Borsa ve Altin Neden Dustu? Dolar Neden Cikti? 2013 Tahminleri

Cok uzun suredir burada yazi yazmiyordum. Turkishtime'da da yazi yazmayi vakit yetersizliginden dolayi bu sene biraktim. Su gunlerde borsa ve altinda dususler, dolarda ise bir yukselis gozlemleyip merak ediyorsunuzdur. Bundan 6 ay once yazdigim ve Turkishtime'da kismen yayinlanan yazimi okuyarak neler oldugunu daha iyi anlayabilirsiniz. Bu yazi Insider Monkey sitesinin sponsorlugunda yayinlaniyor. Hisse tuyolari ariyorsaniz ucretli uyeligimizi deneyebilirsiniz. Iste 6 ay once yazdigim yazi:


2013 İçin Bomba Gibi Tahminler

Bu köşeyi son 5 yıldır takip edenler benim tahmin yapmaktaki ustalığımı iyi bilirler. 2008’in başında oldukça karamsardım. 2009 yılında ekonomimizin büyüme anlamında tam bir çöküş yaşayacağını “kriz bizi teğet geçti” tartışmaları yaşanırken bu sütunlardan söyledim. 2010 yılı için tüm ekonomistler karamsar tahmin yaparken ben piyasadaki en yüksek büyüme tahminini yapmıştım. Büyüme konusundaki iyimserliğimi de 2011’in sonbaharına kadar korudum. Bu yazımızda 2012 yılı için yaptığım tahminleri yorumlayıp 2013 için öngörülerimi sizinle paylaşacağım.

Büyüme: “Neticede Türkiye hızlı büyümesine enflasyonu ve cari açığı azdırarak devam etti. Büyüme dördüncü çeyrekte de sürebilir ama Avrupa’nın resesyona girmesi artık kaçınılmaz gibi görünüyor. Avrupa’nın resesyonda olacağı 2012 yılında ise  Türkiye’nin yüksek büyümesini devam ettirmesini beklemek çok doğru olmaz. Rakam vermeyeyim ama 2012 yılında en azından bir çeyrekte ekonomimizin bir önceki çeyreğe göre küçülmesini bekliyorum.”

2012 yılına ilişkin yukarıdaki tahmini yaptığım zamanlarda ekonomimizin hala %7 gibi yüksek bir hızla büyüdüğünü hatırlatmak isterim. Bu perspektiften bakıldığında büyümeye yönelik tahminimin ne kadar isabetli olduğu görülebilir.

2013 yılı için tekrar yön değiştiriyorum. Hükümet ve Merkez Bankası son bir kaç aydır paniğe kapıldı ve tekrar gaza basmaya başladılar. Zamanında hız kesebileceklerini zannetmiyorum. O yüzden ekonomimizin 2013 yılında herkesi şaşırtan bir hızla büyüyeceğini tahmin ediyorum. Ben bu rakamın %7-8 civarında olacağını düşünüyorum.  IMF Türkiye’nin 2013 yılında %3,5 hızıyla büyüyeceğini tahmin ediyor şu günlerde. Hükümetin ise 2013 yılı için Orta Vadeli Programda (OVP) ortaya koyduğu büyüme öngörüsünü geçtiğimiz aylarda %4’e düşürdüğünü hatırlatmak isterim.

Enflasyon:  “Direksiyonun başındakiler enflasyon konusunda ciddi değiller. O yüzden enflasyonun uzun vadede %2 civarına düşmesini beklemek bir hayal. Buna rağmen hem Avrupa’da hem de içeride büyümenin yavaşlaması hem enerji fiyatlarını hem de bizim enflasyonumuzu tek haneli rakamlara indirecektir.”

Enflasyon konusunda yaptığım 2012 tahminleri de doğru çıkmış gibi görünüyor. 2013 yılı için büyüme tahminime paralel olarak enflasyonun beklenin üzerinde çıkacağını söyleyebilirim. Türkiye’de 2013 yılında enflasyon %8’in üzerinde olacaktır.

Cari Açık: “Avrupa bankaları ciddi sorunlar yaşıyorlar ve 2012 yılında da finansal piyasalardaki sarsıntılar devam edecektir.  Hem enerji fiyatlarının düşmesi hem ekonomik yavaşlama neticesinde cari açığımız da %6-7 seviyelerine kadar gerileyebilir.”

Cari açık uzun süredir manşetlerden indi. Maalesef bu durum çok uzun süre devam etmeyecek. 2013 yılının ortalarından itibaren cari açık tekrar konuşulan bir konu olacak. 2013 yılının sonuna geldiğimiz zaman ise cari açığımızın %8-9 seviyelerine geldiğini göreceğiz. Hükümetin ne enflasyonu ne de cari açığı kalıcı olarak düşermek gibi bir kaygısı maalesef yok.

Faizler: “Merkez Bankasının faizleri arttırmasını beklemiyorum, çok düşürmesini de beklemiyorum.”

Faizler konusunda yaptığımız tahminler piyasadaki tahminlere yönelik değilmiş maalesef. Merkez Bankası vitrine koyduğu faiz oranlarıyla fazla oynamadı ama piyasa faizlerine aslında çok müdahale yaptı. Bu da gösterge faiz oranlarının 2012’nin özellikle ikinci yarısında ciddi oranda gerilemesine neden oldu. Piyasadaki faizlerin 2013’de daha fazla gerileyeceğini düşünmüyorum, aksine enflasyonun yükselmesine paralel olarak 2013 yılında gösterge faiz oranlarının yükselmesini bekliyorum.

Dolar: “Amerikalılar doların değerini düşük tutmak için ellerinden geleni yapıyorlar ama diğer ülkeler de kendi paralarını değersiz kılmaktan geri durmuyorlar. Dolar kuru şu sıralar 1.9 seviyelerinde. Ciddi bir kriz çıkması durumunda dolar çok daha yükselebilir ama uzun vadede doların reel olarak değer kaybetmesi lazım. Amerika her sene $1.5 trilyon civarında açık veriyor ve devletin vergileri arttırarak bu açıkları kapatma gibi bir niyeti yok. Tekrar söyleyeyim, doların uzun vadede reel olarak değer kaybetmesi lazım ama bu nominal olarak değer kaybedecek anlamına gelmiyor tabii ki.”

Dolar konusunda karamsar bir tahmin yapmıştım geçen sene ama seviye vermemiştim. 2012 yılında dolar hem nominal hem de reel olarak değer kaybetti. 2013 yılı için bu sefer ters yönde bir tahmin yapacağım. Amerikan doları 2013 yılında daha iyi bir performans gösterecek. Amerikan Merkez Bankası beklenenden daha önce faizleri yükseltmeye başlayacağını açıklayacak ve bu da doların değer kazanmasına yol açacak. İçeride ise bizim hükümet yükselen cari açıkla mücadele etmek için doların yükselmesine izin verecek. 2013 yılında dolar kurunun 2 TL’i geçtiğine tanık olabileceğimizi düşünüyorum.

Altın: “Altının popüleritesinin artmasının en önemli sebebi devletlerin çılgınca para basma ve paralarına değer kaybettirme konusundaki gayretleri oldu. Uzun vadeli olarak ben altını doğru bir yatırım aracı olarak görmüyorum ama kısa vadede yatırımcılar için altın cazibesini koruyor.”

Altın fiyatları 2012’de dolar bazında %7 civarında değer kazandı ama yerli altın yatırımcısı doların değer kaybetmesinden dolayı bundan faydalanamadı. 2013 yılında ben altın fiyatlarının dolar bazında $1500 seviyesinin altına düşeceğini düşünüyorum. Altın fiyatları dolar bazında hala yüksek iken yatırımcıların ellerindeki altının en azından bir bölümünü nakite çevirmeleri iyi olur kanaatindeyim.

Borsa: “Kriz zamanlarında borsamızın nasıl davrandığını hemen her yatırımcı bilir. Hem yükselen döviz kurlarından ürken hem de kendi ülkelerinde karşılaştıkları yatırımcılarının nakit isteklerine cevap vermeye çalışan eli zayıf yabancı yatırımcılar en kötü zamanlarda satış yaparak borsamızın aşırı ucuzlamasına katkıda bulunurlar. Yerli yatırımcılar da korkarak yabancılara katılarak fiyatların iyice düşmesine neden olurlar. Önümüzdeki sene bahsettiğime benzer bir krizle karşılaşma ihtimalimiz var ve bu durumda borsamız da 40 bin seviyesinin altına gerileyebilir. Ancak ben yatırımcılara bu öngörülere bakarak hareket etmemeleri tavsiyesinde bulunmak istiyorum. Borsamız şimdiki 50 bin seviyesinde dahi oldukça ucuzdur, özellikle reel faizlerin sıfır seviyelerinde gezinmesini göz önüne alırsak piyasadaki uzun vadeli en cazip yatırım aracıdır. Borsada hiç parası olmayan yatırımcıların şimdiki ucuz fiyatlardan yararlanarak borsaya girmeleri uygun olur kanaatindeyim. Eğer ciddi bir kriz çıkar da borsa %20 daha düşerse borsaya koydukları yatırımlarını da arttırmalarının isabetli olacağını düşünüyorum. Kısa vadede borsanın ne yapacağını bilemem ama uzun vadede (5 sene içerisinde) borsamızın reel getirisinin %50 civarında olacağını düşünüyorum.”

Tahmin diye ben buna derim. Borsamız son bir yılda %50 civarında bir getiri elde etmiş. Hatırlarsanız sene içerisinde de ISCTR hisselerini 4 TL civarında tavsiye etmiştim. Bu hissenin de getirisi %50’den fazla oldu. Maalesef 2013 yılında borsanın bu kadar iyi bir performans göstermesini beklemiyorum. En iyi senaryoda nominal getiri %25 olur ama normal senaryoda borsanın 85 bin seviyesinin çok üzerine çıkmasını beklemiyorum. Bunlar bir senelik beklentilerim ama ben borsaya kısa vadeli yatırım yapılması taraftarı değilim. Uzun vadeli yatırımcılar için borsanın hala cazip olduğunu söyleyebilirim. Borsa düşerse ben kendi hesabıma daha çok alım yapmayı planlıyorum. Borsa 50 bin seviyelerindeyken aldığım hisseleri ise satmadım.

Özetleyecek olursak 2013 yüksek büyüme, yüksek enflasyon ve cari açıklarla geçecek bir yıl olacak. Hükümet yine normalin biraz üzerindeki ekonomi yönetimi performansına devam edecek ama dört dörtlük bir yönetim yine göremeyeceğiz. Yine de her zaman olduğu gibi ekonomistlerin isabetli tahmin yapmada, özellikle zamanlama konusunda, çok başarılı bir karnelerinin olmadığını hatırlatmak isterim. Sağlıklı, mutlu, ve başarılı bir yıl dilerim.


Read More!

Biyoyakıt atmosfere daha az sera gazı salar mı dendi?

Bu blogda 5-6 sene önce biyo yakıt denilen güya çevreci embesilliğin nasıl da çevrecilerin bugüne kadar icat ettiği en büyük çevre katliamı olduğu çeşitli yazılarda belirtilmişti. (bkz. Ethanol, Biyoyakıt). O yazılardan birinde ekodok "biyoyakıt üretimi, atmosfere daha az gaz salınımına imkan verdiği için, hükümetler tarafından sağlanan sübvansiyonlar sayesinde sürdürülebiliyor" yazmıştı. İşte o sübvansıyonları, yakıt üreten sirketlere biyoyakıt kotasını ve suratında salak bir sırıtışla çevreci birşey yaptığını sanarak deposuna biyoyakıt koyanları teker teker alıp bugün Singapur'un merkezine koyabilmeyi çok isterdim.

Dün yüksekçe bir binadan hemen 500 metre ötedeki devasa gökdelene doğru bakıyordum. Gökdeleni görebilmek mümkün değil. Havada odun kokan, sağlık için oldukça tehlikeli, berbat bir duman vardı. Bugün durum daha kötü. Havadaki parçacık miktarı "zehirli" kategorisine vardı varacak.

Bu berbat duman hemen güney batıdaki devasa orman yangınlarından geliyor. Marmara Denizi genişliğinde, Bursa'dan Antalya'ya kadar derinlikte kocaman bir alanda yangın olduğunu ve de bu nedenle İstanbul'da Galata Kulesinden baktığınızda Yeni Camii'yi göremediğinizi düşünün!

Bu durum, devlet desteğinin istenmeyen yan etkilerine en güzel örneklerinden biri.

Efendim Endonezya'lı palmiye yağı üreticileri yağmur ormanlarını yakarak tarla açma konusunda her zaman oldukça hızlılardı ama özellikle günümüzde biyoyakıt denilen zımbırtının yarattığı devasa talep sayesinde işin tamamen suyunu çıkarmış vaziyetteler. Bu talep öyle serbest piyasa talebi falan da değil. Palmiye yağı üretimini körükleyen talep, Batıda devletlerin koyduğu yapay kotalardan kaynaklanıyor. Yoksa yemeklik yağdan yakıt yapmak ekonomik birşey değil.

Endonezya ve bazı diğer tropik kuşak ülkelerinde yakılan ormanlar öyle sıradan ormanlar değil. Çoğu 10 milyonlarca yıllık, tabanlarında devasa miktarda karbondiyoksit hapseden tarih öncesinden kalma yağmur ormanları (Endonezya bu nedenle dünyanın en büyük üçünücü karbon diyoksit kirleticisi). Yani deponuza koyduğunuz her litre biyoyakıt ile deposuna fosil yakıtı koyan bir sürücünün atmosfere saldığından kat be kat daha fazla miktarda karbondiyoksit ve bilimum zehir salıyorsunuz doğaya. Ha o zehri orada değil de burada salıyorsunuz: Gözden ırak, gönülden ırak. Bonus olarak da dünya mirası, milyonlarca yıllık, orangutan'dan kaplana türlü türlü hayvan ve zengin bir bitki örtüsü barındıran yağmur ormanlarının katledilmesine katkıda bulunuyorsunuz.

Marina Bay Sands Otelinin tepesindeki havuzdan Singapur şehir merkezi. Havadaki sis değil, buram
buram odun kokan bir duman. Kaynağı ise özellikle biyodizel talebi ile iyice revaçta olan
palmiye yağı için yanan tarihi yağmur ormanları.
Ha benim depoma koyduğum yakıt Endonezya'dan değil, halis Almanyamın ayçiçeğimden, canım Amerikamın mısırından diyen olursa da iyi bir sopalayın. Midelere yemeklik yağ olarak gireceğine senin depona giden yağın boşluğunu ne dolduruyor sanırsın? Palmiye yağı!

Ben Batı'nın en çok da bu tür iki yüzlülüğüne hayranım (!) Hayır Avrupa'da ne zaman Singapur'da yaşadığımı söylesem biri mutlaka "aman Singapur'dasın, sakın köpekbalığı yüzgeci çorbası yeme, köpekbalığı nesli, sadece yüzgeci kesip balığın gerisini suya atan vahşi uzak doğulular, vs. vs." Tamam abi anladık da bunu bana ton balığı yerken söyleme bari. Senin o yediğin ton balığını avlayanlar, yüzgeci için köpekbalığı avlayanlardan daha az köpekbalığı katletmiyor ki!

Aynı şey kaplanlar için de geçerli mesela. Efendim Çinliler barbar, sırf iyileştirici etkisi falan olduğu için kaplanın her tarafını yiyip içiyorlar, kaplanları öldürüyorlar, falan da filan. Doğru, hiç hazzetmem bu barbarlıktan. Ama adamlar senin depona koyduğun biyoyakıttan daha çok kaplan katletmiyor ki. Sumatra Adasında, Malezya'da, Borneo Adasında kaplanlara yaşayacak alan kalmadı sayenizde.
Read More!

Internetten para kazanma

İnternetten para kazanmak istiyorum diyorsanız bu yazı tam size göre. Baştan belirtelim, internetten para kazanma deyince akla gelen e-ticaret, e-iş gibi ciddi girişimlerden anket doldurma, reklam okuma gibi saçmalıklara uzanan yelpazede internette para kazanma yollarından sadece içerik yaratarak internetten para kazanma konusuna değineceğim. Bir de bu yazıyı işkembeden değil kendi deneyimlerimden yola çıkarak yazıyorum, yani internetten para kazanılıyor diye yazıyorsam para kazandığım için yazıyorum.

Birden çok gelir akışı yaratmak
Bu yazı Ekonomi Türk gibi ciddi bir sitede yayınlanıyor o nedenle şunu şunu yapına girmeden önce işin temel ekonomik temelini yazayım.

Gençlere tavsiyelerim (My Advice to Young People) adlı makalesinde damardan Avusturya Okullu  Robert P. Murphy der ki:
“Daha fazla para biriktirme tavsiyesini duyunca insanların aklına gelen ilk ve tek şey tipik olarak dışarda yemek yemek yerine işe evden sefertası hazırlayıp gelmek gibi harcamalardan kısıtlama yapmak oluyor. Her ne kadar daha fazla birikim yapmanın bariz yollarından biri gereksiz harcamaları kısmak olsa da, benim temel olarak tavsiye ettiğim şey bu değil. 
Eğer kişi her ay ciddi miktarda para birikim yapmak istiyor ise bunun en iyi yolu kişinin gelirini arttırmasıdır, harcamalarını kısması değil. Bu özellikle harcamalardan kısıtlama yapmaya pek imkanı olmayan gençler için geçerli. Teorik olarak harcamalarınızdan kısmanın bir sınırı olsa da, gelirini arttırmanın her hangi bir sınırı yok.”
Murphy gündüz tam zamanlı bir işi olan çalışanın gece limon satması  gibi bir gelir kaynağından bahsetmiyor. Yani gidip kendinize ikinci bir patron bulmanızı öğütlemiyor. Kendinize başka patronlar aramanızdan ziyade kendi patronunuz olmanızdan yani girişimcilikten bahsediyor.  Yine yazıyı okursanız (ingilizce yazının Türkçe özetini Nasıl daha fazla birikim yapılır? Nasıl daha fazla para biriktirilir? adlı yazıda bulabilirsiniz) Murphy para kazanmak için ne iş yapsak sorusuna “bilmiyorum, bunu çevrenize bakarak sizin bulmaniz lazım” diye cevap veriyor.

Girişimcilik deyince akla türlü türlü fikir geliyor ama burada biz görece kurması ve yürütmesi kolay olan ek gelir kapısı olarak internette içerik siteleri yaratarak birden çok gelir akışı elde etme yöntemini tavsiye edeceğiz.

İçerik Siteleri ile İnternetten Para Kazanmak
Bu yöntem görünüşte basit.
  • Birden fazla (bir avuçtan onlarcaya kadar) her biri başka bir konuda, daha önceden belirlenmiş hedef kitleye hitap eden web sitesi yapılır. 
  • Bunlara onlarca, idealinde yüzlerce özgün (copy-paste değil alın teri), arama motoru optimizasyonu ilkelerine dikkat ederek yazılmış yazı eklenir.
  • Bu sitelere arama motorundan trafik çekecek çalışmalar yapılır.
  • Sitede gelen trafikten para kazanmaya yönelik düzenlemeler yapılır. Fiziksel ya da sayısal bir ürün satmak, fiziksel ya da sayısal ürün satan firmalarla satış ortaklığı bağlantıları koymak, siteye reklam almak, siteye AdSense gibi otomatik reklamlar koymak akla gelen (ben tecrübelerime dayanarak en çok gelir getirenden en az gelir getirene doğru sıraladım) ve en çok kullanılan yöntemler.
Bu adımların her birine sonradan teker teker değinecek bir yazı yazmak lazım. Bütün bu adımları harfiyen yapıp, hemen hemen aynı zamanı harcayıp da günde bir fincan kahve parası kazanan adam da tanıyorum, saatte bir fincan kahve parası kazanan adam da. Ben bu yazıda bu ikisi arasındaki farkı yaratan temel noktalara değineceğim.

Internetten para kazanma
Internetten para kazanma yollarindan biri de içerik siteleri yapmaktir. 
İnternetten para kazanma yollarından ciddi olanlarını gayri-ciddi ve başarısız olanlarından ayıran temel şey girişimcinin bu işi bir girişim olarak ele alıp almadığı. Bundan kastım şu: İnternetten para kazanmak her ne kadar görece kolay olsa da her girişim gibi önden yatırım yapmayı, birinci adımdan sonuncu adıma kadar her adımda çalışır ve başarısı tekrar edilebilir bir süreç kurmayı, girişimin siz zaman harcamazken de işler olması için gerekli akışın kurulmuş olmasını gerektirir. Yani internetten yaptığınız girişimi tavuk çiftliğine de çevirebilirsiniz, evinizin balkonunda 2-3 tavukluk kümese de. İnternetten kazansan kazansan üç beş kuruş kazanırsın diye ortada dolanan tecrübe sahibi zatların temel problemleri internetteki girişimlerini kümes olarak kurmalarıdır, tavuk çiftliği olarak değil.

Tavuk çiftliği diye örnek verince gözünüz korkmasın. Netten para kazanmak çok daha az yatırımla çok daha fazla para getirebilecek bir iş. Ama şunlara dikkat etmeniz lazım:
  • İçerik siteleri ile internetten para kazanmak için birçok adımı doğru atmanız lazım. Hangi konuda site hazırlamalı, daha fazla sayıda insanın daha fazla para harcamaya niyetli olduğu konuları nasıl bulurum, siteye trafik nasıl çekerim, hangi satış ortaklıkları sitelere uygun olur, yazılar nasıl olmalı, yazılar nasıl yazılmalı, işe yarar anahtar kelimeleri nasıl bulurum, vs... vs... Bu soruların her birine birkaç doğru ve bir sürü yanlış ve işe yaramaz cevap var. Size ilk tavsiyem bu konularda deneye yanıla aylar hatta yıllar harcayacağınıza denenmiş çalışır yöntemler ve en önemlisi yazılım araçları sunan ciddi sitelerden birine üye olun. Bu yapmanız gereken ilk yatırım zira bu siteler bedava değil. Benim tavsiyem Niche Profit Classroom(*). Bütün bu adımlarda sizi eğitip çalışır yolları öğretmektenin yanında, büyük miktarda zaman tasarrufu sağlayan araçlar (hiç işten anlamayana web sayfası hazırlayıp internette yayınlayan sihirbazlar, en iyi anahtar kelimeleri otomatik belirleyen yazılımlar vs...), hazır para getiren konu ve site taslakları ve de bütün bu işi devredebileceğiniz fason ekibi sunan bildiğim iyi sitelerden biri. Fakat önceden uyarayım, bu sitelerin temel sorunu hızlarını alamayıp işi olduğundan çok daha kolaymış gibi anlatmaları. Örneğin sitede denildiği gibi bir web sitesi açıp içine 3-5 yazı koyup, sırf önceden iyi bir alan adı parsellediniz diye sonradan hiçbir şey yapmayarak o siteden para kazanma devri 2 sene önce geçti gitti. Artık çok daha fazla yazı ve güncelleme gerekiyor. Yine de burada tavsiye edilen yöntemler ve araçlar sağlam. Buna ben kendim üyeyim ve kullanıyorum, işe yeni başlayacaksanız tavsiye edebilirim.  
  • Mümkünse ingilizce site hazırlayın. İngilizce sadece dünyanın en çok konuşulan dili olduğu için değil, ana dili ingilizce olan ya da iyi ingilizce konuşan insanların diğer dilleri konuşan insanlara göre internette daha çok para harcıyor olması nedeniyle sitelerinizi ingilizce hazırlayın. Türkçe siteden de para kazanırsınız ama ingilizce siteden kazandığınızın belki onda birini anca.
  • Mümkün olduğunca site hedef kitlenizi Kuzey Amerika ve Avrupa ahalisi olacak şekilde belirleyin. Bu insanlar internette en çok para harcayan kesim.
  • Siteleriniz kafasında birşey almaya hazır insanlara yönelik olsun. Yani konu olarak futbol, genel ekonomi, haberler, magazin, ruhani dünya, şiirler vs. falan seçerseniz çok iyi para kazanamazsınız.  Sağlık, sigorta ve finans, moda gibi konular ise genel olarak daha fazla para getirir zira insanlar bu konuları birşey almaya niyetleri olduğunda aramaya meyillidir.
  • AR-GE (araklama-geliştirme) ile para kazanamazsınız. Copy-paste değil alın teri yazılara ihtiyacınız var. Google artık daha akıllı. Bir sitede başka bir siteden araklanmış yazıya rastladı mı tüm sitedeki yazıları cezalandırıyor (arama sonuçlarında arkalara atıyor). O nedenle bu iş hiç üşenmeye gelmez. Bu yazıları en verimli nasıl yazacağınızı da ya kendi başınıza deneye yanıla bulursunuz ya da ilk maddede değindiğim gibi sitelere üye olursunuz ve orada belirtilen genelde çalışır ve pratik yöntemle yazarsınız.
(*): Bu link affiliate linkidir.
Read More!

Insider Monkey Uyelik Ucretleri Artmadan Uye Olun

Gelecek ay Insider Monkey sitesinin cikardigi elektronik derginin uyelik ucretlerine buyuk bir zam yapacagiz. Simdiki fiyatlardan uye olanlar gelecekte de ayni fiyatlari odeyerek uyeliklerini uzatma hakkina sahip olacaklar.

Yurtdisinda islem goren hisselere yatirim yaparak portfoy cesitlendirmesi yapmak isteyenlerin cikardigimiz dergiye uye olmayi goz onune almalarini tavsiye ederim. Agustos ayinin sonundan bu yana sectigimiz hisseler %37,2 ortalama getiri sagladi. Ayni sure icerisinde S&P 500 endeksi sadece %14,7 getirdi. Yedi bucuk ayda borsa endeksinin 22,5 puan uzerinde bir getiri saglayarak basarili bir performans sergiledik.

Izledigimiz stratejiyi gecmis verileri kullanarak da test ettik. 1999-2009 arasinda yatirim stratejimiz S&P 500 endeksini senede ortalama 18 puan ile gecmeyi basardi. Yayinladigimiz dergide bu stratejinin en son hisse secimlerini sizlerle paylasiyoruz.

Ilgilenenler Insider Monkey Newsletter linkine tiklayarak uye olabilirler. Read More!

Link Degisimi Yapmak Isteyenler Email Atsin

Ekonomi Turk sitemizin pagerank'i 5 gibi yuksek bir rakam. Insider Monkey sitesine sitelerinden veya bloglarindan link verenlere Ekonomi Turk sitesinden esdeger veya daha iyi bir link verecegimizi duyurmak istiyorum. Ilgilenenler turkekonomi@gmail.com adresine mesaj atarak link talep edebilirler. Read More!

Apple Inc. (AAPL) and EU Antitrust Problems

Apple might be having problems with EU antitrust regulators. Insider Monkey published an article titled EU Antitrust Regulators Keeping a Close Eye on Apple Inc. (AAPL). Here is what the article says:



When you are one of the most valuable companies in the world, regardless of industry, there are going to be people watching you at all times. This is something that Apple Inc. (NASDAQ:AAPL) has found to be true over the years. While it is nice to have consumers watching the company with great interest, things can be a bit unsettling when it comes to government entities.

According to a spokesman for the European Commission, EU antitrust regulators are keeping a close watch on Apple Inc. (NASDAQ:AAPL) in regards to the Cupertino-based company’s distribution of its iPhone and iPad devices.

Insider Monkey is a finance website focusing on hedge funds and insider trading. The site also publishes a quarterly newsletter that lists the stock picks of its small-cap hedge fund strategy. The strategy returned more than 37% since the end of August vs. 12% gain for the S&P 500 index. Read More!

Güney Kıbrıs' da Kurtarma Paketi İşe Yarayacak mı?


Güney Kıbrıs, 840 bin nüfusa sahip küçük bir ülke. Yabancı ve yerli basını takip eden olursa (ki yerli basın bu olay üzerine çok fazla gitmedi) mevduatlara gelecek olan hacizleri ve kurtarma paketini duymuşsunuzdur. Bu yazıda bu konuyu biraz irdelemek istiyorum.

Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti, değerli Euro ile üretim yapamayan bir ülke. Bol miktarda offshore bankalara sahiptir. Offshore banka kısaca; bir ülkede faaliyet gösteren fakat merkezi o ülke olmayan denizaşırı bir bankanın faaliyet göstermesidir. Offshore bankacılığın avantajları nelerdir? Öncelikle faiz oranları diğer bankalardan daha yüksek olur. Ve devlete ait kurumların regülasyonlarından, yasalardan, vergilerden ve denetlemelerinden de oldukça hızlı bir şekilde kaçabilmektedirler. Offshore (kıyı) bankalarda hesabı bulunan bir insan tanımadığı bir ülkede tanımadığı bir hukuki düzlemde mevduatını tutar. Genellikle offshore denildiği zaman akla ilk kara para aklama gelir. Güney Kıbrıs bankalarında tutulan mevduatın  %40’ ı Rus bankalarına ve yatırımcılarına aitmiş.

Peki bu mevduata haciz olayı nereden geliyor? Olayın aslı şöyle: Güney Kıbrıs’ ın normal olarak Yunanistan ile çok sıkı bağlantıları vardı ve adadaki bankaların Yunan bankalarında hatırı sayılı miktarda paraları vardı. Haircut mevzusu ile paraların bir kısmı maalesef gitti. AB, cuma gününe kadar gelen noktada artık hepimize yabancı gelmeyen tavrını sergiledi. AB, Güney Kıbrıs’ a yardım edecekti fakat bunun karşılığında Güney Kıbrıs’ tan da bazı istekleri vardı. Güney Kıbrıs’ a 10 milyar euro’ luk yardım yapılacaktı fakat banka hesabında 100.000 euro’ ya kadar mevduatı olanlarda (evet bütün banka müşterileri dahil) %6,75 ve 100.000 euro’ dan fazla parası olanlarda ise %9,9 kesinti yapılacaktı. Bunu öneren de Almanya maliye bakanının ta kendisi. Gerçi önceleri bu teklif %40 civarındaydı fakat zamanla oranlarda bir değişikliğe gidildi. Yeni anlaşmaya göre 100.000 euro’dan az olanlar %3, 100.000- 500.000 euro olanlar %10, 500.000 euro ve üzeri olanlar ise %15 hacize uğrayacaklardı. Ama kabul edilmedi ve yeni bir kurtarma paketi talep edildi.

Kabul edilse de edilmese de AB’ nin yaptığı bu öneri zaten karışık olan piyasaları daha da karıştıracak diye düşünmekteyim. Onaylasalar farklı bir sıkıntı, onaylamasalar farklı bir sıkıntı. “Bank run” dediğimiz, bankada hesabı bulunanların mevduatlarını kısa bir süre içerisinde çekme girişiminde bulunmaları sonucunda Güney Kıbrıs’ da bazı atm’ler devre dışı bırakılmış. Hatta BBC’ nin yaptığı bir habere göre, İngiltere Güney Kıbrıs’ da yaşayan askerleri ve vatandaşları için içinde yüklü miktarda para bulunan bir uçağı Güney Kıbrıs’ a göndermiş. Ne kadar doğrudur bilemem..

Kabul edilmediği taktirde ise daha farklı sıkıntılar ortaya çıkıyor çünkü kamu borcu/gsyih oranı %90 civarında ve yaklaşık 16 milyar Euro tutarında. Kamu gelirleri 7 milyar Euro iken kamu harcamaları ise 8.5 milyar Euro civarında. Bu hızda giderse 2017 yılında kamu borcu/gsyih oranı %106 olacak!! Tehlikenin sinyalleri işte tam burada başlıyor. 10 milyar euro’ luk bir yardım bize göre az gelebilir ama milli geliri 22 milyar Euro olan bir ülkenin 10 milyar euro’ luk bir yardım alması Türkiye’ nin 350 milyar Euro yardım alması gibidir. Ve en kötü yanı Güney Kıbrıs bu kurtarma paketine mevcut durumda muhtaç.

Üçüncü bir sonuç daha var:  bir gecede banka mudilerine böyle bir yaptırım yapılırsa bunun diğerlerine sirayet etmeyeceğinin garantisi her ne kadar AB tarafından garanti edilse de bu bir örnek teşkil edebilecektir. Aynı şekilde “PIGS” denilen ülkelerden de yabancı sermaye çıkışına yol açabilir. Hem de böyle bir kriz ortamında. Beklentiler iyice düşecektir.

Peki neden böyle ilginç politikalar uygulanıyor? ABD’ de tek bir başkan var, tek bir FED başkanı, maliye bakanı ve hazine bakanı var. Avrupa Birliği’ nde ise 27 farklı ülke, Euro bölgesinde ise 15 farklı ülkenin bakanları vs. var. Her kafadan farklı bir ses çıkıyor. Ne kadar kültürel açıdan birbirine yakın olsalar dahi Angela Merkel halkını farklı bir ülkeyi kurtarmak için bir daha karşısına almak istemeyecektir. Daha kurumsallaşmadığı belli olan AB mekanizmaları,hala kesin ve net politikalar uygulamadan mesela ABD gibi trilyonlarca doları piyasaya sürmeden antin kuntin politikalar ile günü kurtarmayı hedefliyor.

AB’ den gelen sinyaller rum kesimine göre olumlu değil. Tamamen oyalama, sıkıntı içine sokma, balonu patlatma ve başka ülkelerdeki vatandaşları oradan kaçırma amaçlıdır.

Rusya üzerinden siyasi bir yorum yapmak istemiyorum. Ama bazı cin fikirli türk vatandaşları düşünebilir:  “Yahu, batsın güney Kıbrıs. Oradaki mangırlar bize aksın.” diye.. Lakin ticaretimizin önemli bir kısmını Avrupa ile yaptığımız gibi en büyük ticari ortağımızın krizle daha da batmasını istemek akıllıca olmaz. Çıksınlar krizden, ticaret kanallarımızı daha etkin kullanalım.
Read More!

Apple'in Piyasa Degeri Ne Kadar?

Apple sirketinin piyasa degeri ne kadar diye merak ediyorsaniz dogru adrese geldiniz demektir. Apple Inc. (AAPL) $500 milyar barajini gecen son sirket idi ve gectigimiz yaz aylarinda hissenin piyasa degerinin $1 trilyon dolari gececegini soyleyenlerin sayisi hayli fazla idi.

Maalesef bunu basarmak o kadar kolay is degil. Apple sirketinin piyasa degeri son aylardaki kotu performanstan sonra $400 milyarin altina geriledi. Artik Apple Inc. Amerika'da islem goren en pahali sirket de degil. Exxon Mobil Apple'dan daha degerli bir sirket simdi.

Bu konuyla ilgili Insider Monkey sitesinde Apple Inc. (AAPL) Market Cap Drops, No Longer Most Valuable Company baslikli bir yazi yayinladik. Ilgilenenlerin okumasini tavsiye ederiz.

Insider Monkey sitesinde yaklasik 2.5 yildir yazi yayinliyoruz. Alti ay kadar once de ceyreklik olarak yayinlanan bir newsletter gelistirdik. Bu newsletter'da Amerikan piyasalarinda islem goren ve hedge fonlar tarafindan yukselme potansiyeli yuksek olarak degerlendirilen 15 hissenin ismini uyelerimizle paylasiyoruz. Yayina gectigimiz ilk 6 ayda sectigimiz 15 hisse piyasa ortalamasinin tam 20 puan uzerinde getiri sagladi. S&P 500 endeksi %9'un altinda bir getiri saglarken bizim uyelerimizle paylastigimiz hisseler tam tamina %29.2 getiri sagladi.

Borsada yaptigi yatirimlarina cesitlilik kazandirmak isteyen yatirimcilarin newsletter'imizi gozden gecirmesi faydali olur kanaatindeyim. Ilgilenenlere indirimli uyelik firsati sunuyoruz. Amerikali uyeler senelik $299 oderken sizler $199 odeyerek ayni hizmete erisebilirsiniz. Read More!

Ödemeler Dengesi İstatistikleri: 2012 Yılı

Merhabalar, bu yazıda 13 ocak 2013 yılında Aralık ayının da dahil edilmesiyle açıklanan ödemeler dengesi istatistiklerini ele alacağım. 2012 yılına baktığımız zaman elimizde net olarak bakabileceğimiz iki veri bulunmaktadır. Birincisi ödemeler dengesi verileri, ikincisi enflasyon verileri. Büyüme rakamlarını öğrenmek Mart ayının sonu, Nisan ayının başına denk gelecektir.

Öncelikle ödemeler dengesini nedir? Ödemeler dengesi en kapsamlı tanımıyla bir ekonomideki yerleşik( orada ikamet eden) kişilerin- bunlar arasında hükümet,bankalar,diğer sektörler de dahildir-  diğer ekonomilerde bulunan yerleşik kişiler ile belli bir dönem- bir ay, bir yıl- içinde yaptıkları ekonomik işlemlerin kayıtlarını elde etmek üzere hazırlanan istatistiki rapordur.

Peki bu ekonomik işlemler neyi kapsar?

Mal, hizmet, gelir alışverişini,
Varlık ve yükümlülük işlemlerini,
Ve sermaye transferlerini kapsar.

Bana “ödemeler dengesindeki açık hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye soracak olursanız, “hangi açık ki?” diye cevap veririm. Amacım olaya felsefi bir boyut katmak değil, amacım ödemeler dengesinde açık olmayacağını iddia etmek. Neden ödemeler dengesinde açık meydana gelmez? Çünkü ödemeler dengesi hesaplanırken muhasebedeki çift kayıt ilkesi esastır. Hani yevmiye kaydı yaptığınız zaman borçlar ile alacaklar birbiriyle aynı, o tarihli yevmiyede nasıl açık çıkmıyorsa ödemeler dengesinde de açık çıkmaz.

Örneğin, bir ülkeye ihracat yaptığınız zaman ihracat tutarı alacak(+) olarak kaydedilir, (Cari işlemler hesabına), ihracat sonrası kazanılan döviz ise Diğer yatırımlar/Varlıklar/Efektif ve Mevduatlar kısmına borç(-) olarak kaydedilir. (Sermaye ve finans hesabına).

Bu sitenin geçmiş yazılarını incelerseniz şöyle bir tez ile karşılaşırsınız: cari açık miktarı kadar ülkeye sermaye girer ve anında finanseedilir. Doğrudur, şöyle bir örnekte bulunalım:

Örneğin 100 birim mal ödemesini vadeli şekilde ithal ettik. Elde edeceğimiz kayıt şu şekilde olur: ithalat (Cari işlemler hesabı): 100 birim borç, yükümlülükler( Sermaye ve finans hesabı): 100 birim alacak. Gördüğünüz gibi ithalatın finanse edilmesi ve kaydedilmesi en basit örnekle bu şekilde olur, ve ödemeler dengesinde hiçbir açık olmaz.

Gelelim ödemeler dengesindeki cari dengeye. Rakamları akılda kalması için yuvarladım, tam rakamları öğrenmek istiyorsanız Tcmb' ni internet sitesini inceleyebilirsiniz. 

Cari denge 4 kısımdan oluşur;
Mal dengesi: ihracat- ithalat (toplam mal ihracatı ve ithalatı)
Hizmet dengesi: hizmet gelirleri- hizmet giderleri (Turizm, taşımacılık, inşaat vs.)
Gelir dengesi: Gelirler- giderler (yurtdışına çıkıp yatırım yapan ya da yurtdışından gelerek türkiye’de yatırım yapan, kar payı alan vs.)
Cari transferler.

Cari işlemler dengesinde:
İhracatımız= 163 milyar 300 milyon USD
İthalatımız= 228 milyar 918 milyon USD
Açık= -65 milyar 602 milyon USD (dış ticaret açığı)

Hizmetler dengesinde:
Hizmet gelirleri= 42 milyar 94 milyon USD
Hizmet gelirleri= 20 milyar 162 milyon USD
Fazla= +21 milyar 932 milyon USD

Gelir dengesinde:
Gelirler= 5 milyar 33 milyon USD
Giderler= 11 milyar 627 milyon USD

Cari transferler: 1 milyar 397 milyon USD

Hepsini toplarsak karşımıza cari dengedeki açık, yani cari açık rakamına ulaşırız:
Cari açık: 48 milyar 87 milyon USD

Cari açığımız, 2011 yılında 77 milyar 219 USD civarında gerçekleşmişti. 2012 yılında buna göre 30 milyar USD cari açığımızı azaltmışız diyebiliriz.

Peki cari açık nasıl finanse edilmiş? Bu sorunun cevabını Sermaye ve Finans hesabında bulabiliriz. Sermaye hesabı sıfırdır. Bu hesabın kurulma nedeni yurtdışında yaşayan gurbetçilerimizin Türkiye’ye döviz yollamalarıydı. Lakin artık eski işlevi kalmamıştır. 43 milyon USD olarak gerçekleşmiş, ihmal edilebilir bir rakam.


Finans hesabını inceleyecek olursak:
Doğrudan Yatırımlar: uzun vadeli yatırımlardır.
Yurtiçi doğrudan yatırım (Türkiye’ye yapılan)= 12 milyar 400 milyon USD
Yurtdışı doğrudan yatırım (Türkiye vatandaşlarının başka ülkelere yaptığı)= 4 milyar 100 milyon USD
Fazla: 8 milyar 300 milyon USD

Portföy hesabı: varlıklar ve yükümlülüklerdir. Hisse senetleri, borç senetleri vs.
Varlıklar( Yabancılara ait olup da T.C. kurumlarının elinde bulunan)= 2 milyar 700 milyon USD
Yükümlülükler( Türklere ait olup da yabancıların elinde bulunan)= 38 milyar 100 milyon USD
Toplam= 40 milyar 800 milyon USD

Diğer yatırımlar hesabı:  Varlıklar ve yükümlülükler diye ikiye ayrılır. Doğrudan yatırım, portföy ve finansal türev dışındaki tüm sermaye hareketler incelenir. İçinde yabancı ülkelerden kredi alacakları, SDR, mevduatlar( Varlıklar), yabancı ülkelerin kredi alacakları, Türkiye bankalarındaki yabancı mevduatlar( Yükümlülükler) bulunmaktadır.
Varlıklar= -1 milyar 100 milyon USD
Yükümlülükler= 19 milyar 787 milyon USD
Toplam= 18 milyar 687 milyon USD

Sermaye hesabını dikkate almazsak:
Doğrudan net yatırımlar: 8,300 milyar USD
Portföy hesabı: 40,800 milyar USD
Diğer yatırımlar: 18,687 milyar USD
Finans hesabı dengesi: 67 milyar 787 milyon USD fazla ile karşılaşırız.

Şimdi yorumumuzu yaparsak: Cari işlemler açığında bulunan 48 milyar USD’ lik açık, daha çok kısa vadeli diyebileceğimiz portföy yatırımları sayesinde finanse edilmiş. Doğrudan net yatırımlar ve diğer yatırımlar onun yanında görece daha düşük seyretmiş.
Net hata ve noksan hesabı ise 4 milyar USD kadar olmuş. Bu; hesaplamadan, vadeden ve zamandan karşılanan hataların düzeltilmesi anlamına gelir. Peki finans hesabı ile cari açık arasındaki fark nereye gitmiştir? Bu rezerv varlıklara gitmiştir. Demek oluyor ki Türkiye 2012 yılında rezervlerini 22,9 milyar USD arttırmıştır.

Merkez Bankası, “3x5” politikasında başarılı olacak mı? Bu noktada artan kredi hacmi, kredi yoluyla cari açığı kontrol etme konusunda başarısızlığa uğratabilir mi? %5,8’ lik cari açık nereye kadar düşebilir?
Sadece şunu söyleyebilirim: cari açığın kur ile ilgili olmadığını düşünüyorum. İthalatın kompozisyonu ve mikro yapıdan kaynaklanmaktadır. Ama TL/USD kuru etkili olabilir. Eğer kur TL lehine değerlenirse, büyüme ve ithalat rakamları artarsa cari açık artabilir.

Bir ara Tüik’ in enflasyon hesaplaması üzerine yazacağım, unutmazsam yazarım. İyi günler..

Read More!

Sigaradan Nasıl Tasarruf Edilir?


Hayır, sigarayı bırakmadan da sigaradan tasarruf edilir. Hem de %81 oranında. İlginizi çektiyse sizi yazıya alalım.

Hatırlayacağınız gibi 1 Ocak 2013 sigara zammı sonucunda Winston 7,75 liraya, Marlboro ise 9,75 liraya, içilebilecek en dandik sigara olan West ise 6 liraya yükselmişti.  Zam oranı %20’ lerden daha fazlaydı. Bunun gibi politikalar sonucunda kimse Akp hükümetinin liberal olduğunu iddia etmesin. Zaten 2011 Dünya Ekonomik Endeksi’ nde Türkiye 141 ülke arasından 75. olmuş. Bu konuya daha sonraki yazılarımda değineceğim.

Peki, bu gaddarca zam olayından nasıl kaçınabiliriz? Öğrenci, işsiz ya da  devleti finanse etmenin kendisinin görevi olmadığını düşünen fakat sigara gibi bir nimeti hakkını vererek kullanmak isteyen arkadaşlarımıza bir önerim var. Tahmin edilebileceği gibi sarma sigara. Yani tütün. Bu yazıda tütün sarmanın tasarruf üzerindeki etkisini anlatacağım.

Öğrenci sigarası Winston 7,75 lira. Lafı uzatmayacağım: her gün sigara içen bir öğrenci ayda her gün bir paket Winston içtiğini varsayarsak 232,5 lira bütçesinden sigara para ayırmak zorunda. 620 tane de sigara içmekte. Eğer paketlere verilen toplam sigara parasını, kaç tane sigara içtiğimize bölecek olursak bir rasyo elde ederiz: dal sigara rasyosu :) Yani bir dal sigaraya ne kadar para veriyoruz. Winston’ un dal sigara rasyosu ise: 0.37 . Elimizde olan budur. Kaçak sigara kullanmadığımızı varsayıyorum. Benim yaşadığım yerde tütünün kilogramı 40 lira. Günde bir paket sigara kullanan insan ayda 500 gram tütün kullanır,  200 tane “makaron” yani filtrenin fiyatı ise 7.5 lira. Buradaki dal sigara rasyosu:  0.07. Sırf bu rasyolardan gidersek sarma sigara içmek tütün içmeye göre %81 daha ucuz.

Tütün sarma deneyimimi anlatmak istiyorum: öncelikle yeni başlayacak olanlar tütün sarma makinesi almalıdırlar. Zamanla el ile sarmaya başlayabilirsiniz. Bir sürü makine kullandım ama rengi turuncu olan ve markası "Abdo" olan tütün sarma makinesini tavsiye ederim. Zımba gibi bir şey, fiyatı 8 lira. Neyse, günde bir paket sigara kullanan bir insandım eğer siz de benim gibiyseniz haftada 5 liralık olmak üzere ayda 20 liralık tütün işinizi görür. Filtrenin fiyatını da yukarıda eklemiştim. Kalite açısından nasıl dersem, West ile Winston’ un ortasını düşünün. Tütünü aldıktan sonra kuru olmasına fakat elde dağılmayacak kadar kuru olmamasına özen gösterin. Yerleştirirken: baş, işaret ve orta parmaklarınızla tuttuğunuz zaman parmak uçlarınızı kaplayacak tutarda tütün alın. Makineye her yere eşit gelecek şekilde yerleştirin, ve en önemlisi: tütün makinesine yerleştirdiğiniz tütünü dibine kadar bastırın. Tütünü haftalık alın ve maksimum 125 gr. satın alın. Yoksa tütün aşırı kurur ve içimi zorlaşır. Şimdi sayısal değerler ile uğraşalım:

Ayda 30 paket Winston kullanan birisi 232,5 lira sigara para harcar. Yılda yaklaşık 2790 lira maliyeti vardır. Tütün saran bir insan haftalık 5 liradan aylık 20 liralık tütün ve 22,5 lira filtre satın alır. Aylık maliyeti: 42,5 lira. Yıllık: 510 lira. Yüzde hesabı yaparsak: ((2790-510)/2790)x100= %81 gibi bir sayıya ulaşırız. Bu demek oluyor ki: tütün sarmak, paket sigara almaktan %81 daha ucuz. Dal sigara rasyosu ile eşdeğer bir oranda.

Aylık sigara masrafınız 42,5 lira olabilir, 20 tane sigaranın maliyeti 1.4 lira olabilir, günlük sigara masrafınız 1.4 lira olabilir. Hayatta her şeyi parayla ölçebilirsiniz ama otlakçılık etkisini de baz alırsak kimse sarma sigaraya otlanmaz. Bu paha biçilemez. İşin sağlık kısmını bilmiyorum, hangisi daha zararlı vs. Bunu bilen birisi varsa ve açıklarsa fena olmaz.

Şimdi işi grafiğe dökelim:




İşte olay bu. Eğer yılda tasarruf edeceğiniz 2280 lirayı %10 getiri sağlayan bir finansal araç ile değerlendirirseniz… Her şeyi ben mi yazacağım :) İşte tasarrufun ve tüketim kalıbının değiştirilmesinin etkileri bunlardır. Bir sonraki yazımda Tüik’ in enflasyonu hesaplarken nasıl hesapladığını inceleyeceğim. Dumanlı günler.

Daha kaliteli tütünler için:

http://www.cgarsltd.co.uk/default.aspx?CategoryID=10289

http://www.e-tobaccos.com/



Read More!

Ekonomi Turk'e Ozel: Insider Monkey Sitesine Uyelik $99

Bu siteyi uzun suredir takip edenler Turkiye ekonomisi ve finansal piyasalari uzerine yazdigim yazilara ara verdigimi ve alternatif olarak Amerikan hisse senedi piyasalarina yonelik arastirma ve yorum yapan Insider Monkey sitesini baslattigimi bilirler. Insider Monkey sitesinde sirket yoneticilerinin ve hedge fon yoneticilerinin yaptiklari islemleri takip edip bu bilgileri kullanarak Amerikan piyasalarinda yatirim yapabilecegimiz sirketleri belirlemeye calisiyoruz.

Ben 10 yili kapsayan verileri kullanarak bir yatirim stratejisi gelistirdim ve bu strateji 1999-2009 yillari arasinda borsa endekslerinin ortalama 15 puan uzerinde getiri sagladi (borsa senede %5 getiri sagliyorsa benim gelistirdigim strateji %20'nin uzerinde bir getiri sagliyor). Tabii gecmise donuk bu tur arastirma yaptiginiz zaman sonuclar iyi gorunebilir, o yuzden gelistirdiginiz stratejileri gercek hayatta da denemeniz lazim.

Biz Agustos ayinin sonunda yaklasik 70 sayfa olan bir rapor yayinlamaya basladik. Bu raporun icerisinde gelistirdigimiz stratejinin sectigi hisselerin listesi de var. Eylul-Aralik arasinda gecen 4 aylik surede bizim gelistirdigimiz bu strateji %14,3 getiri sagladi. Ayni sure icerisinde S&P 500 endeksinin getirisi sadece %2,1 idi.

Amerika'da yatirim yapmayi dusunen Turklerin de her ceyrek yayinladigimiz raporumuza ilgi gosterebilecegini dusundum. Amerika'lilardan uyelik icin senelik $299 aliyoruz. Ekonomi Turk sitesini takip eden ve uye olmak isteyen Turklere ozel bir kampanya baslattim ve uyelik ucretini $99'a dusurdum. Uye olmak isteyenler turkekonomi@gmail.com adresine mail atarak odemeyi nasil yapacaklarini ogrenebilirler. Read More!

Hedge Fund Manager Jon Jacobson’s Top Stock Picks


Highfields Capital Management was co-founded by Jonathon Jacobson and Richard Grubman in 1998. About a third of the fund’s initial capital of $1.5 billion came from Harvard Management; Jacobson had previously worked at the endowment. Grubman has since retired, but Jacobson is still managing the fund which has since grown to over $10 billion in assets under management.

Jacobson has admitted that the holy grail of value investing- a good company trading at a cheap price- is very elusive in the modern financial markets, even with the resources of a hedge fund research team. As a result he claims that Highfields end up looking at unattractive businesses which carry low valuations because the market expects that poor performance to continue. If the price is low enough, or if the company’s struggles have been due to problems which are getting weaker, then it might be a buy.

Considering that the hedge fund tends to manage a moderately concentrated portfolio- in its most recent 13F filing, the six largest positions were responsible for about 40% of the reported investments- it seems to us that the fund doesn’t need to find too many “close enough” picks to match its large size as long as it can invest high amounts of capital. The smallest of these six largest positions was over $350 million. In turn, the large size of the positions and the concentration of the portfolio generally results in fairly long holding periods for Highfields; Jacobson has claimed that a holding period can be two to three years. Between September 2011 and September 2012 the same three stocks have held the top three slots in the fund’s 13F portfolio according to our database of filings, and two more of the most recent top six had Highfields report a position of at least $200 million a year earlier. Read on for a quick discussion of the five largest holdings in Jacobson’s most recent reported portfolio or see the full list of stock picks:

News Corp (NWSA) Highfields owned about 32 million shares of News Corp, which is planning to split its business into two next year. Partly because of the opportunities inherent in this special situation- management of spun out or broken up companies can sometimes create shareholder value by being more focused on operations- News Corp was one of the most popular services stocks among hedge funds. The stock trades at 23 times trailing earnings, suggesting that the market currently expects it to improve.

SLM Corp (SLM) Student loan manager Sallie Mae, which is also a favorite of billionaire Leon Cooperman’s Omega Advisors (check out Cooperman's stock picks), was another of Jacobson’s top stock picks with a position of 46 million shares. The stock is cheap at trailing and forward P/Es of 8 and 7, respectively, but investors have at least some reason to worry about student loan debt- this is a classic case of an unattractive business at a low price.

DIRECTV (DTV) The fund cut its stake in DirecTV by 16% but still owned about 11 million shares at the end of September. Revenue and earnings growth was moderate last quarter compared to the third quarter of 2011, and the trailing P/E is 12. It might be a value candidate. DirecTV was one of Warren Buffett’s top ten stocks last quarter as Berkshire Hathaway reported owning almost 30 million shares (find more of Buffett's favorite stocks).

JPMorgan Chase & Co. (JPM). Jacobson increased the fund’s holdings of the megabank by 41% between July and September to more than 10 million shares. JPMorgan Chase trades at a small discount to book value and at 8 times consensus earnings for 2013, which we think is quite cheap. JPMorgan Chase joined fellow big banks Wells Fargo (WFC), Bank of America Corp (BAC), and Citigroup (C) in our list of the ten most popular stocks among hedge funds.

Canadian Natural Resource Ltd (CNQ). The $31 billion market cap integrated oil and gas company rounded out Highfields’ top five picks, and was the only one of the five where the fund had not had a position worth over $200 million a year ago. The stock has fallen 23% in the last year, and earnings were down strongly last quarter versus a year earlier. It is valued at 12 times forward earnings estimates.


Insider Monkey is a finance website that provides free insider trading and hedge fund stock-holdings data. It tracks more than 400 equity hedge funds. Follow it on Twitter @insidermonkey
Read More!

Fiyat Deflasyonu Nedir?

Merhabalar, bu yazımda fiyat deflasyonunu tanımlayacağım. Eğer metni google' dan aratırsanız aynısını Ekşi Sözlük' te de bulabilirsiniz. Oradaki yazıyı da yazan kişi olarak bunun pek sorun çıkaracağını sanmıyorum.

Fiyat deflasyonunu tanımlamadan önce birkaç ön tanım yapalım. 

Öncelikle para talebi nedir? Para talebi senin, benim cebimizde ya da bankadaki çek hesabı gibi likit varlıklarda tuttuğumuz paradır. İnsanlar servetlerinin portföyünü çeşitli şekillerde oluştururlar. Misal birisi giyim, yiyecek, konut ve para şeklinde tutabilir. Burada tuttuğumuz para aslında bizim paraya olan talebimizdir. Para harcadığımız zaman elimizdeki bakiye azalır ve tüketim ya da yatırıma dönüşür. 

Para talebini doğru öğrenmek için şu soruya cevap vermemiz gerekir: İnsanlar neden belli zamanlarda daha fazla para tutarlar ya da daha az para tutarlar. Mesela enflasyon dönemlerinde hükümet ya da merkez bankası mevcut fiyat sepetinde insanların daha az para tutacağını göz önüne alamazlar. Yani fiyatların sürekli arttığını düşünün, siz bu durumda elinizde para tutar mısınız yoksa tutmaz mısınız? Ve insanlar ellerindeki fazla parayı tüketime yönlendirerek enflasyonu yaratır. 


İyi bir parasal sistem insanların o gün oluşan fiyat seviyesinde tutmak istedikleri para miktarı kadar piyasaya para süren bir sistemdir.


Gelelim fiyat deflasyonuna. Fiyat deflasyonu tanım olarak ekonominin genelindeki verimliliğin artması yani bazı malların göreceli olarak kıt olma durumunda çıkması sonucunda oluşur. Fiyat deflasyonu iyidir aslında. Eğer parasal sistem işini yapıyorsa ve ekonomi büyüyorsa fiyatlar genel seviyesi aşağıya doğru çekilecektir. Çünkü verimlilik maliyetleri düşürür, düşen maliyetler fiyatlara yansır. Yani hayat pahalılığı düşmektedir. 


1800' lü yılların sonlarına doğru abd' de yaşanan durum da tam olarak budur. Yalnız burada şöyle bir sorun var; eğer üretim artışları %10 düşüyor, piyasaya %10 para sürülüyorsa genel olarak indekslerde %0 enflasyon görülür. ama fiyatların %10 düşmesi gerekmektedir. ama bu saklanmıştır. Genel olarak fiyatların verimlilik sayesinde düşmesi iyidir ve sorun değildir. Read More!

Ekonomi Turk Kitabi Satis Istatistikleri

Ekonomi Turk kitabini yukaridaki linkten ucretsiz olarak dagitmaya bundan tam uc ay once basladik. Hedge funds konusunda uzmanlasan Insider Monkey sitesinin sponsorlugunda gerceklesen bu uygulamamizdan simdiye kadar 3285 kisi yararlanmis. Aylik ortalama 1000'den fazla kisi kitabimizi indiriyor anlamina geliyor. Bu tempoda devam edersek bir sene sonunda kitabimizi indirenlerin sayisi 13 bin kisiye ulasacak.

Bu arada Insider Monkey sitesi de oldukca basarili gidiyor. O yuzden Ekonomi Turk'e artik zaman ayiramiyorum. Sitede surekli olarak yazi yazmak isteyen olursa bana email atabilir. Read More!

Makinelerin Yükselişi

New York Times'ın "Rise of The Machines in Global Factories" adlı makalesine göre endüstride robot kullanımında son zamanlarda görülen büyük artış bazılarını robotlar insanların işlerini ellerinden alacaklar diye endişelendiriyormuş. Ekonomik faaliyetlerin nihai amacının insanların taleplerini kıt kaynakları en verimli şekilde işleyerek mümkün olduğunca tam ve hızlı karşılamak olduğunu çoktan unutmuş ve ekonomik faaliyetlerin insanlara iş-güç sağlamak için olduğunu sanan gereğinden fazla geniş bir ekonomist ordusu var. Sokaktaki adamın da zaten bu sonsuza doğru uzatılmış ekonomik kriz, pardon kriz değil Allah korusun "gerileme", ortamında işimi kaybeder miyim korkusu olduğundan bu yanlış ekonomik sıralandırma oldukça yankı buluyor. New York Times'ın başlığına bakar mısınız: "Rise ofThe Machines". Makinelerin gaza gelip insanlığı soykırıma uğrattığı bir gelecek tasviri olan meşhur bir filmden arak (Terminator 3: Rise of the Machines).

Ha bu zaten yetmezmiş gibi bir de son zamanlarda "üretkenlik zararlıdır" tadında yazılar görülmeye başladı ki piyasada o başlı başına bir komedi (bkz. Let's be less productive (Hadi daha az üretken olalım)). Amca ciddi ciddi insanlığı daha iyi bir yaşam seviyesine getiren devasa teknolojik innovasyon sürecini tersine çevirelim diyor.

Oysa Murray Rothbard der ki:

"İşgücü kıt kaynakların en başta geleni olduğu ve insanlığın tüketim ihtiyaçları henüz tamamen karşılanmadığı için, iş gücünden ne kadar çok tasarruf edilirse o kadar iyidir. Bu şekilde daha çok ve daha iyi üretim araçlarına sahip iş gücü daha çok ihtiyacı daha kısa zamanda karşılayabilir.

Bir endüstrideki teknolojik gelişim, o endüstrinin ürettiği ürünlere olan talep yukarı doğru esnek ise, o endüstride çalışan insan sayısını azaltmaz, tersine arttırır. Zira daha fazla ürün daha fazla talep ve harcama ile karşılanır. Bunun aksine eğer bir endüstrinin mallarına olan talep aşağı doğru ve esnek değil ise, tüketiciler piyasaya sürülen daha fazla mala daha az para harcayacaklarından bu endüstrideki teknolojik innovasyon çalışan sayısını azaltır. Kısaca, teknolojik gelişim iş gücünü talebin esnek olmadığı endüstrilerden esnek olduğu endüstrilere kaydırır."

İleri derecede robotlaşmış Tesla Motors Model S Fabrikası
Bu güne kadar da teknolojik yenilikler insanları sersefil etmek şöyle dursun, iş gücünü daha iyi işlere göç ettirerek insanların yaşamlarını çok daha iyi seviyelere taşıdı. Örneğin tarımda geçen yüzyıl yaşanan makineleşme yüzyılın başında Amerika'da tarım çalışanlarının oranını %40'tan %2'ye indirdi. Bu süreçte devasa miktarda insan geçici olarak işsiz kalırken sonuçta kazanan işçiler oldu.
Read More!

Pump, pump it up Ben, Pump it up a little more

"and get your boody on the floor tonight, make my day" diye devam eder sarki. Asya piyasaları dün, para basmadan sorumlu devlet memurlari Ben Bernanke ve Mario Draghi matbaanın kollarına asılacak ve dünya ekonomisinin kokuşmuş, boğazına kadar borca batmış ama  çevresi geniş tarafı için yine günü kurtaracak beklentisi ile coştu. Zaten bu Pavlov’un alpha dog’ları ve de onların eşit derecede aptal trading algoritmaları para basmanın lafını duyunca coşmaları ile meşhurlar.

Anlaşılan o ki tüm dünya ekonomisi Keynesci aptallığa boğazına kadar batmış vaziyette (Keynesci ekonomi para basarak zenginlik, devlet eli ile çukur açıp-doldurarak iş yaratılacağını iddia eden bir ekonomik öğretiye denir). Havadan basılan para ile dans pistinin tozunu atan bu arkadaşları her gördüğümde (ki medyadaki fix temsilcileri New York borsasının gülücükler atan brokerlarıdır) nedense(!) aklıma çocukluğumuzun seksi hip hop şarkıcısı Ya Kid K. geliyor (yazının başlığı tanıdık geldi değil mi):

"Pump it up a little more (Ben)
Get the party going on the dance floor
See 'cos that's where the party's at
And you'll find out if you're too bad"

Bu yazının ana konusunu özetleyen bir çalışma: Pompala pompala nereye kadar Ben?

Tabii ekonomiden Paul Krugman kadar anlıyorsanız, yani hemen hemen hiç anlamıyorsanız,Ben ve Mario'nun DJliğindeki parti size ekonomiyi kurtaracak gibi görünebilir. Oysa bu adamlar ekonomiyi katletmekle meşguller. Nasıl mı: Sıfır faiz ile.

Ekonomi 101: Sokaktaki adam için finansal sektörü ve bankalar hiçbir işe yaramayan asalaklar. Oysa bu elemanların önemi büyük. Finansal sektörü ve bankaların fonksiyonu tasarrufları en etkin şekilde yatırımlara akıtmak! Bunun için  karlı ve geleceği olan yatırımları, karsız ve dipsiz kuyu yatırmlardan ayırmaları lazım. Bu ayrımı sağlayan temel mekanizma ise faiz oranları, yani kısaca tasarrufları kullanmanın bedeli. Serbest piyasa tarafından belirlenen faiz oranları genelde tasarrufların en etkin şekilde karlı projelere akmasını sağlar. Merkez bankaları tarafından yapay bir şekilde sürekli sıfır seviyesinde tutulursa tasarruflar, karlı.karsız tüm yatırımlar akmasını, hatta defalarca şahit olduğumuz gibi daha çok karsız yatırımlarda çar çur olmasını sağlar. Amerikada ve Avrupada gördük: Sıfıra yakın faiz oranlarının tasarrufları nasıl gereksiz emlak projelerine ya da Yunanistan’daki gibi har vurup Harman savurmaya yönelttiğini.
 
Bu adamların yarattığı zarar sadece ekonomik de değil, daha fazlası tehlikede: Merkez bankaları taa dot com bubble’dan beridir Avrupa ve Amerika’nın on yıllardır oluşturduğu devasa birikimleri çoktan tarihin çöplüğüne atılması gereken devasa firmalara gömerek yok etmekle meşguller. Herşeyi taklit etmekten başka bir marifeti olmayan Çin’de geri kalır mı? Onlar da 2008’den beridir on yılların tasarrufunu kimsenin oturmayacağı konutlara, binmeyeceği trenlere ve de geçmeyeceği köprülere gömüyorlar. Bu insanlığın sadece ekonomisini değil tüm modern kazanımlarını tehlikeye atmak demek. Sonumuz kötü. Ama olsun borsalar iyi tutunuyor.

Bu yazinin biraz daha degisik asli Asia Singapore blogunda yayinlanmistir.
Read More!

Ekonomi Turk Kitabini Indirin

Ekonomi Turk Kitabinin 2. baskisini sponsorumuzun sayfasindan asagidaki linki takip ederek indirebilirsiniz:

Ekonomi Turk Kitabi 2. Baski

Read More!

Milyarder David Einhorn'dan Hisse Tuyolari

Hedge fon yoneticileri musterilerinden kazandiklari paralarin %30'u ile %80'i arasina bir miktarini ucret olarak alirlar. Kafasi calisan musterilerin bu paralari vermek yerine hedge fonlarin yaptigi islemleri kendi baslarina taklit etmeleri bazi durumlarda cok daha kazancli olabilir.

Milyarder David Einhorn yaptigi islemleri genellikle fazla gizlemeyen bir fon yoneticisi. Onun en son satin aldigi ve sattigi sirketleri merak ediyorsaniz bu konuda Insider Monkey sitesinde yayinladigimiz Billionaire David Einhorn's Latest Stock Picks baslikli yaziyi okumanizi tavsiye ederiz.

David Einhorn hedge fon yoneterek milyarder olan birisi ve gecmiste cok basarili hisse tavsiyeleri var. O yuzden bu yaziyi okumaniz yatirimlariniza yon vermekte de size yardimci olabilir. Read More!

Piyasa Bulteni - 28 Mart 2010 (Ekonomitürk2)

Başlamadan önce bir kez daha burada belirteceğimiz görüşlerin sizler için hiç bir şekilde yatırım tavsiyesi olmadığı, para vererek satın aldığınız gazete ve dergilerde görüş bildiren köşe yazarları ve piyasa oyuncularının söyledikleriyle bizim burada söyleyeceklerimizin aynı kategoride değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatayım.

Piyasa Bulteni - 28 Mart 2010

Bu sene basindan beri en yanildigim tahminim dolarin deger kaybetmesi oldu. Amerika'nin 1.5 trilyon dolar butce acigi verdigi ve bu aciklarini da kapatmak icin gayret sarfetmedigi bir ortamda dolarin deger kazanmasi benim icin surpriz oldu. Diger bir surpriz de para basarak veya vergi veren vatandaslarindan toplanan paralari Yunanistan'in kurtarilmasina harcamak istemeyen Avrupa'da avronun deger kaybetmesi oldu. Bir paranin degeri futursuzca basildiginda ve havaya sacildiginda degil, onune gelenin istedigi gibi hareket edemedigi bir ortamda deger kazanir. Bu bakimdan avronun deger kaybetmesi degil, deger kazanmasi gerekirdi.

Piyasalar ara ara ekonomik gerceklerden saparak hareket ederler, sonra da dogru yolu bulurlar. Ben onumuzdeki donemde dolari tekrar deger kaybedecegini dusunuyorum.

Ikinci gorusumuz faizlerle alakali. Amerika bu kadar butce acigi vermesine ragmen 30 yillik faizler sadece %4.75 seviyesinde. Bu faizler de yakin bir zamanda %5'i gececektir. Turkiye'de de butcenin yilin ilk 2 ayinda beklenenden iyi performans gostermesi faizlerin bir miktar gerilemesine ve borsanin 57 seviyesini gecmesine neden oldu. Iki ay once $12.2'den alim yaptigim TKF Cuma gunu 13.75'den kapandi. Dolarin deger kazanmasi yuzunden bekledigim kadar yuksek getiriyi elde edemedim. Yakin bir zamanda bu hisseleri satmayi planliyorum. Neticede Turkiye borsalari icin 60 bin hedefime cok yaklastik. Hukumet yilin ikinci yarisindan sora yaklasan secimlerden dolayi tekrar sapitmaya baslayacak, eflasyon %12'e yukseldigi icin Merkez Bankasi faizleri yukseltecek ve Amerika'da da faizler yukselecegi icin borsa bir miktar gerileyecek. Riskler fazla, potansiyel getiri az.

Turkcell hisseleri ise borsadan bagimsiz hareket ediyor. Cok yakinda takip edemiyorum ama fiyatlar bana rekabetin devam ettigini gosteriyor. Fiyat rekabeti sonsuza kadar devam edemez, bir gun bitecek. Neticede biz bu kagidi faiz alternatifi olarak almistik, bir sene icerisinde faizden cok daha iyi performans gostermesini bekliyorum.

Dolarin deger kaybettigi bir ortamda altinin ve petrolun deger kazanmasini da bekliyorum. Altin 3 ay icerisinde tekrar $1200'i gececektir. Cuma gunu $1100 civarinda idi. Petrolde de $90 diyorum.

Read More!

Leon Cooperman Borsalar Hakkinda Ne Diyor?

Milyarder Leon Cooperman hisse senedi fiyatlarinin genel olarak cok dusuk oldugunu ve Amerikali yatirimcilarin hazine bonolarindan uzak durmasi gerektigini soyluyor. Leon Cooperman ayrica yatirimcilara 10 adet hisse tavsiyesinde bulunuyor. Sectigi hisselere Leon Cooperman's Stock Picks baslikli yazimizdan ulasabilirsiniz. Read More!

Kuyumcu Zincir Magazalari

Amerika'da neredeyse her seyin zincir magazasi var. Zincir magazalarin en buyuk avantaji mal tedarik ederken daha buyuk pazarlik gucunuzun olmasidir. Ayni zamanda ulke capinda reklam kampanyalari da yapabilirsiniz ve bunlari da ucuza getirebilirsiniz.

Amerika'daki zincir magazalardan bir tanesi Signet Jewelers (NYSE:SIG) adi altinda borsada islem goruyor. Insider Monkey sitesi yazarlarindan bir tanesi bu sirketi analiz eden bir yazi hazirladi. "Is Signet Jewelers A Hidden Gem?" baslikli yaziyi sitemizden okuyabilirsiniz. Read More!

Fiyat Kazanç Oranı Nedir? (Ekonomitürk2)

Blogumuzun yeni yazarı ... P/E rasyosu yani fiyat kazanç oranı nedir diye bir soru yöneltmiş. Borsada yatırım yapmak Türk insanının sevdiği faaliyetlerden değildir. Türkiye borsasındaki Türklerin payı %30-35 civarında seyrediyor, bıyıklı yabancıları da hesaba katsanız bu oran yine de %50’i pek geçmez. Yatırım yapanlara bakarsanız çoğu çok kısa sürelik spekülasyon yapan tiplerden oluşur. Adamlar ya teknik analiz kullanıp, orada kullanılan formüllerin verdiği mekanik al-sat emirlerini takip edip aracı kurumlara para kazandırmaya çalışır, ya da bir yerlerden duyduğu “tüyo” hisselerin peşine düşerek o hisselerde manipülasyon yapanları zengin eder.


Manipülasyon yapan Türkiye’de çoktur, bu konudan “borsada keriz silkeleme” başlıklı yazıda ve diger bir kaç yazıda daha önce bahsedilmişti. Manipülasyon ise zaten güvensiz Türk insanının borsadan iyice uzak durmasına neden olmaktadır. Bir de borsadan çekinip forex piyasalarında kumar oynayan budalalar var ki şimdi bu konuya hiç girmeyelim. Borsa uzun vadeli bir yatırım aracıdır, özellikle ne yaptığınızı tam olarak bilmiyorsanız teknik analiz gibi hurafelerin peşinden hiç gitmeyin. Teknik Analizin Analizi başlıklı bir yazıda da bu konuya değinmiştik.


Diyelim ki uzun vadeli yatırım yapıyorsunuz. Hangi hisseleri alacağınıza nasıl karar vereceksiniz? Öncelikle aktif olarak hisse seçip seçmemeye karar vermeniz gerekiyor. Hisse seçerken diğer yatırımcılardan daha akıllı olduğunuzu ya da bunca yıl bu işe emek harcamış profesyonellerden daha becerikli olduğunuzu düşünmenizi makul kılacak nedenleriniz yoksa sizin için en güvenli ve kazançlı yöntem pasif yatırımdır. Bu konudan da gelecek ay piyasaya çıkacak “Ekonomide Hurafeler ve Gerçekler” kitabında bahsediyoruz.


Lafı daha fazla uzatmadan aktif yatırımcıların fiyat kazanç oranını yatırım yaparken nasıl kullanacaklarını açıklayalım. Fiyat kazanç oranı şirketin bugünkü fiyatının şirketin son bir yıl içerisindeki karlarının toplamına bölünerek elde edilen orana verilen isimdir. Bugünkü piyasa değeri son 3, 5, veya 10 yıllık ortalama kara bölünerek de farklı bir fiyat kazanç oranı hesaplanabilir. Böylece şirketin karlarındaki bir yıllık değişkenliğin önüne geçilmiş olur. Shiller mesela piyasanın tamamı için 10 yıllık bir F/K oranıhesaplayarak borsanın fiyat seviyesi hakkında gözlemler yapıyor. Diğer bir yöntem ise şirketin bu seneki veya gelecek seneki beklenen kar oranına kullanmaktır. Mesela Turkcell şirketinin piyasa değeri 20 milyar lira olsun ve gelecek yıl da 2 milyar lira kar yapması bekleniyor olsun. Turkcell’in fiyat kazanç oranı 20/2= 10’dur.


Fiyat kazanç oranı bir şirketin normalize edilmiş fiyatıdır ama kullanırken bazı noktalara dikkat etmek gerekir. Bunlardan üyelerimizin $12 ödeyerek ulaşabildiği Ekonomi Türk 2 sitesinde bahsediyoruz. Özel üyelik için bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.


F/K oranı tek başına şirketin ucuz veya pahalı olduğu anlamına gelmez. Burada ihtiyacınız olan diğer bir girdi ise şirketin karlarındaki tahmini büyüme miktarıdır. Büyüme potansiyeli olmayan şirketlerin F/K oranları daha düşük olur, iflas etmek üzere olan şirketlerin F/K oranları da çok çok düşük olur. Öte taraftan küçük ama çok hızlı büyüyen bir şirketin karı ya çok düşük olabilir veya eksi dahi olabilir. Bu durumlarda F/K oranı ya çok yüksek olacaktır ya da hesaplanamayacaktır bile. O yüzden tek başına F/K oranını kullanmak çok sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir.


Mesela benim geçenlerde aldığım Philip Morris şirketinin fiyatı $47 civarında idi ve şirket 2010 için $3,80 civarında bir kar bekliyordu. Bu benim bu sene $47 yatırım yaparak $3,80 kazanacağım anlamına geliyor (tabii şirket tüm kazancını temettü olarak dağıtmıyor ama kendimizi şirketin sahibi olarak varsayalım). Bu benim yatırımımdan bu sene %8,1 getiri elde edeceğim anlamına gelir. Ama ben PM şirketinin karlarının zamanla artmasını bekliyorum. Diyelim ki senede %5 artıyor olsun karları. Bu demektir ki benim gelecek seneki getirim %8,5’e, iki sene sonra ise %9’a, dört sene sonra %10, altı sene sonra %11’e yükselecek. Tabii reel getiriden bahsediyorum.


Oysa gelirleri yerinde sayan ama F/K oranı 10 olan başka bir şirkete de yatırım yapabilirdim. Bu durumda benim her sene getirim %10 civarında seyredecektir. Hisse alırken sizin için hangi durumun daha cazip olduğuna sizin karar vermeniz lazım. Tabii bu kararı vermeden önce hangi şirketlerin gelirlerinin zamanla daha çok artacağını vs. önceden tahmin edebilme gibi bir yeteneğinizin olması lazım.


Bunun haricinde F/K oranını tüm piyasa için uygulayıp borsanın genel olarak pahalı mı yoksa ucuz olduğuna karar vermekte de kullanabiliriz.
Read More!

Komur Sirketleri Cok Ucuzluyor

Amerika'da enerji endustrisinde cok buyuk bir teknoloji devrimi oldu. Belki de Amerika'nin disariya olan enerji bagimliligini buyuk olcude bitirecek bir devrim bu. Bunun sonuclarindan bir tanesi de komur fiyatlarinin ve komur ureten sirketlerin piyasa degerlerinin yere cakilmasi oldu. Geri donusu olmayan bir surec bu.

Bu konu ile ilgili detayli yazimiza "Avoid These Energy Stocks" linkinden ulasabilirsiniz. Read More!

2. Piyasa Bülteni: Bono, Borsa, Dolar (Ekonomitürk2)

Merhabalar, Ekonomi Türk 2 blogunu buraya taşıma işlemimiz devam ediyor. Başlamadan önce bir kez daha burada belirteceğimiz görüşlerin sizler için hiç bir şekilde yatırım tavsiyesi olmadığı, para vererek satın aldığınız gazete ve dergilerde görüş bildiren köşe yazarları ve piyasa oyuncularının söyledikleriyle bizim burada söyleyeceklerimizin aynı kategoride değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatayım.


Bugun bono ve tahvil piyasalarindaki faiz oranlarina bir goz gezdirdim. Sunu soyleyebilirim ki piyasalardaki faiz oranlarini inanilmaz buluyorum. 6 aydan kisa vadeli kagitlarin faizi yaklasik senelik %7 civarinda seyrederken bir yil vadeli faizler %7,6 iken 21 ay sonrasina yonelik faiz oranlari da %8,9 civarinda.

Ben bu sene icerisinde enflasyonun %8'in uzerinde gerceklesecegini dusundugumden yukarida da goreceginiz uzere bir yillik faize parami koyuyor olsam negatif reel getiri elde edecegimi goruyorum. Hic mantikli gelmiyor. Enflasyona endeksli bonolarin faizlerine baktigimiz zaman ise 2 yil vadeli bonolarin faizi %2,6 civarinda seyrediyor. Normal bonolara kiyasla daha iyi bir getiri ama bu bonolara parami yatirsam boyum ne uzalir ne de kisalir.

Turkiye'de yasiyor olsaydim nasil yatirim yapardim diye dusunuyorum. Muhtemelen tasarruflarimin buyuk kismini faizde tutmaz, borsaya yatirirdim diye dusunuyorum. Iki hafta kadar once burada $12.2'ye aldigim TKF isimli Turkiye fonu su siralar $13.1'den islem goruyor. Iki haftada %7,4 kazanmisim. Bu parayla Turkiye'de hazine bonosu almis olsaydim ayni getiri icin neredeyse bir sene beklemek zorunda kalacaktim. Ote taraftan yine iki hafta once aldigim Philip Morris'den de %6'nin uzerinde bir getiri sagladim. Bugun de portfoyume 1 birim Morgan Stanley hisse senedi ekledim. Hissenin gelecek seneki beklenen kazanclari $2.75 civarinda gerceklesecek gibi gorunuyor, $3 tahmin eden analistler de var (yani potansiyel karlarinin 10 katina alim yapmisim). Finansal kagitlar hala riskli ama benim portfoyumde hemen hemen hic finansal kagit yoktu, ozellikle son 3-4 ayda da bu sektorun kagitlari yaklasik %20 dustu. Fiyatlarin azalmasi benim icin riski azaltti, ben de bugun $27.45'den bir birim MS hissesini portfoyume kattim. 

Dolar hakkindaki goruslerimi de ifade edeyim. Dolar ozellikle avronun deger kaybetmesiyle birlikte bir sicrama gerceklestirdi. Rezerv para olmasinin avantaji bu olsa gerek, her krizde dunyadaki avarel fonlarla Merkez Bankalari dolara yukleniyorlar. Kisa vadede doviz kurlarinin gidecegi yonu tahmin etmek imkansiza yakin bir sey, ancak uzun vadede ben ozellikle gelismekte olan ulkelerin para birimlerinin deger kazanmasini bekliyorum. (Forex hakkinda yazdigim onca yaziyi okumanizi tavsiye ederim, gercekten kisa vadede piyasalarin yonunu tahmin etmek imkansiz, ciddiyim). Hindistan'da bir amele veya temizlikci veya asci ayda $40 civarinda bir para kazaniyor. Cin'deki ucretler daha yuksek ama orada da ucretler dunyanin geri kalanina gore cok dusuk, bir fabrika iscisinin ayda $130 falan kazandigi soyleniyor.

Er ya da gec iki sey olacak. Ya bu ulkelerin parasi dolara karsi deger kazanacaktir ve dolar bazinda bu iscilerin maasi yukselecektir, ya da bu ulkelerde Amerika'dan daha yuksek enflasyon orani gerceklesecek ve nominal olarak kur yerinde kalsa da iscilerin yerel para biriminden maaslari yukselecektir. Enflasyon olmasi durumunda bu ulkelerin yerel para cinsinden bonolarinin getirileri artacaktir. o yuzden uzun vadede bu ulkelerin para birimlerine yatirim yapmak dolar faizlerine yatirim yapmaktan daha karli olacaktir.

Ben boyle dusundugum icin dolar kazancimin bir kismini Hindistan hisselerine yatiriyorum. Hindistan'in un buyuk ozel bankasi ICICI adinda bir banka ve bunun Amerika'da islem goren hisseleri (NYSE kodu IBN) var. O hisselerden elimde 1,5 birim var, kisa vadeli bir basari beklemiyorum, bu oldukca uzun vadeli bir yatirim benim icin. 

Turkiye borsasinin bu sene 60 bini gormesini bekliyorum, dolarin da dusmesini. Ama bir kac hafta oncesine gore simdi biraz daha karamsarim. Bu konudaki goruslerimi daha sonra paylasirim. Read More!

Portföy Çeşitlendirmesi Nedir? (EkonomiTürk2)

Blogumuza üye olan arkadaşlar için yatırım yaparken nelere dikkat ettiğimi anlatacağım bir dizi yazı hazırlıyorum. Tasarruf etmenin ve yatırım yapmamızın sebebi bugün gençken fazla olan çalışma gücümüzü kullanarak yaşlandığımızda ve çalışma gücümüz azaldığında kullanacağımız kaynaklar yaratmaktır. Yatırım bizim Türklerin borsada 15 dakikada spekülasyonlara değil, 20-30-40 yıl sonrasını düşünerek atılan adımlara denir. Bu kapsamda portföy çeşitlendirmesi yatırım yapmanın birinci kuralı olarak karşımıza çıkıyor. 2009 Nisan sayısında Turkishtime’daki köşemde yayınladığım portföy çeşitlendirmesi yazısını bir miktar değiştirerek aşağıya aktarıyorum.

Yazıda portföy çeşitlendirmesi (diversification) yapmamış bir kaç kişiden örnek verdikten sonra portföy çeşitlendirmesi nedir sorusunu yanıtlıyorum. Daha sonra yaşlandıkça yatırım stratejinizi nasıl değiştirmeniz gerektiğinden bahsediyorum. Hayatında tutumluluk kavramına yer vermemiş, har vurup harman savurmuş veya tutumlu olmasına rağmen aşağıda bahsettiğim kuralları hiçe saymış insanlardan çok var. Amerika’da süpermarket’e haftasonu gittiğimde krakerlerin üzerine krem peynir veya somon balığı spreadi (ezmesi?) koyup müşterilere ikram eden 75-80 yaşındaki nineler ne dediğimi size çok daha iyi anlatacaklardır. Neyse yazımıza geçelim.

Amerikalı yahudilerin bir çok özelliklerini takdir ederim. Çok çalışkandırlar, eğitime önem verirler, tasarruf ederler, girişimcidirler ve genellikle birbirlerini desteklerler. Tüm bunların bir sonucu olarak da diğer kültürlerden gelen insanlara kıyasla daha varlıklılardır. Ancak geçtiğimiz bir kaç ay içerisinde gelişen bir olay bazı yahudilerin yatırım yapmanın bir numaralı kuralını bilmediklerini gözler önüne serdi. Bir ömür boyu çalışıp didinip milyonlarca dolarlık bir servete sahip olan bir kısım yatırımcı tüm birikimlerini Bernie Madoff isimli geçmişte NASDAQ başkanlığı da yapmış, “son derece güvenilir” bir kişiye teslim etmişler. Ancak Bernie Madoff’un herkesin düşündüğü gibi başarılı bir hedge fon yöneticisi değil, aksine 20 yıldır saadet zinciri işleten bir dolandırıcı olduğu borsaların gerilemesiyle ortaya çıktı. Burada yatırımcıların yaptığı en temel yanlış tüm yumurtalarını aynı sepete koymaları yani portföy çeşitlendirmesi yapmamış olmalarıdır.

Benzer bir yanlış da dolar milyarderi efsanevi petrolcü T. Boone Pickens tarafından yapıldı. 26 değişik enerji şirketine yatırım yapan Pickens 2008’in son üç ayında fonunun %97’sini, yani $1.25 milyar doları, kaybederek hem servetinin önemli bir kısmından oldu, hem de yatırımcılarını hüsrana uğrattı. Pickens yatırımlarını tek bir sepete değil 26 değişik sepete koymuştu ama tüm sepetler aynı arabanın içerisindeydi.

Amerika’da bireysel yatırımcılara en çok verilen tavsiye S&P 500 hisselerine uzun vadeli yatırım yapan senelik komisyonu %0.1 gibi çok düşük olan endeks fonlarını almalarıdır. Vanguard ve Fidelity tarafında yönetilen bu fonlar borsa 2007’de zirve yaptığı zaman $1 trilyona yaklaşan miktarları yönetiyorlardı. 2008’in sonunda bu fonların yönettiği para miktarı $500 milyarın altına düştü. Nedeni S&P 500 endeksinin son 1.5 yılda değerinin yarısından fazlasını kaybetmiş olmasıdır. Yani yumurtalarını 500 tane değişik sepete koyan, ve bu sepetlerini ayrı ayrı arabalara koyan yatırımcılar da servetlerini koruyamadılar. Nedeni tüm bu arabaların hepsinin aynı gemi içerisine konmasıydı.

Aslına bakarsanız paralarını sadece Amerikan hisse senetlerine değil, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin borsalarına dağıtan yatırımcıları da benzer bir son bekliyordu. Yani dünya geneline dağılmış 5000 tane değişik hisse senedine yatırım yapmak da çözüm değildi. Özellikle küreselleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte bu ülkeler arasındaki korrelasyon da artmıştı, yani tüm dünya borsaları benzer yönde hareket etmeye başlamıştı. Amerika’da başlayan kriz, tüm dünyaya yayılıyor ve beraberinde tüm dünya borsalarını aynı anda aşağıya çekiyordu.

Yatırım yapmanın birinci kuralı tasarruflarınızı değişik sepetlere koymak değildir. Yatırım yapmanın birinci kuralı tasarruflarınızı birbirinden bağımsız hareket eden değişik sepetlere koymaktır. Bu iki cümle arasındaki fark emeklilik yıllarında planladığınız hayatı yaşayıp yaşayamayacağınızı belirliyor. 2008 yılında Amerikan borsaları %40’a varan oranlarda değer kaybederken, bono ve tahvil yatırımcıları %14, altın yatırımcıları %2 kazanıyordu. Portfoyünün %40’ını hisse senetlerine, %40’ını bonolara, %10’unu altına ve %10’unu gecelik faize yatıran sıradan bir yatırımcının 2008 yılındaki kaybı sadece %10 civarında gerçekleşirdi.

Yatırım yapmanın diğer bir kuralı ise yaşınız ilerledikçe yatırımlarınızda daha muhafazakar davranmanızdır. Gençlik yıllarınızda daha çok çalışıp, daha fazla birikim yaparak 2008 gibi bir yılda kaybettiğiniz tutarları yerine koyabilirsiniz. Ancak yaşlılık yıllarınızda böyle bir şansınız yoktur. O yüzden bir numaralı düşünceniz elinizdeki tasarruflarınızı korumak olmalıdır. Mesela Amerika’da portfoyünün sadece %20’sini hisse senetlerine ayıran muhafazakar bir yatırımcı yatırımcılar açısından son 70 yılın en kötü getirisine sahip 2008 yılını bile çok az bir miktarla da olsa karlı kapatacaktı.

Bugünlerde gazete ve dergilerde Madoff’a milyonlarca dolar kaptıran ve devletin yoksullara verdiği yemek kuponlarını kullanmak zorunda kalan yaşları 60-85 arasında değişen yahudilerin haberlerinde geçilmiyor. İnsan bir yandan üzülürken bir yandan da kendi düşen ağlamamalı diye içinden de geçirmiyor değil. Bize düşen bu durumdan ders çıkarmak ve aynı hatalara düşmemektir.

Read More!

Borsalar Pahalı mı Ucuz mu Nasıl Biliriz? (Ekonomitürk2)

Sorulara Mayis ayinin sonuna kadar cevap veriyorum. Bir uyemiz su soruyu yoneltmis:

Inan Bey selamlar.
Sorulara halen cevap veriyor musunuz bilmiyorum ama bir soru sormak istiyorum.
Bir borsanin ucuz ya da pahali olduguna neye göre karar veriyorsunuz?
Mesela IMKB pahali dediginizde bunu hangi verilerin isiginda degerlendiriyorsunuz
Tesekkürler

IMKB'nin pahali mi ucuz mu olduguna karar vermek icin uc tane veri kullaniyorum. Birincisi borsanin tamami icin Kazanc/Fiyat Orani. Diyelim ki borsadaki hisselerin toplam piyasa degeri 100 Milyar olsun. Borsadaki sirketlerin son bir yildaki kari da 9 Milyar olsun. Bu durumda borsa yatirimcisina senede kabaca %9 kazandiriyor demektir.

Borsalarin bir ozelligi kazanclarinin uzun vadede artiyor olmasidir. Birincisi enflasyondan dolayi sirketlerin sagladiklari urun ve hizmetlerin fiyatlari ve maliyetleri artar. Yani borsada islem goren sirketlerin karlari bir bakima yatirimcilari enflasyona karsi korur. Ikincisi, sirketler genellikle buyur ve karlarini arttirirlar. Turkiye ekonomisinin senede reel olarak %4-5 civarinda buyudugunu dusunursek borsada islem goren hisseler de uzun vadede %5-6 gibi ekstradan reel olarak kazanclarini arttirirlar diyebiliriz.

Borsalarin ucuz veya pahali olmasini belirlerken kullandigimiz ucuncu veri ise enflasyona endeksli uzun vadeli faizlerin oranidir. Cok zamandir bakmadim ama bu faizlerin seviyesi %3 civarinda idi, cok degismemistir herhalde.

Simdi enflasyona endeksli faizlere yatirim yapan bir kisi senede %3 kazaniyor ve bu rakam da seneden seneye artmiyor. Enflasyon farki da kazaniyor ama hisse senetleri de benzer korumaya sahip. Hisse senetlerine yatirim yapanlar ise senede %8-9 gibi bir miktar kazaniyor ortalamada ve bu rakam da her sene %6 civarinda artiyor. Borsanin dezavantaji kisa vadede ne yapacaginin belli olmamasi ve oynakligin cok yuksek olmasi. Ama bana sorarsaniz elde edeceginiz ortalama kazanc aldiginiz riskten cok daha yuksek.

O yuzden de surekli olarak borsanin ucuz oldugunu belirtiyorum.

Yorumlar:
Sayın Doğan,

Enflasyona endeksli faizler,şu an %2.24-2.27 civarında.
Faizler %10-20 bandına gelir ise imkb'ye pahalı diyebilirmiyiz?

1$+1£ ortalamsı ile hisse bazında olçüm yanıltıcı olabiliyor.İMKB100(genel) endeksine uygulamak ne kadar doğru?
Editor dedi ki...Reel faizler %10'un uzerine cikarsa borsaya pahali diyebilirsiniz ama gecti o gunler.

Borsanin degerini turk lirasi uzerinden hesaplamak lazim. Dolari avroyu karistirmayin hic.

İnan Bey,

Borsanın yatırımcına kazandırması konusu net olarak anlayamadım. Bu yıl firmaların kar dağıtımları %2-3 gibi düşük oranlarda oluyor, bu durumda reel kazanç dönüşünü nasıl hesaplıyoruz?

Borsadaki net kazancımız hissenin güncel değer değişim + kar payı dağıtımı olarak şekilleniyor değil mi?

şimdiden teşekkürler
Editor dedi ki...

borsanin gecmisteki getirisi dedigin gibi hesaplaniyor. Benim yaptigim gelecekteki getirisi konusunda tahmin yapmak.

Yukarida kullandigim yontem hisselerin borsadaki F/K oranlarinin degismeyecegini varsayiyor.

Uzun vadede muhtemelen borsanin F/K orani da daha yukari gidecek ve bu da borsanin normal buyumesinin disinda daha da yukselmesine neden olacaktir.


SAYIN DOĞAN,
http://haber.gazetevatan.com/Haber/376103/1/Gundem"Prof.Berksoydan devalüasyon uyarısı"Cari açık bu hızla büyürse devalüasyon olabilir!
Siz ne dersiniz?

Editor dedi ki...

Matematiksel olarak dogru bir ifade. iki sene oncesine kiyala cari acik 4 kat artti. Ayni hizla artmaya devam ederse 5 sene sonra cari acigimiz milli gelirimizi gececektir. 10 sene sonra cari acigimiz tum dunyanin milli gelirini gececektir. Bu da teknik olarak mumkun degildir.

O yuzden ya cari acigimiz bu hizla artmaya devam etmeyecektir ya da bu hizla artmaya devam etmeyecektir. Cari acigin cozumu devaluasyon degildir. Daha iyi cozumler vardir.



Read More!