Daha Coook Alisveris Merkezi Kurulacak!!! Kucuk Esnaf Hazir Ol


Alisveris merkezi sayisi hizla artiyor. Peki Avrupa`ya gore nerdeyiz? Yandaki grafik bu sorunun cevabi. Bizim muteahhitler bu isten daha cok para kazanacaklar gibi gorunuyor. Ne dersiniz?

VOB nedir?     Taksi Şöförü   Borsa Tüyoları?   Olasılık nedir?   Enformasyon Nedir

Selcuk Hakan (selcukh61.blogcu.com)
Read More!

Bolu Dagi Tuneli

Hurriyet Turk vatandaslari cok seviyor, boyle haberleri cok istiyor diye "Bolu Dağı Tüneli'nin İstanbul-Ankara istikametine ulaşıma açıldıktan sonra Bolu Dağı'nda bulunan küçük ve büyük esnaf iş yerlerini kapatmaya başladı." konulu bir haber yapmis. Haberlere yorum birakan vatandaslarin kendilerini bir kez daha alkislayacagini dusunerek olsa gerek bu sefer baltayi tasa vurmuslar.

VOB nedir?     Taksi Şöförü   Borsa Tüyoları?   Olasılık nedir?   Enformasyon Nedir

Genellikle bu tur haberlere "evet hukumet bir sey yapsin, magdurlara yardimci olsun" seklinde gerizekali yorumlar birakan okuyucular bu sefer Bolu Daginda sahsen eziyet cekmelerinin veya kazik yemelerinin etkisiyle olsa gerek dogru yolu bulmuslar. Yorumlardan bazilari su sekilde:

Senol Sarisoy: "Bu tünel eninde sonunda açılacaktı, cok kazalar oldu, cok aileler perişan oldu o yolarda, iş her yerde bulunur, ama can bulunmaz, ayrıca ulusoy tesıslerinde 60 kişinin işsiz kalması tabiki üzüntü verici ama yaklaşık 20 yıldır 1'i 3'e satarak zaten 50 yıllık kar çıkarmıştınız.Akın akın insan gelirken 1 milyonluk bir paket cipsi 4 milyona sattılar. Etme bulma dünyası.Tunelin bu kadar geç açılmasının nedenleri ortaya çıkıyor. hızlı tren uygulamasıda bu yüzden gerçekleşmiyor. avrupa normmlarında bu yüzden yaşıyamıyoruz. birilerinin çıkarları için, 70 milyon çile çekiyor"

Erbil Keskin: "tesisler kapanmasın ama araçlar fazladan o kadar yakıt yaksın...yok yaw...sen mi veriyorsun o parayı???...bir kaşık yemeği 10 ytl.ye satarken düşünecektin...haksız kazancı bir şekilde bitirir allah...nasıl mı??? işte bele...:).."

Abdullah Uslu: "NE YANİ,60 KİŞİ İŞİNİ KAYBEDECEK DİYE,O KADAR KİLOMETREYİ İNSANLAR BOŞUNA MI KATEDECEK.NE MANTIK AMA,BİRİLERİ KURSAĞINI,KESESİNİ DOLDURACAK DİYE BENİMCEBİMDEN PARA ÇIKACAK.BUNU DÜŞÜNEN VEYA SAVUNAN RUH HASTASI OLMALI.BAŞKA ŞEY DÜŞÜNÜLEMEZ.DAKİKADA KAÇ ARAÇ GEÇİYOR,KAÇ KİLOMETRE AZ YAPILIYOR.NE KADAR ZAMAN VE YAKIT TASARRUFU YAPILIYOR DİYE TEKNİK HESAPYAPACAĞIMIZA,NEYMİŞ EFENDİM,60 KİŞİ İŞSİZ KALACAKMIŞ.HADİ CANIM.KAFA BULMAYIN BİZİMLE."

Omur Sahin: "BU TÜNELİN AÇILACAGI YILLAR ÖNCEDEN BELLİYDİ. ŞİMDİYE KADAR BU İŞLETMELER NEDEN ÖNLEM ALIP YENİ YAPILANMAYA GİRMEMİŞLER. HEP YUMURTA KAPIYA GELECEK VE BİZDE DEVLETTEN MEDET UMACAGIZ. DEGİŞSİN ARTIK BU ZİHNİYET"

Senol Sarisoy birilerinin cikar icin 70 milyon cile cekiyor demis, bizim de bu blogdan yuzlerce defa soyledigimiz seyi bir cirpida soyleyivermis. Keske Senol Bey ve Senol Bey gibiler benzer seyleri findikcilar, kartzedeler, tavukcular, vs. icin de soylese de devlet destekleri, tesvikler ortadan kalksa.

Borsa nedir?
GSYH, CPI ve GSYH Deflatoru
Fraktal nedir? Read More!

Mucizenin Kahramani Kim?

2006 yilinda butce aciginin milli gelirin %1'nin altina dusmesini Asaf Savas Akat "mucize" olarak nitelemis ve bu "mucizeyi" vergi veren vatandasa atfetmis.

Birincisi butce gerceklesmeleri mucize degildir, anormaldir. Denk butce veya butce fazlasi vermek teorik olarak oldukca basit bir olaydir hatta. Gelirleri arttirir ve giderleri kisarsaniz butce acigini azaltir, belki de fazla vermeye baslarsiniz. Peki bu is bu kadar basitse ulkeler neden butce acigi verirler? Nedeni basit. Vatandas butce fazlasi veren hukumetleri degil, butce acigi veren hukumetleri sever. Vatandas az calisip erken emekli olmak ister, az vergi vermek ister, bedava egitim, saglik, guvenlik, vs. ister. Butce fazlasi verilmesini vatandasa atfetmek yagciliktan baska birsey degildir. Butce acigi verdigimiz zaman vatandasi mi sucluyoruz?

Tutumluluk Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları    Nükleer Kirlilik    Nükleer Nedir    Fraktallar    Sosyalizm Nedir

Sezar'in hakkini Sezar'a vereceksin. Butce aciginin buyuk miktarda azalmasinin nedeni mevcut hukumettir. Nasil kayitdisinin azaltilamamasi bu hukumetin sucu ise, %1 butce acigi da bu hukumetin basarisidir. Dogruyu soylemedikce bir yere varamayiz. Asaf Savas Akat'in bir ekonomist olarak degeri gozumde her gecen gun gittikce dusuyor, bir muddet sonra yazilarini takip etmemeye baslayacagim. Yanlis tahmin yapmak suc degildir, dogrulari bilip de soylememek suctur. Read More!

En buyuk problemimiz issizlik degil kucuk isletmecilige dayali ekonomi

Biz ne tür bir iktisat (Iktisat nedir) problemini çözmeye çalisiyoruz ? Vatandaslarimizin niteligi ve gayreti ne seviyede olursa olsun, onlari is sahibi yapacak para/maliye politikalari nelerdir ? Açik veren maliye politikalari uygulayarak, TL'yi zayiflatarak, enflasyon üreterek veya baska tür sihirli formüller uygulayarak bu hedefe ulasabilir miyiz ? Iktisatla ilgili olmayanlar bile 'Evet vardir oda sudur' diye ortaya çikanlarin bir çesit hokus-pokus yaptiklarindan süpheleneceklerdir. Böyle bir formülün var olabilecegine inanmak için vahim ölçülerde 'iyimser' veya 'bilgisiz' olmaniz gerekmekte.

Tutumluluk Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları    Nükleer Kirlilik    Nükleer Nedir    Fraktallar    Sosyalizm Nedir

Bir ülkenin üretkenligi; o ülkenin vatandaslarinin her birinin üretkenliginin topamindan ibarettir. Daha basit bir ifadeyle iki ile ikiyi topladiginizda sekiz etmez.
Türkiye'nin en büyük problemi issizlik degil, vatandaslarinin üretkenliginin çok düsük seviyelerde olmasidir.

Uzmanlar AB müzakere sürecinin AB prosedürlerini oldugu gibi alip ezberlemekten ibaret olacagini söylüyor. Bize uyar. Beynimizi kullanmamiz gerekmeyecek. Ancak dünyanin en iyi prosedürleri bile olsa, kendi sorunlarinin ne oldugunu saptayamayan bir toplum ezbercilikle düze çikabilir mi ? En büyük problemimizin issizlik oldugu ilan edildi. Hangi yöntemi kullanarak vardik bu sonuca ? ''Avrupa ülkelerinin en büyük problemi bu, bizim için de olsa olsa budur'' diyerek. Istatistik kurumlarinin ilan ettigi rakkamlara, Alman'lar Almaya için nasil anlamlar yüklüyorsa biz de aynisini yüklemeye çalisiyoruz. Arada fark varmidir, yokmudur diye kafa yormadan. Türkiye'deki ve Almanya'daki issizlik oranlari benzer seylere mi karsilik geliyor ? Bunun böyle oldugunu varsayarsak 'Onlarda oran daha yüksek, o zaman bizim durumumuz daha iyi' gibi oldukça gülünç sayilabilecek bir sonuca ulasabiliriz. Türkiye'de 'sözde islillerin' önemli kismi tarimda istihdam ediliyor, yarisi kayitdisinda çalistiriliyorsa; bu rakkam yüzde bes olsa kaç yazar, yüzde doksan bes olsa kaç.. Isteyen kalkip anket yapabilir ama ben vatandaslarimizin Almanya'da issiz kalmayi, Türkiye'de kayitdisinda veya tarimda çalismaya tercih edeceklerinden eminim..

Bizim bir nolu sorunumuz; Almanya ve pek çok diger Avrupa ülkeleri gibi issizlik degil, zenginlik yaratmayan üretimimizi daha verimli hale getiremememizdir. Örnegin daha çok istihdam yaratiyor diye küçük esnafi korumak için süper/hipermarketlere engel olabiliriz. Bu yöntemle 'sözde istihdam' korunabilir. Ama ayni zamanda toplam zenginligin artmasina engel oldugumuzdan vatandaslarimiz is sahibi olmanin faydalarindan yararlanamayacaklardir.
Bakin, aramizdaki farki göremeyecek kadar sasi olmayalim. Avrupa ekonomisi; tipki diger zengin ülkelerin ekonomileri gibi tarimda, sanayide ve hizmetlerde büyük isletmelerden olusur. Bu isletmele zenginlik havuzu olusturur. Zaten var olan bu büyük havuzu istedikleri gibi kullanabilme lüksüne sahipler. Sosyal harcamalara kaynak olusturabilmek için agir vergiler koyabilir, çalisanlarin haklarini korumak adina sert tedbirler alabilirler. Büyük isletmere karsi KOBI'leri de kollayabilirler. Ancak bizim durumumuz farkli. Bizim ülkemize 'küçük isletmecilik' hakim. Büyük isletme ise istisnai bir durum. Çok ama çok fakir olmamizin sebebi bu. Vergileri toplayamamazin sebebi de aynisi. Makus talihimizi yenebilmenin yegane yolu Avrupa'lilardan farkli olarak yalniz küçükleri degil BÜYÜKLERI de tesvik etmektir.

Lütfen hayalinizde canlandirin. En büyük yüz firmamizdan bin tane daha olsaydi Türkiye nasil bir ülke olurdu ? Bu saptamayi yaparsak problemlerimize getirdigimiz çözümlerin bazilarinin 'AB standartlariyla' çelisebilecegini görürüz. En azindan önceliklerimiz farkli olabilir. Bizim önümüzü tikayan iki sorun var: Kendi ölçülerimize göre çok kati emek piyasasi ve büyük isletmelerin Türkiye'de konumlandirilmasini imkan vermeyen yüksek vergi oranlari (herkes farkinda oldugu için düsük egitim seviyesini saymiyorum). Niye kayitaltindaki isletmeler isci almamak bu kadar gayret sarfediyorlar dersiniz ? Isten çikarmakta zorlandiklari için. Bir isletmeye isci çikarmayi ne kadar zorlastirirsaniz, isci alirken o kadar fazla düsünür. Çalisanin lehine oldugu zannedilen bu uygulamalar, özellikle egitimli olmayan vatandaslarimizin gerçek islere kavusmalarini engeller. Onlari kayitdisi isletmelerde sürünmeye mahkum eder. Peki bu insanlarin haklarini kim koruyacak ? Sizin sosyal politikalariniz; devlette veya kayitli özel sektörde istihdam edilen bir avuç sansli vatandasin disina tasmiyorsa, 'AB normlarinda' kanunlar çikarmaniz neye yarar ?
Hiç KOBI'lerde çalistiniz mi ? Ben gençligimde çalistim. Kimseye de tavsiye etmem. Sunu iddia ederim; büyük isletmelerde çalisanlarin kanun karsisindaki haklarini küçük isletmedekiler düzeyine indirseniz bile, büyük isletmenin çalisani olmak küçük isletmenin çalisani olmaktan fersah fersah iyidir. Bakin Fransa gibi bu konuda çok kati görünen ülke bile, en azindan genç insanlarin is bulabilme imkanlarini artirmak için emek piyasasini esnetmekten baska çare bulamiyor. Almanya, her ne kadar yeterli olmasa bile emek piyasasinda reform yapmaya çalisiyor. Bizim durumumuzdan çok daha iyi olan ülkeler bile bu ise soyundular. Biz ne yapiyoruz ? Durumumuzu saptamakta acz içinde oldugumuz için AB mevzuatina harfiyle uymanin bizim için yeterli olacagini zannediyoruz. Bu yöntemin yüzyilin basinda yapmaya çalistigimiz batililasma çabalarindan ne farki var ?

ahmet çavuşoğlu Read More!

Tekstil Yazilari

Herkes tekstilden bahsediyor ben de bir seyler yazayim dedim. Ama benim yazacaklarim, son zamanlarda Referans gazetesinin arsivlerinden olusturdugum referans listesi ile sinirli kalacak. Buyrun...

İhracatın lideri tekstilde fasoncular can derdinde
Toplam 180 bin işletme ile tekstil ve konfeksiyon sektörüne hizmet eden fason atölyelerinin 19 bini kapandı, 1 milyon fason işçisi işsiz kaldı. İnşaat sektörüyle birlikte sosyal güvenliğin emniyet sübabı olarak kabul edilen fasoncular zor günler geçiriyor.

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller    Sosyalist Nedir

Üreticiler yurtdışına markalar ise lüks ve tasarıma yöneldi.
Çin, Hindistan gibi ülkelerle ucuz işgücü ve hammadde maliyetlerinde yarışamayan çok sayıda üretici çareyi Mısır, Özbekistan gibi ülkelere yönelmekte ararken, markalaşma yönünde karar kılan şirketler ise tasarıma ve kaliteye yöneldi.

Ucuz üretimi bıraktık hızlı modaya yöneldik.
Nike, Gap, Banana Republic, Old Navy, Lands'End, Schlafgut ve Zara gibi dünyaca ünlü hazırgiyim markaları için üretim yapan Yeşim Tekstil'in CEO'su Şenol Şankaya, hazırgiyim üretiminde ucuz ürünlerin üretiminden çıktıklarını hızlı modaya döndüklerini söyledi. Şankaya, Türkiye dışındaki üretimlerini fason olarak yaptırdıklarını belirterek "Mısır, Moldovya ve Bulgaristan'da fason üretim yaptırıyoruz. Biz katma değeri yüksek moda ürünlerimizi Türkiye'de üretmeye devam edeceğiz. Türkiye, ucuz ürün üretiminden yavaş yavaş çıkmaya başladı. Modaya dönük, katma değeri yüksek üretim giderek artıyor. Biz de bunu dikkate alarak yatırımlarımızı gerçekleştiriyoruz” dedi. Kazanılmış pazarları kaybetmemek için büyük özveri gösterildiğini belirten Şankaya, "Yurtdışındaki üretimlerin tasarım ve kumaşları Türkiye'den gidiyor. Ucuz ürün isteyen müşterilerin taleplerini de bu fason üretimlerle temin ediyoruz" dedi.

Tüzmen ve Satıcı, Mısır'ı niye öptü
Önce kafanızı kaldırıp "küresel ekonomi kimi neye zorluyor?" bir bakın. Ondan sonra varsa insaf sınırlarını zorlamadan eleştirinizi yapın. Bakın benzer bir tartışma Amerika’da çağrı merkezleri üzerinden son 5 yıldır yapılıyor. Bırakın tekstil konfeksiyon gibi sanayi sektörlerini, hizmet sektörü bile artık dünyanın bir ucundan diğerine taşınıyor. Siz hâlâ eninde sonunda üretim bandının belli aşamaları daha az gelişmiş ülkelere kayacak tekstil ve konfeksiyonu ülkenizde tutma nutukları çekiyorsunuz. Üzgünüm ama çok geç. Satıcı ve Tüzmen’i "neden böyle bir işe öncülük ediyorsunuz" diyerek neredeyse vatan haini ilan edeceğimize, son 5 yıldır kur çıkmazına takılıp alternatif geliştiremedikleri için eleştirmek gerekiyor. Kimse "tekstil ve konfeksiyon sektörü bitti!" çarpıtmasına girmesin. Merak etmeyin üretimde rekabet şansı olmayan bölümlerin Mısır’a akılcı bir plan dahilinde taşınması tekstil ve konfeksiyonu bitirmez, tam tersi "yaşam öpücüğü" verir. Merak eden şimdiye kadar belli ünitelerini Mısır’a taşıyan şirketlerin, bırakın Türkiye’de ki işlerini tasfiye etmelerini, kapasitelerini nasıl arttırdıklarını sorup öğrenebilir.

İki yıl içinde 40 fermuar firması kapandı, sektörde kârlılık sıfır noktasında
Fermuar sektöründe istihdam kapasitesi neredeyse yüzde 100 düşmüş durumda. Kapasite kullanımını yüzde 40’larda tutmak için büyük çaba harcayan sektörün kârlılık oranı, geçen seneden bu yana sıfır.

N’olacak bu tekstilin hali?
Türkiye, Gümrük Birliği sürecine ilişkin ev ödevlerini en başta yapmış olsaydı, bugün lokomotif tüm dünyada keyifli ıslıklar çalarak dağ bayır dolaşıyor olacaktı. Ama olmadı. Gümrük Birliği sonrasının ekonomik uyum yasalarını çıkarmak için kuzu kuzu başımızdan çok büyük bir ekonomik kriz geçmesini bekledik. Oysa uyum yasaları Gümrük Birliği’nin hemen ertesinde çıksaydı tekstil sektörü de buna göre yapılanacak ve ucuzculuktan kurtulmuş olacaktı.

Tekstil ve hazır giyimde 2006, tasarımcıların yılı olacak
Türk hazır giyimi yeniden global yapılanmaya girdi. Bizler, seri üretim yapıyorduk, bundan sonra adetle üretime geçmeliyiz. Maliyet-fiyat dengesine çok dikkat etmeliyiz ve en önemlisi artık mutlaka tasarımcı çalıştırmalıyız ki, katma değeri yüksek ürünlere yönelelim.

Global bir marka
Time Dergisi’nin geçtiğimiz Eylül’de yayımlanan Style&Design sayısında, dünyanın en iyi 16 jeans markasından birisi olarak gösterdiği Mavi, bugün Bloomingdale’s den Nordstrom’a kadar dev perakende zincirlerinde premium markalar arasında yerini günden güne sağlamlaştırarak, 50 ülkede, 4.600 satış noktasında müşterileriyle buluşuyor.

Tekstilcinin derdi içimizdeki Çinliler.
Elegant markasıyla ünlü Tekerekoğlu Tekstil'in Başkanı Arif Tekerekoğlu haksız rekabetten yana dertli. Ürünlerinin kopyalanıp ucuza satılarak hem sektörün hem Türkiye'nin zarara uğratılmasından yakınıyor. Ve hükümetin ilgililerini bu sıkıntının sona erdirilmesi için göreve çağırıyor.

Türkiye, kumaşta organik ürünlerle ABD'de fark yaratmayı umuyor.
"1 milyon tona yakın pamuk üretiyoruz. ABD'de trend ne ise onu yakalayabilecek bir kumaş alt yapımız var. Türkiye'nin şansı ise bütün bu değişim içerisinde her birimde yer alabilecek kapasitesinin olması"

Dışa açılma rekabet için yeterli olmadı, sanayi politikası şart.
Birleşmiş Milletler Sınai Gelişme Örgütü 'Rekabetçi Sanayi Performansı Endeksi'ne göre Türkiye’nin mamul mal ihracatında düşük teknolojili ürünlerin payı yüksek. 2004 yılında ihracatın yüzde 43,9’u düşük teknolojili mallardan oluşuyor. İleri teknolojili malların mamul madde ihracatımız içindeki payı ise sadece yüzde 6,9. Read More!

Comparative Advantage Nedir? Karsilastirmali Rekabet

Mikroekonomiye giris dersinde arz ve talep teorilerinden bile once ogretilen teori kiyaslamali rekabet (comparative advantage) teorisidir. Bu teori iki kisinin ihtiyac duyduklari her isi kendi baslarina yapmalari yerine kim hangi iste daha iyiyse o isi yapmasini ve daha sonra birbirleriyle ticaret yaparak uretimlerini paylasmalarini soyler. Basit bir ornek verelim. Ben para islerinden anliyorum, nelerin getirisinin yuksek olacagini tahmin edebiliyorum. Esim de yemek islerinden anliyor. Ben kalkip hem para yonetimi isini yapmaya kalksam, hem de yemek yapma isini ayni zamanda halletmeye calissam; esim de her iki isi kendi basina halletmeye calissa iyi mi olur? Peki ben tum zamanimi ve enerjimi para yonetimi isine harcasam, uzmanligimi ve becerilerimi de gelistirsem; esim de zamaninin tamamini daha iyi yemek yapmaya harcasa, Food Network vs. gibi kaynaklardan yeni tarifler ogrense daha iyi olmaz mi? Iste kiyaslamali rekabet dedigimiz teori bu.

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller    Sosyalist Nedir

Ne var bunda anlamayacak, biz bunu binlerce yildir zaten yapiyoruz diyorsunuz degil mi? Mesleklerin, uzmanlarin ortaya cikmasi bu yolu secmemiz nedeniyledir diyorsunuz degil mi? Dogru soyluyorsunuz. Insanlarin kafasi kisilerarasi iliskilerde bu teorinin uygulanmasina basiyor. Insanlarin kafasinin basmadigi sey bu teorinin devletler arasinda uygulanmasi. Bir anda herkes paranoyak oluveriyor. Bu konuya teget gecen bir yazi daha once burada yazilmisti.

Bu teoriye deginmemizin sebebi son gunlerde tekstil uzerine yazilan yazilar ve yapilan yorumlar. Tekstil bizim comparative advantage'a sahip oldugumuz bir sektor degil. Yuksek katma degerli urunlerde ABD, Italya ve Fransa gibi ulkeler, katma degeri dusuk urunlerde ise Cin rekabet gucune sahip ulkeler. Bes yil icerisinde su an %9 hizla buyuyen ve altyapi yatirimlarini yapip kapasitelerini arttiracak olan Hindistan da rekabetci gucu Cin'den devralacak bir ulke. Bu sure zarfinda Cin orta derecede katma degere sahip urunler uretebilme yetenegini gelistirecek ve piyasayi Turk ureticilerine dar edeceklerdir.

Toparlayalim. Su an Cin ile dusuk katma degere sahip urunlerde rekabet etme olanagimiz yoktur, iscilik maliyetlerimiz cok yuksektir. O yuzden bu segmentte uretim yapan ureticilerin Misir'a, Hindistan'a veya Banglades'e tasinmalari kendileri acisindan hayirlidir, yoksa sonlari Vanli otobus sirketlerine doner. Orta katma degere sahip urunlerde bir sure daha rahatiz ama bu da cok uzun sure surmeyecek bir rahatlik. Bu gruptaki ureticilerin de dusuk maliyetli ulkeleri simdiden yavas yavas test etmeleri, gelecekte kendilerine buyuk kolaylik saglayacaktir. Bunun olacagini zannetmiyorum. Neticede bu kisiler 10 sene once dusuk katma degere sahip urunlerde gecisi saglayamadilar ve simdi kan agliyorlar.

Yuksek katma degere sahip urunlere gelince ulkemizde bu konuda uretim yapan sirket yok. Tekstilde onumuzdeki yillarda daha da artacak problemlerimize simdiden sozum bulmak icin yaratici olmamiz gerekiyor. Yaraticiliktan kastim, kotalar, faizlerin dusurulmesi, doviz kurunun yukseltilmesi ve tekstilcilere tesvik verilmesi degil. Bakalim kivrak Turk zekasi bu sorunun ustesinden nasil gelecek?

Tekstili bir kenara birakalim ve ulkemizin hangi alanlarda rekabetci olduguna bakalim. Ama bunu once okurlarimiza soralim, bakalim onlar ne dusunuyorlar. Turkiye hangi alanlarda rekabetci bir ulkedir? Read More!

Ekonomi Konusunda Internette Kaynak

Ekonomi konusunda internette kaynak arayanlar dogru yere geldiler. Econtalk isimli bir sitede onde gelen ekonomistlerle yapilmis soylesilerin podcast'lerini (mp3 dsyalarini) indirip dinleyebilirsiniz. Turk universitelerinde Lucas, Mankiw, Barro, Thaler gibi ekonomistlere ulasmamiz mumkun olmadigina gore ekonomiye ilgi duyan arkadaslara bu siteyi ziyaret etmelerini tavsiye ediyoruz. Ornegin en son Lucas ile buyume uzerine 48 dakika suren bir soylesiyi siteye yuklemisler.

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller    Sosyalist Nedir Read More!

Tereciye Tere Satmak Ne Demektir

Tereciye tere satmak ne demektir? Bizim yillarin girisimcisi tekstilci okurumuz bir yorum yazmis. Ekonomix gerekli yerlerde soylenmesi gerekenleri soylemis. Bizim takildigimiz nokta ise son yazimiza atif yaptigi anlasilan su sozleri:
"Son olarak bazı konularda blog üyelerinin aynı konu üzerine alt alta yorumlar yazdığı görülüyor; gördüğüm tek eksik belki yanılıyorumdur; hiç aranızda herhangi bir üretim içerikli şirkette çalışan var mı? Birçok ekonomist gerçek üretimi ve hassasiyetlerini bilmediği ve fiilen üretimde bulunmadığı için mantıktan uzak yorumlar yapıyor. Mesela son günlerde söz konusu olan MIsır'a yatırım yapma fikri.Dikkatlice incelenirse oldukça mantıksız tarafları olduğu görülebilir..."


Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Kredi Faiz Oranları    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri

20 yildir piyasada olan tekstilci okurumuz Misirda tekstil yatirimi yapmanin mantiksizligindan bahsediyor. Misira gitmisligimiz yok. Tekstil sektorunde ise hic calismadik ama gelir gider analizi yapabilecek kadar da ekonomi (ekonomi nedir?) okumuslugumuz var. Ancak yillarin tekstilcisi okurumuz bunu uretimde calismadigimiz icin pek ciddiye almamis. Yillardir curuttugumuz dirsekleri de cope atip tekstile yatirim mi yapsak ne.... Veya sakal mi biraksak!!! Zira gorunen koy kilavuz istemiyor:

Taha Holding hic duydunuz mu bilmem. Ben de yakin zamana kadar duymamistim. LC Waikiki markasinin once distributorlugunu yapmislar. Ardindan Fransiz firma iflas edince de markayi satin almislar. Ama anlasilan o ki onlar da pek tekstilden anlamiyorlar. Baksaniza 15 milyon dolarlik yatirim yapmaya kalkmislar. Ustelik daha ucuz isci maliyeti olan Bangladese daha onceden yatirim yapmis olmalarina ragmen. Ihracatcilar Birligi Baskani Oguz Satici ise baskan olmus ama o da pek para kazanmadan anlamaz. Turkiyenin tekstil piyasasinin altini ustune getirmis ama 2 milyon metrekarelik serbest bolgeyi Misirda satin alacak kadar ekonomiden bihaber.
Biz de bosuna ekonomi okuyup kendimizi avutuyoruz. Neyse daha uzatmayalim. Yanlisimiz varsa duzeltiniz efendim. Ben uretimde calismadigimdan pek ekonomiden anlamam... Gelir gider alternatif maliyet gibi kavramlar ise lugatimizde pek yok. Artik bilenlerden ogrenecegiz

Selcuk Hakan (selcukh61.blogcu.com) Read More!

Yaraticilik ve inovasyon ne demektir?

Serbest piyasa ekonomisini desteklememin en onemli nedeni insanlarin yaratici olmalari icin gereken odulleri saglamasidir. Madem internetin faydalarindan bahsediyoruz bugunlerde, Business Week dergisinde (thanks Marginal Revolution for the pointer) yaratici cozum uzerine cok guzel bir yazi var, okumanizi tavsiye ederim. Altin aramasi yapan bir sirketin kendi muhendislerinden fayda gelmeyecegini gordukten sonra buldugu cozum hepimize ornek olsun diyorum. Inovasyon nedir sorusuna guzel ornek olmus.

Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Kredi Faiz Oranları    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri Read More!

Ihracat, Inciler, Mantik

Girisimci bir okuyucumuzun bize gonderdigi mektuba verecegimiz cevabi sizlerle de paylasmak istiyorum. Oncelikle okuyucumuzun gonderdigi mektuba bir bakalim:

Farklı görüşleri duyabilmek adına yazılarınızı takip etmeye başladım. Ben tekstil ihracatı yapıyorum; 34 yaşındayım 20 sene tecrübem var.Sizler kadar olmasa da şöyle böyle ekonomi konusunda bilgi sahibiyim diyebilirim. Kafamı kurcalayan birkaç konu var sizinle paylaşmak istedim.
Kurları fazileri...vs bir an hepsini unutun. Sattığından daha fazla satınalan birisi nasıl kalkınır ? Yani ithalat ihracattan fazla olacak ama ülke doğru yolda olacak?

Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Kredi Faiz Oranları    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri

Dikkat ülke büyür demiyorum; çünkü geleceğe dair birşeyleri ipotek altına verir ve gayet güzel büyürsünüz. Önemli olan günlük büyümek değil; kar edebilecek mekanizmayı kurmaktır. Sizce türkiye kar edebiliyor mu yada edebilecek yolda ilerliyor mu?

Sayfanızda ekonomi yazarlarından inciler var; dikkat ettim çok da güzel çalışmalar var, kafama takılan Sn Deniz Gökçe'den hiç inci yok? Kendisi size göre hep doğru mu yazıyor, incisiz mi yani; yoksa arada sırada sizi desteklediği için ona dokunmuyor musunuz?
Yada tamamen aynı fikirde misiniz? Kendisinin tekstil ile ilgili birkaç pırıl pırıl incisini zamanında şahsen tespit etmiştim.

Son olarak bazı konularda blog üyelerinin aynı konu üzerine alt alta yorumlar yazdığı görülüyor; gördüğüm tek eksik belki yanılıyorumdur; hiç aranızda herhangi bir üretim içerikli şirkette çalışan var mı? Birçok ekonomist gerçek üretimi ve hassasiyetlerini bilmediği ve fiilen üretimde bulunmadığı için mantıktan uzak yorumlar yapıyor. Mesela son günlerde söz konusu olan MIsır'a yatırım yapma fikri.Dikkatlice incelenirse oldukça mantıksız tarafları olduğu görülebilir..
.

Ithalati ihracatindan buyuk olan bir ulke dogru yolda midir? Ihracatin ve ithalatin buyukluklerine bakarak bir ulkenin dogru yolda olup olmadigi sorusuna cevap veremeyiz. Burada onemli olan ithalatin ve ihracatin icerigi ve surekliligidir. Icerikten ne kastettigimizi aciklayalim. Turkiye gibi hammadde, aramali ve yatirim mali ithalati yapan ulkelerdenseniz cok bir problem yoktur. Yaptiginiz ithalat sizin uretkenliginizi ve toplam kapasitenizi arttiracak, gelecek yillarda daha da fazla ihracat yapmanizi kolaylastiracaktir. YTL deger kazanmasina ragmen ihracatimizin son 4 yilda %130 artmasini nasil acikliyorsunuz?

Sinirli miktarda petrol rezervi olan ve ihracat yapan bir ulke dusunun. Bu ulkenin ihracati da ithalatindan cok daha fazla olsun. Sizce bu ulke dogru yolda midir? Ihracati daha fazla arttirmanin bir yolu daha fazla petrol satmaktir, boyle bir politika dogru bir politika midir? Genellikle ihracati (ozellikle tek bir sektordeki asiri ihracata sahip ulkelerde) ithalatindan cok cok fazla olan ulkelerin para birimleri deger kazanir (bknz. Dutch Disease). Bu ulkeler yuksek miktarda ihracata devam mi etmeliler, ihracatlarini azaltmali midirlar, yoksa yatirim mali ithalatina hayvan gibi yuklenip ulkelerinin baska sektorlerde de rekabetci bir konuma yukselmesini mi saglamalilar?

Goreceginiz uzere ulkenin dogru yolda olup olmadigina cevap verebilmek icin bugun ihracat ve ithalatin ne oldugu degil, gelecekte ne olacagi, ve ulkenin rekabet gucunun ne olcude degistigi onemlidir. Biz burada Turkiye'ni ithalat yapmasinin yapmamasindan cok daha dogru oldugunu daha once defalarca vurguladik.

Inciler konusuna gelince, arsivlerimize bakarsaniz Deniz Gokce hakkinda yazdigimiz cok sayida yazi oldugunu goreceksiniz. Bu yazilarda Sayin Gokce ile ayni fikirde olmadigimiz bir cok nokta oldugunu da farkedeceksiniz. Bazi okuyucularimiz benim Deniz Gokce oldugumu veya onunla bir yakinligim oldugunu dusunuyor. Bu sorunun cevabini vermem icin gereken kosullari su yazida aciklamistim. O kosullar gerceklesmeden bu sorunun cevabini maalesef aciklamayacagim.

Aramizda uretim icerikli sirkette calismis olan var mi sorusuna soyle muglak bir cevap vereyim. Var. Ama olmasa da farketmez. Onemli olan yapilan yorumlarin kalitesidir. Uretim tecrubesi olan birisi imalat sanayindeki verimsizliklerin, israflarin, bilgisiz yoneticilerin daha fazla farkindadir. Bana sorarsaniz ekonomistlerin uretim tecrubesinin olmamasi sirketlerimiz acisindan cok daha iyi, yoksa cogu devletci/mudahaleci ekonomist yerine liberal ekonomist olurdu.

Misir'a yatirim yapma konusuna gelince. Ben dinden fazla anlamam ama peygamberimiz Sayin (hazret kelimesinin turkcesi sayin degil mi?) Muhammed'in "dusuk maliyet Cin'de olsa bile gidiniz" dedigi rivayet olunur. Misir'a giderseniz bazi maliyetleriniz dusecek, bazi maliyetleriniz de artacaktir. Hesabi siz yapin, genel maliyetlerde dusus varsa ve ustleneceginiz ekstra risk fazla degilse Misir'a yatirim yapilmasinda mantiken bir sakinca gormuyorum. Yalniz bu maliyetlerin ve risklerin hesaplamasini bizden beklemeyin.

(Altın yorumları) Read More!

Cocuk Esirgeme Kurumu - Cevap

SAYI : B.02.1.SÇE.0.65.00.03 / 242 A N K A R A
KONU : Bağış 31.01.2007

Sayın http://www.ekonomiturk.blogspot.com/ Yetkilisi,

07.01.2007 tarihli dilekçenizde “Ekonomi Türk blogumda okuyucularımı kurumunuza bağış yapmaları için teşvik ediyorum (Blogumuzu günde ortalama 500 kişi ziyaret ediyor). Bir kaç tane okuyucumuz internet üzerinden bankaları aracılığıyla (Yapı Kredi Bankası) havale yaparken problemle karsılaştıklarını ve para gönderemediklerini belirttiler. Bağışlar ve Yardımlar ile ilgili web sayfalarınızı güncelleyip, banka havalesi dışında da alternatifler (Amerika'da olanlar için Paypal gibi) sunabilirseniz bizlerin isini de kolaylaştırmış olursunuz.
Blog gelirlerimizi kimsesiz çocukların eğitiminde kullanacağımızı açıkladık, okuyucularımızdan da kurumunuza bağış yapmalarını istiyoruz, hatta bazı yazılarımızı okuyabilmeleri için kurumunuza bağış yaptıklarını kanıtlamalarını istiyoruz. Internet üzerinden bağış yapılmasını kolaylaştıracak teknolojiler kullanmanız alacağınız bağışları da daha fazla arttıracaktır diye düşünüyorum
.” demişsiniz.

Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Kredi Faiz Oranları    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri

Kurumumuz 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun yürürlüğe girdiği 01.01.2006 tarihinden itibaren genel bütçeli kurumlar arasına alması nedeniyle ancak Başbakanlık Merkez Saymanlık Müdürlüğü tarafından muhasebeleştirilen banka hesapları aracılığı ile nakdi bağış kabul edebilmektedir.

Kurumumuz internet sitesinde Bağış ve Yardımlar başlığı altında Kurumumuza yapılacak bağışların nasıl yapılacağı konusunda bilgi verilmekte ve bağış hesap numaraları yayınlanmaktadır. Ayrıca İnternet üzerinden yapılacak bağışların daha kolay ve güvenli yapılabilmesi için bağış hesaplarımıza ait IBAN numaraları ile bağışçılarımızın daha ayrıntılı bilgi edinebilmeleri için e-mail adresi ve telefon numarası da internet sitemizde yayınlanmaya başlanmıştır.

Kurumumuza yardım ve bağışta bulunmak isteyen vatandaşlarımız, Türk Lirası ya da Döviz cinsinden yapabilecekleri yardımın belli bir amaç için kullanılmasını isteyebilirler. Bu durumda; bağışçılar yardımın Kurumumuzun muhtaç olan çocuklara, gençlere, yaşlılara ve özürlülere verdiği hizmeti göz önüne alarak hangi amaç için kullanılmasını istiyorlarsa, banka dekontuna yazdırdıkları takdirde yapmış oldukları bağış ve yardım sadece o amaç için kullanılmaktadır.

Kurumumuza yapılan şartlı bağışlar bağışta bulunan bağışçılar tarafından istenilen şartlar çerçevesinde kullanılıp kullanılmadığı denetlenmekte olup, “SHÇEK Hizmetlerine Katılımın Sağlanması ve Katkıda Bulunanların Onurlandırılmasına İlişkin Yönetmelik” çerçevesinde hizmetlerimize katkıda bulunanlar onurlandırılmaktadır.

Yakın ilginiz için teşekkürlerimizi sunar, bilgilerinizi rica ederim.


İsmail BARIŞ
Genel Müdür V. Read More!

Internet 2.0 Ne Demektir

Internet kullanıcıları interaktif çalışmayı sevdi. Ekonomi yazarları artık daha dikkatli yazıyorlar. Yazıların kalitesinde önemli sayılabilecek iyileşmeler var. Bunu EkonomiTürk gibi blogların varlığına borçluyuz. İnsanlar fikirlerini, çalışmalarını, analizlerini, yorumlarını, şiirlerini, şikayetlerini, videolarını, beğenilerini, beğenmediklerini, bebeklerinin büyüme hikayelerini, yaptıkları yemeklerin güzelliğini, resimlerini paylaşıyorlar. Paylaştıkça da mutlulukları artıyor. İnternet bu paylaşımın ana omurgası olma özelliği kazanıyor. Bloglar da bunun önemli bir parçası. Katılımcılarla oluşturulan projeler bir hayli başarılı oluyorlar.

Devlet Nedir    UNESCO Nedir    Bono Nedir?    Reeskont Nedir    Enflasyon Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir  Forex Nedir

Başarı örnekleri çok fazla. Birkaç örnek verelim. Ebay başlı başına bir başarı hikayesi... İnsanlar istedikleri ürünü internet ortamında ihalelerle alıyorlar, satıyorlar. Türkiye’de GittiGidiyor aynı amaçla kuruldu ve hayli mesafe katetti. Uluslararası ticaret yapanlar AliBaba’ya mutlaka uğruyorlar. Wikipedia artık en büyük interaktif ansiklopedimiz. Aradığınız herşeye ulaşabildiğiniz bir kaynak. Vikipedi, bu ansiklopedinin Türkçe versiyonu ve hızla gelişiyor. YouTube çektiğiniz videoları internette paylaşıma sunarak bir yılda sıfırdan 1.65 milyar dolarlık bir şirket oldu. Ekonomi doktorasını bitirip iş bulma aşamasındaki yeni doktoralı gençler de piyasayı hayli şeffaf hale getirdiler. Kim hangi üniversiteden mülakat almış, kim nerde seminer verecek, hangi üniversite kime teklif verdi. Hepsi internette. Tamamen interaktif internet sayesinde. İnternet kullanıcıları bu tarz projeleri sevdi. Kendinin içinde olmadığı projeleri çok da fazla desteklemiyor kullanıcılar. Gazetelerin bile artık haberlerinden çok haberlere yazılan yorumları okunuyor.

Dünya Bankası kendi çalışanlarının kurduğu bir blogda yeni projeler öneriyor. Küçük işletmelerin, sivil toplum kuruluşlarının, girişimcilerin şehir yöneticilerinin projeleri getirip finansman aradıkları ve projeyle ilgilenen kuruluşların da projeye ihale usulu teklif vererek almaya çalıştıkları bütün kalkınma içerikli projelerin gündeme alındığı ve projelendirildiği bir websitesi bir örnek. Kitaplarda saklı bütün bilgilerin Google vari büyük arama motorlarına yüklenerek basılı yayınlara oturduğunuz yerden ulaşma imkanı sağlayan proje bir başkası. Google Maps artık vazgeçemediğimiz bir kaynak. Bu haritanın üzerinde gideceğimiz bir yere tıkladığımızda oradaki havadurumunu, arkadaşlarımızı, okulları, üyesi olduğumuz kuruluşun orada yaşayan üyelerini gösterebilecek bir interaktif harita örneğin ne kadar işimize yarardı. Bu projelerin bir kısmı gerçekleştirilen bir kısmı da girişimciler arayan projeler. Girişimciliğin sonu yok. Düşünebildiğiniz ve ihtiyaca cevap verebildiğiniz sürece internette varolmak ve bu varolmayı ticari servete dönüştürmek mümkün. Google, Yahoo, Ebay, YouTube örnekleri karşımızda.

Bu kadar interaktif hayattan bahsettikten sonra gelin biz de birlikte hayal etmeye çalışalım. Acaba nasıl bir servis olsa işimizi fazlasıyla kolaylaştırırdı. Bakarsınız geleceğin girişimcilerine bir iş fikrini de biz veririz. Kimbilir... Yok eğer bu fikir tutar ama bunu ben uygulayıp zengin olacağım derseniz o başka...

Hemen ben başlayayım. Ekonomix’in başı yardımlarla dertte mesela. Yardım yapmak istiyor ama yapacak muhatap işleri oldukça zorlaştırıyor. Bu durumda internetten yardım yapmayı kolaylaştıracak bir web sitesi de pekala güzel bir proje olabilir. Yüzlerce kurumun üye olduğu bir tıkla arzu ettiğin kuruma yardım yapabileceğin bir site. Cüzi bir komisyonla pekçok kurumun ve yardımseverin işini kolaylaştırabilirdik belki de...

Ya da akademik hayatta insanlar binlerce makale üretiyor pekçoğu bu yapılanların uygulayıcıları konumundaki yöneticilere daha ulaşmadan yok olup gidiyor. Şöyle bir siteniz olsa mesela. Akademik çalışmaları tekniğe bulaşmadan anafikriyle vakti çok kısıtlı yöneticilerin kullanımına sunacak bir site. Pekçok insanın çok işine yarardı eminim.

Veya şehrinizin bir yemek ve restoran sitesi olsa. İnternete girseniz hangi lokantadan yemek istiyorsanız onu seçseniz menüden sipariş verseniz ve yarım saat sonra siparişiniz evinize gelse. Ne rahatlık olurdu değil mi?

Benden bu kadar biraz da sizin fikirlerinizi duyalım efendim.

Selcuk Hakan (selcukh61.blogcu.com)

Borsa Yorumları
Altın Yorumları
Borsa nedir?
Borsa nasıl oynanır
Hisse Yorumları
Ekonomi nedir
Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası Read More!

Bir Protesto Yazisi: Senetler Odenmezse Ne Olur?

Her ay Merkez Bankasi, protesto edilen senetlerin adet ve miktar bilgilerini kendi internet sitesinde yayinlar).

Asagida protesto edilen senet adetini ve tutarini gosteren ve sanayi uretim artisi ile kiyaslayan bir grafik goreceksiniz. Karsimiza ilginc bir tablo cikiyor:

Manipülasyon Nedir  Borsa Nedir  Hisse Senedi Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  IMF Nedir    Ekonomi Nedir    Kalite Nedir

2001 yilinda protesto edilen senetlere 100 dersek 2006 sonu itibari ile bu miktar (hem adet hem tutar olarak) 150 olmus. 2001’de ayda ortalama 67 bin senet protesto edilirken gecen sene 98 bin adete cikmis. Bu oran kriz sonrasindan bile yuksek. Oysa son 5 yildir ekonominin yuksek hizda buyudugu iddia ediliyordu. Ekonominin buyumesi ile protesto edilen senet adeti ve tutari arasinda ters bir iliski olmasi mumkun mu? Degil elbette. Ekonominin buyudugu iddia edilen donemlerde, protesto edilen senetlerin sayisi azalmiyor, artiyor. Demek ki TUIK’in rakamlari gercegi yansitmiyor. Ekonomimiz aslinda cok kotu durumda.

Ayni seyi geri odenmeyen tuketici kredileri ve kredi kartlarinda da gormek mumkun. Odenmeyen krediler son 5 senede (2006 fiyatlari ile) 0.5 milyardan 2 milyara cikmis. Hükümetin “spekülatif iyimserlik vaatlerine”, büyük iddialara rağmen, piyasa göstergeleri, ekonomi buyuyor diyenleri yalanliyor…





Eger herhangi bir gunluk gazetenin herhangi bir kose yazari olsak yazimizi burada noktalamamiz gerekirdi.

Ne var ki Radikal gazetesinde yazan Fatih Ozatay oyle yapmamis ve neden acaba diye sormaya devam etmis (28.01.2007 , 29.01.2007):

"Protesto edilen senetler ile büyüme hızımız (ekonomik faaliyet düzeyimiz) arasındaki … ilişkinin ters yönlü olması gerektiği konusunda yaygın bir kanı var. İşler yolunda giderken protesto edilen senet tutarının azalması gerektiği
düşünülüyor. Her zaman doğru olmayabilir oysa bu.”

“Birincisi, büyümeyle birlikte artan ekonomik faaliyet düzeyi senet kullanımını da artırıyor. Artan senet kullanımı ile birlikte protestolu senet tutarı da artabilir. (Şu 'uç' örneği dusunun: Hiç ekonomik faaliyet olmazsa senet alış verişi de olmaz,
protesto edilen senetler de.)”

“Ikincisi, kapsamlı bir reform sürecinden geçen ekonomilerde kazanan ve kaybeden kesimler oluşuyor. Reform yapılmasa, bu ekonomiler doğal mecralarında aksalar da kazananlar ve kaybedenler ortaya çıkıyor; ama reform daha kısa bir sürede ve daha çok miktarda kazanan ve kaybeden oluşturuyor.”

“Ucuncusu, Disiplinli bir makroekonomik politika uygulaması ve kapsamlı reformlar sayesinde ekonomi hızlı büyüme potansiyeli yakalıyor…Ama aynı süreçte bazı sektörler artan dış rekabet baskısı altında kalabiliyor. Bu durumda yeni yatırımlar başka sektörlerde yapılıyor. Geleneksel bazı sektörler giderek zor durumda kalıyor. Sonuçta, ekonomi hızla büyürken, kimi sektörlerde işler kötüye gidiyor.”

“Büyüme hızla artıyorken protesto edilen senet tutarının artabileceği doğrultusunda tüm bu ileri sürdüklerim araştırmaya muhtaç bir takım olasılıklar. Ama yabana atılacak gibi de değiller. Araştırmak gerekiyor. Daha önemlisi şu: Bu tür çözümlemelere hiç girişmeden, kolaycı sonuçlara ulaşmamak gerekiyor. Bu sonuçlardan yola çıkarak uygulanmakta olan programa 'atıp tutmak' ise bir garip oluyor. Önce bilimsel çözümleme, sonra 'atıp tutma'.”

Ekonomik buyume ile protestolu senetler arasindaki iliskinin anlasilmasini zorlastiran gucluk aslinda basit bir matematik denklemden geciyor: Sadece protestolu senetler bir sonuca varmak icin yeterli degil. Toplam senet sayisini bilmeniz gerekir ki piyasadaki senetlerin ne kadarinin protestoya ugradigini bilesiniz. Senet sayisinin artmasi ekonomik faaliyetlerin arttiginin bir gostergesi. Havuzdaki su buyudukce o suyun bir kisminin bosa gidecektir. Havuzun buyudugunu unutup sadece bosa giden suya bakarsaniz yanlis gozlemde bulunursunuz.

Ayni sey odenmeyen tuketici kredileri ve kredi kartlari icin de gecerli. Ancak burada bir kolaylik mevcut. Toplam kredilerinin miktarini biliyoruz. O yuzden yapmamiz gereken odenemeyen kredinin, toplam verilen kredi miktarina bolup cikan sayiya bakmak. Asagidaki ilk grafikte tuketiclerin odemedikleri kredilerin alinan kredi miktarina oranini goruyoruz. 2001 krizi ile birlikte %8’lere firlayan bu oran ekonominin buyumesi ile birlikte %2.3’e kadar dusmus ve su anda da %3.1.



Bir diger grafikte odenmeyen tum kredilerin (hanehalki arti sirketler) toplam banka kredilerine oranina bakiyoruz. Benzer bir goruntu ortaya cikiyor. 2001 yilinin sonunda %17, 2002’de %25’e varan odenmeyen krediler orani 2006 yili sonunda %4.4’e inmis.



Peki protestolu senetler icin ayni seyi yapamaz miyiz? Ne yazik ki hayir. Neden? Cunku toplam senet sayisini bilmiyoruz. Senetler iki kisi arasinda imzalanan ve tum resmiyetini uzerinde tasigini damga puluna borclu olan bir enstruman. Kayitlara gecmedigi icin piyasada ne zaman ne kadar senet dolastigini bilmeye imkan yok. O zaman ne yapacagiz?

Sagolsun, Turkiye’den bize yazan bir ekonomist dostumuz, ki kendisi Turk ekonomisinin, ticari hayatin ve finans dunyasinin pratigini bizden daha iyi bilir, yardimimiza yetisti. Toplam senet sayisi yerine gecebilecek bir verinin var oldugunu bize gosterdi:


“Senetler, sadece is dunyasinda çok sık kullanılan bir ödeme/vadelendirme enstrumanı olmakla kalmayip ayni zamanda bankalarca da bir teminat türü olarak yaygin olarak kabul goren bir arac. Neden? Cunku teminat olarak alınan bir varlığın bir sürü farklı küçük parçadan oluşması bankanin ustelendigi kredi riskini dağıtır. Ayrıca bankadan kredi isteyen kisinin veya firmanin teminat olarak sahip oldugu senetleri gostermesi kredi borçlusunun ticari işlem kapasitesini gösteriyor.”
“Senetlerin bankacilik sistemine girmesi iki turlu oluyor:
(1) Alacaklı tek tek senet borcluları takip etmek yerine tum senetleri bankaya kendi adına tahsil etmesi icin verir, tahsil olmayanlar senetler protesto edilir.
(2) Senetler, bankadan kullanılan nakdi krediler karşılığında teminat olarak verilir. Senetler tahsil edildikce kredi anapara-faizi ödenir. Ödenmeyen senetler protesto olur.”
“Toplam senet tahsil hacmini veya ne kadarının kredi teminatı olduğunu bilmiyoruz. Ancak senet karşılığı bankalarin kredi vermesi yaygin bir islem olduguna gore, ikisi arasinda dogru bir oranti oldugu varsayabiliriz. Diger bir degisle toplam senet tutarinin, toplam banka kredisi hacminin bir orani oldugunu dusunebiliriz.Bu oranin zaman icinde sabit kaldigini varsayarsak, protesto edilen senet tutarini banka kredileri miktarina boler ve ortaya cikan oranin zaman icinde nasil degistigine bakabiliriz:”
Demek ki azmin elinden bir sey kurtulmuyor. Yeter ki kesir, pay ve payda kavramlarini aklinizda tutun.
“2000 yilinda %4.9 olan prostolu senetlerin toplam ticari kredilere orani, 2001 yilindaki krizli birlikte %8’e cikiyor. Ardindan once %6’lara sonra %3’lere iniyor. Nitekim 2006 sonu itibari ile bu oran %3.0. Nominal olarak yukselen protestolu senet miktari, hizlanan ekonomik aktiviteler ve artan toplam senet sayisi karsisinda oransal olarak geriliyor."

(Altın yorumları) Read More!

Dani Rodrik ve Serbest Piyasa

Dani Rodrik devletin serbest piyasadan daha iyi bir is cikarabilecegini dusunen bir iktisatci (Iktisat nedir). Biz ise "el elin esegini turku cagirarak ararmis" sozune inanan bir iktisatciyiz. New York Times Rodrik hakkinda bir yaziyi gecen hafta yayinladi. Biz de Mankiw'in blogunda gorduk ve ilgilenen okuyucularimizi haberdar edelim dedik.

Hisse Yorumları   Küresel ısınma Karikatürleri  Pesimist Nedir?  Fraktal Nedir  Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir Read More!

Ekonomix Kimdir

Ekonomix kimdir diye merak edenler icin kimligimi acikliyorum ama bir sartla.

Cocuk Esirgeme Kurumu bizim amaclarimizla en fazla ortusen kurum olmasina ragmen kabiliyetsiz yoneticileri yuzunden bundan sonra Turkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfini destekleme karari aldik. Bizim en fazla onem verdigimiz bagis alani egitimdir. TEGV hem banka araciligiyla, hem kredi kartlari vasitasiyla, hem telefonla, hem de SMS ile bagis toplayan bir vakif. Yani bagis toplamak acisindan tuketiciye her turlu kolayligi saglayarak kendilerine dusen vazifeyi yerine getirmisler. Ayrica bagis yapmanin yaninda yardimci olmak isteyenler Eğitim Gönüllüsu de olabilme olanagina sahip. Bu yuzden bundan sonra Eğitim Gönüllülerini destekliyoruz.

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı  Demokrasi Nedir    Yatırım Fonları

Kimligimi aciklama isine gelince. Okuyucularimizdan ucretsiz sundugumuz blog hizmetini tuketmeleri karsiliginda Turkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfina "gonullu" olmalarini istiyoruz. Ozellikle henuz para kazanma olanagi olmayan universite ogrencisi okuyucularimiz Eğitim Gönüllüsu olarak ozgecmislerine (CV veya resume) kendilerini rakiplerinden on plana cikaracak bir ekleme yaparak hem cocuklarin egitimine katkida bulunacak, hem de is gorusmeleri sirasinda avantajli duruma gececeklerdir. Fenerbahce'nin veya Galatasaray'in maclarini seyretmeye ayiracaklari zamani cocuklarin egitimine harcayarak Allah katinda da (ben ne anlarsam?) sevap toplayabileceklerdir.

Eğitim Gönüllüsu olmak istemeyen okuyucularimiz ise SMS ile veya telefonla TEGV'na bagis yaparak blogumuzun hizmetlerinden yararlanabilirler. Minimum bagis miktari 10 YTL'dir.

Bagis yapan okuyucularimizdan makbuzlarini bize email ile ulastirmalarini, gonullu olan okuyucularimizdan da gonullu kimlik kartlarinin kopyasini email ile gondermelerini bekliyoruz. Toplam bagis miktari 500 YTL'ye ulasirsa, veya 25 kisi gonullu olursa ben de Ekonomix adi altinda yazdigim yazilarima bundan boyle gercek kimligimle devam edecegim. Cocuklarin gelecegi icin kisisel gizliligimizden de vazgecmeyi goze aliyorum. Kimligimi merak eden okuyucularima duyurulur.

Bahaneniz kalmadi, cep telefonunuzdan 3353'e "EGITIM" yazıp mesaj yollayarak 10 YTL'lik bağışı HEMEN yapabilirsiniz. Read More!

Turkiyede Enflasyonun Nedenleri Nedir

Turkiye'de enflasyonun nedenleri nedir diye merak edenler icin Deniz Gokce enflasyonu azdiran sektorlerin konut ve gida oldugunu tespit etmis. Bu sektorlerde enflasyon orani geri kalan tum alanlardaki ortalama enflasyonun neredeyse iki kati bir hizda seyrediyor.

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı  Demokrasi Nedir    Yatırım Fonları

Yerinde bir tespit. Ancak Deniz Gokce bizden farkli olarak gida sektorundeki artislarin mevsimsel oldugunu, sene sonunda enflasyonun %4.8 oraninda gerceklesecegini ongoruyor. Biz katilmiyoruz. Biz 3 Eylul tarihinde yazdigimiz "Zamlar Nereden Gelecek" baslikli yazida onumuzdeki 10 sene icerisinde gida ve konut fiyatlarinin enflasyonun uzerinde artacagini belirtmistik. Tabii ki mevsimsel faktorler ara ara fiyatlarin olmasi gerekenin cok altinda veya cok ustunde olmasina neden olabilir ama uzun vadede gida, konut ve saglik harcamalarinda enflasyonun cok uzerinde artislar gorecegiz.

Ayni yazida henuz universiteye baslamamis okurlarimiza da doktor olmalari tavsiyesinde bulundugumuzu hatirlatalim.

Haa, biz sene sonunda enflasyonu %6-7 araliginda goruyoruz. Read More!

Toktamis Ates Hakkinda Yazi

1. Toktamis Ates

Ilk Yarisi Tamam Read More!

Sag ve Solun Ekonomi Gorusu Nedir?

Turk Standartlar Enstitusu veya Turk Dil Kurumu bu islerle ilgilenmiyor, sag ve solun ekonomi gorusunun ne oldugunu tanimlamak Toktamis Ates'e dusmus. Ben sahsen Sayin Ates'in yazilarini takip etmem, bir okuyucumuz mesaj atmis, soyle diyor:

"Katildigi bir acik oturumdan da bahsediyor. Sanirim karsisindaki kisi paradigmns of production ve paradigms of distribution'dan bahsetmis. Ama o da anlamayip gelir dagilimina indirgemis konuyu. Toktamis Ates surekli kavramlardan bahseder, sonra doner dolasir yine ayni yazilari yazar ve baskalarini kavramlari bilmemekle suclar. Halbuki cogu zaman kendisi yanlis degerlendirir kavramlari."

EFT Nedir?  Faşizm nedir?  Özel Üniversiteler  Devlet Üniversiteleri  Türk Bilim Adamı

Dedigim gibi sagcilarin ve solcularin ekonomik goruslerinin ne oldugu Kuran'da yazmiyor, acip bakabilecegimiz bir kaynak yok. O yuzden genel kabul goren tanimlari kullanarak aciklama yapacagim. Genellikle sagcilar ya serbest piyasa ekonomisini ya da arz yonlu iktisat (Iktisat nedir) anlayisina sahiptirler. Genellikle solcularin ne tur bir ekonomi anlayisina sahip oldugunu ben de tam kavrayabilmis degilim. Devleti ekonominin icerisine sokmayi ve gelirlerin mumkun oldugunca esit paylasilmasini savunurlar; zenginden alip yoksula vermeyi marifet sanirlar.

Toktamis Ates "Sol da, sağ kadar üretime önem verir; sağ da, dağıtım konusunda, sol kadar duyarlıdır." demis. Yanlis demis. Onem vermek demek uretimi maksimize etmek demek ise sol uretime onem vermez. Ama eger onem vermek demek lafta "biz uretime cok onem veriyoruz" demekse o zaman solcular da sagcilar kadar uretime onem verir. Dagitim konusuna gelince sagcilarin dagitim konusunda cok fazla kafa yorduklarini zannetmiyorum, serbest piyasa sistemi icerisinden fiyat mekanizmasi zaten verimli bir sekilde dagitim isini hallettigi icin devlet mudahalesine gerek yoktur. Ote yandan solcular gelir dagilimini nasil esitlestirebiliriz, zenginden nasil vergi toplayip yoksula dagitiriz (kendilerinde sosyal adaleti saglamaya calisiyorlar bu politikalarla) diye kafa yorarlar. Goruldugu uzere sag uretim, sol ise dagitim konusuna daha yatkindir.

O yuzden Toktamis Ates keske acik oturumda konusan kisiyi dinleseymis ve bu konuda bininci kez yazi yazmasa iyi olacakmis. kabahat onda da degil, kose yazarlari hergun hergun yazi yazmak zorunda birakildiklari icin mecburen anlamadiklari konularda yazi yazmak durumunda kaliyorlar. Bu nedenle de zaten kafasi karisik Turk halkinin kafasini iyice karistiriyorlar.

Neticede okuyucumuzun tespiti yerinde gorunuyor. Read More!

Aydin Ayaydin Hakkinda Yazi

1. Aydin Ayaydin

EFT Nedir?  Faşizm nedir?  Özel Üniversiteler  Devlet Üniversiteleri  Türk Bilim Adamı Read More!

Faizin bugünü değil gelecekteki değeri önemli.

Neden tahmin yapilir, bunlar bizim ne işimize yarar ?

Bir tahminden faydalanabilmeniz için onun yeterince ‘kaba’ olması gerekir. Öncelikle ‘kriz çikacak mi, çikmayacak mi’ sorusuna cevap vermeliyiz. Eger cari açiktan dolayi kriz beklentiniz varsa, benim nacizhane önerime uyun ve Karaburun önlerinden denize atlayip Yunanistan’a ulaşmaya çalışın. Çünkü eğer kriz çıkacaksa eskilerini mumla aratacak. Türkiye’de kalip ‘diğerleri’ ile birlikte dibi boylamaktansa, Ege denizinde şansınızı deneyebilirsiniz. Karşı tarafa ulastiginizda da ‘öbür tarafta gulyabaniler var, çok korktum, yüzüp yanınıza geldim’ falan dersiniz. Gördüğünüz gibi tahminler işe yariyor, gerektiğinde hayatınızı bile kurtarabiliyor.

EFT Nedir?  Faşizm nedir?  Özel Üniversiteler  Devlet Üniversiteleri  Türk Bilim Adamı

AMA, eğer krizin çıkmayacağını ‘biliyorsanız’, karşılaştığınız dalgaları aşabilecek nakte sahip olmanız yeterli. Bir takım senaryonlardan korkarak bugünün bulgurundan vazgeçmenize gerek yok. Önemli olan dibe vururken, paniğe kapılarak zararı realize etmemek. ‘Dahiyane’ bir buluş değil elbette. Bu tür ‘mikro’ davranış şekilleri oldukça yaygın. Işte bu yüzden ‘TLnin değer kaybetmesi Merkez Bankasinin müdahalesini gerektiren bir konu olmamalı ’ diyorum.

Bence faizleri ‘kabaca’ tahmin edebiliyorsaniz fazla bir şeye ihtiyacınız kalmaz. Faizler yükselir derseniz kısa vadede kalın derim. Siz ‘yüksek faiz-düsük kur’ hikayelerini çöpe atin. Faydalı olan bilgi şudur: Faizler yükselirken TL de ayni anda değer kaybeder. Yani kisa vade yerine dövizi seçmenize gerek yok. Ama eğer uzun vadedeyseniz yükselen faizden yararlanamadığınız gibi nakit durumuz da bozulur. O zaman dişinizi sıkmak ve dalga sonunu beklemek zorundasiniz. ‘Bunu niye bize söylüyorsun, iki kere iki dört gibi bir şey’ diyeceksiniz. Peki Merkez Bankasinin volatiliteye engel olmak adina günlük faizi yükseltmesine ne dersiniz ? Semaye kısa vadeye çekilerek istikrar sağlanabilir mi ?

Tahmininiz ‘faizlerin düsecek’ şeklinde mi ? Reel getirisi şu veya bu olan değil, ilerde düsecek olan faizler ‘gerçekten’ yüksektir ve bu faizden yaralanabilmek için mümkün olan en uzun vadeye girmeniz gerekir. Hatta borsa (Borsa Yorumları) veya gayrimenkul gibi alternatifleri de düşünebilirsiniz. Çoğunluk bu tür pozisyonlardaysa ülke olarak rahat bir nefes aliriz, merkez bankasinin günlük faizinde degil. Isterseniz buna ‘davranışsal iktisat’ (Iktisat nedir) ismini verin, yada baska bir sey. Politika yapıcılari makro kararlar verirken mikro davranışları dikkate almak zorunda. Bana kalırsa yatırımcı açısından bakıldığında faizin bugünü degil gelecekteki değeri önemli.

Faize yatirim yapanlar için aşağıdaki denklemlerin faydali olabilir.

Taşıdığınız hazine kağıdının getirisini günlük faizle kaşılaştırmak;
Günlük_basit_getiri = 365*100 * [ Antilog [ log ( bileşik_faiz /100 + 1) / 365 ] -1 ]

Hazine kağıdı hangi boyutlardaki aylık enflasyonu karşılar ?
Maksimum_aylık_enflasyon = 12*100 * [ Antilog [ log ( bileşik_faiz/100 + 1) / 12 ] -1 ]

Aylık net (basit) faizin yıllık bileşik faize çevrilmesi;
Yıllık_bileşik_faiz = [ (Aylık_basit/1200 + 1) üzeri 12 - 1 ] * 100

Faizi bu kadar konuşmak yeter.

ahmet çavuşoğlu Read More!

Aydin Ayaydin Cevap Hakkini Kullaniyor

Sayin Prof. Aydin Ayaydin gecen gunku yazimizla ilgili olarak zaman ayirip bir yorum yazmis. Kendisine tesekkur ediyor, cevabini asagida aynen yayinliyoruz.

Öncelikle ilginize teşekkür ederim.Benim vurgulamaya çalıştığım nokta ile sizin düşündüğünüz nokta farklı.Ben yazımda niçin öyle hasaplanması gerektiğini söylüyorum. Verilen ilanda bilerek ve kasıtlı olarak, sanki 2003 öncesi ihracat hiç yok. Sadece 2003ten itibaren ihracat yapılmış. Onun için diyorum ki o zaman siz 2002 ninihracat rakamını niçin esas alıyorsunuz. Ve yine diyorum ki ilanda neden 2002 yılına göre 4 yılda artış 137 dir demiyorsunuz. Böyle söylerseniz ne benim, ne de bir başkasının diyeceği zaten olamaz. Nitekim benim bu uyaruım üzerine TİM Başkanı BUrsada yaptığı basın toplantısında ilandaki gibi konuşmamış, benim dediğim gibi demiş ki 2002 yılına göre son dötr yıldaki artış 137 dir. İşte ben bunu demeye çalışıyorum. Fakat görüyorum ki yazıyı iyi okumadan farklı hesaplar içine giren var.Düşüncelerinize saygı duyuyorum.

Saygılarımla-Prof.Dr.Aydın Ayaydın

Liderlik Nedir?   Küresel ısınma Nedir  Komünist Nedir  Komünizm nedir?  Kapitalizm Kapitalist nedir Read More!

Gungor Uras ve Faik Oztrak'tan Neler Ogrendik?

Bugunku konumuz Milliyet gazetesinde Gungor Uras ve Faik Oztrak tarafindan yazilan iki kose yazisi hakkinda.

Gungor Uras ile basliyoruz. Yazinin basligi “Piyasalar coşuyor, ekonomi küçülüyor“.Yazinin basligi durumu ozetledigi icin uzun uzun alintilar yapmayacagim. Sadece ekonominin kuculdugunu ogrenmekten uzuntu duydugumu belirtmek istiyorum. Eminim ekonomi de kuculmekte oldugunu ogrenince cok uzulecektir. Aman benden duymasin.

Liderlik Nedir?   Küresel ısınma Nedir  Komünist Nedir  Komünizm nedir?  Kapitalizm Kapitalist nedir

Benim dikkatimi su cumle cekti: “Türk ekonomisinin yüzde 5 dolayında büyüdüğü bir yıl, ara malı ithalatında yüzde 20 ( bkz. yüzde hesabı nasıl yapılır) artış var. Demek ki, üretimde giderek daha fazla ithal girdi kullanılıyor.” [Herhalde Gungor Bey’in dili surctu. Ekonomi kuculmemis miydi?]

Asil deginmek istedigim husus su: ekonomi %5 buyudu derken sabit fiyatlari kullaniriz; cunku amac uretim miktarinin ne kadar degistigini hesaplamaktir. Peki o zaman neden aramali ithalatina sira gelince oyle yapmiyoruz da fiyat artisini da hesaba katiyoruz. Bakiniz, TUIK’in yayinladigi dis ticaret miktar endeksleri var bu is icin. Ben merak ettim baktim, Ocak-Kasim arasinda ara mal ithalatinda miktar artis %6.1 olmus, %20 degil. Aradaki fark fiyat artisindan kaynaklanmis. Ayni donemde sanayide uretim artisi ise %6.3 olmus. Demek ki sanayi uretimi, ara mal artisindan fazla imis, az degil.

Ikinci yazi Faik Oztrak’a ait: “Her derde deva dış ticaret rakamları” . Faik Bey yazisina “ithalat eğiliminde meydana gelen çarpıcı değişikligi” anlatmak ile basliyor. Biz zaten son bir kac aydan beri o degisikligi gozlemledigimiz ve bu konuda yazilar yazdigimiz icin (bakiniz 10.11.2006, 12.12.2006, 13.01.2007, 23.01.2007) bize o kadar carpici gelmedi ama olsun.

Faik Bey devam ediyor :”Bir aylık rakamlara bakarak değerlendirme yapmak biraz erken olmakla beraber ithalat eğiliminde yaşanan bu keskin dönüşün özellikle yatırım ve tüketim malı ithalatından kaynaklanması, yüksek faizlerin yatırım ve tüketim talebini oldukça hızlı etkilemeye başladığını gösteriyor olabilir.”

Ama nasil olur? Hani yuksek faiz, disaridan daha cok sermaye gelmesine sebep olur ve sonucta tuketimi patlatirdi? Hani Merkez Bankasi caresizdi, faizleri yukselterek ekonomiyi sogutamazdi?

“Nitekim geçen yılın ekim ayında sıçrayan, dışarıdan sermaye girişi kasımda yeniden düşme eğilimine girmişti. Kurdaki düzeltme rekabet gücünü artırırken, yüksek faiz ve sermaye girişindeki azalma iç talebi kısıyor.”

Yani sermaye girisinin bir ay yukselmesi ic talebi aninda yukseltiyor. Sermaye girisinin bir ay dusmesi ic talebi hemen sogutuyor. Ne hikmetli sermaye imis bu masallah, bizim manganin konutani Erol Cavus’a benziyor. Bir dudukle mangayi yerinde saydirip bir dudukle harekete geciriyor. Acaba yuruyus karari saydirma ozelligi de var midir?

Birincisi, ic talep dedikleri sey bir ay zart diye azalip sonraki ay zirt diye cikmaz. Tamam, Turkiye bir Amerika degil, ama yine de 400 milyar dolarlik bir ekonomiyiz. Oyle hemen istikamet degistiremeyiz. Bakiniz, Mayis ayinda piyasalar calkalandi, etkisi kac ay sonra ortaya cikti. Kasim'da uretim artisini Ekim'deki sermaye girisine baglamayin n'olur? Hic dusunmediniz mi, Ekim'in son gunleri neden cocuklar kapiya gelip seker istediler veya ramazan pideleri nereye kayboldu diye?

Ikinci hususa gelince: Biz daha onceki yazilarimizda yilin son ceyreginde (buna Ekim ayi da dahil) kredi akisinin azaldigini soylemis, Kasim ayinin sanayi uretim rakamlari sizi yaniltmasin demistik. Faik Bey’e ise Kasim ayinda uretim hizlaninca sebebi artan (?) sermaye girisine baglamisti. Nasil oluyor da ayni verilere bakip ayri sonuclara variyoruz?

Benim, sermaye hesabi kisminda dikkat ettigim kredi olarak gelen sermaye oluyor. Yani ticari kredi, bankalarin aldigi kredi ve reel sektorun aldigi kredinin toplami. Neden bunlara bakiyorum? Cunku eger disaridan gelen sermaye ic tuketimi etkileyecekse, bunu en hizli ve direk sekilde bu kalemlerden yapilan giris saglayacaktir. Mesela bankalar, iceriye kredi vermek icin disaridan kredi alir. Reel sektor, yeni yatirim yapmak veya uretimi finanse etmek icin kredi alir. Diger bir degisle, bulunan kredi kisa bir surede kullanilmak icin alinir.

Faik Bey ise ozel sermaye girisi dedigi bir toplama bakiyor. Bunun icinde yukarida saydigim kredilere ek olarak dogrudan yatirimlar ile yabancilarin hisse senedi yatirimlari ve devlet ic borclanma senedi alimlari gibi kalemler var. Ben diyorum ki, bu tip sermaye girisleri ic talebi dogrudan etkilemezler. Bir zaman sonra gecikmeli bir etki yapabilirler veya yapmayabilirler. Bu etki bire bir olabilir veya olmayabilir. Sonucta bu dolayli etkilesim mekanizmasinin dolambacli yollarinda ne olacagi belli olmaz.

Asagida benim kullandigim “Ozel Kredi Girisi” ile Faik Bey’in onem verdigi “Ozel Sermaye Girisi” degerlerini ceyrek donemler itibari ile gosterdim. Bunlardan hangisi ic talebi aciklamak icin daha etkili sizce?



Sonucta bugun ne ogrendik?

1. Piyasalar coşuyor, ekonomi küçülüyor; yok ekonomi buyuyor ama ithalat daha cok buyuyor; aslinda o kadar da buyumuyor ama o zaman ekonomi kuculuyor. Kuculuyor iste!

2. Gecen sali sabahi bizim Amerikadaki muhtar koydeki kizina 100 dolar havale gondermis. Netekim ogleden sonra birden ulke capinda ic talep canlandi, ama kiz parayi harcamayinca Carsamba gunu ortalik tekrar duruldu. Yuksek faiz aslinda ekonomiyi canlandirir. Ama canlandirmaya da bilir. Herseyin basi disaridan gelen sermaye. O ne derse o olur. Yuruyus karari sayilacaaak..SAY! Read More!

Kariyer Tavsiyeleri

Burada elimizden geldigince okuyucularimizin sorularini yanitlamaya calisiyoruz ve kariyer tavsiyeleri vermeye calisiyoruz. Bizleri takip eden, isletme bolumu son sinif ogrencisi bir okuyucumuz su satirlari yazmis:

"Size işletme bölümünden bir kaç öğrenci olarak kendimizi geliştirme açısından bir kaç soru sormak istiyoruz. Biliyorsunuz günümüzde işverenlerin tercih ettikleri mezunlardan olmamıza rağmen alanımızın genişliği yüzünden bir çok kişiyle iş konusunda rekabet etmek zorundayız. Rakiplerimiz genellikle mühendislik veya temel bilimler mezunu oluyorlar. Uzun vadede rekabet avantajımızı koruyabilmemiz için yada en azından başa baş mücadele edebilmemiz için siz ne gibi bir çözüm önerirsiniz.

VOB nedir?     Taksi Şöförü   Borsa Tüyoları?   Olasılık nedir?   Enformasyon Nedir

Bir başka soru ise, türkiyede ve dünyada finans sektöründe çalışmak istediğimizi varsayarsak sizce hangi alanar gelecekte daha çok prim yapıp gelir sağlayacak sizce.Ve bu alanlarda iyi olabilmek için nasıl bir yol izlemek lazım bu konudada kısaca düşüncelerinizi alabilirsek seviniriz."

Is Bulma Problemi baslikli bir yazida bu konuya soruyu dolayli yollardan yanitlamistik. Universiteye giden veya gidecek ogrencilere ilk tavsiyemiz her seye girisimci bir gozle bakmalari. Netice gunluk hayatimizda sikayet ettigimiz bir cok sey karsimiza cikiyor, sikayet olan yerde bir seyler yolunda gitmiyor demektir. Bu da is firsati demektir. Mesela gecenlerde Cocuk Esirgeme Kurumuna bagis yapmaya calisan okuyucularimiz bankalarda saatler gecirmis, zorluklar yasamislardi. Bu durumda iki sey yapabiliriz: sikayet ederiz, biz adam olmayiz deriz veya bagis islemlerini veya internet uzerinde para yollama islemlerini kolaylastiran bir urun ortaya cikararak milyoner olabiliriz.

Diyelim ki ikinci yolu sectiniz ve bir muddet gecenizi gunduzunuze katarak calistiniz ama basarili olamadiniz. Benim gozumde ve bir cok isverenin gozunde bu basarisiz deneyim universite diplomasi kadar degerli bir deneyimdir. Bagimsiz ve yaratici oldugunuzu, liderlik ozelliklerine sahip o ldugunuzu, iyi iletisim kurabildiginizi gosterir bu tecrube.

Diyelim ki is kurma yolunu secmediniz. Ikinci iyi alternatifiniz, yazlari staj yapmak, diger zamanlarda da part-time calismaktir. Hem para kazanirsiniz, hem cevre edinirsiniz, hem de diger insanlara ne kadar caliskan bir insan oldugunuzun sinyalini vermis olursunuz (asimetrik enformasyon probleminin ne oldugunu hatirliyor musunuz?).

Ucuncu yapabileceginiz sey guclu oldugunuz alanlara odaklanip o alanlarda is aramak ve tecrube kazanmaktir. Finanstan anlamiyorsaniz ama insan iliskileriniz cok iyi ise satis alanini secmelisiniz belki de.

Unutmayin, is dunyasinda basarili olabilmek icin diploma gereken niteliklerden sadece bir tanesidir. Iyi bir okuldan ve iyi bir bolumden elde edilmis bir diploma hayatin her alaninda size yardimci olur; ancak elinizde iyi bir diploma yoksa bu dunyanin sonu degildir. Insanlara ne kadar degerli oldugunuzun sinyalini vermenin baska yollari da vardir. Zaten baskasinin isinde calisarak ancak baskasini zengin edebilirsiniz. Gercekten iyiyseniz ve bir cok kisiden daha fazla katma deger yaratabileceginizi dusunuyorsaniz, rasyonel olan bunu kendi isinizde yapmanizdir. (Adverse selection ne demek hatirliyor musunuz?)

Finans sektorunde basarili olabilmek icin ne yapmaliyiz peki? Cevrenizin cok saglam olmasi, servet sahiplerine erisiminizin olmasi gerekir. Insanlarin tanimadiklari kisilere paralarini teslim etmesinin diger bir yolu reputasyonunuzun (sohret) cok iyi olmasidir, yani basarili bir para yoneticisi olmaniz gerekir ki, bu durumda zaten basarilisinizdir. Diger bir yontem ise en alt seviyeden baslayip, disinizi tirnaginiza takip 10+ sene baskalarini zengin ettikten sonra bu surec icerisinde edindiginiz network'u (cevreyi) kullanarak istediginiz noktaya ulasabilirsiniz. Sansli olduklarina inanmayan okuyucularimiza finans sektorunu tavsiye etmem, iyi olsaniz bile finansal piyasalardaki "noise" nedeniyle hic bir zaman kesfedilmeyebilirsiniz.

Girisimci olun, onunuze cikan firsatlari es gecmeyin. Read More!

Hesap Kitap Meselesi

Sabah gazetesinden Aydin Apaydin diyor ki:

VOB nedir?     Taksi Şöförü   Borsa Tüyoları?   Olasılık nedir?   Enformasyon Nedir
"TİM' in gazetelere parasını ödeyerek verdiği ilanlarda, son dört yılda ihracatın yüzde 137 oranında artmış olmasından övgü ile bahsedilip, katkısı olanlara teşekkür ediliyor . İhracatın patronları, BAŞBAKAN Erdoğan'a şirin gözükme adına, bu ihracat artışının 4 yıllık AK Parti iktidarı döneminde gerçekleştiğini vurgulamaya çalışıyor. Ancak ilanda belirtilen ihracat artış oranı 4 yıllık değil, 5 yıllık orandır...
İlanda belirtilen rakamlar doğru değil. Türkiye'nin ihracatı son dört yılda yüzde 137 değil, yüzde 80 oranında artmış ( bkz. yüzde hesabı nasıl yapılır). 2003 yılının ihracat rakamı 47.8 milyar dolar, 2006 verilerine bakıyorum ihracat rakamı 86.0 milyar dolar. Demek ki, 2006 yılı ihracat tutarının 2003 yılı tutarına oranı yüzde 137 değil, yüzde 80'dir.
Peki yüzde 137 oranını TİM nereden buldu? TİM, 2002 yılı ihracat tutarı olan 36.1 milyar doları de hesaba katarak yüzde 137 yi buldu. O zaman TİM 70 milyon Türk halkını yanlış bilgilendiriyor . Çünkü 2002 yılını hesaba dahil ettiğine göre 4 yıl değil, 5 yıllık ihracatın artışı yüzde 137 olarak belirtmesi gerekir. Bu kadar basit bir hesabı beceremeyen veya kasıtlı bu şekilde kullanan TİM Başkanı Satıcı ve Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in bundan böyle açıklayacağı rakamlara ne kadar güveneceğiz bilemiyorum." Aydin Apaydin, Sabah, 30.01.2007
Bu yaziyi okuyunca once bir seyler yazmak geldi aklima. Sonra dedim ki hata yapmak insana mahsustur, hosgorulu olmaliyiz. Uzerinde durmayalim. Ertesi gun Aydin Apaydin tekrar ayni konuda yazip kendisinin hakli oldugununda israr etti:

Bakan Tüzmen, ne zaman sıkışırsa hemen kendince dahiyane bir tek cümle kurarak işin içinden sıyrılmaya çalışır. Ancak bu kez sıyrılması pek kolay olmayacak, çünkü suçüstü yakalanmıştır. Vücut şovu yaparken göbeğini saklayabilir, ancak bu kez yaptıklarını saklayamayacak...
Artış oranını belirleyen endeks hesaplamasında temel yıl (2003=100) baz alınarak ihracat rakamını 47.8 olarak alır, dört yıllık iktidar dönemimin 2006 sonu rakamını da incelenecek dönem olarak 86.0 milyar dolar olarak alır ve bu dönem ihracat artış oranını yüzde 80 olarak bulurum.
Yok eğer ilanda görmezlikten gelinen 37 milyar dolarlık 2002 yılı ihracat tutarı hesaba katılarak '2002 yılına göre, son dört yıldaki ihracat artış oranı' yazılsaydı, onların bulduğu yüzde 137 oranını doğru olur ve şu şekilde hesaplanırdı. 2002 yılı temel yıl (2002=100) baz kabul edip 37 milyar doları esas alınır, incelenecek dönem olarak da 86.0 milyarla oranlayıp yüzde 137 artış oranını bulunurdu. Aydin Apaydin, Sabah, 01.02.2007
Benim 3 sorum olacak:

1. Eger, AKP bir seneden beri iktidarda olsaydi (diyelim ki bugunun tarihi 01.02.2004), iktidar olduklari donem sadece 2003 yilini kapsayacakti. Bu durumda Prof. Apaydin, AKP doneminde ihracat artisini nasil hesaplayacakti?

a. Ihracat, 2002'de 37 milyar iken 2003'de 47.8 milyar olmustur. Artis hizi %29'dur.
b. Ihracat, 2003'de 47.8 milyar iken 2003'de 47.8 milyar olmustur. Artis hizi sifirdir.
c. Ben o zaman dogmamistim.
2. Son 4 sene ibaresi, hangi donemleri kapsar?

a. 2003, 2004, 2005 ve 2006 yillarini
b. 1911, 1953, 2025 ve 2771 yillarini
c. TUIK rakamlari sisiriyor. Sorudaki 4 sene tatil gunlerini de kapsamaktadir.
3. Aydin Apaydin, hesap yaparken hangi cihazi kullanmaktadir?
a. Icine virus girmis bir Microsoft Excel programi
b. Pili bitmis hesap makinasi
c. Hesap mi? Ne hesabi?

Meraklisi icin ihracat rakamlari:
2002___36.1 milyar $
2003___47.3 milyar $
2004___63.2 milyar $
2005___73.5 milyar $
2006___83.8 milyar $ Read More!

Organ Bagisi

Bir zaman once Ekonomix organ nakli ile ilgili bir yazisinda bir bobrek piyasasi kurukmasinin faydalarindan bahsetmisti. Olumlu/olumsuz epey tepki toplamisti.

Kennedy Institute of Ethics Journal dergisinin Eylul 2006 sayisinda bobrek nakli ve bobrek bagisi hakkinda Alireza Bagheri tarafindan ilginc bir makale yayinlandi. Konumuza katkisi olur diye bugunku yazimda bu makaleye deginmek istiyorum.

Istatistiklere gore Amerika’da her gun yaklasik 18 hasta organ transferi icin beklerken hayatini kaybediyormus. Organ transferi icin bekleyen hasta sayisi toplam 93 bin kisiymis. Bunlarin cogu bobrek nakli icin bekleyenler. Ne yazik ki bobrek transferine ihtiyac duyan her 4 hastaya karsi bobregini bagislayan sadece bir iyiliksever bulunabiliyormus.

Tutumluluk Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları    Nükleer Kirlilik    Nükleer Nedir    Fraktallar    Sosyalizm Nedir

Buna karsilik Iran’da hic bir hastanin bobrek transferi icin beklerken hayatini kaybetmedigi, ulkede bekleme listesi diye bir seye gerek olmadigi belirlenmis. Ihtiyac duyan herkese organ transferi yapilabiliyor. Sebep, Iranlilarin daha mi cok iyilikserver olmasi? Hayir. Bu basarinin arkasinda Iran'da 1999 yilindan beri uygulanan ve organini bagislayan kisiye para yardimi yapilmasi (compemsated donations) modeli yatmakta.

Irandaki sistemde organ bagislamak isteyenler ve organa ihtiyac duyanlar Charity Foundation for Special Diseases (tabii vakfin ismi Ingilizce degil, Turkcesi Ozel Hastaliklar Vakfi oluyor galiba) isminde bir vakfa basvuru yapiyorlar. Bu vakif bagis sahiplerine 1090 dolar tutarinda bir odeme yapiyor, ki bu para Iran’da kisi basina dusen milli gelirin ucte biri. Kimin kime bagis yaptigi gizli tutuluyor.

Yapilan arastirmaya gore organ bagislayanlarin yuzde 80’i, organ nakli yapilanlarin yuzde 50’si fakir. Bu model sayesinde 1999 yilindan bu yana organ transferi icin bekleme listesi ihtiyaci ortadan kalkmis.

Turkiye'de ayni model uygulanabilir mi? Bilmiyorum. Eger bunu radikal bir teklif goruyorsaniz, en azindan sunu yapabiliriz. Her surucu ehliyeti icin basvurana (olumu halinde) organ bagiscisi olmak isteyip istemedigi sorulabilir. Bu programi cazip kilmak icin, katilanlardan ehliyet ucreti alinmaz. Bagisci olmak isteyenlerin ehliyetine ozel bir isaret konur. Bu kisilerin organlari, eger hayatlarini kaybederlerse, aile ve akrabalarinin izni olmadan alinir ve ihtiyac sahiplerine verilir. Read More!

Baby Boomers ve Yatirimlar

Bize gelen okuyucu mektuplarindan bir tanesine asagida cevap vermeye calisacagiz, herkes faydalanabilsin diye. Okuyucumuz soyle diyor:

"Ekonomi ve finans konularina yeni merak sarmis birisi olarak bir kac soru olustu kafamda, sizin de bazen okurlariniza cevap verdiginizi gorerek belki cevaplarsiniz diye dusundum.

1) Gecen seferki postta "Baby Boomers" i sormustunuz. Su an okudugum bir kitapta (Rich Dad's Guide To Financial Freedom - Cashflow Quadrant - Robert Kiyosaki), Amerikanin 2025ten sonra sosyal sigorta sisteminin cokecegini, ve bunun nedeninin de baby boomerlarin calisandan emekli konumuna gecmesi oldugnu soyluyor. Boyle bir olayda Amerikan ve dolayli yoldan Dunya-Turkiye ekonomisi nasil etkilenir?

2) Piyasadaki yatirim ve finans kitaplarina baktigimda genelde agirlikli olarak emlak ve hisse senedi piyasalari hakkinda oneriler ve yontemler var. Benim merka ettigim bu kitaplarda tavsiye edilen hisse degerlendirme, analiz methodlari Turk emlak ve hisse senedi borsasina ne kadar uygulanabilinir? Arada guvenlilik yada istikrar farklari ne kadar? Burdaki methodlari kullanarak Turkiyedeki hisse senetlerine yapilan yatirimlarin gercekten asagi yukari beklenen getiriyi getirme sansi nedir?"

Tutumluluk Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları    Nükleer Kirlilik    Nükleer Nedir    Fraktallar    Sosyalizm Nedir

1. Robert Kiyosaki'nin kitabini okudum, cok kuvvetli yonleri var, ancak ozellikle son kitabinda haddini asarak gelecege yonelik tahmin olayina girmis ki bence akademik olarak bes para etmez ama pazarlama stratejisi olarak akilli bir yaklasim oldugunu soyleyebilirim. Amerika'nin sosyal sigorta sistemi bu haliyle cokmez. Amerika cokene kadar daha sirada Avrupa var. Baby boomerlarin emekliye ayrilmasinin sistem uzerinde yuk olusturacagi dogru ama Amerika nufus olarak hala yuksek hizlarda buyuyen bir ulke, gocmenlerin gelmek icin kapisini asindirdigi bir ulke. O yuzden gercek anlamda bir problem olustugu anda gocmenlere kapilar acilarak bahsedilen problem ortadan rahatlikla kaldirilabilir. Kaldi ki Amerika'da insanlar cok para biriktirmediklerinden olacak, emeklilik surelerini erteleme yoluna da gidiyorlar.

O yuzden baby boomerlarin emekli olmasi ne bize ne de baskasina bir problem olusturur. Korku tacirleri riskleri ve problemleri one cikarirken kivrak insan zekasinin bunlara karsi olusturacagi cozumleri hep geri plana atiyor. Bu nedenledir ki kotumserler uzun vadede hep kaybeden oluyorlar.

2. Simdi Amerika icin yazilmis "zengin olmanin sirlari" turu kitaplari turkceye cevirip kullanmak oldukca sakincali bir uygulama. Bu kitaplarda verilen ve Turkiye icin de en gecerli tavsiye -bizim de her zaman soyledigimiz gibi- "para biriktirin, harcamayin, yatirim yapin" tavsiyesidir. Paranizi nereye koyacaginiz konusunda ise bu kitaplara sakin guvenmemenizi tavsiye ederim.

Amerika reel faizlerin cok dusuk oldugu bir ulke. Turkiye reel faizlerin cok yuksek oldugu bir ulke. O yuzden yatirim felsefeleri de tamamen farkli olacaktir. Ayrica Amerika'daki vergilendirme sistemi de Turkiye'den farkli. Bir misal vereyim, gerisini siz kendi zekanizla bulun. Amerika'da konut kredilerine odediginiz faizleri vergilerinizden dusebiliyorsunuz. Yerel ve federal vergileri goz onune aldigimiz zaman bu odediginiz faizlerde %40 civarinda bir iskontoya denk geliyor (yuksek gelirliler daha cok iskonto aliyor, daha yuksek oranlarda vergi verdikleri icin). Konut faizleri senelik %6 civarinda, %40'lik iskontosunu goz onune aldiginiz zaman bu faiz orani net %3.5'e duser. Enflasyon orani da %2-3 arasinda seyrettigi icin konut kredilerinde odediginiz reel faiz %1 civarinda bir miktara karsilik gelir. Senelik faizlerden soz ediyorum. Bu durumda senede $10000 kira harcamasi olan bir kisi icin ev almak gayet mantikli bir yatirim karari olur. $300000'a bir ev alirsaniz, bunun size senelik reel maliyeti $10000'dan daha dusuk olacaktir.

Borsa konusu ise basli basina baska bir yazinin konusu. Hatta kitap bile yazabilirsiniz bu konu uzerine. Yine de ben size anafikrini soyleyeyim: faizlerin dusecegine inanmiyorsaniz borsaya yatirim yapmayin; yatirim yapacaksaniz da pasif yatirimi secin, kendi kendinize bir endeks portfoyu olusturun, piyasada kendine portfoy yoneticisi diyen "vampirlerin" komisyon adi altinda yaptigi gasplara maruz kalmamis olursunuz.

Bir ortak bulabilsem gelip Turkiye'de dusuk komisyona portfoy yonetimi isine girecegim ama kimseyi tanimadigimdan bu olacak gibi gorunmuyor. Read More!