Tibet'in sürgündeki ruhani lideri Dalay Lama, kendisinin ruhen, ana amacı 'nasıl kar edilir' olan kapitalizmi reddeden bir Marksist olduğunu söyledi.
Dalay Lama, 4 günlük ziyarette bulunmak amacıyla geldiği ABD'nin New York kentinde düzenlediği basın toplantısında, Marksizmin, servetin eşit dağılımı konusuyla ilgilenen, tek, doğru etik ekonomi sistemi olduğunu savundu.
Radio City Müzik Salonu'nda öğleden sonra vereceği paralı eğitim seansından önce basının karşısına çıkan 74 yaşındaki Dalay Lama, kendisine yöneltilen, "verdiği ruhani dersleri almak için insanların para ödemek zorunda olması hakkında ne düşündüğü" sorusunu, "Bu organizatörlerle ilgili bir durum. Benimle ilişkisi yok" diye yanıtladı.
Kendisiyle çalışan organizatörlere her zaman biletleri düşük fiyattan satmalarını söylediğini, kendisinin de şahsen hiçbir zaman ödeme kabul etmediğini belirten Dalay Lama, katıldığı toplantılardan elde edilen gelirin bir kısmının açlıkla mücadele ve diğer sahalarda faaliyet gösteren yardım kuruluşlarına aktarıldığını vurguladı.
Bazı dostlarının kendisine, hala bir Marksist olduğundan bahsetmemesini istediğine işaret eden Dalay Lama, kendisinin, pek çok Batı demokrasisinin amacının, sosyal hastalıklara katkı sağlayan ekonomik eşitsizlikleri yaratarak "sadece kar etmek" olduğuna inandığı için Marksist olduğunu söyledi.
Dalay Lama "Ancak Çin'de olduğu gibi otoriter hükümetlerce uygulanan Marksizm, bağımsız yargının, hür basının ve Çin yönetimindeki Tibet'teki Budistlerin insan haklarının bulunmaması nedeniyle baskıcıdır" dedi.
"Boşluk" ve "aydınlanma yolu" felsefi kavramları hakkında konuşma yapacak olan Dalay Lama'nın eğitim seansı için biletlerin 20 ile 30 dolar arasında satılmasına karşın, internet sitelerinde 700 doları bulan fiyatlardan yeniden satışa sunulduğu belirtiliyor.
Dalay Lama'nın bugün ve yarın 4 ayrı eğitim semineri daha vermesi bekleniyor.
Kapitalizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kapitalizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dalay Lama: Ruhen bir marksistim
Parayı Veren Düdüğü Çalar Fıkrası, Anlamı ve Nasrettin Hoca
Nasrettin Hoca ayrıca finansal piyasalar hakkındaki yıllarını ve sayısız gecelerini harcayarak edindiği bilgileri piyasaların gidişatını takip edebilmek için harcadığı mesailerle birleştirerek piyasaların gidişatı hakkında güncel analiz ve yorumlarını da okuyucuların hizmetine sunmuş (bkz. blog nedir).
Herkesin hizmetine sunmuş ama ortada tek bir problem varmış. Kitap piyasada 10-15 TL arasında bir fiyata Nisan ayının sonunda satılmaya başlanacakmış, piyasaların gidişatı hakkındaki yorumlara ulaşmak için de $12 ödeyerek üye olmak gerekiyormuş. Üye olacak parası olmayanlar da blogda “ne nedir” başlıklı yazılar yazarak veya kendi bloglarında Ekonomi Türk blogunda yazılmış “ne nedir” başlıklı yazılara bağlantı vererek, yani kendi zamanlarını harcayarak, yazılara erişebiliyorlarmış. Bedavadan yazı okumaya alışmış bir grup okuyucu Serkan Ünal isimli yazarımızın "pi sayısı nedir" yazısına not bırakarak “Nasrettin Hocam, yazılara bedavaya ulaşamıyoruz yahu” diyerek serzenişte bulunmuşlar.
Nasrettin Hoca da onlara “Ulan deyyuslar, Serkan Ünal gibi hem para vererek bloga üye olan, hem karşılıksız yazı yazarak blogun ziyaretçilerini ve reklam gelirlerini arttırmaya çalışan, hem de kendi blogundan yine karşılık beklemeden bizim yazılarımıza link veren melek gibi adamı hırpalamayı bırakın, düdüğü çalmak istiyorsanız taşın altına siz de elinizi koyun. Parayı vere düdüğü çalar” diyerek cevap vermiş. Nasrettin Hoca sosyalist değildir, komünist veya faşist de değildir. Nasrettin Hoca değerli zamanını harcayarak bir kaç kişiye piyasa fiyatının çok çok altına hizmet vermeye çalışan, parayı veren düdüğü çalar diyen iyi niyetli bir kapitalisttir.
Blogun gidişatından memnun değilseniz gelin gönüllü olun, adam gibi yazıları siz yazın. Deniz Gökçe’nin toplantısını sabote eden sosyalist vandallar gibi davranmayın. Benim istifa etmemi ve Ekonomi Türk blogunun sirke döndüğünü söyleyenlere de tek bir sözüm var: begenmiyorsaniz okumayin, eskiyi ariyorsaniz hem yeni blogumuza uye olun hem de Nisan sonunda piyasaya cikacak kitabimizi okuyun.
Read More!
Kapitalizm bir ahlak sistemidir.
Ekşi sözlük'te birakbana vidividi rumuzu ile yazan yazarın Kapitalizm nedir? sorusuna verilmiş, oldukça doğru cevabını paylaşacağım. Cevap aslında sosyalizm'in tanımını içeren daha uzun bir yazının içinde yer alıyor:
Kapitalizm bir ekonomik model olmaktan önce, bir ahlak sistemidir, ve diğer ahlak sistemlerinin aksine bireyi merkeze alan tek sistemdir. kapitalist toplumda ilişkiler gönüllülük esasına ve sözleşmeye dayanır. Devletin tek görevi bu ilişkilerin gönüllülük esasıyla devamını temin etmektir. Devlet bu görevden türeyen üç fonksiyonun yerine getirilmesi için vardır. Kişiler arasındaki gönüllülük ilkesine halel getirecek güçleri etkisiz hale getirecek hukuk sistemini ve kolluk kuvvetlerini kurmak ve devam ettirmek. (bu gücü kullanan taraf devletin kendi vatandaşı olabileceği gibi yabancı bir devlet de olabilir.) Yani kapitalist devletin üç azası vardır: polis, asker ve mahkemeler.
kapitalist devlet dini bakımdan laik olduğu gibi ekonomik olarak da laiktir. devlet yönetiminde ekonomik güdülerle hareket edilmez, devletin mülkiyet üzerinde hakkı veya tekeli yoktur, devlet hiç bir ekonomik kaynağın işletilmesi, satılması, tahsis edilmesi gibi işlerle uğraşmaz. devletin kültür, turizm, eğitim, din, sosyal, sağlık, ekonomi politikası yoktur; bunlar vatandaşların kendi aralarındaki sözleşmeler ile yönetilmeye bırakılmıştır. devlet yalnızca bu sözleşmelerin yerine getirildiğini temin edecek önlemleri almakla mükelleftir.Read More!
dolayısıyla böyle bir toplumda rüşvet, adam kayırma, hemşericilik, peşkeş vesaire gibi ahlaki hastalıkların barınması mümkün değildir. devletten rüşvet ile elde edilecek bir fayda yoktur, devlet hiç bir kaynağa sahip olmadığı için hiç bir şeyi peşkeş çekemez, devlet bürokrasisi bir rant kapısı olmaktan çıkar, alelade bir hizmet sektörü pozisyonu haline gelir. devlet teşvik dağıtamaz, asgari ücret belirleyemez, şu veya bu firmayı kayıramaz, vesaire.
dolayısıyla, devletçi toplumun hastalıkları olan çeteleşme, yolsuzluk, peşkeş, rüşvet, haraç v.s. kapitalizm eleştirisi değildir, emperyalist amerika, sömürgeci batı gibi argümanlar da kapitalizm eleştirisi değildir, emperyalizm ve sömürgecilik eleştirisidir. ideal kapitalist devletin, birincisi emperyalizm ve sömürgecilik yapacak mali gücü yoktur, ikincisi de bunlardan elde edeceği bir fayda yoktur. emperyalizm, sömürgecilik, milliyetçilik ve ırkçılık ahlaki düzlemde (ya da ahlaki çukurda) sosyalizm ile yanyana, koyun koyunadır. bunların hepsi de kolektivizmin ve kabileciliğin farklı tezahürleridir. hepsi de hırsızlığı meşru görür, hepsi de bireyi birey olarak değil bir grubun üyesi olarak tanımlar, ve bu gruba aidiyet ile haklarını çiğneyeceğine veya teslim edeceğine karar verir. sosyalizm, bireyleri üretim araçlarının sahipleri ve diğerleri olarak ayırır, ve ilki aleyhine ikincisi lehine hırsızlığı meşru görür.
Komünizm nedir?
Komünizm aslinda Platodan baslayan bir dusunce urunu,marx ve engelden once Th. More,T.Campanella,Charles Fourier,R.Owen,C.H de Saint Simon sadece bazilari bu dusunce sistemine katkida bulunanlardan. Fransiz ihtilali ile tekrar kipirdayan ,endustriyel devrimle iyice populer olan bu akim mulkiyetin ortak olmasi dusuncesiyle baslayip gelisen maasin,paranin olmadigi,devlet ve benzeri yapilanmalari reddeden,isci sinifini ozgurlestirmeyi amac edinen bir dusunce sistemi sekline burundu.
Kendi icinde bircok farkli dusunceye ayrildi.marxist,leninist,stalinist,maosit,trockist(demokratik haklari savunan,sscb benzeri yapiya inanmayanlar),anarsistler (otorite tanimayanlar,hala avrupada arada bir dukkanlara saldiran fransada tgv tren hatlarina sabotaj duzenleyen gruplardan).bazisi toplumun kendiliginden komunism topluma dogru yonelecegini beklerken lenin gibileri bunun ancak devrimle olabilecegine inaniyordu.
Komunismden bahsederken kisaca marxdan bahsetmek sart,protestanliga donen yahudi asilli babasinin dini yonlendirmeleri yerine sosyalist dusuncelere inanan marx,almanyada ve fransada yasama imkani bulamayinca,ingiltereye gitmisdir.
Marx manchester da aldigi ekonomik egitimden sonra kapitalizmin ekonomik teorisini yine ekonomik teoriyle sorgulamaya basladi, emek deger teorisi, kar oranlarinin dusme egilimi teorisinini,arti deger teorisini gelistirdi .Isin ironisi avrupada yasam alani bulamayan ve kacmak zorunda kalan marx'a kapitalismin en yogun yasandigi ingilterenin siginak olmasidir.Elestirdigi kapitalist sistemin malzemesini yine kendisine siginak olan ingiltere vermisdir.Marxist analizmin en guclu noktasi,ekonomi,tarih,sosyaloji ve felsefeyi analizlerinde kullanmalaridir (Turkiyede marxist ekonomisyenlerden bazilar,korkut boratav,erinc yeldan,izzettin onder dirler).
Cogumuz marxin alienation-yabancilasma teorisini bilmeyiz, mahmut esat bozkurt gibi saga yakin biri bile zamaninda marx i takdir etmis,marx in filazofisinin ogrenilmesinin yararli olacagini dusunmusdur(marx ve Turkler).
Marxin sabah fabrikada calistiktan sonra ogleden sonra baliga tutmaya gitme fikri ilgincdir.Kapitalizm in insani kendine yabancilastirmasi konusunu ve insanin kendine yabancilasmasini ele alisi felsefi anlamda ilginc konulardir. Marxin "insanin tamamen ozgur olma" fikrini okumaya,ogrenmeye deger dusunuyorum.(aslinda marxin filozofik dusunceleri ekonomik analizlerinden cok daha ilginc), yine dilalektik materyalist analiz sekli takdir edilecek seylerdendir.
Turkiyede ise komunist genellikle dinsiz, Allaha inamayan, sakalli, pasakli insanlar olarak gorulur,komunist dusunce sistemi elestirilmek yerine ,goruntuleri,inanclari elestirilir.Tabi turkiyede bircok komunist silahli mucadele veren orgutun bulunmasi, komunist fikirlerin taraf bulmasi icin yardimci olmayip onlari daha da marjinal hale sokuyor ve yuzde bir oy oranlarinda seyrediyorlar.Avrupada ise komunist milletvekilleri,belediye baskanlari gormek siradan seylerdendir.
Son olarak ,Komunismi getirecegini soyleyen komünistler ve kurduklari yapi sonunda hep totaliter yonetimlere gitti,george orwellin animal farm hikayesi bu olayi cok iyi isliyor(tavsiye ederim ,bu olayi aslinda cok iyi anlatiyor.Nasil fransiz devrimi kraliyet sinifini yikip,buyuk bir terorun ardindan kendi "aristokrat burokrasi sinifini" yarattiysa,esitlik,ortaklik adi altinda gelen komunist yonetimlerde kendi yuksek yonetici tabaklarini,kendi elestirdikleri esitsizlileri yarattilar.Kendileriyle ayni dusunmeyen insanlar icin icin ise son trockinin basina gelenler gibi olmusdur.bknz Trotsky cinayeti
Komunist komunizm kavramlari ilginc seyler,komunistler bir gun avrupada irkcilara karsi yabancilari savunup kavga yaparken baska zaman kambocyada binlerce kendi insanini olduruyor. Benim icin komunism dendiginde aklima gelen su cumle oluyor. The path to hell is paved with good intentions.
Sosyalist,komunizt ekonomik teori surekli elestirildi,L.von mises planlamanin piyasalarda anarsiye yolacagini soylemisdir;keynes marxism icin mantiksiz bir doktrin demisdir,bknz The End Of Laissez-Faire. Daha yeni ekonomistlerden nobel odullu stiglitz information problemlerinden dollayi merkezi planlamaci bu ekonomilerin calismadigini soyledi. Bu sistemlerde Incentive, motivasyon her zaman bir sorun teskil etti.Baslangicda yakalanan buyume rakamlari sonralari durdu.Gorbocov tarafindan sistemi duzeltme calismalarinda heryeni mudahalede sistemi kapitalizme daha cok yaklastirdi. Sscb nin yikilmasi,cinin kapitalist ekonomik yapiya girmesi komunizm,komunist tartismalarinda yeni yerlere yonlenirdi.
Bugun geldigimiz noktada sosyalist,komunist siniflandirmasi cok degisti. Bugun avrupadaki sosyalistler,sosyal demokrat adi altinda serbest piyasa sistemine inan kisilerdir,yine ayni sekilde komunistler silahli devrim ozleminden vazgecmis piyasa ekonomisi ile daha barisik insanlardir.
Bu yazida komünizm nedir sorusuna cevap verdik, bu konuyla alakali asagidaki yazilari da okuyabilirsiniz:
Komunist nedir, kapitalizm nedir kapitalist nedir, Faşizm nedir
Marx, Keynes, Von mises Read More!
Kapitalizm nedir? Kapitalist Nedir? Bir Kapitalist'in Kaleminden
Kapitalist ise başkasının çalışıp biriktirdiğinde gözü olmayan, çalışmanın, üretmenin, ve tasarruf etmenin faziletine inanmış, her şeyi devletten beklemeyen karıncalara, parayı verip düdüğü çalanlara, kendi bacağından asılan koyunlara, ve başkasının değil kendi eşeğini harıl harıl arayanlara verilen isimdir. Bu özelliklerinden dolayı kapitalizm kapitalist ülkelerin diğer tüm sistemlere kıyasla uzun vadede daha yüksek hızlarda büyümesini sağlar. Kapitalizmin özü “incentives matter” sözüdür, yani insanlar işin ucunda bir havuç varsa gayret gösterirler veya diğer bir ifade ile aç ayı oynamaz. Arşimet’in dediği “bana yeterince buyuk bir havuç verin dünyayı yerinden oynatayım” sözü doğrudur.
Kapitalizm için “vahşi” sıfatı yanlış bir şekilde kullanılır ve kapitalizmde “orman kanunlarının” hüküm sürdüğü zannedilir. Hiç alakası yok, kapitalizm futbol gibi herkesin aynı kurallar içerisinde rekabet ettiği, elle oynamanın, faüllü oynamanın yasaklandığı bir sistemdir. O yüzden de asli görevlerini hakkıyla yerine getiren bir devlet kapitalizmin olmazsa olmaz şartıdır. Devletin asli görevleri ise güvenliği ve adaleti sağlamaktır, ekonomik aktörlerin kanunlara uymasını, birbirlerinin haklarına saygılı olmasını sağlarken mülkiyet haklarını korumaktır. Devletin görevi Ali’nin küllahını Veli’ye, Veli’nin külahını Ali’ye giydirmek değildir, Robin Hood’luk yapmak hiç değildir (bkz. sosyalizm).
Kapitalizm nedir ve kapitalist nedir sorularına bu yazıda cevap verdik. Bir sonraki yazımızda devlet nedir sorusuna cevap vereceğiz.
Borsa Yorumları
Altın Yorumları
Borsa nedir?
Borsa nasıl oynanır
Hisse Yorumları Read More!
Tuketici Haklari ve Kapitalizm
Yazan:
Blog Sahibi
Salı, Aralık 22, 2009
Konular:
Ekonomix,
Hukuk ve Hayat,
Kapitalizm
10
Yorum Var.
Ulkemizdeki ekonomi cahilleri liberalizmi, serbest piyasa ekonomisini, ve kapitalizmi herkesin istedigi gibi at kosturdugu, vahsi bati kivaminda bir sistem olarak algiliyorlar. Alakasi yok. Kapitalizmi kapitalizm yapan altyapisi, kanunlari, kurallaridir. Haa bu kurallar dahilinde serbest piyasada rekabet edebildigin kadar rekabet ediyorsun, yetenekleri olmayanlar islerini ve sirketlerini kaybederken, basarili modelleri olanlar ve caliskanlar yenilikler yaratarak zenginlesiyor ve refaha ulasiyor. Kapitalizm sayesinde gelismemis ulkelerde 15 kurusa sac kesen berberler dahi, 15 dolara sac kesmeye basliyorlar. (Amerika'daki berberlerin kazanci neden daha yuksek zannediyorsunuz, cok super sac kestikleri icin mi?)
Amerikan kapitalizminin basarili olmasinin baska bir sebebi ise tuketici haklarinin hem kanunlar ile hem de sirketler tarafindan korunuyor olmasi. Yanlis okumadiniz, sirketler tuketici haklarini koruyor. Amerika'da tuketici haklarini korumak rekabetin diger bir boyutu olarak karsimiza cikiyor. Gecenlerde bir arkadas Nordstrom isimli "Boyner" turu bir magazadan 6 ay once aldigi ayakkabilari yenisiyle degistirmis. Ne soyledin de 6 ay giydigin ayakkabiyi adamlar yenisiyle degistirdiler diye sordum. Cevabi "ayakkabilarimi degistirmek istiyorum dedim, degistirdiler" oldu. Burada sirketler cogu zaman musterilerle tartismak ve onlari kirmak yerine onlarla anlasarak problemi buyumeden tatliya baglamanin cok daha ucuz oldugunu kesfetmisler. Zaten is mahkemeye uzadigi zaman cogu zaman sirketlerin cok buyuk bedeller odedigini gazetelerden de okuyorsunuz. Mesela bundan bir 10 sene kadar once McDonalds'da birisi yeni aldigi kahveyi uzerine dokerek kendini yakmis ve bundan da McDonalds'i suclamisti. Is mahkemeye gittiginde $3 milyon gibi bir rakami tazminat olarak kazanmisti. Buradaki avukat ucretlerini vs. dusundugunuzde sirket olarak uygulayabileceginiz en iyi politika musteri memnuniyeti olarak karsiniza cikiyor.
Musteriler de sirketlerin bu yaklasimlarina olumlu yaklasiyorlar. Mesela alisverise gittiginizde bir mali alayim mi, ya kucuk gelirse ya da sonradan fikrimi degistirirsem, ya da evdekiler bir laf ederse vs. seklinde kaygilariniz var ise Turkiye'de bu mali almazsiniz. Bes dakika once satin aldiginiz mali iade etmek isteseniz satici size binbir gucluk cikarir cunku, her tarafa "satilan mal geri alinmaz" yazilari yazilmistir. Amerika'da ise mali alirsiniz, begenmezseniz geri getirirsiniz. Hatta bu yuzden bir suru insan cok begenmedigi mallari bile "sonra gelir degistiririm" mantigiyla satin alip ya unuttugundan ya da usendiginden degistirmeden bir kenara atip unutuyor.
Turkiye'deki insanlarin icgudusel yaklasimi ya baskalarini kaziklamak ya da kaziklanmamak oldugu icin ise ekonomik faaliyetler cok verimli yapilamiyor. Ben de bu tur kaziklama, kaziklanma luzumsuzluklariyle ugrasmamak icin bu hafta yazilarima son veriyorum. Gitmeden sizlerden Ekonomi Turk blogu ve benimle ilgili begendiginiz begenmediginiz ne varsa eteginizdeki taslari dokmenizi bekliyorum. Istediginiz kadar acimasiz olabilirsiniz, ben oyle kolay kolay gucenmem.
Borsa Nasıl Oynanır inovasyon nedir Borsa Yorumları Petrol Fiyatları Bilgisayar Nedir Read More!
Kapitalizm mi Teknolojik Gelisimden Cikar yoksa Teknolojik Gelisim mi Kapitalizmden?
Murat Cokgezen Viagra benzeri bir ilacin %30 ucuza satilacagi haberini duyurduktan sonra su yorumu yapiyor:
"Her ne kadar birçok kişi kapitalizm ve piyasa ekonomisinin sadece zenginlerin yararına olduğunu iddia etse de olgular bunun tam tersini işaret ediyor. Başlangıçta sadece zenginlerin ulaşabileceği mallar çok kısa bir süre içinde sıradan insanların hayatının vazgeçilmez bir parçası oluveriyor.Daha önce radyo, televizyon, bilgisayar, cep telefonu gibi önce sadece zenginlerin tüketebildiği, zamanla çok geniş kitlelerin ulaşabildiği mallara bir yenisi eklenmiş. Artık cinsel mutluluk da zenginlerin tekelinde değil."
Bunun uzerine bir yorumcu (orpen) yumurta tavuk sorusununn benzerini soyle soruyor:
başlangıçta sadece zenginlerin ulaştığı mallara bir süre sonra daha alt gelir gruplarının da ulaşabilmesini, piyasa ekonomisi ile mi yoksa teknolojinin gelişmesi ile mi izah etmek daha mantıklı.kuşkusuz her ikisinin de pozitif etkisi var ancak daha belirleyici olan hangisi.Hocam teknoloji iktisadı uzmanı olduğunuzdan vereceğiniz cevap önemli.
Reeskont Nedir Bütçe Nedir Aritmetik Ortalama Nedir Hisse Senedi Nedir Bilanço Nedir Akreditif Nedir Tahvil Nedir Broker Nedir Portföy Nedir Tutumluluk Nedir Varlık Barışı Nedir Evrim Teorisi Nedir Reyting Nedir
Cevap cok guzel ve ogretici:
Bence itici güç kapitalizm. Kar elde etme gudusu yeni teknolojilerin ortaya cıkmasına neden oluyor. Yeni urunler yuksek fiyattan satıldığı için bulusu yapanlar buyuk karlar elde ediyorlar. Bu da digerleinin iştahını kabartıyor. Yeni firmalar zamanla piyasaya giriyorlar. Yeni firmaların piyasaya girisi rekabetin artması ve fiyatların dususu sonucunu doguruyor. Boylece baslangıcta zenginlerin ayrıcalıgı olan malları daha gusuk gelirli insanlar da tuketmeye baslıyor. Read More!
Ifade ozgurlugu
Cevap: Evet. Nokta.
Reeskont Nedir Bütçe Nedir Aritmetik Ortalama Nedir Hisse Senedi Nedir Bilanço Nedir Akreditif Nedir Tahvil Nedir Broker Nedir Portföy Nedir Tutumluluk Nedir Varlık Barışı Nedir Evrim Teorisi Nedir Reyting Nedir Read More!
Kapitalizmi Anlamak
Ama abuk subuk gazeteler yerine ekonomitürk'ü okuyanlar bilir ki:
1. Kapitalizm, seçme hakkını politikacılardan alıp bireylere verir. Ya politikacıların sizin için yaptığı doğru ya da yanlış seçimlere razı olursunuz, ya da seçme hakkı size verildiği zaman Allah'ın verdiği beyin diye bir organ olduğunu hatırlayıp bunu kullanırsınız.
2. Özgür seçimin olmadığı ortamda azınlığın çoğunluğa hükmettiği (yanlış yazmadım) bir ortamdan rahatsız olanlar şimdi de seçme hakkının insanlara verilmesine isyan ediyor. Anlaşılan tek çözüm herkesin herkese kendi doğrularını kabul ettirmesiyle mümkün. Tabi bu teorik olarak imkansız.
3. Korumacılık ve zorbalığın olmadığı bir ortamda beynini kullanmayan sorumsuzca hareket eden rezil olur. Siz beyne irade deyin, sorumsuzluğa da nefis deyin. Sonuç değişmez. Beynini kullanamayan insanları 5000 yıl öncesine gönderin aç kalırlar, kaplanlara yem olurlar.
Komünizm nedir iktisat Nedir Devlet Üniversiteleri Eğitim Nedir Dejavu Nedir Bilgi Nedir Wifi Nedir Teknoloji Nedir
4. Kapitalizm size 50 liralık ve 1000 liralık cep telefonu seçeneğini verdiği gibi bu teknolojiyi kullanmama seçeneğini de sunar. Hatta bizim gibi bürokrasisi ağır olmayan ülkelerde cep telefonuna alternatif bir sistem yaratma özgürlüğünüzü de verir. Birileri "kollektif şuurla" hareket edip komşumda en pahalısı var diyerek hesabını şaşırdı diye cep telefonunu yasaklayalım bari. Ya da 100 liradan daha pahalı telefonları toplatalım... Read More!
Örnek kapitalist
Altın Yorumları UNESCO Nedir Sosyalizm Nedir Forex Nedir Fraktallar Altın Oran Nedir
Yukarıdaki ifadeleri Azeri işadamı Mübariz Mansimov’un Sabah Gazetesi’nden Şelale Kadak ile yaptığı ropörtajdan aldım. Kapitalizmi sonradan öğrenmiş bir işadamının kapitalizmin kurallarını yıllardır kapitalist sistem içinde yetişmiş olanlardan daha iyi hazmetmiş olması beni etkiledi. Darısı bizimkilerin başına...
Borsa Yorumları
Altın Yorumları
Borsa nedir?
Borsa nasıl oynanır
Hisse Yorumları Read More!
Kapitalizmin krizi
Yazan:
tersaci
Pazartesi, Aralık 01, 2008
Konular:
Devlet,
finansal kriz,
Kapitalizm,
Kuresel Kriz
6
Yorum Var.
Communism is the longest route from capitalism to capitalism, goes an old Polish joke.Büyük Buhran'ı anlamak insanoğlunun nereden baksanız otuz yılını aldı. Üzerinden yaklaşık seksen yıl geçmis olmasına rağmen bugün bile Büyük Buhran'a ilişkin analizlerde fikir birliği bulamazsınız. Fikir ayrığı hem buhrana neden olan faktörleri, hem de buhran sonrası uygulanan ekonomi politikalarının etkilerini kapsar. Eskiden, okullarda Büyük Buhran'dan çıkışın ancak devlet harcamalarının arttırılması ile (yani Keynesyen reçetelerle) mümkün olduğunu öğretirlerdi. Ancak efsanelestirilmis, kolaycı Keynesyen reçetelerinin geçerliliği fazla uzun surmedi. Ekonomi literatüründe aşağı yukarı son elli yıl, Keynesyen politikaların neden olduğu felaketleri anlamaya çalışmakla geçti.
Bugün gelinen noktada ise krizin daha henüz üstündeki ateşi soğumadan, kimilerinin kafasında krizin nedenleri o kadar net ki şaşırıyorsunuz. Aç gözlü kapitalistler, bankacılar, spekülatörler hemen baş suçlu olarak ilan edildiler. Bana kalırsa, bu krizin nedenlerinin tam olarak anlasılabilmesi otuz olmasa bile bes-on yili bulacak. Ama insanları vahşi kapitalizm, aç gözlü bankacılar masalları ile kandırmak daha kolay. Böylece daha kolay taraftar bulabiliyorsunuz.
What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Netherlands
Insider Trading Returns
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b
Gerçekte sadece kapitalist bankacılar, spekülatörler değil bütün insanlar aç gözlüdür. Ama aç gözlülük zamana göre değişen bir durum değildir. İnsanlığın aç gözlülük seviyesine tespit etmek mümkün değil. Ama insanlar son bir kaç senede bir anda az aç gözlü oluvermediler. Krize neden olduğu söylenen kapitalistler, bankacılar, spekülatörler bugün kar peşinde koşuyorlarsa dün top peşinde koşmuyorlardı. Az buçuk istatistik/ekonometri bilen birisi bilir ki değişmeleri (variation) sabitle (constant) açıklayamazsınız. Dolayısıyla aç gözlü bankacıların/kapitalistlerin hırslarının bugünkü krize neden olduğu tezi pek inandırıcı değil.
Kapitalizme vahşi diyerek saldıranların hiç değinmedikleri bir durum var. O da devletin daha vahşi olduğu. Amerika’da devlet merkez bankası ile el ele vererek krizin ayak sesleri duyulmaya başladığından (2007 yazı) bu yana her türlü şaklabanlığı yapıyorlar. Gerek Fed eliyle, gerek federal hükümet eliyle geniş kapsamlı, yanlış saymadıysam 15-16 müdahale paketler halinde gerçekleştirildi. Yenileri de yolda. Yapılan açıklamalar teyit ediyor ki, istisnasız her paket ekonomiyi durgunluktan kurtarma amacı ile meşrulaştırılmış. Hatta ilk paketlerde amaç “durgunluğun önüne geçme” şeklinde ifade edilirken, daha sonra “ekonomik durgunluğun etkilerini hafifletme” haline, daha sonra da “durgunluğun buhrana dönüşmesini engelleme” seviyesine ulaşmış. Ancak her operasyon bir önceki operasyonunun koşullarını aratıyor.
Bütün bu paketlerinin olumlu ya da olumsuz etkilerini zaman gösterecek. Bir tarafta yapılan operasyonların kısa dönemli çözümler üreterek krizin etkisini hafiflettiğini ya da zamana yaydığını iddia edenler var. Bir de açıklanan her paketin var olan sorunları çözme yerine sorunun bir parçası haline geldiği tezi var. Bu, ikinci tez bana daha inandırıcı geliyor. Ekonomik aktörlerin kaybettiği güveni tesis etmek merkez bankalarının (aslında devletin de) varsayılan görevleri arasında. Bugün ise hem merkez bankaları hem de devlet erkanı güvensizliğin baş unsuru haline geldiler. Açıklanan paketlerin ise hastanedeki arkadaşınızı ziyarete giderken aldığınız bir buket çiçekten farkı yok. Hastayı iyileştirmiyor, ama arkadaşınız sizin hakkınızda olumlu düşünüyor.
Devletin açıkladığı kurtarma paketleri ekonomiyi kurtarmaktan daha çok, koltuk sahiplerinin kendilerini kurtarma işlevi görüyor. Bir de sesi çok çıkan, devlet erkinin yakınında duran, “devlet ulufe dagıtsa da faydalansak” temennisiyle bekleyen akbabaların keselerini doldurmaya yarıyor. Bunun faturasının bir gün çıkmayacağını düşünmek aptallık değilse saflıktır. ABD’de yapılanlar, bu faturanın mümkün olduğunca en kalabalık olan alt kesimin sırtına yıkılması çabasıdır. ABD başta olmak üzere devletin ekonomiyi kurtarma planı geçmişte işlememiştir, bugün de işlemeyecektir. Devleti kim kurtaracak onu merak ediyorum. Aynı durum, ülkeleri kurtarmak için kollarını sıvayan IMF için de geçerli.
Bugünkü krizin nedenleri analiz edildiğinde öne çıkan faktörlerden biri, politikacıların oy toplamak için herkese bir ev vaat etmesi (affordable housing), bunun sonucunda da devlet destekli kurumların ortaya çıkmasıydı. Şurada devlet destekli bu kuruluşların desteklediği politikacıların listesi, destek miktarı ile birlikte yer alıyor. Listedeki ilk üç isimden en az ikisi size tanıdık gelmesi gerek. Biraz daha altlara da inerseniz tanıdık başka isimler de bulabilirsiniz (12,19).
Bundan on ya da yirmi yıl sonra bugünkü kriz hakkında yapılan analizlerin bugün yazılanlarla örtüşmeyeceğini tahmin etmek zor değil. Bugün ortaya çözüm diye ortaya konan akorbatik hareketlerin olumsuz etkilerine kıyasla ne kadar olumlu etkisinin olduğunu görmek o kadar uzun süre de almayabilir. Sırada da bu seçimlerde sık sık tekrarlanan “affordable healthcare” vaadi var. Bu plan da uygulanırsa, siz asıl o zaman seyreyleyin hengameyi.
Para politikasının politikacıların eline bırakılamayacak kadar ciddi bir iş olduğunu anlamak uzun zaman aldı. Nihayetinde bağımsız merkez bankaları en anlamlı sonuç olarak ortaya çıktı. Merkez bankası bağımsızlığı (Central Bank Independence) bugün ekonomi biliminde önemli bir yer teşkil ediyor. Bana öyle geliyor ki, gerekli dersler alınırsa bugün yaşadığımız krizin uzun dönem sonuçlarından biri de politikacılardan bağımsız maliye politikasının oluşturulması olacaktır (Fiscal Policy Independence). Fiyasko ile sonuçlanması kaçınılmaz doksan yıllık bir başka deneyin çöküşünün daha sonra mı, yoksa daha önce mi gerçekleşeceği ise henüz belli değil.
Ek: How Did We Get into This Financial Mess?
by Lawrence H. White Read More!
Murat Belge ve IMF
Yazan:
tersaci
Cumartesi, Kasım 01, 2008
Konular:
IMF,
Kapitalizm,
Murat Belge,
Sosyalizm
0
Yorum Var.
"Bretton Woods Konferansı’nın ürünü olan bu kurumlar, IMF, Dünya Bankası vb., uluslararası kapitalizmin belli başlı kuruluşlarıdır. Bir sosyalistin bu gibi kuruluşlara çok fazla sempatisi olması beklenmez."Üstad da olsa, bilmediği konulara girince saçmalamak kaçınılmaz oluyor. IMF, Dünya Bankası gibi kurumlar Keynes'in öncülüğünde kurulmuştur. Sosyalizmin, devletçiliğin en büyük ilaç olarak görüldüğü bir dönemde. O gün bu gün, IMF tarafından fix menu olarak her ülkeye dayatılan reçeteler de bizzat Keynes tarafından yazılmıştır. Ama bugün bütün Keynezyen iktisatçılar (iktisat nedir) bu kurumları acımasızca eleştirirler. Üstelik de Keynes'e hiç toz kondurmadan. Bu kurumların ortadan kaldırılmasını savunmak ise Milton Friedman'a düşmüştür. Ama yukarıda da görüldüğü gibi solcular kendi suçlarını kapitalistlerin üzerine yıkarlar.
What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Germany
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Insider Trading Returns
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b
Murat Belge, yazısının devamında bu konulardan anlamadığını ayrıca belirtmiş zaten. Hakkını tamamen yemeyelim.
Read More!
Free Market Nedir Ne Demektir
Demokrasi Nedir Küresel ısınma Nedir Özel Üniversiteler Bilgisayar Nedir Teknoloji Nedir
Free Market nedir ne demektir sorusunun cevabini yukaridaki linkten alabilirsiniz. Read More!
Kapitalizm, LIberalizm ve Sosyalizm Karikaturu


Demokrasi Nedir Küresel ısınma Nedir Özel Üniversiteler Bilgisayar Nedir Teknoloji Nedir
"I know why you are conservatives -- you favor private enterprise for the poor and socialism for the rich." Gary Hart
Read More!
Sosyalizm ve Kapitalizm: Bu Yaziyi Okumayin
Yazan:
tersaci
Pazar, Eylül 07, 2008
Konular:
Kapitalizm,
Liberalizm,
Sosyal Devlet,
Sosyalizm
5
Yorum Var.
Our media would have you think Big Oil profiteering or speculation is the cause of rising gas prices. Only two things are responsible: supply and demand. When was the last time the Democrats voted for oil production, or Republicans for conservation or alternative-energy production?
Nothing controls human behavior like price. People willing to pay $1 for a pint of bottled water should not complain about $4 gas.
Real progress will be made because Americans are smart. They will reward markets that supply their wants and needs at lower costs. Political pressure should keep elected leaders out of the way of the free market’s development of alternative-energy sources and production of more oil here in America.
Many American sources of oil made no economic sense when oil was $30 per barrel, but now are viable and potentially profitable.
Congress should get out of the way and let the free market work, rewarding those willing to take on risk and not bailing out those who make bad decisions.
Kapitalizm works. Socialism does not! Government’s job is to keep the playing field level, enforce transparency, not pander to voters or tax us into a depression.
“It’s always so attractive to be able to do good at somebody else’s expense,” Milton Friedman said. “That is the real problem of our government. Government is a way by which every individual believes he can live at the expense of everybody else.”
Bu alıntı da A'dan Z'ye bütün partilerin; dincisinden kemalistine medya'da köşe kapmışların ezici çoğunluğunun sosyalist spectrumda yer aldığı "weirdo" ülkemde pek revaçta olan, ama güdük kalan "sol neden yok" tartışmalarına ithaf.
Borsa Yorumları
Altın Yorumları
Borsa nedir?
Borsa nasıl oynanır
Hisse Yorumları
Ekonomi nedir
Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası
Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir
Nükleer Kirlilik
Nükleer Santraller
Nükleer Enerjinin Zararları
Gönüllü Çevreci Kuruluşlar
Read More!
Kurban Bayramı Noel Baba'ya Karşı
Biz çocukları heyecanlandıran daha çok Şeker ve Kurban Bayramlarıydı. Çünkü bu bayramlarda hem bize yeni giysiler alınır hem de el öpüp para toplardık. Hatta her bayram öncesi ortalama kaç para toplayacağımı tahmin eder, bu para ile ne yapabileceğimi düşünürdüm. Çoğunlukla da bütün parayı eğlencelik patlayıcılara, lunaparka, şekere ve çikolataya yatırırdım. Bir de mahallemize çingeneler at getirilerdi. Ona da çok binmek isterdim ama korkardım. Ancak bir ‘Tarkan’ edasıyla o ata binen abileri hayranlıkla seyrederdim.
Artık büyüdüm. Şimdi benim çocuklarım var. Onların tercihi benimkinin tam tersi. Ben fazla önemsemesem de onlar Yılbaşını, Kurban Bayramı’ndan daha heyecanla bekliyorlar. Yılbaşından önce eve bir plastik çam ağacı alınıyor ve süsleniyor. Noel Baba bir anda kendi babalarından daha fazla sevdikleri bir şahsiyet olarak karşıma çıkıyor. Tabii hediyeler beklendiği için, mecburen hediyeler de alınıyor. Ancak Kurban Bayramı’ndan önce aynı heyecanı göremiyorum. Hâlbuki her bayram, çocuğa akrabaları ziyaret ettiriyorum. Lunaparka götürüyorum, hediyeler alıyorum. Para da topluyorlar (Anneannelerinden yakınıyorlar. Çünkü bayram harçlığı vermiyor, ‘nasılsa benim param sizin paranız’ diyerek çamura yatıyormuş). Ama yine de Yılbaşı öncesi heyecanı yok.
Bu görüşü birçok kişi paylaşıyor benimle. Hatta bazıları benden daha da endişeli ‘Dinimiz, kültürümüz elden gidiyor’ diyorlar. Aslında haksız da sayılmazlar. Gerçekten de yerel kültürler, batının kültürel değerlerin ciddi rekabeti ile karşı karşıya. Peki, kültürümüzü korumak için ne yapmalı? İlk olarak, bunu dinler ya da kültürlerin savaşı olarak değil, bir pazarlama savaşı olarak görmek daha doğru. Noel ve Yılbaşı, batı piyasalarının en hareketli dönemlerinden biri. Bu günler ne kadar coşkulu kutlanırsa, kapitalistler o kadar çok satış yapabilecekler. O yüzden içlerinde Müslümanların, Yahudilerin ve diğer Hristiyanlık dışındaki dinlere mensup kişilerin de bulunduğu kapitalistler daha fazla mal satabilmek için Noel ve Yılbaşı ile ilgili her türlü sembolü sonuna kadar kullanıyorlar. Onun daha coşkulu kutlanması için ellerinden geleni yapıyorlar.
Aslında, biz sadece kendimizin bu konudan muzdarip olduğunu düşünüyoruz ama bazı batı ülkeleri de bu kültürel rekabetten şikâyetçi. Örneğin birçok Avrupalı bizim de yeni yeni duymaya başladığımız (ama ileride daha fazla duyacağımız) Cadılar Bayramı’na çok sert eleştiriler yöneltiyorlar. Oyulmuş ve aydınlatılmış balkabakları, korkunç kostümler giymiş, kapı kapı dolaşıp şeker toplayan çocuklar ve her türlü korkutucu süsleme ile özdeşleşen Cadılar Bayramı kutlamalarını Amerikan kültürel yayılmacılığının bir parçası olarak görüyorlar. Vatikan, Katolikleri, şeytan ve cehennem adına yapılan bu kutlamalara katılmamaları için uyarıyor. Ancak ne kadar direnirlerse dirensinler Cadılar Bayramı tüm Avrupa’da giderek yayılıyor. Çünkü Cadılar Bayramı da kostümleri, süslemeleri, şekerleri, partileri ile en az Yılbaşı ve Noel kadar tüketim potansiyeli yaratıyor.
Teşhisi basit bir rekabet sorunu olarak koyunca çözümü de bulmak kolay gibi gözüküyor: Nasıl Çin’den gelen malların rekabeti ile karşılaşınca bu malların gümrüklerden girişini engelleyici önlemle alıyoruz. Burada da benzer şeyleri yapabiliriz. Maalesef bu o kadar kolay değil. Çin’den gelen malları gümrükte durdurmak kolay ama iletişim tekniklerinin bu kadar yaygınlaştığı bir dönemde ülke dışından gelen enformasyonu sınırlamak çok zor. İran, Küba gibi nispeten dışa kapalı ülkeler bile bunu beceremiyorlar. O zaman tek çare ‘rekabet etmek’. Zaten korumacılık kaçınılmaz sonu geciktirmekten başka işe yaramıyor, rekabet ise güçlendiriyor geliştiriyor.
Rekabetin yolu Bayramlarımızı kapitalizmin hizmetine sunmak, onun ürünleri ile birlikte pazarlamaktan geçiyor. Zaten uzunca bir zamandır Ramazanlar daha eğlenceli hale getirilmeye çalışılıyor ama bu daha da geliştirilip ve üst sınıfları da kapsayacak şekilde genişletilebilir (onların harcama kapasiteleri daha fazla). Kurban Bayramları’nda çocuklar için cazip olmayan kanlı görüntüler yerine, çocuklara küçük sevimli oyuncak kuzular hediye edilmesi geleneği başlatılabilir. İlahilere daha popüler ritimler katılıp ‘ilahi starlar’ yaratılabilir (Ramazan Bayramında ülkemizi ziyaret eden Amerikalı İslami Hip-Hopçıları hatırlayın) vs. Bunlar ilk etapta aklıma gelenler. Kararlı kapitalistler benden daha yaratıcı fikirler ortaya koyacaklardır. Yeter ki rekabetin önemi anlaşılsın. Aksi takdirde kültürel rekabetin Çin’den gelen rekabetten daha yıkıcı etkileri olacağı aşikâr. Read More!
Kimliginiz baskalarina saldirmaz, hemkimliklerinize yuk olmaz degil mi ?
Sanirim geçmiste bir kimlik etrafinda birlesmek birey için vazgeçilmez bir gereksinimdi. Discovery, National Geo. gibi kanallari seyrede seyrede, binlerce yil önce etnik veya dini kimliklikleri çok daha kritik rol oynadigini anlayabiliyorsunuz. Etnikdaslarinizla birlikte bir bölgeyi iskan ederken çogalip çogalip bölgenize sigamaz hale geliyorsunuz. Bir kisminiz terkedip baska yerlere göç etmek zorunda kaliyor. Ama bir de ne görüyorsunuz, orada topragi sahiplenen baskalari da var. Ne yaparsiniz ? Gayet basit. Diger hemkimliklerinizle birlikte bu türdaslarinizi kiliçtan geçirmek, topraklarina el koymak. Böylece yasamininizi sürdürme sansiniz olacak, aksi takdirde doga geregini yapacak. Iste kimlik DAYANISMASI budur. Daha dogrusu geçmiste böyle bir dayanismaya ihtiyacimiz oldugu için bu tür KIMLIKLERE ihtiyacimiz vardi. Bütün türdaslar, öyle veya böyle hemkimliklere bölünmek zorundaydi, çünki bütün 'hem'lere yetecek kaynak yoktu. Ya onlar, ya biz. Yada çok geçmeden doga geregini yapacak. Sanirim bu eylem sekli DNA'larimiza o kadar derin kazinmiski, etnikdaslik sözkonusu oldugunda bütün deger yargilarimizdan arinabiliyor, birbirimize son derece acimasiz davranabiliyoruz. Bütün hayatta kalabilenler, yani bizler, kim olursa olalim bu mirasi tasiyoruz. Yedi milyar 'homo sapiense'den bir tanesi bile bu mirasin disinda kalamaz gibi geliyor bana.
Ancak tablo o kadar karanlik olmayabilir. Su soruyu da kendimize yöneltmeden son noktayi koyamayiz: ''Eger bu ölçüde vahsisek bize kalan bu mirastan niye rahatsiz oluyoruz ? '' Demekki toplumsal hayatimizdaki 'deger yargilarimiz' bu tür davranis kaliplarini mahkum ediyor. Biz kendimizi yerden yere vurabiliriz ama bilim adamlari (ben Nat.Geo.'in yalancisiyim) yakin akrabalarimiz olan primatlarla karsilastirildiginda bizi oldukça 'bariscil' buluyor. sempazelerin hiç bir nedene yokkan sürek avina çikarak diger gruptaki sempazeleri öldürdügünü biliyor muydunuz ? Açliktan veya alanlarini isgal etmek için degil. Ayrica grup içi yasamlarina tamamen kaba kuvvete dayanan acimasizlik hakim. Halbuki insanlar onlarla karsilastirilmayaca ölçüde SOSYAL, bütün dünyayi ele geçirecek kadar basarili olabilmelerinin sebebi de bu olabilir. Primatlar yalnizca küçük grular halinde sosyallesebildikleri halde insanlar muazzam ölçeklerdeki gruplar içinde 'dayanisabiliyorlar'. Kime karsi ? Elbette doganin acimasizligina. O zaman dogal seleksiyonun, niye yalnizca insanlara has olan 'deger yargilarina' göre karar verme yetenegini sahip olan BIZLERI seçtigini anlayabiliyorsunuz.
Yalniz çok hassas bir nokta var. Sizi yok etmeleri mi, yoksa sizinle dayanismalari mi hayatta kalma sanslarini artiracak ? Bir türlü karar veremiyorlar. Top iki tarafa da gidebilir. Bana öyle geliyorki insanlar arasina ne kadar çok bag kurabilirsek 'dogruyu' seçmeleri o kadar kolaylasir. Küresellesme sürecini kayitsiz sartsiz desteklememin sebebi iste bu inanç, ultra-kapitalistligim veya mega-liberalligim degil. Karamsar degilim. Açikcasi etrafimda dolasip duran 'homo sapiense'leri hayranlikla seyrediyorum. Dünyanin ta öbür yanindan, hiç görmedigim, insan olma disinda baska bir sey paylasmadigim homo sapiense'lere de benimle dayanisma içinde bulunduklari için minettarim. Kim hakli çikiyor sizce ? Adam Smith mi, yoksa Malthus mu ?
akhmet çavuşoğlu Read More!
Ismet Berkan'in cevabi ve kapitalizm
Swap Nedir Deflasyon Nedir Bono Nedir? Reeskont Nedir Ekonomi Nedir Enflasyon Nedir
-------------------------------------------------
Ahmet Bey,
Açikçasi ‘mügalata’ yapmissiniz.
Bir kere, istesek de istemesek de kapitalizm bizim zaten üst kimligimiz. Sonuçta, ama egri ama düz, ama kör ama topal kapitalizmin genel kurallariyla yönetilen bir ekonomide ve ‘serbest rekabetçi’ bir siyasi düzende yasiyoruz. Amaç, sistemi mükemmele yaklastirmak.
‘Sosyal devlet’ evet belki sosyalizmin baskisiyla bulunmus bir formül ama kapitalizme basariyla (ya da bazen de basarisizlikla) entegre edilmis bir sey. Kisacasi kapitalizmin disinda degil. Ben hiçbir zaman ‘mutlak esitlik’ten söz etmedim, etmem de zaten. Mutlak esitlik, aynen sizin yazinizda tanimlamaya çalistiginiz ‘kapitalizm’ kadar ütopik bir sey. Gerçek hayatta uygulamasi olmamis, olamayacak bir sey. ‘Proleterya diktatörlügü’ olan Sovyetler Birligi’nde bile olamadi mutlak esitlik, çünkü insan dogasina aykiri. Ama ‘esitsizlikleri gidermeye çalismak’ bence gayet mesru, gayet pesinde kosulasi bir insani hedef.
Ayni sekilde ‘firsat esitligi’ de mutlak bir sey degil. Mutlak firsat esitligi teoride bile söz konusu olamaz. Bir çocuk Van’da dogar, digeri Istanbul’da. Her ikisi de devlet okullarina gitse dahi, onlarin ögretmenleri arasinda, ailelerinin geçmisi arasinda, sabah evden çiktiginda girdikleri sosyal ortamlar arasinda farklar vardir ve bunlar ‘firsat esitsizligi’ yaratir.
Yani kisacasi, ütopyalardan degil hayatin gerçeklerinden söz etmemiz lazim. Sizin futbolculugunuzla Hakan Sükür’ün futbolculugu arasinda elbette fark var ve ben elbette Hakanli takimlari izlemek isterim, sizin sirf esitlik olsun diye Galatasaray’da oynamanizi (Hakan veya diger futbolcular kadar yetenekli olmadiginiz halde) istemem. Ama zaten bundan söz etmiyoruz.
Hak etmeyenin, yetenegi, liyakati veya bilgisi sebebiyle degil de baska sebeplerle (torpil diyelim isterseniz) bir yere gelmesinden söz etmiyoruz burada. Ama diyelim, general olabilecek yetenek, bilgi ve tecrübedeki iki insandan biri arasinda seçim yapilacaksa ve bu insanlardan biri sünni Türk, digeri Kürt ise seçimin Türkten yana yapilmasindaki yanlistan, bu çesit yanlislarin sistemlesmis olmasindan söz ediyoruz.
Ayni ise eleman seçerken erkegin kadina göre daha tercih edilmesinden, sünninin aleviye göre daha çok tercih edilmesinden, konusurken yöresel aksanin, gizleyemeyendense TV türkçesiyle konusaninin tercih edilmesinden, yani birilerinin sistemli olarak dislanmasindan söz ediyoruz.
Bu sistemli dislama, sonuçta toplumu dikey olarak bölüyor. Kürtler sadece insaat isçisi veya en iyi ihtimalle ‘serbest meslek erbabi’ olabiliyor da, bir türlü bir bankamizda genel müdür yardimcisi olamiyor. Kadinlar ev kadini, üniversite ögretim üyesi, reklamci vs. olabiliyor da bir türlü milletvekili veya general olamiyor.
Tartistigimiz sey toplumun dikey olarak böyle bölünmesinin, ayrimcilik temelli bölünmelerin orta-uzun vadede toplumun geneli için iyi olup olmadigi. Ben kötü oldugunu düsünüyorum. Mesele ‘devlete baglilik’ degil, toplumun bir arada baris ve huzur içinde yaþamasini saglamak. Toplum huzurluysa, söyledigim türden ayrimciliklari ortadan kaldirmak için toplumda samimi çaba varsa toplumun bir arada yasama iradesinin daha kuvvetli olacagina inaniyorum ben.
Yanlis anlama olmasin, yine mutlak bir seyden söz etmiyorum, bu çesit ayrimciliklari tamamen ortadan kaldirmak mümkün degil. Ama kabul edilebilir bir düzeye indirmek için çaba sarfedilmesi gerek. Önemli olan bu çabanin varolmasi.
Amerikan toplumun çok kültürlülügü basarmasinin ama buna karsilik Fransa ve Almanya gibi ülkelerin basaramamasinin ardinda yatan sey bence bu esitlestirici (ve evet yarismaci toplumda yarismanin kurallarini biraz bozmasi) çabanin varligi ile yoklugu arasindaki fark bence.
Düsünsenize, toplumunuzda siyahiler yasiyor ama onlari sadece çöpçü, hizmetçi vs. olarak görüyorsunuz, baska yerde yoklar. O zaman basliyor terör hareketleri, bombalar patliyor vs. Amerika’da 50’lerin sonlarindan itibaren medeni (sivil) haklar mücadelesi hareketi olmasaydi bugün ayni Amerika ile karsi karsiya olmazdik.
Türkiye’de de kapitalizmin gelismesi, refah toplumuna giden yol, refahin toplumun bütün kesimleriyle paylasilmasindan geçiyor.
Saygilarimla
Ismet Berkan
Borsa Yorumları
Altın Yorumları
Borsa nedir?
Borsa nasıl oynanır
Hisse Yorumları
Ekonomi nedir
Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası Read More!
KAPiTALiZM VAHSi OLDUGU iCiN GUZEL
Hisse Yorumları Marjinal Nedir Fiyat Kazanç Oranı Nedir? Fraktal Nedir Borsa Nasıl Oynanır
IKi YANLIS BIR DOGRU EDER Mi ?
Ismet bey özetle sunu söylüyor: Devletin resmi politikasinda olmasa bile ülkemizde etnik, dinsel, cinsel, bölgesel farkliliklara dayanarak negatif ayrimcilik yapilmaktadir (Bu saptamaya bir noktaya kadar ben de katilirim). Buna karsi yapmamiz gereken sey; 'pozitif ayrimci' resmi politikalar izleyerek dislanan kitlelerin devlete sahip çikmasini saglamaktir. Kulaga hos geliyor. Ancak ben bu tür politikalarin siyaseten tam ters sonuçlar verebilecegini kanitlamaya çalisacagim.
FIRSAT ESiTLiGi SONUÇLARi ESiTLEMEK DEGiLDiR
Öncelikle çok temel bir soruya cevap vermeliyiz : Bize her esitsizlik gibi görünen mutlaka ayrimciligin bir sonucu mudur ? Bilimsel verilere dayanarak degil ön yargilarimizla bu sonuca ulasiyoruz. Örnek vereyim : Gönül isterdiki üniversite giris sinavlarina her giren ayni ölçüde basarili olsun. Ama olmuyor. Bazilari önüne gelen bütün sorulari devirirken digerleri sifirliyor. Bu tür sonuçlar her zaman olmasa bile çogunlukla bireyler arasinda esitsizligin kaynagini olusturuyor. Peki bize esitsiz gibi gözüken sonuçlara engel olmak için ne yapmaliyiz ? Sifirlayan bir ögrencileri yukardakilerle esitlemek için pozitif ayrimcilik yapmamiz mi gerekir ? Sn. Berkan itiraz edecektir: 'Ben firsat esitliginden bahsediyorum'. Ben de soruyorum ona: Firsat esitliginin, esit sonuçlar doguracagini nereden çikariyorsunuz ? Aksine insanlarin nitelikleri, seçimleri ve gayretleri bibirlerinden çok farkli düzeylerdeyken firsat esitligi bizim bildigimiz manadaki esitsizligi azaltmaz, tersine pek çok durumda sahit oldugumuz gibi artirabilir bile.
BiRiNDEN ALABiLiRSiNiZ AMA ALDiGiNiZi DiGERiNE VEREMESSiNiZ
Ilerleyebilmemiz için esitsizlik kavramini biraz daha irdelelememiz gerekiyor. Ahmet Çavusoglu da Hakan Sükür de futbol oynar. Her ikisine ayni kaynagi tahsis etsek bile esit sonuçlar doguramayiz. Hakan Sükür'ün futbol takimlarinda is bulma olasiliginin Ahmet'ten çok daha fazla olacagi açik. Her durumda Hakan benden çok ama çok para kazanacak. Gelir adaletsizligi sonucuna bakarak devletin düzeltmesi gereken esitsizlik olarak mi görecegiz ? Sosyalcilere bakarsak evet. Ne yapalim ? Düzeltelim. Devlet'in mekanizmalari baska ne ise yarar ki zaten ? Bunu iki sekilde yapabilir: Negatif yada pozitif ayrimcilikla. Her ikisi de 'vahsi kapitalizm'in kurallarina aykiriyken 'sosyal devlet' mantigiyla oldukça uyumludur. Bunu gerçeklestirmek için firsatlari esitlemek degil tam tersine firsatlari birinden alip digerine vermek gerekir. Hakan'a hemen hemen hiç bir sans tanimamak yöntemini kullanabilir veya bana 'Türk' usulü bir torpil patlatip devletin futbol takiminda bana is verebilirsiniz. Böylece gelirde esitlik saglanabilir. Sosyal'in adaleti ancak bu kadar olur. Fakat bir taraftan sunu unutmayalim: Kimse Ahmet'lerin bulundugu veya Hakan'larin bulunmadigi takimlari seyretmek istemez. Futbol açisindan bakildiginda 'toplam çikti' azaldi, muhtemelen sifirlandi, gelir edilemez hale geldi. Baslangiçta Hakan'a bir hizmet veya ürün satarak veya bunlarin üretiminde rol alarak az buçuk gelir elde edebiliyordum. Simdi bunlardan da mahrum kaldim. Hakan'dan aldik ama Ahmet'e VEREMEDIK. Birbirmize esitlendik ama ikimiz de kaybettik. Sizce devlete (düzene) sadakatim artar mi ?
BiR ÜST KiMLiK OLARAK KAPiTALiZM
Simdi esitlige bir de kapitalist açisindan bakalim. Kapitalizme göre toplumun farkli gelirlere sahip bireylerin olusmasi esitsizligin tek basina göstergesi degildir. Eger gelir farkliliklari toplam çiktinin azalmasina yol açiyorsa kötüdür, degilse iyidir. Bu tanimda kötü, iyi, adalet veya esitlik gibi kavramlar birer deger yargisi olmaktan çikip matematik denklemlerinin sonuçlariymis gibi gözükür. Aklimiz çogunlukla duygularimizdan sonra çalisir. Duygularimiz kapitalizme vicdansiz, ahlaksiz, acimasiz sifatlarini yüklemek için vahsi diyor. Fakat aklimizi az da olsa devreye sokabilirseydik deger yargilarinin ayni zamanda önyargi da anlamina geldigini görebilirdik. Kapitalizm YANSIZ'dir. Ne gerekçeye dayandirilirsa dayandirilsin her türlü ayrimciligi mahkum eder. Siz bir kisiyi; kadin, erkek, escinsel, kürt, türk, alevi, sünni, dindar, laik, su sehirden, bu kasabadan, onun akrabasi, sunun partilisi katagorilerine sokup egitim hizmeti veya is verirken AYRIMCILIGA ugratiyorsaniz iyi bir sosyal demokrat, ulusalci, laikçi veya dinci olabilirsiniz ama kapitalist olamassiniz. Kapitalizm bireyleri sahip oldugu sifatlardan ötürü asla yargilamaz, ait olduklari gruplara göre siniflandirmaz. Ne tür kimlige sahip olurlarsa olsunlar herkese ESIT davranir. Her türlü farkliligi içinde barindirabilir. Tam olarak uygulandiginda kimseyi dislayip devlete düsman etmez. Çiktilarin maksimizasyona odaklandigi için pastayi büyütür. Gelir farkliliklari olusabilir ama en alttakilerin sahip olduklarini da artirir. Evet, memnuniyetsizligi hiç bir zaman yok edemeyiz, belki de etmemeliyiz de. Aslinda memnuniyetsizlik, toplumu daha iyiye ulasmak için harekete geçiren en temel dinamiklerden biridir. Memnuniyetsizligi yikici olmadan insanlik yararina kullanabilen yegane sistem kapitalizmdir. Ancak milyonlarca yildir süre gelen 'insanlik' pratigimiz belli gruplar içinde saf tutup digerlerine saldirmak suretiyle ellerindekini gasp etmek seklinde oldugu için böyle bir üst kimlik tanimi size çok ters gelebilir. Sahip oldugumuz kimliklerimizi diger gruplara saldirma araci olarak kullanmama kültürü, ileri olduklarini varsaydigimiz ülkelerde bile (özellikle AB) pek oturmus degil. Bilgisiz birakildigimiz için bu ülkede ne kadar çok renk oldugunu daha önceleri farkedememistik. Derin bir uykudan uyaniyoruz. Devlete sadakati artirma adina ülkeyi tek renke boyama fikri dün oldugu gibi gelecekde de basarisiz olacaktir. Bu cografyada bütünlügümüzü korumanin yegane yolu kapitalizmi üst kimlik haline getirmektir.
ahmet çavusoglu Read More!
Kapitalizm Neden Isler?
Iktisatci Gozuyle blogu son yazisinda Wallerstein'in "Kapitalizm Neden Islemez?" sorusuna verdigi yaniti gundeme getirmis. Wallerstein kisaca soyle diyor:"Pazar sistemine hiç sınır getirilmeyen bir sistem olsaydı kapitalizm, kesinlikle işleyemezdi. Böyle bir sistemde kâr yapamazsınız. ...Kapitalizmin gerçek anlamda kâr yapabilmesi için ihtiyaç duyduğu şey nispi tekellerdir. Bu bazılarının iddia ettiği gibi sistemin yeni bir durumu değil, aslında en temel prensibidir. Öyle bir durum yaratmalısınız ki çok fazla sayıda satıcı olmamalı ve bu satıcıların statüleri az çok korunabilmeli. Bu serbest bir pazar değildir. Bunun için devletin birçok değişik kanaldan müdahalesine ihtiyaç var. Kapitalizm devlete muhtaç. Devlet karşıtı bir çizgide konuşuyor ama aslında fazlasıyla devlet yanlısı."
Yoruma girmeden once Wallerstein kimdir ona bir bakalim. Goruyoruz ki Wallerstein bir ekonomist degil bir sosyolog. Bu tek basina niye bu kadar yanlis sonuclara ulastigini acikliyor. Zaten adamin gerceklerden yola cikarak yanlis sonuclara varmasini baska turlu izah da edemezdim. Birincisi ekonomi doktorasi yapmis adamlarin cogu ekonomiden anlamiyor, ekonomi egitimi almamis adamlarin hele bir de politika isine girmislerse ekonomiden anlamalarini beklemek buyuk hata.
Soyledigi dogrular sunlar: kapitalizmin gercek anlamda kar yapabilmesi icin ihtiyac duydugu sey goreceli tekellerdir. gercek anlamda kar derken de %50-100 arasindaki karlardan bahsediyor arkadas. Serbest piyasa rekabeti icerisinde "gercek" kar yapmak cok olasi degil, rekabet sinirlar bunu. Nihayetinde %10-15 arasinda bir kar yaparsiniz. Yani tamamen rekabetin oldugu bir piyasada bile kar yaparsiniz. Tuketiciler de mallari alabilecekleri en ucuz fiyatlara alabilirler serbest piyasa kosullarinda. Iste bu kapitalizm bu yuzden isler. Tuketiciler belli bir kalitedeki urunu en dusuk fiyata alabildikleri icin kapitalizmi desteklerler. Ureticiler de en agir rekabet sartlarinda dahi kar ederler. Alan memnun satan memnun.
Tam rekabet olan piyasalarda bile ara ara "gercek" kar yapmak mumkundur. Birincisi piyasalar deterministik degildir, yani onceden talep ne olacak vs. bilinmez. Piyasalar degisim icerisindedir. Degisen kosullara en iyi uyan ureticiler, maliyetlerini digerlerinden daha iyi kontrol edebilen ureticiler normalden cok daha fazla kar edebilirler. Mesela Amerika'da Ford ve GM kan agliyor, GM'in gunluk zarari $10 milyondan fazla; ayni piyasanin icerisinde Toyota uretim ve kar rekorlari kiriyor. Bunun tuketiciye bir zarari var mi? Yok.
Kapitalizm sadece bu degildir ama. Normalde yapabileceginizden daha fazla kar yapmak istiyorsaniz yapmaniz gereken yeni bir urun veya yontem icat etmenizdir. Buyumenin, gelismenin v ekapitalizmin basarisinin arkasindaki motor da budur. Kapitalizm insanlara daha iyiye ulasmak icin gereken motivasyonu (para, zenginlik) verir. 100 senedir kullandigimiz ampulun piyasasi bugunlerde buyuk bir degisimden geciyor. WSJ'nin haberine gore LED'lerde yapilan teknolojjik ilerlemeler LED bazli daha az enerji kullanan ve daha uzun omurlu ampul yapilmasina (hem de yepyeni bir teknoloji kullanarak) olanak saglamis. Bu teknoloji ile bir ampulun birden fazla renkte isik yaymasi da basarilmis (trafik lambalarinda 3 tane ampul yerine tek bir ampul kullanilabilecekmis mesela). Sosyalist duzende olsa olay soyle gelisirdi:
-Ahmet Abi soyle bir ampulde sadece sari renkli isik yerine mesela kirmizi, mavi gibi isiklari da yayan bir teknoloji gelistirelim mi ya?
-Mehmet olum otur oturdugun yere, basimizi durduk yere belaya sokma, millet mal gibi sari ampulu kullaniyor, ne geregi var simdi?
Wallerstein'in kafasini bozan muhtemelen sari ampul uretip de yeni ampulun icadindan zarar gorecek olan gariban isci kardeslerimizdir, ne de olsa kapitalizmin bir de sosyal boyutu vardir, ve bu sosyal etkilesimleri gozardi etmememiz gerekir. O yuzden her defasinda uc bes kisiyi kurtarmak icin 70 milyonu kurban ederiz.
Piyasalar stokastiktir, dalgalanir yani, oyle deterministik modellerle (Wallerstein model kuracak kadar matematik de bilmiyordur ya) veya bakkal hesabiyla ekonomi analizi yapilmaz. Kapitalizmde de hamama giren terler, amac herkesin zenginlesmesi degildir, cogunlugun zenginlesmesidir. Read More!



