Ugur Civelek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ugur Civelek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ugur Civelek ve Iletisim Politikasi

Ugur Civelek Radikal'de "Iletisim Politikasi Neden Onemli" baslikli bir yazi yazmis ve Merkez Bankasini elestiriyor.

Yemisim Merkez Bankasinin iletisim politikasini, biz onu baska zaman da tartisiriz. Sen asil "kendi" iletisim politikandan bir haber ver yahu. Secimlerden once Yigit Bulut biraderinle birlikte seni Radikal'den apar topar yolladilar. Aradan 3 ay gecti, secimler bitti, baktim tekrar Radikal'de yazmaya baslamissin. Bakalim Emin Colasan ne zaman Hurriyet'e donecek?

Benim asil merak ettigim Aydin Dogan'in hukumete yaranma cabalarinin sonunun gelip gelmedigi. Bayram degil seyran degil, niye Ugur Civelek gibi bir yazari tekrar kadrosuna katsin ki? Acaba yine hukumete savas mi acacak? DOHOL hisseleri borsa alip basini gitmesine ragmen yerinde sayiyor, secimlerden sonra endeksin neredeyse %20 altinda bir performans gosterdi. Nedir? Neler oluyor?

Iletisim Politikasi gercekten onemli, anlat bize, we are all ears. Read More!

İthalata dayalı büyüme

İddia bize değil Akşam Gazetesi'nin komik ekonomi yazarı İ. Hüseyin Yıldız'a ait. Yıldız'ın bugünkü yazısına göre ilk çeyrekte büyümeye en büyük katkıyı yapan ithalat imiş. Üretim yöntemiyle hesaplanan milli gelir istatistikleri içinde yer alan ithalat vergisi kalemini ayrı bir sektör gibi değerlendirip büyümenin kaynağı gibi görme eğilimi vakti zamanında basınımızda epey yaygındı. İnternette kariyeri hakkında pek bir bilgi bulamadığım İ. Hüseyin Yıldız ekonomi bilgisini o dönemdeki gazeteleri okuyarak elde etmiş herhalde.

Bir süre önce blogumuzdan ayrılan arkadaşımız Tuğrul, yazılarına ilk başladığında bu konuda güzel yazılar (bir, iki, üç, dört) yazmıştı. İthalat ile milli gelir ilişkisi konusunda bilgi sahibi olmak istiyorsanız o yazıları okumanızı tavsiye ediyoruz.

Not: Ortalıkta Radikal Gazetesi'nin Yiğit Bulut ile Uğur Civelek'in yazılarına son verdiği şeklinde bir şayia dolaşıyor. Eğer doğruysa yandık, bize konu sağlayan altın madeni gibi iki kaynağı kaybettik demektir. Umarım Akşam Gazetesi de İ. Hüseyin Yıldız'a kapıyı göstermez. Bir altın madenini daha kaybetmeyi göze alamayız. Read More!

Bir Cicek Bir Kelebek: Ugur Civelek

Civelek civelek civelek. Okuyucularimizdan bir tanesi Ugur Civelek'i henuz kesfetmediniz galiba buyurmuslar. Durumdan vazife cikarip Sayin Civelek'in bugunku yazisini masaya yatiralim. Birincisi yazinin anafikri su: daha uc ay gecti, enflasyon orani %2.36 oldu, yilin geri kalaninda enflasyonun %4 hedefini tutmasi icin mucize olmasi gerekir, iyimserler kendilerini avutmasinlar.

Anafikrine soyleyecek soz yok. Ben de enflasyonun %6-7 araliginda gerceklesecegini 3 ay once tahmin etmistim zaten. Beni rahatsiz eden anafikir degil, yazida kullandigi diger bazi ifadeler. Birincisi su:

"Bu yılın üçüncü çeyrek döneminde ve genel seçimler öncesinde dolar faizlerinin yükseltilmeye devam etmesi olasılığı, bu olasılığın ciddiye alınmasını gerektiriyor."

Hisse Yorumları   Küresel ısınma Karikatürleri  Pesimist Nedir?  Fraktal Nedir  Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir

Nereden cikti bu simdi? Peygamber'in dogum gununde Allah Ugur Civelek'e vahiy gonderdiyse bilemem ama Amerikan Merkez Bankasinin faizleri yukseltme olasiligi yok denecek kadar az, dusurme olasiligi cok daha fazla. Ozellikle Krugman'in ya da Roubini'nin buyurduklari sekilde gayrimenkul kaynakli bir resesyon yasanmaya baslanirsa faizler hizli bir sekilde dusebilir.

Ikinci yamuk ifade ise su:

"Nasıl ABD, hem varlık fiyatlarındaki şişkinliği korumak hem de enflasyonist baskıları frenlemek konusunda başarılı olamıyor, çaresizce enflasyonun yavaş da olsa yükselmesini mecburen kabullenmek zorunda kalıyor!"

ABD de varlik fiyatlarinda bir siskinlik oldugunu nereden cikardin? Madem o kadar eminsin bu durumdan Turkiye'de ne vakit kaybediyorsun, gel buraya borsada, hazine bonolarinda, gayrimenkul fonlarinda hersey de kisa gidersin, eline gecen parayi da altina yatirir dunyanin parasini kazanirsin. Turkiye icin atip tutuyorsunuz "fazla" sesimiz cikmiyor, ama ABD icin atip tutmaya basladiniz mi o zaman tepem iyice atiyor. Iki uc tane karamsar ekonomistin yazdigi yorumlari okuyarak bize ahkam kesiyorsunuz. Hatirlarsaniz gecen sene kriz sirasinda Morgan Stanley'den Andy Xie isimli ekonomistin yaptigi tahminleri gundeme getirmistik. O gunden bugune gelisen ulke piyasalari %40 yukari gitti, gelismis ulke borsalari da %15 civarinda artti. Yok Amerika'da siskinlik varmis da, enflasyonist baskilar frenlenemiyormus da, caresiz kalmislar da oturup kös kös seyrediyorlarmis. Teshisi sayin Civelek koymus, bende receteyi yazayim. Amerika'nin bu delikten cikabilmesinin tek yolu Ugur Civelek'i Merkez Bankasinin basina getirmesidir. Durumu cozen cikis yolunu da bulur. Read More!

Felaket tellalligi yapip sivismak yok

Recep dostumuzun referans olarak verdigi Civelek'ten bahsederken, onun 2001 Eylül basinda 'yatirimcilara' dagittigi tavsiyeleri animsadim. Genç arkadaslar bilmeyebilirler. O günleri hatirlayalim. Çok zor günler yasiyorduk. Yaz aylarinda kendini bilmez bir Deutche Bank uzmani Türkiye'nin batma ihtimallerini %20, %20, %60 olarak hesaplamisti (nasil bir matematiksel denklemden çikti ise). Buna dayanarak bizim 'felaket tellallarimiz' Kasim'a kadar dolar alin dolar alin çigirtkanligi yapip durdular. Buna karsi basta Asaf Savas Akat basta olmak üzere azimsanamayacak sayida yurtsever (baska sifat bulamiyorum) 'riske girip' hayir batmayacak söylemine siki sikiya sarildi. Tarih bunu yazdi. Ben hangi taraftaydim nersiniz ? Elbette, her zaman oldugu gibi Türkiye'nin yaninda. Kim hakli çikti, hatirlayan var mi ? Asagida 3 Eylül 2001 tarihli Atilla Yesilada'ya gönderdigim bir mektup var. Ben Yesilada'yi hala severim. Fakat Civelegin Eylül 2001 ayinda yaptiklarini hiç unutmadim. Eminim tavsiyelerine uygun hareket eden 'yatirimcilar' da unutmamislardir. Ona kulak verenler %90'lara varan faizlerden çikip, 1.5YTL ile dolar aldilar ! Daha sonra beyaz kadin ticareti, eroin isine bile girmis olsalar kaybettikleri paralarini çikaramamislardir. Simdi ben size soruyorum: Civelegin konusma hakki kaldi mi ?

Hisse Yorumları  Marjinal Nedir  Fiyat Kazanç Oranı Nedir?  Fraktal Nedir  Borsa Nasıl Oynanır

'en büyük süpris ne olabilir ? imf desteginde borçlarin yeniden yapilandirilmasi. bu da bir çesit konsolidasyondur. yüksek faiz veya borçlarin para basarak ödenmesinden çok daha makul bir çözüm. zaten temmuz'un basindan beri imf'nin bunu bir opsiyon olarak türkiye'ye önerdigini saniyorum. bana kalirsa teknik çözüm bu olmaliydi. ancak temmuz ve agustos'da hazine borçlarini deyim yerindeyse yemeyi tercih etti. döviz saga sola vurdu ve olanlar zaten oldu. takas'in espirisi azaldi ama bundan sonra hiç bir faydasi olmayacak degil.
eğer konsolidasyondan bazilarinin anladigi tek sey devletin 'borçlarimi ödemeyeceğim, ne haliniz varsa görün' ise bu olasi degil. yatirimcilarin hazine bonolarinda zarara ugratilmasi söz konusu olamaz, olsa olsa karli çikarlar. bunun ötesinde bankalardaki halkin mevduatlarinin yeniden yapilandirilmesi tamamen imkansiz. ayrica zannedilenin aksine bu paralar öyle kısa sürelerde çözülmez. dövizin alim satimina sinirlama getirilecegi gibi seyler de olanaksiz. Bütün bunlari yapabilmesi için tamamen kafayi yemek ve imf ile olan iliskinin koparmak gerekir. Böyle bir seyi yapmayi hiç bir politikaci cesaret edemez. Emin ol.
globus dergisinde senin ve civelek'in insanlarin kafasinda olmadik korkular yaratip dövize yönlendirmeniz dogru mu ? ben Civelek'in IMKB, bono gibi her türlü tl enstrümanini satip dolar alinmasi tavsiyesini kendisine hiç yakistiramadim. üstelik bu yatirimcilarin çikarlarina da aykiri. fiyati ne olursa olsun döviz almaya çalişmak mantikli midir ? bunu sadece bilgisizler yapar. dolar nisan ayi basinda 1.300.000'dü. bu fiyattan alan arkadas hala kar etmek için bekliyor. ya temmuzdaki 1.600.000 veya agustos 1.500.000 alanlar. bunlarin ne kadar beklemesi gerekiyor sence ?
bazilarinin döviz borçlari oldugu için ne kosulda olusa olsun döviz almasi gerekir. bu kar amaçlı, spekülatif bir talep degildir. 2000 yilinda bildigin gibi sadece bankalar degil pek çok kurum ve kisi döviz cinsinden boçlandi. Agustos'sun sonuna kadar sendikasyonlar'ın yenilenip yenilenmeyecegi belli degildi. Talebin daralmasi reel sektörü ve kişileri döviz borçlarına karsılık döviz birikimi yapmak zorunda birakti. yani açık pozisyonlarini kapatmaya çalıştılar. yalniz bu ihtiyaç yavas yavas azaliyor diye düsünüyorum. panik ve kar amaçli döviz taleplerinin minör oldugunu düsünüyorum. son tahvil ihalesi de insanlarin döviz yükselmeyecegi beklentisinde oldugunu göstermiyor. insanlar su anda faizlerin yükselmesini bekliyorlar. firsati kacirmamak için uzun vadeye girmek istemiyorlar. ancak bence bu beklenitide kirilacak. çünki imf'nin kitabinda yüksek faiz yok.
borclari döndürürken ne olursa olsun düz bir cizgi olmayacak, dalgalanmalar olacak, bununla yasamayi ögrenmeliyiz, ancak sizin korktugunuz felaketlerde gerceklesmeyecek.
itfalarin büyük miktarlarinin eylül'ün ikinci yarisinde oldugunu hatirlatirim. o zaman kadar soluk alacagiz bence.

ahmet çavusoglu
3 Eylül 2001

ARKADASLAR LÜTFEN DIKKAT ! YATIRIMCI UZUN VADEYE GIRMEDEN ÖNCE FAIZLERIN TAVAN YAPMASINI BEKLER. BU KURAL DÜNDE GEÇERLIYDI, BUGUNDE GEÇERLI. TL'NIN TOPARLANMASI İÇİN FAIZLERIN YÜKSELMEYECEGINE YATIRIMCIYI INANDIRMAK ZORUNDAYIZ . NEYLE ? ELBETTE ÖNCELIKLE SIKI MALIYE POLITIKALARIYLA. GEÇMISTEN BIZE KALAN DERS BUDUR.

Recep dostum, hangi tarafi tutacagina karar ver. Zart zurt atip tutmayi bir kenara birak. Sahsi kaygilari terk et. Ülkesini sevenlerin yaninda yerini al. Emin ol, on yil sonra bile yazdiklarini sana YEDIRIRIM. Elimden kaçamassin. Read More!

Gazetelerden sectiklerim

Ekonomiyle ilgili veriler açıklandı. Türkiye ekonomisi büyüyor! Ama aynı anda yurdun dört bir yanından feryatlar yükseliyor: " Ne büyümesi? Bizim büyüdüğümüz filan yok. Tersine geçinemiyoruz. " Eskiden (mesela 50'lerde, 60'larda) ülke ekonomisi büyürken, her kesim az çok bundan nasiplenirdi. Evet, o zamanlarda da hararetli bir biçimde gelir dağılımının bozuk olduğu söylenirdi ama yine de kalkınmanın, gelişmenin birimi ulusal ekonomiydi. (Emre Akoz, Sabah)
Emre Akoz’u tanimam. Ama resminden en fazla 50sinde gibi gozukuyor. Buna ragmen 50 ve 60li yillar hakkinda cok isabetli kisisel gozlemlerde bulunmus. Kendisini tebrik ediyorum.

Kars'ta "Osmanlı'nın yaptığı han, hamam, konak, cami" ayakta. Ruslar'ın yaptığı "kilise, askeri karargah, ev" de ayakta. Ama Cumhuriyet döneminde yapılan pek çok yapı "dökülüyor." Kars'ın ortasından akan Kars Çayı'nın üstünde, Osmanlı'nın yaptığı "taş köprü" hala sapasağlam. Ama aynı çayın üstünde "20 yıl önce yapılan köprü" yıkılmış. Belediye "yenisini" yapmış. (Yavuz Donat, Sabah)

Swap Nedir    Deflasyon Nedir    Bono Nedir?    Reeskont Nedir    Ekonomi Nedir    Enflasyon Nedir

Yoruma gerek var mi?

Bankaların en önemli kaynağı olan mevduatlarda ortalama vade üç ayken, konut kredilerinde vadeler on yıl ve ötesine uzadı. Bazı bankalarımız vade uyumsuzluğunu benzer vadelerde kredi bularak idare ederken, bazı bankalarımız korkutucu boyutlarda vade uyumsuzlukları ile yaşamak zorunda kaldılar. (Ercan Kumcu, Hurriyet)
Benim anlamadigim nokta su: Uc ay mevduat alinca en fazla 3 aylik konut kredisi mi verilebilir? 30 yil vadeli kredi acmak icin 30 yillik mevduat yatiracak bir musteri mi bulmak gerekir? Bati’da da mevduat vadesi bir seneden azdir (tahminim). Ama bu isin icinden turev piyasalarina kullanip cikiyorlar. Mesele acaba vade uyumsuzlugu mu yoksa bu tur araclarin biz de kullanil(a)mamasi mi?

Petrol fiyatları yükselirken likidite boldu ve Türk Lirası değer kazanıyordu, bu sayede enflasyon ve faizler gerileyebildi. Bugün petrol geriliyor, ancak Türk Lirası'nın durumu belirsiz ve böyle olmaya devam edecek gibi görünüyor. Petroldeki belirsizliğin sermaye hareketlerini daraltması ve Türk Lirası'nın değer kaybına sebep olması ise kimsenin düşünmek bile istemediği bir durum olmaya devam ediyor. (Uğur Civelek, Radikal)
Kardesim ne talihsiz ulkeyiz biz boyle? Petrol fiyati yukselir, kriz tehlikesiyle karsilasiriz. Petrol fiyati duser, yine krize toslariz. Acaba hangi senaryoda iyimser olma hakkimiz olacak? Ben makro ekonomiden anlamam. O yuzden petrolun fiyati, neden sermayenin kime ait oldugunu degil de global sermayenin miktarini degistiriyor, benim aklim ermez. Su sozlerdeki hikmete ise hic aklim ermez:

Yönü ne olursa olsun petrol fiyatındaki dalgalanma, gelişmiş Batı ekonomileriyle diğer sanayileşmekte olan ülkeleri farklı yönde etkiliyor. İlki riskini asgariye indirerek gelecekteki maliyetlerinin yüksek kalmaya devam etmesi yönünde hareket ederken, diğerleri piyasa payını büyütmek adına yeni maliyetlere göre fiyat kırarak fırsatçı bir tavır sergiliyor.
Read More!

Varsayımlar gerçekçi olmayınca...

Son bir ay içinde finansal piyasalarımızda yaşanan aşırı hareketlilik, belirsizliği önemli ölçüde artırdı. Hem Türk Lirası hem de Türkiye bağlantılı menkul ve gayrimenkuller önemli ölçüde değer kaybetti. Yaşanan gelişmelerin sebepleri ve olası sonuçlarına ilişkin endişeler önemli ölçüde arttı. Yaşananların sıradan bir dalgalanma mı, yoksa yeni bir krizin öncüleri mi olduğu yönündeki tartışmalar ön plana çıktı.

Gelişmeleri sağlıklı bir şekilde yorumlayabilmek için kimlerin kaybettiği, satış baskısının sebepleri gibi konular önem kazanıyor. Evet tüm piyasalarda denge ve dengesizlik arasında gelgit yaşanıyor; bazen arz, bazense talep fazlası bu sonuçta etkili olur, bu sürecin tümü kıt kaynakların etkin kullanımı adına denge arayışıdır. Fiyatlar değiştikçe kimileri kazanır, kimileri ise kaybeder. Fiyatlar düşmek için yükselir, yükselmek için düşer. Amatörler kaybediyorsa kısa vadede herhangi bir sorun yoktur, ancak orta vadede bazı sıkıntılar yaşanabilir. Eğer profesyoneller kaybediyorsa durum farklıdır: profesyonellerin kaybettiği durumlara kriz denir.

Finansal piyasalarımızda son bir ay içinde yaşanan eğilimler, profesyonellerin hatırı sayılır kayıplar yapmasına neden oldu. Mali sektörün sermaye yeterlilik oranı önemli ölçüde geriledi ve kamunun borç yükü ağırlaştı, kırılganlık arttı. Bunun adı bal gibi krizdir, fakat panik yaratır endişesiyle bu gerçeği itiraf etmek güçtür. Beklentileri yönlendirip, gerçekleri dışlayarak günü kurtarmaya çalışanların oyunu çökmüştür. Kolay çözüm merakı bir kez daha iflas etmiştir. Asıl önemlisi finansal piyasaları yönlendirerek hem faaliyet dışı gelirleri artırarak durumlarını düzeltmek hem de beklentileri yönetmek isteyenler bindikleri dalı kesmiş, bir anlamda yaptıklarının yanlış olduğunu kabul etmek durumunda kalmışlardır.

Bu sonuçta faizlere ilişkin küresel beklentiler ve içeride ağırlaşan sorunlar etkili olmuştur. Döviz piyasasında arz fazlası olmadığı halde Türk Lirası'nın değerlenmesi gereğinden hareketle dövize açık pozisyonlar gerek bilanço içinde, gerekse bilanço dışında büyütülmüştü. Menkul kıymet piyasalarıysa aynı kesimlerin net talepleri sayesinde yükseltilmişti. Bireysel ve diğer kurumsal yatırımcılar döviz satmaya ve menkul kıymet almaya daha fazla istekli olmadıkları için böyle olması gerekmişti. Beklenti yönetimi sayesinde onların iştahı açılacak, dövizde satıcı menkulde alıcı olacaklardı; bu sayede açılan pozisyonlar hatırı sayılır bir kârlılıkla kapatılacak ve her şey normale dönecekti. Çaresizlik ve ihtirasın yarattığı körlük nedeniyle evdeki hesabın çarşıya uymayabileceği gerçeğini ihmal ettiler. Gelir dağılımındaki bozulmayı, faktör gelirlerindeki azalmayı, rekabet gücündeki çöküşü, cari açıktaki büyümeyi, küresel dengesizlikleri hiç hesaba katmadılar. Acı gerçekleri herkesin görmeye başladığını fark edince açılan pozisyonların kapatılması gerekti. Dövizde satıcı, menkul kıymetlerde ise alıcı yetersizliği nedeniyle hatırı sayılır zararlar yazıldı.

Küresel düzeyde enflasyon ve faizlerin yükseleceği beklentisi çok güçlenmişti ve Türkiye gibi aşırı borçlu bir ülkede tam aksi yönde eğilimlerin yaşanması olası değildi. Fakat yetkililerimiz hâlâ tersini mümkün kılmaya çalışan ve gerçekleri dışlayan bir söylemi kullanmaya devam ediyor. Dalgalı kur sisteminin krizlere karşı bir sigorta olduğunu iddia ediyor. İthal girdiye iyice bağımlı hale gelmiş ekonomimizde nasıl olup da enflasyon ve faizlerin düşmeye devam edeceği sorusu yanıtsız kalıyor. Veya hâlâ yerli ve yabancı yatırımcının hızla Türk Lirası'na yöneleceği ve menkul kıymet talebini artırarak olumlu eğilimlerin tekrar yaşanacağını ümit ediyorlar.

Merkez Bankası'nın döviz alımından çekilmesi, döviz depo faizini yüzde 10'dan yüzde 6'ya çekerek döviz cinsi likiditeyi rahatlatması, paniği önlemek için kısa vadede yeterli olabilir. Hazine kur riskini azaltmaktan vazgeçip dövize endeksli kâğıtları aynı tür kâğıtlarla takas ederek bu sürece destek verebilir. Fakat dövizde kitlesel bir arz ve menkul kıymetlerde genel bir talep devreye girmediği sürece kırılganlık azalmaz. Bir diğer ihtimal de siyasi bir taviz sonucu alınacak toplu bir dış kaynak sayesinde dış borç servisine ilişkin belirsizliğin azalması; bu durum risk taşıyan profesyonelleri, yıl sonuna kadar sakinleştirebilir, fakat orta vadeli belirsizlik azalmaz...


Buraya kadar okuduysanız, önceki yazılarımla burada yazılanlar arasında bir tutarsızlık gözlemiş olabilirsiniz. Haksız değilsiniz. Çünkü yukarıdaki yazı benim değil. Radikal'den Uğur Civelek yazmış. Ne zaman mı? Sıkı durun: 17 Mayıs 2004! Küçükken başıma "örs" düşmüş, biraz anlama özürlüyüm, gazeteleri iki yıl kadar geriden takip ediyorum. Bu kadarcık kusur hoş gürülebilir olsa gerek. Read More!