Ekonometri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekonometri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekonometri Nedir ?

Ekonometri; ekonomi (iktisat) ve istatistiğin birleşiminden oluşan bir bilim dalıdır. Ekonometri ile uğraşan kişilere "matematiksel iktisatçı" da denebilir. Ekonometri eğitimi iktisat teorisi, matematik ve istatistiğin birleşimiyle ortaya çıkan ancak bu üç bilim dalının her birinden ayrı bir bilim dalı olarak tanımlanmaktadır.

Ekonometrinin temel amacı; matematik ve istatistikten yararlanmak suretiyle çeşitli iktisadi sorunları analiz etmek ve en uygun iktisadi kararların alınmasını sağlamaktır.

Ekonometri bölümleri, iktisat bölümlerinden farklı olarak iktisat yanında matematik ve istatistiği de bilen elemanlar yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye' de ekonometri ile ilgili çalışmalara 1960'lı yıllarda planlı kalkınma çalışmaları ile başlamıştır. Bu yıllardan itibaren Türkiye ekonomisinin yapısal analizi ile ilgilendiğinden, ekonominin işleyişinin anlaşılması önem kazanmış ve ekonometrik modeller kurulmaya çalışılmıştır.
Ekonometri, istatistik bilimi ile doğmuştur.

Örneğin; talep eğrisinin Ekonomi Teorisinin öngördüğü gibi aşağı doğru eğimli (negatif eğimli) olup olmadığı ekonometrik yöntemlerle test edilir. Ekonomi Teorisi, eğim katsayısının kesin değeri hakkında bir yorumda bulunmazken, Ekonometri ile eğim katsayısının değeri kestirilmeye çalışılır. Talep eğrisi örneğinde bir malın fiyatında meydana gelen bir birimlik artışın, talep miktarında herhangi bir azalmaya yol açıp açmadığı, azalma oluyorsa belli bir aralıkta yaklaşık olarak ne kadar bir azalmayı beraberinde getirdiği ekonometri ile ölçülür.

Ekonometrinin en çok kullanılan yöntemi Regresyon Analizi'dir.

Basit bir ekonometrik model

Kişisel harcamalar = Sabit (otonom) harcama + Harcama eğilimi X Gelir + Tesadüfi bir hata değişkeni

Y = b0 + b1X + u
• Y: Kişisel harcamalar
• b0: Otonom harcama
• b1: Harcama eğilimi (harcama katsayısı)
• X: Gelir
• u: Rassal (tesadüfî) bir hata değişkeni

Böyle bir model klâsik en küçük kareler yöntemiyle çözüldükten sonra her bir gelir miktarı için yaklaşık ne kadar harcama yapılacağı tahmin edilebilir. Bu modelin sağlıklı tahmin vermesi için hata teriminin istenen bazı özelliklere sahip olması gerekir. Aksi takdirde yanıltıcı sonuçlar elde edilebilir.

Tek değişkenli ekonometrik model

Y = bo + b1X + u

Çok değişkenli ekonometrik model

Y = bo + b1X1 + b2X2 + ... + bkXk + u

Simgelerin anlamı

• Y: Bağımlı (açıklanan) değişken
• Xi: Bağımsız (açıklayıcı) değişken(ler) , i = 1 ... n
• bj: Parametre(ler) , j = 0 ... n
• u: Hata terimi Read More!

Zafer Caglayan'in Reaksiyon Fonksiyonu

Orhan Karaca uzun zamandir kalem oynatmiyordu, bugun bir yazi yazmis. Uludag Universitesinden (sahte isim kullandiklarindan suphelendigim) Aklan ve Nargelecekenler isimli iki arastirmaci Merkez Bankasi faiz oranlarini belirlerken hangi faktorleri dikkate aliyor sorusuna yanit aramislar.

Ben bu tur arastirmalara hep supheyle yaklasirim. Secilen zaman araligi olsun, kullanilan spesifik ekonometrik model olsun, bunlar sonucu etkileyen onemli faktorler. Kaldi ki ekonometrik modellerde sonuclarin carpik cikmasina neden olan diger onemli durum da disarida birakilan degiskenlerdir.

Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir    Borsa Yorumları    Petrol Fiyatları    Standart Sapma

Nargelecekenler'in modeli de bu problemden muzdarip maalesef. Nargelecekmeyen ama her firsatta Merkez Bankasina laf sokan Zafer Caglayan faktoru mesela. Ozellikle gecen sene secimlerden sonra Merkez Bankasinin "kimyasini degistirdi" adam. Merkez Bankasi Eylul ayinda faizleri indirmeye basladi, 5-6 ay bu durum devam etti. Bu sure icerisinde enflasyon yukselirken bunlari buyume kaygilari sardigi icin hemen tepki veremediler, ancak AKP'nin siyasi gelecegi tehlike altina girdiginde bunlar da Zafer Caglayan'in buyusunun tesirinden kurtulabildiler. Ozellikle son gunlerde kendilerine bir cekiduzen verdiler.

Neyse ben yaziyi burada keseyim, siz de Orhan Karaca'nin yazisini okuyun.
Read More!

Korrelasyon Nedir?

Gazeteciler korrelasyon nedir bilmemelerine ragmen surekli yazilarinda kullaniyorlar. Finansal haberciligin en onemli problemlerinden bir tanesi surekli yayin yapmak zorunda olmalari. Her saniye "uzmanlara" piyaslarda ne olup bittigi, yarin ne olacagi, neden oldugu soruluyor. Uzman dedigimiz 3-5 yil tecrubeli bu kisiler de (kac tanesinin doktorasi var Allah askina!!) birbirlerinden ezberledikleri basmakalip cevaplari yapistiriveriyorlar. (Futbolcular da ayni sekilde yorumda bulunur mesela: "Biz buraya kazanmaya geldik, rakibimizi iyi taniyoruz, en azindan bir puan almak istiyoruz, iyi olan kazansin". Mac sonrasinda da "sevincimi ifade edecek kelimeler bulamiyorum" veya "aslinda iyi mucadele ettik,ama sanssizlik eseri galibiyeti kacirdik" derler.)

Uzmanlarin agzina ciklet olmus aciklamalardan bir tanesi de "dis piyasalardaki gelismeler" geyigidir. Bir nebze dogruluk payi olsa da borsanin her gun her saniye olan hareketlerini aciklamak icin yetersizdir. Mesela dunku dususu butun gazeteler "borsa Merkez Bankasinin aldigi cesur karar sonrasinda cikacakti ama dis borsalardaki dusuler buna musaade etmedi" seklinde acikladilar. Bakin Raymond James bu sabah ne diyor:

"Bloodbath in global equities prevented a potential recovery in Turkish financial markets yesterday. Turkish banks started to raise deposit rates following CB’s rate hike. After a 10% fall in the past 4 days, we expect a bounce back today."
Yani disaridaki kan golunden oturu dun IMKB dustu ama bugun yukselmesini bekliyoruz. Eger bu tur aciklamalar dogru aciklama olsa idi o zaman bugun dis borsalar yukseldigi zaman bizim borsamizin da onlardan daha fazla yukselmesi lazim gelirdi. Borsalar henuz kapanmadi ama Fransa %1.6, Almanya ve Ingiltere %1.4 artmis vaziyetteler. Turkiye'de ne oluyor peki? Borsa 34471 seviyesinde su an, yani %2.5 dusmus. Gerizekalinin biri (Ekinciler) bu dususu "kar realizasyonu" seklinde aciklamis. Ekonomiden anlamayan maymunlari ise alirsaniz olacagi budur, birbirlerini taklit ederler, grafige bakip gelecegi tahmin etmeye calisirlar.

Ne oldugunu ben size aciklayayim. Turkiye'de orta vadeli faizler %13.5 seviyesinden %18.5 seviyesine yukseldi. Faizlerin yukseldigi bir ortamda borsalar dagilir. Amerika borsasi %7 civarinda deger kaybetti, sebebi 10 yillik faizlerin %4.5'den %5'e yukselmesi ve faizlerin %5.5'e yukselecegi yonundeki beklentiler. Yani faizleri bizimkinin onda biri seviyesinde yukselmis, piyasalarinda firtina kopmus, Turkiye'de faizler Amerika'nin 10 kati yukselmis kiyamet kopmayacak mi?

Borsamiz hakkinda uzun vadeli gorusumu degistirmis degilim, uzun vadede borsa cok kazandiracak. Ancak kisa vadede borsadan cok fazla bir sey beklemeyin, ben borsanin daha fazla (25000-30000) seviyelerine kadar dusme ihtmalini goz onune alarak portfoyumun %40'ini nakitte tutuyorum su an. Hatta bugun 50 adet CIMSA hissesini 8 YTL'den sattim ve nakit orani %43'e yukseldi. Niye daha fazla dusus olabilecegini dusunuyorum? Henuz dolar kurundaki artis enflasyona ve beklentilere tam olarak yansimadi, Temmuz basinda yeni enflasyon rakamlari aciklandigi zaman faizler bir kademe daha yukselebilir. Ic faizlerden bahsediyorum, artik dis faizlerin bizimle pek bir alakasi kalmadi. O yuzden dis piyasalarla zaten zayif olan korrelasyon iyice zayiflayacaktir. Faizler daha da yukselirse borsa daha da duser.

Ekonominin en basit prensiplerinden bir tanesi budur. Faizler sermayenin piyasadaki fiyatini gosterir, fiyat yukselirse talep duser, yatirimlar azalir, maliyetler artar, karlar azalir, ekonomik büyüme oranları yavaslar. Nedense ekonomik analiz yapan "uzmanlar" bu basit gercegi her defasinda atlamayi beceriyorlar. Read More!

Correlation vs. Causation


Bazi ekonomik problemler basittir, insanlar duz mantik yuruterek problemi anlayabilirler ve cozum uretebilirler. Bazi ekonomik problemler ise karmasiktir, anlamasi ve cozum uretmesi uzun arastirmalar gerektirir. Hurriyet'te yine Sinan Aygun'un resminin bulundugu bir haber yayinlandi. Haberde soyle deniliyor:

"ANKARA Ticaret Odası’nın (ATO) hazırladığı rapora göre, ekonomideki kötü gidiş aileleri dağıttı. Son on beş yılda boşanma oranı yüzde 245 arttarken, en ağır krizin yaşandığı 2001 yılında boşanma sayısı 2000 yılına Akıyasla yüzde 45 artarak 50 bin 402’ye çıktı. 2000-2004 yılları arasında 353 bin 765 çift boşandı. ATO’nun Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün verilerinden yararlanarak hazırladığı "Boşanma Raporu"na göre, Türkiye’de her yıl boşanma sayısı artıyor. 1990 yılında 25 bin 712 olan boşanma sayısının, 2004 yılında 88 bin 736’ya çıktığını gösteren rapora göre Türkiye’de son 15 yılda boşanma oranı yüzde 245 artttı. "

Sinan Aygun'un egitimi nedir bilmiyorum ama ekonometriden anlamadigi kesin. Korrelasyon iki degiskenin ayni zaman dilimi icerisinde ayni yonlu veya zit yonlu hareket etmesine verilen isimdir. Causation yani nedensellik ise bir degiskenin baska bir degiskeni etkilemesine denir. Iki degisken arasinda korrelasyon olmasi bu degiskenlerden birinin digerini etkiledigi sonucunu cikarmaz. Ne demek istedigimi bir ornekle aciklayayim. Japonca konusan insanlarda kalp krizi olma olasiligi japonca konusmayan insanlarin yarisi kadardir. Bu herkesin olcebilecegi, tartisma goturmeyen bir gercek. Yani japonca konusma ile kalp krizi riski arasinda negatif bir korrelasyon vardir. Ama bu japonca konusmanin kalp krizi riskini azalttigi anlamina gelmez. Oyle olsaydi biz de japonca ogrenir, kalp krizi riskimizi azaltirdik. Kalp krizini riskini azaltan sebebi bilmiyoruz, belki japonlarin genlerinde birsey vardir, belki de japonlar cok miktarda balik yedikleri icin oyle oluyordur, veya bambaska bir sebep. Bunu tespit edebilmemiz icin cok sayida veriye ve uzun ve detayli bir arastirmaya ihtiyacimiz vardir. Simdi ATO'nun yaptigi "arastirma"nin zayif yonlerine bir bakalim.

ATO'nun yaptigina arastirma denilmez tabii ki. 2001 yilinda ekonomik kriz olmus, ayrica 2001 yilinda bosanma sayisi %50 artmis, hemen bu ikisi arasindaki aslinda olmayan (veya cok zayif) bir baglanti kurularak "ekonomik krizler bosanmalari arttirir" sonucu cikarilmis. Bu sonucun tek basina bir anlami da yok aslinda ama neyse (cozum nedir? ekonomik kriz cikarmayalim mi?). Birinci vurgulamak istedigim nokta, tek bir veri kullanilarak genelleme yapmak istatistiksel olarak mumkun degildir. Eger iki olay arasinda bir baglanti yoksa bile %50 olasilikla negatif veya pozitif bir iliski bulmaniz mumkundur. Nitekim 2002, 2003, ve 2004 yillarinda ekonomi cok buyuk hizlarda buyumus ve toplamda %25'lik bir buyume orani yakalanmistir. Ekonomi %25 buyurken bosanma oranlari ne olmus peki? 50 binden 88 bine cikmis, yani neredeyse %80 artmis. Demek ki bosanmalarin arkasinda daha onemli bambaska bir sebep var. Ortaya cesitli teoriler surebiliriz. Mesela bosanma oranlari artarken Turklerin yabanci uyruklu bayanlarla evlenme oranlarinda da artis soz konusu. Bir de buna ek olarak bosanmalarin en yogun goruldugu gruplar arasinda 16 yildan daha fazla evli olan ciftler var. Simdi biz de Sinan Aygun gibi bu ikisini birlestirip, "Natasalar bosanmalari arttiran en onemli sebeptir" sonucunu cikartabiliriz. Yaslandikca ekonomik gucu artan evli erkekler 40 yasina geldikleri zaman 40'lik karilarini bozdurup 20'lik Natasalarla evleniyorlar diyebiliriz. Dogru mu yapmis oluruz? Tabii ki hayir. Bu cok karmasik bir konu ve oyle duz mantik yurutmekel cozulebilecek bir konu degil. Dogrulugunu bir ulkede degil her ulkede her toplumda test etmeniz gerekir. Bati toplumlari giderek zenginlesirken bosanma oranlari da artis gostermektedir. Demek ki ekonomik guc ile bosanma oranlari arasinda aslinda pozitif degil negatif bir korrelasyon vardir. Yani ATO'nun istatistikleri bastan yanlistir.

Diger bir noktaya bakalim. Ayni yazida intihar istatistikleri de verilmis. Eger ekonomik kriz insnalari bunalima surukluyor ve evliligi dagitiyor ise, ayni zamanda intihar sayilarini da arttirmasini bekleriz degil mi? Gazetelerde borsada parasini kaybetti kendini damdan asagi atti seklinde haberleri cok gormusuzdur. Kriz olan 2001 yilinda 2000 yilina oranla intihar sayisinda %10 azalma var. Artisi birakin bir azalma var. Daha fazla yorum yapmaya gerek var mi?

Profesyonellikten uzak, ici gediklerle ve yanlis sonuclarla dolu bir calismayi halka sunmak, altina da imzanizi atmak ancak Turkiye gibi geyik bir ulkede olur. Bunu yapan da Ankara Ticaret Odasi baskani. Hem ayip hem yazik. Read More!

Zaman Serisi Bazli Ekonomik Tahminler


Yanda resmi gorulen kose yazarimiz Asaf Savas Akat medyada zaman serisi (time series) bazli ekonomik tahmin yapan kisilerin basinda gelir. Zaman serisi kullanarak ekonomik tahmin yapmanin mantigi, incelemeye konu olan degiskenle bu degiskeni etkileyen faktorler arasindaki iliskinin zaman icerisinde degismedigi, ve bu faktorlerin degerlerinde de beklenmedik degismeler olmadigidir. Bu sartlar altinda gelecek gecmisin bir uzantisi olacak ve zaman serisi analizi dedigimiz teknik kullanilirak gelecek tahmin edilebilir. Bu teknigin etkili oldugu alanlar vardir, mesela cok kisa vadeli tahminler. Disaridaki hava sicakligi 10 dakika once 25 derece ise simdi de asagi yukari 25 derecedir mesela, 10 dakika icerisinde hava sicakligini etkileyen faktorlerde cok bir degisiklik olmamistir buyuk olasilikla. Ancak 3 ay sonrasinin hava sicakligini tahmin etmek icin zaman serisi kullanirsaniz alay konusu olursunuz.

Simdi Asaf Akat 6 Mart 2005 tarihinde 2005 yilinin ilk 2 ayinin enflasyon tahminlerine bakarak su tahminde bulunuyor:

2005 enflasyon tahminimi yılın ilk yazısında (2/1/2005), Aralık verileri açıklanmadan verdim. Hükümetin TÜFE hedefi yüzde 8'di. Ben yüzde 7'nin altı dedim. Nokta tahmin isteyenler için yüzde 6.9'u telaffuz ettim."Ocak'ta veriler üstünde çalışma zamanım oldu. Ciddi revizyon gereği duydum. 13 Ocak'ta Sermaye Piyasası Kurulu için yaptığım sunumda yıl sonu TÜFE artışını yüzde 5'in altına çektim. Nokta tahmin olarak (sıkı durun) yüzde 4.7 verdim.Doğrusu Şubat sayılan biraz tedirgin etti. Ya daha aşağı inerse? Geçmişte de oldu. Herkes beni iyimser zannediyordu. Halbuki aslında ben de karamsarmışım!

Keske yeni verilere bakarak tahminini degistirmeseymis. Enflasyon 2005'te Merkez Bankasini hedefi olan %8'e cok yakin cikti. Asaf Akat enflasyonu olandan 3 puan daha asagida tahmin etti; eger kendileri bir bankada calisiyor olsa ve bankanin politikalarini bu enflasyon tahminine gore yonleniriyor olsaydi, en gec bu senenin basinda isinden kovulmus olurdu.

Ekonomik tahminlerinde zaman analizi kullanan insanlara ozellikle uzun vadeli tahminlerde guvenmeyin. Zaman serisi analizi ancak duragan (stable) sistemlerde basariyla kullanilabilir, genelde ekonomi ve finans sistemleri onceden tahmin edilemeyecek (random) faktorlerin etkisi altindadir, o yuzden hic beklenmedik bir degisim her an olabilir. O yuzden tahmin yapmak da, bu tahminlere bakarak para kazanmak da cok zordur. Benim yaptigim tahminlerin de zayif tarafi budur. Read More!