Sut Icin

Agustos 2006'da yazdigim bir yazi, biraz sut reklami yapayim, belki bir sut ureticisi siteye sponsor olur bu vesileyle.

Hababam sinifinde Guduk Necmi diye bir karakter vardi, aslinda Turklerin yarisinda fazlasi "guduk ya da bodur" kategorisine giriyor. Turk erkeklerde ortalama boy 174 santimetre, bayanlarda ise 160 santimetre imis (kaynak). Genlerimiz boyumuzun kisa olmasinin bir sebebi ancak bundan daha onemli olan insanin boyunun uzamasini saglayan besinlerden yeterince tuketmememiz. Insanlarin boyunun uzamasini saglayan en onemli etkenler (hayir basketbol oynamak degil) protein ve kalsiyum tuketimidir. Yani sut tuketimidir.

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir  Dejavu Nedir  Bilgi Nedir  Wifi Nedir    Teknoloji Nedir

Ne kadar sut tuketmemiz gerekiyor? Insanlarin buyumesinin durdugu 20 yasina kadar her gun yarim litre sut tuketmesi gerekiyor. Yani senede 180 litre civarinda sut tuketirsek boyumuz genlerimizin izin verdigi yukseklige ulasacaktir, daha az tuketmemiz daha kisa olmamiza neden olacaktir.

Ne kadar sut tuketiyoruz? Turkiye'de kisi basina ortalama sut tuketimi sadece 24 litre imis, yani olmasi gerekenin %13'u kadar. Baska bir neden aramaya gerek yok. Turkler sut icmedigi icin bodur. Ingiltere'de sut tuketimi kisi basina 100 litre imis (bu da bence dusuk bir rakam).

Benim anlamadigim reklamcilarin niye futbol oynayan inek kullanip reklam yapmak yerine bu carpici gercekleri kullanarak reklam yapmadiklari. Yapmalari gereken Mehmet Ali Erbil'in yanina bir kameraman verip mahalle mahalle dolasip "guduk" cocuklarla dalga gecip ondan sonra da insanlara "guduk olmak istemiyorsaniz sut icin" demeniz. Bunlari soyledigim icin umarim kimse alinmiyordur, netice amacim kimseyle dalga gecmek degil. Herkes ihtiyaci olan protein ve kalsiyumu kucukken alirsa ileriki yaslarda da daha saglikli olur ve sosyal guvenlik sisteminin uzerine daha az yuk biner diye dusunuyorum. Findigi fistigi kurtaracagimiza, millete insanlarin nisasta beyine donusmesine neden olan somun ekmek ve patates yedirecegimize paralari faydali bir amac icin kullanalim.

Biliyorum siz sutu sevmiyorsunuz ama bari cocugunuza icirin.

9 Yorum Var.:

merlin dedi ki...

norvecli kardeslerimiz de sut kazanina dusmus o zaman kucukken. :)

Kubilay dedi ki...

domuz da yemek lazım aslında, en ucuz protein domuz etinde. ama domuz üreticilerinin sponsor olacağını sanmıyorum.

mr. brooks dedi ki...

self plagiarism kokusu aliyorum. aynisi ya da daha yakini yazildi bu yazinin, ama ne onemi var, guzel yazi...

mr. brooks dedi ki...

pardon basta da yazmissiniz zaten..

Hüseyin MEÇO dedi ki...

ekonomix,
gerçekten çok doğru bir konu işlemişsiniz.çocukluğumda fakirdik,1961 istanbul doğumluyum.abd nin süt tozu yardımı ile sütle tanıştım.büyümeye çalıştım.lise 2 bittiğinde boyum 1.50 kilom 35 ile 40 kğ arasında değişiyordu.1977 alibeyköy endüstri meslek lisesinde okurken hemen hemen herkesin şamar oğlanı idim.zaten zor bir dönemdi.resimlerimde var.en tıfıl benim.
o yaz fatih te bir spor salonuna yolum düştü.kempo karate diye bir yer.futbol oynuyorum.iki ayağımıda çok iyi kullanıyorum.koşuyorum.iki doksan dakika maç çıkarıyorum ama tıfılım.kempo karetede o akşam konuşuyorum.niye geldin diyorlar.
zayıfım okulda beni hergün dövüyorlar diyorum.kendimi korumak için karete öğrenmek istiyorum diyorum.o günlerde sinemalarda hep karete var.ara verildiğinde yine dayak yediğimi anlatıyorum.
ücretli olduğunu anladım.para veremeyeceğimi anladılar.
parasız anlaştık.ustalarımdan birine şöyle söylediler.al sıfır çocuk.besle eğit yetiştir.izle haber ver.
spor a başladım.ustamın bir şartı var dı.o zamanlar şişe sek süt vardı.hergün beş adet süt içecektim ve 200 gr kavurma eti yiyecektim.para ondan.sonra gittiğimde yemekte yediriyordu.birkuruş para harcamıyordum.
o yaz spora devam üst kattada judo vardı.yanda kungfu vardı.ve ben yetişiyordum.
3.sınıfa başladım.arkadaşlarımdan kimse beni tanımadı.ki hepside bana tekme atmıştır.sınıf öğretmenide tanımadı.sınıfın dışına bile çıkarıldım.tabi koridorda gerekli kişilerde tüm öğrendiklerimi tatbik ettim.sonra kendimi tanıttım.sınıfta ve okulda sevilen olmuştum.okulda zayıf çocuklarda sevilen olmuştu.
bense hala ne olursa olsun sakinim ve iyi insan oldum.çünkü iyi insan olmak zorundaydım.
şimdi boyum 1.75 yine fazla uzun değilim kilom 85.yaş 48 ve hala günde bir litre süt içerim.hele yazın iki litre bile oluyor.
süt ve et sağlıktır.birde sağlıklı spor.zinde yaşamdır.her gün 30 dakika hala spor yaparım.
herkese sağlıklı, huzurlu bir yaşam dilerim.

DaesAgelmar dedi ki...

Çocukluğum Çernobil felaketine denk geldiği için babam bize asla çay içirmezdi. Babaannem de kahvedeki kafein sebebiyle öğle uykularına yatmadığımız için kahve içmemizi yasaklamıştı. İzmirin kavurucu yazlarında habire tuzlu ayran içtiğim için şükür ki gereken kalsiyumu aldım. Şimdiye kadar hiç bir yerimin kırılmamasına güçlü bir bünyeyi süt ve ayrana borçluyum. Süt içemeyenler yoğurt ve ayran yesinler diyeceğim ama yoğurdun içeriğiyle ilgili yeni yasa beni ürkütüyor.

T'Pol dedi ki...

Annem 1.70 boyundadir, babam rahmetli 1.92 idi. Bir kadin olarak ben 1.75 m, kizkardeşim de 1.79 m boyundayiz. Süt ürünlerine öteden beri çok düşkünüz ama genetik de çok önemli elbet. Yoksa bu kadar uzun olamazdik.

Anneler çocuklarini süt içmeye zorlayarak sütten soğutuyorlar ya da sırf içsinler diye içine kakaolu katki maddeleri katarak, sağlıksız beslenmelerine neden oluyorlar. Annem bizi hiç zorlamadığından olsa gerek hala sütü severek içeriz.

Hüseyin MEÇO dedi ki...

ekonomix,
izin verirseniz bir başka konu daha aslında önemlidir.kekemelik.önce kbb ameliyatı olmak lazım. sonra uzun uğraşlar.
ben tam bir kekeme idim.bana nani diyorlardı.orta 2 de komşumuz karadenizli sait amca sayesinde çapa tıp fakültesinde 1974 mayıs ayında kbb ameliyatı oldum.konuşamıyor,rakamları hiç söyleyemiyordum.okulda sözlülerde cevapları tahtaya yazıyordum.ameliyat olduktan sonra kısmi düzelme oldu.tam randımanı almak lise 3 ten sonra aldığım teyp sayesinde oldu.kasetlere kitap okuyordum.dinliyordum.eksiklerimi tamamlamaya çalışıyordum.hiç sınıfta kalmadan okullar bitti.burun genizlerimi açmak içinde.burun deliklerimi ellerimle tutup hızla nefes almalar başladı.bunlar yıllarca sürdü.
aslında herşey insanın kafasında.herşey orada başlayıp orada bitiyor.zahmetlere katlanmadan insan birşey elde edemiyor.
1985 ocak ayında devlet memuru olacak kadar düzgün konuşmaya başladım.
kekemelik yenilmiyecek bir olay değildir.onu anlatmaya çalıştım.
üzerimde emeği olan herkese buradan teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.
bir şeylere vesile oluyorsunuz ne güzel.sizlerede teşekkürler.

Adsız dedi ki...

Ben de biraz süt karşıtlığı yapayım o zaman:

Kemik erimesi'nin (osteoporosis) en yaygın görüldüğü ülkeler ABD, İngiltere ve İsveç. Bu ülkeler aynı zamanda en çok süt tüketiminin (doğrudan ve dolaylı) olduğu ülkeler. Diğer taraftan Çin ve Japonya süt tüketimi açısından dünyada en alttaki ülkeler ve ve östropoz vakalarının en nadir görüldüğü ülkeler de bunlar. Hatta Japonya'da 194o'lı yıllardan sonra (yani 2.Dünya savaşını kaybedip ABD hegamonyası altına girdikten sonra) Östropoz vakalarında artış yaşanmaya başlanmış Bunu da ABD tipi diyetin artmasına paralel artan süt tüketimine bağlayanlar var.

Çocuğu olanlar bilir, inek sütü 1 yaşından önce çocuklara (artık-eskinden verilirdi) kesinlikle önerilmiyor. Bunun sebebi de SIDS (ani çocuk ölümü) riskini artırması ve inek sütünün aslında insanlar için değil, inekler için uygun bir besin olması. Diğer yandan, inek sütü, ineğe verilen her türlü hormon ve antibiyotiği , artı buzağıların ihtiyacı olan büyüme hormonlarını içerdiği için bebek gelişiminde son derece zararlı.

Garip hormonlar kullanarak (bazılarının insanlarda tümör ve kanser yaptığı bulunmuş) normal süt üretimleri 5-10 katına çıkartılan hayvanların vücut salgılarını pratik olarak ısıtıp içiyoruz.

Ha sen ne yapıyorsun derseniz, peynir-yoğurt ikilisini kararında yiyorum ama mümkün mertebe süt ve türevlerinden (dondurma, tereyağı, vb..) uzak durmaya çalışıyorum.