İslam ve iktisat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İslam ve iktisat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Islamci Belediyeler ve Iktisadi Etkileri

yale universitesinden chris blattman'in kalkinma iktisadina ilgi duyan insanlara hitap eden bir blogu var. bilen bilir. blattman bugun bizi de ilgilendiren enteresan bir calismayi bloguna tasimis. calisma, stockholm univestesinden bir doktora ogrencisinin doktora tezinin bir parcasi. makalenin adi "islami yonetim ve fakir ve dindarlarin ozgurlesmesi".

bu isvecli arkadas, turkiye'de 1994 belediye secimi sonuclarini ve 2000 nufus sayimini veri olarak kullanip secim sonuclarinin egitimi ve isgucu piyasasini nasil etkiledigini, regresyon sureksizligi (regression discontinuity) denen bir ekonometrik yontemle analiz etmis. bu yontemle islami parti olarak tanimladigi refah partisinin az bir farkla kazandigi ya da kaybettigi belediyeleri karsilastirmis. sonuclari da ozetle soyle: refah partisinin belediye secimini kazanmasinin egitim, ozellikle kadinlarin egitimi uzerinde buyuk pozitif bir etkisi oldugunu bulmus. bu etki daha fakir ve dindar bolgelerle, rp'nin (sag bir parti degil de) laik sol bir partiyle cekistigi bolgelerde daha belirginmis. rp'nin kazanmasi kadinlarin ucretli isgucu olarak calismasini ve daha yuksek ucretli islere kaymalarini da pozitif yonde etkilemis. vs. vs.

Altın Yorumları    UNESCO Nedir    Sosyalizm Nedir  Forex Nedir    Fraktallar  Altın Oran Nedir

makaleyi detayli incelemeye zamanim olmadi. o yuzden ustun koru okuyup ozet bolumunden carpici bolumleri yukarida aktardim. sonuclarin guvenilirligi uzerine kanaat bildirecek kadar makaleyi incelemedim. ama makalenin kapagindaki notta, makalenin harvard, mit, lse gibi iyi universitelerde sunuldugu ve seminerlerde aralarinda daron acemoglu, dani rodrik, murat iyigun gibi bizden isimlerin de bulundugu kalkinma iktisadinin cok yetkin isimlerinin gorus ve elestirilerinden faydalanildigi da belirtilmis. simdi yorumlayacak zamanim yok. onu size birakiyorum. ilgilenen okuyucularimiz, makaleye suradan ulasabilirler: tiklayin. Read More!

Çok Eşliliğin Fizibilitesi Ve Sairesi

ekonomix zaman yoklugundan yazamamis, ben yazayim. murat cokgezen, inancla ilgili konulara mantiksal aciklamalar getirmenin anlamsiz olduguna iliskin bir yazi yazmis. orada, ilginc bir soru ortaya atmis: "...birisi de çıkıp ‘İslam 4 eşle evliliğe izin veriyor. Kadınlar ve erkeklerin sayısı da yaklaşık olarak eşit olduğuna göre bu her 4 erkekten üçünün evlenecek bir kadın bulamaması anlamına geliyor. Yani, İslam homoseksüelliği teşvik ediyor’ dese ne olacak?".

beni inanc-mantik iliskisinden cok, cok eslilik uygulamasinin insanlarin tercihlerini nasil yonlendirecegi sorusu cezbetti. bir defa sunu soyleyeyim. toplumda kadin ve erkek sayisi esit, o yuzden bir erkek iki kadinla evlenirse, baska bir erkek essiz kalir mantigi hatali. bu, insanlarin ayni yastaki eslerle evlenecekleri varsayimina dayaniyor. oysa ki erkekler kendilerinden yasca kucuk kadinlarla evlenirlerse ve nufus da artiyorsa, hicbir erkegi acikta birakmadan cok esli bir toplumsal duzeni surdurmek mumkun. bir ornekle gosterelim:

bir ulkede nufus artis hizi, yillik %5 olsun ve her sene esit sayida kadin ve erkek dunyaya gelsin. 1980 yilinda 100.000 erkek ve 100.000 kadin dogmus olsun. nufus artis hizi sabit olduguna gore, basit bir excel hesabi gosterecektir ki, 1964 yilinda 45.811 erkek ve bir o kadar kadin; 1988 yilinda da 147.746 erkek ve ayni sayida kadin dunyaya gelmis olmalidir. bu hesap gosteriyor ki, 1988 yilinda dogan kadinlar, 1980 yilinda dogan erkeklerle evlenirlerse; 1964 yilinda dogan erkeklerin hepsi 1988 dogumlu kadinlarla ikinci (ve hatta kimisi ucuncu) evliliklerini yapabilirler.


demek ki kadin-erkek arasindaki yas farki ve nufus artis orani yeterince yuksekse, ortada bir fizibilite sorunu olmuyor. bu hesaba daha, kadinlarin ortalamada erkeklerden daha uzun yasamasini da katabilirsiniz. kadin, kocasi oldukten sonra ikinci evliligini de pek ala yapabilir. yasli bir adamla evlenip genc yasta dul kalan kadinlari da katinca, erkekler icin secenekler cogaliyor. (gecen gun feminist egilimleri olan iki arkadasimla konusuyordum. kadinlarin nufus artisinin, erkeklerinkinden daha yuksek oldugunu soyleyip yakiniyorlardi. gelecekte olusacak bir nufus dengesizliginin, kadinlar arasindaki rekabeti arttirip erkeklere avantaj saglayacagindan dem vurdular. ben lafa fazla girmemeyi tercih ettim. neyse, konumuza donelim...)

yukaridaki basit ornekte, yas farkini ve nufus artis hizini sabit aldik. oysa ki bunlar, kadin ve erkeklerin evlilik taleplerinden ve daha pek cok seyden etkilenecektir. en basitinden, belirli bir maddi birikimi olan erkeklerin evlenmeleri daha kolay olacagindan, genc erkeklerin para biriktirene kadar beklemeleri ya da yasca daha kucuk kadinlarla evlenmek istemeleri soz konusu olabilir. bu yuzden orta yasli erkeklerin ikinci ese olan talebindeki artis, kari-koca arasindaki yas farkini arttirir. ayrica kizlarin erken yasta evlenmelerine yol acabilir.

dahasi baslik parasi gibi bir gelenek de varsa, cok esliligin yarattigi talep baslik parasini arttiracagindan, kiz cocuklarindan maddi gelir elde eden aileler, daha cok cocuk yapmaya tesvik edilirler. peki bu nufus artisini belirgin bicimde etkiler mi? insanlar cok cesitli sebeplerden cocuk sahibi olurlar. maddiyat onemliyse neden olmasin? mesela, sahra-alti afrikasinda cok esliligin kalkinmayi olumsuz etkiledigine iliskin bilimsel bir makaleden daha once bahsetmistim: tiklayin.

peki nufus artis orani sabitse, kari-koca arasindaki yas farkinin buyumesinin onunde (evlilikte yuksek yas siniri, gelenek ve gorenekler gibi) engeller varsa, evlenmek genc erkekler icin (yine gelenekler sebebiyle olabilir) cok masrafliysa? o zaman, birikimi olmayan genclerin ne yapacagini tahmin etmek guc.
Read More!

İslamda faiz ve Türkiye'de yüksek faiz meselesi

Taha Kıvanç ismiyle yazan Fehmi Koru (Cumhurbaşkanı'nın roommate'i aynı zamanda) bugünkü yazısında Cumhuriyet'in kaptanı İlhan Selçuk'a giydireyim derken aynı tuzağa kendisi düşmüş. Biz şu küçücük blogta üzerimize vazife olmayan ve iyi bilmediğimiz konularda yazı yazmaktan çekinirken İlhan Selçuk'un din ve Kuran hakkında, Fehmi Koru'nun da ekonomi ve faiz konusunda yazması ancak cahil cesareti dediğimiz durumla açıklanabilir.

Aslında durum oldukça simetrik görünüyor. İlhan Selçuk ırkçı İttihatçıların günlük bülteninde (gazete demiyorum dikkat edin) kaptan köşkünde, Fehmi Koru da AKP'nin bülteninde kaptan köşkünde. İlhan Selçuk din ve Kuran konularında bilgi sahibi değil, aklı sıra Kuran'dan ayetleri alt alta sıralayıp dalgasını geçecek. Fehmi Koru da ekonomi konusunda bilgi sahibi değil o da "yüksek faiz politikası uygulanıyor" tezinden hareketle aklı sıra sözümona faiz politikasını eleştirecek.

Fehmi Koru demiş ki:
"Türkiye'nin en yüksek faizle paranın el değiştirdiği ülkelerden biri olduğu doğru elbette. Son 20 yıldır uygulanan finans politikaları yüzünden Türkiye 'sıcak para tiryakisi' oldu; parayı çekebilmek için de ona yüksek getiri sağlamaktan başka çare yok. Hükümetler de sırf 'Con Ahmet'in devr-i daim makinası' durmasın diye yüksek faizden vazgeçemiyorlar. "

Yapmayın Fehmi Bey. Gazetede okumasam yukarıdaki paragrafı bizim e-recep yazdı zannedecğim. Ufak bir hatırlatma yapalım. Bizim e-recep adında bir okuyucumuz vardı. Güngör Uras'ın proxy'si gibi çalışıyordu. Güngör Uras'la aynı masada rakı içmiş olmasını ekonomiden iyi anladığının kanıtı olarak sunmuştu yanlış hatırlamıyorsam. Bir müddet yorumlarda nilüfer ve erecep isimlerini kullanarak terör estirmişti. Sonra "bir kitap okudu hayatı değişti", hidayete erdi. Dünyadaki bütün kötülüklerin kaynağının Rothschild ailesinin olduğunu keşfettikten sonra alemlere veda etti. Kendi blogunda bu durumu şöyle açıklıyor:

"Internet'te yaptığım kısa bir araştırmadan sonra karşıma korkunç bir komplo teorisi çıktı. Yabancı kaynaklı bu yaygın teoriye göre tüm dünyadaki Merkez Bankaları, Masonik bir cemiyetin kontrolünde. Biraz daha eşeleyince dünyadaki tüm bankaların da aynı Masonik cemiyetin kuklaları olduğunu anladım. Eşeledikçe hayretim artıyordu. Sonunda çok şaşırtıcı sonuçlara ulaştım.Hazırlamış olduğum bu bloga gelince, evet, sorununun kökenini ve teorik çözümünü doğru tespit etmişim. Ancak bahsettiğim teori doğru ise, benim önerdiğim çözümün pratik olarak çözüm üretmesi imkansız. Yanlış duymadınız, bu sorunun çözümü yok. Çünkü Masonik bu dev cemiyet herşeye her zaman hakim. Nasıl planladılar ise öyle olmuş, nasıl planladılar ise öyle de olacak. "Bunca cari açığa rağmen bu para nasıl ve neden içeri girmeye devam ediyor" diye düşünmeyi bırakın. Çünkü anlamı yok. Para giriyor, çünkü onlar öyle istiyor. Bir planları var, Türk toplumuna, siyasetine şekil verecek ve yeni bir raya sokacaklar. Belki de nadasa bırakacaklar. Bilemiyorum. Tahmin bile edemiyorum. Yüksek faiz - düşük kur işi de onlar ne zaman planladılarsa o zaman bitecek. Bize düşen, sadece oturup beklemek."

Fehmi Koru'nun yazısına geri dönelim. Tıpkı İlhan Selçuk'un Kuran'dan bir kaç ayeti alt alta yazması gibi Fehmi Koru da bir kaç uyduruk medya uzantısının yaptığı değerlendirmeleri genel doğrular olarak alıntılarsa ortaya böylesine komik bir durum çıkar. Şimdi faiz oranlarının birer sonuç olduğunu mu anlatsak, yüksek olduğu iddia edilen faiz oranlarının daha bir kaç yıl öncesine göre (hele bir de 1990'lı yıllarla karşılaştırsak nasıl olur?) oldukça düşük olduğunu mu göstersek, meselenin Con Ahmet'in devri daim makinası olmadığını mı anlatmaya çalışsak bilemedim.

Diğer yandan Fehmi Koru'nun görüşlerine başvurduğu "uzman" kişi de nasıl uzmansa aşağıdaki değerlendirmeleri yapmış:

"Türkiye'deki Müslüman çevreler faiz yasağına kişisel ve ticarî hayatlarında sıkı sıkıya uyuyorlar. Bankayla çalışması mutlaka gerekiyorsa, paralarını faiz getirmeyen cari hesaplarda tutuyor inançlı insanlar. Ticari hayatını İslâmî esaslara göre düzenleyen sanayiciler, tüccarlar da banka kredisi kullanmıyorlar. Görüştüğüm kişi, “Son yıllarda büyüyen Anadolu sermayesi bu başarısını bankalarla faizli iş yapmamasına borçlu; kredi alanlar battı, onlar dimdik ayakta” dedi bana."

Hatta daha vahim durum da şu:
"İslâm'ın faiz yasağı herkesi bağlamasına rağmen, kamu alanı bu yasağın dışında sayılıyormuş: “Kamuya ait hükümler farklıdır. Devletten-devlete muamelelerde mütekabiliyet esası vardır sözgelimi. Kendi vatandaşlarına farklı, yabancılara farklı usuller uygulayabilir devlet. Ayetleri okuyunca anlaşılıyor zaten: Faiz yasağı bireyler içindir. Buna rağmen, dünyayı faiz çirkinliğinden kurtarmak üzere çaba gösteririz.”"

Suyundan da koyun sayın uzman! Faiz yasağı bireyler içinmiş. Yani sen kredi alamazsın ama şirket kurup alabilirsin. Yok ya! Bu da modern "kabültü vehebtü" hikayesi sanırım. Dini bu gibi uzmancıkların elinde oyuncak ederseniz durum bu! Ekonominin durumu da farklı değil ya neyse.

Bu arada neredeyse unutuyordum. Ekonomi Türk'ün kaptan köşkünde oturan Ekonomix İslamda faiz konusunu daha önce işlemişti: bir, iki, üç, dört. Daha sonra da Dr Jekyll şu yazısıyla tartışmaya katılmıştı.

Bu yazıyı İlhan Selçuk'un düştüğü durumla dalga geçen Fehmi Koru'nun aynı duruma düştüğüne ve ortadaki çarpık zihniyetin her iki yakada da farklı olmadığına dikkat çekmek için yazdım. İslamda faiz ve Türkiye'deki faiz oranları birbiribden farklı konular. İleride farklı yazılarda bu konuları işleriz.

Ekonomix'e özel not: Soros Ekim ayı paralarını yatırmadı. Bu yüksek faiz düşük kur politikasını bedava savunamam, ona göre.

Fehmi Koru'ya özel not: Yazınızın sonunda "İlhan Selçuk'un şu sıralarda dinî konulara özel bir ilgi göstermesi takdire şâyan. Başka soruları olursa, bu işleri bilen uzman, cevaplamak üzere hazır bekliyor." demişsiniz. Ekonomi konusu ilginizi çekerse Ekonomi Türk olarak sorularınızı cevaplamak için hazır bekliyor olacağız.
Read More!

İslam ve İktisat

is-guc derken blogdan uzak kaldim. bir de baktim ki ekonomik meselelere islam'in bakisi tartisiliyor. din adamlarinin iktisat konusundaki bilgisizliklerine aldirmadan fetvalar vermeleri eskiden beri beni rahatsiz ettigi icin, ben de surada iki kelam etme geregi hissettim.

ekonomix son yazisini bir yerlerde bir seyler ters diye bitirmis. ters olan sey 7. yuzyilda var olmayan, var olmasi hayal bile edilemeyecek olan iktisadi iliskileri ve kurumsal yapiyi, o zamanin basit iktisadi iliskilerini kistas alarak degerlendirmeye calismak. yani bugday ticaretinden opsiyon piyasasi uzerine sonuclar cikartmaya calismak abes; ve abes oldugu kadar (aslinda tam da abes oldugu icin) benim anladigim sekliyle islamin ozune ters.
din adamlari islam dinini cok iyi biliyor olabilirler ama iktisattan anlamiyorlar. bu yuzden de insanlari muhtemelen yanlis yonlendiriyorlar. (muhtemelen diyorum, zira benim islam bilgim, onlarin iktisat (iktisat nedir) bilgisinden fazla degil.)

islam bilgisi kuvvetli olmasa da, iktisat bilgisi kuvvetli olan bir insan olarak, ben islamin yasakladigi faizin iktisatcilarin "rant" diye isimlendirdigi sey oldugunu dusunuyorum. yani uretimden kaynaklanmayan, uretilmis olanin el degistirmesiyle elde edilen deger.

iktisatcilarin reel faiz dedigi sey, rekabetci piyasa ekonomisinde sermayenin getirisine esittir. yani paraniz varsa ve bununla bir is kurarsaniz, tum masraflari dustukten sonra, elde edeceginiz kar rekabetci piyasa ekonomisinde reel faizin getirisine esittir. bu sasirtici bir sonuc degil. zira siz o yatirimi yapmasaniz ve parayi bir bankaya yatirsaniz, banka o parayi baska bir girisimciye kaynak olarak verecek. neticede, piyasa mekanizmasi reel faizi sermayenin getirisine esitleyecek. bu su demek, bankaya para koyan bir insan, dolayli olarak baska birinin kuracagi bir ise yatirim yapiyor ve bu yatirimin getirisini kazanc olarak elde ediyor. bankanin burada islevi bir araci olarak cebinde para olanla paraya ihtiyaci olani bulusturmak.

tabii bankalar tum islemlerini islami kurallara gore yapmadiklari (mesela yeri geldiginde icki ureticisine de kaynak sagladiklari) ve de faaliyetlerinin bir bolumu rant saglama faaliyetleri oldugu icin, bir musluman bankalarla iliski kurmaktan kacinabilir. o durumda dogrudan yatirimi finanse eden yatirim araclarina yonelebilir. (ofk'lar hakkinda fazla bir bilgim yok. ama bir alternatif olabilirler tabii.)

tabii, reel faizin icerisinde risk primi de olabilir. bu da borc alanin ustlendigi riskin bedelidir. yani haksiz bir kazanc degildir. moral hazard (ahlaki tehlike), incentives vs. gibi iktisadi kavramlar uzerinden bu risk priminin var olmasinin olmamasindan daha "dogru" olacaginin tartismasini yapabiliriz. ama o kadar zamanim yok.

bu arada riskli yatirimlari kumar olarak adlandirmak da abes. neyin kumar olup neyin olmadigina karar vermek icin, o yatirimin uretkenligine bakmaliyiz riske degil. zira risk her seyde var. yani bir is kurmak da riskli bir aktivite, buna karsilik parayi faize yatirmak risksiz. o zaman reel bir yatirim yapmak mi kumar, faize yatirmak mi? goruluyor ki riskli olan her sey kumardir, kumar da kotudur demek abes.

bunlarin uzerine bir de soyle dusunun. cebinizde paraniz var ama isletme tecrubeniz yok. paranizla bir is kurmaniz mi daha iyidir, yoksa is kuracak birine "rekabetci piyasa faizi" uzerinden borc vermeniz mi? kim o parayi daha uretken bir sekilde kullanir; istihdam yaratabilir? bir insanin bilmedigi bir ise girmesi riskli degil midir? bir de o parayi baskasinin iyi kullanabilecegini dusununce, bilmedigi ise giren kisinin toplum kaynaklarini gereksiz riskler alarak carcur etmekte oldugu soyleyemez miyiz? sorular, sorular... cevaplari hepimiz dusunelim.

ozetle, kabaca rant olarak tabir ettigimiz, kaynagini uretimden almayan kazanclar disinda ben haram olabilecek bir sey gormuyorum. tabii rant illa ki kotu bir sey mi olmak zorunda? faydasi olamaz mi? ya da turkiye'de piyasalar ne kadar iyi isliyor? faizler dahil fiyat mekanizmasi uretime mi, yoksa uretmeden bolusume mi yonelik isliyor? bunlar uzun mevzular. daha da cok mevzu var tartisilabilecek ama ben uzatamayacagim.

sozun ozu, ben 7. yuzyildaki bugday vs. ticaretini kistas alarak din adamlarinin verdigi dini ogutleri dikkate almiyorum. benim tercihim iktisat bilgimi, islamin ozune iliskin bilgilerimle karsilastirip vicdanimin hakemliginde kararlarimi almak. tabii ekonomix'in dedigi gibi. her koyun kendi bacagindan asilir. siz istediginizi yapabilirsiniz.

not: bu arada yukaridaki tartismadan, islam esaslariyla yonetilen bir ulkede, mali ve parasal istikrarin tam olmasi ve piyasalarda tam rekabetin tesis edilmesi gerektigi sonucu da cikabilir.

not 2: su siralar epey bir yogunum. eger yorumlara cevap veremezsem kusuruma bakmayin. Read More!