filistin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
filistin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Filistin, Erdogan Davos

Pesin pesin soyliyeyim…
Amacim ne Arapcilik, Turkculuk yapmak,
ne de etraflica antisemitizm, siyonizm konularina dokunmak.
Sadece bir durum degerlendirmesi yapmak ve hakkaniyetli bir durus sergilemek istiyorum.

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir  Dejavu Nedir  Bilgi Nedir  Wifi Nedir    Teknoloji Nedir

‘Davos’un fethi’ oncesi genel durum ve sonrasindaki manzara isiginda,
siyaseti Erdogan ve hukumetine, diplomasiyi ‘monser’lere birakarak,
acikca sahsi durusum sudur ki;
Ben Araplar’in (Hamas da dahil) Filistin davasinda (oyle bir davanin varligi da tartisilir) yanlarinda degilim.
Ama siddetle ve tum benligimle, Israil’in (Filistin de dahil olmak uzere) Ortadogu politika ve eylemlerinin karsisindayim.
Ayrica on yil once de, bugun de ayni dusundugumu belirtmek isterim.
Ister fikr-i sabit deyin, ister on yillik isabet..

Haksiz miyim?

Not: Lutfen buna cevap vermeden once, her kelimesini tartarak koydugum ifadeleri tekrar gozden gecirin ve bana ait olmayan sozu agzima koymayin. Read More!

Türkiye seçimini yapmalı.

Öncelikle bir şeyin altını çok net çizeyim: Dinci değilim. Dindar bile sayılmam. Kemalist de değilim. Liberalim. Diğer blog yazarlarını bilemem. Sünni ve Türk bir aileden geliyorum. Bunları açıklamak gereği duydum zira yorumlarınızda zaten “Yahudi misin” “Ermeni misin” diye soracaksınız. Zahmet etmeyin dedim.

Zaman zaman takıldığım yazarlar vardır, konjonktür gereği o yazarın yazıları o dönemde önem kazanır gözümde. Ortadoğu’da sular ısındığı vakit okuduğum kişi de Cengiz Çandar’dır. Çandar, yıllardır konunun uzmanı. Zannımca Türkiye’de Arap-İsrail ilişkileri konusuna en vakıf kişi odur. Filistin'de Arapça agzete çıkarmışlığı var. Bir de her gün sırf zıpırlığına okuduğum kişiler vardır. Bu listenin başında da Yılmaz Özdil var. Zannımca hiçbir konuda uzman değildir, ama ilkokul’da gelip “kaşık de bakayım” diyen, siz “kaşık” diyince de “kızlara aşık ehehe ehehe” diyen veletlere benzer. Çok yormadan anlatmak istediğini anlatır, geçer. AKP’ye oy verenlere “Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam” gibi yakıştırmalar hafızam beni yanıltmıyorsa onun eseridir.

Nükleer Nedir    Yatırım Fonları    Taksi Şöförü   VOB nedir?  IMF Nedir   Borsa Tüyoları  Borsa Nedir  Zaman Nedir  Pi Sayısı Nedir

Bu iki isim, bugün aynı yerde buluşmuşlar. Özdil, kendine has üslubuyla “biz de oraları zamanında binlerce kişiyi öldürerek almıştık, biz alınca fetih onlar alınca işgal olmaz, büyük balık küçük balığı yer” demeye getiriyor. Çandar ise bambaşka bir noktaya değiniyor, ki yazımın esas noktası da budur. Yazının linki burada. Ben ise bir kısmını alıntılıyorum:
“Türkiye’nin, Doğu ile Batı arasındaki açığı kapatacak bir köprü olmak ile İran, Hizbullah ve Hamas’ın başını çektiği ve tüm bölgeyi istikrarsızlıkla tehdit eden sonu çıkmaz İslâmcı politikaların sözcülüğü arasında bir tercih yapması gerekiyor.”

Çandar da metni Jarusalem Post’dan alıntılamış. İngilizce bilenler için tavsiye edeceğim bir kaynak. Yahudilerin vakit gazetesi dersem anlaşılır sanırım. Uzaktan bakınca ciddi bir gazete gibi görünüyor yalnız, Vakit gibi değil.

Ama JP’nin yazarına bu konuda katılmamak elde değil. Türkiye çok ama çok yanlış bir noktada duruyor. Aslında yanlış noktada duran ülkem değil, Başbakanım. 1 Mayıs günü koca İstanbul’u evlerine hapsetmeyi başaran Türk Polisi, küfür nedeniyle stad boşaltılacağı zaman cop tekme tokat, hiç birinden çekinmeyerek 5 dakikada stad boşaltan Türk Polisi, dün Aczimendi kılıklı, İranlı molla kılıklı amcaları 2 saat boyunca Türk Telekom maçının oynanacağı spor salonundan çıkaramadı. Sonra Amerika’lı “siz 4 kadınla evlenebiliyor musunuz” diye sorunca kızalım. Adam bunu görüyorsa Türkiye’ye baktığında ne yapılabilir ki?

Filistin’den gelen resimler benim de içimi çok kanatıyor, lakin spor salonunu basıp maç oynatmamak, Cuma namazı çıkışı şeriatçı sloganlar atmak, yapılan yanlış işi eleştirmek, yanlışlığa isyan etmek yerine anti-semitizme kaymak, Yahudi düşmanlığı yapmak, Yahudilerin belasını vermesini Allah’tan dilemek, bunu ulusal bir TV kanalında yapmak bana anlamsız, haddini aşan işler gibi geliyor. Haddini aşan bir başka şey de su katılmamış bir şekilde Hamas’ı desteklemeyen herkesin İsrail yardakçısı, Siyonist, vatan haini (ne alakaysa) vb. ilan edilmesi. Halbuki savaşın bitmesini sağlamanın, kalıcı bir barışa ulaşmanın yolu her gördüğün yahudiyi öldürmek, Mehmetçik’i Gazze’ye sokmak değil. Basket maçlarını oynatmamak hiç değil. Her iki tarafla da iletişimde olabilen nadir ülkelerden olan Türkiye barışa bu haliyle destekten çok köstek olur. Lanetlemek konusunda da tutarlı olmak lazım. İsrail sivil Filistinlileri öldürünce içi sızlayan, ama 11 Eylül’de ABD’liler ölünce veya İntihar saldırısında Yahudiler ölünce oh diyenleri Allah’a havale ediyorum. Türkiye'de Yahudi olmak gerçekten zormuş, bunu da anlamış oluyoruz bu sayede.

Blogda uzun yazmayı sevmiyorum ama üç konuya daha değinmem lazım.

Birincisi, İsrail’e en sert tepkiyi Türkiye’nin verebilmesi, bence, Türkiye’nin demokratik bir ülke olmasından kaynaklanıyor. Malum, Hamas İran destekli ve İran şii. Mısır ve Suudi Arabistan İran etkisinin bölgede artmaması için savaşa sessiz kaldılar. Bu ülke yöneticileri, diktatörlüklerini devam ettirebilmek için insani bir drama sessiz kalmayı tercih edebiliyorlar. Çünkü iktidarları vatandaşlarına dayanmıyor. Türkiye’de ise Tayyip Erdoğan gücünü halktan alıyor, bu da onu halkın duyarlı olduğu konularda daha sert demeçler verebilmesini sağlıyor. Kendisine bu gücü veren demokrasi, kimse kusura bakmasın ama hiçbir İslami ülkede yok. Demokrasiyi doğru kullanmalıdır Erdoğan. Sert tepkisinin bazıları tarafından anti Siyonizm veya şeriat propagandasında kullanılmasına müsaade etmemeli.

Bir diğer konu da Mehmet Ali Birand’ın iki gündür değindiği bir konu: Filistin’de İsrail’in yaptıklarının Türkiye’de İslamcı akımları güçlendirmesi. Balona bak. Neresinden sıkıyorsun, neresi şişiyor. Şeriata kayan bir Türkiye’de yaşamak istemediğimi açıkça beyan ediyorum. Ama ülkeyi terk etmekten de vazgeçtim. Yaşam standardıma karışmaya kalkan olursa da mukavemet edeceğim. Elimle olmazsa dilimle, o da olmazsa fikrimle.

Sonuncusu ise şu: İsrail eğer bölgede var olmak istiyorsa barışı herkesten çok arzulamalı. Türkler bin yıldır Anadolu’dalar, Araplar 2000 yıldır Arabistan’da, İranlılar tarihin başlangıcından beri orada. 200 yıl sonra ne ABD kalır, ne Rupert Murdoch, ne şu ne de bu. Ama bu halklar yine burada olacaklardır. Bir dünya savaşı çıkarmadan rahat etmeyeceklerse bilemem ama İran’ın nükleer silah edinmesinin eli kulağındayken, 40 yıl içinde ülkesindeki Arap nüfus Yahudi nüfusu geçecekken troll besleyerek varolamaz.

Bir de Somali açıklarında korsanların zaptettiği gemisi için Sabancılar fidye vererek sorunlarını çözmüşler. Birisi bana neden vergilerimizle bir donanma beslediğimizi anlatabilir mi ültfen? Read More!

Bahane

"... İsrail, bizi de, bütün dünyayı da aptal yerine koyuyor. İki yıl önce Hamas darbeyi yaptı ve yönetimi aldı. O olaylar neredeyse birkaç saat içinde oldu. Madem Hamas'a karşıydılar, şimdi üzerimizde vızır vızır dolaşan uçaklar, pilotsuz uçaklar, bir Apaçi harekete geçebilir ve ufak bir müdahaleyle Hamas'ın yönetimi devralmasını engelleyebilirdi. Ama yapmadılar. İkincisi tüneller... Bu tüneller iki yıldır çalışıyordu, hiç engel olmadılar. İki senedir Hamas'ı bu tünellerle besledi İsrail. Şimdi bizim üzerimize tonlarca bomba atılıyor. Madem öyle, bu tünellere niye iki yıldır izin veriliyordu. Aslında Hamas'ı değil, bizi vuruyorlar. Şimdi sokaklarda iki Hamas mensubunu göremezsin. Ama sivil insanlar, kadınlar çocuklar göz göre göre öldürüyor. Biz aptal değiliz ve bunu görüyoruz..."

Tutumluluk  Inovasyon örnekleri  Türev Konu Anlatımı  EFT Nedir  Olasılık nedir    Ekonomi Nedir  Hisse Yorumları  Bilinçli Tüketici
Birkac benzetme de benden gelsin o halde. Nasil ki bizde PKK'nin varligindan beslenen gucler varsa, Israil icinde de Hamas'a ihtiyaci olanlar vardir. Silah ekonomisinin (ekonomi nedir?) surdurulebilmesi gibi maddi menfaatler bir yana, asil kafalarindaki vaadedilmis topraklar gibi manevi hedeflere ulasabilmek icin Hamas gibi guzel bir bahanelerinin olmasi gerekiyor. Bu yuzden de baris isteyen liderlerin sonu Turgut Ozal gibi oluyor orada da. Bu savasta bize benzeyen cok sey mevcut tabi ki ama yasananin bir dinler savasi oldugu gercegi ise durumu benzersiz kiliyor... 
Read More!