Cin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çin'in yuzyilina daha var

Çin Halk Cumhuriyeti, bircok kisinin bidigi gibi son 20 senedir devasa hizlarla buyuyor. Bu buyumenin ana motoru, komunizmin koylerine mahkum ettigi yiginlarin, Çin'e yatirim yapmasina izin verilen yabanci sirketlerde calisan daha uretken iscilere donusuyor olmasi (Bu "yabanci" sirketlerin onemli cogunlugu da Cin kominist olunca ana kitadan kacan kapitalistlerin yerlestigi Tayvan kokenlidir). Ama Çin henuz bundan daha buyuk bir marifet gosteremedi. Ornegin Çin'in aciliminin uzerinden 30 sene gecmis olmasina ragmen Çin'in ustun oldugu bir urun gostermek mumkun degil (Bunun aksine Asya devleri Japonya ya da Kore cesitli urunlerle anilabilir. Televizyon, otomobil, akilli telefon, devasa yuk gemileri, vs..) Çin'in basarisini kucumsemeyecegim ama bazilarinin bekledigi gibi Çin'in gelecekte bir numara olma ihtimali, Japonya gibi parlayip sonmesi ihtimalinden daha az. En azindan su anki halleri ile. Ve kat etmeleri gereken cok cok uzun bir yol var.

Cin'in ekonomik performansi ile ilgili en son haber su: United Nations tarafindan yayinlanan verilere gore,  Çin Amerika Birlesik Devletlerini gecerek dunyanin bir numarali uretim merkezi olmus. Bu onemli zira ABD 1800'lu yillarin sonundan itibaren hep bir numara idi, Çin bu uzun surece son vermis oldu. Bu haber tabii ki ana akim medyada heyecan ile karsilandi hatta WSJ'den Andy Stern hemen Çin'in daha ustun ekonomik modeli(!) ile ilgili  (China's Superior Economic Model ) bir yazi yazdi. Yasi yetenler hatirlarlar, 80'lerde de batida cogu ana akim yazar Japonya ile ilgili boyle heyecanli heyecanli yazardi. Onlara gore bu yuzyil Japon yuzyili olacakti. Hikayenin sonunu hepimiz biliyoruz. Simdi ayni nato kafa Çin ile ilgili guzellemeler duzmekle mesgul.

Mark J. Perry'nin Carpe Diem blog'unda rakamlarin detayiyla ilgili guzel bir yazi yayinladi:

"Çin'in uretimde calisan is gucu tahmini olarak 100 ya da 120 milyon kisi. Amerika'nin 11.5 milyon. Bu durumda Çin Amerika'nin uretim ciktisina es deger bir ciktiyi her bir Amerikan iscisine karsilik 10 isci calistirarak uretebiliyor. 
Bunun yaninda Çin her ne kadar dunyanin en buyuk uretici ulkesi olmus olsa da adam basi milli geliri ABD'nin 133 yil once, 1878 yilindaki adam basi milli gelirine denk! (Dolarin 2005 yili seviyesine ayarlanmis sekilde)"
Kaynak : UN Data: China Is Now World's No. 1 Manufacturer, But It Requires 9-10 TImes As Many Workers As U.S.

Yani Çin'in gidecegi daha cok yol var ama o yolu tamamlamadan Japonya gibi husran yaratma ihtimali de oldukca yuksek.

Read More!

Cin’in son icadi: Ucan Devlet Memurlari

Zamaninda rahmetli Boris Yeltsin'in halka ne yapsa yaranamayacagina dair bir Rus fikrasi vardi: Halk arasinda hizla dusen popularitesini arttirmak icin ne yapmasi gerektigini arastiran Yeltsin son care cok gizli bir Rus teknolojisini kullanmaya karar verir. Bu teknoloji suda yurumeyi mumkun kilan bir teknolojidir. Yeltsin Moskova’da bir golet uzerinde yuruyerek halkta ilgi ve hayranlik yaratacaktir. Tum sahne hazirlanir, Yeltsin goletin kenarina gelir, millet bakiyor mu diye bir kontrol ettikten sonra suda yurumeye baslar. Bu arada da donup surekli seyircilere bakar, acaba ne tepki veriyorlar diye. Ilk saskinligi atlatan ve on sirada olan bir Rus, halkin duygularina tercuman olarak bagirir: “Ulan suna bak bizim baskan yuzmeyi bile beceremiyor!”

Efendim Cinli devlet memurlari da su aralar ayni dertten muzdaripler, adamlar asfalt uzerinde ucmayi bile becermelerine ragmen takdir edileceklerine, nankor Cinli vatandaslari tarafindan alay ediliyorlar. Neyse saka bir yana yazinin ana konusuna gelelim. Efendim cani sikilan bir Cinli nerden aklina esti ise hic kimsenin girip de bakmadigi bir yere, kendi sehrinin resmi sitesine giriyor bir de ne gorsun: Sizin de hemen farkina varacaginiz gibi canlarini dislerine takarak calip cirpip Amerika, Ingiltere ve Avustralya gibi memleketlerde emlaga yatirdiklari paranin hakkini veriyormus gibi gorunmeye calisan Cinli devlet memurlari asfalt uzerinde ucuyorlar! Sonrasi ise tabii ki sosyal medyada hizla yayilan ve Huili sehri devlet gorevlilerini rezil eden bir skandal. Be birader, sen de hadi poponu kaldirip alt tarafi devlet parasini car cur ettigin yolu denetlemeye bile useniyorsun, bari parana kiy da fotosop’u komsunun afacan ogluna yaptiracagina git azicik isten anlayan birine yaptir! Gordugunuz gibi olay sadece bir devlet rezaleti degil, adamlar gelmis gecmis en kotu fotosop sahtekarliklarindan da birine imza atmis vaziyetteler.

Adamlar sonradan "yahu biz aslinda oraya gittik ama fotograflar iyi cikmayinca biz de boyle fotosopla uygun bir fotograf uretip sayfaya koyduk" diye aciklama yapsalarda Cin'de bir internet fenomeni olmaktan kurtulamadilar. Devlet gorevlilerini aya ayak basarken ya da dinazorlar dunyasini teftis ederken gosteren fotograflar dolasima coktan girmisti bile.

Cinli devlet gorevlileri ucarken, orjinal fotograf!
Cinli Gorevliler ayda Kaynak: tt.mop.com
Cinli devlet gorevlileri dinazorlarla Kaynak: tt.mop.com

Cin devlet ve is dunyasinin is ahlakinin onemli bir bolumunu goz boyama ve yolsuzluktan ibaret. Maalesef tek marifeti komunizm tarafindan koylerinde ser sefil ve uretkenlikten uzak bir dunyaya mahkum edilen koylulerini, ucuz isciye cevirmekten ibaret Cin, rakamsal olarak devasa buyume hikayesi ile gozu kamasan Bati'da yeni  son umut gibi birsey su an. Ama son skandallar (Cinli firmalarin muhasebe oyunlari, sonu gelmez gida skandallari, vs...) ile Bati'da da Cin'in gercekte ne oldugu yavas yavas gorulmeye basladi. Tabii ki bu da tek kurus para kazanmayan internet sayfalarinda, asla geri donmeyecek ev kredilerinde milyarlar batirdiktan sonra kendilerini kurtarmak icin cilginlar gibi basilan parayi Cin balonuna guvenerek Asya'ya akitan parlak cocuklarin uykularini kaciriyor. Yok pardon ben cok safim, onlar zaten Cin balonu patlasa da komisyonlarini alip zarari Amerika Birlesik Muz Cumhuriyetleri'nin vergi mukelleflerine yikacaklarindan bebeler gibi uyuyorlardir, uykusu kacsa kacsa benim gibi is hayatinda ucuncu krizi de yasama ihtimali olanlarin kacar.

Read More!

Cin Yazilim Sektorunde Hindistan'i Yakaliyor mu?

Seeking Alpha sitesinde yazmak uzere Cin konusunda uzman bir yazar arkadasimiz da calismaya basladi. Maalesef ilk yazisi geri cevrildi. Biz Cin hakkinda gunun onemli haberlerinden bes tanesinden olusan bir yazi yazmistik ama Seeking Alpha baska kaynaklardan derlenmis haberlerden ziyade analiz iceren haberlere yer verdiklerini acikladi. Biz de bu yaziyi "Cin Yazilim Sektorunde Hindistan'i Yakaliyor mu?" seklinde bir baslik atip icerisinde kisa bir Hindistan ve Cin karsilastirmasi yaparak yeniden yazabiliriz aslinda.

Boylece Amerika'da islem goren hem Cinli sirketlerden hem de Hindistanli sirketlerden bahsedebiliriz yazi icerisinde. Hatirlarsaniz gecen hafta ornek bir yaziyi Turkiye ve Hindistan uzerine yazmistim. O yazi dun Seeking Alpha'da yayinlandi ve bir bucuk gunde 3700 ziyaretci cekti. Bu gidisle 5000 rakamina yaklasiriz gibime geliyor.

Seeking Alpha'nin kabul etmedigi yazilarimizi Insider Monkey blogunda yayinliyoruz. Bu yaziya China’s Software Industry Catching Up With India baglantisindan ulasabilirsiniz. Read More!

Ön Sıcak - Okuma tavsiyesi

Gecikmeler için üzgünüm. [Aslında değilim ama adettendir] [Yazarımız seyahatte olduğundan bu günkü yazısını yazamamıştır hesabı] Uzun süredir yapamadığım tatilin önüne ve arkasına işler girdi, seriye devam edemedim. Bu arada şaşırtan bir şey oldu, Güngör Uras dişe dokunur bir blog yazısı yazdı. Yazının sonuna da CIA Factbook'tan tablo yapıp yüklemiş. Listede döviz fazlası diye bir sütun da var. Ciddi ciddi kendisinin evde yastıkların içine döviz tıkıştırdığını düşünmeye başladım. Neyse, aslında isteseydi factbook'tan orduları filan da karşılaştırabilir, kim kimi döver şeklinde bir tablo da yapabilirdi. Şahsen ben HOI-2'de Almanya ile Çin'in bir ucundan girmiş, öbür ucundan çıkmıştım. sadece yolları bozuk olduğu için yavaş ilerliyordum, hepsi bu. Türkiye'ye saldırmamıştım çünkü başında milli şef vardı. Hatta bir ara Alparslan Türkeş Genelkurmay başkanı oldu. Neyse, siz Güngör Uras'ı okuyun, CIA Factbook'ta gezinin, şunları okuyun:

Reeskont Nedir Bütçe Nedir Aritmetik Ortalama Nedir Hisse Senedi Nedir Bilanço Nedir Akreditif Nedir Tahvil Nedir Broker Nedir Portföy Nedir Tutumluluk Nedir Varlık Barışı Nedir Evrim Teorisi Nedir Reyting Nedir

Keşke çalışmak yerine HOI 2 oynasaydım diye hayal kuradurun, ben size öğleden sonraya taze pide yetiştireceğim. Read More!

Reel Kur ve Ihracat: Cin

Brezilya'dan sonra simdi de Cin hakkinda bir grafik sunalim.

Cin'in parasinin degerini dusuk tuttugunu cok duymussunuzdur. Ama muhtemelen bunun hakkinda hic bir grafik gormemissinizdir. Zarari yok, kose yazarlarimizin da bildigini zannetmiyorum. Laf aramizda, ben de gecen gun tesadufen karsilastim.

Asagida Cin'de reel kur (sari cizgi) ile ihracatin yillik artisi (kirmizi cizgi) arasindaki iliskiyi goreceksiniz.

Reel kur ile kastedilen Cin'in para biriminin reel degeri aslinda. Yani cizginin yukselmesi, yerel paranin deger kazandigini gosteriyor. Cin parasi, Amerikan dolarina endeksli oldugu icin,1994-98 arasinda dolarin deger kazanmasi ile birlikte Cin'in para birimi de degerlendi. 2001 sonrasi dolarin deger kaybetmesi ile birlikte ise deger kaybetti.



Eger Turkiye icin durum ne diye merak ediyorsaniz, iki grafik var asagida. Birincisi reel kur ihracat iliskisi, ikincisi reel kur ithalat iliskisi. Ayni sekilde sari cizginin yukselmesi, liranin deger kazandigini gosteriyor.


Read More!

Yanlış Kalkınma Modeli

Ben Densiz. Ekonomi-Turk'e çeşit katmak için buradayim. Aşağıdaki ilk yazımdır.

Manipülasyon Nedir  Borsa Nedir  Hisse Senedi Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  IMF Nedir    Ekonomi Nedir    Kalite Nedir

  • Yüksek tempolu ekonomik büyümeye rağmen istihdam artışı sağlanamamaktadır.
  • Aşağıdaki tablo, sorunu tüm çıplaklığıyla sergilemektedir.
  • Ortalama büyümenin %9 olduğu bir dönemde bile ortalama istihdam artışı %1'in altında kalmıştır.
  • Yüksek hızlı büyüme konjonktürü içinde olmasına rağmen ekonomi istihdam yaratamamaktadır.
  • Yani, “istihdamsız büyüme” sergilemektedir.
  • Bazı iktisatçıların (Iktisat nedir) “kalitesiz büyüme” diye de niteledikleri bu yapısal çarpıklık icinde cari ödemeler dengesizliği ve işsizlik birbirine bağlı sorunlar olarak tezahür etmektedir.

    Tablo 1:
    1990-2002 arası

    Büyüme hızı: ..........................% 9.3
    Sanayide büyüme hızı: .................%11.2
    Istihdam artışı: ......................% 0.8
    Sanayide istihdam artışı: ...........- % 1.1
    Hizmetlerde istihdam artışı: ..........% 4.6

    Tablo 2:
    2002-2005 arası

    Büyüme hızı: ..........................% 9.3
    Sanayide büyüme hızı: .................%11.1
    Istihdam artışı: ......................% 0.9
    Sanayide istihdam artışı: ............. ...
    Hizmetlerde istihdam artışı: .......... ...


Pardon, yukarıda hangi ülkeden bahsettiğimi söylemeyi unuttum:

Çin !

________________________________
Türkiye için ise rakamlar 2002-2006 arası:

Büyüme hızı: ................................% 7.2
Sanayide büyüme hızı: .......................% 8.1
Istihdam artışı: ............................% 0.8
Sanayide istihdam artışı: ...................% 3.2
Hizmetlerde istihdam artışı: ................% 4.2
Read More!

Borsadaki Riskler ve Salih Baba

Salih Neftci'nin yazilarini takip etmek bir gram seker icin bir kilo keciboynuzu cignemek gibi birsey. Cogu zaman bos, yanlis, okuyucuyu da yanlis davranislara sevkeden yazilar yaziyor. Mesela bundan iki ay once Amerikan gayrimenkul piyasasinin gocecegini okuyucularina soyle duyuruyordu:

Manipülasyon Nedir  Borsa Nedir  Hisse Senedi Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  IMF Nedir    Ekonomi Nedir    Kalite Nedir

"Mortgage firmalarının karşı karşıya oldukları zorluklar ve bu zorlukların diğer kredi alt sektörlerine yansıyacağı beklentisi geçen hafta Amerika’da birden güçlendi. Amerika’da bazı çevreler... ’Korkmayın bir şey olmaz yaşananlar sadece bir sektörle sınırlı’ şeklinde açıklamalar yapsa bile, son 3-4 günde ciddi diye bilinen bazı oyuncular bunun tersi görüşte. Bu görüşler Amerikan toplumunun önemli bir kısmınca izlenmiş bulunuyor.
Biz belirsiz bir süre için Amerika’da ev satışlarının birden duracağını düşünüyoruz. Bir ülkede sabah akşam ‘Ev fiyatları 3-4 yıl daha düşecek’ diye söylenirse kim gider bugün ev alır? Sadece çaresiz olanlar... Amerikan ekonomisi emlak piyasası üzerinde duruyordu. Bu piyasa şimdi göçme yolunda. Yatırımların ve tüketim harcamalarının nereye gedeceğini siz düşünün. Emerging piyasalar açısından kötü bir haber. "

Ben Neftci'nin 2 ay once ne dedigini aciklayayim. Amerika'da konut satislari cok buyuk oranlarda dusecek, yatirimlar ve tuketim harcamalari gocecek, bu da Amerikan ekonomisini resesyona sokacak. Bu da bizi (Turkiye'yi) olumsuz etkileyecek.

Aradan iki ay gecti. Nisan ayinda (Salih Neftci yukaridaki karamsar yorumu yaptiktan 10 gun sonra baslayan Nisan ayinda) yeni yapilan evlerin satisi 14 yillik rekoru kirarak bir ayda %16.2 yukseldi. Hani ev satislari bicakla kesilmis gibi azalacakti Salih Baba!!

Yanlis anlasilmasin, Asaf Savas Akat gibi bir aylik verilere bakarak bir yillik tahmin yapacak kadar acemi degiliz. Amerika'da gayrimenkul sektorundeki duraklamanin sonu gelmis degil. Ama ortada daha once de ifade ettigimiz gibi bir balon yoktur. Fiyatlar bazi bolgelerde yuksektir, bu bolgelerde %10 civarinda bir fiyat dususu gorebilirsiniz, ama ulke genelinde balon diye tabir edilecek %20'lik fiyat dususleri gormeyi bekliyorsaniz uykunuzdan uyanin derim. Karamsar tahminler sadece Salih Baba'ya haiz degil, yine Mart ayinda Nouriel Roubini ve Paul Krugman gibi ekonomistler de benzer karamsar yorumlari yapiyorlar. Hepsiyle sene sonunda hesaplasacagiz. (Bir okurumuz cok bilmis bir tavir takindigimizi belirtmis, haklidir, birisi size gelip de Fenerbahce Kartalspor'dan 5 yiyecek diye gerizekali bir tahminde bulunursa siz ne yapardiniz?)

Buraya kadar yazdiklarimizin sonra bize "bir gram seker nerede?" diye soracaksiniz diye tahmin ediyorum. Bizim cogunlukla iyimser tahminler yaptigimizi da biliyorsunuz. Bugun biraz tonumuzu degistirecegiz.

25 Mayis tarihli yazisinda Salih Neftci bu sefer bizim de katildigimiz ciddi bir riske isaret ediyor (gerci kendisi 3 ay once de bu riske isaret ediyordu ama biz simdi katilmaya basladik): Cin hisse senedi balonu. Gerci ayni yazida "Dışarıda işler iyi gidiyor. Hem de çok iyi. Dow Jones rekorlarına şimdi de S&P 500 endeksinin olası rekorları eklendi." demesine ragmen kendisinin iki ay once yaptigi tahminlerin şişmesinden hic bahsetmiyor!!

Cin hisse senedi balonuna gelecekte daha detayli deginiriz. Bizim piyasalarin onundeki ikinci risk ise Merkez Bankasinin faizleri uzun sure degistirmeme olasiligi. Merkez Bankasi baskanini tanimiyorum, karakteri hakkinda bir fikrim yok. Sene basinda hukumetin secimler oncesinde Merkez Bankasina baski yapacagini, Mayis ayindan itibaren dusecek enflasyon oranlariyla birlesince bu baskinin olumlu sonuc verecegini dusunuyordum. Birincisi secimler erkene alindi, ikinci enflasyon beklendigi olcude dusmuyor, ucuncusu Merkez Bankasi bekledigimden daha cetin ceviz cikti (olumlu bir sey). Neticede faiz oranlari benim bekledigim sekilde dusmeyebilir. Ote yandan faizler hala vergi sonrasi %17 gibi bir getiriye sahip, burun kivirilacak cinsten degil, hatta enflasyona endeksli bonolar da 5 yil vadeli yatirim olarak dusunulebilir. Ayrica hukumet de secim oncesi populizmde 5. vitese takmis gidiyor, butce aciklari hedeflenen 15 milyar YTL yerine bizim tahminimiz olan 25 milyar YTL seviyesinde gerceklesecek gibi gorunuyor. Tum bunlari alt alta koyunca bu sene icerisinde bizim borsanin 60000'e ulasamayacagi sonucunu cikariyorum.

Tum bu nedenlerden dolayi portfoyumde %85 agirlik verdigim borsa yatirimlarinin agirligini dusurme yonunde kesin kararimi vermis bulunuyorum. Bir senesini dolduran butun kagitlarimi pazartesiden itibaren yavas yavas satmaya baslayacagim. Boylece uc aydir kendi icimde yaptigim tartismalara da noktayi koymus bulunuyorum.

Bu konu ile diger alakali bir yazi ise Borsa Nasıl Oynanır? En Sağlam Tüyolar baslikli yazimizdir. Read More!

Amerikan Usulu Populizm Ne Demektir?

Turkiye’deki gelismeler keyfimi kacirinca, biraz kafa dagitmak icin dunya’da neler oluyor, bitiyor bakarken,yine bir Amerikali Cinliye karsi hikayesine rast geldim. Makelede yazilana gore Amerikali kongre uyeleri ulkenin yasamakta oldugu cari aciktan Cin’i sorumlu goruyorlarmis ve Cin hukumetinden ulkenin para birimi olan yuan’in degerini artirmasini istemisler. Turkiye'de biz biraz daha insafliyiz, kendi hukumetimizden istiyoruz Turk Lirasinin degerini dusurmesini, oyle baska ulkelere ultimatom falan vermiyoruz. Amerikali temsilcilere gore cari acigin tek sorumlusu Cin’in dusuk kur politikasi. Bu yaklasim tanidik gelmistir herhalde, bizim versyonda buna « dusuk kur, yuksek faiz » sorunsali diyoruz !

EFT Nedir?  Faşizm nedir?  Özel Üniversiteler  Devlet Üniversiteleri  Türk Bilim Adamı

Peki Amerikalilar Cin’e baski yapmakta haklilar mi? Amerikan Ticaret Bakanliginin rakamlarina gore 2006 sonu itibariyle Amerika’nin cari aciginin %31ini (yaklasik 260 milyar dolar) Cin ile olan ticari islemleri olusturuyor, bu oran 2005 sonunda %28mis. Asagidaki grafikte Amerika’nin Cin’le olan cari aciginin 2005-2006 arasi rakamlari mevcut (ham verileri kullandim, mevsimlik duzeltme yapmadim). Grafikte surekli artan bir acik soz konusu. Amerikali politikacilar icin Cin’den iyi gunah kecisi olamaz. Hem Cin ile yapilan islemler cari acigin 1/3unu (en buyuk pay) olusturuyor, hemde acik giderek artan bir trend icinde. Bu sartlar altinda bu sene icinde Cin ile yapilan ticareti enegelleyecek/azaltacak bir yasa tasarisinin Amerikan Kongresinde kabul edilmesi buyuk olasilik gibi goruluyor ( ilginctir piyasalarda boyle bir kanunun gecmeyecegi yonunde bir intiba olusmus durumda). Uluslararasi ticareretin en buyuk savunucusunun dusutugu durum cok acikli.

Amerikali politkacilarin, ve kuresellesme karsitlarinin, en buyuk yanlislari Cin’den alinan mallarin Amerika’da is kaybina sebep oldugunu dusunmeleri. Amerikan ekonomisi uzun zamandir epey dusuk issizlik oranini ile buyurken, Amerikali politikacilarin hangi is kaybindan bahsettiklerini anlamak guc. En fazla, calisanlarin bir sektorden baska bir sektore gecisi soz konusu olabilir, ki bu da aslinda calisanlari daha fazla kazanacaklari sektore yonlendirdigi icin olumlu bir gelisme. Ayrica The Economist’in dedigi gibi Amerika’nin Cin’den ithal ettigi mallarin bir cogu Amerika’da uretilmiyor. Cin kuru yukseltse bile, bu mallarin Amerikada uretilme sansi yok. Muhtemelen uretim baska ulkelere kayacak, Malezya, Tayvan, Endonezya gibi ulkeler Cin’in yerini alacaklardir.

Cari acik Amerika’nin da gundeminde, aynen bizde oldugu gibi. Bizim ulemamiz, ihracati artirmamiz lagzim ama kur cok degerli, degerini dusurmemiz gerekir diye olayi bagliyor. Amerikali cok bilmis politikacilar ise topu Cin’e atip, Cin hukumeti yuanin degerini yukseltsin diye baski yapiyorlar. Bizim ulkemizde yeterince sermaye olmadigi icin buyumek icin disaridan birikim ithal ediyoruz ve yillarca yerinde sayip, hic bir reform yapmamanin cezasini yuksek reel faiz odeyerek cekiyoruz. Amerikan halki da tasarruf etmeden, harcama yapmak istedigi icin Amerika diger ulkelerden tasarruf ithal ediyor. Amerikali politikacilarda insanlari tasarrufa yonlendirecek politikalar uretmek yerine sucu Cin’e atiyorlar. Goruyorsunuz, populistin milleti, dini, dili yok; populist heryerde populist. Read More!

Kuresel Ekonomi Nedir, Ne Demektir

Kuresel ekonomi nedir ne demektir diye merak eden bir okuyucumuzun sordugu sorulari sizlerle paylasmistik. Vaktimiz fazla yok hemen cevaplayalim.

1. Cin'de enflasyon yukselir mi? Son 4 yil icerisinde hammadde piyasalarinda meydana gelen degisimlerin bilmem farkinda misiniz? Bir cok hammaddenin fiyati uce dorde katlandi. Petrol ureticileri, komur ureticileri, celik ureticileri, demir cevheri ureticileri, bakir ureticileri, misir ureticileri, bugday ureticileri bayram ediyorlar. Bundan 30 sene once bu gelismeler dunya ekonomisini resesyona sokmaya yetecek gelismelerdi. Bugun ise, birakin bunlarin enflasyon yaratmasini, dunya buyumesi son dort yilda senelik ortalama %4.9 hizda buyuyor. Sebep? Kuresellesme, teknolojik gelisim, verimlilik artislari.

Cin, enflasyon ile parasinin degerini ufak miktarlarda arttirarak kolaylikla mucadele edebilir. Simdi de izledikleri yol budur. Paralarini dolara karsi senede %2-3 arasinda degerlendirerek enflasyonun yukselmesinin onunu kesiyorlar. Iceride ise faizleri yukselterek balon olusmasini engellemeye calisiyorlar. Durum bundan ibarettir.

Hisse Yorumları   Küresel ısınma Karikatürleri  Pesimist Nedir?  Fraktal Nedir  Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir

2. Amerika'da bazi tribunlere oynayan politikacilar Cin'in revaluasyon yapmasini istiyorlar. Akillari sira boyle bir gelisme Amerikali ureticilere avantaj saglayacak ve Cin'den ithal edilen miktar azalacak. Birincisi, %3-5'lik revaluasyonun Amerika'ya bir faydasi olmaz. Ikincisi, Amerikan para birimi euroya karsi onemli olcude deger kaybetti. Gitsinler baksinlar bu ithalati ne kadar azaltmis (Tugrul bunu pas olarak alabilir mi bilemiyorum). Ucuncusu, Cin'in ciddi bir revaluasyon yaptigini farzedelim, bu sefer de Cin'in yaratacagi boslugu diger ulkeler (Hindistan, Vietnam, Banglades) dolduracaktir. Yani Amerika'nin disaridan ithal edilen urunleri uretmesini beklemek sacmalik olur, isi gucu birakacagiz tava yapmaya mi baslayacagiz tekrardan? Yuksek ucret kazanmak istiyorsaniz katma degeri yuksek urunler uretmeniz gerekir, bu isler tava yaparak olmaz. Kaldi ki tava yapmaya baslasak, bu sefer de bu endustrilerde calisan "kacak" Meksikalilardan sikayet etmeye baslayacagiz.

Anlayacaginiz, Cin'e yapilan baskilar her durumda istenilenden farkli sonuclar doguracaktir. Biz buna ekonomide "The Law of Unintended Consequences" diyoruz. Genelde politikacilarin ortaya attigi cozum onerilerinin tamami bu kuralin gazabina ugradigindan dolayi biz serbest piyasa ekonomisini savunuyoruz.

Ayrica Cin'e niye baski yapiyoruz ki? Adamlar kole gibi calisip uc kurusa bize tava satiyorlar. Simdi Araplar bize $10'dan petrol satmaya kalksa, "dur kardesim ucuza satiyorsun fiyatlari arttirsana" mi diyecegiz? Salak miyiz biz?

3. Bernanke Cin'e tavsiye verirken abesle istigal etmis. Sana ne adamlar paralarini ister harcarlar, ister gomerler.

4. Dedigim gibi Cin parasini ufak ufak degerlendirerek enflasyon problemini cozebilir. Geriye iceride balon olusmasi problemi var, bunu da vergilerle oynayarak kontrol edebilir. Bence Cin icin ortada tehlikeli bir durum yok. Hatta adamlarin onlerindeki en tehlikeli durum enflasyon degil devaluasyondur.

5. Amerika'da ev fiyatlarinin artmasinin ardindaki sebep faiz oranlarinin dusuk olmasidir. Insanlar %5 nominal faizle ev alabiliyorlardi. Odedikleri faizi gelir vergisinden dusebildikleri icin odedikleri subvansiyon sonrasi nominal faiz %3 civarinda gerceklesiyor aslinda. Enflasyon oranlari da %3'e yakin gerceklestigi icin neredeyse SIFIR reel faize borclanarak ev sahibi olabiliyorlardi. Simdi reel faizlerin SIFIR oldugu bir ortamda hangi salak ev sahibi olmak istemez? Kaldi ki hammadde fiyatlari da arttigi icin ev fiyatlari her sene artiyor, neticede bu is cok karli bir yatirim olarak karsimiza cikiyor. O yuzden balon vardi da, bilmem neydi de gibisinden yapilan yorumlara guluyorum. Kaldi ki bu yorumlar 2003 yilindan beri yapiliyor. Insanlar dusuk faizlerin ev fiyatlari uzerindeki etkilerini hesaplamaktan bu kadar mi acizler?

Reel faizler niye dusuk? Cin ucuza ithalat yaparak hem enflasyonu dusuruyor, hem de ellerindeki dolarlarla Amerikan hazine bonolari alarak faizlerin dusuk olmasina sebep oluyor. Bir kez daha soyluyoruz. Uyandirma kerizi bulandirir denizi.

Peki Cin 1 trilyon dolarlik rezervlerini dolasima sokmaya kalkisirsa ne olur? Nasil olacak bu is? Elindeki hazine bonolarini satmasi lazim. Demek ki birilerinin hazine bonolarini almasi lazim. Cin hazine bonosu satarken ortaya para cikiyorsa, trade'in oteki tarafindaki adam da hazine bonosu alirken piyasadan para cikiyor demektir. Neticede yeni tek bir kurus yaratilmiyor anlayacaginiz.

Ortada bence risk yaratacak bir dengesizlik yoktur. Cin kendi halinden memnundur, durumunun bozulmasi zordur, Amerika kendi halinden memnundur, alan memnun satan memnun olduguna gore bu ticaret neden bozulsun?

Devam edecegiz. Read More!

Çin işi Japon Işi Bunu Bilen Kaç Kişi?

Salih Neftci bildim bileli "yapmayin etmeyin gelin şu paramizin degerini duşurelim, elin Cinlisi mali aldi goturdu" nakaratini soyler durur. Notlar'dan Cuneyd Yasin Cin'in rezervlerinin 1 trilyon dolari astigini farketmis ve olayi kavramaya calisiyor. Cok karmasik gorunuyor ama basit bir olay.

Manipülasyon Nedir  Borsa Nedir  Hisse Senedi Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  IMF Nedir    Ekonomi Nedir    Kalite Nedir

Cin dunyanin en kalabalik ulkesi, her sene 10 milyon yeni is yaratmasi gerekiyor, ayni zamanda yoksul bir ulke (idi). Ote yandan Japonya zengin bir ulke ama nufusu yaslaniyor, halki para harcamaktan ziyade emeklilik yillari icin para biriktirmeyi seciyor. Adamlar neredeyse sifir faize paralarini bankaya yatiriyorlardi da son zamanlarda faiz oranlari artmaya basladi. Anti-tez olarak da Hindistan'i verecegiz. Hindistan da cok buyuk bir ulke ve yakin bir gelecekte dunyanin en kalabalik ulkesi olacak. Hindistan Cin'den daha yoksul, nufusu da daha hizli buyuyor.

Bu ulkelerin ortak bir amaci var: buyumek. Cin ve Hindistan eski komunist/sosyalist ulkeler, gecmiste izledikleri politikalarin ise yaramadigini farkedip serbest piyasa ekonomisine, serbest ticarete gecmeye calisan ulkeler. Cin 70'lerin sonuna dogru bu durumun farkina varip erken davrandigi icin su an daha zengin. Hindistan ise ancak 90'li yillarda uyanabilmis.

Cin 90'li yillarda parasinin degerini dolara karsi fiksleyerek ihracata dayali bir buyume stratejisi izleme yolunu secmis. Bu stratejide paranizin degerini bilerek dusuk tutarak ihracat pazar payinizi arttirarak iceride is imkanlari yaratmayi seciyorsunuz. Mallariniz olmasi gerektiginden daha ucuz oldugu icin yuksek bir taleple karsilasiyorsunuz, ve bu talebi karsilamak icin yuksek miktarlarda uretim yapiyorsunuz. Bunun neticesinde elinizde yuksek miktarlarda yabanci para birimleri birikmeye basliyor (Paranizin degerini sabit tutabilmeniz icin dolar toplamaniz lazim). Ornek olarak Turkiye'de bir kisinin aylik 300 YTL ucrete calismasini Cin'in uyguladigi stratejiyi aciklamak icin kullanabiliriz. Bu kisi normalde 400 YTL asgari ucrete calismasi gerekirken is bulabilmek ve tecrube kazanabilmek icin daha dusuk bir ucrete calismaya razi olmus. (Sendikalara sorsaniz buna kapitalist sistemin gariban isciyi somurmesi olarak algilayacaklar ve karsi cikacaklardir). Sizce iyi bir strateji mi bu?

Bu stratejinin bir suru kotu tarafi var. Birincisi mallarinizi ucuza satiyorsunuz, ikincisi disaridan ihtiyac duydugunuz mallari pahaliya aliyorsunuz, ucuncusu biriktirmek zorunda oldugunuz dolarlarla Amerika'yi dusuk faizlere finanse ediyorsunuz, dorduncusu uzun vadede paranizin degerini arttirmak zorunda kaldiginiz zaman "tasarrufunuz" olan dolarlarin degerinin %30-50'si ucup gidecek. Mesela dolar gecen sene %10 civarinda deger kaybetti. Bunun Cin'e maliyeti neredeyse 100 milyar dolar, yenilir yutulur cinsten degil.

Bu stratejinin iyi taraflari da var. Birincisi buyume hiziniz olmasi gerekenden daha yuksek oluyor. Ikincisi, yabanci yatirimcilar ulkeye yatirim yapmaya akin ediyorlar (Nedeni hem hizli buyuyen piyasadan pay kapmak, hem de gelecekte deger kazanacak yerel para biriminden kar etmek). Ucuncusu, yabancilardan teknoloji transferi ve ogrenme kanaliyla beseri sermayeniz ve teknoloji birikiminiz artiyor. Ozellikle Cin bu konuda cok iyi bir strateji izliyor. GE sirketi Cin'e yatirim yapmak istedigi zaman onlara teknoloji transferini zorunlu kilmislardi.

Neticede artilar ve eksiler her ulke icin ayni degil, o yuzden her ulke nasil bir strateji izleyecegine kendisi karar vermeli.

Bu yazi bayagi uzun olacaga benziyor, baska zaman devam ederim. Read More!

Airbus A380'i Ucurdu. Cin Ucak da Uretecek

Airbus A380'i ucurdu, Cin ucak da uretecek yazimizla bu kadar politika ve cumhurbaskani muhabbetinden sonra biraz konuyu degistirelim dedik. Yaklaşık iki yıllık gecikmenin ardından Airbus en büyük yolcu uçağı A380’i uçurmayı başardı. Bu gecikmeler milyonlarca dolarlık zararın yanısıra bir de şirketin bir önceki CEO’sunun işten atılmasına sebep olmuştu. Yine bu gecikmeler sonucu ortaya çıkan finansal sıkıntıda şirket 10000 kişiyi de işten çıkaracağını anons etti. Ama bütün bu kötümser haberler mutlu sona engel olmadı ve ilk A380’ler deneme uçuşlarını başarıyla tamamladı.

Liderlik Nedir?   Küresel ısınma Nedir  Komünist Nedir  Komünizm nedir?  Kapitalizm Kapitalist nedir

İki katlı olarak dizayn edilen A380’ler standard dizaynında 555 yolcu taşıyabiliyor. Boeing’in en büyük uçağı olan 747’den 90 yolcu daha fazla taşıma kapasitesi olan uçak uzunluk olarak 747’den daha kısa ancak kanattan kanada genişliği bir futbol sahası kadar olmasıyla en büyük uçak ünvanını hakediyor. Alternatifi Boeing 747’den çok daha sessiz çalışan motorlarının yanısıra önemli ölçüde yakıt tasarrufu da sağlıyor. 617 ton ağırlıkla kalkabilecek bir şekilde tasarlandı bu dev kuşlar. Bu açıdan uzun menzilli uçuşlarda tercih edilecek bir uçak olacak gibi görünüyor. Ancak en önemli dezavantajı çok az havaalanı bu kadar yolcu taşıyan uçağı indirebilecek bir piste sahip. Bunun yanında bu kadar yolcuya aynı anda hizmet verebilmenin de ayrı bir zorluğu var tabii.

Bu uçağı üretebilmek için Airbus toplam 10 milyar dolarlık bir yatırım yaptı. Tek bir uçağın liste fiyatı ise 319 milyon dolar. Şu anda 14 ayrı havayolu şirketinde 156 adet sipariş alan Airbus bu uçağa yaptığı yatırımın masraflarını çıkarıp kara geçebilmesi için en az 400 adet sipariş alması gerekiyor. Daha önce sipariş veren UPS ve FEDEX peşpeşe gelen erteleme haberlerinden sonra siparişleri iptal ettiklerini bildirmişlerdi. Bununla birlikte henüz herhangi bir Amerikan şirketinin sipariş vermemesi de bir başka haber. Northwest gibi uzun menzilli uçuş yapan şirketlerin siparişlerini alacaklarına eminler Airbus yetkilileri. Bekleyip göreceğiz.

İlk transatlantik uçuşlarında Lufthansa Frankfurt’tan New York JFK’ye uçarken; Qantas Toulouse Fransa’dan Los Angeles Uluslararası havaalanına uçarak geç de olsa güzel bir başlangıç yapmış oldu. Buralardan Chicago O’hare gibi birkaç farklı havaalanına daha uğrayarak geri dönecek uçaklar. İşin bir diğer ilginç yanı ise bu uçağı ilk ağırlamak isteyen havaalanlarının kıyasıya bir rekabete girerek lobi yapması oldu. Tam Los Angeles önceliği aldı derken JFK son bir atakla önceliği kapınca Airbus iki uçak aynı anda uçurma kararı aldı. Harcanan para da cabası tabiii. Bu uçağın inebilmesi için New York JFK havaalanı toplam 300 milyon dolar harcayıp pistlerini genişleterek uçağın inişine hazır hale getirdi. Aynı şekilde Los Angeles havaalanı da 120 milyon dolarlık bir harcama yaptı.

Hava taşımacılığında iki büyük şirket yarışıyor. Boeing ve Airbus her ikisinin de ortalama yüzde 45’lik bir piyasa payı var. Boeing daha çok küçük uçaklarda üstünlük kurmuşken, Airbus büyük uçaklarıyla popüler. Ancak bu iki şirket son günlerde önemli bir sürprizle karşı karşıya. Şu anda 1100 uçağa sahip Çin önümüzdeki 14 yıl içinde 1600 uçağa daha ihtiyacı olduğunu tahmin ediyor. Bunun toplam maliyeti de yaklaşık 180 milyar dolar. Bunu göz önüne alan Çin hükümeti kendi uçaklarını üretmeye karar verdi. Sadece bu karar bile ciddi ticari açıkları olan ve en büyük ihracatçısı Boeing olan ABD’nin uykularını kaçırmaya yetti. Son gecikmeler dolayısıyla önemli sıkıntı yaşayan Airbus da Boeing’den farklı değil. Önemli sıkıntıları var. Henüz bu açıklamalar Çin’in bu uçakları üretebileceği konusundaki şüpheleri izale edebilmiş değil ama Çin’e bu konuda know how verebilmek için şimdiden her iki şirket de lobi yapmaya başladı bile. Çin şu anda 100 kişiye kadar yolcu taşıma kapasitesine sahip ARJ’leri üretiyor. Ancak bu uçaklara uluslararası piyasalarda henüz bir market bulabilmiş değil.

Selcuk Hakan (selcukh61.blogcu.com) Read More!

Sene Sonu Degerlendirmesi

2006 yilini finansal piyasalar acisindan geride biraktik. Bundan yaklasik 1 sene once yaptigimiz tahminler nasil gerceklesmis tek tek bakacagiz bu yazida. O yuzden biraz uzun olacak.

Analizlere gecmeden once bundan sonra yan tarafta bulunan tahminlerimi ve portfoyumdeki kagitlarin listesini kaldiracagimi soylemek istiyorum. Bunun sebebi borsaya ilgi duyan okuyucularin bizim siteden cok daha fazla hizmet sunan diger finansal siteleri ziyaret etmesidir. Maalesef biz de hergun "borsa cikti, 38300'de destek 39500'de kostek var. Destek kirilirsa borsa daha asagi dusebilir, yok direnci gecerse daha da yukari gidebilir" seklinde gerizekali yorumlar yazacak sabir yok. Biz borsaya uzun vadeli bakiyoruz, cogu zaman ancak haftada bir hisselere ne olmus diye bakabiliyorum mesela. O yuzden borsa odakli bir site olma iddiamizdan vazgectigimizi belirtelim. Bu durumda enerjimizi okuyucularimizin daha cok ilgi gosterdigi ekonomi yorumlarina harcamaya karar verdik.

Sadede gelelim. En son 5 Aralik tarihinde performans degerlendirmesi yapmisiz. O zamanki getirimiz %34.5 imis, IMKB ise %18 getiriye sahipmis. Bu yil sonu itibariyle bizim getirimiz %37.2'e yukselmis, IMKB'nin getirisi ise %22.2 olmus. Demek ki yaklasik 15 ayda IMKB endeksinin %15 uzerinde bir getiri elde etmisiz. Mayistaki krize kadar portfoyumuzun %100'unu borsada tutuyorduk ancak en son durumda portfoyumuzun yaklasik %70'i borsada. Yani daha dusuk riske ragmen borsanin uzerinde getiri saglamaya devam etmisiz.

Doviz Tahmini

Doviz tahmini ile ilgili yazimizi 23 Ocak 2006 tarihinde yazmisiz. Demisiz ki doviz tahmini yapmak her babyigidin harci degildir, dogru cikma olasiligi %50'dir. Buna ragmen sene sonunda 1 Euro= 1.27 Amerikan Dolari, 1 Amerikan Dolari = 1.35 YTL olacak demisiz. Mayis ayinda kriz ciktiktan sonra bir kac tane okuyucumuz bizi "tahminleriniz dogru cikacak gibi gorunmuyor" diyerek taciz etmislerdi. Biz de tahminleri sene sonu itibariyle verdik, sabrederseniz sene sonunda tahminlere ne olmus gorecegiz seklinde cevap verdik. Sene sonu geldi, sans perisi yuzumuzu kara cikartmadi. Amerikan dolari bizim tahmin ettigimiz gibi euro ve Turk lirasi karsisinda (reel olarak) deger kaybetti. Sene sonu itibariyle 1 Euro=1.32 USD, ve 1 USD =1.42 YTL gerceklesti, demek ki gerceklesmeler nokta tahminimizin %4 uzerinde gerceklesmis. Doviz tahminlerinde onemli olan yonu bilmektir zaten. Merkez Bankasi sagolsun faizleri hayvan gibi arttirarak dolarin 1.77 YTL'den donmesini ve sene sonunu bizim tahmin araligimiz icerisinde tamamlamasini saglamistir.

Borsa

Borsa yorumumuzu 29 Aralik 2005 tarihinde yapmisiz ve onumuzdeki 2-3 sene icerisinde dusecek faizlerin de etkisiyle borsanin yonunun artida olmasini bekledigimizi belirtmisiz. Maalesef doviz tahminimizin dogru cikmasina neden olan Merkez Bankasi bu sene icin borsa tahminimizin yanlis cikmasina neden oldu. Biz de salak degiliz zaten faizler %13'den %20'lere cikinca borsadaki paralarimizin %30'unu tahvile kaydirdik. Neticede portfoyumuz bir sene oncesine gore hala artidadir, IMKB endeksi yerinde saymis olmasina ragmen.

Borsa vs. Faiz

5 Ocak 2006 tarihinde bu yorumda bulunmusuz. Uzun vadeli yatirim yapacaksaniz adresiniz borsadir demisiz. Ancak kisa vadeli (bir kac yil) yatirim yapacaksaniz biz karismayiz cunku her zaman terste yakalanma olasiliginiz vardir diye de uyarmisiz. Nitekim borsa yerinde saydi ve faizler de yukseldi. Neticede bu sene kisa vadeli faize yatirim yapanlar kazandi. Kisa vadede bu tahminimiz de faizlerin yukselmesinden dolayi yanlis cikti. Ancak tahminimiz uzun vadeye yonelik oldugu icin bir degerlendirme yapmak icin henuz cok erken.

Altin

Yine 5 Ocak 2006 tarihinde altin fiyatlari $500 civarindayken su yorumda bulunmusuz. Demisiz ki dolarin dusmesini ve Hindistan'in buyumesini goz onune alirsak onumuzdeki 1 sene icerisinde altinin dusme olasiligi yoktur, %15-20 araliginda da bir getiri elde edebilirsiniz. Tam 12'den vurmusuz. Altin bu yili $639'dan kapatti, son bir yil icerisinde %25'in uzerinde bir getiri sagladi. 2006 yilinda altin alanlar en yuksek getiriye sahip oldu.

Faiz

Bir tahmin ancak bu kadar yanlis cikabilir. Biz kati maliye politikasinin faizlerde dususe neden olacagini dusunuyorduk. Neticede bu sene butce fazla verecek, en azindan denk butceye yaklasacak bir performans gosterdi. Bu reel olarak kamu borclarinin azaldigi anlamina geliyor. Maalesef borclarin azalmasi bekledigimiz etkiyi gosteremedi. Faizlerin artmasi demek, tuketimin artis hizinda yavaslama ve finansal varlik fiyatlarinda dusus anlamina gelir. O yuzden ekonomik buyume hizinda dusus gozlemlememiz ve borsanin 45 binlerden dusmesi kimseyi sasirtmamali.

Petrol

Petrol fiyatlari bir ara $80'a yaklasmis olsada son bir yilda fiyatlarda bir artis goremedik. Biz uzun vadede ozellikle Cin ekonomisinin daha da buyumesiyle talep kaynakli petrol fiyatlarinda artis bekledigimizi belirtmistik. Bu konuda karar vermek icin henuz cok erken. Yine de yanildigimiz tahminlerden bir tanesi de budur diyebiliriz.

Otomotiv Piyasasi

Biz 14 Ocak tarihinde otomotiv piyasasinin yukselecegi yonunde tahminler yapmistik. Bu yuzden de 5.90 YTL'den DOAS hissesi almistik. Mayis ayindaki krize kadar gelismeler beklentilerimiz dogrultusunda gerceklesti. Hatta elimizdeki DOAS hisselerinin bir kismini 11 YTL'den de sattik. Ancak krizden sonra DOAS haliyle dustu, otomotiv piyasasi da darbe yedi. Sene sonu itibariyle bu tahminimiz de yanlis cikmasina ragmen, bu tahmini baz alarak yaptigimiz yatirimlardan iyi para kazandik.

Gayrimenkul

Ulkemizdeki gayrimenkul fiyatlarinin ucuz olmadigini ama pahali da olmadigini, gayrimenkul fiyatlarinin yukari gitme olasiliginin asagi gitme olasiligindan fazla oldugunu 23 Ocak tarihinde soyledim. Elimizde bakabilecegimiz objektif bir endeks yok ki gayrimenkul fiyatlarina ne olmus diye bakabilelim. Ancak bneim Turkiye'de konustugum kisiler gayrimenkul fiyatlarinin bu yil yaklasik %20 civarinda yukari gittigini belirtiyorlar. Bu konuda yaptigim tahmini dogru kabul ediyorum, ve hala da ortada bir gayrimenkul balonu olmadigini iddia ediyorum.

Devalüasyon Nedir    Verimlilik Nedir    Altın Yorumları    Hedge Fon Nedir    Resesyon Nedir    Nükleer Santraller

Bank of America

25 Ocak tarihinde Bank of America icin "BAC'nin bugunku fiyati $44.44 ve fiyat kazanc orani sadece 10.7. Ayrica hersene $2.20 kar payi dagitiyor. Bence iyi bir fiyat ve senelik %15 nominal getiriyi rahatca yakalar gibime geliyor" demisiz. Ne olmus? BAC 2006 senesini $53.39'dan kapatmis. Ayrica $2.12'da kar payi dagitmis. Bizim sozumuzu dinleyip bu hisseyi alan arkadaslar 11 ay icerisinde dolar bazinda %25'in uzerinde bir getiri elde etmislerdir. Turnayi bu tahminde de gozunden vurmusuz.

Cin

Bank of America kagidini onermemizin bir sebebi Cin'e dolayli da olsa yatirim yapmak istememizdendi. Aslini sorarsaniz Cin'e hala nasil guzel yatirim yapabiliriz kavrayabilmis degiliz. Vaktimizin darligindan arastirmiyoruz. Ancak 2006 senesinde Cin'in de yukari gidecegi yonunde tahmin yapmistik, ve gerceklesmeler de bu yonde.

Hindistan

2006 senesinde uzun vadeli yatirim yapmak istiyorsaniz Hindistan'i tercih etmenizi, bunu da Amerika'dan IBN kodlu ICICI Bank hisselerini alarak yapabileceginizi belirtmistik. Bu oneriyi yaptigimiz zamanlarda IBN $30 idi, ve Mayis Ayindaki kriz zamanlarinda $22'a kadar dustu. Cok iyi alim firsatiymis. IBN 2006 senesini $41.74'den kapatti. Subat ayinda alin dedigimiz zaman alanlar %40 getiri elde ettiler, Subattaki fiyati pahali bulup daha sonra dustugunde alanlar ise daha fazla. Hindistan borsasi da Subat ayinda 10000 civarindaydi, seneyi 13800'den kapatmislar. Demek ki Hindistan pahali degilmis.

Futbol

Dogru durust topa vurmasini, calim atmasini bilmem ama nedense futbol ile alakali tahminlerim dogru cikiyor. Ilk tahminim Galatasaray'in sampiyon olmasi. 12'den vurmusum. Daha sonra daha grup maclari oynanirken, Fransa'nin galibiyeti bile yokken, kimse Fransizlara yaslandilar, vs. diyerek sans vermez iken Fransa sampiyon olacak dedim. 11'den vurdum. En isabetli tahmini ise 14 Eylul tarihinde yazdigim yazida yapmisim. Galatasaray grubunda sonuncu olur, Besiktas ve Trabzon UEFA kupasindan erken elenir, Fenerbahce de kotunun iyisi oldugundan ligde sampiyon olur demisim. Fenerbahce > Galatasaray > Besiktas > Trabzon seklinde yorum yapmisim, ve ilk devrenin sonunda bu tahminim aynen gerceklesmis.

Ekonomik Buyume

21 Mayis tarihinde piyasalarda kan govdeyi gotururken Asaf Savas Akat ekonominin "Sert inis" yapacagini tahmin ettiginde ben de "Ben bugun Savas Akad'in yaptiginin tam tersi bir tahminde bulunacagim ve ekonominin en kotu ihtimalle yumusak inise gececegini (%4 buyume), normalde de %6-7 civarinda bir ekonomik buyumenin gerceklesecegini soyluyorum. Eger ekonomik buyume %4'un altinda gerceklesirse Savas Akad'in yaptigi "sertimsi inis" tahminin dogru ciktigini kabul edecegim. Amerika'da sertimsi inis dediginiz zaman bu en fazla %2 buyumedir ama olsun, ben Akad'in kotu tahminciligine guveniyorum ve tersinin gerceklesecegine inaniyorum" demisim. Henuz 2006 yilinin tamamina iliskin buyume rakamlari belli olmadi ama gorunen koy kilavuz istemez ekonomik buyume %4'un uzerinde gerceklesecek. O yuzden ben Asaf Savas Akat'in yanildigini ve benim de hakli ciktigimi simdiden soyluyorum.

Okurlarimiza neden diger ekonomistlere nazaran iyimser tahminlerde bulundugumu aciklayayim. Bir aciklamayi hakediyorlar. Son yuzyila bakarsaniz ekonomiler cogu zaman buyur, arada sirada kisa donemli olarak krizlere girilir ama buyume devam eder. Genel egilim bu. Ekonomik buyumenin arkasinda iki tane neden var. Birincisi tiptaki ilerlemeler neticesinde nufusun her sene artmasi, ikincisi ve en onemlisi ise teknolojik ilerleme. Anlayacaginiz ekonomik buyume Fenerbahce'nin Turkiye'deki performansi gibi bir sey. Arada sirada bir iki tane gol yese de her zaman daha fazlasini atiyor. Simdi ben "eger hic bir sey bilmiyorsan ve sadece bunu biliyorsam" bir sonraki golu kimin atacagini tahmin etmemi beklersiniz? Fenerbahce'nin mi yoksa rakip takimin mi? Bildiniz, 10 puan.

Ancak ben ayrica bir suru olumlu gelisme de goruyorum. Haa, defansta aciklar vermiyor muyuz, veriyoruz ama bu bizim once gol yiyecegimiz anlamina gelmez. Bu senede defansta aciklar verdik, rakip cok tehlikeli geldi ama golu atan yine biz olduk. Asaf Savas Akat iste bu yuzden 2005 senesinde oldugu gibi 2006 senesinde de yanildi. Haa, 2007 veya 2008 senesinde yaptigi karamsar tahminler dogru cikabilir mi, cikabilir. Biz zaten hic gol yemeyecegiz demiyoruz ki. Bizim dedigimiz ne zaman gol yiyecegimizi ne zaman gol atacagimizi tahmin etmeye calismayin, kendinizi cumle aleme rezil etmeyin. Uzun vadede "buyuk sayilar kanununa" dayanarak yedigimizden daha fazla golu atacagimizi biliyoruz zaten, o yuzden kendinizi kisa vadeli tahminlerle kasmayin derim. Haa, kumar oynamayi seviyorsaniz o zaman bunu finansal piyasalarda degil bizim yaptigimiz gibi futbol uzerine bahis oynayarak yapin. Kazanma sansiniz daha fazla, topa vurmasini bilmeseniz bile!!

2007 yilinin hepimiz icin hayirli olmasini diliyorum. Tahminlerimle ilgili sorulariniz veya yorumlariniz varsa onlara da cevap vermeye hazirim.

Not: Bu arada hic biriniz Ekonomi Turk dogum gununu ne hatirladiniz ne de kutladiniz, hepinizi esefle kiniyorum. Bugun Ekonomi Turk 1 yasina basmistir, iyi ki dogdun Ekonomi Turk.

Ekonomix Read More!

Egitim Egitim Egitim

Hosgeldin Selcuk. Sagolasin, ufkumuzu genislettin. Ekonominin gunluk isleri ile ugrasirken Cin, Amerika, ARGE muhabbeti icimizi acti. Simdi Selcuk'un actigi yoldan ilerleyip egitim konusunda okudugum bir kac makalenin ozetini yapmak istiyorum. The Wilson Quarterly dergisinin Sonbahar sayisinda Amerika, Almanya, Cin ve Hindistan’daki universite egitimi ile bir dizi yazi yayinlandi.

Once Amerika ile baslayalim. Agustos ayinda National Commission on the Future of Higher Education tarafindan yayinlanan bir raporda, Amerika universitelerinin egitim kalitesinde ciddi bir dusus yasandigi vurgulanmis. Raporda universite mezunlarinin sadece %31’inin prose literate oldugu (yani bir gazete haberini anlayacak seviyede okuma yazma bildikleri) belirtiliyor. On sene once bu oran %40 imis. Dikkat edin, universite mezunlarindan bahsediyoruz.

Iflas Nedir  Borsa Nedir  Hisse Senedi Nedir  Risk Nedir  Libor Nedir  Ikame Etkisi Nedir

Bir diger rapor, gecen sene U.S. National Academies kurumu tarafindan hazirlanmis ve Cin’de her sene mezun olan muhendis sayisinin Amerika’nin 8 kati oldugu hesaplanmis (daha sonra bu oran 2.5 olarak duzeltilmis).

Amerikan universitelerindeki en buyuk problem, herkese herseyi saglamaya calisirken hic birseyi dogru durust basaramamak seklinde ozetlenmis. Universiteler bir yandan ogrencilere ileride parali is bulmalarini saglayacak egitim vaad ederken, ayni zamanda ozel sirketlere kar saglayacak pratik bulus ve teknikler pesinde kosmaya calisiyor, ote yandan okula bilimsel sohret kazandiracak teorik arastirmalar yaparken, kendilerine butceden pay veren politikacilari memnun edecek sekilde eyaletin vatandaslarina ucuz egitim firsati vermeyi amacliyormus ve sonucta bir cok universite hic bir seyi dogru durust yapamiyormus.

Bu yuzden bir cok profesor ders vermeyi asistanlara birakip kendilerini arastirmaya adamis, ogrencileri memnun etmek ve yuksek ortalama ile mezun olmalarini saglamak icin (boylece hem ileride is bulabilsinler hem de ogrenciler bu okuldan mezun olmak zor deyip kayit olmamazlik etmesin) not enflasyonuna bel bagliyormus. Amerika’da ozellikle sosyal bilimler alaninda ogrenci ayni zamanda musteridir, memnuniyeti teaching evaluation denen donem sonu anketleri ile saptanir, profesorlerin mesleklerinde ilerlemesi bu anket sonuclarina baglidir.

Ozellikle hizmet sektorunde, universite egitimi gerekmedigi halde, calisanlarin bir cogu universite mezunu imis. Artik universite egitimine bir “defensive necessity” yani geride kalmamak icin lise mezunlarinin almak zorunda olduklari bir mal/hizmet olarak bakiliyormus.

Simdi Cin’e gecelim. Cin’de ilk universiteler 20. yuzyilin basinda ve cogunlukla ozel universite seklinde kurulmus. 1949’da Komunist Parti’nin basa gelmesi ile tum universiteler devletlestirilmis. 1966’da Kultur Devrimi sonucunda universitelerin buyuk cogunlugu kapanmis. Mao’nun 1976 yilinda olumunden sonra tekrar universitelere onem verilmeye baslanmis. 1977’de ulke capinda yapilan ilk universite sinavina 6 milyon aday katilmis ve bunlardan sadece 278 bini universitelere kabul edilmis. 1982 yilinda ozel universitelerin kurulmasina izin verilmis. 1992’de universite cagindaki genclerin sadece %2’si universiteye gidebiliyor iken bugun bu sayi %20’ye yukselmis (Amerika’da bu oran %40).

Son yillarda universitelerin buyumesi ile birlikte sorunlar da artmis. Her sene mezun olan 4 milyondan fazla gence is bulmak buyuk bir sorun haline gelmis. Bir cok universite mezunun ancak guvenlik gorevlisi, temizlikci, dadi olarak is bulabildigi, bir cenaze evinde acilan posizyon icin 500’den fazla universite mezunun basvuru yaptigi sik rastlanan gazete haberleri arasinda imis.

Mesele sadece mezun olan ogrenci sayisi ile ibaret degil, universite egitimin kalitesi ile ilgili de bir cok problem mevcut. Her ne kadar her sene muhendislik diplomasi alan genc sayisi Amerika’dan 2.5 kat fazla ise de bunlarin sadece %10’unun Amerika’da okuyan muhendisler kalitesinde oldugu hesaplanmis. En cok karsilasilan problemler Ingilizce bilgisinin yetersiz olmasi, egitimin pratikten uzak – teori agirlikli olmasi ve ogrencilerin inisiyatif eksikligi. Diger bir problem universite yoneticilerinin genellikle uzman olmayan parti ileri gelenlerinden meydana gelmesi ve islerini iyi yaptiklari icin degil Parti’ye bagliliklarindan dolayi basa gelmeleri imis. Yapilan bir arastirmada mezun olan Cinlilerin %35’i universitede gecirdikleri zamani bir kayip olarak goruyormus, %50’si islerine yarayacak hic birsey ogrenmediklerini soylemis.

Dunya’nin ilk 50 universitesi arasinda Cin’den tek okul olmasi (Beijing Universitesi) Cinlileri uzen baska bir problem. Listede Amerika’dan 20, Ingiltere’den 8, Avustralya’dan 6, Kanada’dan 3, Isvicre, Hong Kong, Japonya, Singapur ve Fransa’dan 2, Hindistan ve Almanya’dan 1 tane var. Oysa hukumet aktif bir sekilde elit universiteleri destekliyor ve dunya capinda bir seviyeye cikarmaya calisiyor. Devletin egitim harcamalarinin buyuk kismi bu elit okullara gidiyor.

Ilginc bir anekdot: Haziran’da Henan eyaletinde universiteli genclerin yol actigi buyuk sokak gosterileri yasanmis. Olaylarin sebebi suymus. Universite sinavlarindan yuksek puan alip prestijli Zhenghzhou universitesine giremeyen gencler, o universiteye bagli Shengda isminde baska bir kampusune 5 kat fazla ucret verip yazilmislar. Cunku kendilerine alacaklari diplomanin uzerinde Zhenghzhou Universitesi yazacagi sozu verilmis. Mezun olduklari zaman bakmislar diplomanin uzerinde Shengda Universitesi yaziyor. O diploma ile is bulmak ise imkansiz imis. Paramizi geri isteriz diye gencler ayaklanmis. Gosteriler gunlerce surmus.

Cin’de nufusun sadece %3’unun universite mezunu oldugunu biliyor muydunuz? Amerika’da %37, Turkiye’de %10, Hindistan’da ise %5.

Bu arada Cin’de ortalama universite ucreti yillik 1000 dolar imis. Alcak herifler. Komunist ulkede bile parali egitim var demek ki. Universite sinavlarina hazirlanmak icin dersanelere ve ozel hocalara verilen paranin haddi hesabi yokmus. Universite sinavi tek degil, uc gunluk bir sinavmis.

Almanya’nin problemi universitelerin kamu kurulusu huviyetinde islemesi. Universite butceleri buyuk olcude (%80) devlet tarafindan karsilaniyor. Ucretler yillik 1200 dolar civarinda. Aferin Menkel. Profesorler, devlet memuru statusunde. Calisan calismayan, arastirma yapan yapmayan ayni parayi aliyor. En cok onem verilen sey her universitenin ayni seviyede, ayni egitimi yapmasi. Universiteler arasi rekabet yok. Alman hukumeti, universitelerin arastirma fonu icin rekabet etmerini tesvik etmek amaciyla gelecek 5 yil icin toplam 2 milyar dolarlik bir fon kurmus. Oysa bu parayi Amerika’da iyi universitelerden sadece bir tanesi tek bir senede harciyormus.

Son olarak Hindistan. Hindistan, Cin’den sonra en cok muhendis mezun eden ulke. Ama Hindistan’daki ozel sirketler arasinda yapilan bir ankete gore firmalar bu mezunlarin sadece %10’unu kaliteli olarak gorup ise almayi dusunebilirmis. Arastirma-gelistirmeye ayrilan fonlar milli gelirin sadece %0.7’si. Cin’de bu rakam %1.48, Amerika’da %2.7. (Turkiye’de %0.6). Universitelere devletin harcadigi para milli gelirin %0.37’si. Cin’de 0.50, Amerika’da 1.41.

Neden boyle? Cunku Hindistan’da universitelerin cogu ozel okul huviyetinde. Sadece %30’u devletten yardim aliyor. Ama professor maaslarina, universiteye giris kosullarina, ogrenim mufredatini devlet belirledigi icin universiteler arasi rekabet ortadan kaldirilmis.

Diger bir sorun toplumdaki sinif farkliligi ve bunun yarattigi esitsizlik. Bu esitsizligi ortadan kaldirmak icin devlet universite ogrencilerin en az dortte birinin alt siniflardan (bunlara untouchables deniyor) olmasi sartini getirmis. Ne yazik ki esitlik saglamayi amaclayan politikalar universitelerin kalitesinin dusmesine sebep oluyormus. Indian Institutes of Technology isminde 7 kampusden olusan dunya capinda bir universiteleri var. Ancak sadece 30,000 ogrenci burada okuyor. Universite hocalarinin sadece ucte birinin doktora derecesi var.

Yaa iste boyle. Herkesin onunde sorunlar, bu sorunlarin gizledigi firsatlar var. Sikayet etmek isteyen icin de iyimser olmak isteyen icin de sebepler mevcut. Read More!

Cin Ucuyor Amerika Kaciyor



OECD bugün yeni bir rapor daha yayınlandı. Bu rapora gore Çin 2006 yılında ilk defa araştırma geliştirmeye en fazla para ayıran ikinci ülke oluyor. Dile kolay toplam 136 milyar dolar harcıyorlar araştırma geliştirmeye. Hani biz GSYIH’nın yüzde birini bilime, araştırma geliştirmeye harcayalım dedik de harcayacak yer bulamadık ya iste bu oran Çin’de şu an yüzde 1.2 ... Çok yakında yüzde 2’ye çıkaracaklar. Biz de AB müzakerelerine devam edersek yüzde 2’ye çıkaracağız on yıl içinde bunu da es geçmeyelim. Her zamanki gibi Amerika R&D harcamasında lider... Yaklaşık 330 milyar dolar olacak toplam 2006 yili harcamasi... 15 Avrupa Birliği üyesi ülkenin toplam yaptığı harcama 230 milyar dolar. Japonya tek başına harcadığı 130 milyar dolar’la Çin’e geçildi ve üçüncü sırada yer aldı. Yıllar itibariyle grafiğe baktığınızda Çin’in yükselişi sizleri korkutabilir. Garifigin cozunurlugu pek iyi degil ama geometrik artış göze çarpıyor hemen. Çin kaç yılında Amerika’yı geride bırakacak sorusunu ise usta ekonometricilere bırakalım. Cevaplamazlarsa biz bir iki kelam ederiz.

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı

Yine bu rapora göre 1995 yılından 2004’e Çin’in araştırmacı sayısı yüzde 77 artarak 926.000’e ulaştı. Buna karşılık Amerika hala 1.3 milyon civarında araştırmacısıyla ilk sıradaki yerini koruyor. Ama gidişat odur ki yakında Çin araştırmacı sayısında da Amerika’yı sollayacak. 1.2 milyar insan aralarında birkaç milyon çıksa yeter tabii...

Hepinize merhaba. EkonomiTurk ekibine bizi de aralarina davet ettikleri icin cok tesekkurler. Bundan boyle yazilarimizi burada da yayinlayacagiz.
Selcuk Hakan (selcukh61.blogcu.com) Read More!

Bank of China

Son gunlerin hikayesi su: sicak para yuksek riske sahip gelismekte olan ulkelerden guvenli limanlara kaciyor. Sicak paranin ne yaptigi cok onemli degil, soguk paranin ne yaptigina bakalim. Wall Street Journal'in haberine gore Bank of China'nin halka arzi yapilmis ve bankanin %10.5'i $9.72 milyara satilmis. Yani piyasa fiyati asagi yukari $100 milyar dolar.

Isin ilginc yani bu degil. Halka arza gelen teklifin buyuklugu tam tamina $400 milyar, bunun $200 milyari institutional investor dedigimiz soguk para sahipleri. Biz ulkeden kacan $5-6 milyara yaniyoruz, Cin'e oluk oluk para girmek icin kapida bekliyor. Bana sorarsaniz Cin'in politik riski gelismekte olan piyasalarin hepsiden daha buyuk. Ancak kur riski sifir, hatta negatif ve buyume potansiyeli cok yuksek. Demek ki getiri beklentileri de sermaye akislarinda risk kadar onemliymis!!!

Fraktallar
Fraktal nedir? Read More!