Yolsuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yolsuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

New York'ta Beş Yankees

Yılmaz Özdil bugünkü yazısında bir Amerikan hikayesiyle biz okurlarına medeniyet dersi vermiş:


New York’un “demokrat” valisi var, Obama’nın has adamı, David Paterson...
David Paterson'un görevi 31 Aralık 2010'da son buldu.
New York'un "demokrat" valisi var; adı da Andrew Cuomo. Zaten hikayenin sonunda "uçtu vali" diyecek olan sayın Özdil nedense hikayeye ".....valisi var" diye başlamış.

Eski vali David Peterson'ın maç biletleri alımında yolsuzluk yaptığının ortaya çıkması üzerine bulduğu çareyi sayın Özdil'den okuyalım:


Hal çaresi?
Vali der ki:
“Çek vereyim!”
*
Verir çeki... Ancak, cinlik yapar, eski tarih atar. Böylece, sanki maçtan önce parayı ödemiş gibi olur. Sonra da utanmadan basın toplantısı yapar, “İftira atıyorlar... İşte ödediğim çek” der.
Valinin elinde çek olduğunu iddia ettiği yer basın toplantısı değil mahkeme salonudur. Bkz.ilgili New York Post haberi.


Gel gör ki, “karaktersiz” New York Post’un manşeti, ihbar kabul edilmiştir. “Badem bıyıklı” polis devreye girer. Çek, adli tıp tarafından incelenir. Mürekkep testiyle, çeke atılan tarihin çakma olduğu kanıtlanır. “Puşt” New York Post manşeti dayar: “Vali yalan söylüyor!”
New York Post'un başında sayın Özdil olsaydı eminim ki "Vali Yalan Söylüyor!" hatta "Two Valiye!" diye manşet atardı. Lakin New York Post'un olayla ilgili haberinin manşeti: "Gov. Paterson provided 'inaccurate and misleading' testimony regarding free Yankees tickets, refers matter to DA" yani "Vali Paterson ücretsiz Yankees biletleri hakkında yanlış ve yanıltıcı yeminli beyanda bulunmuş, konu savcılığa havale edildi".


Dedim ya, orası bizim gibi “ileri demokrasi” ülkesi olmadığı için, böyle saçma sapan komisyonları var... Toplanır, haşırt diye 62 bin 500 dolar cezayı geçirir Vali’ye.
Sayın Özdil'in tabiriyle "geçirilen" ceza tam olarak 62.125 Dolar.


2 bin 500 dolar bilet parası, 60 bin dolar yalan söylediği için!
Her biri 425 Dolardan 5 bilet fiyatı 2125 Dolar. 60 bin Dolar ise eyaletin hediye kabulüyle ilgili yasasını 3 kere ihlal etmekten ötürü. O da şöyle: Paterson 5 kişilik bilet alır. Sonradan 850 dolarlık ödeme yapar. Bu ödemenin sonradan değil önceden yapıldığını göstermek için 850 Dolarlık bir çek kullanır ama bunun sahte olduğu anlaşılır. Lakin eski valiye 60 bin Dolarlık ceza 3 bileti hediye olarak usulsüzce kabul ettiği için verilir. Yalan beyan ise cezai kovuşturmaya tabi. Henüz o konuda bir gelişme yok. Yani eski valiye, yalan beyandan ötürü değil usulsüz hediye kabulünden ötürü 60 bin Dolar (sayın Özdil'in tabiriyle) "geçirilmiş" bulunuyor.


İşin “hazin” tarafı... Dürüstlük Komisyonu’nun üyeleri, bizzat vali tarafından seçiliyor. Yani, “Koltuğumuzu ona borçluyuz, pisliğini örtelim, aklayalım” demiyor “nankör” herifler!
New York Eyalet Mührü
Konuyla ilgili bir habere göre komisyonun 5 üyesi var. Bunların ikisini Paterson atamış, ikisini eski Cumhuriyetçi vali George Pataki ve birini eski vali Eliot Spitzer atamış bulunuyor.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Germany
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe Read More!

Bir Yolsuzluk Haberi

Bugünkü New York Times'da ilginç bir yolsuzluk hikayesine rastladım. IKEA Rusya'da mağaza açacağı vakit, elektrik şirketi yetkilileri IKEA'dan yüklüce rüşvet istemiş ve elektriği bağlamamakla tehdit etmişler. IKEA yetkilileri ise çok güçlü jeneratörler kiralayarak kendi yaratıcı çözümlerini geliştirmişler. Daha sonraki mağazaları açacakları zaman da aynı çözüme başvurmuşlar ama bir de bakmışlar ki bu iş için görevlendirdikleri adam jeneratör kiraladığı şirketle anlaşmış, piyasa fiyatlarının çok üstünde işi bağlamış ve karşılığında da rüşvet alıyor!

Demokrasi Nedir   Küresel ısınma Nedir  Özel Üniversiteler

Her medeni firmanın yapacağı şekilde jeneratör firması ile sözleşmeyi feshedip, bu durumu mahkemeye taşımışlar ama tabii mahkeme de Rusya'da olunca fazla ilerleyememişler. Jeneratör firması sözleşme iptali nedeniyle tazminat talep etmiş, mahkemenin biri de esas konunun çözülmesini beklemeden bunu onaylamış ve IKEA'nın Rusya Citibank'taki parasından doğrudan firmaya ödeme emri vermiş. Buna aklım ermedi, herhalde kanunları oldukça farklı. Şimdi IKEA tüm yatırımı durdurmuş ve feci şekilde zararda beklemedeymiş. Rusya gibi bir pazardan çıkmaları da pek sözkonusu değil. Hikayenin tamamını okumak isterseniz buradan buyrun.

Uluslararası firmalar Rusya gibi bizimki gibi memleketlerde faaliyete geçmeye kalkıştıklarında herhalde her gün küfrediyorlardır. Bizde Rusya'daki boyutta yolsuzluk yoktur diye ummak istiyorum ama bizdeki bürokrasi adamı zaten fıtık eder. Read More!

Para kazanma sucu

Ulkemizde en buyuk suclardan biri para kazanmak. Bundan daha buyuk suc da para kazanmak icin calistigini acikca soylemek herhalde. Ama ancak "gluk gluk" seviyesinde iseniz, karin tokluguna calisiyorsaniz, ekmek parasi pesindeyim abi durumundaysaniz para kazanmaniz erdemli bir ugras olarak degerlendirilebilir. Bunu disindaki durumlarda cok para kazanmak ayiptir.

Saglik bakani Recep Akdag doktorlari "israrla para kazanmak istemek"le sucluyor. Konu saglik sektoru, devlet, doktorlar olunca isler karmasiklasiyor. Sorun tek boyutlu olmaktan cikiyor. Ama salt para kazanmak arzusu suc degildir, sirf bu nedenle herhangi bir pozisyonun dogrulugu ispatlanamaz. Kimse de para kazanmak istiyor diye elestirilemez.

Sahsen ben para kazanmak arzusu olmayan bir doktora muayene olmak istemem. Degil doktor, para kazanmak arzusu olmayan bir berbere bile gitmekte tereddut ederim. Isini iyi yapmayan bir doktorun ya da berberin normal kosullarda bu durumdan menfaat saglamasi, para kazanmasi mumkun degildir. Isini iyi yapan ise bunun karsiliginda odulunu alacaktir.

Saglik sektorunde sorun doktorlarin cok para kazanmak istemesi degil, devletin bu sektorun sorunlarini icinden cikilmaz hale getirmesidir. Normal kosullarda, yani arz-talep dengesinin isledigi durumda, eger bir malin ya da hizmetin arzinda yetersizlik varsa fiyatlar yukselir. Turkiye'de eger doktor sayisinda sorun varsa bunu doktorlari kole gibi calistiracak kanunlar cikararak cozemezsiniz. Cozum daha fazla doktorun hizmet vermeye baslamasidir. Eger doktorlarin yuksek paralar kazanmasina izin verirseniz, yani fiyatlar yukselirse, bu durum daha fazla insani doktor olmaya, ayni hizmeti ya da daha iyisini vermeye tesvik edecektir. Bu durum universite-tip fakultesi-uzmanlik kanaliyla uzun vadede gerceklesegi gibi yabanci doktorlarin Turkiye'de hizmet vermesiyle de kisa vadede de mumkun olabilir. Amerika, Kanada, ya da Avrupa'daki bir hekim sayet Turkiye'de daha fazla kazanacagini dusunuyorsa gelip burada hizmet verebilir. Bunda hic bir problem yok.

Ancak devlet isin icine girip problemleri vicik vicik yapinca dogru durust bir cozum mumkun gozukmuyor. Sorunlarini cozeceginizi sandiginiz devlet, sorunun kendisi oluyor. Friedman'in guzel bir sozu var: Sahara colunu devletin eline verseniz, bes yilda kum kitligi baslar.

Nükleer Kirlilik  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Olasılık Soruları ve Çözümleri  Marksizm Nedir  Spam Nedir    Nükleer Enerjinin Zararları  Bono Nedir?  Fareli Köyün Kavalcısı  Arge Nedir?  Kalite Nedir  Açık Arttırma Nedir  Pesimist Nedir?

Saglik sektoru su anda en fazla yasal duzenlemenin oldugu sektorlerden birisi durumunda. Tum bu yasalar/duzenlemeler sozumona vatandasi korumak amaciyla/niyetiyle cikarilmis. Niyet gercekten bu olmasa bile kilif bu sekilde hazirlaniyor. Buradaki temel hata, vatandasin aptal oldugu, iyi doktorla kotu doktoru, uzmanla sarlatani, iyi berberle kotu berberi birbirinden ayirt edemeyecegini dusunmek. En basta, onune gelen doktor olamaz deniyor. Bir suru diploma, yeterlilik, dokuman sartlari var. Oysa tedavi ettigi 100 hastanin 99'unu iyilestirebilen bir kisinin diplomaya ihtiyaci yok, ister uzakdogu yontemleri denesin, isterse kocakari ilaclarini. Hastalarinin hic birini tedavi edemeyen bir doktorun diplamasi ise onu kurtarmiyor.

Ancak devlet araya girip kimin doktor olacagini kimin olamayacagini kendi belirledigi kurallarla dikte eder, bu kurallar da ahbap-cavus-rusvet iliskileri ile dejenere olursa saglik hizmetinde degil, politik iliskilerde daha basarili olan kimseler daha fazla para kazanabiliyor. Devletin oldugu hic bir yerde yolsuzlugun onune gecemezsiniz. Sektorun icinden radyolog bir tanidigim bundan bir kac sene once, sadece Istanbul'da, Avrupa'nin tamamindan daha fazla MR tarayici cihazinin oldugunu soylemisti. Turkiye'de yapilan MR taramalarinin yuzde 80'inin de gereksiz oldugunu, bunun gelir transferi amaciyla bilincli bir sekilde yapildigini eklemisti. Son yillarda genisletilen devletin saglik sigortasi sonucunda bu taramalarin maliyetini devlet/ozel kim karsiliyor, paralar kimin cebinden cikiyor bilmiyorum.

Bu sektoru hedef alarak cikarilan yasalar ise sorunu cozmekten cok, belirli bir grubu yer altina inmeye tesvik ediyor. Doktorlarin ozel muayenehane acmasini yasaklamak bunlari yer altina itecektir. Sorun doktorlarin ozel muayenehane acip acmamasi, yahut mesai saatlerinin ayarlanmasi degildir. Bunun icin yasa gerekmez. Sozlesmeye koyacaginiz bir madde ile bunu saglayabilirsiniz. Ancak Turkiye'de kim kimin sozlesmesine itibar ediyor da burada sozlesmenin bir sayginligi olacak.

Mehmet Topuz Kasyserispor ile sozlesmesi devam ederken baska bir isverenle sozlesme imzaliyor, simdi de kanal kanal dolasarak agliyor. Dogustan Besiktasliymis da, kani sari lacivert akarmis da, bebekken sari kirmizi don giyermis de, benim kulahima anlatsin. Kendisinin kendi imzaladigi sozlesmeye itibari yok, gereksiz politika ile baskasindan anlayis bekliyor. Kayserispor kontratini yapmis konusuyor. Gunahim kadar sevmedigim Fenerbahce baskani Aziz Yildirim kurallar dahilinde Kayserispor yonetimi ile anlasmis, belirli bir miktar para saymis o da konusuyor. Mehmet Topuz ise karnindan konusuyor, olsem baska takimin formasini giymem diyor, anlayis bekliyor. Balic de zamaninda kefen giyerim Cimbom formasi giymem demisti, hatirlarsaniz.

Rivayete gore Aziz Yildirim Mehmet Topuz icin Kayserispor'a bes milyon euro arti bir futbolcu vermis. Konu dagildi saniyorsunuz ama dagilmadi. Aynen doktor sikintisi gibi bes para etmeyen (hadi insafli olayim: bes milyon euro kesinlikle etmeyen) boktan bir futbolcu sirf yabanci futbolcu kisitlamasi yuzunden bu paralarla ayni cumle icine girebiliyor. Avrupa'daki bes milyon euro ayarindaki futbolcularin yaninda Topuz'a nanik bile cekmezsiniz. Saglik sistemindeki temel sorun da ayni. ellerine aldiklari dandik diplomalari politik baglantilarla pekistirerek kamu sektorunde koltuk kapan doktorlar yabanci doktor dendi mi hemen isyana basliyorlar. Ama bu hata, onlarin ozel muayenehane acmasini, daha cok para kazanma arzusunun yanlis oldugunu gostermez.

Insan kutsaldir. Insana ait hersey gibi insan emegi de kutsaldir. Insanin emegi karsiliginda az olsun cok olsun istedigi parayi kazanmak istemesi, gonullu takas (voluntary trade) esasi ile, kutsal bir haktir. Ancak kamu kurumlarinda koltuk olunca gonullu takas prensibi diye birsey kalmiyor. O kamu pozisyonunun maasi insan emegine gore degil, silah zoruyla toplanan vergilerle odeniyor. Kamu harcamalarini degelendirirken zenginlerden alinan vergileri degil, fakir fukaradan, oksuzden yetimden zorla alinan vergileri dusunun, hakkaniyet olcusunu ona gore degerlendirin.
Ben fakir bir cevrede dogup buyudum. Akrabalarim arasinda ayda 100-200 TL ile gecinmek zorunda olan insanlar var. Bu insanlar alin terini satarak elde ettikleri gelirlerin yariya yakinini devlete vergi olarak oduyorlar. Bu insanlarin elinden paralarini alip baskalarina dagitarak adalet getiriyorum demek icin fittirmis olmak lazim. Ekonomix'in ABD'den 400-500 dolara aldigi bilgisayarin Turkiye'deki piyasa fiyatinin 1000-1200 TL olmasi da ayni nedenden.

Insanlarin para kazanmasini suc olarak goren anlayisin bir kac nedeni var. Birincisi, cok para kazanmak hirsizlikla karistiriliyor. Hirsizlik dediginiz sey, yukarida bahsettigimiz gonullu takas (alan memnun veren memnun) prensibinin olmadigi durumda ortaya cikar. Bunu kisiler yaparsa adina eskiyalik, devlet yaparsa adina vergi deniyor. Bizdeki zihniyet kendinden az kazanan herkesi ayak takimi, kendisinden fazla kazanan herkesi de hirsiz olarak gorur. Bunun nedeni de bazen cekememezlik/kiskanclik, kendi yetersizligini erdem olarak gorme gibi guduk anlayistir, bazen de ihtiyaclarini hak olarak gorme manyakligidir. Ihtiyac hak degildir. Benim de Ferrari'ye ihtiyacim var ama ancak parasini odedigim zaman bir Ferrari hakkim olur. Hasta olmak (ihtiyac) bedava saglik hizmeti hakkini saglamaz.Parani verirsin istedigin yerde tedavi olursun. 100 yil once cok basit hastaliklardan 30-40 yasinda olen suruyle insan vardi. Onlar haksizlik sonucu olmediler. Teknolojiyle birlikte saglik hizmetlerinin gelismesi, herkesin bu imkanlardan bedava yararlanmasi sonucunu dogurmaz. Eger oyleyse, benim de Ferrari ihtiyacim var, devlet bana da Ferrari alsin.

Diger yandan sirtini kamuya/kanuna/devlete dayayarak gecinmeye alismis kisilerin cok para kazanmayi ahlaksizca gormesi de herkesin hirsiz oldugunu zannetmesi ile alakalidir. Cunku devlet tarafindan odenen hic bir ucret gonullu takas prensibine uymaz. Vergileri verenler, bu paranin nereye harcandigini bilmemekte, bilseler bile inisiyatif kullanamamaktadirlar, vermeme gibi bir secenekleri yoktur. Bu paralari alanlar -tesvik sisteminden nemalanan ozel sirketler dahil- kabiliyetlerine gore degil, devlete yakinliklarina gore, yasadaki anlamsiz sartlara olan liyakatina gore almaktadirlar. Zaten emeklerine karsi gonullu takas prensibi ile hak edebilseler, devlete sirtlarini dayamaya ihtiyac duymazlar.

Bir doktorun emegi karsiliginda para almasi icin Hipokrat yemini, Ataturk ilke ve inkilaplarina bagliligi olcu degildir. Olcu, arzu edilen hizmeti saglayip saglamadigidir (ya da olmalidir). Ancak kamudaki hiyerarsik yapida bu hizmeti saglayip saglayamadigi degil, burokrasideki politik iliskilei ne kadar iyi kullanip kullanamadigi onemlidir. Yasal duzenlemeler sayesinde dogru durust rekabetle karsilasmadigi icin de hepsi degilse bile cogu doktor "koyunun olmadigi yerde Abdurrahman Celebi" mesabesindedir. Kapikulenin otesinde kapici olamazlar, ac kalirlar. Tipki Mehmet Topuz'un Turkiye'deki kralligi gibi.

Cok para kazanmak ahlaksizlik degildir, suc hic degildir. Hirsizlik hem ahlaksizliktir hem suctur. Suc olan, emeginle hak etmedigin parayi kanunla, yasayla, dernekle, sendikayla cebe indirmektir. Ahlaksiz olan insanlarin emegini hice sayip onlari kole gibi calismaya zorlamaktir. Read More!

Anti-reform

2006 yilindan bu yana cok konusup hic is yapmayan hukumet anti-reformlara devam ediyor. Taraf'ta Suleyman Yasar yazmis, bir paragrafini alintiliyorum:

“IMF’ye ümüğümüzü sıktırmayız” diyenlerin, vatandaşın ümüğünü sıkacak bir İhale Yasası’nı sessizce Cumhurbaşkanı’na onaylaması için gönderdiğine şahit olduk. AKP Hükümeti’nin altı yıllık iktidarında on altı kez değiştirdiği İhale Yasası’nda yapılan son değişiklikler aynen İngiliz’in Burmalıya yaptığını yapacak. Vatandaşın kollarını tutacak, AKP’li yandaş müteahhitlere vatandaşın ceplerini boşalttıracak."

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Netherlands
Insider Trading Returns
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b

Yazinin tamami:
Süleyman Yaşar - Taraf, 02.12.2008


Read More!