Nüfus Artışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nüfus Artışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Japonya Nüfusu

Hıncal Uluç'un 17 Şubat 2011 tarihli yazısından:


John Burbank and Passport Capital’s Amazingly Successful New Stock Picks

Lee Ainslie and Maverick Capital’s Extremely Bullish Stock Picks

David Einhorn and Greenlight Capital’s New Stock Purchases

George Soros Is Short Emerging Markets, Hurt By Gold in January

Warren Buffett’s Stock Sales: Our Favorite Holding Period is Forever?

William Ackman and Pershing Square’s Latest Stock Holdings


Ülke nüfusu bizden az biraz fazla Japonya'da, tirajı 10 milyonun üzerinde 5 gazete var.

Türkiye'de 73 milyon kişi yaşıyor. Nüfusu Türkiye'den az biraz fazla olan Japonya'da ise127 milyon kişi yaşıyor.

Devamında sayın Uluç şöyle demiş:

Göteborg Morgen Post niçin en büyük İstanbul gazetesinden fazla basıyor?. Asahi Şimbun, hem de Tokyo'nun birinci değil, ikinci gazetesi nasıl günde 11 milyon gazete dağıtıyor?
Japonya
Asahi Şimbun günde 8 milyon gazete satıyor. Bkz. 2010 Yılı Dünya Gazete Tirajları Read More!

Baby Boomers


Serdar Turgut'un 5 Şubat 2011 tarihli yazısından:

Bizim ikinci savaş sonrası (1950-64 arası doğumlular) "baby boomer" kuşağının sorunu bunun tam tersiydi.



Baby Boomer kuşağı 1950 değil 1946 yılında başlamıştır, zira 2. Dünya Savaşı 1945 yılında sona ermiştir.

Üstelik nüfus artışındaki en hızlı yükselme de sayın Turgut'un atladığı 1946 ve devamındaki yıllarda gerçekleşmiştir. Bkz. All About Baby Boomers

Hedge Fund Holdings

Jonathan Auerbach’s Hound Partners
Curtis Schenker’s Scoggin
Roberto Mignone’s Bridger Management
David Tepper’s Appaloosa
Lee Ainslie’s Maverick Capital
Read More!

Köşelerin Ustasıyım Forward Email Hastasıyım

Ekşi Sözlük'ten enthus #21003936 entry'siyle ve dimag #21004400 Fatih Altaylı'nın evlere şenlik kopyala-yapıştırıcılığını bulmuşlar. Görelim.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Germany
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Insider Trading Returns
Definition of Insider Trading

Fatih Altaylı'nın 28 Kasım 2010 tarihli yazısından alıntı:

Güzel bir yazı
BAZEN çok güzel yazılar çıkıyor karşımıza, mail'lerde, bloglarda.
Bunu da bir okur yollamış.
Nejdet Baykal yazmış. Çok beğendim doğrusu. Paylaşmak istedim.
Nejdet Baykal yazmış. Çok beğendim doğrusu. Paylaşmak istedim.
"Üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen çipurayı çiftlikte yetiştirmeyi başaran Türkiye, dünyanın en güzel meralarına sahipken, ineği de taaa Uruguay'dan getirmeyi başardı.
Yeterli ineğimiz yok çünkü.
Koyun sayımız iyi. Öküz de getireceklerdi aslında. Şöyle bi baktılar etrafa...
Eee, yeteri kadar var. Var ama, hayvan başka şey, hayvancılık başka şey maalesef. Bu Uruguay'dan ilk önce Lugano gelmişti bize.
Bonservisi 6.5 milyon Euro'ydu, 4 yılda ödenen para 14.5 milyon Euro. Uruguay ineklerinin tanesi 1800 Euro. 8 bin tane gelecek, onlar da 14.5 milyon Euro...
Hadi diyelim, inek yetiştiremiyoruz. Bi tane Lugano yetiştirip Uruguay'a göndermeyi becerebil-seydik, inekler bedavaya gelecekti yani. O nedenle, Lugano'nun kaptanı olduğu Uruguay Milli Takımı, Dünya Kupası'na katılıyor, biz ise Uruguay ineklerinden mangal yapıp kupayı televizyondan seyrediyoruz anca.
Top çevirmeyi bırakıp kıyaslarsak: Türkiye'nin nüfusu 72 milyon. Alt tarafı 10 milyon ineği var. Uruguay alt tarafı 3.5 milyon kişi. 13 milyon ineği var.


Nejdet Baykal'a ait bir blog yok. En azından Google'a kayıtlı değil. "Mail'lerde bloglarda" sözüne de dayanarak Altaylı'nın bu oltaya kendisine iletilmiş bir email'den ötürü yakalandığını tahmin etmek güç değil.

Güya Nejdet Baykal'a ait olan yazı bakın Yılmaz Özdil'in 9 Haziran 2010 tarihli yazısına ne kadar çok benziyor. Sanki hık demiş burnundan düşmüş:

Üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen çipurayı çiftlikte yetiştirmeyi başaran Türkiye, dünyanın en güzel meralarına sahipken, ineği de taaa Uruguay'dan getirmeyi başardı.

*

Yeterli ineğimiz yok çünkü.
Öküz de getireceklerdi aslında.
Şöyle bi baktılar etrafa...
E yeteri kadar var.

*

Var ama, hayvan başka şey...>
Hayvancılık başka şey maalesef.

*

(Bakın, bu Uruguay'dan ilk önce Lugano gelmişti bize; Başbakan'ın takımı Fenerbahçe'ye... Tosun gibi çocuktur maşallah, bonservisi 6.5 milyon Euro'ydu, 4 yılda ödenen para 14.5 milyon Euro... Uruguay ineklerinin tanesi, 1.800 Euro... 8 bin tane gelecek, onlar da 14.5 milyon Euro... Hadi diyelim, inek yetiştiremiyoruz... Bi tane Lugano yetiştirip Uruguay'a göndermeyi becerebilseydik, inekler bedavaya gelecekti yani... O nedenle, Lugano'nun kaptanı olduğu Uruguay milli takımı Dünya Kupası'na katılıyor... Biz ise Uruguay ineklerinden mangal yapıp, Kupa'yı televizyondan seyredeceğiz anca.)

*

Top çevirmeyi bırakıp, kıyaslarsak...
Türkiye'nin nüfusu 72 milyon.
Alt tarafı 10 milyon ineği var.
Uruguay alt tarafı 3.5 milyon kişi.
13 milyon ineği var.


Köşe yazarı olduğunu iddia eden bir insan gazetelerin köşe yazılarını okumaz mı? Hadi hepsini okumuyor diyelim hem Muhtesip'te hem de forward email'lerde en çok adı geçen Yılmaz Özdil'i de okumazsa kimi okur? Okudu da unuttu desen, Özdil'i üslubundan da mı tanımazsın? Özdil yazıları 100 metre öteden seçilebilen satır boşluklarıyla dünyanın en seçkin yazılarıdır.

Diyelim Yılmaz Özdil'i takip etmiyor, sevmiyor. Peki insan kendisine gelen bir forward email'de yazanları kopyala yapıştır usulü köşesine koyup okuruna satmadan önce onun içinden bir cümleyi de Google'da bir yerde aratıp kontrol etmez mi? Sonra o mesleğin adı köşe yazarlığından köşeciliğe inmez de ne olur?
Read More!

Amerika'da Eyaletlere Gore Nufus Dagilimi

Amerika dunyanin en zengin ulkesi. 300 milyondan biraz fazla nufusa sahip. Ulke alan olarak oldukca buyuk ve nufus daha yogun olarak dogu sahillerinde (Kuzeydoguda) ve bati sahillerinde yasiyor. Ulkenin orta kesimi nufus yogunlugu olarak bos sayilir. 50 eyalete sahip koca ulkede New York sehrinden daha kalabalik olan sadece 10 eyalet var. Wyoming, Alaska gibi koca koca eyaletlerde yasayan insan sayisi 500 bin kisinin biraz uzerinde.

Amerika'nin en kalabalik ve en tenha eyaletlerini insider trading veri hizmeti sunan Insider Monkey sitesindeki Population by State baslikli yazidan gorebilirsiniz. Read More!

Çinliler neden çok tasarruf yapıyor?

vox'da gozume carpti; yakin zamanda yapilan bir arastirma, cin'de tasarruf oranlarinin cok yuksek olmasinin bir sebebinin de, ulkedeki erkek/kadin nufus oraninin dengesizligi olduguna iliskin deliller ortaya koymus.

daha once de sozu edildi. devletin ailelerin sahip olabilecegi cocuk sayisina sinirlama getirmesi ve erkek cocuk isteyen ailelerin kiz cocuklarini kurtajla aldirmalari yuzunden cin'de anormal bir kadin-erkek dengesizligi olusmakta. bugun ulkede her dogan 100 kiz cocuguna karsi, 122 erkek cocuk doguyor; ve bunun bazi sosyal sonuclari da muhakkak olacak. iste, bu calismayi yapan arastirmacilar da bu dengesizligin tasarruf oranlarini arttirdigini savunuyor.

bu iliskinin aciklamasi ise soyle: cin'de kadin/erkek dengesizligi bozuldukca, evlilik cagina gelen erkeklerin es bulmasi zorlasiyor. erkekler arasi rekabetin bir boyutu da maddi. dolayisiyla ogullarini evlendirmek isteyen aileler, onlar icin daha cok para biriktiriyorlar.

yapilan ekonometrik analizler, hanehalki duzeyinde erkek cocuk sahibi ailelerin diger ailelere gore, belirgin olarak daha cok tasarruf yaptigini ortaya koymus. dahasi ailenin yasadigi bolgede kadin/erkek dengesizligi arttikca, erkek cocuk sahiplerinin tasarruflarini arttirdiklari bulunmus.

vox'da ozeti verilen calismanin yer aldigi makalenin tamamina nber'dan ulasilabilir:

wei, shang-jin, and xiaobo zhang, 2009, the competitive saving motive: evidence from rising sex ratios and savings rates in china, nber working paper no. 15093. Read More!

Nüfusun Yenilenmesi için Yeterli Olmayan Doğurganlık

Bir süredir nüfus, hamilelikten korunma yöntemleri, kürtaj ve ideal çocuk sayısı üzerine yazılar yazıyoruz (daha doğrusu patron yaziyor biz okuyoruz). Bireyler için ideal çocuk sayısı kültür, gelir durumu, iş yoğunluğu ve bireyin geleceğinin ne kadar güvende olduğuna göre değişse de, ülkeler ve coğrafyalar için bu sayının ölçütü basit: toplam doğurganlık oranı (kadın başına doğum sayısı) o ülkenin nüfusunu yenileyebilir mi, yenileyemez mi? Eğer doğurganlık oranı, ülkenin nüfusunu yenileyemez miktarda ise buna sub replacement fertility (nüfus yenilenmesi için yeterli olmayan doğurganlık) deniliyor. İnsanları daha güvende ve sağlıklı olan gelişmiş ülkeler için kadın başına 2.1 çocuğun altı yetersiz iken, yüksek ölüm oranından dolayı gelişmekte olan ülkeler için kadın başına 3 çocuğun altında bir oran yetersizdir (2.5 - 3.3 arasında).

Eğer bir ülkedeki doğurganlık oranı, nüfus yenilemesi için gerekli doğurganlık oranından az ise ve bu ülke dışarıdan göç almazsa ilerde nüfus yaşlanması ve nüfus kaybı gibi sorunlar yaşayacaktır.Yani bu oran hesaba katılmadan yapılan nüfus planlaması uygulamaları ilerde sorunlara yol açar. Buna güzel bir örnek, doğurganlık oranı resmen yerlerde sürünen ve yerli nüfusu her sene azalan
Singapurdur. Adamlar 60'lı yıllarda ilerde niteliksiz bir işgücü ordusunun önüne geçmek, yoksulların çok çocuk yapıp yoksulluklarını paylaşarak çoğaltmalarını önlemek gibi ulvi amaçlarla yoğun bir nüfus planlama uygulamasına girişmişler. Bu çabaları bugünkü zenginliklerine önemli katkı sağlamakla beraber, Singapur'un nüfusunu hızla yaşlanma ve azalma tehlikesi ile karşı karşıya bırakmış. Bugün 4.5 milyon nüfuslu ülke geleceği için dışardan göçe bağımlıdır ve gelecek 20 yılda nüfusuna 2 milyon kadar yabancı entegre etmek zorundadır.




"Kiz ya da erkek, iki tane yeter."
Dogum kontrol propoganda posteri
Kaynak:
the mrbrown show

Singapur, Amerika gibi insanları birarada tutan gücü ırk, din gibi kavramlar üzerine inşaa etmemiş ve yabancıları nüfusuna entegre etmekte başarılı bir ülke olduğundan, nüfus azalması onlar için problem olmayabilir. Hatta avantaj bile olabilir. Adamlar nufuslarini dısardan insan ithal ederek takviye ediyor, ithal ederken de insanın en verimlisini, egitimlisini seciyor.


Yerel nüfustaki azalma asıl Türkiye, Japonya, Rusya, Avrupa ülkeleri, vs. gibi yabancılara soğuk bakan ve çeşitli nedenlerle yabancıları nüfusuna entegre edemeyen ülkeler için tehlikelidir. Aşağıdaki ülkeler bazında dünya doğurganlık oranı haritasına bakarsanız, Türkiye'nin çevresindeki ülkeler ile beraber kendisi için gerekli oranın altında bir doğurganlık oranına sahip olduğunu görürsünüz.



Yukarıda gelişmekte olan ülkeler için gerekli doğurganlık oranının 3 olduğundan bahsettik. Sanırım, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "en az üç çocuk doğurun" takıntısı burdan geliyor. Tabii ki o vatandaşı böyle bilimsel konularda sıkmaktansa, Türkiye'de kulağa daha hoş gelen(!) "Bunlar, kökümüzü kurutmak istiyor" söylemine başvuruyor. Bunlar kim, Saylonlular tabii ki.

Şimdi bu kadar yazdıktan sonra 3 çocuk söylemini savunacağımı sanmayın. Zira biraz düşününce kendimize şu soruyu sorabilmemiz lazım: Neden gelişmiş bir ülke 2.1 çocuğa ihtiyaç duyarken, biz 3 çocuğa ihtiyaç duyuyoruz?


Kendi yazımı burada kesip, Emrah Aydınonat'ın Tepav'dan ulaşabileceginiz Genç Nüfus, Sağlık, Eğitim ve Zenginlik yazisini tavsiye edecegim. Daha çok çocuk yapmayı düşünmeden önce, çocuklarımıza daha iyi bakmamız lazım. UNICEF’in verilerine göre Türkiye’de doğan her 1000 çocuktan 26’sı 5 yaşına gelmeden yaşama veda ediyor. Bu sayı Hollanda’da 5, Yunanistan’da ise 4. 2006 yılında 30bin kadar çocuğumuzun 5 yaşına gelmeden önce hayatını kaybetmiş.


Read More!

Cinsiyet Belirleme ve Erkek/Kadın Oranı

Geçenlerde iki tane saf ekonomi yazarımız Moğolistan’da Kadın/Erkek oranının 6 olduğuna yönelik hurafeleri gazetelerindeki köşelerinde iftiharla duyurmuş, neredeyse bir diplomatik krize neden oluyorlardı. Cinsiyet belirleme ve erkek/kadın oranı ekonomistlerin de çok ilgi gösterdikleri alanlardan bir tanesidir. Geçenlerde yazdığımız 1927 Nüfus Sayımı ve 1935 Nüfus Sayımı Sonuçları: Kadınlar Nerede? başlığını taşıyan yazıda Türkiye’deki nüfus sayımı sonuçlarının 80 sene önce erkek/kadın oranını 110/100 gösterdiğini belirtmiştik. Tabii ki o zamanlar Çin takvimine göre cinsiyet belirleme, cinsiyet falı, cinsiyet tablosu, cinsiyet diyeti, son adet gününe bakarak cinsiyet tahmini veya ultrasonla cinsiyet belirleyip kürtaj olma gibi uygulamalar yoktu. Konu muhtemelen kızlara ve kadınlara köle muamelesinin yapıldığı Türkiye’de kadınların %10’unun nüfus sayımları dışında tutulmasından ibaretti.

Aslına bakarsanız biz bunun zaman içerisindeki seyri ile ilgileneceğiz bu yazıda. Laf kalabalıklığı yapmadan sonuçları açıklıyorum........ ama önce reklamlar:

Ekonomi Türk blogu “Ekonomide Hurafeler ve Gerçekler” isimli ilk kitabını Şubat ayı sonunda piyasaya sunacak. Şu an okumakta olduğunuz yazıya benzer mikro ekonomi alanında yazılmış yazılarla makro ekonomik kavramların medyamızdaki köşe yazarlarının yaptıkları hatalar örnek gösterilerek anlatıldığı yazılardan oluşan kitabımız hem üniversite öğrencilerini hem de ekonomi meraklılarını hedef alıyor. Eğlenerek öğretmeyi amaçlayan kitabımızı kitapçınızdan ya da Liberte Yayınlarının websitesinden temin edebileceksiniz. Eğer medyada köşe yazarlığı yapıyorsanız ve kitabın bir kopyasını okumak istiyorsanız bana turkekonomi gmail.com adresinden ulaşırsanız kitabın adresinize gönderilmesini sağlayabilirim.

Reklamları okudunuz.

Türkiye’de kürtaj tıbbi nedenlerin zorunlu kıldığı şartlar dahilinde 1965 yılında serbest bırakılmıştır. Ancak kürtajın yaygınlaşması yaklaşık 5 sene sonrasına rastlıyor. Beş yılda bir yapılan nüfus sayımı sonuçlarına göre 0-4 yaş aralığında erkek/kadın oranı yıllara göre şu şekilde seyretmiş:


1935’de 110/100 oran, 1970’de 103/100’e gerilemiş. Cinsiyet seçimi amaçlı kürtajın yaygınlaşması neticesinde ise bu oran önce 1.05’e, 2000 yılında ise neredeyse 1.07’e yükselmiş. Türkiye’de her 10 bebekten bir tanesinin daha doğamadan kürtaj ile öldürüldüğünü daha önce Kürtaj Yapımı Istatistikleri başlıklı yazımda belirtmiştim. Kürtaj yapılması günümüzde erkek bebeklerin oranını kız bebeklere kıyasla yaklaşık 5 puan arttırdığına göre bu kürtajla öldürülen her 100 bebekten yaklaşık 75’inin kız bebek, 25’inin ise erkek bebek olduğu anlamına gelir. Kürtajla sonlandırılan 75 kız bebeğin ise 25’i kız olduğu için değil, başka nedenlerden dolayı öldürülürken 50 tanesi cinsiyet ayrımı yapıldığı için sonlandırılıyor.

Bu sadece ülkemize özgü bir durum da değil ama. Dünya genelinde de doğumda erkek/kız oranı 1.05 civarında seyrediyor, son yıllarda bu oranın artan kürtaj vakalarıyla 1.07’e kadar yükseldiği belirtiliyor (Türkiye’deki veriler de bu bulguyla çelişmiyor). Kız bebeklerin ultrasonla belirlenip kürtajla sonlandırılması konusunda sicili en bozuk ülkenin Çin olduğu söyleniyor. Çin’de bu oran 1.19 iken Ermenistan’da 1.14, Azerbaycan’da 1.13 ve Hindistan’da 1.12 olarak seyrediyormuş.  Devletin bu işlere bir el atması gerektiğini ve yasaklaması gerektiğini düşünenlere Çin ve Hindistan gibi ülkelerde bunun zaten yasak olduğunu hatırlatmak isterim. Regülasyonlar hiç bir yerde kolay işlemiyor. Read More!

1927 Nüfus Sayımı ve 1935 Nüfus Sayımı Sonuçları: Kadınlar Nerede?

Cumhuriyetin ilk yıllarına yönelik veri taramalarımı sürdürüyorum. 1927 ve 1935 nüfus sayımı sonuçlarına bakarken çok ilginç rakamlarla karşılaştım. Daha önce hiç kimse bu konuyu gözler önüne serdi mi bilmiyorum ama rakamlarda bazı gariplikler var.

1927 Nüfus sayımında ben erkeklerin oranının kadınlara göre çok daha düşük olmasını beklerdim. Nüfus sayımı sonuçlarına göre erkeklerin nüfustaki oranı %48,1 imiş. Arkadaş biz yıllarca o savaş senin bu savaş benim dört bir cephede savaşmadık mı? Sadece Çanakkale’de yüzbinlerce kişi can vermedi mi? Nasıl olur erkeklerle kadınların oranı neredeyse aynı? Ya kadınlar da erkeklerle beraber savaşa gitti ve şehit oldu, ya da geride kalan kadınlarımız bir şekilde ortadan kayboldu. Tam bir dedektiflik hikayesi. Bu arada nüfus sayımı sonuçlarına Tüik’in yayınladığı ve Orhan Karaca’nın bana gösterdiği şu kaynaktan bakıyorum.

Iyi o zaman dedim, 1935 yılındaki nüfus sayımı daha detaylı, ayrıca yaş gruplarına göre nüfus dağılımını da veriyor. Oraya bakınca belki esrar perdesi aralanır dedim. Baktım ve karşıma çok daha ilginç bir tablo çıktı. 24 yaşın altındaki nüfusa baktığımız zaman, yani 1911 ve daha sonrasında doğanlar arasında 4,8 milyon erkeğe karşılık 4,3 milyon kadın varmış. Önce aklıma Moğolistan’dan kadın ithal etmek geldi, sonra saçmalama, konuya konsantre ol dedim. 1911 sonrasında doğanlar büyük ihtimalle savaşa gitmeyen gençlerimiz. Bunlar hastalık vs. gibi nedenlerle ölüyor olmalarına rağmen, tek bir cinsiyeti hedef alan bir etkene maruz kalmıyorlar. Doğumda erkek/kadın oranı aşağı yukarı eşit olduğuna göre ve 1911-1935 arasında henüz ultrason ile cinsiyet keşfi ve neticesinde kız bebeklerin hamileliklerini kürtaj neticesinde sonlandırma teknolojisi Çinliler tarafından icat edilmemişti. Kız çocuklarını doğar doğmaz da öldürmediğimize göre ortada rakamlara girmeyen 500,000 kadınımız var demekti. Kadınlarımız nereye kayboldular? Aslına bakarsanız o dönemlerde ortalama hayat beklentisi 35 yıl civarında seyrettiğine göre hesaplara girmeyen kadın sayısı nüfus sayımına kadar yaşamını da yitirenleri hesaba katarsak 700 civarında olmalı idi. Aynı gizemin 25 ve üstü yaşlardaki kadınlar için de geçerli olduğunu düşünürsek ortadan kaybolmuş kadın sayısının 1 milyonu aştığını görebiliriz. Aşağıya nüfus dağılımı tablosunu koyuyorum, kendiniz bakın, sonuçlar gerçekten de çok ilginç.


Nereye kayboldu 1 milyon kadınımız? Read More!

Kürtaj Yapımı Istatistikleri

Kürtaj konusu özellikle Amerika’daki en hassas konulardan bir tanesidir. Türkiye’de ise çok hassas olmamasına rağmen ben yine de bu konuda bir fikir belirtmeyeceğim. Kürtaja karşı olanlar “kürtaj bir cinayettir” veya “kürtaj günahtır” şeklinde olaya yaklaşırken kürtajı destekleyenler ise “kürtaj hakkı kadının özgürlüğünün bir parçasıdır” veya “sağlık için gerekli olduğu koşullar vardır” veya “aile planlaması için gereklidir” şeklinde yaklaşımlara sahipler.

Bu konudaki istatistikler ise kelimenin tam anlamıyla beyin bulandırıcı şok edici cinsten, şimdiden söyleyebilirim. Kürtaj’ın cinayet olduğunu varsayarsak (ben öyledir veya değildir demiyorum yanlış anlaşılma olmasın), Türkiye’deki 50 yaşında bayanlarin yuzde kaci hayatının herhangi bir evresinde isteyerek doğmamış çocuğunu öldürmustur diye sorsam ne cevap verirdiniz?

Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması sonuçlarına göre 45-49 yaş grubundaki kadınların %39,2’si isteyerek düşük yapmış. Yani 50 yasindaki her 5 kadından 2 tanesi isteyerek düşük yapmış. 15-19 yaş grubunda kürtaj olanların oranı ise %2,9 imiş. Kürtaj oranları çocuk sayısı ile doğru orantılı bir şekilde artıyor. Çocuğu olmayanların %6’sı kürtaj yaptırırken, beşten fazla çocuğu olanların %29’u kürtaj yaptırıyormuş. Kentlerde kürtaj oranı %23 iken, kırsalda %18, Istanbul’da %31 iken Güneydoğu da %12 imiş. Kürtaj oranları ile eğitim seviyesi arasında bir ilişki bulunmamış. Yoksulların %15’i kürtaj yaparken, zenginlerin %29’u kürtaj yapıyormuş.


En can alıcı istatistik ise su: 2004-2008 arasında gerçekleşen her 100 gebelikten 10 tanesi kürtaj ile sonlandırılıyormuş, 100 gebelikten 10,5 tanesi doğal nedenler düşerken, 1.1 tanesinde ise bebek ölü doğuyormuş. Yine de tablo o kadar kötü değil. 1993 senesinde yapılan araştırmada isteyerek düşük yapma, yani kürtaj oranı %18 imiş ve şimdi %11’e gerilemiş.

Peki isteyerek düşük yapan milyonlarca kadınımız gebelikten önce ne tür bir gebeliği önleyici yöntem kullanıyormuş? Yuzde 34’ü herhangi bir yöntem kullanmıyormuş (sonra da şaşırıp nasıl oldu bu çocuk diye söyleniyorlardır herhalde). Yüzde 39’u geri çekme yöntemini kullanıyormuş (demek ki bu çok başarılı bir yöntem değilmiş). Yüzde 11’i kondom, yüzde 5’i hap ve rahim içi araç kullanıyorlarmış. Yani hamileliği önleyici yöntemlerin başarı oranı %100 değilmiş.

Isteyerek düşük yapanlar kürtaj sonrasında tekrar benzer bir durumla karşılaşmamak için ne tür bir önlem alma yolunu seçmişler acaba? Yüzde 32’si hiç bir yöntem seçmemiş (demek ki kürtaj bu kişiler üzerinde derin bir iz bırakmamış). Yüzde 22’si geri çekme yöntemine geri dönmüş, kondom ve hap kullananların oranı %15’ere yükselmiş, %12’si ise RIA kullanmış.

İsteyerek düşük yapılmasında kararı kim vermiş diye merak ediyorsanız yaklaşık olarak yarısında eşler beraber karar vermişler, dörtte birinde kadın kendisi karar vermiş, %22’sinde ise doktor tavsiye etmiş. Kürtajların %4’ünde ise karar kocaya aitmiş.

Kürtaj yaptırmak gebeliğin 10. Haftasına kadar yasal imiş, gerçekleştirilen kürtajların çoğunluğu yasal olmasına rağmen %11’i yasal sürenin bitiminden sonra yapılmış. Yani her 100 gebelikten bir tanesi yasadışı şekilde sonlandırılmış.

Ilginc bir yazi oldu. Ben kurtajin bu kadar yaygin oldugunu bilmiyordum dogrusu. Ortalama bir kadinin birden fazla gebelige sahip olacagini goz onunde bulundurursak kurtaj yapimi oranlarinda bir degisiklik olmamasi durumunda tanidiginiz her 5 kadindan birisinin kurtaj yaptigini soyleyebiliriz. Sok edici gercekten. Read More!

Hamilelikten Korunma Yöntemleri ve Yaygınlığı

Hamilelikten korunma yöntemleri Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasınca ilgilenilen konulardan diğer bir tanesi. Halk arasında doğum kontrol yöntemleri olarak bilinse de burada amaç hamile kalmamak olduğu için bana sorarsanız doğum kontrol yöntemi veya “doğum kontrol hapı” hatalı bir isim. Araştırmada dikkat çekilen gebeliği önleyici yöntemler sırasıyla şunlarmış: tüp ligasyonu, erkeğin kanallarının bağlanması, hap, rahim içi araç, enjeksiyon, implant, kondom, diyafram, takvim yöntemi ve geri çekme.

15-49 yaşları arasındaki evli kadınların %73’ü yukarıda bahsedilen hamilelikten korunma yöntemlerinden bir tanesini kullanıyormuş. Sizce en yaygın olarak kullanılan yöntem hangisidir? En sık olarak kullanılan yöntem %26 ile geri çekme yöntemi imiş, onu %17 ile rahim içi araç ve %14 ile kondom kullanımı izliyormuş. Hap ise sadece evli kadınların %5’i tarafından kullanılıyormuş.

Gebeliği önleme yöntemleri kadınların yaşlarına göre haliyle farklılık gösteriyormuş. Ideal olarak 2 çocuk yapmayı planlayan normal 15-19 yaş grubundaki hanımların %40’ı bu önlemlerden bir tanesini uygularken, muhtemelen istediği sayıda çocuğa sahip 30-34 yaş grubundaki hanımların ise %84’ü gebeliği önleyici yöntemleri kullanıyormuş. 45-49 yaş grubunda da hamile kalma olasılığı düşük olduğu için bu oran %59’a düşmekte imiş.




Hiç çocuğu olmayan kadınların sadece %28’i herhangi bir yöntemi kullanırken, 1-4 arasında çocuğa sahip kadınların %79’u gebeliği önleyici yöntemlere başvuruyormuş. Beş veya daha fazla çocuğa sahip kadınlar da ise bu oran %69’a geriliyormuş. Bunların içerisinde doğum kontrolüne inanmayan bir grup olması oldukça muhtemel görünüyor. Dogu’da gebelikten korunmaya çalışanların yüzdesi 61 iken, Güney’de bu oran 70’e yükseliyor; ülkenin geri kalanında ise %75 civarında seyrediyor. Ilkokul diploması olmayanların da %60’ı gebelikten sakınmaya çalışıyor iken, bu oran lise ve üzeri diplomaya sahip olanlarda %77’e yükseliyor. En yoksul insanların da bu oran %63 iken, en zenginlerde %79’a yükseliyor. Yani parası olmayan insanlar daha çok çocuk yapmaya meyilliler ve gebelikten daha az sakınıyorlar. Hey devlet zaten çocuk yapmayan zenginlerden para toplasın, sonra da bir sürü çocuğu olan (ideali 3 diyorlar) ailelere dağıtsın. Aklıma gelen diğer bir soru ise “acaba insanlar zengin oldukları için mi az çocuk yapıyorlar, yoksa az çocuk yaptıkları için mi zengin oluyorlar” sorusu.

Gördüğünüz üzere bunlar ilginç konular ve ekonominin direkt ilgi alanına giriyor. Türkiye’deki bütün problemlerin çözümünün döviz kuru ve faiz oranlarıyla oynamaktan geçtiğini düşünenler acaba faiz oranlarını düşürerek futbol takımı büyüklüğündeki ailelerin sayısını da düşürebileceklerini düşünüyorlar mıdır?

Not: Bu arada arastirmanin ilerleyen bolumlerinde gebeligi onleyici yontem kullanmayanlarin %37'si menapozda olduklari icin, %27'si kadin kisir oldugu icin, %5'i kaderci ve dini nedenlerle karsi oldugu icin, %3'u de erkek kisir oldugu icin kullanmiyormus. Desenize Turkiye'deki erkeklerin yaklasik %1'i kisirmis. Bunlari Mogolistan'a gondersek de bir sey cikmaz!!! Read More!

Ideal Çocuk Sayısı Kaçtır?

Ara ara okuyucularımız email atıp belirli konularda kaynak talebinde bulunuyorlar. Biz de elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Oysa Google Arama motorunu kullanarak aradığınız bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz. Bizim çocukluğumuzda ve gençliğimizde internet yoktu, bir konuyu merak ettiğimiz zaman ya gazetelerin verdiği Meydan Larus ansiklopedilerine bakar, ya da halk kütüphanelerinin yolunu tutardık. Oralarda da aradığımız bilgilerin çoğuna sayfalar yırtılıp çalındığı için ulaşamazdık. Şimdi öyle değil, yaz Google’a iki saniye içinde size getirsin aradığınız cevabı. (Jale Özgentürk ve Meliha Okur da hala Google kullanmasını öğrenmediklerinden olsa gerek Moğolistan’da bir erkeğe 6 kadın düşüyor diyen birinin yalanına inanıp koca Moğol milletine hakaret ettiler geçenlerde. Oysa iki dakikada buluverirlerdi Moğolistan’daki kadın-erkek oranını Google’da aratsalardı)

Nüfus olayına girmişken Türkiye’de bu konuda ne tür araştırmalar yapılmış diye merak ettim ve karşıma 2008 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması başlıklı Hacettepe Üniversitesince yapılan kapsamlı bir araştırma çıktı. O araştırmadan bir kaç yazı çıkarıp ilginç soruların cevaplarını sizlere sunmayı planlıyorum. İnsanlara hep sorarlar ideal çocuk sayısı kaçtır diye. Sizce ideal çocuk sayısı kaçtır? Peki toplumun ne kadarı ideal çocuk sayısının sizin dediğiniz gibi 2 olduğunu düşünüyor? (Zihninizi okuyorum değil mi, nereden bildim 2 cevabını verdiğinizi?)

Bahsettiğimiz raporda 7400 kadına bu soru yöneltilmiş ve bunların %50,6’sı 2 cevabını vermiş. Ortalamalar iyidir de tam resmi her zaman yansıtmayabilir. Iki veya daha az sayıda çocuğu olan kadınlar (ya da çocuksuz kadınlar) %61 ortalamayla iki çocuğun ideal olduğunu söylemişler. Ilginç rakam ise şu: 3 çocuğu olan kadınların %31’i de iki çocuğun ideal olduğunu söylüyor. Yani ya üçüncü çocuğu bir kaza eseri dünyaya getirmişler ya da yaptıktan sonra pişman olmuşlar diye spekülasyon yapabiliriz. Üç çocuklu kadınların %8,5’i ise 1 çocuğun, %1,8’i ise sıfır çocuğun ideal olduğunu düşünüyormuş. Kocaları mı zorluyor bunları çocuk yapmaya yoksa doğum kontrolünden haberleri mi yok?


Dört veya daha fazla sayıda çocuğa sahip bayanların istatistikleri ise daha bir ilginç. Bunların da %57’si sahip olduklarından daha az sayıda çocuğun ideal olduğunu düşünüyormuş. Toplam nüfus içerisinde neredeyse %20’lik paya sahip dört veya daha çok çocuğa sahip olan bayanların %5’i 6 veya daha fazla çocuğun ideal olduğunu düşünüyormuş. Toplam bayan nüfusunun ise %1,5’i en azından yarım düzine çocuk sahibi olmak istiyormuş. Yapın yapın devlet baba bakar nasıl olsa.

Başbakan Erdoğan gibi 3 çocuğun ideal olduğunu düşünenlerin oranı %20,5 iken, hiç çocuğu olmayan bayanlar arasında ise bu oran %14.6 imiş. Bu bahsettiğim rakamlar 289 sayfalık araştırmada ufacık bir tabloda yer alıyor. Konuya ilgiliyseniz çalışmanın tamamını okumanızı öneririm, ben de devamını getireceğim. Read More!

Nüfus Artışı Hızı

asagida 1960'dan gunumuze, turkiye'nin ve fransa'nin nufus, dogurganlik ve beklenen yasam surelerini karsilastiran enteresan bir video sunuyorum. video ingilizce. ama gorsel sunum yeterince aciklayici oldugundan bu pek sorun olmamali. youtube'a erisimi de bir sekilde halledersiniz.




"-turkey is moving faster.
-turkey is catching up..."

Manipülasyon Nedir   Küresel ısınma Karikatürleri  Türk Bilim Adamı  Liderlik Nedir?    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri  Enformasyon Nedir    Slogan Nedir    Enflasyon Nedir    Nükleer Santraller  Devlet Nedir

vay be. nereden nereye gelmisiz. Read More!