Kredi Kartlari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kredi Kartlari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kredi Kartına İsim Arıyorum !

Radikal'den Fatih Özatay bugunki yazısında sorunlu kredilere değinmiş ve demişki : "Evet kredi kartı adının aksine bir kredi türü değil. Ama önemli sayıda tüketici tarafından bir tür kredi olarak kullanılıyor. Oysa bu ‘kredinin’ faizi diğer tüketici kredilerine göre çok yüksek. Bankaların neredeyse sokak ortasında kredi kartı pazarlamalarının ortaya çıkan ve alınan kararın gerekçesini oluşturan sorunun temel nedenlerinden birisi olduğu açık. Bu arzu edilmeyen durumun bir daha ortaya çıkmaması için ne gibi önlemler düşünülüyor; bu açıklanmadı. Umarız yakın gelecekte tekrar bu tür bir kararın alınmasına gerek kalmaz. Elbette ummak bizden, önlemleri almak yetkililerden".

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler

Benim de fikrim geldi :) dedim ki ya o halde ismini değiştirelim bu kredi kartı denen şeyin...insanların kullanırken daha fazla dikkat edecekleri bir isim bulabiliriz örneğin. ne biliyim "Borç Kartı" kırmızı ışık gibi bir isim olurdu herhalde, yada "Harcama Kartı" biraz daha sarı ışık görevi görür müydü acaba. "Kredi Kartı" çok yeşil ışık gibi duruyor öyle değil mi:)
Read More!

"Ben borcumu ödedim ve ben bir enayiyim..."

Emin olun kendimi enayi gibi hissediyorum.Nasıl olmasın ki...Bugüne kadar kredi kartımın birikmiş tüm borçlarını ödedim. Elimde para kalmamışsa bankadan borç alıp, kredi kartımı kapattım. Şimdi ne kadar hata ettiğimi anlıyorum ve kızgınlıktan kuduruyorum. [devamı için tıklayın]

Nükleer Nedir    Yatırım Fonları    Taksi Şöförü   VOB nedir?  IMF Nedir   Borsa Tüyoları  Borsa Nedir  Zaman Nedir  Pi Sayısı Nedir Read More!

Erdogan Kredi Kartlari Konusunda Hakli

Gecenlerde Tayyip Erdogan futursuzca kredi karti harcamasi yapip sonra da kurtarilmayi isteyen kisileri elestirdi. Kendisini bu davranisindan dolayi kutluyor ve destek veriyor. Yalniz bundan 3 sene once ayni Erdogan ayni kisileri "kartzede" olarak adlandirmis ve meclisten kanun gecirerek kurtarmisti. Hatta Merkez Bankasina yuklenip bankalarin uyguladiklari faiz oranlarini Merkez Bankasinin dusurmesini talep etmisti. Biz de o zaman kendisini elestirmis ve su yaziyi yazmistik:

Ken Fisher Joel Greenblatt Bill Ackman Eddie Lampert David Einhorn Dan Loeb Lee Ainslie John Paulson Stephen Mandel David Dreman

Once moral hazard nedir onu tanimlayalim. Insanlar yaptiklari yanlislarin bedelini odemek zorunda olmadiklari zaman normalde alacaklarindan daha fazla risk alirlar. Ornek verelim diyelim ki benim kredi kartimin $10,000 limiti var. Borcumu odemedigim zaman bir sekilde affedilecegimi bilirsem benim ilk yapacagim is hesabimdan $10,000 cekip LasVegas’ta gozume kestirdigim ilk kumarhaneden iceri girip rulet masasinda siyahin (veya kirmizinin) uzerine butun parayi koymak olacaktir. Yaklasik %48’lik olasilikla $10,000 kazanabilirim, kredi karti borcunu odeyip kalan parayi diledigim gibi harcayabilirim. Eger kaybedersem devlet baba beni affeder, cunku ben bir kartzedeyim.

Kartzede kime denir? Yolda giderken yerdeki kredi kartinin uzerine basip dusen ve kolunu (veya kafasini) kiran kisiye kartzede denir. Turkiye'deki gibi kredi kartini hovardalar gibi kullanip sonra da faizini odeyemeyip, kurtar bizi bu "kapitalist, acimasiz" bankalarin elinden diyenlere "uyanik" denir.

Yazinin devamini buradan okuyabilirsiniz.

Kredi kartlari konusunda sunu soyleyebiliriz. Kredi kartlari bir kredi araci degil, odeme aracidir. Eger bankada paraniz yoksa kredi kartini kullanip harcama yapmayin. Harcama yapiyorsaniz ay sonunda borcunuzun tamamini odeyin. Kafayi calistirin, bankalari zengin etmeyin. Read More!

Müsrif vs. Mağdur

Akşam gazetesinden bir haber.

Bazı insanlar mecburiyetten kredi kartına yükleniyor olabilirler. Kredi Kartı borçlusu herkes müsrif değildir eminim ama etrafımda müsrif kredi kartı borçlusu o kadar insan var ki, hepsinin zor durumda olduğuna inanmak güç. İndirimlerde kendini tutamayıp ihtiyaçtan fazla giysi, ayakkabı vs. almış, yahut da yeni çıkan cep telefonu modelininin albenisine kapılmış ya da kendini plazma televizyonsuz ev olamayacağına inandırmış ve şimdi de kredi kartının tamamını ödeyemeyen bazı iş arkadaşlarım var. Kredi kartlarının faizleri her bankanın web sitesinde ve her kredi kartı sözleşmesinde belirtiliyor. Kredi kartı edinirken en önemli kıstaslardan biri de bu faiz oranı olmalı diye düşünüyorum.

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir  Dejavu Nedir  Bilgi Nedir  Wifi Nedir    Teknoloji Nedir

RTE temel olarak doğru birşey söylemiş ama kriz herkesin gözünün içine baka baka gelirken, bize teğet geçeceği beklentisiyle hiçbirşey yapmayan hükümetin başı olarak zor duruma düşen ve işini kaybeden insanlara karşı da sorumluluğunu yerine getirmemiş bir başbakan olarak kendini de suçlamalı.
Read More!

KalkinMA ve Atalet Partisi (KAP)

Tayyip Erdogan bugunlerde cam ustune cam deviriyor. Bence artik partisinin adini KalkinMA ve Atalet Partisi yani KAP koysun. Bir yandan buyume orani eksiye dustu boylece kalkinma hayalleri suya dustu. Diger yandan 2.5 yildir tas ustune tas koymadilar, ortaligi karistirmaktan ve laf salatasi yapmaktan baska bir sey yapmadilar. Yani uzerilerinde bir atalet var. Ihale yasasinda da yaptiklari duzenlemelerle devletin yaptigi ihalelerde pastayi KAPmayi basardilar. Neticede KAP ismi Erdogan'in partisine daha cok yakisiyor bana sorarsaniz.

Bundan 3 sene once kredi kartzedeleri diye bir kavram ortaya cikarip kredi karti borcunu odemeyen kisileri vergisini salak salak veren vatandastan topladiklari paralarla kurtardilar. Inanmazsaniz bundan tam 3 sene once yazdigimiz su yaziya bakin.

Kapitalizm Kapitalist nedir  Faşizm nedir?  Fraktal Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  Çernobil Faciası

Neyse Erdogan bugun de kalkmis ve normalde alkislayacagimiz su fircayi kaymis:

Başbakan Tayyip Erdoğan, "kredi kartı mağduru" sözüne tepki göstererek, "Parayı sınırsız kullanıyorsun, ondan sonra ödemiyorsun. Sonra da kredi kartı mağduru oluyorsun, bu nasıl iş? Kredi kartını kullanmada kusura bakmasınlar ciddi bir yanlışlık, haksızlık var" dedi.

Partisinin dünkü Meclis grubunda konuşan Erdoğan, şunları söyledi: "Kazandığı kadar tüketmesini bilenle, kazanmadığını tüketme gayreti içerisine gireni aynı kefeye koyabilir miyiz? Nasıl oluyor da mağdur oluyor? Benim insanım dürüsttür, dürüstlüğü sever, dürüst olanın yanındadır. Bunu sağlayacağız. Bunu siyasi istismar vesilesi yaparak kredi kartı mağduru gibi bir ifadeyi literatüre sokmanın hiçbir anlamı yok. Ciddi bir yanlıştır."

Hakkaten normalde alkislayacagim bir davranistir bu. Ancak bundan 3 sene once simdi soylediklerinin tam tersini soyluyordu. Bu lafinin uzerinden bir kac dakika gecmeden de yine yukarida soylediklerinin felsefesiyle tamamen celisen su sozleri sarfetmis:

Kredi faizlerindeki düşüş var. Küresel finans krizinin etkilerini de göz önünde bulundurup esnafı rahatlatmak için yeni bir karar daha aldık. Kefalet kooperatifleri aracılığıyla kullanılacak kredi faizinin yarısını devlet karşılayacak. Bugün yüzde 15.6 olarak uygulanan faiz oranı, komisyonu vesairesiyle yüzde 12’ye düşmüş olacak. Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kefalet Kooperatifleri Merkez Birliği de kendisinden kredi kullanıp ödeyemeyen esnaf ve sanatkarla ilgili yeni bir uygulama yapak. Yeniden yapılandırma uygulamasıyla ana parasını ödeyecek olan 100 bine yakın esnaf ve sanatkarımızın temerrüt faizi, 5 yıla kadar taksitlendirilecek. Bu yapılandırmayla 100 bine yakın esnafımızın evi ya da iş yeri hacizden kurtulacak.

Kredi kartini kullanip odemeyeni azarlayan Erdogan nasil oluyor da bankadan kredi ceken esnafa keriz vatandastan topladigi vergileri dagitma sozu veriyor? Bankadan kredi ceken esnafla kredi kartindan para ceken tuketici arasinda ne fark var? Kredi karti ile yapilan harcama da bankadan alinmis bir kredidir, onun faizinin yarisini neden odemiyorsun? Onlarin odemeleri gereken faizin suresini neden uzatmiyor evlerini ve mallarini hacizden kurtarmiyorsun?

Ben de krize karsi onlem almadilar diye elestiriyordum. Kusura bakmayin yanlis yapmisim. Birakbirakbirak, elleme faydadan cok zararin var. Read More!

Ayakkabıcınızın kalpazan olduğunu biliyor muydunuz?

Ayakkabıcınızın kalpazan olduğunu biliyor muydunuz?

Para basma hakkı (“Adanalı ‘Para Basma’ Hakkı” şeklinde bir isim tamlaması olabilir veya “-Para basma Hakkı! Yakalanacaksın” da olabilir – di ama değil [sitenin Perihan Mağden’iyim ben] ), bugün istisnasız bir şekilde dünyanın her yerinde - tüm ülkelerde devletin tekelindedir. Kendisi matbaa kurup para basan adama “kalpazan” denir ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” bölümünde, 197. maddenin 1. fıkrasında bu işi yapanlara 2 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası verileceği öngörülmüştür. 2. fıkrada bilerek bu parayı kabul edene 1 ila 3 yıl, bilmeden aldığı sahte parayı bilerek tekrar tedavüle koyana ise 3 aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Bu, eskiden böyle değildi. Vakti zamanında İngiltere’de ve Venedik’teki ilk banknotlar (bank-note) özel bankaların veya düpedüz bankerlerin güvenilirlikleri sonucu bastıkları paraydı. O zamanlar İngiltere’de devletin para basma tekeline sahip olması, bugün devletin bankacılık tekeli gibi düşünülürdü. Yani düşünülmez, hatta absürt bulunurdu. Lakin zaman içinde senyoraj gelirinin sadece devlette kalması gerektiğine karar verildi ve devletin hak verdiği kurumlar haricinde kişi ve kurumların para basması yasaklandı. Ben, hala çocukça bir saflıkla “para basma tekeli”nin kırılacağı günlerin hayalini kuruyorum.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Netherlands
Insider Trading Returns
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b

Bütün bunları Güngör Uras’ın bu günkü yazısındaki faciayı anlatmak için yazıyorum. Uras, piyasadaki “vadeli çek” sistemini övmüş ve bu sistem olmadan ekonominin işlemediğini, işlemesi için bu sistemin yaşaması gerektiğine değinmiş.

Önce bu sistemi bilmeyenler için açıklayalım. Çek, görüldüğünde karşılığının ödenmesi gereken kıymetli evraktır. Çeki elinde tutan, bankaya gidip çeki ibraz ettiğinde çeki yazan kişinin hesabında para varsa para hemen ödenir, yoksa kişi “karşılıksız çek” yazmış olur ve çok ciddi yasal yaptırımlarla karşılaşır. (para cezası, hapis cezası, bir daha çek yazamama, kara listeye girme vb.) Çek üzerine vade yazılırsa da yazılmamış sayılır. Çek üzerindeki vade, çeki yazanın çeki verdiği kişinin o tarihten önce çeki bozdurmak istemeyeceği üzerine ikili ve yasal olmayan bir anlaşmaya dayanır. Bu anlaşma da içinde bulunduğumuz zaman gibi zamanlarda bozuluverir. Tarihine bakmadan kişiler ellerindeki çekleri bozdurmaya çalışırlar, karşılıksız çeklerde birden artış oluverir.

Daha uzatmadan ve detaya girmeden şunu da hemen söyleyip geçeyim: vadeli çek yazan kişi, çekin üzerindeki rakam kadar para basmış olur. Vadesi gelince karşılığını devletin parası ile ödeyeceği bu “bastığı para”, o kişinin güvenilirliği üzerine iş yapar ve basan kişiye senyoraj geliri sağlar. Pratikte sahte para basmakla vadeli çek yazmak arasındaki tek fark “vadeli çek”in süresinin kısıtlı olması, sahte paranın ise olmamasıdır. Vadeli çek yazma işini adet haline getiren ve bir vadeli çekinin süresi bitince yenisini yazan ve bütün ticaret hayatı boyunca bunu devam ettiren bir tüccarın ise sahte para basandan hiç bir farkı yoktur. Ticaret hayatının sonunda bu çekleri ya cebinden çıkardığı parayla ödeyecektir veya “vadeli çek” tıpkı sahte para gibi, yazandan (basandan) başka kişinin elinde patlayacaktır. Hem teorik hem de pratik ekonomiyi (ekonomi nedir?) bilen okurların zaten bildiklerinin tekrarı olan bu paragrafı diğer okuyucuların anlayana kadar tekrar okumalarını, hatta başka kaynaklara başvurmalarını salık veriyorum.

Peki insanlar bu işe neden girerler? Neden bildiğimiz parayı veya kredi kartını kullanmaz Güngör Bey’in yazısındaki “Perakendeci Ahmet Bey”? Nakit kullanmaz çünkü nakitin getirisi vardır. Elindeki nakiti hemen vadeli mevduata yatırır ve faiz geliri elde eder. Nakitini akıllılık edip vadeye bağladığı için de işlerini yürütmek için bir “vadeli çek” yazıp piyasaya sürer. Senyoraj geliri sanırım bu örnekte daha net görünüyor. Peki, neden kredi kartı kullanmaz 100 liralık bir ayakkabı için? O da basit: kayıt dışında kalmak istiyordur. Al-sat yaptığı her şey kredi kartı ekstresinde (veya bankayla olan bir diğer kredi ilişkisinde) görünürse vergi ödemek zorunda kalır. Sinekten yağ çıkartan Ahmet Bey sizce vergi ödemek ister mi? Tabi ki istemez.

Uzun lafın kısası, eğer kayıt dışılığın azalmasını istiyorsak, eğer senyoraj gelirinin devlette kalmasını istiyorsak (ben istemiyorum) veya uzun vadede sahte para gibi birilerinin elinde patlayacak olan vadeli çeklerin dinamit gibi ekonomimizde dolaşmasını istemiyorsak, Güngör Uras Beyefendinin istediklerine bir kez daha kulak tıkayalım. Umalım ki bu kriz en azından bir işe yaramış olsun – (zaten kanuni olmayan) Vadeli çek işlemleri piyasamızda azalsın ve bitsin. Yerini kayıt içinde, araya bankaları kredi kartı (veya debit kartı – ki çekin tıpkısının aynısıdır) vasıtasıyla sokan ticari ilişkiler alsın.

Bu yazımızda Güngör Bey’in hep acındırdığı Ahmet Bey’in ipliğini pazara çıkardık. Bakalım Ayşe Teyze’nin ne marifetleri varmış. İzlemeye devam edin. Read More!

Kredi kartlari

Ekonomi bloglarindan CafeEkonomi'de sacma sapan bir yazi gordum. Onceden bu tarz cahilce felaket senaryolari sadece gazetelerde yer aliyordu, blog dunyasi genisleyince bloglarda da basladi demek. Gazetelerde hala yer aliyor ama artik kaniksadik, deginmeye gerek gormuyorum.
Yazida Turkiye'de kredi karti kullaniminin yayginlasmasinin ABD'deki subprime mortgage krizine benzer felaketlere yol acacagi soyleniyor. Hatirlayan olursa, Turkiye'de kredi kartinin yayginlasmasina dayali felaket senaryolari Sinan Aygun'un esasli malzemelerindendi. Sonra Ergenekon falan cikti Sinan Aygun bu isleri birakti (ya da ATO artik fazla arastirma yapmiyor).

Oncelikle ABD'deki supbrime sorunuyla Turkiye'deki kredi karti kullaniminin artisi arasinda alaka kurmak icin ABD'de olan biteni hic anlamamis olmak gerek.

Yazida, tipik Turk medyasi uslubu ile kredi karti borcu olan bir vatandasin bunalima girmesi, intihar etmesi ornek olarak sunulmus. Sinan Aygun de insanlarin merhamet damarina basip duygu somurusu yapmayi cok severdi. Sonra rakamlar verilmis. 70 milyonluk ulkede 40 milyon kredi karti varmis, bu bilgi siki durun uyarisi ile verilmis. Bu kadar kredi karti fazla gelmis. Halbuki bu kredi kartlari toplamda 40 milyon kisiye ait degil. Kredi karti sahiplerinin cogunlukla birden fazla karti var. Bu 40 milyon kredi karti da kabaca 15-20 milyon kisiye ait. Turkiye'de yetiskin nufus yaklasik 50 milyon. Yani Turkiye'de kredi karti sayisi fazla degil, tam tersine cok dusuk.

Kredi karti, en basta insani nakit tasima zorunlulugundan kurtarmasi olmak uzere binbir faydasi olan bir arac. Tabi her arac gibi bunu da kotuye kullanmak mumkun. Kotuye kullananlarin olmasi bu aracin kotu oldugu anlamina gelmiyor. Kredi kartlarinin bir fonksiyonu da kayitdisi ekonomiyle mucadelede etkin bir arac olmasi. Zaten kayitdisi ekonomiden nemalanan ticaret erbabinin temsilcisi olan Sinan Aygun'un kredi kartlari ile asil sorunu da bundan kaynaklaniyordu. 50 milyon yetiskin nufusun hepsinin cebinde kredi karti olsa, butun alisverisler kartla yapilsa, nakit dolasimi azalsa kayitdisi ekonomi buyuk oranda azalir.

Neyse, yazida verilen diger rakam (felaketin boyutunun ne kadar buyuk oldugunu anlatmak icin kullanilmis) kart borcunu odemeyen 741 bin kisi oldugu. Zamanim fazla yok, rakamlari gidip kontrol etmedim, dogru olarak varsayiyorum. Ama yazida kisi-kart sayisi iliskisi karistirildigi icin bu rakam sorunlu kisi sayisini mi gosteriyor, yoksa sorunlu kart sayisini mi anlayamadim. Fark etmez, iki ihtimali de degerlendirelim.

40 milyon kartta sorunlu kart sayisi 741 bin ise, yuzde 2 gibi bir orana tekabul ediyor. Yok 20 milyon kiside 741 bin kisi sorunlu ise bu da yuzde 4 oranina denk geliyor. (Aslinda sorunlu kartlar da cogunlukla ayni kisilere ait oldugundan bu oran muhtemelen buradaki hesaplardan daha dusuk) Bu oranlar bankacilik sektorunde "sorun yasanabilecek seviyelere" gore devede kulak. Kapikule'nin otesinde kimseye boyle bir felaket senaryosu anlatmayin, size gulerler.

Yazida dogru bir nokta da var: "Bu konuda da bankaları suçlamak yine en aptalca çözüm olacaktır" denmis. Hatta yazidaki tek dogru bu desek yeridir. Baska yanlislar da var ama fazla hirpalamayalim. Sevdigimiz bir blog. Reklamin iyisi kotusu olmaz, reklam da yapmis oldum. Read More!

Iktisat Kurali

MB Baskan vekili Erdem Basci Hurriyet'te yayinlanan soyle bir ifade de bulunmus:

"İktisatta (Iktisat nedir) ’kasıtlı davranışların kastedilmeyen sonuçları’ diye bir kural vardır. Bir niyetle yola çıkıp aksine bir sonuçla karşılaşabilirsiniz" dedi. Kredi kartlarında piyasada rekabeti bozan iki unsurun "çok iyi niyetle" konulduğunu belirten Başçı, gecikme faizini sınırlamak amacıyla 2003 yılında Tüketiciyi Koruma Yasası kapsamında getirilen "gecikme faizi akdi faizin yüzde 30’unu geçemez" kuralının akdi faiz oranlarının yüksek kalmasına yol açtığını vurguladı. Başçı, "Bu piyasaya müdahaledir. Gecikme faizi başka bir şeyin, akdi faiz başka bir şeyin fiyatıdır. Elmanın fiyatı armudun fiyatının yüzde 30’unu geçemez gibi bir fiyatlamadır" dedi.

Bizim de dedigimiz bu. Cogu zaman politikacilarin piyasaya yaptigi mudahaleler ilk etapta bile istenen sonuclari dogurmuyor. Ancak iktisatin diger bir kurali daha var, o da politik gucu bir kere eline geciren yetkilerini zor azaltir (bknz. Cumhurbaskani Sezer) Read More!