken yerler olabilir. Ama bu hem daha çok zaman, hem de daha çok uğraş demek. Bu sitede para karşılığı yazsaydım muhtemelen daha derli toplu bir yazı okuyor olacaktınız. Ama şimdilik sunabildiğimiz bu. Olabilecek küçük hatalar için lütfen yangın çıkartmayın. TEPAV ve benzeri oluşumlar daha kapsamlı ve detaylı bir rapor isterse kendilerine ücreti karşılığında bunu da sağlayabiliriz.

Not: Yazıyı tekrar okuyunca farkettim. Konu çerçevesinde, asgari ücret ve işgücü piyasasındaki esneklik konusuna da değinmem gerekiyor. Bunu da bir sonraki yazıya bırakıyorum. Read More!

Asaf Savas Akat Vatan Gazetesindeki Son Yazisi

Asaf Savas Akat, Vatan gazetesindeki son yazilarindan birinde "Istihdamsiz Buyume" baslikli bir yazi yazdi. Basligindan anlasilacagi uzerine konu ekonominin buyudugu ama istihdam yaratamadigi. Asaf Hoca diyor ki:

"Sanayi istihdamı/çalışabilir nüfus oranı. Türkiye ve benzeri ülkelerde sanayileşme başlı başına bir hedeftir. Bu oran istihdam aracılığı ile sanayileşme iradesinin ölçülmesini sağlar.Ayrıca tarımda istihdam gerilemesinin (yapısal değişim) ve nüfus artışının etkilerini temizleyebiliriz. İlki için tarım istihdamını sabit tutarak istihdam/çalışan nüfus oranını hesaplarız. İkincisi için çalışan nüfusu sabit tutarak istihdam/çalışan nüfus oranına bakarız.

Sanayi istihdamı/çalışabilir nüfus oranı 2000’de yüzde 11,9 iken 2006’da yüzde 11,6’ya geriliyor. Bu oran ABD’de yüzde 17, AB-15’de yüzde 18’dir. Bu dönem için olsa olsa “sanayisizleşme” iradesinden bahsedilebilir."
Asaf Hoca'nin rakamlarla arasi iyidir. O yuzden yaptigi yanlislari ona atfetmek istemiyorum. Herhalde asistani kendisine habire yanlis sayilar verip duruyor diyorum ve en kisa zamanda kendisine yeni bir asistan bulmasini temenni ediyorum.

EFT Nedir?  Faşizm nedir?  Özel Üniversiteler  Devlet Üniversiteleri  Türk Bilim Adamı

Yazidaki yanlislar neler?

1. Amerika'da sanayi istihdami/calisabilir nufus orani %17 degil, %6.4'dur. 2007 Subat rakamlarina gore durum soyle:



Kaynak: U.S. Department of Labor, Table A-1 ve Table B-1

Acikcasi Avrupa icin rakamlara bakma geregi bile hissetmedim. Gelismis ulklerin temel ozelligi ekonominin ve istihdamin hizmet sektorunde yogunlasmasidir. Asaf Hoca nasil bunun farkinda olmaz kafam almiyor.

2. Turkiye'de sanayi istihdami, 2000 yilina gore mutlak olarak da oransal olarak da artmistir. Asagidaki sekli daha onceki bir yazimda kullanmistim, tekrar veriyorum.


2000-2006 arasi calisabilir nufus toplam %12 buyurken, sanayi istihdami %13, tarim disi istihdam ise %17 buyumustur. Bu, istihdam yaratan ekonominin resmidir.

Dogal olarak, eger sanayi istihdamindaki artis, calisabilir nufusdaki artisin uzerinde olduguna gore, sanayi istihdami/calisabilir nufus orani artmistir, azalmamistir:





Sanayi ve tarimdisi istihdamin yillar itibari ile degisimini gormek isterseniz, soyle:



Sayin Asaf Hocam,

Ekonomi istihdam yaratti mi sorusunun cevabi sanayi/calisabilir nufus oraninda gizlidir dediniz. Sizin kullandiginiz standarda gore ekonominin aslinda istihdam yarattigini yukarida gosterdim. Eger olur da bu yaziyi okursaniz, kosenizde bir tekzip yazisi yayinlar misiniz? Read More!