Donald Yacktman - The Yacktman Fund
How To Be A Hedge Fund Manager
Süleyman Yaşar Neden Böyle Yapıyor?
Uğur Civelek ve Küreselleşme
“Küreselleşme denilen kuralsızlık ve sorunları ağırlaştırma pahasına günü kurtarma yaklaşımları iflasa koşmaktadır. Sorunların yayılmasını ve hızla büyümesini önlemek adına yapılanların tam aksi sonuca hizmet ettiğini görmemek yönündeki basiretsizlik insanlığın geleceğini karartmaktadır.”
http://www.dunya.com/emtia-fiyatlari-tehlike-sinyali-veriyor-147025yy.htm
Bu aralar Uğur Civelek' in yazılarını okumakla meşgulüm. O kadar iktisatçı okudum, Malthus ve Uğur Civelek kadar kötümser ekonomistlere rastlamadım desem yalan olmaz.Uğur civelek her yazısında petrol fiyatlarından, emtia fiyatlarından bahsederek cari açığın düşürülmeyeceğini, enflasyonun ve işsizliğin yukarı yönlü bir hal alacağından bahsetmektedir. Belki haklı, belki de haksız. Ben bunu başka bir yazıya saklayacağım. Ama Uğur Civelek' in yanıldığı bir ifadesi var ki dillere destan. "Küreselleşme kuralsızlıktır." Acaba gerçekten böyle mi?
Öncelikle küreselleşme tanımımızı yapalım. Bana göre küreselleşme sermayenin dünya çapında hiçbir sınırlamaya tabi olmayan hareketidir. Buradan kuralsızlığı çıkarabilirsiniz ama ben de size kuralsızlığın hakim olduğu bir yerde küreselleşmenin olamayacağını iddia ederim. Küreselleşme serbest piyasa ekonomisinin nirvanası ise serbest piyasa ekonomisinin temel taşlarını inceleyelim, özel mülkiyet, hukukun üstünlüğü ve rekabet. Yani bunlar olmadan ne serbest piyasa ekonomisi olur ne de küreselleşme olur. Olsa olsa orman kanunu ve vahşi yaşam meydana gelir.
Küreselleşme her ne kadar ulus devleti yıpratsa da varlığını ulus devletin ya da daha genel ifadeyle devletin otoritesinden alır. Devlet olmasa idi özel mülkiyeti koruyacak bir kurum olmazdı. Düşünsenize akşam işinize gitmek mi yoksa evinizi hırsız ve yağmacılardan korumak mı daha mantıklı devletin olmadığı düzende. Devlet bazı yasal düzenlemeler koyar, eğer bu yasal düzenlemeler olmasa idi borç verilebilir fonlar piyasası büyük ihtimalle oluşmayacaktı ve küresel sermayenin hareket alanı sınırlandırılacaktı. Yazının geri kalanını editör’ ün yazdığı bir yazıdan alıntılayarak sonlandırıyorum. “Kapitalizm gelişmiş bir yönetim sistemidir, insanların birbirlerinin haklarına saygı duymasını, çalışıp birikim yapanların birikim ve haklarını güvence altına alan bir sistem olduğu için de kapitalizm de insanlar daha çok çalışıp üreterek daha hızlı zenginleşirler. Mutlak yoksulluk oranlarına bakarsanız kapitalistlerin değil, komünizm ve sosyalizmin yollarından geçmiş ülkelerin sefalet içerisinde olduğunu görürsünüz. Kapitalizmi kapitalizm yapan kurumlardır, kanunlardır, emeğin ve birikimlerin devletin güvencesi altına alınmış olmasıdır.”
Read More!Ege Cansen’ e Selamlar
Malumunuz Ege Cansen Ekonomi Türk blogunda bolca eleştirilen bir isim ki eleştiriyi de hakediyor. Peki ben bu başlığı sırf bunu yazmak için mi yazdım? Hayır, fil hafızası olanlar hatırlayacaklardır ki Ege bey 2011 yılında “50 dolar cent artı 50 Euro cent eşittir 2.40 TL düzeyi, benim hesaplarıma göre “denge kuru” gibi durmaktadır. 2011 yılında ulaşılacak bu düzey, 2012 yılında da yüzde 4 kadar artarsa, cari açığımız iki yıl sonra milli gelirimizin yüzde 3’ü seviyesine inebilir.
...Cari açığın kök sebebi, döviz fiyatlarının düşük olmasıdır. Bunun dışında söylenen: yok efendim, ulusal tasarruf oranımız düşüktür veya maalesef enerjide dışa bağımlıyız, petrol faturamız çok yüksek gibi sebepler sıralamak “gerçekle yüzleşmemek için” için mazeret yaratma gayretleridir”demiş
.
Editör ise “Ege Cansen tahminine bu kadar guveniyorsa kendisiyle 10 BIN TL'LIK Bir BAHSE GIRMEYE HAZIRIM. 2012 Senesinin ilk 3 ayinda ortalama dolar kuru 2 TL'nin uzerinde olursa Ege Cansen kazansin, altinda olursa ben kazanayim. VARSA YUREGI gelsin, HODRI MEYDAN!” demişti.
Şimdi değerlendirmemizi yapalım, 2012' nin ilk 3 ayını geride bıraktık ve dolar 2 TL' nin üstüne çıkmadı. Ege Cansen’ in tezini ileri sürdüğü tarihte döviz kuru 1$= 1,6950 TL idi. Ekim ayında 1,89, Ekim’ in sonlarında 1,75 ve günümüzde ise 1,79’ du. Bu arada en yüksek rakam ise Aralık 29’ unda 1,9175’ idi. Bundan sonraki planımda ise Ege bey' in bahsettiği gibi döviz kurunun cari açığı ne kadar azalttığını inceleyeceğim, ekonometrik bir model yardımıyla.
Yazımı
Yılmaz Özdil tarzıyla
Bitiriyorum:
Yorum sizin...
Billionaires’ Stock Picks Are Beating the Market Right Now
7 Stocks Billionaire Fund Managers Are Crazy About
Billionaire Hedge Fund Manager Index
Bu konuyla ilgili yaziya Billionaire Hedge Fund Index baslikli yazidan ulasabilirsiniz. Read More!
Last Week’s Notable Insider Purchases
2012 Ocak Dış Ticaret Verileri
Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2012 yılı Ocak ayında önceki yılın aynı ayına göre ihracatın değişim oranı %8,6, ithalatın değişim oranı ise %-1,2 oldu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2012 Ocak ayında bir önceki aya göre ihracat %1,3 düşerken, ithalat %3,2 arttı. 2011 Ocak ayında %56,5 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2012 Ocak ayında %59,7’ye yükseldi. (Tüik dış ticaret verileri)
Reklam: Bu yazi George Soros sayfasi sponsorlugunda hazirlanmistir.
Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi millet olarak 2012 Ocak döneminde de geleceğimizden yemeye devam ettik. Tuik 2012 Ocak ayı dış ticaret verilerini açıkladıktan sonra bazı yazarların yazılarını takip ettim. Yazılı ve görsel basında çok olumlu, hatta pembe tablolu yazılar çıktı. Övünülen nokta ise; 2012 yılının dış ticaret verilerinin 2011 yılının Ocak ayına göre ekonomimizin dış ticaret verilerine göre; ihracatta % 8.6 oranında bir değişime karşılık, ithalatta % -1.2 oranında bir değişim yaşanmasıdır. Diğer taraftan 2011 yılının Ocak ayının ihracatın ithalatı karşılama oranı % 56.5 iken bu oranın 2012 Ocak ayında % 59.7 seviyesine yükselmeside olumlu karşılanmıştır. Hal böyle iken; ekonomik veriler bölünebilen ancak tek başlarına kullanıldığında birşey ifade etmeyen verilerdir. Eğer işinize gelen birtakım çıkarımlar peşinde iseniz, ekonomik tablonun bir parçasını alır, istediğiniz gibi yorumlarsınız. Sonuçta pembe bir tablo çizebilirsiniz. Ekonomik verileri yorumlarken dikkat edilecek konu şudur; ekonomik verileri genel ekonomi üzerinde topyekün yorumlamak ve tablonun geleceğe ışık tutan sonuçlarını irdelemek önemlidir. Tüik 2012 Ocak verilerini açıkladıktan sonra ne yazık ki birçok görsel ve yazılı medyada bu ekonomik veriler, tek parça halinde değilde, pembe taraflarıyla ele alındı. Bu birtakım yazarların ekonomiye siyaseti karıştırması şeklinde açıklanabilir. Bu yapılan yorumlar ekonomik değil, siyasi yorumlardır, ekonomistlerin değil siyasiyerin tercih ettiği bir yorum şeklidir.
Verileri tek tablo şeklinde yorumlarsak; ekonomik verilerde zaman zaman ekonomi dışı etkenlerden dolayı birtakım konularda, bazı düzelmeler varmış gibi veriler alınabilir.
Bence 2012 Ocak ayı dış ticaret verilerinde mevsimsel etkiler, döviz kuru ile ilgili etkiler mevcuttur. Açıklamada da bu dile getirilmiştir. Dolayısıyla kesinleşmiş veriler açıklandığında gerçek senaryo ortaya çıkacaktır.
Toplam ihracatımız 10.374 milyon dolar, iken toplam ithalatımız ise 17.383 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Geçen yılın aynı dönemine göre ihracatımız % 8.6 artarken, İthalatımız ise % 1.2 oranında azalmıştır. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise geçen döneminde % 56.5 iken bu dönem % 59.7 oranına yükselmiştir. Açıklanan ithalat ve ihracat rakamları bu şekildedir. Burada ihracatımızın artmış, ithalatımız ise düşmüş olması tek başına olumlu gibi görünsede; bu iki rakama ihracatımızın ithalatımızı karşılama oranını da ilave edersek; mevcut durumda halen % 41.3 oranında bir dış ticaret açığı ile karşı karşıyayız. Ayrıca; mevcut açıklamalara göre 7.009 milyon dolar dış ticaret açığımız mevcuttur. Görüldüğü üzere tabloyu topyekün değerlendirisek; halihazırda yüzdesel ve fiziksel bir dış ticaret açığı ile karşı karşıyayız. Bu açıklamalara sevinmek; bu ay az borçlanmayı başardık gibi bir olaya sevinmek ile eşdeğerdir ve gerçekçi değildir. Bilinmelidir ki; ekonomiler devamlı borçlanmak suretiyle ayakta kalamaz. Yunanistan gerçeği budur. Devamlı borçlanarak ekonomilerini ayakta tutmaya çalıştılar, olmadı. İlk krizde olay ortaya çıktı ve gerçekle karşı karşıya kaldılar.
Burada borçlanma derken söylemek istediğim şudur; dış ticaret açığı, dışarıya sattığından daha fazlasını satın almak demektir ve aradaki fazlalığı ekonomiler dışarıdan sermaye ithal ederek karşılar. Eğer ithal ettiğiniz sermayeyi tüketime harcıyorsanız bir nevi gelecekte kazanacağınız muhtemel olan geliri harcıyorsunuz demekir. Ülkemizde kişisel kredi kartı borçlarının devamlı artış trendi içinde olması bu doğrultuda açıklanabilir. Ayrıca bu borcun bir de faizi vardır, buna borçlanma maliyeti veya finansman maliyeti denir. Yani bugün borçlanarak yaptığınız harcamayı, yarın faiziyle birlikte ödersiniz. Bu tür borçlanmalar gelecek değer hesabıyla birlikte düşünülmelidir. Bu toplumlar için pahalı bir tüketim şeklidir ve uzun dönem devam ettirilmesi, çok derin ekonomik krizlere sebep olur. Telafisi uzun süren ve sancılı bir dönem olacaktır.
Uzm İşl Ozan CAMCI. Read More!
Toplam çalışılan saat ve Verimlilik
"Japonya'da genel sağlık sigortası olduğu için bu insanların doktora görünmelerini engelleyen tek sebep işleri gibi görünüyor. Bu insanlar hastalık belirtileri gösterseler bile doktora görünmediklerinden kanser gibi hastalıkların tedavisine ileri evrelerde başlıyorlar ve kurtulma şansları da az gibi görünüyor. Muhtemelen Japon yönetici ve beyaz yakalı profesyonellerin daha erken yaita ölmelerine başka bir sebep de kalp hastalığı, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi hastalıkların önemli sebeplerinden birine, harekersiz ve sporsuz bir yaşama sahip olmaları." Kaynak : İş sağlıktan önce gelirse ...
Bilimadamlarının öne sürdüğü stres, sağlığa ayıracak zaman olmaması gibi nedenler doğru. Ama bence bunların kendileri de neden değil sonuç. Japon çalışma kültürünün sonucu ama en çok da Japonların bunca senedir gelişmiş bir ülke olmalarına rağmen gelişmiş bir ülkeye yaraşır bir verimlilik düzeyine ulaşamamış olmalarının sonucu! Tamam adamlar çok çalışıyorlar ama verimli olmadıklarından diğer gelişmiş ülkelerle ancak sağlıklarını tehlikeye atacak kadar çok uzun saatler çalışarak rekabet edebiliyorlar.
Japonya pek çok kişi tarafından verimliliğin yüksek olduğu bir ülke olarak algılanabilir. Ama rakamlar bu algıyı doğrulamıyor maalesef. Aşağıdaki grafikler ABD İş Gücü İstatistik Bürosundan alınma. İlk grafik "çalışan başına yıllık çalışılan toplam saat"i gösteriyor. Buna göre Asya kaplanları Singapur ve Kore çalışanları adam başı yılda ortalama 2,500 saate yakın çalışıyorlar! Japonya çalışma saatinde dördüncü. Yani çalışkanlık konusunda Asya'nın bu gelişmiş ülkelerinin üstüne ülke yok!
Fakat iş çalıştıkları saatlerden aldıkları verime gelince tamamen değişiyor! Aşağıdaki grafik "çalışılan her saate üretilen GDP". Asya Kaplanı Kore yerlerde sürünürken, Japonya ve Singapur da sonlara oynuyor!
İş yaşamımda ilginç bir göçmenlik dönemim oldu. 2-3 sene Singapur'da çalıştıktan sonra 1 sene Hollanda'da çalıştım. Sonra yeniden Singapur'a döndüm. Bu iki ülke çalışanlarının çalıştıkları saatlere ve ürettikleri işe şahit olmuş biri olarak şu grafiklerin hemen hemen doğru olduğunu söyleyebilirim: Hemen hemen zira muhtemelen bu grafik evde ve tatilde çalışılan saatleri işin içine katmıyor zira ortalama bir Singapur çalışanı Hollanda çalışanına göre şu grafikte görülenden çok daha verimsiz. Asyalılar gerçekten de şu grafikte yansıltılan şekilde deliler gibi çalışırlar ama o saatlerden çıkan işin miktarı benim gibi verimlilik konusunda sonlarda olan bir ülke vatandaşını bile hayal kırıklığına uğratacak kadar az olur.
Asya'nın kendilerini birinci dünyada sayan Japonya, Kore ve Singapur adlı ülkeleri iş verimliliğe gelince maalesef yerlerde sürünüyorlar. Çok çalışmak önemli ama verimli çalışmak daha da önemli. Verimsiz ama çok çalışan insanların sonu acı çeken Japon yönteicileri gibi olabilir. Benden söylemesi.
Best Hedge Funds 2012
Türkiye Ekonomisi ve Tasarruf
Konuyla ilgili bir'haber bugün Bloomberg’te yayınlandı. Çin’den sonra dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi olan ve 2002 yılından beri %5,9'luk bir ortalama büyüme gerçekleştiren Türkiye ekonomisi bu verilerle şu anda sahip olduğu kredi notundan daha fazlasını hakettiği bir gerçek ancak şu an sahip olduğu tasarruf oranıyla da notun yükselmesi de zor. Bu yüzden Türkiye kendi ekonomisinin 12de 1'i büyüklükte olan Guetamala, Sırbistan gibi ülkelerle aynı kredi notuna sahipken yurtdışında yaptığı borçlanmalarda her 1 milyar dolarlık borçlanma için Rusya’nın ödediğinin 8 milyon dolar fazlasını ödüyor.
Bugün Goldman Sachs’ın Türk bankaları ile ilgili raporunda da bu konuya değiniliyor. Raporda yine Rusya ile yapılan bir kıyaslama var ve verilere göre son 10 yılda tasarruflar Rusya’da 12 kat artarken Türkiye’de sadece 4 kat artmış. Tabi demografik açıdan Türkiye’nin nüfusunun daha genç olması (dolayısıyla tüketime daha meyilli, tasarruf-tüketim kararında ağırlığın tüketimde olması) ve Rusya’nın hammadde ihraç eden bir ülke olarak cari fazla vermesi ve tasarruf edebilecek rezervlere sahip olmasının etkisi büyük. Goldman Sachs da zaten iki ülkenin bankalarının borsalarda fiyatlanmasında bu değişikliklere dikkat çekiyor. İki ülkenin kredi büyüme oranlarında da Türkiye ufak farkla önde, %37'ye %33. Temmuz 2012'de uygulamaya geçecek Basel II uygulaması ile de kredi büyümesinin daralacağını öngörmek için çok zeki olmaya gerek yok. Burada bir parantez açıp bunun en çok gayrımenkul sektörünü etkileyeceğini sözlerime ekleyeyim. Bir parantez de raporda Halkbank için “al” yorumu yapıldığı için açalım ki yabancı raporları takip eden herkes tahmin edebileceği bir şey bu.
Ülkenin tasarruf açığının ise cari açık ve tüketime dayalı büyümeyi nasıl beslediğini anlatmama gerek yok sanırım. İnsanlar belirli bir gelir elde ettiklerinde vermeleri gereken bir karar vardır, o da tüketim yaparak gereksinimlerini karşılamak ya da gereksinimlerini karşılamayı erteleyerek gelirleriyle tasarruf ya da yatırım yapmak. Ülkemizde insanların kararlarında tüketim daha büyük bir ağırlığa sahip olduğundan ve başta enerji olmak üzere üretim sistemi de pek çok girdisini dışarıdan karşıladığından yüksek cari açıklarla karşılaşıyoruz. Düşük faiz oranları insanları tasarruf yapmaktan alıkoyarken tüketimi de daha cazip hale getiriyor. Bütün bunlar olurken de mevduat vade ortalamasının bir ay, kredi vade ortalamasının bir yıla yakın olduğu bankacılık sisteminde, bankalar nakit akımlarında vadesel eşgüdümü sağlamak için bin dereden su getiriyor. Sonuçta hem reel kesim, hem de finansal kesim ciddi bir kırılganlığa sahip oluyor.
Goldman Sachs analistlerinin hazırladığı yukarıdaki grafikte de yine Türkiye ve Rusya’nın büyüme kompozisyonları kıyaslanıyor ve dış ticaret 14 baz puanlık ve tüketimde 20 baz puanlık Rusya lehine olan farka dikkat çekiliyor.
Bloomberg haberinde bir de BDDK raporuna dikkat çekiliyor. BDDK raporuna göre toplam kredilerin %85′i aylık geliri 1.200$ altında olan kesim tarafından kullanılıyor, mevduatın 47′si ise toplam nufüsa oranı %0,1 olan bir kesim tarafından tutuluyor. Demem o ki Türkiye halkı borçlu, üstelik bu borcu kapayacak ne geliri, ne de tasarrufu var.
Kapkara bir tablo çizmek istemiyorum ama finansal sistemin barındırdığı ve eğer giderilmezse ekonominin tamamını ciddi şekilde etkileyecek sorunları barındırdığı bir gerçek. Read More!
Hedge Funds' Favorite Stocks
Warren Buffett'in Yatirimcilara Son Mektubu
Zacks Insider Trading
PatronTurk: Is Dunyasindan ve Zenginlerden Haberler
PatronTurk sitesinin yaptigi gibi bizimle link degisimi yapmak isteyenler bize email ile ulasabilirler. PatronTurk sitesinin pagerank'i 3 ama buna ragmen ben pagerank'i 5 olan Ekonomi Turk'ten link veriyorum. Bunun bana faydasi ise PatronTurk sitesinin pagerank'ini yukselterek aldigim linklerin daha da degerli olmasini saglamasi. Read More!
Jim Cramer Stock Picks
Apache Corp (APA): APA is the largest US energy stock in Cramer’s trust. As of February 15, 2012, the fund owns 1050 shares of APA, which worth about $113,000. APA is also quite popular among hedge funds. At the end of the third quarter, there were 30 hedge funds with APA positions.
Yazinin devamini Jim Cramer's Stock Picks sayfasindan okuyabilirsiniz. Read More!
Niye Link Istiyoruz?
Boynuz kulagi gecermis derler. Insider Monkey'nin okuyucu sayisi Ekonomi Turk'u 1.5 senede ikiye katladi. Ustune ustluk Insider Monkey ingilizce bir blog oldugu icin reklamlardan kazandigimiz ucretler de Turkiye'deki reklamlarin 5-10 kati civarinda seyrediyor. Neticede Insider Monkey sitesinden kazandigimiz para dise dokunur miktarlara yukseldi. Sitede yazan 1-2 tanede part-time yazar ise aldik, Amerika'nin issizlik oranini dusurduk.
Durmak yok. Bundan sonra siteyi buyutmek daha kolay. Sitenin pagerank'i 6'a yukseldi. Amacimiz bunu daha da yukarilara yukseltmek. Gecen aylarda David Einhorn kelimesinde arama motorlarinda yukarilara cikmak icin calisiyorduk, simdi daha zor olan Warren Buffett kelimesinde ilk 10'a girmeye calisiyoruz. O yuzden de bize link verenlere biz de Ekonomi Turk veya diger sitelerimizden esdeger veya daha yuksek pagerank'e sahip link verecegiz. Link verebilecegimiz siteler arasinda sunlar var:
Turkish Economy
Finans Turk: pagerank 2
Turk Finans: pagerank yok
Turk Economy: pagerank 3
Turk Ekonomi: pagerank 2
Ekonomi Turk: pagerank 5
Sitenizin pageranki 3-4 arasinda ise Ekonomi Turk sitesinden link verecegiz, eger sitenizin pageranki daha dusuk ise diger 5 siteden bir tanesinden link verecegiz. Ilgilenenler mail atsinlar. Read More!
8 UBS Stock Picks for 2012
Bu yazi 8 UBS Stock Picks for 2012 adresinden alinmistir. Read More!



