Ergenekon Operasyonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ergenekon Operasyonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

" Artik Yetti! "

Vay vay vay!!! Nasil bir cikistir bu yahu?

Sasirmamin nedeni su ki; (Ergenekon) yandasi medyada, kidemli bir ismin kaleminden boylesi curetkar bir yaziyla karsilasmak her zaman mumkun olmuyor. Hos ha bire agiz degistiren, yeri geldiginde dansoz gibi kivirtan ilgili medyanin hic bir yaptigina sasirmamak gerek.

Genel itibariyle, gazetelerde cikan yazi ve yorumlara “soyleyene degil, soyletene bakmak gerek” prensibiyle yaklastigimdan, yazarin sirf “icini dokup rahatlamak” icin bu yaziyi yazmis olmasi hic inandirici gelmedi bana tabi ki.

Tutumluluk  Inovasyon örnekleri  Türev Konu Anlatımı  EFT Nedir  Olasılık nedir    Ekonomi Nedir  Hisse Yorumları  Bilinçli Tüketici

Yazarin, zinhar yipratilmamasi gereken, gozbebegimiz, canimiz cigerimiz kurumlarimiz nezdinde ‘akreditasyon’ problemi olsa da gazetenin sahibinin boylesi bir yaziya, boylesi bir donemde nasil olup da goz yumabileceginin nedenlerini dusunmedim degil. Neyse… elbet bir bildikleri vardir.

Yazidan dikkat cekici bir kac satiri buraya tasiyip Stres Abi formatinda bir cift laf etmeye niyetlenmistim. Ne var ki Hurriyet’in web sitesinin kodlarinin kopyalanmamasi icin aldiklari onlemleri asamadim. Bu nedenle ibretlik yaziyi okumaniz icin link vermekle ve –belki simdilik– bu kadar yazmakla yetiniyorum. Read More!

Zoka

Ankara kazilmis ama altindan cumhuriyetin temelleri yerine bize Ergenekonun cephanesi olarak yutturulmaya calisan silahlar cikmis. Nasil ulasilmis bu silahlara? Susurluk sanigi eski istihbatci i.sahin'in evinde bulunan krokilerle. Bu gelisme medyamizi ve degerli dusunurlerini cok memnun etmis. Ergenekon sorusturmasi iste bu yonde ilerlemeliymis. Susurluk davasi tekrar incelenmeli ergenekon- susurluk iliskisi ortaya cikartilmaliymis. Hatta senaryonun devamini da okumus olanlara gore, yani pardon ufku daha gelismis kanaat onderlerimize gore ergenekon aslinda susurluktan ibaret bir organizasyonmus ve 10 yil onceki davanin ustu kapatildigi icin bu boyuta gelmismis. Ergenekon isimli dava kapatilmali, susurluk tekrar acilmaliymis.

Nükleer Kirlilik  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Olasılık Soruları ve Çözümleri  Marksizm Nedir  Spam Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları  Bono Nedir?  Fareli Köyün Kavalcısı  Arge Nedir?  Kalite Nedir  Açık Arttırma Nedir  Pesimist Nedir?

Nedense bu senaryo bana koseye sikismis, kovalamacadan ve korkudan terler icinde kalmis birilerinin bu isten yirtmak ve karsi tarafa bir cikis plani sunmak icin beyinlerinde cakan son bir simsek gibi geliyor. ergenekon temizliginin arkasindaki gucun bu zokayi yutacak kadar aptal, bu acizlerle uzlasma ihtiyaci hissedecek kadar zayif olmadigini gorecegiz umarim. Read More!

Ergenekon Operasyonu ve Gizli Gercekler

Gazete Vatan - 25/08/2008
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 1991 yılına kadar hiç açık vermeyen sosyal güvenlik sisteminin kıyak emekliliğin çıkması ile delindiğini, bugüne kadar bütçeye olan maliyetin 851 milyar YTL olduğunu söyledi ve sözkonusu yasayı çıkaran Demirel’e bu sözlerle sitem etti: ‘Ah Demirel ah...’

Star Gazetesi - 15/08/2008
Kamuoyunda büyük tartışmalara neden olan, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, emeklilik yaşının 38’e düşürülmesi kararının, devlete tam 852 milyar YTL’ye mal olduğu ortaya çıktı. Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal güvenlik sisteminde emeklilik yaşının 38’e düşürülmesi nedeniyle, 1994 ile 2007 arasında sosyal güvenlik kurumlarına aktarılan kaynağın, yaklaşık 22 GAP parasına bedel olduğunu söyledi.

Radikal Gazetesi - 21/07/2008
Hükümet Sözcüsü Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, "25 seneyi aşan süreden beri etnik terörün, PKK terörünün ülkeye verdiği zararın 300 milyar doların üzerinde olduğunu belirterek, GAP’ın maliyetinin ise 32 milyar dolar olduğunu bildirdi.

ntvmsnbc.com - 25/08/2008
Ergenekon operasyonu ve soruşturması sırasında yapılan harcamaların şu ana kadar devlete 100 bin YTL’nin üzerinde bir gidere mal olduğu ortaya çıktı. Çoğunluğu avukat giderleri ve hastane masrafları olan giderler dava dosyasının 388. klasöründe yer alıyor. Read More!

Ergenekon Operasyonu: Maliyet Teorisi

" Ergenekon soruşturması sırasında yapılan harcamaların şu ana kadar devlete 100 bin YTL’nin üzerinde bir gidere mal olduğu ortaya çıktı. Çoğunluğu avukat giderleri ve hastane masrafları olan giderler dava dosyasının 388. klasöründe yer alıyor. "

Bravo! Ergenekon operasyonu hakkinda en cok bunu merak ediyorduk, boylece ogrenmis olduk. Bu muhtesem habercilik basarisini gosteren ntvmsnbc.com 'u ve haberde imzasi olan muhabirleri tek tek tebrik ediyorum. Elinize saglik! Iddianame ekindeki diger malzemeler bitince, zaten birileri bunu da haber yapardi ne de olsa. Oyle degil mi? Simdiden bunu akil ederek, bu haberi Dogan Medya'dan bile once, ilk olarak siz yaptiginiz icin en azindan "yilin en okuz haberciligi"ne aday olmayi garantilediniz. Read More!

Ergenekon Operasyonu kandırmacası!

Bu iktidarın en sevmediğim yanı, çok laf yapıp az iş yapması. Hatta hiç iş yapmaması. (2002-2005 dönemini ayrı tutuyorum.) Ekonomiden tutun diğer bütün alanlara her yerde durum aynı.

Ekonomi konusunda öyle şeyler söylüyorlar ki sanırsınız bütün problemler halledildi, her şey süt liman. Enflasyon konusunda o kadar konuştular ki sanırsınız enflasyon sorunu halledildi. Oysa hala enflasyonun yüksek olduğu ülkelerden biriyiz.

Özelleştirme konusunda edilen laflara bakarsanız, sanırsınız herşey tamamlandı. Oysa Telekom, Tüpraş ve Erdemir'den başka özelleşen bir şey yok. Bunlar da zaten 2004-2005 döneminde yapıldı. Piyasa şartlarında belirlenmesi gereken fiyatların çoğu hala hükümet tarafından belirleniyor. Güya kamu bankaları, elektrik piyasası, enerji piyasası özelleşecekti. THY, Milli Piyango, Petkim, elektrik dağıtım şirketleri, TEKEL,.... Ekonomide hala herşey sosyalist bir ülke gibi.

Sosyal güvenlik reformu üzerine kaç yıldır edilmedik laf, tartışılmadık boyut kalmadı. Bir arpa boyu mesafe alınmadı. Hazine'nin sayfasına gidip 2004 yılında imzalanan niyet mektuplarına bakarsanız sosyal güvenlik reformunun 2005 yılında yapılacağının söylendiğini görürsünüz. 15 Temmuz 2004 tarihinde imzalanan sekizinci gözden geçirmeye ilişkin niyet mektubunda "Emeklilik sistemine ilişkin açıkların 2007 yılına kadar sürekli azalan bir seyir izler hale getirilmesini ve bu açıkların uzun dönemde GSMH’nın % 1’i seviyesine düşürülmesi" hedeflenmiş, "Söz konusu reform paketi, tasarının 2005 yılı Ocak ayında TBMM’ce kabul edilmesi ve 2005-07 yıllarında aşamalı olarak uygulanması amaçlarına paralel olarak, 2004 yılı Aralık ayı ortasında TBMM’ye sunulacaktır". Sonuç: hüsran.

Bütçe disiplini, vergi reformu, işgücü piyasası reformu, ağızlarda sakız edilen yapısal reformlar, mikro reform lafı vardı bir de, ara ki bulasın. Bütün ihaleler başbakanının dudaklarının arasından çıkacak lafa bakıyor. Marketler indirim yapsın mı yapmasın mı devlet karar veriyor. Kimin nereye ne kadar yatırım yapacağına devlet karar veriyor. Lafa gelince bunlardan piyasacı kimse yok. Ama icraata gelince sonuç sıfır. Açıkçası bu hükümet verdiği sözleri tutmuyor.

Dönelim AB konusuna. 2005 yılından bu yana AB konusunda da frene basılmış durumda. Sadece frene basılmadı, gündemden de düştü. Ne müzakere var ortada ne reform. Dostlar alışverişte görsün. Edilen laflara bakarsanız Türkiye AB'ye hazır durumda. Ama bugün AB ülkeleri gelin alıyoruz deseler, Türkiye'nin tamam hazırım demesi 10 seneyi bulacak.

Kaç ay yeni Anayasa tartışıldı. Sonuç: sıfıra sıfır elde var sıfır. Ne bir taslak çıktı ortaya ne de laf kalabalığından başka birşey.

301. madde konusundaki tartışmalardan artık zaten gına geldi. Duyan da 301. maddeyi başka birisi getirdi sanacak. Ne değiştirdiler, ne kaldırdılar. Bırakın değiştirmeyi, bir teklif bile getirmediler.

Bugünlerde türban ve başörtüsü konusu tartışılıyor. Sakın ha kimse sonuç alınacağını sanmasın. Tartışılacak, sonra kaynayıp gidecek. Daha önceki tecrübeler bunu gösteriyor. Oysa bu ülkenin türban ve başörtüsü sorunu yok. Özgürlük sorunu var.

Bu ülkede herkes özgürlükten korkuyor. Bu iktidar da öyle. 2005'ten bu yana ne ekonomi alanında ne özgürlükler alanında yeni hiç bir şey yapılmadı. Yapıldı diyen beri gelsin.

Daha öncekiler gibi bu iktidar da vatandaşından korkuyor. Bir yandan RTÜK vatandaşın ne izlemesi gerektiğini belirliyor, ekranlara çeki düzen veriyor. Bir yandan devlet vatandaşın hangi sitelere girip girmeyeceğine karar veriyor. Ayda bir YouTube'a yasak geliyor. Diğer yandan bir profesör konuştuğu için hapis cezasına çarptırılıyor. Temelde marketlerin ne zaman indirim yapacağına devletin karar vermesi ile türban yasağının hiç bir farkı yok. Bu hükümet vatandaşın ahlak bekçisiyim rolüne soyunuyorsa birilerinin de ben de laikliğin bekçisiyim diye ortaya çıkmasına şaşırmamalı.

(Yazı çok uzadı, başlığın işaret ettiği konuya daha sonra gireceğim.) Read More!