Basbakan Erdogan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Basbakan Erdogan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

80 Bin Devlet Memuru Alımı

Amerikalilarin bir sozu var, when you have politicians like this, who needs an enemy! diye. Yani ulkenin basinda boyle politikacilar olduktan sonra ulkenin geriye gitmesi icin dusmana gerek yoktur seklinde Turkceye cevirebiliriz. Bir kac gundur ulkenin gundemini Tekel iscilerinin yaptigi eylemler isgal ediyordu, ben de tam buradan hukumete destek vermek icin bir yazi yazacaktim ki Unakitan'in yerine gelen Maliye Bakani Mehmet Simsek'in verdigi mujdeli haberleri duydum: 80 bin yeni devlet memuru alımı.

Coktandir ulkenin kanayan yarasiydi bu zaten. Mevcut devlet memurlari cok calismaktan neredeyse helak olacaklardi, kadrolarin yetersizliginden isler aksamaya baslamisti. Ama yetmez, 80 bin yaraya pansuman olmaz. Issizlik orani krizden onceki seviyesinin 4 puan uzerinde, eski seviyesine donmesi icin 1 milyon kisinin ise alinmasi lazim. Ama 1 milyon da yetmez, AKP'nin oy kaybi 1 milyondan cok daha fazla, bence ulkedeki issizlerin tamamini devlet memuru yapalim, yani asagi yukari 3,5 milyon kisiyi. 80 bin devlet memuru alimi yapmalarinin nedenini de kayitdisini daha iyi denetlemek olarak aciklamislar. Bence 3,5 milyon kisiye ek olarak 8 milyon kayitdisi calisani da devlet memuru olarak ise alirsak kayitdisinin da kokunu kazimis oluruz. Kayitdisi calisanlarin buyuk bolumu devlet memuru olmayi kayitdisi calismaya tercih edeceklerdir. Yani yapmamiz gereken 80 bin devlet memurunu ise almak degil, 11,5 milyon devlet memurunu ise almaktir.

Altın Yorumları    UNESCO Nedir    Sosyalizm Nedir  Forex Nedir    Fraktallar  Altın Oran Nedir

Basbakan Erdogan'in muthis bir fikri vardi, her isveren 1 kisi ise alsa ulkede issizlik problemi kalmaz diye. Bence bizim cozum onerimiz daha muthis. Hem issizlik problemini hem de kayitdisini bir seferde cozuyoruz, ayrica devlet memuru olarak ise alinan vatandaslar ve aileleri de AK partiye oy verirlerse AKP'yi iktidardan hic kimsenin indirmeye gucu yetmez. Read More!

At Sahibine Göre Kişner

Atasozlerimizi seviyorum, bugun ekonomist ve isletmeciler tarafindan karsimiza "yeni" diye cikarilan bir suru teorinin anafikrini 3-4 kelimeyle anlatan bir suru atasozumuz var. Iste bunlardan bir tanesi de At sahibine göre kişner sozu.

Bugun issizlik konusundan bahsediyorduk, daha yeni diger favori ekonomistlerim olan Ugur Gurses'in ve Deniz Gokce'nin yazilarini okudum. Deniz Gokce Orhan Karaca'nin soylediklerinin aynisini Betam'in yayinlarini baz alarak soyluyor. Lafin iyisini ise dun Basbakan Tayyip Erdogan'in issizlik rakamlari aciklandiktan sonraki yorumlarini ulastiran Ugur Gurses soylemis. Erdogan issizlik rakamlari uzerine su ifadelerde bulunmus:

"Şu anda bakın biz dünyada yani işsizliğin artışı noktasında en az artış gösteren ülke konumundayız"
Bu laflari okuyunca bir an kulaklarimi temizleme ihtiyaci hissettim. Gittim, kulaklarimi temizledim, geldim. Hala ayni anlami cikariyorum. Sonra farkettim ki problem kulaklarimda degil, gozluklerimde olabilir (neticede okuyorum, dinlemiyorum). Gittim gozluklerimi de temizledim. Sonuc yine ayni. Herhalde Amerika'da bunca sene kalmaktan dolayi Turkcem bozulmustur, okudugumu artik anlamaz hale gelmisimdir diye dusundum, kendimi avuttum.

Benim bu laflardan cikarabildigim en iyi anlam su: Turkiye'de issizlik artmistir ama issizligin arttigi tum ulkeler arasinda Turkiye en dusuk artis oranina sahip ulkedir. Issizlik oranlarindaki artis miktarinin karsilastirildigi zaman birimi verilmedigine gore belki de Erdogan issizlik oranlarindaki artis miktarini issizlik oraninin zirve yaptigi kis aylarina gore kiyasliyordur. Ama bu durumda da issizlik oranimiz aslinda bir dusus sergiledi artis degil. Yani 8-9 ay oncesine gore durumumuz cok iyi, ya da oyle bi sey.

Bir onceki yazida sundugumuz issizlik ornai grafigini de goz onune alarak siz bunu nasil yorumluyorsunuz? Turkiye'nin yularini elinde tutan Erdogan ne demek istiyor?
Read More!

Küresel Mali Kriz

Bu krizde en fazla sacmalayan "kriz teget gecti", "krizi firsata ceviririz" gibi lakirdilar sarfeden ve krize cok gec (ekonomi 3 ceyrek ust uste kuculdukten sonra) mudahale eden Basbakan ve hukumet oldu. En son da gecen gun Merkez Bankasina laf etti.

Oysa bu krizde benim de beklentilerimin cok otesinde en cesur adimlari atan ve neticede hakli cikan Merkez Bankasi oldu. Bakiniz bugun gosterge faizler %9 sinirinin altinda. Bunun boyle olmasinin tek nedeni Merkez Bankasidir. Basbakan Merkez Bankasina tesekkur edecegine, yapmadigini birakmadi. Var mi bundan daha buyuk nankorluk.

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir  Dejavu Nedir  Bilgi Nedir  Wifi Nedir    Teknoloji Nedir

Adamin derdi Turkiye'deki butun gucleri kendinde toplamak: askeriyeyi hizaya getirdi, medyayi hizaya getirdi, bir Merkez Bankasi kalmisti.

Bu arada normalde cok takdir ettigimiz Babacan da Basbakan'a yalakalik yapmis ve "...Onun ötesinde vereceği kararlar, hükümetin kararlarıdır. Nihai sorumluluk, bu işin siyasi sorumluluğu hükümettedir. Başbakanımızın çok haklı olarak (onun hesabını biz veriyoruz) cümlesi vardır. O çok doğrudur. Yarın Türkiye'de bir şeyler ters gittiğinde, kimse dönmez ki Merkez Bankasına (bu senin yüzünden böyle oldu). Kimse Merkez Bankasına sormaz. Bunun siyasi sorumluluğu, yüzde 100 hükümetin üzerindedir. Merkez Bankamızın da diğer birimlerle ve genel politikayla uyumlu bir çizgi çizmesi önemlidir.'' demis.

Birincisi Merkez Bankasi hata yaptiginda hic kimse Merkez Bankasina bir sey soylemezse ben soylerim, gecmiste de cok soyledim zaten. Yani sapla samani ayirabilecek bir suru insan var, sen merak etme. Ikincisi, adamlar 2007'de faizleri indirmedikleri zaman yapmadiginizi birakmadiniz, dolayli yollardan gazetelere carsaf carsaf ilanlar verdirip adamlari madara etmediniz mi? Ucuncusu, maden nihai sorumluluk hukumette, neden 1 yildir krizin sucunu ustlenmediniz? Habire palavra salliyorsunuz. Adam gibi mikro reform yapacagimiza, kendi sorunlarimizi kendimiz cozecegimize, disaridan yardim etmeye calisan IMF'ye de hayir diyorsunuz. 2007 yilindan beri de bir numaranizi gormedim. 2003-2006 doneminde de siz vardiniz. Ne oldu da bu kadar degistiniz, uyusturucuya mi basladiniz, kotu arkadas mi edindiniz, ne oldu anlamadim gitti. Read More!

Metalciler ve Başbakan, Bir de Süleyman Yaşar

slm. geri donmek guzel, haberden uzak kalmakta! ozellikle vergi artışları ile başlayan surec hakkında ve okuyucularımızın bilmesini istedigim onemli bir teori olan ricardian denklik hakkında bir yazı yazacagım ama once iki nokta var dikkat cekmek istedigim. Birincisi Aydınonat'ın blogunda dikkatimi ceken bir yazı var bu sabah okudugum. Ve Metalciler Başbakanı Selamladılar başlığını taşıyor yazı. Bence okunması gereken bir yazı, ayrıca bende mikro unsurların makro yu belirlediğine inanıyorum. makro degisikliklerin altını ancak mikro degisiklikler işlediğinde doldurabilirsiniz. aynısı iktisat bilimi icin de gecerli.

Taraf gazetesi yazarı Süleyman Yaşar arada ilginc ve tutarsız yazılar yazıyor. Daha once "Ekonomiyi Zenginler Bilerek Kuculttu" gibi garip bir yazı yazmıs ve "İmalat sanayinden kaynaklanan bu gerileme diğer verilerle karşılaştırıldığında pek anlamlı görünmüyor." demişti. sonrada bu iddiasını ispat icin "Türkiye’de 2009 yılının ilk üç ayında elektrik tüketimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 oranında azalarak 47,8 milyar kilovatsaat oldu. Sanayide ve ulaşımda en çok kullanılan yakıt olan motorin tüketimi ise 2009’da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 oranında daraldı. İki önemli üretim girdisinde daralmanın daha düşük olmasına rağmen imalat sanayindeki daralmanın çok fazla olması yapay bir gerileme olabilir. Çünkü İstanbul Sanayi Odası alt komisyon toplantılarında imalat sanayiindeki daralmalar kasıtlı olarak olduğundan fazla gösterildi." Oncelikle cumlenin sonundaki "yapay bir gerileme olabilir" cumlesi manidar, yani olasılık kullanabilirsiniz ama bunu sadece "ustteki işte elektirk %6, motorin % 5 e sanayi niye daha cok?" demek ancak ufurmek olabilir. acaba kendisi daha once bu degişkenlerin krizde nasıl hareket ettiğine bakmış mı? Ha bir de bu kadar sacma bir ispat sonrası dogrudan kardeşim alt komisyon raporlarında bu oran kasıtlı olarak yuksek gosterildi diyor. ben olsam bu suclamayı mahkemeye yapardım, yada ispatım varsa daha acık yazardım o x arttı, bu y şu niye z e o zaman kasıt var deme basitliğine kacmazdım.
Son yazısında da ilginc bir yazı yazmıs çinin yatırım stratejisi ile ilgili degerlendirmelerde bulunmuş. burda stratejiyi tartışmayacağım. sadece yazıdaki bir hatayı duzeltecegim. yazıda "Hisse senedi fiyatlarının hızlı artışının diğer bir nedeni de Çin’in izlediği rezervleri çeşitleme politikasına bağlanabilir. Çin, 2 milyar 132 milyon dolar rezervini elinde tutuyor." diyor. çin rezervlerinin bir kısmını hisse senetlerine yoneltince hisse fiyatları da ucmus. bilmiyorum arastirmadim. ama Yaşar yazısının dayak noktası olan rezerv miktarını yanlış yazmış anlaşılan, çinin en az 2 trilyon rezervi vardır. 2 milyar dolarla da birşey yapamazsın zaten. sanırım 2 trilyon 132 milyar dolar demek istedi. böyle hatalar olur ama bir gazetede yazıyorsanız biraz daha dikkat.
Read More!

Erdogan Turk Halkini Beyinsiz Yerine Koyuyor

Bir insanin gozunun icine baka baka ona nasil beyinsiz, gerizekali, salak dersiniz?

Tayyip Erdogan'dan ogrenin. Ulan su "teget gecti" meselesi beni de baymisken bu herif haaaaalaaaaaaa cikmis "Bu kriz bizi teğet geçecek demiştim, bundan rahatsız olanlar oldu. Ama ben ısrar ediyorum, bu kriz en az bizi etkileyecek. Teğet geçmek demek etkilemeyecek değildir, bir sürtünme payı olacak. Ama en az biz etkileneceğiz. " diyor.

Ken Fisher Joel Greenblatt Bill Ackman Eddie Lampert David Einhorn Dan Loeb Lee Ainslie John Paulson Stephen Mandel David Dreman

Erdogan'in yaptigi yorumlarin gercek dunyayla alakasi yok maalesef. Read More!

Hamdolsun Secim Teget Gecti

Secim sonuclari asagi yukari belli oldu. Tayyip Erdogan'in secim sonuclariyla ilgili ilk ifadeleri soyle olmus:

Biz her seçimi halkımızın iradesini doğrudan yansıtan bir mesaj olarak gördük. Bu mesajı doğru okumaya anlamaya şekillendirmeye çalıştık. Milletimizin verdiği mesajı doğru okumaya, anlamaya özen gösterdik. Şimdi bu akşam sayımları bittikten sonra neticelenecek olan bu seçimin sonucunda tabiî ki biz dersimizi daha farklı bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz.

Ken Fisher Joel Greenblatt Bill Ackman Eddie Lampert David Einhorn Dan Loeb Lee Ainslie John Paulson Stephen Mandel David Dreman
Su ana kadar aciklanan sonuclara gore AKP gecen secimden sonra oy kaybederek %47'den %40'a gerilemis. Tabii rakamlar kuresel krizde oldugu gibi secim sonuclarinin gercek sonuclarini yansitmiyor. Tayyip Erdogan secimin sonuclari hakkinda muhtemelen sunlari dusunuyordur:

1. Secimi firsata ceviririz. (ayni kuresel krizi firsata cevirdigimiz gibi)

2. Hamdolsun secim teget gecti. (ayni kuresel krizin teget gecmesi gibi)

3. Secim sonuclari tamamen psikolojik. (ayni kuresel krizin psikolojik olmasi gibi)

4. Arap oylarini ulkemize cekecegiz. (ayni Arap sermayesini ulkeye cekme projesi gibi)

5. Secim sonuclari mevsimsel (ayni issizligin "mevsimsellik" yuzunden yukselmesi gibi)

6. AKP'ye bisey olmaz. (ayni krizden dolayi bize bisey olmadigi gibi)

Dalgayi bir tarafa birakalim da secimin gercek sonuclarina bakalim:

1. Iki senedir tas ustune tas koymayip, sadece siyaset ve laf salatasi yaparak ulke yonetmeye halkin prim vermedigini ogrendik. Alkislar halkimiza.

2. Muhalefet lideri olarak ne kadar dandik olursaniz olun iktidar partisi sacmalarsa sizin de oylariniz artar. Alkislar CHP'ye.

3. Dindar egilimli olanlarin oylarini pirinc,mercimek, komur dagitarak satin alabilirsiniz ama Tunceli'li DTP'lilere buzdolabi da dagitsaniz camasir makinesi de adamlar ayni Zugurt Aga filminde oldugu gibi oylarini kendi kabilelerine verirler. Alkislar Tunceli'ye.

4. Tarhan Erdem gecen secimde kendisine Erdemli Tarhana diyenleri mahcup etmisti, bu kez AKP oylarin %52'sini alir diyerek kendisi mahcup oldu.

Sizce secimden baska hangi sonuclari cikarabiliriz?

Nükleer Kirlilik  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Olasılık Soruları ve Çözümleri  Marksizm Nedir  Spam Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları  Bono Nedir?  Fareli Köyün Kavalcısı  Arge Nedir?  Kalite Nedir  Açık Arttırma Nedir  Pesimist Nedir? Read More!

Müsrif vs. Mağdur

Akşam gazetesinden bir haber.

Bazı insanlar mecburiyetten kredi kartına yükleniyor olabilirler. Kredi Kartı borçlusu herkes müsrif değildir eminim ama etrafımda müsrif kredi kartı borçlusu o kadar insan var ki, hepsinin zor durumda olduğuna inanmak güç. İndirimlerde kendini tutamayıp ihtiyaçtan fazla giysi, ayakkabı vs. almış, yahut da yeni çıkan cep telefonu modelininin albenisine kapılmış ya da kendini plazma televizyonsuz ev olamayacağına inandırmış ve şimdi de kredi kartının tamamını ödeyemeyen bazı iş arkadaşlarım var. Kredi kartlarının faizleri her bankanın web sitesinde ve her kredi kartı sözleşmesinde belirtiliyor. Kredi kartı edinirken en önemli kıstaslardan biri de bu faiz oranı olmalı diye düşünüyorum.

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir  Dejavu Nedir  Bilgi Nedir  Wifi Nedir    Teknoloji Nedir

RTE temel olarak doğru birşey söylemiş ama kriz herkesin gözünün içine baka baka gelirken, bize teğet geçeceği beklentisiyle hiçbirşey yapmayan hükümetin başı olarak zor duruma düşen ve işini kaybeden insanlara karşı da sorumluluğunu yerine getirmemiş bir başbakan olarak kendini de suçlamalı.
Read More!

KalkinMA ve Atalet Partisi (KAP)

Tayyip Erdogan bugunlerde cam ustune cam deviriyor. Bence artik partisinin adini KalkinMA ve Atalet Partisi yani KAP koysun. Bir yandan buyume orani eksiye dustu boylece kalkinma hayalleri suya dustu. Diger yandan 2.5 yildir tas ustune tas koymadilar, ortaligi karistirmaktan ve laf salatasi yapmaktan baska bir sey yapmadilar. Yani uzerilerinde bir atalet var. Ihale yasasinda da yaptiklari duzenlemelerle devletin yaptigi ihalelerde pastayi KAPmayi basardilar. Neticede KAP ismi Erdogan'in partisine daha cok yakisiyor bana sorarsaniz.

Bundan 3 sene once kredi kartzedeleri diye bir kavram ortaya cikarip kredi karti borcunu odemeyen kisileri vergisini salak salak veren vatandastan topladiklari paralarla kurtardilar. Inanmazsaniz bundan tam 3 sene once yazdigimiz su yaziya bakin.

Kapitalizm Kapitalist nedir  Faşizm nedir?  Fraktal Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  Çernobil Faciası

Neyse Erdogan bugun de kalkmis ve normalde alkislayacagimiz su fircayi kaymis:

Başbakan Tayyip Erdoğan, "kredi kartı mağduru" sözüne tepki göstererek, "Parayı sınırsız kullanıyorsun, ondan sonra ödemiyorsun. Sonra da kredi kartı mağduru oluyorsun, bu nasıl iş? Kredi kartını kullanmada kusura bakmasınlar ciddi bir yanlışlık, haksızlık var" dedi.

Partisinin dünkü Meclis grubunda konuşan Erdoğan, şunları söyledi: "Kazandığı kadar tüketmesini bilenle, kazanmadığını tüketme gayreti içerisine gireni aynı kefeye koyabilir miyiz? Nasıl oluyor da mağdur oluyor? Benim insanım dürüsttür, dürüstlüğü sever, dürüst olanın yanındadır. Bunu sağlayacağız. Bunu siyasi istismar vesilesi yaparak kredi kartı mağduru gibi bir ifadeyi literatüre sokmanın hiçbir anlamı yok. Ciddi bir yanlıştır."

Hakkaten normalde alkislayacagim bir davranistir bu. Ancak bundan 3 sene once simdi soylediklerinin tam tersini soyluyordu. Bu lafinin uzerinden bir kac dakika gecmeden de yine yukarida soylediklerinin felsefesiyle tamamen celisen su sozleri sarfetmis:

Kredi faizlerindeki düşüş var. Küresel finans krizinin etkilerini de göz önünde bulundurup esnafı rahatlatmak için yeni bir karar daha aldık. Kefalet kooperatifleri aracılığıyla kullanılacak kredi faizinin yarısını devlet karşılayacak. Bugün yüzde 15.6 olarak uygulanan faiz oranı, komisyonu vesairesiyle yüzde 12’ye düşmüş olacak. Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kefalet Kooperatifleri Merkez Birliği de kendisinden kredi kullanıp ödeyemeyen esnaf ve sanatkarla ilgili yeni bir uygulama yapak. Yeniden yapılandırma uygulamasıyla ana parasını ödeyecek olan 100 bine yakın esnaf ve sanatkarımızın temerrüt faizi, 5 yıla kadar taksitlendirilecek. Bu yapılandırmayla 100 bine yakın esnafımızın evi ya da iş yeri hacizden kurtulacak.

Kredi kartini kullanip odemeyeni azarlayan Erdogan nasil oluyor da bankadan kredi ceken esnafa keriz vatandastan topladigi vergileri dagitma sozu veriyor? Bankadan kredi ceken esnafla kredi kartindan para ceken tuketici arasinda ne fark var? Kredi karti ile yapilan harcama da bankadan alinmis bir kredidir, onun faizinin yarisini neden odemiyorsun? Onlarin odemeleri gereken faizin suresini neden uzatmiyor evlerini ve mallarini hacizden kurtarmiyorsun?

Ben de krize karsi onlem almadilar diye elestiriyordum. Kusura bakmayin yanlis yapmisim. Birakbirakbirak, elleme faydadan cok zararin var. Read More!

Turkiye'de Kriz Vaaar!!

Erdogan'ın teget, hamdolsun, psikolojik uclemesiyle ilgili cok sey soylendi bende birseyler yazıyım dedim.
Ekonomide "beklentiler" gittikce artan bir onemle yer almakta. Keynes, 1929 krizinin temel nedeni olarak yatırımcılardaki "hayvani icguduyu" gosterir. Hatta kitabında bunu soyle orneklendirir; nasıl ki sağlıklı bir birey hastalandığında veya ciddi bir rahatsızlık riski belirdiğinde, tüm kararlarını ani bir kötümserlik kaplıyorsa; aynı şekilde yatırımcılar da gelirlerindeki azalmayı hissettiklerinde yatırım kararlarında ani değişikliklere gidebilirler. Öyle ki, güven duygusundaki bir azalmanın sonucu yatırımlar tamamen durabilir. Bilindigi gibi, bu durumdada kamu harcamasını on plana cıkaracaktır.
Sonrasında Friedman, belki de ilk defa iktisadi modellere beklentileri katacak ve uyarlanan beklentilerle karşılasacagız. Fakat en önemlisi, Muth'un rasyonel beklentileri modellere sokması olacaktır. Bu bakıs acısı, surpriz politikalar dısındaki degişimlerin (bunlarda sadece kısa donemde etkili) ekonomi uzerinde etkisiz oldugunu ilan edecektir. reel business cycle teorisyenleri ise, kısa ve uzun donem ayrımını reddedecek ve ekonomik gerileme donemlerinin temelde reel ekonomik şoklara karşı verilen rasyonel tepkilerin doğal bir sonucu olduğunu bu nedenle para ve maliye politikalarının anlamsızlığından hatta zararından bahsedeceklerdir. yeni Keynesyen iktisatcılar ise, temelde rasyonel beklentileri kabul edecek ama su anda icinde bulundugumuz etkili kriz donemlerinde para ve maliye politikalarının etkili oldugunu fiyat-ucret katılıkları ve eksik enformasyonla acıklayacaklardır. Makro iktisatcıların (iktisat nedir) bugun uzerinde uzlastıkları nokta (bu krizle birlikte bu uzlaşı da oldukca tartılmaya acılacak), kısa donemde para ve maliye politikalarının etkili oldugu yonunde. Modellerde forward looking expectations denilen olgu oldukca kullanılıyor. yani gelecekle ilgili beklentiler, enflasyondan uretime tum makro degiskenleri etkileme kapasitesine sahip.
Bu kısa ozetten sonra Erdoğan'a geri donersek! Erdoğan, baştaki yönetici olarak krizin beklentileri olumsuz yonlendiren etkisini azaltmaya calısmaktadır. Bu bir bakıma da anlasılabilir. Erdogan'ı okuyan veya dinleyenen sadece bizim gibi bu işlerden anlayanlar degil, koylusunden-hic okumama yazma bilmeyenine kadar cok cesitli bir halk kitlesi kendisinden etkileniyor. Bu insanların gelecekle ilgili beklentilerinin okumus yazmıs veya bu işlerden anlayan kesimden daha pozitif olması 2 nedenle istenir bir durumdur. 1.si ekonomi uzerindeki pozitif etkisi. Genel olarak hane halkı diyecegimiz bu kesimin durumu tuketici guven endeksinden az cok ortada. İste Erdogan'ın bu noktada, tuketici guvenini yuksek tutmaya calısarak, toplam talepdeki düşüş eğilimini azaltmak istedigi soylenebilir. 2.si ve bence daha onemli bir neden, krize inanmış bir hane halkının Mart'taki secimlerde sandıkta da ufak bir krize neden olabilecegidir.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Netherlands
Insider Trading Returns
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b

Şimdi 2. kesime gelelim, Aydınlar ve İşadamları, kanımca bu kesime siz istediginiz kadar teget-psikolojik diiyin onlar karlarındaki azalma ve dunya ve Turkiyedeki makro degiskenlere ve olaylara bakıp kendi yorumlarını cok daha kolay yapabileceklerdir. Zaten bu nedenledir ki, Ekonomix "alay sırası sizde" diyor. Benim şirketimin dış satışında %25 azalma var sen bana psikolojik diyorsun, bu o kadar kolay degil. Yani, dısa acıklıgın bu derece yuksekken bu cumleyi kurmak, dunyadaki tum krizi psikolojiye baglamakla esdeger.
Ama bence aslında aydınları ve işadamlarının, Erdogan'a bu kadar yuklenmesine gerek yok neden mi?
1. si bu kriz gostere gostere geldi..daha 2007'de krizi konusuyorduk, madem herseyden anlıyorsunuz, krize karsı risklerinizi de degerlendirip, ona gore bir hareket planı cizseydiniz. ben Hukumetin ve TCMB'nin daha 2008'in baslarında ozel sektoru doviz borclarına karsı uyardıgını hatırlıyorum. Kriz olunca Cem Yılmaz edasıyla "ama ben bilmiyordum, bana ne beni 12'den vurdu ama" demek işin kolaycılıgı bence.
2. si. Hukumeti ve TCMB'yi su ana kadar krizi yonetme konusunda basarisiz bulmuyorum ben, hukumet krizin en şaşalı zamanlarında, en cok bagırdıgı donemde biz kurtarıcıyız rolune soyunmamıs, butceyi krize yedirmemistir (bu korkarım 2009'da bozulacak) ve Merkez'de su ana kadar gerek doviz piyasasına mudahaleleri gerek faiz indirimlerinde gerekse de kamuoyunu bilgilendirme acısından isabetli davranmıstır.
Para politikası Merkez'de, Maliye politikası Unakıtan'da (kişisel olarak adamı hic sevmiyorum o ayrı konu) iken Tayyip'in sozune bu kadar takılmamıza gerek yok diye dusunuyorum. Bence biz asıl 2009 butcesi ve para politikasına odaklanalım. Read More!

Fener Ligden Duserse Istifa Ederim

Tayyip Erdogan yerel secimlerden ikinci parti olarak cikmalari halinde istifa edecegini belirtmis. Ben de buradan baska bir dobra dobra soylemde bulunayim: Fenerbahce'nin ligden dusmesi durumunda ben de istifa edecegim. Ben kendime guvenemiyorum, o yuzden de "Fener gecen seneye gore performansini yukseltmezse yani bu sene sampiyon olamazsa istifa edecegim" diyemiyorum. Kendine guvenemeyen baskalari da var sanirim.

AKP son iki yildir cok kotu bir performans sergiliyor ve bunun neticesini yerel secimlerde gorecegiz. Amerikan ekonomisi dorduncu ceyrekte muhtemelen %3-5 arasinda kuculecek. Bu Asya ve Avrupa'nin da yeni bir dalga ile karsilasmasi anlamina geliyor. Yani hem Japonya'da hem de Avrupa'da buyume rakamlari bu yilin sonuyla gelecek yilin basinda onemli bir darbe daha yiyecek. Avrupa'da buyume rakamlarinin iyice dusmesi ile de Turkiye etkilenecek.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Germany
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Insider Trading Returns
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b

Onlem olarak Amerika secimlerden sonra hic bir sey yapmama yolunu secti. Obama'nin baskanligi almasindan sonra ise $300 milyarlik bir harcama paketi uzerinde calisiyorlar. Birincisi simdi bir sey yapilmamasi oldukca yanlis bir karar idi. Cunku 2009 butceleri uzerinde calisan sirketler ve yerel yonetimler daha muhafazakar olmak zorunda olacaklar ve bu da krizi daha da derinlestirecektir. Ikincisi $300 milyar buyuk bir rakam gibi gorunse de oldukca ufak bir rakam. En azindan bu rakamin $500 milyar buyuklugunde olmasi gerekirdi. Belki ilerleyen aylarda duzeltirler. Simdi ise resim cok kotu gorunuyor.

Durumu kotulestiren diger bir faktor ise hazinenin bankalarin elinde duran zehirli kagitlari almaktan vazgecmis olmasi. Gec verilmis bir karar olmasina ragmen dogru bir karar. Ancak bundan sonra yapmalari gereken sey ellerindeki parayi buyuk bankalara sermaye olarak koymak. Ancak bedava parayi goren herkes simdi pastadan pay kapma yarisina girdi. Kredi karti sirketi Amerikan Express sirketi bile statusunu bankaya cevirdi ve devletten $3 milyar istiyor. Otomobil sirketleri de bu paraya goz dikmis durumdalar ve sirada daha bir suru sirket var. Bu sirketlere para dagitmak durumunda kalacaklar, bu da gercekten zor durumdaki bankalara daha az para gidecek anlamina geliyor. Hareket etmekte gec kalarak problemin derinlesmesine goz yumuyorlar. Problem derinlestigi icin de gelecek sene borc para bulamayacaklar ve para basmak zorunda kalacaklar.

Bu Turkiye icin su anlama geliyor. Amerika'da faizler ve getiriler yukselecek, bunun neticesinde fonlar Turkiye gibi daha riskli ulkelerden Amerika'ya akacaktir. Yani Turk sirketleri ve bankalari ihtiyac duyduklari fonlara ulasamayacaklar. Gelecek sene bu seneki kadar buyuk fonlara ihtiyac duymayacagiz. Sirketlerimiz yatirim yapmayacak, artan fiyatlar ve kurlardan dolayi tuketicilerimiz taleplerini kisacak ve ithalat da azalacaktir. Ancak problem kisa vadeli dondurulmesi gereken borclarda. Yanilmiyorsam bunlarin buyuklugu de $40 milyar civarindaydi. Sirketlerimiz bu kaynaklari ellerinde dolar tutan vatandaslarimizdan karsilamak durumda kalacaklar. Yillardir dolar spekulasyonu yaparak zarar eden bu kisiler nihayet zararlarinin bir kismini karsilayabilecekler. Bu yuzden ben 1$=2YTL gibi bir tahminde bulundum. Normalde doviz kurlariyla ilgili tahminlerde hic bulunmam, bulundugum zamanda dogru cikma olasiliginin %50 oldugunu belirtirim. Bu sefer bu tahminin dogru cikma olasiliginin %70 oldugunu dusunuyorum ve zaman araligi olarak da 2009'un ilk 6 ayini veriyorum.

Durum kotu ve gittikce de kotulesiyor. Uyarmadi demeyin. Read More!

Lafla Peynir Gemisini Yuzdurmek Ne Demektir?

AKP hukumeti 2007'in basindan beri abesle istigal edip, lafla peynir gemisini yuzdurebilecegini zannediyor. Merkez Bankasi ise AKP'den biraz daha kaliteli olmasina ragmen onlarda da is yok. Asgari ucrete tenezzul etmeyip de kahve koselerinde issiz issiz oturup okey oynayan dangalaklarin urettigi projeler bir bir karsimiza "cozummus" gibi cikariliyor.

Bundan bir ay once Arap sermayesini ulkeye cekecegiz hayalleri icerisinde dolasiyorlardi. Orhan Karaca bu konu uzerine duzgun usluplu bir yazi yazmisti, ben agzimi bozmayayim, siz onun yorumlarini okuyun.

Erdogan simdi de issizlige "muthis" bir formul bulmus. TOBB'un her uyesinden bir kisiyi ise almasini istiyormus. Boylece 1 milyon 300 bin kisi is sahibi olacakmis. Niye bir kisiyle yetiniyorsun ki? Iki kisi ise almalarini iste, Turkiye'de issizlik sifira insin.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Germany
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Insider Trading Returns
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b


Bunlar Demirel'in "herkesi erken emekli edersem issizlik sorununu kokunden cozerim" mantigiyla ortaya atilmis projelerdir. Normalde gerceklesmez, olur da gerceklesirse ama ulke ekonomisine uzun vadeli buyuk zararlar verirler.

Ote taraftan Merkez Bankasi da faizleri yarim puan indirerek krize karsi "onlem" alabilecegini zannediyor galiba. Insanlar da "yahu su gecelik faizler bir yarim puan inse de tekrar tuketim ve yatirim yapmaya baslasak" diyorlardi. Uyanin beyler uyanin artik. Gosterge faizler %23'e cikmis, sen gecelik faizleri indirerek bunu dusurebilecegini zannediyorsun. Kafasinda uc tel sac olan adam berbere gitmis, berber keserken iki tel sac da dokulmus, adam da "birak daginik kalsin" demis. Bizim durum da ayni o. Durmus Yilmaz faizleri simdi dusurerek ekonomiden zerre kadar anlamadigini dunya aleme ilan ediyor. Sirf bu yuzden orta vadeli faizler yukselir, uyarayim dedim.

Hamdolsun bize bisey olmaz, kriz teget geciyor diye diye gidip IMF'nin kucagina oturdular. IMF bizi kurtarir diye hayal ediyorlar ama bakalim IMF'yi kim kurtaracak. Krizin boyutlarinin hala farkinda degiller. Ekonominin basina da Mehmet Simsek diye bir zati getirmisler, Merrill Lynch'de calisiyor olsaydi coktan kapinin onune koymuslardi, adam Turkiye'de bakanlik yapiyor. Ben size krizin boyutlarini anlatayim.

Gecen sene piyasa degeri $250 milyar olan Citibank'in piyasa degeri bugun $25 milyarin altina inmis durumda. Diger buyuk bankalarin da durumu farkli degil. Bunun boyle olmasinin sebebi ise bu bankalarin zararlarinin sermayelerinden buyuk olmasi. Yani ortada Amerikan devletinden beklenen yardimlar olmasa Amerika'nin butun buyuk bankalari batmis olurdu. Hatta simdi bile Amerika'nin bu bankalari kurtarmaya yetecek kadar borc bulamayacagi konusuluyor. Anlayacaginiz ortada birakin Turkiye'yi Amerika'ya yetecek kadar para olmayacak.

Amerika, Avrupa, Japonya hepsi resesyonda ve bu resesyon gitgide derinlesiyor.

Vaktim kalmadi, sonra devam ederim. Read More!

Aktütün hadisesindeki iletişim kazaları

Erdogan'ın Taraf gazetesine yerinizi bilin diyerek azarlamasından sonra ozellikle Erdogan'a yakın medyanın yorumlarına biraz daha dikkat ediyorum. Hatta daha once Erdogan'ın konusmasının bir "yol ayrımı"nı gosterdigini belirten bir yorum da yazmıstım Cuneyt'in yazısının altına. Zaman gazetesinden Ekrem Dumanlı "Aktütün hadisesindeki iletişim kazaları" başlıklı bir yazı yazmış. Yazı Aktütün sonrası yaşanan iletişim kazalarından yola çıkarak durumu guzelce analiz etmiş. Ama ne yazıkki tum yazıda bir kere bile Erdoğan'ın konuşmasından (aslında hicbirseyinden) bahsedilmemiş. Sanki bu süreçte bir başbakan yok, onun Tarafa yonelik ve Başbugu destekler tarzda "destek" konusması yok ve sanki bu konusmanın uslubu ile Syn. Başbugun konusmasının uslubu farklı.

Okurlarımız ne demek istedigimi gayet iyi anlamışlardır sanırım. Bu tarz bir çifte standart, görmeme bence KORKUTUCU bir durum. Cunku yandas medya diye bir taraf eleştirilirken, geri kalan kesimin de farklı olmadığını ortaya koyar ki bu cok kotu. Yazıyı Ekrem Dumanlı'nın kendi sözleriyle bitiriyim (Ben aynı yazıyı Basbuğ Paşa yerine Erdoğan Paşa diye yazardım): "Devlet gücünü elinde tutan kişinin (asker de olsa sivil de olsa) kendisini korkutmasından haz duymaz bu millet. Üstelik kamuoyu Başbuğ'dan 'fırça' ya da 'tehdit' değil, somut iddialara somut cevaplar bekliyordu. Nitekim bu üslubu ne halk benimsedi, ne de tehdit altında bulunan gazeteciler. Başbuğ Paşa'yı üslubundan dolayı eleştirmeyen kalmadı; ona en yakın duranlar bile 'söyledikleri doğru olsa bile üslubu yanlıştı' demek zorunda hissetti kendini". (the end). Read More!

Gokhan Ozgun'den Basbakan'a

Agzina saglik Gokhan Ozgun. Yazi asagida, linki burada:


"27 Nisan’ın ertesi günü gazetelerini, bul, oku, başbakan. Bak bakalım kaç kişi doğru yerde durmuş, kaç kişi yanlış?

Artık ben bilemiyorum, o zaman neye doğru diyordun? Neye yanlış? Şimdi neye doğru diyorsun? Neye yanlış? O zaman yanlış yerde duranlar, şimdi doğru yerde mi duruyor? Yoksa, o zaman doğru yerde duranlar, şimdi yanlış yerde mi?

Ben bunun içinden çıkamam. Sen nasılsa çıkarsın içinden. Çünkü ‘doğru’ yerdesin. ‘Doğru’ yerdekilerin içinden çıkamayacağı hiç bir ‘iş’ yoktur bu memlekette.

Artık ne dediğin anlaşılmıyor başbakan. Ama nerede durduğun allah için her yerden görünüyor. Evet, doğru yerdesin. Artık, hem niyetsizsin hem de büyük kısmet peşindesin. Hem böyle bir abesle iştigal edip hem de kazançlı çıkmak için en doğru yerdesin. Türkiye’desin.

Geçen sene yanlış yerdeydin. Düzelttiler.

Bu memlekette yalnızca ‘doğru yerler’ vardır. Başka da bir şey yoktur. Dosdoğru hakikatler yoktur mesela. Unutmuştuk. Hatırlattın başbakan.

Ertuğrul Özkök’le yeni bir söyleşi vakti gelmedi mi başbakan? Hem artık ‘doğru yerde’ buluşursunuz. ‘Doğru yerde’ oturursunuz. Yeter ki doğru yerde durun, ondan sonra istediğiniz kadar eğri konuşabilirsiniz.

Onlar zaten senle birlikte daha ‘doğru’ işler yapmak için ‘uzlaşmak’ istiyorlardı başbakan.

Onlara dikkat et. Hiç yanlış yere düşmezler. Onların siyaseti yanlış yere düşmeme siyasetidir. Bak, Irak’ta jet uçuran Ertuğrul Özkök şimdilerde senin dış politikana hayran. Niye mi? Çünkü artık doğru yerdesin. Doğru yeri asla kaybetmeme siyasetindesin.

Mesele ‘doğru’ yerse, sakın yanlış anlama başbakan, ama onlardan, hasmın ilan ettiklerinden öğreneceğin çok şey var. Çünkü, doğrunun ve yanlışın bu memlekette ‘yer’den ibaret olduğunu onlar ezelden beri biliyorlar.

Bir, yeri olanlar vardır bu memlekette, bir de, yeri olmayanlar. Yeri olanlar, doğru yerdedir. Yeri olmayanlar, yanlış yerde. Bütün ama bütün mesele bundan ibarettir. Gerisi hikâye.

Geçen sene senin de yerin yoktu başbakan. Yanlış yerdeydin. Bu sene yerli yerindesin maşallah.

Kapatma davasının ertesinde gazetelerde yazılanları tekrar oku başbakan. Kim doğru yerde, kim yanlış yerde, bize bir söyle. Üzerinden çok zaman geçmedi, doğrular yanlışlar aynıdır. Ama, belli ki seninle birlikte ‘yer’ değiştirmişler.

Aydın Doğan’ın Hilton için dediği gibi, boşuna mı edindin bu yeri sen de başbakan? Arkadaşların yardımıyla orayı ‘doğru yere’ çevirirsin artık.

Artık yavaş yavaş doğru yerde duruyorsun zaten. Senden önceki bütün başbakanların durduğu yerde duruyorsun.

Doğru yer orası, biliyorsun. Çünkü orada durduğun vakit, başın birilerinin ayaklarına değiyor. Kimin ayaklarına değiyor söylemeyeyim. Başı da ayağı da rencide etmeyeyim.

“Biz doğru yerdeyiz, gerisini yanlış yerde duranlar düşünsün” demişsin, başbakan. Ne güzel demişsin. Ama bunu daha iyi ifade edebilirdin.

Bak işte burada uzman görüşü veriyorum sana başbakan. İşim buydu, yıllarca kelimelerle uğraştım. Her ifadenin en kısasını, en vurucusunu aradım.

Senin söylediğini senden daha iyi ifade eden biri vardı bu memlekette. Kulakları çınlasın, Yasin Hayal. (Kime niyet, kime kısmet...)

“Akıllı ol Orhan akıllllı” derken Orhan Pamuk’a, aynı şeyi söylüyordu. ‘Doğru yeri’ işaret ediyordu. ‘Doğru yerde’ dur Orhan, yoksa ‘gerisini sen düşünürsün’ demek istiyordu.

Yasin Hayal’in ifade gücüne sahip olmanı temenni ederim, başbakan. Aynı derdi senden daha iyi, daha kısa ve daha vurucu anlatmış. Gerisini artık sen düşün başbakan. Sen düşün.

Duydun mu başbakan?.. Şehit anası Havana Yeşil, Başbuğ’a hitaben “.... bu iddialar doğru mu, bana cevap vermek zorundasınız” demiş.

Ne diyelim şimdi ona? Yanlış yerde mi duruyorsun diyelim? Çünkü yanlış yerde duruyorsa, belli ki ‘gerisini o düşünecek’ Çocuğunun mezarının başı yanlış yer midir?

Doğru yerdesin, başbakan, doğru yerde.

Doğru yerde duranların zaten iyi kötü ‘bir hukuku’ vardır bu memlekette. Başka hukuka da ihtiyaçları yoktur. Gerisine de karışmazlar. Yani, bir şey daha anlaşıldı bu vesileyle başbakan, yeni anayasa manayasa, artık Hak getire. Belli ki doğru yerde duranların gerisini düşünmeyen ‘hukukuyla’ idare edeceğiz.

Biz yanlış yerdeyiz. Doğrudur. Çünkü durduğumuz yerde başımız kimsenin ayaklarına değmiyor. Dilimiz de hayasızların diline dolanmıyor. Gerisini de artık sen düşün başbakan, sen düşün."
Read More!

Kontra Atak

Junior'dan vole bekleyenlere kontra atak :)

Erdogan Toki sayesinde krizden etkilenmedik demis. Baris Bey de bizden elestiri bekliyor. Basbakanin sozleri tam olarak soyle:

"Türk ekonomisi bugün devasa küresel krizlerle baş edecek bir yapıya kavuşmuştur. İşte Amerika’da bir mortgage olayı ama biz de bir TOKİ bizim burada adeta sigortamız olmuş ve olumsuz bir etkilenme Türkiye’de görülmemiştir."

Nasil yani, mortgage yok diye elestirecek miyiz? Erdogan'dan once Turkiye'de sanki faizler %5'ti herkes ekmek su gibi mortgage mi aliyordu?

Toki niye bu isi ustlendi diye mi elestirecegiz? Niye kurtardi insanlari serefsiz mutahhitlerden diye? Yoksa yurtdisindan toplu kaynak bularak sadece enflasyon oraninda artan taksitlerle insanlara ev sattigi icin mi?

Ha bunlarin bizim krizden etkilenmemiz ile ilgisi yoktur. Ok. Ama bu isleri yapmanin kazandirdigi artilar bu laf cambazligini yaptiriyor adama.

Ayrica dun basbakan ekonomi bilgisini baya bir gelistirdigini gosterdi. "bir mb faizi vardir bir bizim odedigimiz faiz vardir, bunlar farklidir, gonul ister ki ben daha ucuza para satin alayim ama bu gonlumun istemesiyle olacak birsey degil" mealinde cumleler kurdu. Baya sasirdim.

Bunlari yeni ogrenen bir adamdan tutup da mortgage krizinden etkilenen ulkelerin buyuk fonlarinin ve bankalarinin ABD mortgage varliklarina yatirim yaptigi icin etkilendigini, bu durumun o ulkelerde Toplu Konut Idaresi benzeri "Administration for Housing with Ball" tarzi kuruluslar olmamasiyla bir alakasi olmadigini anlamasini da hemen bekleyemezsiniz. Zamanla olacaktir o da. Izin verilirse...

Read More!

Yeni yazarlarimiza gol pozisyonu

Ekonomix'in verdigi linkten:

Erdoğan, şöyle konuştu: "Türk ekonomisi bugün devasa küresel krizlerle baş edecek bir yapıya kavuşmuştur. İşte Amerika’da bir mortgage olayı ama biz de bir TOKİ bizim burada adeta sigortamız olmuş ve olumsuz bir etkilenme Türkiye’de görülmemiştir."

Yeni yazarlarimizdan Junior henuz daha oy kullanmadigima dikkat cekip duruyor. Halep oradaysa arsin burada. Meydan sizin. Basbakanin ortasina voleyi kim cakacak?

Read More!

Gundemdeki Son Gelismeler

Su siralar iceride ve disarida gundem ne kadar yogun, oyle degil mi?

ABD’deki secimler ve Gurcistan’daki son gelismelerle birlikte, Kafkaslarin (ve Karadeniz’in) iki karsit gucun(iki super guc diyemeyiz hala) manevra alani hale gelmesi... ABD ekonomisindeki durgunluk beklentisi ortaminda zuhur eden ‘subprime mortgage crisis’ ve iki finans kurulusunun aldiklari finansal risklerden dolayi batmalarina goz yumulmayarak, kamu otoritesi tarafindan yonetimlerine el konulmasi… (Vay be sonunda bir konuda ABD'ye ornek olduk galiba.)

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Iceride ise Dogan Medya organlarinda yer bulan hakkindaki olumsuz iddialara, Basbakan’in gerekce olarak ‘Hilton’u gostermesiyle baslayan Dogan Medya – Hukumet carpismalari… Ve hemen ardindan bu merkezde baslayan tartismalara, Dogan disi medya gruplarinin da katilmasiyla ortaya cikan cok boyutlu ve cok tarafli usulsuzluk iddialari…

Bir ay kadar once de Dogan – Karamehmet savasina taniklik etmistik medyada. Son on yila baktigimizda ise bu catismalarin sikca tekerrur etmesinden, artik bu isin siradanlastigini anliyoruz. Medya – Hukumet savasinin ise ilk kez zuhur ettigini dusunuyorsaniz, yaniliyorsunuz. Bunun tarihi, demokrasi tarihimizden bile daha eski. Sadece bir basbakan, ilk kez elini gostererek (ya da gosterdigini veya gosterecegini dusunmemizi isteyerek) bu oyunu oynuyor. Basbakan elini gosterecek mi bunu yakinda gorecegiz. Ama bana sorarsaniz elinde yeni bir sey yok. Dogan, bildigimiz dogan. Basbakan da bildigimiz basbakan. Yine de bu isin sonunun tatliya baglanmayacagini biliyoruz.

Cogu kesimde Dogan’in sonunun da Cem Uzan gibi olacagi benzetmesi, sadece benzetme olmaktan daha fazlasini ifade ediyor aslinda. Toplumda gercekten de boyle bir temenni olustugunu gozlemlemek hic de zor degil. Hem de bunun kapsayiciligi % 47’den de daha buyuk. Ancak Dogan’in, en guclu hukumet icin bile kolay lokma olmadigini teslim etmek gerek. Dogan’in Koc’un gayri mesru cocugu oldugu, Hurriyet gazetesinin aslinda Koc ailesine ait oldugu gibi sacmaliklarin, sacmaliktan ote hic bir anlam ifade etmemeleri, Dogan’in ve Dogan Medya Grubunun Tusiad’in sozcusu veya tetikcisi oldugu gercegini degistirmiyor. Bu nedenle bu savasin kisa vadede bir galibi olacagini hic zannetmiyorum ben. Keza gecenlerde bir yerde okudugum “carpismada biri kirilirsa, digeri catlar” iddiasina da katilmiyorum ben. Ikisi de catlar, ama ikisine de bir sey olmaz. Uzun vadede ne olur? Yazimiza devam edelim biz.

Ekonomi Turk’un son postalarindaki gundem konulari genel itibariyla sunlar: Liberalizm – Kapitalizm- sosyalizm tartismalari, kamu memuru nitelikleri ve ucretleri, sendikalar, meslek orgutleri, kahraman bakkal vs. hipermarket, (kamu tarafindan belirlenen) findik fiyatlari, petrol fiyatlarindaki dalgalanmalar, v.s. Bir de buna ozellikle de benim degindigim; hukumet, muhalefet, asker ve (simdilerde bir de) yargi arasindaki cekismeleri eklemek lazim.

Butun bu konularda ortak bir yan goruyor musunuz siz? Tek kelime ile cevabini istesem. Ideoloji mi? Sinif kavgalari mi? Hayir… Bence daha kapsamli bir kelime var: ‘Menfaat’. Evet, tek kelime ile ‘menfaat’. Iceride ve disarida olup biten menfaat kavgasindan baska bir sey degil, ozunde.

Hangi kultur ya da toplumdan olursa olsun, ortalama insan akli, dunyayi genellemelerle kavrayabildigi icin, kafasi digerlerine gore biraz daha fazla calisan birileri bir takim genellemeler yapmislar. Toplumdaki ortak menfaat gruplari ‘siniflar’ olarak adlandirilmis, sonrasinda da ideolojiler olusturulmus.

Muhakeme kabiliyetine hayranlik duydugum dusunur Cemil Meric bu durumu soyle ozetliyor: “Ideolojiler idrakimize giydirilmis deli gomlekleri…” Sozun devamini merak ediyor musunuz? Devami ise ideolojik tartismalardan haz duyanlari epey tahrik edecek cinsten: “Itibarlari mense’lerinden geliyor. Hepsi de Avrupali.” Evet, bunu Bati Irfani’ni adeta yutmus C. Meric soyluyor. Tipki su yargiya vardigi gibi: “Kapitalizmle komunizm, Bati’nin iki cehresi… Biri kumarhane, oteki mahpes”

Bu ‘mense, Avrupali’ meselesine girmisken, yuz – yuz elli yildir baticilik – ulusalcilik sarmalindan cikamayan Turk aydinina ithafen ustadin sarfettigi sozu, guncelligini hala korudugu icin burada yer vermeden gecmeyecegim:

“Nezleye yakalanir gibi ideolijilere yakalaniyoruz, ideolojilere ve kelimelere. Tanzimat nesli, hic olmazsa bu bahiste, iffet ve haysiyetini korumus. Kalktigini iddia ettiğimiz Kapitulasyonlar, ruh dunyamizda yasiyor, hem de butun habasetiyle. Alafrangalık, zevki ve tefekkuru dumura ugratan bir kabuk.”

Son olarak soyle diyecegim. Ister boyle dusunursunuz:

“If each person pursues his own interest, the general welfare of all will be promoted.”

Isterseniz boyle:
“Dunyayi guzellik kurtaracak... Ve bu kurtulus insani sevmekle baslayacak.”

Peki bunlar birbirinin karsiti mi? Ben hic oyle dusunmuyorum.
Bence insanligin iki dusmani vardir: Cehalet ve zorbalik… ( kimden gelirse gelsin)
Ben de yazilarimda bunlari mevzubahis ediyorum. Hepsi bu iste!
Read More!

Tayyip Erdogan Amerika Baskanlik Secimlerine Girmis!!

Basbakan Recep Tayyip Erdogan Turkiye'yi birakip Amerika'da baskanlik yarisina girmis. Ben de ilk duydugum zaman inanamadim ama su haber gercekleri tum ciplakligiyla gozler onune seriyor, izleyin gorun. Read More!

2008 Ekonomi Nobel Odulu

"14 Mart’tan bu yana faizdeki tırmanış bizleri olumsuz etkiledi. Yüzde 15.5 iken yüzde 22 civarına ulaşmış bir faiz var. Yüzde 12 reel faizin bedeli çok ağır. Yüksek faiz enflasyonu tahrik ediyor. Faizi sebep, enflasyonu netice olarak görüyorum; faiz düştükçe enflasyon da düşecektir."
Kim demis? Basbakanimiz Recep Tayyip Erdogan demis. Bu adamin hic danismani falan mi yok, yoksa danismanlari var da onlari mi dinlemiyor?

Zamanim yok ilk firsatta bu konuda dise dokunur bir seyler yazacagim, baskalari benden once davranmazsa tabi.
Read More!

Basbakan'a Elestiri

Ugur Gurses bugunku yazisinda Tayyip Erdogan'a usturuplu bir sekilde giydirmis. Bizim de burada daha once defalarca soyledigimiz gibi hukumetin eskiden basarili oldugunu ama artik basarili olmadigini, dogru seyler yapmadigini belirtiyor. Katiliyoruz.

Benim deginecegim baska bir konu.

Erdogan ekonomiden anlamadigini Hurriyet'teki su demeclerinde bir kez daha gosteriyor:

Merkez Bankası’nın faiz indirimlerini düşük tuttuğunu ve muhafazakar davrandığını söyleyen Erdoğan, "Faizleri çok daha düşük bir noktaya getirmemiz gerekiyor. FED bile indirdi. Ama şimdi ben söylersem ’müdahale ediyor’ denir.

Fed kisa donemleri faizleri 2.25 puan indirdi ama 30 yillik mortgage faizleri sadece 1 puan indi. Hatta son 2-3 haftada 0.3 puan yukseldi uzun vadeli faizler. Merkez bankalarinin uzun vadeli faizler uzerindeki gucleri son derece sinirlidir. Bakin bizim Merkez Bankasi Ekim ayindan beri faizleri indiriyor ama 1.5 senelik vadeye sahip faizler dusmek bir yana yukseldiler.

Merkez bankasinin itibari enflasyon yuzunden zaten bes paralik oldu, simdi bunun ustune bir de faizler yuzunden kepaze olmasinlar. Uzun vadeli faizler uzerinde Merkez Bankalarinin gucu sinirlidir, itibari bes paralik olmus Merkez Bankalarinin gucu daha da azdir. O yuzden Merkez Bankasi faiz indirimlerini 25 baz puana indirerek, hatta daha sonra faiz indirimlerine ara vererek bu alandaki itibarini biraz duzeltmeye calisacaktir.

Erdogan faizlerin gercekten inmesini istiyorsa oncelikle butce fazlasi vermeye baslamasi, politik riskleri azaltmasi, mikro reformlara baslamasi, piyasalari serbestlestirmesi lazimdir. Erdogan bunlarin farkinda degildir, cunku ayni yazida "koprudeki giseleri kaldiracagiz" diyerek butceye onemli katki saglayan bir gelir kalemini kaldiracaklarini belirtiyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana tursusu. Bu kafayla gitmeye devam ederseniz ne enflasyon ne faizler ne de issizlik duser. Bir dahaki secimlerde de bunun cezasini cekerseniz. Benden soylemesi.
Read More!

Bu Isler Adami Sisler

Bu blogda yazmaya basladigimda oldukca iyimserdim, 2006 yilinda borsa 31000'lere dustugu zamanlarda hep iyimser yazilar yazdim. Ancak iyimser tonum 2007'nin Subat ayindan itibaren degismeye basladi. Her ne kadar 2007 icin borsa 60000'i gorecek seklinde bir tahmin yapmis olsam da, Subat ayinda %4'luk enflasyon hedefinin tutmayacagini acik bir ifade ile belirttim. Ben de enflasyonun %6-7 arasinda cikacagi tahmininde bulundum.
Ben de kendimi enflasyon konusunda karamsar zannediyordum. Megersem iyimsermisim. Enflasyonun %4 cikacagini varsayan yazarlarsa hayalperest.

Daha sonrasinda hukumetin secimden once populizm politikalarini elestirdim. Secimlerden sonra da Zafer Caglayan gibi populist kisileri ekonominin direksiyonuna getirmelerini elestirdim. Eylul ayindan itibaren de Merkez Bankasini elestiriyorum. Ekim ayinin basinda bu sene sonu icin %6, 2008 icin ise %3.2 enflasyon tahmini yapiyorlardi. Gelecek senenin sonunu beklemeye gerek kalmadi. Bu sene enflasyon %8'in uzerinde cikacak gibi gorunuyor. Gelecek sene de %4'un cok uzerinde cikacak.

Merkez Bankasi Ekim ayinin basindan itibaren faizleri 3 kez 50 baz puani, toplamda da 1.5 puan dusurdu. Bu sure zarfinda da 1.5 sene vadeli faiz oranlari %16'dan %16.6'ya yukseldi. Faizlerin yuksek oldugundan, Merkez Bankasinin kisa vadeli faizleri dusurerek uzun vadeli faizleri duserecegini dusunenler iyi bir ders almis oldular. Bu arada da bonoya yatirim yapmis yabancilar (bazilari sicak para da diyor buna) yaklasik 35 milyar dolarlik portfoylerinin 7 milyar dolarini denizi fazla dalgalandirmadan disariya cikariverdiler. Dolar yukselmedi, faizler de fazla oynamadi. Bu aktiviteleri daha devam edecektir, bu sefer erken davranan pacayi siyiracak, geride kalanlar ayvayi yiyecekler.

Bu ongorulerimizle paralel olarak Morgan Stanley de Turkiye'nin agirliginin azaltilmasi tavsiyesini vermis. Ben de gecen hafta elimdeki Garanti Bankasi hisselerinin (hisse senedi nedir?) tamamini 10.8 YTL'den sattim. Boylece 1.5 yil once 4.19 YTL'den aldigim hisseleri elimden cikarmis oldum.

Turkiye'nin yakin bir zamanda ciddi bir kriz yasamasi olasiliginin oldukca yukseldigini dusunuyorum. Bu ekonomist diliyle "kriz cikacak" demektir, cikmazsa kendime kacis icin acik kapi birakmis oluyorum. Amacim sadece kriz tahmini yapmak degil, simdiden suclularin kim oldugunu belirtmek. Sonra kriz ciktigi zaman kabahati baskasinin ustune yikmaya calismasinlar.

Evet, cikacak krizin en buyuk suclusu Erdogan hukumeti ve onun bir sonraki seviyeye ulasamayan (beceriksiz) ekonomi yonetimidir. Iki senedir mikro reform yapacaklarina saz caliyorlardi. Simdi kis geliyor, karincanin agustos bocegine dedigi gibi "biraz da oynama" zamani geliyor. Ikinci kabahatli ise yukselen enflasyon ve risk ortaminda tef calan Merkez Bankasidir. Piyasadaki faizlerin Merkez Bankasiyla zit yonlere gitmesi bunun en buyuk gostergesidir. Perde onunde Zafer Caglayan'in, perde arkasinda ise diger AKP'li politikacilarin baskilarina yenik duserek hukumetin dumen suyunda hareket etmeye baslamislardir. Neticede kaybeden yine Turkiye olacak, elinde doviz tutanlar biraz rahatlayacaklardir.

Haa, kriz ciktiginda bana ABD'yi, kuresel ekonomiyi bahane olarak getirmeyin. Cin'de ve Hindistan'da kuresel ekonomi yok mu? Onlar niye %9-11 arasinda hizlarla buyumeye devam ediyorlar?

Bu aralar yazi yazmaya fazla vaktim yok. Pek istahim da kalmadi. Icimde 90'li yillara geri donuyormusuz gibi bir his uyaniyor. Dandik ekonomi politikalarinin ve politikacilarin at kosturdugu bir ortamda da benden fazla bir yorum beklemeyin. Deveye boynun egri demisler, "nerem dogru ki" demis; ben deveye boynun egri diyecek insan degilim. Read More!