cari açık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cari açık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ters Açı Borç Yazıları

Uzun süre Ekonomi Türk'te çok güzel yazılara imza atan barış kendi blogu ters açıda yazmaya devam ediyor. Geçtiğimiz 12 yıla yönelik oldukça sağlam borç yazıları serisi Türkiye'nin AKP dönemimdeki ekonomi yönetimine ışık tutarken AKP'nin iktidara gelişi ile çakışan ve AKP'nin iktidarda olduğu 12 yıl boyunca kısa bir ara hariç tam gaz devam eden iki büyük FED havadan para basma döngüsünün (biri 2001 Dot Com Balonu söndükten sonra başlayan ve 2008 Global Finansal Krizini hazırlayan düşük faiz dönemi ve ikincisi de 2008'den sonra QE1, QE2, ve QE Infinity olarak ard arda gelen ve önümüzdeki yıllardaki krizi hazırlayan para basma döngüsü) Türk ekonomisine etkisini gözler önüne seriyor.

Bugün insanlar neredeyse 100% politikaya konsantre olmuşken bu Ocak'ta biraz tattığımız ve önümüzdeki yıllarda acısını çok kötü yaşayabileceğimiz pek de iç açıcı olmayan borç problemi ile ilgili mutlaka okunması gereken yazılar. Erdoğan hükümetinin o zaman Kemal Derviş'in gazladığı ekonomik reformların momentumu sağolsun tam şişmediği için 2008 yılında krizin "teğet geçtiği" ekonomik balonu, 2008 sonrasının kötü ekonomi yönetimi ile AKP tarafından bugün bir kriz çıktığında tam göbekten vurulup patlayacak kadar büyüdü. Yönetimin, hele hele bu oy oranları ile ekonomi konusunda yanlışının farkına varıp da önlem almayacağı neredeyse kesin. Siz hangi partiden olursanız olun bireysel önleminizi alın. Borcunuzu kapamaya, birikimlerinizi arttırmaya ve "baba bu siteden evi 250,000 TL'ye şimdi almazsan yarın 400,000 TL olacak ve sen de çok ağlayacaksın" tadında "ekonomik baloooooooooonnnnnn" diye bağıran aptallıklardan uzak durmaya bakın. Özellikle vatandaşın borç durumu vahim görünüyor (Borç Yazıları (2)):

Türkiye’de vatandaşın mevduat bankalarından, taşıt, konut, düğün, nikah, boşanma kredisi adı altında aldığı toplam kredi miktarı 2002 yılının sonunda 6.6 milyar lira imiş. Enflasyonu hesaba katarsak bu rakam bugünün 5.9 milyar lirası kadar. Ya da başka bir hesapla o günkü dolar kurundan 3.8 milyar dolar. Aradan geçen on iki yıllık AKP iktidarında mevduat bankalarının vatandaşa verdiği kredi elli kattan fazla artarak 310 milyar liraya yükseldi. Yanlış duymadınız. Dilerseniz  rakamları şuradan siz de kontrol edebilirsiniz. Yıllık ortalama yüzde 43 oranındaki artış hızıyla vatandaşa verilen kredi 2013 sonunda tam 51 kat artarak 309.9 milyara ulaştı. Aralık sonu dolar kurundan 153.5 milyar dolar.Bu ne demek? Kabaca şu demek, nüfusumuzu 75 milyon kabul etsek yeni doğan bebsinden teneşirdeki mevtaya kadar herkesin kelle başı 2000 dolar borcu var demek. Bakın ne güzel korkuttum sizi.
Yazılar şurada :

Borç yazıları (1): Borçlanma, faiz enflasyon
Borç yazıları (2): Vatandaş ne kadar borçlu
Borç yazıları (3): Özel sektör ne durumda?


Read More!

Ödemeler Dengesi İstatistikleri: 2012 Yılı

Merhabalar, bu yazıda 13 ocak 2013 yılında Aralık ayının da dahil edilmesiyle açıklanan ödemeler dengesi istatistiklerini ele alacağım. 2012 yılına baktığımız zaman elimizde net olarak bakabileceğimiz iki veri bulunmaktadır. Birincisi ödemeler dengesi verileri, ikincisi enflasyon verileri. Büyüme rakamlarını öğrenmek Mart ayının sonu, Nisan ayının başına denk gelecektir.

Öncelikle ödemeler dengesini nedir? Ödemeler dengesi en kapsamlı tanımıyla bir ekonomideki yerleşik( orada ikamet eden) kişilerin- bunlar arasında hükümet,bankalar,diğer sektörler de dahildir-  diğer ekonomilerde bulunan yerleşik kişiler ile belli bir dönem- bir ay, bir yıl- içinde yaptıkları ekonomik işlemlerin kayıtlarını elde etmek üzere hazırlanan istatistiki rapordur.

Peki bu ekonomik işlemler neyi kapsar?

Mal, hizmet, gelir alışverişini,
Varlık ve yükümlülük işlemlerini,
Ve sermaye transferlerini kapsar.

Bana “ödemeler dengesindeki açık hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye soracak olursanız, “hangi açık ki?” diye cevap veririm. Amacım olaya felsefi bir boyut katmak değil, amacım ödemeler dengesinde açık olmayacağını iddia etmek. Neden ödemeler dengesinde açık meydana gelmez? Çünkü ödemeler dengesi hesaplanırken muhasebedeki çift kayıt ilkesi esastır. Hani yevmiye kaydı yaptığınız zaman borçlar ile alacaklar birbiriyle aynı, o tarihli yevmiyede nasıl açık çıkmıyorsa ödemeler dengesinde de açık çıkmaz.

Örneğin, bir ülkeye ihracat yaptığınız zaman ihracat tutarı alacak(+) olarak kaydedilir, (Cari işlemler hesabına), ihracat sonrası kazanılan döviz ise Diğer yatırımlar/Varlıklar/Efektif ve Mevduatlar kısmına borç(-) olarak kaydedilir. (Sermaye ve finans hesabına).

Bu sitenin geçmiş yazılarını incelerseniz şöyle bir tez ile karşılaşırsınız: cari açık miktarı kadar ülkeye sermaye girer ve anında finanseedilir. Doğrudur, şöyle bir örnekte bulunalım:

Örneğin 100 birim mal ödemesini vadeli şekilde ithal ettik. Elde edeceğimiz kayıt şu şekilde olur: ithalat (Cari işlemler hesabı): 100 birim borç, yükümlülükler( Sermaye ve finans hesabı): 100 birim alacak. Gördüğünüz gibi ithalatın finanse edilmesi ve kaydedilmesi en basit örnekle bu şekilde olur, ve ödemeler dengesinde hiçbir açık olmaz.

Gelelim ödemeler dengesindeki cari dengeye. Rakamları akılda kalması için yuvarladım, tam rakamları öğrenmek istiyorsanız Tcmb' ni internet sitesini inceleyebilirsiniz. 

Cari denge 4 kısımdan oluşur;
Mal dengesi: ihracat- ithalat (toplam mal ihracatı ve ithalatı)
Hizmet dengesi: hizmet gelirleri- hizmet giderleri (Turizm, taşımacılık, inşaat vs.)
Gelir dengesi: Gelirler- giderler (yurtdışına çıkıp yatırım yapan ya da yurtdışından gelerek türkiye’de yatırım yapan, kar payı alan vs.)
Cari transferler.

Cari işlemler dengesinde:
İhracatımız= 163 milyar 300 milyon USD
İthalatımız= 228 milyar 918 milyon USD
Açık= -65 milyar 602 milyon USD (dış ticaret açığı)

Hizmetler dengesinde:
Hizmet gelirleri= 42 milyar 94 milyon USD
Hizmet gelirleri= 20 milyar 162 milyon USD
Fazla= +21 milyar 932 milyon USD

Gelir dengesinde:
Gelirler= 5 milyar 33 milyon USD
Giderler= 11 milyar 627 milyon USD

Cari transferler: 1 milyar 397 milyon USD

Hepsini toplarsak karşımıza cari dengedeki açık, yani cari açık rakamına ulaşırız:
Cari açık: 48 milyar 87 milyon USD

Cari açığımız, 2011 yılında 77 milyar 219 USD civarında gerçekleşmişti. 2012 yılında buna göre 30 milyar USD cari açığımızı azaltmışız diyebiliriz.

Peki cari açık nasıl finanse edilmiş? Bu sorunun cevabını Sermaye ve Finans hesabında bulabiliriz. Sermaye hesabı sıfırdır. Bu hesabın kurulma nedeni yurtdışında yaşayan gurbetçilerimizin Türkiye’ye döviz yollamalarıydı. Lakin artık eski işlevi kalmamıştır. 43 milyon USD olarak gerçekleşmiş, ihmal edilebilir bir rakam.


Finans hesabını inceleyecek olursak:
Doğrudan Yatırımlar: uzun vadeli yatırımlardır.
Yurtiçi doğrudan yatırım (Türkiye’ye yapılan)= 12 milyar 400 milyon USD
Yurtdışı doğrudan yatırım (Türkiye vatandaşlarının başka ülkelere yaptığı)= 4 milyar 100 milyon USD
Fazla: 8 milyar 300 milyon USD

Portföy hesabı: varlıklar ve yükümlülüklerdir. Hisse senetleri, borç senetleri vs.
Varlıklar( Yabancılara ait olup da T.C. kurumlarının elinde bulunan)= 2 milyar 700 milyon USD
Yükümlülükler( Türklere ait olup da yabancıların elinde bulunan)= 38 milyar 100 milyon USD
Toplam= 40 milyar 800 milyon USD

Diğer yatırımlar hesabı:  Varlıklar ve yükümlülükler diye ikiye ayrılır. Doğrudan yatırım, portföy ve finansal türev dışındaki tüm sermaye hareketler incelenir. İçinde yabancı ülkelerden kredi alacakları, SDR, mevduatlar( Varlıklar), yabancı ülkelerin kredi alacakları, Türkiye bankalarındaki yabancı mevduatlar( Yükümlülükler) bulunmaktadır.
Varlıklar= -1 milyar 100 milyon USD
Yükümlülükler= 19 milyar 787 milyon USD
Toplam= 18 milyar 687 milyon USD

Sermaye hesabını dikkate almazsak:
Doğrudan net yatırımlar: 8,300 milyar USD
Portföy hesabı: 40,800 milyar USD
Diğer yatırımlar: 18,687 milyar USD
Finans hesabı dengesi: 67 milyar 787 milyon USD fazla ile karşılaşırız.

Şimdi yorumumuzu yaparsak: Cari işlemler açığında bulunan 48 milyar USD’ lik açık, daha çok kısa vadeli diyebileceğimiz portföy yatırımları sayesinde finanse edilmiş. Doğrudan net yatırımlar ve diğer yatırımlar onun yanında görece daha düşük seyretmiş.
Net hata ve noksan hesabı ise 4 milyar USD kadar olmuş. Bu; hesaplamadan, vadeden ve zamandan karşılanan hataların düzeltilmesi anlamına gelir. Peki finans hesabı ile cari açık arasındaki fark nereye gitmiştir? Bu rezerv varlıklara gitmiştir. Demek oluyor ki Türkiye 2012 yılında rezervlerini 22,9 milyar USD arttırmıştır.

Merkez Bankası, “3x5” politikasında başarılı olacak mı? Bu noktada artan kredi hacmi, kredi yoluyla cari açığı kontrol etme konusunda başarısızlığa uğratabilir mi? %5,8’ lik cari açık nereye kadar düşebilir?
Sadece şunu söyleyebilirim: cari açığın kur ile ilgili olmadığını düşünüyorum. İthalatın kompozisyonu ve mikro yapıdan kaynaklanmaktadır. Ama TL/USD kuru etkili olabilir. Eğer kur TL lehine değerlenirse, büyüme ve ithalat rakamları artarsa cari açık artabilir.

Bir ara Tüik’ in enflasyon hesaplaması üzerine yazacağım, unutmazsam yazarım. İyi günler..

Read More!

Vefa Tarhan ekonomiyi yorumluyor.

CHP'nin yeni danismani finans profesöru Vefa Tarhan'in Global ekonomi ve Türkiye ekonomisi üzerine ağustos Cnbc-e de yayinlanmis olan mülakati ve ongoruleri.Doviz ve cari acik üzerine iddiali ongorulerde bulunuyor.

http://tvarsivi.com/player.php?y=3&z=2011-08-26%2016:10:00 Read More!

Orhan Karaca Yazimi Calmis!!

Simdi basliga bakip da yaziyi yanlis anlayacak bir suru okuyucu olacak. O yuzden hemen aciklayayim, Orhan Karaca'nin gercek anlamda yazimi caldigi falan yok. Kafasi calisan bir kac ekonomistten biri olan Orhan Karaca Ekonomist dergisinde akli basinda cok guzel bir yazi yazmis. Ben de o yazida belirtilen gorusleri Turkishtime'daki kosemde Temmuz sayisi icin Haziran ortasinda yazmistim. Benzer dusunceleri ise Insider Monkey blogunda Nouriel Roubini'yi elestiren yazimda tekrardan dile getirdim.

Neyse Ingilizce bilmeyenler veya Turkishtime almayanlar Orhan Karaca'nin yazisi ile yetinsinler. Ekonomide gercekte neler oldugunu gorsunler:

İlk çeyrekte ekonomi yavaşladığı halde, petrol fiyatlarındaki artış yüzünden bunun cari açığa yansımasını görmedik. İkinci çeyrekte hem ekonomideki yavaşlamanın belirginleşmesi hem de nisan ayından sonra petrol fiyatlarındaki artışın durmasıyla cari açıktaki artışın da hız kestiğini göreceğiz.

Yazinin tamamini buradan okuyun. Read More!

İçsel büyümeyi bilmeyen yazar


fazla vaktim yok kısaca eleştireceğim. Niye eleştiriyrz onu da bilmiyrm eleştirdikce terfi ediyorlar. neyse. Süleyman yaşar yazısında, Tasarrufları artırırsak cari açık kapanır mı? diye sormuş.

" Bazıları tasarrufları arttırırsak cari açığın kapanacağına inanıyorlar. Bu görüş doğru değil. Eğer doğru olsaydı, bu yıl sonunda toplam tasarruflarının milli gelirine oranı eksi yüzde 1.3 olacağı tahmin edilen Japonya'nın ve yine toplam tasarruflarının milli gelirine oranı yüzde 11.3 olan Almanya'nın cari işlemler fazlası vermemeleri gerekirdi."

Birkere kullandığı rakamlar doğru değil. ben japonyaya kim eksi tasarruf tahmin etmiş anlam veremedim. alamanyanın tasarruf oranı tahmini de IMF'de cok daha yuksek aşağıda rakamlar var. Japonyanın tahmini tasarruf/gsyh 2011 icin % 24 mesela, almanyanın % 22 TR'nin % 14. ha biz niye cari acık veriyrz, cunku onların ürettikleri malları biz uretemiyrz, cunku yeterli teknolojimiz ve egitim seviyemiz yok. bunun tmel nedeni ise, adam gibi yatırımları gercekleştirememiş olmamız, yatırım seviyemizin dusuk olmasının temel nedeni ise tasarruf azlığı ve olan tasarrufları da yıllardır devletin yanlış kanalize etmesi.


"niye cari açık, tasarruflar arttırılarak kapatılamaz? Nedeni basit. Çünkü bir ekonominin uzun dönemde büyüme hızı tasarruflardan bağımsızdır." bu solow büyüme modeli, uzun dönemli büyüme n+g yani. ok. ama be adam insana sormazlar mı içsel büyüme diye bişey var. bir suru literatur var. beşeri sermaye diye bişey var ve bu tasarruflardan etkileniyor. neyse devam.

"Harrod-Domar büyüme modeli"nde, bir ekonominin büyümesi için tasarrufların milli gelire oranının, sermaye/hasıla katsayısının ve emek artışının gerekli olduğunu düşünüyorlardı. Bu görüş, bir ekonominin daima istikrarlı bir ortam içerisinde olduğu varsayımına dayanıyordu." HA HA :) ya arkadaşım Harrod Domar keynesyen büyüme teorisyenleri ve zaten krizi temel almaktalar ne istikrarı! devam..

"...Robert Solow, uzun dönemli ekonomik büyümenin tasarruflara bağlı olmadığını ileri sürdü.Çünkü Solow, 1890 bunalımı, 1929 büyük krizi ve II. Dünya Savaşı'nı inceleyerek kapitalist ekonomide sürekli istikrarın olamayacağını düşündü." ya git at kendini pencereden aşağı. Solow'u kriz ekonomisti yaptın ya helal sana. arkadaşım bu adam uzun dönemli büyümeyi inceliyor, trend büyüme yani iktisadi dalgalanmaları gozardı ediyr onlar dışsal dalgalanmalardır diyr. ne bunalımı ne savaşı incelemiş.

son tahlilde faiz-tasarruf-cari açık konusuna geliyr ve harcayın diyr. tasarruf etmeyin. bu cok yonlu bir tartışma burada ona girmeyeceğim. ama bilinki olay yaşarın dediği gibi tasarruf etmeyin bu buyumeyi etkilemez olayı değil. teori de bu değil. Read More!