CO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

70 saat kuralı ve bazı ilave prensipler

Sevgili Editör'ün 70 saat kuralı bayağı sağlam bence. Bu sene bir sertifika sınavı için yaklaşık 40-45 gün boyunca bu tempoda çalışmaya çalıştım da bayağı zor iş olduğunu gördüm. Gerçi ben artık 40'ın üstündeyim ama benden çok daha yaşlı olup da çok yoğun tempoda çalışabilen üst düzey yöneticiler var. Belki de bana ders formatında çalışmak zor gelmiştir. Konsantre olmak zaman zaman çok güç geldi. İş hayatı yoğun olsa bile iş çeşitliliği ve hareket sanırım daha iyi geliyor.

Editör'ün İngilizce ve bilgisayar programlama konusunda söylediklerine kesinlikle katılıyorum. İngilizce artık neredeyse okumayı ve yazmayı bilmek kadar gerekli hale geldi. Internet çok önemli bir kaynak ve bunun büyük bölümü de İngilizce. Ofis programlarını çok etkin ve özelliklerini çok iyi bilerek kullanabilmek bile önemli bir fark yaratıyor.

20 yılı aşan bir süredir iş hayatının içindeyim. Değişmeyen, gelişmeyen ve dönüşmeyen kimseye ekmek yok. Özellikle gençler bunu çok iyi bilmeli. Benim yarı yaşımda olup da Excel'i benim kadar kullanamayan, o nedenle de kendi yapması gereken işi bana yıkmaya çalışan çalışanlarım ve iş arkadaşlarım var. Doğal olarak bu hoş bir durum değil. "Ben onu bilmiyorum" diyen çalışma arkadaşlarıma birşey yapamasam da, bunu söyleyen çalışanlarımı tez vakitte değiştirmek gibi planlar yapmam mümkün, öyle değil mi?

Bir de tabii işyerinde uzun saatler kalıp, çalışıyor görünmenin çalışmak anlamına gelmediğini, bunu hiçbir yöneticinin yemediğini herkesin bilmesi lazım.

Önemli bir iş yetiştirdiniz, kendinizle gurur duyuyorsunuz ve yöneticiniz de naçizane bendenizim diyelim. Eğer son imzayı atmam için bana getirdiğiniz evrakta yazım hataları varsa, aldığınız döküm sayfaya iyi oturmamışsa, dahi anlamına gelen "de" ve "da"ları bitişik yazdıysanız benim açımdan iyi bir iş çıkartamadınız demektir. Anlaşılır, düzgün ve kısa yazılar yazabilmek, yazım hataları yapmamak ve altına imzanızı koyacağınız evrağın kağıda güzel oturması çok önemlidir çünkü, yaptığınız iş sizi temsil eder. İşinize ve daha önemlisi kendinize duyduğunuz saygının göstergesidir.

Neyse...

Reeskont Nedir  Bütçe Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir   Hisse Senedi Nedir   Bilanço Nedir   Akreditif Nedir  Tahvil Nedir    Broker Nedir    Portföy Nedir  Tutumluluk Nedir  Varlık Barışı Nedir  Evrim Teorisi Nedir  Reyting Nedir Read More!

Hala işe yarayan eşyaları ne yapmalı?

REKLAM:Ekonomi Turk 2 bloguna üye olun.

Amerikalı'lar ekseriyetle müstakil evlerde oturduklarından ve de tüketim ekonomisinin kölesi olduklarından, zaman zaman artık kullanmadıkları eşyaları "yard sale" denen temelde eşyalara fiyat etiketleri takıp, bahçede sergileyerek sattıkları bir yöntem icat etmişler. Ya da bu eşyaları bizim Deniz Feneri benzeri (yapı itibariyle, eylem itibariyle değil elbet) Goodwill vs. türü yerlere bağışlıyor veyahut eski eşya satan dükkanlara satıyorlar. Bu işten ciddi gelir elde eden olduğu gibi, eşyaları ayır, tasnif et, etiketle, bütün gün bahçede gelen gidene satış yap türü sıkıntılı bir iş yaparken daha değerli bir vakti kaybedenler de oluyor.

Benim evden bahçe satışı yapacak kadar eşya asla çıkmaz ama zaman zaman benim de elden çıkartmak istediğim şeyler oluyor. Bunlar giysi, ayakkabı, çanta, yorgan, yastık tipi şeylerse üşenmeyip, Sevgi Mağazası'na götürüp bırakıyorum.

Bilgisayarımı yenilediğimden beri evde kullanamadığım bir yazıcım vardı. Hem işe yaramıyor ve yer işgal ediyordu, hem de atmaya kıyamıyordum. Win 7'yi bırakın Vista için bile sürücüsü olmadığından XP dışında bir işletim sistemi ile çalışmıyordu kendisi. Hala içinde mürekkep olan bir siyah beyaz kartuşu da vardı. (Kurumasın diye kartuşu bantlıyorum aklınızda olsun. Bunu da bloglardan birinden öğrenmiştim.) Yazıcıyı ne yapsam diye kara kara düşünürken, aklıma bir fikir geldi. Hemen bir kağıda yazıcı ile ilgili bilgileri yazdım ve bu kağıtla birlikte yazıcıyı kapımın önündeki kalorifere bıraktım. Hiç olmazsa işe yaratabilecek birisi alsın dedim. Bu tür yazıcılar çok ucuz ama yine de masraf masraftır. Finansal Bağımsızlığın önemini vurgulayan, çevre kirliliğine karşı biri olarak seçtiğim bu yöntem işe yaradı. Birkaç saat sonra baktığımda yazıcı gitmişti.

Pekiyi yeni bir yazıcı alacak mıyım? Şimdilik hayır. Gerçekten ihtiyaç duyduğumu düşündüğüm ana kadar yeni bir yazıcı alma niyetim yok. Şimdilik muhakkak bastırmam gereken belgeleri bir memory stick'e kopyalayıp, kırtasiyecilerde bastırıyorum. Bu tür bir hizmet verdiklerinden doğrusu haberim yoktu. Okul çağında çocuğu olan bir arkadaşımdan öğrendim. Çok hoşuma gitti. Şimdilik bu hizmet işimi rahat rahat görüyor.

Kitapları da bu şekilde elden çıkartmak mümkün. Eski iş yerlerimden birinde çalışırken tutmak istemediğim kitapları toplayıp, fotokopi makinesinin yanındaki bir masaya koymuş, üstüne de "İsteyen istediği kitabı alabilir" yazmıştım. Siz elden çıkartmak istediklerinizi ne yapıyorsunuz?

İlginç bazı başlıklar:

Tutumluluk Nedir?

Bilinçli Tüketici Nedir, Kime Denir?

Tutumluluk ve araba almak Read More!

Değişen Çalışma Koşulları

REKLAM:Ekonomi Turk 2 bloguna üye olun.

1988'in Ekim ayında bir yeni mezun olarak ilk işime başladım. Masaların 5'er 5'er tren gibi dizili olduğu açık ofis ortamında 10 kişilik bir ekiple çalışıyordum. İki ay kadar çömezlik yaptıktan sonra bana da kendi sorumluluk alanımı tanımladılar. O zamanlar tabii ki her masada bilgisayar falan yoktu. Yazıları önce müsvedde yapıyorduk, sonra da bir sekreter havuzuna gönderiyorduk. Teleks'i hatırlayan kaç kişi var bilmem ama Telex öncelikli Fax ise daha pahalı olduğundan ikincil iletişim kanalımızdı. Odada ayrı bir masada depodaki stokları görebilmek için ortak kullandığımız bir VAX Terminali vardı. Eminim okuyucular arasında bunu da hatırlayan pek çıkmaz. Sabah servisle işe gider akşam 17:30 oldu mu yine servisle eve dönerdik. Mesaiye kalmak çok nadir yapılan bir şeydi ve mutlaka Bölüm Müdürü'nün onayı gerekirdi çünkü fazla mesai ücreti ödenirdi. Şimdi düşünüyorum da o zamanlar ne kadar az iş çıkarabiliyormuşuz.

Bugünse yaygın Internet, Wi-Fi,mobil telefonlar, taşınabilir bilgisayarlar derken, hem daha fazla iş çıkartıyoruz, hem de her zaman erişilebilir durumdayız. Starbucks'ta sadece mola verip kahve içmiyor, toplantılar yapıp, e-posta gönderiyoruz. Video konferans yoluyla hem zaman hem seyahat masraflarından tasarruf edebiliyoruz. İşveren cep telefonu ve şirket hattı veriyorsa, telefonunuzun 24 saat açık olmasını istiyor. Tatile giderken laptop götürmeniz, ya da PDA'ler üzerinden iş takibi yapmanız bekleniyor. Bundan 20 kusur yıl evvel günde 5-10 konu halledebiliyorken, bugün günde en az 100 e-posta okuyup, bunların hiç olmazsa yarısına yanıt veriyor, asgari bir toplantıya katılıyor, eskiye oranla çok daha fazla materyal okumak durumunda kalıyoruz. Her zaman daha kazançlı işler bulmak istiyoruz çünkü sahip olmak istediğimiz ve gereksinim zannettiğimiz "şey"ler çok fazla.

Doğal olarak artık daha stresli çalışıyoruz. Yetiştirilmesi gereken o kadar çok iş var ki... Üstelik iş dışı yaşam da artık daha hızlı ve talepkar. Seçeneklerin artması, alışverişi bile daha kompleks bir hale getirdi. Çoluk çocuğun faaliyetleri, talepleri vs. derken yaşam hızla uçup gidiyor. Eskiden sadece yaramaz ya da uslu çocuklar vardı. Şimdi terapistlere götürülen hiperaktif, ADD'li vs. diye damgalanıp, ilaç içirilen çocuklar var. Özel yaşamlar da daha karmaşık hale geldi.

Oysa teknoloji hızla gelişirken, biyolojimiz pek de değişmedi, bir gün de yine 24 saatten ibaret. Merak ediyorum bu gidişin sonu ne olacak?

Bazı insanlar yavaşlamayı, daha basit hayatlar yaşamayı seçerek düzene aykırı bir duruş ortaya koyuyorlar ama bu hareket henüz oldukça yeni. Bu yıl üniversiteyi bitirip, iş hayatına başlayabilecek olan genç mezunların hayatı acaba 20 sene sonra nasıl olacak merak ediyorum. Read More!

Tasarruf ve Yatırım Alışkanlıkları Araştırması

AVIVA Tasarruf ve Yatırım Alışkanlıkları Araştırması yaptırmış. Sonuçlara göre Türk tüketiciler emeklilik için yeterli refahı biriktirmenin en pratik yollarını her ay düzenli para biriktirmek (yüzde 27), gayrimenkule yatırım yapmak (yüzde 21) ve piyango kazanmak (yüzde 16) olarak görüyormuş.

Piyango kazanma ihtimali ne kadardır? Yahut da piyango kazanan kaç kişi parayı adam gibi değerlendirebilmiş ve geleceğini güvence altına almıştır?

Yahu bizim toplumun bu her şeyi Devlet'ten ya da Allah'tan bekleme durumu ne tür bir psikolojik rahatsızlıktır?

Bu blog yıllardır "tasarruf edin" diyen, "yatırım yapın" diyen, "para biriktirin" diyen, "tutumlu olun" diyen yazarların yazılarını yayınlar. Ama blogu kaç kişi okuyor ki? Oysa Deniz Baykal'ın Seks Görüntüleri başlıklı bir yazı yazsanız binlerce kişiyi cezbedebiliyorsunuz.

Mali Kural Nedir? Nasıl Uygulanır?

Cumhuriyet Altını Gram Fiyatı Nedir? Ne kadar olur?

Tanıdığımız Birine Kefil Olarak İmza Atmalı Mıyız? Read More!

Hyundai ve Kurthan Tarakçıoğlu

Hyundai Türkiye'nin eski Genel Müdürü Kurthan Tarakçıoğlu "istifa etmedim, kovuldum" diye bir açıklama yapmış.

Genel Müdür seviyesindeki biri ile yolları ayırırken izlenen yöntem bence de hoş değil. Bazı stratejik sektörlerde, bazı pozisyonlarda mecburen bu yöntem izlenir ama çoğunlukla daha yumuşak ve iyi niyetli bir süreç işletilmesi gerekir. Neyse, esas temas etmek istediğim konu bu değil.

Kurthan Bey bundan sonrası için yabancı firmalardan uzak durmaya karar vermiş, "ufak ancak gelişmeye açık yerli bir firmada akıllı ve vizyoner bir yerli yatırımcı ile kardeşlik ve ortaklık esasıyla çalışmak istediğini" söylemiş. Kendisine bu konuda hayatta başarılar diliyorum. Akıllı ve vizyoner yerli yatırımcılar ve girişimciler elbette var ve hatta başarılı örneklere de sıkça rastlıyoruz. Ancak, "patron" dediğimiz bu kişilerin profesyonellerle çalışma konusunda ciddi sıkıntıları olabiliyor. Delege etmeyi, gücü paylaşmayı, karşılıklı güveni pek bilmiyorlar. Vizyonları yaptıkları başarılı iş ile sınırlı. Bulundukları noktaya ulaşmalarını sağlayan vizyon ve beceriler, orada kalmalarını veya sürdürülebilir bir büyüme yakalamalarını maalesef garanti etmiyor. Ancak bunu kendilerine anlatmak hayli zor olabiliyor.

Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir    Borsa Yorumları    Petrol Fiyatları    Standart Sapma

Kurthan Bey ayrıca "Yabancılara yıllardır Türklerin de iyi iş yapabildiğini anlatmaya çalışmaktan, zaman ve efor kaybettiren iç süreçlerden ve bir çok yetenekli Türk yöneticisine taşeron gibi muamele edilmesinden bıktığını" da belirtmiş. Çok haklı. Yabancılara kendinizi kanıtlamak için efor sarfetmeniz gerekebilir. Özellikle Asya'lı firmalar gücü paylaşmak istemezler ve kendilerinden olmayanın liyakatini daima sorgularlar. Bu bağlamda Koreli ve Japon firmalarda çalışmanın güç olduğu bilinir. Kurthan Bey'in yegane yanılgısı zaman ve efor kaybettirdiğini ileri sürdüğü iç süreçlerle ilgili. Elbette gereğinden fazla bürokratik süreçler herkesi mutsuz eder. Ancak bana sorarsanız yazılı, çizili anlamlı süreçler ve kurumsallık bir profesyonelin özellikle araması gereken unsurlardır.

Kurthan Bey'e yerli yatırımcılarla çıkacağı yeni kariyer yolculuğunda bol şans ve çokça sabır diliyorum. Süreç dediği vakit yüzüne tuhaf tuhaf bakacak olan patronlar ve çalışanlarla uğraşırken uluslararası bir firmada çalışmayı umarım özlemez. Read More!

Euro Tuzağı

Bugün Paul Krugman'ın New York Times'daki The Euro Trap (Euro Tuzağı)adlı yazısına rastladım. Bana ilginç geldi ama ekonomist olmadığım için yorum yapacak durumda değilim. Bir ara TL'den sıfır atacağımıza Euro'ya geçelim diyenler vardı. Öyle bir şey yapma imkanı var mıydı, olsaydı ve tercih etseydik bizim durumumuz ne olurdu merak ediyorum. Ekonomist arkadaşlar fikirlerini paylaşırlarsa sevinirim.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    TeknolojiNedir Read More!

Bilinmeyen Numaralar

Son dönemlerde televizyonlarda dakika değil saniye başı dönen bilinmeyen numaralar servisi veren firma reklamlarından bana gına geldi. Merak edip, bu bilinmeyen numara hizmeti verenlerin tarifelerine bakayım dedim. Bulduklarım aşağıda ama esas önemli olan bulamadıklarım. Bu firmalar yönlendirme hizmeti de veriyorlar ama buna dair ücretlendirme bilgilerini tarife ve ücretler bölümünde göremedim. Bunları bilenler varsa ve paylaşırlarsa sevinirim.

İşte tüm vergiler dahil tarifeler:

11880 TT 1,11/dk, GSM 1,19/dk.

11824 TT 0,98 TL/dk. GSM 1,24/dk.

11818 TT 0,96 TL/dk.
FATURALI AVEA 1,17/dk., VODAFONE 1,06 TL/dk., TURKCELL 1,17/dk.
KONTÖRLÜ Vodafone 1,20 Tl/dk. diğerleri faturalı ile aynı

11811 Tarifelere göre değişen ücretlendirmeler için buraya bakın.

Bilinmeyen numaraları en son ne zaman aradığımı hiç hatırlamıyorum ama anlaşılan arayan çok ve bu yüzden de kıyasıya bir rekabet var. Internet sağolsun, benim işimi görüyor.

Son zamanlarda beğendiğim şu yazıları okumanızı öneriyorum:

Altın Oran Nedir?

İbrahim Turhan ve IMF

Gözaltı Pazarı Nedir? Read More!

Her ile Üniversite= Kötü Fikir´/ İşsiz Gençler

Bugün Milliyet Gazetesinde Ziraat Bankası Genel Müdürü'nün bir demeci vardı. KPSS şartını kaldırmışlar, kendi yapacakları sınavla eleman alacaklarmış. Buraya kadar sorun yok hatta sanki torpile kapalı bir sistem havasında yeni sınav sistemleri ama sözkonusu Ziraat Bankası olunca kusura bakmasınlar ben inanmam. Torpile yeni bir boyut getirmişlerdir mutlaka ama sorun bu da değil.

Demecin bir yerinde: " sadece belirlenen üniversitelerden, belirlenen şartlar çerçevesinde adayların müracaat etmesini istediklerini" diyor. Hoppalaaa! Bari bu ayrımı yapacaksan dahi söyleme, çaktırmadan yap! Belirli bölüm şartı getirse haydi anlarım ama memur alacak bir devlet bankası bir de üniversite beğenmiyor yani ha? Öyleyse devlet büyüklerimiz ne diye her ile bir üniversite filan diyerek kendilerini yırtıyorlar ki?

Eğitim sistemindeki (aslında sistem diyerek sistem kavramına ayıp ediyoruz) çarpıklığı bu örnekten rahatça görebiliyorsunuz. Ziraat Bankası GM'ü hangi kulları tercih ediyormuş diye şöyle bir araştırdım ama bilgi bulamadım. Allah bilir birçok özel üniversite bile tercihleri arasında değildir.

Demek ki neymiş? Her ile Üniversite= Kötü Fikir/ İşsiz Gençler Read More!

Ne Kadar Tasarruf Yapmalıyım?

Birçok insan para biriktime konusuna tamamen ilgisiz kalırken, az sayıda kişi de para biriktirmek istiyor fakat buna nasıl başlayabileceğini bilmiyor. Çok kişi "ne kadar tasarruf yapmalıyım?" diye bana sormuştur. Elbette bu kişinin gelirine, ailevi durumuna ve başka faktörlere bağlı olarak değişebilir ancak özellikle genç insanlara tavsiyem şu: Eğer çalışma hayatına atıldıysanız ama hala ailenizle yaşıyorsanız, bundan faydalanın. Ücretinizin %10-15'lik kısmını doğrudan, para bankanıza yatar yatmaz, tasarruf hesabınıza yönlendirmelisiniz. Kalan paranızdan bir kısmı ile eve katkı yapmayı düşünmelisiniz. Bu bir haftalık yiyecek alışverişi ya da elektrik, su, doğalgaz türü faturaların bir bölümünü ödemek şeklinde olabilir. Ailenizin buna ihtiyacı olmasa dahi, bu tür bir jest onları mutlu edecektir.

İnsanlar temelde harcamayla ilgili kötü alışkanlıkları para kazanmaya başlar başlamaz edinme eğilimindedirler. Tamamen kendi yönetebilecekleri bir miktar para insanın eline geçince birden rüyalar ve istekler elinize geçen miktarla orantısız şekilde büyür ve artar. Bu tuzağa düşmeyin. Gençken mali disipline alışırsanız, ilerideki hayatınızda da bunun faydasını görürsünüz. Unutmayın Tutumluluk cimrilik değil, zor koşullarda kazanılan paranın zekice kullanılmasıdır.

Ne kadar gençken para biriktirmeye başlarsanız o kadar yol alırsınız. Bileşik Faiz'in gücüne inanın. Read More!

SGK Utanmalı

Türkiye’de çalışanların SGK yasası ile ilgili temel bilgilere ulaşmaları, ulaştıkları bu bilgileri doğru yorumlayıp, anlamaları, kariyerleri ile ilgili kararlar verirken tamamen bu konularda bilgili olarak karar vermeleri sözkonusu değildir. En basitinden emekli olduklarinda ne kadar emekli maaşı alacaklarını dahi hesaplayamazlar. SGK Utanmalı derken bunu kastediyorum.

Bu sayede ismi çok bilinen bir SGK danışmanı son dönemde ciddi para kazanmaya başladı. Kendisi ile yarım saatlik görüşmenin bedeli 450 TL. Pahalı mı? Duruma göre değişir. Ona danışarak atacağınız bir adım belki de bir iki ayda bu parayı SGK’dan kurtarmanıza yarayabileceğinden 450 TL’yi yarım saatte harcamak anlamlı olabilir. Tanıdığım bazı insanlar birkaç ay evvel 250 TL. olan bu danışmanlık ücretini bu kadar yükselttiği için bu danışmanı fırsatçılıkla suçluyorlar. Bence suçlanması gereken tek kişi SGK’nın başında her kim varsa bizzat o olmalı. Sonuçta piyasada fiyatı ne belirler? Arz ve talep öyle değil mi?

Koskoca Sosyal Güvenlik Kurumu çalışanlara bu danışmanın sağlayabildiği bilgi ve danışmanlığı sağlayamıyorsa ne söylenebilir ki?

Danışman Beyefendi’ye gelince, şahsen kendisini tebrik ediyorum. Uzmanlığını ciddi bir değere dönüştürebildiği ve kendi geleceğini çoktan güvenceye aldığı için. Bu arada SGK’nın kendisi hakkında çeşitli davalar açmış olduğunu da biliyorum. Vatandaşın aydınlatılmasını istemedikleri çok açık.

Devlet ve vatandaş arasındaki ilişkinin baba-çocuk ilişkisi olarak görülmeye devam ettiği sevgili memleketimin vatandaşı uyan artık!

En İyi Saklanmakta Olan Ülke Sırları

Sosyal Güvenlik - II Olması Gerekenler

Sosyal Güvenli Reformu - I Olanlar ve Olmayanlar Read More!

Borsa'da Yatırım Stratejileri

Bizim memlekette Borsa denildiğinde onu takip eden ikinci kelime "oynamak" oluyor nedense... Borsa oyuncak değildir, bir yatırım alanıdır. Zar zor kazandığımız parayı ileriye dönük güvenceye dönüştürmenin yöntemlerinden biridir. Öncelikle insanların tutumlu olmayı felsefe edinmeleri ve az ya da çok muhakak yatırıma para ayırmaları, geleceği düşünmeleri gerekir. Kısa vadede "vur kaç" yapmak isteyen küçük yatırımcıların neredeyse tamamının eli birden fazla defa yanmıştır ama malum memleketimizde "yenilen pehlivan güreşe doymaz". Borsa'da Yatırım Stratejileri üstüne blogun eski sahibi Ekonomix'in daha evvel yazdığı Borsa'da Nasıl Yatırım Yapılır? başlıklı yazıyı okumanızı öneriyorum. Aktif bir yatırımcı mı olacaksınız yoksa benim gibi pasif bir yatırımıcı mı olacaksınız karar vermeniz açısından değerli bir yazı.

Bugün bazı yabancı bloglara bakarken bu konuyla ilgili bir kitap özetine rastladım. The Simple Dollar blogu Payback Time isimli kitabın bir özetini yayınlamış.

Burada yatırım yapılacak hissenin yani şirketin seçimi için stoğun P/E rasyosuna (price to eranings ratio) bakılması öneriliyor. Temelde benim gibi pasif yatırımcılar ve de bu işlerden anlamayanlar IMKB 30 hisselerine borsanın düştüğü dönemlerde yatırım yapıp, diğer zamanlar ne yapacaklarını şaşırırlar. En azından benim için durum böyle. Şimdi blogun iktisatçı yazarlarından ricam şu konuyu bizim için yorumlamaları ve cahil yatırımcıları biraz daha eğitmeleri...

Borsa ile ilgili olarak bakılabilecek bazı yazılar:

Portföy çeşitlendirmesi nedir?

Küçük yatırımcı Borsa'da nasıl kazanır? Mesela bu yazı esasında benim gibi küçük yatırımcıya en sağlam duruşu anlatıyor ama benim derdim endeks yükseldiğinde portföy içinde ya da dışında hangi hisselerden almaya nasıl karar vereceğimiz...

Bu konu ile diger alakali bir yazi ise Borsa Nasıl Oynanır? En Sağlam Tüyolar baslikli yazimizdir. Read More!

Tasarruf ve Tutumluluk

Ekonomi Türk Blogu’nu uzun bir süredir takip ediyorum. Sayın Editör yeni bir Bireysel Finans Yazarı aradığından bahseden yazılar yazınca, bu göreve talip olmak istedim. Bireysel Finans benim için hem hobi hem de hayatımın önemli bir parçası.

Özellikle son 10-15 yılda hızla bir tüketim toplumuna dönüştüğümüzü üzüntüyle izliyorum. Herkes herşeye hemen sahip olmak istiyor ve bu nedenle kredi kartı borçları tavana vuruyor, ailelerin huzuru, bireylerin psikolojisi bozuluyor. Eskimeden atılıp, yerine yenisi alınan cihazlar, gereksiz ambalajlar muazzam bir atık ve dolayısıyle çevre kirliliği yaratıyor. Yaşamı kendi elimizle çok karmaşık hale getiriyor, bunu yaparken de müthiş bir süratle çevreyi kirletiyor, dünyaya zarar veriyoruz. Tasarruf ve tutumluluk deyince herkes burun kıvırıyor. Hatta bazısı alaylı imalarda bile bulunabiliyor.

İnsanlar gelirlerinden daha az harcama yapmayı öğrenmedikçe, kötü günleri veya beklenmedik aksilikleri hesaba katarak kenara para ayırmadıkça, emeklilikleri için tasarruf yapmadıkça bu tür sorunların maalesef sonu yok.

Çoğu insan parasının nereye gittiğinin farkına bile varmıyor ve bunu tespit etmek için de basit bazı yöntemlere başvurmayı akledemiyor. Harcamaları takip etmek hiç de zor bir iş değil. Kira, doğalgaz, su, elektrik, banka kredisi ödeme vs. türü giderler zaten tespiti kolay kalemler. Bir ay süreyle tüm aldığınız fişleri bir kenara ayırın. Eskiden vergi iadesi uygulaması varken zaten bunu yapıyorduk. Fiş almadan yapılan harcamaları da cüzdanınızda taşıdığınız bir kağıda not ediverin. Ayın sonunda paranızın nereye gittiğini göreceksiniz. Bu bütçe yapmanız ve kısıntıya gidebileceğiniz harcamaları tespit edebilmeniz için iyi bir başlangıç noktası olacaktır.

Genelde sorunun büyük rakamlarda değil, hiç düşünmeden harcayıverdiğimiz ufak rakamlarda olduğunuzu göreceksiniz.

Şirketler ve devletler bütçe yapıp bunları yönetmeye çalışıyorsa, bireyler de kendi hayatlarını ve bütçelerini yönetmeli diye düşünüyorum. Bizim toplumumuzda genelde kadercilik, kendini hayatın rüzgarına kaptırmışlık edebiyatı yaygındır. Tabii ki belli ölçüde yazgıya inanmak gerekebilir, ama birçok şey de insanın kendi elindedir. Sahip olduğumuz aklı kullanmak, öz disipline sahip olmak, kontrolü elde tutmaya çalışmak gerekir. Sonuç itibariyle geleceğimiz, sağlığımız, finansal durumumuz en fazla bizi ilgilendirir. Hal böyleyken devletten, aileden vs. medet ummak ya da hayatın rüzgarına kendini bırakıvermek olacak iş değil. Read More!