Amerikan Ekonomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amerikan Ekonomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Diren Detroit!

Bu Perşembe günü Michigan eyaletine bağlı Detroit şehri iflasını ilan etti. Önce Detroit şehrini biraz tanıtalım. 1903 yılında Ford Motor Company bu şehirde kuruldu.  Aynı şekilde Dodge, Packard, Chrysler gibi firmalar şehrin çehresini bir anda değiştirdi. O yıllarda hizmet-finans sektörü yerine sanayi-imalat sektörü daha ağırlıklı olduğu için şehir büyük bir kalkınma geçirdi. Detroit artık dünyanın otomotiv başkenti oldu! Dünyanın en etkili sendikalarından olan American Federation of Labor ve United Auto Workers sendikalarının baskısıyla hepimizin hayatında yer alan- yer alması gereken- uygulamalar orada da uygulanmaya başlandı: günde 8, haftada 40 saat çalışma, sağlık ve sigorta güvencesi, emeklilik sistemi, yüksek ücretler, iyileştirilmiş çalışma koşulları. Sosyal açıdan refahı yüksek ve çalışma koşulları açısından diğer eyaletlere göre daha düzgün koşullar olan bir yer oldu. 1920-1933 içki yasağı sırasında büyük mafyalar türedi. Purple Gang gibi. Siyahi insanlara karşı ırkçı hareketler ve uygulamalar 1925 yılları civarında görülmeye başlandı. İkinci dünya savaşında Amerikan otomotiv endüstrisinin can damarı oldu. Hatta ve hatta “Demokrasinin Cephanesi” kavramı bile Detroit için kullanılmaya başlandı. 6 tane savaş gemisine Detroit ismi verildi.  Bu yıllarda dışarıdan yüz binlerce insandan göç aldı. Zamanla sanayi devi oldu ve Amerikan otomotiv sektörünün lokomotifi haline geldi. Fakat 19 temmuz 2013’ de iflasını ilan etti. Peki nasıl bu duruma düştüler?

*2000 yılından beri şehrin nüfusu %26 azaldı. Şu an sadece 706,000 nüfusa sahip. 1950'li yıllarda 1,850,000 civarındaydı. nüfusun azalması üretken olan yatırımların artmaması, azalan vergi gelirleri, azalan tüketim ve yatırım harcamaları ve mevcut olan sosyal sorunları göstermektedir.

*İşsizlik oranı %18,6. Amerika'da işsizlik oranları 2000-2007 arasında %4 civarında tutulurken, 2007 sonrası %9,6'ya çıksa da 2012 yılında %8'e düşmüştür. Detroit' te işsizlik oranı Amerika ortalamasından daha yüksek. 16 yaş üzeri nüfusun yarısından daha az bir kısmı çalışmaktadır.

*Kişi başı gayri safi yurt içi hasılası 15,261 $. Az önce yazdığımız gibi, fazla vergi potansiyeli yok.

*Düşük vergi hasılası ve buna bağlı olarak kamu harcamalarının finanse edilmesindeki zorluklar. Eğitim ve sağlık gibi harcamalar finanse edilmediği için Detroit Amerika' da en yüksek suç oranına sahip olan şehirdir. Fakat yapılan suçların sadece %10'u çözülmüştür. Geriye kalan %90 hala soruşturma aşamasındadır.

*Acil durumlara cevap süresi tam olarak 58 dakika! polis olsun, ambulans olsun ya da itfaiye.. Acil vak'alar şehrin ne kadar huzursuz olduğunu göstermektedir. Bir de üstüne 58 dakikada gelen yardımı düşünürsek..

*78,000 ev terk edilmiştir. Göç mevzusu zannettiğimizden daha da derin bir yara olmuştur.

*Yılda 12,000 yangın çıkmakta, şehrin %40' ının aydınlanma direği çalışmamaktadır.

*Yerleşik kişiler yüksek suç oranı yüzünden farklı şehirlere ve eyaletlere kaçmaktadır. Az önce yazdığım terk edilen evlerin nedeni budur. Ve bu kişiler emlak vergisi ödemiyorlar. 2011 yılında emlak vergisi gelirlerinin sadece %68'i toplanabilmiştir.

*Kötü idare ve yönetim. Bütçe uygulamaları kötü uygulamalar sonucunda işlevsiz kalmaktadır. Günü geçmiş politikalar, iş uygulamaları, prosedürler vs. hiçbiri beklenen olumlu etkiyi vermemiştir.

*Alacaklılara 18,5 milyar $ borcu var. Borcun 6 milyar $'ı sağlık, hayat sigortası yükümlülüklerine ait. Emekli maaşları kabaca 3,5 milyar $ arttı.

Gelecek adımlar nelerdir?

-Dava en fazla 3 aya kadar başlayacaktır. Bu zamana kadar şehir chapter 9 koruması altına alınacak mı yoksa iflasına karar mı verilecek işte o zaman belli olacak. Teklifler verilecek, yardım miktarı belli olacak vs.

Amerikan basını 13 yılda nüfusunun 1/4' ünü kaybetmiş, insanların kafayı sıyırdığı ve suç oranlarının arttığı bir şehri aslında umursamıyor.

Tek umursanılan şey: 18,5 milyar $ borç ödenecek mi?

Hangi iktisat teorisi bunu açıklayabilir? Bence mesele sadece iktisat ile alakalı değil. Sosyolog, sosyal psikolog, antropolog, sosyal hizmet uzmanı gibi farklı disiplinlere vakıf diğer uzmanlardan da yardım alınmalıdır.
Read More!

Kredi Notu Bilmecesi

Ekonomi tarihine geçecek bir şey gerçekleşti ve geçtiğimiz Cuma günü dünyanın bir numaralı ekonomisi Amerika Birleşik Devletleri‘nin kredi notu kredi derecelendirme kuruluşu Standart & Poor’s tarafından AAA‘dan AA+‘ya düşüldü ve görünüm negatife çevrildi. (Bkz. Kredi Notu Nedir?) Önceleri ütopik bir olgu olarak görülen ABD’nin temerrüt riski ilk kez son dönemlerde konuşulur oldu ve bu not indirimiyle dünyanın bir numarasını kredibilitesi açık biçimde sorgulanır oldu.

Not indirimi takiben dünya piyasalarında ciddi düşüşler yaşandı. Özellikle İstanbul Menkul Kıymetler Borsası‘nda “kara Ağustos” olarak adlandırabileceğimiz bir süreç yaşıyoruz. Bununla beraber hala piyasalar tarafından ne kadar anlaşıldığı tartışmalı olan Merkez Bankası kararları faiz yönünde piyasalarda olumlu emarelerin belirginleşmesine sebep oldu, daha da doğrusu İMKB’deki muazzam düşüşler tahvil ve bono piyasasına ait göstergeler üzerinde etkili olamadı, aynı şey kısmen kur tarafında da geçerli oldu, diğer bir deyişle İMKB diğer iç piyasalarda negatif ayrıştı.

ABD’nin notuna düşmesine geri dönelim. Teorik olarak bir ülkenin şirketleri, o ülkenin hükümetinin kredi notundan fazlasına sahip olamaz, bu da ABD’deki onlarca şirketin kredi notunun düşürüleceği anlamına geliyor. Bununla ilgili olarak ilk haber, kriz döneminde ABD Hükümetinin kamulaştırmak zorunda kaldığı Freddie Mac ve Fannie Mae‘nin -bunlar kredi hizmeti veren mortgage şirketleriydi- kredi notu düşürüldü S&P tarafından ve aynı uygulamanın belediye tahvillerine de yapılacağı açıklaması geldi. Bank of America‘nın da notunun düşürülmesi gündemi, zira şu anda NYSE açılalı 2 saati biraz geçiyor olmasına rağmen şirketin kağıtları %14 aşağı çekilmiş durumda.

Yaşadığımız gezegende rezerv para birimi sahibi olarak dünyanın en güçlü ve en yüksek kredibilitesine sahip olması gereken ABD’nin notunun düşürülmesi sadece Atlantik Okyanusu’nun batı yakasını ilginlendirmiyor tabi. Avrupa’da kazan kaynamakta ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) halihazırda uygulamalarıyla krizi ileride daha da derinleştirecek hamleler içerisinde. İtalya ve İspanya’nın tahvilleri banka tarafında alındı, geçici ve beklenenden az bir rahatlama yaşandı. Almanya’da DAX40 endeksi %5,02 düşüş yaşadı. Diğer ülke borsaları da aşağıdaydı. ABD’nin kredibilitesini sorguluyorsak sıra bu ülkelere de gelecek, özellikle Birliğini güçlü ülkeleri İspanya ve İtalya’ya. ECB ve Euro para birimine olan inancın iyice azaldığı bir dönemde neler yaşanacağı büyük bir muamma.

Bu arada iki ay öncesine kadar önemli bir tartışma konusu olan ve üçüncüsünün gelip gelmeyeceği konuşulan quantitive easing programı -nicel genişleme ya da tahvil alım programı- geliyor. Ben S. Bernanke bu parasal gevşemenin devam edeceğini fakat farklı bir yol izleyeceklerini açıkladı.

Bu yaşananlardan sonra Muhammed El-Erian‘ın “Piyasalar Çarpışınca” (When Markets Collide) adlı eserini tekrar okumaya karar verdim. Kitapta anlattığı “new normal” teorisi yaşadığımız gerçeklerle örtüşmeye başladı çünkü, blogda da önümüzdeki günlerde mutlaka biraz yazısı olacaktır. Read More!

It's the Economy, Stupid!

Sanem Altan, seçime etki eden temel unsurları ve seçim tahminlerini okuyucularıyla paylaşmış:

ABD’nin iki kez üst üste başkanlığını yapan ve skandallara rağmen ara seçimde de rakibine üstün gelerek tarihsel bir zafer kazanan demokrat Bill Clinton ofisinin duvarına, danışmanlarını ikaz etmek için “Önce ekonomi, aptal” sözünü asmış.

First economy, stupid...

Çok sevdiğim bir laf bu...

Günlük hayatımda da sık sık kullanırım.

Yazıyı asan Clinton'ın danışmanı James Carville'dir. Bill Clinton'ın ofisinin duvarına değil 1992 yılında, seçim kampanyası merkezine asmıştır. Astığı yazı da şudur:
Bill Clinton

1- Change vs. more of the same
2- The economy, stupid
3- Don't forget healthcare

Bkz. Why Parties?: A Second Look. Bu söz zamanla "It's the economy, stupid" şeklinde klişeleşmiştir.

Duvarına asmış olma ihtimali vardır tabi ama bu konuya Sanem Altan kadar vâkıf değiliz.

Yazıya devam edelim:

Amerikalı Ray Fair (Yale Üniversitesi İktisat Profesörü) yalnızca iktisadi verilere dayanarak seçim sonucu tahmin eden bir metot geliştirmiş.

Ray Kanunu...

Kendi yöntemiyle 18 seçimden 15’ini doğru tahmin etmiş.
Altan'ın Ray Kanunu dediği, Ray C. Fair tarafından seçim sonuçlarını tahmin etmek için geliştirilmiş bir model. Bu gibi teori, denklem ve benzeri çalışmaların  "kanun" olarak addedilebilmesi için, her şartta geçerli olmak gibi bazı özelliklere sahip olması gerekir. Fair, kendisi bile 2010 seçimlerini bu yöntemle incelediği makalesinde , çalışmasına kanun adını vermemiş.

Yöntem şu kısaca: Kişi başına milli gelir artış oranı, partinin bir önceki seçimde aldığı oy oranına ekleniyor.“Yıllık sabit fiyatlarda ortalama %5 artış var” diyebiliriz aslında..

Milli gelir artış oranı "yıllık sabit fiyatlardaki artış" değildir. Ayrıca modelin orijinalinde  artış oranı belirli bir katsayı ile çarpılarak ekleniyor bir önceki oy oranına ve başka parametreler de bu hesaba ekleniyor. Ama Altan, yazısının ileriki kısımlarında, kendisi de diğer parametreleri gözardı ettiğini belirttiği için bu konuyu geçiyoruz.


* Katkısı için Ekrem Söyler'e teşekkür ederiz. 

Türkiye'de Tarım İstihdamı
Mısır'a ABD Yardımı
John Major Unutuldu
Ray Modeli
Bakkal Hesabının Dönüşü
Jonathan Auerbach’s Hound Partners
Curtis Schenker’s Scoggin
Roberto Mignone’s Bridger Management
David Tepper’s Appaloosa
Lee Ainslie’s Maverick Capital
Read More!

Baby Boomers


Serdar Turgut'un 5 Şubat 2011 tarihli yazısından:

Bizim ikinci savaş sonrası (1950-64 arası doğumlular) "baby boomer" kuşağının sorunu bunun tam tersiydi.



Baby Boomer kuşağı 1950 değil 1946 yılında başlamıştır, zira 2. Dünya Savaşı 1945 yılında sona ermiştir.

Üstelik nüfus artışındaki en hızlı yükselme de sayın Turgut'un atladığı 1946 ve devamındaki yıllarda gerçekleşmiştir. Bkz. All About Baby Boomers

Hedge Fund Holdings

Jonathan Auerbach’s Hound Partners
Curtis Schenker’s Scoggin
Roberto Mignone’s Bridger Management
David Tepper’s Appaloosa
Lee Ainslie’s Maverick Capital
Read More!

Mısır'a ABD Yardımı

Yalçın Doğan'ın bugünkü yazısından:

MISIR’A EMEK VERMEK
Oysa, Mısır’a çok emek veriyor Amerika.
Örneğin, 1970’ten bu yana, otuz yılda 44 bin Mısır subayı Amerika’da eğitimden geçiyor.
Örneğin, Mısır’a yılda 7 milyar dolar yardım yapıyor.


Mehmet Ali Birand'ın bugünkü yazısında ise şöyle deniyor:
Eğer bugüne kadar gelinmiş, İsrail her istediğini, fütursuzca yapabilmişse, bu Mübarek'in Amerika’dan her yıl aldığı 3 milyar dolarlık "yardım" veya "bahşiş" sayesinde oldu. Mübarek'siz bir Mısır, bölgedeki tüm dengeleri farklılaştıracak.

Aslında bu iki çelişki yazımız için yeterli ama biz yine de soralım: 7 Milyar Dolar mı 3 Milyar Dolar mı? Nedir bu işin aslı? Cevap verelim:

ABD'nin 1979'dan beri Mısır'a gönderdiği yardımın resmi tutarı yıllık 1,3 Milyar Dolardır. Bkz. ABD Dışişleri Sekreterliği Resmi Sitesi


Ticari yardımlar ve sair kalemlerle bunu 2 Milyar Dolara kadar çıkaran kaynaklar var, Mehmet Ali Birand'ın güzel hatrı için 3 Milyar Dolara da çıkarılabilir belki ancak 7 Milyar Dolar bugüne dek eşi görülmemiş bir iddia.

Jonathan Auerbach’s Hound Partners
Curtis Schenker’s Scoggin
Roberto Mignone’s Bridger Management
David Tepper’s Appaloosa
Lee Ainslie’s Maverick Capital Read More!

Özel ve Tüzel Kişi

Köşecilerin gidermek yerine pekiştirdiği yaygın yanlışlardan biriyle daha karşınızdayız. Konumuz dillere, daktilolara, klavyelere pelesenk olmuş "Özel ve Tüzel Kişi" öbeği.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Germany
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Insider Trading Returns
Definition of Insider Trading

Sami Hocaoğlu'nun 23 Kasım 2007 tarihli yazısından alıntı:

Bununla da yetinmedi sürek avcıları. Bu insanlar sivil hayatta birer iş buldular. Geldiler, onları işe alan özel ve tüzel kişilere baskı yaptılar.

Kimlere baskı yapmışlar? "Özel ve tüzel kişilere". Kim ki onlar?

Ahmet Yavuz'un 9 Ekim 2006 tarihli yazısından alıntı:

EĞİTİMİN FİNANSMANINDA KİMİN NE KADAR PAYI VAR

Merkezi hükümet 64,81
Yerel idareler 0,70
Özel ve tüzel kişi ve kuruluşlar 1,55
Hane halkı 32,85
Uluslararası kaynaklar 0,09
Toplam 100,00

(*) 2002 itibarıyla, yüzde


Bir istatistik kalemi de olabildiğine göre önemli biri olmalı bu "özel ve tüzel kişi".

Son olarak, biz zavallı aciz okurları özel/tüzel ayrımı konusunda aydınlatacak bir yazı geliyor.

Ahmet Kurucan'ın "Borç Ödemede Özel ve Tüzel Kişi Farkı" başlıklı 13 Kasım 2008 tarihli yazısından alıntı:

Önce şu tüzel kişi-özel kişi ayırımına bakalım: Tüzel kişi, maddî veya manevî belli bir amacı hayata geçirmek üzere ilgili ülkenin hukukî mevzuâtına göre kurulmuş kişi veya mal topluluklarına verilen isimdir. Bunlar hem hak hem de borç ehliyetine sahiptirler. Dolayısıyla borç edinme veya geri ödemede özel-tüzel kişi farklılığının İslamî kaide ve kurallar açısından hiçbir farkı yoktur.

İkinci olarak, alacaklı olan tüzel kişi eğer devlet ise yapılan bu yardımlar devlet bütçesinden karşılanmaktadır. Bütçenin ister gelir kaynağı isterse harcama kalemi olarak başlıca muhatabı halktır. Devlete olan borcu karşısında kanuna karşı hile yapan kişi, halkın hakkına tecavüz ediyor ve resmen kul hakkına giriyor demektir. Alacaklı devlet değil kâr amacı ile kurulmuş şirketler ise, kul hakkı açısından durum değişmemekte, söz konusu şirkette küçük-büyük payı olan herkesin hakkına tecavüz edilmektedir. Bu zaviyeden baktığınızda tüzel kişilere olan borcun ödenmemesi, özel kişilere olan borcun ödenmemesinden çok daha vahim bir manzara karşımıza çıkartmaktadır. Özel kişi son tahlilde bir kişidir; hile yaparak şimdi ödemediğiniz borcunuzu pişman olup 10-20 yıl sonra ödemeye karar verdiğinizde ona veya vârislerine öder kurtulursunuz. Aynı pişmanlığı devlet veya şirkete olan borcunuzda yaşarsanız nasıl olacak? Veya ahirette özel kişi hakkını helal edebilir, tüzel kişiliklerde hak sahibi olanlara teker teker nasıl helal ettireceksiniz?


Gördünüz mü donanımlı yazarı? Nasıl da cahil okur kitlesini aydınlatıverdi.

İşin ilginci bu yazıların ilki Türkiye'nin en esaslı gündemi hakkında siyasi bir yazı, diğer ikisi ise "ekonomi" yazısı. Peki hukuk bilmeden siyaset olur mu? Zorlarsan olur netekim. Peki hukuk bilmeden ekonomi olur mu? İşte o hiç olmaz.

İşin doğrusuna gelince:

"Kişi"ler medeni hukukta ikiye ayrılır: gerçek kişi - tüzel kişi
İdare hukukunda da şu ayrım vardır: özel hukuk kişisi (özel kişi), kamu hukuku kişisi (kamusal kişi)

"Özel-tüzel" ikilemesi kulağa şiir gibi gelebilir ama köşe yazarına şiir değil şuur gerekir.

Yukarıda kullanılan ilk yazıda yazarın kast ettiği gerçek ve tüzel kişilerdir. İkinci yazıda kast edilen özel ve kamu kişi ve kuruluşlarıdır. Üçüncü yazıda kast edilen ise yine gerçek ve tüzel kişi ayrımıdır.

Hakkını yemeyelim. İkinci yazının sahibi muhtemelen bu ikilemeyi resmi bir istatistik kaynağından aldığı için bu tuzağa düşmüştür çünkü bu yanlışı tüzük, yönetmelik gibi yasa alt metinlerinde köşe yazılarından daha çok görüyorum ama aldığı istatistik verisinin kaynağını okuyucularından esirgemiş olduğu için kendisine muafiyet tanımayacağız.

Burada tüm köşecilere ve yönetmelik, tüzük, şartname vs. resmi metin hazırlayanlara seslenelim: dişlerinizi her gün fırçalayın ve özel-tüzel tekerlemesini bırakın.
Read More!

Ingilizce Okuma Listesi

Haftasonu vaktiniz coktur, ben de tek tek kendi vaktimi harcayacagima bir kac ingilizce kaynaktan okuma listesi hazirladim:

Austrian Business Cycle Theory and Global Crisis (Ersan Bocutoglu ve Aykut Ekinci)

Confirmation bias nedir?

Jeremy Siegel: 2010 yilinda Amerikan hisse senetleri artacak, bonolar dusecek.

Hedge Fon Yonetecisi Whitney Tilson'un yatirimcilarina gonderdigi yorumlar Read More!

Bernanke’nin ikinci Dönemine karşı Direniş

Bernanke’nin 31 Ocak’ta sona erecek olan gorev suresi, ikinci döneme geçemeyebilir. Obama yonetimi FED başkanı Bernanke’nin tekrar secilmesini saglamaya calisirken, bu konuda Cumhuriyetciler ve Demokratlar arasindaki popülist yaklaşımlar da belirginlik kazanmaya basladi.

Ben Bernanke, Amerikan hukumetinin uygulamaya koydugu kurtarma paketinin baş mimarı ve ayni zamanda krizin olusumuna ön ayak olan politikalardan da sorumlu olarak görülürken, kendisinin yeniden secilmesini saglayacak desteği de zayiflatti. Demokrat Parti icinde kendisini destekleyenler de, bu noktadan itibaren Bernanke’nin tekrar secimini konusunda karsit gorus bildiriyorlar.

Amerikan Kongresindeki yaygin soylentiye gore, sayilari gittikce artan sayidaki senatorlar Bernanke’nin secimini veto ederek, kendi secim bolgelerindeki secmenlerin kurtarma paketi uzerinde duyduklari tepkileri anladiklarini gostermek istiyorlar. Butun bu soylentilerin akabinde, Dow Jones endeksi Cuma gununu, uc gunluk cokusunu surdurerek, yatirimcilar icin yuzde 5(beş) deger yitirerek kapatti. Ayrica Dow haftayi gecen yilin Kasim ayindan beri gordugu en dusuk degerden kapatti, 10,172.98.

Gun sonunda, Kongre’deki cogunluk lideri olan Nevada Senatörü Harry Reid yayinladigi aciklamada, gerek kendi partisi olan Demokratlarin icinde gerekse bazi Cumhuriyetcilerin de destigini alarak, Bernanke’nin yeniden secilmesi icin gerekli 60 oyun toplanarak olusan kordugumun acilabilecegini belirtti. Butun bunlarin yaninda, Reid Bernanke’den orta-sinif Amerikalilarin krizden çıkışını hızlandiracak kredi akışının hızlandırılmasını isteyerek ona olan desteginin de şartlarını kamuoyuna gosterdi.

Daha once Baskan’in atadigi hic bir Fed Baskani Kongre’den veto yemedi, teamullerin cok guclu oldugu Amerikan Siyasetinde bunun dikkate alinacagini dusunuyoruz.

Cumhuriyetci başkan G.W Bush tarafından 2005 yilinda önerilen ve Cumhuriyetci olarak bilinen Ben Bernanke’nin seçilememesi Fed’de Obama tarafindan Demokrat kökenli bir başkanın gelmesi ile sonuçlanabilir ki bu Cumhuriyetciler acisindan yine kötü bir tercih olacak. Demokratlarin ülkenin en solcu eyaletlerinin başında gelen ve 50 yıldır solcu senatör seçilen Massachusetts’deki kritik Senato secimini Cumhuriyetcilere kaybetmesinden sonra, Baskan Obama’nın acikca destekledigi ve guvendigi Bernanke’nin secilmemesini politik acidan kendisi ve partisi icin kabul edilemeyecek bir durum olusturabilir.

Demokrat partililerin gectigimiz hafta yasadigi secim yenilgisi, halkin Wall Street’e ve buyuk bankalara karsi olusturulan kurtarma paketine duydugu ofkeyi gormeleri ve hissetmeleri acisindan bir erken uyari oldu. Bu nedenle hem onlar, hem de bazi Cumhuriyetciler kendi secmenlerine mesaj yollamak amaciyla Bernanke’nin ikinci donem secilmesine karsi cephe olustuyorlar.

Bizim kendi gorusumuz, butun tepkilere ragmen Bernanke’nin arkasinda Senator Dodd, Senato Bankacilik komitesi baskani, ve etki gucu yuksek olan Cumhuriyetci senatorler Judd Gregg, Lamar Alexander’in destegi var. Zaten biraz once de belirtigimiz gibi Bernanke Cumhuriyetciler tarafindan atanan birisi, ayrica Baskan Obama’nin da kendisine olan guveni tam. Son olarak Wall Street de Bernanke’yi destekliyor. Sonucta kurtarma paketleri, Bernanke’nin akademik kisiligi piyasalar tarafindan sevilmesi icin yeterli sebebler. Ayrıca Amerikan Anayasa Mahkemesinin sirketlerin politikacilarin secim kampanyalarini destekleme hakkini korumasi yonundeki son karari da not edilmeli. Cunku Wall Street’in secim kampanyalarina yaptigi yardimlar, politikacilari Bernanke’yi bir kez daha dusunmeleri konusunda zorlayacaktir.
Read More!

Hersey bir Ponzi Sistemi olmasin?

Normalde, bir devlet borç bulmak istediginde, dunyanin geri kalanina (kendi vatandaslari da dahil) hazine bonosu satar. Ama bunlar normal zamanlar degil. Kanadali Sprott Asset Management adli hedge fon yöneticisi şirketin Amerika Birleşik Devletlerinin 2009 yilindaki borçlanmasi ile ilgili raporunu okuyunca insanin aklina da normal bir devlet borçlanmasi degil, ponzi sistemi geliyor.

Raporda Sprott, ABD'nin 2009 yilinda aldigi 1.88 trilyon dolar borcun kaynaklarina derinlemesine bakiyor ve uc buyuk borc veren grup goruyor:

- Yabanci ve uluslararasi yatirimcilar ($697.5 milyar)
- FED ($286 milyar)
- Hane halki (household) sektoru ($528 milyar)

Issizlik, haciz, vs.. ile bogusan hane halkinin nasil olup da 2009'da, 2008 yilinda verdikleri borcun 35 katini devlete verdiklerine sasiran sirket, hanehalki sektoru kaleminin aslinda hesap defterini dengelemek icin icat edilmis bir kalem oldugunu (hanehalki sektoru = tum borc eksi muhasebesi yapilabilen tum borc) goruyor.

Elindeki veriye bakarak Sprott, bu kaleminin arkasinda FED'in oldugunu tahmin ediyor, FED'in para basarak Hazine bonusu aldigini, boyle hazinenin disardan para bulmakta sorun yasamadigi izlenimi uyandirdigini belirtiyor. Buna da ponzi sistemi (sahtekarligi?) diyor. Raporda sirketin iddiasini destekler somut veriler goremedim (belki amerikan halkinin hazine bonosu alasi gelmistir) ama ABD'nin en buyuk borc vereninin adlandiramamasi ve bir kitap dengeleme kalemine yazmasi da rahatsiz edici bir durum.

"Is it all just a Ponzi scheme?" adli rapora su linkten ulasabilirsiniz.


Read More!

ABD GSYH Buyumesi %3.5

Deniz Gokce "ABD Buyumesi Sasirtacak" diye baslik atmis. Beni sasirtmadi ama Turkiye'deki ekonomistleri sasirtmistir. Sasirmasinlar hemen oyle.

Amerika GSYH buyume rakamlarini bir onceki ceyrekle kiyaslayarak ve senelik hale getirerek yayinliyor. Ekonomistler ekonominin bir onceki ceyrege kiyasla %0.8 buyumesini bekliyorlardi. Aciklanan rakam %0.87. Yani hersey beklendigi gibi cikmis, o yuzden biz sasirmadik. Bu ceyreklik %0.87 rakamini yilliga cevirdiginiz zaman karsiniza %3.5 cikar onu da belirtelim.

Nükleer Kirlilik  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Olasılık Soruları ve Çözümleri  Marksizm Nedir  Spam Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları  Bono Nedir?  Fareli Köyün Kavalcısı  Arge Nedir?  Kalite Nedir  Açık Arttırma Nedir  Pesimist Nedir?

Bizim Turkler ise buyume rakamlarini bir sene onceki ceyrekle kiyaslayarak aciklarlar. Eger Amerikalilar da oyle yapmis olsaydi bugun acikladiklari rakam %3.5'lik buyume degil, %-2.2'lik kuculme olacakti. Iste bu yuzden Deniz Gokce bizim Turkler sasiracaktir diyor.

Ne diyeyim, Allah kimseyi sasirtmasin.
Read More!

En Kotu Gunler Geride Kaldi

Bugun Amerika'da iki onemli veri aciklandi. Birincisi Amerika'nin 2009'un ilk ceyregine iliskin buyume rakami. Amerikan ekonomisi 2009'un ilk ceyreginde bir onceki ceyrege kiyasla senelik %6.1 hizinda kuculdu. Normalde cok kotu bir haber gibi gozukuyor ama oyle degil aslinda. Turkiye'de aciklanan rakamlarla karsilastirabilmeniz icin sunu da soyleyeyim. Amerikan ekonomisi 2009'un ilk ceyreginde 2008'in ilk ceyregine kiyasla %2.6 kuculdu. Turkiye'nin bu rakami aciklamasi 2 ay daha alir ve muhtemelen de %8 civarinda bir kuculme aciklar.

Amerika'nin haberinde iyi olan taraf su: ilk ceyrekte ekonominin %70'ini olusturan kisisel tuketim harcamalari %2.2 buyudu. Yanlis okumadiniz. Her ay 600,000 kisinin isini kaybettigi, issizlik oraninin %8.5'e ulastigi Amerika'da tuketiciler tuketimlerini bir onceki ceyrege kiyasla arttirmislar. Ben de dumur oldum. Ben Amerikali tuketicilerin issizlik oranlari dusmeye baslayana kadar tuketimlerini arttirmalarini beklemiyordum acikcasi. Adamlarin evlerinin degeri, hisse senetlerinin degeri yerle bir olsun, milyonlarca kisi isini kaybetsin ve adamlar bu ortamda tuketimlerini arttirsinlar. Ne cesaret. Sapka cikarilir bu Amerikalilara.

Nükleer Kirlilik  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Olasılık Soruları ve Çözümleri  Marksizm Nedir  Spam Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları  Bono Nedir?  Fareli Köyün Kavalcısı  Arge Nedir?  Kalite Nedir  Açık Arttırma Nedir  Pesimist Nedir?

Bunun disinda ekonominin bu kadar yuksek bir hizla kuculmesinin arkasinda devlet harcamalarinin dusmesi ve stoklarin azalmasi geliyor. Aksi taktirde kuculme rakami %6.1 yerine sadece %2.6 olarak gerceklesecekti. Diger bir istatistik ise GDP deflatorunun beklenenin uzerinde cikmasi oldu. Bu deflasyon olma olasiligini ortadan kaldirirken, uzun vadeli faizlerin yukselmesi acisindan da bizlere goz kirpan bir veri oldu.

Aciklanan diger bir veri ise ogleden sonra gerceklesen Fed'in aciklamasi oldu. Fed, ekonominin en kotu gunlerini geride biraktigini acikladi ve yeni bir mudahale aciklamadi. Bu da faizlerin yukselmesi acisindan baska onemli bir isaret oldu.

Peki bu veriler yatirimcilar icin ne anlama geliyor? Ben sabah buyume rakamlari aciklanir aciklanmaz ilk olarak biraz petrol aldim, uzun suredir almayi planladigimi soyluyordum, nihayet tetigi cektim. Ardindan bir miktar da Turk hisse senetlerinden (hisse senedi nedir?) aldim ve Turkiye portfoyumde hisse senetlerinin agirligini %25'e cikardim. Sabahtan ufak bir miktar da faizlerle ayni yonde hareket eden TBT kodlu hisse senetlerinden aldim. Daha fazla da alirdim ama ogleden sonra Fed'in ne yapacagini tam kestiremedim. Fed aciklamasindan sonra zaten hisse senedi %3 yukseliverdi. Bir miktar da Citibank pozisyonun actim ama piyasa fiyatinin altinda alim yaptim. Bunu nasil becerdigimi birazdan baska bir yazida anlatirim. Bunlarin yaninda bir miktarda baska riskli bir kagit olan GE aldim.

Yine de paramin buyuk cogunlugu hala nakitde duruyor. Veriler benim beklentilerimde farkli olarak olumlu gelse de hala temkinli davraniyorum. Ekonominin depresyona girme olasiligi buyuk olcude ortadan kalkti ama bu tekrar eski yuksek buyumeli gunlere donecegiz anlamina gelmiyor. Verileri izlemeye devam. Read More!

Rick Wagoner Kimdir

Başlıkta adı geçen muhterem General Motors firmasının CEO'su idi. Kurtarma paketinin bir parçası olarak Obama kendisinin istifa etmesini istemiş. Bana tuhaf gelenleri sıralayayım, bakalım siz ne düşünüyorsunuz?

1. Hükümet kurtarma diyerek GM'i devletleştiriyor mu? (O zaman CEO'dan istifa etmesini isteyebilir.)
2. Pekiyi Chrysler'ın, Ford'un, AIG'nin, batak bankaların veya fonların yöneticileri niye istifa ettirilmiyor?
3. Bir CEO başarısızlık nedeniyle yönetim kurulu tarafından görevden alınabilir ya da hissedarlar biraraya gelip, yönetimi devirebilir ama Amerikan Başkanı dedi diye CEO istifa eder mi? Ayrıca bu adamın aklı neredeydi? GM birkaç yıldır zor durumda, utanıp çoktan gitmeliydi.

Ken Fisher Joel Greenblatt Bill Ackman Eddie Lampert David Einhorn Dan Loeb Lee Ainslie John Paulson Stephen Mandel David Dreman

4. Diyelim ki (Allah korusun) bizde Koç Holding dara düştü, RTE veya Abdullah Gül "yardım edip, şirketi kurtaralım ama Bülent Bulgurlu'yu gönderin, yahut da Rahmi Bey Onursal Başkan olmasın dese, ortalık karışır mı karışmaz mı? Sonraki seçimlerde işbaşına gelen hükümet, bunun rövanşını almaya kalkar mı kalkmaz mı? (Akla hemen Çalık Grubu geliyor mesela...) Read More!

Yalanci Bahar mi?

Bir okuyucumuz su soruyu yoneltmis:

bana göre borsalarda yalancı bir bahar yaşanıyor. bu bahar en fazla ne kadar sürer? biliyorum,siz büyük bir kriz bekliyorsunuz . bu bütçe ile ekonomi fazla dayanamaz.

abdurrahman yıldırım bugün haber türk'de bütçe üzerine çok güzel bir yazı yazmış."kriz ve seçimle devrilen bütçe"


Benim beklentilerim statik degil, piyasaya yeni veri geldikce beklentilerim de degisiyor. Ozellikle son bir haftada piyasaya (Amerikan piyasalarina) cok onemli yeni haberler geldi. Fed uzun vadeli faizlere mudahale edecegini acikladi. Dun de Hazine bankalarin elinde bulunan degersiz kagitlari (ustu kapali olarak) degerinin uzerinde fiyatlara satin alacagini duyurdu. Yani Amerika bu krize karsi ne yapabilecekse yeni bir kriz cikmasini beklemeden yapma yolunu secti. Bundan sonra ne olacagini cok iyi analiz etmek gerek.

Altın Yorumları    UNESCO Nedir    Sosyalizm Nedir  Forex Nedir    Fraktallar  Altın Oran Nedir

Henuz bu konuda bir karar vermis degilim. Bundan 3 hafta kadar once S&P 715 iken aldigim kagitlari elden cikardim ve neredeyse tamamen nakte gecmis durumdayim. Ama bu gelecekle ilgili karamsar beklentilere sahip oldugum anlamina gelmiyor. Ne olacagini tam olarak kestiremiyorum ve olabilecek ters bir duruma karsi kendimi koruyorum sadece. Sene basindan beri borsanin getirisi %-10 iken benim portfoyumun hem bu seneki hem de 3 senelik getirisi pozitif. Her babayigidin harci degil bu.

Ilk beklentilerim oncesine gore daha olumlu. Her ne kadar bankacilarin yanlislarini vatandasa odetmek adil olmasa da hemen hemen dogru bir davranis. Ama bu kadar belirsizligin arasinda simdilik bir muddet daha kenarda oturmaya geri donuyorum. Borsanin bu arada %20 deger kazanmasi (olursa tabii ki) ise beni gocundurmaz.

Turkiye'ye donecek olursak eskisi kadar cazip oldugunu soyleyemeyecegim. Amerika borsalari senede %5-10 kazandirirken Turkiye gibi piyasalarda %20 civarinda getiri saglamak cazip geliyordu. Ancak simdi buradaki firsatlar da en az Turkiye kadar cazip. Faizlere bakacak olursak Turkiye biraz daha cazip kaliyor. Ozellikle Amerikan Merkez Bankasinin (helikopter Ben diyorlar adama ama ben B52 agir bombardiman ucagi demeyi tercih ediyorum) simdi uygulamaya baslayacagi politikalar uzun vadede dolarin zayiflamasina neden olacak. Bizim 1$=2 YTL tahmini de yanlis cikacak gibi gorunuyor. 1.82'ye kadar geldik ama Viyana kapilarindan geri donduk gibi oldu. (Merkez'in faizleri dusurmesi ve hukumetin butce acigini patlatmasi belki bir son dakika golu atmamiza neden olabilir ama zor)

Neyse. Turkiye'de de faizde oturmus bekliyorum. Veriler aciklansin, secim bir gecsin hele.

Bu konu ile diger alakali bir yazi ise Borsa Nasıl Oynanır? En Sağlam Tüyolar baslikli yazimizdir. Read More!

Haftalik Piyasa Yorumu ve Tahminler

Isabetli tahminlerim devam ediyor. Bundan 2 hafta once "paramizi nereye yatiralim" baslikli yazimizda su tahminlerde bulunmustum:

"Ben bir kriz dalgasinin daha gelecegini ve borsayi 20000 seviyesine dusurmesini bekliyorum. Amerika'da da S&P 500 endeksinin 750'nin altina dusmesini bekliyorum. Enflasyon konusunda ise onumuzdeki 3-4 ay icerisinde Amerika'da senelik enflasyon (deflasyon) rakamlarinin %-3'e yaklasmasini bekliyorum...."

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler

O zaman 827 olan S&P 500 endeksi iki hafta icerisinde benim tahmin ettigim sekilde 750'nin altina gerileyerek dun 735'den kapandi. Bu son 12 yil icerisinde gerceklesen en dusuk kapanis degeri. Yani bundan 12 yil once borsaya ne koyduysaniz, bugun de borsada o kadar paraniz var demektir. Bundan 15 ay once ben kriz geliyor dedigim zaman aldiysaniz paranizin yarisini kaybettiniz demektir. Blogumuzu takip edenler Aralik 2007'den itibaren surekli bir bicimde Amerikan borsalarinin dusecegi tahminini yaptigimi bilirler. Bugun geldigimiz noktada ben artik dusecek tahminlerime bir son veriyorum ve Amerika'da ufak ufak alimlara gectigimi duyuruyorum. Muhtemelen borsadaki dusus kisa bir muddet daha devam eder, ben de pozisyonlarimi arttiririm ama bundan sonra en fazla %20 gibi bir dususle karsilasiriz diye bekliyorum.

Yurtdisi borsalari gerilerken Turkiye borsalari saskinlik verecek derecede dususlere duyarsiz kaldi. Eskiden yurtdisi borsalari %1 dustugunde bizim borsa %2-3 duserdi, simdi kilini kipirdatmiyor. Neden?

1. Bu sefer kriz yurtdisi kaynakli, bankalarimiz da 8 sene once yasadigimiz krizden onemli dersler cikardiklari icin ve duzgun bir sekilde denetlendikleri icin iyi durumdalar.
2. Bence bizim icin en buyuk problem disaridan dolar borclanan yerli firmalarimizin kriz zamaninda bu borclarini cevirmekte gucluk yasama ve buyuk zararlar ederek iflas etme olasiliklariydi. Ancak su gune kadar ciddi bir problemle karsilasmis degiliz. Ayrica medyada bu sirketlerin aslinda genelde carry trade yapmadigi, yurtdisi bankalarda olan mevduat hesaplarindaki paralari ipotek ederek borc para bulduklari yonunde haberlerle karsilastim. Ne kadar dogrudur bilemiyorum, arastirilmasi gereken bir konu.
3. Iceride faizlerin inmesi bir yandan dis soklara karsi riskimizi arttiriyor. Ancak isin iyi tarafi dusuk faizler hem bankalarin hem de tuketicilerin isine geliyor. Ozellikle ISGYO gibi gayrimenkul sirketleri de dusen faizlerden faydalandilar. Ote taraftan uzun vadeli faizler dususunu durdurdu ve %15 civarinda seyrediyor.
4. Sirketlerin fiyati bayagi bir dusmus gorunuyor, yine detayli bir arastirma yapmak lazim.
5. Disaridaki resesyon petrol ve dogalgaz fiyatlarinin dusmesine neden olarak Turkiye'nin cok isine yaradi. Araplarla Ruslarin kaybi bizim kazancimiz oldu.

Tum bunlara ragmen ben bizim borsanin 20000'e gerileyecegi tahminimi degistirmiyorum ve Turkiye'de hala yeni kagit almiyorum.

Not: Diger bir olasilik da benim Turkiye piyasalarini eskisi kadar detayli takip etmedigimden dolayi bu konulardaki becerimi kaybetmem olabilir. Eskisi kadar zaman ve emek harcamadigimdan hisse bazinda tahmin yapmaktansa sektor veya genel ekonomi bazinda tahmin yapmayi tercih ediyorum. O yuzden Turkiye konusunda yaptigim tahminlerin isabetli cikma olasiligi Amerika konusunda yaptigim tahminlerin isabetli cikma olasiligindan daha dusuktur. Uyarayim dedim.

Bu konu ile diger alakali bir yazi ise Borsa Nasıl Oynanır? En Sağlam Tüyolar baslikli yazimizdir. Read More!

Bir Ayda %20 Kazanin

Baslik da Ponzi (saadet zinciri) reklami gibi oldu ha!!! Yok saadet zincirinden bahsetmiyorum. Bundan 1 ay once Amerika'da yasayan okurlarimiza verdigim, hisse fiyati 30 yillik faizlerle paralel hareket eden TBT hissesinin getirisinden bahsediyorum. Bakin bir ay once neler demisim:

Borsada TBT ticker semboluyle islem goren bir ETF var ve fiyati 30 yillik hazine bonosu getirisiyle neredeyse birebir hareket ediyor. 30 yillik faizler %4.5'e yukseldigi zaman bugun $41.69 olan TBT de $60'a yukselecektir. Ben sahsen faizlerin %4.5 seviyesine 2 yil icerisinde rahatlikla ulasabilecegini hatta %5'e de yukselebilecegini dusunuyorum. Dolar cinsinden iki senede %50 kazanmak kolay is degil, boyle bir firsat 50 yilda bir gelir adamin karsisina diye dusunuyorum. O yuzden simdiki seviyelerden bir miktar alim yaptim. Onumuzdeki gunlerde belki Fed piyasalara mudahale edip bu faizleri bir miktar dusurmeye calisir ama bunda uzun vadeli basari saglayabileceklerini dusunmuyorum.

Nükleer Kirlilik  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Olasılık Soruları ve Çözümleri  Marksizm Nedir  Spam Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları  Bono Nedir?  Fareli Köyün Kavalcısı  Arge Nedir?  Kalite Nedir  Açık Arttırma Nedir  Pesimist Nedir?

Ben de $41 civarindan aldigim kagitlari satarak kriz ortaminda guzel bir getiri sagladim. Gecen Cuma gunu kagitlar $48.81'den kapanmis. Uzun vadede kagittaki yukselis daha once dedigim gibi kacinilmaz. Kisa vadede ise Merkez Bankasi mudahale ederek faizleri dusurmeye kalkabilecegi icin kisa vadeli riskler bayagi bir artmis durumda. Ben de o yuzden sattim zaten. Duserse bir daha aliriz.

Soylemeyi unutmusum. Bundan bir ay once 30 yillik faizler %3 idi, bugun %3.7'ye yukselmis durumda. Read More!

Amerika'da Hisse Tavsiyesi

Madem bugun Amerika'da yasayan okurlarimizin sorularini yanitliyoruz, onlara bir de hisse tavsiyesinde bulunayim. Turkiye'de Exchange Traded Funds (ETF) olayi daha yayginlasmamis vaziyette ama Amerika'da petrol, faiz, degisik sektorler ve endekslere kolayca yatirim yapmamizi sagliyor ETFler.

Hatirlarsaniz gecenlerde Amerika'da faizlerin anormal dustugunden bahsetmistim. Normalde %4.5 seviyelerinde seyreden 10 yillik faizler %2'ye normalde %5 civarinda seyreden 30 yillik faizler ise %2.5'e kadar gerilemisti. Ben de sizlere 30 yillik faizler %2.6 seviyesinde iken bunlarin cok dusuk oldugunu soylemistim. Son gunlerde anormallik biraz azaldi ve 30 yillik faizler %3'e yukseldi. Bana sorarsaniz bu faizler bu sene olmazsa en gec gelecek senenin sonuna kadar %4'u gececektir. O yuzden de bugunden bu faizlerin yukselmesine dair kumar oynayabiliriz.

Reeskont Nedir  Bütçe Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir   Hisse Senedi Nedir   Bilanço Nedir   Akreditif Nedir  Tahvil Nedir    Broker Nedir    Portföy Nedir  Tutumluluk Nedir  Varlık Barışı Nedir  Evrim Teorisi Nedir  Reyting Nedir

Borsada TBT ticker semboluyle islem goren bir ETF var ve fiyati 30 yillik hazine bonosu getirisiyle neredeyse birebir hareket ediyor. 30 yillik faizler %4.5'e yukseldigi zaman bugun $41.69 olan TBT de $60'a yukselecektir. Ben sahsen faizlerin %4.5 seviyesine 2 yil icerisinde rahatlikla ulasabilecegini hatta %5'e de yukselebilecegini dusunuyorum. Dolar cinsinden iki senede %50 kazanmak kolay is degil, boyle bir firsat 50 yilda bir gelir adamin karsisina diye dusunuyorum. O yuzden simdiki seviyelerden bir miktar alim yaptim. Onumuzdeki gunlerde belki Fed piyasalara mudahale edip bu faizleri bir miktar dusurmeye calisir ama bunda uzun vadeli basari saglayabileceklerini dusunmuyorum. (Umarim kisa vadede basarili olurlar da ben de daha dusuk seviyelerden pozisyonumu arttiririm.)

Not: Her zamanki gibi bu sefer de bu yaziyi okuyup alim veya satim yaparsaniz tum sorumluluk size ait olacaktir. Neticede benim cebime bir sey girmiyor siz alim satim yaptiginiz zaman, o yuzden sorumluluk da almiyorum. Bu konularda yeterince bilginiz de yoksa bir yatirim uzmanina danismanizi tavsiye ederim. Read More!

Vergi Borçlari ve Yükü

Bir okuyucumuz vergi borçlari ve yükü konusunda Amerika'da yasayip da Turkiye'de yatirim yapanlarin odemesi gereken vergileri soruyor:

Bu emaili USA'de yasayip Turkiye'de yatirim yaparken dikkat etmemiz gereken vergi yukumlulukleri hakkinda yaziyorum.Sizin uzmanlik alaniniz disinda oldugunun farkindayim, ama sizin de USA'de yasayip calistiginizi ve Turkiye'de de yatirim yaptiginizi biliyorum. Muhtemelen de bu konuda yeteri kadar bilgiye sahipsinizdir. Sizden ricam, bu birikiminizi bizimle paylasmaniz.Ben USA'de yasayip H1B calisma vizesi ile calisan ve her sene IRS'e gelir vergisi odeyen bir TC vatandasiyim. Her ay da duzenli olarak Turkiye'deki Turkiye Is Bankasi yatirim hesabima bir miktar aktarip Turkiye'de yatirim yapmaya calisiyorum.Aklima takilan bir kac soru:Turkiye'de yaptigim islemleri TC vatandasi olarak yapiyorum. Zaten tum islemlerde varsa bir vergi yukumlulugu, direk stopaj vergisi olarak kesiliyor. Bunun disinda TC devletine karsi her hangi bir vergi yukumlulugum bulunuyor mu?Turkiye'de yaptigim bu islemlerden dolayi USA'e karsi her hangi bir vergi yukumlulugum bulunuyor mu?Bu konudaki bilginizi ve tecrubenizi paylasabilirseniz ve/veya bu sorumu Blogunuzda duyurup bilgisi ve tecrubesi olan diger insanlardan yardimci olmalarini isterseniz size mutessekir kalirim.

Ben bildigim kadariyla cevap vereyim ama bunu vergi tavsiyesi olarak dusunmeyin, bir muhasebeci ile gorusun derim.

Reeskont Nedir  Bütçe Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir   Hisse Senedi Nedir   Bilanço Nedir   Akreditif Nedir  Tahvil Nedir    Broker Nedir    Portföy Nedir  Tutumluluk Nedir  Varlık Barışı Nedir  Evrim Teorisi Nedir  Reyting Nedir

Amerika'da yasayip da Turkiye'de yatirim yapan kisiler Amerika'da vergi vermek zorundadirlar. Turkiye'de odediginiz vergiler (stopaj) odemeniz gereken vergilerden dusulur. Eger Turkiye'de odediginiz vergiler daha fazla ise Amerika'da vergi odemeniz gerekmez ama odediginiz fazla vergi icin kredi de almazsiniz. Eger Turkiye'de odediginiz vergiler Amerika'da odeyeceginiz vergilerden az ise o zaman aradaki farki burada vergi olarak vermeniz gerekir. Turk vatandasi olmaniz size bir ayricalik saglamaz, J vizesi ile gelmis olsaydiniz durum farkli olabilirdi zannediyorum. Bu arada Turkiye'de stopajdan baska vergi vermeniz gerekmiyor. Hisse senetlerine yatirim yapiyorsaniz artik stopaj da kesilmiyor.

Madem yeri gelmisken baska bir tavsiyede bulunayim. Burada odeyeceginiz vergileri azaltmak icin IRA ve/veya 401k gibi hesaplara para yatirirsaniz Turkiye'ye dondukten sonra bu hesaplardan paranizi kademeli olarak cekip sadece %10 ceza vergisi vererek tasarruf saglayabilirsiniz. Siz en iyisi vergiler konusunda bir kitap alin ve kendinize gore vergi optimizasyonunu muhasebecinizle birlikte yapin. Read More!

Fed Faiz indirimleri

Rdynk Fed'in faiz indirimleri bir seye yaramaz diye yazmis, Junior da Fed faizleri indirdikce getiri egrisi de asagiya dogru inmeye basladi, ne anlama geliyor bunlar diye soruyor. Amerika faizleri sifirin bir miktar uzerine indirdi, isin ilginc tarafi ise 10 yillik faizlerin %2.2, 30 yillik faizlerin ise %2.65 seviyesine kadar gerilemis olmasi. Bir yandan da dolar deger kaybediyor.

Aciklamasi kolay. Amerika yasadigi krize karsi elinde ne tur silah varsa hepsini kullanarak cevap verme yolunu secti. Bir yandan faizleri sifira indirerek, diger taraftan da devlet harcamalarini arttirarak ekonomiyi ziplatmaya calisacaklar. Bundan 1 ay sonra muhtemelen 1 trilyon dolarlik bir harcama paketi aciklarlar. Icerisinde de vergi indirimlerinden altyapi yatirimlarina, dusuk faizli kredilerden sosyal harcamalara herseyi bulabileceginiz bir paket olacak.

Bu hamle ekonomiyi dustugu cukurdan kurtarmazsa Amerika da Turkiye'nin 2001'de yasadigi gibi pis bir durumun icerisine dusecektir. Kurtarirsa da bu sefer enflasyon ve butce aciklariyla ugrasmak durumunda kalacaklar. Greenspan'in ve devletin 2000'den sonra ufak bir resesyon yasamamak ve gunu kurtarmak icin attiklari adimlarin bedelini bugun cok daha agir oduyor Amerika. Simdi bu bedelden kacmanin yollarini ariyor. Onun icin de ya hap ya hic diye adlandirabilecegimiz stratejinin pesinden gidiyor. Gecmisteki her krizde butun dunyaya ders veren ve aci ilaci icmesi gerektigini soyleyen Amerika'ya kendi icine dustugu bu krizde akil verecek ve dogru yolu gosterecek bir kimse yok maalesef.

Simdi Amerika kisa vadede olumlu yone dogru doner mi tam bilemiyorum (donme olasiligi yuksek ama, gecen seneki canlandirma paketi ekonomiyi ilk 2 ceyrekte ziplatmisti hatirlarsaniz). Ne biliyorum peki? Birincisi getiri egrisinin cokmus olmasi piyasalarin Amerika'nin Japonya gibi uzun sure dusuk faizlerle ve guduk buyumeyle yoluna devam edecegini soyluyor. Hatta kisa vadede deflasyon riskini de yuksek goruyorlar. 30 yillik faizlerin komik duzeylerde olmasi ise piyasa oyuncularinin ya salak oldugunu ya da Amerika'nin enflasyon yasamayacagini dusunduklerini gosteriyor. Dusunebiliyor musunuz 30 yil boyunca senelik sadece %2.65 faiz kazandiginizi? Ustune ustluk kazandiginiz faizin de %40'inin vergiye gittigini? Yani elinize gececek net faiz %1.5 gibi sacma sapan bir rakam!!! Dolarin deger kaybetmesi konusunda neler dusunuyorum peki? Gayet normal. Bu faizlere akli basinda hic bir yatirimci Amerikan dolarinda durmaz.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Netherlands
Insider Trading Returns
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b

Ben kendim ne yapiyorum? Bu aralar petrol fiyatlarinin $40'a dusmesini firsat bilerek alim yapmaya hazirlaniyorum. Hala tetigi cekmis degilim (petrol $60'a indiginden beri firsat kolluyorum aslinda). Ben uzun vadede Amerika'nin enflasyon yasayacagini, o yuzden faizlerin iyi bir yatirim olmadigini dusunuyorum. Ayda 200 litre benzin tuketen biri olarak da su gunlerde benzin fiyatlarinin 40 cent'e gerilemis olmasindan oldukca memnunum. Bugunlerde bir miktar petrol hissesi alarak kendimi garantiye almayi planliyorum. Sizce kac dolarlik petrol hissesi almaliyim? Ekonomi, isletme, ve muhendislik ogrencileri cevap versin. Read More!

General Motors (GM) ve Populizm

Obama'nin gelmesiyle birlikte Amerika'da populizm'in dozu iyice ayyuka cikacak gibi gorunuyor. Cumhuriyetciler felaketti, isler iyice beter olacak. Bugunlerde unlu araba sirketi GM batmanin esiginde ve devletten kendisini kurtarmasini istiyor. Amerika'da medyaya en cok para kazandiran sirketlerin basinda da GM geliyor. O yuzden gazete ve televizyonlarda GM konusunda bir tane tarafsiz ve gercekci analize rastlamadim. Ustune ustluk bizim gerizekali Hurriyet de yabanci medyadan araklayip gazetesinde bu haberlerden basmaya baslayinca dayanamayip iki laf edeyim dedim.

Argumanlar Hurriyet'te de belirtildigi gibi GM devletten $25 milyar almazsa batacak ulkeye maliyeti $200 milyar olacak 3 milyon kisi etkilenecek.

Yok essegin tabancisi.

Sanki Amerika'da baska araba yapan sirket yok, GM batinca yan sanayi de beraberinde batacak. Amerika'da bir suru tomobil sirketi var, GM batarsa bu sirketler GM'in %22'lik pazar payini kendi aralarinda bolusecekler ve bir suru kisiye is imkani dogacak. Neticede otomotiv sanayinde calisacak kisilerin sayisini GM'in batip batmamasi degil Amerika'da satilan arabalarin sayisi belirliyor. GM batsa da batmasa da isini kaybedecek kisi sayisi asagi yukari ayni olacak. Maksat GM'de calisan ve doktora yapmis adamlardan daha fazla maas alan sendikali ve emekli GM iscilerinin korunmasi. Medya buna ses cikarmiyor cunku GM batarsa reklam gelirleri azalacak. Politikacilar ses cikarmiyor cunku GM bir coguna finansal destek sagliyor. Bir rivayete gore Obama otomotiv sektorunden toplam $150 milyon bagis almis, simdi bunlari geri odemenin zamani gelmis.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Germany
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Insider Trading Returns
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b

Neticede simdi olmazsa Obama is basina geldiginde GM de hukumetten avantayi alacaktir. Ulan Turkiye'den bu sacmaliklar yuzunden kactim, adamlar gelip beni Amerika'da buldular. Burasi da iyice Turkiye'ye benzemeye basladi. Insallah Obama uzay programina destegi arttirir da ben de Mars'a gitme firsati bulurum!!!

Not: GM iscilerinin ortalama maliyeti saat basina $70 iken Amerika'da uretim yapan Toyota'nin maliyeti $48. Bu yuzden GM rekabet edemiyor. Yardim alsa 2 sene sonra tekrar devletin kapisina gelecek. Turk sirketlerinin bundan cikarmalari gereken ders su. Arge yatirimlari yapacaginiza veya verimliligi arttirip maliyetleri azaltacaginiza politikacilari ve medyayi yemlerseniz baska hic bir sey yapmaniza gerek kalmaz, gul gib yasayip gidersiniz.

Borsa nedir?
Borsa nasıl oynanır
Hisse Yorumları
Ekonomi nedir
Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası
Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir
Nükleer Kirlilik
Nükleer Santraller Read More!

ABD Resesyonu ve Benim 2.5/1.5 Ay Onceki Yazim

Ben sene basindan beri ABD resesyona girecek diyordum. Bunu soylerken de iskembeden sallamiyordum. Gercekten de Amerika gecen senenin son ceyreginde ufak bir daralma yasadi. Ancak maymun istahli Amerikali tuketiciler devletin verdigi adam basi $600, cocuk basi $300 degerindeki vergi iadelerini daha almadan harcamaya girisince ekonomi de gecici olarak daralmadan cikti. Ceklerin tuketicilerin eline gectigi 2. ceyrekte Amerikan ekonomisi %2.8 gibi yuksek bir hizla buyudu hatta. Ben de bu surecte kendimi 4-5 sene boyunca resesyon ve kriz tahmini yapan Roubini gibi hissettim bir miktar. Bir miktar diyorum cunku cok da kotu hissetmedim. Nedenine gelince, ben tahminlerime paralel olarak borsadaki kagitlarimi satip faize gecis yapmistim. Borsa ise dusmustu. Oysa Roubini felaket tellalligi yaparken ne kagit almis, ne de kagit satmisti. Ulan madem kendine o kadar guveniyordun, biraz para yatirip hedge foncu Paulson gibi bir senede $3.7 milyar kazansaydin. Tek kurus kazanamamis adam.

Neyse Roubini'yi bir tarafa birakalim ve resesyona geri donelim. Ilk ceyrek buyume rakamlarindan sonra ekonominin ilk iki ceyrekte resesyona girmeyecegi aciklik kazanmisti. Boylece yaz aylarina geldik. Temmuz ayiyla birlikte ben bekledigim sinyali otomobil satislarindan aldim. Haziran ayinda yuksek petrol fiyatlarindan dolayi otomobil ve dort ceker satislari %20-30 civarinda azalmisti. Bu Amerika'da nadiren gorunen bir olaydir. Zaten o siralarda hatirlarsaniz petrol fiyatlarinin $140'dan $100'a dusecegi tahmininde de bulunmustum. Amerikali tuketiciler nihayet petrol fiyatlarina boyun egmislerdi. Bu gecici miydi yoksa kalici miydi zaman gosterecekti.

Sonra Agustos geldi. Temmuz otomobil satis rakamlari aciklandi. Temmuz ayinda da otomobil ve dort ceker satislari Haziran'daki gibi %20-30 oraninda azalmisti. Azalma az yakit harcayan kucuk otomobillerde az idi ama bu yeterli degildi. Petrol fiyatlari da gerilemeye baslamisti.Iste bu siralarda Amerikan ekonomisinin resesyona girecegine olan inancim iyice artti. Deniz Gokce de tum bunlarin uzerine ve ikinci ceyrekteki buyume rakamlari da %3.1'e revize edildikten sonra "savas cikmaz ve petrol fiyatlari yukselmezse Amerikan ekonomisinin resesyona girmeyecegini" belirten bir yazi yazdi.

Ben de acik yakalamisim, hic durur muyum? Amerikali tuketicilerin 18 yil aradan sonra tuketim harcamalarinin azalacagini bunun da ekonomiyi ufak bir resesyona sokacagini belirten yazimi 14 Agustos gununde patlattim. Ayni yazida bunun petrol fiyatlarinin artmayacak olmasina ragmen gerceklesecegini belirterek Deniz Gokce'nin goruslerinin hatali oldugunun altini cizdim. Ayni yazinin sonunda da 11500'de olan Dow Jones endeksinin ve 1285 olan S&P 500 endeksinin %10 deger kaybedecegini belirttim. Bu yazidan bir kac gun once ise Turk borsasinin da pahali oldugunu ve elimde uzun bir suredir tuttugum Akbank hisselerini sattigimi da sizlerle paylasmistim.

Aradan 2.5 ay gecti. Piyasalarda firtinalar koptu. Bizim borsa %40, Amerikan borsasi %30 deger kaybetti. Nihayet bugun Amerikan ekonomisinin ucuncu ceyrek buyume rakamlari aciklandi ve buyume orani -0.3 cikti. Yani bir tahminim daha gec de olsa dogru cikmis oldu.

Beni Deniz Gokce'den ayiran sey bu makro tahminleri kendi yatirimlarimi yonlendirmek icin yapiyor olmamdir. O yuzden de "iyimser" veya "karamsar" olmak gibi bir luksum yok. Olacaklari ne kadar isabetli tahmin edebilirsem kazancim da o kadar cok artiyor cunku. Mesele bundan ibaret.

Son olarak bir de sunu soyleyeyim. Ben burada her konu uzerine her zaman tahmin yapmiyorum. Oyle bir seye tesebbus etsem tahminlerimin dogru cikma olasiligi %50'yi fazla gecmez. Ben burada tahmin yapiyorsam tahminimin dogru cikma olasiligi en azindan %60-70 gibi bir rakamdir, yoksa tahmin yapmiyorum.

Soylemeyi unuttum. 14 Eylul tarihinde de Deniz Gokce hala sunlari soyluyordu:

"Birçok kötümser ABD işsizlik oranının son ayda yüzde 6.1 düzeyine çıkmasını doğru değerlendirmiyorlar. İşsizlik oranı “lagging indicator”, yani durgunluktan sonra artan bir sinyal veren bir endikatördür, bu nedenle resesyon geliyor mesajı vermiyor gibi duruyor, tersine, dediğimiz gibi mevduat ve kredi bankaları soruna dahil olmazsa, işsizlik artışı durgunluğun dibine varmaktayız anlamına bile gelebilir"

Ben de onun bu sozlerine karsi su satirlari yazmisim:

Ati alan Uskudar'i gecti. Amerika'da issizligin %6.1'e yukselmesi Avrupa'yi durdurmaya yetti de artti bile. Esek olmus, hala pazarligini yapmaya devam ediyor. Entellektuel boyutta ABD'nin resesyona girip girmeyecegini merak ediyorsa ben kendisiyle bahse girmeye hazirim. Bir sene icerisinde ABD ekonomisi resesyona girecektir (bence bunun olasiligi %70). Kaybeden TEGV'e 500 YTL bagis yapsin.

Keske Deniz Gokce bu yazimi gorup benimle bahse tutussaydi. TEGV 500 YTL kazanmis olurdu. Bir dahaki sefere insallah!!
Read More!