Yaman Toruner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaman Toruner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yaman Toruner'in Futbol Yazisi

Yaman Törüner, bugün (kendi ifadesine göre) ilk kez bir spor yazısı yazmış. Okuyunca içim ürperdi. Adamın futbola bakışı ekonomiye bakışı ile tastamam aynı. Komplo teorisinin bini bir para. 1990'lı yıllarda ekonomiyi (ekonomi nedir?) bu tür adamlara emanet ettiğimizi düşündükçe (Yaman Törüner, 1990'lı yıllarda İMKB Başkanı, TCMB Başkanı, Devlet Bakanı gibi görevlerde bulunmuştu) üç kriz yaşadığımız o dönemi ucuz bile atlatmışız diye seviniyorum. İnsanda biraz akıl izan olur be! Ancak kahvehane köşelerinde prim yapabilecek böyle uçuk şeylere bu tür üst düzey görevlere kadar gelebilmiş bir insan nasıl inanır? Neyse, fazla uzatmayalım, yoksa ağzımdan daha kötü şeyler çıkacak.

Gıcık yaratmamak için özel not: Bu yazının hepsi bu kadar. Alttaki ibareye tıklamanıza gerek yok. Read More!

Ben koalisyondan öcü gibi korkarım

Son zamanlarda yaptığı analizler ile "en komik iktisatçı" (Iktisat nedir) dalında Yiğit Bulut ve Uğur Civelek'in önüne geçmeyi başaran Yaman Törüner bugünkü yazısında yine zırvalamış. Bizim Densiz de kendisine gereken cevabı vermiş. Bu askeri yönetim dönemlerindeki büyüme oranlarından ben daha önce bir yazımda bahsetmiştim. O yüzden tekrar bu konudan bahsedecek değilim. Koalisyon dönemlerindeki büyüme oranları konusunda ise bir yazı yazmaya niyetlendim ama Orhan Karaca'nın benden önce davrandığını gördüm. Orhan Karaca, blogundaki son yazısında, daha önce yayınlanan bir makalesinin sonuçlarını da aktararak, tek parti ve koalisyon hükümetlerinin ekonomik performanslarından bahsediyor. O yazıdaki tabloda verilen rakamlar aşağı yukarı bendekilerle aynı olduğundan konuyu tekrar ele almaya gerek duymuyor ve söz konusu yazıyı okumanızı tavsiye etmekle yetiniyorum.

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller    Sosyalist Nedir

Yalnız Orhan Bey başlıkta "Koalisyondan korkmalı mıyız" diye sorduktan sonra lafı biraz fazla eveleyip gevelemiş. Ben direkt olarak söyleyeyim. Evet, koalisyondan korkmalıyız. Eğer 22 Temmuz seçimlerinden sonra iktidara bir koalisyon hükümeti gelirse hapı yuttuğumuzun resmidir. Neden derseniz, rakamlar ortada, koalisyon hükümetlerinin ekonomideki performansı çok kötü. Bizde uzlaşma kültürü olmadığı için koalisyon hükümetlerinde hiçbir iş yürümüyor. Koalisyonlarda bütün politikalar günü kurtarmaya odaklandığı için sorunlar hep geleceğe aktarılıyor. Bunun sonu da hep kriz oluyor. 1979-80 ve 2001 krizleri, son iki koalisyonlar döneminde biriken sorunların kucağımıza bıraktığı krizlerdi. Read More!

Yaman Törüner'e Elestiri

"Zannedildiğinin aksine, askeri hükümetler ve koalisyon hükümetleri döneminde düşük büyüme hızlarıyla karşılaşmıyoruz. Örneğin, son yıllardaki en yüksek büyüme hızımız yüzde 7.7 ile 1971-1973 arasındaki askeri hükümet zamanındaydı. Bu büyüme hızı, AKP döneminin üzerinde. 1974-1977 koalisyon hükümeti yüzde 5.6; 1992-1995 koalisyon hükümeti yüzde 3.9 ve 1996-1999 koalisyon hükümeti yüzde 5.4 büyüme oranı sağladı. " Yaman Törüner, Milliyet Gazetesi, 0.9.06.2007
Zannedildiginin aksine 4 islem yapmak gorundugu kadar zor degildir. Dogru rakamlar soyle olacakti:

1971-1973 ..... %5.4
1974-1977 ..... % 6.7 *
1992-1995 ..... %3.9
1996-1999 ..... %3.1
2003-2006 ..... %7.1
Bu arada 1974-77 arasi tek bir koalisyon hukumeti yoktu, toplam 5 hukumet gorev yapti. Eger bu donemin geri kalanini, yani 1978-80 arasini cinlik yapip bir kenara atmaksak goruruz ki 1974-80 arasinda toplam 7 hukumetimiz olmus ve ortalama buyume hizi %3.6.

  1. CHP-MSP koalisyonu: Ocak 74 - Kasim 74
  2. Azinlik Hukumeti: Kasim 74 - Mart 75
  3. AP-MSP-MHP koalisyonu: Mart 75 - Haziran 77
  4. CHP azinlik hukumeti: Haziran 77 - Temmuz 77
  5. AP-MSP-MHP koalisyonu: Temmuz 77 - Ocak 78
  6. CHP-Bagimsizlar koalisyonu: Ocak 78 - Kasim 79
  7. AP azinlik hukumeti: Kasim 79 - Eylul 80




Yurtdisindaki vatandaslarimizin MB'da actigi doviz hesaplarinin miktari 16 milyar$ civarindadir. Bunlara odenen dolar faizi %2.75'dir.
14 milyar dolar bankalarin doviz hesaplari karsiliginda MB'na yatirmak zorunda olduklari zorunlu karsiliklardir. Bunlara odenen faiz %2.53'dur.
12 milyar dolar Hazine tarafindan tutulmaktadir. Bunlara faiz odeniyor mu bilmiyorum.
Kalan 24 milyar dolar MB'nin net doviz posizyonudur. Turk lirasi vererek piyasadan cektigi dovizin miktaridir. Maliyeti sifirdir. Daha sonra API operasyonlari 7 milyar lirayi geri cekince yillik 1.4 milyar faiz oduyor ya, bu demektir ki dolar cinsi olarak 24 milyar $ icin aslinda %4 faiz odenmis demektir (1.4/1.35 /24 = 0.04).
Yani neymis? MB'nin rezervlerinin MB'na maliyeti agirlikli ortalama olarak aslinda %2.7 imis. Bu parayi %4.5 ile Amerika'ya verince aslinda kar edermis.
Peki o zaman diyeceksiniz ki Turkiye'de 100 milyar dolardan fazla para yok mu? Bu para aslinda Amerika'ya verilmis dusuk faizli borc olmuyor mu?
Evet oluyor. Ama bunu yapan bankalarimiz veya MB degil. Bunu yapan parasini dolarda tutan Turk halki. Kizacaksaniz gidin ona kizin.


Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller    Sosyalist Nedir

"Yunanistan'dan gelen bir emeklilik fonu 2003 Mart ayında Türkiye'de 1 milyon dolar satmış ve karşılığında hazine bonosu almış. Kur 1.30'lara gelince pozisyonunu kapatmış veya hâlâ pozisyonunu koruyor. Kur farkı ile dolar bazında getirisi o günden bugüne yüzde 100 seviyesinde... Bu kazancı ile de kendi katılımcısı olan Yorgo'nun maaşını ödemiş. Bu paranın dolar bazında elde ettiği yüzde 100'e yakın getiri nereden geliyor?" Yigit Bulut, Referans Gazetesi, 09.06.2007
Alcak Yorgo! Hadi parayi kazanan Azerbeycanli Rustem olsaydi neyse, ama isin icine Yorgo, Hans, hatta hatta Agop olursa hir cikar.
Bu %100 getiri kimin cebinden cikmis anlatayim.
Bir kere gercek rakam %100 degil, % 181. Yigit Bulut, muhtemelen hesabini (tabii eger yapmissa) 2004'de yapmis. Ondan sonra hep ayni yazilari yazdigi icin (hala 2004 butce rakamlarini kullanmasi gibi) %100 rakami o gun bugun ayni kalmis.
%181 getirinin 19 puani liranin deger kazanmasindan, 135 puani ise faizden geliyor (ikisinin toplami 181 etmiyor, cunku burada bilesik faiz hesabi yapiyoruz: (1+1.81)/(1+0.19)-1=1.35)
Hazine'nin, yani vergi veren vatandasin cebinden cikan faiz orani 4 senede %135. Bu zaman zarfinda enflasyon % 47 olduguna gore, gercekte odedigimiz faiz %60 ( = (1+1.35)/(1+0.47)-1=0.6).
Demek ki Yorgi'nin kazandigi %181 getirinin 60 puani benim cebimden cikmis. Bu da yillik %12;ye denk geliyor.
Peki geri kalan 121 puan kimin cebinden cikti?
Yorgi'den Mart 2003'de kim dolar alip Mayis 2007'de tekrar dolar satmissa onun cebinden cikti. O "yatirimci" siz misiniz? 2003 'de dolar alip, 2007'de dolar sattiniz mi? Almadiniz mi? O zaman sizin cebinizden cikan 60 puandir.
Dolar bazinda maliyet hesabi olmaz. Neden? Cunku devlet vergiyi dolar cinsinden degil yerli para cinsinden toplar. Eger yarin dolar 1 liraya dusse, Yorgi'nin kazanci yuzde onyuzbine ciksa bile bu degismez.

"Türk bankalarının ortalama fon maliyetleri yaklaşık yüzde 12 olup ABD bankalarından yaklaşık yüzde 8.5 fazladır. Buna rağmen, Türk bankaları dövizlerini yaklaşık yüzde 4 ve Merkez Bankamız da yaklaşık yüzde 3 zararla yabancı bankalara yatırırlar. Yabancı bankalar, kendi ülkelerindeki fonlar aracılığı ile gelip, bizim paramızın bir bölümünü bizim borsamıza, bir bölümünü de bizim Hazine bonolarımıza veya tahvillerimize yatırırlar. IMF sayesinde, kur riskini garanti ettiklerinden yüzde 22 civarında faiz alırlar. " Yaman Toruner, Milliyet Gazetesi, 02.06.2007
Birincisi, madem IMF'nin kur garantisi var, neden mali mulku satip, dolar borclanip, lira faizine parayi yatirmiyorsunuz Yaman Bey? Elinizden tutan mi var? Buyrun.
Asil konu ise soyle. Bankalar yurtdisindan faizi LIBOR uzerinden alirlar. LIBOR, London Interbank Offered Rate anlamina gelir. Londra'daki itibarli bankalarin kendi aralarinda borc vermede kullandiklari faiz oranidir. Turk bankalarinin riski, Londra bankalarindan fazla oldugu icin LIBOR uzerine faiz primi konur. Su anda 1 senelik LIBOR %5.8 civarinda olduguna gore (grafik) ve Turk bankalari genellikle LIBOR + 0.6 ile borclandiklarina gore (bakiniz 1, 2) dogru hesap neymis? 5.8+0.6=6.4.
Esas konuya donersek, bankalar %4 veren Amerikan tahvillerine yatirim yapmak icin %6.5 ile disaridan borclanmazlar. %18 ile Turk lirasi mevduat hic toplamazlar.
Disaridan kaynak saglamanin amaci, bu parayi kredi olarak iceride kullanmaktir. Lira uzerinde verilen krediler %20'nin uzerinde, dolar uzerinden %8'in uzerinde faiz birakir. Boylece bankalar kar ederler. Nitekim, yurt icinde kredi talebi kesilince, disaridan borclanma da kesiliverdi (Ocak-Nisan arasi 2006'da bankalar 3.5 milyar dolar kredi almislardi. 2007'de 1.2 milyar dolar aldilar). Tesaduf mu? Degil. Eger iceride bu faizi veren yoksa, bankalar da disaridan faizle borclanmazlar. Ayni sekilde, iceride toplanan mevduat kredi olarak plase edilemiyorsa, Hazine kagitlari alirlar. Bakarsaniz hazine faizi, gecelik faizin altina inivermis.
Peki ya Merkez Bankasi? Merkez Bankasi, rezerv biriktirmek icin borc almaz. Olsa olsa IMF'den yardim alir. O da en son Aralik 2001'de olmus. Merkez Bankalari dogrudan piyasa mudahelesi ile doviz toplarlar. Karsiliginda piyasaya banknot surerler. Bu isin MB'na maliyeti, banknot matbasini calistiran iscilere odenen maasi ve kagit masrafini bir kenara koyarsak, sifirdir. Ancak eger piyasaya cok miktarda para surerlerse, enflasyona sebep olacagindan bu paranin bir kismini borclanarak piyasadan cekerler. Buna Acik Piyasa Islemler denir. Borclanma sonunda tabii bir faiz oderler.
Mayis 2007 itibari ile MB'nin piyasadan topladigi para 7 milyardir. Buna %19 faiz verse, yillik faiz masrafi 1.4 milyar lira olur.
MB'nin brut rezervi 66 milyar dolardir. Bu para 4 kaynaktan gelir:

  1. Yurtdisinda yasayan vatandaslarimizin MB hesabinda actiklari doviz hesaplari.
  2. Bankalarin doviz cinsi zorunlu karsiliklari
  3. Hazine'nin dolar olarak MB hesabinda tuttugu mevduat
  4. Diger
Read More!

Kendini Yaman Sanan Toruner

Yaman Toruner Turkiye'nin en degerli bankasi olan ve gectigimiz gunlerde 3 milyar dolara %20'si Bir Amerikan sirketi olan Citigroup'a satilan Akbank'in Yonetim Kurulu Uyelerinden bir tanesi imis. Akbank'in websitesinde Yaman Toruner su sekilde tanimlaniyor:

"Yaman Törüner became a member of the Board of Directors in March 1998. Having served as a Member of Parliament between 1995 and 1999, Mr. Törüner also served as a Minister of State in 1996. He was the President of the ISE between 1990 and 1994 and worked at various administrative positions within the Central Bank of Turkey from 1972 to 1990. Mr. Törüner has also served as the Governor of the Central Bank of Turkey."

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı  Demokrasi Nedir    Yatırım Fonları

Yani adam 9 yildir Akbank'ta sirketin rotasini cizecek kararlara imza atiyor. Meclis'te vatana hizmet ederken ozel bir bankada calismayi secerek "conflict of interest" meselesini es gececek kadar etik degerlerden uzak bir insan, devlet bakanligi yapmis, borsa baskanligi yapmis 4 sene, Merkez Bankasinda 18 yil calismis ve ayrica baskanlik yapmis. Ozgecmisine baktiginiz zaman Turkiye'de bunun kadar ekonomiden ve finansal piyasalardan "anlayan" baska bir kisi olmadigini dusunursunuz. Ben dusunurdum yani. Son yillarda acaba kafasina agir bir cisim falan mi dustu diye bir soru geliyor aklima ama hala Akbank'in Yonetim Kurulunda gorev yaptigina gore bu da mumkun degil. Niye soyluyorum bunlari?

Yaman Toruner bugunku yazisinda soyle diyor:



  • Bankalar ve Merkez Bankası dahil döviz rezervimiz, 11 Mayıs itibariyle 112 milyar 798 milyon dolardır. Bu paranın içinden efektif olarak tuttuğumuz bölüm hariç, yaklaşık 112 milyar dolarlık bölümünü yabancı bankalara yüzde 4 faizle yatırırız. Bu işten zararımızı, yukarıdaki rakamlardan siz hesaplayın.




  • Yabancılar bizden aldıkları 112 milyar doların, 80 milyar dolarını Hazinemize ve borsamıza sıcak para olarak yatırır; bizim paramızla havadan yüzde 22 faiz alırlar. 112 milyar doların ne kadarının mevduat alınan ülkeye yatırılacağına ise, rating (değerleme) şirketleri karar verirler. Buna, "ülke riski" denilir.




  • Bu hükümet geldikten beri bu yolla, sıcak paraya yaklaşık 90 milyar dolar faiz ödedik. İşte bu faizlerle, yani hiç para koymadan yabancılar bankalarımızı ve diğer önemli kuruluşlarımızı satın aldılar. Almaya da devam edecekler. Bu nedenle, ülkemize rekor derecede yabancı yatırımcı geldi.




  • Küresel sermaye, bu yolla hiç sermaye koymadan, Türkiye'de ve gelişmekte olan diğer ülkelerde iyi para kazanıyor. Bu yüzden, bizim gibi ülkeler hep "gelişmekte" ama "gelişmiş" değil."

    Ben sade bir vatandas olsam Yaman Toruner boyle diyorsa dogrudur derdim. Maalesef cok sekerli bir vatandasim ve Yaman Toruner'in dogrulari soylemediginin farkindayim. Madem rakamlar vermis rakamlar uzerinden konusalim.

    1. Birincisi Akbank 100000 USD uzeri ve 28 gunden fazla vadeye sahip doviz mevduatina %4.5 faiz oduyor. Gerizekali Akbank %4.5 odedigi bu doviz mevduatini alip Yaman Toruner'in ifadesiyle yabanci bankalara %4 faizle yatiriyor. Akbank'in 9 yillik Yonetim Kurulu uyesi olarak ilkokul cocuklarinin bile yapmayacagi bir gerizekalilik ornegi gosteren Akbank'in boyle bir oyunun icinde yer almasinda Yaman Toruner'in payi ne kadardir? Bu kadar tecrubeye sahip bir insan Akbank'ta boyle bir olaya nasil izin verebilir. %4.5 faiz ode sonra git %4 faizle yabanci bankalara borc ver, ustune ustluk bu doviz mevduat hesaplarini tutmak icin milyonlarca dolar harca, binlerce kisiyi calistir. Olacak is degil. Yaman Bey Akbank'taki isinden istifa etmeli ve yerine Gungor Uras getirilmelidir.

    2. Yabancilar niye bu kadar salak onu da anlamis degilim. Bizden aldiklari 112 milyar dolarin neden sadece 80 milyar dolarini bize geri getiriyorlar ki? Buna finans piyasasinda "leaving money on the table" denir, yani ortada kazanacak cok para varken siz parayi masada birakir gidersiniz. Yabanci bankalar ulkemize 112 milyar dolarin tamamini getirerek cok daha fazla para kazanma olanagina sahiptirler. Birakin 112 milyar dolari 300 milyar dolar bile getirebilirler. Neden sadece bizden aldiklari parayi getirsinler ki, kendi ulkelerinde %2'den topladiklari mevduatlari da bizim ulkemize getirerek %20'lik kazanctan faydalansinlar. Demek ki yabanci bankalarda calisanlarin buyuk cogunlugu da gerizekali. 300 milyar dolar getirip her sene 60 milyar dolar kazanmak varken bunlar sadece 80 milyar dolar getirip 16 milyar dolar kazaniyorlar. Bence her sene yabanci bankalar bir gerizekalilik ornegi gostererek 44 milyar dolar kaybediyorlar. Bence yabanci bankalarda calisanlar istifa etmeli ve yerlerine YAMAN TORUNER ise alinmalidir. Boylece Akbank'tan kovdurdugumuz Yaman Bey'e "yeteneklerini" daha etkin kullanabilecegi baska bir is de bulmus olduk.

    Demek ki cumle alem gerizekali, bir tek Yaman Toruner akilli. Nedense bu aklini calistigi Akbank'ta kullanmiyor. Citigroup'un gelip 3 milyar dolara bankanin %20'sini almasina karsi cikmayi birakin, altina imza atiyor ve alkis tutuyor. Yaman Toruner ya sigara icip de hastalarina sigara icmeyin sagliga cok zararli diyen doktorlar gibi davraniyor, ya da cikarlari bunu gerektirdigi icin vatandasa yalan soyluyor. Isin dogrusunu kendisi de biliyor, biz de biliyoruz, ama vatandas bilmiyor. Etik degerlerden uzak bir insan olan Yaman Toruner ise dogruyu anlatmak yerine yanlisi anlatiyor, halkimizi yaniltmaya calisiyor. Bence basarili da oluyor. Read More!

    Yaman Toruner yalan mi soyluyor

    Yazılarında gerçekleri tahrif ettiğine çokça şahit olduğumuz Yaman Törüner, bugün köşesinde "Aslında ne oldu" başlıklı bir yazı yazmış. Eee huylu huyundan vazgeçer mi, yine bir gerçeği tahrif etmiş. Yazısının sonunda şunları yazıyor ve arkasından da bir grafik veriyor.
    • Kişi başına milli gelirimiz 5.000 dolar düzeyini geçti. (Hükümetin ekonomiyi anlatırken en çok övündüğü şey)
    • Aslında, bu rakam "değerli Türk lirası" sayesinde yüksek görünüyor. Bunu bile, bir tarafa bırakır, İngiliz Economist dergisinde de yayımlanan aşağıdaki tabloya bakarsak, bizim bu konuda da çok gerilerde kaldığımız görülür. Satın alma paritesiyle düzenlenen bu tabloya göre, 1.3 milyar nüfusa sahip Çin'de bile kişi başına düşen gayri safi milli hasıla bizimkini geçmiş vaziyette.
    • Aslında, ilerlemiyor; geriliyoruz.
    Aslında Yaman Törüner yalan söylüyor. Verdiği grafikte Türkiye'ye ilişkin verileri vermeyip (herhalde The Economist'teki grafiğin aslında yoktu ama zahmet edip bunları kendisinin bulması gerekirdi), grafikteki ülkelerin satınalma gücü paritesiyle (SGP) hesaplanmış verileriyle Türkiye'nin cari kur ile hesaplanmış verisini karşılaştırmış oluyor.

    EFT Nedir?  Faşizm nedir?  Özel Üniversiteler  Devlet Üniversiteleri  Türk Bilim Adamı

    Yani elmalarla armutları kıyaslıyor. Biz bu zahmete girip veri kaynağının aslına gidip araştırdık. Sonuçta aşağıdaki grafiği ortaya çıkardık. Gördüğünüz gibi Çin son 30 yıldaki hızlı büyüme temposu sayesinde bize çok yaklaşmış olmasına rağmen henüz önümüze geçmiş değil. Fakat Törüner ve onun gibi düşünenlerin ekonominin önüne koydukları taşlar sayesinde Çin'in bizi geçeceği günler çok uzakta da değil. Çin'in aramızdaki farkı en çok kapattığı dönemin Törüner'in Türkiye'de MB Başkanı, Bakan vb görevlerde olduğu 1990'lı yıllar olduğunu da bu arada belirtelim. 1990'lardaki kayıp 10 yılın sorumlularından biri olan Törüner'in ekonomideki olumlu gelişmeleri görmezden gelmesine hiç de şaşmıyoruz doğrusu.

    Read More!

    Turkiye Ucuza Borclaniyor mu?

    Ekonomideki riskleri daha iyi anlayabilmek için, bazı soruların cevabını bilmek ve ekonomideki yeni dengeleri sorgulamamız gerek.
    Türkiye daha ucuza borçlanıyor mu?
    Hiç bu kadar pahalı olmadı.
    [Reel] Faiz % 12.8, enflasyon beklentisi % 7.48. Enflasyonun % 150'si kadar reel faiz veriliyor.
    Yaman Toruner, Milliyet, 25 Eylul, 2006
    Yaa aynen oyle.
    Enflasyon %1, reel faizler %2 olsa, enflasyonun %200'u kadar reel faiz verecektik, degil mi?
    O yuzden diyorum keske 90li yillara geri donsek.
    Mesela Ocak 1996: enflasyon %78, nominal faizler %157. Reel faiz sadece % 45. Enflasyonun yarisi.
    Ahh ne guzel gunlerdi onlar...
    Devam ediyorum:
    Ithalatin bir finans bicimi olarak kullanilmasi Turk'un yaraticiliginin bir gostergesi degilse nedir? Mercedes, BMW falan veriyoruz borc taksidi geldiginde herhalde.
    Büyüme ithalatla finanse edilir durumda.
    Yani, üretim yapılmadan, büyüme sağlandı.
    Yani GSYIH (toplam uretim) artti ama aslinda artmadi hikayesi. Yine kafam donmeye basladi.
    Türk lirasının değerli tutulmasını sağlıyor.
    Yüksek faiz, Hazine borçlanmasının faizini de yükseltiyor.

    Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı
    Ve bunu MB nasil basariyor? Gecelik faiz oranlarini yukselterek. Boylece sicak paracilar gelip paralarini MB'na yatiriyorlar, degil mi? Zaten ortada MB bonolari dolasip duruyor.
    Keske Yaman Bey, devlet zoruyla faizler indirilmesi gibi harika bir bulusun nasil 1994 krizine yol actigini da anlatsa (bakiniz: Oya Celasun, The 1994 Currency Crisis in Turkey).
    Bence insan iskembeden mi atiyor, soyle oturakli atmali ki okuyani yerinden hoplatmali. Mesela bence kamunun ic borcu 3 zartzilyon, dis borcu ise 7 zurtzilyondur.
    Devlet borçları ne durumda?

    Bu yılın ilk çeyreği itibariyle dış borç 185 milyar dolar. AKP iktidara geldiğinde, yani 2002 sonunda, 130 milyar dolardı.
    Devletin iç borcu, aynı dönemde 350 milyar YTL. 2002 sonunda 257 milyar YTL idi.
    Yok bana degil Hazine'nin acikladigi rakamlara inanacak kadar safsaniz kamunun dis borcu 2006'nin birinci ceyregi itibariyla 84 milyar dolar, 2002'de ise 86 milyar dolarmis.
    Ic borc Augustos 2006 itibari ile 251 milyar TL (2002'de 150 milyar, bugunku fiyat duzeyiyle 220 milyar idi).
    Milli şirketlerin kredi ihtiyacı karşılanamıyor. Kredi piyasası yok.
    Ozel Sektore acilan kredilerin milli gelire orani:
    Aralik 2002___%12.3
    Haziran 2006__%30.0
    Ozel Sirketlere acilan kredilerin milli gelire orani:Aralik 2002___%7.9
    Haziran 2006__%16.2
    Dengelerdeki bu bozulma, bir aşamada ülke bütünlüğümüzü tehdit edebilir mi dersiniz?
    Tabii eder. 1980 krizinde Balkanlari kaybettik, 1994'de Trablusgarp'i, 2001'de ise Misir elimizden cikti. Izmir'i Yunan'a kaptirmak uzereyiz.
    80 senelik istikrar abidesi ne hale geldi 4 senede!
    Not: Pazartesi'nin en guzel yazisi odulunu Yaman Bey'e verecektim; taa ki Yigit Bulut'u okuyana kadar:
    "11 Eylül saldırısı olmadan DOW endeksinin hareketleri, birilerinin sanki haberi varmış gibi satış yaptığını gösteriyor, acaba ne olabilir"
    Bilmem? Acaba internet balonun sonmesi, 2001 Mart'inda Amerika'da baslayan resesyon (iki ceyrek ust uste ekonominin daralmasi) gibi ufak tefek hadiseler olabilir mi? Read More!