Borc etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Borc etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Who Holds Greek Debt

Who holds Greek debt sorusu su gunlerde herkesin aklinda olan sorulardan bir tanesi. Yunanistan'in iflas edecegi artik belli oldu. Adamlar vergilendirme isini beceremediler. Son bir seneyi heba ettiler. Demek ki Kemal Dervis olmadan borc krizinden cikis da olmuyormus. Bir IMF anlasmasi borc yuzunden krize dusmus bir ulkeyi kurtarmaya yetmiyormus. Ecevit'in cok yanlis adimi var ama Kemal Dervis'i cagirmasi bunlardan biri degil.

Insider Monkey blogunda da Who holds Greek debt sorusuna cevap aradik ve konuyu birazcik olsun acikliga kavusturduk. Yunanistan'in iflas etmesi durumunda fatura kimlere cikacak sorusunun cevabini merak ediyorsaniz Who holds the Greek debt baslikli yazimizi okuyunuz. Read More!

Borç Senedi Nedir?

Sevdiğim iktisatçılar arasında yer alan Robert Shiller devletin borçlanması konusunda ilginç bir fikri gündeme getirmiş. Devlet normalde sadece tahvil ve bono satarak borçlanır, şirketler ise finansmanlarını sağlamak için bunlara ek olarak hisse senedi satarlar demiş. Devlet de şirketler gibi “borç senedi” veya “GSYH hisse senedi” diye adlandırabileceğimiz bir yöntemi kullanarak kaynak yaratabilirler şeklinde bir öneri getirmiş. Her bir senet her sene GSYH’nın trilyonda biri miktarda “kar payı” dağıtacak şekilde oluşturulacak ve bu yıl dağıtacağı miktarın belki de 100 katına satılarak bütçe açıklarının finansmanı alternatif bir yöntemle sağlanmış olacaktır diyor. Yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller Read More!

Bankalar Kaynaklarini Nereye Yonlendiriyor?

Bankacilik sisteminde neler oldugunu zamanim musaade ettikce takip etmeye calisiyorum son bir kac haftadir. Yani bir bakima eskiden yaptigim gibi -Turkiye'deki kose yazarlari gibi iskembeden sallamaktansa- cesitli kaynaklardan verileri analiz edip daha isabetli tahminler yapmayi tercih ediyorum. Nedenini soyleyeyim? Portfoyumde Turkiye'ye ayirdigim payi simdiye kadar aktardiklarimin cok uzerine cikarma dusuncesine sahibim. Bunun bir nedeni Amerikan dolarinin deger kaybedecegini dusunmem (yani anlayacaginiz doviz spekulasyonu yapiyorum). Bu durumda gelismekte olan ulkelerin paralarinin ABD dolarina karsi deger kazanacagini dusunuyorum. Bu baglamda yatirim yaptigim veya yapmayi planladigim ulkeler arasinda Turkiye, Rusya, ve Hindistan var.
Turkiye'deki yatirimlarimi arttirmak istememin ikinci sebebi ise faiz indirimlerinin etkilerinin henuz piyasalara tam olarak yansimadigi ve ekonomik canlanmanin simdi gozlemledigimizden cok daha yuksek olmasi gerektigine yonelik hislerim. Hislerim diyorum cunku henuz bu konudaki analizlerimi tamamladim, simdi yapacagim analiz de bunun bir parcasi.

Faizler cok dustu, vs seklinde bir araba dolusu laf soyledik. Peki sene basindan beri bankalar bu dusen faiz ortaminda neler yapmislar bir ona bakalim. Bunun icin gidecegimiz adres Merkez Bankasidir. Merkez Bankasinin son yayinladigi raporlara bakarsaniz onlarin arasinda "Para ve Banka Istatistikleri" isimli bir rapor gorursunuz. Linki tiklayarak ziyaret edeceginiz sayfada ise "Mevduat Bankaları - Sektörel Hesaplar" isimli baska bir rapor goreceksiniz. Bu raporu actiginizda bankalarin 2008 sonunda Merkezi yonetimce cikarilan bonolarin 170 milyar liralik kismini ellerinde tuttuklarini gorursunuz. Agustos 2008'de bu rakam sadece 152 milyar imis. Bir sene sonrasina giderseniz, yani Agustos 2009'a, bankalarin portfoylerinde tuttuklari bono ve tahvillerin toplam miktarinin 210 milyar liraya yukseldigini kolayca gorebilirsiniz.

Yani bir sene icerisinde bankalarin devletten alacaklari para miktari 58 milyar lira artmis, neredeyse %40'lik bir artis bu. Yani bankalarin ellerindeki kaynaklarin cogu devlete olusan butce aciklarini kapatmasi icin borc olarak verilmis.

Bizim asil merak ettigimiz konu ise verilen konut kredileri miktari idi. Bunlarin iki tane kaynagi var: birincisi oldukca kucuk olan katilim bankalarinin faiz almiyoruz ayaklarina yatarak verdikleri kredilerin miktari, ikincisi de mevduat bankalari tarafindan verilen konut kredileri. Kalkinma bankalarinin ellerindeki konut kredisi stoku 2008 Agustosunda 1,6 milyar lira imis, bu rakam Agustos ayinda 2,0 milyara yukselmis. Yani bir senede verilen ekstra konut kredisi miktari 400 milyon lira kadar. Bu parayla tas catlasa 4000 tane ev alirsiniz.

Mevduat bankalarinin ellerindeki konut kredisi stoku ise Agustos 2008'de 37,2 milyar lira imis, sonra dusup cikmis ve Mart 2009'da da ayni seviyeye gelmis. Nisan ayindan baslayarak da Agustosa kadar 1,6 milyar artarak 38,8 milyar seviyesine yukselmis. Yani son bir yilda konut kredilerine giden ekstra para asagi yukari 2 milyar gibi cuz-i bir rakam. Artisin neredeyse tamaminin Nisan-Agustos arasinda gerceklesmis olmasi ile konut fiyatlarinin bu donemde hafif yukselmesi arasindaki paralellik sasirtici degil.

Ama Turkiye'deki konut kredisi stokunun tamaminin 40 milyar gibi komik bir seviyede seyretmesi ise ulkemizin bankacilik sisteminin bu alanda katedecegi yolun daha ne kadar uzun oldugunu gozler onune seriyor. Batili ulkelerle ayni oranlara gelebilmemiz icin bankacilik sistemimizin tamaminin bir kac kat buyumesi gerektigi ve konut kredileri stokunun ise en azindan 500 milyar seviyesinin uzerine cikmasi gerektigini belirtmeliyim.

Mevduat bankalari raporunun icerisinde ayrica arac kredisi, bireysel kredi ve kredi kartlari borclarina ait istatistikler de var. Tuketici kredileri son bir yil icerisinde sadece %4 artmis ve 83 milyara ulasmis. Ama son bir yilda gerceklesen enflasyon orani da bu seviyelerde seyrettigi icin bu kredilerde reel olarak bir artis olmadigi bariz. Tasit kredilerinde ise nominal olarak azalma var.

Ilk etapta cikardigimiz sonuc su. Bankalar ellerindeki yeni kaynaklarin tamamina yakinini devlete borc veriyorlar ve tuketici kredileri ise yerinde sayiyor. Normalde biz bunun tersi durumu gormek isterdik. Yani devletin borclari duserken, tuketicilerin aldiklari kredilerin artis gostermesini. Dusen faizler ise henuz artan tuketici kredileri olarak karsimiza cikmamis.
Read More!

Son Yazı

tamam tamam gitmeden bundan bahsetmesem olmazdı. Hazinenin borclanma limiti 5 kat artırılmıs hayırlı ugurlu olsun. haber şöyle: "Borçlanma limitini 5 kat artıran yasa yayımlandı. Küresel kriz ve yerel seçim harcamaları ile tahminlerin çok üstüne çıkması beklenen bütçe açığını finanse etmek için yapılan düzenleme bugün itibariyle resmen yürürlüğe girdi.Yılbaşında 10. 4 milyar lira olarak öngörülen bütçe açığı, daha sonra küresel krizin etkisiyle 48. 3 milyar liraya revize edilmişti. Ancak ilk altı aylık bütçe gerçekleşmeleri bütçe açığının bu rakamın da çok üzerine çıkacağını gösteriyor. Bütçe açığının bu kadar artmasında küresel kriz kadar akp hükümetinin yaptığı yerel seçim harcamaları da etkili oldu. Bu nedenle borçlanma ihtiyacının da büyük oranda artması bekleniyor. Hükümet yıl başında 13. 5 milyar lira olarak öngördüğü borçlanma limitini 5 kat artırarak 74. 8 milyar liraya çıkardı."

Reeskont Nedir  Bütçe Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir   Hisse Senedi Nedir   Bilanço Nedir   Akreditif Nedir  Tahvil Nedir    Broker Nedir    Portföy Nedir  Tutumluluk Nedir  Varlık Barışı Nedir  Evrim Teorisi Nedir  Reyting Nedir
borc yigidin kamcısıdır! ekonomik buyumede at! Kamcı yigide iniyor, at ise yanda duruyor.
Read More!

Kredi Kartları Borçları

Kredi kartları borçları ve bunun bankaların zorla tahsil etmesi ile ilgili (haciz) ya da hükümet tarafından bunun aksine kanunlar çıkarılması gibi konular zaman zaman gündeme geliyor. Hatta Amerika'yı örnek gösterip "sıfır peşinatlı ev kredisi veren sorumsuz bankalar da olabiliyormuş" diyen yorumları da görünce borç hakkında üç beş kelime yazmak istedim.

Borç almanın kendi kategorime göre 3 türü var:

1) Zor durumdasındır, senin temiz biri olduğunu bilenden dostlarından faizsiz borç alırsın. Sorumsuzsan ya da etrafında herkesi kaçırmışsan ya da insanların insaf ve şefkatini kazanamayacak kadar hıyarsan kimse sana borç vermek zorunda değil.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler

2) Birşeyleri para biriktirip almak yerine önce alıp sonra ödersin. Yani 3 sene para biriktirip araba almak yerine bugün almak istersen, ya da 5 sene kirada oturup hemen ev almak istersen birileri senin yaptığının tersini yapmak zorunda. Yani araba almayı geciktirip parasını sana verecek. Bunu da tanımadığın birinden karşılıksız yapmasını beklememek lazım. Tüketicisi kredisi ya da savings & loans bankaları.
3) Yatırım için birileri sermaye koyar sen de işyerini açarsın. Aldığın parayla hiçbir şey üretmediğin zamanlardaki işçinin maaşını verebilirsin, kiranı ödersin. Üretime başlayınca da insanlara faydalı ürünler satarsın. Sorun riskin ne kadarını işadamı ne kadarını yatırımcı üzerine alacak orada bitiyor. Ekononiminin gidişatına göre karlılık oranları, sermaye miktarı değişeceği için sermayenin beklentisi de değişecektir. Serbest bir piyasada "kar payı" ve faiz oranlarının birbirine yaklaşmasının sebebi de tamamen sermayedeki arz-talep dengesidir.
Tabi bunlar ekonomiye dan dun karşılıksız para girmezse olur. Birilerinin kafasına göre faiz oranlarını ve emisyon miktarını hiçbir kanuna uymadan haftalık toplantılarla belirlediği bir ortamda, enflasyon, vergi adaletsizliği, düşük faizli kredi yöntemleriyle yapılan haksızlıkların ortasında 100 yıl önce faizle borç veren çok masum kalabilir (Faiz ve hacize laf edip günümüzdeki haksızlıkları görmeyenlere...) Read More!

Birilerine kapak olsun



Read More!

Borç rekoru kimdeymiş?

Hafta başından beri terör sorununa odaklanınca ekonomide ne olup bitiyor biraz gözden kaçırdık. Bugün ekonomi basınına şöyle bir göz atınca gördüm ki batı cephesinde yeni birşey yok! Malum odaklar AKP hükümetine karşı sürdürdükleri ekonomik gerilla mücadelesine aynen devam ediyor. Bugünkü Milliyet'te yer alan bir habere göre, cumhuriyet döneminin borçlanma rekoru AKP hükümetindeymiş. Acaba gerçekten öyle mi, gelin birlikte bakalım.

Verdiğim linke tıkladığınızda göreceğiniz gibi, bu habere dayanan hesap merkezi yönetim borç stokunun dolar olarak karşılığı dikkate alınarak yapılmış. İşte birinci yanlış. Yüzde 70'i YTL cinsinden olan borcun hepsini siz dolar cinsinden hesaplamaya kalkarsanız, kurların AKP döneminde hep gerilemesi nedeniyle elbette böyle rakamlara ulaşırsınız (bkz. yüzde hesaplama). Fakat ulaştığınız bu rakamlar gerçeği yansıtır mı? Hayır. Gerçi sizin de amacınız gerçeğe ulaşmak falan değil hükümete gol atmak ya neyse.

Habere dayanan hesaptaki ikinci yanlış da hükümetlerin iktidar sürelerinin dikkate alınmaması. 3-5 ay iktidarda kalan bir hükümetin borçlanmasıyla 50-60 ay iktidarda kalan bir hükümetin borçlanması elbette aynı olmayacak. Doğrusu burada hükümetlerin iktidar sürelerini de dikkate alıp mesela ay başına düşen borçlanmayı dikkate almak olurdu.

Ben bu iki eleştirime uygun olarak yeni bir hesap yaptım. Öncelikle YTL cinsinden borç verilerini aldım. Tabii enflasyon nedeniyle geçmiş yıllara ilişkin YTL cinsi verileri almak pek anlamlı olmayacağı için, TCMB'nin internet sayfasındaki enflasyon hesaplayıcısından (sağ alt köşede, hesaplama araçları içinde) yararlanarak onların Eylül 2007 fiyatlarıyla karşılığını buldum. Sonra da hem hükümetlerin toplam borçlanmalarını hem de ay başına düşen borçlanmalarını hesapladım. Sonuçlar aşağıdaki tabloda.

Borç rekoru AKP hükümetindeymiş! Hadi be sende!!! Adamlar bugünkü fiyatlarla 356.5 milyar YTL düzeyinde devraldıkları borç stokunu 58 ayda 341.5 milyar YTL'ye indirmişler. Yani her ay 258 milyon YTL net borç ödemesi yapmışlar. Bundan iyisi şamda kayısı. Borç rekorunun kimde olduğunu da bi zahmet tablodan siz bulun. 1990'lı yılların pisliklerini temizlemeye çalışırken dünya başına yıkılan Ecevit neyse de, 1990'lı yıllarda bombanın pimini çeken Baba ile Bacı nerede yatacak çok merak ediyorum doğrusu.

Read More!

Biraz da Dis Borc

Bir onceki yazimizda kamunun borclanmasinin 2002-2006 arasinda nasil degistigine bakmis ve dolar kurunun 2002 seviyesinde kalmasi halinde kamun borcunun dolar cinsinden gelisimini incelemistik.

Simdi ayni seyi dis borclar icin yapacagiz. Tabii dis borclar zaten dolar cinsinden verildigi icin, dolar kuru dis borc miktarini degistirmeyecek. Ancak sabit kurlar altinda milli gelire oranininda farkliliklar olacak. Ikinci husus, dis borcun buyuklugu hesaplarinda milli gelire oraninin yani sira ihracat ve Merkez Bankasi doviz rezervleri de kulanildigi icin biz de bu oranlari sunacagiz.

Asagidaki tablodan da anlasilacagi uzere 2002-2006 arasi dis borclar 78 milyar dolar artmis, bu artisin 38 milyari bankalardan, 40 milyari sirketlerden kaynaklanmis. Toplam dis borcun milli gelire orani ayni donemde %71'den %52'ye, ihracata orani %360'dan %243'e, MB rezervlerine orani %462'den %328'e inmis.



Doviz kurunun 2002 seviyesinde kaldigini dusunerek milli geliri tekrar hesaplarsak, dis borcun milli gelire oraninin 2002-2006 arasi 4 puan artarak %75 olacagini goruyoruz.



Izlenimler sitesinde bu konuyu da kapsayan bir gorus alisverisi olmustu. Orada yazdigim bir yorumu da faydasi olabilir diye asagida post ediyoruz.

___________

Merhaba,

Bahsettiginiz yaziyi Ekonomiturk'de yazan benim.

"Ben ekonomist degilim ama verdiginiz linkteki ‘gelin simdi kurla oynayalim’ isinin yapilma sekli pek olacak gibi birsey gelmedi bana" diyorsunuz.

Soylediklerinizde haklisiniz. Benim amacim, dolar kuru su olursa milli gelir bu olur seklinde bir hesap yapmak degildi esasinda. Zaten yapmak da mumkun degildir, zira kur degistiginde milli gelirin kendisi (toplam uretim olarak lira cinsiden) ayni kalmaz. O yuzden tum bu hesaplar bir beyin cimnastiginden ibaret.

Benim esas vurgulamak istedigim husus suydu. Hem milli gelir hem de borc dedigimiz seyin buyuk bolumu Turk lirasi cinsinden. Eger kur dusuk, o yuzden milli gelir dolar cinsindn yuksek gozukuyor, aslinda o kadar da artmadi diyorsaniz (ki dediginiz dogrudur), ayni seyi borclar icin de yapmaniz lazim.

Yoksa mili gelir icin dolari yuksek tutup sonucu kucuk hesaplamak, borc hesabinda ise dusuk kur seviyesini kullanmak samimiyetsizlikdir.

Hesaplarda neden "toplam borc" degil de sadece kamu borcunu kullandim?

Ekonomi literaturunde toplam borc diye bir kavram yoktur. Kamunun toplam borcu olur (benim yazimda baktigim sey), ulkenin toplam borcu olur (buna dis borc denir), ama ikisi toplanip toplam borc diye bir sey hesaplanmaz.

Sebebi su:

Kamu ile ozel sektoru biraraya getirip hesap yaparsaniz, bu ikisinin birbirlerine olan borclarini hesaptan dusmeniz gerekir. Ayni sey kamu sektorunun kendi icinde yapilan hesaplar icin de gecerlidir. Her bir borc senedi, senedi veren icin bir yukumluluk, senedi alan icin ise bir varliktir. Borc alan kurumun bilancosu ile borc veren kurumun bilancosunu biraraya getirip ortak bir bilanco olusturursaniz, borc ve alacak birbirini goturur. Eger bu duzeltmeyi yapmazsaniz, kendi kendiniz ile borc-alacak iliskisine girmis olursunuz (!).

Toplam borc hesabi yapanlar ikinci bir yanlis daha yapiyorlar. Eger hesabiniz soyle ise

Toplam Borc = Kamunun ic borcu + Kamunun dis borcu + Ozel sektorun ic borcu

yukaridaki hesap eksik degil mi? Neden ozel sektorun ic borcunu da katmiyorsunuz hesaba?

Peki ozel sektorun ic borcu nedir?

1. Reel sektorun aldigi krediler
2. Reel sektorun ticari borcu
3. Tuketicilerin aldigi krediler
4. Tuketicilerin ticari borcu
5. Bankalarin mevduatlari (mevduat aslinda hanehalkinin bankalara verdigi borctur)

Borcun buyuklugu degerlendirmesinde, milli gelire oranina bakmak standard bir uygulamadir. Elbette milli gelir ideal bir olcum degildir. Ama ayni mantikla dis borc denen sey de ideal bir olcum degildir. Mesela yurticinde yasayan vatandaslarimizin Merkez Bankasi bunyesinde actiklari Doviz Tevdiat Hesaplari, dis borc olarak gozukur; oysa mevduattir. Yurticindeki bir cok banka, muamele vergisi vermemek ve doviz cinsinden yapilan kredilendirmeye konulan sinirlandirmalardan dolayi, yurticindeki sirketlere yurtdisi subeleri araciligi ile kredi verirler. Bu sekilde verilen kredi dis borc olarak gozukur, aslinda yurtici kredi islemidir. Sirketler yurtdisinda kazandiklari parayi getirmezler, kendi kendilerine kredi acarlar; dis borc gibi gozukur. Vs. Vs.

Sonuc olarak borc yukunu hesaplarken ben milli gelire oranina bakmam diyorsaniz (literaturde milli gelirin yani sira ihracat ve MB rezervleri de bu is icin kullanilir) kendi bileceginiz bir istir. Demokratik bir ulkede yasiyoruz (?). Read More!

Bana Biraz Borc Versene

Secime bir hafta kala ekonomi yazmanin sirasi mi diyeceksiniz. Dogru sirasi degil. Ama ne yapalim, seherde densizlik var.

AKP 4 senede, cumhuriyetin 80 senesi kadar borclandi deniyor. Ne kadar dogru diye merak ettim.

Asagida kamunun borclanmasi gosterilmis (tabii ki dolar cinsinden. Cunku biz kucuk Amerika'yiz).
  • 2002-2006 arasi kamunun dis borcu 85 milyar dolar ile sabit kalmis.
  • Ic borc 99 milyardan 175 milyara cikmis.
  • Toplam kamu borcu 76 milyar artmis. Artis orani %41.
  • Ayni donemde milli gelir 217 milyar dolar artmis. Artis orani %119.
Eger algebraya ilginiz varsa altta kamu borclarinin milli gelire orani var. 2002'de %101 iken, 2006'da %65'e dustugunu goreceksiniz.

Dolar Kuru 2002'den Bu Yana Sabit Olsaydi...


Ama diyeceksiniz ki buyume rakamlari hormonlu. Niye mi? Cunku dolar kuru olmasi gerekenden dusuk. Malum, yuksek faiz dusuk kur politikasinin sonucu. Dolar kuru "gercek" degerine kavussa, borcumuz artacak.

Acaba oyle mi? 2002'deki ortalama dolar kuru 1.52 idi. Amerika ve Turkiye arasindaki enflasyon farki gozonune alindiginda bugunku deger 2.08'e denk geliyor.

Bu durumda
  • Milli gelirimiz dolar cinsinden 400 degil 277 milyar olurmus.
  • 2002-2006 arasi artis ise 217 milyar degil 94 milyar.
  • Demek ki dolar yukselince, milli gelir (dolar cinsinden) dusermis.
Peki sirf dusen milli gelir mi? Degil. Dolar cinsinden hesapladigimiz ic borc miktari da duser. Ic borcun icindeki, dolar cinsiden veya dolara endeksli kismi cikartirsak (ki toplam ic borcun %12'si boyle), geriye kalan kismi dolar cinsiden hesaplayip dolar cinsi ic borca ekliyoruz.

Ne oldu?

Dolar Kuru 2002'den Bu Yana Sabit Olsaydi...



  • Ic borc 175 milyardan 128 milyara dustu. 2002-2006 arasi artis eskisi gibi 76 milyar degil, 29 milyar oldu.
  • Dis borc zaten dolar cinsinden oldugu icin hesapta bir degisiklik olmadi.
  • Sonucta toplam kamu borcu (dolar yukselince) 260 milyardan , 214 milyara dustu.
Ozet olarak dolar kuru reel olarak 2002 seviyesinde kalsaydi, milli gelir 94 milyar dolar, toplam kamu borcu ise 29 milyar dolar buyuyecekti. Milli gelirdeki artis (%52) kamu borcundaki artistan (%16) fazla olacakti.

Tabii bizim kose yazarlarimiz, dolar cinsinden milli geliri soylemekte israr eden iktidari elestirmesini biliyorlar, "dolar dusuk olmasaydi milli gelir daha az gozukecekti" diyorlar. Haklilar.

Ama kendileri lira cinsi borcu, dusuk kurdan dolara cevirip"4 senede, onceki 80 sene kadar borclandik" demekten cekinmiyor. Neden sira borc hesabina gelince dusuk kur kullaniliyor da, milli gelire gelince kur yukseltiliyor?

Dolar dusmeseydi bile kamu borcunun milli gelire orani dusecekti. Ama daha az dusecekti. %65 degil, %77 olacakti. Demek ki kamu borcundaki dususun 24 puani buyumeden (ve faiz disi fazladan), 12 puani ise kurdan dolayi. Read More!

Optimal Kamu Borcu

dani rodrik'in buyume stratejileri ile ilgili calismasindan bahsederken, makroekonomik istikrari saglamak icin kamu borcunun sabit ve makul duzeyde tutulmasi gerektiginden bahsetmistik. peki bu makul duzey mesela milli gelirin dort kati olabilir mi?

ed prescott'a gore olabilir. hatta makul ne demek, kamu borcunun optimal duzeyi (en azindan avrupa, amerika ve japonya gibi gelismis ekonomiler icin) milli gelirin birkac kati duzeyinde olacak. ne zaman? calisanlardan alinan vergilerle emekli maaslarinin finanse edildigi mevcut sosyal guvenlik sistemleri, yerlerini tamamen tasarruf bazli sistemlere biraktiginda. peki o ne zaman olacak? nufus artis oranlari iyice azalip emeklilik sureleri kisalamadiginda. prescott, kamunun borc stogunu ve butce acigini arttiracak boyle bir reformun, toplumsal refahi arttiracagini iddia ediyor. peki nasil olacak o? calisanlardan alinan ve onlarin calisma isteklerini azaltan vergiler kalkinca olacak. yani prescott'a gore, tum yapilmasi gereken isci gelirlerini vergilendirmeyi birakmak, gecis doneminde yaslilara yapilacak transferler icin butce acigi vermek, ve daha sonra yuksek borc stoguyla yola devam etmek. o zaman gencler daha cok calisacak, uretecek, yasliliklari icin tasarruf edecek, sonunda daha mutlu olacaklar; yaslilar icinse bir sey degismeyecek. peki yuksek kamu borcu sart mi? prescott'a gore, yeni sistemde tum calisanlarin yaslilik icin tasarruf ihtiyacinin karsilanabilmesi icin sart.

akliniza yatmadi mi? sorun degil. greg mankiw'in de kafasina pek yatmamis gibi (en azindan simdilik). ilginizi cektiyse bir de siz bakin isterseniz:

tartismayi baslatan, prescott'in gecen aralik ayinda wall street journal'da cikan "five macroeconomic myths" adli yazisi icin tiklayin. greg mankiw'in yorumu ve prescott'in cevabi icin tiklayin: 1, 2. prescott'in kathryn birkeland ile birlikte yaptigi ve tezlerine dayanak olan akademik calismasi icin tiklayin.

tartisma henuz cok taze. henuz calisma bilimsel bir dergide basilmamis bile. ama bundan on bes sene sonra sosyal guvenlik reformu diye karsimiza cikabilecek bir modelin dogumuna sahit oluyor olabiliriz efendim. tutar mi, tutmaz mi bilmem. ama ya tutarsa? Read More!

Kıssadan Hisse

Ali Rıza Bey ve Ayşe Hanım Teyze Anadolu'nun orta karar bir yerleşim merkezinde küçük ve orta boy bir işletmenin patronudurlar. İşler pek iyi değildir, ama pek de kötü değildir. Ancak bu beldede işsizlik sorunu önemli bir sorun haline geldiğinden, toplumsal duyarlılıkları üst seviyede olan Ali Rıza Bey ve Ayşe Hanım Teyze kafa kafaya verip "ne yapabiliriz" sorusu üzerine kafa yorarlar.

Önce daha merhamet bazlı düşünen Ayşe Hanım teyzemin aklına bir fikir gelir. Der ki Ali Rıza Bey'e: Şu anda çalıştırdığımız her 10 kişiye ödediğimiz ücreti yüzde 10 azaltıp ekstra bir kişiyi işe alabiliriz. Ali Rıza Bey önce çekimser kalsa da bir düşüneyim der, çok güvendiği ekonomi profosoru Profosor Doktor Güngören Çokbilmiş'e danışır. Prof. Çokbilmiş, aynı zamanda işçi dostu bir köşe yazarıdır. Bu yüzden işçilerin ücretlerinde kısıntıya gitmenin tipik bir kaptilaist numara olduğunu, emperyalizmin bu tarz numaralarına kanmaması gerektiğini Ali Rıza Bey'e anlatır. Ali Rıza Bey, Ayşe Hanım Teyze'nin bir anda emperyalist ve kapitalist olmasına pek ihtimal vermez ama Çokbilmiş hocanın bir bildiği vardır der, evinin yolunu tutar.

Ertesi sabah Ayşe Hanım Teyze'ye konuyu anlatırken alternatif de bulmuştur. Kapı komşusu Hüsamettin Bey'den borç alınacak, bu borçla işyerine yeni eleman alınacak, zamanla da borcu faiziyle birlikte geri ödeyecektir. Ayşe Hanım Teyze bu öneriyi önce riskli bulur, ama bir deneyelim der. Ali Rıza Bey Hüsamettin Bey'in dükkanına gidip meramını anlatınca farkeder ki Hüsamettin Bey de aynı durumdadır. Köşede sakladığı bir miktar para şurda dursun, günü kurtarma peşindedir.

Çaresiz yeniden evine dönen Ali Rıza Bey'e Ayşe Hanım Teyze'den "madem eş-dosttan bulamıyoruz, bankadan borç alalım" der. Ali Rıza Bey bu öneri ile yeniden Profosoer Çokbilmiş'in kapısını çalar. "Aman haa" der Güngören Bey. "Bankaya elini kaptıran kolunu zor kurtarır". "Hem oraya ödeyeceğin faize yazık değil mi?" der. "Her vatandaş senin gibi yapsa borçluluk oranı nereye varır?" diye de pekiştirir. Sonuçta Ali Rıza Bey'e kredi verecek olan banka bunu yurtdışından borçlanmaktadır. Bu sayede Türkiye'nin borcu artmakta, kapitalist emperyalist düzene esir olmaktadır.

Ali Rıza Bey eve dönerken Hüsamettin Bey'in dükkanından çıkan iyi giyimli yabancı insanlar görür. İçeri girip sorar. Hüsamettin Bey, zor durumdan kurtulmak için Almanya'daki oğlu vasıtası ile tanıştığı yabancı bir şirketle ortak olduğunu, bu sayede hem işini büyüteceğini, hem de finansman darlığını aşacağını söyler. Ali Rıza Bey hemen geri döner, bir yandan da içinden "bu çözüm neden bizim aklımıza gelmedi daha önce" diye kendi kendine sormaktadır. Sonunda Güngören Hocadan onay alacağına emindir. Güngören bey ise yabancılara mülk satmanın ne kadar tehlikeli olduğunu, bu şekilde vatanın elden gideceğini anlatır Ali Rıza Bey'e. "Herkes işyerini yabancılara satarsa vatanın hali nice olur?" diye sorar.

Ali Rıza Bey bitkin düşmüştür. Evine döner. Bir süre sonra yabancı ortak bulan Hüsamettin Bey'in dükkana yeni yeni makineler getirttiğini fark eder. Hüsamettin Bey işyerini de genişletmektedir. Ali Rıza Bey doğruca Profosor'un yanında alır soluğu. Çokbilmiş hoca yine sakindir. "Yeni makine almak iyi bir şey mi sanıyorsun Ali Rıza Bey amca" der. Bu makineler yurtdışından geliyor. Yani ithalat artıyor, dolayısıyla cari açığımız artıyor. Bu da emperyalist kaptalist dünyaya esaret demektir" der. Daha sonra Ali Rıza Bey'den yıllık danışmanlık ücretini talep eder. Ali Rıza Bey vatan için kötü bir şey yapmamanın verdiği huzurla yazdığı çeki Profosor Doktor Güngören Çokbilmiş Bey'e uzatır.

Kısa bir süre sonra bu defa Güngören Çokbilmiş Bey Ali Rıza Bey'in işyerine gelir. Aldığı çekin karşılıkız çıktığını ve "arkasını yazdırmadan önce", tahsilat için geldiğini söyler. Ali Rıza Bey ödeme sıkıntısı içindedir. Kasada duran işçilerin maaşından bir miktar alır ödemeyi yapar. Bir yandan da içi acıyarak kimin işine son vermeli, yoksa işyeri batacak, diye kara kara düşünmektedir. Bu sırada parasını alan profosorle vedalaşır. Pencereyi açar, gözünü uzaklara diker, dalgın dalgın bakar. Profosorun yabancı marka makam otosundan çıkan gürültüyü duymayacak kadar derinlere dalmıştır.

Not: Bu hikaye tamamen hayal ürünüdür. Hiç bir gerçek kişiyle bağlantı yapılmamalıdır. Olası gerçek kişi, zaman ve yer bağlantıları tamamen tesadüftür. Read More!

Benim Bir Fikrim Var

Basinda ilginc yazilar cikiyor. Tekrar tekrar okuyorum, ben bu isin icinden cikamiyorum.

Ilk fikir Asaf Savas Akat'a ait (1, 2, 3). Diyor ki:
  1. "Borç oranı 2006’da Maastrich kriterine uyumlu düzeye geriledi."
  2. Yuksek faiz disi fazla elde etmeyi gerekli kılan koşullar ortadan kalkti.
  3. Zaten faiz-dışı fazla fakirden zengine refah transferi demektir.
  4. Gelin faiz disi fazlayi 2-3 puan dusurelim.
  5. Bir sey olmaz korkmayin. Cunku borcu, geçmiş faiz-dışı açıklar değil geçmiş yüksek faizler tırmandırmistir.
  6. Aslinda kamu borcundaki artışın baştan itibaren esas nedeni de yüksek reel faizlerdir.
  7. O yuzden gelin faizleri de dusurelim. Boylece borclanmanin artmasini da engellemis oluruz.
  8. Bakin. Bir tasla kus katliami yaptik.

Benim sorularim soyle:

  1. Turkiye'de kamu borcu zaten 2001'e kadar %60'in altindaydi. Yani o tarihe kadar Turkiye'nin kamu borcunda sorun yok mu demekti?
  2. Borcun ekonomi uzerindeki agirligini gosteren sey borc/milli gelir orani midir yoksa borcun sermaye piyasasi orani mi? Neden acaba Italya'da borcun milli gelire orani %100'un uzerinde olmasi sorun yaratmiyor da biz de yaratiyor? Yoksa bizim finans sektorumuz onlarinki kadar derin degil mi acaba?
  3. "Borcu yaratan yuksek faizdir" demek, "trenlerin son vagonu olmasin" demeye benzemiyor mu? Eger ortada borc olmasa, odenmesi gereken faiz de olmayacak miydi? Bu isin bir baslangici olmasi gerekmez mi?
  4. Madem tunelin sonundaki isigi bulduk, ben faiz disi fazlanin %6.5;dan sifira inmesini, hatta faiz disi acik vermeyi teklif ediyorum. Bir yandan da faizleri negatif yapalim. Mesela eksi %10. Boylece 10 sene icinde belki borclari da sifirlariz.
  5. Sonsoz: Secim vaadlerini finanse etmek icin "faiz disi fazla" isminde bir "kaynak" bulan muhalefet partilerini takdir etmek lazim. Acaba sadece Turkiye'de mi butce acigi verip borclanmak, kaynak bulmak olarak tarif edilir?

Sabanci Universitesinden Van Rijckhem kamu borcunun sebeplerini arastirmis. Raporuna gore (bakiniz TESEV'in sayfasi) 1990-93 arasinda faizdisi butce milli gelirin %19'u acik vermis. FAIZ DISI ACIK !!! Yani bunun bir de uzerine faiz biniyor. Ikisi icin de borclaniyoruz. Bu donemde reel faiz yuku ise (seignorage dahil) milli gelirin % 3'u. Yani yuksek borcun tohumlari burada atiliyor. Sebep yuksek faiz degil, faiz disi harcama.

  • 1994-95 arasi isler biraz duzeliyor. Derken 1996-98 arasi butce toplam %6 faiz disi acik daha veriyor. Faiz yuku ise %8. Faizler yavas yavas basini kaldiriyor. Biz ise normal harcamalar icin bile borclanmaya devam ediyoruz.
  • Netekim efendim 1999-2002 arasi ektigimizi biciyoruz. Faiz disi fazla toplam %3. Batan bankalarin maliyeti %15. Reel faiz (seignorage dahil) % 29.
  • Eger 1990-99 arasi butce FAIZ DISI ACIK vermeseydi, harcamalar kamu bankalarinda gizlenmeseydi, 2001'e girerken net borcumuz %58 degil %33 olacakti. Bunun uzerine bir de kamu bankalarin %8'lik maliyeti binmeyecekti.
  • O yuzden, bizim trenin son vagonu yok diyenlere, "O ne ki, bizim otobusde de arka koltuk yoktur. Hatta motor da yok. Biz iman gucumuzle gidiyoruz" cevabi verin.
Read More!

Brezilya ile ilgili grafikler

Bastan savma yazinca boyle oluyor. Daha once post ettigim grafikler cikmadigi icin asagida tekrar Brezilya ile ilgili grafikleri koydum. Karsilastirma yapilabilmesi icin bu sefer Turkiye rakamlari da var.

Faizdisi fazla:

Net Kamu Borcu
Turkiye'nin net kamu borcu:
2000____%58
2001____%89
2002____%78
2003____%70
2004____%64
2005____%55
2006____%45
2007(T)__%38

Net Kamu Borcu

Reel Faiz
Turkiye'de reel faiz (3 aylik hazine bonosu):
1995___%27
1996___%28
1997___%3
1998___%26
1999___%20
2000___%-1
2001___%12
2002___%23
2003___%17
2004___%13
2005___%7
2006___%8

Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Kredi Faiz Oranları    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri

Reel Faiz


Enflasyon Hedefi ve Gerceklesen Enflasyon
Read More!

IMF Nedir?

IMF nedir sorusuna cevap arayanlar bu yazida aradiklarini bulacaklardir.Hurriyet'in haberine gore "siyasi bir karar oldugu taktirde" IMF'ye borclarin odenmesi icin hazirlik yapmaya baslamisiz. Haberde IMF'ye borclarin erken odenmesinde ek maliyet olarak 10 milyar dolarlik bir hesaplama yapildigi soyleniyor. Aklima hemen Nasrettin Hoca'nin kedi ve ciger hikayesi geldi, ya da "astari yuzunden pahali" sozu. Muhtemelen hesaplamada hata yapmislardir ya onu da benim duzeltmemi beklemeyin.

Siyasi karardan kasit, secim populizmi. Ulkemizde insanlar hastalaninca doktoru sucladiklari icin ekonomi krize girdigi zaman da IMF'yi sucluyorlar. Her ne kadar IMF'nin icerisinde bir sure doktorali ekonomist olsa da IMF'nin stratejisi acik. Bir ulkeye borc veriyorsan o ulkenin o borcu geri odeyecegini garanti altina almalisin. Bunu yapmanin yolu da gelirleri arttirmak ve harcamalari kismaktir. Kisa donemde ulke buyume orani onemli degildir. Yapisal reformlar kismina simdilik deginmeyecegim.

Devalüasyon Nedir    Verimlilik Nedir    Altın Yorumları    Hedge Fon Nedir    Resesyon Nedir    Nükleer Santraller

IMF bize de ayni receteyi yazdi, harcamalari azaltin, gelirleri arttirin. Bizim gibi 100 kazanip 140 harcayan ulkelerin sonunu tahmin etmek icin kahin olmaya gerek yok. Ozellikle yapilan harcamalar yatirimlara degil de isciye, ciftciye, isverene tesvik olarak gitmisse sonumuz bastan belli. Kacinilmaz son basa geldigi zaman yapilacak sey de ortada. Ortada IMF diye bir kurum olmasa bile hukumetler harcamalari kisma, gelirleri arttirma yoluna giderler, el mahkum. IMF ortaya gunah kecisi gibi cikiyor ve hukumetin gerekli adimlari atmasini kolaylastiriyor.

Yaptiklari bununla da kalmiyor, ustune ustluk dusuk faizden kredi veriyor. Hani bizim KOBI'lere veya ciftcilere verdigimiz cinsten. Yani bir cesit hibe. Tum bunlardan sonra hukumetin kalkip da IMF'yi populizm araci olarak kullanmak istemesi bana biraz gulunc geliyor.
Siz ne dusunuyorsunuz, bakalim kabahat doktorda mi hastada mi? Read More!

Faiz harcamaları

Bir okurumuz 1980 sonrası ödediğimiz borç faizlerinini analizini istemiş. Gerçi Tuğrul'a sormuş ama ben aşağıya GSMH yüzdesi olarak grafiğini çıkarttım. Bunun yanına Kamu Kesimi Borçlanma Gereği büyüklüğünü de ekledim. "Neden GSMH oranı alıyorsun" gibi saçma bir soru ile karşıma gelecekseniz, sizi eğitmeye vaktim yok. Gidin biraz kitap okuyun. Benim yazılarımı da okumayın. Mantıklı soru "neden GSYH değil de GSMH" olabilirdi, o konuda haklı olurdunuz, ama burada söyleyeceklerimin genel çerçevesini değiştirmezdi.



1- Daha önce de bir kaç kez dile getirmiştim. Kamunun gelirlerinden fazla harcayıp bunu borçlanarak finanse etmesi nesiller arası gelir transferi anlamına gelir. Faiz de bunun maliyetidir. Bugün ne kadar açık veriyorsam, borçlanacağım miktar da ona göre değişir. Bu da ileride ödeyeceğim faizi belirler.

2- Gelir ve gider akım (flow) kavramlarıdır. Borç ve servet ise stok. Akım ile stok arasındaki farkı anlayamazsanız saçma sapan çıkarımlarda bulunursunuz. Örneğin 1975 yılından 2006 yılına kadar toplam 344 milyar YTL civarında faiz harcaması olmuş diyerek bunu bir stok haline getirmek 1975 yılında doğmuş bir kişinin "her sene içinde bulunduğum yaşı toplarsam 528 yıl yaşamışım" demesi gibidir. Saçmalığı anladınız umarım.

3- İleride daha az faiz ödemek istiyorsanız, bütçe açıklarını kapatırsınız. Tavukçulara, fındıkçılara, para dağıtmazsınız. Şu anda ödediğimiz faizler geçmişte yediğimiz nanelerin, savurganlıkların bir sonucudur. Gökten zenbille inmemiştir. Hem bütçe açığı vermek istiyor hem de faizi düşürmek gibi bir hülyaya kapılırsanız, (geçmişte deneyenler oldu) o açıklar bir yerlerde patlar.

Şimdilik bu kadar. Tuğrul'un yapacağı analiz benimkinden daha düzgün olacaktır. Read More!

Şirketlerin döviz borçları

Bir sure once bu konu hakkinda hazirlanmis bir calismayi (Reel Sektorun Borc Yapisi ve Doviz Kurunun Bilancolara Etkisi) burada ozetlemis ve "reel sektorun yabanci para cinsinden borcu nedir?","doviz kurlarindaki degismeler reel sektoru nasil etkiler?" sorularina cevap aramistik. Bu calismada arastirmacilar (Mehtap Kesriyeli, Erdal Özmen ve Serkan Yigit), MB'nin hazirladigi ve sirketlerin 1992-2003 arasi bilancolarini kapsayan veri bankasini kullanarak bir takim sonuclara varmislardi (bakiniz).

Gecenlerde MB Istatistik Genel Mudurlugu bu veri bankasini 2005 yilina kadar guncellestirdi. Fatih Özatay'in Radikal'de konu ile ilgili bir yazisi sayesinde benim de bu isten haberim oldu.

Fazla fali uzatmadan size iki grafik sunacagim. Ilk grafik
(i) yapanci para cinsi borclarin toplam borclara orani ve
(ii) yabanci para cinsi kisa vadeli borclarin toplam yabanci para cinsi borclara orani ile ilgili.

Asagida da goreceginiz uzere sirketler agirlikli olarak yabanci para cinsinden borclaniyorlar ve bu oran %70-80 arasi degisiyor. 2001'de %81 iken 2005'de %71'e inmis.

Hisse Yorumları  Marjinal Nedir  Fiyat Kazanç Oranı Nedir?  Fraktal Nedir  Borsa Nasıl Oynanır

Iyi bir gelisme borc vadesinin gittikce uzuyor olmasi. Kisa vadeli yabanci para cinsi borclar 1998'den beri neredeyse araliksiz azalmis ve %77'den %55'e dusmus.

Ikinci sekilde ise yabanci para cinsi borclanmanin oransal buyuklugunu gosteriyor. Oransan buyukluk olarak kastettigim sey (i) dis satis gelirlerine orani ve (2) ozkaynaklara orani.

2001 krizi oncesi %100'un uzerinde olan hatta 1999'da %123'e varan disborc/ihracat orani, kriz sonrasi keskin bir dusus kaydetmis. 2004'de %45'e kadar inmis. 2005'de ise %57.

Asil uzerinde durulmasi gereken olumlu gelisme, dis borclarin ozkaynaklara oraninda gozukuyor. 2001 krizi ozkaynaklarinin %60-70 oraninda dis borc alan sirketler, su anda ozkaynaklarin %28'i oraninda dis borc kullaniyorlar.

Saruhan Ozel, ozel sirketlerin dis borclanmasi konusunda "Bu kez farkli" derken hakliymis.

(Farkli ile kastettigi borclanmanin vadesi, artan dis yukumluluklerin artan ihracat geliri ile dengelenmesi, ve dis borclanma ile yapilan yatirimin nakit akisi guclu alanlara yapilmasi)



Read More!

Reel Sektorun Borc Yapisi ve Doviz Kurunun Bilancolara Etkisi

Reel sektorun yabanci para cinsinden borcu nedir ve doviz kurlarindaki degismeler reel sektoru nasil etkiler?

Bir zaman once bu konu hakkinda Merkez Bankasi bir arastirma raporu yayinlamisti:

"Reel Sektorun Borc Yapisi ve Doviz Kurunun Bilancolara Etkisi" Mehtap Kesriyeli, Erdal Özmen ve Serkan Yigit

Amacim bu calismanin bulgularini burada ozetlemek.

Oncelikle yabanci para cinsinden borclanmanin miktari nedir?

Arastirmanin yazarlari, MB'nin sirketlerin 1992-2003 arasi bilancolarini kapsayan veri bankasini kullanarak bu soruya cevap vermeye calismislar. Asagidaki grafikten de gorulecegi gibi reel sektorun borc yapisindaki dolarizasyon orani (beyaz sutun tum finans disi sirketler, siyah sutun imalat sanayii) epey yuksek. 1992'de %40lar duzeyindeyken 90lar boyunca artis gostermis ve 1999-2000'de %80 ile tavan yapmis, sonra bir miktar azalarak %70'ler civarina inmis. Kiyaslama yapmak gerekirse 1999-2003 arasi Latin Amerika ulkelerinde bu oran %33.6, Asya'da ise %23.

Tutumluluk Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları    Nükleer Kirlilik    Nükleer Nedir    Fraktallar

Yabanci para cinsinden borclarin icindeki kisa vadeli borc miktarinda ise (beyaz cizgi tum finans disi sirketler, siyah cizgi imalat sanayii) bir miktar iyilesme var. 1992'de %95 iken surekli azalmis, su anda %60lar civarinda.



Tabii yabanci para cinsinden borclanmak tek basina bir sorun teskil etmiyor, eger yabanci para olarak tutulan varliklar ile yukumlulukler birbirine oranli ise veya yabanci para cinsinden elde edilen gelir yuksek ise.

Ikinci sekilde doviz borcu ile doviz kazanci arasindaki orana bakilmis.

Sutunlarin anlami, sirasiyla, doviz borcu/ihracat (tum finans disi sektorler), doviz borcu/ihracat (imalat sanayii), kisa vadeli doviz borcu/ihracat (tum finans disi sektorler), ve kisa vadeli doviz borcu/ihracat (imalat sanayii).

1992'de doviz borcu firmalarin ihracat gelirinin %75'i imis. 1994 krizinden sonra %60'a inse de sonra 90larin sonuna dogru artmis ve 2000'de %110'a ulasmis. 2001 krizi sonrasi ise azalarak 2003'de %58'e inmis. Kisa vadeli borcun ihracata orani ise %30lar civarinda.



Arastirmacilar ardindan doviz ile borclanmanin sebeplerine bakmislar. Bulduklari sey:

1. Makroekonomik sartlar onemli birer faktor. Enflasyon ve butce acigi dolarizasyonu arttiriyor.

2. Paranin deger kazanmasi yabanci para cinsinden borclanmayi tesvik ediyor.

3. Borclanma orani yuksek olan firmalar daha az doviz cinsi borclanabiliyorlar, nakde cevrilebilir varligi olanlar ise daha cok.

4. Ihracat agirlikli calisan firmalar daha cok doviz ile borclaniyor (cunku ihracat gelirinden dolayi yabanci para cinsi uyusmazligi daha az oluyor)

Son olarak yabanci para cinsinden borclanmanin sirketlerin yatirim, satis ve karlilik oranlarina etkilerine bakmislar. Vardiklari sonuc devaluasyon durumunda doviz borcu cok olan sirketlerdeki yatirim kisintisi ve karlilik azalmasinin daha cok olacagi.

2003 yilindan sonra neler oldu? Elbette sirket bilancolarina bakmadan bunu soylemek zor. Makro verilere bakarsak, hem ihracat hem ozel sektorun (finans disi) dis borcu 30 milyar dolara yakin artti. Bankalarin sirketlere verdikleri kredilerinin doviz veya dovize endeksli kismi %43'den %20'ye geriledi. Net olarak degisim ne oldu, orasi soru isareti.

Ikinci bir nokta, yukarida bahsettigim calismanin kapsaminda olmayan 2 olduguyu da gozonune almak lazim. Birincisi, bazi sektorlerde, gelir ihracat yoluyla yabanci para uzerinden olmasa da yabanci para birime endeksli olabilir. Mesela TUPRAS. Ikincisi, ozel sektor (umut ediyorum ki) swap, forward, option ve benzeri turev araclarini kullanip, kendini doviz kurundaki oynamalara karsi (her iki yonlu de) korumayi ogrenmislerdir.

Saruhan Özel bir kac gun once konu ile ilgili bir yazi kaleme almisti. Bu yaziyi da okumanizi tavsiye ederim. Read More!

Benim Ne Kadar Borcum Var?

Bir aile dusunun. Anne, baba, cocuk. Anne-babanin bankaya 1000 lira tasit kredisi borcu var. 500 lira da kredi karti borcu. Cocuk annesinden 200 lira borc almis, arkadasina 100 lira borcu var. Babasi ise cocuguna 50 lira harcligini henuz vermemis.

Ay sonu geldiginde evin annesi soruyor, bizim ailenin toplam borcu ne kadardir diye.

1000+500+100 = 1600 mu yoksa 1000+500+200+100+50=1850 mi?

Bir ulke dusunun. Devlet ve ozel sektor. Devletin ozel sektore 168 milyar dolar borcu var. 83 milyar da dis borcu. Ozel sektorun disariya 111 milyar dolar borcu var.

Kamu Iscileri Sendikasi Baskani Resul Akay ve ATO Baskani Sinan Aygun soruyor.

Turkiye'nin ne kadar borcu var?

Simdi ayni soruyu bir de sunu gozonune alarak sorun: Ozel sektor uc kisimdan olusuyor. Bankalar, sirketler ve tuketiciler. Bankalarin sirket ve tuketicilere verdigi toplam borc (kredi) 112 milyar dolar. Tuketicilerin ve sirketlerin bankalara verdikleri borc (mevduat) 180 milyar dolar.

Devalüasyon Nedir    Verimlilik Nedir    Altın Yorumları    Hedge Fon Nedir    Resesyon Nedir    Nükleer Santraller

Simdi Turkiye'nin borcu ne kadar? Read More!

Dis Borc Hesaplamalari Hakkinda Ek Bilgiye Ekleme

"Merkez bankasindaki doviz mevduatlarinin dis borc icinde yer aldigi bilgisini nereden edindiniz? Bu dis borc kalemi icinde yer almamaktadir. Ancak Kamu Net borcu hesaplanirken Merkez Bankasinin net yukumlulukleri toplam varliklarindan cikarilarak net varliklar bulunur ki bu da 45 milyar civarinda bir rakamdir. Oysa rezervler 70 milyari bulmustu yanlis hatirlamiyorsam. Yaniliyor muyum? http://www.hazine.gov.tr/stat/netdebt.xls "
Dis borclar hakkindaki yazimda iyi anlatamadigim noktalar kalmis. Yukaridaki yorum uzerine konuyu bir kez daha ele alayim dedim.

MB'nda uc tur doviz mevduati bulunur:

1. Hazine'nin doviz olarak tuttugu nakit rezervi (15 milyar dolar civarindadir).
2. Bankalarin doviz mevduati (10 milyar dolar civarindadir). Bunun bir kismi zorunlu karsilik, bir kismi serbest mevduattir.
3. Kredi Mektuplu Doviz Tevdiat Hesabi

Benim yazimin konusu bu ucuncu kalem idi. Gayriresmi olarak Dresdner hesabi olarak da bilinen KMDTH yurt disinda calisan vatandaslarimizin MB nezdinde actiklari tasarruf hesaplarini gosterir.

Yatırım Fonları Nedir?   Altın Fonu Nedir  Komünist Nedir  Komünizm nedir?  Kapitalizm Kapitalist nedir

Bu hesaplar, Hazine'nin dis borc istatistiklerinde dis borc olarak gecer. Eger Hazine'nin dis borc istatistikleri sayfasina giderseniz, TCMB basliginin altinda Kredi Mektuplu DTH kalemini gorebilirsiniz. Bir kismi kisa vade (vadesi 1 seneden az olanlar), daha buyuk kismi ise uzun vade tarafindadir.

Kamunun net borcu hesabindan bahsettiginiz iyi oldu, cunku konunun acayipligini daha iyi gozler onune serebiliriz simdi.

Kamunun net borcu hesaplanirken kamu sektorunun toplam brut borcundan (MB, kamu sektorunun parcasi olarak sayilmaz), MB'nin net (ic ve dis) varliklari cikartilir.

Bu hesaplamada Dresdner hesabi kamunun brut borcunun icine dahil edilmez. O zaman da Dresdner hesabi, dis borc olarak gozukmez! Hazine'nin yayinladigi dis borc istatistiklerinde ise Dresdner hesabi kamu borcuna dahil edilir.

O zaman soyle acayip bir tablo cikar karsimiza:

Kamu Net Borcu hesaplarinda kamunun dis borcu 66,9 milyar $.

Hazine'nin Dis Borc istatiklerinde ise kamunun dis borcu 82,6 milyar $ ( = 66,9 milyara Dresdner hesabi 15,7 milyar dahil edilmis). Buna ozel sektorun 111.0 milyar $ borcunu ekleyince, Turkiye'nin toplam dis borcu 193,6 milyar $ oluyor.

Oysa hesabi, Kamu Net Borcunu hesaplarkenki gibi yaparsak, toplam dis borcumuz 177.9 milyar dolara iniyor.

Simdi o zaman bizim dis borcumuz ne kadar???

Not: Konu ile 2 tane kose yazisi da var. Biri Gungor Uras, digeri Mahfi Egilmez'in. Kamu net borcunun hesaplanmasi ile ilgili bilgi icin bakiniz. Read More!

Dis Borc Hesaplamalari Hakkinda Ek Bilgi

Dis borclar, malum, populer bir konu. Dis borc hesaplamalari ile ilgili bir kac bilgi vermek istedim okuyuculara. Amacim kelime oyunlari ile dis borcu kucuk gostermeye calismak degil. Hazine dis borc rakami olarak neyi veriyorsa ben onu kullanirim, uzerinde degisiklik yapmam. Fakat, profesyonel veya amator olarak, ekonomi ile ilgileniyorsak neyin ne oldugunu bilmemiz lazim.

1. MB'nin Dresdner Hesabi olarak bilinen ve 70li yillarda Avrupa'da calisan vatandaslarimizin dovizlerini ulkeye cekmek icin actigi hesaplar vardir (Almanya'da araci banka Dresdner Bank oldugundan bu hesaplara Dresdner hesabi deniliyor). Bunlar aslinda mevduat hesaplaridir, disaridan alinan borc degildir. Hatta MB uyguladigi mevduat faizini epey dusurdu ki bu hesaplari insanlar kapatsin (dolar faizi 2.75 mesela. 1989'da yuzde 12 idi). Ama vatandaslarimiz sagolsun dusuk faiz bile alsalar hesaplarini kapatmiyorlar. Toplam mevduat da az buz degil, 16 milyar $. Bu paralarin aslinda dis borc olarak gozukmemesi lazim. Hatta IMF kendi icinde calismalar yaparken Dresdner hesaplarini dis borctan cikarir. Cunku uluslararasi standartlara gore oyle yapilmasi lazim. Ama daha milli gelir hesaplari fi tarihinin yontemine gore hesaplanan ulkede normal tabii bu isler. Daha fazla bilgi icin: TCMB.

2. Devletimizin bankalari yolmak icin cikarttigi aracilik maliyetleri (vergi, resim, harc, stopaj vergisi, vs.) yuzunden sirketin odedigi faiz ile bankanin eline gecen faiz arasinda buyuk farklar olusuyor. Nasil sosyal guvenlik vs. kesintisi deyip bir isci ucretinin uzerine %40-50 yuk biniyor, ayni hikaye. O zaman ne oluyor. Bankalar/sirketler bu maliyetlerden kacinmak icin cesitli yollara basvuruyorlar.


VOB nedir?     Taksi Şöförü   A Tipi Yatırım Fonu Nedir?   Olasılık nedir?   Dışsallık Nedir

Disaridan iceriye kredi/borc olarak geliyor diye gozuken paranin bir kismi aslinda kredi/borc degil. Sirketler veya bankalar disarida tuttuklari kendilerine ait olan parayi yine kendilerine borc veriyorlar. Veya dogrudan yatirim olarak gelebilecek para, sirket ortagina kredi olarak veriliyor. Veya bankanin yurtici subesi sirkete kredi verecegine, isi yurtdisi sube yapiyor. Verilen kredi dis borc gozukuyor.

Miktari kesin olarak bilinmiyor bu islerin. Ama bazi rakamlar verebilirim. Mesela bankalarin kredilerin ucte birinden fazlasinin yurtdisi subeler araciligi ile kullandirildigi hesaplanmis. Eger bu paralar ulkeye getirilse, yurt ici kredi olacaklar. Disaridaki subelerden verilince kredi dis borc oluyor. Bu sekilde verilen kredinin miktari 30 milyar dolara yakin. Yurtdisi subelerden yurtici bankalara verilen borclar yine 30 milyar dolar civarinda. Yurtdisi subelerin aldiklari devlet ic borclanma senetleri 13 milyar dolar. Daha fazla veri icin bakiniz: Bankaların Yurtdışı Şubelerinin Türkiye''de Yerleşiklerle İlgili Seçilmiş Bilanço Büyüklükleri

Bu konu ile ilgili zamaninda cok guzel bir calisma yapilmisti. Link soyle: http://www.bddk.org.tr/turkce/yayinlarveraporlar/sunumlar/ODTU-Sunum1.pdf.

Raporun sonuc bolumunde soyle deniyor:

  • Ekonomi açisindan ne gibi olumsuz sonuçlar ortaya çikiyor?
  • Kaynak ihtiyaçlari karsilanamiyor ya da yüksek maliyetler ödeniyor.
  • Bankalar ve firmalar arasinda rekabet esitsizliði yaratiyor.
  • Yurtiçi yerine yurtdisindan kaynak bulma zorunda kaliniyor. Bu imkana sahip olamayan KOBI’ler daha büyük zorluklarla karsilasiyor.
  • Yatirimlar yurtdisina kaydiriliyor.
  • Türk bankacilik sektörünün olduðundan daha küçük gözükmesine neden oluyor.
  • Bu kredilerden elde edilen gelirin önemli bir kismi Türk bankacilik sektörünü desteklemiyor.
  • "Gelir ve kurumlar vergisi ihracati " yapiliyor.
  • Türk ekonomisinin toplam dis borç stoku gereksiz yere büyütülmüs oluyor. Ülkenin borçlulugu yüksek gözüktügü için daha fazla risk primi odeniyor.
Dedigim gibi Hazine istatistikleri dis borc ne derse onu kullanirim ben. Ama bu tur islerin de farkinda olmak lazim. Read More!