Amerikan Hisselerine Nasil Yatirim Yapilir?


Ekonomi Turk sitesinin sahibi ve Ekonomi Turk kitabinin yazari (sagdaki kitap resmine basarak ucretsiz indirebilirsiniz) Dr. Dogan ayni zamanda Insider Monkey sitesinin de sahibi ve Amerikan hisselerine yonelik goruslerini okuyuculari ile paylasiyor. Agustos 2012'den bu yana da her ceyrek 15 hisse secerek borsa endeksinin uzerinde getiri elde etmeye calisiyor. Ilk dokuz ayda sectigi hisseler S&P 500 endeksinin 30 puan uzerinde getiri sagladi mesela. Asagidaki grafik secilen hisselerin performansini gosteriyor. Amerikan hisselerine yatirim yapmak istiyorsaniz uzerinde biraz dusundukten sonra uye olun (hemen uye olmayin, dusunerek hareket edin). Ekonomi Turk sitesindeki bu ilani gorup uye olan Turklere uyelik ucretinin $50'ini iade ediyoruz. Uye olduktan sonra turkekonomi@gmail.com adresine mesaj atarak $50'lik indiriminizi talep edebilirsiniz.

Merkez Bankasi Faizleri Uzerine

Piyasadaki YTL miktari degismedigine gore enflasyon niye artis gosterdi ve MB niye faiz artirmak durumunda kaldi? Artan dolar maliyetlerinden oturu fiyatlarin artmaya calismasini anliyorum; ancak para miktari sabitse bunun talepteki dusus ile (ya da kur avantaji saglayan yerel rekabet ile) engellenmesi gerekmez miydi?

Para Teorisinin buyuklerinden M. Friedman’in dedigi gibi enflasyon eninde sonunda parasal bir olaydir. Dissal soklar sebebiyle ortaya cikan maliyet enflasyonu, eger parasal genisleme olmazsa, bir sure sonra maliyet sokunu yaratan faktorlerin ortadan kalkmasi ile kendi kendine kaybolur.

Turkiye gibi yuksek enflasyon ile yasamaya alismis bir ulke icin ise uzun vade kavrami biraz soyut kalir. Piyasa sartlari, rekabet kurallarina uymuyorsa ve fiyatlari endeksleme aliskanligi varsa (ki Turkiye’de vardir) maliyet enflasyonu bir sure sonra tum mal ve hizmetlere yayilir. Nisbi fiyatlarin degismesini istemeyen ureticiler, kendi maliyetleri artmasa bile, fiyatlarini arttirirlar. Baska ureticiler, rekabet eksikligini firsat bilip, maliyet artisinin uzerinde zam yapip belirsizlikten avantaj saglamaya calisirlar vs.

Bütçe Nedir    iktisat Nedir    Borsa Yorumları    Regülasyon Nedir    Türkiyede Ödenen Vergiler, Vergi Türleri

MB, enflasyon konusundaki kazanimlarini kaybetmemek icin aktif davrandi. Ureticilerin fiyat yukseltme imkanlarini azaltmak icin ic talebi kisacak onlemler aldi. Gecelik faiz oranlarini toplam 4,25 puan yukselterek, bankalarin kredi yaratma guclerini azaltti.

Nitekim tuketici kredilerindeki artis Haziran’dan beri durmustur. Dayanakli tuketim mallarinin satisi gecen seneye gore azalma gostermektedir (Ornegin otomobil satisi, 1.Ceyrek: 11%, 2. Ceyrek: 5%, 3. Ceyrek: -34%. Kaynak: Otomotiv Distributorleri Dernegi). Ithalat tuketimindeki artis ise durmustur (1.Ceyrek: 38%, 2. Ceyrek: 28%, 3. Ceyrek: 2%. Kaynak: Merkez Bankasi). Milli gelir rakamlari Aralik ayinda aciklandiginda, ozel nihai tuketim rakamlarinda benzer bir durum gorecegiz (1.Ceyrek: 8.6%, 2. Ceyrek: 10.1%, 3. Ceyrek tahmin: 4-5%. Kaynak: Merkez Bankasi). Depo alimlari ile piyasadaki fazla likiditeyi gecelik yerine uzun vadeli olarak cekti (Acik piyasa islemlerinde 1 ay uzun vadedir).

MB, faizleri arttirmasaydi ne olurdu? Muhtemelen gerek banka kredilerine uygulanan faiz gerekse mevduat faizleri yine de bir miktar artardi. Neden?

Birincisi enflasyondaki yukselisten dolayi sadece reel getirinin sabit kalmasi icin bile nominal faizlerin 3 puana yakin yukselmesi gerekirdi. Ikincisi bankarin disaridan aldiklari kredilerdeki faiz artisinin yurticine yansitmalari gerekirdi. MB’nin aldigi tedbirlerle para politikasini (zaten olacagindan) daha fazla sıktı. Boylece bankalari, kredi maliyetini arttirarak, kredi faizlerini yuksek tutmaya zorladi.

MB’nin para politikasinin Hazine borclanma faizlerine etkisi nedir? Bu cevabi dogru bir sekilde vermek icin konu ile ilgili guzel bir ampirik calisma yapmak gerekir. Ben size onumdeki verilerin yorumunu yapacagim sadece.

MB’nin gecelik faizler ile Hazine’nin 1.5 senelik veya 5 seneye varan tahvillerinin faizlerini etkileyemez. Bunu neye dayanarak soyluyorum: Mesela su anki getiri egrisine (yield curve) bakin. Hangi yone egimli? MB’nin faizleri bankalarin kredi ve mevduat faizlerini etkileyebilir. Cunku bunlar kisa donemli degiskenlerdir, en fazla bir veya bir kac ayi kapsar, ve tamamen bankanin kontrolunde olan bir karardir.

Hazine’nin borclanmasinda uygulanacak faiz ise piyasa tarafindan, acik arttirma usulu ile belirlenir. Diger bir deyisle,Hazine piyasanin karsisina elinde silahla cikip bana su faizle su kadar para vereceksin, yoksa vururum seni diyemez. Hazine tahvilleri icin ihale acilir, piyasadaki oyunculardan teklif alinir, herkes hangi faiz ile ne kadar tahvil almak istediklerini Hazine'ye bildirir. Hazine, kendi borclanma programina gore bir borclanma miktari (veya faizi) belirler, ona uygun teklifleri kabul eder. Dondurmeniz gereken ne kadar cok borcunuz varsa, o kadar kotu teklifleri (yani yuksek faizi) kabul etmek zorunda kalirsiniz.

Ekonomideki en eski kurallardan biri arz-talep iliskisidir. Bir yanda borclanma talebi, bir yanda Hazine tahvili almaya niyetli sermaye arzi karsi karsiya gelir. Devletin butce acigi, dolayisiyla borclanma ihtiyaci (talebi) artarsa faizler yukselir. Sermaye arzini etkileyen faktorler ise ulkenin finansal sisteminin gelisme seviyesi, uluslararasi finans kosullari, yurt ici kredi talebi vs. Bu denklemde MB faizi nerede yer almaktadir?

MB, gecelik faizleri indirirse, neden borclanma faizleri iner? Eger bu iki deger arasinda yakin bir iliski varsa (olsaydi) neden MB faizleri (yillik bilesik olarak) %19 seviyesinde iken, borclanma faizleri %23’lere cikmisti ve su anda %21 seviyesindedir de %19 sinirinda degildir? Neden Mayis oncesi MB faizleri %14 seviyesinde iken borclanma faizi daha da asagiya, %13’e inmisti? Ve nihayetinde neden “yuksek-faiz-dusuk-kur” tutkunu hukumetin MB’na ihtiyaci vardir? Neden Hazine kisaca ben yuksek faizle (mesela %23) tahvil satiyorum, isteyen gelin alsin demez de ihale acar?

19 Yorum Var.:

e-recep dedi ki...

MB, enflasyon konusundaki kazanimlarini kaybetmemek icin aktif davrandi. Ureticilerin fiyat yukseltme imkanlarini azaltmak icin ic talebi kisacak onlemler aldi. Gecelik faiz oranlarini toplam 4,25 puan yukselterek, bankalarin kredi yaratma guclerini azaltti.

Merkez Bankası piyasayı soğutmakta ne kadar etkilidir? Neticede özel sektör dışarıdan dilediği gibi uzun vadeli, düşük faizli borçlanabilmektedir. 110 milyar doları aşkın bir özel sektör dış borcundan bahsediyorum. Bu Türk ekonomisinin derinliği düşünüldüğünde hiç de azımsanacak bir rakam değildir.

Esfender Korkmaz'a kulak verelim :

"Merkez bankası , sıcak para kaçışını önlemek için ve yeni sıcak para çekmek için , yabancı yatırımcıları deyimi ile , faizleri dayanılmaz cazibe yaratacak kadar artırdı.."

Yazısı burada.

Ben de Esfender Hoca'ya katılıyorum.

Merkez Bankası'nın hedefi, sıcak parayı içeri çekerek döviz arzını arttırmak. Yani "sıcak parayı içeri bas" formülü. Bunun için elindeki faiz silahını kullanıyor. Faizi yükseltiyor, kısa vadeli mali akımları içeri davet ediyor, gelen para ile döviz kurları düşüyor veya olması gerekenden düşük seyrediyor. Yani kurlar dolaylı yoldan suni şekilde baskı altında tutuluyor.

Bedeli de Hazine faizinin de yüksek seyretmesi ve halkın bono sahiplerine daha fazla faiz ödemesi. Mekanizma böyle işliyor.

baris dedi ki...

Tuğrul,
Bir noktayı eklemek istiyorum. Piyasadaki çarpıklıktan dolayı Türkiyede Merkez Bankası Parası üzerinden para arzını kısmak her zaman sağlıklı işlemez. "Vadeli çek" diyeyim, ve "acaba Türkiye'de kaç tane Merkez Bankası var?" diye sorayım anlayan anlar:) Dolayısıyla yükselen enflasyona karşı en tutarlı önlem talep kısıcı önlemlerdir, yani faizlerin artırılması ve kredi mekanizmasının soğutulması. Bu ABD'de de böyledir, Japonya'da da, AB'de de, Türkiye'de de.

Sevgiyle,
Baris

tugrul dedi ki...

"Merkez Bankası piyasayı soğutmakta ne kadar etkilidir? Neticede özel sektör dışarıdan dilediği gibi uzun vadeli, düşük faizli borçlanabilmektedir.

MB faizleri yuksek tuttugu surece saglanan kredinin tuketime donusme oranini kisitlar.

Esfender Korkmaz'a kulak verelim :

"Merkez bankası , sıcak para kaçışını önlemek için ve yeni sıcak para çekmek için , yabancı yatırımcıları deyimi ile , faizleri dayanılmaz cazibe yaratacak kadar artırdı.."


Esfender Bey ne yazik ki bunlari yazarken MB'nin odemeler dengesi verilerine bakmiyor:

1995-97 arasi ile 2002-2006 arasini karsilastiralim:

Uzun vadeli krediler (yillik ortalama):
1995-97: 0.9 milyar $
2002-06: 8.6 milyar $

Dogrudan Yatirim (yillik ortalama):
1995-97: 0.6 milyar $
2002-06: 5.4 milyar $

Faize dayali sicak para akimi (yillik ortalama):
(DIBS, kisa vadeli banka kredileri, banka mevduati)
1995-97: 2.3 milyar $
2002-06: 5.2 milyar $

Doviz arzini arttiran unsur acaba yukaridakilerden hangisi?

"Merkez Bankası'nın hedefi, sıcak parayı içeri çekerek döviz arzını arttırmak."

Sicak para yoluyla Turkiye'ye gelen para devede kulak kalir. Son bir sene icinde Turkiye'ye gelen sermayenin (52 milyar dolar), 18 milyari dogrudan yatirim, 25 milyar dolari uzun vadeli kredidir.

Faize bagli sicak para ne kadardir biliyor musunuz? 5 milyar dolar. Demek MB herseyi bu 5 milyar icin yapiyor oyle mi???

Soylediklerinizin birbiri ile celistigini gormuyorsunuz. Yukarida ozel sektorun "diledigi gibi uzun vadeli, dusuk faizle" borclandigini soyluyorsunuz. Sonra da diyorsunuz ki Turkiye sicak paraya o kadar muhtac ki faizleri yuksek tutuyor. Hani dusuk faizle geliyordu zaten yabanci sermaye?

tugrul dedi ki...

Baris,

Haklisin. Bazen insan unutuyor Turkiye'ye ait bazi kavramlari. Yanilmiyorsam MB'nin bir calismasi vardi bu konu hakkinda. Ozel sektorun finansmaninin ucte biri bankacilik sistemi disindan, "ticari" kredi olarak geliyormus. Tembelligimden dolayi link veremeyecegim, kusura bakma. Hatirlattigin icin sagol.

e-recep dedi ki...

Yukarida ozel sektorun "diledigi gibi uzun vadeli, dusuk faizle" borclandigini soyluyorsunuz. Sonra da diyorsunuz ki Turkiye sicak paraya o kadar muhtac ki faizleri yuksek tutuyor. Hani dusuk faizle geliyordu zaten yabanci sermaye?

Türkiye'nin sıcak paraya muhtaç olduğunu ben değil, şimdi siz söylediniz. Okuyucu geri dönüp kontrol edebilir. Lütfen söylemediğim şeyleri bana atfetmeyin.

Düşük döviz faizi ile gelen döviz borcu özel sektör tarafından kullanılmaktadır. Bunlar ticari ve yatırım kredileridir. Borç döviz borcu olduğu için faizi de düşüktür.

Yüksek YTL faizi ile içeri çekilmek istenen kısa vadede yüksek rant peşinde koşan sıcak paradır. İçeri çeken Merkez Bankasıdır.

Sapla samanı karıştırırsak okuyucunun da kafası karışır. Dünya Bankası'nın Ekonomi Turk temsilcisi olarak bunu asla istemezsiniz, değil mi?

Ayrıca soruma hala yanıt alamadım.

Sermayenin az olduğu yerde, faiz yüksek olur, bu doğal bir süreçtir diyorsunuz. Ben de diyorum ki, özel sektör sermaye çekmekte zorlanmıyor. Rahat rahat düşük faizle borçlanabiliyor. Peki Merkez Bankası'nın YTL faizleri yüksek tutması özel sektörün hızını kesmiyorsa, yani özel sektör elini YTL kredilere sürmüyorsa, Merkez Bankası neden hala faizleri yüksek tutuyor? Acaba itiraf etmediği başka bir amacı mı var?

Sermayenin az olduğu yerde, faiz yüksek olur, bu doğal bir süreçtir diyorsunuz. Arjantin gibi sermaye fakiri bir ülke yüksek reel faiz vermiyor. İddianızla tamamen çelişiyor. Çin bugünlere yüksek reel faizle gelmedi. Hala da vermiyor. Dünyada bunca düşük reel faizle büyüyen 'gelişmekte ülke' varken, yabancı bankacılar tarafından Türkiye'ye sürekli ve bıkmadan 'yüksek reel faiz' telkin edilmesi sizce nasıl açıklanabilir? Yoksa bu 'yüksek faiz' işinde bu yabancı bankacıların bir çıkarı olabilir mi?

e-recep dedi ki...

MB faizleri yuksek tuttugu surece saglanan kredinin tuketime donusme oranini kisitlar.

Peki ya o kredi yurtdışından döviz kredisi olarak geliyorsa, ve Merkez Bankası'nın faiz oranı, YTL kredi kullanmayan özel sektörün umrunda değilse? O zaman Merkez Bankası tüketime dönüşümü nasıl etkileyebilir? Öyle ya, özel sektörün dış borcu 110 milyar doları geçmiş vaziyette. Az buz bir rakam değil. Merkez Bankası'nın yüksek YTL faizini by-pass etmiş ve ekonomimize girmiş. Verdiğiniz cevap bu noktayı izah etmiyor.

Adsız dedi ki...

Merhaba Tugrul bey,

Yaziniz oldukça aydinlaticiydi. Ancak size bir konuda pek katilamiyorum.
Merkez Bankasinin günlük faizinin hazine kagitlari üzerinde 'bir etkisi yoktur' diyemeyiz. En azindan alt limiti belirlerdigi açik. Bu 'apriori' bir gerçetir. Çünkü yatirimcilar en yüksek faizi minimum risk alarak yani en kisa vadede almak isteyecektir. Örnegin 20 gün vadesi kalmis bir hazine kagidinin günlük net getirisinin merkez bankasinin faizinin altina düsmesi ancak çok kisa sürelerde, örnegin mb'nin faizi düsürecegi tahmin ediliyorsa söz konusu olabilir . Elbette vade arttikça yatirimci tasidigi risk oraninda ilave 'faiz' isteyebilir. Beklentiler kötüyse, örnegin kötü gelen enflasyon degerleriyle mb faizinin yükselme ihtimali varsa, para kisa vadeye dogru akip uzun vadenin kagitlarinin degerini düsürebilir (faizini yükseltir).
Aslinda mb'nin faizini yükseltmesiyle sermaye kisa vadeye dogru çekilir. Ekonomi üzerindede ancak bu sekilde etkisi olabilecegini düsünüyorum. Sizin farkli görüsleriniz varsa dinlemek isterim. Paranin kisa vadeye çekilmesiyle ekonomide yavaslama etkisinin ortaya çikmasini bekleriz. Fakat sizin de belirtiginiz gibi bunun sonucunu ancak uzun vadede görebiliriz.
MB faizin üst tabanini etkiler mi ? Buna da evet diyorum. Söyle düsünün; MB faizini %40 yapmis olsaydi, hazine kagitlarinin 'peak'leri %23'le sinirli kalir miydi ? Evet bazen muazzam denecek ölçülerde fark olusabiliiyor (2001'de bunu yasadik), ama grafiklerden de saptayabileceginiz gibi hazine kagitlarina 'bir yerçekimi' etkisi yarattigi açiktir. Bunu önemsemeliyiz. Çünki bizim hazinemiz hala kisa vadede yüksek miktarlar döndürmektedir. Eger bu faiz bir sebepten çok yükselirse yatirimcilarin gözünde 'döndürülmesi imkansiz' faizlerle borçlanmaya çalistigimiz intibasi olusur. Iste o zaman 'çukura' düseriz. Türkiye'nin yegane kirilma noktasi budur. 2001'de bundan kirildigimizi söyleyebilirim. Merkez Bankasinin ne yaptigi çok
iyi biliyor olmasi gerekir ki, ben sizin kadar emin degilim. Faizleri yükseltilmesi gerekebilirdi. Aslinda 2005'den beri enflasyon direniyordu. Ama Nisana gelene kadar baskan degisiminden kaynaklanan etkiylede uyuduklari bir gerçektir. BAKINIZ, ENFLASYON DOLAR HENÜZ YÜKSELMEDEN BASINI KALDIRMISTI. Bu konuyu hepimiz unutuyoruz. Eger dalga gelmeseydi enflasyon tutacak miydi ? Yumurta kapiya gelinceye kadar kayitsiz kalmalari önemli bir kusurdur. Dünyanin hangi 'uygar' ülkesinde faiz bizimkilerin yaptigi gibi 'cart' diye yükseltilip ülke faiz sokuna sokulur ? Aslinda hepimiz biliyoruz Durmus bey'in müdahalesi enflasyona falan degildi, döviz fiyatlarinaydi. Alaturka bir yöntemin bu kadar alkis toplamasi beni sasirtmadi aslinda. Alaturka bir ülke oldugumuz için bize yakisan buydu. Eger günlük faizi'dolari' kontrol etmek için kullaniyorsak, enflasyon hedeflemesini ne anlami olacak ? Korkarim, umarim yaniliyorumdur, Durmus beyin tek bildigi sey eski yöntemlerle dolari kontrol etmek. Bende baska bir vizyona sahip oldugu kanaati olusmadi. (Birde bayram tatillerinin ve sellerin enflasyona etkisi konusunda uzman olabilir)
Ben her ne yöntem kullanilirsa kullanilsin, ne tür gerekçeye dayandirilirsa dayandirilsin serbest piyasada olusan fiyatlara bir kamu kurumunun müdahalesini asla makul karsilamam. Yüksek faize yüksek getiri bahsedip sicak parayi çekmek suretiyle kontrolü saglamak imkansiz bir projedir. Bu mümkün olabilseydi 21 Şubatta %2000'lere varan günlük faizle dünyadaki bütün sicak parayi cart diye çekiverirdik. Diyelimki müdahalelerle dolari bir noktaya getirdiniz. Hangi fiyati sizin için en uygunu oldugunu nasil hesaplayabiliyorsunuz ?Ekonomistler nelerin hangi fiyatta olmasi gerektigine karar verebilseydi, piyasalara falan gerek kalir miydi ? Bu yumurta fiyatlari için ne kadar dogruysa döviz fiyatlari için o kadar, hatta fazlasiyla dogrudur.
Aklima söyle bir sey geliyor. Eger siz günlük faizi sermaye çikisa geçtiginde cart diye çikartip, girdiginde de curt diye inderecekseniz, faizi de piyasaya birakmiyorsunuz ? Sizin oradaki fonksiyonunuz nedir ? Trafik lambalarinin altinda durupta bütün trafigi berbat eden trafik görevlisi mi ?

ahmet çavusoglu

tugrul dedi ki...

“Türkiye'nin sıcak paraya muhtaç olduğunu ben değil, şimdi siz söylediniz. Okuyucu geri dönüp kontrol edebilir. Lütfen söylemediğim şeyleri bana atfetmeyin.

Yüksek YTL faizi ile içeri çekilmek istenen kısa vadede yüksek rant peşinde koşan sıcak paradır. İçeri çeken Merkez Bankasıdır.”


Okuyucunun isini kolaylastirmak icin ne olur soyleyin, nerede demisim Turkiye sicak paraya muhtac diye?

Sizin dediginiz sey su: Devlet, faizi yuksek tutuyor ki sicak para gelsin, kurlar dussun. Ben de diyorum ki, sicak para dediginiz sey Turkiye’ye gelen dogrudan yatirim ve uzun vadeli kredi yaninda hic kalir. Ulkede doviz bollugu varsa ve kurlari dusuruyorsa bunun sebebi sicak para degildir. Bunu da sayilarla gosteriyorum. Sonra size soruyorum? Sicak para, Turkiye’ye gelen sermaye akiminin onda biri iken neden MB sicak paraya muhtac olsun dovizi dusuk tutmak icin? Cevabinizi bekliyorum.

“Ayrıca soruma hala yanıt alamadım.

Recep Bey, omur adamsiniz. Size uzun uzun cevaplar yaziyorum. Hic dikkate almiyorsunuz, sonra yanit alamadim diye ortaya cikiyorsunuz. Size verdigim cevaplari surada bulabilirsiniz. Lutfen bir zahmet okuyun:
http://iktisatyazilari.blogspot.com/2006/11/soru-cevap-2.html#c116302799549106305, http://iktisatyazilari.blogspot.com/2006/11/soru-cevap-2.html#c116301118759392463,

tugrul dedi ki...

”Peki ya o kredi yurtdışından döviz kredisi olarak geliyorsa, ve Merkez Bankası'nın faiz oranı, YTL kredi kullanmayan özel sektörün umrunda değilse? O zaman Merkez Bankası tüketime dönüşümü nasıl etkileyebilir? Öyle ya, özel sektörün dış borcu 110 milyar doları geçmiş vaziyette. Az buz bir rakam değil. Merkez Bankası'nın yüksek YTL faizini by-pass etmiş ve ekonomimize girmiş. Verdiğiniz cevap bu noktayı izah etmiyor. “

Belki su rakamlar izah eder. Tuketici kredilerindeki artis Haziran’dan beri durmustur. Ocak Haziran arasi krediler ayda ortalama (reel olarak) 2.2 milyar TL artardi, Haziran-Kasim arasi 450 milyona dustu. Dayanakli tuketim mallarinin satisi gecen seneye gore azalma gostermektedir (Ornegin otomobil satisi, 1.Ceyrek: 11%, 2. Ceyrek: 5%, 3. Ceyrek: -34%. Kaynak: Otomotiv Distributorleri Dernegi). Ithalat tuketimindeki artis ise durmustur (1.Ceyrek: 38%, 2. Ceyrek: 28%, 3. Ceyrek: 2%. Kaynak: Merkez Bankasi). Milli gelir rakamlari Aralik ayinda aciklandiginda, ozel nihai tuketim rakamlarinda benzer bir durum gorecegiz (1.Ceyrek: 8.6%, 2. Ceyrek: 10.1%, 3. Ceyrek tahmin: 4-5%. Kaynak: Merkez Bankasi).

O paranin sisteme girmesi icin TL’na cevrilmesi gerekir. Tuketici kredilerinin yuzde 95’I TL uzerindendir. TL’na cevrilen para ise TL faizine bagli kalir. TL faizi yuksek ise tuketici kredisi icin yuksek faiz odemek zorunda kalirsiniz. Tekrar soruyorum: Siz bankadan aylik %2 faiz ile mi daha fazla kredi alirsiniz %1 faiz ile mi?

e-recep dedi ki...

Ama Nisana gelene kadar baskan degisiminden kaynaklanan etkiylede uyuduklari bir gerçektir. BAKINIZ, ENFLASYON DOLAR HENÜZ YÜKSELMEDEN BASINI KALDIRMISTI. Bu konuyu hepimiz unutuyoruz. Eger dalga gelmeseydi enflasyon tutacak miydi ? Yumurta kapiya gelinceye kadar kayitsiz kalmalari önemli bir kusurdur. Dünyanin hangi 'uygar' ülkesinde faiz bizimkilerin yaptigi gibi 'cart' diye yükseltilip ülke faiz sokuna sokulur ? Aslinda hepimiz biliyoruz Durmus bey'in müdahalesi enflasyona falan degildi, döviz fiyatlarinaydi. Alaturka bir yöntemin bu kadar alkis toplamasi beni sasirtmadi aslinda. Alaturka bir ülke oldugumuz için bize yakisan buydu. Eger günlük faizi'dolari' kontrol etmek için kullaniyorsak, enflasyon hedeflemesini ne anlami olacak ? Korkarim, umarim yaniliyorumdur, Durmus beyin tek bildigi sey eski yöntemlerle dolari kontrol etmek. Bende baska bir vizyona sahip oldugu kanaati olusmadi.

Ahmet Bey, analitik düşünerek yukarıdaki paragrafta yeralan sonuçlara ulaştığınız için sizi tebrik ediyorum. e-recep sadece bir nickname, Internette bir IP. e-recep'i tek tuşla yokedebilirim. Önemli olan okuyucunun bize 'alternatifsiz yöntem' olarak yedirilmek istenenleri sorgulaması ve bir sonuca varması.

Eger siz günlük faizi sermaye çikisa geçtiginde cart diye çikartip, girdiginde de curt diye inderecekseniz, faizi de piyasaya birakmiyorsunuz ? Sizin oradaki fonksiyonunuz nedir ? Trafik lambalarinin altinda durupta bütün trafigi berbat eden trafik görevlisi mi ?

Ayakta alkışlıyorum. Bize dalgalı kur diye yutturulmak istenen aslında 'dalgalanamayan kur'dur. Merkez Bankası, faiz ve rezerv araçlarını kullanarak, sıcak para seviyesini, dolayısı ile döviz kuru seviyesini regüle etmek çabasındadır.

@tugrul

Okuyucunun isini kolaylastirmak icin ne olur soyleyin, nerede demisim Turkiye sicak paraya muhtac diye?

Benim Türkiye'nin sıcak paraya ihtiyacı olduğunu söylediğimi söylediniz.

İşte:

Sonra da diyorsunuz ki Turkiye sicak paraya o kadar muhtac ki faizleri yuksek tutuyor. Hani dusuk faizle geliyordu zaten yabanci sermaye?

O paranin sisteme girmesi icin TL’na cevrilmesi gerekir. Tuketici kredilerinin yuzde 95’I TL uzerindendir. TL’na cevrilen para ise TL faizine bagli kalir. TL faizi yuksek ise tuketici kredisi icin yuksek faiz odemek zorunda kalirsiniz.

Çok doğru. Zaten sistem de böyle işliyor. Ancak siz hikayenin bir bölümünü anlatıyorsunuz. Kredi dışarıdan düşük faizle sağlanıyor. İçeride de YTL olarak tüketiciye satılırken YTL faizi firma ve tüketici arasında pay ediliyor. Yani firma kendini açık pozisyona atıyor. Riske giriyor. Talebi de canlı kılan bu açık pozisyon. Merkez Bankası faizleri yükseltince taksitler pahalandı ve doğal olarak tüketici ilgisi azaldı. Firmalar daha çılgın bir şekilde açık pozisyona geçerek, talebi yine canlandırabilirler. Bugünlerde gazete ilanlarında bunların bazı örneklerini görebiliyoruz. Yani MB faizleri sizin iddia ettiğiniz gibi talep kısılması konusunda tamamen belirleyici değil.

Faize bagli sicak para ne kadardir biliyor musunuz? 5 milyar dolar. Demek MB herseyi bu 5 milyar icin yapiyor oyle mi???

5 milyar dolar mı?

İçerideki sıcak para 5 milyar dolar mı?

Sakın 50-60 milyar dolar olmasın?

Şu haberi okumak ister misiniz? :

"Böylece mayıs-haziran aylarındaki dalgalanmada, hem çıkışlar hem de değer kaybı ve döviz kurundaki artış sonucu, 63 milyar 403 milyon dolardan 41 milyar 712 milyon dolara kadar gerileyen sıcak para stoku eylül sonunda 52 milyar 787 milyon dolara kadar yeniden çıktı."

Sizin iddia ettiğiniz rakamın on katından bahsediliyor. Tuğrul Bey, artık bazı şeyleri kabul etmenin zamanı gelmedi mi? ;-)

tugrul dedi ki...

“Ancak size bir konuda pek katilamiyorum. Merkez Bankasinin günlük faizinin hazine kagitlari üzerinde 'bir etkisi yoktur' diyemeyiz. En azindan alt limiti belirlerdigi açik… MB faizin üst tabanini etkiler mi ? Buna da evet diyorum. Söyle düsünün; MB faizini %40 yapmis olsaydi, hazine kagitlarinin 'peak'leri %23'le sinirli kalir miydi ?”

Ahmet Bey, haklisiniz, dusunduklerimi iyi ifade edemiyorum, sozlerim muglak kaliyor.

Benim demek istedigim sey suydu: MB, gecelik faizler ile oynayarak, tahvil/bono faizlerini kontrol altinda tutamaz. MB, gecelik faizler ile belirleyerek, uzun vadeli faizler su olsun bu olsun diyemez. Buna gucu yetmez. Bu anlamda, MB’nin hazine kagitlari uzerinde etkisi oldugu konusunda size katiliyorum, ama bir alt/ust sinir oldugu fikrinize katilmiyorum. Aslinda sizin de oyle dusundugunuzu zannetmiyorum, cunku yazinizda bekleyislerin yonune gore MB faizleri ile hazine faizleri arasinda fark olacagibi belirtiyorsunuz.

MB’nin aldigi kararlar bono/tahvil piyasasini elbette etkiler, aksini soylediysem sozlerim maksadimi asmistir. Tahvil piyasasindaki oyuncular, eger rasyonel yaratiklar ise, diger seyleri oldugu gibi MB’nin hareketlerini de bilgi bankalarina koyarlar ve ona gore yeni bir hareket tarzi secerler. Ama ortaya cikan yeni denge noktasi (faiz orani), MB’nin tutturmaya calistigi orandan, ya da faizlerin yonu MB’nin empoze etmeye calistigi yonden cogunlukla farkli olur. MB, gecelik faizler ile bir sinyal gonderir, o sinyale ne sekilde tepki gosterecegine piyasa karar verir.

Normal bir ekonomide MB’nin faizleri aniden yuksek oranda arttirdigini dusunelim. Bono piyasasindaki oyuncular, ekonominin yakin bir gelecekte yavaslayacagini, enflasyonun dusecegini, bunun sonucunda faizlerin de dusecegini vs. tahmin ederlerse su anda nominal olarak yuksek faiz veren menkul kiymetlere talepte bulunurlar. Sonuc olarak su anki uzun vadeli bonolarin fiyati artar, verdigi faiz duser. Eger ekonomide ciddi bir resesyon riski goruluyorsa getiri egrisi (yani kisa vadeli faizler ile uzun vadeli faizler arasindaki fark) negatife doner. Yok eger piyasa, bu faiz artisinin yetersiz kalacagini, enflasyonun artmaya devam edecegini vs dusunurse uzun vadeli faizler artis da gosterebilir.

Ancak bizim sorumuz su: MB, gecelik faizler ile oynayarak hazine faizlerini belli bir noktaya cekebilir mi, daha da ayrintili soracak olursak Mb faizleri inerse hazine faizleri iner mi? Ben diyorum ki bu mumkun degil. MB faizi bir alt veya ust limit degildir. Eger gecelik faizleri bugun mesela %15’e indirse, neden tahvil faizleri %20’inin altina insin ben goremiyorum. Hatta, enflasyon bekleyisleri bozulacagindan, bence tahvil faizler yukari cikacaktir.

Tahvil faizlerini oynatan, MB faizinin kendisi degil verdigi sinyaldir ve o sinyalin icerdigi bilgidir. Eger bugun MB faizleri indirse, verdigi sinyal secimlere giderken para politikasini gevsetelim sinyali olacaktir, beklentileri bozup faizleri yuksektecektir.

Eger faizleri yukari cikarsa, iki karisik sinyal vermis olacaktir. Bir, enflasyon riskinden dolayi ben isi ciddi tutuyorum, merak etmeyin enflasyon kontrol altinda sinyali. Iki, yakin bir gelecekte ekonominin ciddi bir durgunluga gidecegi yuksek ihtimal, devlet azalan vergi gelirleri ile borcunu odeyebilir mi sinyali.

Bu iki sinyal tahvil faizlerini ters yonde etkileyecektir. Kimin baskin cikacagini piyasa gosterir. Ancak kurlarin 2001 Nisan’indan beri en yuksek derecede zipladigi bir ortamda bile enflasyon bekleyislerinin sadece 2.5 puan yukari (%8.1’e) ciktigini dusunursek, hukumetin maliye politikasini konusunda (nisbi) inandiriciligi devam ettigi muddetce 2001 benzeri bir kriz cikacagini zannetmiyorum. Ek olarak 2001 krizinin cikartan etkenlerin (bankalarin acik posizyonu, sermaye yetersizligi, risk yonetimi eksikligi vs) su anda var oldugunu (MB faizleri %40 bile yapsa) da dusunmuyorum.

Eger MB’nin gecelik faizi ile gosterge niteligindeki devlet tahvilinin faizini karsilastiran grafige bakarsak (2003 sonrasi), benim gordugum asil MB faizlerinin, tahvil faizleri dikkate alinarak indirildigidir – tahvillerin MB faizine bakarak indigi degil.

“Aslinda hepimiz biliyoruz Durmus bey'in müdahalesi enflasyona falan degildi, döviz fiyatlarinaydi”

Beni fikrimi sorarsaniz, MB’nin yapmasi gereken gunluk doviz satimina gecmekti. Mesela gunde 300 milyon$ tavan siniri koyarak her gun satis ihalesi yapmaliydi. Ayda 6 milyar eder maksimum satis (ki bu is 1 aya varmadan durulurdu). MB’nin doviz posizyonu 25 milyar civarinda idi.

Neden doviz satisi? Kurun seviyesine degil, piyasa ortamina mudahele gerekliydi. Doviz piyasasi likiditesini tamamen kaybetmisti. Oyle gunler oldu ki bazi oyuncular bir kac 100 milyon dolarla doviz fiyatini belirleyebiliyorlardi. Kimse dolar satmak istemiyordu, cunku nerede duracagini bilemiyorlardi. Boyle bir ortamda bir kac alici ve satici fiyati belirliyordu. Eger MB doviz likiditesini piyasaya duzenli olarak verecegini aciklasaydi, dalgalanma durulurdu, faizler daha dusuk bir seviyede denge saglardi, dolar da 1.70’i gormezdi. Bence normal bir ulkede yapilmasi gereken buydu ve normal bir ulkede olsa bizim MBi da boyle davranirdi.

Ama yapmadi. Cunku bizim ulkemizde kurumlara hic bir guvenimiz olmadigindan, MB dolarlari ucuza satip birilerini zengin ediyor/edecek iddialara hemen ayyuka cikti. Kimse demedi ki MB daha iki ay once 1.30’dan doviz aldi, o zaman da MB’ni pahali doviz satip sicakcilari zengin etmekle sucladik. 1.30’dan alinan dovizi 1.60’dan satacak (ki aslinda MB’nin gorevi kar yapmak degildir). Bu dovizler MB’nin mali degil ki birine pes kes cekiyor diyelim. Zamaninda piyasada fazla dolar var deyip aldi. Simdi piyasada dolar azligi var, neden simetrik davranmasin?

MB doviz mudahelesi yapmadigi icin faizleri arttirdi. Aslinda MB 8 Haziran’da faizleri 1.75 puan arttirdiginda (%15'e), tahvil faizleri zaten 4.5 puan cikip %18’i bulmustu. 26 Haziran’da %17.25’e cikardiginda tahvil faizi %23 olmustu bile. D

emek istedigim, MB tahvil piyasasini takip etti, onculuk etmedi. Zaten enflasyon bekleyisinin 2.5 puan yukseldigi bir ortamda, sirf reel faizi korumak icin bile, nominal faizi %16’ya cikarmasi gerekecekti.

MB’nin dovize asil mudahelesi, bence, depo alimlarina gecerek TL likiditesini cekerek oldu. Eger dolar satisi yonunde mudahele etseydi, o fazla likidite (ki fazlaligin sebebi MB’nin Mart’da dolar almasaydi) zaten kaybolurdu.

"Eger siz günlük faizi sermaye çikisa geçtiginde cart diye çikartip, girdiginde de curt diye inderecekseniz, faizi de piyasaya birakmiyorsunuz ?”

Bana zaten oyle geliyor ki MB faizleri piyasaya birakmis durumda. Ortam iyi, enflasyon beklentileri olumlu ise butun faizleri ile birlikte MB da faizleri dusuruyor. Tersi durumda arttiriyor.

tugrul dedi ki...

“Kredi dışarıdan düşük faizle sağlanıyor. İçeride de YTL olarak tüketiciye satılırken YTL faizi firma ve tüketici arasında pay ediliyor.İçeride de YTL olarak tüketiciye satılırken YTL faizi firma ve tüketici arasında pay ediliyor.”

Ne kadar para bu sekilde tuketiciye satiliyor, 1 milyar mi, 5 milyar mi, 10 milyar mi? Nasil pay ediliyor, kim ne kadar ustleniyor? Bunlardan hicbirini bilmiyorsunuz. Sadece iddia ediyorsunuz. Ondan sonra da genelleme yapiyorsunuz. Haydi diyelim ki dediginiz dogru. Oyle bile olsa TL faizlerinin cikmasi bu isi yavaslatmaz mi? Eskiden %8 dolar faizi ile alinan para, %15 TL tuketici faizi ile verilirdi. Simdi faizleri %20’ye cikti ise daha mi cok para tuketiciye satilir daha mi az? Size talebin yavasladigini gosteren bir suru rakam verdim, neden cevap vermiyorsunuz?

"İçerideki sıcak para 5 milyar dolar mı?

Sakın 50-60 milyar dolar olmasın?"


Recep Bey, su yazdiklarimin neresi anlasilmiyor soyler misiniz?

Son bir sene icinde Turkiye'ye gelen sermayenin (52 milyar dolar), 18 milyari dogrudan yatirim, 25 milyar dolari uzun vadeli kredidir.

Faize bagli sicak para ne kadardir biliyor musunuz? 5 milyar dolar. Demek MB herseyi bu 5 milyar icin yapiyor oyle mi???


Ben son bir sene icin gelen sicak paradan bahsediyorum. Siz stokdan bahsediyorsunuz. Ben size diyorum ki MB’nin cektigi sicak para son bir senede sadece 5 milyar. 5 milyar icin bu kadar zahmete deger mi?

Adsız dedi ki...

Tugrul bey,

Uzun cevabiniz için tesekkür ederim. Piyasa müdahaleciligini savunmaniza çok üzüldüm.

Uzun vadeye girmek likit olmamak, yani riske girmek demektir. Daha fazla getiri yoksa niye riske girsin ? Bu hiç mantikli degil. Ben kendi adima konusayim, ilerde faizlerin düsecegini düsünürsen bugünden uzun vadeye girerim. Aldigim risk ilerde faizlerin yükselmesidir. Faiz yükselirse kaybederim. Enflasyonun düsmesi eger faizlerin düsmesi sonucunu yaratacaksa uzun vadeye girilir. Yoksa kendi basina ne anlami var ?Söyle düsünün: Repodan aldiginiz %20, 6aylik kagidin günlük getirisi %16. Enflasyon 10'dan 5'e düsmüs ama günlük faiz hiç degismemis. O zaman benim kalkip enflasyon düsüyor diye mb faizini birakip 6aya girmem akillica midir sizce ? Size kesinlikle garantisini veririm: MB faizinin düsme ihtimali yoksa günlük faizi birakilip tavil alacak adam çikmaz. Bir tane bile !
Ne zaman günlük faizi birakirsiniz ? Faizler düsecekse (tahviller deger kazanacaksa). Bu MB'nin para basmasi anlamina gelir aslinda. Faiz oranlarinin yükselme ihtimali ortaya çiktiginda ise derhal pozisyonunuzu kisa vadeye çekersiniz ki, yükselen faizden yararlanabilenin. Bakin ben 2001'de krize %40'dan yüklü miktarda hazine kagidiyla yakalanmadim. Yükselen günlük faizden yararlanamadim, çünkü elimdeki kagitlarin faizi %90'a firlamisti. Akillica olan faizin yükselme ihtimali ortaya çikar çikmaz derhal kisa vadeye kapilanmakti. Hatta dolara geçmek çok daha mantikli. O zaman buna aklim ermemisti. Pek çogu bunu yapiyordu. Hayat insana çok sey ögretiyor.

MB faizinin tahvil fiyatlari üzerindeki etkisi yukardaki mekanizmayla anlasilabilir. Eger aradaki fark yükselirse uzun vadeye girmek akillica olur. Çünkü kisa vadede durmak size kaybettirecektir. Sonuç olarak mb'nin faizi savunmasi kaos durumlarinda çok önemlidir. 2001'de günlük faiz çilginca yükselmeseydi Deniz Bankin portföyü sifirlnamayacakti. Gerçektende MB günlük faizi kontrol altina alir almaz ülkenin kani yerine geldi. Simdi günlük faiz elimizde. Bu zannettigimizden çok daha önemli bir araç. Eger biz ellerinde tahvilleri tutanrin pozisyonlarini korumalarini istiyorsak günlük faizi zart diye yükseltilmeyeceginin garantisini vermeliyiz.
MB'nin piyasa faizlerinin arkasindan gitmesi Durmus'la baslayan bir uygulama. Hatirlarsaniz Irak savasi sirasinda faizler %70'e vurmustu. Ama MB kilini bile kipirdatmadi. Sonunda faizlerin daha da artmayacagi anlasildiginda tahvillere hucum oldu. Yani MB kontrolü elinde tuttu. Çünkü siz elinizdeki kagidi %70'den sattikdan sonra faizler düserse o zaman hapi yuttunuz demektir.
Enflasyona gelince. Bakin yabancilar kazandiklari paralari Türkiye'de harcamiyorlar. Degil mi ? En azindan onlarin enflasyonunun ne olmus ne olmadigiyla ilgisi yok. Hatirlayacaksiniz 2000 yilinda hazine tahvillerinin getirisi reel olarak negatifti.
Ülkemizdeki vatandaslara gelince. Ince ince enflasyon hesabi yapabilen bir tek kisiyi gözümde canlandiramiyorum. O andaki tasarruf seçeneklerini önününüze koyarsiniz, hangisi daha çok getiriyorsa ona yatirirsiniz.

Bunlar ikinci dereceden önemli seyler. Fakat benim asil canimi sikan sizin gibi bir serbest piyasa taraftarinin piyasa müdahalecigini savunmasi. Bunun tavuk fiyatlarini kontrol etmek için devletin tavuk satmasindan ne farki var Tugrul bey ? Onu savunan bunu da savunur. Bildiginiz gibi tavuk fiyatini düsük tutarsaniz talep fazlasi olusur, kitlik çikar. Ayni seyi dolar fiyatina uygulayabilirsiniz. Eger siz bilmem kaç milyar dolar satarak dolari düsük tutacak olursaniz o zaman dolara talebi artirirsiniz. Bu çeliskili gibi mi gözüküyor ?hayir. Siz manipülasyonuyla dolarin fiyatini düsük tutuyorsunuz. Piyasadaki degis tokusun mesela %1'ini rn fazla %10'nunu karsiliyorsunuz. Bu isi biraktiginiz anda dolar firlayacak. O zaman akilli bir tüccarsaniz MB'den ucuz dolar satin alirsiniz. Akillilarin yaptigi bu. Insanlarin hiç niyeti yokken dolar talebi yarattiriyor, kitlik yatiyorsunuz. Bu müdehalelerin dünyada hiçbir ise yaramamasinin sebebi budur. Kendinize sunu sorun lütfen: MB geçmiste 35 Milyar dolarlara varan döviz alimlari yapti. Eger bu alimlari yapmasiaydi bugün 2YTL 1 dolar mi olacakti. Hayir. Siz tüccasaniz pahalli bir seyi almassiniz. Burada TL degerlendikçe talep azalir. Aynen hisse senetlerinde oldugu gibi.
Yukari gittiginde de ayni sey geçerli. Bu dönemlerde likitide'nin olmamasindan dogal bir sey olamaz. Likidite saglamak MB'nin görevleri arasinda yer almaz. Dolar almak isteyen fiyatini ödemelidir. Ona ucuz dolar satmaya hakkiniz yük. Çünkü 'turnover' noktasina yaklastiginizda ne alan alir nede satan satar. Islem hacmi çok düser. Alim satim fiyatlari arasindaki fark açilir. Siz dolar 1.7 oldugunda satabilecek birini bulabileceginizi zannediyor musunuz (MB haric tabi)? MB bu durumlarda kesinlikle müdahale etmemeli, piyasanin kendilinden dönmesine izin vermelidir. Eskiden MB bunu yapardi. 2001'den ta Durmus'a kadar bir tek dolar satmadi ! Üstelik Durmus zamaninda ortada hiçbir gözle görünür sorun da yoktu. Dünyada bir dalgalanma oldugu söylendi ama bizim ve bir den Güney Afrika parasindan baska 2 haftadan fazla deger kaybeden olmadi. Halbuki Serdençti seçimleri, FED'in faiz artirimini, Irak savasini yasadi. Bir tek kör dolar satmadi. Peki MB satmadi da dolara ne oldu ? Gidip 2YTL'ye yapisti kaldi ?
Bildiginiz gibi Hayek'e göre fiyatlar bilgi tasir. Asla manipüle edilmemelidir. Ne gerekçeyle olursa olsun bunu yaparsak serbest piyasa ekonomisine ihanet etmis oluruz.

ahmet çavusoglu

tugrul dedi ki...

Ahmet Bey, yazinizin oktani cok yuksekti, hazmetmesi zaman aldi!

Benim enflasyona yaptigim atif, MB'nin faizlerinin yonu icin bir gosterge olmasi ile ilgiliydi. Yerli veya yabanci yatirimci olarak enflasyon ile ilgilenmeyebilirsiniz, ama MB enflasyona takmissa sizin de dikkate almaniz gerekir. Faizin artmasi ile MB iki sinyal verir, bunlardan birincisi enflasyonu kontrol altinda tutuyorum derken kastettigim buydu. Kontrol altina alinan enflasyon, ileride faizlerin ineceginin bir isareti olur.

Ileride faizlerin dusecegini dusunursem bugunden uzun vadeye girerim diyorsunuz, anliyorum. Peki, bizim MB, tum piyasa ve ekonomi sartlari bu sekilde iken, yarin faizleri indirse ne yaparsaniz? Tahvil alir misiniz, satar misiniz? Ek soru: Eger faizleri indirirken, gelecek ay yine indirecegi sinyalini verirse ne yaparsaniz?

Irak Savasi sirasinda haklisiniz MB faizleri degistirmedi. Ama tahvillere hucum, MB'nin faizleri indirmeyeceginin anlasilmasi uzerine mi oldu, yoksa savasin bitmesi ve belirsizligin azalmasi sebeiyle mi? Keza 2004 baharindaki calkanti icin de ayni seyi soracagim? Anladigim kadariyla sizin bahsettiginiz, eger o zamanlarda MB faizleri yukseltse idi, tahvil faizlerinin dusmesi cok daha uzun zaman alirdi seklinde.

Ben, MB'nin belli bir dolar kurunu saglamak icin degil, likidite saglamak amaciyla doviz satmasini piyasa mudahalesi olarak gormuyorum. O yuzden Hayek'in bana kizacagini zannetmiyorum. Ancak tavuk fiyati ile dolar fiyati arasinda kurdugunuz kinayeli baglanti sebebiyle bir sure beyaz et yiyemeyecegim, caniniz sag olsun.

Peki ya iliskiyi tavuk fiyati ile paranin fiyati (yani faiz orani) arasina koyarsak? MB'nin gecelik faizi belirlemesi de bir tur piyasa mudahalesi olmuyor mu? MB'nin gorevi likidite saglamak degilse, neden MB'ni, 2000 Kasim'indaki krizde gunluk faizleri kontrol etmemek (diger bir deyisle piyasaya likidite vermemek) ile sucluyoruz?

e-recep dedi ki...

@tugrul

Simdi faizleri %20’ye cikti ise daha mi cok para tuketiciye satilir daha mi az? Size talebin yavasladigini gosteren bir suru rakam verdim, neden cevap vermiyorsunuz?

Talebin yavaşlayacağını ve yavaşladığını ben de kabul ediyorum zaten ancak Merkez Bankası'nın bu faiz enstrümanının etkisi sınırlı. Minor bir talep kısılması için major bir faiz ödüyoruz. Bu vatandaşa eziyetten başka birşey değildir. MB talebi gerçekten kısmak isteseydi, faizleri hızla düşürür, kurların uçmasına izin verirdi. Görürdünüz o zaman talep nasıl kısılıyormuş.

Ben son bir sene icin gelen sicak paradan bahsediyorum. Siz stokdan bahsediyorsunuz. Ben size diyorum ki MB’nin cektigi sicak para son bir senede sadece 5 milyar. 5 milyar icin bu kadar zahmete deger mi?

1. Şu 5 milyar dolar rakamını nereden buldunuz kuzum? Sadece verdiğim haberde bile 12 milyar dolarlık bir amplitude oynaması söz konusu.

2. Merkez Bankası'nın sadece 5 milyar dolar için bunu yaptığını da nereden çıkardınız? Gecelik faizler Batı seviyesine insin bakalım, 5 milyar mı çıkıyor, yoksa 55 mi??!!

Adsız dedi ki...

Tugrul bey,

Çok tesekkür ederim. Bazi konularda oldukça farkli düsündügümüzü görüyorum. Benim çok önemsedigim konulardi. Nihayet güçlü bir cevap alabildim.

Size çok aykiri gelebilecek bir görüsüm var. O da su: 'Faizlerin yükselme beklentisi varlik fiyatlarinda düsme etkisi endisesi yarattigi için TL'yi orta vadede zayiflatir. Faizlerin düsmesi beklenti de ayni sebeplerden dolayi TL'yi degerlendirir'. Orta vadeden kastim 1 ay. Varliklar; hisse senedi, sirketlerin ve devletin borçlanma kagitlari hatta gayri-menkuller olabilir. Bildiginiz gibi borçlanma kagidinin degerinin ARTMASI demek faizinin DÜSMESI anlamina gelir. Eger portföyünüzde borçlanma senedi tasiyorsaniz faizlerin DÜSMESINI istersiniz, çünkü varlik degerinizin yüksek olmasi gerekir. Ama eger kagit almak için firsat kolluyorsaniz degerelerinin dibe vurmasini (faizlerin en yüksek noktaya gelmesini) kollarsiniz. Bunun hisse senedi ve hatta gayrimenkul almaktan hiç bir farkinin olmadigini belirteyim. Simdi suraya çikacagim: 'Eger mb'nin faizini düsürmesi (veya beklentisi) orta vadede varliklarin degerlenme sonucu yaratacaksa TL de DEGERLENECEK'tir'. Bu bir 'faizi düsür varligi yükselt' oyunudur ve 2001 Kasimindan faizlerin düsürülmesinin imkansiz hale geldigi 2005 sonbaharina kadar mükkemmel bir sekilde sergilenmistir.
Siz sanirim su gerekçeyle bu fikre karsi çikabilirsiniz: MB'nin faizi düsürmesi faizleri yükseltebilir de. Ayni sekilde simetri kurali geregi MB'nin faizi düsürmesi faizleri yükseltebilir ! Bunun ancak 'kisa vadeli' (1 aydan az) geçerli olabilecegini düsünüyorum. Aksi takdirde, dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama bu cümle temel Aristo mantigiyla uyusmaz. Bir sey nasil düserken ayni zamanda yükselir ! Bu çeliski sanirim faizin tanimini geregince yapmamaktan kaynaklaniyor. Faizi 'borçlanma maliyeti orani' olarak görebilirsiniz veya sermayenin fiyati. Bir baska tanim 'dövize müdahale orani' seklinde yapilabilir. Birinci tanimla ikinci tanimin hiç bir ortak yan olmadigi gibi beklenen sonuçlarin taban tabana farkli olmasi da son derece normal. Ikinci tanim 'milli' iktisadimizin temelini olusturur, hatta iktisadimiz bundan ibarettir denebilir (Açik bir kiskirtma var. Isteyen için cevap hakki saklidir). Ben bunu çok garip karsilamiyorum aslinda. Seksenleri doksanlari beraber yasadik. Bu dönemlerde TL'nin kullanim yeri neydi? Memur maaslarini ödemek ve devletin 'çilginca' dagittigi faize aracilik etmek. Halbuki bir paraya para diyebilmemiz için kredi mekanizmalarinda kullaniliyor olup, ekonominin derinine islemesi gerekir. Isveçre Frangini para yapan sey, onun üzerinden mantikli oranlarda borçlanilabilir ve borcun geri ödenebilir olmasidir (Devlet mantiksiz oldugu için o bu kuraldan muaf). Yoksa diger paralara oranla degerli olup olmamasi degil. Kisaca faiz oranlari 'saçmalik' seviyesinde yüksekse para tedavülde fiilen yok demektir. Son zamanlar hariç TL bize bunu yasatti (onu suçlayamayiz) ve sicak parayi çekme/kovalama enstrümani olmanin ötesine geçemedi. Bu ülkede kimseye 'yüksek faiz düsük kur veya düsük faiz yüksek kur' tartimasinda taraf olmadigimi anlatamiyorum. Bundan sonrada anlatabilecegimi hiç zannetmiyorum. Iste bu yüzden. Sonuç olarak mb faizini düsürerek faizleri yükseltebiliyorsa bütün ekonomi kitaplari toptan çöpe atilmalidir. Bu ters etkinin ne kadar garip sonuçlara yol açacagina bakalim. Ekonominin fazlasiyla daraldigina karar veren bir mb yönetimi faizini düsürerek faizleri yükseltecek ?! Tüketicinin, sanayincinin 'bir günlügüne' borç alip is yapabilmesi mümkün mü ? Sonuç onun için daraltici olacak. MB'sinin akillica davranip 'faizimi yükselteyimde faizler düssün bari' demesi gerekir. Buradan daha da abuk bir noktaya geliyoruz. Faizlerin düsmesi likitidenin artmasi anlamina geldigi için mb faizini artirarak aslinda para basmis olacak. Dahasi artan para miktariyla enflasyonu da yükseltmis. Ne kadar ugrasirsaniz ugrasin mantikli bir yere baglayamiyorsunuz. Ben çok denedim, isteyen kendisi de bakabilir. Zaten milli tezimizde ufacik bile olsa dogruluk payi olsaydi çoktan ikinci Nobel'i de kapardik. Degil mi ? Bence ulusal gurumuzu bir kenara birakip dünya nasil tanimliyorsa biz de onu esas almaliyiz. O zaman Aristo mantigi da çalisir. Faizi düsürmek faizleri düsürür. Eger günlük faizi de serbest biraksaydik, bunlarin farkli yönlere gitmediklerini görebilirdik. Sermayenin çikisiyla faizin yükselisi ve TL'nin deger kaybedisi AYNI ANDA olur, veya bunun tersi. Eger günlük faizi tutacak olursak kisa vadede Aristo mantigi ihlal ediliyormus gibi gözükebilir. Aradaki çeliskiyi vade farkiyla açiklayabiliriz. Ancak 'sonlu bir zaman dilimi sonunda' tutarli hale geleceklerdir. Er yada geç. Bu uzun vadede mb'nin faiz düsüsünün TL'de degerlenmenin yani sira kredilerin sismesi ve enflasyonun bas kaldirmasi anlamina gelecektir. Simdi bir yerlere varabildik.
Sonucu özetleyelim 'Tasarruf eksikligi bulunan bir ülkede faizlerin düsmesi ancak sermayenin gelmesiyle olur'. Biz sermayeyi bir sekilde kovalamayi basarabilirsek düsük faizi unutalim. Kovalama isini yapan faiz dünyanin bildigi faiz degildir çünkü.

Discovery kanalinda Roma tarihini anlatan bir dizi seyretmistim. Roma ekonomisinin zayif oldugu bir dönemde faizler yüksek. Sezar Misir'i fethederek büyük miktarda sermayeyi Roma'ya tasiyor. Sermayenin gelmesiyle faizler aniden düsüyor. Gayri menkul fiyatlari uçup gidiyor. Dünyanin halleri pek degismiyor. Gördügünüz gibi sicak parayi getirmenin pek çok degisik yollari var. Ancak bunlarin içinde kesinlikle yüksek faiz diye bir formül yok. Roma'lilarin barisci yöntemlere karar verip yüksek faizin cazibesiyle sicak Misir parayi çekmeye çalistigini düsünelim. Fakat sermaye gelmeye basladigi an faizler düsmeye baslayacak ! Romalilarin sermaye transferindeki devamliligi saglamak için ne yapmalari gerekir ? Gelen sermayeyi denize dökmeleri degil mi ? Aksi takdirde faizler düsecek ve akim duracak veya hepten geri gidecek. Ama denize döktügünüzde sermayeyi sermaye olmaktan çikariyorsunuz demektir. Ancak sermayenin (yerli+yabanci) oldugu bir ülkede faizler düsüktür. Yüksek, düsük sifatlarini iktisatçilarimizin kullandigi sekilde mutlak degil RELATIF olarak nitelendirilmesi gerektigini de belirteyim. Bu konuda Einstein'in görelilik yasalarini da atifta bulunmamiz gerekir (Hiç asiri kaçmaz). Newton'dan farkli olarak Einstein hiç bir degiskenin gözlemcinin konumunundan (pozisyonundan) bagimsiz olarak gözlemlenemeyecegini düsünmüstü. Bu yasa isik hizi için ne kadar geçerliyse faiz içinde ayni ölçüde geçerlidir diye düsünürüm. Faizler yüksek ! Neye göre ? Hangi ekseni esas aliyoruz ?

Toparliyorum. Ancak pek toparlanacak gibi de degil. En iyisi daha fazla kafa sisirmeden burada noktayi koymak. Bu yazi bende hafif bir bas dönmesi yaratti. Yemeklerden önce aparatif olarak alinabilecek bir sey olmadi. Umarim sizde herhangi bir komplikasyon yaratmaz.

ahmet çavusoglu

e-recep dedi ki...

Ahmet Bey savında çok haklı. Sıcak parayı yüksek faizle içeri çektik, para bollaşınca da haliyle faizler düşme, varlık değerleri şişme eğilimine girdi. Faizler düşe düşe öyle bir noktaya geldi ki, sıcak para için burada durmak artık mantıksız hale geldi, çıkayım dedi. Merkez Bankası da "hop dur bakalım istediğin faiz olsun güzelim" diyerek faizi yukarı çekti ve sıcak para için sunduğu cazibeyi arttırdı.

Bu ne demek?

Bu şu demek: "Sıcak parayı içeri bas formulü ile faizlerin uzun vadeli ve kalıcı düşmesine İMKAN YOKTUR."

Faizler yüksek ! Neye göre ? Hangi ekseni esas aliyoruz ?

"Yüksek faiz ülke ekonomisini mahvediyor" denince, IMF, Dünya Bankası ve finans çevrelerinden hep aynı savunma duyuluyor: "Faizin yüksek tutulduğunu iddia ediyorsak, neye göre, hangi ölçüye göre yüksek olduğunun izahını yapmak lazım. Yüksek, alçak, subjektif kavramlardır. "

Aslında demek istiyorlar ki, "reel faizler son zamanlarda düştü, demek ki uygulanan ekonomi politikaları çok sağlıklı. Faizin yüksek olduğu iddiaları yersiz."

Verilen faizin yüksek olup olamdığının anlaşılması için, verdiğimiz/vaadettiğimiz BUGÜNKÜ reel faizin, dünyada BUGÜN verilen/vaadedilen diğer ülke reel faizlerle karşılaştırılması gerekir. "Dört sene önce şöyleydi, bugün böyle" şeklinde bir karşılaştırmanın hiçbir anlamı yoktur. Çünkü global likidite BUGÜN verilen/vaadedilen reel faize bakar.

Son 3 yıl içerisinde dünya çapında reel faizler büyük düşüşler kaydetmiştir, Türkiye de bundan nasibini almıştır. Ülkemizde reel faizin "geçici" olarak düşmüş olmasının asıl nedeni budur. Kimse kendine pay çıkartmasın.

Peki bugün ne durumdayız?

Hemen şu habere göz atalım :

Türkiye dünyanın en yüksek reel faizini veriyor"

"Rekor cari açıkları nedeniyle son dalgada paraları birlikte çöken Türkiye ile G. Afrika’nın yolu ayrılıyor. Sebep ise Türkiye’nin dünyanın en yüksek reel faizini vermeye başlaması"

Şok!!

Verdiğimiz reel faizler düştü derken , bir de ne görüyoruz, maaşallah Türkiye bu ligde dünya sonuncusu! Resmen rezalet!

Peki bu sürpriz mi? Hayır, kesinlikle değil. IMF tarafından dayatılan, Dünya Bankası tarafından alkışlanan mevcut "yüksek faiz - düşük kur" politikasının doğal sonucu.

Global dalgalanmalarda YTL'nin en hızlı eriyen veya en hızlı değer kazanan para birimi olmasının asıl sebebi de budur.

Yiğit Bulut'un konu hakkındaki yazısı : Rantiye’nin anavatanı: Türkiye

"Bugün, siyasetçilerin 'ekonomik mucize yarattık' cümleleri ile ortaya attıkları iddiaların aksine, 83. yılını kutladığımız Türkiye Cumhuriyetimiz, dünya genelinde en yüksek reel faizi ödeyen ülkedir."

tugrul dedi ki...

Ahmet Bey,

Verdiginiz bilgiler icin tesekkur ederim. Zaman zaman cok teorik kaldigimin farkindayim. Ayagimin yere basmasini sagliyorsunuz.

t.

kemal dedi ki...

"Rekor cari açıkları nedeniyle son dalgada paraları birlikte çöken Türkiye ile G. Afrika’nın yolu ayrılıyor. Sebep ise Türkiye’nin dünyanın en yüksek reel faizini vermeye başlaması"

Örnek aldığınız yazıya göre; dünya ekonomi arenasında eğer cari açığınız varsa, yaşanan küresel
dalgalanmalarda en çok zararı siz görüyorsunuz.Zarardan kastımızda mahalli paranın değer kaybetmesi.

Peki o zaman bazı cari fazla veren ülkeler bile neden bizim gibi çalkantı (mahalli paranın değer yitirmesi) yaşadılar?