Tekstil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tekstil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türkiye'nin Elon Musk'ı

Referans gazetesi, Eksi Sözlük'ün kurucusu Sedat Kapanoglu ile röportaj yapmış, zügürt yazar kadrosunun uzun süredir hakkında spekülasyon yaptıkları bir soruya da cevap almış: Ekşi Sözlük'ün aylık geliri 80-100 bin TL civarında imiş (Daha gereksiz bilgi: Yazar başına 3.5 - 4.3 TL).

Ekşi Sözlük'ün geliri, sahibini ilgilendirir. Benim merak ettiğim Sedat Kapanoğlu'nun Ekşi Sözlük’ten gelen para ile ne yapacağı idi. Malumunuz Türkiye, girişimcilerin, kazandığı parayı ve bilgi birikimini ısrarla kendi sektörlerinin geleceğine yatırmadıkları ülkelerden biri. Tekstili ele alın. Deniz Gökçe’nin sık sık dile getirdiği gibi 30 yıldır kazandığı parayı kendi alt yapısı, rekabet gücü ve verimliliği hariç her şeye harcayan bu sektör, bugün sürekli sırtlarını dayadıkları ucuz girdide daha avantajlı Çin tarafından silinme tehdidi altında.

Yalnızca tekstil de değil. Örneğin Yeşilçam. Zamanında, yılda 200 film yapılmasına rağmen kimse kör topal da olsa bir stüdyo kurmamış, belki kuramamış. Yeşilçam silinmiş gitmiş. Örnekler çoğaltılabilir.

İsteyen parasını istediği gibi harcar, kimse parasını sektörüne ya da iş geliştirmeye harcamak zorunda değil. Burada asıl mesele koca koca sektörlerden, kendi sektörünün alt yapısına yatırım yapan kimsenin çıkmaması. Dikkat edin kendi sektörüne değil, sektörün rekabet gücünü arttıracak altyapıya yatırımdan bahsediyoruz. Birinci çırçır fabrikasından sonra iki çırçır fabrikasını, sonra üçüncü çırçır fabrikasını kurmak şeklinde olan yatırımdan değil.

Nükleer Nedir    Yatırım Fonları    Taksi Şöförü   VOB nedir?  IMF Nedir   Borsa Tüyoları  Borsa Nedir  Zaman Nedir  Pi Sayısı Nedir

Neyse, röportajda benim soruma da cevap var. Kapanoğlu 2004’ten beridir çalıştığı Microsoft’tan ayrılıp Türkiye’ye dönmüş, yakın dönemde hızlı ve kaliteli yazılım geliştiren ekip ve süreçlere ulaşmaya çalışacakmış. Yani yazılımdan kazandığı parayı, yazılımın alt yapısına harcayacakmış (en azından plan bu). Erkenden sevinmeye gerek yok, ne olacağını göreceğiz. Türkiye’nin havasını biraz soluduktan sonra titreyip kendine dönebilir, ya da memleketin girişimci sevmez ortamından bunalıp “yeter böyle aşkın ızdırabı” diyerek kazandığı parayı emlağa, altına da yatırabilir; şirketi satıp, aldığı toplu paranın faiz geliri ile de yaşayabilir.


Bu arada, yazının başlığının neden "Türkiye'nin Elon Musk" olduğunu açıklayayım. Kazandığı parayı ekmeğini yediği sektöre harcayan girişimcinin daha bir üst modeli de var: Kazandığı parayı daha inovatif ve katma değeri yüksek işlere yatıran girişimci. Referans gazetesi Facebook’un kurucusuna gönderme yaparak “İşte Türkiye’nin Marc Zuckerberg’i” diye başlık atmış. Ben de diliyorum ki, umarım yakın gelecekte “İşte Türkiye’nin Elon Musk’ı” diye bir başlık da görürürüz. Adam (Musk) PayPal’dan kazandığı parayla dünya yörüngesine sıvı yakıtlı roket gönderen ilk özel şirket olan SpaceX’i kurdu, NASA’dan 1.6 milyar dolarlık ihale aldı. Sonra hızını alamadı gitti, şehirler arası yolları katedebilen ilk elektrikli otomobili üreten Tesla Motors’u kurdu. Bir de ABD'ye Güney Afrika'dan göçüp gelmiş. Yabancı sermayeden 100 kat iyi, yabancı yetenek!


Bu yazı Ekonomi Türk sitesinde yayınlanmıştır.

Read More!

Spekülatif Tekstilciler ve TL Dolar Paritesi

Turkish Economy blogunda calip cirpmadan ilk yorum yazimi yazdim, ellerime saglik. Yazinin konusu Turk lirasinin asiri degerli olup olmamasi. Ben yazida asil meselenin Turk lirasinin degeri uzerine spekülatif ifadelerden ziyade tekstilcilerin yasadiklari problemlerin azaltilmasi oldugunu belirttim.

Tekstilciler yakin bir zamanda "yandim anam" anafikirli bir saldiri atagi daha gerceklestirecekler. Bakalim basarili olabilecekler mi? Turk lirasinin degeri konusunda benim anlamadigim bir sey var ama.

Madem Turk lirasi o kadar degerli (ki ben bu soylemi 2005 yilinda 1$=1.4 YTL oldugu zamanlar ve Turkiye'deki fiyatlar simdikinden %25 daha ucuz oldugu zamanlar da duyuyordum) neden Turk sirketleri gidip Amerika'dan yuksek teknolojiye sahip sirketleri peynir ekmek gibi satin almiyor? 2005 yilindan beri Amerika'daki sirketlerin degeri yerinde saydi. Ustune ustluk Turk lirasi dolara karsi %50 civarinda deger kazandi. Bu kadar indirime ragmen Turk sirketleri ala ala gittiler dandik seker ureticisi Godiva'ya dunya kadar para bayildilar.

Bence Turk lirasi tekstilcilerin soyledigi kadar degerli degil; ben ihracat ve sermaye akisinin yalancisiyim!!!

Not: Bu konularda en son yazılmış yazılarımızı Dolar Alış Satış sayfalarından okuyabilirsiniz. Read More!

Dolar Kurunu Nasil Hedging Yapabiliriz

Baska bir okuyucumuz da hedging konusunda yardim istemis, profesyonel bir cevap vermek gerekli. Ben de gecen sene tekstilcilere 1.6-1.7 YTL'den dolar satarak hedge yapmalari tavsiyesinde bulundugumu hatirladim nedense. Yine de hedge yapmayarak iyi yapmislar, belki yarin bir gun "dolar krizi" falan cikar 2-2.5 YTL'den satarlar!! Subat sonuna kadar kriz cikacak diyorlardi ama herhalde revizyona giderler yakinda o tahminde de. Neyse ben sizleri okuyucumuzun sorulariyla basbasa birakayim, yardimlariniz icin simdiden tesekkurler:

EFT Nedir?  Faşizm nedir?  Özel Üniversiteler  Devlet Üniversiteleri  Türk Bilim Adamı


  • Hayali ya da faaaliyette bulunan, herhangi bir sektördeki (öncelikli tercihim Tekstil sektörüdür) herhangi bir işletmenin nasıl hedging yaptığını,varsa bu işlemin prosedürünü ve uygulanan adımları vaktiniz dahilinde bana aktarabilirseniz çok sevinirim.
  • Hedge yöntemi işletmelere her zaman fayda mı sağlar?Bu yöntemin fayda ve zararlarını tekstil sektörünü göz önüne alarak açıklayabilir ya da örneklendirebilir misiniz?
  • Hedge yönteminin Türk veya dünya tekstil firmalarındaki uygulanabilirliği ne derecededir?
  • Küresel ısınmanın tekstil sektöründe meydana getirdiği risklerden korunmada, hedge yöntemi olumlu yönde bir etken olabilir mi?
Read More!

Giyim fiyatları

Sık sık link verdiğimiz kardeş/rakip blogda Orhan Karaca kendini "Konjonktür Analizi"ne adamış durumda. Enflasyon rakamlarını da bu açıdan analiz etmiş. Orada giyim fiyatları ile ilgili ilginç bir gelişmeden bahsediliyor. Giyim fiyatları geçen yıl Şubat ayında % 8.22 düşerken bu sene % 6.47 oranında düşmüş. Orhan, "Küresel ısınma nedeniyle kışlık ürünlerin ellerinde kaldığını iddia eden giyimcilerin bu yıl sezon indirimlerini geçen yıla göre daha düşük tutmaları bana ilginç geldi" diyor.

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı  Demokrasi Nedir    Yatırım Fonları

Orhan'ın yazısına tamamlayıcı not olarak biz cevap verelim. Giyimdeki düşüşün geçen seneye göre daha az olması ilk anda benim de dikkatimi çekmişti. Ama cevabı Ocak ayında buldum. Hatırlarsanız bu sezon indirimler erken başladı şeklinde haberler çıkmıştı. Nitekim, Şubat'ta Orhan'ın bahsettiği gelişmenin tam tersi Ocak ayında olmuştu. 2006'nın Ocak ayında giyim grubunda fiyatlar %6.2 düşerken, 2007 Ocak'ta %8.4 düşüş. Yılın ilk iki ayını toplarsak, 2007'de düşüş azıcık daha fazla. (2006:% 14.0, 2007:%14.4 düşüş) Ama bu fark o kadar da etkili değil.

(As a macro person) Uzun dönem gelişmesine bakarsak, 2006 Şubat'ında eksi yüzde 2.8 olan giyim grubu yıllık enflasyonu 2007 Şubat'ında yüzde 1.4 olmuş (Fark 4.2 yüzde-puan). Bu artış ise Şubat ayından değil, 2006'da Nisan-Mayıs ve Eylül-Kasım dönemlerinde bir önceki yıla göre daha yüksek olan fiyat artışlarından kaynaklanmış. Yani "ihracat yapıyoruz biz" diyerek milli ve hamasi nutuk atan sektör temsilcileri kurlar artmasına rağmen dışarıda pek de rekabet edemeyince iç piyasada zamları geçirmekte hiç tereddüt etmemişler. Ne diyelim az bile yapmışlar. Biraz acımasız mı yorum yaptım ne? Read More!

Tekstil Yazilari

Herkes tekstilden bahsediyor ben de bir seyler yazayim dedim. Ama benim yazacaklarim, son zamanlarda Referans gazetesinin arsivlerinden olusturdugum referans listesi ile sinirli kalacak. Buyrun...

İhracatın lideri tekstilde fasoncular can derdinde
Toplam 180 bin işletme ile tekstil ve konfeksiyon sektörüne hizmet eden fason atölyelerinin 19 bini kapandı, 1 milyon fason işçisi işsiz kaldı. İnşaat sektörüyle birlikte sosyal güvenliğin emniyet sübabı olarak kabul edilen fasoncular zor günler geçiriyor.

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller    Sosyalist Nedir

Üreticiler yurtdışına markalar ise lüks ve tasarıma yöneldi.
Çin, Hindistan gibi ülkelerle ucuz işgücü ve hammadde maliyetlerinde yarışamayan çok sayıda üretici çareyi Mısır, Özbekistan gibi ülkelere yönelmekte ararken, markalaşma yönünde karar kılan şirketler ise tasarıma ve kaliteye yöneldi.

Ucuz üretimi bıraktık hızlı modaya yöneldik.
Nike, Gap, Banana Republic, Old Navy, Lands'End, Schlafgut ve Zara gibi dünyaca ünlü hazırgiyim markaları için üretim yapan Yeşim Tekstil'in CEO'su Şenol Şankaya, hazırgiyim üretiminde ucuz ürünlerin üretiminden çıktıklarını hızlı modaya döndüklerini söyledi. Şankaya, Türkiye dışındaki üretimlerini fason olarak yaptırdıklarını belirterek "Mısır, Moldovya ve Bulgaristan'da fason üretim yaptırıyoruz. Biz katma değeri yüksek moda ürünlerimizi Türkiye'de üretmeye devam edeceğiz. Türkiye, ucuz ürün üretiminden yavaş yavaş çıkmaya başladı. Modaya dönük, katma değeri yüksek üretim giderek artıyor. Biz de bunu dikkate alarak yatırımlarımızı gerçekleştiriyoruz” dedi. Kazanılmış pazarları kaybetmemek için büyük özveri gösterildiğini belirten Şankaya, "Yurtdışındaki üretimlerin tasarım ve kumaşları Türkiye'den gidiyor. Ucuz ürün isteyen müşterilerin taleplerini de bu fason üretimlerle temin ediyoruz" dedi.

Tüzmen ve Satıcı, Mısır'ı niye öptü
Önce kafanızı kaldırıp "küresel ekonomi kimi neye zorluyor?" bir bakın. Ondan sonra varsa insaf sınırlarını zorlamadan eleştirinizi yapın. Bakın benzer bir tartışma Amerika’da çağrı merkezleri üzerinden son 5 yıldır yapılıyor. Bırakın tekstil konfeksiyon gibi sanayi sektörlerini, hizmet sektörü bile artık dünyanın bir ucundan diğerine taşınıyor. Siz hâlâ eninde sonunda üretim bandının belli aşamaları daha az gelişmiş ülkelere kayacak tekstil ve konfeksiyonu ülkenizde tutma nutukları çekiyorsunuz. Üzgünüm ama çok geç. Satıcı ve Tüzmen’i "neden böyle bir işe öncülük ediyorsunuz" diyerek neredeyse vatan haini ilan edeceğimize, son 5 yıldır kur çıkmazına takılıp alternatif geliştiremedikleri için eleştirmek gerekiyor. Kimse "tekstil ve konfeksiyon sektörü bitti!" çarpıtmasına girmesin. Merak etmeyin üretimde rekabet şansı olmayan bölümlerin Mısır’a akılcı bir plan dahilinde taşınması tekstil ve konfeksiyonu bitirmez, tam tersi "yaşam öpücüğü" verir. Merak eden şimdiye kadar belli ünitelerini Mısır’a taşıyan şirketlerin, bırakın Türkiye’de ki işlerini tasfiye etmelerini, kapasitelerini nasıl arttırdıklarını sorup öğrenebilir.

İki yıl içinde 40 fermuar firması kapandı, sektörde kârlılık sıfır noktasında
Fermuar sektöründe istihdam kapasitesi neredeyse yüzde 100 düşmüş durumda. Kapasite kullanımını yüzde 40’larda tutmak için büyük çaba harcayan sektörün kârlılık oranı, geçen seneden bu yana sıfır.

N’olacak bu tekstilin hali?
Türkiye, Gümrük Birliği sürecine ilişkin ev ödevlerini en başta yapmış olsaydı, bugün lokomotif tüm dünyada keyifli ıslıklar çalarak dağ bayır dolaşıyor olacaktı. Ama olmadı. Gümrük Birliği sonrasının ekonomik uyum yasalarını çıkarmak için kuzu kuzu başımızdan çok büyük bir ekonomik kriz geçmesini bekledik. Oysa uyum yasaları Gümrük Birliği’nin hemen ertesinde çıksaydı tekstil sektörü de buna göre yapılanacak ve ucuzculuktan kurtulmuş olacaktı.

Tekstil ve hazır giyimde 2006, tasarımcıların yılı olacak
Türk hazır giyimi yeniden global yapılanmaya girdi. Bizler, seri üretim yapıyorduk, bundan sonra adetle üretime geçmeliyiz. Maliyet-fiyat dengesine çok dikkat etmeliyiz ve en önemlisi artık mutlaka tasarımcı çalıştırmalıyız ki, katma değeri yüksek ürünlere yönelelim.

Global bir marka
Time Dergisi’nin geçtiğimiz Eylül’de yayımlanan Style&Design sayısında, dünyanın en iyi 16 jeans markasından birisi olarak gösterdiği Mavi, bugün Bloomingdale’s den Nordstrom’a kadar dev perakende zincirlerinde premium markalar arasında yerini günden güne sağlamlaştırarak, 50 ülkede, 4.600 satış noktasında müşterileriyle buluşuyor.

Tekstilcinin derdi içimizdeki Çinliler.
Elegant markasıyla ünlü Tekerekoğlu Tekstil'in Başkanı Arif Tekerekoğlu haksız rekabetten yana dertli. Ürünlerinin kopyalanıp ucuza satılarak hem sektörün hem Türkiye'nin zarara uğratılmasından yakınıyor. Ve hükümetin ilgililerini bu sıkıntının sona erdirilmesi için göreve çağırıyor.

Türkiye, kumaşta organik ürünlerle ABD'de fark yaratmayı umuyor.
"1 milyon tona yakın pamuk üretiyoruz. ABD'de trend ne ise onu yakalayabilecek bir kumaş alt yapımız var. Türkiye'nin şansı ise bütün bu değişim içerisinde her birimde yer alabilecek kapasitesinin olması"

Dışa açılma rekabet için yeterli olmadı, sanayi politikası şart.
Birleşmiş Milletler Sınai Gelişme Örgütü 'Rekabetçi Sanayi Performansı Endeksi'ne göre Türkiye’nin mamul mal ihracatında düşük teknolojili ürünlerin payı yüksek. 2004 yılında ihracatın yüzde 43,9’u düşük teknolojili mallardan oluşuyor. İleri teknolojili malların mamul madde ihracatımız içindeki payı ise sadece yüzde 6,9. Read More!

Comparative Advantage Nedir? Karsilastirmali Rekabet

Mikroekonomiye giris dersinde arz ve talep teorilerinden bile once ogretilen teori kiyaslamali rekabet (comparative advantage) teorisidir. Bu teori iki kisinin ihtiyac duyduklari her isi kendi baslarina yapmalari yerine kim hangi iste daha iyiyse o isi yapmasini ve daha sonra birbirleriyle ticaret yaparak uretimlerini paylasmalarini soyler. Basit bir ornek verelim. Ben para islerinden anliyorum, nelerin getirisinin yuksek olacagini tahmin edebiliyorum. Esim de yemek islerinden anliyor. Ben kalkip hem para yonetimi isini yapmaya kalksam, hem de yemek yapma isini ayni zamanda halletmeye calissam; esim de her iki isi kendi basina halletmeye calissa iyi mi olur? Peki ben tum zamanimi ve enerjimi para yonetimi isine harcasam, uzmanligimi ve becerilerimi de gelistirsem; esim de zamaninin tamamini daha iyi yemek yapmaya harcasa, Food Network vs. gibi kaynaklardan yeni tarifler ogrense daha iyi olmaz mi? Iste kiyaslamali rekabet dedigimiz teori bu.

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller    Sosyalist Nedir

Ne var bunda anlamayacak, biz bunu binlerce yildir zaten yapiyoruz diyorsunuz degil mi? Mesleklerin, uzmanlarin ortaya cikmasi bu yolu secmemiz nedeniyledir diyorsunuz degil mi? Dogru soyluyorsunuz. Insanlarin kafasi kisilerarasi iliskilerde bu teorinin uygulanmasina basiyor. Insanlarin kafasinin basmadigi sey bu teorinin devletler arasinda uygulanmasi. Bir anda herkes paranoyak oluveriyor. Bu konuya teget gecen bir yazi daha once burada yazilmisti.

Bu teoriye deginmemizin sebebi son gunlerde tekstil uzerine yazilan yazilar ve yapilan yorumlar. Tekstil bizim comparative advantage'a sahip oldugumuz bir sektor degil. Yuksek katma degerli urunlerde ABD, Italya ve Fransa gibi ulkeler, katma degeri dusuk urunlerde ise Cin rekabet gucune sahip ulkeler. Bes yil icerisinde su an %9 hizla buyuyen ve altyapi yatirimlarini yapip kapasitelerini arttiracak olan Hindistan da rekabetci gucu Cin'den devralacak bir ulke. Bu sure zarfinda Cin orta derecede katma degere sahip urunler uretebilme yetenegini gelistirecek ve piyasayi Turk ureticilerine dar edeceklerdir.

Toparlayalim. Su an Cin ile dusuk katma degere sahip urunlerde rekabet etme olanagimiz yoktur, iscilik maliyetlerimiz cok yuksektir. O yuzden bu segmentte uretim yapan ureticilerin Misir'a, Hindistan'a veya Banglades'e tasinmalari kendileri acisindan hayirlidir, yoksa sonlari Vanli otobus sirketlerine doner. Orta katma degere sahip urunlerde bir sure daha rahatiz ama bu da cok uzun sure surmeyecek bir rahatlik. Bu gruptaki ureticilerin de dusuk maliyetli ulkeleri simdiden yavas yavas test etmeleri, gelecekte kendilerine buyuk kolaylik saglayacaktir. Bunun olacagini zannetmiyorum. Neticede bu kisiler 10 sene once dusuk katma degere sahip urunlerde gecisi saglayamadilar ve simdi kan agliyorlar.

Yuksek katma degere sahip urunlere gelince ulkemizde bu konuda uretim yapan sirket yok. Tekstilde onumuzdeki yillarda daha da artacak problemlerimize simdiden sozum bulmak icin yaratici olmamiz gerekiyor. Yaraticiliktan kastim, kotalar, faizlerin dusurulmesi, doviz kurunun yukseltilmesi ve tekstilcilere tesvik verilmesi degil. Bakalim kivrak Turk zekasi bu sorunun ustesinden nasil gelecek?

Tekstili bir kenara birakalim ve ulkemizin hangi alanlarda rekabetci olduguna bakalim. Ama bunu once okurlarimiza soralim, bakalim onlar ne dusunuyorlar. Turkiye hangi alanlarda rekabetci bir ulkedir? Read More!

Tereciye Tere Satmak Ne Demektir

Tereciye tere satmak ne demektir? Bizim yillarin girisimcisi tekstilci okurumuz bir yorum yazmis. Ekonomix gerekli yerlerde soylenmesi gerekenleri soylemis. Bizim takildigimiz nokta ise son yazimiza atif yaptigi anlasilan su sozleri:
"Son olarak bazı konularda blog üyelerinin aynı konu üzerine alt alta yorumlar yazdığı görülüyor; gördüğüm tek eksik belki yanılıyorumdur; hiç aranızda herhangi bir üretim içerikli şirkette çalışan var mı? Birçok ekonomist gerçek üretimi ve hassasiyetlerini bilmediği ve fiilen üretimde bulunmadığı için mantıktan uzak yorumlar yapıyor. Mesela son günlerde söz konusu olan MIsır'a yatırım yapma fikri.Dikkatlice incelenirse oldukça mantıksız tarafları olduğu görülebilir..."


Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Kredi Faiz Oranları    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri

20 yildir piyasada olan tekstilci okurumuz Misirda tekstil yatirimi yapmanin mantiksizligindan bahsediyor. Misira gitmisligimiz yok. Tekstil sektorunde ise hic calismadik ama gelir gider analizi yapabilecek kadar da ekonomi (ekonomi nedir?) okumuslugumuz var. Ancak yillarin tekstilcisi okurumuz bunu uretimde calismadigimiz icin pek ciddiye almamis. Yillardir curuttugumuz dirsekleri de cope atip tekstile yatirim mi yapsak ne.... Veya sakal mi biraksak!!! Zira gorunen koy kilavuz istemiyor:

Taha Holding hic duydunuz mu bilmem. Ben de yakin zamana kadar duymamistim. LC Waikiki markasinin once distributorlugunu yapmislar. Ardindan Fransiz firma iflas edince de markayi satin almislar. Ama anlasilan o ki onlar da pek tekstilden anlamiyorlar. Baksaniza 15 milyon dolarlik yatirim yapmaya kalkmislar. Ustelik daha ucuz isci maliyeti olan Bangladese daha onceden yatirim yapmis olmalarina ragmen. Ihracatcilar Birligi Baskani Oguz Satici ise baskan olmus ama o da pek para kazanmadan anlamaz. Turkiyenin tekstil piyasasinin altini ustune getirmis ama 2 milyon metrekarelik serbest bolgeyi Misirda satin alacak kadar ekonomiden bihaber.
Biz de bosuna ekonomi okuyup kendimizi avutuyoruz. Neyse daha uzatmayalim. Yanlisimiz varsa duzeltiniz efendim. Ben uretimde calismadigimdan pek ekonomiden anlamam... Gelir gider alternatif maliyet gibi kavramlar ise lugatimizde pek yok. Artik bilenlerden ogrenecegiz

Selcuk Hakan (selcukh61.blogcu.com) Read More!

Türkiye Tekstilden Kurtulmak Zorundadır!

Yazılarımıza uzunca bir süre ara verdik. Bu süreçte Amerika içi ve yurt dışı gezilerimizin etkisi büyük. Okuyucularımızdan bu uzun ara için özür dilerim. Tekrar eski tempomuza dönebilmek arzusundayız. Bunu zaman gösterecek. Bugün son dönemde kimsenin anlamaya çalışmak istemediği bir konu üzerinde durmaya çalışalım.

Türkiye önümüzdeki 10 yıllık süreç içinde tekstil üretim merkezlerini Türkiye dışına taşımak zorundadır. Aydın Ayaydın’ın yalancısıyım. Bir tekstil işçisinin çalıştığı şirkete maliyeti 700 dolar Türkiye’de. Dış Ticaret Bakanı Mısır’a bir ziyaret yapıyor. Bu ziyaret sırasında Mısırlı bakan diyor ki. Arsa bedava, vergi yok istediğiniz yeri serbest bölge yapayım vs.. vs.. Şimdi bu ülkedeki işçi maliyeti bu şartlar altında 100 dolar. Bunu gören Türk üreticisi Türkiye’de nasıl üretim yapsın? Dikkat edin Çin gerçeğinden ve oradaki maliyetlerden hiç söz etmedim. Buradaki rakamları duysanız eminim yukarıdaki 10 yıllık öngörüyü çok daha kısaltırsınız.

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı  Demokrasi Nedir    Yatırım Fonları

Pazar günü İstanbul’da Kadıköy sokaklarını arşınlama fırsatım oldu. Girdiğim her mağazada ilk gözüme çarpan fiyat etiketini okuduktan sonra kendimi dışarı zor attım. Basit bir yün kazak üzerindeki fiyat 70 milyon. Çok daha kalitelisini 3 hafta kadar önce Kohl’s mağazasından 18 dolara aldım. Standart kalitede bir kaban ve üzerindeki fiyat 350 milyon. Aynı ürün 75 dolara alınabilir Amerika’da. Tamam Türk tüketicinin uluslararası piyasalardan alışveriş imkanı yok. Ama er ya da geç uluslararası firmalar Türkiye pazarına girecektir. Bu giriş sürecinde de fiyat rekabeti dayanılmaz bir hal alacaktır. İyisi mi yol yakınken Türkiye tekstilde üretim merkezi olmaktan çıkarılmalı ve daha rekabetçi olacağı piyasalarda yerini almalıdır. Katma değeri yüksek ürünleri üretmeye yol yakınken başlamak zorundadır. Bu durumda Türk tekstilcisini yurtdışına açmaya çalışan İhracatçılar Meclisi’ni ve Dış Ticaret Bakanı’nı alkışlamalıdır. Bu dışa açılım sürecinde etik davranılmayan konular olabilir. Bunlar da söz konusu kişileri yıpratarak değil ayrıntıları iyice incelenerek ve gerekli yerlerle temas kurarak önü alınmalıdır. Kısaca büyük resimi iyi görmek zorundayız.

Bununla birlikte Türkiye belli sektörlerde ciddi bir ivme yakalamıştır. Bu hız yıllar geçtikçe daha da ivme kazanacaktır. Biz bu sektörlerdeki yatırımcıları teşvik etmeli ve bu konulardaki atılımlarla Türkiye üreticisini rekabetçi hale getirmeliyiz. Bunun dışında tekstil gibi sektörlerde üretim yerine pazarlama ve tasarım konularında avantaj elde edebilecek insan gücüne sahipsek ki ben sahip olduğumuza inanıyorum, o zaman bu alanlara yatırım yapmaya ağırlık vermelidir. Markalaşma çabalarını da bu bağlamda ele alabiliriz.

Önemli nokta rekabetçi olacağımız sektörlerde üretime devam edeceğiz. Rekabet edemeyeceğimiz katma değeri çok düşük sektörlerde de bir an önce faaliyetlerimizi rekabete devam edebileceğimiz ülkelere taşıyarak bu sorunu çözmeye çalışacağız. Bunun yolu da işadamlarımızı küresel aktörler haline getirmektir. Yoksa devlet bizden vergi almasın, işçiye SSK az ödeyelim vs gibi günü kurtarmaya yönelik çözümler hiçbir fayda sağlamaz bize. Sadece kendi kendimizi bir iki yıl daha avutabiliriz.

Selcuk Hakan (selcukh61.blogcu.com) Read More!

Tekstil Arastirma Merkezi Nedir?

Hurriyetin Anadolu Ajansi kaynakli haberine gore TÜBİTAK, Türk Tekstil Vakfı ve Ege Üniversitesi işbirliğiyle 5 yıl önce oluşturulan Tekstil Araştırma Merkezinin (TAM) tasfiye edileceği bildirilmis.

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller    Sosyalist Nedir

Yaziyi okudum ama ben pek bir sey anlamadim. Arastirma Merkezinin butcesi 300 bin euro imis. Baskan Vekili Dr. Tarakcioglu bir suru yeni proje uyguladik diyor. Madem uretkenlik var, bu caresizlik neden? Isin aslini astarini bilen varsa yorumlar kismina yazsin lutfen. Read More!

Tekstil Sektorunde Derinlesen Kriz ve Cikis Yollari

Hurriyet tekstilcilerin yaptigi "tekstil sektorunde derinlesen kriz ve cikis yollari" konulu seminerle ilgili bir haber yapmis. Bu tur toplantlilarda konusulanlari takip etmek hem ekonomide neler oldugunu ogrenmemizi sagliyor hem de iyi bir egitim araci olarak da kullanilabilir. Simdi haberden kesitler alip tartisacagim. Unakitan konusmasinda kacan sicak para icin "girerken iyi de cikarken mi kotu?" demis. Dogru demis, ortada bir ekonomik faaliyet var ise faaliyete taraf olan her iki parti icin de fayda vardir: yani alan razi satan razi. Sermaye hareketlerine kisitlama getirmek gibi bir yanlisin icerisine girerseniz normalde gelecek olan sermaye de ulkeye bastan hic gelmez.

Ikinci olarak Unakitan "Bu ulkeye yapilacak en onemli hizmet ozellestirmedir, bundan adimin Kemal oldugu kadar eminim" demis. Gittim nufus dairesine kontrol ettim, Unakitan'in ismi gercekten Kemal'mis, yani soyledikleri dogru. Hatta bu dogrulugundan oturu ben de ona ayrica Mustafa ismini koymak istiyorum, yani bundan sonra adi Mustafa Kemal Unakitan olsun. Ben dusuk vergi ve kucuk devlet taraftari oldugumu her firsatta soyluyorum zaten.

Unakitan tekstilcilerin sikayetlerine de soyle yanit vermis: "Bankacılara ‘siz tekstilcilere yamuk bakıyor muşsunuz’ dedim. Onlar da bana, ‘Bir yandan öldük bittik diye dert yanıyorlar, bir yandan da kredi istiyorlar’ dedi. Siz de artık eski usulleri değiştirin". Tekstilciler "uyanik" ya devlete her firsatta sizlaniyorlar, ondan sonra da piskin piskin kredi istiyorlar. Bankacilar salak mi ki size kredi versin?

Halit Narin de bankacilari kara doymamakla, dag gibi kar yapmakla suclamis. Demek ki bankacilar dogru yolda, risklerini kontrol edip dogru kisilere kredi vermesini ogreniyorlar. Tekstilcilerimiz de keske kafalarini calistirip kar etmesini bir ogrenselerdi daha guzel olurdu. Basarili olmak ne zamandir suc oldu? Bankacilik sektorunde tekel mi var?

Halit Narin Turkiye'den sokulmus ve sokulecek fabrikalarin Hindistan ve Banglades'e gittigini soylemis. Demek ki akli basinda bir kac tane tekstilci de varmis Turkiye'de. Allahin salaklari bir yandan yabanci sermayenin ulkemize girmesine laf ediyorsunuz, milliyetci kesiliyorsun, ote yandan baska ulkelere giden sermayedarlara laf ediyorsunuz. Hangisi dogru bir karar verin once? Bir insan bu kadar mi kendisiyle celisir yahu?

Narin ayrica "Türkiye’de kapasitesi yüzde 30-40’dan fazla çalışan fabrika kalmadı. Her toplantımızda bir arkadaşımız fabrikayı kapadım diyor" demis. Fabrikasini kapatan yarim akilli, kapatacagina Hindistan'a tasi; fabrikasini yuzde %30 kapasiteyle calistiran ise Deli Dumrul, tekstil sektorundeki verimliligin neden azaldigi simdi daha iyi anlasiliyor. Tekstilciler is yapmasini bilmiyormus, o yuzden. Narin fabrikalarin kapanmasindan dolayi issizligin arttigini soylemis. Sana ne, sen kendi isine baksana. Akli sira duygu somurusu yapip devletten (vatandaslardan) istihdami "arttirdigi" icin tesvik alacak.

Son olarak Rifat Hisarciklioglu "Cin, hammadde fiyatlari ve doviz kurlari yuzunden bugun tekstilde karsilastigimiz sorunlarla yarin televizyon ve elektronik uretiminde karsilasacagiz" demis. Dogru sonuca ulasmis, yanildigi bir nokta su: Dunyada hammadeyi pahaliya bir tek biz mi aliyoruz. Bu futbolcularin "saha cok bozuktu o yuzden kaybettik" demesi gibi birsey, sanki rakip takim baska sahada oynadi.

Sadece maliyet bazli uretim yaparsaniz olacagi budur, kazandiginiz uc-bes kurusla teknoloji uretmezseniz yarin pazari sizden daha ucuza calisan baska bir ulkeye kaptirirsiniz. Iki kere iki dort, bu kadar basit.

Fraktallar
Fraktal nedir? Read More!

Sigorta

Turk yatirimcilarinin ve isadamlarinin cogu sigorta kavramini cok iyi bilmiyorlar. Sigortanin degisik cesitleri var tabii ki. Benim bahsedecegim sigorta cogunuzun bildigi hayat, yangin, deprem, saglik, vb. sigortalardan degil. Yabancilarin hedging dedikleri pozisyonlarinizi sigorta ettiginiz sigortadan bahsedecegim.

Isadamlari neden bu sigorta turunu bilmiyorlar. Bugun vadeli islemler borsasina giderseniz doviz kuru icin sigorta alabilirsiniz bir fiyat odeyerek, veya doviz kuru riski de satin alabilirsiniz spekulasyon yapmak istiyorsaniz. Doviz kurlarinin fiyati asagi yukari su sekilde belirleniyor. Bugunku doviz kuru diyelim ki 1.50 olsun. Aylik faiz oranlari da %1 olsun. Bir ay sonraki doviz kuru (arbitraj yapmaya firsat vermeyecek olan) 1.515 fiyatindan belirleniyor; 6 ay sonraki doviz kuru simdiki doviz kuru 6 aylik faiz olan %6 oraninda arttirilarak bulunuyor. Mesela bugun Aralik 2006 tarihinde dolar almak veya satmak isterseniz islem yapacaginiz kur 1$=1.592 YTL'dir. Gidin Vadeli Islemler Borsasinin sayfasina bakin.

Simdi siz akli basinda bir is adami iseniz, tekstil isi icerisindeyseniz ve doviz kuru dusmesi karsisinda artik daha fazla dayanamayip kepenk kapatmak durumunda olacaginizi dusunuyorsaniz (ki 2 ay once butun tekstilciler kivranip duruyordu) gidip vadeli islemler borsasindan 1.592 YTL'ye dolar satabilir ve doviz kurunu kendiniz icin sabitleyebilirsiniz. Eger bu sure icerisinde doviz kuru tekrar eski seviyesine duserse siz kepenk kapatmak zorunda kalmazsiniz. Eger doviz kuru yukselirse karinizdan zarar edersiniz ama yine kepenk kapatmak zorunda kalmazsiniz.

Bizim VOB hala cok sig, yeterince islem hacmi yok, sayfasina gidip bakarsaniz dandik bir sayfasi oldugunu da gorursunuz. Daha amator bir borsa yani. Amerika'daki vadeli islemler borsalarinin piyasa degerleri NYSE ve NASDAQ'in cok cok uzerinde. Mesela CME'nin piyasa degeri 15.6 milyar dolar iken NASDAQ'in piyasa degeri sadece 3.3 milyar dolar. Yani adamlar risklerini sigorta yapmasini biliyorlar. Daha uzun vadeli islem yapmak isterseniz bunu bankalar araciligiyla gerceklestirmeniz de mumkun.

Is riskinizi azaltmanin tek yolu doviz kuru riskinizi sigorta etmeniz degil tabii ki. Isinizde hammade kullaniyorsaniz cok uzun vadeli islemler yapmaniz soz konusu. Mesela NYMEX'te 2012 vadeli petrol alabilirsiniz veya satabilirsiniz. Genelde petrol ureticileri uzun vadeli satislari bu piyasada yapiyorlar.

Yatirimcilar peki pozisyonlarini nasil sigortalarlar? En garanti yolu kisa vadeli hazine bonolarinda parayi tutmaktir, getirisi genelde dusuktur ama tum piyasalar dustugunde bu pozisyonlar deger yitirmezler. Yatirim araclari yukariya gittigi zaman ise bu pozisyonlar yerinde sayar. Sigorta yapmanin diger bir yolu ise vadeli islemler borsasinda IMKB100 veya IMKB30 endekslerini alip satabilirsiniz. Bu yolla eger hisse senedi pozisyonlarin karli ise %15'lik stopaj vergisini vermekten kurtulabilirsiniz.

Daha kesfetmemiz gereken cok enstruman var. Read More!

Spekülatif Hisseler

Piyasalarda bugun kan govdeyi goturdu. Ben de elimdeki spekülatif hisselerden bir kismini daha sattim. Kotu tercih yaptigim hisselerden FORTS'in tamamini ve KONYA'nin yarisini sattim. KONYA ilk ceyrekteki karini aciklamis dun, gecen seneye gore %24'luk dusus var. Pes vallahi, cimento fiyatlari artiyor, talep artiyor, bizimkilerin kari dusuyor. Ayrica 100 adet AKCNS'yi da sattim, elinde sadece 25 tane kaldi. AKCNS aslinda iyi kagit, diger cimento sirketlerinin uzerinde bir F/K carpanina sahip. Benim satma nedenim yaptigim %108'lik kar uzerinden vergi vermeyecek olusum. Ne KONYA icin ne de FORTS icin vergi verdim. Benim gibi aktif islem yapiyorsaniz komisyonlara ve vergilere dikkat etmeniz lazim, yoksa tum kazancinizi silip goturebilir.

Bunlarin yaninda gecen hafta 3.5 YTL'ye halka arzdan aldigim ASYAB hisselerini 4.26 YTL'den sattim. Bir haftada %20 kar, ancak problem sadece 7 tane hisse senedi alabilmis olmam. Neyse en azindan halka arzlarin araci kurumlar yuzunden piyasa fiyatinin altinda yapildigini bir kez daha gostermis olduk.

Piyasalar tepe taklak duserken genelde kagit almamaya calisiyorum, nereye kadar dusecegini bilmiyorum cunku. Ona ragmen bugun 50 tane daha AKBNK hissesini 10.1 YTL'den aldim. Alma sebebimi daha once aciklamistim, bence hissenin %50 yukselme potansiyeli var, insallah hissedeki dusus onumuzdeki hafta da devam eder de ben de daha fazla kagit alabilirim.

Tum islemler neticesinde elimde 4500 YTL civarinda bir nakit birikti, simdilik gelecekte "tepki" alimi yapmak icin tutuyorum.

Gelismelerle ilgili yorum yapayim. YTL dahil bono ve hisse senetlerinin deger kaybetmesi basinda yorum yapan kisilerin soylediklerinin aksine sunu gosteriyor: yabancilarin islem maliyetleri cok yuksek, oyle ellerindeki kagitlari satip, dolara cevirip cikmak kolay degil. Bunu yaptiginiz anda varlik fiyatlari dusuyor, dolar fiyati yukseliyor; yani ucuza satip pahaliya dolara cevirmeye razi olmak zorundasiniz. Bunu yaparken yatiriminizin yaklasik %5'i islem masraflarina gidiyor.

YTL son uc ayda euro karsisinda %15' e yakin bir deger kaybina ugradi, tekstilcilerin mizirtisi en azindan bir sure icin kesilir insallah. Ancak bu sefer de cikip petrol fiyatlari, hammadde fiyatlari, yatirim mallari fiyatlari artti diye aglamaya baslarlar. Bunun caresi cok kolay: YTL'deki deger artisi kazanilmis bir haktir, ondan taviz vermemiz anayasaya bir sekilde aykiridir (esitlik ilkesine mesela, herkesin elinde esit miktarda para yok!!), o yuzden bir kanun teklifiyle veya Sayin Sezer'in sozlu ifadesiyle disaridan petrol, gaz, vs. alirken 1$=1.32 YTL uzerinden islem yapilmasi, ihracat yaparken de 1$=1.41 YTL kurunun gecerli olmasi belirlensin. Ayrica kanun taslaginin sonuna kazanilmis bir hakkin ihlali oldugu gerekcesiyle ligden dusmenin de kaldirilmasi maddesi eklenmelidir (ikinci lig takimlari 1. Lig'e cikmaya "hak" kazanmiyor mu?). Ayni madde cercevesinde satin alma gucumuzu olumsuz etkileyen enflasyon da yasaklanmali ve otomatikman sifira dusurulmelidir. Kafami bir kac gundur kurcaliyor, nedir su "kazanilmis hak" kavrami yahu, bilen varsa bir aciklasin. Read More!

Tekstilcilere Tavsiye

Baris'in yazisina ben de bir kac ekleme yapmak istiyorum. 11 Subat tarihinde ben de Hindistan uzerine bir yazi yazmis ve o yazida Hindistan'daki yeni mezun bilgisayar muhendislerinin aylik maasinin 250 YTL oldugunu soylemistim (yani Turkiye'deki asgari ucretin yarisi kadar). Akabinde ben de Amerika'da kendi basima yapmaya calistigim programlama islerini (senelik $60,000'a adam tutacak halim yok) Hindistan'dan bir programciya havale ettim. Iletisimde biraz gucluk ceksek de bence oldukca faydali bir anlasma oldu.

Neyse yazinin asil konusuna geri donelim. Tekstilcilerimiz icin verecegim onemli bir tavsiye var, cok zengin olabilirler. Yapmalari gereken oncelikle tekstilciler odasinda 5-10 tekstilci ortak hareket etme karari alip Hindistan'da Mumbai, Chennai, Puna gibi gelecekte gayrimenkul fiyatlarinin tavana vuracagi yerlerde gidip yerel yoneticilerle pazarlik yapip cok buyuk miktarlarda araziyi bedavaya alabilirler. Hintliler arazileri bedava dagitirken kosullari buyuk miktarlarda istihdam yaratmaniz. O yuzden 5-10 kisi ortak hareket edin diyorum. Ayrica ayni bolgede yatirim yaptiginiz icin o bolgeyi bir cesit Denizli veya Bursa'ya cevirebilirsiniz; yerel yonetimlere yollari iyilestirmeleri icin, elektrik kesintilerinin olmamasi icin birlikte baski yapip ortak fayda da saglayabilirsiniz. Iscilik maliyetleri de Turkiye'dekinin 10'da biri kadar, istihdam uzerindeki vergiler de cok az.

Turkiye'de aglamayi sizlanmayi birakin ve biran once Cinliler bu pazari ellerine gecirmeden siz gidin Hindistan'a. Daha once de yazmistim, Hindistan 10 sene icerisinde Cinli tekstilcilerin canina okuyacak, Cinli tekstilciler Turkiye'deki tekstilcilerin durumuna dusecekler. Cindeki iscilik maliyetleri Hindistan'in iki kati kadar ama Cin'in altyapisi (yol, liman vs.) cok daha iyi oldugu icin, ve Amerikalilar daha Hindistan'i kesfedemedigi icin yatirimlarin aslan payini Cin aliyor. Ancak gectigimiz gunlerde Bush Hindistan ile nükler isbirligi anlasmasi yapti, ve Kongre de onayladigi taktirde Amerika ile Hindistan arasinda buyuk bir isbirliginin kapilari acilacak. Anlayacaginiz zaman kisitli ve elinizi cabuk tutmaniz gerekiyor.

Daha ben size ne diyeyim, bedavaya stratejik danismanlik yapiyorum. Yoksa buradaki isi gucu birakip Turkiye'ye donup bu islerle mi ugrassam acaba? Read More!

Don meselesi

Geçen hafta sonu Marks & Spencer’dan bir kaç adet don aldım. Hadi gençlerin diliyle boxer diyeyim de ayıp olmasın. Aslında çok marka tutkunu birisi değilimdir. Ama bizim hanıma göre bu donlar daha kaliteliymiş. Bu konularda evde patron odur. Hemen itiraf edeyim: Ben de evde söz geçiremeyince internet üzerinden ahkam kesiyorum. Yalnız belirteyim, donlar bence de oldukça rahat. Belki bütün markalarda aynı durum söz konusudur, bilmiyorum. "Zaten altı üstü don, kalite ne kadar fark edebilir ki?" diyebilirsiniz, haklısınız. Bu arada fiyatları da gayet makul geldi bana. Malum, o kısmı beni de ilgilendiriyor. Reklam amacıyla yazmıyorum, söz konusu işletmeyle aramda organik bir bağ yoktur. Üstelik bu yazıyı okuyunca yollara düşüp don için Marks & Spencer mağazalarına saldıracağınızı düşünmüyorum.

Malum, mesele don olunca yazı yazmak da zorlaşıyor ya neyse...

Eve gelince fark ettim. Aldığım bütün ürünlerin etiketinde Made in China yazıyor. Yurdum doncularına, ya da genelleyelim, tekstilcilerine ihanet etmenin üzüntüsüyle içim burkuldu. Bugün internet üzerinden aşağıdaki haberi okuyunca bu konuda yazmak şart oldu diye düşündüm. Haberin bir kısmını buraya alıyorum ama tamamını okumak isteyenler verdiğim linkten tüm metne ulaşabilirler.

One of Turkey’s leading textile firms, Abalioglu Yarn Company, has decided to say ‘quits,’ and is mulling operations to cheaper pastures like India and China.Owner, Mr Abalioglu who has been active in the textile business since 1940, said, “In recent years, I heard a lot about textile industry of China and India. Eventually, I went there and saw the working conditions with my own eyes. For example; in India, one worker is paid around US $ 800 annually. Electricity and other inputs are alos very economical as compared to rates in Turkey. How could we compete in this situation? We are already into manufacturing intermediate goods, so we can’t create added value for our products.

Özetle; Abalıoğlu artan rekabet koşulları nedeniyle Türkiye’deki üretimine son vermiş. Tesisler de Hindistan’a taşınıyormuş. Ahlarla, vahlarla hemen karalar bağlamadan aşağıdaki haberlere de bir bakalım. Bunlar da sağ tarafta linkini gördüğünüz Ekonomi Tarihi’nden.

18 Aralık 1984: ABD, Türkiye'den gelen giyim eşyalarına yüzde 16.97, giyim dışındaki tüm tekstil ürünlerine yüzde 15.7 oranında ek vergi koydu. Gerekçe ise, malların dampingli olarak satılması şeklinde açıklandı.

22 Ocak 1985: Almanya'da yayınlanan 'Textil Wirtscharf' Dergisi 1983 yılını esas alarak yaptığı sıralamada, Türkiye'yi tekstil devleri arasında gösterdi. çok uluslu tekstil devleri arasında yapılan klasmanda, 1983 yılı cirosu 6 milyar marka ulaşan Hacı Ömer Sabancı Holding, dünya üçüncüsü oldu. 24 ülkeden 316 tekstil firması arasında yapılan sıralamada Sabancı Holding'ten başka 10 Türk firması daha yer aldı. - çukurova Grubu, 1984 yılı ihracatı 280 milyon dolar olarak gerçekleştirildi.

Yaklaşık yirmi yıl öncesinin haberlerini ben yorumlayayım, güncel haberi yorumlamak size kalsın.

Özetle, yirmi yıl kadar önce bizim Amerika’ya, Avrupa’ya çektiğimiz muameleyi bugün Çin ve Hindistan gibi ülkeler bize çekiyor. Ortada sürpriz bir şey yok. Ağlamaya gerek var mı?
Diğer yandan bugün Sabancı Holding’e ya da Çukurova Grubu’na tekstilci desem herhalde çok komik olur. Tekstil üretimi sanayide bir ara dönemdir. Oradan elde ettiğiniz gelir ve karlarla teknoloji odaklı yatırım yaparsanız holdinginiz büyür, rekabet edebileceğiniz daha karlı ve verimli sektörlere geçersiniz, kur ya da kota gibi bir derdiniz de olmaz. İlginçtir, bugün tekstilciler (başta şirketi batmış olan Oğuz Satıcı olmak üzere) "kur, ille de kur" diye mütemadiyen ağlarken TÜSİAD Başkanı Sabancı dalgalı kurla devam edilmesi gerektiğini söylüyor. (Kaynak: Vatan Gazetesi, 13 Nisan 2006, Söz konusu haber gazetenin internet baskısında yer almamaktadır)

Daha fazla yoruma gerek var mı?

Donla başladık, donla bitirelim: Bir tüketici olarak, giydiğiniz donu alırken sizin için donu kimin ürettiği mi önemli, yoksa donun size maliyeti mi?
İkinci soru: Sabancı don mu ihraç etsin otomobil mi?

Not: Bir zamanlar donla ilgili bir espri eski hava durumu spikeri Ersin İmer’i TRT'deki işinden etmişti. Umarım benim “don” yazım fazla tepki çekmez. Read More!