Su Yazidaki Yanlislari Bulun

Uygulanan politikalar, faizi yükselterek döviz girişini sürdürmeyi hedef alıyor.
Bu politikaların olumsuz yanları ile ilgili olarak iktisatçı (Iktisat nedir) Mustafa Sönmez'in bir değerlemesi var.
Mustafa Sönmez diyor ki, mayıs-haziran dalgalanmasının ardından iç borçlanmada faizleri tırmanışa geçti... Gösterge niteliğindeki iç borçlanma faizinin iki ayda 5 puan arttırılmasının nedeni, TL'den dövize kaçış tehlikesinin önlenmesi.... Sıcak para, yüksek faizlerle geri dönmektedir ama yüksek faiz hem bütçenin faiz giderleri hem de özel sektörün dış borçlanma riskini büyütmektedir.
Dalgalanma öncesi ... toplam bütçe harcamalarında yüzde 28 payı olan faizin, mayıs ayında... payını 1 puan artırdığı, ağustosa gelindiğinde ise ... bütçedeki payının da yüzde 30'lara dayandığı görülüyor.
Faizin bütçe içindeki yükü artınca, Maliye yeni vergi kaynakları arayışına yöneliyor. Şu günlerde gündeme gelen yeni vergi paketi yüksek faiz afyonunun bedeli nereden, yüksek faizin faturasını ödemeyi hedefliyor. (OLAYLARIN İÇİNDEN / Tevfik Güngör)
Ben sadece 3 tane yanlis buldum (neyse ki yazan bir ekonomist, yoksa daha fazla yanlis olabilirdi), baska bulan varsa soylesin.
Birinci Yanlis: "Gösterge niteliğindeki iç borçlanma faizi iki ayda 5 puan arttırıldi" derken Mustafa Bey'in dili surcmus herhalde. Arttirilan MB'nin gecelik faizi.

Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Regülasyon Nedir    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri

Hazine tahvilleri uzun vadeli yatirim araclaridir (Turkiye'de uzun vadenin tanimi 1.5 senedir). Bu faizlerin seviyesini piyasa belirler. Diger bir deyisle,Hazine piyasanin karsisina elinde silahla cikip bana su faizle su kadar para vereceksin, yoksa vururum seni diyemez (gelecek secimde CHP basa gelirse belki bu sistemi uygulayip faizleri indirmeyi basarir). Hazine tahvilleri icin ihale acilir, piyasadaki oyunculardan teklif alinir, herkes hangi faiz ile ne kadar tahvil almak istediklerini Hazine'ye bildirir. Hazine, kendi borclanma programina gore bir borclanma miktari (veya faizi) belirler, ona uygun teklifleri kabul eder. Ne kadar cok borcunuz varsa dondurmeniz gereken, o kadar kotu teklifleri kabul etmek zorunda kalirsiniz. Ekonomideki en eski kurallardan biri arz-talep iliskisidir. Ne kadar cok (borclanma) talebiniz varsa faizler o kadar yuksek olur. Eger son 4 sene reel faizler %40'lardan %10'lara dusmusse bunda butce aciginin (yani borclanma ihtiyacinin) azaltilmasinin buyuk etkisi olmustur.
Merkez Bankasi ise kisa vadeli (gecelik) faiz oranlarini belirler, borclanma faizlerini degil. Bildigim kadari ile MB (henuz) gecelik bono cikarmiyor. Sicak paracilar da MB'na para yatirmak icin gelmiyorlar.
Peki gecelik faizler, borclanma faizlerini etkiler mi?
Son iki ayda enflasyon beklentilerindeki artisa paralel olarak (12 aylik beklentilerde artis 3 puana yakindi) MB gecelik faiz oranlarini 4.25 (yillik bazda 4.95) puan arttirdi. Yani reel faizi aslinda 2 (IKI) puan arttirmis oldu. Ayni donemde Hazine faizleri 4.95 degil, 8 puan artti.
Mayis ayinda MB'nin gecelik faizi (yillik bazda) %14.2 iken uzun vadeli faizler 13 civarindaydi. Simdi gecelik faiz %19.1, gosterge faizi %22'ye yakin.
Eger bu rakamlarin birbirinden farkli oldugunu gorebiliyorsaniz Mustafa Bey'in bir adim onune gectiniz demektir. Eger MB gecelik faizlerle oynamasaydi ve %14.2'de biraksaydi bile, uzun vadeli faizler dusmezdi diyorsaniz iki adim ondesiniz. Hatta daha ileri gidip bu durumda uzun vadeli faizlerin %22'lerin daha da ustune cikacagini soylerseniz (cunku enflasyon egiliminin yukseldigi yerde yerinden oynamayan MB, atesle oynuyordur, MB 'ni yonetenlerin akil sagligindan suphe edilmeye baslanir, tahmin edeceginizi uzere bu da piyasalari tedirgin eder) arayi epey acmissinizdir.
Uzun vadeli faizler, MB'nin gecelik faizinden 3 puan yukaridaysa, hala nasil bir insan "tahvil faizlerini MB yukseltti" diyebilir benim aklim ermiyor.
[EK: Bir cok insan, Mustafa Bey dahil, zannediyor ki devlet aslinda dusuk faiz ile borclanabilir, ama sicak para gelsin diye bile bile faizleri yukseltiyor. Bakiniz, devleti ve milleti ile bolunmez bir butun olan ulkemiz hep birlikte 90li yillarda kredi kartini limitine kadar kullandik, hatta astik. O yuzden ancak yuksek faiz ile borc bulabiliyoruz. Ne zaman borclarimizi azaltiriz, o zaman faizler duser. Devleti yuksek faiz ile suclamayi biliyorsunuz da kredi karti borcu tavana ulasmis vatandasi niye suclamiyorsunuz yuksek faiz politikasi uyguluyor diye!]
Ikinci Hata: Faizin butcedeki payi dalgalanma oncesi %28 iken tam tamina iki puan yuksekip %30 olmus. Bunun da sebebi faizlerin artmasi imis.
Biraz sabredin birader, daha yuksek faizin etkisinin gozukmesi icin erken. Faizlerin yukselmesi butceyi oyle hemen etkilemez. Bekleyin biraz daha. Eger Mustafa bey, Hazine'nin Kamu Borc Yonetim Raporu'nu okusaydi gorecekti ki TL cinsi ic borc stokunun Mayis ayinda Macaulay suresi 9.5 ay idi. Borc stokunun suresi demek ne demek? "Borç stokunun süresi stokun olasi bir faiz degisiminden etkilenecegi süreyi göstermektedir." (sayfa 77). Bir alti ay daha disinizi sıkın.
Hem oyle faiz odemeleri maas odemelerine benzemez. [Yani her ay duzenli olmaz. 100 bin lira borcunuz var. Aylik faiz %5'den her ay 5 bin odemezsiniz. %6'ya cikti diye sizin aylik odemeleriniz 5 binden 6 bine cikmaz. Her ay hangi tahvilin vadesi geldiyse onu odersiniz.] Bakin Mart ayinda Gungor Uras ne guzel anlatmis:
Buna karşılık ocak ayında Maliye daha az faiz ödedi. Borç küçüldü, faiz düştü de ondan mı? Hayır... Faiz ödemeleri her ay eşit yük getirmiyor. Özellikle iç borcun ödeme ve faiz dönemleri aylar arasında birbirine kayıyor. Geçen ocak ayında Hazine (iç-dış) 5.2 milyar YTL faiz ödemişken bu yıl 2.2 milyar YTL ödedi...Ocak ayında Hazine'nin iç borç faiz ödemesi 1.4 milyar oldu ama, mart ayında Hazine 5.9 milyar YTL faiz ödeyecek.Halka gerçeği anlatalım. Halkı ( ve Sayın Başbakan'ımızı ) gerçek dışı bilgilerle "uyutmayalım"...
Tabii o yazida niyet baska idi. Ilk ay faiz harcamalari dusuk cikinca kose yazarlarimiz panikledi, sebebini anlatmaya calisiyorlardi. Ama "uyutmayalim" ikazi sanki bugun icin yapilmis!
Bu arada bir kucuk not daha: 2005'de faiz odemeleri butcenin %32'si idi. 2004 yilinda %40, 2003'de %42, 2002'de %45, 2001'de %52. Yaa nereden nereye!
Ucuncu Hata: Mustafa Bey'in Özel İdareler ve Belediye Gelirleri Kanunu Tasarı Taslağı'nda yer alan vergi artislarini ozetlemis ve bu artislarin sebebi olarak da "Faizin bütçe içindeki yükü artınca, Maliye yeni vergi kaynakları arayışına yöneliyor" demis.
Ne diyeyim aferin Kemal Unakitan'a. Nasil da "babalar" gibi odetiyor Hazine'nin borcunu belediyelere. Bir de su dis borcumuzu kasla goz arasinda Yunanistan'a aktarsa isimiz is. Sen cok yasa Kemal Bey!
Son soz: Okuyucu mektuplarina dikkat edin. Ne cikacagi belli olmaz. Read More!

Turkiye'nin Derdi (1. Bolum)

Dun blogumuzu 367 kisi ziyaret etmis, normalde bu rakam 120 civarinda seyrediyordu Carsamba gunleri. Demek ki Deniz Gokce'nin iki gun ust uste bizim blog yazarlarinin yaptigi yorumlardan bahsetmesi bize gecici olarak 240 civarinda yeni okuyucu kazandirmis. Gercekte ne kadar yeni okuyucu kazandigimizi 2 hafta sonra goruruz diye dusunuyorum.

Neyse biz asil isimiz olan ekonomi yorumu yapmaya geri donelim. Bir okuyucumuz "eger cari acik problem degil ise neden Turkiye Mayis-Haziran aylarindaki krizden en cok etkilenen ulke oldu" diye soruyor.

Turkiye'deki kose yazarlarinin cogu ekonomiden anlamaz, bu sadece Ercan Kumcu'ya yonelik bir gozlem degil, neredeyse tum ekonomi yazarlarinin veya politika yazari olup da ekonomi konularinda yazan diger kose yazarlarinin eksikligi. Haliyle bu kisiler ekonominin genel performansini takip etmek icin kulaktan dolma yontemlerle ogrendikleri parametreleri takip ederler. Bu parametreler nelerdir siralayalim:

1. Buyume orani ve kisi basina dusen GSYIH: Bir ekonominin su anki ve yakin gecmisteki durumunu anlamaniz icin en isabetli degiskenlerden birisi budur aslinda. Bizim kose kapmis yazarlarimiz son 4 yilda ekonominin kumulatif %30 buyumesine bakip "Allahallah burada hersey cok yolunda gidiyor, demek ki problemleri bulmak icin baska tarafa bakmamiz gerekli"
deyip ikinci degiskenimize yoneliyorlar.

Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Regülasyon Nedir    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri

2. Butce Acigi ve Borc stoku: Bu degisken ekonominin gecmisten bugune tasidigi kamburu gosteren en onemli degiskendir. Butce acigi gelecekteki buyumeyi onemli olcude arttiracak altyapi harcamalari icin harcanmissa kotu degildir ama genelde Turkiye gibi ulkelerde butce acigi devletin vatandaslara verdigi rusvetler yuzunden veya vatandaslarin devletten santaj, zor kullanma, ajitasyon yontemleriyle aldigi paralar yuzunden olusur (Ornek istiyorsaniz 2006 yilinda tavukculara, tekstilcilere, findikcilara, memurlara, vs. vermek zorunda kaldigi haraclara bakin). Neyse son yillardaki butce aciklarina bakarsaniz, butce aciginin GSYIH'a oraninin azaldigini gorursunuz. Burada da problem bulamiyorlar ama azmin elinden hic bir sey kurtulmaz.

3. Enflasyon: Enflasyonu tanimlamayacagim, biz enflasyonla buyuduk, cigerini biliriz. Kose yazarlarimiz tek haneli enflasyona bakip kendi kendilerine "Allahallah bir gariplik var, artik isimiz eskisi kadar kolay degil, sikayet edecek hicbir sey bulamazsak enflasyondan sikayet ederdik, simdi onu da yapamiyoruz. Kesin TUIK bu rakamlarla oynuyordur, ondan sikayetci olalim" diyorlar. Yine de yilmiyorlar.

4. Borsa ve faiz: Borsa 4 senede 4'e katladi, faizler %70'lerden %20'lere dustu. Uzun vadeli faiz oranlari bir ara %12'nin altina dustu (konut kredisi). Burada da problem bulamadi kose yazarlarimiz, bir sonraki degiskene yoneldiler.

5. Doviz: Yillarca Turk lirasi degersiz, para pul oldu diye yakinirdik, millet maasini alir almaz doviz burolarina hucum eder dolar mark alirdi. Son 4 yilda dolar ve euro Turk lirasi karsisinda nominal olarak deger kaybetti, doviz burolari kapandi, insanlar yastik altlarina sakladiklari dovizleri bozdurmaya basladilar. Bizim kose yazarlari bos durur mu? Bu sefer de "yahu Turk lirasi cok deger kazandi, biz benzinin litresine 3 YTL degil, 5 YTL vermek istiyoruz" diye sikayet etmeye basladilar. Son dalgalanmadan sonra ise bu sikayetcilerin sesi kesildi.

6. Issizlik: Issizlik oranlarina baktiginiz zaman son 4 yilda cok fazla bir degisikligin olmadigini gorursunuz. Oransal olarak istihdam yerinde saymistir. Oransal olarak yerinde saymistir ama detaylarina bakarsaniz tarimdan diger sektorlere dogru buyuk bir gocun icerisinde oldugumuzu gorursunuz. Ayrica calisma yasina gelmis nufus da arttigi icin aslinda ekonomimiz son 4 yilda yeni is alanlari yaratmis olmasina ragmen issizlik orani sabit kalmistir. Ben kose yazarlarimizin bu konuyu yeterince desemediklerini dusunuyorum, cunku onlarin onunde cok daha istah acici bir konu vardi:

7. Evet bildiniz, Cari Acik: Ekonomide yukaridaki parametrelere bakip cok ciddi sorunlar goremeyen kose yazarlarimiz cari acik konusunun uzerine baliklama atladilar. Bu senenin meselesi degil, takip edebildigim kadariyla son 3 senedir surekli bu konuyu gundeme getiriyorlar. Ercan Kumcu ne diyor: ekonomimizin iki tane sorunu var, cari acik ve siyasi belirsizlik. Krallikla yonetilmiyoruz, her 5 senede bir secim oluyor, o yuzden siyasi belirsizlik uydurmaca bir kavram. Yani Ercan Kumcu'ya ve diger bir cok kose yazarimiza gore ekonominin en buyuk problemi yuksek cari acik. Bu yuzden kafasi karismis okurlarimiz bize gelip cari acikla ilgili sorulari defalarca soruyorlar. Cevaplayalim:

Cari acik bir problem degil, bir sonuctur. Bir hastanin basinin agrimasi gibi. Doktor hastaya "basinizin agrimasi bir problem, agri kesici hap alip bu bas agrisini gecirelim" derse, hastanin yakinlari iki gun sonra hastaneyi basip doktoru esek sudan gelene kadar bir guzel doverler. Doktorun yapmasi gereken bas agrisina neyin sebep oldugunu bulmak ve o sebebi ortadan kaldirmaktir. Nedense ekonomiye ilgi duyan kisiler bu durumu kavrayamiyorlar.

Peki o zaman Turkiye'nin gercek problemleri nelerdir?

Hah! Iste bu guzel bir soru oldu. Bir dahaki yazida bu soruya cevap verecegim, bu yazi haddinden fazla uzun oldu. Read More!

Yanlış taktik

Vatan gazetesinin dünkü haberine göre Fenerbahçe çalıştırıcısı Zico UEFA'da tur reçetesini "ilk 20 dakikada mutlaka gol bulmamız gerekiyor" diye belirlemiş. Haber doğruysa (doğruysa diyrum çünkü Vatan gazetesi kasti yalan-uydurma-düzmece haber konusunda sabıkası olan bir gazete) Fenerbahçe yanlış yolda. Benzer bir şekilde Beşiktaş çalıştırıcısı Tigana da Milliyet'in bugünkü haberine göre hücum oynayacaklarını, en az bir gol atma planı ile sahaya çıkacaklarını söylemiş. Beşiktaş ilk maçta gol yemeden iki farklı sonuç elde ettiği için Fenerbahçeye göre daha rahat, ama o da yanlış yolda.

"İlk 20 dakikada mutlaka gol bulma" planı ilk maçta iki veya daha farklı sonuçla yenilmiş bir takım için mükemmel bir taktik olabilirdi. Ancak ilk maçı kazanan Fenerbahçe için uygun taktik, deplasmanda oynadığının bilinci ile oyunun başlarında mümkün olduğu kadar oyunu soğutmak, takım savunmasından taviz vermeyerek (savunmaya çekilerek demiyorum) rakibin hatasını beklemek olmalıydı. Hatta ilk yarının golsüz bitmesi Fenerbahe için "yeme de yanında yat" şeklinde bir durum olacaktır.

Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Regülasyon Nedir    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri

Benzer şekilde Beşiktaş da gol atmaktan çok sabırla takım savunmasını uygulamalı, rakiplerinin hata yapmasını beklemelidir. Ama Beşiktaş ilk maçtaki 2-0'lık galibiyetten dolayı daha rahat. En az üç gol yemeleri gerek elenmeleri için.

Yine de her iki takımın gol atmayı düşünmekten çok, disipline ve takım savunması yaparak rakibin hatalarını kollamaya ihtiyacı var. Çünkü futbolda, özellikle Türkiye'de oynanan fakir futbolda, goller hücum oyuncularının becerisi ile değil, rakip takımın hataları sonucu oluyor. Takım savunmasını beceremediğimiz için (sanki hücum yapmayı çok iyi beceriyoruz) eğer iki çalıştırıcı da yukarıdaki taktiklerle sahaya çıkarsa sonuç hüsran olacaktır. Burada kilit kelime "takım". Futbol bir takım oyunudur, ama biz onu bireysel bir spora dönüştürmeye çalışıyoruz. Sistem ve takım kelimelerine yabancı oluşumuz sadece futbolda söz konusu değil. İstanbul sokaklarında birazcık dolaşın ve apartmanların balkonlarına, çatılarına bakın. Daha kendi komşularıyla birlikte ortak bir anten almayı becerememiş insanların her balkonda küçük bir çanak koyduklarını göreceksiniz. Üstelik elde edilen sonuç, birlikte hareket edilip kurulabilecek örneğin 6 metre çapındaki bir çanakla dünyanın bütün kanallarını izlemek yerine, kat be kat daha fazla masraf edip, sadece boktan Türk kanallarına mahkum kalmak gibi kısır bir sonuçtur.

Futbola dönelim. Fenerbahçe ve Beşiktaş yukarıdaki taktiklerle sahaya çıkarsa boktan goller yiyerek elleri boş bir şekilde ülkeye dönebilir. Ne yapalım, zaten bizim ligimiz daha zevkli. Hem biz öyle uluslararası rekabet falan sevmeyiz. Dünya Türk olsun!

Hem geçen gün bir kaç Şampiyonlar Ligi maçı izledim. Hiçbiri futbol oynamasını bilmiyor. Topu birbirlerine verip duruyorlar. Şöyle rakip defansı çalımlarla ip gibi dizeceksin ki zevk olsun. Di mi Tümer Metin ve Tuncay Şanlı?

Bu arada, Fenerbahçe ve Beşiktaş elenirse, milli avukatımız Kemal Kerinçsiz'i (yoksa Kerinçli miydi?) göreve çağırıyorum. İki takım aleyhinde de TCK 301'i ihlalden (Türklüğü aşağılamaktan) acilen dava açması gerekecektir!

Son olarak, n'olacak bu cari açık meselesi Hıncal Abi yaa?

Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası
Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir
Iktisat nedir
Nükleer Kirlilik
Nükleer Santraller
Nükleer Enerjinin Zararları
Gönüllü Çevreci Kuruluşlar
Borsa Yorumları
Altın Yorumları Read More!

Lafla peynir gemisi yürümez, aktif mücadele gerekli

Son günlerdeki iyi haberlerden birisi Türk'ün Türk'e Türk propagandası kapsamında "self-declared" KKTC Cumhurbaşkanının Formula 1 ödül törenine maydonoz edilmesi sonucu FIA tarafından Türkiye'ye 5 milyon dolar ceza kesilmesi oldu.

Bunun neresi iyi haber demeyin.

Uzun uykusuz gecelerimde (gerci geceler hala kısa ama neyse) meselenin göründüğü kadar basit olmadığı kanaatine vardım. Vardığım kanaate göre, meselenin Kıbrısla falan alakası yok.
Olay, Rıfat Hisarcıklıoğlu başkanlığındaki Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin artan cari açık şikayetleri karşısında pasif durumdan vazgeçip, planlı bir şekilde "cari açığa karşı aktif mücadele" girişimlerinin bir sonucu aslında.

Swap Nedir    Deflasyon Nedir    Bono Nedir?    Reeskont Nedir    Ekonomi Nedir    Enflasyon Nedir

Türkiye'nin FIA'ya ödeyeceği 5 milyon doların cari açıkla ne alakası var demeyin. Teorik olarak dışarıya 5 milyon dolar fon çıkışı olacağı için (bu çıkış da özel kesimden olacak sanırım) bunun karşılığında cari açık aynı miktarda düşecektir. Hesap karışık geldiyse açarız...

5 milyon doları miktar olarak küçümsemeyin. Bu sadece bir başlangıçtır.

Ekonomi Turk olarak Sayın Hisarcıklıoğlu şahsında TOBB'u kutluyor, cari açıkla aktif mücadele girişimini destekliyoruz. Read More!

Cari Acik Ne Demek

Ercan Kumcu Baris'in tavsiyelerini dinlemis olacak ki bugunku yazisinda cari acik konusuna deginmis, cari acik ne demek merak edenler okusun. Okuma yazma bilmeyenler, bilip de okumak istemeyenler icin ben yazinin bir ozetini burada vermeyecegim. Ancak, ben bu yazida Amerika ile ilgili bambaska bir konuya deginmek istiyorum.

Amerika, Turkiye gibi gelismekte olan ulkelerden cok farkli bir yaratik. Kendine has problemleri var. Onumuzdeki donemde Amerikan ekonomisinin onunde iki tane engel var: goreli olarak yukselen cari islemler acigimiz ve siyasi belirsizlikler.

Şimdiki haliyle, uluslararası piyasalar yüksek olan ve giderek yükselen cari işlemler açığının finanse edilebilirliği konusunda kaygılıdır. Bu kaygının açığın azaltılması yoluyla dağıtılması gerekmektedir. Çünkü, kaygı uluslararası piyasalardaki risk iştahının olumsuza dönmesiyle daha da artmaktadır.Kısa dönemde cari işlemler açığını kontrol altına alabilecek tek etken yüksek hızda giden ekonomik büyümenin yavaşlamasıdır. Ekonomideki yavaşlama iki türlü olabilecektir. Birinci yol, uygulanacak ekonomi politikaları yoluyla iç talep büyümesi kısılacak ve finans piyasalarında dalgalanma yaratmadan ekonomik büyüme düşürülmeye çalışılacaktır. Bu yol tercih edilirse, döviz kurlarında ve genelde finans piyasalarında istikrar bozulmadan, cari işlemler açığı kontrol altına (bkz. altın yorumları) alınmış olacaktır. Enflasyon hedefinden feragat etmeye ihtiyaç olmayacaktır. Aksine, hedefe daha çabuk varılması kolaylaşacaktır.İkinci yol, bizler cari işlemler açığının giderek büyümesini seyrederken, uluslararası piyasalar bu boyuttaki cari işlemler açığını bir noktada finanse etmek istemeyebileceklerdir. Böyle bir eğilim başladığında, oluşacak ortamda, ister yurt dışındaki gelişmelerden kaynaklansın, ister ABD’ye yönelik gelişmelerden kaynaklansın, ABD’deki finans piyasaları karışacaktır. Döviz kurları ve faizler fırlayacak, iç talep doğal olarak bıçak gibi kesilecektir. Ekonomik büyüme bir çeşit kriz yoluyla düşecektir. Enflasyon hedefi rafa kalkacaktır. Birçok açıdan, "sil baştan" durumuna düşeceğiz. Kısacası, Türkiye’de, pardon ABD'de, ekonomik büyüme bir noktada azalmak durumundadır. Zamanında önlem alınmazsa, bunu uluslararası piyasalar gerçekleştirecektir. Çözüm çok acı olacaktır. Önlem alınarak ekonomik büyümenin düşürülmesi durumunda, aynı çözüm çok daha yumuşak bir biçimde sağlanabilecektir. Daha düşük bir cari işlemler açığı ile yeni denge kaçınılmazdır. Yeni dengenin kanlı mı, kansız mı olacağı bilinmemektedir.

Iflas Nedir  Borsa Nedir  Hisse Senedi Nedir  Risk Nedir  Libor Nedir  Ikame Etkisi Nedir

Yukaridaki paragrafta bilmiyorum dikkatinizi cektimi ama bir anda Turkce karakter kullanma yetenegimde mucizevi bir artis meydana geldi. Nasil mi? Direkt Ercan Kumcu'nun Turkiye icin yazdiklarini kopyaladim da ondan. Benim makroekonomi bilgim oyle cok kuvvetli degil, bilenler bana bir aciklasin yahu. Kriz ciktigi zaman bizim gibi rekor seviyede cari aciga sahip ABD'nin parasi niye deger kaybetmiyor, faizleri neden ziplamiyor, borsasi niye yerle bir olmuyor? Neden kriz ciktigi zaman Turkiye'nin cari aciginin 30 kati cari aciga sahip bu ulke bir anda "guvenli" liman oluyor, parasi deger kazaniyor, faizleri dusuyor? Biliyorum, soylemeyin. Amerika buyurken, isler yolunda giderken hammadde balonu olusuyor, kabak petrol ve dogal gaz ithal etmek zorunda olan Turkiye'nin basina patliyor, cari acik firliyor. Amerikan ekonomisi yavaslarken, hammadde balonu patlarken, cari acik yuzunden kabak yine Turkiye'nin basina patlayacak diye yorum yapiliyor. Niye kimse cikip da "Kardesim, hammadde fiyatlari azalmaya basladigina gore Turkiye'nin cari acigi da azalacaktir" demiyor?

Bilimsel olmayacak ama ben bu cari acik bilmecesini cozdum. Sizin senelerdir koselerinizde sacma sapan yazilar yazmaniza ragmen basiniza bir sey gelmedigine gore Turkiye'ye de cari acik yuzunden bir sey olmaz. Kafanizda hala soru isaretleri varsa Baris'in asagida yazdigi yaziyi bir kez daha okumanizi tavsiye ederim, icinizi rahatlatacaktir. Read More!

Yaşlı (Dinozor) ekonomistlere tavsiyeler

Ekonomi Turk yazarlarından Tuğrul (bu arada hoşgeldin Tuğrul) "Genc Ekonomistlere Tavsiyeler" başlığı altında son derece faydalı bir toparlama yapmış. Onun bıraktığı yerden devam ediyorum. Eksik bir şey bırakırsam Tuğrul beni affetsin.

1. Günlük olarak ekonomi ve iş dünyasında ne olup bitiyor öğrenmek için cari açık rakamlarına bakın.
2. Aylık olarak ekonomi ve is dunyasinda ne olup bitiyor ogrenmek icin cari açık rakamlarına bakın.
3. Yıllık olarak ekonomi ve iş dünyasında ne olup bitiyor öğrenmek için cari açık rakamlarına bakın.
4. Piyasalar türbülansa girdiyse, borsa düştü faizler yükseldiyse, enflasyon rakamları yüksek geldiyse, yine cari açık rakamlarına bakın.
5. Ekonomide iyi şeyler oluyorsa, büyüme rakamları yüksekse, kesin bir pislik vardır, siz cari açık rakamlarına bakın.
6. İşsizlikle ilgli yazıları kış döneminde yazın ki zaten mevsimsel olarak yükselen işsizlik oranlarından iyi malzeme çıksın.
7. Mutlak rakamlar asıl göstergedir. Oranlar biraz matematik (aritmetik) gerektiğinden kafa karıştırıcıdır. Ortalıkta kafası en iyi çalışan siz olduğunuza göre, sizin kafanızın basmadığı şeylere sizi okuyanların kafası hiç basmaz.
8. Rakamlara inanmayın. Herhangi bir rakama ihtiyaç duyduğunuzda çekinmeyin, sallayın.
9. Şikayet edecek bir şey bulamıyorsanızi, cari açık rakamlarına bakın.
10. Cari açık rakamlarına bakarken merkez bankasının yayınladığı tablonun sadece en üst satırına bakın. Alttaki satırlar gereksiz detaydır ve sadece kafa karışıklığı yaratır. Cari açık aynı zamanda döviz açığı olduğu için dövizlerimiz cari açık rakamı kadar azalmıştır.
11. Saçmalayın. Örnek: Enflasyon artar ama fiyatlar artmaz. Cari açık=döviz açığı vs...
12. Ekonomi konusunda ahkam kesmeniz için ekonomi (ekonomi nedir?) bilmeniz gerekmez. Bilenleri de gördük.
13. Tüketim kötüdür.
14. İthalat daha kötüdür.
15. İhracat bizim için iyidir, başka ülkelerin ihracatı bizim ithalatımız olacağından çok kötüdür. Keşke sadece biz ihracat yapsak.
16. Bütçe açığı iyidir, benim köylüm, benim memurum, benim fındıkçım, benim tavukçum....
17. Herkesin altında BMW ya da Mercedes yoksa enflasyonun düşmemiştir.
18. Yazacak konu bulamıyorsanız, cari açık rakamlarına bakın.
19. Yazacak konu bulsanız da cari açık rakamlarına bakın.

Iflas Nedir  Borsa Nedir  Hisse Senedi Nedir  Risk Nedir  Libor Nedir  Ikame Etkisi Nedir

(Not: Yazılarıma uzun bir ara vermiştim. Bu yazıyla kendime de bir hoşgeldin diyorum)
(Batıl inançlılara özel not: Bu yazının üzerinde ondokuz (19) vardır. Read More!

Borsa Ne Zaman Yukselir?

Aksam Gazetesinden Saruhan Ozel isimli vatandas "Ikinci Dalga mi?" baslikli bir yazi yazmis. Ben de bu yazinin basligini "Saruhan Ozel Budala mi?" seklinde atacaktim ama vazgectim. Bunlar sanki soru soruyormus gibi baslik atip aslinda olmayan bir durumu olmus gibi gostermeye calisan kisiler. "Ikinci dalga mi?" diye baslik attiginiz zaman okuyucu yazinizi okumasa bile aklindan "evet ikinci dalga gelmis olmali ki boyle bir baslik atilmis" seklinde bir dusunce gececektir. Ben de okuyucularim ayni sekilde budala olup olmadigi konusunda elimde kanit olmayan Saruhan Ozel icin ayni sekilde dusunmemesi icin bu basligi kullanmadim.

Simdi piyasalarda ne oluyor onu aciklayalim. Uluslararasi piyasalarda petrol, dogal gaz, bakir, demir vs. gibi commodity denilen mallarin fiyatlarinda onemli dususler gozleniyor. Ulkemizde de benzin fiyatlarinin dusmesinden bunu gozlemlemissinizdir (evet benzin fiyatlarinin dusmesinin sebebi tuketici boykutu degil uluslararasi petrol fiyatlarinin dusmesi idi). Bu dususe bagli olarak bu hammaddeleri ureten ulkelerin para birimlerinde, sirketlerinin ve tahvillerinin degerinde dusus gozlemliyoruz. Nedeni ise petrol ihrac eden bir ulkenin fiyatlardaki dususlere paralel olarak gelecekteki gelirlerinde de dusus olacak olmasi.

Hisse Yorumları  Marjinal Nedir  Fiyat Kazanç Oranı Nedir?  Fraktal Nedir  Borsa Nasıl Oynanır

Simdi Turkiye bu hammaddeleri ihrac eden degil ithal eden bir ulke. Petrol ve dogal gaz fiyatlarinda dusus olmasi bizi olumsuz degil olumlu etkileyecek bir gelisme, o yuzden de piyasalarda gordugunuz hareketlilik Turkiye icin olumsuz degil olumlu bir gelismedir. Turk varliklarini satip fiyatlarinin dusmesine neden olan gerizekalilarin kim oldugunu bilmiyorum ama bu bana bir cesit keriz silkeleme olayi olarak gorunuyor. Atiyorum ama, muhtemelen diger ulkelerdeki kayiplarini telafi etmek icin Turkiye'de bir kar realizasyonuna giden yabanci yatirimcilar bu gerilemenin arkasinda olabilir. Anlayacaginiz niye dusus oldugunu bilmiyorum ama bildigim tek sey Turk varliklarinin son gelismelerden sonra dusmesi degil yukselmesi gerektigi. O yuzden eger elimde nakit param olsaydi hic korkmadan bono veya hisse senedi alirdim.

Piyasalarda yeni bir dalgalanma oldugunu iddia eden oculere ise soyleyecek tek sozum "hic durmayin elinizde ne var ne yoksa satin da millet ucuzdan biraz kagit alabilsin" olacak. Read More!

Turkiye Ucuza Borclaniyor mu?

Ekonomideki riskleri daha iyi anlayabilmek için, bazı soruların cevabını bilmek ve ekonomideki yeni dengeleri sorgulamamız gerek.
Türkiye daha ucuza borçlanıyor mu?
Hiç bu kadar pahalı olmadı.
[Reel] Faiz % 12.8, enflasyon beklentisi % 7.48. Enflasyonun % 150'si kadar reel faiz veriliyor.
Yaman Toruner, Milliyet, 25 Eylul, 2006
Yaa aynen oyle.
Enflasyon %1, reel faizler %2 olsa, enflasyonun %200'u kadar reel faiz verecektik, degil mi?
O yuzden diyorum keske 90li yillara geri donsek.
Mesela Ocak 1996: enflasyon %78, nominal faizler %157. Reel faiz sadece % 45. Enflasyonun yarisi.
Ahh ne guzel gunlerdi onlar...
Devam ediyorum:
Ithalatin bir finans bicimi olarak kullanilmasi Turk'un yaraticiliginin bir gostergesi degilse nedir? Mercedes, BMW falan veriyoruz borc taksidi geldiginde herhalde.
Büyüme ithalatla finanse edilir durumda.
Yani, üretim yapılmadan, büyüme sağlandı.
Yani GSYIH (toplam uretim) artti ama aslinda artmadi hikayesi. Yine kafam donmeye basladi.
Türk lirasının değerli tutulmasını sağlıyor.
Yüksek faiz, Hazine borçlanmasının faizini de yükseltiyor.

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı
Ve bunu MB nasil basariyor? Gecelik faiz oranlarini yukselterek. Boylece sicak paracilar gelip paralarini MB'na yatiriyorlar, degil mi? Zaten ortada MB bonolari dolasip duruyor.
Keske Yaman Bey, devlet zoruyla faizler indirilmesi gibi harika bir bulusun nasil 1994 krizine yol actigini da anlatsa (bakiniz: Oya Celasun, The 1994 Currency Crisis in Turkey).
Bence insan iskembeden mi atiyor, soyle oturakli atmali ki okuyani yerinden hoplatmali. Mesela bence kamunun ic borcu 3 zartzilyon, dis borcu ise 7 zurtzilyondur.
Devlet borçları ne durumda?

Bu yılın ilk çeyreği itibariyle dış borç 185 milyar dolar. AKP iktidara geldiğinde, yani 2002 sonunda, 130 milyar dolardı.
Devletin iç borcu, aynı dönemde 350 milyar YTL. 2002 sonunda 257 milyar YTL idi.
Yok bana degil Hazine'nin acikladigi rakamlara inanacak kadar safsaniz kamunun dis borcu 2006'nin birinci ceyregi itibariyla 84 milyar dolar, 2002'de ise 86 milyar dolarmis.
Ic borc Augustos 2006 itibari ile 251 milyar TL (2002'de 150 milyar, bugunku fiyat duzeyiyle 220 milyar idi).
Milli şirketlerin kredi ihtiyacı karşılanamıyor. Kredi piyasası yok.
Ozel Sektore acilan kredilerin milli gelire orani:
Aralik 2002___%12.3
Haziran 2006__%30.0
Ozel Sirketlere acilan kredilerin milli gelire orani:Aralik 2002___%7.9
Haziran 2006__%16.2
Dengelerdeki bu bozulma, bir aşamada ülke bütünlüğümüzü tehdit edebilir mi dersiniz?
Tabii eder. 1980 krizinde Balkanlari kaybettik, 1994'de Trablusgarp'i, 2001'de ise Misir elimizden cikti. Izmir'i Yunan'a kaptirmak uzereyiz.
80 senelik istikrar abidesi ne hale geldi 4 senede!
Not: Pazartesi'nin en guzel yazisi odulunu Yaman Bey'e verecektim; taa ki Yigit Bulut'u okuyana kadar:
"11 Eylül saldırısı olmadan DOW endeksinin hareketleri, birilerinin sanki haberi varmış gibi satış yaptığını gösteriyor, acaba ne olabilir"
Bilmem? Acaba internet balonun sonmesi, 2001 Mart'inda Amerika'da baslayan resesyon (iki ceyrek ust uste ekonominin daralmasi) gibi ufak tefek hadiseler olabilir mi? Read More!

Arka Arkaya Pozitif Buyume

BankEuropa Genel Müdürü Cüneyt Genç diyor ki: "İlk defa Türkiye tarihinde 4 yıl arka arkaya pozitif büyüme gerçekleşti."

Yatırım Fonları Nedir?   Altın Fonu Nedir  Komünist Nedir  Komünizm nedir?  Kapitalizm Kapitalist nedir

Ben de diyorum ki kimse bu ulkede iki laf etmeden once buyume rakamlarina bakmaz mi? Ne kadar ciddiyetsiz bir ulkeyiz biz boyle kardesim... Kose yazari olsa haydi neyse, onlarin mazeretleri var. Koskoca banka muduru (en az 40 yasindadir herhalde) 81-88 donemini bile mi hatirlamaz? Pes yahu. Read More!

Ithalat milli geliri arttirir mi? - 4

Artik gina geldi bu konuda yazmaktan, ama cok onemli bir bulus yaptim ve bunu sizinle paylasmak istiyorum.

Gecen gun Aksam gazetesine goz atiyordum. Huseyin Yildiz'in "Nasil Buyuyoruz?" yazisini gorunce once Ekonomix'e okkali bir kufur savurdum. "Iyi marifet isledin degil mi? Senin yuzunden Yasar Erdinc Aksam'dan kacti, yerine Huseyin Yildiz'i aldilar(bakiniz 1, 2, 3, 4, 5). Kina yak uzerine!" diye soylendim.

Hersey "Türkiye kesintisiz büyüme sürecinde ilk kez 5. yıla doğru gidiyor." lafi ile basladi. Buyume rakamlarina bakmadan yorum yapan insanlarda (yani kose yazarlarinda) ortak bir yanilgidir bu. Oysa Turkiye savastan sonra 1955-1978 ve 1981-1988 arasinda da kesintisiz buyumustur.

Hata muhtemelen suradan kaynaklaniyor: 1987'e kadar milli gelir istatistikleri senede bir yayinlanirdi. 1987'den sonra her ceyrek yayinlanmaya baslandi. Eger "Turkiye en fazla kac ceyrek kesintisiz buyumustur?" diye sorarsaniz sadece 87 sonrasindan ornek verebilirsiniz. Cevap 18 ceyrektir. "Turkiye en fazla kac sene kesintisiz buyumustur?" derseniz cevap 1955-1978 donemidir. Keske bunun farkinda olsak. Cehaletimizin ceremesini AKP goruyor. Muhalifler zannediyor ki adamlar mucize gerceklestiriyor. 5 sene kesintisiz buyume ha, ucuyoruz yahu, Avrupa Avrupa duy sesimizi!

VOB nedir?     Taksi Şöförü   A Tipi Yatırım Fonu Nedir?   Olasılık nedir?   Dışsallık Nedir

Olsun, herhes hata yapar dedim, okumaya devam ettim. Once"Türkiye ağırlıklı olarak üretim dışı unsurlarla büyüyor. " lafi biraz kafami karsitirdi. Bir ulkenin GSYIH'si o ulkenin toplam uretimidir. Demek Turkiye'nin GSYIH'si buyuyor, o zaman yaptigi uretim buyuyor, ama aslinda buyumuyor. Ilginc?

Bu mantik zinciri icinde kaybolmak uzereyken anladim ki yazar, sanayi disinda hic bir seyi uretim olarak gormuyormus. Hemen not aldim, diger ulkelerin istatistik kurumlarina bir e-mail gondereyim de rakamlarini duzeltsinleri diye.

Sonraki cumle soyleydi: "Büyüme rakamlarının içeriğini analiz ettiğimizde görüyoruz ki, sanayiinin (yani üretimin) büyümeye katkısı halen çok sınırlı kalıyor. " Ben de baktim, Huseyin Bey hakliymis: 2002'den bu yana ekonomimiz %34.3 buyumus, sanayideki buyume ise %35.4 ile bunun gerisinde kalmis. Cok fena.

Asil can alici kisima geliyoruz: "Yani, büyümeyi üretim değil hizmetler ve ithalde alınan vergiler sağlıyor."

Iste o zaman jeton dustu. Aslinda nicedir supheleniyordum, emin olamiyordum. Demek ki "bu buyume rakamlari sisirilmistir, buyumeyi yaratan ithalat patlamasidir" derken kastedilen ithalat vergisi imis. Buyumeyi yaratan ithalattir derken insanlar ithalat vergisindeki artisa bakiyorlarmis.

Derin bir nefes alip kendi kendime dusundum. Milli gelirin uretim tarafi kabaca dort kisimdan olusur: tarim, sanayi, hizmetler, ve ithalat vergisi. Diyelim ki sanayide uretim yapan bir firma disaridan 50 birimlik ithalat yapip uzerine 50 birimlik katma deger koyup (bunun 20 birimi isci ucreti, 30 birimi kar olsun) 100 birime satiyor. Ulkenin toplam milli geliri (uretimi) 100-50=50.

Diyelim ki devletimiz tuttu ithalata 10 birimlik vergi koydu. O zaman ne olacak? Sanayici ithal mala 50 degil 50+10=60 birimlik para verecek. Yarattigi katma deger 100-50=50 yerine 100-60=40 olacak. Alinan vergi kadar azalacak yani. Ulkenin toplam milli geliri 40+10=50 (sanayi+ithalat vergisi). Degismemis. Bak su ise?

Neden? Cunku ithalat vergisi uretim yaratmaz! Yapilan uretimden devlet pay alir. Mesela firmanin elde ettigi kar azalir (30-10=20) . Hepsi bu.

Ithalatin milli geliri ithalat vergisi araciligi ile arttirtigini dusunuyorsaniz su soruyu sorun kendinize. Devlet, yarin obur gun cikip da ithalat vergilerini sifirladi diyelim. Topladigi ithalat vergisi sifira indi. Ulkenin uretimi, azalan vergi kadar duser mi? Vergiyi yukseltse milli gelirimiz artar mi?

O vergiyi devlete odeyen biz degil miyiz? O zaman verginin miktari pastanin buyuklugunu mu etkiler yoksa pastanin nasil paylasildigini mi?

Mesele suradan kaynaklaniyor bence:

Uretmek icin yatirima, yatirim icin kaynaga ihtiyac vardir. Turkiye'nin tasarruf orani dusuk oldugu icin, bu kaynagi yurt ici tasarruflardan saglayamiyor. Yabanci kaynaga, yani yabanci sermayeye ihtiyaci var. Gelen yabanci sermaye ile yatirim ve uretim finanse ediliyor. Artan uretim ve gelir ile birlikte ithalat da artiyor.

Biz olaya tersden bakmaya alistigimiz icin "Yaa gordugunuz mu, ithalat arttigi icin milli gelir artiyor" diyoruz. Sonra bunun muhasebesini ithalat vergisinde ariyoruz. Pes dogrusu!

Peki bu gidis iyi gidis mi? Nereden baktiginiza bagli. Ne yapalim ic tasarruflarimiz dusuk deyip, kendi yagimizla kavrulmak demek, %4 ortalama buyumeye razi olmak demektir. Bu sayiyi nereden cikardigimi gormek icin bakiniz: http://iktisatyazilari.blogspot.com/2006/08/yabanci-sermaye-buyumeyi-engeller-mi.html

Ic tasarruf oraninin artmasini ben pek mumkun gormuyorum. Nasil artacagini bilen varsa soylesin. Geriye tek sey kaliyor, disaridan kaynak saglamak, yani cari acik vermek. O zaman da bizim buyume hizi, yabanci sermayenin davranisina bagli oluyor. Ekonominin kirilgan olmasi bu yuzden.

Basta Cin olmak uzere Guneydogu Asya ulkeleri (G. Kore, Tayvan, eskiden Japonya) buyumek icin yabanci sermayeye ihtiyac duymuyorlar, cunku kendi tasarruf oranlari %40-50 falan. Onlarin hassas noktasi tam tersi. Disaridan, urettikleri mallar icin, talep bulmak. Ekonomide hic bir zaman bedava yemek (free lunch) yoktur. Neyse bu konuyu baska bir yazimiza birakalim.

Bir yol daha var, ama bu uzun vadeli dusunme gerektiyor - yani tam bize gore. Ulkenin verimliligini arttiracak politikalar izlemek, makro sorunlarimiza mikro cozumler (Iktisat nedir) bulmak. Mesela
ulkemizdeki is ortamini dunyada 91. siradan ilk 20'ye cikarmak (bakiniz: Doing Business in Turkey, World Bank), ulkede hukukun ustunlugunu, siyasi istikrari, rekabet ortamini, altyapiyi tesis etmek vs vs. (bakiniz: Ugur Gurses, Radikal, 18 Eylul 2006 ve Worldwide Governance Indicators, World Bank).

Ama her seye "yuksek faiz, dusuk kur" diye karsilik vermek daha kolay ve seksi iken kim takar bunlari degil mi? Read More!

Egitim Harcamalari

Gazeteciler ortadiregin yaninda olmaya calisan, gorevleri olan dogruyu soylemekten ziyade populist yayin yapan igrenc yaratiklardir. Gazeteciler surdakini alip buraya koysun demiyorum, soyledigim tek sey gazetecilerin gercekleri tarafsiz bir sekilde ifade etmeleri. Tepemi attiran nedir bahsedeyim.

Hurriyet "Zengin ve Yolsulun egitim harcamalarinda 18 kat fark" baslikli bir haber yapmis. Haberde en zengin yuzde 20'lik kesim ile en yoksul yuzde 20'lik kesimin yaptigi ortalama harcamalar karsilastirilmis. Basligi okuyan Turkiye'nin en yoksul kesiminin acaip bir dezavantaj icerisinde oldugunu dusunur. Birincisi 18 katlik rakam yanlis. Niye yanlis? Cunku egitim harcamalarinin icerisine devlet tarafindan saglanan BEDAVA egitim hizmetleri dahil edilmemis. Vatandas BEDAVAya aldigini zannettigi egitim icin de vergi olarak bir rakam oduyor; ayni egitimi alan (veya bu egitimi almak yerine ozel okullara giden) zenginler vergi olarak daha fazla bir rakam oduyor. Yoksul vatandaslari ise cok cuz-i bir miktar vergi odeyerek odedikleri paradan cok daha fazla degerli bir egitimi satin alabiliyorlar.

Eger zengin ve yoksulun egitim harcamalarini karsilastirmak istiyorsaniz yapmaniz gereken iki sey var: birincisi egitim vergilerini de isin icerisine katacaksiniz, ikincisi yapilan toplam egitim harcamalarinin alinan egitimin kalitesine oranina bakacaksiniz. Bunlari yaptiginiz zaman aradaki farkin 18 kattan daha az oldugunu goreceksiniz.

Devalüasyon Nedir    Verimlilik Nedir    Altın Yorumları    Hedge Fon Nedir    Resesyon Nedir    Nükleer Santraller

Haberdeki talihsiz nokta ise gazetecinin yaptigi su aciklama:

"Bu arada eğitim harcamalarındaki bu adaletsizliğe bir de Türkiye'de ailelerin eğitim için daha az para harcamaları ekleniyor. Eğitime ayda sadece 11.4 milyon YTL harcayan en yoksul kesimin içki ve sigara harcamaları ise 91.1 milyon YTL'yi buluyor. En zengin yüzde 20'lik dilimin içki ve sigara harcamaları ise 256 milyon YTL ile eğitim harcamalarına yakın seyretti."

Bu gazeteci arkadasimiz egitim harcamalarindaki oransizligin adaletsizlik oldugunu soyluyor. Bu gazeteci arkadasimiz adalet kavrami ile esitlik kavramini karistiran, turkceden nasibini almamis bir arkadasimiz. Adaletsizligin nerede oldugunu biz soyleyelim. Adaletsizlik yoksul ailelerin paralarini cocuklarinin egitimi icin harcayacaklarina gidip ICKI VE SIGARAya harcamalaridir. Bu cocuklarin gelecekte basarili olabilmelerinin en kestirme yolu iyi bir egitim almalaridir. Anne ve babalari bu konuda ellerinden geleni yapmadiktan sonra devletten cok bir sey beklememek gereklidir. Yine de devletin bu cocuklara anne ve babalarindan daha fazla para harcadigi asikar degil mi? Devlet de parayi agactan toplamiyor, cok kazanan cok vergi veren vatandaslardan topluyor. Demek ki ortada bir adaletsizlik varsa bu zenginlere yoksullar tarafindan yapilan adaletsizliktir.

Maalesef Turkiye'de gazeteciler tarafinda takdir edilmek icin sorumsuz ve yoksul olmak gerekiyor. Read More!

Akaryakit Boykotu

Akaryakit boykotu hakkinda gecenlerde bir yazi yazmis, bu ise onculuk edenlere "salak" demistim. Bu ifademin dogru olma olasiligini yukselten bir haberle karsilastim bugun. Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Ali Çetin, düzenledikleri “10 Eylül'de Akaryakıt Alma” kampanyasının 20 Temmuz'da ilan edildiğini hatırlatmis, o tarihte 95 oktan benzinin litre fiyatının 3,09 YTL olduğunu, 58 gün sonra aynı benzinin fiyatının 2,76 YTL'ye gerilediğine işaret etmis.

O tarihte Amerika'da benzinin galonu (3.6 litresi) $3.09 idi, az once depoyu $2.49'dan doldurdum. Sagolsun Ali Cetin'in onculuk ettigi eylem bizim buradaki fiyatlari da dusurdu. Ali Cetin gerizekalisina soyleyecegim tek soz var: "Baba su kampanyaya 258 gun daha devam edersek Turkiye'de benzin fiyatlari sifira iner, sagol ama devamini bekliyoruz. Ayni kampanyayi altin icin falan da yapalim".

Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Regülasyon Nedir    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri

Baris'in bundan 3-5 ay once dedigi gibi kampanya yapalim ve suyun kaynama noktasini 70'e indirelim, boylece muthis enerji tasarrufu yapmis oluruz. Bir gun cay icmeyelim, su kaynatmayalim, karsiligini fazlasiyla aliriz!!! Read More!

Bir "Az Gittik Uz Gittik" Hikayesi

Haberlerde gormussunuzdur belki, Turkiye'nin uluslararasi toplam milli gelir siralamasinda (cari kurlar ile) 19. siradan 20. siraya geriledigini.

Ben, size biraz daha uzun vadeli bir aci ile bu haberi duyurayim dedim. Uzun vade ile kastettigim bir seneden biraz daha fazlasi olacak.

Once iyi haber:

Sekil 1: Turkiye'nin milli gelir buyuklugu ile dunyadaki yeri
(satin alma gucu paritesi)


Sonra kotu haber:

Sekil 2: Turkiye'nin kisi basina milli gelir buyuklugu ile dunyadaki yeri (satin alma gucu paritesi)


Ve en son cirkin haber:

Sekil 3: Turkiye ve uc ulke grubunun kiyaslamasi
Kisi basina milli gelir buyuklugune gore (satin alma gucu paritesi) Turkiye=100


Gelismis ulkeler: Amerika, Fransa, Ingiltere, Almanya, Ispanya
Gelisen ulkeler: Ispanya, Yunanistan, Portekiz
Gelismekte olan ulkeler: Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Romanya

Benim hesaplarima gore, eger son 27 senenin trendi korunursa, ucuncu gruba 43 sene, ikinci gruba 89 sene, ilk gruba ise 125 sene icinde yetisecegiz.

Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Regülasyon Nedir    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri

Kaynak: IMF, World Economic Outlook Database Read More!

Kayip, araniyor: 1 trilyon dolar

Bugun gazeteleri gozden gecirirken beynimden vurulmusa dondum. Turkiye’nin toplam borcu 1.25 trilyon dolara cikmisti:

Türkiye'nin son 26 yılından veriler...
- Türkiye, 1980-2006 arasında 1 trilyon 880 milyar dolardan fazla bir kaynak elde etti.
Bu kaynağın 1.25 trilyon dolardan fazlası iç ve dış borçlanma ile elde edildi... (Yigit Bulut, Radikal)
Borc verilerine bir de ben bakayim dedim: kamunun toplam borc stoku 245 milyar dolar imis (2006 Temmuz itibari ile).

Peki o zaman 1 trilyon dolar borclanma nereye gitmisti?

Yaziyi bastan bir kez daha okuyayim dedim.

Türkiye'nin son 26 yılından veriler...
- Türkiye, 1980-2006 arasında 1 trilyon 880 milyar dolardan fazla bir kaynak elde etti.
Bu kaynağın 1.25 trilyon dolardan fazlası iç ve dış borçlanma ile elde edildi...
- 1980-2006 arasında vergiden elde edilen kaynaklar, borçlanma ile elde edilen kaynakların yarısından az olarak gerçekleşti...
Once kafam toplam yaratilan kaynak olarak verilen 1 trilyon 880 milyar rakamina gitti. Ulkenin 1980-2006 arasi yaratilan kaynak (yani milli gelir) 4 trilyon idi. Kaybolan sadece 1 trilyon dolarlik borclanma degil ayni zamanda 2.1 trilyonluk kaynakmis. Durum gitgide dedektiflik filmlerine donusuyordu.

Sonra farkina vardim, yazar Yigit Bulut. Muhakkak, Turkiye ile kastettigi kamu kesimidir, Turkiye'nin yarattigi kaynaktan bahsederken aslinda devletin yarattigi (daha dogrusu topladigi) gelirleri kastediyordur dedim kendi kendime.

Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Regülasyon Nedir    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri

Hesapladim, toplanan gelirler 1980-2006 doneminde 0.83 trilyon dolarmis. Borclanma ile saglanan kaynak ise 0.23 trilyon. Ikisinin toplami 1.06 trilyon ediyor, 1..88 degil. Olsun, dedim, kose yazisi bu, kimse verilen rakamlari dogru olmakla suclayamaz.

Ayni donemde toplam butce giderleri 1.08 trilyon dolar olmus. Bu rakam demin buldugumuz gelir ve borclanmanin toplamina hemen hemen esit. Zaten oyle de olmasi gerekir. Devlet, yaptigi harcamayi ya vergi gelirleri ile finanse edecek (%80’i buradan gelmis) ya da borclanma ile (%20’si de buradan). Borclanma ile saglanan kaynak, vergi gelirlerinin 2 kati degilmis, aslinda dortte biri imis. Olsun, dostlar arasinda trilyonun lafi mi olur?

Hala cozemedigim, 1 trilyon dolar borclanma neden hesaplarda borc olarak gozukmuyor? Birilerine cok fena kazik atmisiz. Shhhh...Aman caktirmayin! Read More!

Gazetelerden sectiklerim

Ekonomiyle ilgili veriler açıklandı. Türkiye ekonomisi büyüyor! Ama aynı anda yurdun dört bir yanından feryatlar yükseliyor: " Ne büyümesi? Bizim büyüdüğümüz filan yok. Tersine geçinemiyoruz. " Eskiden (mesela 50'lerde, 60'larda) ülke ekonomisi büyürken, her kesim az çok bundan nasiplenirdi. Evet, o zamanlarda da hararetli bir biçimde gelir dağılımının bozuk olduğu söylenirdi ama yine de kalkınmanın, gelişmenin birimi ulusal ekonomiydi. (Emre Akoz, Sabah)
Emre Akoz’u tanimam. Ama resminden en fazla 50sinde gibi gozukuyor. Buna ragmen 50 ve 60li yillar hakkinda cok isabetli kisisel gozlemlerde bulunmus. Kendisini tebrik ediyorum.

Kars'ta "Osmanlı'nın yaptığı han, hamam, konak, cami" ayakta. Ruslar'ın yaptığı "kilise, askeri karargah, ev" de ayakta. Ama Cumhuriyet döneminde yapılan pek çok yapı "dökülüyor." Kars'ın ortasından akan Kars Çayı'nın üstünde, Osmanlı'nın yaptığı "taş köprü" hala sapasağlam. Ama aynı çayın üstünde "20 yıl önce yapılan köprü" yıkılmış. Belediye "yenisini" yapmış. (Yavuz Donat, Sabah)

Swap Nedir    Deflasyon Nedir    Bono Nedir?    Reeskont Nedir    Ekonomi Nedir    Enflasyon Nedir

Yoruma gerek var mi?

Bankaların en önemli kaynağı olan mevduatlarda ortalama vade üç ayken, konut kredilerinde vadeler on yıl ve ötesine uzadı. Bazı bankalarımız vade uyumsuzluğunu benzer vadelerde kredi bularak idare ederken, bazı bankalarımız korkutucu boyutlarda vade uyumsuzlukları ile yaşamak zorunda kaldılar. (Ercan Kumcu, Hurriyet)
Benim anlamadigim nokta su: Uc ay mevduat alinca en fazla 3 aylik konut kredisi mi verilebilir? 30 yil vadeli kredi acmak icin 30 yillik mevduat yatiracak bir musteri mi bulmak gerekir? Bati’da da mevduat vadesi bir seneden azdir (tahminim). Ama bu isin icinden turev piyasalarina kullanip cikiyorlar. Mesele acaba vade uyumsuzlugu mu yoksa bu tur araclarin biz de kullanil(a)mamasi mi?

Petrol fiyatları yükselirken likidite boldu ve Türk Lirası değer kazanıyordu, bu sayede enflasyon ve faizler gerileyebildi. Bugün petrol geriliyor, ancak Türk Lirası'nın durumu belirsiz ve böyle olmaya devam edecek gibi görünüyor. Petroldeki belirsizliğin sermaye hareketlerini daraltması ve Türk Lirası'nın değer kaybına sebep olması ise kimsenin düşünmek bile istemediği bir durum olmaya devam ediyor. (Uğur Civelek, Radikal)
Kardesim ne talihsiz ulkeyiz biz boyle? Petrol fiyati yukselir, kriz tehlikesiyle karsilasiriz. Petrol fiyati duser, yine krize toslariz. Acaba hangi senaryoda iyimser olma hakkimiz olacak? Ben makro ekonomiden anlamam. O yuzden petrolun fiyati, neden sermayenin kime ait oldugunu degil de global sermayenin miktarini degistiriyor, benim aklim ermez. Su sozlerdeki hikmete ise hic aklim ermez:

Yönü ne olursa olsun petrol fiyatındaki dalgalanma, gelişmiş Batı ekonomileriyle diğer sanayileşmekte olan ülkeleri farklı yönde etkiliyor. İlki riskini asgariye indirerek gelecekteki maliyetlerinin yüksek kalmaya devam etmesi yönünde hareket ederken, diğerleri piyasa payını büyütmek adına yeni maliyetlere göre fiyat kırarak fırsatçı bir tavır sergiliyor.
Read More!

Ithalat milli geliri arttirir mi? - 3

Ayvaz Özel, Ithalat milli geliri arttirir mi? - 2 yazimizla ilgili cok guzel yorumlarda bulunmus. Gozunuzden kacmasin diye asagida bir kez daha yayinlama geregi hissettim.

İnsanoğlu, mekantilizmin bir bela olduğunu henüz tam olarak kavrayamadı.Elbette değerli birçok filozofun o dönemlerdeki güçlü eleştirileriyle merkantilizm eskisi kadar güçlü değil ama dünyanın mevcut düzenini neo-merkantilizm ekseninde görüyorum.Bugün güçlü gümrük duvarlarından belki çok sözedemiyoruz ancak birçok ara başlık altında (bkz. altın yorumları) (örn: damping, sübvansiyon mazaretleri, bürokratik engeller vs...) merkantilizmin sinsi bir şekilde devam ettiğini görebiliyoruz.

Bunun zıhni arkaplanında ; "ithalatın herzaman kötü, ihracatın ise herzaman iyi olduğu" gibi kıymeti kendinden menkul korumacı öğreti yatar.

Medyada köelerindeki yazarlarımıza baktığımızda da bu öğretinin peşinden giden birçok kalem görebiliriz.Serbest ticaretin engellenmesi nedeniyle yaşanan birçok acı tarihi tecrübeden nasibini almamış (tahminen okumadıklarından) olan bu zatların yaptıkları en büyük hatalardan biri, iharacat fazlasının hayat standartları ile doğrudan hiçbir ilişkisi olmadığını birtürlü kavrayamamaları, sadece bir gelir-gider bilançosundan ibaret olduğunu idrak edememeleridir.

Swap Nedir    Deflasyon Nedir    Bono Nedir?    Reeskont Nedir    Ekonomi Nedir    Enflasyon Nedir

Merkantilist düşüncenin özü çok satıp az satın almadır.Halbuki suni müdahalelerle (kota, tarife vs...) oluşturulan bu geçici durum hiçde istikrarlı bir şekilde ihracat eğrisini arttırmayı ilelebet sürdürmenizi sağlamaz.Zira Türkiye'de ithalata engel koymanız, iç piyasada fiyatları yükseltir ve iç piyasa, yerel firmalar açısından daha cazip bir hale gelir.Bu tür varsayımlarda, finansal yönden ülke parasının yine suni bir şekilde değerlenmesin yaratacağı başka ilginç sorunlar bir yana, dış dünya ile rekabet edilmesinin bir nevi yasaklanması, bizim hangi ürünlerde daha verimli olacağımızı, hangi sektörleri terketme gereksinimizin olduğunu, devlet eliyle bozulan 'fiyat sinyalleri' sayesinde bilebilmemizi olanaksız kılar.Bu tıpkı, Galatasaray'ın, Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın Avrupa kupalarından yoksun Türkiye liglerinde hüküm sürmesi ile uzun vadede yaşanacak rekabet eksikliğinden oynadıkları futbolun ve kadronun kalitesinin düşeceği gerçeğini kabul etmek kadar aşikardır.

İthalat elbette, kısa vadede toplam üretimi, ülke sınırları dışındaki firmaları yerel firmalarınız aleyhine tercih ettiğiniz için düşürecektir.Fakat ithalatın kısa vadedeki yarattığı dengesizliklerin uzun vadede hem refah artışına yol vereceği hemde üretimi daha sağlıklı bir şekilde artıracağı da iktisadi literatürde önemli bir yer kaplar.İthalat sayesinde vatandaşların tasarruf edecekleri gelirler, ekonomik aktivitenin daha sağlıklı bir üretim tarzına dönüştürülmesine yardımcı olacaktır.
Read More!

Ithalat milli geliri arttirir mi? - 2

Saygideger ekonomist kose yazari buyuklerimiz ile birlikte merkantilizmin cicekli bahcelerinde nese icinde kosusurken, gurultumuz David Ricardo'yu kizdirmis olacak (kendisi ulkemizde Ayvaz Özel olarak da bilinir :) ) guzelce bir azar isittik.

Bunun uzerine, ithalatin nasil milli geliri arttiramayacagini bir onceki yazimda uzun uzun anlattiktan sonra, simdi de ithalatin milli geliri nasil arttiracagini anlatalim dedim.

En son nerede kalmistik? Daha once 50 birime iceriden aldigi aramali isleyip 100 birime satan sanayici, ithalatcinin getirdigi ucuz aramalini kullanarak maliyetini 50'den 20'ye dusurmus, boylece ettigi kar 50'den 80'e cikarmisti. Tabii bu arada gariban aramal ureticisi iflas etmis ve toplam milli gelir 100'den 80'e inmisti.

Hisse Yorumları  Marjinal Nedir  Fiyat Kazanç Oranı Nedir?  Fraktal Nedir  Borsa Nasıl Oynanır

Diyelim ki bizim aramali ureticisi bunun uzerine gitti ithalatcidan 20 birimlik aramali da kendine aldi. Sonra bir imalat tezgahi da kendisi acti. Ithal mali isledi, 100 birim haline getirip satti. Diyeceksiniz niye daha once yapmamisti bunu? Cunku onceden yaptigi kar ile sanayi da yapilan kar ayniydi. Ithalat, sanayinin verimliligini arttirdi. Ulke kaynaklarinin aramali uretiminden islenmis mal uretimine kaymasini sagladi.

Toplam uretim = Sanayi uretimi = (100-20) + (100-20) = 160
Toplam tuketim = Tuketim - Ithalat = (100+100) - (20+20) = 200 - 40 =160

Bakin, simdi de ithalat milli geliri arttiriverdi. Ben sadece bir ornek gosterdim, bir cok ornek daha verilebilir. Mesela azalan maliyetler, sanayicinin optimum uretim noktasini arttirir, daha cok uretim yapmasina imkan verir. Kapasitesini arttirir. Kaynaklar, verimli sektorlere kayar.

Simdi bu olaya iki turlu bakabilirsiniz:

1. "Ithalat sayesinde verimlilik yukseldi, daha once yap(a)mayacagimiz uretimi yapmaya basladik, toplam uretimimiz artti."
2. "Alcak ithalatci! Senin 40 birimlik ithalatin olmasa, milli gelirimiz 200 olurdu."

Sozun ozu su. Bir ulkenin uretimi (milli geliri) yaptigi ithalatin bir sonucu olarak artmaz. Siz tutup da "Türkiye ithal ettiği ticarete konu mallar ile bir ekonomik aktivite yaratıyor ve büyümesini bu yolla sağlıyor." derseniz Y=C+I+G+(X-M) denkleminde ithalatin onundeki eksinin anlamini sorarlar insana. Ithal urunler, ticareti ne kadar canlandirirsa canlandirsin, ne kadar ithalat vergisine sebep olursa olsun (buyumenin, ithalat vergisi sayesinde oldugunu yazan gazeteciler bile okumusumdur!), ithalatin kendisi ulkenin kaynaklarini ve sonunda milli geliri azaltir.

Ama uretim, ithalatin sebep oldugu zincirleme etkiler ile (rekabetin artmasi, kaynaklarin daha verimli alanlara kaymasi, vs) artabilir. Yukaridaki ornekte aramali ithali uretimi arttirmadi (hatta ilk etapta azaltti). Uretimi arttiran, kaynaklarin daha verimli alanlara kayarak ulkenin uretim potansiyelini yukseltmesi oldu.

Ithalatin artmasi, ulkeye zararli mi oldu yararli mi oldu anlamak icin basta sanayi uretimi olmak uzere milli gelire bakin. Bunlar azalmis ise ithalat-verimlilik bagi kopmustur, gorunmez elin elini tutanlar vardir (ulkenin ekonomik, ticari, hukuki altyapisi kaynaklarin verimli kullanilmasina izin vermiyordur). Yok azalmayip, 5 seneden beri yuksek bir buyume hizi saglanmis ise gorunmez el is basindadir.

Not 1: Bir kac ay once su www.hisse.net sitesindeki forumda bu konuda ilginc bir tartisma olmustu.

Not 2: Wikipedia'da Ricardo'nun kiyaslamali rekabet (comparative advantage) teorisi uzerine ilginc bir anekdot vardi:
Stanislaw Ulam once challenged Nobel laureate Paul Samuelson to name one theory in all of the social sciences which is both true and nontrivial. Several years later, Samuelson responded with David Ricardo's theory of comparative advantage:

"That it is logically true need not be argued before a mathematician; that it is not trivial is attested by the thousands of important and intelligent men who have never been able to grasp the doctrine for themselves or to believe it after it was explained to them." — Paul Samuelson
Read More!

Ihracata Bir Uzman Bakisi

Sevgili TEPAV calisanlari,

Yaa kardesim ne diye boyle gereksiz islerle ugrasiyorsunuz. Yuksek faiz, dusuk kur de gec. Kime ne yukselen yildizlardan, dusen elmalardan?

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı







Kaynak:
Recent Developments in the Turkish Economy
Tepav Direktör Güven Sak, Eylül 08 2006 Read More!

Ithalat milli geliri arttirir mi?

Efendim merhabalar,

Ismim Tuğrul Gürgür. Bugun Ekonomi Turk camiasina katildim. Onceki yazilarima buradan ulasabilirsiniz.

Makro ekonomi benim uzmanlik alanim degildir. Doktora programlarinin ilk senesinin sonunda, diger bir cok dalda oldugu gibi, branslasmaya gidilir. Ben, kendi alanlarimi kamu ekonomisi (public economics) ve ekonomik kalkinma (developmental economics) olarak sectim.

Insan simdi geriye baktigi zaman verdigi kararlari sorguluyor. Keske makro okusaydim diyorum. Belki o zaman nasil olup da Turkiye’nin son dort senedir ithalata dayali buyudugunu anlardim. Biz zannederdik ki milli gelir denkleminde Y = C + I + G + (X-M) ithalat (M) eksi olarak etki eder. Herhalde durumun oyle olmadigi sonraki senelerde ogretildi. Ben maalesef kacirdim onlari.

Ogrenmenin yasi yoktur derler. Simdi basit bir tane model kurup ithalat ile ekonomik buyume arasindaki iliskiyi anlamaya calisalim.

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı

Modelimiz iki sektorden ve bir tuketim maddesinden olussun: tarim ve sanayi. Simdilik kapali, dis dunya ile ticarete girmeyen bir ekonomi varsayalim (bizim ekonomistlerin utopyasi yani).

Tarim sektoru hic bir girdi kullanmadan 50 birimlik uretim yapiyor ve bunu sanayiye satiyor. O da isleyip 100 birim haline getiriyor. Stok yok, devlet harcamasi yok, yatirim yok.

Milli gelire uretim hesabindan bakarsak (katma deger ifadesi ile):
Tarim = 50 – 0 =50, Sanayi = 100 – 50 = 50.
Toplam Uretim = Tarim + Sanayi = 50 + 50 =100

Tuketim hesabindan bakarsak:
Tuketim = Ozel tuketim = 100.

Simdi diyelim ki bir vatan haini, kam emici yaratik (diger degisle ithalatci) bu ara malini disaridan 20 birime ithal edip sanayiciye satti. Milli gelir ne sekilde degisir?

Uretim hesabindan:
Tarim = 0, Sanayi: 100 – 20 = 80.
Toplam uretim: Tarim + Sanayi = 0+80 = 80

Tuketim hesabindan:
Ozel tuketim = 100, Ithalat-= 20
Toplam tuketim = Ozel tuketim -ithalat = 100 – 20 = 80

Yaptigim hesaplara gore 80 rakami 100 rakamindan kucuktur. Bir kez daha kontrol ediyorum… evet, kucuk. Ithalat, milli geliri azaltmis

Bu noktada dikkatli okuyucular “A-ha!” diyeceklerdir. “Ithalatcinin elde ettigi kari, devletin alacagi ithalat vergisini hesaba katmadin tabii. Seni hinzir seni.”

Basimizi utanc icinde one egerek, bu sektorleri de modelimize ekleyelim.

Diyelim ki tuccar disaridan 20 birime buldugu malin uzerine 10 birim kar koydu. Devlet de 10 birim ithalat vergisi aldi (gercekci olmayan bir varsayim yapip devletin bu parayi findik ureticilerine subvansiyon olarak verdigini dusunelim. O yuzden devletin harcamasi sifir) . Sanayiciye maliyeti 40 birim haline geldi.

Simdi milli gelir hesabi nasil olacak?

Toplam uretim:
Tarim= 0, Sanayi = 100 – 40 =60, Ticaret = 10, Ithalat Vergisi= 10
Toplam uretim = tarim + sanayi + ticaret + ithalat vergisi = 0 + 60 + 10 + 10 = 80

Toplam tuketim:
Ozel tuketim = 100, ithalat = 20
Toplam tuketim: Ozel tuketim + ithalat = 100 – 20 =80

Bir sey degismedi. Daha dogrusu ithalatcinin karini ve ithal vergisini koydugumuzda degisen sanayicinin elde ettigi kar oluyor. 80'den 60'a indi (burada uretim ile gelir arasinda basitlestirme yapiyorum, uzatmamak icin).

Neden oyle peki?

Cunku bir ekonomide uretim, gelir ve tuketim arasinda uclu bir denge vardir. Seviyeleri ayni olan uc ayri havuz dusunun. Havuzun miktari, ayni anda, hem toplam uretimi, hem uretimin yarattigi toplam geliri, hem de gelirin sebep oldugu toplam tuketimi verir. Bunlar birbirine denktir.

Eger bir ekonomi ithalatini bir birim arttirirsa, tuketim hesabinda, bir birimlik kaynak disariya akmis demektir. Bu bir birimlik ithalat baskasinin geliri olmustur. Iceride ise birilerinin geliri bir birim azalmistir.

Soyle de diyebilirim. Bu bir birimlik ithalat ile baskasinin urettigi mali tukettiniz. Iceride tuketilen miktar bir birim azalacaktir. O zaman uretici bir birim az uretim yapar ve sonunda bir birim az gelir yaratilir.

Biliyorum kulaga hos geliyor: doviz ucuzladi, sicak para akti, ithalat tuketimi cildirdi, iceride ucuz ithal mal bollasti, milli gelir artmis gibi gozuktu, aslinda bu bir balondur, buyume ithalattan meydana gelmistir, vs. vs. Benim de astronomi konusunda ilginc teorilerim vardir. Mesela, aslinda gunesin dunya etrafinda dondugu falan. Gozlemlerim bu teoriyi de dogruluyor aslinda. Her sabah gunesin dogudan dogup batiya dogru hareket etmedigini kim inkar edebilir?

Bilim adamlari ne derse desin ben dogrusunu biliyorum.

Devam edecegim. Read More!

Turk Futbolu ve Digiturk

Gecen hafta digiturk tarafindan internet uzerinden pazarlanan LigTV'ye bir aylik uye oldum. Daha onceki senelerde turkishsoccer.tv ve ipworldtv siteleri tarafindan $30'a satilan bu hizmeti Digiturk'ten $15.95'e satin aldim. Goruntu kalitesi gayet iyi ancak seyrettigim maclarin kalitesini hic begenmedim. Once taraftari oldugum Galatasaray'dan baslayalim: Denizlispor ile sanki mahalle maci oynadilar, onceki iki sene oldukca iyi olan defans cok kotu idi. Yildiz futbolcu diye bahsedilen Arda yeni transfer Inamoto'nun isabetli attigi uzun paslari ayaginda ezmesini gayet iyi beceren ikinci sinif futbolcu huvviyetinde idi. Gorunen o ki basinin iki hafta sisirmesiyle 19 yasindaki cocuk kendini Ronaldinho sanmaya baslamis. Takimin geri kalan kismi da gayet kotuydu. Neticede Galatasaray'dan bu sene bir sey beklemeyin derim, ancak diger takimlar daha kotu olursa bir yerlere gelebilirler. Bordeaux macindan alinan 1 puan bence buyuk basari, nedense Turk milleti bunu buyuk basarisizlik olarak goruyor ve teknik direktor Gerets'in gonderilecegini dusunuyor. Galatasaray grubunda ucuncu olup UEFA kupasina katilabilirse bence buyuk basari ve bu durumda futbolculara prim dagitilmasi gerekir.

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı

Ikinci olarak Fenerbahce'den bahsedelim. Cok futbolculari degisti ama 3 senedir devam eden defans problemleri hala cozulememis. Turkiye'de zaten oyle cok ahim sahim bir defansa ihtiyaciniz yok, ozellikle hucum gucunuz cok fazla ise. Bence Fenerbahce bu senenin sampiyonu olur, iyi oldugundan degil, kotunun iyisi oldugundan. Avrupa'da cok birsey beklemeyin, adi sani duyulmamis takimlari eleyebilir ama biraz disli bir takimla karsilasirsa hemen elenecektir. UEFA kupasinda ceyrek finale cikmayi becerebilirse tum futbolculara devlet madalyasi verilmeli diye dusunuyorum.

Besiktas cok oyuncu almis ama defanslari Fenerbahceden bile daha zayif. Gol atmasini biraz bilen futbolculara karsi oynasalar Trabzon'dan en az 5 yerlerdi. Trabzon da oyle iyi bir takim degil. Kimse dogru durust futbol oynamasini beceremiyor. Iki takim da UEFA kupasindan erken eleneceklerdir.

Turk futbolunun yetistirdigi en iyi futbolcular bu takimlarda olduklarindan milli takimdan da cok bir sey beklenmemesi gerektigini dusunuyorum. Su an mucadele ettigimiz Avrupa Sampiyonasi elemelerini gecebilecegimizi dusunmuyorum.

Kendi gozlerimle maclari izlemesem gazetelerin doldurusuna gelip Turkiye'de futbolun yuksek bir seviyede oynandigini dusunmeye baslayacagim. Yok Galatasaray kolay kura cekmis de, yok Fenerbahce UEFA'da finali hedefliyormus da. Adamlar ekonomiden anlamadiklari gibi futboldan da anlamiyorlar. Nedense basin ekonominin gidisi hakkinda karamsar, futbolun gidisi konusunda ise iyimser. Biz ise gordugumuzu soyluyoruz ve durum basinin yazdiginin tam tersi gibi gorunuyor. Allahtan futbolda skor denen bir kavram var, subjektif bir oyun olsa (boks veya jimnastik gibi mesela) her mactan sonra hakemler hakkimizi yedi diye manset gecerlerdi.

Futbol yazarlari icin ise tek bir sozum var: snake oil salesmen. Read More!

Yeni Blog: Iktisat Yazilari

Blogumuzun mudavimlerinden Tugrul Gurgur kendi blogunu acmis, cok saglam analizler yapiyor. Turkiye'deki ekonomi yazarlarinin yazdiklarindan cok daha kaliteli yazilari var. Kendisini bizim blogda yazi yazmaya davet ediyorum, gelmek istemezse yazilarina buradan ulasabilirsiniz.

Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası
Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir
Iktisat nedir
Nükleer Kirlilik
Nükleer Santraller
Nükleer Enerjinin Zararları
Gönüllü Çevreci Kuruluşlar
Borsa Yorumları
Altın Yorumları Read More!

Bilesik Faiz

Bilesik faiz ve tasarruf uzerine daha once burada bir cok yazi yazdik. Aksam gazetesi yazarlarindan Saruhan Ozel de bu konuda bir yazi yazmis, kendisini yazar olarak begenmesek de bu yazisi okunmaya deger diye dusunuyoruz.

Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası
Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir
Iktisat nedir
Nükleer Kirlilik
Nükleer Santraller
Nükleer Enerjinin Zararları
Gönüllü Çevreci Kuruluşlar
Borsa Yorumları
Altın Yorumları Read More!

Ak Koyun Kara Koyun

Bugun ikinci ceyrek buyume rakamlari aciklandi. Hesaplasma zamani geldi. Oncelikle 21 Mayis tarihinde Asaf Savas Akad'in yazisina karsilik yazdigimiz yaziyla baslayalim. Bundan 3.5 ay once Akad ekonomide sert bir inis bekledigini belirten bir yazi yazmisti. Bilmeyenler icin sert inisin ekonomide ciddi bir resesyon anlamina geldigini belirtelim, Turkiye icin 1999 ve 2001 krizleri sert bir inistir mesela. Hatirlarsaniz Mayis ayinda piyasalarda kan govdeyi goturuyor, herkes cikis kapisina hucum ediyordu. Asaf Savas Akad da kan kokusunu aldigindan olsa gerek, 2005 yilinda yaptigi gibi 2006 yilinda da ekonomik kuculme bekledigini dunya aleme kosesinden ilan etmis.

Biz de bu yaziyi okuduktan sonra ekonomide 2006 yilinda olabilecek en kotu sonucun en azindan %4'luk bir buyume oldugu tahminini yaptik. Normalde 2006 icin buyume beklentimizin ise %6-7 civarinda oldugunu soyledik.

VOB nedir?     Taksi Şöförü   A Tipi Yatırım Fonu Nedir?   Olasılık nedir?   Dışsallık Nedir

Bu yazidan 1 ay sonra ilk ceyrek buyume rakamlari aciklandi ve rakamlar benim beklentilerimin altinda ve piyasanin beklentilerinin uzerinde cikti. O donemdeki yuksek faizleri ve yuksek doviz kurunu da goz onune alarak ikinci ceyrek icin %5.5'lik bir buyume tahmininde bulundum.

Bugun ikinci ceyrek buyume rakamlari aciklandi. GSYIH ikinci ceyrekte %7.5 buyumus. Ba ba ba ba ba ba ba ba!!! Adamin suratina samar gibi carpan rakamlar bunlar. Faizlerin artmasi bile Turkiye'nin buyumesini frenleyememis. Demek ki doviz kurundaki artis bizim urettigimiz urunleri daha rekabetci hale getirmis ve sanayi uretimine yaramis. Ben faizlerdeki artisin ekonomiyi biraz olsun yavaslatacagini dusundugum icin ikinci ceyrek icin yaptigim buyume tahmini biraz muhafazakar kalmis. Asaf Savas Akad'in yaptigi tahmin icin ise fazla bir yorumda bulunmak istemiyorum. Soylenebilecek tek soz "Yine yanlissiniz Bay Yanlis"

Yeri gelmisken ekonomi gazetecilerine de hakettikleri lafi soylemek istiyorum. Butun sene boyunca felaket haberleri verip milletin uykusunu kaciriyor, adamlari tedirgin ediyorsunuz. Dunyadaki en buyuk buyume rakamlarindan biri her uc ayda bir aciklandikca nasil hissediyorsunuz? Bu "Turk Milli Takimi cok kotu, kesin 5 yiyecekler" diye haber yaptiktan sonra Milli takimin dunya ucuncusu olup gelmesi gibi birsey. Allah sizi davul etsin, baska birsey demiyorum.

Son olarak genclere bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Hayatta basarili olmanin en kestirme yollarindan bir tanesi kendinizi pazarlamasini bilmeniz. Teknik bilginiz cok derin olmasa bile iki kelimeyi bir araya getirmesini biliyorsaniz, kartlarinizi da iyi oynarsaniz dunyanin en bilgili adamlarindan bile daha basarili olursunuz. O yuzden kafanizi kitaplara cok fazla gommeyin, yaz aylarinda deniz kenarina tatile gideceginize satis ve pazarlama yeteneklerinizi gelistirebileceginiz islerde (cok para kazanamasiniz bile) calisin. Bakin Salih Neftci ve Asaf Savas Akad oyle ustun satis yetenegine sahip olmasalar bile cok basarili insanlar. Haa, bu kisiler biraz daha bilgili olsalar (piyasa tahminleri tutsa mesela) ve biraz daha ustun satis yetenegine sahip olsalar her sene milyonlarca dolar para kazanabilirlerdi. Yine de ortalama Turk vatandaslarina kiyasla cok basarililar. Read More!

Kabahat Kimde?

Bugun soyle bir email mesaji aldim:

10 EYLÜL 2006 PAZAR GÜNÜ>>>>>>>>BENZIN ALMAYIN>>>>>>>>Istasyonlar sinek avlayacak>>>>Dünyanin en pahali akaryakiti Türkiye'de. Yanibasimizdaki ülkelerden aldigimiz petrol, sinirimizdan içeri girdigi anda ates pahasi oluyor. Bunun nedeni devletin akaryakittan aldigi yüksek vergi. Yakit ücreti olarak ödedigimiz paranin yüzde 60'ini vergi olarak devlet tahsil ediyor;Türk halki yillardir tasidigi bu agir yükten artik kurtulmak istiyor. 10 Eylül'deki eylemin nedeni de bu. Akaryakittan alinan verginin düsürülmesi için Tüketici Dernekleri Federasyonu, "bir günlük benzin almama" eylemi baþlatti.>>>>LÜTFEN, SIZLER DE DUYARLI DAVRANIP 10 EYLÜL 2006 PAZAR GÜNÜ BENZIN ALMAYIN, ALDIRTMAYIN !...

Bu mesaji gordugumde agzimdan ilk cikan kelimeler "Gerizekali bunlar" oldu. Niye aciklayayim?

Turkiye'deki kosebaslarini tutmus kisilerin eskiden art niyetli olduklarini dusunurdum, simdi ise gerizekali olduklarina kanaat getirdim. Adamlar dunyada gerceklesen her bir olayin birbirinden tamamen bagimsiz oldugunu dusunuyorlar. Burada da ayni durum soz konusu. Dun "findikcilara verilen 4 YTL'lik ucret cok az, adamlarin maliyetini karsilamaz" diyenler bugun "benzin vergilerden dolayi cok pahali, eylem yapalim" diyor. Allahin salagi findikcilara verilecek paralarin nereden geldigini zannediyorsun? Her dara dusen devletin kapisini caldikca, politik baskilardan dolayi devlet de millete sus payi dagittikca benzinden vs. alinan vergiler de artacaktir.

Vergilerin azalmasini istiyorsaniz eylem yapmaniza gerek yok. Yapmaniz gerekenler:
- Devletten bedava saglik hizmeti beklemeyeceksiniz.
- 20-25 sene calisip "eh artik, benim de emekli olmam lazim" demeyeceksiniz.
- Tavukcular, kartzedeleri, dovizzedeler, offshorezedeler, insaatcilar, tekstilciler, vs. vs. basiniz dara dustugunde devletin kapisini calmayacaksiniz.
- Alisveris yaptiginizda fisinizi alacaksiniz, vergi kacirani ihbar edeceksiniz. Fis almazsam bunun fiyati kaca olur demeyeceksiniz.
- Kacak benzin almayacaksiniz, satmayacaksiniz.
- Piyasanin serbestlesmesinin onunu tikamayacaksiniz.
- Devletin bir an evvel borclarini kapatip faiz masraflarini azaltmasi icin ozellestirmelere karsi cikmayacaksiniz.
- Devlet sizden topladigi vergilerle hovardaliklar yapmaya kalkisirsa gurultu cikaracaksiniz.
- Devletten okul, hastane, fabrika istemeyeceksiniz.
- Hazine arazisine gecekondu koydurmayacak, evinizin degerini dusuk gosterip emlak vergisinden kacmayacaksiniz.
- Mercedes'e binip asgari ucretin altinda gelir beyan etmeyeceksiniz. Kayitdisi calisani calistirani dogduguna pisman edeceksiniz.
- Bol keseden atan, populist politikacilara oy vermeyeceksiniz.

Listeyi daha uzatmak mumkun. Maalesef yukarida soylediklerimiz cogunluk tarafindan es geciliyor. Neticede hukumet de harcamalarini karsilayacak gelirleri alabildigi yerlerden aliyor. Araba satin alirken iki araba parasi, bir litre benzin satin alirken 2.5 litre benzin parasi veriyorsunuz. Kayitici calisiyorsaniz ucretinizin buyuk bir kismi vergi olarak kesiliyor. Anlayacaginiz devlet aciz, yakalayabildigi her yerde vergi kesiyor. Haa, diyelim ki cok buyuk gurultu kopardiniz, ve benzinin uzerindeki vergileri azaltmayi basardiniz. Bu sefer de devlet benzinden kaynaklanan vergi kaybini baska bir taraftan cikarmaya calisacaktir. Bu isler boyle.

Ama Turkiye cahiller, amigolar ulkesi. Bilenden cok bilmeyenlerin konustugu, gundem olusturdugu bir ulke. Kabahat amigolarda degil ama, amigolari dinleyen onlarin pesinden giden cemaatde.

Hizli buyume ve zenginlesme gizemli bir olay degil. Altyapiya (yasal altyapi, enerji, yol, liman, vs.), insana ve teknolojiye bugun yatirim yapan yarin kazanan olacaktir. Haa, bugun kazandiklarimizi yatirmayalim ve tuketelim (saglik ve sosyal guvenlik harcamalari, subvansiyonlar, destekler, vs.) diyenler ise bunun bedelini yarin odeyeceklerdir. Yatirimlarin ve uretimin en etkin oldugu sistem ise serbest piyasa sistemidir. Rekabetin olmadigi, korumaciligin oldugu ortamlarda bedeli toplum oder. Korumacilik derken hem iscinin sendikalar vasitasiyla korunmasindan hem de sermayedarlarin devlet tarafindan olusturulan tekeller vasitasiyla korunmasindan bahsediyoruz.

Yoksulluktan ve yuksek vergilerden sikayetciyseniz hic kusura bakmayin suclu sizsiniz, hepimiziz. Is bilen durust kisileri degil, agzindan bal damlayan fareli koyun kavalcilarini basa getirdigimiz veya tesadufen basa gelen is bilen kisileri ise ilk firsatta yerle bir ettigimiz icin. Read More!

Yasam Kalitesi Nerede Iyi?

Yasam kalitesi nerede daha iyi: Amerika, Avrupa, yoksa Asya'da mi? Bu sorunun cavabi kisiden kisiye degisir, bir cok faktor varacaginiz sonucu etkiler. Salih Neftci luzumsuz bir sekilde bugunku yazisinda kendisi icin yasam kalitesinin Avrupa'da daha yuksek oldugunu belirtmis. Mantigi su: ben Amerika'da kucuk bir kasabada yasasam restoranta gittigimde tad alamam, Amerika'nin buyuk cogunlugu kucuk kasabalardan olustugu icin agirlikli ortalamayi alirsak Avrupa'da yasam kalitesi benim icin daha yuksektir diyor. Baba madem paran var, Amerika'nin kucuk kasabalarinda ne isin var. Parasi olan adamin yasayacagi 3-5 tane yer var, onlarin disindaki yerlerle alakasi olmaz.

Yasam kalitesi nerede daha iyi sorusunu genel anlamda cevaplamak ise kolay. Satin alma paritesine gore ulkeleri siralarsaniz bu sorunun cevabi karsiniza kabaca cikar. Eger biraz daha net cevap almak istiyorsaniz yuksek vergisi olan ulkelere %5-10 herneyse iskonto uygularsiniz.

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı

Bana sorarsaniz ortalama bir vatandas icin yasam kalitesi Amerika'da daha iyidir. Kocaman bahcesi olan 200-300 metrekare bir evde yasarsiniz, kocaman bir iki tane arabaniz olur, dertsiz tasasiz yasarsiniz. Bu tur bir yasama sahip olan insanlarin orani Amerika'da hic bir yerde olmadigi kadar yuksektir. Read More!

Zamlar Nereden Gelecek?

Amerika'da olmanin bir faydasi Turkiye'de olacaklari buradan olanlara bakarak onceden rahatlikla gorebilmemiz. Bugun deginecegimiz konu gelecekte fiyatlari en cok artacak kalemler. Turkiye'de gayrimenkul fiyatlari daha dusuk, ozellikle kucuk sehirlerimizde. Gelecek hem gayrimenkul fiyatlarinda hem de fiyatlara gore goreceli olarak dusuk olan kiralarda onemli artislar ongoruyorum. Yani insanlar kiralar konusunda cok umitli olmasinlar kiralar uzun yillar enflasyonun uzerinde artacaktir.

Ikinci kalem saglik harcamalari. Turkiye'de insanlara verilen saglik hizmetlerinin kalitesi fiyatina gore cok yuksek. Bu sebepten dolayi Turkiye'nin saglik turizmi icin onemli bir merkez haline gelebilecegi seklindeki gorusumuzu daha once belirtmistik. Bunun yaninda zamanla ozel saglik hizmetlerinin basi cekmesiyle saglik hizmetlerinin fiyatlarinda da uzun yillar enflasyonun uzerinde artis bekliyoruz.

Menkul Kıymetler Nedir?  Faşizm nedir?  Özel Üniversiteler  Devlet Üniversiteleri  Türk Bilim Adamı

Ucuncu kalem gida fiyatlari. Turkiye'deki sebze ve meyve fiyatlari diger ulkelere gore cook dusuk. Bunun boyle olmasinin nedenlerinden bir tanesi de Avrupa ulkelerinin ciftcilerini desteklemek bahanesiyle ortaya konan engeller. Ciftcilerimiz ihracat yapamadigi icin bizim piyasamizda arz ve talep dengesizligi olusmakta ve bu gida fiyatlarini dusurmekte. Onumuzdeki yillarda bizim ciftcilik profesyonellestikce gida kalitesi dusecek (hormonlu urunler) ve fiyatlar yukselecektir.

Bunun yaninda sermayeye ve teknolojiye dayanan sanayi urunlerinin fiyatlarinda ise enflasyonun altinda bir fiyat artisi gozlemleyecegiz.

Bu tahminlerimiz gelecek ay veya ondan sonraki ay olusacak fiyat hareketlerini tahmin etmeye yonelik degil, bahsettigimiz zaman sureci bundan sonraki 5-10 senelik zaman dilimini kapsiyor. O yuzden (Salih Neftcini genclere verdigi kotu tavsiyelerin aksine) biz genclere daha faydali olacak bir tavsiye vermek istiyoruz. Meslek seciminizde ya doktor olun, ya da genetik muhendisi. Turkiye'de genetik muhendisi cikarak altyapinin oldugunu zannetmiyorum, gayrimenkul isini ise okulda zor ogrenirsiniz. O yuzden bu analizimizden cikan sonuc annelerimizin ve anneannelerimizin bize yillardir verdigi tavsiyelerle birebir ortusuyor. Doktor olun, yaslandiginda annenize de ucretsiz bakarsiniz.

Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası
Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir
Iktisat nedir
Nükleer Kirlilik
Nükleer Santraller
Nükleer Enerjinin Zararları
Gönüllü Çevreci Kuruluşlar
Borsa Yorumları
Altın Yorumları Read More!