Butce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Butce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ali Babacan Yalan Soyluyor

Basbakab Yardimcisi Ali Babacan ekonominin durumuyla ilgili bir kac yalan ifadede bulunmus. Bugun aciklanan enflasyon rakamlarindan sonra Ali Babacan "Türkiye ekonomisi 2010 yılında bir yandan güçlü bir iç talep performansı ve öngörülenin üzerinde bir büyüme hızı yakalarken, diğer yandan enflasyon da düşmektedir. Bu son derece olumlu bir gelişmedir." seklinde bir demec vermis.

Reeskont Nedir  Bütçe Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir   Hisse Senedi Nedir   Bilanço Nedir   Akreditif Nedir 

Ali Babacan aciklanan buyume rakamlarinin 2010'un birinci ayina degil, 2009'un 9 ayi ile 2010'un ilk uc ayinin ortalamasi oldugunu biliyor olmasi lazim. Eskiden TUIK ceyrekler itibariyle buyume rakamlarini aciklamazdi, artik onu da yapiyor. 2010'un ilk ceyreginde ekonomimiz sadece ve sadece %0,1 oraninda buyumus. Ali Babaca'in demecinde belirtildigi gibi guclu bir ic talep performansi ve beklenenin uzerinde bir buyume durumu hurafeden ibaret. Ic talep yerlerde surunuyor, buyume orani da benim beklentilerimin cok cok altinda, Amerika'dan ve Avrupa'dan bile daha yavas bir hizla buyuyoruz. O yuzden enflasyon oranlari da son bir kac aydir dusus trendine girdi. Ekonomimiz gercekten cok hizli buyuyor olsaydi enflasyon rakamlari da benim aylar once ifade ettigim gibi %10-12 seviyelerinde olmasi gerekirdi, %8,4 degil.

Tahvil Nedir    Broker Nedir    Portföy Nedir  Tutumluluk Nedir  Varlık Barışı Nedir  Evrim Teorisi Nedir  Reyting Nedir

Benim simdiki korkum ulke ekonomisinin 2010'un ikinci ceyreginde kuculuyor olmasi ve yeniden resesyona dogru yol aliyor olmasidir. Gerci bir kac ay icerisinde hukumet gelecek seneki secimler icin harcamalari arttirip ekonomiye doping yapacaktir ama bu stratejideki problem de Avrupa'daki borc krizi konusundaki kaygilarin Turkiye'ye de sicramasi olabilir (yine de bu ufak bir ihtimal). Asil problem ise ihracat yaptigimiz ulkelerin tekrardan kemer sikmaya baslamasi ve yeni bir dis darbe yememiz olacaktir.

Keske 2006-2007 yillarinda Ekonomi Turk blogunda ve Ekonomi Turk kitabinda siddetle tavsiye edildigi gibi butce fazlasi verseydik ve bugunler icin hazirlik yapiyor olsaydik. O zamanlar da problem yaklasan 2007 secimleri icin harcamalarin yapilmasi ve reformlardan vazgecilmesi oldu. Bedelini bugun oduyoruz. O zamanlar yedigimiz hurmalar simdi bir taraflarimizi tirmaliyor. Read More!

Bütçe Nedir? Kamu Harcamaları Ne Kadardır?

Bu yazı Bütçe Giderleri: 2009 Ocak-Aralık Dönemi başlıklı yazımızın devamıdır. Bu konuyla bağlantılı olarak önce bütçe nedir sorusunun cevabını verelim, ardından da 2009’da kamu harcamalarının kalemlerine bakmaya devam edelim. Bütçe bir devletin veya şirketin veya kişinin belli bir süre içerisinde yapacağı harcamaları ve elde edeceği geliri önceden planlayan ve önünü görmesini sağlayan bir araçtır. Türkiye 2010 yılında yaklaşık 250 milyar lira gelir toplamayı bütçelerken, 300 milyar liralık da harcama yapmayı kafasına koymuş mesela. Önceki yazımızdan devam edelim.

...Demek ki devlet dediğimiz mekanizma bizim kendi rızamızla yapmayacağımız harcamaları yapmamıza neden olan bir mekanizmaymış. Bu arada yeşil kartlıların tedavi giderleri bir önceki seneye kıyasla %37 oranında artmış. Bundan 15-20 sene sonra bundan dolayı bütçeye binen yük emeklilerin bindirdiği yükü geçmezse ben de bu işi bilmiyorum. Mehmet Şimşek ise “sağlık harcamaları Allah’ın emri, orada biz kontrol edemiyoruz” diye demeç vermiş. Yeşil kartları Allah mı dağıttı?

Çiftçilere verilen avantaların toplamı ise 4,5 milyar olmuş, bunun teknik adı tarımsal destekleme alımı oluyor. Tübitak’a ise 740 milyon lira harcanmış. O kadar paraya ben size Tübitak’ın 10 senede keşfedeceği teknolojiyi bir senede satın alırım. Tübitak kiminle rekabet ediyor ki adam gibi çalışıp bir şeyler üretsinler? Milli Savunma Bakanlığının payı ne kadar diye merak ediyorsanız aşağı yukarı söyleyeyim. 2009 için bütçelenen toplam harcamalar 14,5 milyar lira. Bunun 6,2 milyar lirası personel giderleri, 1 milyarı SSK primleri iken mal ve hizmet alımları için 7,2 milyar lira ayırılmış. Yani devlet bütçesinin sadece %5’lik küçük bir kısmı askeri harcamalara harcanmış. Devletlerin vergi toplamasının bir numaralı bahanesi savunmadır oysa.

Mahalli idarelere 21,3 milyar lira dağıtılırken, KIT’lerin sermaye desteği için de 3 milyar lira harcanmış. Boğaziçi Üniversitesinin vergi veren vatandaşlara maliyeti 110 milyon lira, Yıldız Teknik Üniversitesinin maliyeti 93 milyon civarında gerçekleşmiş.

Liste uzayıp gidiyor. Türkiye gibi tasarruf eksikliği olan ülkelerde bir de devlet 50 milyarlık bütçe açığı vererek ülkenin büyümesine iyice balta vuruyor. Geçen sene ödenen faiz giderleri neredeyse bütçenin %20’si olmuş, bu yine iyi. Eskiden bütçenin %40’ı gibi rakamları faize veriyorduk. AKP 2006 yılından beri harcamaları enflasyonun çok üzerinde arttırarak şimdiki duruma düşmemize neden oldu. Ondan sonra da muhalefetteki Tekel işçilerine hayır diyorlar. Diyecekseniz herkese hayır deyin, Tübitak’a, TRT’ye, Diyanet işleri başkanlığına, Devlet Opera ve Balesine, Devlet Tiyatrolarına, Devlet üniversitelerine (burada öğrencilere eğitim giderlerini hibe etmek yerine borç olarak verip bu kişiler çalışmaya başladıktan sonra makul taksitlerle ödeme yapmalarını sağlayıp toplanan fonları yeni öğrencilerin finansmanında kullanmalıyız) hayır deyin. Bugün 5,6 milyar olan yeşil kart sağlık rüşveti bir kaç sene sonra 10 milyarı bulacak bu hızla giderse. Ona hayır deyin. Genç yaşta insanları emekli ederek 50 milyar liralık açık vermişler. NASA’nın bütçesi bunu yarısı kadar, adamlar Mars’a gidiyor. Biz gençleri emekli yapmayıp uzay teknolojisi kursaydık şimdiye Jüpiter’e koloni kurmuş olurduk (biraz abarttığım doğrudur ama 38 yaşında insanların emekli edilmesi kadar da abzürd bir durum değil bu)

Kamu harcamalarına hayır deyin ki bütçe fazlası verip, borçları kapatıp hiç faiz ödemesi yapmayalım. Devletlerin borcu olacak diye bir kural yok ki! Sanki para borçlanıp geleceğe yatırım mı yapıyoruz! Para borçlanıp sağa sola seçim rüşveti olarak dağıtıyoruz. O zaman hic borclanmayalim daha iyi.


Diger Tanimlar:
Iktisat nedir?
Resesyon nedir?
Bono nedir? Bond nedir?
Deflasyon nedir?
Enflasyon nedir?
Reeskont nedir?
Swap Nedir? Read More!

Tutumlulukla ilgili 8 Atasözü ve Sahte Peygamberler

Genç bir öğrenci kardeşimiz daha önce Tutumluluk ile ilgili atasözleri yazımızda listelediğimiz 7 atasözümüzü okumuş, öğretmelerinin tutumlulukla ilgili 8 tane atasözü istediğini belirtmiş. Aranızda bu sekizinci atasözünün ne olduğunu bilenler varsa yorumlara yazsınlar. Hatta daha fazla atasözü biliyorsanız, daha fazla yazın, sayıyı 10’a tamamlayalım.

Yazımızın ikinci bölümü ise sahte peygamberler başlığını taşıyor. Tasarruf ve tutumluluk demişken ülkemizde meşhur iki tane açık olduğunu zannederim bir çoğunuz biliyorsunuzdur. Bilmeyenlerden bir tanesi Ekodialog programıyla ekranlara çıkan ve bizim de buradan çok eleştirdiğimiz Ege Cansen imiş. Bizim çöplüğümüzde ötme cesaretini gösteren Orhan Karaca Ege Cansen’i Ekonomi Türk üslubuyla eleştiren ve “ikiz açık o değil” başlığı taşıyan bir yazı yazmış. Ege Cansen’in yüksek faiz düşük kur söyleminin yaratıcısı olduğunu belirttikten sonra eleştirisine geçmiş. Okumanızı tavsiye ederim.

Ege Cansen gibi ekonomistlerin artık kenara çekilmesi ve meydanı yeni nesil gerçekten ekonomiden anlayan ekonomistlere bırakması gerekiyor ama bu başka bir yazının konusu. Televizyon’da herkesin izleyeceği, reyting rekorları kıracak bir ekonomi programı yapmak isteyen bir televizyon kanalı var ise bende çok süper bir fikir var. Benimle irtibata geçerseniz birlikte piyasaya sunabiliriz.

Bir okuyucumuz Türkiye’de neden tüm “uzmanların” teknik analist olduğunu, oysa kendi yaşadığı ülkedeki ekonomi kanallarında uzmanların ancak haftada 1-2 kere teknik analizden o da üstünkörü bahsettiğini, çoğunlukla gerçek temel analiz yapıldığını soruyordu. Cevabı vereyim. Benim kafamdaki televizyon programını hayata geçirdiğimiz zaman bu koftiden uzmanların sayısı azalacak, ekranlarda ileri geri konuşacak adam kalmayacaktır. Read More!

Portföy Gözden Geçirme ve Yeni Yıl Bütçesi Zamanı

Zamanında şu yazıyı yazmıştım. Bir de Ekonomi Türk'te Bireysel Finans 101 serisi yazmıştım. O yazılarda bahsettiğim şeylerden biri de portföyünüzü 6 ayda bir gözden geçirip dengelemenizdi. Yılın son ayı bunu yapmak ve önümüzdeki yıl bütçenizi oluşturmaya başlamak için ideal bir zamandır.

Eğer emekliliğiniz için para biriktiriyorsanız yani uzun vadeyi hedefliyorsanız, portföyünüzde kendi risk algılamanızla örtüşen oranlarda BES, Borsa, HB/DT, mevduat, altın ve döviz bulundurmalısınız. Altın ve döviz bende eser miktardadır.

Kapitalizm Kapitalist nedir  Faşizm nedir?  Fraktal Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  Çernobil Faciası

Yaşınız gençse, geliriniz az bile olsa mutlaka ufak birikimler yapmalısınız. 24 yaşında birisi gelirinden ayda 50-100 TL arası bir parayı tasarrufa yönlendirebilir. Bu paralar 35-40 sene sonra çok işe yarayacaktır, bana güvenin.



Read More!

Ugur Gurses'ten Bomba Gibi Yazi

Bugun takip ettigim iki kose yazari da iyi yazi yazmislar ama Ugur Gurses'in yazisi daha bir bomba olmus. Yazida Merkez Bankasinin 2001 yilindan bu yana elinde hazine kagitlari tuttugu, yakinda vadesi dolacak bu kagitlari yenileriyle degistirmeyi planladigindan bahsetmis.
Yani Merkez Bankasi Hazineyi fonlamaya devam edecekmis (eger IMF anlasmasi olmazsa). Durmus Yilmaz iyice hukumetin dumen suyuna girdi, adamlar enflasyonu falan unuttular, direkt buyumeye odaklanmis vaziyetteler. Ya Merkez Bankasi kanununu degistirin, ya da herkes kendi isine baksin. Buyume hukumetin alani, enflasyon Merkez Bankasinin. Ben de bu faizlere ne oluyor diye merak edip duruyordum? Heriflerin amaci ulkeyi tekrar 1990'li yillara geri goturmek anlasilan. Oy oranlari da Aksam'da okudugum bir ankete gore %32'nin altina dusmus. Deniz Gokce kizmasin ama boyle devam ederse yine karamsarlasacagim.
Read More!

Patriot

Okuyucu yorumu:

Alttaki haber oldukça ilginç
http://www.haber7.com/haber/20090914/Milli-Savunmanin-Patriot-aciklamasi.php
Askeri uzman değilim.Bugünkü siyasal konjonktürde 12 milyar TL likböyle bir sisteme gereksinmemiz olup olmadığını kestiremiyorum.Kesinbildiğim,ekonomik konjonktürde çok münasebetsiz bir zamanlamanın sözkonusu olduğudur.Okurlardan belki de bu kalibredeki satın almalar içinmeclis onayına gerek olup olmadığını bilenler vardır.

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir  Dejavu Nedir  Bilgi Nedir  Wifi Nedir    Teknoloji Nedir

Sel felaketinin birkaçyüz milyon dolarlık zararı için yapılmadık yorumkalmıyor,ama milyar dolarlık yatırımlar kamuoyu tartışması olmaksızınsessiz sedasız geçip gidebiliyor.

Cevap:
gereksinmemiz var da iki husus var. birincisi zamanlamasi yanlis, ikincisi de parayi bastirip almak yerine teknolojiyi transfer etmeye bakmamiz lazim. teknolojiden kastim da f-16'da yaptigimiz gibi ucagin kaportasini yapmak degil. ayranimiz yok icmeye... Read More!

Perşembe'nin gelişi...

Önümüzdeki günler birçoğumuz için yeni harcamaların yapılacağı bir zaman dilimi olacak. Ramazan, ardından Bayram ve yeni okul yılı peşpeşe kapımızdalar.

Geleneksel olarak iftar sofraları sıradan akşam yemeklerinden daha zengin hazırlanmaya çalışılır. Doktorlar bu durumdan pek memnun değil ama insan tüm gün aç olunca muhtemelen normalde tüketmeyeceği yiyeceklere de özeniyordur. Bayramlar ise daha geleneksel yaşayanlar için yeni kıyafetler, aile büyüklerinin ziyareti ve ufak tefek hediyeler, bazıları içinse tatil fırsatı olduğundan ceplerde delik açılması kaçınılmazdır.

Okulların durmadan değiştirdiği kitaplar ve kıyafetler, hızla büyüyen çocuklar ve hem ailelerin hem de çocukların diğerleriyle aşık atma hevesi nedeniyle yeni okul yılı da cep yakan bir dönemin habercisidir.

Reeskont Nedir  Bütçe Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir   Hisse Senedi Nedir   Bilanço Nedir   Akreditif Nedir  Tahvil Nedir    Broker Nedir    Portföy Nedir  Tutumluluk Nedir  Varlık Barışı Nedir  Evrim Teorisi Nedir  Reyting Nedir

Pekiyi ama böyle olmak zorunda mı? Sonuçta Ramazan, Bayram ve okulların açılış zamanı belli. Yazılarımda sürekli olarak bütçe yapmanın ne kadar önemli olduğunu vurguluyorum. Bütçe yaptığınız takdirde birçok harcama zaten daha evvelden öngördüğünüz masraflar arasında yer alacak ve siz de bunlara karşı hazırlıklı olacaksınız diyorum.

Burada asgari ücretle çalışıp çok zor koşullar altında yaşayanları hedeflemiyorum. Onların nasıl bir hayatı olduğunu tahmin bile edemem ve tavsiyede bulunacak durumda da değilim. Hedeflediğim kitle makul ücret kazanan, ayaklarını yorganlarına göre uzattıkları takdirde başı belaya girmeyecek insanlar. Ne yazık ki bu kesim tüketim tuzaklarına sıkça düşüyor ve durumunu algılamayı red ederek, hak ettiklerinden daha az kazandıklarını ve hayatın kendilerine karşı adil olmadığını düşünüyorlar.

Bazı insanların elzem ile lazımı, istek ile ihtiyacı ayırt etmekte zorlandıklarını biliyorum. Bütçe yapmak konusunda çok yazı yazdım. Yine de soruları olan ya da motivasyona ihtiyacı olan ve danışmak ihtiyacı hissedenler varsa memnuniyetle tpolthetrekkie@yahoo.com adresine atacakları e-postaları cevaplayacağım. Read More!

Amerika'nin Butce Acigi ve Dolarin Degeri

Turkler ekonomiden neredeyse hic anlamaz ama en iyi bildigimiz konularin basinda enflasyon ve doviz kuru arasindaki iliski gelir. Yine de ben bu konudaki bilgilerinizi bir tazeleyeyim.

Amerika 2009 senesinde toplam 1.8 trilyon dolar butce acigi vermeyi planliyor. Daha sonraki yillarda bu acigi kademeli olarak 2018 yilinda 800 milyar dolara dusurmeyi planliyorlar. Iki cephede savasan ve zenginlere bir suru vergi indirimi yapan George Bush doneminde bile en fazla butce acigi 500 milyar dolar civarinda idi ve biz bunu cok yuksek kabul ediyordu. Obama'nin yapacagi butce aciklarinin yaninda Bush'unkiler devede horguc kalir.

Amerika bu sene GSYH'nin (bkz. gsyh nedir?)yuzde 13'u kadar butce acigi verecek. Bu Turkiyenin 125 milyar butce acigi vermesine esdeger. Simdilik acik acik soylemeselerde bu acigi sadece vergileri arttirarak kapatmalarina imkan yok, yoksa bir dahaki secimde cuvallarlar. O yuzden tek cikis yolu bu aciklarin en azindan bir kismini para basarak kapatmalari gerekecek.

Bu hemen enflasyon olacak anlamina gelmiyor ama. Ancak uzun sureli devam eden butce aciklarinin enflasyona neden oldugunu biz 20 yil suren surecte iyice ogrendik. O yuzden su an Amerika'da enflasyon orani eksi 1 olsa bile bu oran onumuzdeki yillarda onlem alinmadigi taktirde cift haneli rakamlara kolaylikla cikabilir.

Nükleer Kirlilik  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Olasılık Soruları ve Çözümleri  Marksizm Nedir  Spam Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları  Bono Nedir?  Fareli Köyün Kavalcısı  Arge Nedir?  Kalite Nedir  Açık Arttırma Nedir  Pesimist Nedir?

Alinabilecek onlemler nelerdir? Birincisi planlanan aciklarin azaltilmasi, ikincisi ise vergilerin arttirilmasidir. Su anki gidisat bu iki onlemin de gerektigi boyutta alinamayacagini gosteriyor.

Enflasyonun yukselmesi demek ise elinde dolar cinsinden varlik tutanlardan dolar cinsinden borclananlara servet transferi yapilmasi demektir. Yani Amerika'nin butce aciklarini paralarinin degerini manipule etmek icin dolar varliklari alan Cinliler, Ruslar, Araplar ve bir miktar da biz Turkler finanse edecegiz. Yanlis hatirlamiyorsam Cin 1.5 trilyon dolar civarinda dolar rezervine sahip. Dolarda meydana gelecek yuzde 30'luk devaluasyonun Cin'e faturasi 500 milyar dolar olacaktir. Cin'in modelini taklit etmeye ozenenlerin gozleri bu tur riskleri gormuyor maalesef.

Dolar deger kaybettikce 1 dolar 1 TL sinirinin altina gerileyecektir ama dolar borcu olanlar disinda bunun kimseye bir faydasi olmayacak. Dolar deger kaybettikce hammadde fiyatlari (petrol, bakir, altin, vs.) yukari gidecek ve hatta artan risklerden dolayi net etkisi negatif olacaktir.

Bunlar hemen olacak seyler degil ama. Belkide Amerika enflasyon yuzde 5'I gectikten sonra akillanacak ve politik olarak guc olsa da onlemleri alacaktir. Simdiden kestirmek guc. Yine de bu onlemleri canlari yanmadan almalarini beklemiyorum. O yuzden de bu aralar faizleri aciga satarken, enerji hisselerini, Hint hisselerini, Rus hisselerini ve altini portfoyume ekliyorum.

Turkiye'dekilerin benim kadar endiselenmelerine gerek yok cunku ne gelirleri ne de tasarruflari dolar cinsinden. Yine de hammadde fiyatlarinda meydana gelebilecek reel artislara karsi portfoyunuze ekleyebiliyorsaniz biraz hammadde eklemenizi oneririm.

Guzel yazi oldu, yazicidan bastirip duvara asin 3 sene sonra "vay be Ekonomix kahin gibi adammis" dersiniz. Read More!

Butce Aciklari Nasil Olusur? (2)

Ekonomix butce aciklari nasil olusur yazisina "Devletlerin gelirleri ekonomideki dalgalanmalarla paralel hareket ederek hizli buyume donemlerinde artar, kuculme donemlerinde ise azalir." diye baslamis. Oysa degisen, devletin vergi gelirleridir. Devletin toplam gelirleri ise degismez, sabittir. Daha dogrusu, harcamalar ne kadarsa gelirler de o kadardir. Devlet bunu kanuni yoldan, yasa cikararak, proseduru belli bazi sartlarla toplarsa bunun adina vergi diyoruz. Bu is kanunsuz yapilirsa, adina enflasyon diyoruz. Enflasyona cogu zaman enflasyon vergisi de denir.

Butce aciklari da devletin vergi gelirlerinin harcamaya yetmiyor olmasindan kaynaklanir. Bu aciklar ya para basarak yani enflasyonla, ya da borclanilarak kapatilir. Borclanma sadece gecici finansman saglar. Bu sene borclandiginiz miktari onumuzdeki sene yahut senelerde faiziyle birlikte ya vergilerle yahut da para basarak kapatmaniz gerekir. Devletin borclanarak tasarruflari emmesi zincirleme olarak faizleri artirir, ozel yatirimlari azaltir.

Kapitalizm Kapitalist nedir  Faşizm nedir?  Fraktal Nedir  Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi  Çernobil Faciası

Ekonomik buyumeyi/refahi artirmak icin vergileri artiralim mi indirelim mi sorusu yanlis bir sorudur. Dogru olan harcamalarin azaltilmasidir. Harcamalari azaltmadiktan sonra vergilerde yapilan degisikligin bir onemi yoktur. Vergi oranlarini degistirmek icin yasa gerekir, hic bir politikaci da vergileri artiriyorum demekten hoslanmaz. Obama secilirken vergileri artirmayacagina dair soz vermisti. Benzer bir sozu 1988'deki secimlerde George H. W. Bush da "read my lips, no new taxes" diyerek vermisti. Ancak isbasina geldikten sonra butce aciklarini kapatamayinca vergileri yukseltmek zorunda kalmis bu da ona 1992 secimlerinde baskanlik koltuguna mal olmustu.

Bundan iki ay once bir konferansin ardindan Obama'nin fiscal policy takimindan bir akademisyen butce aciklarinin surdurulemez oldugunu, ekonomik toparlanma basladiktan sonra Obama yonetiminin vergi artirimina gidecegini, ancak simdilik bunun tam tersini soylemenin daha uygun olacagini soylemisti. Hem ABD'de hem de Turkiye'de bugun Keynesyenlerin gaziyla artirilan harcamalar onumuzdeki donemde ya yuksek vergi ya da yuksek enflasyon (ya da ikisi birden) yoluyla bize geri donecektir.

Turkiye'de genel teamul butce aciklarini bes-on sene biriktirip iki-uc sene kriz yasayarak kapama uzerine kuruludur. (Asagidaki grafikte toplam harcamalarin GSYH'nin  (bkz. gsyh nedir?)yuzde 45'ine kadar ciktigi doneme dikkat edin) Bu kisir donguden 2002-2005 arasinda ciktigimizi zannettik, 2006 ve 2007'de butce aciklari oldukca kucuk bir seviyeye inmisti. (Grafikten takip edin) Ancak simdi, Ekonomix'in de soyledigi gibi "hem Amerika hem de Turkiye bu yola girmis iki ulke. Bugunku acilardan sakinmak icin yarini feda ediyorlar." Son donemde harcamalarda yapilan artislar henuz grafige yansimadi. Onumuzdeki donemde hem faiz harcamalari hem de faiz disi harcamalarda yuksek artislar gorecegiz. Bunlar da bize yol, su elektrik olarak degil, enflasyon, vergi, faiz olarak geri donecek.

Read More!

Butce Aciklari Nasil Olusur?

Devletlerin gelirleri ekonomideki dalgalanmalarla paralel hareket ederek hizli buyume donemlerinde artar, kuculme donemlerinde ise azalir. Gelirlerin arttigi donemlerde politikacilar ellerine gecen fazla paralari kotu zamanlar icin saklamak yerine hemen onlerindeki secimlerde oylarini arttirmak icin populist harcamalara giderler.

Ekonominin daraldigi zamanlarda ise Keynezyenler ortaya cikarak "ekonomiyi canlandirmamiz lazim, yoksa issizlik ve yoksulluk daha cok artacak" diyerek gaz verirler. Bir sonraki secimlerdeki oy kaybini sinirlamak isteyen politikacilar ise dunden razidir. Boylece devasa butce aciklari ortaya cikar.

Reeskont Nedir  Bütçe Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir   Hisse Senedi Nedir   Bilanço Nedir   Akreditif Nedir  Tahvil Nedir    Broker Nedir    Portföy Nedir  Tutumluluk Nedir  Varlık Barışı Nedir  Evrim Teorisi Nedir  Reyting Nedir

Simdi hem Amerika hem de Turkiye bu yola girmis iki ulke. Bugunku acilardan sakinmak icin yarini feda ediyorlar.

Yapilmasi gereken verilecek butce aciklari ve fazlalarini bir kurala baglayip, ekonominin buyudugu zamanlarda butce fazlasi, kuculdugu zamanlarda ise butce aciklari verilmesini yasalastirmaktir. Read More!

Cep Delik Cepken Delik Olmasın : Bütçe

Uf inanamıyorum ya, bütçe ocak ayında müthiş açık vermişmiş % 500 artmışmış açık bu ne biçim şeymiş falan filan. Kardeşim (sanayici, köşe yazarları, medya v.b) hem diyorsun ki bizim bir kurtarma paketimiz bilem yok, devlet harcasın da biz kurtulalım. Hem de diyorsun ki bu bütçe açığı ne! Bakalım neymiş,

Ocak ayında gider 18.7, gelir 15.8 ve açık yaklaşık 3 milyar TL. Geçen sene ayın ayda gider, 16.3, gelir 15.7 ve açık 0.5 milyar TL’ymiş. Yani gelirler nerdeyse ayın kalırken, giderlerimiz de bir artış var. Peki nereden kaynaklanmış bu 2.5 milyarlık ekstra artış.

1) Personel giderleri, 2008 Ocak ayına göre yüzde 16,6 oranında artış göstererek 5.6 milyar TL olmus Söz konusu artışta, ek ödemeden yararlanmayan personele yapılan ödemelerin 2008 yılı Agustos ayından itibaren arttırılması etkili olmuştur. (0.8 milyar)

Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir    Borsa Yorumları    Petrol Fiyatları    Bilgisayar Nedir

2) Cari transferler 2009 Ocak ayında, aynı aya göre yüzde 39,5 artarak 7 milyar 166 milyon TL olmuştur. (2 milyar)

=> 2008 Ocak ayında saglık, emeklilik ve sosyal yardım giderleri için 3 milyar 341 milyon TL transfer yapılmış iken, bu yılın aynı döneminde söz konusu transfer miktarı yüzde 27,4
artışla 4.2 milyar TL olmuştur. (0.9 milyar) Bu artışta 2008 Ekim ayından itibaren uygulanmaya başlanan sosyal güvenlik primi işveren hissesinin 5 puanlık kısmının Hazine tarafından ödenmesi etkili olmuştur. Ocak ayında bu amaçla yapılan transfer tutarı 342 milyon TL’dir. (0.3 milyar)

=> Cari transferler içindeki tarımsal destekleme ödemeleri Ocak ayında 453 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Mahalli idare payları ise, Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,2 oranında bir artışla 1.2 milyar TL olmuştur. Mahalli idarelere genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan payın artırılmasına ilişkin düzenleme 2008 Temmuz ayından geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir. 1.203 milyar TL’nin yaklaşık 200 milyon TL’si söz konusu düzenlemeyle getirilen artıştan kaynaklanmaktadır. (0.2 milyar )

ufak tefek diğer hesaplar var ama onemli degil, bir de azalan hesaplar var. ama işte temelde açığın nedeni bu hesaplar, şimdi açık konuşsunlar, butce acıgı istiyor muyuz istemiyor muyuz, devletin yukardaki giderlerden hangisini kısmasını istiyorsunuz, yeni gider dagılımını nasıl olusturacaksınız. yoksa butce acık verdi yaygarası basmak hepsinden kolay! Ama acıkcası ben butce acıgı vererek borclanmayı artırmış bir Turkiye'dense bu Krizi akılcı bir butce politikasıyla denk butceden fazla sapmadan yürütmüş bir Turkiye gormeyi yeglerim. yoksa dunya krizden cıkar, eski gunlerine doner de biz 2-3 senede bir kriz yaşıyan eski Turkiye oluruz Allah korusun.
Read More!

Buyume Adina Olumlu! Haber

Hatirlarsaniz Ocak-Kasim doneminde butce acigi sadece 9.7 milyar TL idi, Aralik ayinda yapilan harcamalarla butce acigi 17.1 milyar TL'ye yukselmis.

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler

Detaylarina bakmadim ama muhtemelen yilin son ayi, butcede de kaynak var, Unakitan da izin verdi diyerek saldirmislardir. Az harcamislar ama, soyle 40-50 milyarlik harcamalar yapacaksin ki ses getirsin!! Read More!

Buyume ve Butce Gerceklesmeleri

Buyume rakamlari aciklanmis, Orhan Karaca da "surpriz falan degildi siz ekonomiden ne anlarsaniz" dercesine bir yazi yazmis:

"Birinci neden, ta 2006 yılında Merkez Bankası'na başkan seçimiyle başlayan, 2007'de e-muhtıra ile başka bir boyuta sıçrayan ve bu yıl da iktidardaki AKP'ye açılan kapatma davasıyla zirveye çıkan siyasi sorunların tüketim ve yatırım kararları üzerindeki olumsuz etkisi. Öncü göstergeler (CNBC-e tüketim endeksi, otomobil satışları, reel sermaye malı ithalatı, şirket kuruluşları vb) bu etkiyi açıkça gösteriyordu.

İkinci neden, global ekonomide geçen yıl başlayan finansal krizin bu yıl reel ekonomiye yansımaya başlaması ve bunun da ihracatımızı olumsuz etkilemesi. Anlı şanlı iktisatçılarımız nominal ihracat rakamlarını fiyat hareketlerinden arındırıp reel hale getirmeyi akıl edemedikleri için bunu farketmedi. Bunu akıl edebilseler yüksek büyüme tahminlerini dayandırdıkları nominal ithalat rakamlarının da reel hale getirildiğinde durgunluk sinyali verdiğini görebileceklerdi. Dünden beri yazılı ve görsel basında izlediğim bazı yorumlar bu iktisatçılarımızın hala nominal ve reel dış ticaret rakamları arasındaki farkı farkedemediklerini gösteriyor. Hala "İhracat ve ithalat yüzde 30-40 artarken büyüme nasıl bu kadar düşük çıkar" diyenlere rastlanıyor."


Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler    Bilgisayar Nedir    Teknoloji Nedir

Yazisinda tek katilmadigim nokta Gungor Uras'a "iktisatci" demesi. Gungor Uras iktisatciysa (iktisat nedir) ben de astronotum.

Ikinci konumuz ise butce gerceklesmeleri.

Iktidar partisinde en iyi performans gosteren bakan bence Kemal Unakitan. Adam bir yandan populistlerle savasirken bir yandan da butce fazlasi verdirmeye devam ediyor. Caldigi cirptigi helal olsun adama.

Ilk sekiz ayda 4.6 milyar butce fazlasi vermisiz. Sene sonunda da butce acigi 17 milyar olacakmis sadece. Bence butce acigi bundan daha da az olur. Bunun 5-6 milyari altyapiya harcanacakmis, geriye kalan 216 milyari nereye harciyorlar cok merak ediyorum!
Read More!

Itfa Meselesi

Juriden soz istiyorum. Temmuz-Agustos itfalarinda bahsi gecen 43 milyar YTL rakami dogrudur. Fakat bu itfa konusu fazla abartildi, biraz da 2001 krizi anilari canlanan piyasa ekonomistleri yuzunden. Aciklamaya calisayim.
Bu kadar buyuk itfanin 2 aya sikistirilmasi ilk bakista planlama hatasi gibi gozukebilir. Fakat burada bahsettigimiz devletin yillardir suregelen borclarinin cevrilmesi. Bu dongude bircok etken var. En basiti faiz! Hazine donemin sartlarina ve faizin seviyesine gore ihtiyacindan daha fazla veya daha az borclanablir. Ayni sekilde piyasa da faizin cazibesine gore az veya cok talep gosterebilir.

Ornegin 16 Temmuz tarihinde 13.6 milyar YTL'lik itfa vardi. Niye bu kadar yuksekti? Cunku 16 Temmuz 08 tahvilleri 2 sene once 2006 yazindaki dalgalanma sirasinda ihrac edildi. Hazine faizler yukselis trendine girerken birden yuklu miktarda borclanma yapmayi tercih etti. Hatta 2 ay sonra da ayni kagittan ikinci kez ihrac etti. Bu tip faktorleri goz onune almak lazim itfa tarihlerine bakarken. Ayrica, Hazine de bu durumun cok onceden farkina varmis ki daha bu senenin Subat ayinda Temmuz-Agustos vadeli tahviller icin degisim ihalesi duzenleyerek itfa yukunu azaltti.

Daha onemli nokta, Hazine gecmis yillardaki durumun tersine suan resmen nakit uzerinde yatiyor. Bakmayin laik ekonomistlerin populizm yapiliyor yaygarasina. Ilk 6 ayda ulasilan 23 milyar YTL'lik faiz disi fazla bir yana, toplam butcede bile 2 milyar YTL fazla verildi. Nitekim Hazinenin MB'deki nakit rezervi de 20 milyar YTL'yi gecti. Temmuz-Agustos itfalari spekule edilmeye baslaninca Hazine 2 aylik borclanma planini aciklamisti. Buna gore, butceden gelen faiz disi fazla ve ozellestirme gelirleriyle itfalar kolayca atlatilacak gibi. (Birilerine kapak olacak mi bu spekulasyon? Sanmam!)

16 Temmuz'daki itfada da aynen boyle oldu. 13.6 milyar YTL itfaya ragmen 9.8 milyar YTL borclanildi. Bu strateji gorundugunden de fazla zekice bana gore. Hem daha az borclanarak faize Hazine karar vermis oluyor (dolayli olarak- talebi istedigi noktada keserek), hem de piyasada likidite birakilarak uzun zamandir yasanan sikisiklik biraz gideriliyor.

Bu itfalar konusunda spekulasyon yapanlar ayni takvim cambazlagini simdi YAS ve kapatma davasi tarihleri arasinda baglanti kurarak yapiyor. Yarin dava devam ederken, tipki Buyukanit'in atanmasi gibi, YAS'tan once Basbug'un atanma karari cikinca kapak olacak mi bunlara? Yine sanmam...

Not: Ankara'dan yarismaya katilan Keynesian006 arkadasimiza hosgeldin diyorum. Yazilarin Baskent kokuyor :)
Read More!

Keşke açığımız olmasa, biz hiç borçlanmasak

"Geldiğimizde bütçe açığı milli gelirin yüzde 11,5 idi. Bugün yüzde 2'nin altındadır. Yüzde 1 ile 2 arasındadır. Biz açıkları azaltmışız. Faizler düşmüş. Faiz yükü düşmüş. Yani biz bunları düşüre düşüre sıcak paraya gerek kalmayacak. Sıcak para, hiç kimse zorla (gel al şu parayı) demiyor. Madem bu kadar karlı. O zaman bizim vatandaşımız niye 100 milyar doları dövizde tutuyor. Madem hazine faizleri bu kadar yüksek o zaman bozsunlar gelsinler hazine faizine... Şu anda Türkiye'de hazine bono ve tahvillerinde yabancıların payı yüzde 12 civarında. Diyorlar ki (yabancılar gelip soyuyor). Türkiye'de hazinenin sattığı tahvil ve bonoların yüzde 88'i Türklerin, Türk firmalarının, Türk vatandaşlarının elindedir. Bizim vatandaşlarımızın, bizim bankalarımızın, bizim şirketlerimizin elindedir. Keşke açığımız olmasa, biz hiç borçlanmasak. Ama sosyal güvenlik sisteminin açığı var ve bunun temelini de 1990'lı yıllarda attılar."
Kim demiş? Hükümetin Yıldıray Baştürk'ü durumundaki Mehmet Şimşek demiş.
Başka ne demiş?

Hazine'nin açık olduğu için borçlandığını ve en büyük açığın da sosyal güvenlik sisteminde bulunduğunu belirten Şimşek, bu açığın da yeni çıkmadığını anlattı. Şimşek, bu yıl sosyal güvenlik sistemine aktarılan paranın 37 katrilyon lira (37 milyar YTL) olduğunu ve bunun toplam yatırım bütçesinin iki katını oluşturduğunu kaydetti. Şimşek, bu paranın emekli vatandaşların çocuklarının eğitimi ile Ar-Ge çalışmalarına ayrılması halinde Türkiye'yi kimsenin tutamayacağını belirtti.

Özelleştirme paralarının nereye harcandığına ilişkin bir soruya verdiği yanıtta Bakan Şimşek, iktidara geldiklerinde vatandaşlardan zorunlu tasarruf adı altında toplanıp ardından da "çar çur edilen" paralar bulunduğunu ve bunun tutarının 14 katrilyon lira olduğunu söyledi. Bu parayı ödediklerini belirten Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mesela önümüzdeki bir ay içinde inşallah Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemeleri var. Bunu ta 1980'li-1990'lı yıllarda toplamışlar. Şimdi ortalıkta böyle bir şey de yok. Hesap kitabı bile yapmamışlar. Kimin nereden ne alacağını. Şimdi biz vatandaşlara ödemek üzere onları toparlıyoruz vatandaşlara ödemek üzere. Yani tasfiye halindeki Emlak Bankası çalışıyor. Emlak Gayrimenkul Yatırım ortakları mesela bütün varlıklarına bakarsanız bizim şu anda yapacağımız ödemelerin ufak bir kısmı bile değil. Ne yapıyoruz. Bunları vatandaşlardan daha önce devlet almış toplamış ve uçmuş ve biz bunları ödüyoruz."
Bu bakan bu hükümete fazla. Fatih Terim "Yıldıray gibi bir oyuncuyu yedekte tutamayacağım için kadrodan çıkardım" gibi nadide bir açıklama yapmıştı. Aynı durum Bakan Şimşek'in de başına gelebilir.
Haberin Tamami Read More!

Basbakan'a Elestiri

Ugur Gurses bugunku yazisinda Tayyip Erdogan'a usturuplu bir sekilde giydirmis. Bizim de burada daha once defalarca soyledigimiz gibi hukumetin eskiden basarili oldugunu ama artik basarili olmadigini, dogru seyler yapmadigini belirtiyor. Katiliyoruz.

Benim deginecegim baska bir konu.

Erdogan ekonomiden anlamadigini Hurriyet'teki su demeclerinde bir kez daha gosteriyor:

Merkez Bankası’nın faiz indirimlerini düşük tuttuğunu ve muhafazakar davrandığını söyleyen Erdoğan, "Faizleri çok daha düşük bir noktaya getirmemiz gerekiyor. FED bile indirdi. Ama şimdi ben söylersem ’müdahale ediyor’ denir.

Fed kisa donemleri faizleri 2.25 puan indirdi ama 30 yillik mortgage faizleri sadece 1 puan indi. Hatta son 2-3 haftada 0.3 puan yukseldi uzun vadeli faizler. Merkez bankalarinin uzun vadeli faizler uzerindeki gucleri son derece sinirlidir. Bakin bizim Merkez Bankasi Ekim ayindan beri faizleri indiriyor ama 1.5 senelik vadeye sahip faizler dusmek bir yana yukseldiler.

Merkez bankasinin itibari enflasyon yuzunden zaten bes paralik oldu, simdi bunun ustune bir de faizler yuzunden kepaze olmasinlar. Uzun vadeli faizler uzerinde Merkez Bankalarinin gucu sinirlidir, itibari bes paralik olmus Merkez Bankalarinin gucu daha da azdir. O yuzden Merkez Bankasi faiz indirimlerini 25 baz puana indirerek, hatta daha sonra faiz indirimlerine ara vererek bu alandaki itibarini biraz duzeltmeye calisacaktir.

Erdogan faizlerin gercekten inmesini istiyorsa oncelikle butce fazlasi vermeye baslamasi, politik riskleri azaltmasi, mikro reformlara baslamasi, piyasalari serbestlestirmesi lazimdir. Erdogan bunlarin farkinda degildir, cunku ayni yazida "koprudeki giseleri kaldiracagiz" diyerek butceye onemli katki saglayan bir gelir kalemini kaldiracaklarini belirtiyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana tursusu. Bu kafayla gitmeye devam ederseniz ne enflasyon ne faizler ne de issizlik duser. Bir dahaki secimlerde de bunun cezasini cekerseniz. Benden soylemesi.
Read More!

Butce Acigi

Ugur Gurses Maliye Bakanliginin sendeleyen butce disiplinini "makyajlayarak" duzgun gostermeye calistigini belirtiyor. Yazisinda TEPAV'i kaynak gostererek soyle diyor:

TEPAV'a göre, bu düşük performans aynı zamanda 2007 yılında gerçekleşen bazı harcamaların tahakkuklarının 2008 mali yılına 'ötelenmesi' nedeniyle olduğundan iyi görünüyor. İşte 'itibar sorunu' burada. TEPAV, 2006'da geçilen tahakkuk esaslı bütçe uygulamasında mevcut olan bazı olanakların kullanılarak 2007 bütçesinde yaklaşık 1.21,5 milyar YTL civarında bir yükümlülüğün, gider kaydedilmeden 2008 yılına devredildiğini tahmin ediyor. TEPAV, 'Bu ise 2007 bütçesinin en az bu miktar kadar daha az açıkla kapatılmaya çalışıldığı izlenimini doğurmaktadır. Sonuç olarak, tahakkuk esaslı devlet muhasebesi için yaratılan bu hesaplar bir anlamda amacı dışında ve bütçeden harcama kaçırma olarak nitelendirilebileceğimiz bir uygulamanın aracı olarak kullanılmaktadırlar' diyor.

Simdi gidip TEPAV'in yaptigi calismaya bakmak lazim ama bende o zaman yok, siz de tembelsiniz. Biz en iyisi Ugur Gurses'in yorumlarini dogru kabul edelim.
Read More!

Ekonomiden iyi haberler

Türbandı, Ergenekondu, Doğan medya grubu derken ekonomiyi unuttuk. Bari kısa bir özet yapalım. Son günlerde ekonomiden olumlu haberler gelmeye başladı.

1. Bu hükümerin açık ara en başarılı bakanı Kemal Unakıtan. Şaka değil GSYH'nın yüzde 15'i civarında teslim aldığı bütçe açığını yüzde 1'li seviyelere kadar indirdi. 2007'de bütçe disiplini biraz seçim sosuna batırıldı ama Ocak ayı rakamları gayet iyi gözüküyor. Geçen yıl Ocak ayında bütçe açığı 6.1 milyar YTL iken bu sene 0.5 milyar YTL'ye inmiş. Ben kötüye gidişin ilk işaretini geçen yıl bu zamanlar bütçe rakamlarından almıştım. Dileyelim bütçe performansı önümüzdeki aylarda da Ocak ayındaki gibi devam etsin ama benim kriz beklentim suya düşsün.


Bu arada eski günlerden alışkanlıkla herkes faiz dışı fazla rakamı üzerine odaklanıyor. Bütçe açığının yüzde 10-15 olduğu dönemde faiz dışı fazla rakamı bence anlamlıydı ama bence artık faiz dışı fazla rakamının bir esprisi kalmadı. Bence önemli olan bütçe açığının ne olduğu ve harcamalarda artış olup olmadığı. Şahsen harcamaların ciddi bir şekilde azaltıldığı bütçeyi denk bütçeye tercih ederim.

Son olarak Bütçe konusunda gazete haberleri ve köşe kadılarının yorumları saçma sapan ayrıntılarla dolu ama önemli olan ayrıntılar es geçiliyor. Size tavsiyem bütçe rakamlarını yerinde incelemeniz. Muhasebat genel müdürlüğü verileri geçen yıllarla kıyaslama da yapabileceğiniz şekilde yayınlıyor.

Ha bir de, seçim döneminde ayın 25'i gelmişken hala açıklanmayan bütçe rakamları bu kez ayın 11'inde açıklandı. Bu da Unakıtan kurnazlığı olsa gerek...

2. Cari açık rakamı rekor kırarak 38 milyar dolara ulaştı. Bunun neresi iyi haber demeyin. Adında "açık" geçer ama cari açık rakamı yabancıların Türkiye'de ne kadar yatırım yaptığını gösterir. Yani sınırları kapatıp dışarıdan para gelmesini yasaklasak 2007'de bu ülkede 38 milyar dolar daha az yatırım yapılacaktı. Türkiye'nin yatırıma bu kadar ihtiyacı varken cari fazla vermemiz kadar saçma bir durum olamazdı. Zaten içeride yatırım ihtiyacı devasa boyutlarda olan bir ülkenin cari fazla vermesi salaklıktır.

Bu arada "Profösör Doktor" Güngör Uras'ı da anmadan geçmeyelim. İkide bir tekerleme gibi tekrar ettiği "cari açık=döviz açığı" saçmalığı var ya... 2007'de cari açık 38 milyar dolar olurken Merkez Bankası'nın döviz rezervleri 8 milyar dolar artmış. Bir de anlasam döviz açığı varsa bu 8 milyar dolar nasıl artmış....

Verileri yerinde incelemek isteyenler için bu veri Merkez Bankası'nın sitesinde Süreli Yayınlar bölümünde aylık olarak açıklanıyor.

3. Migros İngilizlere satıldı. Küreselleşme harika bir şey. 50 sene önce "İngilizler gelip sana hizmet edecek" deseler kimse inanmazdı. Ama oluyor işte, şaşırmak değil sevinmek lazım. Elin oğlu tasarruf yapıyor, sonra geliyor tasarruflarını bizim emrimize veriyor. Tabi hasbiden milliyetçi iseniz "ülkenin zenginlikleri zındıklara peşkeş çekiliyor" nutukları da atabilirsiniz. Harbiden milliyetçi iseniz sizi oyun sahasında görmek isteriz. Bir de hep kafamı kurcalar, bu nutuk atan köşe kadıları nedense yabancı marka lüks otoları tercih ediyor. Özelleştirme ve özel sektör karşıtı komünist hocalarımızın (örn:Erinç Yeldan) özel üniversitede, yabancı banka düşmanı ulusalcılarımızın (örn: Yiğit Bulut) yabancı bankada çalışması da benzer bir zıtlık ama vardır bir sebebi.

Migros'u da İngilizler aldığına göre, Demek ki artık paralarımızı Yunan Yorgo'ya değil, İngiliz Tony'ye göndereceğiz. Benim payım helal ü hoş olsun. Haberlere göre satış fiyatı piyasa değerinin yüzde 10 fazla fiyata satılmış. Doğan medyasından "nassı kazıkladık ama!" şeklinde bir manşet beklerdik.

4. Ocak ayı enflasyon rakamları beklenenin altında geldi. Bu çok müthiş bir haber değil ama yine de idare eder. Ama hükümet bütçe musluğunu kapatırken Merkez Bankası da para musluğunu kapasa fena olmaz. Ben yüzde 4 hedefinin tutmasını beklemiyorum. Zaten Durmuş Yılmaz ve ekibinin icat ettiği "para basarak enflasyonla mücadele yöntemi"nden de hedefi tutturmasını beklemek büyük eşeklik olur. Yüzde 6'ya çekseler başarılı sayacağım.

5. Yiğit Bulut "Tehlike çok büyük!" diyerek çok kötü şeyler olacağını müjdelemiş. Bundan güzel haber mi olur?

6. Mahfi Eğilmez de "YTL değer kaybeder" başlıklı yazısında "Bunun sonucunda benim tahminim YTL'deki değer kaybının ciddi bir aşamaya ulaşması noktasına bahar aylarında gelineceği yolundadır" diyerek bir ekonomistin asla almayacağı bir risk almış (Tarih vererek kur seviyesi tahmini). Hoş, seviye belirtmemiş ama YTL'de ciddi değer kaybı demiş. Bu ifadeden şu ana kadar yaşanan dalgalanmalardan daha farklı bir kayıp beklediği yorumunu yapıyoruz. Bahara şunun şurasında iki ay kaldı. Tabi 2008 baharı da dememiş ordan da kaçış yolu var ama bahar aylarında kendisini tekrar ziyaret ederiz.

Yani, iyi şeyler de oluyor memlekette. Enseyi karartmamak lazım.
Read More!

Varan Bir

Secim oncesinde faiz disi fazlaya "kaynak" gozuyle bakan CHP'yi elestiren AKP, secim sonrasinda soylemini degistirdi. Sorularimizi yanitlayan Maliye Bakani Unakitan "faiz disi fazla kaynak degil, kaymaktir, kaymak kaymak" dedi. 700 milyar YTL'lik Turkiye ekonomisinde boylece 7 milyar YTL'lik kaymak bir anda yaratilmis oldu.

Bizim de Merkez Bankasina enflasyon hedefine ulasmada en buyuk destek olarak maliye politikasini gosterdigimiz yazinin daha murekkebi kurumadan (aslinda klavyedeki parmak izlerimiz silinmeden desem daha dogru olur) %3.2'lik enflasyon tahminine ilk golu kendi defans oyunculari atmis oldu.

Her ne kadar Unakitan mali disiplinin 2008’de de süreceğini ve yapısal reformların devam edeceğini söylese de, gorunen koy kilavuz istemez. Merkez Bankasina faizi indir baskisini Oguz Satici vasitasiyla yapan hukumet harcamalari da arttirarak butce disiplini politikasina son verdigini 2008 butcesiyle gostermis oldu. Yanlis anlamayin, 2008'de verilecek 17 milyar YTL'lik butce acigi normaldir, dunya uzerinde butce fazlasi veren ulkeler azinliktadir. Bu bizi hic bir sekilde krize, turbulansa surukleyecek bir gelisme de degildir.

Ancak bizim amacimiz gelecek yillardaki buyumemize destek olacak yatirimlar veya vergi azaltmalari icin kaynak yaratmak degil miydi? Elimizde olmayan 17 milyar YTL'yi harcayarak nasil kaynak yaratmis oluyoruz biri bana aciklarsa sevinirim. Bugunku yuksek buyume icin yarinki yuksek buyumeyi feda ediyoruz.

Bunun altinda yatan dusunce ise, kimse dile getirmese de, istihdamin arttirilmasidir. Istihdami 90'li yillarda sun-i yollarla arttirmanin neticesini krizlerde gorduk. Istihdami arttirmanin yolu faizleri ve enflasyonu kalici olarak dusurecek politikalar izlemektir. Bes senedir biz bunlari yapiyorduk, artik eskiye geri donuyoruz gibime geliyor.

Bu aciklama uzerine Merkez Bankasi ne dusunur bilemem. Insanin boyle "dostlari" olduktan sonra, who needs an enemy? Bence faizleri 50 baz puani kim ne derse desin dusurmek, kim ne derse desin, "hizli" indirim kategorisine girer, ozellikle butce harcamalarinda gevseme sinyallerinin oldugu bir ortamda. Merkez Bankasinin onunde iki alternatif var. Birincisi faizleri daha yavas dusurmek (veya hic dusurmemek), ikincisi ise 2008 yili icin yaptiklari %3.2'lik enflasyon tahminlerini yukari yonde revize etmek. Unakitan'in memurlara dedigi gibi 2+2=4 Read More!

Butce Acigi ve Merkez Bankasi

Merkez Bankasi serisindeki yazilarimiza devam ediyoruz. Oncelikle sunu belirtmeliyim ki Merkez Bankasi yonetiminden hukumette oldugumdan cok daha fazla hosnuttum. Elestirdigime bakmayin.

Hukumet secim yolunda butce disiplinini elden birakti ve bu Turkiye'ye 1 sene gibi bir zaman kaybettirdi. Bunun da otesinde "secim zamaninda bile populizme sapmadi" madalyasini kazanamadi. Oysa populizm yapmasaydi ve butce disiplininden sapmasaydi da secimlerden %45 civarinda oyu yine alirdi.

Once rakamlari verelim. Yilin ilk 9 ayinda butce giderleri %19, butce gelirleri %11 artmis. Neticede butce acigi 12.2 milyar YTL olarak gerceklesmis. Harcamalar icerisinde goze batan kalemler sunlar:

1. Sosyal Guvenlik Kurumuna yapilan 25 milyar YTL'lik transferler
2. Saglik Harcamalari: 5 milyar YTL
3. Tarim Destekleme Alimlari: 5 milyar YTL

Secim biteli 3 ay oldu, bunlar Sosyal Guvenlik problemini cozmek yerine ortalikta cirit atiyorlar.

Biz AKP'ni secim ekonomisi uygulayacagini daha Mart ayinda soylemistik. Ben sahsen butce aciginin cok daha buyuk olacagini hesapliyordum, neticede sene sonunda butce aciginin 25 milyar YTL civarinda olacagini tahmin ediyordum. Harcamalar konusunda hakli ciktim, ancak gelirler konusunda aldiklari tedbirler (5 milyar YTL'lik IMF paketi) ve Telekom'dan gelen erken odeme butce acigini azaltti. Durum kotu degildir, ancak iyi de degildir. Bu sene butce fazlasi verseydik, enflasyon daha cabuk duser, faizler de daha erken inerdi.

Onumuzdeki sene hukumet butce fazlasi vermeyi hedefleyecektir. Merkez Bankasinin yaptigi indirimler ekonomik buyumeyi hizlandirarak vergi gelirlerini arttiracaktir. Ote yandan faiz giderleri bir miktar azalacaktir. Secim ekonomisi de uygulanmayacagina gore butce fazlasi vermek problem olmayacaktir. Ancak mikro reformlar konusunda cok umutlu olmadigimi bir kez daha belirteyim. Yine de butce disipliniyle de cok seyler basarabiliriz.

Merkez Bankasinin enflasyonla savasta iki tane yardimcisi var: butce politikasi ve guclu YTL. 2008'de butce destek olmaya devam edecektir, guclu YTL ise her zaman surpriz yapabilir. Ote yandan daha once de siraladigim riskler var. Bugun itibariyle Merkez Bankasinin 2008 yili icin nokta enflasyon tahmini %3.2; benim nokta tahminim ise %5.2. Ayrica ben enflasyonun yukari yonde surpriz yapma olasiliginin cok daha fazla oldugunu dusunuyorum. Gelecek sene sonunda kimin hakli ciktigini gorecegiz. Hem bu sefer karsimdaki rakip daha guclu, en azindan erken zamanda enflasyon yuksek cikacak gibi gorunurse adamlar faizleri yukselterek tedbir de alabilirler. Read More!