Zorla Guzellik Olmaz mi?

"Kayıtdisilik, her sirketin kapisina polis dikerek, sacma sapan ceza onerileri ile onlenmez."

"PKK teroru askeri mudahale ile onlenemez"

"Israil'in diktigi guvenlik duvari teror saldirilarini onleyemez"

Yukaridaki ifadelerle veya benzerleriyle her zaman karsilasmak mumkun. Temeli zorla guzellik olmaz sozune dayanan bu ifadelerin asil amaci "rusvet vererek" problemlerin cozulmesini saglamaktir. Kayitdisini onlemek istiyorsaniz kayitdisi calisanlara tesvik verin ki sisteme girsinler. PKK terorunu bitirmek istiyorsaniz, ya toprak, ya ozerklik, ya da baska seyler vererek teroristlere "tesvik" verelim, teror affi cikaralim ki teroristler sistem icerisine dahil olsunlar. Israil Filistinliler tarafindan duzenlenen intihar bombalamalarini onlemek icin Filistin topraklarindan cekilsin, bu is duvarla cozulmez. Vesaire, vesaire, vesaire.

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller    Sosyalist Nedir

Anlayacaginiz problemlerimizi cozmenin en guzel yolu "rusvet" olarak onumuze sunuluyor. Biz de buna karsilik diyoruz ki terorizmi, kayitdisi calismayi/calistirmayi bitirmenin yolu bu islerin cezasini arttirmak, bu islerle ugrasanlara karsi operasyonlarda bulunmak, hareket edecek alan birakmamaktir. Tesvik verecekseniz bunu kurallara uymayanlara degil uyanlara vermeniz gerekir. Kayiticindeki sirketlerden ve calisanlardan issizlik sigortasi primleri toplanmis, simdi kayitdisi calisanlara ve calistiranlara peskes cekilmeye calisiliyor. Karsiyim efendim. Kanunlari adam gibi uygulasak kayitdisi ekonominin cogunlugu biter.

Israil duvarinin etkilerini rakamlarla inceleyelim. Israil'i seversiniz, nefret edersiniz, o sizin bileceginiz istir. Ama burada adamlarin yaptigi uygulamanin sonuclarina bakarak belki bir seyler ogrenirsiniz. 2003 yilinda Israil'deki bombalama eylemlerinin sayisi 22 imis. 2004 yilinda Israil'deki bombalama eylemlerinin sayisi 16'a dusmus. 2005 yilinda bu rakam 10'a dusmus. Dikkat edin adamlar duvari bitirdikce intihar saldirilarinin sayisi da azaliyor. 2006 yilinda ise sadece ve sadece 3 bombalama eylemi gerceklesmis. Eskiden neredeyse her hafta Israil'de otobuste, restorantlarda, guvenlik kontrol noktalarinda gerceklestirilen intihar saldirilari haberleri suslerdi. Artik bunlardan neredeyse eser kalmamis. Zorla guzellik olur muymus?

Denetimlerin ve cezalarin arttirilmasi kayitdisini tamamen bitirir mi? Bitirmez. Ama onemli olcude azaltir. Simdiki ekonominin yarisi kayitdisi, olacak is mi? Kor adami sokaga salsam size iki dakikada kayitdisi calisan ve calistiran bir isyeri bulur. O yuzden suclu aslinda kanunlari uygulamayan ve kayitdisina goz yuman polis ve adalet sisteminde, ve bunlari kontrol eden burokrat ve politikacilarda.

Kayitdisi onlenebilir.

Not: Bazi kisiler de "Az yiyerek ve cok spor yaparak kilo almak onlenemez" diyebilir. Ama bu kisilerin gercek niyeti iradelerinin zayifligini maskelemektir (veya devletten verdikleri her kilo icin tesvik istemek niyetinde de olabilirler, tam bilemiyorum)!

29 Yorum Var.:

birisi dedi ki...

sevgili economıx,

yazı ekonomi ile sınırlı kalsa çok anlamlı olacaktı ve her boyutta desteğimi alacaktı da... daha sosyal problemlere bakış açısı 'totaliter' bir boyuta indirgenmiş.

elimden geldiğince hafif yazmaya çalıştığım bu mesaja şu notu eklemeyi kendime görev bildim şimdi: 'new york'tan güneydoğu anadolu fetvası vermek (ya da filistin) şımarıklıktır. (nevşehir'den verilen fetvalara laf etmiyoruz). birbirimizi kandırmayalım ki, ekonominin açıklamayacağı olgular / çözemeyeceğiz problem de mevcut hayatta. her sosyal olguyu sosyo-ekonomik modellere indirgemek 'analiz' boyutunda faydalı olabilse de, kimi zaman ne geçerli olur, ne etik. işin etik boyutunu gözardı etmiyor, fakat sadece analiz yaptığımızı iddia ediyorsak o zmn da bu bir dip notla açıklanmalı ki, okur 'enseyi karartmasın'.

israil konusunda ki örnek içince sevgili dostum, hatırlayınız, 'ceteris paribus'... (mu acaba?)

sevgiler.

Adsız dedi ki...

PKK, Israil filan ornekleri ile bu 'kayit' isinin devlet-vatandas iliskisinde parallelligi varsa, o zaman vatandas olarak yandik demektir. Yahut bu mecburi ve 'sosyal' amacli duzenlerin mahiyetinin ne oldugunu iyice ortaya koymussunuz mu demek lazim?

Adsız dedi ki...

iste bu olmadi. sn. economix.

buna belden asagi vurmak denir.

burada hickimse (disaridaki malum bir cevre haric, "teror askerle cozulmez" demedi. Teror, silahla yapildigina gore mutlaka ilk karsiligi askeri hareket olacaktir. sonrasi ayrıca dusunulur.

anlasilmasi için; basite indirgeyerek tekarliyim.

Kayıtdisilik, iktisadi bir sorundur. Cozumu de iktisat kurallari dahilinde aranmalidir.

yoksa polisiye tedbirlerle, dikerim polisi, el koyarim malvarliklarina, sallandiririm taksim'de iki tanesini gibi bir yaklasim ile kayitdisilik onlenmez.

Formule edersek;

yuksek istihdam maliyeti = kayitdisilik = sosyal guvenlik kaynaklarinin kuculmesi = artan prim yuku = kayitdisilik vs.vs.


Peki, sebep (yani maliyetler) degismeden sonuc (kayitdisilik) degisir mi. tabi ki hayir.

Peki o zaman dediginiz gibi daha fazla denetim + daha fazla ceza ile ne sonuc gelir.

yuksek istihdam maliyeti + daha fazla denetim = daha fazla rusvet

yani bu isten en karli cikacak olan denetim memurlaridir.

acaba denetim memuru akrabalariniz mi var?

Adsız dedi ki...

"zorla güzellik" başlığı taşıyan yazınızla hemen altındaki ekonomi yazısı değerlendirme cetveli başlığını taşıyan yazı çok güzel denk gelmiş.

Bu cetvele göre değerlendirirsek sizin yazı biraz hasan pulur tarzı olmuş gibi. Hayatın çeşitli dallarında karşılaştığımız problemlere dair ekonomik çözümlemeler yapmak benim de sık sık başvurduğum bir yoldur. Ancak bu sefer baltayı taşa vurdunuz. Bazı konulara böyle bodoslama girip aslında pek de alakası olmayan örnekler vermek en hafif tabirle sizi bir yaman törüner bir aydın ayaydın yapar ( ;)Aman alınmayın).
Kayıtdışı konusunda ise haklısınız aslında. Hatta bir ekleme yapayım keşke denetim elemanları kendi aralarındaki saçma yetki tartışmalarını ve "kurul"culuğu bir kenara bıraksalar da yerine gerçekten işleri olan şeyi yapsalar.

Adsız dedi ki...

Gelen yorumlardan yazinin ekonomik boyutuna yonelik olumlu, sosyal problemlere yonelik ise olumsul elestiriler almisim.

Uzmanlik alanimiz politika degil, zaten yazinin amaci politik mesaj da vermek degil. Yine de yazida verdigim orneklerin yanlis oldugunu bana ispatlayabildiginizi soyleyemem. Hipotezlerim neler?

1. Askeri mudahale PKK teror saldirilarini azaltmistir.

2. Guvenlik duvari Israil'deki bombalama olaylarini azaltmistir.

Yazidan cikarmamaniz gereken su: problemleri cozmenin tek yolu guc kullanmaktir. Nedense insanlar tek degiskene takilip kaliyorlar. Neyse, mantikli bir politik tartisma yapmak istiyorsaniz yukarida sundugum hipotezlere karsi hipotez sunmanizi bekliyorum.

Sayin Matlas'in ve anonimin yorumlarina gelince.

Once anonimden baslayalim, guzel bir nokta yakalamissiniz ancak yine de benim yazimin ekonomi uzerine yazilmis bir yazi oldugu gercegini goz ardi etmissiniz. Ote yandan politik ornekler vererek savimi desteklemem biraz savunmasi guc bir durum da olusturmamis degil.

Devlet memurlarinin islerini yapmamalarina gelince, dogru soze ne denir?

Sayin Matlas, bir kac gundur yazdiginiz yorumlari okuyorum. Oncelikle istihdam uzerindeki vergilerin azaltilmasi yonundeki goruslerinizi prensipte benimsedigimi belirteyim. Vergiler azalmalidir. Demek ki anlasamadigimiz konu zamanlama ve yontem.

Bundan 4-5 kadar once hurmalar baslikli bir dizi yazmistim. Onlari takip ettiyseniz tartistigimiz "yuksek reel faiz", "issizlik" gibi problemlerin gokten zembille inmedigini, gecmisteki sorumsuz politikalarin ve politikacilarin eseri oldugunu gormussunuzdur. Tekrardan detaylara girmeyecegim. Istihdam uzerindeki vergilerin azaltilmasi su sekilde destekliyorum.

1. Devlet butce fazlasi vermedigi muddetce vergileri azaltmamalidir.
Bu yuzden hem harcamalar kisilmali, hem de vergi kaciranlar "zorla" sistem icerisine cekilerek vergi gelirleri arttirilmalidir.

2. Artan vergiler ve azalan harcamalar nispetinde istihdam uzerindeki vergiler azaltilmalidir.

Anlayacaginiz uzere hic bir sekilde "yeni" isci alanlarin tesvik edilmesini tasvip etmiyorum, kayitici calistiranin gunahi ne?

Bu arada denetmen tanidigim yoktur ama kayitdisi calisan ve calistiran tanidiklarim vardir. Bir de tanidiklarim olmasa ne tur bir yazi yazacagimi siz hayal edin artik.

Not: Yuksek istihdam maliyetleri mi kayitdisina neden olur, yoksa kayitdisi mi yuksek istihdam maliyetlerine neden olur? Bir zahmet bunun Granger causality'sini de siz hesaplayiverin, benim vaktim yok.

Ekonomix

Adsız dedi ki...

Sn. Ekonomiks provakatif konularda yazip, saytanin avukati rolunu oynamayi seviyor, aslinda iyide yapiyor bu sekilde tartisma dusunme ortami yaratiliyor. Bence zorla guzellik olup olmayacagini bilmemizin imkani yok, test etmemiz lagzim.

Fakat Amerika'da vergi kacirmanin cezasinin cok buyuk olduguna dair yaygin bir inanis var. Kanunlari bilemiyorum ama insanlar bunu boyle kabul etmisler. Hatta kimisi polisten kacarsin IRSten kacamassin (Al Capone olayina gonderme yaparaktan) diyerek bu anlayisi deyimlestirmisler. Turkiye'nin yapmasi gereken ne tesvik ne de her is yerine bir polis. Gerekli olan, insanlarda vergi kacirmanin nasil buyuk yukumlulukeri olduguna dair bir bilinc uyandirmak.

Aslinda PO nin odeyecegi vergiler gibi buyuk sirketlere (Dogan grubunun etkisini dusunurseniz) verilecek cezalar ve bunlarin afsiz tahsili insanlarda kimsenin vergiden kurtulamayacagi inancini yerlestirecektir. Iktisatta insan piskolojisinin onemi gozardi edilmemelidir. Belki bu surec zaman alacaktir ama bence yoluna girdiginde insanlari benzin ve sigara uzerinden vergilendirmekten kurtarmis oluruz.

Niyazi

Adsız dedi ki...

yazınıza bir cevap yazmıştım ama şu çok sağlam (!) hipotezlerinize bir bakalım:

"1. Askeri mudahale PKK teror saldirilarini azaltmistir.

2. Guvenlik duvari Israil'deki bombalama olaylarini azaltmistir."

Asaf Savaş Akat'ı sanayi istihdamı oranındaki düşüşe bakarak sanayisizleştirme politikası olduğunu iddia ettiği için haklı olarak eleştirdiniz. Bu, skor yerine topa sahip olma oranına bakıp galibi tahmin etmek gibi dediniz. yani konunun tek bir yönüne bakıp büyük fotoğrafı bir saplantı uğruna görmezden gelmek. buna katılıyorum.

Siz de sorunu çatışma verilerine indirgeyerek aynı hatanın benzerini yapıyorsunuz. çatışmaların azalmış olması gerginliğin ve sorunun daha da büyüdüğü gerçeğini gözardı etmenize sebep oluyor. bugün o duvar kaldırılsa çatışmalar daha beter bir şekilde başlar. demek ki problem çözülmemiştir.

"problemleri cozmenin tek yolu guc kullanmaktir."
demişsiniz.
aksine güç kullanmak karşı tarafın haklılık payı varsa problemi derinleştirir.
devam edeceğim...
cuneydyasin

Adsız dedi ki...

bu arada ekonomix'in bana uç gelen yorumuna itiraz etmek "vergi kaçıran cezalandırılmasın" anlamına gelmiyor. nedense belirtme ihtiyacı hissettim.
cuneydyasin

Adsız dedi ki...

Fakat Amerika'da vergi kacirmanin cezasinin cok buyuk olduguna dair yaygin bir inanis var. Kanunlari bilemiyorum ama insanlar bunu boyle kabul etmisler.

Nakit calisilabilen islerde orada da kaciriyor insanlar (kucuk olcekli tarim, insaat vs.) ama hem o isler ekonominin buyulugune gore cok kucuk hem para bankacilik sistemine sokuldugu zaman yakalanmak cok kolay oldugundan dibi cikartilamiyor (tabii uyusturucu/uyarici ilserindeki paralar tamamen kayit disi, pahali arabayi nakitle almak filan gibi islere ihbar mecburiyeti getirerek ugrasmaya calisiyorlar). ABD bankacilik sistemine girmeyecek sekile off-shore filan yapmanin yollarini galiba bu sitede birileri anlatmisti, bu sekilde davranan insanlarin sayisi nedir ve daha onemlisi bu sekilde kacan vergi miktari nedir bilmiyorum. Bir ara IRS, bilinen offshore yerlerden kredi karti alip kullanlar gelin tovbe edin paranizi deklere edin hepsine bakiyoruz hepinizi yakariz gibi tehditler savurmustu, yani orada bir kacak oldugu alenen soyleniyor.

Bir iki adim geri cekilip bakarsaniz milletinden istedigini alabilen devletlerin de bu sefer kolay borclanmak, para carcur etmek, kendi mukelleflerinin canini yakmadan maliyeti oteleyerek savas cikartmak filan gibi nahos huylari da olabiliyor. ABD'de Turkiye olcusunde kayit disilik ve IRS'e direnc olsa nasil bir dunyada yasayacagimizi tahayyul etmeya calismak eglenceli olabilir.

Blog Sahibi dedi ki...

Cuneyd Bey,

Ilahi yani. Yazidan CIKARMAMANIZ gereken sonuc su: problemleri cozmenin tek yolu guc kullanmaktir demisim, siz nasil okumussunuz.

Bir kez daha olayi aciklayayim. Aciklamanin da aciklamasini yaptiriyorsunuz ya bravo yani. Kayitdisinin zorla kayit icerisine alinmasi ilk etapta yapilacak sey. Bu cozum degil. Cozum bunu yaptiktan sonra vergilerin azaltilmasinda. Destekleyici cozumler SSK ve saglik harcamalarinin azaltilmasi, verilen tesvik ve subvansiyonlarin azaltilarak butce fazlasinin arttirilmasi, borclarin kapatilarak reel faizlerin dusurulmesi, isgucu piyasasinin serbestlestirilerek is alimlarin (ve cikarimlarin) kolaylastirilmasi...

Kocaman blog acmisiz, butun bir probleme butun bir cozumu parcalar halinde veriyoruz. Her parcayi aciklarken her seferinde diger parcalardan da bahsetmemi beklemeyin lutfen.

"bugün o duvar kaldırılsa çatışmalar daha beter bir şekilde başlar. demek ki problem çözülmemiştir." demissiniz. Bu ayni zamanda duvarin catismalari azalttigi anlamina da gelir. Yani ispatlamaya calistigim seyi zaten kabul ediyorsunuz anlamina gelir. Unutmayin yazimin amaci "denetimler ve cezalar vasitasiyla kayitdisi azalir" dusuncesinin dogru oldugunu aciklamakti. Verilen vergilerin yuksek oldugunu ben de gecmiste defalarca soyledim zaten.

Bu arada Israilliler agizlariyla kus tutsalar Filistin problemini (sizin tanimladiginiz sekilde) cozemezler. Ben problemi bombalarin patlamasi olarak tanimliyorum, veya kacirilan vergi olarak tanimliyorum.

Ote yandan sizin mantiginizla gidersek kaldiralim butun hapis ve para cezalarini bakalim kimse vergi verecek mi? Insanlar severek ve isteyerek mi veriyorlar vergiyi? Vermeyecegine gore demek ki vergi dunyanin her tarafinda cozulmemis bir problemdir mi diyecegiz?

Adsız dedi ki...

"problemi bombalarin patlamasi olarak tanimliyorum"

bense bombaların patlamasını asıl problemin ürettiği bir sonuç olarak görüyorum. bu konuda anlaşamıyorsak en azından meselenin düğümlendiği yeri tespit etmiş olduk. problemin ne olduğu konusunda tam olarak anlaşamadıktan sonra çözüm üzerinde uzlaşmak da hayal.

"Ote yandan sizin mantiginizla gidersek kaldiralim butun hapis ve para cezalarini bakalim kimse vergi verecek mi?"
demişsiniz.

bir cümlemi aynen copy paste etme ihtiyacı hissediyorum:

bu arada ekonomix'in bana uç gelen yorumuna itiraz etmek "vergi kaçıran cezalandırılmasın" anlamına gelmiyor.
nedense belirtme ihtiyacı hissettim.
(demek ki içime doğmuş yanlış anlaşılacağı.)
cuneydyasin

Adsız dedi ki...

çıkarmamanız kelimesini yanlış okumuşum, bu durumda o cümleniz için itirazım gereksiz olmuş.
c.y.

birisi dedi ki...

ben hala 'ceteris paribus' duvar-bomba ilişkisini anlamadım. bir ekonometrik model kurup eşitliğin sağına 'patlayan bombaların sayısını' soluna 'duvarı' koyup, 'structural break' var mı acaba diye bakıyorsak bile, ben o 3-5 tane 'data'dan zaten 'aşağı doğru bir trend' görüyorum.[yani cüneyd beyin aksine ben sizin asıl problemi 'bombalar' olarak görmenizi de kabul ettim. gerçi bu kabul uzlaşma adınadır, genel bir tutum değildir.]

kaldı ki, böyle bir modelde es geçilemeyecek olan faktörler olan 'filistin'de hükümet değişikliği' (ki HAMAS'ın hükümete gelmesi meşru yöntemlere en azından daha fazla meyletmesine sebeptir) ve 'geçen temmuzdaki savaş' gibi olgular var. bunları unutup, "duvarı yaptım, bombayı azalttım" israil radikal sağ partilerinin seçim sloganı olur ancak. [zaten 'duvar' bir çözüm de değildir, sosyal bölünme yaratır, sorunu derinleştirir.]

Adsız dedi ki...

Sayın Ekonomix,

Kusura bakmayın ama bir "felaket" diye rahatlıkla nitelendirilebilecek bir yazı daha yazmışsınız. Bombalama veya intihar saldırılarının sayısını basit bir aritmetik olarak görüp sorunun kökenlerini ihmal etmişsiniz. Kelle hesabı yapsaydınız daha mantıklıydı. Gerçi bu rakamların sorunun kökenine indirgenmesi, ve azalmasının sorun "bitti" şeklinde bir algılanmaya sahip olunması insanlığımızı kaybettiğimizi gösterir.

Şöyle ki,
PKK "terörü" (ki bu çok taraflı bir isimlendirme olsa gerektir, terör, genellikle tanımlayana göre değişen bir kavramdır) diye nitelendirdiğiniz şey basit bir bomba veya çatışma sayısından çok bir toplumsal rahatsızlık belirtisidir. Burada sorunun kaynağını bir tarafa yüklemek veya işi rakamlara indirgemek tek kelimeyle saçmalamaktır. Orada devletin çok büyük kusurları ve hataları mevcuttur. Kaldı ki dünyanın en büyük devleti "terör"ü kendisi tanımlamasına rağmen, "bize göre" dünyada "terör" estirmektedir.

Güvenlik duvarı meselesinde ise Filistinlilere ciddi bir haksızlık mevzu bahistir. Oradaki sorunun tarihsel kökenleri vardır ki işgale vardırılan ve insanlara kendi yurtlarında sürgün hayatı yaşatan bir durum vardır. Güvenlik duvarı "sayıyı" düşürebilir, ancak geçici olarak, fakat sürgün devam ettiği sürece, haksızlık ve zulüm devam ettiği sürece toplumsal rahatsızlık azacaktır. Bu şiddetten rant sağlayanlara da gün doğacaktır.

Ben politikadan anlamam diye birşey olamaz. Bu sitedeki yazıların kahir ekseriyeti politikayı, iktisadı, sosyolojiyi birbirinden soyutladığı ve her birini ayrı birer uzmanlık alanı olarak algıladığı için zaten metodolojik perspektif olarak sorunludur. Sayın Ekonomix'in ben bu işten anlamıyorum demesi de esasen bu sebepledir. Bu birbirinden ayrı disiplinler, zihinleri de "disipline" ettiğinden ve bütünsel algımızı zedelediğinden (sosyal bilimci bakışından soyutladığından) suni ayırımlardır. Uzmanlık, başlı başına insanlığın sorunlarına yabancılaşmayı getir ki ,yazıdaki sorun buna çok güzel bir örnek teşkil etmektedir. Bu açıdan "uzmanlık" durumun kendisi zaten epey bir sorunludur.

Yani sözün özü şudur ki, ben politikadan anlamam (veya uzmanlık alanım değil) diyerek sıyıramayız. Bilmediğimizi düşünüyorsak yazmayacağız. Yine de yazıyorsak biraz dikkat edeceğiz diye düşünüyorum.

Saygılar,
Tansel

Adsız dedi ki...

Selam,

Secilen mukâyeseler maalesef alâkasiz ve hic olmamis. O yüzden de Yazidan CIKARMAMANIZ gereken sonuc su: seklinde fazladan izâhata (ya da kivirma diyebiliriz) gerek duyuluyor.

Genel olarak sectiginiz örneklerdeki sebep-sonuc iliskisini bir kere daha gözden gecirin bence.

Israil'in duvar yaparak saldirilari azaltmasi cözümünü Türkiye'deki istihdama uygularsak "bütün is yerlerini kapayalim, kacak isci calistiran kalmaz" sonucuna ulasiyoruz kanimca.

Ya da: PKK terörü 1984'ten beri sürüyor. Askeri müdahale disinda ne yapildi bugüne kadar? En iyisi Sivas'tan dogusuna 2 atom bombasi, ne PKK kalir, ne terör. degil mi?

Demek istediginizi cok iyi anliyorum, fakat siz ne demek istediginizi iyi anlatamiyorsunuz. Cok kati ve taviz verilmemesi gereken bir denetimin önemini vurgulamak isterken debeleniyorsunuz.

Selamlar,
Cüneyt

Adsız dedi ki...

Yani sözün özü şudur ki, ben politikadan anlamam (veya uzmanlık alanım değil) diyerek sıyıramayız. Bilmediğimizi düşünüyorsak yazmayacağız. Yine de yazıyorsak biraz dikkat edeceğiz diye düşünüyorum.

Aman Tansel bey, o zaman (en azindan benim icin) hic agzimizi acmamamiz lazim? Net konusmaya da yariyor.

Ekonomix bey/hanim, insanlara dokunan ornekler kullandigi icin bence dedigi batiyor. 'Vergi toplamak icin ciddi ve inandirisi siddet tehtidi lazimdir' demekle yetinse ve hem politik olarak yuklu hem birsey yapmaktan kacinmak degil birsey (bomba teror) yapmak demek olan seylerle orneklemeseydi bu kadar ses cikmayacakti belki. Ben de ne ekonomi ne politika bilmem, ama insanlarin durup dururken, korkutulmadan, "aman devlete disimi saydirayim ne istiyorsa vereyim" demeyeceklerini goruyorum.

Adsız dedi ki...

Sayin m k y,

Problemin bombalar oldugunu kabul ettigimize gore bunlarin sayisindaki azalmayi aciklamamiz lazim. Yani aciklamamiz gereken sey 2003 yilinda, 2004 yilinda, 2005 yilinda ve 2006 yilinda hem bombalama olaylarinin sayisindaki azalma hem de can kayiplarindaki azalmadir. Hamas'in iktidara gelmesi 2006 yilinin basidir, o yuzden bence cok daha iyi bir alternatif aciklama degildir.

Filistinliler politik nedenlerle artik saldirmiyor hipotezi bence mantikli degil. Alternatif olarak Israil'in yaptigi genis kapsamli askeri hareketleri, Ahmed Yassin ve Abdel Rantissi gibi Hamas liderlerinin oldurulmesini, ve cok sayida filistinlinin hapis edilmesini surseydiniz kabul ederdim. Haaa, bunlar probleme (sizin tanimladiginiz sekilde) kalici cozum olur mu, olmaz. Olmaz da, biz dandik Kibris problemini 40 yildir cozemiyoruz, Israil probleminin kalici olarak cozulebilecegini dusunmek bile bence safliktir. Simdiye kadar ne uzmanlar, ne star politikacilar cozmeye calisti basaramadilar, bundan sonra da zor.

Tansel bey, biz kalici cozumu bilmedigimizden "uzman" degiliz diyoruz. Ortada pareto optimal bir cozum oldugunu zannetmiyorum, hatta zannedenlerin saf oldugunu dusunuyorum. Problemi nasil tanimladigimi acikladim, problemin boyutunda azalma olduguna gore, siz de alternatif bir aciklama getiremediginize gore bu islerde benden daha az "uzman" oldugunuz ortada.

Cuneyt Bey,

Biraz dediklerimi acikca anlatamama durumu oldu, farkindayim ama okuyucularin ne demek istedigimi anladiginin da farkindayim. Siz anlamanizi kendi zekaniza baglamissiniz :-) beceriksizligi de bizim uzerime atmissiniz, saglik olsun.

Soylediklerimden "atin Sivas'in dogusuna iki atom bombasi..." anlamini cikarmanizi neye borcluyuz peki?

Ekonomix

Adsız dedi ki...

Sevgili Ekonomix,

Kalıcı çözümü bilmek ile uzmanlığın alakasını çözebilmiş değilim. Ayrıca hala şu hilkat garibesi iktisatçı mantığıyla "pareto optimumu"ndan hareket etmeyi veya onu referans almayı manasız buluyorum. Toplumsal olayların hiçbirinde bu tarz çözüm olamaz, zira toplumsal sistemler çok boyutludur. Bu boyutlar da zaten "uzmanlık" ile çözülemez. Ancak disiplinlerarası bir bakışla (sosyal bilimci perspektifi ile) çözümleme yapılabilir. Evet siz bir uzmansınız, doğrudur. Bir o kadar da yabancılaşmışsınız, bu da onun getirdiği bir doğru. Bir profesyönelsiniz. Ben ise bir amatörüm, bir sosyal bilimciyim, bilmem anlatabildim mi...

Alternatif açıklamam ise bir önceki yorumda, özellikle de satır aralarında mevcuttur. Yine anlamadı iseniz sayfamdaki yazılarımın tümü açıktır. Özellikle de kapitalizme yönelttiğim eleştirilerden ve referans verdiğim sosyal bilimcilerden sonra sorunun kökeninin ve çözümünün nereden geçtiği açık seçik belli değil midir? Filistin meselesi ile ilgili de "Devlet Terörü ve Dünya Sistemi" başlıklı yazım vardır. Kürt meselesi ile de ilgili metinlerimin içinde geçen şeyler (hatta "İçimizdeki Faşizm" başlıklı yazım) mevcuttur. Biraz fazlaca "sözlü" manevralar yapıyorsunuz.

Bülent bey,

Doğrudur haklısınız ancak ben orada bilirkişi sıfatı ile net yargılar koyarak yazmaktan bahsediyorum. Yukarıki yazıdaki önermeler silsilesinin yazılış biçimi, üslubu yazarın "ekonomist" kimliğiyle blog yazarı olarak yazdığı şeylerdir. Yoksa yorum da yazılır, ucu açık tartışma maksatlı önermeler de getirilebilir. Burada bu sorun yoktur. Hangi kimlikle nereye yazdığımızla alakalıdır. Eleştiriniz çok yerinde olmakla birlikte bana da bunu açma fırsatı vermiştir, teşekkürler.

birisi dedi ki...

sevgili economix,

[öncelikle ben sorun bombalar demedim, bombalar olduğunu kabul etsek bile dedim.]

hadi önce birşey itiraf edeyim de, ikimiz de rahatlayalım: bahsi geçen yazıda yazdıklarınızı REDDETMEK İSTİYORUM. bu öncelikle bir tavırdır.

çok romantik bir insan değilimdir, gayet soğukkanlı analizler yapmasını da bilirim. bunu yapan insanların da, yapılış amaçlarına göre, 'iyi niyetle' yapabileceğini düşünüyorum. zaten ilk yorum, 'reel politik'i (bismarck almanyası mirasıdır değil mi uluslararası ilişkilere) reddetmek ile ilgili değil, onu dikkatli kullanmak ile ilgili idi.

3 kuruşluk ekonometri bilgimle ve o kadar da olmayan ekonometri saygımla konuşuyorum. 5 'data' ile yaptığınız analiz aleni bir şekilde 'çürütülebilirdir'. [zaten siz deil misiniz "Alternatif olarak Israil'in yaptigi genis kapsamli askeri hareketleri, Ahmed Yassin ve Abdel Rantissi gibi Hamas liderlerinin oldurulmesini, ve cok sayida filistinlinin hapis edilmesini surseydiniz kabul ederdim" diyip kendi tezine halel getiren.] (ki sanırım benim trend dediğim şeye vurgu yapıyor bu. bunun en başta belirtilmesi gerekmez miydi?)

analizinizin 'gayri-insani' yanı bir yana, zaten güçlü olan 'ekonomik denetimler arttırılırsa, kayıtdışı azalır' tezini desteklemek için sizi hiç de doğrulamayan mecralara başvurmanız beni şaşırtmıştır. ben naçizane kendim de bir blog yazarı olduğumdan olayı şöyle algılıyorum açıkçası, "ah ne güzel data buldum, tam şimdi de bu konular konuşuluyor, hemen kullanayım". madem mali disiplinin sıkı maliye politikalarına pozitif etkisini tartışıyoruz, mali disiplin adına birbirinden farklı iki ülkenin durumuna ya da bir ülkenin 'politika değişimi' sonrası değişimine niye bakmıyoruz.

birisi dedi ki...

tansel'e söylediğiniz 'pareto optimal' çözüm olmaz anlayışınız da bir sorun var sanırım. pareto optimal için önce 'pareto better/pareto iyileştirmesi'ni tanımlayalım. eğer x'ten y'ye geçerken hiçkimsenin durumu daha kötü olmuyor ama en az bir kişinin durumu daha iyi oluyorsa y, x'e göre pareto iyileştirmedir. örneğin ikimiz yolda 700 lira bulalım. ikimizde ilk durumda 300 lira alıyorsak ama ikinci durumda ben 300 siz 301 alıyorsanız ikinci durum pareto better'dır. pareto optimal'de başka pareto iyileştirmeyi mümkün kılmayan durumdur. dikkat edilmeli ki, yukarıda belirtilen iki durumda pareto iyileştirmeye müsait, yani pareto optimal değil.ama eğer parayı 350,350 şeklinde paylaşmışsak o zaman bu durum daha iyi yapılamaz. çünkü herhangi birimizden alıp diğerine vereceğimiz meblağ en az birimizin daha kötü olacağı bir durum yaratır. tam da bu noktada tansel'in itirazı devreye girer. eğer ilk allokasyon 1-699 olsa idi, bu da pareto optimal bir durumdu. çünkü 699'dan alıp 1'e veren, nihayetinde 699'u 'üzecektir'.

yani pareto optimal'in varlığı 'adalet' demek değildir, yokluğu 'verimsizlik' demektir.

gelelim sizin pareto optimal kullanımınıza. siz PO'yu muhtemelen 'herkesin memnnun kalabileceği' anlamında kullanıyorsunuz. aslında dünyanın her yerinde olacak herhangi bir olay en az bir aktörü daha kötü yapabileceği için bütün olaylar POdur.(kabaca bir söylem, ama inşallah doğru anlaşılır) yani israil'in cari durumu POdur. mesela israil-filistin savaşından çıkar sağlayan biri için barış o kişiyi daha iyi yapmaz.

zaten bütün bunlar yüzünden de izin verin de barış PO olmayıversin. (şimdi ne dedi ki bu , aynı şeyleri söylüyormuşuz zaten diyorsanız, siz PO bir çözüm yok, böle bir çözümü bekleyen de saftır diyorsunuz. ben barış süreçleri doğası gereği PO deildir diyorum.)

Adsız dedi ki...

Ekonomix,

Sanirim veridiginiz orneklerin arkasinda yatan inanc, kultur ve bakis acisi catismalari soylemek istediklerinizi golgede birakiyor.

Size onerim bu ornekleri hackerlar veya banka soygunculari ile degistirmeniz.

Simdi de gelelim karsi tezime.. Bahsettiginiz sekilde kontrollerin artirilmasi amatorce hareket eden kisilerin onunu keser ve hareket alanlarini azaltir. Ancak insan irkinin gelismesi durmadigi surece, bu bence tek basina cozum olamaz.

Neden derseniz.. Sizin cikarttiginiz her kontrol mekanizmasi kontrol ettiginiz topluluk icindeki bir kesimin, kontrol mekanizmalarini alt ust etmekte daha profyosyonel olmasina sebebiyet verecektir. Bu insanlar da kendilerine guven kazandikca, daha buyuk ve komplike oyunlar yapacak, sisteme gittikce buyuyen zararlar verecektir.

Devletin verimsizligi surekli vurgulayan birisi olarak herhalde bu konuda devletin profyosyonellerle rekabet edemeyecegini de kabul edersiniz.

Yani sizin orneginizden yola cikarsak, Israil`in duvari, daha gelismis Filistin`li gerillalara sebebiyet verecek ve belki atom bombasina kadar konuyu uzatacak..

Bu bakimdan cezalar kesinlikle gerekli olmasina karsin bence baska taktiklerle desteklenmeli.. En onde de kanimca kulturel olgular yatiyor. Ne kadar cok insani yaptiklarinin kotu birsey olduguna ikna ederseniz, profyosyonel ataklar da o derece azalir. (Tabii bunun icin devletin kendine ceki duzen verip topladigi vergileri carcur etmekten vazgecmesi lazim)

Ote yandan vergi kaciranlara tesvik olayina ben de temelden karsiyim. Bana kalirsa onlari suc islemekten vazgecirmek icin her odullendirdigimizde, yeni suclara davetiye cikartiyoruz.

Saygilarimla
L.A

Adsız dedi ki...

Sayin m k y,

Oncelikle Israil'in yaptigi askeri mudahaleler, suikastler, hapse atmalar ve duvar dikmeler ayni kategori icerisinde degerlendirilebilir (Sharon politikasi diyelim). Simdi bu durumu ekonometrik acidan irdelemeniz icin sizin belirttiginiz gibi 5 yillik 5 tane dataya ve OLS'e degil aylik datalar kullanilarak ve "limited-dependent variable" basligi altindaki gecen yontemler kullanmaniz gerekir. Baslangic yilini da 2000 gibi bir sey alirsaniz elinizde 70-80 tane data noktasi olur. Detaylarina burada girmeyeyim.

Diger yorumlariniza bir kac ufak isimi hallettikten sonra cevap vereyim izninizle. Niyetim yoktu ama, bir politika tartismasi macerasina atilalim bakalim.

Ekonomix

Adsız dedi ki...

Soylediklerimden "atin Sivas'in dogusuna iki atom bombasi..." anlamini cikarmanizi neye borcluyuz peki?

Ekonomix Bey,

Sorunuza cok kisa bir cevap vermek gerekirse önerileriniz hastaligin/sorunun kendisiyle ugrasmayip bulgulari ile mücâdele etmeyi öngörüyor.

Ya da günümüz Türk gencliginin anlayacagi dille söylersek (Yagmur Atsiz'i andim bir an): Fighting the symptoms but not curing the underlying disease.

Sizin verdiginiz örnegi ele almak gerekirse:

Israil'in intihar saldirilarina, bombalara maruz kalmasi bir bulgu/semptomdur, sorun degil. Siz burada istediginiz kadar "ben sorunu böyle görüyorum" deyin, sorunun bu olmadigi gercegini degistiremezsiniz. Israil de duvar örerek semptomla mücâdele etmekte, bomba sayisi belki gecici olarak azalmis, fakat ana sorunun kendisi, yani Filistin sorunu daha kötülesmis. Bu da uzun vâdede duvarin daha büyük sorunlar yaratacagi tahminini yapmayi sagliyor. Nitekim adamlar duvara ragmen 2 askeri kacirdilar, sonrasi savas, Lübnan arada harcandi, Israil onca ordusuna ragmen madara olmaktan zor kurtuldu. Ana sorunda hic bir gelisme yok.

Sivas'in dogusuna 2 atom bombasi demem de bu yüzden. [PKK] Terör[ü] bir bulgudur, sorun degil. Kimse sabah yataktan "abi bugün canim sikkin, kalkip karakol bombalayayim" diye kalkmaz. Siz terör icin tek careyi askerî müdahale olarak gördügünüz sürece terörü bitiremezsiniz, netekim 23 yildir pek bir gelisme gözükmüyor, yani nedir, zorla güzellik olmuyor hakikaten.

Baska bir örnek vereyim size: Size bir Aids hastasi geliyor, "abi cok zayifliyorum" diyor, siz de adama Sumo gürescisi perhizi yaziyorsunuz. Adam belki günde 6,000 kCal alarak kilo vermesini biraz yavaslatiyor, fakat Aids hastaligi olanca hiziyla devam ediyor ve sonunda adami öldürüyor. Gene ne görüyoruz, bu sekilde zorla güzellik olmuyor.

Türkiye’ye dönmek gerekirse: Eger siz sorunun kendisine egilip, yüksek istihdam maliyetini düsürüp isveren icin kayiticine gecmeyi ekonomik olarak cazip kilamazsaniz, onun yerine bulgulari ile ugrasip her is yerinin basina bir polis dikip yakalayabildiginiz kayitdisi isverenleri sallandirirsaniz uzun vâdede kayitdisini falan kontrol altinda tutamazsiniz. Cezalari istediginiz kadar yükseltin, yukarida cok güzel bir yorumda dendigi gibi bu daha fazla rüsvete vs. neden olursunuz, temel sorunda bir gelisme olmadigi sürece yolunu bulan gene kayitdisi calistirmaya devam eder.

Neden bilmiyorum, onca ekonomi okumuslugunuza, onca cok boyutlu tahlil gerektiren mesleginize ragmen sizde bu tarz bir kolaya kacma, bulgulari bertaraf edip sorunu da cözdügünü sanma egilimi var.

23 Ocak’ta yazdiginiz idam cezasi konulu yazida da ( http://ekonomiturk.blogspot.com/2007/01/idam-cezas-ii.html ) gayet ilginc bir argümantasyon ile “sallandiracaksin bir iki tanesini” yaklasimi sergilemistiniz, ayni yaklasimi simdi de görüyorum.

Yapmaniz gereken, ki bunu siz de kabul edersiniz, yazinizin basindaki cümlelerinize bir „sadece“ eklemek, yani

"Kayıtdisilik, sadece her sirketin kapisina polis dikerek, sacma sapan ceza onerileri ile onlenmez."

"PKK teroru sadece askeri mudahale ile onlenemez"

"Israil'in diktigi guvenlik duvari teror saldirilarini tek basina onleyemez"

Selamlar,
Cüneyt

Adsız dedi ki...

Cuneyt Bey,

Asil meseleye donelim. Kayitdisinin cozumu icin sadece ve sadece denetimleri ve cezalarin arttirilmasini onerdigimi mi dusunuyorsunuz? Bu konu uzerine defalarca yazilar yazdim, nasil cozulecegini defalarca anlattim. Hatta yukarida besinci siradaki yorumda da bir kez daha ozetliyorum. Yazdiklarimi simdiye kadar yazdigim yuzlerce yazilarimda soylediklerimle birlestirin lutfen.

Isterseniz bir kez daha yineleyeyim. Butce aciklari kapatilmali, borclar azaltilmali, daha sonra ortaya cikacak butce fazlasi vergilerin azaltilmasinda kullanilmali, isgucu piyasasini serbestlestirecek duzenlemelere gidilmeli, rekabetin ve serbest piyasanin onundeki engeller kaldirilmalidir. Bunlari simdiye kadar defalarca soylemedim mi, siz blogumuzu surekli ziyaret eden birisiniz, yadirgadim dogrusu.

Denetimlerin ve yuksek cezalarin uzerinde niye bu kadar duruyorum peki? Basit, yukaridaki duzenlemelerin tamamini yapsaniz bile denetim yapmaz ve kayitdisini cezalandirmaz iseniz insanlar kayitdisi calismaya ve calistirmaya devam ederler. Hic bir vergi "sifir" vergiden dusuk olamaz oyle degil mi? O yuzden cozum kayitdisi calismanin maliyetini arttirmaktir.

Su an ne dusundugunuzu biliyorum ama (israil, pkk, israil, pkk....). Hata bende. Levent Bey'in dedigi gibi adam gibi ornekler verseydim bu kadar tepkiyle karsilasmayacaktim. Allahtan Ermeni olayiyla ilgili bir ornek vermedim!

Israil Filistin problemine gelince. Bu konuya iki acidan bakacagim. Birincisi Filistin acisindan. Filistin Israil devletine karsi, istedikleri seyler cok, bunlari hak ettiklerini dusunuyorlar, elde edene kadar da savasmayi ve direnmeyi birakma niyetinde degiller. En buyuk problemleri bunu basaracak guclerinin olmamasi. O yuzden de intihar saldirilari, psikolojik harp gibi yontemler kullaniyorlar.

Israil ise hem ekonomik hem de askeri acidan guclu, en onemlisi arkalarinda Amerika'nin destegi de oldugu icin istedigi gibi at oynatabilecegini dusunuyor. Ellerinden gelse daha fazlasini da alacaklar. En buyuk problemleri intihar saldirilari idi, bunun disinda ozellikle Avrupa devletlerinin surekli lafla taciz etmesi var ama onlari da fazla taktiklari yok. Filistin'in isteklerine boyun egerek isgal ettikleri topraklardan cekilmek ve bir dizi baska feragatta bulunmak vasitasiyla tum Filistinlilerin onayini almasalarda bu problemi (sizlerinde belirttigi gibi) kokunden cozebilir. Ama yine de israilin bolgeden tamamen gitmesini isteyen muslumanlarin tacizleri devam edecektir.

Ote yandan adamlar gelismek ve cogalmak istiyorlar, bunun icin topraga ihtiyaclari var, Filistin topraklarini etrafini cevirerek kullanabilir ve amaclarina ulasabilirler. Simdilik tercih ettikleri yol da bu gibi gorunuyor. Filistin'in direnis gucu artmadigi surece bu cozum onlar acisindan mevcut statukonun dusuk maliyetle devam ettirilmesini sagliyor.

Oyun teorisi kullanmak istiyorsaniz bu durumu analiz etmek icin gayet yerinde bir arac. Realist bir analist Israil'in isgal ettigi topraklardan cekilmeyecegini size soyleyebilir.

Peki Filistin istedigini almak icin ne yapabilir? Sayin Levent'in ve Cuneyt'in belirttikleri gibi Israili bunaltacak, masaya oturmalarini ve taviz vermelerini saglayacak yeni bir strateji gelistirmeleri gerekmektedir.

Goreceginiz uzere tam bir game theory problemi. Gelecekte Filistin yeni bir strateji gelistirebilir mi, dunya politikasindaki degisimler neler gosterir simdiden bilmemiz imkansiz. Ancak su an icin Israilliler problemlerini buyuk olcude cozmus durumdalar, top Filistinde.

Unutmadan pareto optimal cozum konusu hakkinda bir iki satir bir sey soyleyelim. Israil-Filistin problemine "barisci" bir cozum bulabilmeniz icin iki tarafin da kabul edecegi bir plan sunmaniz gerekir. Ortada bir pasta var, Israil [hak ettiginden] fazlasini alabilecegini dusunuyor, Filistin ise hakettigi kismi istiyor (bir kisim Filistinli pastanin tamamini istiyor). Gokten ekstra pasta yagmadigi surece, ve Israil de elindeki pastayi birakmak istemedigi surece bu sorunun kalici bir cozumu yoktur. Israil halinden memnundur, birileri onlari durtmedigi muddetce de bu memnuniyetleri devam edecektir.

Simdi ben kalkip Israil zor kullanarak bu problemi cozdu derken haksiz miyim? Pastadan daha fazla pay isteyip alamayan Filistin, Israil'in tuzu kuru. Haa, bombalama olaylari 2002 yilindaki siddetinde 5 sene daha devam edebilseydi Filistinliler bugun cok daha avantajli konumda olacakti. Bakin Amerika bombalama olaylarini cozemedi, bir sene sonra kuyrugunu bacaklarinin arasina alip tipis tipis evin yolunu tutacak. Niye? Maliyeti artti.

Anafikir: Bir malin fiyatini arttirirsaniz talep duser. Fiyat derken bunun icerisinde intihar saldirilari, bombalamalar, psikolojik harp, para cezalari, hapis cezalari, vs. hersey dahildir. Israil maliyetini dusurdugu icin sorunu kismen cozmustur, Turkiye daglari teroristlerden temizledigi icin karakol basmalar, koy ve mezra halkini katletme eylemleri buyuk olcude azalmistir. Neticede odedigimiz bedel azaldigi icin kismen basariliyiz. Kayitdisini azaltmak istiyorsak, kayitdisi calismanin maliyetini arttirmamiz gerekir.

Yazdiklarimdan bir anlam cikaracaksaniz su anlami cikarin:
Kayitdisini azaltmak istiyorsak, kayitdisi calismanin maliyetini arttirmamiz gerekir.

Evet, ben de biliyorum, sorunu cozmenin tek yolu zor kullanmak degil, baska yontemlerle de bu cozumler desteklenmelidir. Duymak istersiniz diye dusundum.

Ekonomix

birisi dedi ki...

sevgili economix,

zoru kullanarak bir yere varamayacağımızı siz de kabul ettiniz. (rahatlama effektleri, alkışlar falan filan) peki neydi sorun olan 'regresyonlarımızda'?

öncelikle değil 5, değil 80, 12.000 datanızda olsa yaptığınız 'analiz' 'Lucas Critique'e tabii. [ http://en.wikipedia.org/wiki/Lucas_critique ] dünyayı anlamak adına böyle çalışmalar yapmak hoşgörülebilir. ama bunlardan 'policy implications' çıkarmak, işte o problemli. bir kere en başta david hume'dan bugüne yadigar bir 'tümevarım' problemi var. kaldı ki, konuştuğumuz mecra ekonomiden çıkıp sosyal alana kayınca, bir sürü başka problemle de karşılaşıyoruz.

bu arada datayı istediğiniz gibi işleyin, (data mining derler değil mi?) yani aylık da alabilirsiniz. ama yine de, benim "zaten aşağı bir trend varmışşş" dememe itiraz etmediniz. peki ya yarın 'yukarı doğru bir trend' başlarsa, hem de duvarın varlığına rağmen.

Blog Sahibi dedi ki...

Sayin m k y,

Guzel bir cevap yazmissiniz. Tek basina data kullanarak politika uretmek dediginiz gibi hatali olur. Yapilmasi gereken, benim de yaptigim gibi, teoriyi data ile kullanmaktir. Trendler kendi kendine dogmazlar, nedenleri vardir. Ben simdiki asagi trendi "siki askeri politika" ile acikliyorum. Su an icin elimde daha iyi bir hipotez yok bu durumu aciklayan.

Ote yandan Lucas Elestirisinin benim durum icin gecerli oldugunu dusunmuyorum. Analizini yaptigimiz 2000-2006 arasinda sonucu onemli olcude degistirecek ne tur bir gelisme oldu ki?

ahmet dedi ki...

Ekonomix,

Türk kapitalistleri; ABD demokratini cumhuriyetçisine, alman sosyal demokratini hristiyan demokratina, ingilizin isci partilisini muhafazakarina tercih eder. Önerdigimiz ekonomi politikarinda ciddi farkliliklar bile 'sevgimizi' azaltmaz.

Peki kapitalistler niye solculari sever ? Sundan;

Avrupa solcularinin Türkiye'nin AB'ye üyeligine verdikleri güçlü destegi görmemezlikten gelinemez. Onlarin bize yaklasimlari 'dislayici' degil. Kültür farkliliklarini sorun olarak görmüyorlar. Müslüman olmamamizi ikide bir kafamiza kakmiyorlar. Ayrica Ermeni ve Kibris konularindaki yaklasimlari sagcilar gibi iki yüzlü degil. AB parlamentosunda Türk bayragiyla evet pankart açmalarini unutabilmemiz mümkün mü Ekonomix ?

Biz (en azindan ben) küresellesmeye inaniriz. Küresellesme her seyden önce isbirligi demektir. Halbuki sagcilar (her zaman olmasada) isbirligine soguklar. Ingiliz muhafazakarlari tipik örnegi. Sen daha iyi bilirsin ama ABD'deki cumhuriyetçiler için de ayni seyi söyleyemez miyiz ?

Sagcilar kültür irkçiligi ve ayrimciligina daha çok egilimliler. Insanlarin orijinene göre ayiklamak ve topyekün önyargilarla siniflandirmak kapitalizmin özüne aykiridir.

Kapitalizmin özel bir talebi olmamasina ragmen, sagcilarin problemlerin siddet yoluyla çözümüne daha sicak baktiklarini görüyoruz. Özellikle fakir siniflarin oy verdigi sag partilerde, 'yabanci' korkusuyla yaratilan siddet egilimleri daha net görülebiliyor. Bu katmanlarda bolca görülen milliyetçilik (etnikçilik) ve dincilik, saldirganligi körüküyor.

Ayrica sunu kabul etmeliyiz; farkli olana hosgörülü davranma ve söz söyleme özgürlügüne karsi duyarlilik Avrupa'nin solcularinda daha fazla.

Bir parantez açayim. Ülkemizde CHP kesinlikle sol bir parti olarak anilmamaktadir. Onun sevimsiz yüzünde sag partilerde görülen bütün olumsuzluklarin izi var. Ve ayrica, bütün bu söylediklerim, avrupali veya degil bütün solcularin ekonomiye bakis açilarinin tamamen yanlis oldugu gerçegini degistirmez.

Bunlarin konumuzla iliskisi nedir diye soracak olursan; liberal zonda özellikle siyasal problemlerin siddetle çözümüne sicak bakmayanlarin sayisi bir hayli kalabalik olabilir. Amerikali muhafazakarlardan farkli olarak türkiyedeki kapitalistlerde (özellikle benim gibi en asiri uçlarda dolasanlarda) barisin degerini ve önemini bilenlerin sayisi oldukça fazladir. Amerikalilari veya Israilileri bilemem bizim problemleri çözmemizin yegane yolu uzlasmadan geçer.

Simdi. Gelelim vergiye. Geçenlerde Amerika'da yasayan Türkler'le iliskili bir belgesel seyrettim. Yasandiklari en büyük 'kültürel sokun' vergi vermek zorunda kalmalari oldugunu görünce kullaklarini çinlattim. Evet, vergi sistemimiz çok karisik. Özellikle gelir vergilerinin yüksekligi toparlanmasini zorlastiriyor. Ama, ortalikta belirgin bir laçkalik oldugu da su götürmez bir gerçek. Bence bu sorunu kendi basimiza çözemeyiz. Çünkü kayitdisilik öylesine büyük boyutlardaki, demokratik mekanizmalar önlemlerin hayata geçmesine imkan vermez.

ahmet çavusoglu

birisi dedi ki...

sevgili economix,

ben sizin olayı böyle değerlendirmemize de kaşı çıkmadım, hatta dünyayı anlamak belli bir forma indirgemek adına kabul edilebilir olduğunu söylüyorum, ekonometrik olarak. ama bu bize yine de 'politita üretmemiz' için alan bırakıyor demek değil. yani bunlara güvenerek 'haydi askeri önlemleri sıkılaştıralım' bir yerde 'patlayabilir'. bu nedenle de lucas critique'e tabiidir analiz.

tabii sosyal bir olgu olduğu için ekonometrik olarak irdelemek çok da 'güzel' (insani) sonuçlar vermiyor.

yine de bir yerlerde buluşabilmeyi görmek güzel. partizanca tartışan insanlar da gördüğümden söylüyorum bunu. (böylesini görmemek mümkün mü?) ben sizin söyleminizi benimsemiyorum, ama sizi anlamaya çalışıyorum. sanırım siz de aynı şeyi yapıyorsunuz ki, başladığımız yerden buraya geldik.

keyif için teşekkürler.

birisi dedi ki...

ha bi de unuttum demin ki mesaja eklemeyi, guy orcutt şöle demiş: "Doing econometrics is like trying to learn the laws of electricity by playing the radio."