"Roni dünkü yazısında Kemalist “çağdaşlığı” eleştirirken şöyle diyordu: “Çağdaşlığı ‘1923 Türkiye’sine ve tek bir kişinin mutlak idaresine duyulan özlem’ olarak yorumlayan...” Bu tek cümle ve “tarihî” vurgu aslında Kemalizm’in özünü ortaya koyuyor. Üstelik sadece Kemalizm’in değil, sosyalizmin ve Müslümanlığın da çok temel sorunlarından birine değiniyor bence.
Nükleer Nedir Yatırım Fonları Taksi Şöförü VOB nedir? IMF Nedir Borsa Tüyoları Borsa Nedir Zaman Nedir Pi Sayısı Nedir
Şu Mardin’deki katliama bakın. Katiller Müslüman. Mescitte namaza duran insanları gözlerini kırpmadan tarıyorlar. Bu ilk değil elbette. Camide epeyce insan öldürüldü İslam tarihi boyunca. Ama 2009’da bunun hâlâ sürmesi, büyük bir ihtimalle kendileri de Allah’a inanan, namaz kılan, oruç tutan insanların, “ibadet eden” kurbanlarını mescitte taramaları, bir “Müslüman ahlakının” en azından inançlı insanların bir kısmında henüz kökleşmediğini gösteriyor. Yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu söylenen bu ülkede, yolsuzlukların, hırsızlıkların, cinayetlerin, suikastların nasıl yaşandığını görüyoruz. Demek ki bu toplumda Müslüman ahlakı, inananların ruhuna pek nüfuz edememiş. Eğer “ahlakına” sahip değilsen o dine de sahip değilsindir. Benim bilebildiğim kadarıyla, din ibadetle değil, “ahlakla” başlar. Ahlak yoksa, din yoktur. Peki, bunca Müslüman’ın yüzlerce yıldan beri yaşadığı bu topraklarda İslam ahlakı neden köklenemedi?
Elbette bu sorunun cevabını benden çok daha ehil biçimde verecek insanlar var ama ben onların hoşgörüsüne sığınarak kendi görüşümü söyleyeyim. Gerçekten sağlam ahlaklı Müslümanların çoğu, kendi dinlerinin yaşanma biçimi olarak, Müslümanlığın çıktığı tarihin şartlarındaki yaşama biçimini görüyorlar. Bir Müslüman’ın 2009’da nasıl yaşaması, nasıl bir ahlaka sahip olması, hızla değişen hayatla nasıl bir ilişki kurması gerektiğine dair sağlam tasavvurları ve önerileri pek yok. Böyle yapmadığınızda, inançla hayat arasındaki bağı sağlam tutamazsınız, o bağ kopar ve oluşan boşluğa “ahlaksızlık” sızar. Sanırım bugün olan da bu. Müslüman âlimlerimiz, 2009 yılındaki hayatla İslam’ı biraraya getirecek yeni bir yorum, yeni bir anlayış ortaya koyamıyorlar, “din” hep “geçmişe bakmak, geçmişe hayran olmak” olarak algılanıyor. Dinin etkileyiciliği ve sahiciliği zedeleniyor. Müslümanlar, Müslümanları mescitte öldürüyor o zaman. ... Aynı zamansal kopukluğu solda da görüyoruz. ... Kemalizmin durumu da böyle." devamı yazıda.
Read More!