Girisimcilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Girisimcilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Girişimcinin Bir Ekonomideki Rolü

Merhabalar bugün milleplateaux ‘un Zengin olmanın birinci sarti ile Editor’ un Nasil Girisimci Olunur? yazılarını okudum.Ben de bu yazımda girişimcinin ekonomik büyümeye katkısından, iktisadi yaşamdaki rolünden bahsedeceğim. Girişimcinin iktisadi yaşamdaki rolünü inceleyen en ünlü iktisatçı Joseph Schumpeter’dir. Schumpeter 1883 yılında Avusturya Macaristan imparatorluğunda doğmuş ve 1950 yılında ölmüş bir iktisatçı ve siyaset bilimcidir. Konjonktür teorisi ile meşhur olsa da girişimcinin rolünü en iyi açıklayan yine Schumpeter’ dir.


Schumpeter’ in iktisadi büyüme konusunda temel iki kavramı vardır. Birincisi yeniliktir. Yenilik yani inovasyon üretim faktörlerinin miktarları ile üretim miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren üretim fonksiyonunun değiştirilmesidir. Yeniliklerin yaratılmasına ise icat denir. Yani yenilikler icatların ticari alanda yer edinmiş halidir. Yenilikler 5 durumdan oluşur:

1-Yeni bir malın veya mevcut bir malın yenisinin üretilmesi

2-Yeni bir üretim tekniğinin bulunması

3-Yeni bir pazarın bulunması

4-Yeni bir hammadde veya yarı mamul kaynağının bulunması

5-Bir endüstrinin yeniden organizasyonu.

Bir girişimcinin bir endüstride bir yeniliği başarı ile uygulaması diğer girişimcilerin yeniliği taklit etmesine yeniliklerin kümelenmesi denir. Yalnız taklit de olsa bunlar da yenilik sayılabilir. Schumpeter’ e göre kapitalizm evrimsel bir süreçtir. Bu sürecin başrolünde ise girişimciler yer alır. Kapitalizmin sürekli değişmesini sağlayan asıl güç ise yeniliklerdir.

Schumpeter’ e göre yeniliği uygulayan girişimci yeniliğe konu olan malda tekel haline gelir. Ancak bu durum geçicidir. Bir başka müteşebbis aynı alana başka yenilik getirmek suretiyle monopolcü konuma gelir. Kapitalizm ise bu yaratıcı yıkım ile evrimsel bir süreç haline gelir.

Gelelim büyümeye, Schumpeter’ e göre bir ekonominin büyümesinin asıl nedeni nüfustaki, sermaye mallarındaki artışlar değil, yeniliklerdir. Bir yenilik yapıldığı zaman o yeniliğin taklit edilmesiyle otonom yatırımlarda artış meydana gelir. Son olarak Schumpeter’ e göre girişimci ve teknolojik gelişme farklı şeyler değildir, birincisi ikincisini meydana getirir.


Şimdi gelelim benim fikirlerime. Bana göre girişimci bir ekonomide kaşif rolünü üstlenir. Ben zengin insanları severim, bunun 3 nedeni var çünkü onlar ya girişimcidir ya da girişimcilere destek olur. Üçüncü nedenine gelirsek, bir girişimci bir yatırım yapmadan önce önünde sonsuz tane alternatif vardır, buradaki yatırım sermaye stokuna ek ilaveden ibarettir. Bir kısmını kafasından siler bir kısmını yapmaya düşünmeye başlar. Bu düşünce sürecinden sonra bir-iki alternatif dışında bütün yatırım fikirlerini kafasından atar. Kendisi için en karlı olan yatırım projesine başlar. Bir zaman sonra ise üretime başlar. Yaptığı üretimden max. kar sağlamak istiyorsa ki istiyor, seri üretime geçer. Yapılan seri üretimle envai çeşit mal benim önüme cüz-i miktarlarda gelir, benim ihtiyaçlarım karşılanır, zamanımı daha verimli kullanırım, refahım artar.

Read More!

Nasil Girisimci Olunur?

Milleplateaux'nun zengin olmanin birinci sarti baslikli yeni yazisini gorunce ben de nasil girisimci olunur sorusuna cevap veren bir yazi yazayim dedim. Turkiye'de insanlar vakit oldurmek konusunda cok yetenekliler. Diger yeteneklerini kullanip gelir yaratmak yerine vakit oldurmeyi genellikle tercih ediyorlar. Bunda ulkemizin bir meritokrasi olmamasinin da etkisi buyuk tabii ki. Para yapacak yetenegi olmayan insanlarimiz ise ogrenmekten vebadan kacar gibi kaciyorlar.
Ekonomi Turk blogunu 2005'in sonunda kurduk, tam 6 yil oldu. Cok yetenekli ekonomistler burada yazilar yazdilar. Cogu gercek ismini kullanmadi ama yine de doktora sahibi, ekonominin ne oldugunu ve nasil isledigini anlayan kisilerdi bunlar. Yeteneklerini toplumun faydasi icin harcadilar. Neticede ortaya bir de kitap cikardik. Maalesef Ekonomi Turk kitabina da yeterince talep gelmedi zaten. Onumuzdeki aylarda yayinevi ile anlasmam sona erdigi zaman kitabin pdf'ini buradan ucretsiz olarak herkese dagitacagim. Simdiden haber vereyim.

Neticede Ekonomi Turk'e harcadigimiz zamanin ve emegin karsiligini ne maddi olarak ne de manevi olarak alamadik. Belki onumuzdeki aylarda bedava kitabimiza ilgi olursa manevi olarak getirimiz artacaktir. Bunun uzerine ben de zamanimi daha etkin bir sekilde degerlendirebilecegim yeni bir ugras sectim. Insider Monkey blogunda insider trading ve hedge fund konularinda yazi yazmaya ve ucretsiz veri paylasmaya basladim. Buradan girisimci olmanin birinci kuralini gorebilirsiniz. Girisimci adam bos durmaz.

Ekonomi Turk'te yazi yazarken elde ettigimiz tecrubeleri kullanarak Insider Monkey'de yazilar yazmaya basladik. Internette yayin yapmak konusundaki eksikliklerimiz konusunda kendimizi egittik ve blogumuzu pazarlamanin yeni yollarini ogrendik. Buradan girisimci olmanin ikinci kuralini gorebilirsiniz. Girisimci adam kendine ve isine yatirim yapan, yerinde saymayan adamdir.

Ucuncusu site basarili oldukca ve gelir elde etmeye basladikca benim yaptigim dusuk katma degerli isleri baskalarina kaydirdim. Boylece kendi basima yapabilecegimden cok fazlasini yapma imkani buldum. Buradan girisimci olmanin ucuncu kuralini gorebilirsiniz. Girisimci adam kaldirac kullanarak yeteneklerinden maksimum fayda saglamaya calisan adamdir.

Son olarak da bu konuda calisan diger kisi ve sirketlerle iliskiler gelistirerek sinerji yaratabilecek projelere imza atmaya basladik. Girisimci adam basarili olmanin kuralinin networking yapmak yani iliski agi kurmaktan gectigini bilen adamdir.

Hikayenin sonuna gelmedik ama 2012 yilinda Insider Monkey sitesi emeklerimizin karsiligini verecek finansal bir performansa yaklasabilecek gibi gorunuyor. Insider Monkey sitesine destek olmak isterseniz yukarida linklerini verdigim iki sayfaya kendi sitenizden veya facebook sayfanizdan link vererek ve twitter'dan bizi takip ederek bize yardimci olabilirsiniz. Read More!

Zengin olmanin birinci sarti

Kişisel Harcamalarınızı Kayıt Altına Alın: Personal Finances Free yazisinda Pieholden Suite zengin olmanin birinci sarti nereye yatirim yapacagini bilmektir yazmis. Ekonomi kokenli kisilerden cokca duyuyorum bunu. Dogrudur, sadece para biriktirerek zengin olamazsiniz. Aslinda devlet merkez bankalarinin devlet borcu odemek, devamli batip duran verimsiz sirketleri kurtarmak icin surekli para basip enflasyon yoluyla parasal birikimlerinizin degerini dusurdugu bir yuzyilda yasiyor olmasa idiniz, teknolojik gelismeler ve inovasyon mal ve hizmetlerde surekli bir ucuzlama sagladigindan, sadece para biriktirerek de oldukca varlikli olabilirdiniz ama maalesef dunya oyle islemiyor. Neyse, kisacasi sadece birikim yetmez ama yatirim da yetmez. Sadece bu ikisi ile, eger maasli isiniz yuksek gelirli degil ise, kolay kolay zengin olamazsiniz. Olsaniz da bir yere kadar zengin olursunuz.

Ben yatirim yapmanin zengin olmanin ilk sarti oldugunu dusunmuyorum. Yatirim yapmak zengin olmanin onemli bir sartidir ama zengin olmanin ilk sarti degildir. Zengin olmanin ilk sarti girisimci olmaktir, kendine gelir akisi saglayacak isler yaratmaktir, inovasyon yapmaktir. Bu nedenle de zaten dunyanin, bir ulkenin ya da bir sehrin en zenginler listesini genelde girisimciler olusturur. Dunyanin en zenginleri listesine bakarsaniz, listenin genelde Gates, Dell, Jobs gibi girisimcilerden, dunyayi degistiren urun ya da servisleri yaratan girisimcilerden olustugunu gorursunuz. Tabii ki bu kadar zengin olmaya gerek yok. Ama eger doktor, pilot, iyi universite bitirmis ust duzey yonetici, finansci falan degilseniz, sizin icin zenginlik genelde girisimcilikten gecer.

Gereksiz masraflardan kurtulmak onemli bir adim. Ama memlekette maalesef daha bu adimi atan insan sayisi bile az. Ikinci ve en onemli adim ise bahsettigim gibi girisimcilik. Girisimci derken buyuk sirketler kurmaktan bahsetmiyorum. Bu kadar basarili olursaniz super ama girisimcilik sadece bunlarla sinirli degil. Isinizde surekli daha basarili olacaginiz, yukselebileceginiz yollar aramak girisimciliktir. (Surekli fazla mesaiye kalip sirf calisilan saati arttirarak daha fazla para kazanmak girisimcilik degildir). Kendi isi disinda bos zamanlarinda televizyon basinda oturmak yerine ek birseyler yapmak girisimciliktir. Aksam kantinde aylak aylak king oynamak yerine ozel ders veren, cocuk bakan ogrenci girisimcidir. Haftasonlari internetten satis yapip ek gelir saglayan calisan girisimcidir. Kendine ek gelir kaynaklari yaratmak girisimciliktir.

Yatirim, bence, bu ikisinden sonra gelir. Burada bir yazida editor, gidip yatirima zaman ayiracaginiza once ek gelir yaratacak seyler yapin demisti. Hakli. Tekrar edeyim, sadece giderleri kisip artanlarla yatirim yaparsaniz, eger cok kazanan bir calisan degilseniz, zengin olamazsiniz. Ilk hedefiniz gelirlerinizi arttirmak, ikincisi gereksiz giderlerden kurtulmak ve ucuncusu de yatirim yapmak olmalidir.

Nasıl daha fazla birikim yapılır konusunda economist Robert P. Murphy cok guzel bir makale yayınladı. Okumanızı tavsiye ederim.
Read More!

İnovasyon Örnekleri

İnovasyonun ne olduğunu bilen herkes, inovasyonun neden önemli olduğunu biliyor. Bilmeyenler için bkz: inovasyon nedir?. Pekiyi inovasyonlara kaynaklık eden olan faktör ve durumlar neler? Bu yazıda hem bu soruya cevap vermeye çalışacak hem de değişik inovasyon örnekleri üzerinde duracağız. Bu tip bir yaklaşımın tek başına inovasyon örnekleri vermekten daha faydalı olacağını düşünüyorum. Girişimcilik ve inovasyon konularına merak duyanlar bu yazıyı okusunlar.

Birçok değişik yaklaşım olmasına rağmen, malesef inovasyonları keşfetmek için nereye bakmalıyız sorusunun net bir cevabı yok. Bu konuda geliştirilmiş en kapsamlı ve kabul gören kategorizasyonlardan biri Peter Drucker’a ait. Ben de bu yazıda onun kategorizasyonu kullandım fakat başka çalışmalara da yer verdim. Gelin, sırayla inovasyonlara kaynaklık eden durumlara göz atalım.

1 – Beklenmeyen Gelişmeler: Beklenmeyen, planlanmamış gelişmeler inovasyonların en önemli kaynaklarından biridir. Sık karşılaşılan bir durum, bir firmanın ürünlerinin veya hizmetlerinin beklemediği müşteriler tarafından beklemediği şekilde ilgi görmeye başlamasıdır. Böyle bir durumda firmanın yapması gereken bu müşterilerin niye böyle davrandığını inceleyip, bir inovasyon potansiyeli olup olmadığını incelemektir. Eğer bir inovasyon potansiyeli varsa firma kendi ürün ve hizmetlerini yeniden konumlandırmalıdır.

Flickr - Flickr bir fotoğraf paylaşım sitesi ve şu an internetin en fazla ziyrate edilen 40 sitesinden biri olarak gösteriliyor. Flickr’i geliştiren girişimciler ilk önce bir oyun sitesi geliştirmeye çalışıyorlarmış. 2002 yılından beri varolan fakat pek başarılı olmayan bu oyunun bir parçası olarak da 2004 yılında bir fotoğraf paylaşım özelliği geliştirmişler. Bu özellik kısa sürede oyunun kendisinden daha fazla ilgi çekmiş. Bu beklenmeyen gelişme Flickr’in kurucularına internet’teki ilk sosyal fotoğraf paylaşım sitelerinden birini geliştirmek için ilham vermiş. Flickr 2005 yılında Yahoo tarafından satın alındı ve satış rakamının 20 ila 30 milyon dolar arası olduğu tahmin ediliyor.[1]

Yahoo - Yahoo, 1994 yılında iki doktora öğrencisi olan Filo ve Yang’in bilimsel makalelere link verdikleri basit bir web sayfası olarak başlamış. Bu sayfaya hobileriyle ilgili başka web sayfalarını da eklemişler. O dönemde arama motorları olmadığı için, bu basit sayfa çevrelerinde çok fazla ilgi çekmiş. Bu beklenmeyen gelişme, Yang ve Filo’yu ilk hali internet’teki sitelerin kategorize edilmiş bir listesi olan Yahoo’yu kurmaya yöneltmiş. Zamanla da Yahoo gelişerek ve diğer pazarlara girerek şu anki halini almış. Google’dan sonra İnternet dünyasında epey geriye düşmüş olsa da, şu an bile Yahoo’nun piyasa değeri 25 milyar dolar civarında.[2]

Bu örneklerin yanı sıra, beklenmeyen başarısızlıklar da inovasyonlara kaynaklık edebilir. Beklenmeyen bir başarısızlık, tüketicilerin önceliklerinin değiştiğine işaret eder. Böyle bir durumla karşılaşan firma, tüketicilerin irrasyonel davrandığını düşünmek yerine tüketicileri anlamaya çalışıp kendi çözümleri revize etmelidir. Bir diğer önemli faktör de piyasanın dışında ortaya çıkan beklenmeyenlerdir: yasal düzenlemeler, politik gelişmeler, vs.

2 – Uyumsuzluklar: Mevcut bir piyasadaki firmaların stratejileri ile tüketicilerin beklentileri veya ekonomik gerçekler(alınız: Ekonomi Türk Kitabı) arasında uyumsuzluklar olabilir. Bu uyumsuzluklar genellikle firmaların kendilerini yenilememiş olmasından dolayı ortaya çıkar. Böyle durumlarda bu uyumsuzlukları değerlendirecek inovasyonlara ihtiyaç duyulur.

Southwest AirlinesSouthwest Airlines 70’li yıllarda ABD’de kurulmuş bir havayolu şirketi. Southwest’in özelliği o dönem birçok havayolunun farkedemediği basit verimlilik problemlerine çözüm bularak konforsuz fakat ucuz havayolu fikrini geliştirmiş olması. Bu sayede Southwest, diğer havayollarının göz ardı ettiği müşteri kitlesini kazanmış ve havayolu pazarını genişletmeyi başarmış. Şu anda da tüm dünyadaki en karlı havayolu şirketlerinden bir tanesi. Bu başarının altında yatan kritik nokta, Southwest'in büyük havayolu şirketlerinin işleyiş ve müşterilere bakış açılarında gerçekçi olmayan uyumsuzlukları farkedebilmiş olması. Bugün dünyada birçok havayolu Southwest’in iş modelini ve verimlilik tekniklerini taklit ederek büyük havayollarıyla yarışıyor, Avrupa’dan Ryanair ve Türkiye’den Pegasus bu havayollarına örnek olarak verilebilir.

Canon vs Xerox – Fotokopi makinasını icat eden Xerox firması, 1970’li yıllarda ABD’deki fotokopi makinası pazarının %93’üne sahipmiş.[3] Xerox yüksek fiyatlı fakat yüksek performanslı makinalar geliştiriyormuş. Yüksek fiyatlardan dolayı, tüketiciler genellikle bu makinaları lease etmeyi tercih ediyormuş. Küçük ofisler için ise fotokopi makinası oldukça masraflı bir yatırımmış. Bir Japon firması olan Canon, Xerox’un stratejisindeki hatayı farketmiş ve daha küçük ofisler için daha basit fotokopi makinaları satmaya başlamış. Zamanla kendi yarattığı bu pazarı ele geçiren Canon, daha sonra Xerox’un en önemli rakiplerinden biri haline gelmiş.

İnovasyon nedir yazısında bahsettiğimiz Gilette örneği de bu kategori altında değerlendirelebilir. Uyumsuzlukları farketmenin en iyi yolu, tüketicilerin bakış açılarını mevcut firmaların stratejileriyle karşılaştırmaktır. Uyumsuzlukları değerlendiren inovasyonlar, genellikle stratejik çözümlerdir.

3 – Yöntem ve Araç İhtiyacı: İnovasyonlara kaynaklık eden değişik faktörler arasında belki de en kolay anlaşılanı, yöntem ve araç ihtiyacı olabilir. Ampül, telefon, uçak, ağrı kesici gibi teknolojik ve bilimsel keşiflerin çoğu, zaten herkesin bildiği problemlere çözüm çabaları sonucunda ortaya çıkmıştır.


Burada kritik ve çoğu zaman unutulan nokta bu keşiflerin çok daha spesifik ve basit olabildiği gerçeğidir. Ekmek dilimleme makinası veya elektrikli su ısıtıcısı da çok önemli araçlardır. Üstelik bunları pazarlamak genellikle yüksek teknoloji ürünlere kıyasla çok daha kolaydır. Başka bir örnek için Teknoloji ve İnovasyon: İlginç Örnek başlıklı yazıya bakabilirsiniz.

Yöntem ve araç ihtiyaçlarını farketmenin en iyi yolu öncü kullanıcıların(lead users) davranışlarını ve problemlerini incelemektir. Öncü kullanıcılar fonksiyonel anlamda trendlerin ilerisinde ihtiyaçları olan kişilerdir. Örneğin araba frenleri açısından baktığımızda, ralliciler öncü kullanıcılardır.



İlginç biçimde birçok inovasyon, firmalar yerine bizzat öncü kullanıcılar tarafından geliştirilmiştir. Örneğin ilk dağ bisikletleri, bisiklet firmaları tarafından değil bisikletlerini daha zor koşullarda kullanmak isteyen kişiler tarafından geliştirilmiştir. Bisiklet firmaları ise bu fikri daha sonra bir ürün haline getirmişler. Web sitelerinin ortaya çıkmasına imkan veren WWW(World Wide Web)’de benzer şekilde CERN’de çalışan Tim Berners Lee’nin araştırmacılar arası bilgi paylaşımını kolaylaştırmak istemesi sonucu geliştirilmiştir.


Bu örneklerde ortak olan nokta, problem sahiplerinin bizzat kendi problemlerini ilkel bir şekilde bile olsa çözmeye çalışmış olmalarıdır. MIT'de inovasyonların öncü kullanıcılar yardımıyla sistematik açıdan nasıl keşfedilebiliceğini anlatan bir ders bile var; dersin video’larına ve notlarına şu linkten ulaşabilirsiniz: How to Develop Breakthrough Products and Services.

4 – Gelişen Endüstri ve Pazar Yapıları:

Gelişen endüstriler ve değişen pazar yapıları yeni girişimlerin ortaya çıkması için gerekli ortamı oluşturur. Bu yeni girişimler daha önce uyumsuzluklar bölümünde anlattığımız şekilde var olan firmalara rakip olabileceği gibi onların yan sanayisi şeklinde de olabilir.



Bosch – Genellikle beyaz eşya üreticisi olarak tanıdığımız Bosch’in hikayesi 1886 yılında başlıyor. Robert Bosch firmasını yeni kurulan otomotiv firmalarının elektrik aksam ihtiyaçlarını karşılamak için kuruyor. Otomotiv sanayinin elektrik problemlerin çoğunu çözen Bosch, bu konudaki patentlerin önemli kısmını da sahip olmuş. Zaten Bosch’un logosu da aslında ilk patentlerinden biri olan manyeto’dan esinlenmiş. Otomotiv sanayisiyle beraber gelişen Bosch’un gelirlerinin %60’ı hala otomotiv sanayinden geliyor.

Morningstar – 1980’li yıllarda yatırım fonlarının artışı ile beraber, yatırım fonları ile ilgili bir enformasyon açığı ortaya çıkıyor. Joe Monsueto, bu fonlara yatırım yapmak isteyen kişilere bilgi sağlama amacıyla Morningstar’ı 80 bin dolar sermaye ile bir ofis dahi tutmadan kuruyor. Morningstar bugün piyasa değeri 2 milyar dolar olan, kurumsal ve bireysel yatırımcılara bilgi sağlayan bir araştırma kurumuna dönüşmüş durumda.

5 – Değişen Demografi: Bir topluma ait demografik (bkz: demografi nedir?) parametrelerin değişmesi, yeni pazarların gelişmesine veya var olan pazarlarda değişimlere yol açabilir. Bu tip değşimler de inovasyonları mümkün kılar. Özellikle, şu an batı’da yaşlı nüfus’un artması girşimcileri ilgiliendiren çok önemli bir gelişmedir. Bu konuyla ilgili değişik inovasyon örneklerine ve görüşlere ulaşmak için MIT’in hazırladığı Disruptive Demographics bloguna(bkz: blog nedir?) bakabilirsiniz.

6 – Toplumsal Algıdaki Değişiklikler: Demografik değerler gibi toplumsal algı ve değerler de her zaman değişir. Kuşak farkı dediğimiz durum çoğunlukla bu nedenle ortaya çıkar. Başka bir neslin önemli bulmadığı bir meseleyi yeni nesil çok önemli görebilir. Bu durum girişimciler için çoğunlukla yeni pazarlar ve inovasyonlar anlamına gelir.

Whole Foods Market – Zayıf kalmak ve sağlıklı beslenmek son yıllarda tüm dünyada önem kazanmış konular. Whole Foods’da insanların bu ilgisini kara dönüştürme amacıyla ABD’de kurulmuş bir süpermarketler zinciri. Migros gibi gıda ürünleri satıyor fakat sattığı ürünler sadece doğal ve organik ürünler. İşlenmiş ve sentetik gıdalar Wholefoods mağazalarında satılmıyor. Örneğin kola satmıyorlar. Bu strateji ile Whole Foods 279 mağazaya ulaşmış ve 2009 satışları 8 milyar dolarmış.

7 – Yeni Bilimsel Bilgiler: Hepimizin bildiği üzere yeni bilimsel keşifler yeni teknolojik ürünlerin geliştirilmesine ön ayak olur. Ancak çoğu zaman bu süreç çok basit biçimde işlemez, hatta sıklıkla bilimsel keşfi yapan kişilerin aksine başkaları bu keşfi inovasyona dönüştürmeyi başarır.

Sony - Bir elektronik parçası olan transistör ABD’de Bell Labs’de keşfedilmiş olmasına rağmen, transistor’ün ilk ticari açıdan başarılı uygulamasını Sony geliştirmiştir. Sony’nin geliştirdiği transistorlü radyo aynı zamanda Sony’nin ilk uluslararası ticari başarısıdır. Sony daha sonra ilk transistörlü TV’yi de geliştirmiştir. [4]

Sony örneği bilimsel keşif ile inovasyon arasındaki farkı ortaya koyması açısından çok önemlidir. İnovasyonun amacı herhangi bir yenilik ortaya çıkarmak değildir, ekonomik açıdan fayda sağlayan yenilikleri bulmaktır. Ayrıca, yeni bilimsel bilgiler gibi yeni teknolojik keşiflerin de başka inovasyonlar için nasıl bir platform olabildiğini görmek için bilgisayar nedir başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Bu yazıda inovasyonlara kaynaklık eden değişik faktör ve durumları, farklı sektörlerden inovasyon örnekleri vererek inceledik. Bu noktada tüm başarılı inovasyonların iki ortak özellikliğe sahip olduğunu söylemeliyiz: değişime yanıt vermek ve tüketicilerin ihityaçlarını ön plana çıkarmak. Ayrıca başarılı inovasyonların hayata geçebilmesi için uygulama, en azından fikir ve strateji kadar önemlidir. Bu konular üzerinde daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler şu okuma listesine başvurabilirler.


Read More!

Türkiye'nin Elon Musk'ı

Referans gazetesi, Eksi Sözlük'ün kurucusu Sedat Kapanoglu ile röportaj yapmış, zügürt yazar kadrosunun uzun süredir hakkında spekülasyon yaptıkları bir soruya da cevap almış: Ekşi Sözlük'ün aylık geliri 80-100 bin TL civarında imiş (Daha gereksiz bilgi: Yazar başına 3.5 - 4.3 TL).

Ekşi Sözlük'ün geliri, sahibini ilgilendirir. Benim merak ettiğim Sedat Kapanoğlu'nun Ekşi Sözlük’ten gelen para ile ne yapacağı idi. Malumunuz Türkiye, girişimcilerin, kazandığı parayı ve bilgi birikimini ısrarla kendi sektörlerinin geleceğine yatırmadıkları ülkelerden biri. Tekstili ele alın. Deniz Gökçe’nin sık sık dile getirdiği gibi 30 yıldır kazandığı parayı kendi alt yapısı, rekabet gücü ve verimliliği hariç her şeye harcayan bu sektör, bugün sürekli sırtlarını dayadıkları ucuz girdide daha avantajlı Çin tarafından silinme tehdidi altında.

Yalnızca tekstil de değil. Örneğin Yeşilçam. Zamanında, yılda 200 film yapılmasına rağmen kimse kör topal da olsa bir stüdyo kurmamış, belki kuramamış. Yeşilçam silinmiş gitmiş. Örnekler çoğaltılabilir.

İsteyen parasını istediği gibi harcar, kimse parasını sektörüne ya da iş geliştirmeye harcamak zorunda değil. Burada asıl mesele koca koca sektörlerden, kendi sektörünün alt yapısına yatırım yapan kimsenin çıkmaması. Dikkat edin kendi sektörüne değil, sektörün rekabet gücünü arttıracak altyapıya yatırımdan bahsediyoruz. Birinci çırçır fabrikasından sonra iki çırçır fabrikasını, sonra üçüncü çırçır fabrikasını kurmak şeklinde olan yatırımdan değil.

Nükleer Nedir    Yatırım Fonları    Taksi Şöförü   VOB nedir?  IMF Nedir   Borsa Tüyoları  Borsa Nedir  Zaman Nedir  Pi Sayısı Nedir

Neyse, röportajda benim soruma da cevap var. Kapanoğlu 2004’ten beridir çalıştığı Microsoft’tan ayrılıp Türkiye’ye dönmüş, yakın dönemde hızlı ve kaliteli yazılım geliştiren ekip ve süreçlere ulaşmaya çalışacakmış. Yani yazılımdan kazandığı parayı, yazılımın alt yapısına harcayacakmış (en azından plan bu). Erkenden sevinmeye gerek yok, ne olacağını göreceğiz. Türkiye’nin havasını biraz soluduktan sonra titreyip kendine dönebilir, ya da memleketin girişimci sevmez ortamından bunalıp “yeter böyle aşkın ızdırabı” diyerek kazandığı parayı emlağa, altına da yatırabilir; şirketi satıp, aldığı toplu paranın faiz geliri ile de yaşayabilir.


Bu arada, yazının başlığının neden "Türkiye'nin Elon Musk" olduğunu açıklayayım. Kazandığı parayı ekmeğini yediği sektöre harcayan girişimcinin daha bir üst modeli de var: Kazandığı parayı daha inovatif ve katma değeri yüksek işlere yatıran girişimci. Referans gazetesi Facebook’un kurucusuna gönderme yaparak “İşte Türkiye’nin Marc Zuckerberg’i” diye başlık atmış. Ben de diliyorum ki, umarım yakın gelecekte “İşte Türkiye’nin Elon Musk’ı” diye bir başlık da görürürüz. Adam (Musk) PayPal’dan kazandığı parayla dünya yörüngesine sıvı yakıtlı roket gönderen ilk özel şirket olan SpaceX’i kurdu, NASA’dan 1.6 milyar dolarlık ihale aldı. Sonra hızını alamadı gitti, şehirler arası yolları katedebilen ilk elektrikli otomobili üreten Tesla Motors’u kurdu. Bir de ABD'ye Güney Afrika'dan göçüp gelmiş. Yabancı sermayeden 100 kat iyi, yabancı yetenek!


Bu yazı Ekonomi Türk sitesinde yayınlanmıştır.

Read More!

Kendi Alkolunu Kendin Getir

Ara sira insanlar "acaba Amerika'ya ne ithal edebiliriz" turunden sorular sorarlar. Hazir bugun girisimcilerimize is fikirleri veriyoruz, bir bomba daha patlatalim.

Turkiye'ye uzun suredir gitmiyorum, eger bu fikir uygulanmaya baslamissa bana kizmayin. Amerika'da alkol pahali oldugundan disari yemege gittiginiz zaman bir bardak saraba 7-8 dolar, bir sise saraba ise 30-40 dolar odemek durumunda kalirsiniz. Ben ayda yilda bir icerim, benim icin cok muhim degil ama bunu aliskanlik haline getirmis kisilerin butceleri buyuk darbe yer.

Manipülasyon Nedir   Küresel ısınma Karikatürleri  Türk Bilim Adamı  Liderlik Nedir?    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri  Enformasyon Nedir    Slogan Nedir    Enflasyon Nedir    Nükleer Santraller  Devlet Nedir

Ama girisimciler bu duruma da cozum bulmuslar. Burada bazi lokantalar musterilerinin yanlarinda kendi ickilerini getirmelerine izin veriyorlar. 10 sene once bir Yunan restoranina gittigimde yanimizda rakimizi da goturup raki-balik muhabbeti yapmistik, cok kiyak olmustu. O zamanlar rakinin fiyati da 5 dolar oldugu icin sudan ucuza gelmisti.

Turkiye'de de alkol fiyatlarinin zamlanmasina istinaden boyle bir servis verebilirsiniz. Yemeklere yuzde 20 zam yaparsiniz, insanlar yanlarinda isterlerse 5 sise icki getirsinler. Adamlar yemeklere harcadiklari paralara degil, ickiden tasarruf ettikleri paraya bakip sizi de zengin ederler. Read More!

Dayakci Ogretmenler: Genclere Is Onerisi

Devlet universiteleri bitirdim ama is bulamiyorum diyen genclere yonelik yazilarimiza devam ediyoruz. Is bulabilmenin birinci kurali insanlarin ihtiyaclarini tespit edip bunlara cevap veren urunleri sunabilmektir.

Bugun Izlenimler'i okurken Fethi Bey'in yine dayakci ogretmenlerden bahseden bir yazisina rastladim ve ampul yandi. Fethi Bey soyle diyor:

" Dayakçı öğretmenlere en ağır cazaların verilmesi şarttır. Beceremeyeceksen öğretmen olmayacaksın, bu işin mazereti yok. Pedagojiden, insanlıktan bihaber tiplerin sırf eğitim fakültesi bitirdi diye kolay para kazanmak için atandıkları okullarda bir iki gün geçirip öğretmenevinde okeye dönmesi sürecinde zevk için çocuklarımıza eziyet etmelerine göz yummayalım. Bunları Milli Eğitime filan değil doğrudan emniyete, savcılığa bildirelim. Baktık memurlar işin üstünü örtmeye kalkıyor, yerel ve ulusal medyayı ayaklandıralım. Olmadı Ziya Paşa kavlince oluşturacağımız timlerle okullarda pusuya yatalım, Fatih Terim yöntemiyle kendi işimizi kendimiz görelim. Artık yargıtay da yanımızda, memur dayanışmasını kırmak için şartlar olgunlaşıyor."

Turkiye'de tonla dayakci ogretmen var, ve bunlar ogrenciler ve veliler icin buyuk bir problem olusturuyor. Bunun onune nasil gecebiliriz?

Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir    Borsa Yorumları    Petrol Fiyatları    Standart Sapma

Cevap icin yazinin devamini okuyun.

Bir web sitesi acacaksiniz ve dayakci ogretmenleri afise edeceksiniz. Magdurlar websitesine koyacaginiz bir form ile dayak olayini ve detaylarini aktaracak, ogretmenin adini tipini, varsa fotografini yollayacak. Siz de bunlari websitenize "soyle bir dayak iddiasi varmis" diye koyacaksiniz. Okuyucu yorumlari kismi olacak, boylece dayakci ogretmen de yorumlar kisminda kendisini savunabilecek.

Bu websitesi bu problemi cozmese bile ogrencilerin gicik oldugu ogretmenleri dunya aleme duyurduklari bir platform haline de gelebilir.

Detaylarini siz dusunun.

Ekonomi nedir
Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası
Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir
Iktisat nedir
Nükleer Kirlilik
Nükleer Santraller
Read More!

Issizlik ve Bilgisayar Vergileri

Issizlik ve is firsatlari serisinde yazdigimiz yazilarimiza devam ediyoruz. Bugun ogrenecegimiz temel prensip piyasada yaratilan carpikliklarin degerlendirilmesi olacak.

Eski okuyucularim bilir, bundan 3 sene once kizkardesim $500 (o zamanin parasiyla 700 YTL) harcayarak bir cep telefonu almis ve ben de onu burasi dahil olmak uzere cok elestirmistim. Eger o zaman 700 YTL'yi cep telefonuna degil de faize koymus olsaydi bugun eline 1100 YTL para gecmis olacakti. Gelecek hafta Turkiye'ye giden birileriyle kardesime dizustu (laptop) bilgisayar gonderiyorum. Turkiye'de dizustu bilgisayarlar pahali imis o yuzden bu zahmete giriyorum. Hesapli bir seyler istedi, parasini kendisi odeyecek.

Ben de gittim ona Dell'den Intel Core 2 Duo T5670 1.8GHz 15.4 inch ekran 2GB memory 320 GB sabit disk ve webcam iceren bir dizustu bilgisayar aldim. Fiyati kaca tahmin.

Vergiler dahil $517. Evet, kardesim 3 sene once parasini cep telefonuna yatirmasa bugun bu dizustu bilgisayardan 2 adet alabilirdi. Ama neyse yazimizin konusu bu degil. Yazimizin konusu benzer ozelliklere sahip bilgisayarlarin Turkiye'de neredeyse $1500'a satiliyor olmasi.

Devlet sifir faizle saga sola kredi dagitacagina bilgisayarlara koydugu vergileri cok cok makul seviyelere dusurmelidir. Hindistan fabrika gibi bilgisayar muhendisi yetistirirken bizim universiteler ise yaramaz ziraat, iktisat (iktisat nedir) ve isletmeciler yetistiriyor, bunlarin cogu da ya issiz issiz dolasiyor ya da devlete memur olarak kapagi atmaya cabaliyor. Yoksul Hindistan'daki bilgisayar mezunlari da ayda $1000 maas aliyorlar. Bu rakami kafadan atmiyorum, rakamlar gercekten boyle. Turkiye'de kac tane iktisat mezunu ayda $1000 para kazaniyor? Ben bazen is icabi Hindistan'dan programcilar kiraliyorum ve onlara yaptiklari isin karsiligi olarak saat basina $20 ucret oduyorum. Devlet universitelerinin ve onlara kaynak aktaranlarin artik uyanmasi lazim.

Uyanmazlar ama. O yuzden is sahibi olmayan arkadaslara bu durumdan istifade etmek duser. Birincisi kendi kendilerine (veya birbirlerinden yardim alarak) bilgisayar programlamayi ogrenebilirler. herseyi bilmelerine gerek yok, oncelikle tek bir alanda uzmanlasip daha sonra kendilerini gelistirebilirler. (hafta 80 saat calisarak 3-4 ayda cok seyler ogrenebilirsiniz.)

Ikincisi bilgisayar vergilerini avantaja donusturebilirler. Nasil mi? Bir sirket kurarlar ve Amerika'dan Turkiye'ye tatile gelenlerden kendilerine hesapli bilgisayarlardan getirmelerini ve bunun karsiliginda $800 gibi Amerika'daki fiyatin $200-$300 ustunde bir rakami odeyeceklerini taahhut ederler (ya da ucret tarifesi gibi birsey asarlar internete). Boylece Amerika'dan gelenler problemsiz bir sekilde $200 civarinda bir para kazanarak tatillerini ucuza getirmis olurlar. Daha sonra $800'a aldiklari bilgisayar'i "ikinci el" diyerek $1100-$1200 gibi bir fiyata Turkiye'de rahatlikla satabilmeleri lazim. Detaylarini siz dusunun iste. Burada yaptiginiz vergi makasinin alici, satici ve araci tarafindan paylasilmasidir. Olan devlete olur.

Issizlere gozunuzu acik tutun dedigimizde kastettigimiz budur, firsat coktur, bahane coktur, calisan ve yapan yoktur.
Read More!

Issizlik ve Sifir Faizli Kredi

Dun issizlik uzerine yazdigim yazida genclere bir yandan cok calismalarini bir yandan da gozlerini acik tutmalarini tavsiye ediyordum. ben de gozlerimi onlar icin acik tutmaya basladim ve bunun meyvelerini hemen aldim. Radikal'in haberine gore devlet ihracatciya 100000 dolar kadar sifir faizli kredi veriyormus.

Toplam 650 milyon dolar verilecek kredinin yüzde 30’u kalkınmada öncelikli yörelere, yüzde 70’i de normal ve gelişmiş yörelere verilecekmis ( bkz. yüzde hesabı nasıl yapılır). Kredinin sartlari ise sunlar:

250 kişiden az çalışan istihdam etmek,
yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu 25 milyon YTL’yi aşmamak,
imalat sanayi sektöründe faaliyet göstermek,
KOSGEB veri tabanına kayıtlı ve
ihracat taahhüt eden KOBİ olmak

Bu sartlari saglamak o kadar da zor degil. Gidin Adiyaman'a veya kotasi normalde dolmayan bir yere, uc kurusa bir atolye ve ofis kiralayin, Suriye'ye hurda demir ihrac edin. Senede bir kamyon hurda demir ihrac etseniz yeter (ihrac edecek kimseyi bulamazsaniz, Suriye'de bir ofis acin ve hurda demir ithal edin, ithal ettiginiz demiri sonra tekrardan Turkiye'ye kendinize satin). Alacaginiz 100000 dolari YTL'ye cevirip senede (Yigit Bulut'un veya Gungor Uras'in hesabina gore) $25000 gelir elde edebilirsiniz. Bunun %20'si masraflara gitse geriye kalan $20000 super bir gelir olur. Hatta belki "ulan madem burdayim bari adam akilli calisip bir uretim de yapayim" deyip gercekten de ihracatci falan bile olabilirsiniz.

Is bulamiyorum diye devleti suclamayin, adamlar daha ne yapsinlar, milletten topladiklari paralari boyle saga sola savuruyorlar. Kabahat sizde.
Read More!

Muzekart 2: Ertugrul Gunay Salakmis!!

Gecen gun Kultur bakani Ertugrul Gunay'i oven bir yazi yazmistim, geri aliyorum. Megerse Muzekart'i turistlere de satiyorlarmis. Hadi gerizekali turizmciler rekabet yuzunden yabancilara uc kurusa tatil yaptiriyorlar, Kultur Bakanligi yabanci turistlere niye boyle bir indirim yapiyor?

Yabanci turist A oteli pahali ise B otelinde kalabilir ama Turkiye'ye tatile gelmis, bir daha kimbilir ne zaman gelecek olan turist kalkip da yahu "Topkapi muzesine giris de 5 avroymus, Ingiltere'de bir kahve parasi ama cok pahali, bosver girmeyelim" mi diyecek? New York'ta sadece Metropolitan muzesinin giris ucreti $20, o da tek bir muze. Gidilecek bir suru baska muze var. Simdi Amerika'daki tum muzeler birlesip $20'a muzekart cikarsalar sizce akilli bir hareket mi yapmis olurlar yoksa gerizekalilik mi?

Sosyal demokratlardan harbiden bir halt olmazmis yahu, adamlar ne isletmeden anliyorlar, ne tuketici talebinden, ne de satis yapmaktan. O yuzden de AKP'ye rakip olamiyorlar zaten.

Yabanci turistin talebi cok esnek degil (petrol talebi gibi yani), o yuzden yerlilerin vereceginden cok daha fazla parayi muzelere giris icin odeyebilirler. Yerlileri muzelere cekebilmek icin soyle bir yontem izleyebilirsiniz mesela:

Kultur Bakanligi Muzekart isimli bir kart cikarir ama tum kart cikarma islemlerini Yapi Kredi Bankasi veya Garanti Bankasina devrederek senelik kart basina 20 YTL ucret (bence daha fazla da olabilir bu rakam) alarak yapar. Boylece hem kart satmak derdinden kurtulur, hem sadece yerli vatandaslar alir, hem de cok daha fazla sayida kart satarsin. Insanlar neden bu karti alirlar peki? Cunku zaten cuzdanlarinda bir cesit kart tasiyorlar, A kartini tasimaktansa kendilerine muzelere ucretsiz giris imkani veren Muzekarti tasirlar.

Yabancilara muzekart gibi bir firsat sunmak istiyorsaniz ucreti arttirin. Iki tane muze giris ucretine tum yil her yere bedava giris promosyonu yapilmaz, bu rakamin en az 3-4 olmasi lazim. Ayrica muzelere adamlar bir kere girdilermi iceride turlu turlu mallari, yiyecek ve icecekleri de pahaliya satip gelirleri iyice arttirmanin yoluna bakacaksiniz.

Durduk yere Cuma gunu nesemiz kacti.
Read More!

Erzurum'da Kral Olunur mu?

20 yil once Erzurum'a $70 milyonluk yatirim yapan, simdi de "bu parayi batiya ya da yurtdisina yatirmis olsaydim simdiye kral olmustum" diyen adamin hikayesini Turkish Economy'den okuyabilirsiniz.

Dogu illerine yatirim yapmak akillica mi? Read More!

Selanik Yogurtcusu

Pazar aksamlarini genelde pek hazzetmem. Hayir, ertesi gun is oldugundan degil. Televizyonda, oynanmis, bitmis 90 dakikalik maclarin ardindan saatlerce mac yorumu yapilmasindan… Bu yetmezmis gibi bir de internet sayfalarinin bu konularla isgal edilmesinden fenalik gelir bana. Neyse ki ligler tatilde, kafamiz rahat.

Biliyorum bu kapatma davasi da ayni tadi vermeye basladi bir cogumuz icin. Ergenekon ‘musabakasi’ henuz sona ermemis olsa bile, bu iki konunun gundemi magazin boyutunda isgal etmesi istenmeyen ve rahatsizlik verici bir durum.

Arsivimi karistirken karsilastigim, belki coklarininizin bildigi bir oykuyu paylasmak istedim bu Pazar gununde. Tam da Ekonomix girisimcilik konusunu acmisken, ilgi cekecegini saniyorum.

‘Bir basari oykusu’ tadindaki yazimizi, Erdal Safak’in 19 Haziran 2005 tarihli Sabah Gazetesindeki yazisindan arakliyoruz (tesekkurlerimizi sunarak):

27 Nisan 1909 Salı günü öğleden sonra Yıldız Sarayı'nın -önceden haber verildiği için- ardına kadar açılmış büyük demir kapısından içeri yağız atların çektiği peş peşe dört kupe fayton girdi. Serin, zaman zaman yağmurun çiselediği bir gündü. Mabeynciler dört faytondan inen Meclis-i Milli heyetini saygıyla selamladıktan sonra önlerine düşüp sarayın arz salonuna yönlendirdiler. (Not: Osmanlı Parlamentosu iki kanatlıydı: Bir Meclis-i Mebusan vardı, yani milletvekilleri ya da millet meclisi. Bir de Meclis-i Ayan, yani senato. İkisi birlikte Meclis-i Milli, yani ulusal meclis diye anılıyordu. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Türkiye'nin yaklaşık 20 yıl boyunca yeniden deneyeceği model.) Osmanlı İmparatorluğu'nu 33 yıldır yönetmekte olan 34'üncü padişah II. Abdülhamit geniş pencerelerden Boğaz'ı seyrediyordu. Dalgın ve hüzünlü. Çökmüş ve kamburu çıkmış. Başmabeyinci konukları haber verdi. Ağır adımlarla koltuğa oturdu. Tahtlar çoktan, kendisinden çok önce Topkapı Sarayı'nın hazine dairesine kaldırılmıştı.. Dört kişilik heyet içeri girdi. Biri başkan olduğunu vurgulamak için diğerlerinden bir adım önde. El-etek öpmek yok. Kim bilir o da kaç padişah önce terk edildi... Başlarını hafifçe öne eğerek II. Abdülhamit'i selamladılar. Padişah gelişmeleri biliyordu, heyetin kimlerden oluştuğunu da mabeyn başkatibi Cevat Bey'den öğrenmişti. Kısa bir sessizlikten sonra heyetin başkanı ya da sözcüsü sebeb-i ziyaretlerini anlatmaya başladı. O sözcünün adı Emanuel Karasu'ydu. Selanik Mebusu Karasu özetle Meclis-i Milli'nin Abdülhamit'in hal'ine (tahttan indirme, düşürme) karar verdiğini, kendilerinin bunu tebliğle görevlendirildiklerini söyledi ve hükmü üç sözcükle özetledi: "Millet sizi istemiyor." Abdülhamit'in gizlemeye çalıştığı acıyı ela gözlerinden bir anlığına gelip geçen keder bulutları ele verdi. Gözlerini heyet üyelerinin üstünde gezdirdi. Sırayla. Sonra tane tane konuştu: "Bir Türk padişahına ve İslam halifesine hal' kararını bildirmek için bir Yahudi, bir Ermeni, bir Arnavut ve bir nankörden başkasını bulamadılar mı?" Emanuel Karasu (Yahudi), Aram Efendi (Ermeni), Esat Toptani (Arnavut) ve Ahmet Hikmet Paşa (Abdülhamit'in uzun süre yaverliğini yaptıktan sonra muhalefet saflarına geçen Gürcü) hiç tepki vermedi. (Kimilerine göre, Abdülhamit'i aşağılamak için azınlık unsurlarından oluşan bir heyet seçilmişti. Kimilerine göre ise devletin ve Osmanlı halkının birliğini, bütünlüğünü vurgulamak için, heyette tüm unsurların temsil edilmesi amaçlanmıştı.)

Abdülhamit ve yakınları hemen o gece Sirkeci'den trene bindirilip Selanik'e gönderildi. Selanikli Emanuel Karasu da yıllarca düşlediği bu "son"u görmenin mutluluğuyla, hayatının en unutulmaz gecelerinden birini yaşadı. Emanuel Karasu, Selanik'te doğup büyümüş bir Yahudi'ydi. 400 yıl önce, 1492'de İspanya'dan sürülmüş ve Sultan II. Beyazıt'ın izniyle Selanik'e yerleşmiş Sefarad'lardan. Hukuk öğrenimi görmüştü. Avukatlık yapıyordu ve meslektaşlarının cesaret edemediği garip davaları alıp müvekkillerine kazandırmasıyla ün yapmıştı. 1900'lerin başından söz ediyoruz. Bir ayağı İtalya'daydı o sıralar. İtalyan vatandaşlığına geçtiği çok yıllar sonra ortaya çıktı. Roma ama özellikle Venedik'te kurduğu dostluklar onun bir "ilk"e imza atarak tarihe girmesini sağladı: Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk mason localarını o örgütledi. Önce Selanik'te, ardından İzmir'de, Bursa'da, İstanbul'da. Hatta Osmanlı'nın artık pek hükmünün geçmediği Kahire'de. Locaların ortak genel kurulunda, Türkiye Süprem (Yüksek) Konseyi şöyle oluştu: Prens Aziz Hasan Paşa (general), Cavit Bey (İttihat ve Terakki döneminde Maliye Nazırı oldu, Lozan'daki Türk heyetinde görev aldı, Atatürk'e İzmir'deki suikast girişiminin ardından İttihatçılar'ı temizleme operasyonunda idam edildi), Jozef Sakakini Bey (Kahire locasından), Süleyman Faik Paşa (ordu komutanı), Mehmet Talat Paşa (eski Başvekil), David J. Kohen, Mişel A. Noradungyan, Osman Talat Bey (avukat), Emanuel Karasu (avukat), Dr. Rıza Tevfik Bey (senatör, filozof), Mehmet Arif (avukat), Galip Paşa (general, Emniyet Genel Müdürü), Mehmet Fuat Hulusi Bey (milletvekili, avukat), Sarim Kibar (tüccar), Mithat Şükrü Bey (milletvekili), Rahmi Bey (milletvekili, vali), Katipzade Sabri Bey (tüccar). Bir de loca yönetiminde olmayan perde arkasındaki güçlü isimler vardı Karasu'nun çevresinde. Örneğin Talat Paşa. O yıllarda gizli bir örgüt olan İttihat ve Terakki'ye toplantıları için Selanik'teki mason locasının (Bir İtalyan'ın mülkü olduğu için kapitülasyonlar uyarınca polis, mahkemeden özel izin almadan giremiyordu) kapılarını açtı. O da katıldı örgüte. Çabuk parladı. O kadar ki Resneli Niyazi Bey ve Enver Bey'in dağa çıkmaları sonrası iç savaştan korkan Abdülhamit II. Meşrutiyet'i ilan edince, kutlamalar için Selanik'teki Olimpos Meydanı'ndaki topluluğa hitap edenler arasında o da vardı. Ve de kısa süre sonra yapılacak seçimlerde Meclis-i Mebusan'ın Selanik temsilcileri arasında yer alacaktı. Ailece İstanbul'a taşınacaklar, Karaköy'de, Bankalar Caddesi'ndeki ünlü Assicurazioni Generali Han'da bir büro tutacaktı. Bugün de bir mimarlık şaheseri olarak dimdik ayakta duran o handa Karasu'nun komşularından birkaçını sayalım: Dönemin ünlü bankerleri Couteaux, Whitall, Rossolato, Antoine ve Cesar Vitalis, avukat Braggiotti, mimar Giulio Mongeri (binayı yaratan adam), zemin katın tümüne yayılan Selanik Bankası. Uzatmayalım. Emanuel Karasu, 1912 ve 1914 seçimlerinde de İstanbul temsilcisi olarak Meclis-i Mebusan'da yer aldı. İttihat Terakki iktidarında çok zengin oldu. Denildiğine göre, devletin alım ve satımlarında aracılık yaparak komisyon alıyordu. İttihat ve Terakki'nin çöküşünden ve tüm liderlerinin yurtdışına kaçmalarından sonra o nedense İstanbul'da kaldı. Servetinin önemli bir bölümüne el konuldu. İşgal yıllarında İtalya'ya gitti. Orada sefalet içinde intihar ettiği söylenir.

Ama yanlış. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra 1930'larda döndü. 1934'te son nefesini verdi. Arnavutköy'deki Sefarat Mezarlığı'nda gömülü. Adının çift m ile yazıldığı mezar taşında şöyle deniyor: "İkinci Meşrutiyet'in ileri simalarından İstanbul Mebusu Emmanuel Karasu. Ölüm tarihi: 1934." Mezarlığın kayıtlarına göre 1 Haziran 1934'te toprağa verildi. Emanuel Efendi için son bir not: Siyonizm'in kurucusu Theodor Herzl ile birlikte Abdülhamit'e çıkıp Osmanlı'nın tüm borçlarını üstlenmeleri karşılığı Filistin'den toprak istediği öne sürülür. O da yanlış. Karasu tam tersine anti-siyonistti. O kadar ki, Yahudi cemaati o dönemde ondan şöyle söz ederdi: "Emanuel Karasu se suvyo a la tribuna, i moz enkaşo una pruna." Türkçesi: "Emanuel Karasu kürsüye çıktı ve kazığı yedik." Çünkü Karasu, Meclis-i Mebusan'da azınlıkların da Müslümanlar gibi Osmanlı ordusunda askerlik yapmaları teklifini vermişti. "Cümle Osmanlılar müsavidir ve cümlesi de asker olmalıdır" cümlesiyle noktaladığı uzun konuşmasının ardından önerisi ayakta alkışlarla kabul edilmişti.

O dönemde 80 bin Yahudi ve 20 bin kadar Sabetaycı'nın yaşadığı Selanik'te Karasu'lar önde gelen ailelerden biriydi. Emanuel Efendi'nin hukuk okuduğu yıllarda amcasının oğlu İzak Karasu tıp öğrenimini tercih etti. Muayenehane açtı. Evlendi. Bir oğlu oldu. Adını Daniel koydu. Sonra iki de kızı dünyaya gelecekti. Balkan Savaşları'nda Selanik düşünce, yani Yunanistan tarafından işgal edilince, Yahudi toplulukta büyük bir panik patlak verdi. Çoğu Avrupa yollarına düştü. (Kalanlar 30 yıl sonra, Hitler orduları Yunanistan'ı işgal edince toplama kamplarına gönderilecekti.) Yunanlılar'ın Selanik'e girmelerinden kısa bir süre sonra İzak Karasu, eşi ve oğluyla birlikte İspanya'ya göç etti. Tam 420 yıl sonra, kovuldukları topraklara geri dönüyorlardı. İlginç ayrıntı; İspanya 1492'de Yahudiler'i topluca sürmüş ama vatandaşlıktan çıkarmamıştı. Karasu ailesi Barselona'ya yerleşti. Yıl: 1912. Önce adını Latin alfabesine uyarladı. İzak oldu Isaac, Karasu ise Carasso. Sonra bir muayenehane açtı. Çok az hastası vardı, ailesini geçindirmek için zeytinyağı ticaretine de girişti. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da müthiş bir yoksulluk dönemi başladı. İspanya da bundan nasibini aldı. En çok ilaç sıkıntısı çekiliyordu. Tam da o günlerde Barselona'da çocuklar arasında salgın halinde bağırsak hastalıkları patlak vermesin mi! Gözleri yaşlı anne-babalar kucaklarında bir deri bir kemiğe dönmüş yavrularıyla diğer doktorlar gibi Isaac Karasu'nun da muayenehanesine dayanıyor, "Kurtar çocuğumuzu" diye yalvarıyorlardı. Ama diğer doktorlar gibi Carasso'nun elinden de pek bir şey gelmiyordu. Gözünün önünde ölüp giden çocukların acısıyla uykusunun kaçtığı gecelerin birinde, bir ses yankılandı belleğinde: "Yoğurtçu geldi. Kaymaklı yoğurtlarım var." İrkildi. Selanik'te gün aşırı evlerine bir tepsi kaymaklı yoğurt bırakan Türk satıcının sesiydi bu. Ve "Eureka" çığlıklarıyla hamamdan dışarı koşan Arşimed gibi yataktan fırladı. "Tabii ya" dedi, "Tabii ya." Selanik'te bağırsak hastalıklarının tedavisinde yoğurt kullanıldığını anımsamıştı. Günde üç öğün birer kase yoğurt yediriyorlardı hastaya ve birkaç günde sağlığına kavuşuyordu. Yoğurdun nasıl yapıldığını biliyordu. Hemen ertesi gün, evinin bodrumunu hazırlamaya koyuldu. Orası artık mandıraydı. Birkaç çiftlikten topladığı sütle yoğurt imalatına girişti. Yıl:1919.

Ancak bir sorun vardı. Avrupa'da yoğurt bilinmiyordu. Evet, 1500'lerin ortalarına doğru Kanuni Sultan Süleyman bağırsak enfeksiyonuna yakalanan dostu Fransa Kralı I. François'ya bir yoğurtçu göndermişti. Ne var ki, kral iyileşince yoğurtçu sırlarıyla birlikte İstanbul'a dönmüştü. Kayıtlarda öyle yazıyordu. Isaac Carasso, ürettiği şeyin Balkanlar'da ve Anadolu'da yaygın bir tüketim maddesi olduğunu nasıl anlatabilirdi? Çareyi yoğurdunu ilaç olarak kabul ettirmekte buldu. Ve Carasso'nun yoğurdu eczanelerde satılmaya başladı! Hasta çocuklarda etkisi çok çabuk ortaya çıktı. Doktor meslektaşları ona bir tavsiyede bulundular: Paris'teki Pasteur Enstitüsü'nden fermante edilmiş laktik getirtirse, yoğurdun ömrünü uzatabilirdi. Sözlerini dinledi. Böylece pastörize yoğurt doğacaktı. Ama Isaac Carasso bu buluşun önemini pek kavrayamayacaktı. "İlaç" tutunca, Isaac özel ambalajlar yapmayı akıl etti. Kapakları porselen cam kaseler. Sıra artık ilaca patent almaya gelmişti. Onun için de bir ad koymaya. Bir ışık çaktı; neden oğlunun adı olmasın? Yani minik Daniel'in? Yaşadıkları Barselona'nın yaygın dili Katalanca'da küçük Daniel'in ya da "Daniel'cik"in karşılığı çok hoştu doğrusu: "Danon!" Ancak bu özel ad olduğu ve marka namıyla tescil edemeyeceği için sonuna bir "e" ekledi. Hoşgeldin "Danone" yoğurtları! Yoğurtçuluk çok kısa sürede Isaac'ın asıl mesleği haline gelince oğlunu, Daniel'i onun "tahsili" ni yapmaya gönderdi Fransa'ya: Marsilya'da ticaret lisesinde okuttu. İşin pazarlama, satış, muhasebe bölümünü bilimsel olarak öğrenmesi için. Ardından Paris'te Pasteur Enstitüsü'nde bakteriyoloji stajı yaptırdı. İşin üretim aşamasına hakim olabilmesi için. Daniel öğreniminden sonra Fransa'da kaldı, çünkü babası, Isaac Carasso dünyadan göçmüştü. 6 Şubat 1929'da, Paris'te 18'inci bölgedeki bir dükkanda "Danone Yoğurtları Paris Şirketi" kapılarını açtı. Onu 1932'de Levallois-Perret'te ilk fabrika izledi. Danone imparatorluğu işte böyle doğdu. Bugün öyle bir imparatorluk ki o, 5 kıtada at koşturuyor. Cirosu 15 milyar euro'nun üstünde. 100 bin kişi çalıştırıyor.

- Sütlü ürünlerde dünya birincisi: 18 ülkede (Türkiye dahil) 48 fabrikası var.
- Şişe suyunda dünya ikincisi: 13 ülkede (Türkiye dahil) 97 fabrikası var. - Bisküvi ve tahıllı kahvaltı ürünlerinde dünya ikincisi: 21 ülkede 53 fabrikası var.

İmparatorluğa -babasının sayesinde- adını verilen Daniel Carasso, Daniel'cik, Danone hala hayatta. 99 yaşında. Barselona'da yaşıyor. Uzun yaşamasının sırrı mı? Herhalde söylemeye gerek yok; her gün birkaç kase yoğurt!
Read More!

Girisimcilik Nedir? Nasil Girisimci Olunur?

Girisimcilik nedir, nasil girisimci olunur diye merak edenler icin Hurriyet'ten bir girisimcilik haberi:

Irak, 2 yıl önce Doğu Anadolu Kalkınma Programı kapsamında oluşturulan seracılık projesi ile kentte örtüaltı sebzeciliğin yapılabileceğini göstermeyi amaçladıklarını belirtti.Geçen yıl tamamlanan projenin amacına ulaştığını, iyi sonuç alınması üzerine projenin bu yıl da devam ettiğini anlatan Irak, şöyle devam etti:“Geçen yılki sonuçlarla, seracılığın Akdeniz bölgesinde değil, başta Van olmak üzere, Doğu Anadolu Bölgesinde yapılmasının daha karlı olacağını kanıtlamış bulunuyoruz. Geçen yıl tek ekimde, 1 dekarlık alandan 24 ton salatalık ve 22 ton domates elde ettik. Bu miktar, diğer bölgelerde elde edilen ürünün yaklaşık 2 katıdır.”Geçen yıl 12 kadının seralarda ücret karşılığı çalışarak örtüaltı sebzecilik eğitimi aldığını bildiren Irak, bu yıl İş-Kur fonlarından desteklenen proje kapsamında yine 10 kadına eğitim verildiğini ifade etti.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Bu konuyu haber yapan gazeteci arkadasimiz sormamis ama ben sorayim:

Arkadas madem oyle Akdeniz Bolgesinde elde edilen verimin 2 KATI verim elde ediyorsunuz niye hala ufak olcekte devam ediyorsunuz. 10 kadina egitim verecegine 10 bin kadina egitim ver, bolge de zenginlessin, ulke de. Bir sirket kur, borsaya acil, kapsam genislet, hem kendin zengin ol, hem de yatirimcilarin.

Adamin verdigi rakamlarda bir bit yenigi var ama nedir bilemem.
Read More!

Taksi Plakalari Piyasasi

Internette arama yaptikca bu konuda karsimiza yeni bilgiler cikiyor. Aksam gazetesinde 2.5 yil once cikan bir haberde carpici buldugumuz bazi noktalar sunlar:

1. Istanbul'da 18 bin adet kayitli taksi varmis, bu bilgiyi baska yerlerde de gorduk.

2. Taksi Plakasi Piyasasinin Merkezi Bagcilar Oto Center imis, burada bulunan 5-6 galericinin ellerinde 400 kadar plaka varmis, bunlar fiyatlari kendi aralarinda belirliyorlarmis.

3. "Taksimetre açtıklarında 15 YTL yazan bir yere korsanların 10-12 YTL'ye gittiğini anlatan taksiciler, korsan taksinin yoğunlukta olduğu yerlerde müşteri bulmalarının çok zor olduğunu bildirdi." Bu rakamlardan taksi ucretlerinde odenilen rakamin %20-33 civarindaki kisminin taksi plakasina gittigi sonucunu cikariyoruz. Demek ki bizim kabaca hesapladigimiz %25 rakami dogru gibi.

4. "Taksicilerin hemen hepsinin ortak görüşü ise plaka kiralamanın kaldırılması. Onlar plaka sahiplerinin bu işi yapması gerektiğini belirterek,'Böylece bu işi meslek edinenler taksicilik yapacak, kimse kimsenin sırtından da haksız kazanç elde edemeyecek. Yetkililerinözellikle bu soruna çözüm bulmalarını istiyoruz' dediler." Bu ifadelerden taksicilerin ekonomiden zerre kadar anlamadigi sonucunu cikariyoruz. Zaten aksini beklemek absurd olurdu.

Devletin mikro reform ozurlusu olmasini goz onune alirsak soruna cozumu yine piyasanin buldugunu soyleyebiliriz: korsan taksiler. Kafayi biraz calistirip organize olurlarsa ve teknoloji kullanirlarsa cep telefonundan tum Istanbul'a hizmet verebilirler. Bu 2-3 milyar dolarlik bir piyasa, Koc Sabanci el atmiyorsa parasi olan diger sirketlerin rahatlikla yapabilecegi bir is. Kanuni bosluk da muhakkak vardir. Mesela sirketin sundugu hizmeti "muzik dinletme" olarak tanimlarsiniz, bu hizmeti alan kisilere de bedava tasima hizmeti vereceginizi soylerseniz olabilir. Senelerce gazetelerimiz "gazete satiyoruz" kisvesi altinda pazarlamacilik yapmadilar mi? Biz de muzik hizmeti veriyoruz deyip taksicilik yapariz, muzik hizmeti vermeye bir kisitlama oldugunu zannetmiyorum.

Arkasi saglam, cebi derin birisi ilgilenirlerse kendilerine danismanlik yapabiliriz, Accenture'da calisan bir kac arkadas da yardimci olur, teknolojik altyapisini kurariz, cok zor degil. Read More!

Elektrik Fiyatlari

Serhan Cevik Turkiye'deki elektrik fiyatlarinin Avrupa ortalamasinin yarisindan biraz fazla oldugunu soyluyor. Benzin fiyatlari ise Avrupa ortalamasinin uzerinde seyrediyor. Demek ki Turkiye'de elektrikle calisan (gece prize tak, pilleri sabaha kadar doldur; pil biterse benzinle calismaya devam eden) otomobil uretmenin zamani coktan gelmis. Gerci tuple calisan otomobiller de guzel fikir, bir sekilde Avrupa'ya ithal ederek iyi para kazanabiliriz. Read More!

Is Fikri, is olarak ne yapalim?

Bos bos konusmayalim dedik, insanlara girisimci olmalarini salik veriyoruz ama bu sozlerimiz biraz havada kaliyor gibi. O yuzden iki tane is fikrini burada okurlarimizla paylasalim dedik. Sizin de paylasamak istediginiz fikirleriniz olursa yorumlar kisminda belirtebilirsiniz. Belki de bir ortak bulursunuz burada fikrinize.

Ilk fikrimize gecelim. Bunlar dusuk sermayeyle baslanabilecek isler. Birinci fikrimiz biyodizel sistem pazarlamasi. Ciftcilerin evlerinde kucuk olcekte biyodizel uretmelerini saglayacak bu tur sistemler $2000-$3000'dan musteri bulabiliyor. Genellikle evde biyodizel uretmek maliyetlidir, ancak ulkemizdeki yuksek akaryakit vergilerinden oturu evde ureteceginiz biyodizel benzinciden alacaginiz biyodizelden daha ucuza gelecektir. Bu yuzden bu urune olumlu yaklasacak bir cok musteri bulabilirsiniz. Baslangicta kucuk bir sermaye ile 2-3 tane sistem alabilir ve daha sonra elde ettiginiz karlari da ekleyerek isletmenizi buyutebilirsiniz. Devletin evde uretilen biyodizel'e etkin bir sekilde vergi koyma gibi bir durumu en azindan kisa vadede olamaz. Ciftciler de urettikleri biyodizeli kendileri kullanacagi icin (satmalari halinde yasalari cignemis olacaklardir) maliyetlerinde dusus gozlemleyeceklerdir.

Iflas Nedir  Borsa Nedir  Hisse Senedi Nedir  Risk Nedir  Libor Nedir  Ikame Etkisi Nedir

Ikinci fikrimizin babasi Salih Neftci, kendisi gelecegin en onemli dillerinden bir tanesinin Cince olacagini tahmin etmisti. Fikrimiz su: hocalarinin tamami Cinli (mandarin konusan) olacak bir anaokulu kurulmasi. Bu anaokulunda 1-6 yas arasindaki cocuklara Cinceyi aylik 500 YTL gibi bir ucrete 3 yilda ogretebilirsiniz. Cinli hocalari asgari ucretten istihdam edip el altindan ek odeme yaparak iscilik maliyetlerinizi dusurebilirsiniz. Zaten bu adamlara Cin'de kazanabileceklerinin 3 kati bir para oderseniz calistiracak tonla adam bulabilirsiniz. Aylik yaklasik 1000 YTL gibi bir rakam bu. Bir hoca 8 ogrenciye bakarsa karinizi siz hesaplayin!! Bu fikrin ilk halinde Cince yerine Ingilizce ogretmeyi hedefliyorduk ama maliyetler ve fiyat daha yukari bir seviyede seyrediyordu. Ayni fikri Rusca, Ispanyolca, vs. gibi diger dillere de uygulayabilirsiniz.

Bakalim sizlerden ne tur fikirler gelecek?

Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası
Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir
Iktisat nedir
Nükleer Kirlilik
Nükleer Santraller
Nükleer Enerjinin Zararları
Gönüllü Çevreci Kuruluşlar
Borsa Yorumları
Altın Yorumları Read More!

Alkislar Kartal'a

Hurriyet'te okudugum bir haber beni cok memnun etti. Belediyeler artik cok daha akilli kisiler tarafindan yonetiliyor imajini veriyor.

"İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi ve Kartal Belediyesi; ilçenin, yaklaşık 2.5 milyon nüfus için çekim merkezi olmasını amaçlayan stratejinin somut adımlarını atıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi nisan ayında D-100 karayolu ile Kartal sahili arasındaki 550 hektarlık alan için uluslararası proje fikirlerini açıklayacak. Kartal Belediyesi ise bu projeler kapsamında ilçenin dönüşümünü sağlıklı şekilde sonuçlandırmak için ’belediyeciliğin kitabını’ yeniden yazıyor. "

Bravo!!! Read More!

Girisimciler Neler Yapabilir?

Girisimciler neler yapabilirler? Turkiye’nin en buyuk avantaji Avrupa gibi cok buyuk bir pazara cok yakin olmasidir. Avrupa’da, gidenler bilir, ucretler yuksektir ve bunun bir yan etkisi olarak fiyatlar da yuksektir. Ticaret fiyat farkliliklari olan bolgeler arasinda arbitraj yapilmasi ilkesine dayanir Potansiyel olarak Turkiye’de dusuk fiyatli ne varsa Avrupa’nin kullanimina sunulabilir. Herkesin aklina ilk gelen sektor imalat sanayidir. Dogrudur ama daha karli baska alanlar da var. Bunlardan biri kalici turizmdir. Turkiye’nin bati ve guneyi kislari cok sicak bir iklime sahip (evet kisin gunduz 10-12 derece oldukca sicaktir). Avrupa’nin giderek artan yasli nufusuna buralarda siteler satilarak, kasabalar kurularak Turkiye’ye gelmeleri ve harcamalarinin tamamini aylarca Turkiye’de yapmalari saglanabilir. Kilise mi istiyorlar, domuz kasabi mi istiyorlar, ne istiyorlarsa izin verilmelidir. Turkiye’ye gecen sene rekor sayida 21 milyon turist geldi. Bunlarin cogu 7 gun civarinda kalip $600 civarinda para harcayip ulkelerine donuyorlar. Kalici turistler ulkede 6 ay zaman gecirip en az $7500 para harcarlar. Ayrica sadece yemege icmeye ulasima degil, diger tuketim urunleri alanlarina ve ozellikle saglik sektorune de buyuk katkilar saglarlar. Bunun diger bir faydasi da ulkedeki gayrimenkul fiyatlarinin artacak talep dolayisiyla daha yukari bir seviyeye gelmesini saglar Turkiye’nin guney ve bati bolgelerinde yaklasik 5 milyon adet konut var, konut fiyatlarinda $20000 dolarlik kalici bir artis oldugunu varsayarsak bunu sonucunda (bu tamamen tahmini ve size sadece bir fikir vermesi acisindan onemli) konut sahibi insanlarin varliklarinda toplam 100 milyar dolarlik bir artisa neden olur. Az degil.

Girisimciler icin diger bir alan, saglik turizmi. Simdilik sadece goz ameliyatlari icin bazi sirketlerce yapilan bu uygulama Avrupa’daki buyuk ozel saglik sigortasi sirketleriyle anlasilarak bir cok saglik alaninda (cok pahali ameliyatlarda ozellikle) uygulama gelistirilebilir. Hatta bazi Turk hastaneleri Avrupa’da klinikler acarak internet uzerinden (Hasta Avrupa’da bilgisayar ekrani karsisinda, doktor Antalya’da bilgisayar karsisinda) hasta muayene edebilir ve ciddi durumlarda hasta Turkiye’ye getirilerek tedavisi burada yapilir. Bir kac sene sonar Amerika ve Hindistan arasinda bu tur uygulamalari gormeye baslayacagiz gibime geliyor.

Diger bir alan, bilgisayar yazilimlari, muhasebe islemleri, data entry (veri girilmesi) turu islemler, etc.

Bunlarin olabilmesi icin gerekenler is kanunlari ve uygulamalarinin girisimcilerin islerini kolaylastiricak sekilde gelistirilmesi, iyi egitilmis bir is gucu, ve ucuz faizlerdir. Turkiye’nin riski azaliyor (risk nedir?), dolayisiyla faizler dusuyor. Iyi egitilmis isgucu miktarinda artislar var; hukuki duzenleme ve uygulamalarda da iyilesmeler var. Busebeplerden dolayi Turkiye’nin girisimlerinde ve girisimcilerinde ileriki yillarda buyuk artislar bekliyorum. Turkiye’yi asagidan gelen buyuk sayidaki genc nufusun neden olacagi buyuk issizlik artislarindan ancak yukarida bahsettigim turden girisim ve girisimciler koruyabilir. Read More!