Tutumluluk ve Tasarruf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tutumluluk ve Tasarruf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kişisel Harcamalarınızı Kayıt Altına Alın: Personal Finances Free

Merhabalar, bildiğiniz gibi bu blogda geçmişte tasarruf üzerine çokca yazı yazıldı. Zengin olmanın birinci şartı nereye yatırım yapacağını bilmektir. Yatırım yapmak için ise tasarruf etmek gerekir. Özellikte genç yaşta tasarruf etmek gelecekte rahat etmenizi sağlar. Günde 2 lira 67 kuruş ve daha onemlisi bilesik faiz yardimiyla. 20 yasinizda bir kenara koydugunuz 1000 YTL, senelik %10 getiriyle 40 sene sonra 45259 YTL'ye donusuyor. O yuzden erken para biriktirmek, gec para biriktirmekten cok daha onemli.


Tasarruf yapmanın ilk aşaması ise harcamalarınızı kontrol altına almaktır. Benim size bir program önerim olacak bunun sayesinde;

1)Harcamalarınızın nerelere yapıldığını öğrenebileceksiniz

2)Gelecek ay harcamalarınızın ne durumda olacağını bilebileceksiniz.

3)Gelecek zamanlarda geçmiş harcama kalemlerinizin nelerden oluştuğunu öğrenip, tasarruf etmeye karar verdiğiniz zaman nelerden tasarruf edebileceğinizi çok rahatlıkla belirleyebileceksiniz.


Gelelim programa, ücretsiz olan bu programı, http://www.financessoftware.com/?utm_nooverride=1 sitesinden indirebilirsiniz. Yandaki Download Free linkine tıklıyoruz ve kurulum dosyası bilgisayarımıza kaydediliyor. Programı kurduktan sonra Program ayarları ekranı geliyor. Bu ayarları yaptıktan sonra tamama tıklıyoruz ve sonradan gelen ekranda ise yeni boş bir veritabanı oluştura tıklıyoruz. Veritabanını kaydettikten sonra solda main bizim kasa hesabımız oluyor. Giderleri kaydettikten sonra orada bulunan bakiye bizim cebimizde kalan para olacaktır.


Öncelikle cebinizde kaç para olduğunu girelim. Sağ tıklıyoruz, Add Transaction—Gelir yazan kısımda toplam yazan kısıma cebinizdeki toplam parayı girin. Gördüğünüz gibi main kısmı bakiyedir ve cebinizdeki parayı gösterir. Kasanıza giren her bir parayı az önce gösterdiğim yöntem ile kaydedebilirsiniz. Şimdi gelelim gider kısmına, bir sigara aldığınızı varsayalım bu durumda yine Add Transaction---Gider kısmında toplam yazan yere atıyorum 6,5 tl yazabilirsiniz. Tamama bastığınız zaman ise gider programa kaydedilmiştir, main kısmı cebinizdeki parayı gösterecektir. Ayrıca gider kısmındaki giderler bir grup altına alınabilir mesela ben bu ay sadece sigaraya 140 lira ödemişim, sigarayı azaltmam gerek.


Banka hesabı olan insanlar da var onun için ben şöyle bir yöntem keşfettim, hesaplara tıklıyoruz, ekleye basıyoruz ve banka hesabının adını giriyoruz. Sol tarafta 2 tane hesap oldu. Banka hesabınızdaki parayı ya da banka hesabınıza aktarılan parayı her iki hesaba da ekliyoruz. Banka hesabınızdan para çektiğiniz zaman ise sadece banka hesabına gider olarak kaydediyoruz. Bunu yaptıktan sonra ise Main hesabından banka hesabını çıkarttığımız zaman bize cebimizde kalan bakiyeyi veriyor.


Şöyle bir örnek verelim, cebinizde 100 tl banka hesabınızda 50 tl bulunursa, banka hesabını iki kere kaydettiğimiz için 150-50 bizim bakiyemiz oluyor. Program genel hatlarıyla bu şekilde basit, gösterişsiz ve tasarruf yapmaya yönlendirdiğimiz insanlara tam uyacak şekilde bedava bir program. Kurcalayanlar daha ayrıntılı öğrenebilir.

Read More!

Emeklilik Dönemi Tasarruf Açığı Araştırması

Aviva'nın, Deloitte işbirliğiyle Avrupa’nın 13 ülkesinde gerçekleştirdiği “Emeklilik Dönemi Tasarruf Açığı” araştırması ve Türkiye ülke raporunun sonuçlarını AvivaSA CEO’su Meral Eredenk açıklamış. Araştırmaya göre Türkiye’de 2011 ile 2051 yılları arasında emekli olacak nüfusun, emeklilik dönemi beklentilerini karşılayabilmek için her yıl 91 milyar euro ek tasarruf yapması gerekiyor. Bu da her bireyin yıllık yaklaşık 4800 TL (2 bin 400 euro) ya da ayda 400 TL (200 euro) ek tasarruf yapması anlamına geliyor.

Tabi yukarıdakiler ortalama değerler. Yaş grupları açısından baktığımızda emeklilik yaşına yakın bir bireyin yılda 6400 TL (3 bin 200 Euro) ek tasarruf yapması gerekirken, 20 yaş grubundaki bir bireyin 1000 TL (500 Euro) ek tasarruf yapmasının yeterli olacağı göze çarpıyor. 

Bu durumda 20'li yaşlarında birinin ayda 80 TL civarında bir birikim yapması yeterli gibi görünüyor. Ama bence bu, daha önce  Tasarruf Yöntemleri ve Bireysel Tasarruf Orani adlı yazıda belirttiğim gibi yeterli değil:





Eger aylik vergi disi gelirinizin %15'ini kenara koymuyorsaniz, yeterince tasarruf yapmiyorsunuzdur. Ve aylik gelirinizin sadece %15'ini kenara koyarak yaptiginiz tasarruf, sizi zengin bir emeklilige goturebilir ama 40'li yaslarda finansal bagimsizliga goturmez. Hedeflerinizi daha yuksek tutmaniz lazim.
Avivasa CEO'su Meral Eredenk şöyle uyarıyor:




"Günümüzde çalışan 10 kişi bir emekliyi finanse ediyor. Fakat 40 yıllık süre içerisinde 3 kişi bir emekliyi finanse edecek. Bu da emeklilik yaşamının tasarruf yapılmadığı takdirde sıkıntılı geçebileceğini ortaya koyuyor."
Read More!

Hala işe yarayan eşyaları ne yapmalı?

REKLAM:Ekonomi Turk 2 bloguna üye olun.

Amerikalı'lar ekseriyetle müstakil evlerde oturduklarından ve de tüketim ekonomisinin kölesi olduklarından, zaman zaman artık kullanmadıkları eşyaları "yard sale" denen temelde eşyalara fiyat etiketleri takıp, bahçede sergileyerek sattıkları bir yöntem icat etmişler. Ya da bu eşyaları bizim Deniz Feneri benzeri (yapı itibariyle, eylem itibariyle değil elbet) Goodwill vs. türü yerlere bağışlıyor veyahut eski eşya satan dükkanlara satıyorlar. Bu işten ciddi gelir elde eden olduğu gibi, eşyaları ayır, tasnif et, etiketle, bütün gün bahçede gelen gidene satış yap türü sıkıntılı bir iş yaparken daha değerli bir vakti kaybedenler de oluyor.

Benim evden bahçe satışı yapacak kadar eşya asla çıkmaz ama zaman zaman benim de elden çıkartmak istediğim şeyler oluyor. Bunlar giysi, ayakkabı, çanta, yorgan, yastık tipi şeylerse üşenmeyip, Sevgi Mağazası'na götürüp bırakıyorum.

Bilgisayarımı yenilediğimden beri evde kullanamadığım bir yazıcım vardı. Hem işe yaramıyor ve yer işgal ediyordu, hem de atmaya kıyamıyordum. Win 7'yi bırakın Vista için bile sürücüsü olmadığından XP dışında bir işletim sistemi ile çalışmıyordu kendisi. Hala içinde mürekkep olan bir siyah beyaz kartuşu da vardı. (Kurumasın diye kartuşu bantlıyorum aklınızda olsun. Bunu da bloglardan birinden öğrenmiştim.) Yazıcıyı ne yapsam diye kara kara düşünürken, aklıma bir fikir geldi. Hemen bir kağıda yazıcı ile ilgili bilgileri yazdım ve bu kağıtla birlikte yazıcıyı kapımın önündeki kalorifere bıraktım. Hiç olmazsa işe yaratabilecek birisi alsın dedim. Bu tür yazıcılar çok ucuz ama yine de masraf masraftır. Finansal Bağımsızlığın önemini vurgulayan, çevre kirliliğine karşı biri olarak seçtiğim bu yöntem işe yaradı. Birkaç saat sonra baktığımda yazıcı gitmişti.

Pekiyi yeni bir yazıcı alacak mıyım? Şimdilik hayır. Gerçekten ihtiyaç duyduğumu düşündüğüm ana kadar yeni bir yazıcı alma niyetim yok. Şimdilik muhakkak bastırmam gereken belgeleri bir memory stick'e kopyalayıp, kırtasiyecilerde bastırıyorum. Bu tür bir hizmet verdiklerinden doğrusu haberim yoktu. Okul çağında çocuğu olan bir arkadaşımdan öğrendim. Çok hoşuma gitti. Şimdilik bu hizmet işimi rahat rahat görüyor.

Kitapları da bu şekilde elden çıkartmak mümkün. Eski iş yerlerimden birinde çalışırken tutmak istemediğim kitapları toplayıp, fotokopi makinesinin yanındaki bir masaya koymuş, üstüne de "İsteyen istediği kitabı alabilir" yazmıştım. Siz elden çıkartmak istediklerinizi ne yapıyorsunuz?

İlginç bazı başlıklar:

Tutumluluk Nedir?

Bilinçli Tüketici Nedir, Kime Denir?

Tutumluluk ve araba almak Read More!

Tanıdığımız Birisine Kefil Olarak Imza Atmalı mıyız?

Bir arkadaşınız veya akrabanız gelip sizden kredi ile satın alacağı arabasına, evine, büyük ekran LCD televizyona sizin kefil olarak imza atmanızı istedi diyelim. Bu durumda arkadaşınıza kefil olmalı mısınız, yoksa nazik bir dille arkadaşınızı geri mi çevirmelisiniz?

Türkiye’de borçla alışveriş yapılması özellikle büyük kalem tüketim ürünlerinde satış elemanları tarafından en fazla teşvik edilen uygulamalardan bir tanesidir. Hatta şirketler “peşin fiyatına taksitle” şeklinde kampanyalar da düzenleyerek sizi direkt taksitle alışveriş yapmaya da zorlarlar. Zorlarlar zorlamasına da çoğu zamanda müşterilerinin borçlarını geri ödemeyeceklerini önceden kestirdiklerinden kendilerinden bir enayi kefil bulmalarını isterler. Şirketler birisinden kefil bulmalarını istiyorlarsa bunun en temel sebebi bu kişilerin kendi başlarına bu borcu ödeyecek kredibilitelerinin olmamasındandır. Yani bir bakıma müşteriye “senin bu borcu ödemeyebileceğini biliyoruz, o yüzden ödeyebilecek birisini bul” demektedirler. Türkiye’de de milyonlarca kişi arkadaşları veya akrabaları için enayi gibi kefil olurlar.

Insanlar neden kefil olurlar irdeleyelim. Birincisi bir kısmı arkadaşlarının sözünde duracağını ve aldıkları borcu ödeyebileceğine inanır. Iyi de işi borç verdiği insanların kredibilitesini ölçmek olan şirketler veya bankalar bu işi yanlış biliyor, arkadaşınızın kredibilitesini yanlış değerlendiriyor, en doğrusunu siz biliyorsunuz öyle mi? Ikinci gruptaki kefaller kefiller ise arkadaşlarının maddi durumlarının zorda olduğunu bilmelerine rağmen iyimser hareket ederek onlara biraz yardımcı olmak için kefil olurlar. Bu kişiler iflas edip borçlarını ödeyemedikleri zaman ne olur peki? Şirketler ve bankalar sizin kapınıza dayanır ve arkadaşınızın borcunu siz ödemek zorunda kalırsınız. Ondan sonra da siz arkadaşınızdan nefret etmeye başlarsınız ve aranızdaki arkadaşlık sonsuza kadar bozulur. Birisine yardım etmek mi istiyorsunuz? Geri ödemesiz para verin. En azından baştan sonucu kabullenmiş olursunuz.

Ben yazıda arkadaş diyorum ama bu kişi anneniz olur, babanız olur, kız arkadaşınız olur, erkek arkadaşınız olur, çocuğunuz olur, hiç farketmez. Bankalar ve şirketler birisinden kefil bulmalarını istiyorlarsa bu o kişinin satın aldığı malı gerçekten alacak maddi gücünün olmadığını ve iflas riskinin yüksek olduğunu gösterir. Karşılık beklemeden böyle bir riski neden almak isteyesiniz ki, bu arkadaşınız veya akrabanızla olan ilişkiniz üzerine kumar oynamaktan farksızdır. Iflas ederlerse yalnız paranızı değil, sevdiğiniz bu insanı da kaybedeceksiniz demektir. O yüzden prensip olarak kimseye kefil olmayın, tüketim yapmaya maddi gücü olmayanlar da böylece tüketim yapamayacak, sizin de ruh sağlığınız bozulmayacaktır. Read More!

Bireysel Finans Projesi B Versiyonu

Bireysel Finans Projesi kapsamında gerçekten borç içerisinde yüzen ve bu konuda ne gerekiyorsa yapmaya hazır olan arkadaşlarla çalışmak istediğimizi daha önce açıklamıştık. Bu arkadaşlara bir çeşit finansal komando eğitimi vereceğimizi, ve onlardan da gerektiğinde ayı mağarasında yatıp, yerlerde sürünmelerini ve böcek, yılan ve yüksek proteine sahip kurtlardan yemelerini bekliyoruz. Teşbihte hata olmaz. Bu kişilerden bir yandan harcamalarını sonuna kadar kısmalarını beklerken, bir yandan da iki üç işte birden gece gündüz çalışarak gelirlerini arttırmalarını bekliyoruz. Internet bağlantı ücretleri de normalde kesmelerini istediğimiz harcamalardan bir tanesi olduğu için ve onlardan da tecrübelerini açacağımız bir blogda herkesle paylaşmalarını istediğimiz için 6 ayın sonunda kendilerine 100 TL ödeme yaparak internet bağlantı masraflarının sübvanse edeceğimizi de belirtmiştik.

Biz bu kişilerden gelecekte borçlarından kurtulmak isteyen kişilere örnek olacak birer bireysel finans kahramanı yaratmak istiyoruz. Bireysel finans üzerine yazacağımız ikinci kitabımızda da bireysel finans projesine katilan bu kişilerin tecrübelerini detaylı biçimde anlatıp diğer insanlara da yol göstermeyi planlıyoruz. O yuzden bu kadar kati bir program uygulamayi planliyoruz.

Kafamızdaki bu şablona uyan bir kaç arkadaş başvuru yaptı ama başvuruların çoğunluğu büyük borç içerisinde olmayan ama ay sonunu zor getiren arkadaşlardan geldi. Ben de bu arkadaşları açıkta bırakmamak için Bireysel FInans Projesi B versiyonunu geliştirdim. B versiyonunda katılımcı arkadaşlardan beklentimiz sadece istekli olmaları ve bilgilerini, tecrübelerini, hedeflerini ve düşüncelerini açacağımız blogda samimiyetle günlük olarak paylaşmalarıdır. Biz kendilerine email ve telefon ile yol göstereceğiz ve hedefleri ile örtüşen bir yol haritası çızeceğiz. Projemizin bütçesi sınırlı olduğu için bu gruptaki arkadaşlara proje bitiminde ekstra bir ödeme yapmayacağız. Ancak kendilerini diğer üyelerimizin 6 ay için $39 ödeyerek üye oldukları Ekonomi Türk 2 blogumuza ücretsiz üye (bkz.blog nedir) yapacağız.

Eğer siz de Bireysel Finans Projesi B Versiyonuna dahil olmak istiyorsanız bize turkekonomi gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. Projemizin başlangıç tarihini 1 Mayıs Fırsattan Istifade Taksimde Dükkan Camı Indirme Bayramı olarak belirledik. Acele edin. Read More!

Embesil Ne Demek, Zihinsel Engelliler Öğretmenliği

Embesil ne demek, moron nedir, zihinsel engelliler öğretmenliği diye bir meslek var mıdır diye merak ediyorsanız hemen söyleyelim geleceğin en fazla ihtiyaç duyulan mesleklerinden bir tanesi finansal konularda embesillik yaşayan zihisel engelliler için öğretmenlik olacaktır. Embesil ne demek bir örnek vererek açıklayalım. 1990 yılında NBA seçmelerinde 1. (birinci) sıradan seçilen ve 1991 yılında da “Yılın Çaylağı” ödülünü alan Derrick Coleman iflas etmiş. 15 (on beş) yıl NBA’de top koşturan, bu süre içerisinde milyonlarca dolar para kazanan Coleman emekli olduktan sonra yaptığı “yatırımların” zarar etmesinden dolayı $4,7 milyon borcunu ödeyememiş.

Serveti ise sadece 1 milyon dolar olan finansal embesil Coleman’ın mal varlığı arasında $20 bin değerindeki 1957 Buick üstü açık otomobil, $5 bin değerinde 1970 Chevy Nova, ve 1997 yapımı $50,000 değerinde Bentley marka otomobil yer alıyormuş. Bentley zenginlerin otomobilidir, Coleman da çok büyük bir servete sahip olduğu için 13 yıldır Bentley’e biniyormuş. Ayrıca 2 tane de SeaDoo marka deniz motoruna da sahipmiş embesil basketbolcumuz.

Finansal embesillere zihinsel engelliler öğretmenliği yapacak arkadaşların bilmesi gereken ilk şey hayatınızı bir kere garanti altına aldıktan sonra embesil kararlar vererek sıfırı tüketmemektir. Teorik olarak embesil IQ’su 26 ile 50 arasında olan zihinsel engelli kişilere verilen isimdir. Coleman ise tüm kazancını kürklere, ultra lüks otomobillere, ve pahalı oyuncaklara harcayarak embesil olduğunu göstermiştir. Bilinçli tüketici olun, paranızı çarçur etmeyin, yoksa moron nedir başlıklı yazımıza siz de konu olursunuz. Moron da IQ’su 51-75 arasında yer alan embesillere kıyasla üstün zekalı kişilere verilen isimdir.

Alaycı üslubumuzu bir kenara bırakalım ve bir noktaya açıklık getirelim. Eleştirdiğimiz bir kişinin risk alıp para kaybetmesi değildir, eleştirdiğimiz risk almak zorunda olmayan bir kişinin belki de risk aldığını bile bilmeyerek milyonlarca dolarlık bütün servetini kaybetmesidir. Bireysel finans projemize katılacak arkadaşlar yanlış anlamasınlar. Embesil ne demek, zihinsel engelliler öğretmenliği yazımızın amacı sadece finansal olarak gerçekten embesilce karar veren eski milyonerlerle dalga geçmektir. Read More!

Bilinçli Tüketici Nedir, Kime Denir?

Bilinçli tüketici nedir veya kime denir diye düşünüyorsanız size yerinde bir örnek vererek açıklayayım. Bilinçli tüketici neye ihtiyacı olduğunu iyi bilen, sağda solda konu komşu, eş dost ve reklamlarda gördüklerine heves etmeyen, elindeki taşın suyunu son damlasına kadar sıkan ve alışverişlerinin finansmanını doğru yapan kişilere verilen isimdir. Blogumuzun eski yazarlarından T’Pol “Masraf” isimli bir yazı yazarak 2003 yılından itibaren kullandığı dizüstü bilgisayarının vefat etmesinden sonra yaşadığı laptop alışveriş serüvenini anlatmış. 2003 yılındaki bilgisayarlara antika demeyin, kullanılabiliyormuş basbayağı.

Yazar gerçekten ne kadar bilinçli bir tüketici olduğunu gaza gelmeyip Intel i7 işlemci, 4 GB hafıza, 500 GB hard disk gibi herkesin kolaylıkla alabileceği pahalı parçaları almamakla göstermiş. Ayrıca bu bilgisayar için ödemeyi yaparken de tahminimce sadece Worldcard 6 taksit ödeme planını seçerek bir miktar para da tasarruf etmiştir.

Bu konuda bir uyarım olacak ama. Tam anlamıyla bilinçli tüketici ise “Peşin fiyatına 6 ay taksit” şeklinde dillendirilen yalanlara kanmayan tüketicidir. Böyle bir şey yoktur, 6 ay taksitle mal alıyorsanız gizli bir şekilde birilerine 6 aylık yüklü bir faiz ödemesi de yapıyorsunuz demektir. Özellikle mevduat faizlerinin kuşa döndüğü bu günlerde aylık ekstradan %1-1,5 gizli faiz ödemesini bilinçli tüketici yapmaz. Peki bilinçli tüketici ne yapar? Alışverişe ay sonunda millette para yokken, satış elemanları aylık satış kotalarını doldurmaya çalışırken cebinde nakit para ile gider ve “peşin fiyatına 6 ay taksitle” kampanyasında ilan edilen “peşin fiyatın” %10 aşağısına bilgisayarı alır.

Umarım bilinçli tüketici nedir sorusuna tatminkar bir cevap verebilmişimdir. Son olarak umarım T’Pol bilinçli bir kullanıcı olarak 1 dimm 2GB hafıza almıştır diye umut ediyorum, 2GB hafıza şimdi yetse bile bir kaç yıl sonra yetmeyecek ve hafızayı upgrade etmesi gerekecek. Bilinçli tüketici sadece bugünkü ihtiyacını değil, gelecekteki muhtemel ihtiyaçlarını da göz önüne alarak alışveriş yapan kişiye denir.

Tutumluluk ile ilgili atasözleri
Tutumluluk Nedir?
Tasarruf Haftası ve Tutumluluk Şiirleri Read More!

Bireysel Finans Projesine Katılımcı Arıyoruz

Ekonomi Türk blogunun iki tane ana misyonu var: birincisi ekonomi ve finansal piyasalar konusunda tarafsız yorumlarla halkı bilgilendirmek, ikincisi ise insanları tasarruf yapmaya ve bu tasarruflarını akılcı bir şekilde değerlendirmeye teşvik etmektir. Birinci misyonumuzla bağlantılı olarak hazırladığımız Ekonomi Türk kitabı önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak. Şimdi ikinci misyonumuzla ilgili olarak bireysel finans, emeklilik ve yatırımlar konusunda bir kitap üzerinde çalışmaya başladık. Halkın anlayabileceğini bir dilde, sade vatandaşın hem bilgi aldığı hem de uygulamasına şahit olduğu bir kitap ortaya çıkarmak istiyoruz.

Bu kapsamda kitabımıza konu olacak, finansal konularda bizim kitapta herkesle paylaşacağımız ilkelerimiz doğrultusunda adımlar atacak 7 kişi arıyoruz. Ilk aşamada altı ay sürecek bu proje süresince blogumuz yazarlarından C.Onat ve ben sizlere birebir koçluk yapacağız, harcamalarınızı, gelirlerinizi, borçlarınızı ve varlıklarınızı mercek altına yatırıp ilk aşamada 10000 TL, ikinci aşamada 100,000 TL ve üçüncü aşamada da 1,000,000 TL bir birikime ulaşabilmeniz için bir yol planı hazırlayacağız. Altı ay sonunda hala bizimle birlikteyseniz ayrıca size 100 TL’lik bir ödeme yapacağız. Bunu programımıza dahil olmanızın size getireceği ek maliyetlerin bir bedeli olarak kabul edin. Ayrıca sizleri harcama, tasarruf ve yatırımlar konusunda da eğiteceğiz. Unutmayın, blogumuza $39 ödeyerek 6 ay üye olan arkadaşların email yoluyla aldıklarından çok daha kapsamlı bir eğitim olacak bu ve bunun karşılığında da cebinizden bir kuruş dahi çıkmayacak.

Cebinizden bir kuruş dahi çıkmayacak ama sizden de bir takım beklentilerimiz olacak.

1. Cesaret gösterip finansal hayatınızın en ince detaylarını bizlerle, okuyucularımızla ve kitabımız piyasaya çıktığında binlerce kişiyle paylaşma cesaretini göstermenizi bekliyoruz. Aldığınız sakıza, dilenciye verdiğiniz 25 kuruşa kadar bütün harcamalarınızın listesini okurlarımızla paylaşacaksınız. Gelirlerinizi, borçlarınızı, ve tasarruflarınızı da en ince ayrıntısına kadar aynı şekilde mercek altına alacağız. Isterseniz takma isim kullanabilirsiniz ama ben hayatınıza ilişkin durumu yansıtacak resimleri de okuyucularımızla paylaşmak istiyorum, o yüzden diğer insanlardan saklansanız bile tanıdıklarınızdan saklanamayacaksınız.

2.Bizimle bugün ve gelecekte gelirinizi, giderlerinizi, borçlarınızı ve tasarruflarınızı etkileyebilecek her konuda içtenlikle, şevk ve kararlılıkla çalışmayı arzu ediyor olmanız gerekiyor. Biz size ne yapmanız gerektiğini söyleyeceğiz, siz de söylediklerimizi uygulayabilmek için elinizden ne geliyorsa gerektiğinde toplumsal baskılara da göğüs gererek yapmaya kararlı olacaksınız.

3. Bizim oluşturacağımız bir blogda hem harcamalarınızda hem gelirlerinizde, borçlarınızda ve tasarruflarınızda meydana gelen hareketleri günlük bazda okuyucularımızla paylaşırken, hem de hissettiklerinizi, yaşadıklarınızı ve çevrenizin size verdiği tepkiyi de bizlerle paylaşmanızı istiyoruz. Her şey herkese açık olacak ve toplum olarak size maddi bağımsızlığa ulaşmanız konusunda yardımcı olacağız (köstek olanlar da çıkabilir, internet bu). Tutacağınız günlük vasıtasıyla yeni dostlar ve arkadaşlar da edinmeniz kuvvetle muhtemeldir.

4. Aradığımız kişilerden bir tanesi üniversite üçüncü sınıfta olan bir kişi olacak ve çok çalışmaya, ek iş yapmaya açık bir kişi olması gerekiyor. Ailesinin maddi durumunun da bu kişiye yardımcı olamayacak kadar zayıf olmasını bekliyoruz (yani babadan zengin birisi olmasın diyoruz). Ikinci aradığımız kişi son 3 yıl içerisinde mezun olmuş ve bir iş sahibi bir kişi olmalı, evli veya bekar olabilir. Iki tane 30 yaş civarı boğazına kadar maddi problemlere batmış, bir sürü kredi kartı borcu olan kişi arıyoruz; öyle birisini bulamazsak bir miktar borcu olan ve ay sonunu bir türlü getiremeyen kişileri de kabul edebiliriz. Bu kişilerin de iş sahibi olmasını bekliyoruz. Iki tane de 35-40 yaşlarında yine benzer özelliklere sahip kişiler arıyoruz, bunların da genç çocukları olmasını ve maddi problemlerle boğuşuyor olmasını bekliyoruz. Son olarak da 40 yaş üzerinde bir kişi arıyoruz. Bu kişi emekli de olabilir, maddi problemleri olmalı, en azından emekli maaşı yetmiyor olmalı... Eğer aradığımız finansal problem kriterlerine uymuyorsanız, az borcunuz var ise veya para biriktiriyorsunuzdur ama istediğiniz kadar biriktiremiyorsanız da bize başvurun, programa dahil edebiliriz.

Eğer söylediklerimiz kulağınıza hoş geliyorsa ve programımıza dahil olmak istiyorsanız bize turkekonomi gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. Read More!

En Uygun En Hesaplı Ihtiyaç Kredisi

Türkiye’de internette rekabetin en fazla olduğu alan kredilerle ilgili arama kelimeleri olmalı. Sitemize sponsor olan siteler hep kredi kelimesiyle ilgili olarak reklam veriyorlar. Demek ki tüketiciler de en uygun en hesaplı ihtiyaç kredisi veya otomobil kredisi veya konut kredisi gibi aramaları sürekli olarak gerçekleştiriyorlar.

Biz her zaman okuyucularımıza tutumluluk ve tasarruf konularından bahsedip tüketim yaparken akıllarını başlarına almalarını söylüyoruz. Tutumlulukla ilgili atasözleri ve şiirlere her fırsatta atıfta bulunuyoruz. Tutumluluk nedir öğrenin, paranızı bilinçli harcayın, borç alacaksanız da en uygun en hesaplı ihtiyaç kredisini alın. Read More!

Kredi Faiz Oranları Karşılaştırma

Kredi faiz oranları karşılaştırma kredi kullanmak isteyen her vatandaşın yapması gereken faaliyetlerin başında gelir. Bunu yapabilmek için banka banka dolaşmanıza, telefonda saatler geçirmenize gerek yok. Sizin için bu bilgileri derleyen ve internette hizmetinize sunan bir çok websitesi var. Bizim blogumuza reklam veren Enuygun.com isimli site de bu hizmeti veren şirketlerden bir tanesi. Normalde şirket ismi vermeden yazıda sadece link vererek reklamlarını yapıyor olsam da kendileri bize ilk reklam veren şirket oldukları için isimlerini de belirterek ekstra bir link verdim. Ziyaret ediniz.

Öte taraftan genel felsefe olarak tüketicilerin yorganlarından daha uzun harcama yapmasını desteklemiyor, krediyi kullanarak elde ettiğiniz ürün veya hizmetlerin size getirisinin kredinin faizinden çok daha yüksek olması gerektiğini belirtiyoruz. Para harcamanın bu temel prensibini bilmeyen, bileşik faiz nedir anlamayan insanların kendilerini bir müddet sonra problem içerisinde bulmaları neredeyse kaçınılmaz. Para harcayacaksanız da bilmeniz gereken temel prensip karşılaştırma yaparak aynı hizmeti en ucuz fiyata veren firmayı seçmektir. Şirketler tüketicilerin kafasını karıştırmak için ilan ettikleri kredi faiz oranlarını düşük tutup, aldıkları ekstra komisyon (dosya ücreti, pul masrafı, damga zımbırtısı, vs.) ücretlerini yüksek tutarak sizleri yanıltmaya çalışacaklardır, dikkatli olun.

Bahsettiğimiz prensipler her tür ürün için geçerlidir, para kolay kazanılmıyor, size getirisi maliyetinden düşük alanlara harcama yapmayın, harcama yapacaksanız da fiyat karşılaştırması yapınız. Ihtiyaç kredisi olsun, konut kredisi olsun, taşıt kredisi olsun bankaların talep ettikleri kredi faiz oranlarını karşılaştırarak bir miktar tasarruf (bkz.tutumluluk ile ilgili atasözleri) yapabilirsiniz. Read More!

Finansal Bağımsızlık

Finansal bağımsızlık kişinin giderlerini, düzenli yardım almadan ve çalışmasına gerek kalmadan varlıklarından (assets) elde ettiği gelir ile karşılayabilmesi durumudur. Giderlerini karşılamak için ebeveynlerine bağımlı olan çocuklar veya çocuklarından aldıkları yardım ile geçinen yaşlılar çalışmak zorunda olmayabilirler ama finansal olarak bağımsız değillerdir. Aynı şekilde ayda 10,000 lira maaş alan ve 10,000 lira harcayan ve varlıklarının aylık getirisi 1,000 lira olan kişi zengin olabilir ama bu kişi de finansal bağımsızlığa sahip değildir. Öte yandan ayda 2,000 liraya geçinen ve varlıklarından ayda 2,000 lira kazanan kişi size ilk bakışta zengin görünmeyebilir, ama ucu ucuna da olsa finansal olarak bağımsızdır.

Editor, tutumlu olmanın, yatırım yapmanın en önemli amaçlarından birini çok doğru bir şekilde belirtmişti:
Tasarruf etmenin ve yatırım yapmamızın sebebi bugün gençken fazla olan çalışma gücümüzü kullanarak yaşlandığımızda ve çalışma gücümüz azaldığında kullanacağımız kaynaklar yaratmaktır. Yatırım bizim Türklerin borsada 15 dakikada yaptigi spekülasyonlara değil, 20-30-40 yıl sonrasını düşünerek atılan adımlara denir.

Burada bahsedilen kaynaklar, size kendi başlarına gelir getiren pasif kaynaklar. Sadece kiraya verebileceğiniz bir mülk ya da Türkiye'de hazine bonosuna yatırdığınız bir miktar parayı aklınıza getirmeyin. Hemen akla gelmeyen daha başka kaynakları da düşünmeye çalışın.İçinde binlerce yazınız olan ve size reklam geliri getiren bir blog, yıllar önce yazdığınız ve telif hakkından para getiren bir kitap, ya da sıfırdan yaratıp büyüttüğünüz ve hissedarı olarak kar payı aldığınız bir şirket/işletme, vs.

Unutmayın, tutumlu davranıp her ay kenara koyduğunuz her 100 lira, size yıllar boyu sadakatle calışacak, onu nasıl yönettiğinize bağlı olarak her sene 5-10 lira hatta daha fazla kazandıracak olan küçük bir çalışanınız olacak. Siz maaşla başkasına çalışırken kendinize bu şekilde çalışan ordusu yaratın, gidip o parayı sokağa atmayın. Başkasını zengin ederken kendiniz için sadece günü kurtarmayın. Gün gelir bakarsınız o küçük çalışanlar bir ordu olur, siz çalışmasanız da size bakacak güce ulaşır. Siz yine çok çalışırsınız ama finansal olarak bağımsız olursunuz. Ne çalışmaya ihtiyacınız, ne de çalışamaz duruma gelirsem ne olurum diye bir korkunuz olur. Read More!

Tasarruf ve Tutumluluk

Ekonomi Türk Blogu’nu uzun bir süredir takip ediyorum. Sayın Editör yeni bir Bireysel Finans Yazarı aradığından bahseden yazılar yazınca, bu göreve talip olmak istedim. Bireysel Finans benim için hem hobi hem de hayatımın önemli bir parçası.

Özellikle son 10-15 yılda hızla bir tüketim toplumuna dönüştüğümüzü üzüntüyle izliyorum. Herkes herşeye hemen sahip olmak istiyor ve bu nedenle kredi kartı borçları tavana vuruyor, ailelerin huzuru, bireylerin psikolojisi bozuluyor. Eskimeden atılıp, yerine yenisi alınan cihazlar, gereksiz ambalajlar muazzam bir atık ve dolayısıyle çevre kirliliği yaratıyor. Yaşamı kendi elimizle çok karmaşık hale getiriyor, bunu yaparken de müthiş bir süratle çevreyi kirletiyor, dünyaya zarar veriyoruz. Tasarruf ve tutumluluk deyince herkes burun kıvırıyor. Hatta bazısı alaylı imalarda bile bulunabiliyor.

İnsanlar gelirlerinden daha az harcama yapmayı öğrenmedikçe, kötü günleri veya beklenmedik aksilikleri hesaba katarak kenara para ayırmadıkça, emeklilikleri için tasarruf yapmadıkça bu tür sorunların maalesef sonu yok.

Çoğu insan parasının nereye gittiğinin farkına bile varmıyor ve bunu tespit etmek için de basit bazı yöntemlere başvurmayı akledemiyor. Harcamaları takip etmek hiç de zor bir iş değil. Kira, doğalgaz, su, elektrik, banka kredisi ödeme vs. türü giderler zaten tespiti kolay kalemler. Bir ay süreyle tüm aldığınız fişleri bir kenara ayırın. Eskiden vergi iadesi uygulaması varken zaten bunu yapıyorduk. Fiş almadan yapılan harcamaları da cüzdanınızda taşıdığınız bir kağıda not ediverin. Ayın sonunda paranızın nereye gittiğini göreceksiniz. Bu bütçe yapmanız ve kısıntıya gidebileceğiniz harcamaları tespit edebilmeniz için iyi bir başlangıç noktası olacaktır.

Genelde sorunun büyük rakamlarda değil, hiç düşünmeden harcayıverdiğimiz ufak rakamlarda olduğunuzu göreceksiniz.

Şirketler ve devletler bütçe yapıp bunları yönetmeye çalışıyorsa, bireyler de kendi hayatlarını ve bütçelerini yönetmeli diye düşünüyorum. Bizim toplumumuzda genelde kadercilik, kendini hayatın rüzgarına kaptırmışlık edebiyatı yaygındır. Tabii ki belli ölçüde yazgıya inanmak gerekebilir, ama birçok şey de insanın kendi elindedir. Sahip olduğumuz aklı kullanmak, öz disipline sahip olmak, kontrolü elde tutmaya çalışmak gerekir. Sonuç itibariyle geleceğimiz, sağlığımız, finansal durumumuz en fazla bizi ilgilendirir. Hal böyleyken devletten, aileden vs. medet ummak ya da hayatın rüzgarına kendini bırakıvermek olacak iş değil. Read More!

Tutumluluk ve Araba Almak

Tutumluluk konusunda yazılar yazacak yazar arayışlarım sürüyor. Ağaç gençken eğilir atasözü misali blogumuzu takip eden üniversite öğrencileriyle internette kazayla blogumuzu öğretmenlerinin verdiği ödeve cevap ararken ziyaret eden minik kardeşlerimizi tutumluluk konusunda bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Tutumluluk konusunda yapılan en büyük yanlışlardan bir tanesi Amerikalıların “penny wise pound foolish” dediği cinsten küçük konularda tutumlu olunan ama büyük bir harcama yaparak bir çuval inciri berbat eden, tutumluluk nedir bilmeyen insanlarin davranışlardır. Bir örnekle açıklayayım.

Bir kardeşimiz her türlü ufak tefek harcamada tutumlu davransın, para biriktirsin. Ondan sonra gidip bu parasıyla 30 bin liraya araba alsın, alırken de bir sürü borca girip dünyanın faizini ödesin. Türkiye’de enflasyonist devirden kalma bir alışkanlıktır birikimlerini “arabaya” yatırmak. Paraya ihtiyacım olduğu zaman nasılsa hemen satarım, nakte geçerim düşüncesi hakimdir. Ayrıca araba fiyatları da zamanla yukarı gittiği için getirisi pozitif bir yatırımdır şeklinde düşünürler. Bundan 10 sene önce enflasyon %70 iken araba fiyatları da %50-60 civarında artıyordu. Özellikle döviz krizi olduğu ve döviz fiyatları zıpladığı zamanlarda arabalarda kullanılan bir çok parça da ithal olduğu için araba fiyatları enflasyonun çok üzerinde bir artış sağlayarak “reel” bir getiri de sağlayabiliyordu. Artık öyle değil. Araba almak bir yatırım değil, bir tasarrufdur. Üstüne üstlük Istanbul’daki trafiği ve yüksek benzin fiyatlarını düşündüğünüz zaman araba almak bana sorarsanız tam bir çılgınlık. Araba alırken yaptığınız en olumlu davranış bir araba dolusu vergi vermektir, başka bir şey değil.

O yüzden ulaşımın kolay olduğu bir semtte oturmanız ve toplu taşım araçlarını kullanmanız çok daha isabetli olacaktır. Tabii olayın başka bir boyutu da kıskançlık ve sidik yarıştırma meselesi. Komşunuzda veya arkadaşınızda son model bir araba varken siz toplu taşıma araçlarıyla işe gidip gelmeyi kendinize yediremiyorsunuzdur. Seçim sizin, kazandığınız paraları bugün mü yemek istersiniz yoksa yaşlandığınızda ve daha çok vaktiniz olduğunda krallar gibi yaşamak mı?

Tutumlu olmak kolay değildir, para harcamayı herkes becerir. Tanıdığınız en beceriksiz kişiye para verin, kısa bir süre sonra paranın tamamını harcadığını göreceksiniz. Ülkemizdeki ortalama tasarruf oranı %15 civarında olduğuna göre insanlar kazandıkları paranın %85’ini harcıyorlar demektir. Tutumluluk o kadar kolay olsaydı bu rakam daha düşük olmaz mıydı? Read More!

Yiğit Bulut ve Habertürk Çalışanları

Yiğit Bulut üzerine yazıları yazarken habervtr.com kaynaklı bir habere başka bir kaç sitede rastladım. Yazının anafikri şu: Yiğit Bulut Haber Türk televizyonunda Genel Yayın Yönetmeniymiş, şirketin çalışanları ofislere güvenli bir şekilde girebilmek için parmak izlerini alete okutuyorlarmış. Yiğit Bulut da buradan elde edilen işe giriş ve çıkış saatlerinin kullanılmasını isteyerek işe geç gelenlerin ve işten erken ayrılanların kendisine bildirilmesini istemiş. Geç gelenleri ve erken çıkanları da uyarıyormuş. Haberin sonu şöyle bitiyor:

“Daha öncede Haber Türk binası karşısında bulunan "TORO" adlı büfede ihtiyaçlarını gidermek için giden bazı çalışanların işine son verilmişti. "TORO" yasağına "parmak izi takibi" de eklenince özgürlüklerinin kısıtlandığını düşünen Haber Türk çalışanları ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.”

Yiğit Bulut’un yazıları hakkında ne düşündüğümü biliyorsunuz ama hakkını yememek lazım adam iyi yöneticilik yapıyormuş. Habertürk çalışanları ne yapacaklarını şaşırmışlarmış. Ben söyleyeyim ne yapacaklarını: işe zamanında geleceksiniz, zamanından önce de çıkmayacaksınız. Adamlar size dışarıda istediğiniz gibi fink atasınız, şirketin zamanından çalıp birbirinizle geyip yapasınız diye mi para veriyor? Devlet memurlarına bakıp kötü örnek almayın. Türkler tembelliğe ne kadar çok alışmış yahu. Ne yapacaklarını şaşırmışlarmış, tövbe tövbe.

Bakın size işlerin nasıl yürüdüğünü anlatayım. Bir şirkette çalışıyorsanız ve şirketin size sunduğu kaynakları kullanıyorsanız bu konularda “özgürlük” veya “gizlilik” beklemeyin. Şirketin sizin yaptığınız tüm telefon kayıtlarını dinleme hakkı da vardır, yazdığınız tüm emailleri, blog yorumlarını, facebook yazılarını, vs. herşeyi takip etme, kaydetme, okuma hakkı vardır. Bu tamamen yasaldır. Hem şirketin zamanını kullanıyorsunuz, hem de şirketin bilgisayar ve internetini. Türkiye’deki gazetecilerin ne kanundan ne de etik değerlerden haberleri var yahu. O yüzden Hz. Ömer gibi şirketin mumunu sadece şirket için kullanın, kendi işinizi göreceğiniz zaman ise cebinizden kendi mumunuzu çıkarıp onu yakınız.

Tebrik ediyorum Yiğit Bulut’u, şirketin zamanını sonuna kadar korumaya devam etsin, israf ettirmesin. Read More!

Tasarruf Orani Ne Kadar?

Sitede tutumluluk konusunda bir anket düzenlenmiş ve okuyuculara gelirlerinin ne kadarını tasarruf ettikleri sorulmuş. Eğlence amaçlı yapılmış olmalı bu anket diye düşünüyorum, toplanılan bilgiler sadece ankete katılanların genel eğilimini ortaya koymuş, başka bir işe yaramamış. Keşke bunun yerine içerisinde bir kaç soruyu barındıran bir anket yapıp tasarruf oranını etkileyen bir kaç değişkenin etkisi ölçülmüş olsaydı daha iyi olurdu. Önce anketin sonuçlarına bir bakalım:

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller


Katılımcıların neredeyse üçte biri ya hiç para biriktirmiyor ya da kazançlarından çok daha fazlasını harcıyormuş. Peki bu kişiler çok kazanıp mı çok harcıyorlar yoksa hiç kazanmadıkları için mi tasarruf oranları eksi? Öğrenci olabilir bu kişiler, tasarrufların içerisine eğitimleri için harcadıkları paraları dahil ediyorlar mı? Öte taraftan okuyucuların %20’si gelirlerinin yarısından çoğunu biriktiriyorlarmış. Ülke genelinde mi durum böyle, yoksa bu kişiler paraya para demedikleri için mi tasarruf oranları çok yüksek? Tasarruf oranlarının yüksek olmasında blogumuzun eski tutumluluk yazarının payı var mı acaba? (Ondan boşalan yeri en kısa zamanda doldurmaya çalışıyorum). Bunlar ilginç ve cevaplanması gereken sorular. Bu konuda Türkiye’de yapılmış master veya doktora tezlerini paylaşırsanız ilgilenen okuyucularımızı bir nebze de siz aydınlatmış olursunuz. Anket yapmasını ve analiz etmesini bilmek iş hayatında işinize yarayacak önemli bir yetenektir. Read More!

Tutumluluk Nedir?

Bana genclere vereceginiz en onemli iki tavsiye nedir diye sorulsaydi sunlari soylerdim. Birincisi tutumlu olunuz, ikincisi cok calisiniz. Tutumluluk nedir once onu bir aciklayalim. Diyelim ki aylik geliriniz 1000 TL olsun. Tutumlu olan birisi gelirinin onemli bir kismini harcamaz, biriktirir, gelecege yatirim yapar. Tutumlu birisi gelirinin harcamalara ayirdigi kismini ise en etkin sekilde degerlendirir, har vurup harman savurmaz. Boylece toplumdaki diger insanlara nazaran daha az para harcasa bile cok daha fazlasini basarir harcadigi para ile. Bunlar kolay kazanilacak yetenekler degil, biraz da karakter meselesi.

Ikinci onemli konu ise cok calismak. Vaktiniz de geliriniz gibi sahip oldugunuz diger onemli bir kaynaktir ve bunu da cok isabetli degerlendirmeniz gerekir. Tutumlu biri oldugunuzu ve gelirinizin %40'ini biriktirdiginizi varsayalim. Sizin kadar tutumlu olmayan ama daha cok calisip sizin kazandiginizdan cok daha fazlasini kazanan bir kisinin gerisinde kalabilirsiniz. Omru boyunca sizden %20 daha fazla calismis bir kisinin zamani geldiginde sizin 4-5 kati para kazanmasina sasirmamaniz gerek. Bu kisi sizin yariniz kadar bile tutumlu olsa her ay biriktirdigi para sizin gelirinizin tamami kadar olacaktir. Gecmiste az calistiginiz icn bugun geliriniz kisitli ise bugun dahi daha fazla calisarak gelirinizi arttirmaniz mumkun, biraz yaratici olmaniz yeterli.

Kapitalizm Kapitalist nedir  Faşizm nedir?  Fraktal Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  Çernobil Faciası

Ulkemizin bence en temel sorunlarindan bir tanesi insanlarimizin hem tutumluluk hem de cok calismak kavramlarindan uzak olmalaridir. Herkes yan gelip yatma, calismadan para kazanma derdinde. Erken emeklilik mi dersiniz, devletin KIT'lerinde yillarca verimsiz bir sekilde "calisan"lari mi dersiniz, karisini tarlaya gonderip kendi kahvede kumar oynayan ciftcileri mi, hepsinden var ulkemizde. Ondan sonra da yabancilar bizim guclenmemizi istemiyor, bizim petrolumuz yok ondan zengin degiliz, IMF olmasaydi biz coktan herkesi gecmistik, veya Merkez Bankasi faizleri indirip kurlari cikarsa kimse bilegimizi bukemez seklinde her seyden cok cehaletimizi ortaya koyan populist soylemleri dile getirip birbirimize propaganda yapip dururuz.

Zirvalamayi kesip tutumlu olmaya ve cok calismaya baslamamiz lazim.

Bu yazi Ekonomi Turk blogunda Tutumluluk ile ilgili atasozleri konusunda yazilmistir. Read More!

Tasarruf Haftası ve Tutumluluk Şiirleri

Ülkemizde bu yıl 13-18 Aralık tarihleri arası Tasarruf haftası veya resmi adı ile Tutum Yatırım ve Türk Malları haftası olarak kutlanıyor. O yüzden de bugün sizlere tutumluluk ile ilgili atasözleri ve tutumluluk ile ilgili şiirler ve tasarruf yöntemleri gibi konuları dikkatinize sunuyoruz. Blogumuzu ziyaret edenlerden küçük bir okuyucumuz da bu konuda bizden bir şiir talebinde bulunmuş. Ben de aşağıya şu siteden aşırdığım şu ufak şiiri koyuyorum, başka şiirlere de aynı adresten ulaşabilirsiniz.

Kumbara

Kumbara, kumbara, güzel kumbara,
Atarım içine her gün ben para.
Dağıtmam elime geçen parayı,
Parayla doldururum bu kumbarayı.
Birike birike her gün çok olur,
Başım sıkılınca ön ayak olur.
En büyük bir dosttur bana kumbara,
Kumbaram var iken hiç düşmem dara.

K.Nizam BİGALI

Tabii ki tutumluluğa küçük yaşlardan itibaren başlamak çok önemli, ağaç yaş iken eğilirmiş. O yüzden de tasarruf haftası gibi etkinlikleri destekliyorum ve cocuklardan internetten tutumluluk şiirleri bulmalarinin istenmesi de gayet makul. Yalnız araya bir de “Türk Malları Haftası” diye başka bir aktivite daha sıkıştırmışlar ki ona çok fazla destek verdiğimi söyleyemem. Yerli Malı Yurdun Malı Herkes Onu Kullanmalı tekerlemesiyle bize yutturulmaya çalışılan kalitesiz ve pahalı mallara destek vererek ülkemize bence faydadan çok zarar veririz. Bu konuda iki sene once yazdigimiz ve Yerli Malı Yurdun Malı Herkes Onu Kullanmalı basligini tasiyan yaziyi okumanizi tavsiye ederim, cocuklarimiz yazida ifade edilen dusunceleri anlamasalar bile buyuklerimizin ve politikacilarimizin anlamasi onemli.

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir  Dejavu Nedir  Bilgi Nedir  Wifi Nedir    Teknoloji Nedir Read More!

Tutumlulukla ilgili atasözleri

Tutumlulukla ilgili atasözleri kültürümüzde büyük yer taşır. Şimdi olmasa da yokluk çekmiş anneannelerimiz, babaannelerimiz tutumlu olmanın faziletlerini bizlere defalarca anlatmışlardır. Sizin böyle bir büyüğünüz yoktur diye aşağıya benim bildiğim tutumluluk ile ilgili atasözlerinden bir kaçını koydum. Sizin de sevdiğiniz başka sözler varsa listeye ekleyebilirsiniz. Ya da yorumlar kısmına bu atasözlerinden en çok hangisini beğendiğinizi belirtebilirsiniz.

A. Ak akçe kara gün içindir.
B. Damlaya damlaya göl olur.
C. İşten artmaz, dişten artar.
Ç. Sakla samanı gelir zamanı
D. Ayağını yorganına göre uzat
E. Güvenme varlığa, düşersin darlığa.
F. Gençlikte taş taşı, ihtiyarlıkta ye aşı.
G. Sabreden derviş muradına ermiş.
H. Sabrın sonu selamettir

Biraz da bizim buralardan bir iki tane atasözü söyleyeyim:
A penny saved is a penny earned.
Many a little, makes a mickle. Read More!

Tasarruf Yöntemleri ve Bireysel Tasarruf Orani

Gecenlerde T'Pol'un Portföyü Gözden Geçirme ve Yeni Yıl Bütçesi Zamanı baslikli yazisini okuyorum, Singapur'lu elemanlardan biri omuzumun ustunden bakip ne okudugumu sordu. Ben de kisaca anlattim, "24 yasinda biri gelirinin 50-100 lirasini tasarrufa yonlendirebilir" yazdigindan falan bahsettim. Bunu duyunca arkadasin ilk sozu su oldu: "Sadece o kadar mi, yetmez yahu?" Gercekten de ben bu yaziyi ingilizceye cevirip de Singapur'da kime gostersem, ya Turkiye'yi Banglades gibi bir ulke sanir ya da T'Pol'un gencleri har vurup harman savurmaya tesvik ettigini dusunur :) (Not: Bu yaziyi begenerek takip ettigim T'Pol'u elestirmek icin degil, Turkiye'deki tasarruf yöntemleri ve bireysel tasarruf oranlarinin zavalligini elestirmek icin yazdim.)

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir  Dejavu Nedir  Bilgi Nedir  Wifi Nedir    Teknoloji Nedir

Turkiye'de insanlarin tasarrufsuzlugu bu blog'da defalarca islendi, surada birkac ornek mevcut [tasarruf orani],[tutumluluk]. Turkiye'de iken bu durum gozume batmiyordu, ama vergi disi gelirlerinin %40-%50'sini biriktiren Cinlilerle uzun sure yasadiktan sonra Turkiye'deki tasarrufsuzluk karsisinda dehsete dusmeye basladim. Bana "sadece o kadar mi?" diyen arkadas muhtemelen ayda 2,000 - 3,000 dolar maas aliyordur ve bunun en az 750 lirasini biriktirmiyorsa ben Singapur'u tanimamisim demektir. Ama Turkiye'de kiminle bu konuyu konussam "hocam adamlar zengin, bizde para mi var biriktirelim" bahanesi ile karsilasiyorum. Simdi bir kere bu konuda tavuk da yumurta da, hangisinin hangisinden ciktigi da belli. Singapurlular zengin olduklari icin tasarruf ediyor degiller, tasarruf ettikleri icin zenginler. Ayrica Cinliler (sadece Singapur'da degil her yerde) zenginlestikce daha cok biriktiriyorlar. 15,000 - 20,000 dolar geliri olan adamlarin ayda 10,000 - 15,000 tasarruf yaptiklarini biliyorum! Zengin Cinlilerin tasarruf oranlari, ulke ortalamasi olan %40 civarinda degildir, bu oran %70-80 civarina cikar. Ikincisi, Cin'de insanlarin cebine giren para da, hayat standartlari da Turkiye'den iyi degil. O nedenle ben, istisnalar haric, "para mi var tasarruf yapalim?" bahanesini kabul etmiyorum. Kaldi ki ben bu muhabbeti gecekondu mahallesinde yapmiyorum, gelirleri Turkiye ortalamasinin ustunde olan kisilerle yapiyorum.

Tasarruf bir yasam bicimi, ona bakis acisi da bir kultur meselesi. Singapur'da ayda 50-100 lirayi kenara ortaokul bebeleri koyar, bir de kocasinin kumar borcunu odemek icin ayda 500 dolara Mc Donald'sta calisan teyzeler koyar. Ben artik insafsiz davraniyorum (ben de genclere 50-100 lira kenara atin derdim surekli): Eger aylik vergi disi gelirinizin %15'ini kenara koymuyorsaniz, yeterince tasarruf yapmiyorsunuzdur. Ve aylik gelirinizin sadece %15'ini kenara koyarak yaptiginiz tasarruf, sizi zengin bir emeklilige goturebilir ama 40'li yaslarda finansal bagimsizliga goturmez. Hedeflerinizi daha yuksek tutmaniz lazim.

Genclere tavsiyem, mutlak miktarlar yerine, aylik oranlarda tasarrufu hedefleyip buna gore birikim yapmalari. Boylece, "tasarrufa param yok" bahanesinden kurtulursunuz. Ornegin ayda 200 lira biriktirmek yerine, aylik maasinizin / harcliginizin (evet liseliler, universiteliler sozum size) %20'sini biriktirmeyi hedefleyin. Ayda 500 lira kazaniyorsaniz, 100 lira biriktirin, 1,000 lira kazaniyorsaniz 200 lira. Zenginlestikce ve yaslandikca, bu orani arttirin.

Cinlilerin bu konuda stratejilerinin ne olduguna dair bir tuyo vereyim: Singapur'da bireysel finans ve finansal bagimsizlik hic eskimeyen bir konudur. Gazetelerin pazar ekleri hep bu konuyu isler. Oralarda okudugum genel strateji ve tasarruf yöntemleri sunlardir:

- Once isimi kaybetsem ayda ne kadara ihtiyacim olur onu hesaplayin. Diyelim 1,000 lira.

- Sonra bu rakami isinizin risk durumuna ve ortalama is arama suresine gore 6 ya da 12 ile carpin. Diyelim size 6 ay yeter, 6,000 lira.

- Sonra kisa vadeli borclarinizi hesaplayin. Diyelim 2000 lira.

- 2,000 lira borcu kapatip, 6000 lira rakamina ulasana kadar aylik gelirinizin %40-%50'sini, agresif bir sekilde biriktirin. Burada tavsiye edilen, gerekirse kendine eziyet etmektir, yasamdan zevk almamaktir. Yapilmaz demeyin, issiz kalan her Turk genci harcamalarini bu orani saglayacak miktara kisar, isin puf noktasi is varken issizmis gibi davranmaktir.

- 6,000 liraya (ya da sizin hedef miktariniza) ulastiktan sonra bu parayi likit bir yatirima koyun. Hayal kirikligi yaratacagim ama daha tasarrufa baslamadiniz, acil durum fonu biriktirdiniz.

- Sonra yasiniza gore aylik gelirinizin %20-%50'sini tasarruf edin.

- Kira dahil aylik sabit giderleri gelirinizin %35'inin altinda tutun.

- Para biriktirmekle kalmayin, yatirim yapin. Bilesik faizden yararlanarak tasarrufunuza tasarruf katmaya da bakin.

Gecenlerde, Singapur'da para ve maas ile ilgili bir blogda bir anket yapildi. Oradaki elemanlar gelirlerinin ortalama %33'unu biriktiriyorlarmis (Singapur ortalamasinin altinda). Ben %35 ile o blogdaki ortalamanin ustunde kaldim, Turkiye'yi merak ediyorum. Patron suraya bir anket koyalim da Ekonomi Turk okuyucularinin ne kadar tasarruf yaptigina bakalim mi?


Bu yazi Ekonomi Turk sitesinde Tasarruf Yöntemleri konu basliginda yayinlanmistir.
Read More!

Tutumluluk: Su

Yeteri kadar su içmenin sağlık açısından çok önemi var. Eklemlerinizi, böbreklerinizi, karaciğerinizi, cildinizi korumak istiyorsanız su içmelisiniz. Ben doktorların en az 2 lt. ya da 8 bardak su içme önerisini harfiyen uygulayanlardanım. Fazla kahve ve çay tüketmem. Bu da sanırım bol su içmem ile ilgili bir durum. Son dönemlerde alkali su içmenin önemine dair bazı yazılar okudum. Evime aldığım damacana suya baktım pH seviyesi 8.2 yani yeteri kadar alkali bir su. Yumuşak suları tüketmek sağlık açısından pek önerilmiyor.

Altın Yorumları    UNESCO Nedir    Sosyalizm Nedir  Forex Nedir    Fraktallar  Altın Oran Nedir

Son dönemde yükselen ürik asit seviyem nedeniyle şu sıra asiditesi yüksek yiyecek ve içeceklerden uzak duruyorum. Gut hastalığına yakalanmaktan çok çekiniyorum. Tükettiğim suyun alkali olması bu nedenle benim için daha fazla önem kazanıyor.

Yazın hemen herkesin elinde pet su şişeleri görürüz. Önce çevreye sonra da bence cebinize zararlı bu durumdan kurtulmanız için size ufak termoslar edinmenizi önereceğim. Fiyatı bulunduğu mağazaya göre 9.99-19.99 TL arası değişen yarım litrelik çelik termosları evinizde doldurup, yanınıza alabilirsiniz. Ben son dönemlerde bu alışkanlığı edindim zira hem her büfede pH seviyesi yüksek su bulamıyorsunuz, hem çevreyi kirletmekten kaçınabiliyorsunuz hem de damacana ile alırken litresi 30-40 kuruş olan suyun litresine 2 TL vermek zorunda kalmıyorsunuz. Kullandığım çelik termosu 9.99 TL'ye IKEA'dan aldım.

Çok zararlı olan şeylerden biri de özellikle yazın sıcakta arabada bıraktğınız pet şişe suyu, sonradan içmek. Pet şişe sular güneşte ve aşırı sıcakta kalmamalı. Kaldıkları takdirde içlerindeki suyu tüketmemelisiniz.

Not: Bu yazi Tutumluluk ve Tasarruf konusu uzerine Ekonomi Turk ve Begenmezsen Okuma bloglarinda yayinlanmistir. Read More!