Psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kime yardım etmeliyiz yazısına yorum

Güney Örnek'in "Kime Yardım Etmeliyiz?" adlı yazısına yorum yapıyordum ama yorum uzadı uzadı ve yazılık oldu. O nedenle yeni bir yazı yazıyorum. Aşağıdaki yazıyı kimse saldırı olarak algılamasın. Dileyen parasını dilediği yere bağışlar. Kimsenin bağışı kimseden iyi ya da kutsaş değil. Bu aşağıdaki tamamen benim geçirdiğim bir süreç ve de benim kendi görüşüm.

Yardım önceliği konusunda Güney Örnek zor bir örnek vermiş, açlıktan ölen insanlar ya da amansız bir hastalıkla pençeleşen bir insan. Zor derken yanlış anlamayın ben paramı Gardner sendromu hastası bir insana bağışlardım. Ama bu tür durumlarda "ya ya da" karşılaştırması gerçekten çok iç açıcı değil. Yani birine yardım ederken diğerine edememek falan.

Neyse, yardım önceliği konusunda yaptığım ve irrasyonel olduğunu düşündüğüm bir mevzu vardı. Olay şu: Üniversiteden mezun olduktan sonra bir grup arkadaşla bir olup yaklaşık 7-8 yıl mezun oldugum universitede okuyan bir ogrenciye burs verdim (muhtemelen bir kaç). Bu sene bu olayı organize eden arkadaşım para göndermemiz ile ilgili mesaj attığında ise o zaman aklımda olan birkaç şeyden dolayı şunu farkettim: Benim mezun olduğum okulda okuyan ve sağlığı yerinde olan bir öğrencinin yardım konusunda bir onceligi yok. Muhtemelen yardıma ahım şahım ihtiyacı da yok ama orası kesin değil. Ben de o üniversitede okudum, kendim ve sağlığı yerinde birçok arkadaşımın öğrenci iken ders vererek, fuarlarda çalışarak, türlü türlü işler yaparak kendi masraflarımızı karşıladığımızı gördüm. Evet bazıları bunu okulu uzatma pahasına yaptı ama yaptı. Bunun tam tersi burs parasını kız peşinde koşmaya ya da king oyunu zamanına çeviren bir sürü eleman da gördüm ama kararımda bunlar etkili olmadı. Sırf bu embesillere gidebilir diye burs vermemek saçmalık bence.

Dediğim gibi ne fakir bir öğrencinin ne olursa olsun bursa ihtiyacı olmadığını düşünüyorum (özellikle çocukların oldukça ihtiyacı var), ne de burs verilmesine karşıyım. Sadece ben 18 yaşında, lise mezunu,  muhtemelen sağlığı yerinde ve de kendine yetecek parayı yapmasına yardım edecek yüzlerce opsiyonu olan bir yetişkine verdiğim paraya o insandan daha fazla ihtiyacı olan insanlar olduğunu düşünmeye başladım. Bu nedenle de bu sene bu burs grubundan çıktım.

Burs parasını, o paraya ya amansız bir hastalığa yakalanan birine ya da sağlık nedeniyle kendi hayatını kazanması cok zor insanlara eğitim, terapi, vs. saglayan kuruluslara bağışlamayı daha oncelikli buluyordum.

Buluyordum dedim zira şimdi, yardım önceliği nadir hastalık diyerek bana daha uygun bir yol gösteren Güney Örnek sayesinde, bence daha uygun bir yere bağışlayacağım bu parayı: Nadir olduğu için tedavisi için gerekli araştırmalar olmayan ya da yavaş olan amansız hastalıkların tedavisine yönelik araştırmaları fonlayan kuruluşlara. Örnek mi? Sadece kısa bir "help to find cure for" araması yapın. Örnekleri göreceksiniz.
Read More!

Aşırı İyimserlik ve Tahminler

Geleceğe yönelik isabetli tahmin yaparken olayları tarafsız biçimde değerlendirebilmek önemlidir. Karamsarlık veya iyimserlik tahminlerimizi gerçeklerden sapmasına yol açar, sonuç olarak da kararlarımızda veya yatırım tercihlerimizde yanlış tercihler yaprız. Önümüze bir tercih konulduğunda kaybetmekten kaçınırken nasıl irrasyonel davrandığımızı kaybetmekten kaçınmak isimli yazıda anlatmıştık. Benzer bir hatayı da planlanmış olayların nasıl gerçekleşeceği ile ilgili tahmin yürütürken yapıyoruz.


İnsanlar doğaları itibari ile gerçekçiden çok iyimser tahmin yapmaya daha yatkın. Örneğin, bir iş yaparken biteceği süreyi daha kısa, ya da bir işe girerken getirisini daha fazla tahmin etme eğilimimiz var. Ya da borç alırken ödemeleri hep zamanında ödeyeceğimizi tahmin ediyoruz. Öğrenciler ise benzer şekilde girdiği sınavların sonuçlarını olduğundan daha yüksek tahmin etme eğilimine sahip.


Doğamızdan kaynaklanan bu eğilim tüm insanları etkiliyor, aşağıda değişik seneler için analistlerin S&P 500 şirketlerine ait hisselerin kazanç tahminleri var:




Grafiği ben şuradan aldım, ancak araştırma McKinsey’e ait ve buradan ulaşılabiliyor. Grafikte analistlerin zaman içinde değişen tahminlerinin(yeşil çizgiler), gerçek kazançlardan(mavi noktalar) çoğunlukla daha yukarıda olduğu görülüyor. Süre uzadıkça tahminlerin olduğundan daha yüksek olma ihtimali de artıyor.


İnsanların iyimser olma eğilimini bankalar da biliyor ve bunları kredi verirken kullanıyorlar. Borç alırken ödemeleri geciktirme ihtimalimizi gerçekte olduğundan çok daha düşük bir olasılık olarak düşünüyoruz. Fakat bankalar gerçek olasılığı ellerindeki enformasyondan yola çıkarak bildikleri için, geç ödemelere ceza amaçlı çok yüksek faizler koyarak bu eğilimi avantaja dönüştürüyorlar.


İyimser olmak, geleceğe yönelik tahminlerde olumsuz sonuçlar doğurmasına rağmen insanın zihinsel sağlığı ve motivasyon açısından gerekli. Tahmin yaparken aşırı iyimserlikten etkilenmeyen kişiler sadece depresyonda olanlarmış!


Read More!

Kaybetmekten Kaçınmak

Bir sorum var. Düşünmeden hemen cevap verin. Cebinizde 100 lira var, 70 lira kaybetmeyi mi tercih edersiniz yoksa 30 liranın cebinizde kalmasını mı?


Gerçekten düşünmeden cevap verdiyseniz, ikisi de aynı şey olmasına rağmen “30 lira cebimde kalsın” şeklinde cevaplamış olma ihtimaliniz daha yüksek. Peki neden böyle oluyor ve bu durum finansal tercihlerimizi nasıl etkiliyor? Bu cevapların sırrı kaybetmekten kaçınma güdümüzde saklı, ancak önce kısaca beklenen değer (expected value) kavramından bahsetmemiz gerekli.


Olasılık teorisinde bir olayın beklenen değeri; o olayda ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçların olasılıklarının, kazanç değeriyle çarpılması ve bu çarpımların toplanması sonucunda bulunur. (bkz: Ağırlıklı Ortalama) Beklenen değer, bize bir olayın olası getirisi veya götürüsü hakkında bilgi verir. Beklenen değerden daha kötü bir sonuçla karşılaşma olasılığına ise risk diyebiliriz. Beklenen değeri, basit bir örnekle açıklayalım.


Örneğin bahis sever bir arkadaşımızın bizi bir yazı-tura iddiasına davet ettiğini düşünelim. Teklfi de şu şekilde olsun: Yazı gelirse biz ona 100 lira veriyoruz, tura gelirse ise o bize 110 lira. Bu teklifin bizim için beklenen değeri = 1 / 2 x (-100) + 1 / 2 x (+110) = 5 lira. Arkadaşımız için ise 1 / 2 x (-110) + 1 / 2 x 100 = -5 lira. Arkadaşımız çok zeki sayılmaz. Pekiyi bu arkadaşımız bu oyunu oynamak için kendine rakip bulabilir mi?


Çalışmaları ile Nobel Ekonomi ödülü kazanan iki psikolog Kahneman ve Tversky, arkadaşımızın rakip bulmasının pek kolay olmadığını söylüyor. Yukarıdaki yazı-tura oyununu içeren deneyler yaptıklarında, deneklerin kazançlar kayıpların ancak 2 katına çıktığında bu oyunu ağırlıklı olarak oynamayı kabul ettiklerini gözlemlemişler. Dolayısıyla 100 lira kaybetme ihtimalinin verdiği rahatsızlığı ancak 200 lira kazanma umudu dengeliyor.[1]


Özetle, muhtemel kayıplar muhtemel kazançlara kıyasla bizi daha fazla etkiliyor.


İşin içerisine risk girdiğinde de enteresan kararlar veriyoruz. Örneğin, yapılan deneylere göre insanlar kesin olarak 50 lira kaybetmektense, %50 olasılıkla 100 lira kaybetmeyi tercih ediyor. Yani kayıplar söz konusu olduğunda risk alma eğilimimiz artıyor. Halbuki, iki seçeneğin de beklenen değerleri birbirine eşit. (bkz: eşitlik nedir? )


İronik biçimde kayıptan kaçınma güdümüz yatırımlarımızda para kaybetmemize neden olabiliyor. Örneğin, sahip olduğumuz bir hisse değer kaybederken, zararımızı realize etmenin psikolojik hasarını yaşamamak için o hisseyi satmayı erteleyip, tutuyoruz. Değer kazanan hisseleri ise çok daha kolay elimizden çıkarıyoruz.


Bir araştırmaya göre yatırımcıların sattığı hisseler tuttuklarına kıyasla %3.4 oranında daha iyi performans gösteriyormuş. Başka bir araştırmada ise kaybettiren hisselerin portföylerdeki ortalama ömrünün kazandıranlara kıyasla iki kat daha uzun olduğu tespit edilmiş. Bunların sebebi kayıplardan kaçınma eğilimimizin ağır basması ve kayıplarımızı erteleyip, belirsizliğe bırakmayı tercih etmemiz. Sonuçta ise daha fazla kaybediyoruz.[1]


Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi almak ve başka çalışmalara ulaşmak için Wikipedia'daki Loss Aversion maddesine bakabilirsiniz.


Bu tip hatalari yapmamak için ise bu tarz eğilimlerimiz hakkında bilgi sahibi olmalı ve matematiğin yardımına başvurmalıyız. Değişik seçeneklerin nasıl rasyonel biçimde analiz edildiğini görmek için şu yazıya bakabilirsiniz: Konut Kredisi Alalım mı?

Read More!