Sinan Aygun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinan Aygun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kurtlar Vadisi ve Ergenekon

Kurtlar Vadisi izleyicileri icin Ergenekon iddianamesindeki bilgiler cok surpriz olmadi. Iste Vadi'nin bu sene boyunca isledigi ve simdi herkesin konustugu olaylar.

Once kisa bir ozet geceyim. Dizide basroldeki Polat karakterinin bu seneki bas dusmani olarak Iskender Buyuk ismi izleyicilerin karsisina cikartildiginda, Ergenekon sorusturmasi henuz yeni yeni medyaya yansiyordu. Iskender izleyicilere ilk olarak Polat'in derin devlet ile temasi sirasinda tanitildi. Bilindigi uzere Polat onceki senelerde ulkedeki mafyayi cokertmis, hatta Illuminati gibi derin dis guclerin baglantilarini ortaya cikartmisti. Gazini alamayip ABD'ye kadar giderek "kanli ellerinizi ulkemin uzerinden cekin" diyen Polat icin bu senenin basinda yeni bir hedef olmaliydi. Iste bu noktada kendilerini gelmis gecmis tum Turk devletlerinin kurucusu olarak gosteren gizli bir organizasyon ortaya cikti ve Polat'i aralarina aldi. Kaderin cilvesi, o koltukta gozu olan bir baskasi daha vardi: Iskender Buyuk. Devlet icin bircok derin gorevde bulunmus ve hatiri sayilir bir cevreye sahip emekli asker Iskender Buyuk-Ergenekon benzerliklerinden ana basliklar...

Ergenekon-PKK Baglantisi
Dizide Iskender PKK'yi silah ve uyusturucu ticaretinden haraca bagliyor, pis islerde kullaniyor, yeri geldiginde Kuzey Irak'a silah ve hatta Turkiye'deki holdinglerin birinden ilac gonderilmesini sagliyor (isim tahmini izleyiciye birakilmis)
Ugur Mumcu Cinayeti
Iskender'in basta PKK olmak uzere tum baglantilarini cozen gazetici, Iskender'in islamci orgutu tarafindan araci havaya ucurularak olduruluyor.
Gazi Mahallesi Olaylari
Yine Iskender'in adamlari karanlikta kalabaliga ates acip halki "Polis ates aciyor" diye galeyana getiriyor.
Danistay ve Hrant Dink
Bu saldirilar da yine Iskender tarafindan, biri islamci biri vatansever gruplarca yaptirilmis gibi gosteriliyor.

Diger yandan cok daha ince mesajlar da cikarmak mumkun Kurtlar Vadisi'nden. Ornegin dizide, bir isadaminin ulkedeki gerginligi azaltmak icin yaptigi "herkes uzerine duseni yapsin" aciklamasi ve bu isadaminin Iskender tarafindan Basbakanliga getirilmek istenmesiyle ne anlatilmak istendigi simdi cok daha net. Hatirlanacagi uzere Hisarciklioglu-Aygun ikilisi de "Herkes bir adim geri atsin" demislerdi.

Son olarak Iskender'in yakalanisi ve Polat-Iskender konusmalarinda da 28 Subat ve 2001 krizi arasinda baglanti kurulmustu. Krizde batan bankalardan hortumlanan paralarin Iskender'de oldugu ima edilmisti. Fakat bana gore Polat-Iskender konusmalarinda en can alici nokta Iskender'in "Onceden ABD dost idi, simdi onlar dusman Rusya dost" seklindeki sozleridir. Nitekim bana gore Ergenekon iste bu nedenle sadece bir tasfiye operasyonudur. Engin Ardic da son donemdeki tek ciddi yazisinda bu iddiayi dile getirmisti. Zaten yeni sezonda da ogrenecegimiz uzere "Iskender ve Kucuk" klasik ifadeyle buzdaginin sadece gorunen kisimlari. Yani ne Iskender yakalandi diye Kurtlar Vadisi biter, ne de Ergenekon davasiyla derin devlet temizlenir.

Diziyle ilgili kisisel notum: Kurtlar Vadisi bu bilgiler senaristlere birileri tarafindan sunuluyor olsa bile cok guzel isler cikariyor. Oyunculuklarini degerlendirecek kadar usta degilim fakat izleyenin heyecanla icerigi takip etmesini sagliyorlar. Bu ulkede basarili isler cok alkislanmaz. Tebrik ediyorum kendilerini.

Read More!

Terorizm Biter mi?

Oldukca ciddi bir konu bu, fazla espri yapmadan yazi yazmaya calisacagiz. Oncelikle iki tepkiyi ele alacagim. Birincisi duydugum en ...... tepki:

"Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, terör örgütü PKK'nın Hakkari'nin Yüksekova ilçesi Dağlıca mevkiinde gerçekleştirdiği saldırıyı protesto etmek amacıyla 12 şehit için 12 gün boyunca 1 dakikalık “ışık kapatma eylemi” yapılması çağrısında bulundu. Saldırıyı kınayan Aygün, “resmi ve özel kuruluşların, ev ve işyerlerinin, milli birlik ve beraberliğin sembolü olan Türk bayrağı ile donatılması” çağrısı yaptı."

Bunlarin terorizme bulduklari cozumler de ekonomiye bulduklari cozumler kadar abes/yersiz/vs. Isterseniz “ışık kapatma eylemi”ni 1.5 dakikaya cikaralim, yarim dakikasi da "yuksek faizleri" protesto etmek icin olsun. Evleri, isyerlerini, vs. ise bayraklarla donatmak ne Abdullah Gul'un cumhurbaskanliginin onene gecebildi, ne de terorun onune gecebilir. Bu iki oneri de kendi kendimizi kandirmaktan baska bir ise yaramaz. Tek bir faydasi var, 12 dakikalik elektrik tasarrufu.

Ikinci tepki basbakanin, cumhurbaskaninin ve genelkurmay baskaninin uyesi oldugu MGK'dan geldi. Hayatinda para kazanmamis hovarda zengin kizlari gibi "Bedeli neyse oderiz" seklinde ozetlenebilecek bir aciklama yaptilar. Diyelim ki bedeli 70 milyon can olsun, oder misiniz?

Teror "bedeli neyse oderiz" seklindeki yaklasimlarla cozulecek bir problem degildir. Her probleme nasil yaklasmaniz gerekiyorsa bu probleme de o sekilde yaklasmaniz gerekir. PKK'nin amaci nedir? Nereden kaynak bulur? Bunlarin onune nasil geceriz? gibi sorularin cevaplanmasi gerekir.

1. PKK'nin amaci bir suru zir cahil'in belirttigi gibi "Turkiye'yi tahrik etmek" degildir; PKK'nın amacı, Türkiye'nin güneydoğusunda, kuzey Irak, İran ve Suriye'nin bir bölümünde bağımsız ve demokratik bir devlet kurmaktir.

2. PKK nereden kaynak bulur? PKK yandaslarindan hem yurticinde hem de Avrupa'da para toplayarak belli bir kaynak olusturmaktadir. Ayrica uyusturucu kacakciligi, harac gibi yasadisi yollardan da kaynak yaratmaktadir. PKK askerleri ise hem gonullulerden hem de zorla kacirdiklari cocuklardan olusmaktadir. En azindan eskiden boyleydi. Simdi de cok degismis oldugunu zannetmiyorum. Yerlesim olarak da hem Turkiye'nin icindeki daglik alanlari hem de Turkiye sinirina yakin daglik alanlari kullanmaktalar. Eskiden Suriye de destek olurdu bunlara ama artik cogunlukla Turkiye'de ve Kuzey Irak'ta konuslanmislar. Politik olarak da bir cok Avrupa ve Dogu bloku ulkesi PKK'ya sempati ile bakmaktadir. Muttefiklerimiz arasinda PKK'ya terorist gozuyle bakan bir ABD vardi, onlarda 2003 teskeresinden sonra yangina korukle gitmeye basladilar. Dort yildir suren korukleme cabalari etkilerini simdi gostermeye basladi.

Cozum nedir peki?

Cozumu dusunuyorsaniz maliyetlerini de goz onune almaniz gerekiyor. Ayrica ulkenin cozum bekleyen bir cok baska problemi var, onlari da goz onunde bulundurmaniz lazim.

Mesela PKK terorunu mu cozmeliyiz yoksa Trafik terorunu mu? Bir hafta sonunda 12 asker sehit verdik, yer gok milliyetci basliklarla dolu. Biz her hafta sonu trafik terorune 18 kurban veriyoruz. Bu sadece bu hafta sonuna veya bu ayki tum hafta sonlarina veya bu yilki tum haftasonlarina veya son 10 senedeki haftasonlarina mahsus bir durum degil. Neredeyse ezelden beridir boyle. Bu trafik kazalarina cozum olacak duble yollarin yapilmasi icin ne yapiyoruz, ya da denetimlerin ve cezalarin arttirilmasi icin? Duble yollara 10 milyar YTL harcayarak her sene 1000 kisinin hayatini kurtarabiliriz, ya da ayni 10 milyar YTL'yi askeri helikopter/bomba/arac icin harcayarak belki 100 askerimizin hayatini kurtarabiliriz. Hangi insan hayati daha onemli? Bir askerin hayati kac sivilin hayatina esittir?

Evet cozum icin ilk onerimiz askeri harcamalarin arttirilmasidir. Mart ayinda "Zorla Guzellik" baslikli bir yazi yazip bu yazi da zorla guzellik olacagini iddia ettik. Yalniz dikkat edin, bu problemi tamamen degil kismen cozer. Askeri harcamalar yaparsak, asker sayisini arttirirsak, profesyonel askeri birlikler kurarsak, Irak'in icerisine PKK kamplarina askeri saldirilarda bulunursak bunlar problemi kismen cozer. Maliyetini iyi hesap etmemiz gerekir, o ayri konu. Insanlar simdi "buyuk beklenti" icerisindeler, tezkere cikti, Kuzey Irak'a girersek problem bitecekmis diye kendilerini avutuyorlar. Problem bitmez. Biz oraya girsek bile adamlar karsimiza cikmayacaklar, saklanacaklardir. Ayrica yurt icinde de bir suru terorist var.

Problemin etkisini azaltmanin diger bir yolu da PKK'nin beslendigi kaynaklari azaltmaktir. Yurtdisinda para toplanmasi konusunda yapilacabilecek cok sey yok. Yurticinde yine "guc kullanarak" (polis sayisinin arttirilmasi, adli sistemin duzenlenmesi gibi) uyusturucu kacakciligi, harac toplanmasi gibi kaynaklarin azaltilabilecegini tahmin ediyorum (tamamen bitiremeyiz yine). Yurt icinde yapabilecegimiz en etkili faaliyet PKK'ya gonullu katilanlarin sayisini azaltmak olacaktir. Bunun cozum yollarindan bir tanesi genel refah seviyesinin yukseltilmesidir. Insanlari zenginlestikce teror gibi marjinal faaliyetlere daha az katilirlar (yine de tamamen bitmez).

Diger bir cozum ise Kurtlerin demokratik yollardan hak elde edebilmelerine olanak tanimaktir. Bunlar da ilimli Kurtlerle, teror yanlisi Kurtlerin arasini acmakta oldukca basarili olur. Kaldi ki adamlar ister Kurtce konussun, ister kusdili ne farkeder. Biz de burada herkes ingilizce ogrensin diyoruz, biz de mi ayrilikciyiz yani?

Yine de Turkler, problemi tum ciplakligiyla ortada tartisma olgunluguna sahip mi pek emin degilim. Amerikalilar degil mesela. Neticede biz askeri mudahaleci cozume agirlik verip problemleri (bunu sehit sayisi olarak tanimliyorum, Kurtlerin duydugu rahatsizlik genis halk kesimlerinde de problem olarak algilanmiyor zaten) buyuk olcude azaltabiliriz diye dusunuyorum. Ama ara ara bu problem gelip bizleri yine rahatsiz etmeye devam edecektir. Bu sefer ki rahatsizligimiz Amerika yuzunden elimizin kolumuzun baglanmis olmasi aslinda.

Bit kac ucuk oneri de getirebilirim. Mesela Turkiye Kuzey Irak'ta PKK'nin kuracagi bir devleti destekleyecegini aciklayabilir. Turkiye'deki PKK yandaslarinin da buraya gocmeleri tesvik edilebilir. Boylece problem Barzani ve saz arkadaslarinin problemine donusuverir. Turkiye'de teror saldirisi oldugu zaman gidecegimiz adres belli olmus olur. Kuzey Irak'ta biz istesek de istemesek de bir Kurt devleti nasilsa kurulacak. Bari bu durumu kendi cikarimiza gore yonlendirelim. (Bu konu uzerine yorum yapmadan uzun uzadiya dusunun)

Hem ozetleyeyim, hem de baslikta sordugum soruya cevap vereyim. Teror bitmez. On Milyarlarca YTL harcarsak azaltabiliriz; buna deger mi, ya da bu paralari daha cok insan hayatini kurtarabilecegimiz alanlara harcasak daha iyi olmaz mi sorularinin cevabini siz verin. Azinlik haklarinin arttirilmasi ve ekonomik iyilestirmeler de teror saldirilarinin azalmasina katkida bulunur; Kurtleri cesaretlendirecek bu tur adimlar atmali miyiz (turbanin serbest birakilmasi da dincileri cesaretlendirir soylemini akliniza getirin bu soruyu cevaplarken) sorusuna da siz cevap verin.

Yorum birakacak arkadaslardan bir ricam olacak. Bir askerin hayati kac sivilin hayatina bedeldir, rakamsal olarak yanitlarlarsa sevinirim. Madem devletin yapmasi gereken harcamalardan bahsediyoruz, toplum icin neyin ne kadar onemli oldugunu bilmek de hakkimiz degil mi?

Flas haber, Flas Haber: Sinan Aygun 12 gun boyunca bir dakika isik kapatma eylemi yerine 12 ay boyunca Guneydogu'ya her ay 1 milyar YTL yatirim eylemi yapilacagini acikladi. Read More!

Esnafa Vergi Saldirisi?

Evvel zaman icinde, kalbur saman icinde esnafin devlete 9 milyar YTL vergi borcu varmis. Nasil olmussa bir gun devlet bunu toplamaya karar vermis.

Sinan Aygün yaptığı açıklamada, Maliye’nin başlattığı uygulamayı “esnafa vergi saldırısı” olarak nitelendirdi. Aygün, "Maliye Bakanlığı bayramdan sonra 130 bin esnafa 9 katrilyonluk vergi saldırısı başlattı" dedi. Hesaplarına blokaj konulan esnafın, paralarını kullanamamaları yüzünden çek ve senetlerini ödeyemeyecek hale geldiklerine dikkat çeken Aygün, “Esnafın sicili bozuluyor, kara listeye düşüyor, işleri durma noktasına geliyor” dedi.

Ote yandan 17 Ağustos'ta 1999 depreminde 195 kişinin öldüğü binaların müteahhidi Veli Göçer, oğlu ve ortağı 'ruhsat başına' katlanan cezayla 25'şer yıl ağır hapse çarptırıldı. Karardan sonra hapishaneye goturulmek istenen Veli Gocer durumu kendisine yapilmis bir saldiri olarak niteledi. Ozgurlugunun elinden alinmak istendigine dikkat ceken Gocer "muteahhitin sicili bozuluyor, kara listeye düşüyor, işleri durma noktasına geliyor” dedi. Ayrica "adam oldurmek elbette onaylanacak bir durum degil, ancak cezasi da bu sekilde olmaz. Benim isime ne zaman gelirse o zaman cezami cekmeliyim, siz istediginiz kadar faiz isletin" dedi.

Memurlarin, iscilerin maasindan trink diye vergileri kesilirken esnafa niye ayricalik yapilsin? Uc kurus alacaklari olsa yeri gogu inletirler, 9 milyar YTL vergi borclari var, istiflerini bile bozmuyorlar. Memleketimden isadami manzaralari iste!

Not: Matematigi zayif olanlar icin soyleyelim esnaf basina ortalama vergi borcu 70,000 YTL. Az buz rakam da degil. Read More!

Sen oyna Zafer sen oyna

Dün yazacaktım, fırsat olmadı. Neyse, üzerinden fazla geçmedi, bugün de yazabilirim. Şu habere bakılırsa, yeni sanayi bakanımız Zafer Çağlayan, ikinci çeyrekte büyümenin yavaşlaması üzerine, Merkez Bankası faizi hemen indirmelidir demiş. Yalnız konuşmasında ikinci çeyrekteki büyümenin yüzde 5'lik hedef çerçevesinde olduğunu da belirtmiş. Eee, o zaman bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Madem büyüme hedef çerçevesinde, o zaman neden Merkez Bankası'nın hemen faiz indirmesi gerekiyor, onu anlayabilmiş değilim.

İçinizde bilenler vardır, bu Zafer Çağlayan son seçimde milletvekili seçilmeden önce Ankara Sanayi Odası Başkanı idi. Başkentin iş dünyasındaki diğer temsilcisi Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün tam anlamıyla hani şu sirklerde çocukları güldüren kırmızı burunlu adamlardan (neme lazım, hakaret olmasın diye ismini vermeyip tanımını yaptım ama anladınız siz onu) olduğundan onun yanında göze çok batmıyordu ama bende o zaman da pek iyi bir izlenim bırakmamıştı. Fakat bakan olduğunda Deniz Gökçe ve Uğur Gürses hakkında olumlu yazılar (bir, iki) yazdığından "Dur bakalım ne olacak" demiştim. O kadar ki bu arada bizim Ekonomix'in bu konuda Uğur Gürses'e yaptığı eleştiriyi de sadece okumakla yetinmiştim. Buyrun işte, dakika bir gol bir. Zafer Bey'in bakan olur olmaz ilk işi bağımsız Merkez Bankası'na akıl vermek oldu.

Belki bazılarınız burada "Ne olacak canım, bakan düşüncesini söylemiş" diyebilir. Bu konuda sen, ben, bizim oğlan düşüncesini söyleyebilir ama hükümetin bir bakanı söyleyemez. Daha doğrusu kamuoyu önünde söyleyemez. Yoksa kapalı kapılar ardında toplandıkları zaman istediğini söylesin. Çünkü hükümetin bir bakanı böyle konuştuğu zaman bu bağımsız Merkez Bankası'na müdahale olarak algılanıyor. Gerçi Merkez Bankası bu söylenenlere pek kulak asmıyor ama o zaman da hükümet ile Merkez Bankası arasında bir çatışma varmış gibi bir hava ortaya çıkıyor. Bu da ekonominin sağlıklı bir şekilde yönetimi için pek iyi olmuyor. Muhatabanın dikkate almadığı bu tür açıklamalar bakanların kendileri için de pek iyi olmuyor, onu da söyleyeyim. Çünkü böyle konuşmaya devam eden bakanlar bir süre sonra boş boş konuşan adamlar konumuna düşüyor. Bu da giderek ciddiye alınmamaya başlamalarına neden oluyor.

Neyse, bu açıklamasıyla Zafer Çağlayan hakkındaki olumsuz intibamı teyit etmiş oldu. Sanırım Zafer Çağlayan kabineye sadece hükümet ile iş dünyasının arasını sıcak tutmak için alındı. Kendisinden bunun dışında bir şey beklemek pek doğru olmaz. Biz zaten bunun dışında birşey beklemiyoruz ama hani siz de beklemeyesiniz diye söylüyorum. Read More!

Ilac Israfi

Sinan Aygun ilac israfi hakkinda guzel sozler soylemis. Amerikalilarin bir sozu var, kor sincap bile arada sirada bir findik bulur. Biz de burada uzun sure cok elestirdigimiz, dalga gectigimiz Sinan Aygun'un bugun cok guzel bir onerisiyle karsilastik. Kendisine tamamen katiliyoruz, onerisinin detaylarina Hurriyet'ten ulasabilirsiniz. Eee, yigidi oldur hakkini yeme demisler, dogru demisler.

Borsa nedir?
Borsa nasıl oynanır
Hisse Yorumları
Ekonomi nedir
GSYH, CPI ve GSYH Deflatoru
Fraktallar
Fraktal nedir?
Çernobil Faciası Read More!