Temel Analiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Temel Analiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Fiyat Kazanç Oranı Nedir? (Ekonomitürk2)

Blogumuzun yeni yazarı ... P/E rasyosu yani fiyat kazanç oranı nedir diye bir soru yöneltmiş. Borsada yatırım yapmak Türk insanının sevdiği faaliyetlerden değildir. Türkiye borsasındaki Türklerin payı %30-35 civarında seyrediyor, bıyıklı yabancıları da hesaba katsanız bu oran yine de %50’i pek geçmez. Yatırım yapanlara bakarsanız çoğu çok kısa sürelik spekülasyon yapan tiplerden oluşur. Adamlar ya teknik analiz kullanıp, orada kullanılan formüllerin verdiği mekanik al-sat emirlerini takip edip aracı kurumlara para kazandırmaya çalışır, ya da bir yerlerden duyduğu “tüyo” hisselerin peşine düşerek o hisselerde manipülasyon yapanları zengin eder.


Manipülasyon yapan Türkiye’de çoktur, bu konudan “borsada keriz silkeleme” başlıklı yazıda ve diger bir kaç yazıda daha önce bahsedilmişti. Manipülasyon ise zaten güvensiz Türk insanının borsadan iyice uzak durmasına neden olmaktadır. Bir de borsadan çekinip forex piyasalarında kumar oynayan budalalar var ki şimdi bu konuya hiç girmeyelim. Borsa uzun vadeli bir yatırım aracıdır, özellikle ne yaptığınızı tam olarak bilmiyorsanız teknik analiz gibi hurafelerin peşinden hiç gitmeyin. Teknik Analizin Analizi başlıklı bir yazıda da bu konuya değinmiştik.


Diyelim ki uzun vadeli yatırım yapıyorsunuz. Hangi hisseleri alacağınıza nasıl karar vereceksiniz? Öncelikle aktif olarak hisse seçip seçmemeye karar vermeniz gerekiyor. Hisse seçerken diğer yatırımcılardan daha akıllı olduğunuzu ya da bunca yıl bu işe emek harcamış profesyonellerden daha becerikli olduğunuzu düşünmenizi makul kılacak nedenleriniz yoksa sizin için en güvenli ve kazançlı yöntem pasif yatırımdır. Bu konudan da gelecek ay piyasaya çıkacak “Ekonomide Hurafeler ve Gerçekler” kitabında bahsediyoruz.


Lafı daha fazla uzatmadan aktif yatırımcıların fiyat kazanç oranını yatırım yaparken nasıl kullanacaklarını açıklayalım. Fiyat kazanç oranı şirketin bugünkü fiyatının şirketin son bir yıl içerisindeki karlarının toplamına bölünerek elde edilen orana verilen isimdir. Bugünkü piyasa değeri son 3, 5, veya 10 yıllık ortalama kara bölünerek de farklı bir fiyat kazanç oranı hesaplanabilir. Böylece şirketin karlarındaki bir yıllık değişkenliğin önüne geçilmiş olur. Shiller mesela piyasanın tamamı için 10 yıllık bir F/K oranıhesaplayarak borsanın fiyat seviyesi hakkında gözlemler yapıyor. Diğer bir yöntem ise şirketin bu seneki veya gelecek seneki beklenen kar oranına kullanmaktır. Mesela Turkcell şirketinin piyasa değeri 20 milyar lira olsun ve gelecek yıl da 2 milyar lira kar yapması bekleniyor olsun. Turkcell’in fiyat kazanç oranı 20/2= 10’dur.


Fiyat kazanç oranı bir şirketin normalize edilmiş fiyatıdır ama kullanırken bazı noktalara dikkat etmek gerekir. Bunlardan üyelerimizin $12 ödeyerek ulaşabildiği Ekonomi Türk 2 sitesinde bahsediyoruz. Özel üyelik için bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.


F/K oranı tek başına şirketin ucuz veya pahalı olduğu anlamına gelmez. Burada ihtiyacınız olan diğer bir girdi ise şirketin karlarındaki tahmini büyüme miktarıdır. Büyüme potansiyeli olmayan şirketlerin F/K oranları daha düşük olur, iflas etmek üzere olan şirketlerin F/K oranları da çok çok düşük olur. Öte taraftan küçük ama çok hızlı büyüyen bir şirketin karı ya çok düşük olabilir veya eksi dahi olabilir. Bu durumlarda F/K oranı ya çok yüksek olacaktır ya da hesaplanamayacaktır bile. O yüzden tek başına F/K oranını kullanmak çok sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir.


Mesela benim geçenlerde aldığım Philip Morris şirketinin fiyatı $47 civarında idi ve şirket 2010 için $3,80 civarında bir kar bekliyordu. Bu benim bu sene $47 yatırım yaparak $3,80 kazanacağım anlamına geliyor (tabii şirket tüm kazancını temettü olarak dağıtmıyor ama kendimizi şirketin sahibi olarak varsayalım). Bu benim yatırımımdan bu sene %8,1 getiri elde edeceğim anlamına gelir. Ama ben PM şirketinin karlarının zamanla artmasını bekliyorum. Diyelim ki senede %5 artıyor olsun karları. Bu demektir ki benim gelecek seneki getirim %8,5’e, iki sene sonra ise %9’a, dört sene sonra %10, altı sene sonra %11’e yükselecek. Tabii reel getiriden bahsediyorum.


Oysa gelirleri yerinde sayan ama F/K oranı 10 olan başka bir şirkete de yatırım yapabilirdim. Bu durumda benim her sene getirim %10 civarında seyredecektir. Hisse alırken sizin için hangi durumun daha cazip olduğuna sizin karar vermeniz lazım. Tabii bu kararı vermeden önce hangi şirketlerin gelirlerinin zamanla daha çok artacağını vs. önceden tahmin edebilme gibi bir yeteneğinizin olması lazım.


Bunun haricinde F/K oranını tüm piyasa için uygulayıp borsanın genel olarak pahalı mı yoksa ucuz olduğuna karar vermekte de kullanabiliriz.
Read More!

Teknik analiz mi?Peki ya mali tablolara baksak...

Uzun zamandır bu blogu okuyorum ve çok beğeniyoum.Bir süredir acaba mail atsam cevaplarlar mı derken bi anda bu yazıyı yazarken buldum kendimi.Aslında işe başvururken hep makro konularda yazacağımı söylemiştim fakat burada daha önce yazılmış olan teknik analiz yazılarını okuyup,yatırım yapan yurttaşlara bir faydam dokunsun diye mali tablo analizi ile alakalı bir yazı yazmayı uygun gördüm.

Öncelikle bir çok insanın güvenip alın terini emanet ettiği teknik analiz kesin sonuçları olmayan sadece alış satış fiyat çubuklarından ibaret bir grafik benim için.Şimdi birçoğunuz bu işten anlamadığımı, saçmaladığımı söyleyebilirsiniz ama ortada daha güvenilir veri kaynaklar varken teknik analize başvurmak bence saçmalık.Şimdi artık teknik analizi mali tablo analizi ile ikame etme vakti.

Okulda 3.sınıfa geldiğimde bir arkadaşım mali tablolar analizinin belkide en faydalı ders olabileceğini söylemişti.Galiba onun tahminleri doğru çıkacak.

Öncelikle mali tablolar bildiğiniz gibi mali müşavirlerin kullandığı bir sistem.Mali tablonunu üzerinde bazı verileri oranlayarak şirketin durumunu ortaya çıkarıyor.Benim sizden ricam bir daha ki yatırım hamlenizde yatırım yapacağınız şirketin geçmiş tablolarına bir göz gezdirmeniz ve aşağıda yazacağım hususları göz önünde bulundurmanız.

Bilançoya baktığınız zaman karışıklığı gözünüzü korkutmasın.Basit veriler üzerinde tahminlerdebulunacağız sadece.Ve unutmadan bir firmayı incelerken o dönem içerisinde hareketlerini iyi gördüğünüz firmaların oranları ile karşılaştırınız.Çünkü bu ortalamalar ve verdiğimiz optimal sayılar bazen hiç bir firmada bulunamayabiliyor.

Önce şirketin varlık yapısını analiz edeceğiz.

*tüm varlıklar/aktifler
*duran varlıklar/aktifler

Bu oranlara bakacağımız zaman aralığı 2 sene olacaktır.
Formülleri bize yardımcı olacak.Burada standart dağılım genellikle 40-60 ya da 60-40 şeklindedir.Yani iki senenin ilkinde oranın 40 yada 60 lara 2.senede aynı sıra ile 60 ya da 40 lara yakın olması bizi tatmin etmelidir.

İlk formülde ki dönen varlıkların tüm varlıklara oranla fazla olması firmanın fazladan sermaye tuttuğunu gösterir.Bu durum yönetim için kötüdür çünkü kaynaklar tam kullanılamamaktadır.

İkinci formülde ise duran varlıklara bakılmaktadır ki bu oranın yüksek olması işletmenin nakit sıkıntısına delalet eder.

Şimdide firmanın sermaye yapısını analiz edeceğiz.

formüller:
kısa vadeli yabancı kaynaklar/tüm sermaye
uzun vadeli yabancı kaynaklar/tüm sermaye
*(k.v.y.k.+u.v.y.k.)/tüm sermaye
gibi borçların sermayeye oranı analizleri varken, benim sizin için asıl seçtiğim oran ''borçlanma katsayısı'' oranıdır.

borçlanma katsayısı=borçlar(yani k.v.y.k.+u.v.y.k.)/özkaynaklar
Bu oran özkaynakların kaç katı kadar borçlanıldığının bir göstergesi olup türkiye için katsayının 1.5 olması normal kabul edilir.

Oranın 1'den küçük olması varlıkların büyük kısmının özkaynaklar ile idare edildiğini göstermektedir.
1'den büyük olması ise işletmede yabancı kaynak finansmanının çok olduğuna delildir.Bu durum faiz ve borç ödemede güçlük çekileceğinin bir işaretidir.

Bir firmanın iki senelik bilançoları önünüzdeyken ''bu adamların borçlanması artıyor'' diyerek paniklemenin anlamı yoktur.Bu durumda açar borçlanma katsayısına bakarsınız.Borçlanma katsayısı 1.5 civarlarında olduğu müddetçe yüreğinizi ferah tutun.

Gelelim diğer oranlara

cari oran:dönen varlıklar/k.v.y.k. ile bulunur.
Normal değeri 2 dir.%20 değerinde 2 sayısında sapma olmasıda normaldir.(1.60-2.20)
Değer eğer 1.60'ın altında çıkıyorsa firma nakit sıkıntısı yaşıyor anlamındadır.2'den büyük olması ise firmanın fazla dönen varlığa sahip olduğuna delalettir.

Yatırım oranı:1 den küçük olması arzu edilir.
1'den büyük olması duran varlıkların bir kısmının kısa vadeli yabancı kaynaklar ile finanse edildiğini gösterir.Eğer uzunvadeli borç alınıyorsa yatırıma dönüştürülmelidir.


Alıcılara tanınan ortalama süre:
365/alıcılar devir hızı şeklindedir-çıkan sonuç gündür-.
Bu sayı arttıkça yani gün sayısı arttıkça firmanın ürünü satamama gibi bir sorunu ortaya çıkar.Çünkü alıcılara tanınan vade uzamış demektir.
Alıcılar devir hızı hesaplaması:satışlar(net satışlar)/ortalama alıcılar(alıcılar) şeklinde hesaplanır.

Dönen varlık devir hızı dönen varlıklardaki 1 liralık artışın işletmeye sağladığı potansiyel satış miktarını vermektedir.Yani bir yıl içinde dönen varlıkların kaç defa devrettiğini ortaya koyar.

satışlar/dönen varlıklar şeklindedir.

Bu oran sürekli artış göstermelidir.Bu oranın iki döenm arasında düşmüş olması hayra alamet değildir.Dikkat edilmelidir.

Duran varlıklar devir hızı:Duran varlıklardaki 1 liralık artışın işletmeye sağladığı satış potansiyelini gösterir.Yani bir yıl içinde duran varlıkların kaç defa devrettiğini gösterir.

satışlar/duran varlıklar şeklinde hesaplanır.Sonuçlarda yine iki dönemin göz önüne alınması elzemdir.

Özsermaye devir hızı:satışlar/özsermaye şeklinde formülize edilir.
Özsermayenin bir hesap döneminde kaç kez devrettiğini verir.yani özsermayedeki 1 tl'lik artışın firmaya sağladığı satış potansiyelini verir..


Mali rantabilite:
Firmanın faaliyetleri sonucunda oluşan kar için riske edilen sermayenin karlılık seviyesini ve etkinliğini ölçmektedir.Bu oranın değerlendirilmesinde sektör karlılığı ve devlet tahvil faizini de göz önünde bulundurmak gerekir.

Formüller:
vergi öncesi kar(dönem karı ya da zararı)/özsermaye
vergi sonrası kar(dönem net karı ya da zararı/özsermaye
şeklindedir.
Buradan çıkan oranları yorumlamak için sektör ortalamalarını bilmek ve ona göre yorumlamak gerekir.
Eğer devlet tahvilinin getirisi bu şirketin karlılık oranından yüksekse bu şirkete yatırım yapmanın hiç bir anlamı yoktur.

İktisadi rantabilite:Bu oran işletmenin tüm kaynaklarını ne derece verimli kullanıp kullanamadığını gösterir.
Değerlendirirken iki dönem farkı(artmış mı azalmış mı?) dikkate alınmalıdır.

Borçtan yararlanma oranı:
İşletmenin mali ve iktisadi rantabilitelerini karşılaştırarak borçtan yararlanıp yararlanmadığı ortaya çıkar.

1'den büyükse borçtan yararlanılmıştır.1'den küçükse yaralanılamamıştır.

formül:vergi öncesi mali rantabilite/iktisadi rantabilite.


Brüt kar marjı:İşletmenin satışı ile satış maliyeti arasındaki olumlu farktır.

brüt satış karı/ net satışlar brüt kar marjını verir.
Bu oran diğer kazançlardan ziyade sadece satıştan kazanımı verir.

Net kar marjı:Net dönem karı işletmenin bütün faaliyetlerini yansıtır.net dönem karı/net satışlar ise net kar marjını verir.Bu marjın dönemler arası düşmesi kötüdür.

Diğer bir kaç formülü atladım çünkü bazıları gereğinden fazla ayrıntıya girmekteydi.
Şahsi görüşüm yatırım yapmadan teknik analiz ile vakit öldürüleceğine bu oranlara bakılarak daha elle tutulur gözle görülür veriler elde etmek mümkün.
Tabi sadece buna bakarak yatırım yapacak değilsiniz.

Bu analizleri yaparken de dikkat etmeniz gereken bir diğer husus mutlaka ama mutlaka firmanın bulunduğu sektörde en parlak olan firmalar ile bu oranları karşılaştırılmasıdır.
Makro veriler ve sektörün geleceği değerlendirilerek yatırım yapılması sağlıklı sonuçlar doğuracaktır.


BY DEDİLİ

NOT: Bu yazi konuk yazarimiz tarafindan yazilmistir. Yazisini begendiyseniz ve devamini istiyorsaniz yorum birakin.

China’s Software Industry Catching Up With India Read More!