Levent Akkok ve AKP Aleyhine Yazi

Daha henuz siyaset yazarimiz yazi yazmaya baslamadi. Biz de Denemelerden su yaziyi calip cirpalim dedik, nasilsa calan calana.

EFT Nedir?  Faşizm nedir?  Özel Üniversiteler  Devlet Üniversiteleri  Türk Bilim Adamı

En ilginc cumle Erdogan'in ""Başı açık ya da kapalı şu düşünceden bu düşünceden diye insanlarımız arasında hiçbir zaman ayrım yapmadık. Bundan sonra da yapmayacağız. " cumlesi. Levent de "Merkez Bankasi baskanligi secimi de Cumhurbaskanligi secimi akillarda.. Sembolik basarilar kazanacagiz diye ulkeyi gerdiniz durdunuz!" demis.

Devamini buradan okuyabilirsiniz.

34 Yorum Var.:

tersaci dedi ki...

Izninle muhalefet serhi koyacagım Ekonomix. Gerek Merkez Bankası başkanlığı, gerekse Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda başı kapalı olmanın gerçekten bir kriter olduğuna dair somut bir delil yoktur. Bu argümanlar "ispatlanmamış iddialar" konumundadır. Kusura bakma ama bir iddia hem medya hem de Baykal tarafından doğruymuş gibi kakalanmak isteniyorsa ben iyice kıllanırım. Kaldı ki MB başkanlığı için kaç kişinin veto yediğini ne sen ne ben bilmiyoruz.

Adsız dedi ki...

[i][b]Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine gelişen “acil seçim” kararının 22 Temmuz’a ötelenmesinin sonuçlarından biri de milletvekillerine “üç aylık maaş” ödemesine yansıması oldu. Milletvekilleri, 15 Temmuz’da, Temmuz- Ağustos ve Eylül ayına ait yaklaşık 24 bin YTL’lik peşin maaşı aldıktan sonra sandığa gidecek. Böylece seçilemeyecek olan milletvekilleri 7 günlük çalışmaları karşılığında 90 günlük peşin maaşın sahibi olacak. [/b][/i]


bu kadar saçma bir şey olabilir mi??

Aylık maaşları 8.000 YTLye denk gelen Milletvekilleri, 7 gün çalışarak 1.866 ytl yerine, 22.133,33 YTL fazla para(mızı) alacaklar..
Bakalım buna itiraz eden, maaşı kabul etmeyen kaç tane demokratik laik dini bütün şerefli mebus çıkacak, izlemedeyiz..

ahmet dedi ki...

Ben de Barış Bey'in saptamalarına muhalefet şerhi koyacağım.

Sorun hükümetçe önerilen MB başkanlarının eşlerinin başı açık yada kapalı olması değil, Erdoğan'ın BASARILI BIR MB BAŞKANINI NİYE DEĞİŞTİRME İHTİYACINI hissettiği. Sonuçta Serdengeçti ile Sezer kıyas kabul etmez. Serdengeçti serbest piyasa yanlısı, kendisini kabul ettirmiş bir başkandı. Bildiğiniz gibi onu değiştirmek bize pahallıya patladı. Ben de o dönemde bu seçimi şiddetle eleştirenler arasındaydım. Ilginçtir Deniz Gökçe 'tarafsız' kaldı, Akat'in bir 'göbek atmadığı' kaldı. Gidin kendiniz görün, o dönemdeki yazıları web'de duruyor. Bu işten alnının akıyla çıkmış bir kişi hatırlıyorum: 'Uğur Gürses'. Standart muhalefet yapan ahmakları bir kenara bırakacak olursak beyazlar arasında 'net tavır sergileyeni' hatırlamiyorum (Tekzip alabiliriz).

Deniz bey,

Sizin anlamanız çok zor olabilir ama bizim takım onların takımı ayrımı yapılmıyor buralarda. Ben size 'beyaz' olduğumu söyledim. Hatta o kadar beyazım ki 50 faktörlü koruyucuyla bile güneşe çıkamıyorum. Lütfen bizi beynimizi kullanmakla suçlamayınız.

a.çavuşoğlu

mr. brooks dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
mr. brooks dedi ki...

Ben de bundan önceki bütün atamalarda atanan kişinin eşinin başı açık olması kriterdi diyorum, buna ne dersiniz?

Bence "AKP atayacağı insanların eşinin başının kapalı olmasını kriter kabul ediyor" denmesinin sebebi başı açık olanların normal, kapalı olanların marjinal görülmesiyle alakalıdır.

Adsız dedi ki...

Valla ben imam hatip meselesini üniversite bağlamında ne kadar zorladıklarını hatırlıyorum mesela!! Adı üzerinde İmam Hatip Lisesi, Yani bir adet memlekete imam ve hatip yetiştiren meslek lisesi! Sen buraya mantıklı olarak imam ve/veya hatip olmak için girersin, yok koskoca liseyi bitirip, kazık kadar adam olmuşken birden çark edip ben doktor olacam, mühendis olacam dersen ben bu işin altınd abi kıllık ararım. 17 yaşına kadar aklın nerdeydi derim. En fazla İlahiyat fakültesine gitmen mantıklı olur onun dışı bu yaştan sonra ( standart sapmalar hariç) pek akla mantığa ya da benim aklıma mantığıma sığmıyor! ( Türban meselesine bakış açım da aynen bu türdendir!)

Nasıl bu ülkenin hassas karınlarını bilip te bi uzlaşmaya varılmadığını ve en nihayet askerin ki tasvip etmiyorum, müdehalesine varan bir durum ortaya çıkmasını aklımın almaması gibi! AKP dışından yine kendilerinin de güvendiği üzerinde uzlaşılan birini Cumhurbaşkanı adayı gösterselerdi bunlar olmazdı! Nasıl olsa Kasım'da seçim vardı! Ne lüzumu var bu kadar kaos yahu! Bence sadece AKP değil, tüm taraflar zırvaladı!

Bu bağlamda son sözüm AKP'nin takiyye olayına ta başından itibaren inanıyorum, bununla beraber geçmiş dönemlerde herkese uygulanan Cumhurbaşkanı seçim yönteminin bu defa Anayasaya aykırı bulunması konusunda ikna olmuş değilim!!

Adsız dedi ki...

Deniz Gökçe'nin bugünkü yazısını okumayanlara tavsiye etmekteyim.

http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=76295,10,12

Ozge

Adsız dedi ki...

Burada sözü edilen Deniz Bey ben olmalıyım, bu başlık altında yorum yazmadım, ama eleştiri benim eleştirime ceavp olmuş. Evet sizinle aynı düşünceleri paylaşmayan insanları, anlamamakla suçlamak bir polemik kazanma taktiği. Bu yola sık sık başvuruluyor. Öncelikle anlaşılmayan bir şey var, benim eleştirim Ekodok isimli yazarımıza idi, Ahmet Bey ve Ekonomix Bey akıllarını etkin kullanıyorlar, takdir ediyorum.

Adsız dedi ki...

Benim AKP'nin ayrımcılığı konusunda elimde somut deliller yok. Torpil, adam kayırma ve kadrolaşma önceki hukumetler döneminde de vardı, yeni bir şey değil.( Her zaman minimuma inmesini savunduğum bu tip şeylerin) Tabii ki yaptıkları atamaların sonuçlarına katlanmak kendi sorunları. Özellikle mali konularda emaneti ehil kişilere vermezlerse kendi sonlarını hazırlarlar zaten.

Adsız dedi ki...

Ben beyaz değilim siyahım. Anadolu çocuğuyum:), Çankayada bir devlet yurdunda kalıyorum.Nişantası çocuğu değilim. Ben de göbeğimi kaşırım bazen, şu anda olduğu gibi :) Peder çobancılık yapar, bana para yollar. Şimdi kendim kazanıyom gerci.

Adsız dedi ki...

Özge Hanım,

Herhalde Deniz Gökçe’nin dünkü (3 Mayıs) yazısını kastediyorsunuz çünkü bugünkü yazısı yazılarının %80’i gibi gene Economist veya FT’den afirekleme et suyuna tirit yazılarından biri. Dünkü yazısında ise gene almış baltayı Faik Öztrak’a ve arada da Korkmaz İlkorur, Ege Cansen ve Güven Sak’a vurmuş.

Faik Öztrak’ın fazlasıyla siyasete bulaşmış yazılar yazdığı doğru bir tesbit. Korkmaz İlkorur’un yazısı ise Türkiye’de herşeyin sadece Londra’daki yatırımcıların bakış açılarına göre şekillenmesinin ve değerlendirilmesinin yanlış olduğunu belirten güzel bir yazıydı.

Bu arada, laf açılmışken, bu blogda herkese geçirmece yapılırken, neden televole ekonomistlerimizden Deniz Gökçe’ye dokunulmuyor o da enteresan bir durum. Müsadenizle ben söz konusu yazısından hareketle biraz dokundurayım.
1-Yazısında Cansen’in ekonomide akademisyenliği olmadığı için söyledikleri boştur demeye getiriyor. Valla, o zaman Martin Wolf, Sam Brittan, Steve Roach ve medyada ve yatırım bankalarında çalışan Türk ve yabancı binlerce yorumcunun da söylediklerini bir kalemde silebiliriz. Anlamlı bir şey söylemek için “emeritus” falan mı olmak gerekiyor acaba?
2-Tabii ki öğretim görülen üniversite en önemli kıstas değil ama “akademik” iddiası olan birinin en azından doktora düzeyinde iyice bir yerden mezun olması iyi olur (hele ABD’de ortalamanın biraz üzerinde öğrencilere bile sunulan doktora imkanları akla gelince). Ege Cansen Wharton’dan mezunken Gökçe doktorasını Gürcistan Devlet Üniversitesi’nde yapmıştır (ABD’deki Georgia State). Bendeniz iyi kötü dünyada ekonomi konusunda iyice üniversiteleri bilirim. Açıkçası bu üniversiteyi hiç duymadım.
3-Kendisi 20 küsur seneden beri Boğaziçi Üniversitesi’ne kelimenin tam anlamıyla çöreklenmiş, bu süre zarfında tek bir adet akademik paper üretememiş bir şahsiyet. Bu duruma inanamayanlar varsa web sitesine baksınlar. (http://www.mgmt.boun.edu.tr/faculty/facultymembers/deniz_gokce_en.html) Tabii bu durum Gökçe’nin yetersizliği kadar üniversite sistemimizin de yetersizliğini ortaya koyuyor.
4-Sn. Gökçe’nin hafızası da biraz zayıftır. Nedense sonuna kadar savunduğu ekonomi politikaları çökünce birden onları unutuverir. Misal mi? 2001 programını kurun serbest bırakıldığı geceye kadar savunmuş, sonra da krizi Sezer’in Ecevit’e anayasayı fırlatmasına bağlamıştır. (Programın yanlış kurgulandığı, TL’nin fazla değerli olduğu, MB’nin elinin ayağının bağlandığı, bankaların rehabilite edilemediği, kasım 2000’de programın zaten çökmüş olduğu gerçeklerini ise tamamen göz ardı etmiştir.) Bir de bir zamanlar çok hararetle savunduğu Bulgaristan’ın Para Kurulu örneği vardı (Sanki Bulgaristan’ın 6 milyonluk ekonomisi Türkiye’ye uygulanırmış gibi). Şimdilerde Para Kurulu’nu da tu kaka yaptı.

Adsız dedi ki...

Sn Özge eleştirlerinizi ilgiyle izlerken bugün biraz şaşırdım.İmam hatip liselerini öğrenciler mi tercih ediyor, aileleri mi tercih ettiriyor. O yaşlarda aile baskısıyla bu okulu tercih eden tercih ettiren öğrencilerin tek şansı Üniversitede istedikleri bölümü seçip istemedikleri bölümden kurtulmak, acı ama gerçek. Tek şansları çünkü hayatları boyunca kendilerine biçilen gömleğin ağırlığı altında azilecekler eğer kendilerini geliştirmek için değiştiremezler ise.
Not : İmam hatipli değilim, açık ve net olarak bu okullara karşıyım, bazen İHL'li öğrencileri gördüğüm zaman: maça direk yenik başladıkları aklıma geliyor.

Adsız dedi ki...

Doğal olarak o yaşta ailelerinin seçimi! Bunu veri olarak aldığım için özellikle bahsetme gereği duymadım! Yani şaşırmayın, aynı şeyi konuşuyoruz! Standart sapmalar hariç derken bu bahsettiğiniz aile tercihinden kendini kurtarmak isteyenleri de bu sapma kategorisine sokmuştum! Yazılarımı yazarken çok fazla subtext kullanıyorum ve demek istediğimin anlaşılmasını bekliyorum ama bazen daha açık yazmam gerekiyor zannederim.

Özge

Adsız dedi ki...

Cuneyd Bey,

Kesinlikle hakli olursunuz.. Su ankilerin davranislari eskileri hos gostermez.. Bu tip hatalardan dersler cikartip, olgunlasmak gerektigi bariz. Aksi takdirde ilelebet kavga eder dururuz..

Ote yandan Deniz Bey,

Benim kulagima gelen bazi hikayeler insani dusundurur cinsten: bashekimi yerinden edemedikleri icin ikinci bashekim pozisyonu acmak, basi acik hanimlara "transfer" (basini kapama karsiligi pozisyon) teklif etmek, teknik alim ofisine ilahiyat mezunu almak gibi.. (bunlari ispatla derseniz: 1. ve 3. vakalar birinci derece tanidiklarim tarafindan iletildi, 2. vaka ise 3. derece bir tanidigimin basina gelmis)

Evet haklisiniz her hukumet yapti.. Hatta hukumetlerin islerini istedikleri gibi goturmeleri icin bir yere kadar da sart. Ancak MHP`nin kadrolasmasinin bugun derin devlette, politik cinayetlere goz yuman (hadi engellemekten aciz diyelim) emniyette hic mi etkisi yok? Yok diyorsaniz tamam sustum. Fakat var diyorsaniz, o zaman AKP`nin kadrolasmasinin ne manaya gelecegini lutfen bir guzel dusunun..

Saygilarimla,
L.A

(linki verilen yazinin sahibi)

ahmet dedi ki...

Cüneyd bey,

Eğer daha önceki atamalarda 'eşinin başı' kriteri uygulanmışsa yapılanlar
yanlıştır. Ancak bir yanlışı diğer yanlışla toplayıp doğru elde edemessiniz.

Hepimizin çıkarı başarılı bürokratların ödüllendirilmesinden geçiyor. Serdengeçti çok başarılıydı üstelik hükümetle de uyumluydu. Daha önce kimin tarafindan ve hangi gerekçelerle görevine getirilmiş olursa olsun ülkenin çıkarı görevinin devamını gerektiriyordu. Hükümet niye değişiklik yaptığını açıklamadı. Serdengeçti'nin kusuru 'onlardan birisi' olmamasıydı. Bu, ülkenin vatandaşları arasında ayrımcılık yapmak değilde nedir ? Daha öncekiler de yapmışmış. Adam olda sen yapma. Aynı kursurları tekrarlasan senin onlardan ne farkın kalır ?

Erdoğan doğru olanı yaparak cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi psikolojik üstünlüğü elde etme becerisini gösteremedi.

Adsız dedi ki...

AK Parti'nin kendine yakin insanlari onemli yerlere getirmek istemesi niye bu kadar garip geliyor anlamliyorum. Sezer ve Serdengecti esit bilgi/beceri sahibi insanlar ise, onlarin arasindan adam tabii ki kendi grubuna daha yakin olani sececek. Ayrica bu sekilde fasist Kemalist'lere nanik yapilacak olmasi burada pastanin uzerindeki ufak bir sekerleme sayilmalidir.

Yani, AKP herkese esit davranacagim diyor, bunun bir yan etkisi de, OTEKINE karsi yapilan HAKSIZLIGI ortadan kaldirak olmasidir. Eh ama ondan sonra fasist Kemlist'ler kendilerine benzeyen bir adam gormeyince, ustelik bu adam basarli olunca, kuplere biniyorlar. Buna ne gerek var?

Eger elit/burokrat/fasist yonetim istiyor iseydiniz, DEMOKRASIYE GECMEYECEKTINIZ.

Bir "surec" olarak demokrasi dediginiz zaman, onunuze gelecek sonuclar bunlardir. Aynen "araba" sisteminde "gaza" basarsaniz hareket edecek olmaniz gibi... Sistemler, sonuclar dogurur. Tek insanlardan "duyarli muyarli" olmalarini beklemeyin. Sistem boyle islemez. AKP'den "herkese uyan" Cumhurbaskani beklemek, yine ayni SALAKLIGIN bir gostergesidir, ki adam yapacagi ilimliligi yapmistir, ilimli bir insani aday gostermistir.

ahmet dedi ki...

Deniz bey,

Bir zenci olarak ülkenin gayrı safi milli hasılasının yarısı ile birlikte tandoğanda çağlayanda gösteri yaparken hiç yabancılık çekmediniz mi ? Çok garip doğrusu.

Peki bu gösterilerden ne sonuç çıktı ? AKP ülkeyi şeriata götürmektedir. Bu tehlikeye karşı bir çatı altından birleşmek gereklirdir. O da hiç şüphe yokki CHP'dir. Baykal'ı hedefine ulaştırdınız. Onun hedefi, işi keskin ayrılıklara götürmek suretiyle kendisinden en ufak yarar beklemeyen kitleleri arkasına katmaktı. Bunu başardı. Bir tarafta laikler öbür tarafta şeriatçılar varken tartışılacak başka bir şey kalır mı ? Ben sizin (bir zenci olarak) durumunuzun bundan çok daha karışık olduğunu; bu zihniyetle CHP'ye vereceğiniz oyun size, çevrenize ve ülkemize en ufak bir faydasının dokunmayacağının garantisini verebilirim.

a.çavusoğlu

Adsız dedi ki...

Ahmet Hocam,
"Bir zenci olarak ülkenin gayrı safi milli hasılasının yarısı ile birlikte tandoğanda çağlayanda gösteri yaparken hiç yabancılık çekmediniz mi ?"
Hayır çekmedim.
"Peki bu gösterilerden ne sonuç çıktı ? "
Siviller rahatsız sonucu çıkıyor.
"Baykal'ı hedefine ulaştırdınız"
Doğrudur, her hareket bazılarına yarar , bazılarına zarar getirir.

"Ben sizin (bir zenci olarak) durumunuzun bundan çok daha karışık olduğunu; bu zihniyetle CHP'ye vereceğiniz oyun size, çevrenize ve ülkemize en ufak bir faydasının dokunmayacağının garantisini verebilirim."
CHP ye oy vereceğimi de nereden çıkardınız?
AKP veya CHP birini seçmek zorunda olduğumuzu kim söylüyor? Ben oy kullanmayacağım.

Adsız dedi ki...

L.A. Bey,

Ben bu İslami çevreleri iyi tanırım.Bu tip şeyler oluyordur ama ispatı zor gercekten.Bunlar kendilerine yönelen her türlü eleştiriyi "iftira" olarak algılarlar. Bizim saf,bakir demokratlar da bunların peşine takılırlar, demokrasi diye.

"Evet haklisiniz her hukumet yapti.. Hatta hukumetlerin islerini istedikleri gibi goturmeleri icin bir yere kadar da sart. Ancak MHP`nin kadrolasmasinin bugun derin devlette, politik cinayetlere goz yuman (hadi engellemekten aciz diyelim) emniyette hic mi etkisi yok? Yok diyorsaniz tamam sustum. Fakat var diyorsaniz, o zaman AKP`nin kadrolasmasinin ne manaya gelecegini lutfen bir guzel dusunun.."
Bu paragrafla o kadar mutabıkım ki tekrar basıyorum.
L.A bey
İddia sahibi iddiasını spatlamakla mükelleftir.Ancak rüşvetin, torpilin, adam kayırmanın belgesi yok ki.

Adsız dedi ki...

L.A.
İddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir ilkesine göre hareket etmeliyiz. Siz de haklsınız torpilin, adam kayırmanın,ayrımcılığın belgesi yok ki.

Adsız dedi ki...

Bir süredir yeni resimde Türkiyenin ılımlı islam devleti olması konuşuluyor.
The Economistde bu konuya değinmiş
Oyun başladı dikkatli olalım

Adsız dedi ki...

Özge Hanim'a,

Imam Hatip liseleri ile ilgili yapmis oldugunuz yorumun yanlis bilgilere veyahut duyumlara dayandigi kanaatindeyim.Aslinda bu konu büyük bir sorunsal ve sorun Türkiye'de din egitiminin nasil en makul bicimde verilecegi ve isteyen ailelerin cocuklarina din egitimini nasil verecekleri.Liselerde ki haftada 1-2 saatlik sadece Ahlak vb. Konulardaki din egitimini yeterli bulmayan aileler cocuklarini bu okullara gitmesini istiyorlar.Lise cagina gelmis basörtülü hanimlarda basörtüsü ile girebilmek icin bu okullari tercih ediyorlar cogunlukla.Yoksa Imam hatip okulunda bayan bölümü olmasida cok mantiksiz o zaman.Zaten bu okullarin adinin Imam Hatip yerine Din dersi agirlikli lise olarak degistirilmesi aslinda daha makul.
Bu arada sunuda belirteyim , bu okullarda diger liselerdeki kadar sosyal bilimler vs. Dersleri vardir.Sayisalci siniflarda , ayri bir „analitik geometri“ dersi bile vardi.Haftalik ders saatleride liselerden cogunlukla daha fazladir.Ingilizce ile birlikte arapcada ögretilir.Okullarda laboratuvarlar vardir vs..yani eksigi yok fazlasi var..98 di galiba öys ikincisi imamhatiplerden cikmisti..Peki buradaki sorun nedir?Eger ÖSS ye girip yeterli puani aliyorsam , lisede yeterli dersi görüyorsam..
Ama karsi tarafin uzlasma veyahut orta yol bulma gibi bir maksadi yok.Amac okullardaki din derlerini bile tamamen kaldirmak.Ahmet Hakan bile en basta „kapansin,modifiye olsun“ derken sonra olayin öyle olamayacagini , karsi tarafin amacinin üzüm yemek olmadigini , herzamanki gibi „cagdaslasma , muasir medeniyet“ teraneleriyle kafalarindaki fasist söylemleri hayata gecirmek oldugunu anladi.Böyle kalsin demek zorunda kaldi.
En bastan siz hükümetin imam hatip meselesini nasil zorladiklarindan bahsetmissiniz.Peki bu okullarin haksiz yere nasil kapatildigini hatirliyormusunuz?O zaman nasil sancili gectigini?Bi r Imam hatip mezunu olarak , OSS ye girecegimiz yil „puan kesintisi olacak „ denildi bize.Yeterli puani almalarina ragmen bircok kisi üniversiteye giremedi.Benim gibi sansli olan birkaci kisisel burslar sayesinde özel üniversitelere yazildilar.
Bu arada sizin cevredeki bu uygunsuz üslup (kazik kadar adam falan..) aslinda cok garipsedigim birsey degil.Cunki senoryoyu yazanda oynayanda , milletin cocugunu hangi okula kac yasinda göndermesi gerektiginide belirleyecek cüreti kendinizde bulabiliyorsunuz.
Isteyen cocugunu istedigi liseye , okula gönderir.Siz „cagdas“ olsun istiyorsaniz Saylan hanimin tavsiyesine uyar , Bati müzigi dinleten okullara gönderirsiniz.

Nedense sizin disinizdakilere sürekli süphe ile bakiyorsunuz.Aslinda psikolojik bir sorundur bu.Sürekli digerlerini „takiyye yapiyor“ gizli planlari var“ vb. Ithamlara suclamak.Bende o zaman sizin icin „ mitinglere katiliyor“ CIA ajani vb . diyorum..Hadi cikin isin icinden..
Gecenlerde zaman gazetesi yayinladi 1950 lerde cikan bir makale Irtica ile ilgili.Ayni tartismalar , neredeyse ayni ifadeler...O zamandan beri ayni terane..
Aslinda tam tersi gelismistir olaylar..Zorlanan ,giyimi kusami , yasam sartlari zorla degistirilen birileri varsa bu ülkede onlarda dinini yasamak isteyen kesimdir..Yurtdisinda okuyorum su anda ve Türkiye ye disardan bakinca bu tip korkularla ne kadar cok enerjimizi harcamisiz diyorum.Yapilacak , ugrasilacak o kadar sey varki..
Artik birbirimizden süphe duymaktan vazgecelim..Reel gercekler üzerinden gidelim..Yok basörtüsü simge , siyasal islam ,yok din devleti ..Cevremde bircok basörtülü bayan var ve emin olun su güne kadar hic birinden (evet birtanesinden bile) dini devlet , seriat falan duymadim.Tam aksine bircogu ülkesine hizmet icin firsat verilsin istiyor.Niyetiniz üzüm yemekse bu konuyla ilgili www. Kas.de de basörtülü bayanlarla yapilmis büyük capli anketler var.Yada bbc nin müslümanlarla yapmis oldugu anketler..

Seyithan Ahmet

Adsız dedi ki...

"Liselerde ki haftada 1-2 saatlik sadece Ahlak vb. " Bence bu 1-2 saat fazla. Hem bu ders zorunlu olarak dayatılıyor. Ben de buna karşıyım.

Adsız dedi ki...

Seyithan Ahmet Bey,
Yorumunuz güzel,sağduyulu olmuş ama naif buldum.Takiyye diye bir şey var. Demokrasi bir tramwaydır ilk fırsatta binmeli, müsait durakta inmeli. İmam Hatiplerin başına gelenler de "İmam Hatipler bizim arka bahçemizdir" söyleminin büyük etkisi var.Refahlılar açık açık söyledi İHL bizim arkabahçemiz diye. İrtica ve takiyye konusunda şunu söyleyeyim, "Şeytanın en büyük hilesi insanları kendisinin olmadığına inandırmaktır". Anladınız siz onu.
Bir de siz sünni-hanefi olduğunuz için din derslerinin sünni-hanefi yorumla zorunlu olması size normal geliyor, ama bir de Alevileri dinleyin derim. Din dersleri zorunlu olmaktan çıkartılmalıdır, hem laik devlete yakışmıyor hem de bir yararı yok.
Bu arada ben psikolojik olarak rahatsız değilim, görüşlerim gözlemlere dayanıyor.çoğu zenci köylü öğrenci gibi , Cemaatlerde ki endoktrinizasyonların 1. dereceden tanığıyım. İşte bu nedenden dolayı naif olamıyorum.

Adsız dedi ki...

Deniz Bey ve Partizan Bey/Hanim,

En basta sunu söyleyeyim ,ben de din derslerinin zorunlu olmamasi gerektigi kanaatindeyim.Eger türkiye laik bir ülke ise bu böyle olmalidir.Aile isterse , hic aldirmasin bu dersleri.Kimseye zorlama yok.Ama ABD de ve bircok Avrupa ülkesinde oldugu gibi , anaokulundan itibaren aldirmak istersede (Alevi veya sünni) kimse karismasin.Ama mevcut bilimsel arastirmalarada bakmak lazim bu arada.Herhangi bir dinin ahlak kaidesini ögrenmeden ,veya genel olarak bir Ahlak (felsefi baglamda) dersi görmeden yetisen bireylerin ilerde düsünsel bir sorunla karsilasip karsilasmayacagi ile ilgili hususlarida egitmenler göz önünde bulundursun.
bkz .http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=659
Ama diger taraftan devlette isteyenin istedigi miktarda din egitimi almasina karsi cikmamalidir.Ayrieten alevi aleviligi , sünni sünniligi istedigi gibi ögrenmelidir.
Ilk yorumumda dile getirmedim fakat Türkiye de yaklasik 200 yildir egitim veren , baslangicta Misyoner okullari olarak kurulan okullar var.(ST Joseph gibi).Bu okullarin bazilarinda da din egitimi verildigini duyuyoruz.(BIzzat arastirmadim)Ertugrul Özkök gecen bir yazisinda bahsetmisti bu durumdam.Tanidigi bir ailenin cocugunun bu okullara gittigini ve eve geldiginde dua ettigini , bunuda " okuldakiler kendi dinlerine göre (hristiyanlik) dua ediyorlar , ben de müslüman olarak dua etmek istiyorum" diye acikladigindan bahsediyordu.Yani ülekimzdeki azinlik okullarina verilen bu haklar neden bu vatanin öz evlatlarindan esirgeniyor bunu anlamak zor.(Bu arada azinliklarin din derslerinden falan rahatsiz olmam söz konusu degil , varsin Ruhban okulunuda tekrar acsinlar)
Arka bahce meselesine gelince..
Bu söylemlere tüm IHL mensuplari karsidir.Bizzat bazi yetkililere ve gazetecilere bununla ilgili tepkimi iletmisimdir.Erbakan söylemedim diyor(gercegi bilmiyoruz) , Hürriyet ise , biz yazdik tekzip etmedi diyor.Ama ortada söyle bir gercek var , birilerinin bir cümlesi yüzünden bu okullara siyasi bir cehre yakistirmaya calismak bence cok insafli degil.Biriside tutup "Gazi Ülkücülerin arka bahcesi , Ankara siyasal Komünist yatagi" derse , biz tüm bu okul mezunlarina veya akdemisyenlere o gözlemi bakacagiz.
Bu arada size cok ilginc bir bilgi vereyim .
IHL lerde benim okudugum yillarda (99) ögrencilerin cok büyük bir cogunlugu ülkücü idi.Tuvaletlerde falan hep 3 hilal vardi.Okul yöneticilerinden ülkücü biyigi olan cok kimse tanirim.Sonra parti yönetimine giren falan.
Ayrieten , hickimsenin IHL leri siyasi amaclarina payanda olarak kullanmadigini iddia etmiyorum.Nasil simdi Saylan ve ADD taifesi ilkokullara kadar gidip (bugünki ZAMAN'in haberi) ögrencileri mitinglere götürüp siyasal amaclarina alet etmek istiyorlarsa , islami camiada da bu tür girisimler olmustur.Ama sadece bu sebepten bu okullara karsi cikmak gavura kizip orucu bozmaktir.

Seyithan Ahmet

Adsız dedi ki...

"En basta sunu söyleyeyim ,ben de din derslerinin zorunlu olmamasi gerektigi kanaatindeyim.Eger türkiye laik bir ülke ise bu böyle olmalidir" "Ayrieten alevi aleviligi , sünni sünniligi istedigi gibi ögrenmelidir" Mutabıkız.
O halde siz bu düşüncenizi oy vereceginiz siyasi partilere anlatın, ben de İHL konusunda sizinle aynı düşünceleri savunacağım. Sizin cepheden Alevilerin sorunlarına sahip çıkan olursa, (Abant Toplantsında olduğu gibi sahip çıkmayı kastetmiyorum), bu taraftan da İHL sorunlarına sahip çıkanlar olabilir.

mr. brooks dedi ki...

Ahmet Bey ve Levent Bey,
Şunu
"Ben de bundan önceki bütün atamalarda atanan kişinin eşinin başı açık olması kriterdi diyorum, buna ne dersiniz?"

yazarken demek istediğim; her işin altında bir kötü niyet aranırsa, sonu gelmez.
MB atamasında herşeyden önce Erdem Başçı'yı tartışmamız gerekirdi. Merak ediyorum bir kişi de eşiyle ilgili tartışmaları bırakıp bu adamın CVsine baktı mı?
Niyet tahminciliği yapmadan önce yapılan işin doğruluğunu tartışmak gerekirdi. Önce Erdem Başçı o makama layık mı diye tartışmalıydık. Ondan sonra sıra niyet tahminciliğine gelirse, ona da tamam. Ama en azından önce ne yapmamız gerektiğini bilmemiz gerekir diye düşünüyorum.
Saygılarımla...

Adsız dedi ki...

"Din kültürü ve Ahlak" dersini almak zorunlu değildir, bir dilekçeyle öğrenciler bu dersten muaf tutulur.

Adsız dedi ki...

Seyithan Bey,

Bazı şeyleri yanlış anlamaktasınız kanımca!

Ben kimseye niye din dersi alıyor demiyorum!! Benim söylemek istediğim çok başka bişey!! İsteyen istediği dersi alır!! Fakat benim anlamadığım niye din ağırlıklı bir lise?? dini öğrenmek için eğer, bunu bir meslek olarak icra etmeyi düşünmüyorsa, niye bu tarz bir liseye gidilir?? Kendi ağzınızla söylüyorsunuz?? Meslek liselerinde zaten sadece o mesleğe yönelik öğrenim sunulmaz komple öğrenim sunulur ama o mesleğe daha fazla fokus olunur!! Din ( inanç) tanrı ile kul arasındaki bir şey se bunu okullaştırmaya özellikle gerek varmıdır?? Ki okullaşmış olmasına da bir şey demiyorum, eğer bu meslek olarak edinilecekse! Yoksa düz liseye gidiniz! ben kimseye şu eğitimi al bu eğitimi al tarzından yaptırımlar uygulamıyorum, haddime mi düşmüş!!

Kazık kadar adam lafına gelince, sizi yadırgadım, çünkü saçma bir alınganlık yapıyorsunuz!! Bu bir deyim olup, herkes için söylenen yani dini, dili, milleti olmayan bir deyimdir kendileri!imam hatiplilere özel bir yakıştırma değil yani?? ayrıca ben ve benim çevrem ne ola ki??

Ben öz eleştiri yapabilirken, siz yapamıyorsunuz zannederim!

Aslına bakarsanız din ve ahlak dersleri kesinlikle seçmeli olmalıdır, bu iki kavram bence çok kişiseldir ve örgün eğitim içinde dayatılamaz! Kaldı ki imam hatip liselerinin varlığı biraz da dveletin bu olayı kontrol altında tutmasını kolaylaştıran bir şeydir! Din devlet kurumları çatısı altında verilirse, kontrol edilebilir de aynı zamanda! Bilmem konuyu bu açıdna düşündünüz mü??

Din olgusu kişsel özgürlükler içindedir buna katılıyorum ve meslek olarak ( imam vs vs) öğrenilmeyecek se ki o da dayatılamaz, o zaman okullarda zorunlu eğitim olarak bulunması da saçmadır! Din ve ahlak değerleri kişiye önce aileden geçer, kişi kendi iradesini kullanma yaşına geldiğinde zaten kendisi ne istediğine kendi karar verecektir! Olması gereken budur ama ütopi!

Ve lütfen bu meselenin siyasi olarak kullanılmadığını da bana iddia etmeyin!

Adsız dedi ki...

Özge Hanim,

“Bazı şeyleri yanlış anlamaktasınız kanımca!“

Buyurun efendim neymis onlar..

“Ben kimseye niye din dersi alıyor demiyorum!! Benim söylemek istediğim çok başka bişey!! İsteyen istediği dersi alır!! „

Evet sorun nerede o zaman?

„Fakat benim anlamadığım niye din ağırlıklı bir lise?? dini öğrenmek için eğer, bunu bir meslek olarak icra etmeyi düşünmüyorsa, niye bu tarz bir liseye gidilir??

Isteyen istedigi dersi alir dediniz ama..aliyorum bende..dini yönden kaliteli bir egitim almak istiyorum..

„Kendi ağzınızla söylüyorsunuz?? Meslek liselerinde zaten sadece o mesleğe yönelik öğrenim sunulmaz komple öğrenim sunulur ama o mesleğe daha fazla fokus olunur!! „

Bu duruma üstte cevap verdim..Imam Hatiplerin durumu baska..Din agirlikli lise meselesi..

„Din ( inanç) tanrı ile kul arasındaki bir şey se bunu okullaştırmaya özellikle gerek varmıdır??“

Gerek vardir bence.Insan istedikten sonra gerek vardir.Talep olduktan sonra..Ben hristiyanliktaki bazi ekoller gibi yasamdan soyutlanmis bir din anlayisini uygun bulmuyorum ..
„Ki okullaşmış olmasına da bir şey demiyorum, eğer bu meslek olarak edinilecekse!

Imam oldum ve ayni zamanda üniversite okumak istiyorum…(Böyle arkadaslar var)..

"Yoksa düz liseye gidiniz!"

Sayisal , sözel hangi bölüm?..

"ben kimseye şu eğitimi al bu eğitimi al tarzından yaptırımlar uygulamıyorum, haddime mi düşmüş!!"

Evet düsmüs gibi gözüküyor.. yukaridaki cümleden maalesef öyle bir sonuc cikiyor..

"Ben öz eleştiri yapabilirken, siz yapamıyorsunuz zannederim!"

Zaten hep zanlarla yürümüyormuydu bu is..


"Aslına bakarsanız din ve ahlak dersleri kesinlikle seçmeli olmalıdır, bu iki kavram bence çok kişiseldir ve örgün eğitim içinde dayatılamaz! Kaldı ki imam hatip liselerinin varlığı biraz da dveletin bu olayı kontrol altında tutmasını kolaylaştıran bir şeydir! Din devlet kurumları çatısı altında verilirse, kontrol edilebilir de aynı zamanda! Bilmem konuyu bu açıdna düşündünüz mü??"

Evet düsündüm..

"Din olgusu kişsel özgürlükler içindedir buna katılıyorum ve meslek olarak ( imam vs vs) öğrenilmeyecek se ki o da dayatılamaz,"

"Güzel..Din dayatilamaz ama pozitivizm dayatilir.. "

"o zaman okullarda zorunlu eğitim olarak bulunması da saçmadır! Din ve ahlak değerleri kişiye önce aileden geçer, "

Evet „bu sene hac kurbana denk geldi „

"kişi kendi iradesini kullanma yaşına geldiğinde zaten kendisi ne istediğine kendi karar verecektir!
Yasim gelmis artik.. "

ne istedigime artik karar verebiliyorum , cocugunum din dersi almasini istiyorum..

"Olması gereken budur ama ütopi!"

Evet su „laik köktenci „ ler böyle istiyorlar..

"Ve lütfen bu meselenin siyasi olarak kullanılmadığını da bana iddia etmeyin!"

Türkiye de siyasete alet edilmeyen ne kaldi ki..Saylan hanimlar ilkokullara bile girmisler..Peki o cocuklari suclayalimmi ?..

Seyithan

Adsız dedi ki...

"Din kültürü ve Ahlak" dersini almak zorunlu değildir, bir dilekçeyle öğrenciler bu dersten muaf tutulur.
Nerede yazıyor böyle bişey?

Adsız dedi ki...

Deniz Bey,

Önceki önerinize binaen..

Zaten tüm herkesin , her zaman savunmasi gereken temel insan haklari degerleri bunlar.
http://www.belgenet.com/arsiv/sozlesme/iheb.html
Ve bunlari birseyler karsiliginda savunmamak gerekir bence.
Sadece alevi sünni degil , diger azinlik dinlerinede gerekli özgürlük taninmalidir.
Sahsen Mardin yöresinde Süryani'lerin sayisinin gittikce azalmasini , baska ülkelere göc etmelerini büyük bir kayip olarak görüyorum.Bunlar bizim zenginliklerimiz..

Seyithan

Adsız dedi ki...

O zaman karşılık beklemeden savunun, çıksın birileri gercekten AKP den veya muhafazakar kesimlerden, gercekten, samimi bir şekilde özgürlüğü savunsun. Savunsun birileri Alevilerin, Süryanileri, Hıristiyanların özgürlüklerini. Hep banacılık samimi değil. İyi haftalar. Polemikleri takip edemeyeceğim.

Adsız dedi ki...

Seyiyhan Bey siz bana bir yerden tanıdık geldiniz??

Bu ikinci yorumunuz ya da cevabınızdaki tarzınız tanıdığım ya da tanıdığımı sandığım birinin tarzına çok benzemekte!!

Neyse ben de polemiğe girmeyeceğim! Sebep sonuç hep aynı: biz bu ülkede yaşıyoruz, beraber yaşamaya devam edeceğiz, o zaman bi zahmet uzlaşma yollarını bulalım kimseyi kırmadan etmeden!

İyi akşamlar,
Özge