süleyman yaşar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
süleyman yaşar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Merkez Bankası, Döviz Kuru, Süleyman Yaşar


Vaktim çok az. O yüzden kusura bakmayın yazı biraz kısa olacak. An itibariyle TCMB döviz kuru alış 1.8619 , satış 1,8709.  Dolar son 6 ayda USD %16’ ya yakın değer kazandı. Dikkat ettim, Süleyman Yaşar yani içsel büyümeyi bilmeyen yazar, son zamanlarda yazdığı her yazıda merkez bankasını, yüksek faiz-düşük kur politikasını sona erdirdiği için tebrik ederken döviz kurunun yükselmesi ile cari açığın azalacağını iddia ediyor. Benim bir sorum olacak, cahilliğimi bağılayın ama cari açığın büyük bir bölümü enerji ithalatından kaynaklanıyorsa döviz kurunun yükselmesi bunu ne şekilde düşürecektir? Bu enerji fiyatlarını fırlatmayacak mıdır? Bu konuda bilgim olmadığı için yorumu es geçiyorum.

Gelelim Merkez Bankasına, döviz kurunun yükselmesinin ihracatı artırıcı etkisinden çok ben ülkemizin rekabetçi yapısının değişmesi, yeni pazarlara açılması ile ihracatın arttığını düşünüyorum. Çünkü euro kriziyle birlikte artık gelişmekte olan ülkeler birbirleriyle ticareti arttırdı ama bu kesin değildir şu sınavlar bitsin vaktim olunca bunu araştıracağım. Nerede kalmıştık he döviz kurundaki artışla birlikte ithal malların fiyatları artıyor bu biiir. İkincisi döviz kurundaki artışın ihracatı artırıcı etkisi var. Burada bilmemiz gereken bir şey varsa ihracat bir ülkedeki malların fiyatını arttırır. Bunu da bir ara size grafikle açıklayacağım. Peki Merkez Bankası ne yapacak? Hem de %5 enflasyon hedefi koymuşken...
Read More!

İçsel büyümeyi bilmeyen yazar


fazla vaktim yok kısaca eleştireceğim. Niye eleştiriyrz onu da bilmiyrm eleştirdikce terfi ediyorlar. neyse. Süleyman yaşar yazısında, Tasarrufları artırırsak cari açık kapanır mı? diye sormuş.

" Bazıları tasarrufları arttırırsak cari açığın kapanacağına inanıyorlar. Bu görüş doğru değil. Eğer doğru olsaydı, bu yıl sonunda toplam tasarruflarının milli gelirine oranı eksi yüzde 1.3 olacağı tahmin edilen Japonya'nın ve yine toplam tasarruflarının milli gelirine oranı yüzde 11.3 olan Almanya'nın cari işlemler fazlası vermemeleri gerekirdi."

Birkere kullandığı rakamlar doğru değil. ben japonyaya kim eksi tasarruf tahmin etmiş anlam veremedim. alamanyanın tasarruf oranı tahmini de IMF'de cok daha yuksek aşağıda rakamlar var. Japonyanın tahmini tasarruf/gsyh 2011 icin % 24 mesela, almanyanın % 22 TR'nin % 14. ha biz niye cari acık veriyrz, cunku onların ürettikleri malları biz uretemiyrz, cunku yeterli teknolojimiz ve egitim seviyemiz yok. bunun tmel nedeni ise, adam gibi yatırımları gercekleştirememiş olmamız, yatırım seviyemizin dusuk olmasının temel nedeni ise tasarruf azlığı ve olan tasarrufları da yıllardır devletin yanlış kanalize etmesi.


"niye cari açık, tasarruflar arttırılarak kapatılamaz? Nedeni basit. Çünkü bir ekonominin uzun dönemde büyüme hızı tasarruflardan bağımsızdır." bu solow büyüme modeli, uzun dönemli büyüme n+g yani. ok. ama be adam insana sormazlar mı içsel büyüme diye bişey var. bir suru literatur var. beşeri sermaye diye bişey var ve bu tasarruflardan etkileniyor. neyse devam.

"Harrod-Domar büyüme modeli"nde, bir ekonominin büyümesi için tasarrufların milli gelire oranının, sermaye/hasıla katsayısının ve emek artışının gerekli olduğunu düşünüyorlardı. Bu görüş, bir ekonominin daima istikrarlı bir ortam içerisinde olduğu varsayımına dayanıyordu." HA HA :) ya arkadaşım Harrod Domar keynesyen büyüme teorisyenleri ve zaten krizi temel almaktalar ne istikrarı! devam..

"...Robert Solow, uzun dönemli ekonomik büyümenin tasarruflara bağlı olmadığını ileri sürdü.Çünkü Solow, 1890 bunalımı, 1929 büyük krizi ve II. Dünya Savaşı'nı inceleyerek kapitalist ekonomide sürekli istikrarın olamayacağını düşündü." ya git at kendini pencereden aşağı. Solow'u kriz ekonomisti yaptın ya helal sana. arkadaşım bu adam uzun dönemli büyümeyi inceliyor, trend büyüme yani iktisadi dalgalanmaları gozardı ediyr onlar dışsal dalgalanmalardır diyr. ne bunalımı ne savaşı incelemiş.

son tahlilde faiz-tasarruf-cari açık konusuna geliyr ve harcayın diyr. tasarruf etmeyin. bu cok yonlu bir tartışma burada ona girmeyeceğim. ama bilinki olay yaşarın dediği gibi tasarruf etmeyin bu buyumeyi etkilemez olayı değil. teori de bu değil. Read More!

Babalar gününde babanıza ne hediye almalısınız?

Sabah gazetesinin yönetimi yeni ekonomi müdürleri Oğuz Kramuk'a Süleyman Yaşar'ı hediye etmiş. Bence siz de babanıza bir adet ekonomi yazarı hediye edin. Ama süleyman Yaşar gibi birisini değil, İnan Doğan gibisini. Mesela bugün hediye ederseniz Türkiye'deki en güvenilir yatırım aracını öğrenebilir.

Süleyman Yaşar'a gelince, dünkü yazısında, IMF ile anlaşmayı "Seçilmişlerin elinden bütçe hakkını almak" şeklinde tanımlamış. Yani bol keseden bizim vergilerimizle çifçiye, memura, ziraat mühendisine para dağıtılmasını engellemek demekmiş IMF anlaşması. Ne kadar da kötü bir şey. kahrolsun o IMF anlaşmasını isteyenler. Yazının devamında Başbakan Erdoğan'ın neden dünyanın en mükemmel lideri olduğunu anlatmış. Yaşasın Sayın Erdoğan. Erdoğan görelim neyler, neylerse güzel eyler.

Bir önceki günkü yazısında ise "Euro dün Amerikan Doları karşısında 1.20 paritesinin altına geriledi. Yılbaşında euro/dolar paritesi 1.44 seviyesindeydi. Peki euro/dolar paritesi reel olarak hangi seviyede olmalı? Reel euro/dolar paritesi yani enflasyondan arındırılmış euro/dolar paritesi 1.24 seviyesinde olmalı." demiş. Anlayan birisi bana anlatsa ya. "enflasyondan arındırılmış parite" ne demektir.

ondan önce ne dediğini merak edenler aşağıdaki linkleri takip edebilirler:

Amigo Yazar Suleyman Yasar
Metalciler ve Başbakan, Bir de Süleyman Yaşar
Anti-reform Read More!

Ulusal gelir gerçekten azaldı mı?

Ulusal gelir azalmadi artti diyen bir vatandas ayni zamanda Zimbabve'de ulusal gelirin 2008 yilinda da tam tamina 89.7 sextillion (10 uzeri 21, ya da 1 milyar tane trilyon) arttigini ve gelmis gecmis en yuksek "buyume hizina" ulasarak dunyanin en "zengin" ulkesi oldugunu da biliyor mu? Kim mi bu vatandas? Okuyun

Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir    Borsa Yorumları    Petrol Fiyatları

"Peki, nedir sabit fiyatlarla ulusal gelirin gerilemesi? Türkiye ekonomisinin,1998 yılı fiyatlarıyla, 2009’da üretilen mal ve hizmetlerin toplamının 2008 yılına göre daralmasını ifade ediyor. Aslında 2009’da Türkiye ekonomisi güncel piyasa fiyatlarına göre küçülmedi. 2009’da Türkiye ekonomisi 2008 yılına göre yüzde 0,4 oranında büyüdü. Çünkü 2008’de 950,5 milyar lira olan toplam üretimin bir yıllık değeri, 2009’da 953,9 milyar liraya yükseldi."
Süleyman Yaşar Read More!

Bankalar Vatandaşı Soymuş (Yada Süleyman ne Yaşar ne Yaşamaz)

Bankalar vatandaşı soymuş, gerçekten. Taraf gazetesinin ilginç(!) yazarı Süleyman Yaşar'ın yazısının başlığı bu. Peki nasıl mı soymus, Yasar'ın yazısından alıntılarla gidelim, parantez içleri bana ait:

BDDK raporuna göre ... Banka kârları da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41,1 oranında artarak 15,7 milyar liraya yükselmiş. Peki, bankalar bu paraları nasıl kazanmış? (hah işte merak ettiğim nokta! öğrenelim.)

Nükleer Kirlilik  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Olasılık Soruları ve Çözümleri  Marksizm Nedir  Spam Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları  Bono Nedir?  Fareli Köyün Kavalcısı  Arge Nedir?  Kalite Nedir  Açık Arttırma Nedir  Pesimist Nedir?
Bankalar, vatandaşın mevduatına verdikleri faizleri düşürürken, kullandırdıkları kredilerin faizlerini azaltmamış. (soyguna bak ya, dur dur dahası var, niye azaltmadığını açıklıyor) Çünkü bankalar paraları batabilir korkusuyla uzun vadeli kredi vermiyor (ne korkuyorsun oğlum, versene paranı -tabi burada Yaşar verilecek olan paranın da vatandaşın parası oldugunu unutuyor, bütün paralar bankanın ya-). Mevduata yüzde 9 oranında faiz verirken, aynı mevduat sahibi kredi kullandığında yüzde 22 oranında faiz alıyorlar. (bir kere bu bilgi yanlış, aşağıda Merkezin sunumundan ticari kredi faizlerinin gelişimi gösteriliyor. Ne olmuş, ticari kredi faizleri %22'lerden % 12'lerin altına gerilemiş. neyse devam)
Denetleyici ve düzenleyici kurumlar, vatandaşın mevduatına sahip çıkmalı. Ve tasarruflara yeterli getiriyi sağlamak için sektörde gereken önlemleri almalı. (hah işte bu süper...)

Böylece net faiz gelirleri bir yıl içerisinde yaşanan ekonomik durgunluğa rağmen 22,8 milyar liradan 31,0 milyar liraya yükselmiş. Net faiz gelirlerindeki artış yüzde 36 oranında olmuş. (olay basit, tüm dunyada bankalar battı riskler yukseldi, bankalarda (i) zaten kesilen ticari kredi talebi (ii) güvenli bir liman arayışı (iii) debvletin artan finansman ihtiyacı nedeniyle devlete gittiler ve vatandaşa "ya kardeşim kusura bakma ben senden topladığım parayı cok ucuza (dusuk faizden) batma ihtimali yüksek bir adama vermektense, devlete yatırdım boylece bende sende paramızı alabileceğiz" tersi durumda olsa ve Yaşar bankadaki parasını alamasaydı ne olurdu acaba).

Yaşarın son paragrafı ise yorum bile yapılamayacak sacmalıkta. Birisi Yaşar'a 2001 deki banka iflaslarının temel sorununun "Hukuk" eksikliği ve devletin "beceremediği" programı oldugunu hatırlatsın, birde yazdığı "“kârlar patrona, zararlar vatandaşa.” cumlesinin 2001 sonrası duzenlemelerden sonra patronları rahat bırakmayacak şekile getirildiğinide.
Read More!

Merkez Bankalarının Bağımsızlığı

Bir garip adam şu taraf gazetesi yazarı Süleyman Yaşar. Ben artık iyice sapla samanı karıştırdığını, kafasında da adam gibi bir iktisat teorisine sahip olmadığına inanmaya başladım. sanırım bu iki durum, yazılarını bilimsel temelden çok ideolojik temele dayandırmayla birleşip, AKP'ye destek olacam diye herşeye yorum yapınca iyice sırıtıyor.

Yaşar, yazısında ABD'de FED'in bağımsızlığının sorgulanmaya başlandığını belirtiyor ve bunu güzelce özetliyor. bu kısım yazının gelişme kısmı ama yazının giriş ve sonuc bölümleri tam bir basitlik. Evet giriş paragrafı aynen şöyle:

"Gelişmekte olan ülkeler için bağımsız merkez bankası ve özelleştirme programı uygulamak kredibilite unsuru olarak kabul ediliyor. Eğer gelişmekte olan bir ülkenin merkez bankası politikacıların emirleriyle yönetiliyorsa, o ülkenin, kredi notu düşürülüyor. Özelleştirme uygulaması yapıp devletin ekonomideki rolü küçültülmüyorsa yine not düşürülüyor. Böylece, ülke, kredi bulmakta zorluk çekiyor. Ama son günlerde gelişmiş bir ülke olan ABD’de “bağımsız merkez bankasına” karşı bir hareket başladı."

Kapitalizm Kapitalist nedir  Faşizm nedir?  Fraktal Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  Çernobil Faciası

Şimdi sayın Yaşar, hiçbir kurum bir ülkenin notunu özelleştirme yapmadı yada merkez bankası bağımsız değil diye düşürmez. kredi notu sizin ülkenizin merkez bankasının elindeki para yaratma gücünü nasıl kullandığı ile ilgili olarak gelişir. Bizde bir general demişti sanırım, basın parayı ödeyin borcumuzu kardeşim diye. eğer bu tarz mantıkta bir ülke varsa karşınızda; paranızın reel satın alma gücünü düşünür ve ona göre hareket edersiniz. Ayrıca ilginç olan zaten FED'in bağımsızlığının da tam bu noktada sorgulanması. yani kafasına göre para basmasının istenmemesi. Ha ayrıca FED'in sizin dediğinizi yaptığını da belirtmeliyim. Yani politikacıların emirleriyle yönetiliyor. Şu durumda FED bağımsız değil zaten. O halde sorun Merkez Bankasının Bağımsızlığı sorunu değil, "merkez bankasının elindeki para yaratma gücünü nasıl kullandığı" sorunudur. Asıl tartışılan, "bağımsız merkez bankacılığı" değil "sınırlandırılmış merkez bankacılığı"dır. Yani para yaratma gücünün bir takım kurallarla sınırlandırılmasının gerekli olup olmadığı. ha bir takım dusunce grupları (örneğin Avusturya okulu) tamami ile FED'in kaldırılıp, para basma kartelinden kurtulmayı öneriyorlar o başka.

Benzer bir değerlendirme özelleştirme için de geçerli. özelleştirme yapmadın diye değil, ekonomik yapınla verimsiz olduğun için özelleştirme anlamlı bir değişken. zaten verimli olsaydın neden benden borç isteyesin ki! Yani ülkenin kredi bulması/bulamaması kendi sorunu, yoksa bu iki değişkenin değil!

Şimdi gelelim yazının son kısmına bir de. "Türkiye’ye gelince... Geçen hafta sonunda Başbakan Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası’nın bağımsızlığından yakındı. Erdoğan “Davul benim boynumda tokmak onların elinde. Enflasyon yükselince suçlu ben oluyorum, düşünce onlar başarılı oluyorlar” dedi. Başbakan bu konuda haklı. Merkez Bankası, enflasyon hedefini tutturamayınca hükümete bir mektup yazıp işin içinden çıkıyor. Tutturulamayan enflasyon hedefinin bir yaptırımı yok. Ayrıca Merkez Bankası, TBMM tarafından da denetlenemiyor. Herhalde bizde de ABD benzeri sivil hareketler gelişmeye başlayacak. Çünkü, cebimizdeki paranın değeri geleceğimizin güvencesi. Bu nedenle enflasyonun ve faizlerin sorgulanması hepimizin görevi olmalı."

neresinden başlıyım ki...Birincisi Erdoğan yanlış söylüyor, enflasyon yükselince suçlu o olmuyor suclu TCMB oluyor ve o yuzden mektup yazıyor. ayrıca hem sucun hem de başarının oy olarak AKP'ye bir yansıması var. bence burda asimetri söz konusu oldu bugune kadar AKP için. yani enflasyonun dusmesi AKPye ciddi oy olarak geldi, halbuki yukselen enflasyonda karşıt oy potansiyelininin bu derece yüksek olmadığını düşünüyorum. TR'nin ilk defa tek haneli enflasyona dusmesinin de bunda buyuk payı oldu. bundan sonra bu asimetri biraz daha simetrik bir hal alabilir. Merkez'in TBMM tarafından denetlendiğini de gördük. yani aslında iktidara karşı sorumluydu ama biz çıkarmadık mı Türk parasının kıymetini koruma kanununu, ayrıca muhalif partiler başa gelince aynını yapmadı mı! Ciğeri kediye emanet et diyorsun yani :) !

Evet haklısın "cebimizdeki paranın değeri geleceğimizin güvencesi" fakat enflasyonun ve faizlerin sorgulanması kesinlikle hepimizin görevi olmamalı!!! Bizim görevimiz oldu da ne oldu Allah aşkına...Bende enflasyon hatıraları hala tazeliğini koruyor. Bu nedenle Merkez Bankasının bağımsızlığını sonuna kadar savunuyorum. 70 küsür yaşındaki akılları siyasetten ve mahalle kavgasından başka birşey bilmeyen ve her daim geleceğimizi düşünen (!) aklı selimlere cebimdeki parayı emanet etmeye hiç niyetim yok!
Read More!

Amigo Yazar Suleyman Yasar

"Kriz lobisi çok üzülecek ama, galiba dünya mali krizi Türkiye’ye teğet geçecek."

Yukaridaki sozler basbakan'a ait degil, Taraf Gazetesinde kose yazarligi yapan Suleyman Yasar'a ait. Bilirsiniz ben ne karamsar ne de iyimser ekonomistleri severim, ekonomist dedigin realist olacak. Dun Ege Cansen'i elestiren bir yazi yazmistik, bugun de onunla karsi tarafta bulunan Suleyman Yasar'i elestirecegiz.

Mevsimsellikten arindirilmis ceyrekler itibariyle yayinlanan buyume rakamlari kavrami ile ulkemiz daha yeni tanisiyor. Bundan 6-7 ay once ilk Inan Dogan Turkishtime'da bahsetmisti. Dorduncu ceyrek verilerine bakip ulkemizin o donemde senelik %15 civarinda bir hizla kuculdugunu belirtmisti. Gecenlerde ise once Orhan Karaca, sonra Seyfettin Gursel ikinci ceyrek buyume rakamlarina bakip ekonomimizin ikinci ceyrekte senelik %20'nin uzerinde buyudugune isaret etmislerdi. Ben iyi ekonomist diye bunlara derim. Iskembeden sallayip yazi yazan, krizin gobeginde "kriz Turkiye'yi galiba teget gececek" diye milleti yaniltmaya calisanlara ekonomist degil, amigo denir.

Sayin Yasar yazisinda Turkiye'nin borc odemelerinden dolayi sorun yasamayacagini, Aralik ayinda dolar kurunun 1,7'den 1,5'e dusmesinin de bunu gosterdigini belirtmis. Anlamadigi nokta krizin cok boyutlu oldugudur. Imalat sanayi kapasite kullanim oranlari dibe vurmus, ihracat rakamlari %20'lik gerilemeye isaret ediyor Suleyman Yasar dolar kuruna bakarak kendini avutuyor. Kaldi ki onun yazisinda 2 ay sonra dolar kuru 1,8'e kadar da yukseldi.

Bahsettigimiz yazidan bir kac hafta sonra yazdigi baska bir yazida ise hala aciklanan verileri objektif bir sekilde degerlendiremedigini bizlere ispatlarcasina su sozleri sarfediyor:

"Türkiye İhracatçılar Birliği’nin verilerine göre 2009’un ilk 17 gününde toplam ihracat 2 milyar 570 milyon dolara ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre ihracat yüzde 33 oranında geriledi. Bu da, diğer sektörlerdeki ihracatın otomotivdeki gibi düşmediğini ve böylece toplam ihracatın hızla aşağı yönlü hareket etmediğini bize gösteriyor. "

Nükleer Kirlilik  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Olasılık Soruları ve Çözümleri  Marksizm Nedir  Spam Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları  Bono Nedir?  Fareli Köyün Kavalcısı  Arge Nedir?  Kalite Nedir  Açık Arttırma Nedir  Pesimist Nedir?

Ihracatin %33 geriliyor ve sen ihracat hizla asagi yonlu hareket etmiyor diyorsan sana benim baska bir sey soylememe gerek yok.

Subat ayinin ortasinda ise "Krize Baska bir Teget Gecis Daha" baslikli bir yazida hala akillanmadigini gosteriyor bizlere. Yazida "Türkiye, şans oyunları ihalesinden 4 milyar dolar gelir bekliyor. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın 2009 yılı bütçesini sunarken verdiği bilgilere göre, hükümet bu yıl özelleştirmeden 15,5 milyar liralık gelir bekliyor. " diyerek hukumetin amigolugunu yapiyor. Ekonominin %14,3 hizla kuculdugu ceyregin ortasinda birincisi ihaleye cikmak salaklik, borsa 25,000'e dusmus, sen piyasaya cikip ozellestirme yapma kerizliginde bulunuyorsun. Bir ekonomi yazari olarak senin yapman gereken bu davranisi elestirmek, ihaleden cikacak fiyatin bir halta yaramayacagini, kriz olan bir yilda 15,5 milyarlik ozellistirme gelirinin hayal oldugunu soyleyip insanlari aydinlatman lazim. Sen tam tersini yapiyorsun.

Sonra 9 Mart 2009 tarihinde dolar kuru 1,79 iken bize "Dolarin neden yukselecegini ve 2,25'e cikacagini" anlatiyor. Yahu Amerika bu yazinin yazilmasindan 9 gun sonra piyasaya 1,3 trilyon dolar para surecegini ilan etmedi mi? Hadi 9 Mart'ta yanildin, 18 Mart'ta artik efendi efendi cikip "ben gecen hafta bir eseklik ettim, milleti dolara tesvik ettim, oysa simdi yanilacagim kabak gibi ortaya cikti, tahminlerimi tam tersine ceviriyorum" diye milleti uyarabilirdi. Ben mesela 2008'in sonunda krizin vehametini gorup 1$=2 TL seklinde yaptigim tahminimin yanlis cikacagini ve dolarin uzun vadede deger kaybedecegini 24 Mart'ta belirtmistim.

En son 1 Temmuz tarihinde ilk ceyrege ait buyume (pardon kuculme) rakamlari aciklandiginda ise yuzde 13,8 olan kuculme rakamini "Dolar Hesabiyla yuzde 29 kuculduk" basligini kullanarak duyurmus. Hani kriz teget gececekti? Hani "krize baska bir teget gecis daha"? Hani dolar yukselecekti? Boyle bir baslik atmasinin sebebi butun sucu "kriz lobisi" olarak adlandirdigi, krizin gelisini ve siddetini dogru tahmin eden ve bu konuda onlem alinmasini talep eden kesime atmak. Dolar hesabiyla ne kadar kuculduysek kuculduk, bize ne? Dis borc odeme problemimiz yok ki dolar cinsinden milli gelirimize bakalim. Kuculduysek %14 kuculduk. Turk lirasi kazaniyoruz Turk lirasi harciyoruz, hangi tarihte dolar cinsinden buyume ya da kuculme oranlarimiz aciklanmis. Ekonominin bu kadar hizli kuculmesinin sorumlusu da yonetimdir. Fenerbahce kendi sahasinda ikinci sinif bir takima maci kaybediyorsa suclu olan spor yorumculari degil, ya teknik direktordur, ya da yonetim. Isler iyiye giderken "biz yaptik, biz becerdik" diye ortada kasilip kasilip duruyorlardi, simdi de erkek gibi sorumlulugu ustlerine almalidirlar.

Haaa, bu arada gozumden kacti sanmayin. Ayni yazida "ekonomik durgunluğa rağmen 2009 yılının ilk üç ayında Çin yüzde 6,1, Hindistan yüzde 5,8, Güney Kore yüzde 0,01 oranında büyüdü. " ifadesini kullanmis. Guney Kore'nin ilk ceyrekteki kuculme orani bir sene onceki ceyrege gore %4,2 idi. Turkiye'yle karsilastiriyorsan dogru rakamlari kullan. Read More!

Metalciler ve Başbakan, Bir de Süleyman Yaşar

slm. geri donmek guzel, haberden uzak kalmakta! ozellikle vergi artışları ile başlayan surec hakkında ve okuyucularımızın bilmesini istedigim onemli bir teori olan ricardian denklik hakkında bir yazı yazacagım ama once iki nokta var dikkat cekmek istedigim. Birincisi Aydınonat'ın blogunda dikkatimi ceken bir yazı var bu sabah okudugum. Ve Metalciler Başbakanı Selamladılar başlığını taşıyor yazı. Bence okunması gereken bir yazı, ayrıca bende mikro unsurların makro yu belirlediğine inanıyorum. makro degisikliklerin altını ancak mikro degisiklikler işlediğinde doldurabilirsiniz. aynısı iktisat bilimi icin de gecerli.

Taraf gazetesi yazarı Süleyman Yaşar arada ilginc ve tutarsız yazılar yazıyor. Daha once "Ekonomiyi Zenginler Bilerek Kuculttu" gibi garip bir yazı yazmıs ve "İmalat sanayinden kaynaklanan bu gerileme diğer verilerle karşılaştırıldığında pek anlamlı görünmüyor." demişti. sonrada bu iddiasını ispat icin "Türkiye’de 2009 yılının ilk üç ayında elektrik tüketimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 oranında azalarak 47,8 milyar kilovatsaat oldu. Sanayide ve ulaşımda en çok kullanılan yakıt olan motorin tüketimi ise 2009’da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 oranında daraldı. İki önemli üretim girdisinde daralmanın daha düşük olmasına rağmen imalat sanayindeki daralmanın çok fazla olması yapay bir gerileme olabilir. Çünkü İstanbul Sanayi Odası alt komisyon toplantılarında imalat sanayiindeki daralmalar kasıtlı olarak olduğundan fazla gösterildi." Oncelikle cumlenin sonundaki "yapay bir gerileme olabilir" cumlesi manidar, yani olasılık kullanabilirsiniz ama bunu sadece "ustteki işte elektirk %6, motorin % 5 e sanayi niye daha cok?" demek ancak ufurmek olabilir. acaba kendisi daha once bu degişkenlerin krizde nasıl hareket ettiğine bakmış mı? Ha bir de bu kadar sacma bir ispat sonrası dogrudan kardeşim alt komisyon raporlarında bu oran kasıtlı olarak yuksek gosterildi diyor. ben olsam bu suclamayı mahkemeye yapardım, yada ispatım varsa daha acık yazardım o x arttı, bu y şu niye z e o zaman kasıt var deme basitliğine kacmazdım.
Son yazısında da ilginc bir yazı yazmıs çinin yatırım stratejisi ile ilgili degerlendirmelerde bulunmuş. burda stratejiyi tartışmayacağım. sadece yazıdaki bir hatayı duzeltecegim. yazıda "Hisse senedi fiyatlarının hızlı artışının diğer bir nedeni de Çin’in izlediği rezervleri çeşitleme politikasına bağlanabilir. Çin, 2 milyar 132 milyon dolar rezervini elinde tutuyor." diyor. çin rezervlerinin bir kısmını hisse senetlerine yoneltince hisse fiyatları da ucmus. bilmiyorum arastirmadim. ama Yaşar yazısının dayak noktası olan rezerv miktarını yanlış yazmış anlaşılan, çinin en az 2 trilyon rezervi vardır. 2 milyar dolarla da birşey yapamazsın zaten. sanırım 2 trilyon 132 milyar dolar demek istedi. böyle hatalar olur ama bir gazetede yazıyorsanız biraz daha dikkat.
Read More!

Yavaşladık, lütfen para harcayın!

Hukumet medyanın, iş adamlarının şunun bunun gazına gelip kurtarıcı kimliğini gururla eline aldığından ve Taraf yazarı Süleyman Yaşar "liberalizm ezberinden" bahsettiğinden beri bir suredir şu kamu harcaması olayına (i) (ii) (iii) takmış durumdayım kafayı! Aşağıdaki yazıyı, eski blogumda 9 Mart 2008 tarihinde yazmışım, ilk yazılarımdan da biriymiş. Yani daha Dunyada Kuresel Kriz falan yokken sadece ABD lilerin yavaslama korkusu varken ki döneme ait, buyrun okuyalım:


"Haber sabah'tan, Piyasalardaki panik havasını önlemek için dün halka seslenen Bush, "İşinizi kaybetmek acı veriyor ve ABD halkı biliyorum ki ekonomi hakkında çok endişeli. Ben de öyleyim. Zor zamanlar geçiren ABD ekonomisindeki yavaşlama bir gerçek" dedi. Bush, ekonomideki problemi erken teşhis ederek gerekli önlemleri aldıklarını ve bu kapsamda 152 milyar dolarlık acil önlem paketini hayata geçirdiklerini kaydederek, "Bu önlem paketi ile sorunları aşmayı planlıyoruz. Paket çerçevesinde vereceğimiz paralar elinize geçer geçmez harcamaya başlayın. Tüketici harcamaları yükselecek ve bu durum istihdama da olumlu yansıyacak" diye konuşmuş. Tipik bir Keynesyen bakış, krize Keynesyen mudahale...belki 1929 büyük bunalımı gibi bir donem icin bu cozum gecerli olabilir ama bugunki ABD'de ekonomik daralma donemine harcamaları artırarak mudahale etmenin bu kadar gecerli oldugunu sanmıyordum dogrusu...

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir  Dejavu Nedir  Bilgi Nedir  Wifi Nedir    Teknoloji Nedir

Soyle dusunelim, bu ekonomik daralma donemleri belki de hasta olan ekonominizin zararlı unsurları kusarak, gelecege daha saglikli devam edebilmesini saglayan bir donem. siz ne yapiyorsunuz zararli unsurları kusmasi gereken bunyeye "yok olur mu hic, kusma" diyorsunuz!! ustelik bir de 152 milyar dolarlık yemek yediriyorsunz! belki hastalıgi kısmen geciriyorsunuz ama kustuktan sonra dinc olabilecek bir ekonomiyi de uzun sure sisko olarak dolasmaya mahkum ediyorsunuz!!"
Başka söze ne hacet! Diyeceğimizi demişiz zaten...
Read More!