Ideoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ideoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Liberal Daltonlar

Küresel alemin zenginleri liberalizm adı altında geri kalmış ülkeleri, pardon gelişmekte olan ülkeleri sömürmek için kafa yorarken, yerli liberaller de sürü halinde dolaşarak yandaş medyadan seslerini duyurarak kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar.

Özellikle liberal daltonlar bu işin öncülüğünü yapıyorlar. Kimler mi? Tabi ki Mehmet Altan-Eser Karakaş ve Şahin Alpay. Dördüncü ise değişken.Bir gün Gülay Göktürk olur bir gün Emre Aköz. Mevsimine ortamına göre değişir. Zaten bizdeki liberalizm de aslından farklı değil mi? Ordu düşmanlığının, vatan sevgisini ırkçılık olarak pazarlamanın, taşeron terör örgütüne özgürlük savaşçısı adı altında masumiyet kazandırma ve meşrulaştırma çabalarının liberal etiketi almak için kriter olarak algılanması bu deformasyonun sonucu değil mi?

Batıdaki liberaller son krizle ilgili mahcubiyet içinde, devletin sistemi zamanında kontrol etmemesine ve geç müdahale etmesine atıfta bulunarak bir anlamda öz eleştiri yaparken bizim daltonlar kraldan çok kralcı kesilerek, finansal serbestliğe devlet müdahalesini eleştirerek faturayı yine devlete çıkarıyorlar.

Eee taklit liberallik de ancak bu kadar olur. Zaten şimdiki popüler liberaller geçmişin hızlı sosyalistleri değil miydi? Şimdi moda liberalizm. Bakarsınız yakın gelecekte batıdan yeni bir rüzgar eser bizimkiler de yeni bir çakma ideoloji ile karşımıza çıkarlar. En kötü ihtimal muhafazakar etiket cepte. İçerdeki rüzgar böyle kuvvetli esmeye devam ederse bir gün karşımıza takkeli de çıkabilirler.

Son bir hatırlatma hafta sonu liberal düşünce kongresi İstanbul’da. İlgilenenler e-konomist.net’ten takip edebilirler. Konuşmacılar arasında Murat Hoca gibi değerli akademisyenler de mevcut.
Read More!

Gundemdeki Son Gelismeler

Su siralar iceride ve disarida gundem ne kadar yogun, oyle degil mi?

ABD’deki secimler ve Gurcistan’daki son gelismelerle birlikte, Kafkaslarin (ve Karadeniz’in) iki karsit gucun(iki super guc diyemeyiz hala) manevra alani hale gelmesi... ABD ekonomisindeki durgunluk beklentisi ortaminda zuhur eden ‘subprime mortgage crisis’ ve iki finans kurulusunun aldiklari finansal risklerden dolayi batmalarina goz yumulmayarak, kamu otoritesi tarafindan yonetimlerine el konulmasi… (Vay be sonunda bir konuda ABD'ye ornek olduk galiba.)

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Iceride ise Dogan Medya organlarinda yer bulan hakkindaki olumsuz iddialara, Basbakan’in gerekce olarak ‘Hilton’u gostermesiyle baslayan Dogan Medya – Hukumet carpismalari… Ve hemen ardindan bu merkezde baslayan tartismalara, Dogan disi medya gruplarinin da katilmasiyla ortaya cikan cok boyutlu ve cok tarafli usulsuzluk iddialari…

Bir ay kadar once de Dogan – Karamehmet savasina taniklik etmistik medyada. Son on yila baktigimizda ise bu catismalarin sikca tekerrur etmesinden, artik bu isin siradanlastigini anliyoruz. Medya – Hukumet savasinin ise ilk kez zuhur ettigini dusunuyorsaniz, yaniliyorsunuz. Bunun tarihi, demokrasi tarihimizden bile daha eski. Sadece bir basbakan, ilk kez elini gostererek (ya da gosterdigini veya gosterecegini dusunmemizi isteyerek) bu oyunu oynuyor. Basbakan elini gosterecek mi bunu yakinda gorecegiz. Ama bana sorarsaniz elinde yeni bir sey yok. Dogan, bildigimiz dogan. Basbakan da bildigimiz basbakan. Yine de bu isin sonunun tatliya baglanmayacagini biliyoruz.

Cogu kesimde Dogan’in sonunun da Cem Uzan gibi olacagi benzetmesi, sadece benzetme olmaktan daha fazlasini ifade ediyor aslinda. Toplumda gercekten de boyle bir temenni olustugunu gozlemlemek hic de zor degil. Hem de bunun kapsayiciligi % 47’den de daha buyuk. Ancak Dogan’in, en guclu hukumet icin bile kolay lokma olmadigini teslim etmek gerek. Dogan’in Koc’un gayri mesru cocugu oldugu, Hurriyet gazetesinin aslinda Koc ailesine ait oldugu gibi sacmaliklarin, sacmaliktan ote hic bir anlam ifade etmemeleri, Dogan’in ve Dogan Medya Grubunun Tusiad’in sozcusu veya tetikcisi oldugu gercegini degistirmiyor. Bu nedenle bu savasin kisa vadede bir galibi olacagini hic zannetmiyorum ben. Keza gecenlerde bir yerde okudugum “carpismada biri kirilirsa, digeri catlar” iddiasina da katilmiyorum ben. Ikisi de catlar, ama ikisine de bir sey olmaz. Uzun vadede ne olur? Yazimiza devam edelim biz.

Ekonomi Turk’un son postalarindaki gundem konulari genel itibariyla sunlar: Liberalizm – Kapitalizm- sosyalizm tartismalari, kamu memuru nitelikleri ve ucretleri, sendikalar, meslek orgutleri, kahraman bakkal vs. hipermarket, (kamu tarafindan belirlenen) findik fiyatlari, petrol fiyatlarindaki dalgalanmalar, v.s. Bir de buna ozellikle de benim degindigim; hukumet, muhalefet, asker ve (simdilerde bir de) yargi arasindaki cekismeleri eklemek lazim.

Butun bu konularda ortak bir yan goruyor musunuz siz? Tek kelime ile cevabini istesem. Ideoloji mi? Sinif kavgalari mi? Hayir… Bence daha kapsamli bir kelime var: ‘Menfaat’. Evet, tek kelime ile ‘menfaat’. Iceride ve disarida olup biten menfaat kavgasindan baska bir sey degil, ozunde.

Hangi kultur ya da toplumdan olursa olsun, ortalama insan akli, dunyayi genellemelerle kavrayabildigi icin, kafasi digerlerine gore biraz daha fazla calisan birileri bir takim genellemeler yapmislar. Toplumdaki ortak menfaat gruplari ‘siniflar’ olarak adlandirilmis, sonrasinda da ideolojiler olusturulmus.

Muhakeme kabiliyetine hayranlik duydugum dusunur Cemil Meric bu durumu soyle ozetliyor: “Ideolojiler idrakimize giydirilmis deli gomlekleri…” Sozun devamini merak ediyor musunuz? Devami ise ideolojik tartismalardan haz duyanlari epey tahrik edecek cinsten: “Itibarlari mense’lerinden geliyor. Hepsi de Avrupali.” Evet, bunu Bati Irfani’ni adeta yutmus C. Meric soyluyor. Tipki su yargiya vardigi gibi: “Kapitalizmle komunizm, Bati’nin iki cehresi… Biri kumarhane, oteki mahpes”

Bu ‘mense, Avrupali’ meselesine girmisken, yuz – yuz elli yildir baticilik – ulusalcilik sarmalindan cikamayan Turk aydinina ithafen ustadin sarfettigi sozu, guncelligini hala korudugu icin burada yer vermeden gecmeyecegim:

“Nezleye yakalanir gibi ideolijilere yakalaniyoruz, ideolojilere ve kelimelere. Tanzimat nesli, hic olmazsa bu bahiste, iffet ve haysiyetini korumus. Kalktigini iddia ettiğimiz Kapitulasyonlar, ruh dunyamizda yasiyor, hem de butun habasetiyle. Alafrangalık, zevki ve tefekkuru dumura ugratan bir kabuk.”

Son olarak soyle diyecegim. Ister boyle dusunursunuz:

“If each person pursues his own interest, the general welfare of all will be promoted.”

Isterseniz boyle:
“Dunyayi guzellik kurtaracak... Ve bu kurtulus insani sevmekle baslayacak.”

Peki bunlar birbirinin karsiti mi? Ben hic oyle dusunmuyorum.
Bence insanligin iki dusmani vardir: Cehalet ve zorbalik… ( kimden gelirse gelsin)
Ben de yazilarimda bunlari mevzubahis ediyorum. Hepsi bu iste!
Read More!

Sukru Hanioglu ile 1908 Inkilabi Uzerine

Onemli bir sairimizin bilgelik dolu deyisidir:
"Tarihi 'tekerrur' diye tarif ediyorlar; Hic ibret alinsaydi, tekerrur mu ederdi."
Tarihle ilgili olusumuzun sebebini biz de boyle tarif ediyoruz.

Prof. Sukru Hanioglu son zamanlarda yetismis en degerli ve objektif tarihcilerimizden. 1908 Ihtilali hakkinda, bizce okumaya deger yazisi Cumartesi ve Pazar iki parca olmak uzere, hafta sonu Zaman Gazetesinde yayinlanmis.

Son soyledigini asagiya alintiladik. Hurriyet'in yuzuncu sene-i devriyesinde okunasi bir yazi olduguna inaniyoruz.

"...Inkilab-i Azim (1908 Devrimi) surec icerisinde 20. asrin yaygin orgutlenme ve siyaset bicimi olan baskici tek parti iktidarini Osmanli cografyasina getirmis ve bu iktidar bilhassa 1913 sonrasi siyasetleriyle topluma ciddi travmalar yasatarak Osmanli'nin dagilmasina ivme kazandirmistir. Gunumuzde karsilastigimiz her turlu siyasi sorunun kokeninin bu yonetim oldugu iddiasi suphesiz abartili bir yaklasimdir. Ama 1908 Ihtilali'nin iktidara getirdigi asirlik ideolojinin, gecirdigi evrime karsin, gunumuz Turk toplumunda hala etkili olabilmesinin yarattigi sorunlari da goz ardi etmek kolay degildir.”

Ilk ogretimden yuksek ogretime kadar, egitim yillarimizda temcit pilavi gibi onumuze surulen Inkilap Tarihi derslerine artik bilimsellik katilmasi zamaninin geldigi kanaatimizi de buraya not duselim. Read More!

İdeolojik yazı böyle olur

Bazı okuyucularımız nedense bizim ideolojik yazılar yazdığımız görüşünde (önceki yazımın yorum kısmına bakın). Benim bildiğim ideolojik yazı siyasi görüşlerini karşısındakine kabul ettirmek için gerçekleri çarpıtmakla olur. Ben kendi adıma böyle yazılar yazdığım görüşünde değilim. Çünkü herhangi bir konu hakkında yazı yazmadan önce o konudaki literatürü gözden geçiriyor ve verileri de inceleyip ondan sonra bir görüş ortaya koyuyorum. Size ideolojik yazı nasıl olur onu göstereyim.

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller    Sosyalist Nedir

"SADAKA ekonomisi" özellikle büyük kentlerimizde uygulanıyor. İnsanları işsiz bıraktılar, açlığa terk ettiler. Onların çalıştığı yerleri özelleştirme adı altında yerli işbirlikçilerine, partili yandaşlarına, eşlerine dostlarına, çoluk çocuklarına, yabancılara peşkeş çektiler. Milyonlarca insanımız işinden gücünden oldu.

Şimdi onlara hızla kömür ve gıda paketleri dağıtılıyor. İki kilo kuru fasulye, iki kilo bulgur, bir kutu salça, en ucuzundan bir şişe margarin falan!.. Kendi yemeyecekleri şeyler.

İşin acınacak yanı, yüzlerce milyon dolar tutan kömür paraları için "taş gibi" bütçelerinde para yok. Geçenlerde Resmi Gazete’de kararname yayınladılar ve dağıtılacak yüz binlerce ton kömürün parasının 2008 bütçesinden ödenmesini öngördüler!

Oy avcılığının faturasını da devlete kestiler.

Hem de sorumsuzluğun ve insafsızlığın en büyüğünü sergileyip bu büyük parasal yükü gelecek hükümete bıraktılar.

* * *

Sadaka ekonomisinin en büyük bölümü, kentlerde ve fakir semtlerde belediyeler eliyle yürütülüyor. Böylece, bu yüzlerce trilyonluk alımlarda yeni bir yolsuzluk-vurgun-hortum kapısı açılıyor. Bazı yörelerde hırsız belediye başkanları, parasını sanki ceplerinden veriyormuş gibi paketlerin üzerine kendi isimlerini yazdırmaktan da utanmıyor.

Vatandaşlarımız bu avantayı almak için kapılarda bekleşiyor, torpil arıyor.

Önce işsiz bırak, sonra sadaka vererek kitleleri uyut!.. Bazılarına bu yardımlar karşılığında oylarını sana verecekleri konusunda yemin ettir!

AB adayı diye yutturdukları Türkiye’den gerçek tablolar işte böyle. Bunu yaratanlar acaba utanıyor mu? Tam tersine, onlar fakir fukarayı bu yolla sömürüp oy toplama peşinde.

Müslümanlık bu mu? Yazıklar olsun.

(Emin Çölaşan, Hürriyet, 29.5.2007)

İdeoloji bu yazının neresinde diyenlere TÜİK'in sayfasına kadar gidip işgücü piyasası verilerini incelemelerini tavsiye edeceğim. Read More!