asker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
asker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sevan Nisanyan: Acilim

(Sevan Nisanyan, Taraf gazetesi, 20 Nisan 2009)
“Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk denir” ne demektir? “İtalya Devletini kuran faşist halka İtalyan denir” ne demekse o demektir, Mussolini’nin sözüdür. Rejimin temsil ettiği siyasi değerlere bağlıysan öptük seni diyor: ister Kürt ol, ister Tirol Almanı yahut Sicilya Arabı, farketmez. Zorbalığı artık kimlik üzerinden yapmayacağız, itaat üzerinden yapacağız. Kalk Yirmiüçnisan şiiri söyle, seni affedelim.

yazinin tamami

Reeskont Nedir  Bütçe Nedir  Aritmetik Ortalama Nedir   Hisse Senedi Nedir   Bilanço Nedir   Akreditif Nedir  Tahvil Nedir    Broker Nedir    Portföy Nedir  Tutumluluk Nedir  Varlık Barışı Nedir  Evrim Teorisi Nedir  Reyting Nedir Read More!

" Artik Yetti! "

Vay vay vay!!! Nasil bir cikistir bu yahu?

Sasirmamin nedeni su ki; (Ergenekon) yandasi medyada, kidemli bir ismin kaleminden boylesi curetkar bir yaziyla karsilasmak her zaman mumkun olmuyor. Hos ha bire agiz degistiren, yeri geldiginde dansoz gibi kivirtan ilgili medyanin hic bir yaptigina sasirmamak gerek.

Genel itibariyle, gazetelerde cikan yazi ve yorumlara “soyleyene degil, soyletene bakmak gerek” prensibiyle yaklastigimdan, yazarin sirf “icini dokup rahatlamak” icin bu yaziyi yazmis olmasi hic inandirici gelmedi bana tabi ki.

Tutumluluk  Inovasyon örnekleri  Türev Konu Anlatımı  EFT Nedir  Olasılık nedir    Ekonomi Nedir  Hisse Yorumları  Bilinçli Tüketici

Yazarin, zinhar yipratilmamasi gereken, gozbebegimiz, canimiz cigerimiz kurumlarimiz nezdinde ‘akreditasyon’ problemi olsa da gazetenin sahibinin boylesi bir yaziya, boylesi bir donemde nasil olup da goz yumabileceginin nedenlerini dusunmedim degil. Neyse… elbet bir bildikleri vardir.

Yazidan dikkat cekici bir kac satiri buraya tasiyip Stres Abi formatinda bir cift laf etmeye niyetlenmistim. Ne var ki Hurriyet’in web sitesinin kodlarinin kopyalanmamasi icin aldiklari onlemleri asamadim. Bu nedenle ibretlik yaziyi okumaniz icin link vermekle ve –belki simdilik– bu kadar yazmakla yetiniyorum. Read More!

Temizlik

Su ana kadar gazetelerde rastladigim en derli toplu temizlik operasyonu "Ergenekon" yorumu diyebilirim. Nese Duzel'in Sabah'tan Mahmut Ovur'le yaptigi roportajin linkini veriyorum.

Ozellikle malum medya grubunun yaptigi yayinlarla kafasi karisanlara yardimi olacaktir. Zaten karmasik yapilanma... Suc ve suclularin tespiti icin yeterli delillerin toplanmasi ve ozellikle "dokunulamaz" denilen kisilerin derdest edilmesi konusunda yargi binbir guclukle mucadele ederken, herkeste 'siranin kimlere gelecegi' meraki uyanmis durumda.

Mahmut Ovur, sirada eski bir genelkurmay baskaninin oldugunu soyluyor. Acikcasi ben de artik toplanan delil ve alinan ifadelerle (bilmiyorum ama sadece oyle oldugunu tahmin ediyorum) yavas yavas siranin ona geldigini dusunuyorum. Ama acikcasi 'bir numara' o mudur, kimdir bilmiyorum. Kimileri bir sivil olabilecegini soyluyor. Ancak sivil olmasi fikri bana makul gorunmuyor. Cunku sanik sandalyesindeki eski kuvvet komutanlarinin, makami, nufuzu ne olursa olsun bir sivilin liderliginde hareket edeceklerine ihtimal vermiyorum. Aslina bakarsaniz, 'bir numara'nin kim oldugu da cok muhim degil.

Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir    Borsa Yorumları    Petrol Fiyatları    Bilgisayar Nedir

Soylemek istedigim su ki; Turkiye demokrasisine cerrahi bir mudahale yapiliyor. Nester, ise pek coklarinin sandigi veya iddia ettigi gibi siyasi gucun elinde degil. Bunu, emekli generaller tutuklandiginda cok acik bir sekilde anlamistik zaten. Yakinlarda muvazzaflardan da tutuklananlar olduguna gore "sorusturmanin arkasinda Hukumet var, bunu Asker'e ragmen yurutuyorlar" safsatasina ancak bu ulkeyi hic tanimayanlar itibar edebilir. Roportajda da iddia edildigi gibi, bu operasyonlarin yapilmasi ve surdurulmesindeki en buyuk iradeyi Nato (ABD) ve AB ile aciklamak en akilci olani. Zaten Ergenekoncularin 'en buyuk sucu' da, Devlet'in tarihsel ve kemiklesmis politikasi olan bati ile entegrasyon fikrinden ayrilarak, "Rusya, Iran ittifaki" gibi alternatiflerin pesinde olmalari degil miydi?

Her neyse... Son olarak, genel kabul gormus kaniya gore 'Devlet'i temsil eden onemli kurumlarimizda "degisim ve dunyaya acilma" konusunda derin gorus ayriligi oldugu gercegi cok onemli bence. Roportajda, bu iki ayri gorus mensuplari icin %70 - %30 gibi bir orandan soz ediliyor. Acikcasi oranin ne sekilde oldugu bu noktada pek muhim degil. Zira onemli olan etkinlik. Netekim hangi tarafin daha etkin oldugunu, mahut Ergenekon sorusturmasinin su ana kadarki surecinde hepimiz gozledik. Soz konusu etkinligin, yani gucler dengesinin, sorusturma ve yargilamanin gelebilecegi en son duzeyde belirleyici olacagini dusunuyorum ben. Read More!

Ne bu hiddet, bu celal!

Bugunku Radikal bu mansetle cikmis.

“Ne bu hiddet, bu celal!”

Daha once de, yine bir baska nezaketsizlikleri nedeniyle belirtmistim. Uniformalilarin sivillerle olan iliskilerinde sivil, yani medeni olculeri bir kenara birakarak, muhataplariyla mesleki aliskanliklariyla omuzlarindaki yildiz hesabina gore davranis ve tutum gostermelerini kabullenmek mumkun degil.

Ahmet Altan’in "Siz böyle saygısız, nezaketsiz, tehditkar bir konuşma üslubunu benimseme cüretini nereden buluyorsunuz?”diye baslayan yazisi, pek yerinde ve onurlu bir durus olmus bence.

Verilen cevabın uslubundan ve sertliğinden şikayet edenler bence dönüp bir de kendilerine baksınlar. Açık söylüyorum; biz haklıyız ve doğru yerdeyiz. Gerisini yanlış yerde duranlar düşünsün” deme zilletini gosterenleri de Millet’e havale ediyorum.

Uzulerek goruyorum ki, Basbakan’in demokrasi ve ozgurlukler konusundaki durusu her gecen gun biraz daha sekilleniyor. Memlekette ifade hurriyeti olmamasi nedeniyle, hakim gucun sillesini yemis Basbakan’nin demokrasi ve ozgurlukler sevdasi, sanirim, kendisini sisteme kabul ettirene kadarmis.

Cok yazik!

Bir kamu gorevlisi, devletin acziyetinin acikca goruldugu muessif bir hadise sonrasinda Millet'e hesap verecegine, nasil oluyor da kameralar karsisinda saga sola boyle bagirabiliyor anlamak mumkun degil.

Cok yazik!

Not: Bugun Taraf gazetesi web sitesine erisemedigimden dolayi, link veremedim. Basina kotu bir sey gelmesinden endise etmekteyim. Read More!

Yigit Bulut ve Politika

Iddiaya gore, AYM Baskani Hasim Kilic, Genel Kurmay devir teslim toreninde, protokolde kendisine ayrilan yeri yadirgamis. Sonrasinda da Ankara Ataturk Kultur Merkezinde, 30 Agustos’ta yapilan resmi torenlere icabet etmemis. Gerekcesi, protokolde yargi mensuplarina ayrilan yerleri begenmemek. Ekleyelim, devir teslim torenine bir kac dakika gec gelip kapidan cevrilen Baykal’in da torene katilmadigi biliniyor.

Iddialar dogru olabilir mi? Okuz altinda buzagi mi araniyor?
Gecen seneki torenler ve bazi askeri okullarin mezuniyet torenlerinde, Turkiye Cumhuriyeti Cumhurbaskanina karsi takinilan tutum ve hitap sekillerini hatirlayinca, iddialar gercege cok uzak gorunmuyor.

Ilave: Buyuk yorumcu Bulut Yigit de bu konuya yer vermis. Yigit Bulut anlasilmaz ifade tarzi ve uslubundan anlamaya calistigimiz kadariyla, "Iyi olmus. Zaten o hukukcu bile degil" demeye getiriyor. Edepsizligi kendisinde kaniksadigimiz bir durum olsa da bir kac soruyla gercek durumu netlestirmek istiyoruz.

Yuksek Yarginin tum uyeleri, Hukuk Fakultesi mezunu olmak zorunda midir ve oyle midir? AYM'nin baskan vekili, Hukuk mezunu ancak, tum kamu hizmeti Hariciye'de gecmemis midir? AYM'nin asil isi askerlik olan ve bagimsiz olmadigi resmi olarak ortada olan uyelerine ne diyeceksiniz? Boyleyken, tum kamu hizmeti Sayistay ve AYM'de gecmis, Yuksek Mahkeme'nin en kidemli uyesi icin boylesi bir yoruma soyleyecek bir sey bulamiyorum.
Bulut, bildigimiz Bulut. Ama yine de edep ve insaf yahu! Read More!

Dur ve Evine Geri Don!

Cok acik nezaketsizlik ornegi!

Bu da mi Ic hizmetler Kanunu’nda yaziyor zannetmiyorum ama sivillerle olan iliskileri, siyah beyaz bir dunyada militarist bir bakis acisiyla, ‘dost–dusman’ kavramlariyla sinirli olan, emir komutadan gayri hic bir sistem tanimayan bir organizasyonu, kendi dunyalarinin kaliplariyla sivillerin ustunde bir nufuzla toplumsal hayata sokarsaniz, bu da olacaktir.

Komutanlarin devir – teslim torenine bir kac dakika gec gelen Ana Muhalefet Liderinin nizamiyeden, adeta muvazzaf bir astsubayin subaylara ait bir mekandan reddi gibi, geri cevrilmesinin hic bir makul gerekcesi olamaz.

Vakitlerinin cok oldugunu yaptigimiz zorunlu erbaslik gorevinden bilmusahade bildigimiz askerler, bir sivilin vakit sikisikligi nedeniyle programa bir kac dakika gec kalmasini ‘disiplinsizlik’ olarak algilamis olamazlar mi?Bu da bir ihtimal. Uniformalilarin zaman bollugunu, bu ulkenin genc beyinlerini aylarca kislalarda zorunlu alikoymalarindan biliyoruz. Ayrica komutanlarin ulke savunmasindan arta kalan zamanlarinda ulkenin yonetimi konusunda kafa yormalarindan, vakitlerinin cok oldugu sonucunu cikarmak da mumkun.

Hepimiz (bayanlar ve bazi istisnalar haricinda) gencligimizin en guzel aylarini mintika temizliginda, o anlamsiz toren yuruyusu provalarinda ya da ot yolmak, yaprak toplamakla gecirmedik mi?

Hic unutmam? Onemli bir rutbedeki subaya buna benzer bir serzeniste bulunmustum. Soyle bir cevap almistim: “O egitimli genc adamin da mintika temizligi yaparak askeri disiplin almasi bir kayip degil, aksine onun icin bir kazanctir.” Yahu, bilmem kac sene anfilerde, kutuphanelerde dirsek curutmus genc adam, o yasa gelmis; cevresini kirletmeme, baskalarina zarar vermeme bilincini daha kazanmamissa zaten, alin sizin olsun. Belki biraz daha egitimle, iyi bir asker olur.

Nelerle teselli buluyoruz? Oyak’in yonetimine bundan boyle astsubaylar da getirilecekmis de, bunlar guzel jestlermis. Oyak ne? Askerlerin iktisadi tesebbusleri. Yani bildigimiz KIT’lerin haki renkli olanlari degil mi? Hayir, bilemedik. O kadar kolay olsaydi, KIT’ler ozellestirme kapsaminda birer birer satiliga cikarildigi donemde, Oyak grubu bir yandan ihalelere girerek, bir yandan da yeni satin almalarla bu kadar buyuyemezdi. Peki o zaman ne bunlar? O ayri konu.

Nizamiyeden nezaketsizce geri cevrilen sivil siyasi aktoru buradan defalarca elestirdik. Simdi o da ektigi ruzgari, firtina olarak bictiginin farkinda olmali. Zira geri cevrilme nedeninin gercekte bir kac dakikalik gecikme olmadigini, isin aslinda, gecenlerde partisinden TSK’nin birinci adamina yonelik cok cirkin sozler yattigini hepimiz biliyoruz. Yine de siyaset meydaninda onemli bir yeri isgal eden birinin –ki bu Baykal bile olsa- kapidan boyle ‘emir, demiri keser’ anlayisiyla cevrilmesini tasvip etmemiz asla mumkun degil.

Elindeki tek aleti cekic olan, etrafinda gorduklerini hep civi olarak algilayacaktir. Bu gercegi degistirmek mumkun degil. O zaman, cozum cok basit. Herkes gorevini yapacak, ait oldugu yerde, kendi kurallari icinde. Biz askeri kislada; siyasetciyi de birilerine 'gel gel' yapan mitinglerde degil, Parlamento'da gormek isteriz.

Son olarak; TSK bizim goz bebegimiz, onun yipratilmasina asla izin vermeyiz. Akli basinda bir Turk vatandasinin buna katilmamasi mumkun degil. Ne var ki, TSK’yi asil yipratan bize gore bizzat bu guzide Kurumun en tepesindekiler. TSK’yi, Parlamento’nun, siyasi partilerin yapmasi gereken tartismalarin icine “Biz de tarafiz!” diye sokanlari hepimiz biliyoruz. Turkiye Cumhuriyeti’nin aziz ordusuna en buyuk kotulugu yapanlar, onu gunluk siyasi cekismelerin icine cekenlerdir.

(Bu yaziyi hazirladiktan sonra, Buyukanit’in Baykal’dan ozur diledigi haberini okudum. Bu haber bile, askerin sivil alanda kendi kurallarina degil de, sivillerin kurallarina tabi olmasi gerektiginin ayri bir kaniti.) Read More!

'Basbug'um Emrindeyiz!'

Yuksek Askeri Sura'da yukselecek askerlerin adlari nasil seciliyor bilmiyorum ama bu adamlar dogustan asker galiba. Ada, soyada bakar misiniz? Ilk.Er - Basbug... Simdi Genel Kurmay Baskani o olmayacak da ben mi olacagim bu isimle! Bizden, olsa olsa Maliye Bakani olur -ki bizim bu ismimiz de dogustan degil yani. Bu arada, hic unutmam askerde komutanimin adi da, 'Soner' idi.

Kimligi mechul bir askeri kaynak, Sunday Times gazetesine konusmus. Biliyorsunuz, biz bu kimligi belirsiz askerlerin basina konusmalarindan rahatsiz oluyoruz. Hatirlarsiniz, bir zamanlar da kimligi belirsiz 'Genc Subaylar'in rahatsizligini gazetelerden okumustuk. 'Delikanli' asker, rahatsizligini acik acik web sitesinden ilan eder, o kadar!

Bu arada bizim gibi askerligini 'erbas' olarak yapmis bir zurnanin son deliginin, emir-komuta zincirini ve dahi haddini asarak komutanlari hakkinda 'seviyesiz' uslup kullandigini dusunenler var ise eger, soyleyecegimiz sey su olabilir: "Cevreye verdigimiz rahatsizliktan dolayi ozur dileriz."

Donelim Sunday Times gazetesine yumurtlayan askeri kaynağın dediklerine. Radikal Gazetesinden okuyoruz:
" “Erdoğan, Başbuğ'a karşı dikkatli ve başka birini atamış olmayı tercih ederdi. Ama Başbuğ'u durdurmaya çalışmak gibi aptalca davranırsa çok şaşırırım. Şu an askeri hiyerarşiyi kızdırma zamanı değil” dediğini yazan gazete şöyle devam etti:

Hükümeti bazen örtülü tehditlerle manipüle etmek; Büyükanıt'ın pek başarılı olmadığı ince bir sanat. Başbuğ’un Başbakan'a anti-demokratik baskı altında olduğuna dair şikayet edeceği bahaneler vermeksizin Erdoğan hükümeti üzerinde çok daha etkili olması bekleniyor. Başbuğ, hükümetle arayı açmayan ustaca açıklamaları ile tanınıyor.

Başbakan Erdoğan'ın yeni bir anayasa için çalışma başlatmasının beklendiğini ancak, Anayasa Mahkemesi'nin son kararı ardından Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, AKP'nin özellikle din konusundaki hareketlerini yakından izleyeceğini ileri süren gazete, “Eğer, Erdoğan ileri gitmeye kalkarsa, hiç şüphe yok ki AB onaylasın, onaylamasın, Başbuğ ve ordu aynen geçmişte ordunun yaptığı gibi sert tepki gösterecek” dedi. "

Gorunen o ki; askerin demokrasiye mudahalesi beklentileri bir sure daha bitmeyecek. Read More!

Komplo Teorisi ve Erke Donergeci

Varligi, Turk varligina armagan edilmis ERKE donergeci geri donuyor.

Insanlik tarihine yeniden yon verecek, bu muhtesem bulusu EkonomiTURK olarak sizlere takdim etmekten gurur duyariz.

Linkteki videoyu izlerken sesi acmayi unutmayin.
Tuylerinizi diken diken edecek Harbiye Marsini duyacaksiniz.

Ozellikle ERKE'nin calisma anindaki gorsel ve isitsel efektler buyuleyici.
Enjoy it! Read More!

Demokrasinin Zaferi !

Bugun Ekonomix'in ilginc bir yazisi oldu (Politically Incorrect Yazi). Ben de onun kaldigi yerden kalemi elime alip bir iki laf soylemek istiyorum.

Son gunlerde bu blogda, bir kisim medyanin secim tahminlerinde ne kadar beceriksiz, kustah ve tarafli davrandiklarini elestirdik. Insanoglu fikir uretme isini beyni ile degil de kalbi ile yapinca boyle kazalar oluyor. Nitekim elestirdigimiz kose yazarlarinin bir kismi da oz elestiri yapip, "Biz meger halktan ne kadar kopukmusuz" anlamina gelecek laflar ettiler. Insallah bir dahaki sefer "2000 kisiyle gorup 40 milyon secmenin egilimi tahmin edilemez", "ben cevremdeki arkadaslarima sordum, CHP'ye %70 oy cikti" gibi bilimsel yorumlarda bulunmazlar.

Maalesef kalbi ile dusunen sadece memur kafali kose yazarlarimiz degil. Secim sonuclarini demokrasinin zaferi olarak gorup, 22 Temmuz'u ikinci bir 14 Mayis gibi kutlayan "liberal" yazarlarimiz da ayni hataya dusuyorlar.

Birinci grup halktan ne kadar kopuk ise, ikinci grup da asker-yargi-universite uclusunun temsil ettigi "devlet iktidarini" idrak etmekten o kadar uzak.

Beyler kendinize gelin. Burasi Isvicre degil. Burada maci kimin kazandigi sahada belli olmaz. Atilan gollerin bir hafta sonra iptal edilmesi, kornerlerin gol sayilmasi olagan seylerdir. Bu ulkede evladini basbakanin onune yatirip kurban etmeye hazir halkin, bir sene sonra ayni basbakanin idamini radyosunun basinda dinlemesi adettendir. Son 50 senedeki degisen tek sey, radyonun yerini televizyonun almis olmasidir.

Demek ki herkesin birbirinden ogrenecegi bir seyler var. Benim naciz tavsiyem taraflarin, karsi taraf hakkinda yaptiklari yorumlara fazla guvenmeyin.

Secimlerde AKP'nin aldigi oyun, CHP'nin ne halt ettiginin "devlet iktidari" nezdinde fazla bir anlami yoktur. Secimler, politikacilar ve hatta oy kullanan vatandaslar gelip gecici, devlet ve burokrasi bakidir. Secim dedigimiz sey, Ekonomix'in deyimi ile ekonomiyi kimin yonetecegini, YOK baskani Tezic'in deyimi ile "siyasi iktidarin" basina kimin gelecegini belirler. Iktidarin, %34 degil de %46 almasi basbakani mutlu eder, partilileri gururlandirir, bir kac tane fazla gazetenin satilmasina, Deniz Baykal istifa seslerinin tekrar yankilanmasina vesile olur.

Fakat mesele iktidarin ne kadar oy aldigi degildi ki oy artti diye iktidarin gucu artsin. Diger bir degisle, siyasi iktidari, devlet iktidarindan ayiran birincisin yeterince oy alamamis olmasi midir?

Siyasi iktidar hangi oy ile basa gecerse gecsin, devlet iktidarini uzanan ellere igne batirilir. O igne bazen kendisine cunhuriyet ismi veren, aslinda devletin resmi yayin organi huviyetindeki gazetenin gozdagi veren yazilari ile olur, bazen Anayasa Mahkemesi'nin yasalari iptal eden kararlari ile olur (o mahkeme ki anayasada, memurlarin, sade vatandastan daha esit oldugunu gosteren maddeler bile bulmustur), bazen emekli generallerin verdigi demecler veya Genelkurmay'in internet sitesinde yayinlanan bildirilerle olur, hic biri yetmiyorsa bir sabah bakarsiniz Anayasa Mahkemesi kara kapli kitabi acmis, sesini cok cikaran partiyi kapativermis, karsi tarafin sah'i satranc tahtasindan yasaklanmis. Istedikten sonra her bir sey kitabina uydurulur.

Benim diyecegim o ki, bu ulkede devletin gozu karadir. Borsa duser, ekonomi coker, Avrupa bizi dislar diye korkup hareket etmekten kacinacagini dusunuyorsaniz yanilirsiniz. Ekonomi, kalkinma gibi seyler gecici, dunyevi islerdir.

O yuzden gecen gun bir emekli generalin gazetede cikan demecini hafife almayin. Askerin muhtirasi yerinde duruyor, degisen bir sey yok. AKP %70 oy alsa da o muhtira yerinden oynamaz. Buyuk sermayenin (TUSIAD) demeclerinde satir altlarini okuyun. CHP'nin davranisini, emekli hakimlerin, savcilarin konusmalarini takip edin.

Unutmayin, asker vesayetindeki "demokrasilerde" careler tukenmez. Read More!