küresel mali kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
küresel mali kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Faizler Nereye Kadar Duser?

Finans Network’un yaptığı panelde yapılan konuşmalar genellikle benim burada söylediklerimi doğrular nitelikte. Öte taraftan Denizbank’tan Barış Yılmazkaya’nın 2010 yılında faizlerde yukarı yönlü bir baskı olabileceğini yönündeki görüşlerine ise katılmadığımı belirtmeliyim. Konut faizlerinin en düşüğünün %14 olduğunu birkaç gün önce duyurmuştum. Hatta konut kredisi pazarında büyük paya sahip bankalar %15’in de üzerinde faiz uyguluyorlar. Bu faizlerin yükselmesi bence hiç de mantıklı değil.
Ama Hazine’nin borçlanma faiz oranı ise sadece %8,7 ve gelecek senelerde yükselebilme olasılığı vardır. Yükselir mi bilemiyorum bu konudaki analizimi henüz tamamlamış değilim. Şunu söyleyebilirim ki bankalar Tayyip Erdoğan hükümetinin verdiği senelik 50 milyarın üzerindeki bütçe açıklarının daha en azından 2-3 sene devam edeceğini, IMF ile anlaşma yapılmayacağını ve buradan 50 milyar lira olacak şeklinde söylenti çıkarılan bir kaynağın gelmeyeceğini varsayıyorlar. O yüzden konut faizleri gösterge faizlere kıyasla çok yüksek. Ben de bu yüzden bankaların bu krizi ve sonrasını kendileri açısından çok iyi yönettiklerini düşünüyorum ve borsada bankaların iyi bir performans sergileyeceklerini düşünüyorum.


Yine de buradan banka hisselerini açık açık tavsiye etmeden uzun vadede faizler ne olur sorusuna cevap vermek lazım. Bu konudaki analizimi bitirmiş değilim ama ekonomide ne olup bittiğini her geçen gün daha iyi anlamaya başladığımızı söyleyebilirim.
Read More!

Küresel Mali Kriz

Bu krizde en fazla sacmalayan "kriz teget gecti", "krizi firsata ceviririz" gibi lakirdilar sarfeden ve krize cok gec (ekonomi 3 ceyrek ust uste kuculdukten sonra) mudahale eden Basbakan ve hukumet oldu. En son da gecen gun Merkez Bankasina laf etti.

Oysa bu krizde benim de beklentilerimin cok otesinde en cesur adimlari atan ve neticede hakli cikan Merkez Bankasi oldu. Bakiniz bugun gosterge faizler %9 sinirinin altinda. Bunun boyle olmasinin tek nedeni Merkez Bankasidir. Basbakan Merkez Bankasina tesekkur edecegine, yapmadigini birakmadi. Var mi bundan daha buyuk nankorluk.

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir  Dejavu Nedir  Bilgi Nedir  Wifi Nedir    Teknoloji Nedir

Adamin derdi Turkiye'deki butun gucleri kendinde toplamak: askeriyeyi hizaya getirdi, medyayi hizaya getirdi, bir Merkez Bankasi kalmisti.

Bu arada normalde cok takdir ettigimiz Babacan da Basbakan'a yalakalik yapmis ve "...Onun ötesinde vereceği kararlar, hükümetin kararlarıdır. Nihai sorumluluk, bu işin siyasi sorumluluğu hükümettedir. Başbakanımızın çok haklı olarak (onun hesabını biz veriyoruz) cümlesi vardır. O çok doğrudur. Yarın Türkiye'de bir şeyler ters gittiğinde, kimse dönmez ki Merkez Bankasına (bu senin yüzünden böyle oldu). Kimse Merkez Bankasına sormaz. Bunun siyasi sorumluluğu, yüzde 100 hükümetin üzerindedir. Merkez Bankamızın da diğer birimlerle ve genel politikayla uyumlu bir çizgi çizmesi önemlidir.'' demis.

Birincisi Merkez Bankasi hata yaptiginda hic kimse Merkez Bankasina bir sey soylemezse ben soylerim, gecmiste de cok soyledim zaten. Yani sapla samani ayirabilecek bir suru insan var, sen merak etme. Ikincisi, adamlar 2007'de faizleri indirmedikleri zaman yapmadiginizi birakmadiniz, dolayli yollardan gazetelere carsaf carsaf ilanlar verdirip adamlari madara etmediniz mi? Ucuncusu, maden nihai sorumluluk hukumette, neden 1 yildir krizin sucunu ustlenmediniz? Habire palavra salliyorsunuz. Adam gibi mikro reform yapacagimiza, kendi sorunlarimizi kendimiz cozecegimize, disaridan yardim etmeye calisan IMF'ye de hayir diyorsunuz. 2007 yilindan beri de bir numaranizi gormedim. 2003-2006 doneminde de siz vardiniz. Ne oldu da bu kadar degistiniz, uyusturucuya mi basladiniz, kotu arkadas mi edindiniz, ne oldu anlamadim gitti. Read More!

Altan, Keynes, Friedman ve Para Politikası


Mehmet Altan, dunku köşe yazısında "Kriz yeni bir krize yol açabilir mi?" diye sormus ve uygulanan gevsek para politikasının yeni bir krize neden olabileceğini belirtmiş. Bu konuda bende yazarla hemen hemen aynı fikirdeyim, ama bana göre yeni bir krizden daha büyük bir olasılık oturmamış bir zeminde büyümeye çalışan ekonomilerin yaşayacakları uzun dönemli düşük büyüme oranları sorunu. bakıp görücez, bu durumda bazı parametrelere bağlı onların gelişimi bu durumun yeni bir krize mi? düşük büyüme oranına mı? yoksa isitkrarlı ve sağlam bir büyüme oranına mı dönüşeceğini belirleyecek. Bu arada yni bir kriz alternatifinin bir boom döneminin ardından gelme ihtimalinin çok daha fazla olduğunu da belirtmeliyim.

Tutumluluk  Inovasyon örnekleri  Türev Konu Anlatımı  EFT Nedir  Olasılık nedir    Ekonomi Nedir  Hisse Yorumları  Bilinçli Tüketici

Fakat Altan fikrini açıklarken şu cümleleri kullanıyor:
"Benim iktisatçı olarak endişem ise bu küresel krize uygulanan tedavi yönteminin de yeniden büyük bir krizi tetiklemesi."
"Kriz karşısında dünya ne yaptı?
1929 Krizi’nde Keynes’in önerdiği bir biçimde paraları basıp basıp dağıttı. "

Benim itirazım da bu noktada, Keynes "paraları basıp basıp dağıtın" diye bir önermede bulunmuyor. aksine paranın dolanım hızının istikrarsız olduğunu, para politikasının etkisi olabilse bile bunun uzun bir gecikmeye sahip olacağını ve bu politikların belirsizliği daha da artıracağını belirtiyor. hatta son tahilide de likidite tuzağına varıyor. yani etkisiz para politikası. Peki krizden cıkısın en etkili yolu olarak neyi öneriyor, devletin kamu harcamalarını artırması gerektiğini ve yine devletin yatırım işine girmesi gerektiğini -cunku hayvani icgudu sorunu var ozel tesebbuste- belirtiyor. bu durum efektif talebi artırarak sorunların cozumu olacak Keynes'e göre. Keynes'in ardından geliştiirlen basit Keynesyen modelde (şu 45 derece arz eğriisne sahip talebin kestiği noktada dengenin olustugu ve en basit ifadesiyle AD= C + I + G olan) para piyasası yoktur ve model tamamen reel unsurlarla işler. Sonrasında IS-LM modelinde monetaristlerin de artan eleştirileri ile birlikte para politikası Keynesyen sisteme girecek hatta zamanla dominant rol almaya başlayacaktır. Ortodoks Keynesyen yada Neoklasik-Keynesyen dediğimiz nokta da budur.

Friedman ve Schwartz'ın 1963 yılında yazdıkları "Money and Business Cycle" isimli çalışmaları ABD ekonomisinde Para arzı ile ekonomik faaliyetler arasındaki ilşkiyi incelemiştir.

Yukarıdaki grafik, 1929-1960 dönemi için ABD para stokunu göstermekte. eksendeki sayılar milyar dolar. koyu alanlar ise, para arzının azaldığı dönemleri gösteriyor. yazarlar, bu incelemeleri sonucunda şu sonuca varmışlardır. 929 büyük buhranının baş sorumlusu para arzını daraltan (1929-1933 döneminde % 35.2!) FED'dir. nitekim bundan sonraki dralma dönemleri de para arzındaki azalma dönemleri ile uymludur. bu durumu daha iyi gösterebilmek için aşağıdaki grafiği kullanmışlardır.
yukarıdaki grafik 1899-1960 dönemi için para arzı ve safi milli hasıladaki (gelir) yüzde değişimi göstermektedir (doğal log uzerinden). yazarlar bu analizden şu sonuca varmışlardır. para arzı ile ekonomik büyüme arasındaki yakın bir ilişki bulunmaktadır. Sonuc acıktır, paracı okul IS-LM modelindeki LM in önemine vurgu yapmış, Merkez Bankalarının kafalarına göre hareket etmemesi gerektiğini vurgulamış, hatta sabit parasal genişleme ornaı kuralını önermişlerdir. Sonuc, Keynesyen maliye politikasının ikincil plana itilmesi ve Mehmet Altan'ın bahsettiği para politikasının öne alınması olarak zuhur etmiştir.

Read More!

Faiz Oranlari Hakkindaki Dusuncelerim...

Daglardan taslardan medeniyete geri dondum, yavas yavas yazilara tekrar baslayacagim. Bu arada bir okurumuz su mesaji gondermis:

Sizin blogunuz sayesinde e-mail adresinizi buldum. Ben 59 yaşında emekli devlet memuruyum. İsmim xxx xxxx. Aslında bunu blogunuza bir başlık açmak istiyordum ama başaramadım o yüzden e-mail atmak istedim. İşin özünde size bir konuda fikir danışmak istiyorum.

Ben bir devlet memuru olarak yıllar boyunca çalıştım didindim ve biriktirdim. Hanımımda aynı şekilde. Çocukları büyüttük, okuttuk. Birikimlerimizlede bir ev satın aldık. Sonra benim bu büyüyen çocuklarım benim aklıma girdiler girdiler ve evi satıp parasını bankaya faize koyduk. Benim ve hanımın emekli maaşları ve sattığımızın evin faiz geliriyle yaşamaya başladık. İlk başta hersey iyiydi taki bu kriz cıkana kadar. Şimdi faizler çok düştü. Bizim gelirler düştü ve evimi sattığıma bin pişmanım. Üzüntüden bir kalp krizi geçirdim çünkü yıllar boyunca yemeyip içmeyip biriktirmiştik.

Altın Yorumları    UNESCO Nedir    Sosyalizm Nedir  Forex Nedir    Fraktallar  Altın Oran Nedir

Size bu kadar uzun uzun anlatmak istedim. Daha iyi durumumu anlamanız için. Size danışmak istediğim bundan sonra bu faiz oranlarının seyri nasıl olacak? 2-3 yıllık vadede faiz oranlarını düşürmeye devam mı edecekler? Ne kadar düşürecekler? Eski faiz oranlarını hiçbir zaman göremeyecekmiyiz? Türkiye faiz konusunda artık politikamı değiştirdi?

Düşüncelerinizi benle paylasırsanız inanın ki beni çok mutlu edersiniz. Vaktiniz olmazsa en azından bu konuda bilgi alabileceğim bir kaynağa beni yönlendirirseniz yine çok mutlu olurum.


Merkez Bankasi son yarim yuzyilda yasadigimiz en derin ekonomik (ekonomi nedir?) daralma surecinde faiz oranlarini dusurerek mudahale etti ve kisa vadeli faizleri neredeyse %8'e dusurdu. Iki yil vadeli faizler ise %12 civarinda seyrediyor. Enflasyona endeksli bonolarin getirisi ise %8.2 + gerceklesecek enflasyon oranlari kadar.

Simdi bu rakamlar bizlere neler soyluyor? Turkiye'deki reel faizler bundan 2.5 sene once %10 civarindaydi, bugun %8.2'e gerilemis. Bankacilik sektorunun bu krizden yara almadan cikmasinin neticesinde gecen senenin sonuna dogru %17'lere yukselen reel faiz oranlari geriledi. Ote taraftan %25'e dayanan nominal faiz oranlari ise cok daha buyuk bir dusus yasayarak %12'e dustu. Nominal faizlerin daha fazla dusmesinin nedeni enflasyon beklentilerinin gerilemis olmasi. Onumuzdeki iki sene boyunca beklenen ortalama enflasyon orani %4'den daha az. Ben enflasyonun beklentilerden daha yuksek cikmasini bekledigim icin enflasyona endeksli bonolari tercih ediyorum ama tabii hic bir seyin garantisi yok.

Okurumuzun sorusuna gelecek olursak, Turkiye'deki kucuk yatirimcilarin cogu kisa vadeli faizlere yatirim yapan kisilerden olusuyor. O yuzden de simdi ellerine gecmise kiyasla cok daha dusuk bir faiz geciyor. Elde edilen faiz gelirini arttirmanin bir yolu faizler kendileri icin tatminkar seviyelerde iken uzun vadeli enstrumanlara gecip yuksek faiz oranlarini bir kac seneligine kitleyebilirlerdi ama anlasilan bu yapilmamis. Simdi ise bankalardan tas catlasa mevduatiniza %10 faiz alabiliyorsunuz. Bankalar ise hem kisa vadeli ve uzun vadeli faizler arasindaki makastan hem de faizlerin dusmesinden dolayi degerlenen bonolarindan dolayi bu krizden en karli cikan sektor oldu. Yani okuyucumuz da Merkez Bankasi gibi banka hisselerinin 4 ayda %150'e yaklasan oranlarda deger kazanmasina katkida bulunmus.

Bundan sonra ne olacak? Merkez Bankasi faiz oranlarini indirmeye devam edecektir, ben nereye kadar dusureceklerini simdiden tahmin edemiyorum ama sunu soyleyebilirim ki enflasyon bir muddet sonra Merkez Bankasini koseye sikistiracaktir. Bana sorarsaniz reel faizler %8 gibi hala tatminkar bir seviyede seyrediyor (Amerika'daki reel faizler %2 ya var ya yok). Insanlarimiz son 20 yildir cok yuksek faiz oranlarina kotu alistilar, hukumet son 3-4 yilda harcamalar konusunda biraz muhafazakar davranabilseydi simdi reel faizler %5 seviyesine gerilemis olurdu. Anlayacaginiz faizlerin bu kadar gerilemesinin zamani gelmis de gecmisti bile. AKP onumuzdeki yillarda politik bir intihara kalkisip 90'li yillardaki savurgan maliye politikalarina donmez ise faizlerin de cok yukselmemesi hatta dusmesi lazim.

Okuyucumuza varecegim en iyi tavsiye ise su: bence siz emekli birisi olarak aylik harcamalarinizi toplam emekli maasinizin %90'i ile sinirlandirin. Her ay arttiracaginiz parayi ve faiz gelirlerinizi ise simdi harcamayi aklinizdan bile gecirmeyin. 59 yasinda birisi ortalama 76 yasina kadar yasar diye tahmin ediyorum ama bu sure cok daha uzun olabilir. 85 yasiniza kadar yasayacaginizi varsaydigimizda elinizdeki paranin o kadar uzun sure dayanmasi simdiki harcama davranislariniza gore cok mumkun gorunmuyor. Ozellikle ileriki yillarda saglik problemleriniz artacak ve artan saglik masraflari yuzunden harcamalariniz beklemediginiz soklarla karsilasacaktir. Iste o zaman bir kenara koydugunuz birikimleriniz imdadiniza yetisecektir. Ayrica simdi degil ama 15-20 sene sonra devletin emekli maaslarini odeme konusunda simdiki kadar istekli davranacagini da dusunmuyorum. Kendinizi bu duruma karsi da hazirlamalisiniz. Read More!

Kriz ve Maliye Politikaları

son kriz gelene kadar, iktisat dunyasinda, maliye politikalarinin ekonominin uzun vadeli hedefleri dogrultusunda belirlenmesi ve kisa vadede ekonomiyi canlandirma amaciyla kullanilmamasi konusunda genel bir uzlasi oldugunu dusunuyordum. ama sonra kriz cikti, ne olduysa, ulkeler birer birer istikrar paketleri acikladilar. buna karsi siddetli bir tepki gormedikleri gibi, epey destek de buldular. bizde de disaridaki gelismeleri gorup bir paket de neden bizim hukumetimiz aciklamiyor diye basbakana yuklenenler oldu; halen de yukleniyorlar. basbakanimiz da, "ne paketi, paket maket yok" demeyip "kriz yok" demeyi sectigine gore, demek ki o da kesenin agzini gonlunce acamadigindan direniyor.

soz konusu canlandirici maliye politikalarinin keynesci ekonomi anlayisi icerisinde bir mantigi var. ama 1970'lerden sonra bunlar buyuk olcude gozden dusmuslerdi. onun yerine, para politikasi revactaydi. ama simdi amerika'da faizler sifira yaklasip para politikasinin etkinligi azalinca, eski fikirlere ragbet artti. gunumuzde, yeni keynesci olarak adlandirilan akim, modern iktisadi yontemlerle eski fikirleri bir olcude bagdastiriyor. yani aktivist bir maliye politikasini mesru kilacak ekonomik modeller var. bunlar kabaca soyle bir mekanizmaya dayaniyor: ucretler ve diger fiyatlar (bazi yapisal faktorler sebebiyle) ekonominin degisen kosullarina cabuk uyum saglayamiyor. bu yuzden kendi haline birakilan ekonomi dengesini bulamiyor. bu da devletin istikrar politikasi uygulamasinin yolunu aciyor. devlet, daralma doneminde harcamalari arttirip ya da vergileri azaltip, toplam talebi arttirmaya calisiyor. carpanin (multiplier) buyuklugune de bagli olarak, tuketimin yeterince artmasi ekonomik daralmayi tersine cevrilip tam istihdama yaklasilmasini sagliyor.

Kapitalizm Kapitalist nedir  Faşizm nedir?  Fraktal Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  Çernobil Faciası

teori guzel. peki isliyor mu? ya da soyle sormak lazim, teoriyi destekleyen ampirik delil var mi? devlet vatandasin hesabina politika belirleyecekse, insan mantikli bir iktisadi tez ve bunu destekleyecek saglam deliller gormek istiyor. diyelim ki bu yapildi. ondan sonra o paketler neye gore hazirlanir; hangi vergiyi ne kadar azaltacaklarina, hangi harcamayi ne kadar arttiracaklarina, neyi tesvik edeceklerine neye gore karar verirler, onlar ayri mesele.

the american economic review'un son sayisinda ekonomik kriz ve uygulanabilecek politikalar konusunda cok sayida makale oldugu dikkatimi cekti. derginin bu sayisi, american economic association'in ocak'taki toplantisinda sunulan makaleleri topladigi ve kriz konusu da son derece guncel oldugu icin, bu cok anlasilir bir sey. tabii makalelerin cogu amerikan ekonomisi uzerine. bu makalelerin maliye politikalariyla ilgili olanlarindan, onumuzdeki donemde bunlarin revacta olup olmayacagi (en azindan, akademik dunyadan destek bulup bulmayacagi) hakkinda fikir vermesi acisindan, bazi sonuclari burada paylasmak istiyorum.

en cok ilgimi ceken stanford'dan john taylor'un makalesi oldu. (taylor kurali dersem, isim cok kisiye bir sey ifade edecektir.) taylor, son on senede amerika'da uygulanan istikrar politikalarinin etkilerini inceleyip maliye politikasinin ekonomiyi canlandiracagina dair bir delil bulunup bulunmadigini arastirmis; ve delil bulamamis. bu donemdeki en belirgin aktivist maliye politikalari, bush doneminde, 2001 ve 2008'de verilen vergi indirimleri/iadeleri. yukarida ozetledigimiz teorinin islemesi, vergi indirimi sonucu harcanabilir gelirin artmasinin tuketimi canlandirmasina bagli. oysa taylor'un ekonometrik analizi, toplam tuketimle vergi iadeleri arasinda istatistiksel olarak anlamli bir iliski olmadigini ortaya koyuyor. aslinda, 2001'de bir canlanma var. ama analiz, bunun gecici vergi indirimlerinden degil, ayni donemde yapilan vergi oranlarindaki uzun donemli kesintilerden kaynaklandigi sonucunu veriyor. bu da gecici vergi indirimleriyle kisa vadeli istikrar hedefinin kovalanmasini degil, maliye politikasinin uzun vadeli hedefler dogrultusunda belirlenmesini destekler nitelikte.

gecici ve uzun sureli vergi indirimlerinin farkli sonuclar dogurmasinin sebebi ne? bunun en cok kabul goren aciklamasi, surekli gelir hipotezidir (permanent income hypothesis). buna gore, insanlar tuketim kararlarini, sadece bugunku gelirlerine bakarak degil, gelecekte sahip olmayi bekledikleri gelirlerine de bakarak verirler. gelirlerinde sadece bugun icin bir artis oldugunda, insanlar bu artisin sadece bir bolumunu harcayip geri kalanini biriktirmeyi secerler. buna bir de rikardiyen denklik (ricardian equivalence) gorusunu katarsaniz daha guclu bir sonuc cikar. yani, insanlar bugunku vergi indirimlerinin sebep oldugu butce aciklarinin, yarin ceplerinden daha cok vergi cikmasina yol acacagini goruyorlarsa, bugun artan parayi harcamayip yarin icin biriktireceklerdir. kalici vergi indirimleri ise, insanlarin surekli gelirlerini arttiracagindan, hem bugunku hem de gelecekteki tuketimlerini arttiracaktir. ama vergiler kamu harcamalarini finanse etmek icin gerekli olduklarindan, kalici indirim ancak uzun vadede kamu harcamalarinda kesintiye gitmekle mumkun. dolayisiyla bu, kisa vadeli hedefler dogrultusunda yapilacak bir sey degil.

tabii mikro duzeyde incelenirse, vergi iadelerini harcama egiliminin toplumun farkli kesimlerinde farkli olmasi beklenir. bu da kredi piyasalarindaki puruzler gibi sebeplerle aciklanir. dergide university of michigan'dan iki iktisatcinin yaptigi boyle mikro bazli bir arastirma da var. burada 2008'deki vergi iadesinden hemen once yapilan bir anketin sonuclari kullanilmis; toplumun hangi kesimlerinin, vergi iadesini nasil degerlendirecegi incelenmis; mikro bulgular makro verilerle bagdastirilmaya calisilmis. buradaki bulgulara gore de, halkin genelinin sadece yuzde 20'si vergi iadesinin cogunu harcayacagini soylemis. geri kalanlar parayi biriktireceklerini ya da borclarini odeyeceklerini soylemisler. gelirlere gore bakildiginda, ozellikle fakirlerin parayi harcamaktan cok borc odemekte kullanacaklari bulunmus.

vergi kesintilerinde durum boyle. peki kamu harcamalarinin canlandirma amacli kullanilmasi nasil bir secenek? taylor, bu konuda da, "durun bir saniye" demis. kamu harcamalarinin ve vergi indirimlerinin ekonomiyi canlandirma amaciyla kullanilmasi ayni modellerle mesrulastiriliyor. dolayisiyla bunlarin vergi indirimleri konusunda neden cuvalladiklarini anlamadan, kamu harcamalari konusundaki tahminlerine guvenemeyiz. peki o zaman ne yapmak lazim? taylor'a gore, para politikasinin araclari tukenmedi, onlara yuklenmek lazim.

peki dergide aktivist maliye politikasini savunan makale yok mu? berkeley'den alan auerbach'in ve harvard'dan martin feldstein'in maliye politikasinin iyi dizayn edilmesi durumunda ise yarayabilecegini savunan makaleleri var. feldstein'inki, herhalde ismi yeterince agir cektiginden kabul edilmis olacak, akademik dille yazilmis bir kose yazisi gibi. auerbach'in calismasi ise ilginc bulgular ortaya koyan guzel bir analiz. iki makalede de dikkatimi ceken bir tez, uygun sekilde dizayn edilecek bir tesvik mekanizmasinin, yatirimlardaki dalgalanmalara istikrar getirip ekonomik istikrara katki saglayabilecegi. tabii, is geliyor, ekonomi politikalarinin tasarimina dayaniyor. bu da, ucu acik teorik bir arastirma konusu.

yaziyi cok uzatmamak icin, daha fazla detaya girmeyecegim. bir universite kutuphanesine erisimi olan, merakli okurlarimiz, sozunu ettigim tum bu makaleleri ve daha fazlasini the american economic review'un mayis 2009 sayisinda bulabilirler.

bitirmeden once, sunu da bir not olarak belirtmeliyim. taylor'unki dahil, bu yazida bahsini ettigim tum calismalar, yeni keynesci cercevedeler. maliye politikalarinin, gelen soklarin ertesinde ekonominin kendi kendine dengeye gelememesi sorununa care olup olamayacagina yanit ariyorlar. iktisat dunyasinda, bir de, fiyatlarin yeterince esnek oldugunu kabul edip ekonominin kolayca dengeye ulastigini savunan guclu bir akim da var, ki onlar kisa vadeli istikrar politikalarina bastan karsilar. ondan da belki bir baska zaman bahsederiz.

su yayinlari gorunce, gonul istiyor ki turkiye'de de american economic association benzeri, turk iktisatcilari biraraya getiren bir kurum olsun. bu kurum konferanslar duzenlesin, akademik ekonomi dergileri cikartsin. buralarda ulkenin onde gelen iktisatcilari, turkiye'nin iktisadi meseleleriyle ilgili calismalarini ortaya koysunlar. orijinal fikirler uretilsin. toplumun tum kesimlerinin ve politika uygulayicilarinin da beslenebilecekleri bilimsel bir tartisma ve paylasim ortami olussun. guzel olmaz miydi? Read More!

TUSIAD'in Ekonomi ve Resesyon Tahminleri

Gunaydin Beyler!

Yok size demiyorum, TUSIAD'in basekonomisti Umit Izmen'e diyorum. Mayis ayi olmus, icerisinde bulundugumuz krize ve resesyona daha yeni uyanabilmisler. Biz bu senenin basinda Turk ekonomisinin gecen yilin son ceyreginde ve bu yilin ilk ceyreginde %10'un uzerinde hizlarla (Amerika'nin ve Avrupa'nin kullandigi hesaplama yontemini kullanarak) kuculdugunu hesaplarken siz ne yapiyordunuz sahi? Ekonomi Turk eskisi kadar super degil ama sizin topunuzu da cebinden cikarir hala.

Efendim TUSIAD 2009 yilinda Turkiye'nin %4,1 kuculecegini soylemis. Bugune kadar da ekonominin sadece %1,9 kuculecegini soyluyorlardi. Senenin yarisi neredeyse gecti gitti, keske tahminlerinizi 2009 yilinin rakamlari aciklandiktan sonra yapsaydiniz da biz de arkamizi (onumuzu diyemiyorum maalesef) cok daha iyi gorebilseydik.

Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir    Borsa Yorumları    Petrol Fiyatları    Bilgisayar Nedir

Yil sonunda da enflasyon %6.5 olacakmis diyorlar. Bugun enflasyon %6, yazin %4'un altina dusecek, demek ki sene sonuna dogru enflasyonun yukselecegini soyluyorlar. Bence de oyle olacak ama %6,5'e kadar da yukselmez.

Dolar kurunun ise 1,63 olacagi tahmininde bulunuyorlar. Amerika helikopterleri birakin B-52'lerle ortaliga dolar sacarken dolarin deger kazanacagini soylemek ne kadar dogru olur bilemiyorum. Biz IMF ile anlasir ve tekrardan kemer sikmaya baslarsak dolar birak 1,63'u 1,43 olursa opsun basina koysun.

Yahu adamlar bundan 5 ay once Erdogan "Kriz Teget Gecti" derken o zamanki %1,9'luk buyume tahminlerine bakip "evet, teget gecmis olabilir" mi diye dusunuyorlardi diye de merak etmiyor degilim. Bana sorarsaniz asil hikaye Merkez Bankasinin raporunda ilk ceyrekte kuculme orani cift haneli olabilir demesi uzerine Erdogan'in Merkez Bankasini azarlamasi ve bunun medyada o kadar yer bulmamasi idi. Niye yer bulmadigini ben soyleyeyim? Ekonomi yavas yavas toparlaniyorken kimse agzini acip da milleti tekrar urkutmek istemiyor da ondan.

Bizim oyle bir kaygimiz yok. Hatta bana sorarsaniz Erdogan kemerleri sikmaya yanasmiyor ve o yuzden de IMF ile anlasma bir turlu imzalanamiyor. Piyasalar hem icerdeki hem de disardaki butun iyi haberleri satin almis gibi gorunuyor. Ekonomimiz nisanda da %5'in uzerinde hizlarla kuculuyor gibi gorunuyor. Daha bahar gelmedi, kalin giyinin, hasta olmayin. Read More!

Küresel Mali Krizin Çözümü: Bakış Açısı


If the government wants the economy to recover as quickly as possible, the solution is simple: cut spending, cut taxes, stop inflating the money supply, and stop changing the rules every three days. But this solution won't be adopted, since it doesn't allow the politicians to pose as generous saviors. (Robert Murphy)

Reeskont Nedir  Bütçe Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir   Hisse Senedi Nedir   Bilanço Nedir   Akreditif Nedir  Tahvil Nedir    Broker Nedir    Portföy Nedir  Tutumluluk Nedir  Varlık Barışı Nedir  Evrim Teorisi Nedir  Reyting Nedir
Read More!

Kurtar Bizi Keynes ! diye bağıran IMF

Bu saatte niye bu yazıyı yazıyrm. Canım sıkıldı da ondan. Mankiw'in bloguna bakarken, IMF'in 29 Aralık'da "Fiscal Policy for the Crises" adlı bir calısmaya imza attıgını gordum, yazarları da Antonio Spilimbergo, Steve Symansky, Olivier Blanchard ve Carlo Cottarelli olunca bir bakym dedim. yani calısma hem sıcak, hem maliye politikası ve guncel kriz uzerine egilmiş, ne guzel derken daha ozet kısmında dumura ugradım. Ozetinin bir kısmı asagıda;

"The optimal fiscal package should be timely, large, lasting, diversified, contingent, collective,and sustainable: timely, because the need for action is immediate; large, because the current and expected decrease in private demand is exceptionally large; lasting because the downturn will last for some time; diversified because of the unusual degree of uncertainty associated with any single measure; contingent, because the need to reduce the perceived probability of another “Great Depression” requires a commitment to do more, if needed; collective, since each country that has fiscal space should contribute; and sustainable, so as not to lead to a debt explosion and adverse reactions of financial markets. Looking at the content of the fiscal package, in the current circumstances, spending increases, and targeted tax cuts and transfers, are likely to have the highest multipliers. General tax cuts or subsidies, either for consumers or for firms, are likely to have lower multipliers."

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Netherlands
Insider Trading Returns
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b

Oldu gozlerim doldu...Dunyayı kurtardınız, zaten sizin istediginiz ozelliklere (kırmızıyla belirttiklerim) sahip optimal fiscal packageında bir Harry Potter'lik işi var! Giriştede diyorlarki, şu andaki krizin cözumunde iki unsur varmış. biri finansal sektörün saglıgına gerikavusması, digeri de dusen toplam talebin kamu harcaması ile acilen ve yukarda ozellikleri belirtilen bicimde artırılması...vay anam vay...sonra ulke ornekleri inceleniyor, ulkeleri maliye politikasının krizden nasıl cekip cıkarttıgı anlatılmaya calısılıyor...ama anlatılamıyor aslında. Daha 1929 Great Depression'dan cıkısın bile fiscal politikalarla oldugu konusunda bir turlu anlaşamamışken, Keynes'i geri getirmenin, tum ulkeler birlikte, kocaman, etkili, seksi bir paket cıkartsın demenin ne alemi var.
Sonuca varmak istiyorsanız, uc noktalara gidin oturun. devvletin tum ekonomiye hakim oldugunda krizin falan var olmadıgını gorduk, genelde herkes surundu cunku...Birde kardeşim, talep eksikligi mi bu krizn nedeni! hayır! emtia fiyatları ucmustu, enflasyonu dizginlemenin imkanı kalmamıstı artık, eee şimdi ne oldu... talebi artıralım gene oylemi. gelecccekten calmak adına, taşların yerine oturmasına izin vermeden, yine bir balon yaratalım ve ustune binelim...bence siz finansal sektor uzerine kafa yorun yeter... Ekonomi guvenini ne bos dolar basarak ne de maliye politikalarıyla artırabilirsiniz. bırakın şişirdiginiz nominal kısmın bozdugu reel dunyadaki taşlar yerine otursun. ve lutfen kimseyi kurtarmayın, insanlar sandıgınızdan daha akıllı merak etmeyin.
Read More!