Gelecek Yil Faiz Ne Olur?

Okuyucularimiz email atarak bize piyasalarda neler olacagini bu yil veya gelecek yil faiz ne olur seklinde sorularla soruyorlar. Oncelikle sunu soyleyelim ki piyasalar uzerine isabetli tahmin yapmak oyle sanildigi kadar kolay degil, o yuzden de bir cok ekonomist tahmin yapmak yerine tarafli yorum yapmayi tercih ediyor. Kendine ekonomist diyenlerin buyuk cogunlugu senelerdir karamsar yorumlar yapiyorlar, biz bunlarin ipligini burada pazara cok cikardik. Deniz Gokce gibi 1-2 tane ekonomist de surekli iyimser yorumlarda bulunuyorlar.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Benim buradaki ekonomi yorumlarinin amaci yaptigim yatirimlara yon verebilmektir. O yuzden de tarafli yorum yapmak isime gelmez. Piyasalarin ne yone gidecegini dogru bilmem gerekir, ayrica sectigim yatirim araclarinin da dogru hareket etmesi gerekir. Tahminlerimin cogunlugu tutarsa piyasanin uzerinde bir getiri kazanabilirim ve uzun vadede servet sahibi olabilirim. Arada sirada yaptigimiz yorumlarda art niyet arayan okuyucularimiz cikiyor ama gecen 2.5 senede yazmis oldugumuz yazilar ve aldigimiz pozisyonlar yukarida soylediklerimi destekler nitelikte. Inanmiyorsaniz arsivleri karistirin.

Bundan 6 ay once 2007'nin degerlendirmesini yapmis ve 2008'e yonelik tahminlerimizi ortaya koymustuk. Piyasalardaki gelismeler konusunda merakli okuyucularin sorularina yanit verebilmek icin yil ortasinda da bir guncelleme yapma karari aldim. Zaten fazla yazacak vaktim yok, bari yazdigimiz bir kac yazi da dise dokunur olsun. Bakin 6 ay once ben neler demisim ve okuyucular ne yorumlar yapmis:

"Buyume tahminimiz %5. Merkez bankasi "Ver gazi evladim ver gazi" diyerek buyumeye destek cikacaktir.

Kisa vadeli faizlerin %15'e dusmesini bekliyorum ama sonrasinda ne olur bilemiyorum. Orta vadeli faizler %16'nin pek altina dusmes, hatta %20'leri gorur diye dusunuyorum.

Enflasyon oraninin Merkez Bankasinin hedefi olan %4 ile uzaktan yakinda ilgisi olmayacagini dusunuyorum, tahminimce sene sonunda enflasyon en iyi ihtimalle %7 olur, %10'lari tekrar gormemiz de hic ama hic surpriz olmaz.

Dolar bu sene euroya karsi biraz deger kaybeder ve 1.5 civarinda kapanir. YTL karsisinda ise sene icerisinde 1.5 degerlerini goruruz, sene sonunda ise reel olarak sabit kalir ve 1.3 YTL'den kapatir.

Borsa icin tahmin araligim 45000-65000. Kisa vadeli dusunenlere bu sene borsayi tavsiye etmem, en azindan bu seviyelerden alim yapmam. Ben borsadaki agirligimi azalttim ve azaltmaya da devam ediyorum, %35'e kadar dusurmeyi hedefliyorum. Dustukten sonra agirligini arttirabilirim ama bu sonra dusunecegim bir konu. Goreceginiz uzere bu sene bir kriz cikmasini bekliyorum. Olur mu olmaz mi bilmem, olasiligi bayagi yukseldi. Hukumetin yanlistan donup dogruyu bulacagini dusunmuyorum. Bulsalar bile bu etkisini hemen gostermez, gec kaldilar anlayacaginiz. Neticede ben portfoyumu bu ihtimallere gore hazirliyorum. (Kesin cikacagini bilseydim portfoyu bosaltirdim mesela, anlayan anladi.)

Altin almam. Sene sonunda $900'i gecmez diye tahmin ediyorum.

Petrol de almam artik. Bence petrol fiyatlari $130 sinirini gecemez. Bu seviyeye ulasirsa alternatif enerji fiyatlari petrol fiyatlarinin altina dusmeye baslar cunku. Gunes enerjisinin donusumunu saglayan sirketler veya bu konuda teknoloji gelistiren sirketler prim yapar.

Gayrimenkul fiyatlari da cok oynamaz 2008'de. Hatta krizle birlikte fiyatlar bir miktar dusebilir bile.

2008 icin en iyi yatirim stratejisi gecelik faiz veya uzun vadeli enflasyona endeksli bono gibi gorunuyor. Neticede %10 reel getiri elde ediyorsunuz. Bu her ne kadar goreceli olarak dusuk olsa da normalde opup basiniza koymaniz gereken bir getiri. Krizden sonra fiyatlari cok dusen kagitlara girerek getirini arttirmaniz da mumkun.

...Ben de cok riskli bir tahmin yapmis oldum boylece, insallah kaybeden ben olurum demekten de kendimi alamiyorum ama."

Molgu rumuzlu okuyucumuz soyle bir yorumda bulunmus:

"tahminlerinizi önemsiyorum, ama gecen yazıya göre (kriz beklediğiniz yazıya göre) oldukça temkinli olmuşsunuz. yani kriz beklentisinde olan birine göre cok ciddi bir değişim görünmüyor.

gecelik faiz ve bono dısında yatırım yapmayın, oturun evinizde krizi bekleyin diyorsunuz.

ama tahminlerinize göre cıkacak kriz de büyük bir kriz olmayacak herhalde anladığım kadarıyla, cunku verdiğiniz değerlerde ciddi sıcramalar görünmüyor. biz büyük değişimlerin olduğu krizlere alıstık doların 1.30 civarında seyredecegini, faizlerin yuzde 15 civarında oldugu, enflasyon %7'lerde oldugu bir durumu artık krizden saymıyoruz
."

Ben de kendisine: "Sayin molgu, enflasyonun %10'a yaklasacagi bir yilda borsanin 45000'e dusmesi reel olarak %30'luk bir kayba denk geliyor. Buna kriz demeyecegiz de ne diyecegiz?" diye cevap vermisim.

Ozcakir rumuzlu okuyucumuz ise soyle demis:
"Ben bu seneki eur/usd tahminine de katilmiyorum. Bence sene boyunca eur/usd su anda bulundugu 1.47seviyelerinin ustune cikmayacak hatta 1.40 seviyelerine dusecek.

Yatirim olarak enflasyon + 9.95% lik 15-02-2012 kagidi bence de cok iyi bir secim. Ben de enflasyonun dusmeyecegine hatta bir miktar yukselebilecegini dusundugum icin enflasyon + 9.95 % yillik bazda su andaki yillik sabit faizli tahvillerden daha iyi getiri getireceklerdir diye dusunuyorum."


Ozcakir eur/usd tahmininde yanliz degildi aslinda. Sene basinda ekonomistlerin cogunlugu paritenin 1.40 seviyelerine dusecegini dusunuyordu. Oysa simdi parite 1.57; benim 1.50'lik tahminim bile sonuk kaliyor!! Enflasyona endeksli bono konusunda bize katilarak dogru bir tahmin yapmis.

Amarat rumuzlu okuyucumuz da "tegv e 20 ytl şimdiki bağış yerine siz tüyonuzu verseniz biz kazansak daha sonra 20 yerine 40 yatırsak hem enflasyona göre bu 40 20 nin iki katı olmasa dahi epeyce yükseğinde olacak karlı bir yöntem değil mi ?" demis.

Ben de kendisine "Gecen sene bu onerinizi kabul ederdim ama bu sene olmaz. Bir sene sonunda borsanin %20 dustugunu dusunun. Benim soyleyecegim kagitlarin endeksin 5-10 puan uzerinde getiri getirmesi demek sizin %10-15 kaybetmeniz anlamina gelir. Vadeli Islemler borsasini kullanip market neutral yatirim yapacaksaniz o baska. Yine de %10 reel faize sahip bonolarin getirisi kadar kazanamayabilirsiniz." demisim. Aradan gecen 6 ay yine beni hakli cikardi.

Okuyucu yorumlarini bir tarafa birakip degerlendirmemize gecelim.

Birincisi 2008'de cikacagini tahmin ettigim krizin hemen 2008'in baslamasiyla baslayacagini beklemiyordum. O yuzden 2008 icin yuksek bir buyume tahmini olan %5'lik bir buyume bekledigimi soylemisim. Her ne kadar ilk ceyrek buyumesi %6.6 olduysa da 2008'in genelinde buyume rakamimizin %4'un altinda kalacagini bekliyorum simdi. (Deniz Gokce %4.5 bekliyor ama bence iyimser bir tahmin)

Merkez Bankasinin kisa vadeli faizleri %15'e indirecegini ama orta vadeli faizlerin %16'nin altina dusmeyecegini hatta %20'leri gorebilecegini soylemisiz. Gercekten de faizler bekledigimiz gibi yukselmeye basladi. Bugun %22.5 seviyesini gecti. enflasyona endeksli bonolarin faizi %11 civarinda seyrediyor, iki ay icerisinde enflasyon rakamimizin da %13'e dayanacagini tahmin ediyorum. Bu baglamda Eylul gibi faizler %24'e yukselirse sasirmayin derim.

Sene basinda enflasyon hedefi %4 iken biz en iyi ihtimalle %7 olur, %10'lari gormemiz surpriz olmaz demisiz. Dogru demisiz, simdiki %10.7'lik enflasyon benim icin hic surpriz olmadi. Merkez Bankasinin sene sonunda %9-10 civarinda bir enflasyon hedefledigini goz onune alirsak, sene sonunda enflasyonun %12-13 civarinda cikacagini soyleyebiliriz. (tahmin edebileceginiz gibi enflasyon konusunda Merkez Bankasi ne soylerse 3 fazlasini soyluyorum!!!)

Dolarin 1.5 YTL'yi gorecegini, sene sonunu da 1.3 YTL'den kapatacagini tahmin etmisiz. Bu konuda simdilik bir tahminde bulunmayacagim, ama kafasi calisan adamin dolar/YTL kurunda spekulasyona gitmemesini oneririm.

Borsa'nin bu sene %20 civarinda dusecegini tahmin ediyordum. Bir de yaptigim tahminlere karamsar diyorum. Borsa'daki kayip %40'i buldu ama bunun icerisinde bizim politikacilarin payi cok fazla. Sene basinda AKP'nin kapatilacagini, Erdogan'in bu kadar sacmalayacagini beklemiyordum. Neticede temkini elden birakmayip borsanin portfoyumdeki agirligini %35'e indirecegimi soyluyordum.

Altin $900'u gecmez diye bir tahmin yapmisim, yanlis cikti ama cok da kotu bir tahmin degil. Bugun de altin almam cunku daha iyi alternatifler var.

Petrol konusundaki tahminlerim de yanlis cikti, $130'i gectik, $140'i da gectik. Aslina bakarsaniz ortada Israil-Iran savasi tehlikesi olmasa bu aralar petrolu aciga satmayi bile dusunuyorum ama savas riski yuksek gorunuyor ve savas cikarsa birakin $150'i $250'i bile goruruz.

Gayrimenkul'u de onermemisim ama fiyatlar benim sene basinda bekledigimden cok daha fazla dusecek gibi gorunuyor.

2008'in basinda en mantikli yatirim aracinin kisa vadeli faiz veya enflasyona endeksli bonolar oldugunu soylemistim. Benim portfoyun cogu da kisa vadeli faizlerde duruyor zaten, 2-3 ay icerisinde vadeyi uzatma yoluna gidebilirim ama faizlerin oturmasini bekliyorum.

Borsa ne olacak peki? Aslina bakarsaniz borsadaki kagitlar cok deger kaybetti ama Erdogan yonetiminin renk degistirmesi, politik belirsizlik, emtia fiyatlarindaki artislar, kuresel dalgalanmalar gibi faktorler benim hala temkinli olmama neden olmakta. Eger direksiyonda guven veren bir kaptan olsaydi hic yerimde durmaz gozu kapali borsaya dalardim ama ama ama...

Sene basinda gecelik faiz ve enflasyona endeksli bono disinda yatirim yapmayin ve krizin gelmesini bekleyin diyordum. Simdi de faiz disinda yatirim yapmayin ve krizin durulmasini bekleyin diyorum.

Bu konu ile diger alakali bir yazi ise Borsa Nasıl Oynanır? En Sağlam Tüyolar baslikli yazimizdir.
Read More!

Piyasalardaki Dususun Nedeni Nedir?

Bugunku dususle birlikte sene basindan beri borsamizdaki kayip %40'a yaklasti. Hukumetin buna verdigi cevap "kuresel bir kriz var, borsalar Amerika'da da dusuyor" seklinde. Bizim borsa tum borsalarla birlikte cikarken "biz yaptik, bizim basarimiz" diye goguslerini kabarta kabarta geziniyorlardi. Biz de o zamanlar onlarin hakli oldugunu soyluyorduk. Simdi de onlarin simdi haksiz oldugunu soyluyoruz.

Her ulke kendi bacagindan asilir. Kuresel faktorler vardir, etkileri de son 5 yilda artmistir ama bunlarin netice uzerindeki etkileri hala bizim yoneticilerimizin netice uzerindeki etkilerden cok cok daha azdir.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Kaldi ki kuresel gelismeler bizi henuz olumsuz etkilememistir. Bunu nereden biliyoruz? Dolar kurundan tabii ki. Dolar kuru 1.4-1.5'ye cikmadan da kuresel gelismelerden sikayet etmek dogru olmaz. Amerika borsasi dusuyor cunku finansal sirketler gayrimenkul piyasalarinda 1 trilyon dolar olarak tahmin edilen rakamlar kaybettiler. Turk bankalari Amerikan piyasalarinda para mi kaybetti ki dusuyor. Hala disaridan borclanabildigimize gore bizim icin cok buyuk bir problem yok.

Bizim problemimiz ne peki? Birincisi hukumetin son 2 yildir dogru durust hic bir sey yapmamis olmasidir. Dogru durust is yapan bir tek Unakitan var, butce acigi bugun icin bile cok dusuk bir seviyede. Ote yandan gecen sene secimlerden once populist adimlar atmasalardi 2007 yilinda butce fazlasi bile verebilirdik. Bugun de faizler biraz daha dusuk olurdu. Oysa biz (erdogan) %3'luk butce acigiyla yetinip bu acigi harcama yoluna gitmenin planlarini yapiyor. Faizleri arttiran birinci faktor bu.

Ikinci faktor yillarca elektrik fiyatlarina zam yapilmamasi ve simdi yapilmak zorunda kalinmasi. Daha yeni %21-22 zam yapildi. Sene basinda da bu kadar zam yapilmisti!! Petrol fiyatlari artiyor, gida fiyatlari artiyor, Merkez Bankasi gevsek para politikasi uyguluyor. Enflasyon %12'e cikacak gecelik faizler %16'da. Erdogan faizler enflasyonu azdiriyor diye sacmaliyor, millet cahil ya, aralarindan yutanlar cikacaktir. Boylece suclu ya Merkez Bankasi ya kapatma davasi acan savci ya da global piyasalar!!! Kendileri sutten cikmis "ak" kasik. Bakin daha piyasalar karismadan hersey normalken, 17 Aralik 2007'de neler soylemisim:

"Turkiye'nin yakin bir zamanda ciddi bir kriz yasamasi olasiliginin oldukca yukseldigini dusunuyorum. Bu ekonomist diliyle "kriz cikacak" demektir, cikmazsa kendime kacis icin acik kapi birakmis oluyorum. Amacim sadece kriz tahmini yapmak degil, simdiden suclularin kim oldugunu belirtmek. Sonra kriz ciktigi zaman kabahati baskasinin ustune yikmaya calismasinlar.

Evet, cikacak krizin en buyuk suclusu Erdogan hukumeti ve onun bir sonraki seviyeye ulasamayan (beceriksiz) ekonomi yonetimidir. Iki senedir mikro reform yapacaklarina saz caliyorlardi. Simdi kis geliyor, karincanin agustos bocegine dedigi gibi "biraz da oynama" zamani geliyor. Ikinci kabahatli ise yukselen enflasyon ve risk ortaminda tef calan Merkez Bankasidir. Piyasadaki faizlerin Merkez Bankasiyla zit yonlere gitmesi bunun en buyuk gostergesidir. Perde onunde Zafer Caglayan'in, perde arkasinda ise diger AKP'li politikacilarin baskilarina yenik duserek hukumetin dumen suyunda hareket etmeye baslamislardir."

Bence bir ekonomist icin cok isabetli tahminler yapiyorum. Bir dahaki yaziya sayisal lotoda kazanacak numaralari yazacagim :-)
Read More!

2008 Ekonomi Nobel Odulu

"14 Mart’tan bu yana faizdeki tırmanış bizleri olumsuz etkiledi. Yüzde 15.5 iken yüzde 22 civarına ulaşmış bir faiz var. Yüzde 12 reel faizin bedeli çok ağır. Yüksek faiz enflasyonu tahrik ediyor. Faizi sebep, enflasyonu netice olarak görüyorum; faiz düştükçe enflasyon da düşecektir."
Kim demis? Basbakanimiz Recep Tayyip Erdogan demis. Bu adamin hic danismani falan mi yok, yoksa danismanlari var da onlari mi dinlemiyor?

Zamanim yok ilk firsatta bu konuda dise dokunur bir seyler yazacagim, baskalari benden once davranmazsa tabi.
Read More!

Yabancilarin Kazandigi Faiz

YORGO, HANS, ve GEORGE (Basyapit Niteliginde Yazi)

Gungor Uras son 2.5 yildir dunyadaki neredeyse tum para birimlerine karsi deger kaybeden Amerikan dolari cinsinden odedigimiz faizi hesaplamasini cok iyi biliyor. Tacizci Ayse Teyze ve Ali Riza Amca kendisine "madem oyle, paramizi dolarda mi tutalim, yoksa yabancilarin yaptigi gibi TL'ye cevirip faize mi koyalim?" diye sordugu zaman da "valla sizin bileceginiz istir, her ikisi de risklidir" diye isin icinden siyrilmaya calisiyor.

Gungorum tosunum. Bu isler hem oyle hem boyle olmaz. Ya dedigin gibi risklidir, adam risk aldigi icin getirisi yuksektir; ya da ortada gercekten balli kaymakli bir durum vardir, yabancilar yiyor biz seyrediyoruzdur. Hangisi?

Iflas Nedir  Borsa Nedir  Hisse Senedi Nedir  Risk Nedir  Libor Nedir  Ikame Etkisi Nedir

Gungor Uras'in buna cevap verebilecegini zannetmiyorum, ben vereyim:

Doviz kurlarindaki gelismeleri surekli tutarli bir sekilde tahmin edebilecek adam sayisi cok azdir, buyuk olasilikla yoktur bile diyebiliriz. Daha bu senenin basinda tahmin yapan gerizekalilarin cogu dolarin avroya karsi 2008 senesinde ufak bir miktar deger kazanacagindan bahsediyorlardi. Ben ise dolarin deger kaybedecegini ve dolar-avro kurunun sene sonunda 1.5'e yukselecegi tahminini yapmistim. Aradan 6 ay gecti ve simdilik ben hakli gorunuyorum (sans iste). Simdi dolar boyle dramatik bir sekilde deger kaybederken dolar satip neye yatirsaniz getiriniz yuksek gorunur. Ornek vereyim:

1. Avrupa'da faizler %4 civarinda seyrediyor. Bundan 1 sene once 14 Haziran 2007'de 100 dolarini avroya ceviren bir kisi 75 euro (o zaman kur 1.3307 idi) alabiliyor. Sonra bu parasini Avro faizine yatiriyor. Bir sene sonra 16 Haziran 2007'de eline 3 euro faizle birlikte 78 euro para geciyor. Sonra bunu tekrar dolara (kur 1.5489'a yukselmis) ceviriyor ve tam tamina $120.9 elde ediyor. Yani bir senede kazandigi faiz %21 olmus. Soruyorum, siz yabanci olsaniz Turkiye'de kazanacaginiz %26'lik faize mi para koyarsiniz, yoksa guvenli Avrupa'da kazanacaginiz %21'lik faize mi? Hem Avrupa niye bu kadar yuksek faiz veriyor, aklim sirrim ermedi!!!

2. Bundan 6 ay once 21 Aralik 2007 tarihinde 100 avro bozduran bir Avrupali (adina Hans ya da Yorgo diyebiliriz) parasina karsilik 168 YTL aliyor. Daha sonra bunu %17'den 5 aylik faize koyuyor (o zamanlar faizler daha dusuktu ama neyse yuvarlak hesap olsun). Aradan 5 ay geciyor ve 21 Mayis tarihinde faizden 12 YTL kazaniyor ve toplam parasi 180 YTL'ye yukseliyor. Daha sonra parasini o gunku kurdan tekrar avroya ceviriyor ve eline sadece 90.45 avro geciyor. Demek ki bahsettigimiz bu 5 aylik sure icerisinde Yorgo (veya Hans) para kazanmayi birakin, para kaybetmistir. Adamlar birakin Gungor Uras'in bahsettigi %26'lik REEL faizi 5 ay gibi kisa bir surede %9.5 kaybetmislerdir. Bunu senelik hesaba vursaniz %20'nin uzerinde zarara karsilik gelir. Niye boyle? Cunku bahsettigimiz 5 ay boyunca avro YTL'ye karsi %18.5 deger kazanmistir. Avro satan herkes zarar etmistir. Peki bizim hazine bu isten nasil etkilenmistir? Yorgo'nun avro satip zarar etmesi Yorgo'yu baglar, bizim hazine Yorgo zarar etti diye kar etmez, zarar da etmez. Bizim hazinenin odedigi bedel avro ciksa da dusse de %17'dir. O kadar.

3. Suudi Araplar bundan bir sene once 100 varil petrol satip ellerine gecen parayi YTL'ye cevirip faize koyuyor. 1 sene sonra kazandigi paraya bir bakiyor ki ancak 60 varil petrol alabiliyor. Bu durumda "yabancilar bizden az faiz kazaniyor" sonucunu mu cikarmamiz gerekiyor? Suudiler petrollerini satip bizim hazineden kagit alip 40 varil petrol kaybettilerse, bu, bizim hazine bu isten 40 varil petrol kazandi anlamina mi gelir?

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı

Bizim odedigimiz faizi bulmak istiyorsaniz cok karmasik islemler yapmaniza gerek yok. Hazinenin ihalelerde odedigi faiz orani neyse odur. Isin icine dolari, avroyu, petrolu karistirirsaniz yanlis yaparsiniz. Bu yazimiz da Gungor Uras okuyan okuyuculara bir ders olsun. Adamin niyeti fesat, hukumete yukleneceksen boyle belden asagi vurarak yuklenmene gerek yok ki. Hukumet o kadar buyuk hatalar yapiyor ki, artik sokaktaki vatandaslar bile farkinda.
Read More!

Ayse Teyze ve Gungor Uras

Gungor Uras'i surekli taciz eden, hep tek tarafli sorular soran Ayse Teyze isimli bir bayan var. Gecen gun Gungor Uras'a "Reel faiz nedir? Geçen yıl dolarını bozdurarak Hazine bonosu satın alanlar bir yılda yüzde 26 reel faiz kazanmışlar... Şunu bana anlat bakayım” seklinde bir soru yoneltmis.

Simdi burada Ayse Teyze art niyetli, kurnaz tilkinin teki aslinda. Gungor Uras'a kolay bir soru soruyormus gibi yapiyor ama aslinda sordugu soru cok zor. Bizim icin cok zor degil ama Gungor Uras'in soruya dogru cevap verememesinden tuzaga dustugunu anliyoruz.

Yatırım Fonları Nedir?   Altın Fonu Nedir  Komünist Nedir  Komünizm nedir?  Kapitalizm Kapitalist nedir

Siz kendinize guveniyorsaniz yazinin devamini okumadan ve Gungor Uras'in verdigi cevaba bakmadan soruya dogru cevap vermeye calisin. Aslinda tam sinavda sorulacak cinsten bir soru!!

Gungor Uras su cevabi veriyor:

"Geçen yıl mayıs ayında dolar 1.33 YTL idi. 100 dolarını bozdurarak YTL satın alana, 133 YTL verdiler. Bu parayla yüzde 18.81 faizli Hazine bonosu satın alanlara bu mayıs ayında faiziyle birlikte 158 YTL ödeme yapıldı (bkz. yüzde hesaplama). (Yabancılar bunu net olarak ceplerine koydu. Türklere ise 133 YTL’nin bir yıllık faizi olarak ödenen 25 YTL’den yüzde 10’u oranında (2.5 YTL) stopaj (vergi) kesintisi yapıldı. Onların eline anapara ve faiz olarak 155.5 YTL geçti.)
Bu mayıs ayında dolar fiyatı 1.24 YTL oldu. Yabancı 158 YTL’yi tekrar dolara döndürünce, eline (158:1.24 = 126.88) 126 dolar geçti."

Gungor Uras nerede yanlis yapiyor?

1. Ayse Teyze'nin sorusunu hatirlarsaniz yabancilarin nasil %26 REEL faiz kazandigini soruyor. Yabancilarin gecen sene bozdurdugu 100 dolar bu sene 126 dolar oldu ama bu sene eline gecen 126 dolar gecen sene 126 dolara alabildigi kadar mal alamiyor artik. Sizin anlayacaginiz, Reel faizi hesaplamak icin elde ettiginiz faizden enflasyonun farkini dusmeniz gerekiyor. Gungor Uras bunu dusmemis. Son bir yil icerisinde Amerika'daki enflasyon orani %4.2 gerceklesmis. O yuzden de yabancilarin elde ettikleri REEL faiz aslinda %26.88 degil (126.88/1.042=121.72) sadece %21.7

2. Ikincisi, Gungor Uras'in gecmiste kullandigi "enflasyon rakamlari az gosteriliyor" seklindeki saklabanliklari yaparak Amerika'da aciklanan enflasyon rakamlarinin gercegi yansitmadigini, benzin fiyatlarinin %35 arttigi bir ortamda enflasyonun da en azindan %10 civarinda oldugunu belirten bir ifade kullanarak yabancilarin eline gecen reel faizin daha da dusuk oldugunu bile soyleyebiliriz. Ama tabii bu Gungor Uras'in ortaya sactiklari gibi bir kuyruklu yalan olur.

3. Bu hesaplar yapilirken her zaman gizli bir varsayim yapiliyor. O da yabancilar Turkiye'ye girdiginde ellerindeki dolarlari bir gerizekalinin 1.33'den satin aldigi, yabancilar Turkiye'den cikarken de ayni gerizekalinin 1.33'den aldigi dolarlari pasa pasa 1.24'den zararina sattigidir. Kim bu gerizekali, bileniniz var mi? Yoksa yabancilar Turkiye'den cikmadi mi daha? Yabancilar Turkiye'den cikmaya basladiklari zaman gercekten de simdiki gibi balli kaymakli kurlardan mi paralarini dolara cevirecekler yoksa yuksek kurlardan mi?

Menkul Kıymetler Nedir?  Faşizm nedir?  Özel Üniversiteler  Devlet Üniversiteleri  Türk Bilim Adamı

Ben adimi Ali Riza'ya cevirip Gungor Uras'a su iki soruyu sormak istiyorum (okurlarimdan bir tanesi bu sorulari Sayin Uras'a iletirse sevinirim):
1. Turkiye'de hangi gerizekali yuksek fiyattan doviz alip dusuk fiyattan satiyor? Niye birileri buna dur demiyor? (Tam Gungor Uras'a gore bir is)
2. Turkiye'de reel faiz hesaplamasini dogru yapabilen bir Allah'in kulu yok mu?
Read More!

Hirtistan Maci Oncesi

Hirvatistan maci oncesi aklima Baris'in uzun zaman once yazdigi bir yazi geldi.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde okyanusun ortasında, Hırtistan adında minicik bir ada varmış. Topu topu 500 aileden oluşan Hırtlar’ın ne dış dünyadan, ne de başka insanlardan haberi varmış. Hırt erkekleri her gün denize açılır ikişer balık tutar, evde bekleyen hanımları da ikişer ekmek yapar, böylece herkes günde bir ekmek bir balık tüketerek yaşamlarını sürdürürlermiş.

Başka bir gıdaya da ihtiyaç duymazlarmış. Ancak zamanla Hırt kadınları günde iki ekmek yerine dört ekmek yapabilir duruma gelmişler. Kimsenin buna bir itirazı olmamış. Artık herkes günde iki ekmek ve bir balık yiyebilir duruma gelmiş. Hırt erkekleri çalışkan kadınları ile gurur duyuyorlarmış. Ancak bununla bitmemiş. Çalışkan Hırt kadınları, daha iyi beslenmenin de verdiği heyecanla, günde dört değil sekiz ekmek yapmayı da başarmışlar. Ancak bu, akşam eve iki balıkla dönen Hırt erkeklerini o kadar sevindirmemiş. Çünkü günde bir balık, dört ekmek için az gelmekteymiş. Hırt erkekleri kafa kafaya verip bir çözüm bulmuşlar. “Bundan sonra”, demişler, her iki aileden sadece bir kişi ekmek yapacak, diğer kadın bizimle birlikte balık tutmaya gelecek. Bulunan bu harika çözüm herkesi memnun etmiş. Artık her iki aileden bir kadın evde kalıp sekiz ekmek yapıyor, diğer üç kişinin getirdiği altı balıktan her ailenin payına ekstra birer balık daha düşüyormuş. Derken, elinde kalın bir klasörle, ortaya bir köşe yazarı peydahlanmış. Aslında Hırtistan’da işler hiç de iyi gitmiyormuş. Rakamlarla ortaya koymuş ki, toplam ekmek istihdamı kısa bir sürede yüzde 50 oranında azalarak toplam 500 kişiden 250 kişiye düşmüş. “Yakında”, demiş, Hırt ekonomist, “bu hızla giderse, ileride ekmek üretecek kimse kalmayacak aç kalacağız!”

Verimlilik konusunu anlatırken, daha önce, Krugman’dı sanırım, benzerini bir yerlerde okuduğum ve sıkça kullandığım bu basitleştirilmiş masalı severim. Önce ekonomik büyüklükleri analiz edelim. Başlangıçta Hırtistan Gayri Safi Hasılası 1000 ekmek ve 1000 balıktan oluşuyor. Kişi başı gelir, yani tüketim, de 1 ekmek + 1 balık. Kısa süre sonra GSH 2000 ekmek ve 1000 balık’a yükseliyor. Kişi başı gelir de 2 ekmek + 1 balığa. Bir sonraki aşamada ise ekmek istihdamı yüzde 50 düşerken toplam GSH 2000 ekmek ve 1500 balığa yükseliyor. Kişi başı GSH da 2 ekmek + 1.5 balığa yükseliyor.

Peki bu örneği Türkiye’ye uyarlayabilir miyiz? Bir tek şey aynı kalmak şartıyla evet. Ekmek sektörünü tarım+sanayi, balık sektörünü de hizmet sektörü olarak alırsanız, rakamları da bu gözle analiz ederseniz ne dediğimi anlarsınız.

Aynı kalan şey mi ne?

Hırt ekonomist, hırt olarak kalıyor, gazetelerde köşe yazarlığı yapmaya devam ediyor.
Read More!

Gelmeyen resesyon

"A funny thing happened on the way to the most predicted recession in US history: it didn’t happen."
Son günlerde okuduğum en eğlenceli yazı idi. First Trust Portfolios ekonomistleri Brian S. Wesbury ve Robert Stein haftalık yazılarına böyle başlamış. Yazının linkini de veriyorum.
The Phantom Recession is Already Over
Tabi koca koca ekonomistlere "dokundurmayı" da ihmal etmemişler:

"Prominent economists – including one Nobel Prize winner – made comparisons to the Great Depression, predicting a long and deep downturn. Alan Greenspan declared a recession was likely and said this was the worst financial crisis since the end of World War II."

Yazının tamamı güzel de şu bölümünü dikkatle okuyun:
"Trouble is, someone forgot to convince consumers they had to stop spending. Despite consumer confidence readings that are downright awful, “core” retail sales are up at a 10.2% annual rate in the past three months. In other words, consumer confidence statistics may express how people feel, but not how they act. And with all the doom and gloom being reported on a daily basis, no wonder they feel so bad. But consumers have refused to capitulate to the emotional turmoil."

Kısaca diyorlar ki, tüketici güven endeksi denilen şey tüketicilerin ne hissettiğini söyler ama ne yaptığını söylemez.

Bakalım bizde durum neymiş?

Referans Tüketici güveni 5 ayda yüzde 24,6 geriledi demiş. Milliyet de Tüketici güveni hızla azalıyor demiş. İki haberin de konusu Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Tüketici Güven Endeksi. Tüketici Güven Endeksi Mayıs ayında 75.36’ya gerilemiş.

Bir de NTVMSNBC'nin kendi hazırladığı güven endeksi var. Orada da durum farklı değil. Şuradan verilere de bakabilirsiniz.

İlginç aynı zamanda komik olan durum ise NTV'nin bile kendi datasını yorumlayamaması. Çünkü bir de gerçek tüketim hareketlerinden derlenen bir tüketim endeksi de açıklıyorlar. Güvendeki düşüş tüketimi aşağı çekti demişler. "CNBC-e Tüketim Endeksi Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0.94 düşerek 155.04 düzeyine geriledi." Ama 2007'nin Mayıs ayında endeks 146.35 seviyesinde imiş. Yaklaşık 10 puanlık artış var. Yüzde 6 gibi birşey yapıyor.

Nedense bu adamlar "Haziran ayında hiç kar yağmadı bu yıl kar yağışı yüzde 100 azaldı" ya da "Fenerbahçe bu ay hiç gol atamadı Aziz Yıldırım istifa etsin" gibi haberler yapmıyorlar.
Read More!

Fakirlik için altın kurallar

Fakirlik icin altin kurallar:

1. Enflasyonu yükseltin. Her ortamda aslında enflasyonun kötü bir şey olmadığını, azıcık enflasyondan zarar gelmeyeceğini söyleyin. Diğer bir savunmanız da enflasyonu düşürmek için ödenmesi gereken bedelin ağır olduğu, topluma bu bedeli ödetmenin doğru olmadığını iddia etmek olmalıdır.

2. Döviz kurunu sabitleyin. Ama sabitlediğiniz değeri sık sık update ederek kendi paranızın değerlenmesine izin vermeyin. Mümkünse resmi döviz kuru için karaborsa oluşturun. Resmi döviz kuru ile karaborsa kur birbirinden ne kadar farklı olursa o kadar çabuk fakirleşirsiniz. Bu politikayı da ihracatı desteklemek adına yaptığınızı söyleyerek yutturabilirsiniz.

3. Faiz oranlarına (her türlüsüne) kısıtlama getirin. İlk iki maddeyi uyguladıktan sonra negatif faiz oranı fakirleşmek için çok işinize yarayacaktır.

4. Kamu harcamalarını arttırın. Harcamanın en iyi yolu devlet eli ile yapılandır. Devlet nereye ne kadar para harcanacağını hepinizden daha iyi bilir. Her kamu harcamasının içinde bir miktar komisyon ücreti de vardır, bu da işin en zevkli tarafıdır zaten.

5. Ota boka lisans verin. Mümkünse hiç bir iş, hiç bir meslek lisanssız yapılmasın. Çöpçülerin, berberlerin taksicilerin bile lisansı olsun. Boru değil, her işin ayrı bir ciddiyeti var. Bunu da kamu yararına yaptığınızı söyleyerek yutturabilirsiniz.

6. Ota boka vergi koyun. Vergi kurallarınız uzun, karmaşık, ayrıntılı ve anlaşılmaz olsun. Ota boka istisna kurallarınız olsun. Altın kuralı unutmayın: Kalıcı vergi koymanın yolu geçici vergi koymaktır. Vergi kanunlarınız ne kadar kalınsa fakirleşmeniz o kadar hızlı olacaktır.

7. Her alanda imtiyaz grupları oluşturun. Sonra her birinin ağzına birer parmak bal sürerek hepsini memnun edin. Eğer imtiyaz grupları oluşmuyorsa bunun en kolay yolu belirli bir malı ya da hizmeti üretenlere (ya da tüketenlere) vergi ya da negatif vergi (teşvik) koymaktır. Bu vergileri daha sonra dil, din, ırk, bölge bazında çeşitlendirebilirsiniz.

8. Zorunlu eğitim süresini arttırın. Verimlilik fakirliğe ulaşmanızın önünde en önemli engeldir. Bu da eğitimle oluşur. Çocuklarınızın düzgün eğitim almasının, birşeyler öğrenmelerinin denenmiş kanıtlanmış tek bir yolu vardır. Onları hapishane tarzı okullarda zorunlu eğitime mahkum edin. Kafalarına vura vura birşey öğrenmemelerini sağlayın. Zorunlu eğitimi ne kadar uzatır standardizasyonda ne kadar başarılı olursanız, çocuklarınız o kadar aptal üretiminiz de o kadar verimsiz olacaktır.

9. Zengini sürekli kötüleyin, fakirliğin bir erdem olduğunu söyleyin. Para kazanmanın, kar etmek için çalışmanın ne kadar kötü olduğunu, bu sistemin vahşi olduğunu her fırsatta tekrarlayın. Fakirlik ise sadece şanssızlık ya da zenginlerin vahşi kar güdüleri nedeni ile oluşmaktadır. Fakirleri destekleyin, övün, zenginleri hor görün, cezalandırın. Zenginden alıp fakire verin. Fakirliğin sürmesi ve derinleşmesi, ancak sürekli sistem desteği ile mümkündür.

10. Bütün bu kuralları uygularken altın rehberiniz “kamu yararı” olmalıdır. Unutmayın, kamu yararı denen şeyi kimse somut olarak tanımlayamayacağına göre (var olmayan şeyler tanımlanamaz) karşı çıkan herkesi kamunun iyiliğini istememekle suçlayabilir, her türlü politikanıza destek bulabilirsiniz. “Kamu yararı”na ek olarak “eşitlik”, “sosyal adalet”, “sosyal devlet”, “adil dağılım/bölüşüm”, gibi kavramlar da işinize yarayacaktır.
Read More!

Keşke açığımız olmasa, biz hiç borçlanmasak

"Geldiğimizde bütçe açığı milli gelirin yüzde 11,5 idi. Bugün yüzde 2'nin altındadır. Yüzde 1 ile 2 arasındadır. Biz açıkları azaltmışız. Faizler düşmüş. Faiz yükü düşmüş. Yani biz bunları düşüre düşüre sıcak paraya gerek kalmayacak. Sıcak para, hiç kimse zorla (gel al şu parayı) demiyor. Madem bu kadar karlı. O zaman bizim vatandaşımız niye 100 milyar doları dövizde tutuyor. Madem hazine faizleri bu kadar yüksek o zaman bozsunlar gelsinler hazine faizine... Şu anda Türkiye'de hazine bono ve tahvillerinde yabancıların payı yüzde 12 civarında. Diyorlar ki (yabancılar gelip soyuyor). Türkiye'de hazinenin sattığı tahvil ve bonoların yüzde 88'i Türklerin, Türk firmalarının, Türk vatandaşlarının elindedir. Bizim vatandaşlarımızın, bizim bankalarımızın, bizim şirketlerimizin elindedir. Keşke açığımız olmasa, biz hiç borçlanmasak. Ama sosyal güvenlik sisteminin açığı var ve bunun temelini de 1990'lı yıllarda attılar."
Kim demiş? Hükümetin Yıldıray Baştürk'ü durumundaki Mehmet Şimşek demiş.
Başka ne demiş?

Hazine'nin açık olduğu için borçlandığını ve en büyük açığın da sosyal güvenlik sisteminde bulunduğunu belirten Şimşek, bu açığın da yeni çıkmadığını anlattı. Şimşek, bu yıl sosyal güvenlik sistemine aktarılan paranın 37 katrilyon lira (37 milyar YTL) olduğunu ve bunun toplam yatırım bütçesinin iki katını oluşturduğunu kaydetti. Şimşek, bu paranın emekli vatandaşların çocuklarının eğitimi ile Ar-Ge çalışmalarına ayrılması halinde Türkiye'yi kimsenin tutamayacağını belirtti.

Özelleştirme paralarının nereye harcandığına ilişkin bir soruya verdiği yanıtta Bakan Şimşek, iktidara geldiklerinde vatandaşlardan zorunlu tasarruf adı altında toplanıp ardından da "çar çur edilen" paralar bulunduğunu ve bunun tutarının 14 katrilyon lira olduğunu söyledi. Bu parayı ödediklerini belirten Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mesela önümüzdeki bir ay içinde inşallah Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemeleri var. Bunu ta 1980'li-1990'lı yıllarda toplamışlar. Şimdi ortalıkta böyle bir şey de yok. Hesap kitabı bile yapmamışlar. Kimin nereden ne alacağını. Şimdi biz vatandaşlara ödemek üzere onları toparlıyoruz vatandaşlara ödemek üzere. Yani tasfiye halindeki Emlak Bankası çalışıyor. Emlak Gayrimenkul Yatırım ortakları mesela bütün varlıklarına bakarsanız bizim şu anda yapacağımız ödemelerin ufak bir kısmı bile değil. Ne yapıyoruz. Bunları vatandaşlardan daha önce devlet almış toplamış ve uçmuş ve biz bunları ödüyoruz."
Bu bakan bu hükümete fazla. Fatih Terim "Yıldıray gibi bir oyuncuyu yedekte tutamayacağım için kadrodan çıkardım" gibi nadide bir açıklama yapmıştı. Aynı durum Bakan Şimşek'in de başına gelebilir.
Haberin Tamami Read More!

Spekulatif Mahfi Eğilmez: Kurlar ne zaman patlar?

Zamanında bürokrasinin basamaklarını tırmanıp Ankara'da üst noktalara gelen kişilerin kariyer çizgisi genelde İstanbul'a da uğrar. Çoğunlukla da müsteşar eskilerinin, bürokrat emeklilerinin, İstanbul'daki ilk durağı (nedense) Doğan grubunun gazetelerinden birinde köşe kapmak olur. Nadiren farklı örnekler ortaya çıksa da genel eğilim böyle.

Tabi Doğan'ın elinde gazete çok, başarısız olanlar Referans gazetesine mahkum olurken sıfatları kocaman olanlar Milliyet ve Hürriyet gibi amiral gemilere yerleşirler. Burada çizgi genelde küçükten büyüğe olmak üzere Referans - Radikal - Vatan - Milliyet - Hürriyet şeklinde oluyor. Tabi Damat Ferit gibi nereden geldiği belli olmayanlar joker statüsünde ve parlatılacaklar listesinin en tepesinde yer alırlar. Pardon, Damat Yiğit diyecektim.

Bu arada yanlış anlaşılmasın, bürokrat eskisi yazarlarının hepsi kötüdür demek istemiyoruz. Genelde Uğur Gürses, Fatih Özatay, Ercan Kumcu, Güven Sak gibi Merkez Bankası çıkışlılar daha isabetli yazılar yazarken Yaman Törüner gibi istisnalar da yer alabiliyor. Hazine ve planlama (DPT) çıkışlılar ise Güngör Uras başta olmak üzere vahim durumdalar. Güngör Uras "fiyatlar mutlaka enflasyonla artmaz", "cari açık=döviz açığı" gibi özdeyişlerin sahibi. Tabi daha vahim örnekler de var. Yiğit Bulut, mesela , çan eğrisinin tepesinde zenginlerin oturduğunu sanıyor. Diğer yandan akademi kökenli, bürokrasiye bulaşmamış Asaf Savaş Akat, Mehmet Altan, Eser Karakaş, Deniz Gökçe gibi yazarlar ise genelde daha istikrarlı bir çizgi sergiliyorlar.

Bizim bugünkü konumuz ise bürokrat eskilerinden Mahfi Eğilmez. Bir süredir Mahfi Eğilmez'e bir yazı borcumuz vardı. Hesabı denkleştirelim.

Bir ekonomistin asla yapmayacağı şey tarih vererek kur tahmini yapmaktır. Normalde kurların aşağı mı yoksa yukarı mı gideceğini her 10 tahminden 6'sında tutturabilen birisinin kur piyasasını hallaç pamuğu gibi atmasını beklersiniz. (Bir maymunun tahmin başarılı ortalaması 10'da 5'tir.)

Mahfi Eğilmez 2005-2006 döneminde kendini rüzgara kaptırıp 1 dolar = 1 YTL gibi bir tahminde bulunmuştu. Haziran 2006'da dolar kuru 1.7 YTL seviyesine çıkınca bu tahmin de komik kalmıştı. Mahfi Eğilmez sonradan "Kriz olmazsa ve içeride de siyasal sorun çıkmazsa yıl sonuna kadar 1 dolar 1 YTL olur demiştim" diye bir düzeltme yapmıştı ama bu açıklama da "Halamın şeyi olsa amcam olurdu"dan farklı değil.

Mahfi Eğilmez uslanmamış olacak ki bir süre önce (14 Şubat 2008) "YTL değer kaybeder" başlıklı yazısında şöyle yazdı:
"... Bunun sonucunda benim tahminim YTL'deki değer kaybının ciddi bir aşamaya ulaşması noktasına bahar aylarında gelineceği yolundadır. Sonrası için şimdiden bir şey söylemek ve bir tahmin yapmak mümkün değil."

Ben de "İyi haberler" başlıklı yazımda şunu yazmıştım:

"Mahfi Eğilmez de "YTL değer kaybeder" başlıklı yazısında "Bunun sonucunda benim tahminim YTL'deki değer kaybının ciddi bir aşamaya ulaşması noktasına bahar aylarında gelineceği yolundadır" diyerek bir ekonomistin asla almayacağı bir risk almış (Tarih vererek kur seviyesi tahmini). Hoş, seviye belirtmemiş ama YTL'de ciddi değer kaybı demiş. Bu ifadeden şu ana kadar yaşanan dalgalanmalardan daha farklı bir kayıp beklediği yorumunu yapıyoruz. Bahara şunun şurasında iki ay kaldı. Tabi 2008 baharı da dememiş ordan da kaçış yolu var ama bahar aylarında kendisini tekrar ziyaret ederiz."

Mahfi Eğilmez yazısını yazdığında dolar kuru 1.20 YTL seviyesinde iken Mayıs ayının sonunda 1.22 YTL seviyesinde imiş. Arada 18 Nisan tarihinde 1.33 seviyesine kadar yükselmiş. Yani baharın ilk yarısında YTL değer kaybederken, ikinci yarısında değer kazanmış. Mahfi Eğilmez'e yine de hak vermek gerek, bir miktar değer kaybı yaşanmış.

Ancak bu değer kaybının "ciddi" olup olmadığı konusu biraz şüpheli. Aşağıdaki grafik son iki senenin USD/YTL grafiği.


Gerek TV programlarından gerekse yazdığı yazılardan Mahfi Eğilmez'in uzun süredir dev bir global kriz beklediğini biliyoruz. Mahfi Eğilmez YTL'nin değerinde ciddi kayıp beklediğinde bunun daha önceki dalgalanmalardan farklı olacağını anladığımızı yazmıştık. Ama grafik bize daha önceki zıplamalara göre daha düşük şiddette bir dalgalanma olduğunu söylüyor. Dolar kuru bugün bir sene önceki seviyenin de altında.

Daha önemli nokta ise Mahfi Eğilmez'in kendini rüzgara kaptırarak tahminler yapıyor olması. 14 Ocak-12 Şubat 2008 tarihleri arasında zaten dolar kuru 1.15 seviyesinden 1.23 seviyesine yükselmişti. Daha önceki dönemde kendini rüzgara kaptırarak yaptığı 1 dolar=1 YTL tahmini de benzer şekilde çuvallamıştı.

Kıssadan hisse: Siz siz olun döviz kuru konusunda tahmin yapan kimseye güvenmeyin.

Yatırımcıya tavsiye: Geliriniz ya da gideriniz döviz cinsinden değilse döviz piyasasından uzak durun, piyasayı sağmaya kalkmayın. Read More!

Fatih Ozatay Kafasini Carpmis!

Portekiz'e 2-0 yenildigimiz mactan sonra Hurriyet'in "Turkiye Bu Gruptan Cikar" baslikli haberiyle dalga gecen bir yazi yazacaktim ki beni dumur eden baska bir seyle karsilastim.

Fatih Ozatay Radikal'de yazdigi yazisinda 2 tane onemli hata yapmis ki sormayin gitsin. Fatih Ozatay Portekiz macina yetismek icin aceleden bir kac satir karalamis diyecegim ama hatalara baktiginiz zaman profesyonel birisinin yapacagi hatalar olmadigini gorursunuz. Benim aklima iki ihtimal geliyor:
1. Ya yazilari Yigit Bulut'a yazdirmistir
2. Ya da banyoda islak zeminde kayip kafasini kuvetin kenarina carpmistir.

Siz karar verin. (Kendinize guveniyorsaniz yazinin devamini okumadan Fatih Ozatay'in yazisini okuyun ve bu iki hatayi bulmaya calisin.)

Hata 1:
"Ve nihayet cuma günü açıklanan işsizlik verileri sevimsiz bir düzeyde geldi: İşsizlik 1986’dan bu yana en yüksek düzeyine ulaştı (yüzde 5.5)."Ozatay %5.5'lik issizlik rakaminin 1986'dan bu yana gerceklesen en yuksek rakam oldugunu soyluyor. Desenize Amerikan ekonomisi son 22 yildir %5.5'in altinda issizlik yaratarak super bir performans gosteriyordu. Gercekler oyle degil tabii ki. Daha 2003 yilinda Amerika'nin issizlik orani %6 idi. 2001'deki resesyondan sonra issizlik orani 2002'de %5.8 yukselmis ve ancak 2005 yilinda %5.5'in altina dusebilmistir. Ayrica 1990-1991 arasinda gerceklesen resesyon donemi ve sonrasi var.

Buradaki problem Fatih Ozatay'in kullandigi rakamlarin neyi ifade ettigini bilmemesidir. Ayni Hurriyet'in 2-0'lik yenilgiden sonra turu geceriz diye baslik atmasi gibi. Mac 4-0 bitseydi ne diyeceklerdi? "Finali garantiledik" mi?

Fatih Ozatay bir yerlerden okumus, ne okudugunu da anlamamis. Ben size soyleyeyim. Issizlik orani bir ayda %5'den %5.5'e yukseldi, yani 0.5 puanlik artis gosterdi. Bu Amerika gibi bir ulke icin cok buyuk bir rakam. Iste bu 0.5 puanlik artis miktari 1986'dan beri gerceklesen en yuksek aylik artis miktari. Hikaye bundan ibaret.

Hata 2:
Bu hata oncekine kiyasla cok daha buyuk bir hata. Profesyonel birisinin yapmamasi gereken bir hata, ancak Yigit Bulut veya Ali Riza Karduz'un yapacagi hata cinsinden. Gecen sene Serhan Cevik de ayni hatayi yapmisti ama onun niyeti (Merkez Bankasina baskan yardimcisi olmak) sonradan ortaya cikti. Fatih Ozatay'in yaptigi bu hata kendisine cok puan kaybettirdi, resmen gozumden dustu adam. Hata su:

"Mesela faizlerin geldiği düzeye bakın: Cuma günü 13 ocak 2010 vadeli gösterge tahvilin faizi yüzde 20.5’i aştı. 2009 yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 7.5 olarak açıklandı. Bu durumda piyasa faizinin enflasyondan arındırılmış (reel) değeri yüzde 12.1’e yükselmiş oluyor. Oysa 2006 başında bu düzey yüzde 7 dolaylarındaydı."Gecen sene Agustos ayinda faizler %18-19 arasinda seyrederken Merkez Bankasinin enflasyon hedefi %4, enflasyon tahmini ise %3.2 civarinda idi. Merkez bankasinin rakamlarina ve Fatih Ozatay'in yontemine bakarsak gecen sene Agustos ayinda reel faiz %14-15 gibi bir rakama denk geliyor ki akillara zarar. Zaten bir suru zir cahil kose yazari da bu hesabi yaparak gerizekali gerizekali yazilarla karsimiza ciktilar o zamanlar. Aradan 9 ay gecti. O zamanlar %18'den parasini faize yatiranlarin karsisina bu yil Agustos ayinda %12-13'luk bir enflasyon rakami cikacak. Nereden bilirdin ki enflasyon bir sene icerisinde Merkez Bankasinin tahmin ettigi gibi %3.2 degil de %13.2 cikacak. Neye niyet neye kismet!!!

Iki sey soyluyorum. Birincisi reel faizin ne olacagini bu gunden bilmiyoruz. Ikincisi piyasalar enflasyon tahmini konusunda Merkez Bankasindan daha isabetli tahminler yapiyorlar. Mesela simdi piyasalarda 2009 icin yapilan tahmin orani %10'un uzerinde. Bir sene sonra enflasyon orani muhtemelen Merkez Bankasinin kicindan uydurdugu gibi %7.5 degil piyasalarin fiyatladigi %10 rakamina daha yakin cikacaktir. Kaldi ki Merkez Bankasinin kredibilitesi ayaklar altinda surunmektedir ve piyasada Merkez Bankasinin enflayon tahminlerini takan pek kalmamistir. Merkez Bankasinin enflasyon tahminlerini ciddiye alan kisilerse bu tahminlerin uzerine 3-5 ekleyip oyle kullaniyor.

Reel faizler uzerine soyledigimiz bu sozleri ekonomiden az bucuk anlayan herkesin bilmesi lazim. Fatih Ozatay neden boyle bir acemilik yapip enflasyon hedefini kullanarak reel faiz tahmini yapmis anlam veremedim dogrusu. Reel faizlerin gercekten ne oldugunu ogrenmek istiyorsaniz Subat 2012 vadeli enflasyona endeksli bonolarin faizlerine bakmanizi oneririr. Gecen sene %10 civarinda seyreden bu faizler su siralar %10.7'ye yukselmis vaziyette. Neden acaba?
Read More!

Bağlılık mı, Esneklik mi?

"commitment vs. flexibility"yi turkce'ye baglilik mi esneklik mi olarak cevirdim. bu, iktisadi kurumlarin ve politikalarin dizayni ile ilgilenen iktisat (iktisat nedir) teorisyenleri tarafindan, sikca ele alinan bir soru. ancak, bu sorunun bugun aklima gelmesinin sebebi, cok yakin zamanda bu konuda bir sey okumus olmam falan degil. bu soru, bugun anayasa mahkemesinin verdigi, turbanla ilgili karar hakkindaki haber ve yorumlari okurken aklima geldi.

ona gecmeden once, bir parantez acip, iktisadi soruyu kisaca ozetleyeyim. iktisadi acidan bagliligin da, esnekligin de kendine gore artilari ve eksileri var. ornegin, para politikasinda, enflasyon hedeflemesinin nasil bir kurala bagli olmasi gerektigi, bu baglamda incelenebilir. enflasyon hedefi, inandirici olmak sartiyla, insanlarin beklentilerini etkileyerek enflasyonu dusuk tutmaya yarar. ama, fazla kati bir kural, mesela, cok gerektiginde merkez bankasinin ekonomideki dalgalanmalara mudahalesini zorlastirir. benzer bir durum sosyal guvenlik sisteminde de var. bu alanda zorunlu tasarruflari savunanlar, insanlarin gencliklerinde aska gelip hovardalik yapmaya egilimli olduklarini, ama sonradan buna pisman olacaklarini iddia ederler. bunlara gore, devletin insanlari bir miktar tasarrufa zorlamasi faydalidir. ancak bunun da, gercekten paraya ihtiyaclari oldugunda, insanlarin tasarruflarini ozgurce kullanamamalarina sebep olmasi gibi bir eksisi var tabii. ornekler cogaltilabilir. bunlar ve benzeri ornekler ile, bu soruya iktisatcilarin verdikleri cevaplari, belki baska zaman yazarim. simdi, parantezi kapayip gundeme donelim.


bugun anayasa mahkemesi, kadinlarin turbanla universiteye girmelerine olanak saglayan duzenlemeleri iptal etmis. bir kesimde buna karsi infial var. ornegin, dikkatimi ceken, sabah'taki yazisinda ergun babahan, anayasa mahkemesinin anayasa yaptigini soylemis. babahan, anayasa mahkemesini tepeden inmeci bir tavirla, toplumun bir ihtiyacini karsilamasina engel olmakla ve toplumu sekillendirmeye calismakla sucluyor.

bense duruma soyle bakiyorum. anayasa mahkemesi, adina mahkeme diyoruz ama, aslinda siyasi bir organ. temel islevi, konjonkturel siyasi dalgalanmalarin, rejimde buyuk ve ani degisikler yaratmasini engelleyip istikrar saglamak. zamaninda cumhurbaskanlari, kendi siyasi gorusleri dogrultusunda oraya adam atamislar; atananlarin siyasi goruslerinin bileskesi de mahkemenin siyasi durusunu belirlemis. bugun, bu siyasi durusa ters hareketleri engellemeye calisan mahkeme, sadece yasalarin anayasaya uygunlugunu denetlemekle kalmiyor; gerektiginde anayasa maddelerinin yorumunu da degistirip bazi degisikliklere engel oluyor. yani siz hukumet olarak, ne kadar toplumun ihtiyaclarina cevap verecek duzenlemeler yaptiginizi iddia ederseniz edin, yaptiklariniz mevcut uyelerin cogunlugunun siyasi gorusune ters dusuyorsa, mahkeme size bir sekilde engel oluyor.

bunun faydasi, toplum duzeninin dayandigi temel ilkelerin zor ve yavas degismesi ve bunlara cok aykiri islerin yapilamamasinin saglanmasi. anayasa mahkemesinin siyasi yapisinin degismesi, ancak bosalan koltuklara, farkli ideolojileri olan cumhurbaskanlarinin, kendilerine yakin insanlari atamalariyla mumkun. tabii, boyle bir donusum saglanirsa da, geri donus, donusumun kendisi kadar zor. ote yandan, toplumdaki kimi ihtiyaclar ve degisim talepleriyle, anayasa mahkemesinin korumaya calistigi siyasi duzen arasindaki celiskilerin yol actigi konjonkturel gerilim ise, istikrari korumanin bir maliyeti.

ben olaya bu acidan baktigimda, anayasa mahkemesinin aldigi karari garipsemiyorum. mahkeme, daha onceden programlandigi sekilde, islevini yerine getiriyor. bundan sonra ise, ozellikle cumhurbaskaninin halk tarafindan secilmeye baslanmasiyla, anayasa mahkemesinin yapisinda ve isleyisinde degisiklikler gorecegimizi saniyorum. o zaman, hem uyeler secildikleri donemin siyasi egilimlerini daha cok yansitacaklar, hem de asagidan gelen siyasi isteklere karsi daha esnek olacaklardir, diye tahmin ediyorum. bunu begenip begenmemek ise, baglilik ve esneklik uzerindeki tercihlerinize gore, size kalmis.

Read More!

Deniz Gokce ve Merkez Bankasi

Deniz Gokce'yi severiz, ancak genellikle yorumlari asiri iyimser kategorisine girdigi icin ozellikle son bir yildir pek itibar etmiyoruz. Ancak kendisini de anlayisla karsiliyoruz. Turkiye'de o kadar karamsar ve art niyetli kose yazari var ki Deniz Gokce bunlarin ters tarafinda yer alarak hem bir denge olusturuyor, hem de her zaman kendisini okuyacak bir okuyucu kitlesine ulasiyor. Sonucta insanlarin cogu kendi dusuncelerine uyan yazarlari okuyup digerlerini okumuyor. Ulkenin yarisi veya %80'i karamsar olsa da Deniz Gokce karamsar olmayan azinligin okudugu ender yazarlardan bir tanesi konumuna yukseliyor. Bence cok dogru bir strateji, ben olsam ben de aynisini yapardim. Ortada 80 tane kotumser yazar var, bunlar birbirleriyle yarisirken, Deniz Gokce kendi piyasasinda fazla bir rekabet gormuyor.

Yukarida "iyimser" ve "kotumser" yazar derken kastettigim tutarli bir sekilde her ekonomik durumda bu yazarlarin iyimser veya kotumser yazi yazmalaridir. Mesela bundan 3 ay once Amerika'nin resesyona girecegi neredeyse her ekonomist tarafindan zikredilirken Deniz Gokce "durun hele rakamlar daha aciklanmadi" falan diyerek "beklentileri" yonetmeye calisiyordu, hatta bir ara neredeyse o da umudunu kaybedip rakamlar aciklanmadan resesyon ilan edecekti. Neticede hakli cikti. Ama hakli cikmasinin sebebi derinlemesine bir analiz yapip da dogru sonuclara ulasmasi degil, tutarli cizgisini koruyarak iyimser (en azindan notr) yazilar yazmasi idi. Yani sansli idi.

Uzun zamandan beri ilk kez Deniz Gokce objektif bir yazi yazdi bugun. Yazinin bazi eksikleri var ama Deniz Gokce'nin cizgisine gore objektif bir yazi. Soyle diyor Sayin Gokce:

"Biz 2001 krizinden sonra dalgalı kura geçtik, çünkü para politikasında serbest kalabilmek ve faiz ve enflasyon düşürme ve borç geri ödeme sürecinde serbest kalmak istiyorduk. Yani para politikasında serbest kalmak istiyorduk.

İstediğimiz oldu ve sıkı maliye ve para politikasında başarılı olduk ve enflasyon, faiz düştü, ve büyüme arttı, borçlar kontrol altına girdi, dış tasarruf ülkemize artan şekilde girmeye başladı. Bu pozitif gelişme 2003-2004 yıllarında oldu. Hem ülke içinde hem de ülke dışında beklentiler değişmiş, Türkiye için pozitif değerlendirmeler gündeme gelmişti. Hükümet AB ile flört ediyor, Yunanistan ile olumlu görüşmeler yapıyor ve Kıbrıs sorununda pozitif yaklaşım içinde bulunuyordu.

Ancak bu iyileşme süreci 2006 ve 2007 yıllarında bozuldu. 2006 yılından başlayarak dünya ve ABD önce bir finansal krize girdi ve sonra da dünya ve ABD’de resesyon beklentileri göğe tırmandı. Bu süreç şimdi dışarıda düzelme yolunda!

Ancak dış ekonomideki riskler ortamında, ülkemizde içeride tedbirli davranmak ve dünyada gerçekleşenlerin etkisini azaltacak iç politikalar izlemek gerekli idi.

Tam tersine hükümet ile muhalefet arasındaki kavga (her iki taraf da suçlu ), 367, cumhurbaşkanlığı kavgası ve seçim, türban, parti kapatma, Ergenekon ve şimdi de telekulak gibi sorunlar ile ülke içinde beklentilerin iyice bozulmasına yol açtı. Bu durumu biz “kaşınmak” kelimesi ile özetliyoruz."
Cok isabetli bir degerlendirme. Bizim de cok uzun bir suredir soyledigimiz gibi Deniz Gokce de AKP'nin 2006 ve 2007 yillarinda sacmaladigini ustu kapali bir sekilde soyluyor. Muhalefet hakkinda soyledikleri konusunda da kendisiyle hemfikiriz. Kendisiyle hem fikir olmadigimiz konu Merkez Bankasi.

Merkez Bankasi enflasyonun %10.7'ye yukselmesinin sucunu enerji ve gida fiyatlarindaki yukselise bagliyor. 2006 yilinda enerji fiyatlari yerinde saymisti oysa, o zaman da sucu finansal piyasalardaki calkantilarin ustune atmislardi. Her sene bir yerlerde bir seyler olacak, o yuzden bahane bulmak isteyene bahane cok. Turkiye gibi gida fiyatlarinin cok dusuk oldugu bir ulkede dunyada kriz olmasa da gida fiyatlari yukselecekti. Enerji fiyatlarina gelirsek, gecen seneki secimlerden onceki 4 yil boyunca AKP elektrigin fiyatini hic arttirmadi, Turkiye Avrupa'da elektrigin en ucun oldugu ulkelerden bir tanesi haline geldi. Simdi bicak kemige dayanip elektrik fiyatlarini arttirmak zorunda kalinca bu da enflasyonu arttirdi. Elektrik fiyatlarinin sabit kaldigi 4 yil boyunca Merkez Bankasinin bu durumdan sikayet ettigini, "enflasyonun dusuk olmasinin nedenlerinden bir tanesi de elektrik fiyatlarinin sabit tutulmasidir" dedigini hatirlamiyorum.

Petrol fiyatlarindaki artis ise hukumetin izledigi gerizekali "petrolden vergi toplama" stratejisidir. Buna strateji demek de hata aslinda. Adamlar vergi kaciranlarin uzerine gitmek yerine kolayciliga kacarak boyle carpik bir sistem kullanarak vergi topluyorlar. Petrol fiyatlari arttikca vergiler azaltilarak enflasyonist etkiler azaltilabilirdi. Ancak bunu yapabilmeniz icin hem devletin ufak olmasi hem de butce fazlasi veriyor olmaniz gerek.

Turkiye'de enflasyonu %4 seviyelerine dusurmenin yolu mikro reformlardir. Bunu yapacak kisiler ise Erdogan ve ekonomi yonetimidir. Enflasyon Merkez Bankasinin kontrolunde falan degildir. Merkez Bankasi da bu durumun farkinda ama "kral ciplak" diyemiyor. IMF Merkez Bankasini ozerklestirerek politikacilara karsi Merkez Bankasini korumaya calisti. Sonucta politikacilar ekonomiden anlamayan, bir oy ugruna ulkenin gelecegini satan cahillerdir. Bir sekilde bunlarin dogru adimlar atmasini saglamak gerekiyor. Gecmiste hukumetin eli kolu bagli iken IMF zorla dogru adimlari attiriyordu. Ama butce aciklari azalip, borc orani dusmeye baslayinca IMF'nin de gucu kalmadi maalesef. Bu durumda devreye bizim Merkez Bankasinin girmesi gerekiyordu.

Faizleri ekonomiyi iyice yavaslatacak seviyelere kadar yukselterek hukumete mikro reformlari yapmazsaniz biz de faizleri indirmeyiz mesajini gondermeleri gerekiyordu. Neticede %4'luk enflasyon hedefi mevcut kosullar altinda bir fantaziden ibaretti, piyasadaki beklentiler hic bir zaman %6'nin altina dusmemisti zaten. Hukumetin onceligi ise buyumeyi yuksek tutarak, suya sabuna dokunmayan, ulkenin yapisal problemlerine cozum bulmayan politikalardi. 2006 ve 2007'nin kaybedilmesinin sebebi bunlardi. Secimlerden sonraki oncelikleri ise turban idi. Secimlere kadar Merkez Bankasi direndi ama secimlerden sonra direnci kirildi. Madem hukumet buyumeyi yuksek tutmak istiyor, biz de o zaman kilifina uydurup faizleri indirmeye baslayalim dediler.

O yuzden bundan 9 ay once 2008 icin %3.2'lik son derece gerizekali bir enflasyon tahmini yaptilar. Maksat Erdogan'in gozune girmekti. Son 2-3 aydir Merkez Bankasi kredibilitesini iyice kaybetti. Merkez Bankasi faizleri %15'te tutarken piyasadaki faizler %20'ye yukseldi. O yuzden simdi ufak ufak faizleri yukselterek yeniden kredibilite kazanmaya calisiyorlar. %4'luk enflasyon hedefi Eylul 2007'de zaten terkedilmisti, simdi 2011'e kadar tum hedefleri de yukselterek zaten herkese malum olani resmilestirdiler. Sunu size simdiden soyleyebiliriz, bu hedeflerin hic birini tutturamayacagiz.

Lafi cok uzattim, baglayayim. Merkez Bankasi ozerkligini hukumetin dumen suyuna girerek kaybetmistir. Bundan sonra Istanbul'a da tasinsa, Mars'a da tasinsa bir sey farketmez. Ekonomiden anlamak yetmiyor, dogru politikalarin uygulanmasini saglayacak, elinizdeki gucu kullanabilecek karakterinizin de olmasi lazim. Maalesef Durmus Yilmaz bu kalitede bir ekonomist/lider degil. Deniz Gokce bunlari soyleyemiyor, biz soyleyelim dedik.
Read More!

Enflasyon Yazisi

Enflasyon rakamlari aciklandi. Ardindan Merkez Bankasi onumuzdeki 3.5 yil icin faiz hedeflerini onemli oranlarda yukseltti. Kardesim madem isler bu kadar kotu idi, neden daha 3-4 gun oncesine kadar %4'luk enflasyon hedefini referans gosteriyordun? Enflasyon %4'e dusene kadar yerimdeyim diye laflar ediyordun? Daha 9 ay once 2008 icin %3.2'lik enflasyon tahmini yapiyordun? Bir de senede 400,000 YTL para aliyorsun.

Yazacagim, ilk firsatta yazacagim. Read More!

Suclu Baskalari

Erdogan' dogalgaza yapilan zammi "fiyati biz belirlemiyoruz" diyerek savunmus. Yanlis soylemis. Her firsatta enerji fiyatlarina mudahale etmeye calisiyorlar. Dogalgaz fiyatlari ne zamandir yukseliyordu, bunlar icerideki fiyatlarin ayarlanmasina izin vermiyorlardi. Tabii simdi bicak kemige dayaninca mecburen fiyatlari biraz yukseltmek durumunda kaldilar.

Ote yandan elektrik fiyatlarini 4-5 sene nominal olarak sabit tuttular. Yani reel olarak dusurduler. Burada da bicak kemige dayandi, fiyatlari arttirmak zorunda kaldilar. Benzin fiyatlarina gelince, bildiginiz gibi dunyanin en pahali benzinini biz oduyoruz. Olmasi gereken de bu. Cari acigin cogunlugu enerji ithalatindan kaynaklaniyor. Durmus Yilmaz ve Zafer Caglayan petrol fiyatlarina care bulana kadar da bu durum devam edecek. Demek ki enerji fiyatlarini hukumet belirliyormus.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Benim asil vurgulamak istedigim bu degil ama. Buradaki yaklasim onemli. Dunyada kontrol edebilecegimiz seyler vardir, kontrol edemeyecegimiz seyler vardir. Siz iki yildir yan gelip yatarsaniz, yan gelip yatmayi birakin populist adimlara imza atarsaniz, disaridaki gelismelerden sikayet etme hakkiniz yoktur.

Kaldi ki disarida faizler duserken, dunya yuksek hizlarla buyurken ve iceriye sermeya yagarken, bunlar "olanlar bizim basarimizdir" diye kasilip kasilip gezinmiyorlar miydi? Simdi isler tersine dondu, durust iseler "suc bizimdir" demeleri gerekir. Ya da gecmiste olanlarin bizimle bir alakasi yoktu, disaridaki gelismelerin bir sonucuydu demeliler.

Yazi gelirse biz kazaniriz, tura gelirse siz kaybedersiniz uyanikligi gostermeye calisiyorlar akillari sira. AKP'nin notunu dusuruyorum. Madem disaridaki gelismelere biz bu kadar duyarliyiz, gecmisteki basarilarin sorumlusu da disaridaki gelismelerdi demek ki!! Eee, o zaman bunlarin politik soytariliklarina neden katlaniyoruz? Read More!

Durmus Yilmaz 2015

Durmus Yilmaz en azindan 2015'e kadar Merkez Bankasi Baskanligi gorevine devam edecekmis. Nereden mi cikardim bunu? Aksam'in sorularina karsilik "enflasyon dusene kadar yerimdeyim" demis. Bana sorarsaniz enflasyon 2015'e kadar %4 seviyesine dusmez, bu demektir ki Yilmaz da bir yere gitmeyecek!!

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Saka bir yana, bu herif basina yaptigi aciklamalarda enflasyonun dis kaynakli oldugunu, aslinda suclunun kendileri olmadigini soylemiyor muydu? Merkez Bankasinin yurtdisindan kaynaklanan enflasyon uzerinde bir etkisi olmadigina gore bana kalirsa bir an once gorevi biraksin, en azindan kendisine odedigimiz maasdan tasarruf yapmis oluruz.

Ya da Zafer Caglayan'la kafa kafaya verip tuzlu suyu petrole cevirecek bir formul de bulabilirler. Boylece hem enflasyonu hem de butce acigini bir kalemde halletmis oluruz. Ondan sonra isterlerse dolarlardan tuvalet kagidi yapip millete dagitsinlar, gikimiz cikmaz.
Read More!

Muteahhitler Greve Gidebilir mi?

Iscilerden mi ogrendiler nedir, muteahhitler de greve gidiyormus. Artik bundan sonra iscileri greve gidiyorlar diye suclamayiz herhalde.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Bakalim hukumet ne zaman greve gidecek!!!
Read More!

Petrole de Care Bulun

Bugun vaktim var, yazilari siraliyorum. Hazir elim degmisken bir de Zafer Caglayan'i burada agirlayayim dedim. Radikal'in haberi:

Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, özel sektörün talepleri doğrultusunda, demir çelikte dünyada yaşanan fiyat farklarına yanıt verecek, çözüm önerileri getirecek bir çalışmayı hazırladıklarını, söz konusu çalışmayı en kısa zamanda sonuçlandıracaklarını söyledi.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, TOBB’un 63. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, demir çelik sektöründeki işadamlarının karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümü noktasında önemli bir çalışma hazırlığında olduklarını dile getirdi. Demir çelik sektörünün içinde bulunduğu fiyat artışlarının sebebinin Türkiye olmadığını dile getiren Çağlayan, “Dünya piyasalarında bugün yüzde 60-70’lik maliyet artışları yaşanmıştır. Bu Türkiye veya Hükümetin bir durumu değildir, tamamen dış piyasalarda oluşmuş bir durumdur" dedi.


Zafer Caglayan istedigi calismayi yapsin, demir celik fiyatlarindaki yukselise care olamaz. Bunlar "super cycle" denilen uzun vadeli trendlerdir. Simdi Cin talep gosteriyor, yarin Hindistan. Bir yandan da hem celik ureticileri hem de hammadde ureticileri birlesip piyasayi tekellestirmeye calisiyor. Kolay gelsin diyorum Zafer Caglayan'a. Hazir eli degmisken su petrol fiyatlarina da bir cozum bulsun!!

Not: Bu arada Zafer Caglayan demir celik fiyatlarinin neden yukseldigini cok dogru tespit etmis. Kendisini tebrik ediyorum. Bir de bana iceride enflasyonun ve bunun paralelinde faizlerin neden yukseldigini, bir yildir Merkez Bankasinin bogazina sarilip dandik dandik para politikalari uygulatmalarinin sonuclarini da aciklarsa cok memnun olacagim.
Read More!

Yanlis Gundem ve Dogru Gundem Nedir

Rifat Hisarciklioglu neyin dogru neyin yanlis oldugunu cok iyi bilen bir kisi. Kendisini o acidan takdir ediyorum. Kafasi iyi calisiyor. Maalesef Turkiye'de bir yerlere gelebilmek icin dogrulari soylemekten ziyade politikacilarin ve halkin duymak istedigi seyleri soylemek gerekiyor.

Hisarciklioglu cok dogru olan su sozleri sarfetmis:

“2002 ile 2006 arasında büyüme ortalaması yüzde 7’nin üzerindeyken, 2007’de ne yazık ki yüzde 4.5’e kadar geriledi. Şimdi 2008’de, yüzde 4’ün bile altında kalmaktan endişe ediyoruz. Zamanında tedbir alamayışımızın bedelini ödüyoruz” dedi. Türkiye’ye yanlış gündemlerle zaman kaybettirildiğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, “Bugünkü çatışma ortamının maliyetini yarın kim ödeyecek?” diye sordu.

Buraya kadar soylediklerinden sanki AKP'nin son 2 yillik politikalarini elestiriyor zannedersiniz. Secimlerden onceki populist politikalara secimlerden sonra devam edilmesini, ustune ustluk turban gerginligi yaratilarak bugunku kapatilma durumuna gelinmesinin sucunu AKP yukluyor izlenimi edinirsiniz.

Ama kazin ayagi oyle degil.

Hisarcıklıoğlu, yargının hem bağımsız ve hem de tarafsız olmasını beklemek ve istemek durumunda olduklarını kaydederek, “Hiçbir kişi ya da kurum eleştiriden muaf tutulamaz” dedi.

Goreceginiz uzere bir bakima yargiclari da sucluyor. Her ne kadar bizim yargiclar sutten cikmis ak kasik olmasa da simdi geldigimiz noktanin sorumlusu %95 AKP'dir. Zaten kendisi de daha sonra sunlari ekliyor:

Ekonomi geri planda kaldı: Ne yazık ki geçmişteki başarı hep devam edilecekmiş sanıldı. 2006’dan sonra ekonomi geri planda kaldı. Reform süreci aksadı. Yapılması gerekenler gözardı edilirken problemler artmaya devam etti. İhracatçımız ithalatçı oldu, sanayicimiz komisyoncu oldu, esnaf işportacı oldu, çiftçi çift bozar oldu. Sonuçta, 2002 ile 2006 arasında büyüme ortalaması yüzde 7’nin üzerindeyken, 2007’de ne yazık ki yüzde 4.5’e kadar geriledi. Şimdi 2008’de, yüzde 4’ün bile altında kalmaktan endişe ediyoruz. Üstelik bizim büyüme hızımız düşerken, rekabet ettiğimiz ülkelerde benzer bir yavaşlama da yok. Zamanında tedbir alamayışımızın bedelini ödüyoruz.

Secimlerden once CHP ile dalga geciyor, AKP'nin kotunun iyisi oldugunu soyluyorduk. Ben bu gorusumu degistirdim. CHP ile hala dalga geciyorum. Ama kotunun iyisinin artik CHP oldugunu dusunuyorum. AKP CHP'nin bir taraflarindan uydurdugu, hic bir destek ve dayanagi olmayan sozde ekonomi politikalarini uygulamaya baslayacagini ilan ediyor son bir kac haftadir. Dunya piyasalari zaten karisik, bir de bunlarin dahiyane ekonomi politikalarini gelismelerin uzerine eklerseniz gecen senenin sonunda yaptigim kriz tahmininin ne kadar yerinde oldugunu gorursunuz.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

AKP'yi kaybettik artik, bence kapatilmasinin ulkeye (iceride) bir zarari olmayacaktir. Zaten kapatilsa da cok bir sey degismeyecek. Yerine yenisini kuracaklar, oy oranlari %40'in altina gerileyecek ama yine iktidarda kalacaklardir. Allem edip kallem edip Erdogan'i yine basbakan yapacaklardir.
Read More!

Okuz Nedir, Kime Heyvan Denir?

Su verecegim listedeki isimlere dikkat edin, milletvekili olmuslar ama adam olamamislar:

Harun Tüfekçi (Meclis Divan Üyesi-Konya Milletvekili),
Hüsnü Ordu (Takım kaptanı-Kütahya Milletvekili),
Hüseyin Mert (Kaleci-İstanbul Milletvekili),
Zekeriya Aslan (Afyonkarahisar Milletvekili),
Haluk İpek (Ankara Milletvekili),
Abdurrahman Arıcı (Antalya Milletvekili),
Mevlüt Çavuşoğlu (Antalya Milletvekili),
Mehmet Günal (Antalya Milletvekili),
Fahrettin Poyraz (Bilecik Milletvekili),
Bayram Özçelik (Burdur Milletvekili),
Metin Kaşıkoğlu (Düzce Milletvekili),
Necdet Budak (Edirne Milletvekili),
Saadettin Aydın (Erzurum Milletvekili),
Fevzi Şanverdi (Hatay Milletvekili),
Nevzat Korkmaz (Isparta Milletvekili),
Enver Yılmaz (Ordu Milletvekili),
Fatih Öztürk (Samsun Milletvekili)
Adem Tatlı (22. Dönem Giresun Milletvekili),
Hacı Turan (22. Dönem Kırşehir Milletvekili)

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Ne halt yemisler onu da soyleyeyim. Gorme engellilere karsi dostluk maci yapmislar, utanmadan maci 7-3 kazanmislar. Kazayla falan da olmamis bu durum. Gecen sene de kimsesiz cocuklarla mac yapmislar, bakin ne olmus:

"Geçen yıl da kimsesiz çocuklarla maç ayarlamıştık. Onlara moral olsun diye. O maçı da 3-2 aldılar. Çocuklar maç sonrasında ağladı, zor susturduk"

Sahaya 11 tane essegi sursek maci kaybederlerdi, bunlar kaybedeceklerine korlere karsi daha da hirslanmislar, 7 tane gol atmislar. Kader vurmus, bir tekme de biz vuralim demisler herhalde!!

Diger bir essekligi de Fatih Terim yapmis. Milli takima Brezilyali ve gurbetci futbolculari koyacagina bizim yukaridaki vekilleri koysa birakin Avrupa sampiyonasini, Olimpiyatlari bile aliriz. Bu heriflerde bu hirs olduktan sonra Portekiz'e 5, Isvicre'ye 7 atariz.
Read More!

Petrol $250 Olacak

Turkishtime'dan Inan Dogan bu ay petrol fiyatlari uzerine bir haber yazisi, bir de kose yazisi yazmis. Yazi kendinizi hazirlayin diye basliyor. Gidin okuyun, kose yazisinin tamamini internete koymuslar. Ben de bu konuda bir iki satir karalayacagim.

Bundan iki yil once gunes enerjisiden uretilen elektrigin fiyatinin piyasada rekabet edebilmesi icin petrol fiyatlarinin $130 civarina cikmasi gerektigini soyleyen bir yazi okumustum. Statik analiz yapinca boyle dandik sonuclara sahip yazilar yazmak kacinilmaz oluyor.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Tahmin edebileceginiz gibi simdi de gunes enerjisinin rekabetci olabilmesi icin petrol fiyatlarinin $250'a cikmasi gerektigini soyluyorlar. Gunes enerjisinden elektrik ureten sistemlerde kullanilan yuksek kalite silikonun maliyeti $25'dan $400'a cikmis. Hic sasirmadim dogrusu. Petrol fiyatlarinin yukselmesine neden olan faktorler diger hammaddelerin fiyatlarini da asagi yukari benzer oranlarda etkiliyor.

O yuzden petrole olan talebi azaltacak alternatiflerin ekonomik olarak rekabetci seviyelere gelmesi cok da muhtemel gorunmuyor. Arz tarafli bir cozum bulunacagini zannetmiyorum.

Petrol fiyatlarindaki yukselisi durdurabilecek en mantikli sey talebin azalmasi olarak gorunuyor. Televizyon programlari, gazete ve dergiler bu konuyla ilgili bir suru haberle dolu. Insanlar aliskanliklarini nasil degistirdiklerinden, petrol fiyatlarinin kendilerini ne kadar olumsuz etkilediginden vs. sikayet ediyorlar.

Gercekten de oyle mi diye rakamlara bir baktim, sasirdim. Amerika'da petrol fiyatlari son bir sene icerisinde neredeyse 2 katina cikarken benzine olan talebe ne olmus dersiniz? Gecen seneye kiyasla benzine olan talep sadece ve sadece %0.3 azalmis. Demek ki insanlar sikayet ediyorlar falan filan ama sonra pasa pasa arabalarina binmeye devam ediyorlarmis. Bu kafayla giderseniz petrol $150 da olur, $200 de, $250 de.

Hemen bugun olur demiyorum ama onumuzdeki 5 yil icerisinde gercekten de petrol $250'i gorur diye dusunuyorum. O gunler geldigi zaman da biz "yahu petrol $100 iken ne kadar ucuzmus, o gunleri bir daha gorebilecek miyiz?" diye soylenecegiz. Nerden mi biliyorum? Bundan 3-4 sene once petrol fiyatlari $50 iken insanlar ne kadar pahali diye sikayet ediyorlardi. Simdi $50'a petrol bulsalar zil takip oynayacaklar.

Kendinizi hazirlayin.
Read More!

Amerikan Halkının Ekonomi Gündemi

kasim'daki baskanlik secimlerinde kimlerin yarisacagi, hemen hemen kesin olarak belli olduktan sonra, amerika'da gundem ekonomiye dondu. artan benzin ve yiyecek fiyatlari, yavaslayan ekonomik buyume ve buyuk bir ekonomik duraklama korkusu ile ilgili haberler, haber bultenlerinin bas koselerine oturdu. sudan ucuza benzin tuketmeye, benzinin girdi olarak kullanildigi urunleri ucuza satin almaya alismis amerikalilar, degisen kosullara ayak uydurmakta zorlaniyorlar. kemer sikmak ve hayat standardini fiyatlara gore degistirmek insanlara zor geliyor. haber bultenlerine, internet sitelerine yansiyan sizlanmalarda, sanki biri bir sey yapsin, bizi kurtarsin mesaji var. bu beklentiler, onumuzdeki donemde, amerikan ekonomisine daha cok devlet mudahalesinin onunu acabilir; bu yondeki egilimleri daha guclu olan demokratlarin elini guclendirebilir.


asagida iste bu tip sizlanmalari dillendiren bir haber var. bu pazartesi memorial day denilen tatil gunuydu. haber, haftasonuyla birlesip insanlara uc gun tatil imkani veren bu gunu, alisik olduklari sekilde karsilayamayan amerikalilarin yakinmalarini ekrana tasimis:



ne demis vatandas?
- ay basindan ay basina maasimiz ucu ucuna yetiyor. cocuklarimiza tatilde evden disari cikamayacagimizi nasil soyleyecegiz?
- eskiden tatilde, biftek, pirzola yanina da bir suru sey yerdik. simdi evde yapilmis hamburger ve patates kizartmasi vs. yiyoruz.
- uc kizimiz var. artan benzin fiyatlarindan sonra, kendi arabalarini kullanmak yerine, kendilerini evden almalari icin, erkek arkadaslarini cagiriyorlar.

bu arada, amerika'da benzinin fiyati ne? galon basina dort dolarin biraz altinda. yani litresi bir dolar kadar.
Read More!

Sokaklarda Sigara Yasaklansin

Serbest piyasa ekonomisi her kosul altinda calisan bir rejim degildir, biz bunun farkindayiz ama genellikle vurgulamiyoruz. Oncelikle ulkemizde piyasa ekonomisine her kosul altinda mudahale etmeye calisan politikacilardan gecilmiyor. Bir de biz bunlara bazi kosullar altinda piyasaya mudahale etmek iyidir dersek bu adamlari hayatta durduramayiz. Ikincisi, piyasaya bazi kosullar altinda mudahale etmek yerinde olsa da bu gerizekalilar nasil mudahale edilmesi gerektigini cogu zaman bilmiyorlar ve sorunu daha da buyutecek ya da baska alanlara kaydiracak adimlara imza atiyorlar. O yuzden biz de cogu zaman "birakin daginik kalsin" diyoruz.

Adamin birinin uc tel saci varmis, berbere gitmis fikrasini biliyorsunuzdur. Iste aynen o durum. Peki hangi kosullarda piyasa ekonomisine mudahale etmek gereklidir?

Ekonomide bazen olumlu bazen de olumsuz dissalliklar (externalities) olusur. Bu dissalliklar asiriya kactigi zaman ve kacinilmasinin zor oldugu durumlarda mudahale edilmesi gundeme gelebilir. Sigara tuketimi de bu kosullardan biridir. Sigara tuketimi kapali alanlarda yasaklamak dogru degildir. Yapilmasi gereken sigara tuketiminin kamuya acik tum kapali alanlarda yasaklanmasi (sigara yasagi yazisi) ve kamuya acik tum acik alanlarda ise sigara tuketmeyenlerin 30 metre yakininda icilmesinin yasaklanmasidir. Eger bir kisi kendisi kendisine ait kapali alanda icmek istiyorsa cevreye zarar vermiyorsa bunu yapabilmelidir. Ayrica sadece sigara icenlere hizmet vermek isteyen isletmeler lisans alarak sigara icenlere hizmet verebilmelidir. Lisans icin kosul ise satislarin %20'sinin tutun satisindan saglanmasi olarak konulabilir.

Bu konuya ara ara deginiyorum. En son Subat ayinda utopik bir yazi yazmistim, orada da sunlari soyluyorum:

Bence yasagin konmasi bayagi iyi olmus. Ama eksik ve fazla yonleri var. Murat Cokgezen'in belirttigi gibi lokantalara ve barlara sigarali hizmet verme firsati taninmalidir, sigara icen vatandaslarin haklari ellerinden alinmamalidir. Ancak bu isletmeler cevreyi kendi sigara dumanlarindan korumakla yukumlu kilinmalidirlar.

Ote yandan kamuya acik yerler olan isletmelerde,kurumlarda, araclarda, cadde ve sokaklarda, apartman ve bina girislerinde, parklarda, vs. sigara icilmesi yasaklanmalidir. Sigara icenler icin disariya sigara dumani vermeyen oda genisliginde (telefon kulubesi gibi) kapali mekanlar insaa edilebilir. Bunlarin masraflari sigaradan alinan vergilerden karsilanabilir.

18 yasindan kucuk cocuklarin oldugu evlerde sigara icilmesi yasaklanmalidir. Adamin kendi evi de olsa cocuklarin can guvenliginden devlet sorumludur. Anne veya babanin cocuklarini sigara icerek yavas yavas oldurme hakki yoktur.

Sigara icenlere bundan kaynaklanan hastaliklarin tedavisinde devlet subvansiyonu uygulanmamalidir. Aslina bakarsaniz, devletin saglik islerinden elini cekmesi daha uygun olur. Ozel sektor sigara icenlerden daha yuksek bir sigorta primi alacaktir zaten.

Bunun yaninda sigaraya uygulanan asiri vergilerin kaldirilmasi gereklidir. Isteyen baskalarini rahatsiz etmedigi muddetce istedigi gunahi isleyebilmelidir. Bunun icin onlari cezalandirmaya kimsenin hakki yoktur.
Read More!

Enflasyon, Faizler

 Bono bilesik faizi (gosterge kagit icin) neden yukselip duruyor? %20'yi devirdik, sirada %22 var. Aciklamasi hic de zor degil.

Turkiye riskli bir ulke. Bu yuzden de %10 civarinda reel faiz odemek durumundayiz. Simdiki enflasyon beklentileri de %10 civarinda seyrettigi icin odeyecegimiz nominal faiz bu ikisinin toplami olan %20 seviyesine yukselmis durumda. Merkez Bankasinin belirledigi %15.75'lik gecelik faiz oraninin goreceginiz uzere bir baglayiciligi yok. Adamlar madara olmus durumdalar.

Bundan sonra ne olacak? Enflasyon yaz aylarinin sonuna dogru %12'e yukselecek diye tahmin ediyorum. Bu kapsamda nominal faizler de %22'e yukselecektir. Kredi kartlarina uygulanan faizleri duzenlemeye calisiyoruz, asil devletimizin odedigi bu faizleri duzenleyelim. Mesela meclisten reel faizler %3'u gecemez diye kanun gecirelim, butun problemlerimiz cozulur!!!
Read More!

Milli Takim Avrupa'da Ne Yapar?

Eskiden olsa aslanlar gibi tahmin yapar, milli takimimiz Avrupa'da nasil madara olur daha turnuva baslamadan burada ilan ederdim. Maalesef 6 aydan uzun bir suredir futbol maclarini takip etmiyorum; spor sayfalarindan okudugum haberlere bakarak tahmin yapmamak tahmin yapmaktan daha isabetli. O yuzden ben bu sefer tahmin yapmayacagim. Ama bu futboldan anlayan, Fener Galatasaray'i yenecek diye yaptigim yanlis tahminde sonra bana akil veren isabetli tahminci okurlarimi durdurmamali :-)

Velhasil bahisleri aciyorum. Yine her zamanki gibi kaybeden TEGV'e 10 YTL bagis yapacak. Kurallarimiz basit. Milli Takimimiz Avrupa Sampiyonasi Eleme gruplarinda ne yapacak ou tahmi etmeye calisacagiz. Uc secenegimiz var:

1. Ilk ikiye girerek tur atlayacak
2. Grubu ucuncu bitirecek.
3. Grup sonuncusu olacak.

Kendilerine guvenenler tahminlerini yorumlar kismina sallasinlar. Eger milli takim tur atlarsa yeni bir tahmi yarismasi daha baslatiriz, onu da simdiden belirtelim.

Kolay gelsin.
Read More!

Sigara yasağı

Bir önceki yazımda sigara yasağı konusuna kıyısından köşesinden değinmiştim. Yazıyı aceleyle yazıp gönderdiğim için de konuyu pek fazla açmamıştım. Anlaşılan daha açık seçik yazmak gerek.

Önce daha önceki yazıda verdiğim patlıcan kızartması örneğinden başlamak gerek. Sigara yasağı konusunun iki farklı yönü var. Birincisi, devletin vatandaşın sigara içmesini engellemesinin vatandaşı koruduğu, dolayısıyla doğru olduğu görüşü. Bu görüşü sosyal devlet anlayışının bir uzantısı olarak da görmek mümkün. Ancak sigara içme yahut içmeme kararı bireyin kendisinin hür iradesi ile vereceği bir karardır. Ne devlet ne de başka birisi bu karara hiç bir şekilde karışamaz. Eğer sigara senin için zararlıdır, dolayısı ile yasaklıyoruz zihniyeti haklı görülürse, patlıcan kızartması da yasaklanabilir, her türlü unlu-tatlı mamül de. Hadi biraz gerçekçi olalım, yarın aynı zihniyet alkolü de yasaklarsa ne olacak? Devletin bireylerin sağlığını, huzurunu, mutluluğunu bahane ederek alacağı kararların (yasak ya da emir) sınırını kim belirleyecek?

İkinci durum ise sigara içenlerin, sigara içmeyen bireylere zarar veriyor olmaları. Nitekim yazıma yapılan yorumların birinde "sonuçta patlıcan kızartma yiyen biri başkalarına zarar vermezken sigara içen biri içtiği sigaranın dumanıyla sigara içmeyenlere zarar veriyor" denmiş. Bu argümanda haklılık payı yok değil. Kalkıp sigara içenlerin sigara içmeyenlere zarar verme hakları olduklarını iddia edecek değilim. Ancak burada da sorun bunun devlet eli ile yapılıyor olması.

Sigara içilen bir yere gitmek ya da gitmemek bireylerin bir tercihidir. İnsanlar sigara içilmeyen yere talep gösteriyorsa sigara içilmeyen yerler kendiliğinden oluşacaktır. Daha bir kaç ay önce kahve içmek için Ataşehir'de bir Starbucks'a gittim. Sigara içilmeyen bölümde toplam iki kişi varken sigara içilen bölümde boş yer yoktu.

İnsanların çoğunluğu sigara içiyor diye devletin araya girip müdahele etmesi, sigarayi kismen yasaklamasi, kişisel özgürlükleri çiğnemesi çözüm değildir. Sadece rüşvet ve adam kayırma için kurulmuş yeni bir düzendir. Doğru olan mülkiyet hakkının korunmasını esas alarak insanların bu kararı kendi sahip oldukları alanda özgürce vermelerini sağlamaktır.

Totaliter rejimlerin bireysel özgürlükleri kısıtlamak (yasaklamak) için en sık kullandıkları yalan "kamu yararı"dır. Türkiye'de zaten kamusal alan, ya da kamu yararı tam olarak tarif edilemeyen, güçlünün güçlü olduğu sürece kullandığı bir silahtır. Siz kamu yararı için sigarayla ilgili özgür bireylerin vereceği kararlara müdahele ederseniz birileri de sizin başörtünüze "kamu yararı" ya da "kamusal alan" bahanesi ile müdahele eder. "Kamu"nun değerleri adına youtube kapatılabilir. "Kamu"nun ahlakını korumak için kurallar konduğunda, kız arkadaşınızla el ele dolaşamadığınızda ya da mini eteklerinize karışıldığında kendinizi nasıl savunacaksınız?

Mülkiyet hakkı en temel bireysel haklardandır. Ben kendi evimde, arabamda kimseye sigara içirmiyorum. Sigara içen kişilerin evine de gitmiyorum. Bunlar benim kişisel olarak verdiğim kararlardır. Devlet de bu kararlarımın hiç bir aşamasına karışamaz.

Eğer lokanta, ofis, dükkan, ev, bahçe benimse orada sigara içilebileceğini ya da içilemeyeceğini belirlemek Ankara'da oturan milletvekillerine ya da yargıçlara düşmez. Mülk benimse tasarruf da tamamen bana aittir.

Kaldı ki televizyonlarda gösterilen programlarda, ya da filmlerde, hatta Atatürk'ün resimlerinde bile sigara sansürleniyorsa bunun savunulacak bir tarafı yoktur. Gündemde olan yasa bu durumları da kapsıyor.

Benim sağlığımı nasıl koruyacağımı devlet bana sigara yasagi getirerek öğretmesin. Devlet benim sağlığımı korumaya da kalkmasın. Devletin bireyleri koruması şurada dursun, bireyleri devlete karşı birilerinin koruması gerek. Bunu normalde "bağımsız" yargıdan bekleyebilirdik ama onlar da bu aralar "kamu yararı" adına birilerini kapamakla meşguller.

Edit: Alakasiz bir link vereyim de kafalar karışsın biraz:
19 Mayıs'ta öğrencileri böyle soydular

Edit 2: Buyurun bir de alakalı link vereyim. Bu haberi yazıyı yazdıktan sonra farkettim yoksa kullanırdım yazıda. Fethi Sipahi de emekliye ayrıldı, kime pas atsak?
Sigaradan sonra sıra obezitede
Read More!

Devlet baba beni adam et!

Merrill Lynchlerin Mehmet, ekonomi bakanımız olur kendisi, "Aflar kamu yararına değil" demiş. Ama hükümet de bir yandan af üstüne af çıkarıyor. Çoğu görüşüne bire bir katıldığım Bakan Şimşek hükümette "hem ağlarım hem giderim" diyen gelin durumunda. Daha önce "Kiz Seni Yerler Yerler", "Mehmet Simsek Gidici" ve yine "Mehmet Şimşek gidici" diyerek bu durumu tespit etmiştik. Hükümetin ekonomi bakanı affa karşı ama hükümet af üstüne af çıkarıyor. Çünkü hükümetin diğer üyeleri ekonomi bakanından daha iyi biliyor bu işleri.

Hükümet bir yandan da kredi kartı faiz oranlarının tespitine ilişkin yeni yasalar çıkarma arayışında. Kira artışına sınır getiren düzenleme kabul edilmiş bile. Buna göre "kira artışları, bir önceki yılın üretici fiyatları endeksini geçemeyecek"miş. Benzeri bir yasayı petrol ve gıda fiyatları için de çıkarsalar da rahatlasak.

Ha bir de sigara yasağı var. Hükümete birileri aferin oğlum iyi yoldasınız mı diyor acaba. Yoksa hükümet nasılsa kapanacağız bari yapabileceğimiz maksimum hasarı yapalım da öyle gidelim mi demek istiyor? Bugün sigaraya karışan hükümet yarın patlıcan kızartmasını da yasaklayabilir. Çünkü yanlış bilmiyorsam kızarmış patlıcanda sigaradan daha fazla nikotin var. Ya da belirli kilonun üzerindeki kişilerin baklava, kadayıf, sütlaç ve bilumum tatlı yemeleri de sağlık gerekçeleri ile engellenmeli. Devlet uyuyor mu? Kilo sorunu çeken milyonlarca vatandaş var. Hemen bir düzenleme gerek.

Zamanım yok, boktan bir yazı oldu ama idare edin artık.
Read More!

Eğitim şart

10 Nisan tarihli Star Gazetesinde yer alan habere göre İstanbul Aksaray bölgesindeki eğlence merkezlerinde gerçekleştirilen denetimler esnasında aralarında basın mensubu, doktor ve öğretmenlerin de bulunduğu çoğu Türkmenistan uyruklu ve üniversite mezunu 20 kadın gözaltına alınmış.
Bu haberleri ‘Eğitim Şart’ diyerek diploma dağıtanların, her ilde üniversite açarak memleketin kurtulacağını düşünenlerin dikkatle okuması gerekiyor. Üniversite mezunlarının sayısı ile ekonomik kalkınma arasında bir ilişki olsaydı eski Sosyalist ülkelerin dünyanın en ileri ülkeleri olmaları gerekirdi. Onlar yıllarca en çok üniversite mezununun kendilerinde olması ile övündüler. Tüm mezunlara devlet kademelerinde işler yarattılar. Mezunlar kendilerine yaratılan işlerde çalışıyormuş gibi yaptılar. Devlet de onlara maaş ödüyormuş gibi yaptı. Sonuçta sistem çöktü. Şimdi üniversite mezunları taksicilik, çocuk bakıcılığı hatta fahişelik yapıyorlar. Read More!

Eski Aliskanliklar

Unutulur birer birer, Eski dostlar, eski dostlar. Ugur Gurses "Eski Aliskanliklara Donus" baslikli bir yazi yazmis. Maalesef kendisine bu sefer katilamayacagiz. 80 yillik rakinin adi bile hala "Yeni" Raki iken, uc dort yil once yapilan "af" uygulamalarina "eski aliskanlik" denmez. Ote yandan bu hukumet sanki son 3-4 yildir hic populist adim atmiyormus gibi bir hava da uyandiriyor Ugur Gurses'in attigi baslik.

Yemezler. Bu hukumet neredeyse 1.5 yildir asiri populist adimlara imza atiyor. Kaldi ki 2006 senesinde de bir suru populist adim attigini biliyoruz. Son 8-10 aydir iyice abartmaya basladilar orasi ayri.

Hukumet secimlerden once CHP'nin ortaya attigi abuk sabuk politikalari uygulamaya basladi. Vatandasin AKP'ye oy vermesinin sebebi gecmiste dogru ekonomi (ekonomi nedir?) politikalarini uygulamasiydi. O yuzden AKP'nin orumcek kafali sosyal politikalarina katlaniyorduk, yani bir bakima "gulu seven dikenine katlanir" durumu icerisindeydik. Simdi AKP ekonomik olarak da sacmalamaya basladigina gore artik AKP'nin savunulacak tarafi kalmamistir. Bence bugunku haliyle CHP AKP'den daha iyi bir parti haline gelmistir. Haa, CHP'nin bir sene oncesinden hic bir farki yoktur; AKP kendisi etmis kendisi bulmustur.

Finansal piyasalar da durumun gayet farkindalar zaten. O yuzden tum dunya borsalari toparlanmisken bizimkisi hala yerlerde surunuyor. Bakalim koalisyon hukumetlerine ne zaman geri donecegiz.
Read More!

Borsa Yatırımcıları Derneği'nin Başkanı Ali Bahçuvan

Bir kitap okudum hayatım değişti derler ya aynen öyle. Bir haber okudum ufkum açıldı. Öyle ki aylar süren yazı orucumu bozmak zorunda kaldım. Haberin bir kısmını buraya alıyorum:

"Borsa Yatırımcıları Derneği (BORYAD) Başkanı Ali Bahçuvan da, Merkez Bankası’nın faiz artırımının yanlış ve gereksiz olduğuna inandıklarını ifade ederek, “Eğer kimse bu işin üstüne gitmeyecekse biz artık Merkez Bankası’nın bu kararlarını yargıya götürmeyi düşünüyoruz. Türkiye ekonomisini ilgilendiren konularda, Merkez Bankasının kamuoyunun tepkisine rağmen hiçbir şeyi göze almadan bunu yapması artık bize bu kararların yargıya götürülmesi gerektiğini düşündürüyor. Bundan sonraki her hangi bir artımında mahkemeye başvurucağız. Diğer sivil toplum kuruluşlarını bu yönde çalışma yapmak üzere davet ediyoruz. Bu ülke sahipsiz değil, ekonomik kararlar sadece bir ağızdan çıkmayacak. Hassasiyeti kimse göz ardı edemez” dedi."

Bu arkadaş hakikaten Borsa Yatırımcıları Derneği'nin başkanı mı yoksa borsanın arka bahçesinde bahçıvan mı anlayamadım ama tek kelime ile mükemmel bir fikir. Daha yaratıcı ne beklenebilir ki?

Açıkçası borsa yatırımcılarının başkanı bu bahçıvansa borsa yatırımcıların hali içler acısı demek. Gerçi bizim borsa Mecnur Çolak gibi futbolcu eskilerine ya da Orhan Gencabay gibi arabesk krallarına emanet zaten daha fazlası beklenmemeli ama yine de durup düşünmeden edemiyor insan. Hele bir de mahkeme başvuruyu kabul eder Durmuş Yılmaz amcaya hapis cezası falan çıkarsa The Economist ve Financial Times'a kapak olmak yetmez ekonomi Nobeline bile aday oluruz millet olarak.

Bizce eksik kalmış. Örneğin İMKB'nin açılış ve kapanış fiyatları da mahkemeye götürülebilir. Borsa yatırımcıları neden bunu düşünmüyorlar acaba. Kimse zarar etmez bu durumda.

Ya da mesela Fisher, Walras, Friedman, Keynes, Lucas gibi belli başlı ekonomistler mahkemeye verilebilir aleyhlerinde tutuklama kararı çıkartılabilir. Biz bundan bir kaç yıl önce benzeri bir öneri ile gelmiş , bir kanun hükmünde kararname ile (Doğan görünümlü Şahin gibi birşey) suyun kaynama derecesinin 100 dereceden 80'e indirilmesinin yurt çapında büyük enerji tasarrufu sağlayacağını ve cari açık belasından bizi kurtaracağını söylemiştik. Ama Bahçuvan beyin önerisi daha pratik ve son derece mantıklı.

Hala gülmeden edemiyorum, yahu bu adam Borsa Yatırımcıları Derneği'nin başkanı imiş.

Kıçımın borsası....

Bu konu ile diger alakali bir yazi ise Borsa Nasıl Oynanır? En Sağlam Tüyolar baslikli yazimizdir.
Read More!

En Onemli Yatirim Egitimdir

Bir okurumuz sormus:
merhaba ben tıp fakültesi1.sınıf öğrencisiyim internette takılırken şans eseri buldum sitenizi ve sizin borsa (Borsa Yorumları) ile olan yazılarınızı okudum.Benim belli bir miktar param var 300-500lira arası bunu değerlendirmek istiyorum mantık olarak herkes borsa diyor ama ben hiç borsa oynamadım borsaya nasıl girilir ve bu para yeterlimidir bana 1 yıl sonra kazancı ve kaybı neler olabilir şimdiden tşk ederim


Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir    Borsa Yorumları    Petrol Fiyatları    Standart Sapma

Cevabimiz basit. Sizin yasinizdaki insanlarin yapmasi gereken en onemli yatirim egitimdir. Paranizi kend egitiminize harcayin. Mumkunse Amerika gibi bir ulkeye kapagi atmanin yolunu bulun zira buradaki doktorlar ayda $25000 gibi rakamlar kazaniyorlar. Borsada hangi sirkete yatirsaniz size bu getiriyi getirmez.

Ikinci bir okurumuz soyle demis:
Sitenizi uzun zamandır takip ediyorum.Gerçekten ekonomi üzerine öğrendiklerimin bir çogu sizin sitenizden.Ama bu ara eski yogunlukta siteye yazılar ekleyemiyorsunuz.Herhalde kişisel yogunlugunuzdandır.Umarım en yakın zamanda site eski bol yazılı gunlerıne doner.

Bende kendi dilimin döndüğünce ekonomi üzerine birşeyler yazmaya çalışıyorum."Rakip site" olarak degerlendirme yapmak mümkün değil sadece blograzide sizin arkanızdan benim site geliyor.Malum siteme fazla ziyaretci almak, daha cabuk tanınma ve yazılarımızı daha fazla kesıme ulasması acısından istediğim bir sey ama ortalama 150 kişi ile kalıyoruz günde.

Sizden daha öncede kariyer hedefi için bir yol göstermeniz dileğinde bulunmus sitede yayınlamıstınız bu ıstedıgımı.Sizden baska bir ricamda sitemin daha cok kişiye ulasabilmesi için bloglar kısmında bir satırda bana ayırırsanız cok sevineceğim.Simdiden anlayısınız ve yardımınız için teşekkür ederim.İyi çalışmalar

Hoşçakalın,Samet
www.cafekonomi.com

Yorumumuz kisa. Evet bugunlerde cok mesguluz, hic vaktimiz yok. Orhan Karaca yazip duruyor ama, onu takip ediverin.

Son olarak bu sene Futbol konusunda ne kadar kotu bir tahminci oldugumu belirtmek istiyorum. Bizim ekonomi yazarlarini simdi daha iyi anliyorum. Verilere bakmadan iskembeden sallayip cumle aleme rezil oluyorlar diye onlarla burada az dalga gecmedim. Simdi kendim maclari seyretmeden futbol tahmini yapinca onlarin durumuna dustum. Etme bulma dunyasi iste. Allahtan Galatasaray sampiyon oldu.
Read More!

Dangalaklara Ders: Reel Faiz Hesaplamasi

Hatirliyor musunuz? Gecen sene Subat Mart aylarinda faizler %18 civarinda seyrediyordu. Aralarinda Morgan Stanley'nin ekonomisti olan Serhan Cevik'in de bulundugu bir suru kisi "reel faizler cok yuksek, %14 reel faizle dunyanin en yuksek reel faizini oduyoruz, blah blah blah" seklinde sacma sapan laflar ediyorlardi. Hatta bir kismi duygu somurusu yapip "Ali Riza Bey ile Ayse Teyze Alman Hans'in Yunanlu Yorgo'nun emekli maaslarini oduyor" seklinde milleti galeyana getirecek tahrik edici cumleler kuruyorlardi.

Bunlari da kotu niyetle degil cehaletlerinden dolayi yapiyorlardi. Gercekten de reel faizlerin nominal faizlerden enflasyon hedefini cikararak hesaplandigini dusunuyorlardi. O gun parasini 1 yillik faize koyan bir kisi 1 sene sonra %18 nominal faiz kazaniyor olacakti. Merkez Bankasi da enflasyonun 1 sene sonra %4 olacagini hedefliyordu. Merkez Bankasi Allah ya, her koydugu hedefe kolayca ulasabilecek enstrumanlara sahip oldugundan, biz daha bugunden 1 sene sonra enflasyonun %4 olacagini "adimiz gibi biliyoruz". Bu yuzden de yatirimcinin reel faizini %18 nominal faizden %4'luk gerceklesecek enflasyon oranini cikararak sippadanak hesaplayabiliriz. Oyle yapinca da %14'luk inanilmaz buyuk reel faiz rakamina ulasabiliyoruz.

Aradan bir sene gecti. Ben demeden once siz kendiniz bir dusunun, neler oldu, reel faiz %14 mu oldu siz soyleyin.

Nisan 2007 ile Nisan 2008 arasinda gerceklesen enflasyon orani %9.7 olarak aciklandi. Parasini bir sene once %18 nominal faize yatiran kisiler sadece %8.3'luk reel faiz kazanmis oldular. %14 nere %8 nere?

Isin kotu yani o degil ama. Gecen sene Eylul ayinda %16 nominal faizle parasini faize koyanlar bu sene Eylul ayinda %12'lik enflasyon yasadiklari zaman ellerine sadece %4'luk net (reel) bir kazanc gecmis olacak.

Evet, gorevi enflasyonu kontrol etmek olan Merkez Bankasi basarisiz oldu. Enflasyonun yukselmeye basladigi bir ortamda faizleri indirmeye basladi. Neticede enflasyon hedefini tutturamayacaklarini onlar da farkettiler, bari buyumeye biraz destek verelim dediler. Zaten ekonomiden haberi olmayan politikacilar da onlarin faizleri indirmesini istiyorlardi. Merkez Bankasi faizleri indirince genel faizlerin de inecegini zannediyorlardi. Merkez Bankasi faizleri %15 civarina dusurdu ama gosterge faizler %20 sinirini zorlamaya basladi. Alin size bir ekonomi dersi daha. Bu da baska bir dersimizin konusu olsun.
Read More!

Enflasyon Cagi

Cok yakin bir tanidigim haber verdi, Turkishtime isimli dergide yazi yazmaya basladim dedi. Iki aydir yaziyormus. Ben de reklamini yapayim dedim. Maalesef yazisinin sadece baslangic kismini internete koyuyorlarmis, o yuzden ben uzaktan yazilarini takip edemeyecegim ama siz edebilirsiniz. Enflasyon uzerine yazdigi yazi soyle basliyor:

"Küreselleşme bir taraftan yoksul ülkeleri sefaletten çıkarırken, diğer taraftan hammaddelere ve temel gıda maddelerine yönelik talepte patlama yaşanmasına neden oluyor. Bu da enflasyonu tetikliyor. Tüm dünyada enflasyon hızla yükseliyor. Küresel ekonomi yeni bir çağın eşiğinde...

Tüm dünya ve ülke olarak çok ilginç bir dönemden geçiyoruz. ABD’de başlayan krizin finans piyasalarındaki etkisini görmeyi beklerken, uzun zamandır tehlike sinyalleri veren gıda ve emtia fiyatları yeni bir kriz kapısı daha açtı. Hali hazırda ülke olarak bir süredir dillendirilen kriz senaryoları, tüketimin düşmesi ve küçük esnaftan başlayarak işlerin yavaşlaması ile kendini gösteriyor. Birçok şirket ödeme problemleri ile karşılaşmaya başladı bile. Diğer taraftan enflasyonist baskı da giderek artıyor. Orta vadeli hedef olan yüzde 4 yerine son iki yıldır enflasyon oranı yüzde 8 civarına sıkışıp kalmış durumda. Ancak bu durum sadece Türkiye için geçerli değil. Tüm dünyada enflasyon tehlikesi artıyor. ABD’den başlayan yükseliş şu anda Çin, Hindistan gibi ülkeleri de etkisi altına almış durumda. Petrol zengini ülkelerde bile bu tehlike giderek yükseliyor.

Peki neler oluyor? Neden enflasyon tüm dünyada hortlamaya başladı? Türkiye olarak tekrar dünya enflasyon liginde liderliğe oynamaya mı başlayacağız? Bu soruların yanıtları için dünya genelinde bir süredir neler yaşandığını sözü mortgage krizine getirmeden ele alalım."


Inan Dogan yazisinda goreceginiz uzere enflasyonun dunya genelinde artmaya basladigindan bahsediyor. Bizim Merkez Bankasinin enflasyon konusunda benim burada ifade ettigim kadar "suclu" olmadigini soyluyor dolayli olarak anlayacaginiz. Ben bu goruse katilamayacagim maalesef. Nedeni ise cok basit.

Bizim Merkez Bankasi daha gecen Eylul ayinda 2008 senesi icin %3.2 enflasyon tahmini yapiyordu. Yani kelimenin tam anlamiyla "dunyadan haberi yoktu". Ati alan Uskudar'i gecti, bizimkiler enflasyon tahminini %9.3'e yukseltti. En mantiklisi bunlarin elinden faiz silahini almak gibi geliyor. Oynamasinlar, faizi sabitlesinler olsun bitsin. Madem enflasyon sepetinin cogu faizden degil "dunyadaki" gelismelerden etkileniyor, biz vatandas olarak Merkez Bankasinin binlerce calisanina (benim de bir suru tanidigim var orada calisan) tonla parayi neden oduyoruz?
Read More!