Populizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Populizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Vergisini Zamaninda Odeyen Vatandasa Keriz Demenin...

Vergisini zamaninda odeyen vatandasa keriz demenin adi ne zamandan beri "mujde" oldu. Aksam gazetesi "Esnafa Bakandan Mujde" baslikli bir haber yapmis, link verme geregi duymuyorum. Referandum bitti, ulke secim ekonomisi surecine giriyor. Onumuzdeki 9 aylik surec boyunca dis dunyada olumsuz gelismeler olmazsa Turkiye ekonomisi secim dolayisiyla verilen rusvetlerin etkisiyle cok iyi bir performans sergileyecektir.

Bu sabah Yenzedelerin haberini okudunuz. Az once mali kural ile ilgili bir yazi daha yazdim. Simdiki vergi, sigorta ve Bag-kur borcu haberini de goz onune alirsaniz hukumetin hic zaman kaybetmeden secimlere yonelik hamle yapmaya basladigini gorebilirsiniz. Bu surecte borsalar 70 bin de olur, 75 bin de demedi demeyin. Ama tabii Turkiye'de asil para yatirim yaparak degil, vergi kacirarak, kacak konut yaparak, politikacilarla ticaret yaparak kazanilir. Bu sene icerisinde vergi borcunu ve SSK primini yatiran esnafa da keriz denir.

Yenzedelere tavsiyem bogaz koprulerini ve otoyollari trafigin en yogun oldugu pazartesi sabahi kapatarak "eylem" yapmalari ve "magduriyetlerini" herkese duyurmalaridir. Ayni stratejiyi findikcilara, tavukculara, vs. de oneririm. Yagmalayin yagmayalabildiginiz kadar. Korkmayin, ulkeye kisa vadede bir sey olmaz, hem borcluluk orani cok dusuk, hem butce aciklari az, hem de buyume orani yuksek. Simdi yagmalamazsaniz, bir dahaki krizde cok pisman olursunuz. Artik piyasalar mali kural yalanini da yemezler. Read More!

Uzun donem tahmini

Bugun Basbakan'in basin toplantisini izledim. Basbakan sayesinde teget, kiris derken ekonomi geometri oldu. Arada secimler biraz yamuk sonuclandi ama fazla hasar vermedi.

AKP iktidari tam anlami ile ANAP donemine benzemeye basladi. Ilk doneminde ANAP da mukemmel islere imza atmis, secimlerde yamulduktan sonra populist politikalara sarilmisti. Bugun AKP liderinin yaptigi konusmayi izleyince "donup donup bina okuyan" zavalli zihniyet aklima geldi. Yirmi birinci yuzyilda hala kuresel aktor olma iddiasindaki bir ekonomide "tekstil-konfeksiyon gibi sektorlere devlet tesvigi" verilmesini benim kafam almadi. Dunyanin butun kumasini sen uretsen ne cikar? Biri bana anlatsin.

Altın Yorumları    UNESCO Nedir    Sosyalizm Nedir  Forex Nedir    Fraktallar  Altın Oran Nedir

Butun paketi tek cumlede ozetleyebilirim: AKP hukumeti, tipik siyasetci numarasi ile vatandastan -silah zoruyla- topladigi vergileri, arkasini devlete yaslayan is cevresine peskes cekiyor. Kimse de, kimin parasini kime dagitiyorsun diye sormuyor.

Turkiye'nin yasadigi gereksiz krizin sorumlulugunu dunyadaki gelismelere atmak tam bir Anadolu esnafi kurnazligi. Turkiye'de ne sorunlu mortgage kredisi vardi ne de bankacilik sektorunde bir problem. Oysa Turkiye bu krizde cift basamakli kuculme orani yasayan ender ekonomilerden birisi. Turkiye'nin bu krizi yasamak icin hic bir nedeni yoktu. Aksine, bu krizde en saglam duran ekonomi olma potansiyeli vardi. Bol laf sifir icraat olunca bu mumkun olmadi.

Turkiye bu krizi 2005-2006 doneminden sonra dogru duzgun bir tek is yapmayan, 301, turban, ergenekon, kurt sorunu, yeni anayasa gibi mala davara faydasi olmayan tartismalarla, kisacasi bos islerle ugrasip, hic birisinde bir arpa boyu mesafe alamayan AKP iktidarina, bir de iktidarin suyuna gidip para basarak enflasyonu dusurmeye calisip komik duruma dusen Merkez Bankasi'na borclu.

2008-2009 doneminde bu krizin Turkiye icin ufukta oldugunu bundan iki sene once yazdigim yazilarda tarih vererek tahmin etmistim (Global krizden bahsetmiyorum). O yazilarda ayni zamanda bundan sonraki secimlerde ufukta koalisyon iktidari gozukuyor demistim. Bu tahminimde de israrciyim. 1990'lar nasil kaybedildiyse onumuzdeki 5-10 yil da oyle kaybedilecek. Yeryuzu henuz populizmle koltugunu koruyan bir iktidara sahit olmadi.

Son bir not da enflasyondaki dusus icin. Enflasyon bu yili yuzde 5 civarinda kapatabilir ama 2010-2011'de yuzde 10'un altinda tutmak biraz zor olur Turkiye'de. Read More!

KalkinMA ve Atalet Partisi (KAP)

Tayyip Erdogan bugunlerde cam ustune cam deviriyor. Bence artik partisinin adini KalkinMA ve Atalet Partisi yani KAP koysun. Bir yandan buyume orani eksiye dustu boylece kalkinma hayalleri suya dustu. Diger yandan 2.5 yildir tas ustune tas koymadilar, ortaligi karistirmaktan ve laf salatasi yapmaktan baska bir sey yapmadilar. Yani uzerilerinde bir atalet var. Ihale yasasinda da yaptiklari duzenlemelerle devletin yaptigi ihalelerde pastayi KAPmayi basardilar. Neticede KAP ismi Erdogan'in partisine daha cok yakisiyor bana sorarsaniz.

Bundan 3 sene once kredi kartzedeleri diye bir kavram ortaya cikarip kredi karti borcunu odemeyen kisileri vergisini salak salak veren vatandastan topladiklari paralarla kurtardilar. Inanmazsaniz bundan tam 3 sene once yazdigimiz su yaziya bakin.

Kapitalizm Kapitalist nedir  Faşizm nedir?  Fraktal Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  Çernobil Faciası

Neyse Erdogan bugun de kalkmis ve normalde alkislayacagimiz su fircayi kaymis:

Başbakan Tayyip Erdoğan, "kredi kartı mağduru" sözüne tepki göstererek, "Parayı sınırsız kullanıyorsun, ondan sonra ödemiyorsun. Sonra da kredi kartı mağduru oluyorsun, bu nasıl iş? Kredi kartını kullanmada kusura bakmasınlar ciddi bir yanlışlık, haksızlık var" dedi.

Partisinin dünkü Meclis grubunda konuşan Erdoğan, şunları söyledi: "Kazandığı kadar tüketmesini bilenle, kazanmadığını tüketme gayreti içerisine gireni aynı kefeye koyabilir miyiz? Nasıl oluyor da mağdur oluyor? Benim insanım dürüsttür, dürüstlüğü sever, dürüst olanın yanındadır. Bunu sağlayacağız. Bunu siyasi istismar vesilesi yaparak kredi kartı mağduru gibi bir ifadeyi literatüre sokmanın hiçbir anlamı yok. Ciddi bir yanlıştır."

Hakkaten normalde alkislayacagim bir davranistir bu. Ancak bundan 3 sene once simdi soylediklerinin tam tersini soyluyordu. Bu lafinin uzerinden bir kac dakika gecmeden de yine yukarida soylediklerinin felsefesiyle tamamen celisen su sozleri sarfetmis:

Kredi faizlerindeki düşüş var. Küresel finans krizinin etkilerini de göz önünde bulundurup esnafı rahatlatmak için yeni bir karar daha aldık. Kefalet kooperatifleri aracılığıyla kullanılacak kredi faizinin yarısını devlet karşılayacak. Bugün yüzde 15.6 olarak uygulanan faiz oranı, komisyonu vesairesiyle yüzde 12’ye düşmüş olacak. Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kefalet Kooperatifleri Merkez Birliği de kendisinden kredi kullanıp ödeyemeyen esnaf ve sanatkarla ilgili yeni bir uygulama yapak. Yeniden yapılandırma uygulamasıyla ana parasını ödeyecek olan 100 bine yakın esnaf ve sanatkarımızın temerrüt faizi, 5 yıla kadar taksitlendirilecek. Bu yapılandırmayla 100 bine yakın esnafımızın evi ya da iş yeri hacizden kurtulacak.

Kredi kartini kullanip odemeyeni azarlayan Erdogan nasil oluyor da bankadan kredi ceken esnafa keriz vatandastan topladigi vergileri dagitma sozu veriyor? Bankadan kredi ceken esnafla kredi kartindan para ceken tuketici arasinda ne fark var? Kredi karti ile yapilan harcama da bankadan alinmis bir kredidir, onun faizinin yarisini neden odemiyorsun? Onlarin odemeleri gereken faizin suresini neden uzatmiyor evlerini ve mallarini hacizden kurtarmiyorsun?

Ben de krize karsi onlem almadilar diye elestiriyordum. Kusura bakmayin yanlis yapmisim. Birakbirakbirak, elleme faydadan cok zararin var. Read More!

General Motors (GM) ve Populizm

Obama'nin gelmesiyle birlikte Amerika'da populizm'in dozu iyice ayyuka cikacak gibi gorunuyor. Cumhuriyetciler felaketti, isler iyice beter olacak. Bugunlerde unlu araba sirketi GM batmanin esiginde ve devletten kendisini kurtarmasini istiyor. Amerika'da medyaya en cok para kazandiran sirketlerin basinda da GM geliyor. O yuzden gazete ve televizyonlarda GM konusunda bir tane tarafsiz ve gercekci analize rastlamadim. Ustune ustluk bizim gerizekali Hurriyet de yabanci medyadan araklayip gazetesinde bu haberlerden basmaya baslayinca dayanamayip iki laf edeyim dedim.

Argumanlar Hurriyet'te de belirtildigi gibi GM devletten $25 milyar almazsa batacak ulkeye maliyeti $200 milyar olacak 3 milyon kisi etkilenecek.

Yok essegin tabancisi.

Sanki Amerika'da baska araba yapan sirket yok, GM batinca yan sanayi de beraberinde batacak. Amerika'da bir suru tomobil sirketi var, GM batarsa bu sirketler GM'in %22'lik pazar payini kendi aralarinda bolusecekler ve bir suru kisiye is imkani dogacak. Neticede otomotiv sanayinde calisacak kisilerin sayisini GM'in batip batmamasi degil Amerika'da satilan arabalarin sayisi belirliyor. GM batsa da batmasa da isini kaybedecek kisi sayisi asagi yukari ayni olacak. Maksat GM'de calisan ve doktora yapmis adamlardan daha fazla maas alan sendikali ve emekli GM iscilerinin korunmasi. Medya buna ses cikarmiyor cunku GM batarsa reklam gelirleri azalacak. Politikacilar ses cikarmiyor cunku GM bir coguna finansal destek sagliyor. Bir rivayete gore Obama otomotiv sektorunden toplam $150 milyon bagis almis, simdi bunlari geri odemenin zamani gelmis.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Germany
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Insider Trading Returns
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b

Neticede simdi olmazsa Obama is basina geldiginde GM de hukumetten avantayi alacaktir. Ulan Turkiye'den bu sacmaliklar yuzunden kactim, adamlar gelip beni Amerika'da buldular. Burasi da iyice Turkiye'ye benzemeye basladi. Insallah Obama uzay programina destegi arttirir da ben de Mars'a gitme firsati bulurum!!!

Not: GM iscilerinin ortalama maliyeti saat basina $70 iken Amerika'da uretim yapan Toyota'nin maliyeti $48. Bu yuzden GM rekabet edemiyor. Yardim alsa 2 sene sonra tekrar devletin kapisina gelecek. Turk sirketlerinin bundan cikarmalari gereken ders su. Arge yatirimlari yapacaginiza veya verimliligi arttirip maliyetleri azaltacaginiza politikacilari ve medyayi yemlerseniz baska hic bir sey yapmaniza gerek kalmaz, gul gib yasayip gidersiniz.

Borsa nedir?
Borsa nasıl oynanır
Hisse Yorumları
Ekonomi nedir
Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası
Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir
Nükleer Kirlilik
Nükleer Santraller Read More!

Ergenekon Operasyonu ve Gizli Gercekler

Gazete Vatan - 25/08/2008
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 1991 yılına kadar hiç açık vermeyen sosyal güvenlik sisteminin kıyak emekliliğin çıkması ile delindiğini, bugüne kadar bütçeye olan maliyetin 851 milyar YTL olduğunu söyledi ve sözkonusu yasayı çıkaran Demirel’e bu sözlerle sitem etti: ‘Ah Demirel ah...’

Star Gazetesi - 15/08/2008
Kamuoyunda büyük tartışmalara neden olan, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, emeklilik yaşının 38’e düşürülmesi kararının, devlete tam 852 milyar YTL’ye mal olduğu ortaya çıktı. Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal güvenlik sisteminde emeklilik yaşının 38’e düşürülmesi nedeniyle, 1994 ile 2007 arasında sosyal güvenlik kurumlarına aktarılan kaynağın, yaklaşık 22 GAP parasına bedel olduğunu söyledi.

Radikal Gazetesi - 21/07/2008
Hükümet Sözcüsü Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, "25 seneyi aşan süreden beri etnik terörün, PKK terörünün ülkeye verdiği zararın 300 milyar doların üzerinde olduğunu belirterek, GAP’ın maliyetinin ise 32 milyar dolar olduğunu bildirdi.

ntvmsnbc.com - 25/08/2008
Ergenekon operasyonu ve soruşturması sırasında yapılan harcamaların şu ana kadar devlete 100 bin YTL’nin üzerinde bir gidere mal olduğu ortaya çıktı. Çoğunluğu avukat giderleri ve hastane masrafları olan giderler dava dosyasının 388. klasöründe yer alıyor. Read More!

Tam gaz popülizm

hiçbir şeyden çekmedi dünyada
nasırından çektiği kadar
hatta çirkin yaratıldığından bile
o kadar müteessir değildi
kundurası vurmadığı zamanlarda
anmazdı ama allahın adını
günahkar da sayılmazdı
yazık oldu süleyman efendi'ye


Türkiye ekonomisi popülistlerin elinden çektiği kadar hiçbir şeyden çekmedi desek herhalde abartmış olmayız. Ekonomik anlamda değerlendirelim: 20. yy'ın başında İttihat ve Terakki'nin popülist ve basiretsiz politikaları bir imparatorluğun sonunu getirdi. Sonrasından Cumhuriyet dönemi ile birlikte uygulanan popülist ekonomi politikaları zaten kangren halindeki ekonomide gelişmenin önünü tıkadı. Savaş yıllarında Türkiye "başarılı(!)" bir politika ile savaş dışında kaldı ama yiyecek ekmek bulabilen haline şükrediyordu. (Gerçi kimileri Hitler'in yanında savaşa girme rüyası görüyordu ama Allahtan gerçekleşmedi.)

1950'ler İttihat ve Terakki-CHP evliliğinin yavrusu DP (ÖzCHP de diyebiliriz) eliyle uygulanan popülist politikaların gölgesinde geçti. 1960'lardan sonra Devlet Eliyle Planlı Sürünme Modeli başat görüş olunca DPT sazı eline aldı. Sonra da tüm zamanların en popülistleri Sülü ile Bülü milletin tepesine musallat oldu.

Özal'ın kısmen doğru politikalar uyguladığı ilk dönemi, Abi'si Sülü'ye taş çıkartan popülist uygulamalarıyla ikinci Özal dönemi izledi. 1990'ları anlatmamıza hiç gerek yok.

Yüz yıl boyunca uygulanan bütün popülist politikalar sefalet, yokluk, fakirlik, adaletsizlik ve krizden başka birşey getirmedi. Tabi malum çevreler mütiş bir el çabukluğu ve göz boyama numaraları ile bu krizlerin suçunu "sözümona" liberal politikalara çıkarmaya bayılırlar, bunu da unutmayalım.

2001 krizinden sonra mührü elinde bulunduran bürokratlar iktidarı (Derviş ve ekibi) ve bunu izleyen AKP iktidarı 2005 yılına kadar doğru politikalar uyguladılar. Ancak 2005 yılından itibaren neredeyse tek bir çivi bile çakılmadı. Bu gidiş hayra alamet değil. 2001-2005 arasında uygulanan doğru politikaların neticesinde enflasyon düştü, büyüme hızı yüzde 7.5 seviyesine ulaştı. Gelir dağılımı düzelmeye başladı, ülkede ciddi anlamda yatırımlar yapılmaya başlandı. Bu doğru politikaların etkileri hala devam ediyor.

Ancak 2005 yılından itibaren AKP iktidarı gerçek yüzünü ve sol kimliğini göstermeye başladı. Demek ki daha önceki popülist politikalardan ve bunların yarattığı cehennemden yeteri kadar ders almamışız.

İşte son bir haftada gözümüze takılanlar:

- Başbakan Erdoğan: "MB’nin özerk olmasının kararını veren de parlamentodur."

- Kent hastaneleri kurmak istediklerini söyleyen Başbakan Erdoğan, bu kapsamda Türkiye’nin en büyük hastanesinin İkitelli’de yapılacağını açıkladı.

- AKP'den Diyarbakır için 'Bedava elektrik' atağı

- Süper Lig'de temsilcisi bulunmayan illerin milletvekilleri ve bazı kulüplerin yöneticileri, Futbol Federasyonu'na ligden bir defaya mahsus düşmenin kaldırılmasını, TFF 1.Lig'den katılacak 4 takımla birlikte yola 22 takımla devam edilmesi önerisinde bulundu.

- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Hedefimiz şu; bu ülkede herhangi bir sosyal güvence kartı elinde olsun olmasın biri doğum mu yapacak, hemen istediği hastaneye gidecek, orada bu çocuk dünyaya gelebilecek. 18 yaşına kadar da Türkiye Cumhuriyeti devleti bakacak. Bunu batılı yapıyor da Türkiye Cumhuriyeti niye yapmasın?" dedi.

- Sosyal güvenlik tasarısının Meclis'teki çalışmalarını yöneten alt komisyon başkanı, AKP'li Zekai Özcan, düzenlemenin memurlarla ilgili hükümlerinin içine sinmediğini söyledi. Başkan Özcan, mevcut sistemde en büyük adaletsizliğin, devredilen Emekli Sandığı'nda olduğunu dile getirdi. Ne çıkmaz reformmuş şu Sosyal Güvenlik Reformu ama!

Yapılan KDV indirimlerini, teşvik uygulamaları altında milletin parasının peşkeş çekilmesini falan artık vak'a-yı adiye'den sayıyoruz. Seçimlerden bu yana kılını kıpıdatmayan hükümet, belediye seçimlerine göz önünde bulundurarak muslukları açmış durumda. Tekrar edelim: Bu gidiş hayra alamet değil.

Bu blogda krize gidiyoruz şeklinde öngörüde bulunan ilk yazar sanırım benim (Krize geri sayım). Ancak medyadaki dandik ekonomi yazarlarının kriz tellalığı ile karıştırılmamasını istiyorum. Büyük ihtimalle 2009'dan sonra yaşayacağımız kriz ABD ya da dünyada yaşanan ekonomik sorunlar nedeni ile değil, tamamen kendi yediğimiz hurmalar yüzünden olacak!
Read More!

Sosyal Guvenlik Uygulamalarinin Maliyeti

Bu aralar vaktim hic yok, o yuzden soyle etrafli bir yazi yazmak yerine ufak bir yorum yapmayi tercih ettim bu sefer. Turk ekonomisinin en onemli sorununu bugunlerde Deniz Gokce tartisiyor. Hakli olarak basinin bu konuya hakettigi onemi vermedigini soyluyor. Basin felaket tellalligi yapmayi seviyor ama is populizm ve felaket tellalligi arasinda secime gelince ibre populizmden yana agir basiyor anladigim kadariyla.

Konu Sosyal Guvenlik Sistemindeki asagi yukari 15 yildir suren gerizekali uygulamalarin ulkeye maliyeti. Calisma Bakani maliyeti bugunun parasiyla 851 milyar YTL hesaplamis. Deniz Gokce de buna ek olarak bu uygulamanin her sene ayrica 25 milyar dolarlik bir ek yuk getirdigini belirtmis. Bahsettigi yillik acik miktari, uygulamanin gercek maliyeti senelik 25 milyar dolardan daha fazla aslinda.

Sosyal Guvenlik sistemimiz Turkiye'nin demografik yapisini dikkate aldigimiz taktirde her sene %3 civarinda fazla vermesi gereken bir sistemdir. Oysa biz %5 acik veriyoruz. O yuzden kabaca maliyetin 25 milyar dolar degil, 40 milyar dolar oldugunu belirtelim. Ayrica bu acigi finanse etmek icin arttirilan vergilerin ekonomide yarattigi carpikliklarin ve verimsizliklerin de maliyetini bu hesabin icerisine katmiyoruz. Olay gorundugunden daha vahimdir. Hukumetin yapmaya calistigi reform bana kalirsa Sosyal Guvenlik canavarinin disinin kovugunu da doldurmaz.

O yuzden ben bu konuda umut verici bir gelisme olmasini umit etmeyi birakin, aklimdan bile gecirmiyorum. Bu yazinin amaci icinizi karartmak degildi tabii ki. Aklinizi basiniza alin ve 20 yil sonra emekli olacaksaniz simdiden para biriktirmeye baslayin, yoksa Halk Ekmek kuyruklarinda cok zaman harcamak zorunda kalabilirsiniz.
Read More!

Mortgage Krizi

Kafaniza koca koca mermer bloklari dussun.

Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Arslan Osman Erdinç, düşük kur, yüksek faiz politikası ve en çok ihracatın yapıldığı ABD’deki mortgage krizinin sektörü olumsuz etkilediğini belirterek, "Doğaltaş sektöründe ciddi yangın var. Sektörün ayakta kalabilmesi, üretim ve ihracat yapabilmesi için cansuyu istiyoruz" demis.

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir

Tavukculara, findikcilara, tekstilcilere, kartzedelere bir yenisi eklenmis oldu boylece. Mortgagezede mi desek yoksa mermerzede mi? Lafi fazla dolandirmayacagim. Basi dara dusen devletten para istiyor, daha once bu konuyu cok isledik. Mermer sektoru cyclical hareket eden bir sektor, yani talebin yuksek ve dusuk oldugu zamanlar var. Talebin yuksek oldugu zamanlarda mermerciler devlete ekstradan para vermemislerdir. Simdi talebin dustugu zaman devlet onlara niye para versin ki?

Bu biraz da turizmcilerin "kış geldi plaj turizmi darbe yedi, devlet yaza kadar bize para versin" demesi gibi birsey.

Ote yandan hukumet findikcilara para verdi, tavukculara da vermisti. Mermercilere vermemesi adaletsizlik degil midir? Adaletsizliktir.

Deveye boyun egri demisler, o da nerem dogru ki demis. Read More!

Mehmet Simsek Gidici

Biz secimlerden once Mehmet Simsek'i destekledigimizi ama diger dangalak politikacilarin onu yasatmayacagini "Kiz Seni Yerler Yerler" baslikli yazimizda ifade etmistik. Daha secimlerin uzerinden 3 ay gecmeden Mehmet Simsek ilk imtihanini kurtlar sofrasinda (Kurtlar Sofrasi diye bir dizi olsa tutar mi acaba?) vermeye baslamis. Hurriyet'in haberine gore Mehmet Simsek IMF gozden gecirmeleri icin ek tedbir alinmasi gereklidir demis, Nazim Ekren tüm tedbirlerin bütçe hesabı içinde düşünüldüğünü, ayrıca bir ek tedbir alınmayacağını söylemis.

Mehmet Simsek dün SSK primlerindeki 5 puanlık indirim için imkânları bulunmadığını belirterek "Bu aşamada indirimi yapamayacağız" demiş. Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan ise 5 Ekim'de yaptığı açıklamada, 1 Ocak 2008'den itibaren işveren SSK primlerinde 5 puanlık bir düşüş sağlanacağını belirtmiş.

Hosgeldin Memet! Daha bunlar baslangic. Yarin "mikro reform yapalim" dediginde Zafer abin sana mikro reformun ne demek oldugunu da gosterecektir. Ayak diretirsen populizme sapmaya baslamis Tayyip abin sana haddini bildirecektir. Neticede is "ya bu deveyi bizim istedigimiz gibi gudeceksin, ya da bu diyardan gideceksin"e dayanacaktir. Read More!

Mikro reform mu demistiniz?

Haber soyle:

"Bakkala piyango

Süpermarketlerin ezdiği bakkallara süper destek... AK Partili bir vekil paket hazırladı. Birleşen her 10 bakkala, 4 yıl geri ödemesiz banka kredisi ve market için arazi verilecek. 2 yıl vergi alınmayacak. Ferhan Şensoy'un ünlü "Kahraman Bakkal, Süpermarkete Karşı" oyunu, devletin yeni teşvik paketi sayesinde hayata geçiyor. AK Parti Milletvekili Kadir Akgül, rekabet edemedikleri için kepenk kapatan bakkal, terzi ve tamirci gibi küçük mahalle esnafı için teşvik paketi hazırladı. "

Ne demiştik daha iki gün önce? Buyurun size mikro reform.

Böyle reformu kıçınıza sokun diyeceğim okurlar da çok agresifsin diye yorum yazacaklar. En iyisi susayım. Read More!

CHP'lilerin fikir üretmek gibi kaygıları yok.

Günün modası CHP'ye oy verirken AKP'nin iktidarı için duacı olmak. Nasıl bir ruh halidir bu ? Pek çok kimsenin dillendirmekten çekindiği senaryo şu olmalı: CHP-MHP koalisyonun iktidara gelmesi, 2000'de olduğu gibi ülkenin ekonomisini yönetememeleri, tekrar kriz, milyonlarca işsiz, 'şeriata' ve 'bölünmeye' herzamankinden daha yakın olmak. Halbuki biz her ikisinden de uzak durmaya çalışıyoruz.

Ayrıca yolsuzluklarla damgalanmayı da unutmayın. ''Ulusal solcularımız'' ne zaman hükümetlere ortak olsalar veya belediyeleri ele geçirseler yolsuzluk dosyaları eksik olmaz. Sezer'in anayasa kitapçığını niye fırlattığını hatırlıyor musunuz ? Ya ISKI skandalını ? Bizzat CHP'in başkanı CHP'lilerden oluşan Şişli yönetimini tarihte eşi benzeri görülmemiş yolsuzlarla itham etmemiş miydi ? Şişli, CHP'nin elindeki üç-beş belediyeden birisi. Seçmen ''bu kadarcık belediye içinden bile yolsuzluklarda ülke rekoru kırabilecek birilerini çıkarabiliyorlarsa, çok sayıda belediyeyi ele geçirdiklerinde neler yapacaklar'' diye endişe etmesin mi ?

Vatandaş CHP'nin laikliğin yılmaz bekçisi rolünden değil 'beceriksiz ve yolsuz'' görüntüsünden rahatsız oluyor. CHP kadrolarının fikir üretmek, projeler geliştirmek, yaratıcı olmak gibi kaygıları yok. Bütün kampanyalarını ''bize oy vermesseniz ertesi gün şeriat gelir'', ''AKP bölücülerle işbirliği yapıyor'', '' Irak'a en iyi biz müdahale ederiz'' söylemleri üzerine oturtmak onlara yeterli geliyor. Popülizm yaparken bile ''Haydar Baş'', ''Cem Uzan'' gibilerin fikirlerine ihtiyaç duyuyorlar. Yok Mazot'un vergisini kaldıracaklarmış, yok 3 Milyon bireye havadan 400YTL maaş bağlayacaklarmış. Iktidar iddiası olan partiye ikinci üçüncü el fikirlere sahip çıkmak hiç yakışıyor mu ? Dört yıl muhalefetteyken ne yaparak zamanınızı harcadınız ? CHP genel başkanı seçimlerden sonra ekranın karşısına geçip 21.5'un nasıl da başarılı bir sonuç olduğunu anlatmaya kalktığında hepimiz çıldıracağız. Şimdiden duygularımıza tercüman olmak istedim.

Ahmet Çavuşoğlu Read More!

Findikta Taban Fiyat Belirlendi

Findikta taban fiyat belirlendi. Gecen sene findik ureticilerine karsi can siperane bir mucadele veren hukumet bu sene secimler oncesinde 180 derece donus yaparak findik ureticilerine %28'lik (4YTL'den 5.15'YTL'ye) bir rusvet verme yolunu secti. Bu sefer oyle yol kesmeler falan da olmadi. Alan memnun, veren memnun, dolayli olarak veren memnun degil ama dinleyen kim.

Subat ayinda AKP'nin secim ekonomisi uygulamaya basladigini tespit etmistik. Artik cumle alem AKP'nin secim ekonomisi uyguladigini biliyor. Secim ekonomisi TDK sozlugunde "oy almak icin vergi veren vatandasin parasini rusvet olarak dagitmanin kibar bir sekilde soylenmesi" olarak tanimlanmis.

Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası
Türev Konu Anlatımı: Türev Nedir
Nükleer Kirlilik
Nükleer Santraller
Nükleer Enerjinin Zararları
Gönüllü Çevreci Kuruluşlar

Neyse, populizm konusu uzerine cok konustuk, findikcilara verilen rusvetin de vatandasin cebinden cikan, politikacilar tarafindan dagitildigini belirtmekle yetinecegiz. El elin esegini turku cigirarak ararmis. O yuzden devletin kuculmesi, vergilerin azalmasi gerekmektedir. Turkiye'de bu vizyona sahip bir parti maalesef yoktur. Boyle halka boyle politikacilar az bile. Read More!

CHP'nin Ekonomi Programi

Ugur Gurses CHP'den Mustafa Ozyurek ile bir roportaj yapmis. Ara ara guzel sorular sormus ama yine de fazla yuklenmemis gibime geldi. Mustafa Ozyurek ise bana Amerikali ogrencileri hatirlatti. Amerikalilarin temel ozelligi bilmedikleri konular hakkinda cok iyi bullshit yapabilmeleridir. Konu hakkinda uzman olmayan birisi "vaybe ne guzel konusuyor, profesor gibi adam" der mesela. Ama siz o konuyu gercekten biliyorsaniz o Amerikalinin Yigit Bulut gibi iskembe-i kubradan sallaya sallaya sacmaladiginin farkindasinizdir. Biraz uzerine gitseniz konuyu baska alanlara kaydirmaya falan tesebbus ederler.

Yine de bu tur insanlarla ne kadar dalga gecersem geceyim, ortalikta konu hakkinda uzman olmayan kisi sayisi uzman olan kisi sayisindan kat kat fazla oldugu icin bullshit yapabilen bir insan olmak size basarinin kapilarini acacaktir. (Genclere tavsiye: bilmiyorsaniz, biliyormus gibi davranabilmelisiniz, o yuzden de Mustafa Ozyurekten ogreneceginiz cok sey var).

Yigit'in hakkini yigide verdikten sonra roportaja geri donelim. (Burada Yigit iki anlamda birden kullanilmistir)

Bullshit 1: Hedef verip tarih vermemek. "Uzun vadeli ama kademe kademe"

Bullshit 2: Sorulan soruyla alakasi olmayan bir cevap vermek. Vaatlerinizi kac yilda gerceklestireceksiniz sorusunun cevabi "Hukumet kotudur, IMF programi islevini doldurmustur, ithalat kotudur, sektorel destek lazimdir" olmalidir.

Bullshit 3: Kesinlikle rakam vermemek, gerceklerden ziyade onyargilarla konusmak. "İhraç ediyoruz ama tıkanma var. Kâr marjları çok düştü. Bunun düşmesiyle, neredeyse bütünüyle ithalata dayanması nedeniyle sanayimizde tıkanma yaşıyoruz" Ihracat %25 artarken "tikanma var" gibi dayanagi olmayan ifade kullaniyorsunuz ama insanlarin cogu rakamlari bilmedigi icin "Evet gercekten de ihracatta tikanma var. Bak hem kar marjlari da dusmus"seklinde dusunerek size hak verebilirler.

Bullshit 4: Degisik sorulara birbiriyle celiskili cevaplar verin, cogu kimse nasilsa farketmeyecektir. Mesela "Eğer geniş kitlelere de bir kaynak transferi gerekiyorsa yapmak lazım. Çünkü uygulanmakta olan IMF destekli istikrar politikasının bedelini işçi, köylü ve esnaf ödedi. Bir sosyal demokrat partinin birinci önceliği de o ezilen kitleleri ayağa kaldırmaktır." diyebilirsiniz. Kimsede size "Yahu sanayiciye mi destek vereceksin, isciye mi bir karar ver. Herkese destek verecegim, bunu da vergileri arttirarak yapacagim, ama vergileri de azaltacagim diyorsun" demez.

Bullshit 5: Genis kesimlerin onyargilariyla uyumlu ifadeler kullanin. Bunlarin ekonomi mantigiyla alakasinin olmamasi onemli degildir. "Dışarıdan döviz gelmesin demiyoruz, ama gelecek dövizler doğrudan yatırıma gelsin. Üretime ve istihdama yatırım yapan döviz gelsin." Galatasaray da Fener'li Alex'i transfer edecekmis ama sadece "frikik atma ve araya golluk pas verme ozelliklerini istiyormus". Kimse size "nasil yani?!!" diye sormaz merak etmeyin.

Bullshit 6: Dun dundur, bugun bugundur. Simdiki pozisyonunuz gecmisteki pozisyonunuzun tam ziddi olabilir. Onemli degil. Istediginiz zaman pozisyon degistirebilirsiniz. "Tobin vergisi diye adlandırılan bir vergi. O günün şartları içinde çok gündemdeydi. Bugünün şartları içinde uygulama şansının çok kalmadığını değerlendirdik. Dünyanın hiçbir ülkesinde de uygulanmadığını tespit ettik." Kimse size "Dunyanin hicbir ulkesinde uygulanmadigini yeni mi farkettiniz?" diye sormaz korkmayin.

Bullshit 7: Satir aralarinda gercek dusuncelerinizi yansitan ifadeler kullanmaktan korkmayin. "Türkiye gibi azgelişmiş ülkelerde yüzde 4-5'ler gibi enflasyon olması da piyasa koşullarında makul karşılamak gerektiğini düşünüyoruz." Kimse size "Demek Turkiye'nin azgelismis oldugunu dusunuyorsunuz, bunu da degistirebileceginizi dusunmuyorsunuz. Karaktersiz, iddiasiz bir hukumet olacaksiniz." diye yuklenmeyecektir.

Bullshit 8: Arada kazara rakam kullanirsaniz, tutarli olup olmamasi onemli degildir. "Seçim bildirgemizi açıklarken Genel Başkanımız da ifade etti; şu anda ortaya koyduğumuz vaatlerin parasal boyutu 15 milyar dolar civarında, yani 18 milyar YTL.Bunun kaynağı şöyle. Bütçemizin yüzde 10'undan az." Kimse size demek dolar hedef kurunuz 1.2 YTL demez. Ya da "devletin 110 milyarlik butcesi ne zaman 200 milyar YTL oldu" da demez. Bu sicakta kimse gidip dogru rakamlara bakmaz.

Bullshit 9: Circular reasoning kullanin (turkcesini bilemedim simdi, o yuzden aciklayayim). "Vergi işi siyasi irade işidir. Kararlılık işidir. Biz bu iradeyi, bu kararlılığı göstereceğimizi burada taahhüt ediyoruz. Aksi takdirde bu taahhütlerimiz havada kalır." Taahhutlerinizin havada kalmayacagini taahhut etmeniz insanlari ikna etmeniz icin yeterlidir mesela. Bilmem anlatabildim mi?

Bullshit 10: Bilmiyormus gibi yapin. "Tabii popülist politika ile ne kast ediliyor bilemiyorum." Kimse size "CHP'nin secim bildirgesini okumadiniz mi?" demez korkmayin. Read More!

Vaka Analizi (Case Study)

Bir onceki yazida yaptigim vaka analizinin ardindan Fatih Ozatay'in su yazisini okudum, son zamanlarda okudugum en iyi yazilardan bir tanesi. Acik acik ana fikrini soylememis yazinin, kizim sana soyluyorum vatandasim sen anla uslubuyla kaleme alinmis. Ben satir aralarini okuyamayan okuyucular icin ozetleyeyim dedim.

1. Devlet gucludur, bilgilidir. Gelecekte neler olacagini herkesten iyi bilir.
2. Devletde sermaye coktur, o yuzden en iyi yatirimlari bilgisini kullanarak devlet yapar.
3. Devlet kimin basi derde duserse yardim etmelidir.
4. Devlet secimlerden once vatandasa rusvet dagitmalidir. Faturayi da cocuklarimiz mi oder, 10 sene sonra Ecevit hukumeti sirasinda kriz cikar da baska bir politikaci mi oder, orasi cok onemli degildir.
5. Zaman Serisi Analizi super bir yontemdir, ozellikle uzun vadeli tahmin yapmak istiyorsaniz birebirdir.
6. Zaman Serisi bazli tahminleriniz yanlis cikinca sucu hukumetin "yuksek faiz, sicak para" politikasina atin.
7. Cari acik cok buyuk bir problemdir. Cari acigi azaltmanin en hizli yolu mazot fiyatlarini 1 YTL, benzin fiyatlarini ise 50 kurus yapmaktir.
8. Devletin herkesten verimli kullandigi kaynaklar (paralar) agacta yetisir. Read More!

CHP'nin Vaatleri

Radikal "CHP bir tek cenneti vaadetmiyor" demis. Ben ilginc vaatler uzerinde durayim:

1.Güçlü ve ileri teknolojiye dayalı dışa açık bir sanayileşme projesiyle işsizlik azaltılacak.
Nasil yani? Ileri teknolojiye sahip makineleri disaridan satin alip basina 10 tane isci mi koyacagiz?

2. Ziraat Bankası özelleştirilmeyecek.
Niye? Ziraat Bankasi satilinca ciftcilere harac dagitirken bankalara komisyon ucreti vermekten mi korkuyoruz?

3. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınacak.
Niye? Simdi az kazanandan cok, cok kazanandan az mi vergi aliniyor?

4. 1 milyon aç yatağa tok girecek.
Demek ki az kazanandan az, cok kazanandan cok vergi alip, hic kazanmayana verecegiz. Laf aramizda ben de hic para kazanmiyorum.

VOB nedir?     Taksi Şöförü   Borsa Tüyoları?   Olasılık nedir?   Enformasyon Nedir

5.Güneydoğu Anadolu'da özel endüstri bölgeleri kurulacak.
Hay Allah, nedense Guneydogu'yu devlet eliyle kalkindirmak simdiye kadar kimsenin aklina gelmemisti.

6. Çaya hak ettiği fiyat ve prim verilecek.
Peki ya maydanoza? "Hak ettigi fiyat" da ne demekse? Sen daha iyilerine layiksin gibi bir sey mi? Dusunsenize "Cayin hakkettigi fiyat" baslikli bir makale yazip American Economic Review'a gonderdigimi, beni gezegenden kovarlar yahu!

7. Hayvancılık canlandırılacak.
Bu hayvanlar daha cok oldurulecek anlamina mi geliyor? Canlandirmak kelimesinin oldurmek anlaminda kullanildigina burada sahit oluyorum.

8. Köye dönüş projesine hız verilecek.
Otobus mu kaldirilacak? Tandogan'dan mi?

9. Amatör spor kulüpleri desteklenecek.
Ortalikta cirit atan mesnetsiz politikacilar da "amator sporcu" kapsamina dahil olacak mi?

Deniz Baykal da "haftada bir milyar dolar faiz odeyen bunlari yapar" demis. Biz lafin dogrusunu soyleyelim efendim, "Gecmiste bunlari yaptigimiz icin simdi haftada bir milyar dolar faiz oduyoruz". Read More!

Adnan Buyukdeniz ve AKP Populizmi

Ugur Gurses bizim bos durdugumuzu gorup piyasamiza el atmis. Gecen sene AKP'nin Merkez Bankasi baskan adayi olan Adnan Buyukdeniz'e giydirmis bugun. Ellerine saglik diyelim.

Ote yandan AKP secim oncesi populist politikalarina devam ediyor. Bu sefer de kuresel isinmanin getirdigi kurakligi bahane ederek ciftciye 1 milyar YTL'lik yardim yapilacagi sozunu vermis. Hayirli olsun, populizm sozlugune "kuresel isinmazedeler" terimini de boylece kazandirmis oldular. Bu kuresel isinma meselesi gitgide kotulesecegine gore bu yardimlarin onumuzdeki asirda da devam etmesini beklememiz yanlis olmaz herhalde. Girisimci arkadaslara bir kac tavsiye vereyim bu durumda. Collesmeye yuz tutmus genis arazileri yok pahasina alin, daha sonra Ziraat bankasina basvurarak kredi alin ve devletten de bedava tohum isteyin. Daha sonra bu tohumlari karaborsada satin, aldiginiz krediyi de hazine bonosuna yatirin. Sonrada kurakliktan etkilendim, tarlama bir gram su dusmedi diyip, kredinizin bir sene "sifir" faizle ertelenmesini taleb edin. Havadan %20 getiriyi saglarsiniz, carry trade'den bile daha iyi bir yatirim olur.

Tutumluluk Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları    Nükleer Kirlilik    Nükleer Nedir    Fraktallar    Sosyalizm Nedir

Yine bu secimlerde oyumu hakedecek bir parti cikmadi meydana. AKP beter, digerleri bundan beter. Read More!

Ahlaki Tehlike ve Populizm

Ben Eksi Iktisat'tan dr jekyll. Evvela Ekonomi Turk okurlarina buradaki ilk yazim sebebiyle mahsus selam ederim. Ahlaki tehlike ve populizm konularindan bahsedecegim bu yazida.

Lafi uzatmadan konuya girelim. Persembe gunku Hurriyet'te Ercan Kumcu'nun yazisi dikkatimi cekti. Kumcu ozetle soyle diyor: Turkiye secim atmosferinde gundemdeki vergi indirimi gibi politikalarla ekonomik disiplini bosluyor. Yurt disindan gelen sermaye bunun uzerini ortuyor. Ancak bunun acisi secimden sonra cikacaktir.

Haydi simdi basit bir asil-vekil (principal-agent) modeli kuralim ve buradaki ahlaki tehlike (moral hazard) problemini analiz edelim. (Ahlaki tehlike ne mi? Tiklayin.)

Asil halk, vekil hukumet, hukumetin secimden once halka verdigi vaatler ve parti programi ise halk ve hukumet arasindaki kontrat olsun. Halkin tek derdi hizmet almak, vekilini de bu amacla seciyor. Ama secilen vekilin bir derdi daha var: bir defa daha secilmek. Diyelim ki vekilin onunde iki tip politika secenegi var: iyi politika ve populist politika. Iyi politika dedigimiz Ercan Kumcu'nun istedigi turden disiplinli politika. Populist politika ise secim oncesinde hukumet vatandasa hizmet veriyormus izlenimi veren kotu politika. Populist politika, Ercan Kumcu'nun belirttigi uzere gelecekte ulkenin makroekonomik dengelerini bozacagi icin aslinda halkin zararina. Dolayisiyla halkin cikari sandikta populist politika uretene ya da onerene degil, iyi politika uygulayacak olana oy vermekte. Ama iyi politika olarak adlandirdigimiz politikalarin olumlu sonuclari genellikle uzun vadede ortaya cikiyor. Dolayisiyla secim oncesi uyguladigi politikalarin iyi sonuclarini gorecek kadar zamani olmayan hukumetin, iyi politika yerine populist politika uygulamaya egilimi oluyor. Ustelik secilme olasiligi azaldikca, populizm egilimi de artiyor. Secilirse de 4 sene daha Allah kerim zaten.

Peki burada mesele ne? Mesele vatandasin iyi politika ile populist politikayi birbirinden ayirt edememesi. Vatandas hukumet populist politika uyguladiginda bunun sip diye farkina varsa hic sorun kalmaz. Populist politika cikarina olmadigi icin hukumetteki partiye bir daha oy vermez. Hukumet de bunu bilecegi icin populizm yapmaz. Ama sorun su ki ortalama bir vatandas hukumetin ne yaptigini duzenli olarak takip etmez ya da yapilanlarin iyi mi kotu mu oldugunu saglikli bir sekilde tahlil edemez. Bu yuzden cogunlukla mevcut ekonomik duruma gore kararini verir. Bu da populist politikanin yolunu acar. Iste vatandasin hukumeti geregince denetleyememesi neticesinde, hukumetin kotu politika uygulama riskinin olusmasi iktisat (Iktisat nedir) literaturunde ahlaki tehlike (moral hazard) denen soruna denk dusuyor.

Peki buna karsi ne yapilabilir? Literaturde bu tur problemlerin ustesinden gelmek uzere yapilan calismalari iceren alana kontrat teorisi deniyor. Pek cok asimetrik bilgi probleminde ortaya cikan verimsizlik, asil ile vekil arasinda yapilan karmasik kontratlarla azaltilabiliyor. Ancak politika soz konusu oldugunda, vatandasin sandiga gidip oy vermekten baska fazla bir gucu olmadigi icin bu imkan sinirli. Yapilabilecek en iyi sey, onceden hukumetin secim zamani populizm yapma imkanlarini kisitlanmaya calismaktir. Mesela merkez bankasi bagimsizligi populizme karsi bir onlemdir. Eger basbakanin faizler inmeli telkinine ragmen merkez bankasi baskani direnebiliyorsa, para politikasindan yana icimiz rahat olabilir. Maliye politikasinda ise isler daha zor. (Devletin ve iktidarin ekonomik gucunun sinirlandirilmasi konusu derin bir mevzu. Devletin bu konulari duzenleyen bir ekonomik anayasasi olmasini savunanlar bile var. Ama simdi oralara girip konuyu dagitmayalim.)

Secim zamani geldiginde ise yapilabilecek tek sey, ekonomide populist politikalarin isaretlerinin izini surmek ve populist politika ureten hukumeti sandikta cezalandirmak. Ama ekonomideki gostergeler tek bir faktore bagli olmadigi icin, onlara bakip bir sonuca varmak zor. Yine de oy kararini vermeden en basitinden secimden once enflasyonun seyrine bir goz atmak faydali olabilir.

Ozetle, secim zamani gelir de iktidarin elinde populizm yapma sansi olursa, tek oyumuzla onu cezalandirmaya calismaktan ve baskalarinin da aynisini yaptigini ummaktan baska yapabilecegimiz pek bir sey yok. O yuzden gerekli kurumsal reformlari hukumetlere onceden yaptirmak gerekiyor. Read More!

Secimlerde Kime Oy verirdim

Gecen gun annemle telefonda konusuyoruz:

Annem: Sizin orada oy kullanma imkaniniz var mi?
Ben: Bilmiyorum anne arastirmadim, oy kullanmayi dusunmuyorum zaten.
Annem: Niye kullanmiyorsun oglum, yobazlar iktidara yine gelsin mi istiyorsun?
Ben: Anne, ben kullanirsam oyumu AKP'ye veririm, Deniz Baykal'a atacak halim yok.
Annem: Benim oglum yobaz mi olmus, hayir olamaz.
Ben: Anne, yobazlikla alakasi yok, ekonomiden bir tek onlar anliyor gibi gorunuyorlar.
Annem: Veey, o zaman hic kullanma, aman aman.
Ben: hehehehe

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı  Demokrasi Nedir    Yatırım Fonları

Bundan 6 ay once secim olsa oyumu kesin AKP'ye atardim. Sosyal hayata donuk politikalarinda surekli sacmalamalarina ragmen, ekonomide cogu zaman dogru adimlari attilar, atmadiklari dogru adimlar da vardi ama ortalamanin cok uzerinde bir performans gosterdiler. Haketmislerdi yani. Simdi secimler yaklasti, direksiyonun basina populizm gecti. Hurriyet'in ekonomi sayfasina giderseniz karsiniza su haberler cikacaktir:

1. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, serbest bölgelerde elektriğin yüzde 25 ucuzlayacağını bildirdi (bkz. yüzde hesaplama).

2.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, gıda ve turizmde KDV oranlarının yüzde 8’e indirilmesini hedeflediklerini söyledi.

3.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) milli geliri eksik hesapladığını söyleyerek, aslında milli gelirin daha fazla olduğunu ve hesaplamalar üzerinde çalışıldığını açıkladı

Ayrica Erdogan'in "faizler %13 seviyesine inmeli" seklinde Merkez Bankasina baskiya baslamasi, Konut Edindirme Yardimlarinin vatandasa geri odemeye baslanacaginin aciklanmasi, Imarzedelere odemelerin yapilacak olmasi, Ziraat Bankasindan ciftciye zararlari Hazine tarafindan karsilanmak uzere %0 faizle kredi verileceginin aciklanmasi, vs. vs. vs.

Yilbasindan Nisan sonuna kadar AKP populist politikalarda 3. vitese takmisti. Simdi 5. vitese gectiler, Formula 1 pilotlarina tas cikartiyorlar. Turkiye'nin kanini emen politikacilardan ne farklari kaldi? Iktidarda Deniz Baykal, Cem Uzan, veya Haydar Bas da olsaydi ancak bu kadar yapardi diye dusunuyorum. Netice su ki, Turkiye'de benim oyumu hakedecek parti yoktur.

Peki AKP'ye tepki oyu da mi vermem? Vermem efendim. Demokrasi magduru rolu oynamaya kalkmasinlar, askerlerin bunlarin tepesine binmesinin ustunden iki hafta gecmeden secimlere bagimsiz adaylar kullanarak girmeye calisan Kurtlerin tepesine hep birlikte bindiler. Askerler AKP iktidarda olmamali diye dusunurken antidemokratik oluyor da, Kurtler mecliste kendilerini temsil etmeye calistiklarinda AKP davranislari antidemokratik olmuyor oyle mi?!! AKP de gucu yettigini ezebilecegini gostermis oldu boylece. Haa, bana sorarsaniz Cumhurbaskan'inin Gul olmamasi iyi olmustur; Kurtlerin meclise girmesinin biraz daha zorlastirilmasi da iyi olmustur. Bizim milletimiz tahriklere kolay kapilan bir millet. Ulkenin basinda yobaz birisinin olmasi ulkeyi her daim polemige surukleyecek bir durum yaratirdi. Kurtler simdi meclise 15-20 kisilik bir grupla girdiginde (evet girecekler) gorun siz tantanayi yine.

Bu arada en acemi politikacilarin Avrupa'da oldugu da ortaya cikmis oldu. Biz kendi kendimize AB projesini bir kere degil 10 kere sabote etme yetenegine sahibiz, AB bunun boyle oldugunu goremeyerek erkenden elini belli etmis, Turkiye girmesin demistir. Biraz uyanik olsalar "Turkiye biran once girsin, elinizi cabuk tutun bekliyoruz" derlerdi.

Sozun ozu sudur ki, benim oyumu hakeden parti yoktur. Secimlerden hemen once borsadaki (Borsa Yorumları) kagitlarimi satip dolara gecebilirsem de oyum Haydar Bas'adir. Neticede ben bir Turk vatandasi oldugum icin Turkiye'de yasamamama ragmen ayda 500 YTL maasa hak kazaniyor olacagim (Nasrettin Hoca hikayesi gibi ama olsun, ya tutarsa). Diger partiler benim cebime ne koyuyor, hic bir sey!

Not: Abdullah Gul'e ve AKP'ye "yobaz" derken askerlerin ve halkin cogunlugunun bu konuda dusunduklerini ifade etmeye calistim. Yoksa bana kalirsa politikacilarin cok kucuk bir azinligi tutarlidir (tek bir politik goruse baglidir), cogunlugu bukalemun gibi degisen kosullarda renk degistirirler. O yuzden Abdullah Gul veya Erdogan eskiden "islamci", "dinci", herneyse ise de simdi degisen kosullar altinda goruslerini degistirmis olabilirler. Gecmiste "minareler sungumuzdur" diye Erdogan, simdi laiklige bagliyiz soylemlerini kullaniyor mesela. Hurriyet gazetesi de "Abdullah Gul yobaz midir" diye anket yapmadigina gore, Gul'un gercekten yobaz olup olmadigini bilmemiz mumkun degildir (halk ne dusunuyorsa veya nasil algiliyorsa isin dogrusu odur soyleminden hareketle bu sonuca vardim). Read More!

CHP oy toplayabilir ama iktidar olamaz.

Geçen seçimin belirgin özelliği meclise giren partilerin dozu kaçmış popülist söylemlere itibar etmemeleriydi. Burdan şu sonucu çıkarmalıydık: Seçim kazanmak için seçmenin mutlak surette 'aptal yerine konulması' gerekmemektedir. Ama öyle olmadı.

57. hükümetin sözde iktidarı sırasında seçim kazanmakla iktidar olmak arasında dağlar kadar fark olduğuna şahit olmuştuk. Tutamayacağı vaatler vermek, bir anlamda bilinçli bir şekilde seçmenleri kandırmak partilere oy kazandırabilir. Peki ya sonrası ? Eninde sonunda ağzınızdan çıkan yalanlar dönüp dolaşıp sizi bulmayacak mı ?

Liderlik Nedir?   Küresel ısınma Nedir  Komünist Nedir  Komünizm nedir?  Kapitalizm Kapitalist nedir

Öyle bir hava estiriliyorki; ya bir yöntem icat edilip, demokratik olması da zorunda değil, CHP başa getirilecek, ya da ülkeye şeriat gelecek. Şu ana kadar düdük henüz öttürülmediğine göre laikliğin yegane 'teminatı' olarak gösterilen CHP mecburen halktan oy almak zorunda kalacak. Fakat bu da yeterli değil. Aldığı oyu uzun dönemde koruyabilmesi de gerekecek. Öyle değil mi ya ? Laiklik yalnızca bir kaç yıllığına bize gerekiyor değil ki ?

CHP, seçmenin karşısına az çok akla mantığa aykırı olmayan bir ekonomi (ekonomi nedir?) programına dayanan 'vaatler' dizisiyle çıkıyor olabilmeli ki kendilerini laikliğin güvencesi olarak görebilelim. Peki iktidarda kalıcı olabilmek adına CHP 'ekonomistleri' Kemal Derviş'ten bu yana ne kadar yol aldılar ?

Radikal'den Ahmet Kıvanç'ın haberi bize bu konuda ipucu veriyor:

' Seçim hazırlıklarını sürdüren CHP'nin ön plana çıkarmaya hazırlandığı vaatler Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan'ın televizyon raklamlarını aratmayacağa benziyor. CHP, 'Sıfır açlık projesi' çerçevesinde 3 milyon yoksul aileye her ay 400 YTL karşılıksız 'yaşam desteği', üniversite öğrencilerine de yılda 2 bin 500'er YTL vermeyi vaat etti. CHP'nin sosyal destek projelerinin toplam tutarı 61 milyar 450 milyon YTL'yi buluyor. Bu rakam için nasıl kaynak yaratılacağı ise belirsiz. CHP'nin iktidara gelince uygulamayı planladığı projeler partinin Ekonomi Bülteni'nde yayımlandı. CHP'nin 61 milyar 450 milyon YTL kaynak aktarmayı planladığı alanlara 2007 için aktarılan miktar 21.1 milyar YTL. Bu durumda CHP iktidarında, söz konusu alanlara aktarılacak kaynak miktarı 40.3 milyar YTL artırılarak, halen gayrisafi milli hasılanın (GSMH) yüzde 3'ü seviyesinde olan harcamalar yüzde 10.9'a çıkarılacak.'

Bol keseden vaat çok

Haberin geri kalanında CHP'nin her biri birbirinden saçma projeleri sıralanıyor.
Geçmişte Milliyetçi Sıfırlama Partisi programını yazmaya çalışırken ne kadar çaba gösterdiysek de bu kadar gülünç olmayı başaramamıştık. Bu müthiş programı kaleme alanlara; devletin harcamaları için gereken kaynağı nerden bulacaksınız, vergi mi koyacaksınız, para mı basacaksınız yoksa borçlanacak mısınız gibi sorular yöneltmek konu dışına çıkmak olacak. Yalnızca şu soruyu cevaplamaları yeter: Yukardaki vaatlerle CHP'nin oy toplamasının laikliğe ne faydası olacak ? CHP bu yöntemle oy alabilir ama iktidar olamaz. Halbuki geçmiş dönemde AKP sadece oy toplamadı iktidar da oldu. Işte bu yüzdendirki dört yıllık iktidar yıpranmışlığına rağmen Anayasa'yı değiştirecek gücü elinde bulunduruyor, hodri meydan dediğinde bizim anlı şanlı CHP'miz seçimlerden kaçacak delik arıyor.

Tehlikenin farkında mısınız ? Sözüm ona okumuş yazmışların partisi olan CHP seçim kampanyasını alabildiğine seviyesizleştirmekte sakınca görmezken kimbilir öbürleri neler yapacak ? Türkiye devleti ortalığa sorumsuzca savruşturulan vaatleri yerine getirebilmek adına birkez daha iflasın eşiğine gelecek ve biz sil baştan alacağız. Yazık olacak bu ülkeye.

Ahmet Çavuşoğlu Read More!

Halkbank'i Satmayin!

200,000 gecici iscinin kadrolu hale getirilmesi hala kafami mesgul ediyor. Derken aklima devlete tasarruf saglayacak bir fikir geldi.

Simdi Halkbank'in satisi esnasinda bir suru masrafa girilecek, araci kurumlar falan zengin edilecek, ilanlar verilecek, vs. vs. Ondan sonra yabancilara ucuza peskes cekiliyor diye Yigit Bulut edebiyatini ekranlarda izlemek zorunda kalacagiz. Ayrica milliyetci oylar da kaybedilecek. Cozum cok basit.

Devlet Nedir    UNESCO Nedir    Bono Nedir?    Reeskont Nedir    Enflasyon Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir  Forex Nedir

Halkbank'in 2006 yili kari 863 milyon YTL imis. Ne ugrasacagiz, Halkbank'in hisselerinin tamamini bu 200,000 isciye goturup verelim. Bu iscilerin kadrolu yapilmasinin maliyeti de asagi yukari senelik 800 milyon YTL. Parasi her sene hazinenin kasasindan cikacagina Halkbank'tan kar payi alarak gecimlerini surdurur bu kisiler. Ayrica bu iscileri calistirmak (bos bos oturacaklar nasilsa, bilgisayarda fal bakacaklar) icin bir suru elektrik, kira, servis, yemek, cay parasi harcamak zorunda kalacagiz. Ayrica bir de emekli olduktan sonra 30 sene bakmak zorunda kalacagiz bu kisilere. Halkbank hisselerini bedava bu kisilere dagitarak buyuk tasarruf saglayabiliriz. Nasil fikir?

Not: 200,000 devlet memurunu kadrolu yapmak Halkbank gibi buyuk bir bankayi 200,000 kisiye bedava dagitmakla esdeger bir davranis. Bence Guneydogu Anadolu Bolgesini de satalim da Turkiye'deki issizlik problemini kokunden kaziyalim (zaten issizlik orada daha yuksek).

Notun notu: Hem anayazida hem de anayazinin notunda kinaye sanati kullanilmistir. Dikkatli okuyunuz, kansere yolacabilir, en azindan adami verem eder. Read More!