"Türkiye, yerel türleri geliştirmek amacıyla 2012'de anaç fidan ithalatını yasaklayacak. Üreticiler ise ‘Gerekli Ar-Ge desteği verilmezse, daha yüksek maliyetle ithalata geri dönülür' uyarısı yapıyor.
Türkiye'nin 2012 yılından itibaren anaç fidan ithalatını yasaklamaya hazırlanmasına yerli üreticilerden destek geldi. Türkiye'nin meyve fidanı ihtiyacının yaklaşık yarısını karşılayan Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Selçuk Bilgi, Türkiye'nin kendi türlerini geliştirmesi için ithalatın yasaklanmasının olumlu sonuçlar doğuracağını söyledi. Bilgi, ithalat yasağıyla birlikte yerli üreticiye Ar-Ge yatırımları için destek olunmasının da zorunluluk olduğuna dikkat çekti."
Biraz tarim sektorunun icinde olan ve akli calisisan herkes Turkiye'nin tarimda daha gidecegi cok yol oldugunu ve bunun icin cok firin ekmek yenmesi gerektigini bilir. Ayni zamanda bu gidilecek yolun tarlada irgat calistirarak degil, yuksek katma degerli, yuksek teknoloji ve bilgi gerektiren uretim yontemleri ile yapilmasi gerektigini de soyler. Mesela seracilik bunlardan biridir (bu alanda bir suru yol katedilmis olsa bile benim de su anda yasadigim Hollanda ile karsilastirinca yolun cok basindayiz ve teknoloji ureten ve gelistiren bir ulke degil kullanan bir ulkeyiz). Bu alanlardan bir digeri de meyvecilik ve buna bagli olarak fidanciliktir. Fidancilik ilk basta kolay gibi gozuken ama dunya standartlarinda uretim yapmak icin genetik, molekuler bioloji, istatistik, bitki islahi (plant breeding), hucre biolojisi gibi alanlarda uzman kadro gerektiren bir istir. Ayni zamanda cok uzun soluklu bir istir. Ciddi bir entellektuel yatirim, destek agi, bilgi agi gerektirir.
3-5 senedir ortalikta konusulan ve Turkiye'nin belki bir gun fidancilik ussu olma hayalleri 2012 yilinda anac fidan ithalatinin yasaklanmasi ile resmi olarak sona ermistir. Dusuk kalitede, viruslerden arindirilmis, kendi turlerini ureten, islah eden dev fidancilik firmalarimizin olmasi hayali suya dusmustur. Yurt disindan yuksek kalite fidan alamayan ama buyuk meyve yatirimi yapmayi planlayan firmalar daha yuksek maliyetle daha kalitesiz urunler ile yatirim yapmak zorunda kalacak veya yatirimdan vaz gececeklerdir.
Fidan ureticileri de onlerindeki 3-5 yil cok buyuk paralar kazanacaklar, ancak uzun vadede Almanya, Israil, Hollada, Danimarka, ABD gibi ulkeler ile asla yarisacak beyinsel birikime sahip olmadiklari icin sonrasinda perisan olacaklardir. Sonrasinda ne olacagini da soyliyeyim: bu yasak eger akli basinda insanlar karsi cikmazlar ise 20 sene daha devam edecektir. Sonra da et fiyatlari neden yukseliyor, neden bizim arabalarimiz tenekeden, Turkiye'nin neden kendi otomobili yok gibi sorulara benzer sorulari da tarim sektorumuz icin soracagiz.
Ama tabii sadece elestirmek olmaz. Belli ki bu konularda bilgi sahibi olmasi gerekenler yeterli birikime sahip degiller, ben kendilerine buradan fidanciligin nasil desteklenmesi gerektigini anlatayim:
1- Meyvecilik bolgelerine yakin bir arazi alinacak
2- Burada yeni ve bagimsiz bir enstitu kurulacak, gerekirse yurtdisindan ve yurticinden yatirimci
firmalar ile birlikte yatirim yapilacak
3- Bu enstitu icin 15 senelik stratejik bir plan yapilacak, hangi meyve turlerinin islahina gidilip, ne gibi teknikler ile calisilacagina karar verilecek
4- Turkiye'nin en parlak genetik, molekuler bioloji ve ziraat ogrencilerine ciddi imkanlar verilerek hemen master ve doktoraya yollanacak
5- Ayni zamanda dunyanin bu alandaki en buyuk beyinlerine cok ciddi maaslar verilerek bu enstitude arastirma ve egitim yapmalari saglanacak
6- Yukarida bahsettigim 20 beyin geri donunce bu enstitude calistirilacak ve memur maasi degil ozel sektor maasi verilecek
7- Arastirmalar yapilirken ozel sektor ile cesitli ortakliklara gidilecek
Bu yukaridaki plan garantili bir yoldur. Bilgi birikimi ve olusumunu adam gibi destekleyip kaybeden bir ulke olmamistir. Hatta daha da iddiali bir laf edeyim: orta ve uzun vadede stratejik sektorlerin desteklenmesi sadece ve sadece bu sekilde mumkundur. Devletin tek gorevi de bu bilgi birikimlerini ve kadrolari olusturmaktir.
Bu arada bir not daha: Tarim bakanliginda tanidiklari, arkadaslari, esleri dostlari olan fidan ureticilerini tebrik etmek istiyorum. Lobi yaparak vatandasin cebine goz diktikleri yetmiyormus gibi Turkiye'nin tarimda belki de dunya capinda katma degerli uretim yapabilecegi bir sektoru de yok etmis oluyorlar. Kendi ayaklarina kursun sıkıyorlar. Ama aralarinda bazi akilli fikirli insanlar var ki AR-GE olmadan bu is olmaz demisler fakat yasaktan para kazanacaklari icin de pek ses cikarmiyorlar. Bir not daha: Buyuk yatirimlar yapmaya hazirlanan firmalar seslerini acaba cikaracaklar mi? Gorecegiz...
Turkiye'nin tarimsal korumacilik ile ilgili gecmisi kirli ama zannetmeyelim ki dunyada bu alanda tekiz. Danimarka ve Almanya'dan tarim ile ilgili izlenimlerim bir sonraki yazida.
Read More!
Biraz tarim sektorunun icinde olan ve akli calisisan herkes Turkiye'nin tarimda daha gidecegi cok yol oldugunu ve bunun icin cok firin ekmek yenmesi gerektigini bilir. Ayni zamanda bu gidilecek yolun tarlada irgat calistirarak degil, yuksek katma degerli, yuksek teknoloji ve bilgi gerektiren uretim yontemleri ile yapilmasi gerektigini de soyler. Mesela seracilik bunlardan biridir (bu alanda bir suru yol katedilmis olsa bile benim de su anda yasadigim Hollanda ile karsilastirinca yolun cok basindayiz ve teknoloji ureten ve gelistiren bir ulke degil kullanan bir ulkeyiz). Bu alanlardan bir digeri de meyvecilik ve buna bagli olarak fidanciliktir. Fidancilik ilk basta kolay gibi gozuken ama dunya standartlarinda uretim yapmak icin genetik, molekuler bioloji, istatistik, bitki islahi (plant breeding), hucre biolojisi gibi alanlarda uzman kadro gerektiren bir istir. Ayni zamanda cok uzun soluklu bir istir. Ciddi bir entellektuel yatirim, destek agi, bilgi agi gerektirir.
3-5 senedir ortalikta konusulan ve Turkiye'nin belki bir gun fidancilik ussu olma hayalleri 2012 yilinda anac fidan ithalatinin yasaklanmasi ile resmi olarak sona ermistir. Dusuk kalitede, viruslerden arindirilmis, kendi turlerini ureten, islah eden dev fidancilik firmalarimizin olmasi hayali suya dusmustur. Yurt disindan yuksek kalite fidan alamayan ama buyuk meyve yatirimi yapmayi planlayan firmalar daha yuksek maliyetle daha kalitesiz urunler ile yatirim yapmak zorunda kalacak veya yatirimdan vaz gececeklerdir.
Fidan ureticileri de onlerindeki 3-5 yil cok buyuk paralar kazanacaklar, ancak uzun vadede Almanya, Israil, Hollada, Danimarka, ABD gibi ulkeler ile asla yarisacak beyinsel birikime sahip olmadiklari icin sonrasinda perisan olacaklardir. Sonrasinda ne olacagini da soyliyeyim: bu yasak eger akli basinda insanlar karsi cikmazlar ise 20 sene daha devam edecektir. Sonra da et fiyatlari neden yukseliyor, neden bizim arabalarimiz tenekeden, Turkiye'nin neden kendi otomobili yok gibi sorulara benzer sorulari da tarim sektorumuz icin soracagiz.
Ama tabii sadece elestirmek olmaz. Belli ki bu konularda bilgi sahibi olmasi gerekenler yeterli birikime sahip degiller, ben kendilerine buradan fidanciligin nasil desteklenmesi gerektigini anlatayim:
1- Meyvecilik bolgelerine yakin bir arazi alinacak
2- Burada yeni ve bagimsiz bir enstitu kurulacak, gerekirse yurtdisindan ve yurticinden yatirimci
firmalar ile birlikte yatirim yapilacak
3- Bu enstitu icin 15 senelik stratejik bir plan yapilacak, hangi meyve turlerinin islahina gidilip, ne gibi teknikler ile calisilacagina karar verilecek
4- Turkiye'nin en parlak genetik, molekuler bioloji ve ziraat ogrencilerine ciddi imkanlar verilerek hemen master ve doktoraya yollanacak
5- Ayni zamanda dunyanin bu alandaki en buyuk beyinlerine cok ciddi maaslar verilerek bu enstitude arastirma ve egitim yapmalari saglanacak
6- Yukarida bahsettigim 20 beyin geri donunce bu enstitude calistirilacak ve memur maasi degil ozel sektor maasi verilecek
7- Arastirmalar yapilirken ozel sektor ile cesitli ortakliklara gidilecek
Bu yukaridaki plan garantili bir yoldur. Bilgi birikimi ve olusumunu adam gibi destekleyip kaybeden bir ulke olmamistir. Hatta daha da iddiali bir laf edeyim: orta ve uzun vadede stratejik sektorlerin desteklenmesi sadece ve sadece bu sekilde mumkundur. Devletin tek gorevi de bu bilgi birikimlerini ve kadrolari olusturmaktir.
Bu arada bir not daha: Tarim bakanliginda tanidiklari, arkadaslari, esleri dostlari olan fidan ureticilerini tebrik etmek istiyorum. Lobi yaparak vatandasin cebine goz diktikleri yetmiyormus gibi Turkiye'nin tarimda belki de dunya capinda katma degerli uretim yapabilecegi bir sektoru de yok etmis oluyorlar. Kendi ayaklarina kursun sıkıyorlar. Ama aralarinda bazi akilli fikirli insanlar var ki AR-GE olmadan bu is olmaz demisler fakat yasaktan para kazanacaklari icin de pek ses cikarmiyorlar. Bir not daha: Buyuk yatirimlar yapmaya hazirlanan firmalar seslerini acaba cikaracaklar mi? Gorecegiz...
Turkiye'nin tarimsal korumacilik ile ilgili gecmisi kirli ama zannetmeyelim ki dunyada bu alanda tekiz. Danimarka ve Almanya'dan tarim ile ilgili izlenimlerim bir sonraki yazida.

